1.abdülhamit ve 3.mustafa

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde wolf48 tarafından paylaşıldı.

  1. wolf48

    wolf48 Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar 1.abdülhamit ve 3.mustafa hakkında bilgi istiyorum varsa birde fotolarını.
  2. gulhan

    gulhan Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    429
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    16
    [​IMG]

    I.Abdülhamid'in Hayatı

    Osmanlı padişahlarının yirmiyedincisi ve İslam halifelerinin doksanikincisi.

    Saltanatı: 1774-1789
    Babası: III. Ahmed Han - Annesi: Rabia Şermi Sultan
    Doğumu: 20 Mart 1725 Vefatı: 28 Mart 1789

    20 Mart 1725 yılında Topkapı Sarayı’nda dünyaya geldi. Küçük yaştan itibaren zamanın büyük alimleri tarafından ilim öğretildi. Akıllı, zeki, ileri görüşlü, kültürlü, gayretli bir şehzade olan Abdülhamid, ağabeyi Sultan III. Mustafa Han’ın 21 Ocak 1774′te vefatı üzerine 49 yaşında Osmanlı tahtına oturdu.

    Osmanlı Devleti’nin en buhranlı devresinde tahta çıkan Abdülhamid Han, Rus harbini kardeşi III. Mustafa gibi en az zararla kapatmayı düşünüyordu. Gerçekten de altı yıl boyunca devam etmekte olan Rus savaşı Osmanlı Devleti’nin aleyhine gelişiyordu. Neticede Sultan Abdülhamid Han, Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ın Osmanlı Devleti’nden ayrılması, Rusların Karadeniz’de donanma bulundurmaları ve Ortodoks halkın koruyuculuğunu yapmaları şartlarını kabul etmek mecburiyetinde kaldı. Bu muahedenin en ağır maddelerinden biri Kırım’ın Rusya’nın müdahalesine açık bırakılması idi. Bu sebeple Rusya ile her an sulh döneminin bozulabileceğini hesaplayan Sultan I. Abdülhamid Han, bilhassa kapıkulu ocaklarının ıslahı için harekete geçti. Fransa’dan mühendisler getirtti. Mühendishane-i bahr-i hümayunu (Devlet Deniz Mühendishanesi) kurdurdu. Sürat topçuları ocağı geliştirildi.

    Bu arada Rus muharebesindeki karışıklıklardan istifade ile Anadolu, Mısır, Hicaz ve Şam’da çıkan isyanları bastırdı. İran kuvvetlerinin hudut tecavüzleri üzerine başlayan savaşlar Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. Basra ele geçirildi. Rus tehlikesine karşı Soğucak ve Anapa kaleleri tahkim edildi. Öte yandan 1784′te Rusya Kırım’daki hanlık çekişmelerini fırsat bilerek bu ülkeye girdi ve binlerce müslüman ve Türk’ü katlettikten sonra ilhak ettiğini açıkladı. Her Osmanlı gazasına koşan ve

    Rayete meylederiz kamet-i dilcu yerinde

    Tuğa dil bağlamışız kakül-i hoş-bu yerine,

    Olmuşuz can ile billah Gazayî teşne

    Kanını düşmen-i dinin dökeriz su yerine

    diyen Kırımlıların asil ve kahraman sesleri kısılmış, Rusların ilhak etmeleri Türkler için unutulmaz bir ızdırap kaynağı olmuştu. Bütün nüfusu Türk olan hanlığın kaybı Macaristan ve Orta Avrupa’nın gidişine benzemiyordu. Nitekim bu oldu bittiye tahammül edemeyen Abdülhamid Han, 1787′de Rusya’ya harp ilan etti. Ancak Ruslar’ın Avusturya’yı savaşa ikna etmesi, Osmanlı Devletii’ni iki cephede savaşmeya mecbur bıraktı. Serdar Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Şebeş’te Avusturya kuvvetlerini bozguna uğrattı. Buna karşılık Rus cephesinde komutanlar arasındaki rekabetler, bozguna zemin hazırladı. Ruslar Yaş ve Hotin kalelerinden sonra Özi’ye de girdiler ve burada tarihte eşine az rastlanan bir katliam yaptılar.

    Nitekim Sultan I. Abdülhamid Han kendisine sadrazam tarafından gönderilen Özi kalesi ile ilgili raporun okunması sırasında yapılan mezalimi dinlerken “Potemkin nam moskof prensi, kalede mevcut yirmi beş bin müslümanı bila istisna katleylemiş, çocuk, yaşlı, hamile, emzikli demeden cümlesini şehid eylemiştir.” cümlesine gelince, üzüntüsünden felç geçirerek vefat etti (28 Mart 1789). Eminönü Bahçekapısındaki türbesine defnedildi.

    Sultan I. Abdülhamid Han, yaptığı her işte Allah rızasını arar, kalbi İslam için çarpardı. Devlet idaresinden boş kalan zamanlarını namaz kılarak Cenab-ı Hakk’ı zikir ile geçirir, elinden Kur’an-ı Kerim’i düşürmezdi. Peygamber Efendimiz ve Ehl-i beytini çok severdi. Bunun için Mekke ve Medine’ye hizmete, özel bir itina gösterirdi. Diğer Osmanlı sultanları gibi tebeasına karşı kalbi şefkatle ve merhametle dolu idi. Pek çok imar faaliyetlerinde bulundu. Annesi Rabia Sultan’ın ruhu için 1778′de Beylerbeyi’nde bir cami, muvakkıthane, hamam ve sıbyan mektebi, Medine-i münevverede medrese, Emirgan’da cami, Eminönü’nde büyük bir imaret, çeşme, sebil, sıbyan mektebi, medrese, türbe ve bir kütüphane inşa ettirdi. Türbesinde, sandukanın kuzey tarafında bulunan duvar içindeki bir mermer üzerinde Peygamber efendimizin kadem-i şerîfleri (mübarek ayak izleri) bulunmaktadır.
  3. gulhan

    gulhan Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    429
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    16
    [​IMG]
    III.Mustafa'nın Hayatı
    Osmanlı sultanlarının yirmialtıncısı ve İslam halifelerinin doksanbirincisi.

    Saltanatı: 1757-1774
    Babası: III. Ahmed Han - Annesi: Mihriman Sultan
    Doğumu: 28 Ocak 1717 Vefatı: 21 Ocak 1774

    Küçüklüğünden itibaren iyi bir eğitim ve öğretim gördü. Yüksek din ilimleri, edebiyat, tarih, coğrafya, nücum (astroloji) tıp, devlet idaresi ve askeri bilgileri devrin meşhur alimlerinden tahsil etti. III. Osman Han'ın vefatı üzerine 30 Ekim 1757'de hükümdar oldu.

    Cülusunu (tahta geçişini) müteakip ilan ettiği adaletname ile reayanın vaziyetini düzeltti. Hazineyi zenginleştirmek için tedbirler aldı. Devletin maliyesine zarar veren, zahmetsiz kârlar peşinde koşan yahudi ve hristiyan taifesinin sıkı kontrol altına alınmasını sağladı. Osmanlı Devleti'ni askeri bakımdan kalkındırmak için topçu sınıfını ıslah, tophaneyi tanzim ve mühendis mektebini tesis yoluna gitti. Ordunun artan top ihtiyacına cevap vermek üzere Hasköy'de modern bir top dökümhanesi kuruldu. Bu iş için bilhassa Fransız ordusunda hizmet görmüş bulunan Baron de Tott'dan istifade edildi. Donanma faaliyetleri ele alınıp gemi inşası hızlandırıldı.

    Bu arada Urban eşkıyasının faaliyetleri, hac yolunu tehlikeye düşürmüştü. Bu olaylara sebep olan Benî harp kabilesi şiddetle cezalandırıldı. İsyan eden Eflak voyvodası yakalanarak hapsedildi. Çıldır, Kars, Karaman, Aydın, Kıbrıs, Bosna ve Karadağ'da meydana gelen disiplinsizliklere karşı tedbirler alındı.

    III. Mustafa Han dış siyasette daima temkinli hareket ederek sulh ve sükunu muhafaza etti. Fransa ve Prusya arasında yedi yıl devam eden savaşlara tarafların tahriklerine rağmen katılmadı. Osmanlı Devleti'ni bu devrede savaştan uzak tutan devlet adamları arasında bilhassa sadrazam Koca Ragıp Paşa önemli yer tutmaktadır. Nitekim Ragıp Paşa'dan sonra devlet idaresinde söz sahibi olan paşalar arada daimi olarak bir ihtilaf bulunan Rusya ile harbe sebebiyet verdiler (1769). Osmanlı kuvvetleri başlangıçta Kırım'da ve Tuna boylarında ağır yenilgiler aldı. İbrail, Bender, Kefe, Yenikale ve Kerç gibi müstahkem yerler Ruslar tarafından işgal olundu. Rus donanması Çeşme limanında yakaladığı Osmanlı donanmasına baskın düzenleyerek yaktı.

    Bu mağlubiyetler üzerine idarede değişiklikler yapan Mustafa Han, silahtar Mehmet Paşa'yı sadrazamlığa, Cezayirli Hasan Paşa'yı kaptan-ı deryalığa, Muhsinzade Mehmet Paşa'yı Vidin seraskerliğine, III. Selim Giray'ı Kırım hanlığına getirdi. Bu tayinler ve fermanlarla vaziyeti düzeltmeye muvaffak olan Mustafa Han, Rusların Tuna boyundaki ilerlemesini önledi. 1772'de başlayan sulh görüşmeleri muvaffakiyetsizlikle sonuçlandı. Yeniden başlayan savaşta Rusların Dobruca ve Kuzeydoğu Bulgaristan'daki Osmanlı kasabalarını aldıktan sonra akıl almaz barbarlıklarla tahrip etmeleri ve müslüman halkını küçük bebeklere varıncaya kadar, türlü işkencelerle öldürmeleri Mustafa Han'ın üzüntüden hastalanmasına ve 21 Ocak 1774'te bir Cuma günü ezan okunurken hayata gözlerini yummasına sebep oldu. Cenazesi Laleli Camii yanında bulunan türbesine defnedildi. Türbesinin başucunda yer alan bir çekmece içerisinde Peygamber Efendimiz'in mübarek kadem-i şerifi (mübarek ayak izi) bulunmaktadır.

    III. Mustafa Han, dindar, çalışkan, adil, hamiyetli bir padişahtı. Verdiği vazifeleri takip eder, mesullerinden hesap sorardı. Saltanatı boyunca devleti kalkındırmakla uğraştı, fakat ne yazık ki, bu hususlarda kendisine yardımcı olacak devlet adamlarından mahrumdu. O bu sıkıntısını şu kıtasıyla dile getirdi.

    Yıkıluptur bu cihan sanma ki bizde düzele,

    Devleti çerh-i denî verdi kamu mübtezele

    Şimdi ebvab-ı saadette gezen hep hazele

    İşimiz kaldı hemen merhamet-i lem-Yezel'e

    III. Mustafa Han ilme ve alimlere büyük değer verirdi. Alimleri huzurunda toplar, münazaralar yaptırır ve onları cömertçe mükafatlandırırdı. Cihangîr mahlasıyla şiirler yazdı. Padişahlığı zamanında sonradan çıkan Rusya harbinden dolayı memlekette başlayan sıkıntı ve buhrana rağmen, evvelce başladığı hayır ve imar işlerini mümkün olduğu kadar devam ettirdi. Üsküdar'da Ayazma Camii'ni yaptırdı. 1766 zelzelesinde büyük hasar gören Fatih ve Eyüp Sultan camilerini yeniden inşa ettirdi. Yine aynı faciada yıkılan yüzlerce abide ve evi çoğu eskisi gibi olmak üzere birkaç yıl içinde yeniden yaptırdı. Davutpaşa kasrı ile Kapalıçarşı'yı, baruthaneyi, Saraçhane'yi, Tophane ve Kızkulesi'ni tamir ettirdi.

Sayfayı Paylaş