10 kasımla ilgili ingilizce komposizyon pazartesi son

Konu 'İngilizce 10. Sınıf' bölümünde mehmet.home tarafından paylaşıldı.

  1. mehmet.home

    mehmet.home Üye

    Katılım:
    13 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    10 kasımla ilgili komposizyon pazartesi günü son lütfen bulabilirmisiniz
  2. dadlu_qıs

    dadlu_qıs Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2009
    Mesajlar:
    33
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü.
    O tarihten bu yana 10 Kasım'la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde; Atatürk'ün yaşamı, yurtseverliği, inkılâp ve ilkeleri anlatılır. Ata'nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk'ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk'le ilgili filmler gösterilir.
    10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. **üm anı olan saat dokuzu beş geçe "ti" sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata'nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılâp ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur.

    ATATÜRK'ÜN YAŞAMI
    Selanik'te Ahmet Subaşı Mahallesinin Islahane Caddesinde iki katlı pembe boyalı bir ev vardı. Bu evde Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım otururdu. 1881 yılında bir oğulları oldu. Adını Mustafa koydular. Mustafa sarı saçlı, mavi gözlü bir çocuktu. Bütün çocuklar gibi Mustafa'nın çocukluğu da mahallede komşu çocukları ile güle oynaya geçti. Mustafa, Şemsi Efendi Okuluna başladı. Kısa bir süre sonra babası Ali Rıza Efendi öldü. Güç koşullar altında öğrenimini sürdüren Mustafa, bugünkü askeri ortaokul dengi olan Askeri Rüştiye'ye başladı. Orta kısmı başarı ile bitirdikten sonra lise dengi olan Manastır Askeri İdadi'sine yazıldı. Derslerine düzenli olarak çalışan Mustafa Kemal liseyi bitirdi. İstanbul'a gelerek Harp Okulunun piyade sınıfına girdi. Üç yıllık öğrenimini başarı ile sona erdi. Kurmay subay yetiştirilmek üzere Kurmay Okulu'na seçildi.

    Mustafa Kemal, bu okulda geleceğe yönelik tasarı ve ileri düşünceleriyle kendini tanıttı. Başarılı bir öğrenimden sonra Kurmay Yüzbaşı oldu. Zamanın padişahı II. Abdulhamit'in gizli polisleri Mustafa Kemal'in ileri düşüncelerini, arkadaşları ile yaptığı tartışmaları, O'nun özgürlük ve siyasal konulardaki düşüncelerini padişaha bildirmişlerdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu nedenlerle Yıldız Sarayı'nda sorguya çekildiler. Mustafa Kemal bir süre tutuklu kaldı. Fakat suçlu görülmedi. Ancak düşünceleri tehlikeli sayıldığı için, başkentten uzağa Şam'da bulunan Beşinci Orduya gönderildi.

    Mustafa Kemal, Şam'da arkadaşları ile birlikte Vatan ve Hürriyet adlı gizli bir dernek kurdu. Sonra gizlice Makedonya'ya geçti. Selanik'te Vatan ve Hürriyet Derneği'nin bir şubesini açtı. Dernek, padişahın baskı yönetimine karşı kurulmuştu. Bu nedenle yapılacak çalışmaların gizli olması gerekiyordu. Şam kenti dışındaki yerlerde bulunan subayların da derneğe katılmaları için Mustafa Kemal görevlendirildi. Bu amaçla aynı yıl subayların yoğun olarak bulunduğu Makedonya'daki 3.Orduya atandı.
    1908 yılında meşrutiyet ilan edilince İttihat ve Terakki Fırkası iktidarı aldı. Ancak padişahın kışkırttığı gericiler meşrutiyete, yeni düşüncelere ve atılımlara karşı çıktılar. Kışkırtmalar sonucu İstanbul'da 31 Mart ayaklanması oldu. Bunun üzerine Selanik yöresindeki birliklerden bir ordu toplandı. Mustafa Kemal, Harekât Ordusu adını verdiği bu orduda görev aldı. Ayaklanma bastırıldı. Harekât Ordusuyla birlikte Mustafa Kemal Selanik'e döndü. İki yıl sonra Genel Kurmay Başkanlığında bir göreve atandı.

    Bu sırada İtalyanlar Trablusgarb'a saldırdılar. Mustafa Kemal ve arkadaşları Tobruk'a giderek buradaki Türk birliklerine katıldılar. Yapılan savaşlarda önemli başarılar sağlandı. Ancak bu sırada Balkan Savaşı başlamıştı. Mustafa Kemal geri dönmek üzere Mısır'a geldiğinde Selanik'in düşman eline geçtiğini; Bulgar ordularının Çatalca'ya kadar ilerlediklerini öğrendi.

    İstanbul'a gelen Mustafa Kemal'e Bolayır'da bulunan bir kolordunun kurmay başkanlığı görevi verildi. Savaş süresince bu görevde kaldı. Balkan Savaşı sona erince Sofya'ya ataşemiliter olarak atandı. Bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. Almanların yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu da savaşa katıldı.

    Mustafa Kemal, bulunduğu görevden alınarak bir kıta komutanlığına getirilmesini istedi. Bunun üzerine Tekirdağ'da yeni kurulan 19. Tümenin komutanlığına atandı. Mustafa Kemal'in kısa sürede hazırladığı tümen Çanakkale Savaşları'na katıldı. Mustafa Kemal burada düşmanın karadan ve denizden yaptığı saldırıları durdurdu. Anafartalar'da bir avuç güçle düşmanların bütün planlarını bozdu. Onlara kayıplar verdirdi. Çanakkale Boğazı'nı geçmelerini önledi. Bu başarılar sonucu rütbesi albaylığa yükseltildi ve Anafartalar Kahramanı olarak anılmaya başladı.

    Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı'ndan sonra Diyarbakır'daki kolordu komutanlığına atandı. Bu görevde iken rütbesi generalliğe yükseltildi. Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtardı. (1916)

    Daha sonra 7. Ordu Komutanlığına atandı. Bu ordu Halep'te toplanıyordu. Atatürk grup komutanı oldu. Alman generalinin ordunun yönetimi konusundaki düşüncelerine karşı çıktı. Ordu komutanlığını bırakarak İstanbul'a geldi. Veliaht Vahdettin'in Almanya'ya yaptığı resmi geziye katıldı. Dönüşte hastalanarak Viyana ve Karlsbad'a gitti.

    Bu sırada padişah 5. Mehmet öldü. Vahdettin VI. Mehmet adı ile tahta çıktı. Yurda dönen Mustafa Kemal yeniden 7. Ordun komutanlığına getirildi. Şam'da başkaldıran Arap kabileleriyle savaştı. Onların ilerlemesini önledi. Bundan sonra Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandı. Bu sırada savaş sona ermiş, Mondros Silah Bırakışması imzalanmıştı. Mustafa Kemal bu bırakışmanın kötü koşullarını kabul etmedi. Emrindeki silah ve kuvvetleri düşmana vermeyeceğini hükümete bildirdi. Bunun üzerine komuta ettiği Yıldırım Orduları Grubu kaldırıldı. Mustafa Kemal de İstanbul'a döndü.

    ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN BAŞLAMASI

    Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'da padişah ve devlet ileri gelenleri ile yaptığı görüşmeler sonucu İstanbul'da yapılacak çalışmaların bir yarar sağlamayacağını anladı. Yurdu kurtarmak için Anadolu'ya gitmeye karar verdi. Yakın arkadaşlarının yardım ve işbirliği ile görev bölgesi Samsun ve dolayları olan 9. Ordu Müfettişliğine atandı. 16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Bu tarihten sonra Mustafa Kemal yurdu düşmanlardan kurtarmayı ve yeni bir Türk Devleti kurmayı amaçlayan büyük ve tarihi çalışmalarına bulunuyordu.

    Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'dan Anadolu'ya çıktı. Burada bir hafta kaldıktan sonra Havza'ya geldi. Buradan Amasya'ya geçerek valilere, komutanlara, ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun bağımsızlığını sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol boyunca uğradığı il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma ve bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı. Havza'dan Amasya'ya ve Sivas’a oradan da Erzurum'a gitti.

    Bu sırada padişah kendisini İstanbul'a çağırıyordu. Artık ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam hazırlanmış olduğundan Mustafa Kemal ordu müfettişliği görevinden ve askerlikten ayrıldığını İstanbul'a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda toplanan Erzurum Kongresi'ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan kurtarılması için çalışma kararı alındı.

    Mustafa Kemal bu kongreden sonra 4 Eylül 1919 günü Sivas Kongresi'ni topladı. Bu toplantıda da Erzurum'da alınan kararlar üzerinde durdu. Bundan sonraki çalışmaların Ankara'da yapılmasına karar verildi. Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık günü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yöneteceği kent olan Ankara'ya geldi. Çalışmalarını Ankara'da sürdürdü. İllere bir genelge göndererek Millet Meclisi'nin hemen toplanabilmesi için temsilcilerin seçilmesini istedi.

    23 Nisan 1920 günü ulusun temsilcilerinden oluşan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis Mustafa Kemal'i başkanlığa seçti.

    Böylece Ankara'da ulus temsilcilerinden oluşan bir meclis işe başlamış oldu. Bu meclisin kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olması ilkesiydi.

    Meclis, Osmanlı hükümeti ile düşman ülkeleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nı tanımayacağını bütün dünyaya duyurdu.

    Ankara'da Millet Meclisi'nin açılması, Mustafa Kemal'in başkan seçilmesi padişah ve onun hükümetini çok korkuttu. Özellikle Sevr Antlaşması'nın tanınmayacağı yolundaki karar onları büsbütün kuşkulandırdı. Düşmanlarla işbirliği yapan bir takım gericileri Anadolu'nun çeşitli yerlerinde örgütlediler. Büyük Millet Meclisi'ne karşı ayaklanmalar başladı.

    Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul Hükümeti tarafından vatan haini olarak ilan edildi. Haklarında ölüm cezası kararı verildi.

    Bütün bunlar olurken Ankara'da ve bütün Anadolu'da yürekleri yurt sevgisi ile dolu insanlardan oluşan bir ordu kuruluyordu. İstanbul'dan kaçarak gelen subay ve aydınlar bu orduda görev alıyorlar, yurdun dört bir yanından koşup gelen erlerimiz de silahlandırılarak cephelere gönderiliyordu.

    Eskişehir yöresinde İnönü'de, Yunan ordusu ile karşı karşıya gelen bu genç ordu, Yunanlıları I. ve II. İnönü Savaşı adı verilen iki büyük savaşta yenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığını, sesini bütün yurda ve dünyaya bir kez daha duyurdu.

    Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal'i olağanüstü yetkilerle başkomutanlığa getirdi. Ordularımız Sakarya kıyılarında 22 gün 22 gece süren savaş sonucunda Yunan ordularına karşı yeni bir zafer kazandı. Bu başarısı üzerine Mustafa Kemal'e orduda en büyük rütbe olan mareşallikle birlikte Gazi unvanı verildi. Sakarya Meydan Savaşı adı ile tarihe geçen bu savaşta ordumuzun gücü dünyaya bir kez daha tanıtıldı.

    Artık düşmanı yurdumuzdan atacak son ve kesin savaşın hazırlıkları başlamıştı. Bu amaçla bütün yurttaşlar savaşa hazırlandı. Kadınlar, dedeler, nineler, kağnılarla cepheye silah ve yiyecek taşıdılar. Birliklerimiz düşmanı can evinden vurmak için yerlerini aldılar.

    Bu sırada Yunan ordusu Afyonkarahisar bölgesine çekilmişti. Yetkili kişiler Yunanlıların hazırladığı siperlerden geçme olanağının bulunmadığını, bu nedenle Türklerin Yunanlıları yenmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürüyorlardı. Ancak bu uzmanlar ulusal bir davaya inanmış insanların ne denli güçlü olabileceğini hesaba katmıyorlardı. Hazırlıklarını bitiren ordumuz, 26 Ağustos 1922 sabahı çok erken saatlerde yeri göğü titreten topçu ateşiyle saldırıya geçti. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Atatürk'ün yönettiği bu savaşa tarihimizde Başkomutanlık Meydan Savaşı denir. Düşmanlar erlerimizin kahramanca saldırısına dayanamadılar. Ellerindeki silah ve cephaneyi bırakarak canlarını kurtarmak için kaçtılar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül günü ordumuza; "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!.." emrini verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşması özlemiyle yanıp tutuşan kahraman erlerimiz kaçan düşmanın ardından gece gündüz demeden hızla ilerledi. 9 Eylül sabahı birliklerimiz İzmir'e girdi. Yabancı bayrakların dalgalandığı yerlere bayrağımız çekildi. Düşmanların çoğu limanda bulunan savaş gemilerine binerek kaçtılar. Kalanlar tutsak edildi. Böylece Kurtuluş Savaşımız bitti.


    TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULMASI

    Bundan sonra Mustafa Kemal Paşa Ankara'ya gelerek yüzyılların ihmali sonucu geri kalmış yurdumuzun, bayındır bir ülke olması için gerekli çalışmalara başladı.

    Öncelikle ulusa ve yurda artık zarardan başka bir şey vermeyen padişahlığı kaldırdı. Son padişah Vahdettin, ordumuzun zaferini öğrenince düşmanla birlik olup yurttan kaçmıştı. 1 Kasım 1922 günü altı yüzyıldan beri yurda ve ulusa egemen olan Osmanlı saltanatı tarihe karıştı.

    24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile tüm uluslar Türk'ün zaferini kabul etti. Artık Türk ulusunun yönetim şeklinin kesin olarak belirlenmesi zamanı gelmişti. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının isteği ile Büyük Millet Meclisi 29 Ekim 1923 günü alkışlar arasında Türkiye'nin devlet şeklini Cumhuriyet olarak kabul etti. İlk Cumhurbaşkanlığına da Mustafa Kemal seçildi. O tarihte 42 yaşındaydı. Ulusu, O'nu yüce yere getirmiş böylelikle O'na olan borcunu ödemek istemişti.

    Padişahlığın kaldırılmasından sonra 3 Mart 1922 günü Halifelik kaldırıldı.

    Bundan sonra Mustafa Kemal, yurdun bayındırlığı ve ulusumuzun yücelmesi için hukukta, ekonomide, sosyal alanda inkılâplar yaptı.

    Genç yaştan beri cephelerde güç koşullar içinde yaşayan Atatürk'ün sağlığı gün geçtikçe bozulmaya başladı. Hasta olduğu günlerde bile hiç dinlenmeden devlet ve yurt işlerinde çalışması onu büsbütün yıprattı. Hastalığı artınca İstanbul'a gitti. Orada Savarona yatında kaldı. Devlet işlerini buradan yürütüyordu. Zaman zaman da gemi ile geziler yapıyordu. Ancak hastalığı günden güne artıyordu. Çok istediği halde Cumhuriyet'in 15. Yıldönümü törenlerinde hazır bulunmak için Ankara'ya gidemedi.

    8 Kasım gecesi komaya girdi. 9 Kasımda da aynı durum sürdü. Yabancı ülkelerden gelen doktorlar da Türk meslektaşları gibi O'ndan ümitlerini kestiler. 10 Kasım sabahı "Saat Kaç ?" diye sordu. Bu Atatürk'ün son sözleri oldu. Saat dokuzu beş geçiyordu. Atatürk ölmüş, onunla birlikte tarihin en büyük askeri, devlet adamı, devrimcisi göçüp gitmişti. Atatürk'ün ölüm haberi tüm yurtta ve dünyada büyük bir acı yarattı. Bayraklar yarıya indi. Yurtta yas ilan edildi.

    İstanbul halkı Dolmabahçe Sarayı'ndaki tabutu önünden günlerce hıçkıra hıçkıra geçti. 19 Kasım günü Saray'dan alınan tabut törenle Yavuz zırhlısına getirildi. 20 Kasım günü Ankara'ya getirilen cenaze Büyük Millet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankaralılar sevgili Ata'nın önünden gözyaşı dökerek geçtiler. 21 Kasım günü Atatürk'ün cenazesi geçici olarak kalacağı Etnografya Müzesi'ne kondu.

    10 Kasım 1953 günü Atatürk 'ün naaşı, yapımı biten Anıtkabir'e uğruna yaşamını adadığı sevgili yurt topraklarına verildi.

    Yurdumuzun kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk eserleri, kişiliği ve ilkeleri ile gönüllerimizde yaşıyor.




    ATATÜRK DİYOR Kİ:

    · Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.

    · Cumhuriyeti biz kurduk, fakat sizler yaşatacaksınız.

    · Her gelişmenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.

    · Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter.

    · Öğrenciye her ne yaşta olursa olsun geleceğin büyüğü gözü ile bakmalı ve öyle davranılmalıdır.

    · Okul genç kafalara, insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir.



    ATATÜRK'ÜN RESMİ

    Kürsünün üstünde bir resim;
    Gözleri denizlerden mavi,
    Bakışları güneşlerden sıcak.
    Bu resimle başlar bizim günümüz,
    Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
    Öğretmenimiz kürsüde
    Verdiği dersi
    Dinler bizimle birlikte,
    Atatürk'ün resmi.
    Çalışkanız çünkü
    Çalışınca,
    Bakarız. Atatürk güldü.
    Bir yanlışlık yaparsak,
    Bulutlanır gözleri,
    Anlarız Atatürk üzüldü.

    Behçet NECATİGİL


    MUSTAFA KEMAL

    Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
    Daha, diyordu.
    Uğruna şehit olasım geldi hemen
    Sabaha, diyordu.

    Al bir kalpak giymişti al,
    Al bir ata binmişti, al,
    Zafer ırak mı? Dedim,
    Aha, diyordu.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


    ATATÜRK

    Yapraklar dökülür kasımlarda,
    Yeller uğuldar vadilerde, ne çıkar,
    Bir özgürlüksün çağlara en güzelinden,
    Sen bayrak bayrak fikirsin,
    **üşün diriliştir yeniden.
    Başak saçlarında Anadolu'm,
    Gözlerinde yurdumun denizleri,
    Sen yarınlara uzanmış ışık,
    Savaşta kartal, barışta defne çelengi,
    Sen sonu yenmiş zamansın.
    Sende çarpar, sende düşünür Türkiye'm,
    Sende büyür kucaklar,
    Ulusun beyni, toprağın yüreği,
    Kemal Paşam, Atatürk’üm!
    Sen mayıslarda doğan güneş,
    Evrenimin sabahı, damarımın kanı,
    Sen mavilerde yeşeren yapraksın,
    Bir yolsun sevgi, sevgi
    Sen her mevsimde açan baharsın!

    M.Güner DEMİRAY

    ATATÜRK GÜLÜMSEDİ

    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Biz sınıfa girince
    Dağıldı kara bulutlar
    Açıldı gonca.

    Baktı ki okul yenidir
    Siz yenisiniz, düşünceler yeni
    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Saklayamadı sevincini.

    Baktı ki gençsiniz, bilgili
    Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince
    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Sevindi onca.

    Baktı ki karışmış aramıza,
    Çiziyorsunuz yolu,
    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Gözleri dolu dolu.

    Anlaşılan bütün yaz.
    Atatürk gözünü kırpmamış,
    Çünkü boşmuş sıralar,
    Çünkü harf okunmamış.

    Kapkara bulutlar inmiş
    Işıklı gözlerine.
    Bora gibi, fırtına gibi Atatürk'üm
    Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.

    Ama baktı ki gün doğmuş,
    Bir koşu varmışız okula
    Özlemle açılmış kitaplar,
    Bir iştah, kızda oğlanda.

    Baktı ki zil çalmış,
    Sınıfa girmişsiniz
    Bütün bakışlar sizde
    Günaydın demiş.

    Derse başlıyorsunuz
    Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde.
    Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
    Aydın ufuklarda yürüyor hızla.

    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Övünüyor bizle.
    Dağıldı kara bulutlar
    Biz sınıfa girince.

    Atatürk gülümsedi öğretmenim
    Kürsüde kendini görünce.

    Talat TEKİN


    ATATÜRK

    Adını adımdan önce,
    Heceledim, öğrendim,
    Duvarları, kitapları,
    Senin resminle beğendim.

    Binbir biçim içinden,
    Bir anda seçerim yüzünü,
    Kimse alamaz içimden,
    Gözlerinin gündüzünü.

    Bütün bildiklerimden,
    Daha yakınsın yüreğime,
    Alfabeyi hecelerken,
    "Atatürk" yakıştı elime.

    Seni yazdım, okudum,
    Seni belledim yürekten,
    Her törende birlikteyiz,
    Bayrağın içinde sen, ben.

    Daha iyi anladım her yıl,
    Açıldıkça düşüncelerim,
    İlk sevgim büyür, büyür de,
    Seni daha da severim.

    Her yön sen olursun sen,
    Kitap, tren, şapka, kravat,
    Sen Türkiye'mi uçuran,
    En büyük tanrısal kanat.

    Her On Kasım'da gözlerimiz,
    Bir daha ağlarken sana,
    Bir kez daha inanırız,
    Her yerde yaşadığına.

    İbrahim Zeki BURDURLU


    ATATÜRK

    Düşmanların elinden
    Bizi kurtaran sensin.
    Bu toprağı yeniden
    Özenle kuran sensin.

    Ünümüzü dünyaya
    Mertçe duyuran sensin.
    Gündüz gün, gece aya
    Benzer kahraman sensin.

    Adını büyük, küçük
    Anıyoruz her zaman,
    Adı büyük Atatürk
    Anlı şanlı kahraman.

    Nabzımızda atansın
    Ey! **meyen atamız.
    Gönlümüzde yatansın
    Seni unutamayız.

    Mehmet Necati ÖNGAY



    O BİR IŞIKTIR

    O bir ışıktır,
    Sönmedi,
    Sönmeyecek.

    Türk gençliği
    İzinden,
    Dönmeyecek.

    Kimse kesemez,
    İçimizdeki
    Büyük hızı…

    Bizler yaşadıkça
    Yaşatacağız,
    Ata'mızı.

    Öğrenci Behlü ZEREN


    Başöğretmen Atatürk

    Bir gün sordum babama,
    Atatürk neden büyük?
    Çocuğum dedi bana,
    Onu seviyor her Türk.

    Onu biz değil yalnız
    Üstün tanır her millet.
    En büyük eseridir,
    Kurduğu Cumhuriyet.

    Çok kötü bir zamanda,
    Uçurumdaydı vatan.
    O büyük kahramandı,
    Yurdumuzu kurtaran.

    Kalbimiz sevgi dolu,
    Yol gösteren O, Türk’e.
    Yolumuz O’nun yolu,
    Saygı duy Atatürk’e

    İ. Hakkı Talas



    10 Kasım

    Yıl otuz sekiz On Kasım Perşembe
    Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar.
    Sarsılıyor İstanbul yedi tepe,
    Yaman esmiş Dolmabahçe’de rüzgâr.

    Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş,
    Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş.
    Böyle toptan bir yas nerede görülmüş,
    Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar.

    Bu memlekete en çok hizmet eden,
    Bu aşk ile dağlara gücü yeten,
    On sekiz milyonun omzunda giden
    Atam, Ankara sırtlarında yatar.

    İlhan Demirarslan



    Mustafa Kemal’i Düşünüyorum

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor,
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel.
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere,
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere...

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    **memiş bir kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde,
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın.
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum.

    Ümit Yaşar Oğuzcan


    Atatürk

    Üstümüze gece gündüz kol geren,
    Bize güzel, iyi günler gösteren,
    Türk iline yeni baştan can veren
    Kimdir diye sorarlarsa: Atatürk.

    Yurdumuzu aydınlatan sabahlar,
    Düşmanlara korku veren silahlar,
    Tersaneler, fabrikalar, tezgahlar,
    Göze çarpan her ne varsa: Atatürk.

    Tanrı gibi görünüyor her yerde,
    Topraklarda, denizlerde, göklerde.
    Gönül tapar kendisinden geçer de
    Hangi yana göz dalarsa: Atatürk.

    Babasından önce onun adını
    Öğretiyor oğluna Türk kadını,
    Ondan aldık yaşamanın tadını,
    Bahtiyarız, bahtiyarsa Atatürk.

Sayfayı Paylaş