0smanlı Devleti ve Komşuları

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi Ders Notları' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113





    Osmanli Devleti ve Komsulari




    Devletler de, canlilar gibi dogar, büyür ve ölür. Bazisinin ömrü kisa, bazisinin uzun olur. Büyük bilgin Ibn-i Haldun, devletlerin ömürlerinin kisa veya uzun olmasinin, halkinin manevi degerlere verdigi önemle, adaletli bir sekilde, insani ihtiyaçlarini karsilamakla dogru orantili oldugunu söyler.

    Gerçekten de, tarafsiz bir sekilde degerlendirildiginde, devletlerin hayat ve ölümünde, bu sartlarin ne derecede önemli bir rol oynadigini görmek, pek de zor degildir.

    Bunun en güzel örnegini Osmanlida görmekteyiz. Ecdadimiz, adaletli bir sekilde, idaresi altinda bulundurdugu insanlar için irk ve mezhep farkina bakmadan, Yaradan’in kulu olarak Müslim veya gayri müslim herkesin istifade edebilecegi, insani ihtiyaçlarini görebilecegi hayrat ve hasenat müesseseleri tesis etmistir. Bunun için de ömrü uzun olmustur.

    Osmanlilar, camiler, medreseler, hastaneler, timarhaneler, hanlar, kervansaraylar, bentler, çesmeler, sebiller, sarniçlar, kuyular, köprüler, yollar, kaldirimlar, imarethaneler vs. hizmetler, Allah rizasi için pek mükemmel ve çapli bir sekilde yürütülmüstür.

    Vakiflar vasitasiyla yaptigi hizmetlere bakacak olursak, Osmanlinin sosyal hayata ne kadar önem verdigi anlasilir. Bu hizmetlerden bazilari sunlardir: Yaz sicaklarinda çesme ve sebillerde karla sogutulmus su vermek, hanlar ve kervansaraylarda yolculari üç gün parasiz misafir etmek, imarethanelerde muhtaçlara her ögün yemek ikrami yapmak, borç yüzünden hapsedilmis olanlarin borçlarini ödeyerek onlari mahkumiyetten kurtarmak, ölen fakir kimselerin borçlarini ödemek, ihtiyaçlarini söylemekten utanan muhtaçlara, itibarlarini zedelemeden gizlice yardim etmek, köle ve cariye azat etmek, yanginlarda evi yananlardan fakir kimselerin evlerini bedelsiz insa ettirmek gibi insanlarin rahat ve huzuru için yapilan faaliyetler...

    Osmanlida hayrat ve hasenat, yalniz insanlari degil, hayvanlar ve nebatlari dahi içine alir. Nitekim hayvanlari korumak, beslemek için de vakiflar kurulmustur. Bu vakiflar, sokak köpek ve kedileri, beldenin belli semtlerine et ve ciger dagitilarak beslenmistir.

    Diger taraftan toplumun akcigerleri olan agaçlarin, hatta meyvesiz ve az yaprakli olanlarina varincaya kadar sulanmasi için vakiflar tesis olundugu da bir gerçektir. Bu yüksek ahlaki degerler, bütün dünyanin gözlerini kamastirmis, muhtelif sebeplerle bizleri sevmeyen ve hatta can düsmanimiz olan batili seyyah ve arastirmacilari dahi asirlar boyunca hayretler içinde birakmistir. Bunlardan biri olan Villiamont’un kervansaraylardan bahsettigi eserindeki su kayit, bu gerçegin bir ifadesidir:

    “Ziyaret ettigim hana tipki Müslümanlar gibi Hiristiyanlar da kabul edilip üç gün müddetle iaseleri temin edilmektedir. Çünkü Osmanlidaki bu hayrat, din farkina bakilmaksizin bütün insanlara samildir...

    Hayretle müsahede ettim ki, Osmanlilarin bazilari, hayrat olarak yol boylarina susuz yolcular için çesmeler, bazilari da sehirlerde sokaklardan gelip geçenler için sebiller yaptiriyor. Bunlarin içine de devlet dairelerinde oldugu gibi aylikli memurlar konuluyor ki, vazifeleri, isteyenlere su vermektir.

    Yine bu hayrat ve hasenat ruhu, kiminin nehirler üzerine köprüler yaptirmasina, kiminin de yollari tesviye, temizletme ve kaldirim dösetme hizmetlerini kendiliginden ve severek ifasina vesile oluyor. Bütün bunlardan daha fevkalade ve sayan-i takdir olani da, yapilan bu binalarda yaptiranlara ait hiçbir emarenin görülmemesidir....”

    Iste Osmanliyi Osmanli yapan degerler... Hem de bir gayri müslimin agzindan. Ne zaman ki, Osmanlida bu hizmetler aksamaya basladi, fitne sokularak irkçilik, adaletsizlik, ayirimcilik öne çikarildi; çöküs de bunun arkasindan geldi. (Mehmet Oruç, Türkiye, 23.11.2001)







Sayfayı Paylaş