1.garip akımı, mavi akımı ve 2. yeni şiiri ile ilgili 3 soru

Konu 'Edebiyat 12.Sınıf' bölümünde xqyzm tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0

    a-1.Garip akımının özelliklerini ve temsilcilerini yazınız

    b- mavi akımının özelliklerini (maviciler) ve temsilcilerini yazınız

    c-2. yeni şiiri özellikleri ve temsilcilerini yazınız
  2. xqyzm

    xqyzm Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2009
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    yardım edebilecek kimse yok mu ? ya çok acil ama :(
  3. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113
    1.Edebiyatta Garip Akımı, Garip Akımı Şairleri

    Türk Edebiyatında 1940'lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin tutkusu tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına
    çalışmaktadır. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Sonradan "Birinci Yeni" olarak adlandırılacak Garip akımı bu ortamda doğar.

    Eski şiire tepki olan Garip akımı üç ozanın adına bağlanır: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday. Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1911). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu gibi, dönemin ünlü ozanlarını da etkiler. Orhan Veli'nin yazdığı "Garip" önsözü bir bakıma bu yeni şiir deviniminin bildirisidir. Ama üç ozanın birlikteliği uzun sürmez. Kitabın ikinci basımı yalnız Orhan Veli'nin şiirleriyle yayımlanır (1945). Ayrıca Orhan Veli, kitabına "Garip İçin" başlıklı ikinci bir önsöz eklemek gereğini duyar. Nitekim Garip devinimi sonraları, gerek bu nedenle, ama asıl Melih Cevdet ve Oktay Rifat'ı şiiri ayrı bir çizgide sürdürmeleri sonucu Orhan Veli'nin adına bağlanmıştır.


    Garip Akımı
    1-Vezin ve kafiyeye karşı çıkmışlardır.
    2-Günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır.
    3-Mecaza,süse ve suniliğe karşı çıkıp;yalnızlığa önem verdiler.
    4-Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar.
    5-O güne kadar şiirimizde kullanılmayan bir takım sözcükleri kullandılar.
    6-Sıradan insanlar şiire konu olmuştur.
    7-Yaşama sevinçlerini fazlasıyla şiire yansıtmışlardır.
    8-Kaynağını batı şiirinden alan Garip akımı eskiye ait olan her şeyin karşısında
    olup özellikle şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır.
    9-Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.

    Ama Orhan Veli'nin kendisi de kitabının ikinci basımında sanat anlayışını gözden geçirmek gereğini duyacaktır. Özellikle şiirsel gelenek, biçim konularında daha esnek bir tutuma girmiştir. Nitekim ikinci kitabı Vazgeçemediğim'den (1945) başlayarak şiirini değiştirdiği görülür. "Kimi şiirlerde akıl çizgisinden duygu çizgisine kayılır, mizah ve şaşırtma bırakılır, yer yer uyağa ve sıfata başvurulur, sözcük tekrarlarından, müzikten yararlanılır. Hepsinden önemlisi, halk şiirinin dil ve deyişine özenilir" (Asım Bezirci). En ilginç gelişme ise özdedir: Toplumcu şiire yaklaşır Orhan Veli de.

    Garip akımı, gerek ilk yıllarında, gerekse sonraları, değişik sanat anlayışlarına bağlı olanlarca değişik biçimlerde değerlendirilmiştir. Geleneğe bağlı olanlar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlarken; toplumcular, Garipçileri, toplumcu şiiri engelleyen, yozlaştırmayı amaçlayan ve küçük burjuva duyarlığını geliştirmeye çalışan bir devinimin başlatıcısı olarak gördüler. Yazın tarihçileri ise, Garip akımını genellikle yeni şiirin başlangıcı saydılar.

    Bugün de bu tutumların pek değiştiği söylenemez. Ama nesnel bir değerlendirmeyle, Garip deviniminin Türk şiirinin gelişim sürecinde önemlice bir yeri olduğunu söylemek gerekmektedir. Orhan Veli ve arkadaşlarının "serbest nazım" anlayışıyla şiirler yazmaları, bu alanda en çok Nurullah Ataç'tan destek görmeleri sanatın siyasal dışı tutulması eğiliminin iktidarca da desteklenmesi sonucudur. Türk şiiri yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleştirilmiş, sokaktaki insanın duyarlılığına açılmıştır.


    2.Maviciler (Mavi Akımı)
    Atilla İlhan’ın 1952–1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “Mavi” nin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü gibi sanatçıları oluşturduğu gruptur.Bu sanatçılar, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.
    Daha sonra Mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal gerçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu.Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.
    Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.Bu topluluğun hedefinde Garip Akımı ve Orhan Veli vardır. Garipçilerin savunduğu birçok görüşe karşı çıkmışlardır. Özellikle şiirin açık olması gerektiği anlayışı Maviciler tarafından tamamen reddedilmişti. Maviciler şiirin bütünüyle açık olamayacağını, anlam kapalılığının şiiri düzyazıdan ayıran önemli bir faktör olduğu görüşündedirler.
    Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.

    Temsilcileri
    Atilla İLHAN
    Fırat Edgü
    Orhan Duru

    Özdemir Nutku
    Yılmaz Gruda
    Ahmet Oktay
    Demirtaş Ceyhun
    Demir Özlü
    Ece Ayhan
    Tahsin Yücel



    3.İkinci Yeni, 1950'li yıllarda Edip Cansever, İlhan Berk, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan gibi şairlerin başını çektiği bir şiir ve edebiyat akımı.
    Garipçiler'e ve 1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı'na tepki olarak doğmuştur. İsim babası Muzaffer İlhan Erdosttur.
    Türk şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdı. Ortak ozellikleri; dilin alışılmış kalıplarını yıkmak, sözdizimini zorlamak, değiştirmek ya da bozmak oldu. Şiirde hayal gücüne ve duyguya ağırlik verdiler. Bireyin yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyumsuzlukları gibi temaları sıklıkla işlediler. Söylemek istediklerini soyut bir dille anlatmaya çabaladılar, yer yer anlamın yittiği görülür şiirlerinde. Amaçları verilmek istenilen duyguyu anlatmaktan ziyade hissettirmektir.
    Özellikleri:

    Orhan Veli arkadaslarının yalın anlatımına tepki olarak dogmustur.
    II. Yeni siirimizde çok uzun soluklu olmasa, genis bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk siirine yeni boyutlar getirmistir.
    “siir için siir” anlayısıyla hareket etmisler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların siirin dısında tutulması gerektigini savunmuslardır.
    Onlara göre anlamlı olmak siir için önemli degildir.
    II. Yeni’ye göre siir bir öykü anlatma aracı degildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle
    ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı siirden atmıslardır.

    Esya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha asırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç
    edinmislerdir.

    Onlara göre siirde ahenk, ölçü ve uyakla degil; musiki ve anlatım zenginligi ile saglanmalıdır.
    İkinci Yeni'nin Cemal Süreya'nın ölümüyle son bulduğu söylense de yasayan en onemli temsilcisi Sezai Karakoc'tur.
    Garip'teki gibi ortak bir hareket olmayıp bağımsız şairlerin benzer bir çizgide şiir yazmasıyla oluşmuştur.
    Taziye ornekleri vardir.
    xqyzm bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş