10.Sıηıf Biyoloji Қoηu Aηlαtımı ~ »

Konu 'Biyoloji 10. Sınıf' bölümünde Moderatör Sümeyye tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113

    HÜCRE SOLUNUMU;


    Organik besin yapı taşlarının oksijen kullanarak ya da kullanmadan daha küçük moleküllere yıkımına hücre solunumu denir.


    A. OKSİJENSİZ (ANAEROBİK) SOLUNUM

    Glikozun oksijensiz ortamda parçalanıp enerji elde edilmesi olayına fermantasyon denir. Olaya anaerobik solunum ve mayalanma gibi isimler de verilir. Bu olay hücrenin sitoplazmasında gerçekleşir. Canlıların çoğu glikozu fermantasyona uğratabilirler. Bu olay sonucu glikoz, etil alkol, laktik asit gibi çeşitli organik bileşiklere kadar parçalanır.
    Glikozun fermantasyona uğrayabilmesi için 2 ATP harcanır. Sonuçta 4 ATP elde edilir. Glikoz molekülü aktifleşince enzimler yardımıyla pirüvik asite parçalanır. Bütün canlılarda buraya kadar olan reaksiyonlar, fermantasyonda ve oksijenli solunumda aynı olup glikoliz adını alır.
    Şekil : Glikoliz Reaksiyonları

    Farklı canlılarda farklı enzim sistemleri bulunduğu için pirüvik asit molekülleri değişik son ürünlere parçalanır. Enerji kazancı ise hep aynıdır.
    1. Alkol Fermantasyonu
    Maya hücrelerinde ve bazı bir hücreli canlılarda görülen fermantasyon şeklidir.
    Aşağıda alkolik fermantasyonun genel denklemi verilmiştir.

    Glikoliz ürünü olan pirüvik asit molekülleri bir diğer ürün olan NADH2 nin hidrojenlerini alarak indirgenir ve etil alkole dönüşür.


    2. Asit Fermantasyonu

    Pirüvat, omurgalıların iskelet kaslarında ve yoğurt bakterilerinde laktik asit’e, sirke bakterilerinde asetik asit’e parçalanır.

    Yukarıda laktik asit fermantasyonun genel denklemi verilmiştir. Bu olayda da pirüvik asit hidrojen tutarak indirgenir. Ancak yan ürün olarak CO2 oluşmaz.


    B. OKSİJENLİ (AEROBİK) SOLUNUM

    Çeşitli enerji verici organik besin maddelerinin oksijen varlığında birbirini takip eden kimyasal reaksiyonlarla CO2 ve H2O ya kadar parçalanması ve bağlarındaki enerjinin ATP’nin yapısına aktarılmasına oksijenli solunum denir.
    Oksijenli solunum reaksiyonları üç basamakta gerçekleşir ve genel denklemi şu şekildedir:


    C6H12O6 + 6O2 ® 6CO2 + 6H2O + 38ATP + Isı

    1. Glikoliz Reaksiyonları
    Glikozun iki molekül pirüvata yıkılması ile sonuçlanan, sitoplazmadaki reaksiyonlar dizisine glikoliz denir.


    2. Krebs Devri
    Krebs çemberi reaksiyonları ökaryot hücrelerde mitokondri içinde meydana gelir. Reaksiyonlarda iş gören enzimler mitokondri sıvısında bulunur. Pirüvik asit CO2 ve H+ iyonları vererek parçalanır.


    3. ETS Reaksiyonları
    Glikoliz ve krebs çemberi reaksiyonlarında açığa çıkan elektron ve protonların bir seri enzim sisteminde taşınması olayıdır. Elektronlar, elektron taşıma sisteminde indirgenme – yükseltgenme şeklinde taşınır. Burada elektronların en son alıcısı oksijendir. Oksijen elektronları alır, indirgenir ve hidrojenle birleşerek su açığa çıkar.

    Oksijenli solunum tepkimelerindeki oksidasyon basamaklarının tümünde ilk oksitleyiciler (yükseltgeyiciler) koenzimlerdir. Elektron taşıma sisteminin elemanları NAD, FAD, Koenzim Q ve Sitokromlardır. Bunlar elektron çekme kabiliyetlerine göre sıralanır. Hidrojenler, NAD molekülünden reaksiyona girerse 3 ATP, FAD molekülünden girerse 2 ATP kazanılır.
    Sonuçta, glikolizde 4 ATP, krebs devrinde 2 ATP ve ETS de 34 ATP olmak üzere toplam 40 ATP sentezlenir. Bunun 2 tanesi başlangıçta harcandığı için kazanç 38 ATP dir
    0_ŞeHaDeT_0 bunu beğendi.
  2. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    FOTOSENTEZ;



    FOTOSENTEZ
    Yeşil bitkilerin havadan aldıkları CO2 yi topraktan aldıkları su ile birleştirip glikoz yapmaları ve oksijen vermeleri olayına fotosentez denir. Olay sadece klorofilli hücrelerde ve ışıklı ortamlarda gerçekleşir.




    A. FOTOSENTEZ REAKSİYONLARI


    Bu reaksiyonlar iki kademeden oluşur. Birinci kademede ışık kullanılarak, ikinci kademe için gerekli olan ATP ve NADPH2 ler üretilir.


    [​IMG]


    1. Işıklı Devre Reaksiyonları

    Bu devre kloroplastın zar katmanları içinde yani granalar’da gerçekleşir. Işık mutlaka gereklidir ve iki şekilde meydana gelir.
    Devirli fotofosforilasyonda; sadece 2 ATP sentezlenir. Herhangi bir madde tüketimi görülmez. Elektronlar aynı klorofile geri döner.
    Devirsiz fotofosforilasyonda; hem klorofil-a hem de klorofil-b görev yapar. H2O parçalanır (fotoliz olayı). Devirsiz fotofosforilasyonda bir defa elektronların aktarılması sonucunda 1 ATP, 2 NADPH2 ve 1 O2 molekülü oluşur.



    [​IMG]



    2. Karanlık Devre

    Işığın kullanılmadığı, enzimatik reaksiyonlar evresidir. Bundan dolayı karanlık devre denir. Ama olayları yine ışıklı ortamda olur. Çünkü ışıklı devreye bağlıdır.
    Kloroplastın sıvı kısmında gerçekleşen bir karbon döngüsüdür. Işıklı devreden getirilen hidrojenlerle CO2 indirgenir ve organik bileşikler sentezlenir. Gerekli aktivasyon enerjisi ise, yine ışıklı devreden gelen ATP lerle sağlanır.
    Karanlık devre reaksiyonlarında mutlaka CO2 gerekli olup, bu safha sıcaklık değişmelerine karşı hassastır. Çünkü enzimler katalizör olarak görev yapar.
    Bir molekül glikozun sentezlenebilmesi için 6 molekül CO2 nin tutulması gerekir. 1 CO2 için 3 ATP ve 2 NADPH2 gerekli olduğuna göre; 1 glikoz için 18 ATP ve 12 NADPH2 gerekir. Bunun için ise, ışıklı devre olaylarının 6 defa tekrarlanması gerekir.




    [​IMG]


    B. FOTOSENTEZ HIZINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

    1. Dış Faktörler
    a. Işık Şiddeti : Karanlık ortamda bitki klorofil taşısa bile fotosentez yapamaz. Işık seven bitkilerin fotosentezi ışık şiddeti arttıkça artar, gölge bitkilerinde de ışık şiddeti arttıkça fotosentez hızı biraz artar, ancak ışık bitkilerine oranla artış daha azdır.

    b. Işığın Dalga Boyu : Beyaz ışık birden fazla ışığın birleşmesi sonucunda oluşur. Bitkiler ışığın bazı dalga boylarını emerken (soğururken) bazılarını yansıtırlar. Fotosentezde en çok kırmızı ve mor ışık, en az ise yeşil ışık soğrulur.

    c. Ortamın Sıcaklığı : Fotosentez enzimler sayesinde gerçekleştirilir. Proteinler ısıdan etkilenirler. Bundan dolayı fotosentez sıcaklıktan enzimler gibi etkilenir.

    d. CO2 Yoğunluğu : Bitkilerde CO2 yi devreye sokan fotosentez enzimleridir. Enzimlerin hız kapasitesi sabittir. Bundan dolayı CO2 miktarı arttıkça fotosentez hızı artar, fakat belli bir noktadan sonra sabit kalır.
    e. Mineral Tuzlar
    Mg : Klorofilin yapısında olduğundan dolayı çok fazla olması fotosentezi hızlandırır.

    P ve Ca : Enzimleri aktive ettiklerinden dolayı bunların artması fotosentezi hızlandırır.

    Fe : ETS elemanlarının yapısına girdiğinden ve klorofil sentezinin ara reaksiyonlarında kullanıldığından dolayı demirin çok olması fotosentezi hızlandırır.

    Ayrıca; amino asit, vitamin ve organik baz gibi moleküllerin sentezinde mineraller harcandığı için, yetersiz mineral ortamında bitki gelişmesi yavaşlar.




    2. Kalıtsal Faktörler

    Bitkinin yaprak genişliği ve kalınlığı, yaprak sayısı, stomaların sayısı ve sıklığı, kutikula tabakasının kalınlığı, sitoplazmanın su miktarı, kloroplast sayısı ve enzimatik etkenlerdir.
  3. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    KEMOSENTEZ;



    Bazı bakterilerin klorofil gibi yapıları bulunmadığından güneş enerjisinden faydalanamazlar. Dışarıdan organik besin de almazlar.


    Bu organizmalar yaşadıkları ortamdaki inorganik maddeleri oksitleyerek enerji kazanırlar.


    NH3 + O2 ® NO2(Nitrit) + H2O + K.cal. (Enerji Eldesi)

    Bu enerjiyi su ve karbondioksitin birleştirilmesinde kullanır, kendilerine lazım olan organik besin maddelerini yaparlar veya doğrudan ATP sentezlerler. İşte kimyasal enerjiden faydalanarak organik besinler yapılması olayına kemosentez adı verilir.


    Her türün oksitlediği madde farklı olabilir. Buna göre bakteri isimleri oluşturulmuştur. En çok oksitlenen maddeler, NH3, S, H2S, NO2, N2 dir.
    H2O + CO2 + K.cal. ® Glikoz + O2 (Besin Sentezi)
    ADP + Pi + K.cal. ® ATP + H2O (Kemosentetik Fosf.)
    Bu tür bakteriler yaşadıkları ekosisteme oksijen bakımından katkıda bulunmazlar. Çünkü ürettikleri kadarını tüketirler.



    Derin deniz sıcak su delikleri etrafında biyolojik toplulukların keşfi heyecan verici bir bilimsel olaydır. Dev tüp solucanları, büyük kum midyeleri ve karidesler ile güneş ışığının ulaşmadığı ekosistem deniz bilimi çalışmalarında yeni bir alan açtı. Bu topluluklar neredeyse diğer deniz toplumlarından tamamen izole yaşar ve yeryüzünde canlılar için enerji kaynağı güneşle hiçbir temasları yoktur. Kemosentez:bakterilerin organik besin (glikoz) üretmek için güneş ışığı yerine enerji kaynağı olarak kimyasal maddeleri kullanarak gerçekleştirdiği bir biyo-sentez olayıdır..


    Kemosentez derin denizde güneş ışığının ulaşmadığı hidrotermal bacalar ve metan sızıntıları etrafında gerçekleşir. Kemosentez sırasında bakteriler deniz tabanında veya midye ve tüp solucanı gibi hayvanlar içinde(Endosimbiyoz), yaşar.Bu bakteriler su ve karbon dioksit den glikoz yapmak için gerekli enerji hidrojen sülfür ve metan kimyasal bağlarından üretir. Saf sülfür ve kükürt bileşikleri yan ürün olarak oluşur.
    Kemosentetik organizmalar, glikoz üretmek için, farklı türler farklı yollar kullanarak kimyasal reaksiyonlarda üretilen enerji kullanırlar.



    Karbon dioksit ,hidrojen sülfür ve oksijen kullanarak şeker, kükürt ve su üretilir:
    Kemosentez kimyasal denklemi

    CO 2 + 4H 2 S + O 2 -> CH 2 0 + 4S + 3H 2 O

    Diğer bakteriler sülfür azaltılması veya metan oksitleyici tarafından organik madde olun. Kemosentetik bakteri toplulukları sıcak karada, fay ve hidrotermal deliklerin çevresinde, denizde, metan sızıntılar, balina leşleri ve batık gemiler çevresinde bulunmuştur.


    HİDROJEN SÜLFİD KEMOSENTEZ VE SONUÇLARI -

    A- 6{CO2}+6{H2O}+3{H2S}›C6H12O6+3{H2SO4}
    B- CO2+O2+4{H2S}›CH2O+4{S}+3{H2O}

    Kemosentez çeşitleri

    1. Demir bakterileri: FeCO3 (Demir karbonat)ı oksitleyerek enerji sağlarlar. Bu enerjiyle de şeker, yağ ve protein gibi maddeler sentezlerler.
    4FeCO3 + 6H2O -------------> 4Fe(OH)3 + 4CO2 + 58 kcal


    2. Kükürt bakterileri: H2S’yi oksitler ve çıkan kimyasal enerjiyle de kendilerine glikoz sentezlerler.
    H2S + 02 --------------> H20 + 2S + 122 kcal
    2S + 302 -------------> 2H2SO4 + 286 kcal

    3. Hidrojen bakterileri: H2’yi oksitleyerek enerji sağlarlar.

    H2 + O2 › H2O + 68 Kcal


    4. Azot bakterileri, N bileşiklerini oksitlerler.
    Nitritleşme
    2 NH3 + 3O2 › 2 HNO2 + 2 H2O + 158 Kcal

    Nitratlaşma
    2 HNO2 + O2 › 2 HNO3 + 43 Kcal


    [​IMG]
  4. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    ÜREME;


    -Canlıların kendilerine benzer yeni canlılar oluşturmasıdır
    -Populasyonun devamını sağlar
    -Virüslerin canlılarla ortak olan önemli özelliğidir
    -Bireyin türe yönelik canlılık özelliğidir
    -Kalıtsal özelliklerin nesiller boyu saklanmasını sağlar.



    A-Virüslerde üreme
    Özel üreme şekilleri vardır.Mitoz,mayoz ve döllenme görülmez yeniden sentezlenme şeklinde (Sentrozom gibi) üreme görülür. Bu olay DNA ve protein sentezi şeklinde gerçekleşir. Oluşan yeni virüsler ana virüsten kalıtsal materyal ve yapısal eleman almazlar. Üreme için canlı hücre sitoplazmik ortamı gerekir. Virüslerde büyüme ve gelişmede görülmez.



    B-Bakterilerde üreme

    a-Eşeysiz üreme: Bakteri hücresi ortam şartları uygun olduğunda mitoz bölünmeyi andıran (Fissyon bölünme) bölünme ile hızla coğalır.

    b--Eşeyli üreme:
    Konjugasyon:Karşılıklı gen alış verişi şeklinde gerçekleşir

    Transformasyon:Ortamda farklı özellikte bakteri geninin alınışı ile gerçekleşir

    Transduksiyon:Bakteri virüsleri aracılığı ile farklı bakteri genlerinin alınışı ile gerçekleşir

    Eşeysiz üreme ve çeşitleri
    Özellikleri:


    -Tek ata vardır
    -Mekanizması mitoz bölünmedir
    -Oluşan yeni canlılar bütün özellikleri ile birbirlerine ve ata canlıya benzerler
    -Hızlı üreme şeklidir
    -İlkel üremedir
    -Cinsiyet yoktur
    -Canlılığın çeşitlenmesinde rol almaz. Evrime katkısı yoktur.


    A-Bölünerek üreme

    -Tek hücrelilerde görülür(Bakteriler ve protistalar)
    -Mitozla gerçekleşir
    -Çok hızlı gerçekleşir
    Örn:parmecium,amip,euglena vb.


    B-Tomurcuklanarak üreme

    Ana canlının vücuduna ait dokusal bir kısmın yeni bir canlı haline dönmesi şeklinde gerçekleşir
    Bire mayası,süngerler,sölentereler,Gözyaşı bitkisi gibi canlılarda görülür
    Oluşan yeni canlı biri süre sonra ana canlıdan ayrılıp bağımsız canlı olabilir
    Oluşan canlılar ana canlı ile beraber koloniler oluşturabilirler(Polipler)
    Örn:Sünger,hidra,Gözyaşı bitkisi vb.


    C-Sporla üreme

    Spor adı verilen özel üreme hücreleri ile gerçekleşir
    Olumsuz koşullara dayanıklı özel üreme hücreleridir
    Sporlar sporozooalar,mantarlar ve çiçeksiz bitkilerde görülür
    Sporlar haploid canlılarda(alglerde vb.)mitozla, diploid canlılarda bitkilerde mayozla oluşur.
    Sporlar döllenmeden gelişerek yeni canlılar oluşturur
    Üç değişik özellikte spor vardır
    Endospor:Bakterilerde

    Ekzospor:Mantarlarda

    Zoospor:Alglerde

    Not:Endospor üremede rol almaz.


    D-Vegetatif üreme

    Ana canlının vücudundan ayrılan bir parçanın eksiklerini tamamlayarak yeri bir canlı haline gelmesi şeklinde görülür
    Planaria,deniz yıldızları vb. omurgasızlarla,çiçekli bitkilerde görülür
    Rejenarasyon yeteneği yüksek canlılarda görülürVegetatif üremenin tercih edilme nedenleri
    Hızlı üreme şeklidir
    Karakterlerin korunmasını sağlar
    Tohumla üreme yetenegi olmayan bitkilerde üremeyi sağlar


    Eşeyli ürem ve çeşitleri
    Özellikleri:


    Temel mekanizması: Mayoz ve döllenmedir
    Aynı türün farklı cinsiyetine sahip iki bireyin oluşturduğu gametlerin birleşmesi ile gerçekleşir
    Canlılarda çeşitliliğin artmasına neden olur
    İleri (Gelişmiş) üreme şeklidir
    Bakteriler,silliler,volvox,mantarlar,bitkiler ve hayvanlarda görülür
    Yeni kalıtsal kombinasyonların oluşumunun nedenidir


    Eşeyli üremede

    1-Gamet ve gametlerin oluşumu:Mayoz

    2-Gametlerin birleşmesi:Döllenme

    3-Döllenme ile oluşan hücre:Zigot

    A-İzogami: Dişi ve erkek gamet arasında fark yoksa erkek ve dişi gametler yapı ve özelikleri bakımından aynıdır.Örn:Ulotrix

    B-Anizogami:Gamet cifti arasında cinsiyeti belirleyen fark varsa.Küçük hareketli sperm ve büyük hareketli yumurta bulunur.Örn:eğrelti otu

    C-Oogami:Gametler arasındaki fark ileri düzeyde ise.Gametler arasında büyüklük,hareket,sitoplazma içeriği bakımından önemli derecede farklar bulunur.Örn:Hayvansal organizmalar

    D-Partenogenez: Döllenme olmadan yumurtanın embriyonik gelişim evrelerini tamamlayarak yeni haploid oluşturması şeklindeki üremedir

    E-Konjugasyon : tek hücrelilerde görülen eşeyli üreme şeklidir.Yanyana gelen iki hücre arasında kurulan sitoplazmik köprü aracılığı ile hücreler arasında gen veya nucleus alış verişi şeklinde gerçekleşir.Örn:Bakteri ve paramecium

    F-Hermafroditlik: Bazı canlılarda tür bireylerinde cins ayrımı yoktur. Tek bireyde dişi ve erkek üreme sistemleri birlikte bulunur.Bu tür canlılara hermafrodit canlı denir. Endoparazitler hariç diğerleri kendi

    kendini dölleyemez.Örnek: Hidra,Toprak solucanı,istiridye,tenya vb.


    C-Protistalar da Üreme

    Mitozla üreme:Amitoz şeklinde gerçekleşir

    Eşeyli üreme:Konjugasyon ile gerçekleşir
    Parameciumda konjugasyon

    Farklı özellikteki iki parameciunm yan yana gelirler
    Aralarında sitoplazmik köprü (Plasmodezma) kurulur
    Makronucleus ortadan kalkar
    Mikronucleuslar mayoz geçirerek 4 tane haploid nucleus oluşturur
    4 nucleustan 3 tanesi ortadan kalkar
    Kalan tek haploid nucleus mitozla iki nucleus oluşturur
    Bu nucleuslardan biri kalıcı diğeri göçücü nucleustur
    İki hücrenin göçücü nucleusları karşılıklı değiştirilir
    Kalıcı nucleusla diğer hücreden gelen göçücü nukleuslar birleşerek diploid tek nucleus oluşur.
    Oluşan diploid nukleus ard arda 3 mitoz geçirerek 8 nucleus oluşturur
    Her bir hücre 2 sitokinez geçirerek 4 hücre oluşturur
    Oluşan hücrelere nucleuslar ikişer ikişer dağılır
    Konjugasyon yapan iki parameciumdan toplam 8 paramecium oluşur.
    Plasmodium malariada döl almaşı
    Sporozooalardan Plasmodium malarıada hayat devri
    Qanofel sokması ile sporozoitler (n) insan kanına geçer
    Alyuvarlar içine geçerek şizonta dönüşürler
    Şizont çoğa bölünerek (Şizogoni) merezoitleri(n) oluşturur
    Alyuvarların parçalanması ile merezoitler ve toksinleri kana karışır.(Sıtma nöbetleri bu esnada görülür)
    Merezoitler ya yeni alyuvarlara girer, yada gametositlere dönüşür
    Anofelin bu insanın kanını emmesi ile gametositler anofelin barsağına geçer
    Gametositler(n) burada ovumu(n) ve mitoz geçirerek 4-8 sperm(n) haline gelirler

    Oluşan spermler ovumu barsak boşluğunda döller ve zigot(2n) meydana gelir
    Ameboid hareket eden zigot barsak epitelini delerek barsak kaslarına yerleşir
    Zigot burada mayoz geçirir ve ardından çoğa bölünerek (Sporogoni) sporozoitleri (n) oluşturur
    Sporozoitler dolaşım sıvısı ile tükürük bezlerine taşınır ve döngü tamamlanır.


    Not: Plasmodium malariada baskın döl haploidtir.Diploid aşama sadece zigot evresine indirgenmiştir.



    D-Fungi (Mantarlarda) Üreme

    Sporla üreme:
    Eşeyli üreme:


    E-Hayvanlarda Üreme

    a-Spermatogenez :
    Erkek bireylerde testislerde spermlerin meydana gelmesidir:
    Özellikleri:
    Testiste seminifer tüplerinde gerçekleşir
    Ergenlik dönemine kadar sadece sperm ana hücreleri (Spermatogoniumlar) mitozla çoğalır
    Ergenlikle beraber mitozla çoğalırken mayozla spermler meydana gelir
    Mayoza başlayacak hücreye 1.spermatosit (2n) denir
    Mayoz II geçirecek hücreye 2. spermatosit (n) denir
    Mayoz sonu oluşan hücrelere spermatid (n) denir
    Oluşan spermatidler dölleme yeteneği kazanmak için farklılaşırlar. Bu olaya spermiyohistogenez denir.
    Farklılaşma epididimiste gerçekleşir
    Her sperm ana hücresinden kalıtsal olarak farklı 4 aktif sperm oluşur

    Farklılaşma:
    Golgiden akrozom gelişir
    Sitoplazmanın önemli kısmı atılır
    Nucleus yoğunlaşır
    Kuyruk gelişir
    Spermin özellikleri:
    Az sitoplazmalı ,küçüktür
    Kamçılı ve aktif hareketlidir
    Besin maddesi içermez
    Uç kısmında ovum zarını eritecek enzim içeren akrozom bulunur
    Fertilizin maddeye pozitif taksi gösterir
    Zigotun kromozom kaynağıdır
    Zigotun sentrozom kaynağıdır
    Dişi üreme sisteminde 2-3 gün canlı kalabilir
    Ömür boyu üretilir.

    b-Oogenez :
    Dişi bireyin ovaryumunda gerçekleşir.
    Özellikleri:
    Ovaryumda folikül içerisinde gerçekleşir
    Embriyonik evrede 3. aydan itibaren ovum ana hücreleri gelişir
    Embriyonik dönemde mayoza başlayan 1. oositler ergenlik dönemine kadar profaz-1 evresinde kalırlar
    Ovaryumda gelişecek ovum sayısı bellidir
    Ergenlikle beraber periyodik olarak ortalama 28 günde bir ovum gelişir
    Not: Bazı hayvanlarda ovum yılda bir topluca, bazılarında birkaç kez gruplar halinde bırakılır
    Bir oogoniumdan 1 ovum 3 kutup hücresi oluşur
    Oogniunun sitoplazmasının büyük kısmı ovumda kalır
    Ortalama 45-50 yaşına kadar devam eder
    Ovumun özellik ve görevleri:
    Bol sitoplazmalı ve büyüktür
    Hareketsizdir
    Türe göre değişik orende besin içereir
    Zigotun kromozom kaynağıdır
    Zigotun mitokondri kaynağıdır
    -Döllenmeden sonra zigota dönüşür.


    Döllenme
    Ovum ile spermin birleşmesi olayıdır.
    Döllenme gerçekleştiği ortam


    A-Dış Döllenme :

    Sadece suda yaşayanlarda gözlenir.
    Döllenme olasılığını arttırmak için fazla sayıda üreme hücresi oluşturulur.
    Döllenen yumurtadaki embriyo gelişimini suda tamamlar.
    Genellikle yumurta ve spermler suya bırakıldığından çiftleşme organlarına rastlanmaz.


    B-İç Döllenme :
    Kara ortamında nem , sıcaklık ve radyasyon gibi faktörlere karşı üreme hücrelerini korumak için döllenme dişi bireyin üreme sisteminde gerçekleşir.
    Genelde karada yaşayanlarda görülür.
    Üreme hücreleri dişi bireyin üreme sistemi içinde birleştiğinden döllenme olasılığı fazlalaşmıştır.
    Döllenmiş yumurtadaki embriyo gelişimini dişi bireyin içinde veya dışarıda tamamlayabilir.
    Çiftleşme organları kullanıldığından üreme hücresi sayısı azdır.

    Döllenme ve gelişme şekline göre üçe ayrılır

    A-Dış döllenme ve dış gelişme:

    Suda yaşayan canlılarda (Balık ve kurbağalarda) görülür
    Yumurta ve sperm vücud dışına su ort***** bırakılır
    Döllenme garantisi yoktur
    Yumurtanın etrafında kabuk oluşumu yoktur
    Döllenmeden sonra gelişen embriyoda kabuk,korion,amnion ve allantois gibi zarlar yoktur.Sadece vitellüs kesesi vardır.
    Embriyo su ve O2 ihtiyacını sudan karşılar
    Embriyo metabolik artıkları bulunduğu su ort***** difüzyonla verir
    Yumurtada yeterli besin olmadığı için başkalaşım veya embriyonal gelişim tamamlanmadan beslenme davranışları görülür
    Yumurta sayısı fazla döllenme garantili değildir


    B-İç döllenme dış gelişme:
    Karada yaşayan sürüngen ve kuşlarda görülür
    Döllenme dişi bireyin vücudu içinde müller kanalında gerçekleşir
    Döllenmeden sonra yumurta etrafında kabuk oluşumu gerçekleşir
    Yumurta vücudun dışında gelişimini tamamlar
    Gelişen embriyonun etrafında kabuk,korion,amnion zarları ayrıca yedek besin deposu vitellüs kesesi ve metabolik artıkları depolayan allantois kesesi bulunur
    Embriyo ile dış ortam arasında sadece gaz alış verişi vardır
    Yumurta sayısı az döllenme garantilidir
    Yumurtada embriyonik gelişimi tamamlatacak kadar yeterli besin bulunur
    Dişilerde müller kanalı oluşan yumurtanın döllendiği,vitellüsün vekabuğun oluştuğu yerdir.


    C-İç döllenme ve iç gelişme:

    Memelilerde görülür
    Döllenme dişi bireyin vücudu içinde gerçekleşir
    Embriyonik gelişim dişi bireyin vücudu içinde tamamlanır.Ana organizma embriyonun korunması,beslenmesi,solunumu vb.bütün yaşamsal ihtiyaçlarını karşılar
    Yumurta sayısı azdır döllenme ve gelişme garanti altındadır
    Oluşan embriyo madde alış verişini ana organizmanın vücudu ile yapar
    Yumurtada kabuk yoktur. Vitellüs çok azdır.
    Allantois ve vitellüs keseleri körelmiş ve bu keselerin görevini göbek bağı almıştır


    Not:İç döllenme iç gelişme gösteren bazı balık ve sürüngenlerde ana organizmanın rolü:

    1-Döllenme ortamıdır

    2-Embriyonun korunmasında rol alır


    Döllenme ve Gelişim
    Ovipar canlılar:
    İç döllenme veya dış döllenme görülür
    Gelişme vücud dışında gerçekleşir
    Embriyonik gelişimi destekleyecek özel davranışlar gelişmiştir
    Örn:Balık,kurbağa,sürüngen ve kuş
    Ovovipar canlılar:
    İç döllenme görülür.(Genelde)
    Embriyonik gelişim yumurta içinde ana canlının vücudu içinde özel organlarda gerçekleşir.
    Ana canlının vücudu sadece koruyucudur
    Gelişimi biten yavru doğar gibi ana vücudu terk eder
    Örn:Karasinek,lepistes,engerek,köpek balıkları
    Vivipar canlılar:
    İç döllenme görülür
    Yumurtalarda vitellüs çok azdır
    Gelişme ana canlının vücudunda gerçekleşir
    Ana canlı embriyonun bütün ihtiyaçlarını karşılar.
    (Beslenme,korunma,boşaltım maddelerinin atılımı,solunum vb.)
    Örn:Memeliler.



    1-Pronefroz tip

    Hayvanlarda üreme ve boşaltım sistemi bazı yapılar ortak olarak kullanır.Bu nedenle bu ikili yapıya ürogenital sistem denir.Boşaltım birimi nefridyumdur.Boşaltım maddeleri glomerulus denen
    kılcal damar yumağından silli huni ile başlayan nefridyuma geçerler.Nefridyumlar segmantal diziliş gösterirler.Bu tip böbrek yapısı bütün omurgalıların embriyonal döneminde ve kıkırdaklı balıkların ergin döneminde görülür.Nefridyumlar ayrı ayrı wolf kanalına açılır.(Pronefroz kanal)


    2-Mezonefroz tip
    Boşaltım birimi glomerulus ve bowman kapsüllerinin oluşturduğu malpiğhi tüpleridir(Nefron).Segmantal diziliş gösterip wolf (Mezonefroz kanal)kanalına açılırlar.Sürüngen , kuş ve memeli embriyoları ile balık ve kurbağaların
    erginlerinde görülür.


    3-Metasnefroz tip
    Böbrek yapısında temel boşaltım birimi glomerulus ve bowman kapsülünden oluşmuş (malpiğhi tüpleri) nefron lardır.Farklı olarak nefron lar ortak bir kanalla böbrek havuzuna ve buradan tek kanallar mesaneye açılır.Bu kanala üreter denir.Bu kanal sperm taşımaz.Memelilerde mesaneden uretra ile vücud dışına açılır.
    Sürüngen kuş ve memelilerde mezonefroz kanalı erkek bireylerde epididimis haline dönüşür.Wolf kanalı vasdeferans haline dönüşür. Dişilerde iki yapı tamamen körelir.

    Kloak:Balık, kurbağa, sürüngen ve kuşlarda bulunan yapı sindirim, boşaltım ve üreme hücrelerinin dışa atıldığı yapıdır.Memelilerde bulunmaz.

    Wolf kanalı:Balık ve kurbağaların erkek bireylerinde bulunur.Üre ve spermin dışa atılımını sağlar.Sürüngen,kuş ve memelilerin erkeklerinde wolf kanalının yerini vasdeferans kanalı almıştır.

    Müller kanalı:Balık ve kurbağalarda dişi bireylerin ovaryumundan bırakılan yumurtaların dışa atılımını sağlar. Sürüngen ve kuşlarda müller kanalı daha gelişkin olup :

    iç döllenmenin gerçekleştiği yerdir.
    Yumurta akının oluştuğu yerdir.
    Yumurta kabuğunun oluştuğu yerdir
    Bazı türlerde embriyonik gelişimin tamamlandığı yerdir.
    (Ovoviviparlarda)
    Kuş ve sürüngenlerin erkeklerinde rudimenter müller kanalı bulunur.Testislerde üretilen spermler vasdeferans kanalı ile kloaka taşınırken boşaltım maddeleri üreter ilke kloaka taşınır.


    İnsanda erkek üreme sistemi
    A-Testis
    B-Epididimis
    C-Vas deferans
    D-Penis
    E-Salgı (Seminal) bezleri
    a-Seminal bez b-Prostat bezi c-Cowper bezi
    A-Testis:
    Yapısında bulunan seminifer tüplerinde spermler oluşur
    Yapısında bulunan leydig hücreleri ile eşey hormonu üretir
    Spermlerin farklılaşmasının gerçekleştiği yerdir.
    Vücud ısısından 2-3 oC daha düşüktür.

    B-Epididimis:Spermlerin olgunlaştığı ve depolandığı yerdir.

    C-Vas deferans:Olgunlaşan spermlerin toplanıp biriktirilmesinde vegerektiğinde seminal salgılarla karıştırılarak dışa atılmasında rol alır.

    D-Penis:Çiftleşme organıdır
    E-Seminal bezler ve salgıları: ( Seminal bez,prostat bezi,Cowper bezi)

    Spermlerin korunması
    Spermlerin beslenmesi
    Spermlerin hareket etmesinde rol alır
    İnsanda dişi üreme sistemi
    A-Ovaryum
    B-Follopi kanalı(Tüpü)
    C-Uterus
    D-Vagina

    A-Ovaryum:
    Yumurtaların oluştuğu organdır
    Ortalama 28 günde bir yumurta gelişir
    Yumurta gelişimi var olan yumurtaların mayoza devam etmesidir
    Yumurtalar folikül denen yapıların içindedir
    B-Follopi kanalı(Tüpü):

    Ovulasyonla karın boşluğuna bırakılan yumurtaları huni şeklindeki baş kısmı ile toplar.
    Kanala geçen yumurtalar uterusa taşınır
    Döllenmenin gerçekleştiği yerdir
    İlk bölünmeler kanalda başlar
    İç yüzey silli epitelle döşelidir
    İç yüzeyde besleyici sıvı üreten bezler bulunur.Bu bezlerden salgılanan sıvı ile döllenmiş yumurtanın harerket ve beslenmesi sağlanır

    C-Uterus:

    Duz kaslardan oluşmuş organdır
    Follopi kanalı ile vagina arasında yer alır
    Embriyonik gelişimin gerçekleştiği yerdir

    D-Vagina:
    Spermlerin dişi vücuduna alındığı organdır
    Doğumda bebeğin ana vücudunu terkettiği organdır
    Döllenmemiş yumurtanın dışa atılımını sağlar

    Menstrual döngü
    Folikül evresi
    Ovulasyon evresi
    Korpus luteum evresi
    Mensturasyon evresi
    A-Folikül evresi:
    14 gün sürer
    Ovaryumda genç folikül içindeki ootidin mayoza devam etmesi ile başlar
    Kanda FSH miktarı fazladır evre sonuna doğru gittikçe azalır
    Gelişen folikülle birlikte kandaki ostrojen miktarı artar
    Follopi kanalında silli hücre faaliyeti ve özel salgı miktarı artar
    Uterus endometyumunda mitoz artar iç doku kalınlaşır
    Uterusta kandamarı mikterı artar

    C-Ovulasyon:
    Bir gün sürer
    Kanda LH oranı fazladır.FSH oranı azalmıştır
    Gelişen folikülün yırtılması ile içindeki 1.Ootid karın boşluğunabırakılır
    Vücud ısısı yaklaşık 0,5 oC yükselir

    C-Korpus luteum evresi:
    Ovulasyonla yırtılan folikül korpus luteuma döner
    14 gün sürer
    Kanda LH oranı FSH oranından fazladır
    Korpus luteum kana fazla miktarda progesteron az miktarda ostrojen salgılar
    Uterusta kalınlaşan endometyum süngersi yapı kazanır
    Uterusta oluşan kan damarlarına kan hücum eder
    Follopi kanalına geçen ootid burada bir gün içinde döllenir veya döllenmez;
    Döllenirse mayoz devam eder embriyo oluşur ve hamilelik gelişir
    Döllenmezse mayoz devam etmez ve ovum bozulur

    D-Menstural evre:
    Yaklaşık 3-5 gün sürer
    Folikül evresi içinde yer alır
    Kanda LH ve Progesteron miktarı azalır
    Döllenmemiş yumurta ve süngersi yapı kazanmış uterus dokusu bir miktar kanla beraber vücud dışına atılır.
    0_ŞeHaDeT_0 bunu beğendi.
  5. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    EKOLOJİ VE BESİN ZİNCİRİ;


    EKOLOJİ:Canlıların birbirleri ile ve çevreleri ile etkileşimini inceleyen bilim dalıdır. Ekolojiyi anlamak için madde ve canlı organizasyonunun bilinmesi gerekir.

    Madde organizasyonu: Atom – Molekül – Organel – Sitoplazma – Hücreler – Dokular – Organlar - Sistemler –Organizmalar - Populasyonlar – Komüniteler – Ekosistemler – Biyosfer- Dünya – Gezegenler – Solar sistemler – Galaksiler – Evren şeklindedir.


    [​IMG]


    Ekoloji ile ilgili önemli terimler:

    Biyosfer:Canlı yaşam ına uygun ,okyanus derinlikleri ile atmosferin 10 000 m. yüksekliğine kadar olan tabakasıdır.

    Ekosistem:Komünitelerle cansız (Abiyotik) çevre koşullarının karşılıklı etkileşimleri.

    Biyotop:Canlıların yaşamlarını sürdürmek için uygun çevresel koşullara sahip coğrafi bölgedir.

    Komünite:Belirli yaşam alanına uyumlu populasyonlar topluluğudur.

    Populasyon:Belirli coğrafi sınırlar içinde yaşayan aynı türe ait bireyler topluluğudur.

    Habitat:Bir canlı türünün rahatça beslendiği,barındığı,ürediği yaşam alanına denir.

    Niş:Yaşam alanında kalıtsal özellikleri ile ilgili gerçekleştirdiği yaşamının dev***** yönelik faaliyetlerin tümüdür.


    [​IMG]


    Flora:Belirli bir bölgeye adapte olmuş ,o bölgede yaşamını sürdüren bitki topluluğudur.

    Fauna:Belirli bir bölgeye adapte olmuş ve o bölgede yaşamını sürdüren hayvan topluluğudur.



    Canlılar bulundukları yaşam ortamında canlı ve cansız faktörlerle etkileşim halindedirler. Canlıyı etkileyen:

    Biyotik faktörler: 1) Üreticiler 2) Tüketici
    3)Ayrıştırıcılar

    Abiyotik faktörler: İkiye ayrılır.

    1) İklimsel faktörler : a) Işık b) Isı c) Su

    2) Toprak faktörler : a)Toprak yapısı b)Mineral ve tuzlar

    c)Toprak ph’ sı


    BİYOTİK FAKTÖRLER

    Üreticiler: Fotosentez ve kemosentez mekanizmaları ile inorganik maddelerden organik madde sentezleyebilen ototrof bakteriler,mavi yeşil algler,kloroplast taşıyan protistalar ve bitkilerdir. Enerji ve maddenin canlıların kullanabileceği hale dönüşümünü sağlayan canlılardır.

    Tüketiciler: İhtiyacı olan besinleri diğer canlılardan hazır olarak alan hayvanlar ,protistalar,parazit bitki ve mantarlar,hetotrof bakterilerdir.

    Tüketiciler üç grupta incelenir:

    1- Bitkilerle beslenen: (1.Tükticiler)

    2- Hayvanlarla beslenen(2.Tüketici)

    3- Yırtıcılar: (3.Tüketiciler)

    Ayrıştırıcılar: Bitki,hayvan ölüsü ve artıklarını besin olarak kullanan saprofit bakteri ve mantarlardır.


    ABİYOTİK FAKTÖRLER

    1-İklim faktörleri:Canlılar yaşamlarını sürdürürken güneş ışını,ısı,basınç,nem,hava hareketleri gibi iklim faktörlerden etkilenirler.

    A) Işık:

    a) Işığın kalitesi,şiddeti,süresi önemlidir

    b) Canlıların temel enerji kaynağıdır

    c) Fotosentez için gereklidir

    d) Bitkide çimlenme,büyüme,yönelme. klorofil sentezi için gereklidir

    e) Işık bitkilerin yaşam alanını belirler

    f) Hayvanlarda üreme,göç,pigmentasyon,bazı vitaminlerin sentezi ,sucul hayvanlarda solunum üzerine etkilidir


    Isı: Canlılarda yaşamsal olaylar belirli ısıda gerçekleşir. Yüksek ve düşük ısıda yaşamsal olaylar azalır hatta durur.

    Bitkilerde : a) Çimlenme b) Köklerle su alınımı c) Fotosentez

    Hayvanlarda : a) Üreme b) Gelişmenin devamı

    c) Değişken ısılı hayvanlarda (Omurgasızlar,Balıklar , Kurbağalar , Sürüngenler ) metabolizmanın devamı

    C) Su:

    a) Organik maddelerin sentezlenmesi

    b) Maddelerin çözülmesi ,emilmesi,taşınması

    c) Biyokimyasal olayların gerçekleşmesi

    d) Fazla ısının uzaklaştırılması

    e) Boşaltım maddelerinin dışa atılması

    f) Bitkilerde çimlenmenin gerçekleşmesi ,hayvanlarda embriyonun gelişmesi

    g) Bazı canlılar için yaşam ve hareket alanıdır

    Canlılar yaşadıkları ortam ve suya duydukları ihtiyaç farklıdır. Özel adaptasyonları ile en iyi uyumu yapmışlardır.

    Hayvanlarda:

    1) Deride su kayıbını önleyen plaka,tüy ,kitin dış iskelet gibi yapıların oluşması.

    2) Solunum yüzeyinin vücud içine alınması

    3) Boşaltımla su kayıbını önleyen mekanizmaların gelişimi

    4) Yaşam alanı olarak suya yakın çevrelerin seçilmesi


    Bitkilerde:

    1) Su kayıbının sağlandığı stomaların;a)Açılıp kapanmasının kontrol edilebilmesi (Terlemenin fazla olduğu zamanlar

    ve suyun az olduğu zamanlar stomalar kapanır)

    2) Köklerin suya yönelimi vardır

    3) Kurak ortam bitkilerinde gövde ve yapraklar su kayıbını önleyecek değişikliklere sahiptir.


    Canlıların ihtiyacı olan suyu şu şekillerde karşılarlar:

    1) Suyun doğrudan alınması.( Sindirim sistemi, kökler)

    2) Deri ile su almak (Kurbağalar,Bazı omurgasızlar)

    3) Besinlerin yapısındaki sudan karşılamak

    4) Metabolik su kullanmak


    EKOLOJİK PİRAMİTLER

    Ekolojik piramitler ekosistemlerdeki komüniteyi oluşturan birey sayısı (Biyokütle) veya enerji dikkate alınıp hazırlanır


    [​IMG]


    Biyokütleye ve enerjiye dayanan piramitler

    · Piramidin tabanını üreticiler oluşturur

    · Tepe basamağı yırtıcılar oluşturur

    · 2. ve 3. basamağı tüketiciler oluşturur

    tüketiciler= a- Birincil tüketiciler (Herbivorlar)

    b- İkincil tüketiciler (Karnivorlar)

    c- Üçüncül tüketiciler (Karnivorlar)

    · Taban üreticilerden oluşur

    · Biyokütle tepeye doğru gittikçe her basamakta 10 kat azalır

    · Enerji tepeye doğru her basamakta 10 kat azalarak aktarılır

    · Biyolojik birikim (Kimyasal zehirler,radyoaktivite vb.) tepeye doğru gittikçe artar


    CANLILARDA BESLENME ŞEKİLLERİ

    A)Ototroflar: İhtiyacı olan organik besinleri kendileri sentezleyebilen canlılardır. Besin sentezlerken kullandıkları enerjinin şekline göre iki tip ototrof canlı vardır:

    a) Fotoototroflar: Klorofilleri sayesinde ışık enerjisi kullanarak organik besin sentezleyenler. Klorofilli bakteriler,Mavi-yeşil algler, Kloroplast taşıyan protistalar ve bitkiler bu gruptan canlılardır.

    b) Kemoototroflar: Kuvvetli oksidasyon enzimleri sayesinde oksitledikleri inorganik maddelerden (H,Fe,NH3,nitrit vb.) elde ettikleri kimyasal enerjiyi kullanan bakteriler bu gruptur.

    Hetotroflar: İhtiyacı olan organik besinleri diğer canlıların vücudundan karşılarlar. Besinlerini almaları bakımından üç gruba ayrılırlar.

    a) Holojoik beslenme:

    · Besinlerini katı parçalar halinde alırlar

    · Sindirim sistemleri ve enzimleri gelişkindir

    · Hareket sistemleri gelişkindir

    · Gelişkin duyulara sahiptirler

    Holojoik canlılar kullandıkları besinin özelliklerine göre sindirim sistemleri ve beslenme davranışlara sahiptir.


    1) Herbivorlar: Bitkisel besinlerle beslenenler

    · Öğütücü dişler gelişkindir

    · Sindirim kanalları gelişkindir

    · Mide gelişkin ve bölmelidir

    · Bitkisel besinlerin besleyici değeri az olduğundan fazla besin alırlar

    · Beslenmeleri uzun sürer

    · Bitkisel besinlerden yararlanma azdır

    · Bazı gruplar sindirim sistemlerinde selüloz sindiren enzimlere sahip bakteri vb. canlılara simbiyoz yaşarlar.


    2) Karnivorlar: Hayvansal besinlerle beslenenler

    · Parçalayıcı(Köpek) dişler gelişkindir

    · Sindirim kanalı kısadır

    · Hareket ve duyu sistemleri gelişkindir

    · Etin besleyici değeri fazla olduğundan beslenmeleri kısa sürer

    · Uzun süre aç kalabilirler


    3) Omnivorlar:Hem hayvansal hemde bitkisel besinlerle beslenebilenler

    · Sindirim Özellikleri ile karnivorlara benzerler

    · Selüloz hariç diğer bitkisel besinlerden faydalanacak enzimlere sahiptirler

    · Tohum,meyve ve hücre öz suları bitkisel besinlerini oluşturur



    b) Saprofit beslenme

    · Sindirim sistemleri yoktur

    · Sindirim enzimleri vardır

    · Hücre dışı sindirim vardır

    · Ölü bitki ve hayvan artıkları üzerinden beslenir

    · Doğada madde döngüsü için önemli canlılardır

    · Bazı bakteriler ve mantarlar bu gruptandır

    · Üzerinde yaşadıkları canlıya zarar verirler


    c) Parazit beslenme

    Hayvansal parazitler endo ve ekto olmak üzere ikiye ayrılır

    -Ekto parazitler:

    · Sindirim sistemleri ve enzimleri vardır .

    · Hareket sistemleri ve duyuları gelişmiştir

    · Konakçının vücudu üzerinden besinlerini karşılarlar

    -Endo parazitler:

    · Sindirim sistemleri yoktur

    · Sindirim enzimleri yoktur

    · Üreme sistemleri hariç diğer sistemleri körelmiştir

    Parazit canlıların konağa olan bağımlılığı bakımından ikiye ayrılırlar:

    1) Yarı parazitlik: Belirli besinler için konağa bağlanan canlılar Örnek:Ökseotu Fotosentez yapmalarına karşı su ve mineralleri başka bitkilerin iletim demetlerinden emeçleri ile alırlar

    2) Tam parazitlik: Bütün besinlerini konakçıdan alan parazitlerdir Bu parazitlerde üreme hariç diğer sistemler körelmiştir


    Bazı özel parazitlik durumları:

    -Parazit-patojen:Konukçu canlıda hastalık ve ölümlere neden olurlar

    -Obligat parazitler:Yaşamsal evrelerinin çoğunu konukçu vücudunda geçirirler. Bazı yaşamsal olayları ancak konukçu vücudunda gerçekleştirebilir.


    C) Hem ototrof hem hetotrof beslenme:

    Bazı ototrof canlılar fotosentezle besinlerini üretebilirler ancak ihtiyaç duyduklarında diğer canlılarıda besin olarak kullanabilirler.

    Örnekler: a)Protistalarda EUGLENA

    · Tek hücreli

    · Hücre ağızlarından aldıkları besinlerle hetotrof beslenirle

    · İhtiyaç duyduklarında kloroplastları ile fotosentez yaparak ototrof beslenirler

    · Göz lekeleri bulunur

    · Hücre içi sindirim görülür

    Örnek: b)Bitkilerden Dionea,Drosera,Nephentes gibi insektivorlar

    · Kloroplastları vardır ve fotosentez yaparlar

    · Azotça fakir sulak topraklarda yaşarlar

    · Yaprakları metamorfozla böcek kapanı haline gelmiştir

    · Azot ihtiyaçlarını yaprakları ile yakaladıkları böcekleri, yapraklarında sindirerek sağlarlar

    · Hücre dışı sindirim görülür


    CANLILAR ARASINDAKİ BESLENME BAĞINTILARI

    Bazı canlı türleri yaşamsal olaylarını devam ettire bilmek için diğer canlılarla beraber yaşamak zorundadırlar. Canlılar beslenme,

    üreme,barınma,hareket,korunma gibi yaşamsal olaylarda başka canlılara ihtiyaç duyarlar. Bu ilişki yarar zarar ilişkisine göre üç şekilde gerçekleşir.

    1) Kommensalizm: Birlikte yaşayan türlerden biri birliktelikten yarar sağlarken diğer tür yarar veya zarar görmez.

    2) Mutualizm: Birlikte yaşayan iki ayrı türde birliktelikten yarar sağlarlar.

    3) Parazitizm: Birlikte yaşayan iki ayrı tür bireylerinden biri bu durumdan faydalanırken diğeri bundan zarar görür.
    0_ŞeHaDeT_0 bunu beğendi.
  6. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    BESİN ZİNCİRİ VE BESİN PİRAMİTLERİ

    Besin zincirleri

    Doğada canlılar başka bir canlıyı besin olarak kullanırken kendileride başka canlıların besini olurlar. Canlıların birbirlerini tüketmelerine göre sıralanmaları ile oluşan zincire besin zinciri denir. Zincirin her halkası ayrı bir tür tarafından oluşturulur. Ancak hiçbir zaman doğada tek sıralı zincire rastlanmaz. Bir canlı besin olarak birden fazla türü besin olarak kullanırken kendiside birden çok türün besini olur. Bu durum zincirlerin birbirine karışıp beslenme ağları oluşturmasına neden olur.


    [​IMG]



    · Besin zincirleri ile canlılar arasında organik madde ve enerji akışı gerçekleşir.

    · Zincir ne kadar kısa ise madde ve enerji o kadar ekonomik kullanılır.

    · İlk halkada ototroflar bulunur

    · Son halkada 3.tüketiciler (Yırtıcılar) bulunur

    · Zincirdeki canlılar fonksiyonlarına göre üç tiptir

    1) Üreticiler

    2) Tüketiciler: a) Birincil tüketiciler (Herbivorlar)

    b) İkincil tüketiciler (Karnivorlar)

    c) Üçüncül tüketiciler (Karnivorlar)

    3) Ayrıştırıcılar

    · Ayrıştırıcılar zincire her halkadan katılabilir

    · Her halkada önceki halkadan alınan organik madde ve enerjinin %90 ‘ı canlının yaşamsal olaylarında tüketilirken , canlı vücudunda saklı tutulan % 10 ‘u besini olduğu sonraki halkaya geçer. Bu duruma % 10 yasası denir.


    YAŞAM BİRLİKLERİ (KOMÜNİTELER)

    Sınırları belli bir coğrafi ortamda yaşayan tüm populasyonların oluşturduğu birliktir. Biyosferde iki tip yaşam birliği vardır.

    A-Kara yaşam birliği (Orman, Çayır, Step, Tundra, Çöl, Mağara. vb.)

    B-Su yaşam birlikleri (Deniz, Göl, Akarsu, Havuz, Bataklık, Pınar, vb.)

    Yaşama birliklerinin özellikleri:

    · Baskın türler vardır:Komünitede gerek sayısal gerekse yaşamsal aktiviteleri bakımından en çok rastlanan türdür.

    · Her yaşam birliği belirli iklimsel koşullara sahip ortamlara uyumlu türlerden oluşur: Ormanlarda topraktan ağacın tepesine kadar farklı şartlara sahip microklima katmanları ve bu katmanlarda şartlara uyumlu bitki ve hayvan türleri bulunur.

    · Yaşam birliklerinin sınırları vardır. Ancak bazı yaşam birlikleri içiçe olabilir.

    · Yaşam birliklerinde canlıların sayıları ile vücud büyüklükleri ters orantılıdır.

    · Yaşam birliğinin baskın türü biyotik ve abiyotik nedenlerle zamanla ortadan kalkabilir ve yerini başka bir tür alabilir .Bu olaya süksesyon denir.

    POPULASYONLAR

    Sınırlandırılmış coğrafik bölgede yaşayan aynı tür bireylerin oluşturduğu topluluktur.Populasyoınlar biyolojik birimdir. Populasyonlarda bir birey doğar, büyür ve ölür ancak populasyonlar varlığını sürdürür.

    Populasyonların incelenmesinin sağladığı faydalar şunlardır.

    · Canlı ile çevresi arasındaki ilişkileri anlamak

    · Doğadaki madde ve enerji akışını tanımak ,önemini kavramak

    · Yaşanabilir doğayı öğrenmek ,tanımak ve korumanın önemini kavramak

    · Canlıların genetik yapı ve evrimini öğrenmek

    POPULASYONLARIN ÖZELLİKLERİ

    1) Populasyon büyüme şekilleri: Populasyona doğum ve içe göçle birey katılarak büyür. Ölüm ve dışa göçle bireyler azalarak küçülür. Eğer populasyonun bulunduğu alanda çevresel koşullar değişmeden kalıyorsa populasyonlarda birey sayısı dengeye ulaşır. Populasyonların gelişme,gerileme ve dengesi şu formülle hesaplanır.

    P=Populasyon büyüklüğündeki değişme

    A=Doğum + İçe göç (Birey sayısı artışı)

    B=Ölüm + Dışa göç (Birey sayısı azalması)

Sayfayı Paylaş