~ 10.Sıηıf Fizik Қoηu Aηlαtımı ~ »

Konu 'Fizik 10. Sınıf' bölümünde Moderatör Sümeyye tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113

    MADDE VE ÖZELLİKLERİ;



    MADDE Uzayda yer kaplayan, kütlesi, hacmi olan ve eylemsizliğe uyan varlıklara madde denir. Maddeler katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilir. Maddenin şekil almış haline de cisim denir.


    Maddelerin Ortak Özellikleri


    Bütün maddelerde bulunan özelliğe ortak özellik denir. Bir maddenin yalnız kendine ait özelliğine ise, ayırt edici özellik denir.


    Maddelerin ortak özellikleri,


    1. Eylemsizlik


    2. Hacim


    3. Kütle


    Bir maddenin sahip olduğu hareket ve şekil durumunu koruma meyline eylemsizlik denir. Arabadan inmek isteyen bir yolcu, araba henüz durmadan önce inerse, arabanın hareket yönünde gitmek zorunda kalır. Arabada iken hızı olan yolcu inincede bu hızını devam ettirmek isteyecektir. Bu durum bütün maddeler için geçerlidir. Duran madde durmak ister, hareket halindeki ise hareketini devam ettirmek ister.


    2. Hacim


    Maddelerin uzayda kapladığı yere hacim denir. İki madde birlikte aynı hacmi işgal edemez. Örneğin bir bardağa su konulduğunda bardağın içindeki hava, kabı terkeder.


    Katı maddelerin belli bir şekli ve hacmi vardır. Sıvı maddelerin belli bir hacimleri olmasına rağmen belirli bir şekilleri yoktur, konuldukları tabın şeklini alırlar. Gazların ise hem belirgin hacimleri hem de belirgin şekilleri yoktur. Konuldukları kapların hacmini ve şeklini alırlar.


    Geometrik Biçimli Cisimlerin Hacimleri


    Geometrik şekilli, dikdörtgenler prizması, küp, silindir, küre ve koni şeklindeki katı cisimlerin hacimleri, boyutları ölçülerek hesaplanır.


    Dikdörtgenler prizmasının hacmi farklı üç kenarının çarpımına eşittir.
    Hacim = En . boy . yükseklik


    V = a . b. c dir.


    Üç kenarı da eşit ve a kadar olan küpün hacmi


    V = a3 dür.


    Taban yarıçapı r, yüksekliği h olan silindirin hacmi, taban alanı ile yüksekliğinin çarpımına eşittir.


    V = pr2 . h dir.


    Yarıçapı r olan kürenin hacmi



    Düzgün Olmayan Cisimlerin Hacimleri


    Düzgün geometrik yapıda olmayan katı cisimlerin hacimleri, dereceli kaplardaki sıvılardan yararlanılarak bulunur.


    Bu tür cisimler tamamen sıvı dolu olan bir kaba batırıldığında, sıvıda erimemek şartıyla hacmi kadar hacimde sıvı taşırır. Eğer cisim tamamen batmıyorsa, taşan sıvının hacmi batan kısmın hamine eşit olur.
    Tamamen dolu olmayan dereceli kaptaki sıvıya bir cisim atılırsa, cismin hacmine eşit hacimde sıvıyı yer değiştirir.


    Eğer katı bir cisim sıvı içine atıldığında çözünüyorsa, cismin gerçek hacmini bulamayız. Çünkü, cismin katı haldeki hacmi ile sıvı haldeki hacmi eşit olmadığı gibi, katı içinde hava boşlukları olabilir ve eridiğinde hava çıkar ve hacim azalır.


    Dereceli kapta bulunan kuru kumun üzerine su döküldüğünde, karışımın hacmi, su ve kumun ayrı ayrı hacimlerinin toplamından daha küçük olur. Bunun nedeni, kum tanecikleri arasında hava boşluğu olması ve suyun bu boşlukları doldurmasıdır. Buna göre, kumun gerçek hacmi, karışımın hacminden suyun hacmi çıkarılarak bulunur.


    Hacim Birimleri


    Hacim V sembolü ile gösterilir. SI birim sisteminde hacim birimi m3 tür. Pratikte maddelerin hacmini ölçmek için m3 ün alt katları olan cm3 ve dm3 kullanılır. Bir cismin hacmi bulunurken, üç boyutu çarpıldığı için, hacim birimleri de uzunluk birimlerinin küpü olarak ifade edilir.


    Kütle


    Kütle madde miktarı ile ilgili bir özelliktir. m sembolü ile gösterilir.


    Ağırlık ve kütle kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Ağırlık gezegenin maddeye uyguladığı kütle çekim kuvvetidir. Kütleleri eşit olan cisimlerin farklı gezegenlerde ağırlıkları eşit olmayabilir. Kütle eşit kollu terazi ile ölçülür, ağırlık ise dinamometre denilen yaylı kantarla ölçülür.


    Eşit Kollu Terazi


    Kütle eşit kollu terazi ile ölçülür. Eşit kollu terazi moment prensibine göre çalışır. Eşit kollu terazinin kolları eşit uzunlukta ve kefeleri özdeştir.


    Eşit kollu terazinin duyarlılığını artırmak için binici denilen bir alet kullanılır. Ölçülebilecek en küçük kütle, o terazinin duyarlılığını gösterir. Binicinin kütlesi m gram ve terazinin bir kolu N tane eşit bölmeye ayrılmış ise, oranı, binicinin bir bölme hareketi durumunda


    sağlayacağı katkının gram karşılığını verir. Ayrıca bu değer terazinin duyarlılığına eşittir.
    Binici sağ koldaki kefeye doğru 1 bölme kaydırılırsa, sağ kefeye kadar gram ilave edilmiş olur. Binici 5. bölmede iken katkısı ise kadar olur.


    Binicinin ardışık bir bölme yer değiştirmesi 1 gram karşılık geliyor denilirse, olarak verilmiş demektir.


    Ağırlık


    Yeryüzünden belli bir yükseklikten serbest bırakılan cisimler yer yüzeyine doğru düşerler. Bu durum cisimlere yere doğru bir kuvvet uygulandığını gösterir.


    Bir cisme, bulunduğu noktada etki eden kütle çekim kuvvetine o cismin ağırlığı denir.


    Ağırlık vektörel bir büyüklük olup, dinamometre denilen yaylı kantarla ölçülür. Ağırlık kuvvetinin yönü daima dünyanın merkezine doğrudur. Kütlesi m olan bir cismin ağırlığı,


    G = m . g


    eşitliği ile hesaplanır. Buradaki g, yerçekim ivmesidir.

    Özkütle


    Bir maddenin birim hacminin kütlesine o maddenin özkütlesi denir.

    Kütle m, hacim V, özkütle d ile gösterilmek üzere
    olur.


    SI birim sisteminde özkütle birimi kg/m3 dür. g/cm3 de özkütle birimidir. Aynı şartlarda özkütle, maddeler için ayırt edici özelliktir.


    Şekildeki grafiklere göre, katı ve sıvı maddelerin sıcaklığı sabit kalmak şartı ile kütle ile hacmi doğru orantılıdır. Kütle – hacim grafiğinde doğrunun eğimi özkütleyi verir.


    Özkütle, maddelerin hacmine ve kütlesine bağlı değildir. Hacim arttıkça kütle de artar, veya kütle arttıkça hacim de artar ve özkütle sabit kalır.


    Maddelerin özkütleleri iki nedenden dolayı değişebilir.


    1. Kütle sabit kalmak şartıyla, basıncın etkisiyle hacmi değişen maddelerin özkütlesi değişebilir. Basınçla madde sıkıştırılıp hacmi azaltılırsa özkütlesi artar.


    2. Sıcaklık ve basınç sabit iken kütle ve hacim doğru orantılı olarak değişir. Kütle sabit iken sıcaklık etkisiyle hacim değişikliği olursa, özkütle değişir. d=m/V bağıntısına göre, bir cismin sıcaklığı artarsa, hacmi de artar. Kütle sabit kalmak şartı ile hacim artarsa özkütle azalır. Sıcaklık azalırsa hacim azalır ve özkütle artar.


    Kütle ile hacim doğru orantılı değil de şekildeki gibi değişiyorsa, eğim dolayısıyla da özkütle artıyor demektir. Bu da kütle ile hacim artarken aynı zamanda sıcaklık azalıyor demektir.

    Eğer kütle hacim grafiği şekildeki gibi değişiyorsa, kütle ve hacim artarken sıcaklık da artıyor, dolayısıyla özkütle azalıyor demektir.

    Sıcaklık özkütleyi etkileyen bir faktör olduğu için ,maddenin aynı sıcaklıktaki özkütleleri karşılaştırılabilir farklı sıcaklıklarda özkütleleri eşit olan iki cismin , aynı sıcaklıktaki özkütleleri eşit olmaz


    Öz ağırlık

    Bir maddenin birim hacminin ağırlığına özağırlık denir.


    Karışımın Özkütlesi

    Birbirine türdeş olarak karışabilen aynı sıcaklıktaki sıvıların karıştırılmasıyla, karışan sıvıların özkütlelerinden farklı özkütleli bir karışım elde edilir. Karışımın özkütlesi, birbirine karışan sıvıların özkütlelerine ve karışma oranlarına bağlıdır.


    İki ya da daha fazla sıvının karıştırılmasıyla meydana gelen karışımın özkütlesi,

    [​IMG]


    eşitliği ile bulunur.



    Karışımın özkütlesi, karışan sıvıların özkütleleri arasında bir değer alır. Örneğin d1 ve d2 özkütleli sıvıların karışımlarının özkütlesi dK olsun. Eğer d1>d2 ise karışımın özkütlesi d1>dK>d2 olacak şekilde arada bir değer almak zorundadır. Hangi sıvıdan hacimce fazla karışım olursa, karışımın özkütlesi o sıvının özkütlesine daha yakındır.


    Özel Durumlar


    I. Özkütleleri d1 ve d2 olan sıvılardan eşit hacimde karışım yapılmış ise, karışımın özkütlesi,


    [​IMG]


    Karışımda özkütlesi büyük olan madde kütlece fazla demektir.


    II. Karışımı meydana getiren maddelerden eşit kütlede karışım yapılmış ise, karışımın özkütlesi,bağıntısı ile bulunur.

    [​IMG]

    Bu tip karışımlarda özkütlesi büyük olan maddeden hacimce az karıştırılmış demektir.


    SIVILARIN KALDIRMA KUVVETİ


    Sıvı içerisine kısmen veya tamamen batan cisimler sıvı tarafından yukarı doğru itilirler. Bu itme kuvveti, sıvıların cisimlere uyguladığı kaldırma kuvvetidir.


    Sıvıya batırılan bir tahta parçası yukarı çıkmak ister. Tahta parçasının tamamını batacak şekilde sıvı içinde tutabilmek için üstten bir kuvvet uygulamak gerekir.


    Cismi yukarı çıkmaya zorlayan kaldırma kuvveti, cisim tarafından yeri değiştirilen sıvının ağırlığına eşittir. Yeri değişen sıvının hacmi, cismin batan kısmının hacmine eşit olduğundan, kaldırma kuvveti.
    Fkal = Vb . rsıvı


    bağıntısı ile hesaplanır. Burada rsıvı = d . g dir. Yani sıvının özağırlığı, sıvının özkütlesi ile çekim ivmesinin çarpımına eşittir.





    Cisimlere uygulanan sıvı kaldırma kuvveti sıvının özkütlesine bağlıdır. Yukarıdaki şekillerde de görüldüğü gibi aynı cismin farklı sıvılardaki konumları farklı olabilmektedir.


    Sıvı içindeki serbest cisimlere ağırlık kuvveti ile kaldırma kuvveti etki eder. Bu iki kuvvet düşey doğrultuda ve zıt yönlü kuvvetlerdir. Cisimlerin sıvı içinde batmaları veya yüzmeleri yani sıvıdaki durumları bu iki kuvvetin büyüklüğüne bağlıdır.


    Şekil – I de saf su içine atılan yumurta dibe batar. Suya tuz ilave edilerek karıştırıldığında yumurta Şekil – II deki gibi yüzmeye başlar. Bunun nedeni suya tuz karıştırıldığında suyun özkütlesinin artması ve F = Vb . d . g bağıntısına göre, kaldırma kuvvetinin büyümesi, dolayısıyla bileşke kuvvetin yukarı doğru olması ve yumurtayı yukarı yönde hareket ettirmesidir.

    Yüzen Cisimler


    Sıvıya bırakılan bir cismin hacminin bir kısmı sıvı dışında kalacak şekilde dengede kalıyorsa bu cisme yüzen cisim denir. Cismin yüzebilmesi için özkütlesi sıvının özkütlesinden küçük


    (dcisim < dsıvı) olmalıdır.
    Yüzen cisim dengede iken cisme uygulanan kaldırma kuvveti ile cismin ağırlık kuvveti büyüklükçe eşit olur. Bir cisim sıvı içine iyice daldırılıp bırakılırsa tekrar bir kısmı sıvı dışında olacak şekilde yüzer. Böyle yüzen cisimlerde


    G = FK olduğundan





    bağıntısı elde edilir. Bu bağıntıya göre cismin batan hacminin bütün hacmine oranı, cismin özkütlesinin, sıvının özkütlesinin oranına eşittir.


    Askıda Kalan Cisimler



    Şekildeki gibi hacminin tamamı sıvı içinde olacak biçimde bir yere temas etmeden dengede kalan cisimlere askıda kalan cisimler denir. Cismin askıda kalabilmesi için özkütlesi, sıvının özkütlesine eşit olmalıdır. Bu durumda cisim kabın tabanına bırakılsa bile cismin tabanla irtibatı kesilir. Yani askıda kalan cisim herhangi bir yere temas etmez. Askıda kalan cisim dengede olduğu için cisme uygulanan kaldırma kuvveti cismin ağırlığına (Fk = G) eşittir.

    Batan Cisimler


    Özkütlesi sıvının özkütlesinden büyük olan (dC > dS) cisimler sıvıya bırakıldığında bir engelle karşılaşıncaya kadar yoluna devam ederler. Bu tür cisimlere batan cisimler denir.


    Batan cisimlerin ağırlık kuvveti cisme etki eden kaldırma kuvvetinden daha büyüktür (Fk < G).


    ÖZEL DURUMLAR


    1. Bir cismin aynı sıvı içinde hacminin tamamı batmak şartıyla kaldırma kuvveti cismin sıvı içindeki derinliğine bağlı değildir.



    2. Sıvı içine daldırılan bir cisim, havadaki ağırlığına göre, görünen ağırlığı kaldırma kuvveti kadar hafifler. Şekilde sıvı içindeki cismin görünen ağırlığı


    T = G – FK dir.

    3. Katı bir cisim kendi sıvısında yüzüyorsa, cisim eridiğinde sıvı seviyesi değişmez. Örneğin su içinde olan buz eridiğinde, kaptaki su düzeyi değişmez.

    4. Özkütlesi sıvınınkinden küçük ya da sıvınınkine eşit olan cisimler, taşma seviyesine kadar olan sıvıya bırakıldıklarında ağırlıkları kadar ağırlıkta sıvı taşırırlar. Dolayısıyla kabın toplam ağırlığı değişmez.


    Özkütlesi sıvınınkinden büyük olan bir cisim bırakılırsa, cisim batar ve taşan sıvının hacmi cismin hacmine eşit olmasına rağmen sıvının özkütlesi cismin özkütlesinden küçük olduğundan kap ağırlaşır.

    5. Şekildeki eşit kollu terazinin sol kefesinde gram, sağ kefesinde ise içinde sıvı olan kapla denge sağlanıyor. Daha sonra ipe bağlı bir cisim sıvı içine daldırılarak asılıyor. bu durumda cisme sıvı tarafından kaldırma kuvveti uygulanır (etki), cisim ise sıvıya aşağı yönlü eşit büyüklükte tepki gösterir. Dolayısıyla terazinin dengesi bozulur. Dengenin yeniden sağlanması için sol kefeye kaldırma kuvvetine değerce eşit ağırlıkta cisim konulmalıdır.

    6. Gazlarda, sıvılar gibi cisimlere kaldırma kuvveti uygular. Bu kaldırma kuvvetinin değeri sıvılarda olduğu gibi cisim tarafından yeri değiştirilen havanın ağırlığına eşittir. Havanın kaldırma kuvveti


    FK = VC . dhava . g


    bağıntısından hesaplanır.


    Bu bağıntıya göre, hacmi büyük olan cisimlere hava tarafından uygulanan kaldırma kuvveti de büyük olur.

    Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetinden büyük ise, cisim yere doğru düşer. GC > FK

    Bir cismin ağırlığı, havanın kaldırma kuvvetine eşit ise, cisim havada askıda kalır.GC = FK


    [​IMG]


    Bir cismin ağırlığı havanın kaldırma kuvvetinden küçük ise, cisim yükselir. GC
    Şekil – I de hava ortamında eşit kollu terazinin kollarına asılarak hacimleri farklı cisimler dengeleniyor. Hava boşaltıldığında terazi Şekil – II deki durumu alıyor. Çünkü hava ortamında, hacmi büyük olan cisme daha fazla kaldırma kuvveti uygulanır. Hava dışarı alındığında bu kuvvet ortadan kalktığı için hacmi büyük olan cisim aşağı iner.


    Eğer havasız ortamda aynı terazi dengelendikten sonra hava ortam ından çıkarılsaydı, bu durumda da hacmi büyük olan cisim yukarı kalkardı.


    7. Kaldırma kuvveti cismin batan kısmının hacim merkezine uygulanır. Şekilde yarısı sıvıya batmış eşit bölmeli türdeş çubuğun batan iki bölmeli kısmının ortasına kaldırma kuvveti uygulanır.
    mertcik123 ve Moderatör Güleda bunu beğendi.
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Konu sabitlenmiştir.
    Desteğiniz için teşekkürler :)
    Moderatör Sümeyye bunu beğendi.
  3. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    ben teşekkür ederim :)
  4. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    Kuvvet ve Özellikleri



    Cisimlerin hareket durumlarını veya şekillerini değiştirebilen etkiye kuvvet
    denir. Etki ettiği cismin şeklini değiştirmesi ve esnek cisimlerin uzayıp
    sıkışması gibi olaylar, kuvvetin statik etkisinin sonucudur.
    Duran cismi hareket ettirmesi, hareket halindeki cismin hızında değişiklik
    yapması, kuvvetin dinamik etkisinin sonucudur.
    Kuvvet vektörel bir büyüklük olduğundan, vektörlerin bütün özellikleri
    kuvvetler için de geçerlidir. SI birim sisteminde kuvvet birimi newton (N)
    dur.

    Dinamometre
    Kuvvet dinamometre ile ölçülür. Esnek yaydaki
    uzama miktarı, dinamometreye asılan cismin ağırlık
    kuvveti ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla yaydaki
    uzama, kuvvetin büyüklüğünün bir ölçüsü olarak
    alınabilir. Örneğin 10 N ağırlıklı cisim asıldığında yay
    1 mm uzuyorsa, 50 N ağırlıklı cisim asıldığında yay 5
    mm uzayacaktır.
    Ağırlık bir kuvvet olduğundan, kütlesi m olan bir
    cismin ağırlığı G = mg dir. Buradaki g yerçekim
    ivmesi olup ölçümün yapıldığı yere göre
    değişebilmektedir.

    Bileşke Kuvvet
    Đki ya da daha fazla kuvvetin yaptığı etkiyi tek başına yapan kuvvete
    bileşke kuvvet denir. Kuvvetlerin herbirine ise bileşke kuvvetin bileşenleri
    denir. Bileşke kuvvet R sembolü ile gösterilir.

    a) Aynı Doğrultudaki Kuvvetlerin Bileşkesi
    Aynı noktaya uygulanan ve aynı yönlü olan
    kuvvetlerin bileşkesinin büyüklüğü, kuvvetlerin
    cebirsel topl***** eşittir.
    R = F1 + F2 dir.
    Bu durumda kuvvetler arasındaki açı a = 0°
    olduğundan bileşke kuvvetin şiddeti maksimum
    değerde olur.

    Aynı noktaya uygulanan kuvvetler zıt yönlü iseler
    bileşke kuvvetin şiddeti, vektörlerin şiddetinin yine
    cebirsel farkına eşit olur.
    R = F1 – F2 dir.
    Kuvvetler zıt yönlü iken aralarındaki açı a = 180°
    olduğundan bileşke kuvvetin şiddeti minimum
    değerde olur.

    iki kuvvetin bileşkesinin büyüklüğü, kuvvetlerin cebirsel toplamından
    büyük ,farkından küçük olamaz Kuvvetler arasındaki açı büyüdükçe bileşke
    kuvvetin şiddeti azalır

    Etki – Tepki Prensibi
    Her etkiye karşı eşit ve zıt yönlü bir tepki uygulanır.
    Etki kuvvetinin büyüklüğü ile tepki kuvvetinin
    büyüklüğü eşit fakat zıt yönlüdür. Şekildeki cisim,
    zemine ağırlığı kadar bir etki uygularsa, zeminde
    cisme o büyüklükte bir tepki kuvveti uygular.
    Fetki = – Ftepki G = – N dir.
    Şekildeki ip iki ucundan eşit büyüklükteki F
    kuvvetleri ile çekilirse, ipteki gerilme kuvveti yine F
    olur. Ayrıca ipin bütün noktalarındaki gerilme
    kuvveti aynı değerdedir.


    Hayatımızda bazı kuvvetler uygularız ... Kapıyı iterken, veya çekerken ... Limonu sıkarken ... Topa vururken ... Vb. durumlarda kuvvet uygularız ...

    2 çeşit kuvvet vardır ;

    1. Dengelenmiş Kuvvetler
    2. Dengelenmemiş Kuvvetler


    Dengelenmiş Kuvvetler ;

    İki kuvvetin uygulandığı cisim net (bileşke) kuvvetin yönünde harekete başlar. Eğer eşit büyüklükteki iki kuvvet cisme zıt yönlerde uygulanırsa bileşke (net) kuvvet sıfır olur.

    Kuvvetler birbirlerini dengeler. Dengelenmiş kuvvetlerin etkisindeki cismin hareketi değişmez.

    20 Newton <--------/__/--------> 20 Newton 20N-20N=0N

    Uyarı ;

    Cisinkerdeki hareketsizlik ve sabit süratli hareket dengelenmiş kuvvetlerin bir sonucudur .

    Dengelenmemiş Kuvvet ;

    Bir cisme etkiyen kuvvetlerin bileşkesi sıfırdan farklı ise cisim, bileşke (net) kuvvetin etkisinde hareket eder. Bu durumda cisim, dengelenmemiş kuvvetlerin etkisindedir. Dengelenmemiş kuvvetler, cisimlere hareket kazandırıp, hareketi engelleyebilir. Cismin yönünü ve şeklini değiştirebilir. Eğer cismi dengede tutmak istiyorsak bir kuvvet daha uygulamamız gerekir. Dengeyi sağlayacak bu kuvvet, dengeleyici kuvvet olarak adlandırılır.

    50 Newton <------------------/__/-----------> 30 Newton 50N-30N=20N

    Sol tarafa 20 Newton'luk güçle çekilir...


    Eylemsizlik: Duran cisim durmasına, hareketli cisim hareketine devam eder. Örnek: Otobüs hareket ettiğinde yolcular geriye, yavaşladığında yolcular ileri doğru hareket ederler. Bu mu sadece eylemsizlik? Yok mu başka bir örnek. Bu örneği artık değiştirmek gerekmez mi?
    İşte sizlere öğrencilerinizin ağzını açıkta bırakacak bir örnek. Hem de hareketli bir örnek. İnsanların inanmakta zorluk çekebilecekleri bir örnek. Eylemsizlik buymuş ya diyecekleri bir örnek.


    Elektrik

    Eski Yunanlı düşünür Miletli Thales İÖ yaklaşık 600 yılında, bir kürk parçasına sürtülen kehribarın saman çöpü. kuş tüyü gibi hafif cisimleri çektiğini bulmuştu. (Bir dolmakalemi kumaş ya da ipek parçasına sürterek siz de aynı deneyi yapabilirsiniz; dolmakalem küçük kâğıt parçalarını çekecektir.) Bu nedenle, birçok dile yerleşmiş olan elektrik terimi "amber" anlamındaki Yunanca elektron sözcüğünden türetilmiştir.

    Sürtünmeyle Elektriklenme


    Kehribarı ya da dolmakalemi kumaşa sürttüğümüzde bu cisimlere elektrik yüklemiş oluruz. Sürtünmeyle elektriklenen bu cisimler çok hafif nesneleri çeker; ama aynı yöntemle elektrik yüklenmiş iki cisim birbirini iter. Elektrik yükünün ölçülmesinde kullanılan elektroskopun yapımında da bu olgudan yararlanılmıştır. Bir cisim sürtünmeyle çok fazla elektrik yüklenmişse, cisimden çevreye doğru elektrik yüklü çok küçük parçacıklar yayılır. Elektrik çarpmasının ve sıçrayan kıvılcımların nedeni de elektron denen bu parçacıklardır. Gerçekten de elektrik yüklü cisimden sıçrayan milyonlarca elektronun havada çizdiği yolu kıvılcım dediğimiz ışıltılı bir çizgi olarak görürüz.

    Bu elektrik yükü boşalmasının kıvılcım ve elektrik çarpması biçiminde gözlemlenen etkilerine doğadaki elektrik olaylarında da rastlanır. Örneğin şimşek dev bir kıvılcımdan başka bir şey değildir ve bilindiği kadarıyla, fırtına bulutlarındaki güçlü hava akımlarının etkisiyle sürüklenerek çarpışan küçük buz tanecikleri ile su damlacıklarının birbirine sürtünmesinden ileri gelir.
    Şimşek olağanüstü enerji yüklüdür ama bu enerjiden yararlanmanın yolu henüz bulunamamıştır. Üstelik, şimşeğin ve sürtünmeyle elektrik üreten makinelerin en önemli eksikliği, elektrikli alet ya da makineleri çalıştırmak için gerekli olan kesintisiz ve düzenli elektrik akımını sağlayamamalandır. Gerçekten de, elektrikten bu amaçla yararlanabilmek için, elektronların kıvılcımda olduğu gibi düzensiz sıçramalarla değil, bir borudan akan su gibi kesintisiz bir elektrik akımı halinde akması gerekir.


    İletkenler ve Yalıtkanlar


    Elektrik akımı bazı maddelerin içinden daha kolay akar. Elektrik akımının geçişine fazla direnç göstermeyen ya da tam terimiyle direnci düşük olan bu tür maddelere iletken denir. Metallerin birçoğu ve tuzlu su iletken maddelerdir. Elektrik akımının kolayca akmadığı, direnci yüksek maddelere de yalıtkan denir; lastik, cam, plastik maddelerin çoğu ve kuru hava yalıtkandır. Musluklara gelen su nasıl borularla taşınıyorsa, elektrik akımı da dışı plastikle yalıtılmış bakır tel ya da kablolarla kullanım yerine iletilir (bak. kablo). Kalın bir borudan daha bol su akması gibi kalın bir kablodan da daha çok elektrik akımı geçer; oysa direnci yüksek olan ince bir tel elektrik akımını daha az iletir.


    Elektriğin Kullanımı ve Etkileri


    Elektrik, aydınlatmadan ısıtmaya, alet ve makinelerin çalıştırılmasından elektrikli taşıtlar ve bütün elektronik donanımlar için gerekli enerjinin sağlanmasına kadar yaşantımızda son derece önemli bir rol oynar. Bunun dışında elektriğin günlük yaşamda pek farkına varılmayan çok önemli etkileri vardır.Bunlardan biri de elektroliz denen kimyasal etkidir. İletken bir sıvıdan, örneğin tuzlu sudan elektrik akımı geçirildiğinde, bu akım suyu ayrıştırarak hidrojen ve oksijen gazlarını açığa çıkarır.

    Elektrik akımının bir başka etkisi de içinden geçtiği metal telleri ısıtmasıdır. Gerçekten de, direnci yeterince yüksek olan metal bir tel (bu tür tellere "direnç" ya da "rezistans" denir) içinden geçen elektrik akımının etkisiyle ısınarak kızıl kor duruma gelir ve çevresine ısı yayar. Elektriğin bu ısıtma etki-v/'nden elektrikli fırınlarda, sobalarda, ütülerde ve ısıtıcılarda yararlanılır. Elektrik ampullerinin çalışma ilkesi de aynıdır; ampulün içinde bulunan incecik bir tel (filaman) içinden elektrik akımı geçtiğinde akkor hale gelerek ışık yayar. Bu tür olaylarda, akımın şiddeti ne kadar fazla ve metalin akıma karşı direnci ne kadar büyükse, açığa çıkan ısı da o kadar fazladır.

    Elektrik akımının üçüncü etkisi, Danimarkalı fizikçi Hans Christian Örsted'in \820'de bir rastlantı sonucunda bulduğu magnetik etki'dir. Bilindiği gibi bir pusulanın mıknatıslanmış iğnesi her zaman kuzey-güney doğrultusunu gösterir.Örsted, içinden elektrik akımı geçen bir teli bir pusulaya yaklaştırdığında iğnenin bu doğrultudan saptığını gözlemlemişti. Fransız bilim adamı Andre-Marie Ampere, Örsted'in bu gözlemini duyduktan çok kısa bir süre sonra elektrik ile magnetizma arasındaki ilişkinin yasalarını ortaya koydu.

    Bir kalemin çevresine tel sarılarak hazırlanan bir bobinden (tel sargısından) elektrik akımı geçirildiğinde bu bobin mıknatıs özelliği kazanır. Bobinin ortasına demir bir çubuk yerleştirildiğinde mıknatıslık özelliği daha da artar. Bu ilkeye dayanan elektromıknatıslar sanayide ağır çelik parçaların kaldırılmasında ve telefon alıcılarının kulaklığında kullanılır. Ama elektromıknatısların belki de en önemli kullanım alanı transformatörlerin, elektrik motorlarının ve dinamoların yapımıdır.


    Elektrik Üretimi


    Kesintisiz ve düzenli elektrik akımı elde etmeyi başaran ilk bilim adamı, 1800'de elektrik pilini bulan Alessandro Volta'dır. En basit biçimiyle bir pil, aralarında tuzlu bir sıvı ya da bir asit bulunan iki metal levhadan oluşur. İki değişik metalden yapılan bu levhalar bir telle birbirine bağlandığında telden elektrik akımı akmaya başlar Birbirine bağlanmış birkaç pilden oluşan elektrik bataryaları kapı zillerinde, el fenerlerinde, el radyolarında ve fazla akım tüketmeyen birçok alette elektrik kaynağı olarak kullanılır.

    Bir başka elektrik kaynağı da akümülatör-lerdir. Ne var ki, akümülatörler elektrik üretmez; yalnızca kimyasal enerji biçiminde depolamış olduğu elektriği akım halinde geri verebilir. En önemli elektrik üreteçlerinden biri de dinamolardır. Örsted, mıknatıslanmış bir iğnenin, hemen yakınındaki bir telden geçen elektrik akımının etkisiyle saptığını göstermişti. 1831'de İngiliz bilim adamı Mic-hael Faraday bu olayın tersinin de geçerli olduğunu ortaya koydu; bir bobinin yakınında hareket ettirilen bir mıknatıs bobinde bir elektrik akımı yaratıyordu.


    Elektrik Devreleri


    Elektrik akımı ancak kesintisiz bir yol ya da hat üzerinden sürekli olarak akabilir; bu yolun da elektriği kolayca ileten bir maddeden yapılmış olması gerekir. Elektrik akımının sürekli akıp gittiği bu yola devre denir. Devre herhangi bir yerinden kopar ya da bir noktada kesintiye uğrarsa elektrik akımının akışı da kesilir. Elektriğin akışını istendiği zaman durdurup, istendiği zaman yeniden başlatmanın en basit yolu, teli bir yerden keserek o noktaya bir anahtar yerleştirmektir. (Gene suyun borudaki akışına benzetecek olursak, devredeki bu anahtar muslukla aynı işlevi görür.) Bir elektrik devresinin tamamlanması için, devrenin pil ya da dinamo gibi bir üreteçten başlayıp gene o üreteçte sonlan-ması gerekir. Bunun için pillerde, devrenin birinden başlayıp öbüründe sona erdiği iki ayrı kutup, dinamolarda da iki ayrı uç vardır. Çizimde gösterilen en basit devrede akım pilin bir kutbundan çıkar, bütün devreyi dolaşarak araya yerleştirilmiş olan lambayı yakar ve pilin öbür kutbuna döner.

    Bir an için pili, devreye akım basan bir pompaya benzetelim; pompa ne kadar güçlüyse devreden de o kadar çok akım geçecektir. Bir başka deyişle, devredeki akım miktarı bu akıma uygulanan itme kuvvetine ya da basınca bağlıdır. Alman bilim adamı Georg Ohm'un 1827'de saptadığı yasaya göre, pilin basıncının devrenin direncine bölünmesi o devreden geçen akımı verir. Bu yasa öylesine basitti ki yıllarca kimse bunun doğru olabileceğine inanmadı. Elektrik basıncına elektrik gerilimi ya da voltaj denir. Ölçü birimi volt olan gerilimin bir adı da elektromotor kuvvettir (EMK); çünkü yukarıda da gördüğümüz gibi bu basınç ya da gerilim, akımı devre boyunca iten kuvvetten doğar. Evlerde kullanılan elektriğin gerilimi ülkeden ülkeye değişir; örneğin birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de genellikle 110 volt, Türkiye'de ise 220 volttur. Atölye ve fabrikalarda daha yüksek gerilimli elektrik akımı kullanılır. Oysa radyo, fotoğraf makinesi, flaş ve el feneri gibi aygıtlarda kullanılan pillerin elektrik gerilimi ancak 1,5 ile 4,5 volt ara'sındadır. Elektrik akımının bir devredeki akış hızı, daha doğrusu devreden birim zamanda geçen akım miktarı amper cinsinden, devrenin bu akıma karşı gösterdiği direnç ise ohm (om) cinsinden ölçülür. Elektrik gerilimini V, akımı I, devrenin direncini de R harfleriyle gösterirsek, bu değerler arasındaki bağıntıyı veren Ohm yasasını şöyle yazabiliriz:


    1= ya da V=IxR. R '


    Sigortalar


    Evimizde 220 voltluk elektrik akımıyla beslenen 1.000 ohm direncinde bir elektrik ampulünün olduğunu varsayalım; bu durumda ampule gelen tellerden geçen elektrik akımı 220/1.000, yani 0,22 amper değerinde olacaktır. Eğer birisi ampulü duyundan çıkarıp onun yerine çok iletken bir maddeden, örneğin bir bakır ve çinko alaşımı olan pirinçten yapılmış küçük bir çubuk yerleştirirse (aslında bu çok tehlikeli bir harekettir ve insan elektrik çarpmasından ölebilir), devrenin direnci 1 ohm'a, hatta belki daha da altına düşecek ve böylece akım 220 ampere yükselecektir. Ampulün duyuna ulaşan incecik teller bu kadar çok akımı taşıyamayacağı için iyice ısınarak kızacak, belki de yangın tehlikesi yaratacaktır. Böyle bir tehlikeyi önlemek için, eve elektrik taşıyan ana kablo ile odalara dağılan ince

    kabloların arasına birer sigorta yerleştirilir. Sigortaların içinde, ısı karşısında hemen eriyen bir metalden yapılmış kısa bir tel vardır. Yukarıdaki gibi bir tehlike söz konusu olduğunda, yani elektrik akımı kısa devre yaptığında sigorta teli hemen eriyerek kopar ve ampule giden tellerin kızmasına zaman bırakmadan akımı keser. Bugün konutlarda ve işyerlerinde daha çok otomatik sigortalar kullanılır: bunlar, akım miktarı belirli bir değerin üstüne çıktığında devreden geçen akımı otomatik olarak kesen birer devre anahtarı gibidir.

    Doğru Akım ve Alternatif Akım

    Hep aynı yönde akan elektrik akımına doğru akım denir. Piller birer doğru akım üretecidir; ağır iş makinelerinin elektrik motorları da doğru akımla çalışır. Buna karşılık evlerde ve işyerlerinde kullandığımız elektrik akımı alternatif ya da değişken akıniûu. Düzenli aralıklarla yönünü değiştirerek önce bir yöne, sonra ters yöne akan bu akımın sürekli kırpışan bir ışık vereceği düşünülebilir. Ama akış yönündeki değişiklikler o kadar hızlıdır ki (saniyede 100 kez) bu kırpışmalar fark edilmez bile. Alternatif akımın en büyük üstünlüğü çok uzak mesafelere çok az bir kayıpla iletilebilmesidir.

    DİKKAT! Elektrik son derece tehlikelidir. Çevrenizdeki küçük çocukları elektrik telleriyle, prizleriyle ve elektrikli aletlerle oynamamaları için her zaman uyarmalısınız.


    Elektrik Enerjisi


    Elektrik enerjisinin kullanıldığı alanlar neredeyse sayılamayacak kadar çoktur. Evlerimizi aydınlatmak, televizyon, elektrikli süpürge, çamaşır makinesi gibi ev aletlerini çalıştırmak, hatta yemek pişirmek ve odalarımızı ısıtmak için elektrik enerjisinden yararlanırız. Fabrika ve işyerlerindeki makineler ile bilgisayarlar da elektrikle çalışır. Telefon, radyo ve televizyon yayınları gibi iletişim sistemleri için gerekli olan enerji gene elektrikten sağlanır. Motorlu ta-şıtlardaki ateşleme sistemini ve marş motorunu besleyen enerji kaynağı da akümülatörde depolanmış olan elektriktir. Öte yandan elektrikli trenler ve elektrikli otomobiller gibi bazı taşıtlar tümüyle elektrik enerjisiyle yol alır.

    Kısacası çağdaş yaşamın en yaygın enerji kaynaklarından biri olan elektrik, üreteç ya da jeneratör denen çeşitli makinelerle üretilir. Toplu yerleşme yerlerinden uzaktaki bazı kır ya da çiftlik evlerinde, yalnızca o evii; elektrik gereksinimini karşılayabilen ve benzin ya da dizel motoruyla çalışan küçük üreteçler bulunur. Köy ve kasaba gibi bazı küçük yerleşmelerin elektriği de bu tip üreteçlerle sağlanır. Ama sanayileşmiş ülkelerin çoğunda konutların, işyerlerinin ve sanayinin inanılmaz boyutlardaki enerji gereksinimini karşılamak üzere çok büyük elektrik santralları kurulmuştur. Bu santrallarda, alternatif akım üreten dev üreteçleri ya da alternatörleri çalıştırabilmek için bir motora ya da bir türbine gerek vardır. Bu motor ya da türbinler de gene bir enerji kaynağından beslenir.

    Örneğin türbinler buharla, su enerjisiyle ya da uçak motorlarında olduğu gibi sıcak gazlarla çalıştırılır. Buhar türbinleri için gerekli buharı üretmek üzere, buhar kazanlarında genellikle kömür, akaryakıt ya da doğal gaz yakılır; bazen de bir nükleer reaktörden gelen sıcak gazlar kazanıniçinden geçirilerek gerekli ısı sağlanır. Elektrik akımı evlerimizdeki lambalara, ısıtıcılara ya da elektrikle çalışan çeşitli alet ve makinelere ulaşıncaya kadar çeşitli aşamalardan geçer. Bu aşamaların ilk adımı, doğal kaynaklardan sağlanan bir enerji biçimini elektrik enerjisine dönüştürmek, yani elektrik üretmektir. İkinci adım, elektriğin akışını denetleyen ve gerektiğinde akımı kesebilen bir şalterden geçirerek elektriği bir transformatöre göndermektir .

    Bu düzenek, elektriğin basıncını, yani gerilimini (voltajını) yükselterek enerji iletim hatlarıyla çok uzak mesafelere taşınabilmesini sağlar. Enerji iletim hatlarını ya da yüksek gerilim hatlarını oluşturan oldukça ince kablolarla büyük miktarda elektriğin çok uzak mesafelere taşınabilmesi ancak yüksek gerilim altında olanaklıdır. Bu iletim hatları, genellikle daha dayanıklı olması için çelik bir telin çevresine halat gibi sarılmış alüminyum iletkenlerden yapılır ve belirli aralıklarla dikilmiş çelik kulelerin (pilonların) arasına gerilir. Elektriğin toprağa akarak boşa gitmesini ya da yakından geçenleri çarpmasını önlemek için, kablolar porselenden yapılmış yalıtkan başlıkların (izolatör) üzerinden geçirilerek pitonlara oturtulur. Bu iletim hatları ile pilonlar, bir ülkenin dört bir yanına dağılan enerji ağının temelidir.

    Çok yüksek gerilimli (bazı hatlarda 400.000 volta kadar) elektrik taşıyan bu pilonların yüksekliği bazen 50 metreyi bulduğu için, birçok kişi doğanın ya da kentlerin görüntüsünü çirkinleştirdiği gerekçesiyle havai iletim hatlarına ve çelik kulelere karşıdır. Aslında aynı miktarda enerji yeraltına döşenen yüksek gerilim kablolarıyla da taşınabilir; ama bu kabloların döşenmesi son derece masraflıdır ve yatırım-bakım giderleri havai hatlardaki-nin belki 16 katını bulur.
    Gerilimi yükseltilen elektrik kolayca taşınabilir, ama bu gerilimle kullanılması olanaksızdır. Bu nedenle, enerjinin kullanılacağı bölgenin yakınında bu kez gerilimi düşürmek için ikinci bir transformatör ya da kısaca trafo istasyonu kurmak gerekir. Bu istasyonda transformatörlerden başka şalterler ve tüketicilere verilecek enerjiyi ölçmeye yarayan sayaçlar bulunur. Gerilimi örneğin 11.000 volta düşürülerek bu istasyondan çıkan elektrik kırsal kesimde gene havai hatlarla, kentlerde ise yeraltına döşenen yalıtılmış kablolarla tüketicilere dağıtılır. Evlere, işyerlerine, dükkân ve mağazalara verilmeden önce, geriliminin uygun bir düzeye düşürülebilmesi ve gerektiğinde kesilebilmesi için elektriğin son bir trafo-şalter biriminden daha geçirilmesi gerekir. Bu tür kullanım yerleri için saptanan gerilimin değeri birçok Avrupa ülkesinde ve ABD'de 110 volt, Türkiye'de 220 volttur. Elektrik bağlanan her yapının girişinde bir ana şalter, kaç birim elektrik tüketildiğini gösteren bir sayaç ve elektrik tellerinin taşıyamayacağı kadar büyük akım geçtiği anda elektriği kesen sigortalar bulunur.


    Elektrik Santralları


    İki tip elektrik santralı vardır: Elektrik üretmek için ısı enerjisinde yararlanan termik santrallar ile su enerjisinden yararlanan hidroelektrik santrallar. Başka bir deyişle, termik santrallarda ısı, hidroelektrik santrallarda ise su enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülür.

    Büyük termik santrallardaki üreteçleri çalıştırmak için genellikle buhar türbinleri kullanılır. Ama bazı küçük santrallarda ve buhar türbinlerini soğutmaya yetecek kadar bol su bulunmayan yerlerde, buhar türbini yerine dizel motorları ya da fazla su gerektirmeyen gaz türbinleri kullanılabilir.

    Termik santralların çoğunda, türbinleri çalıştırmak için gerekli olan buhar, kömür, akaryakıt, turba kömürü, doğal gaz, hatta odun gibi yakıtların ya da katı artıkların yakılmasıyla üretilir. Bu santrallarda yakıtın depolanması ve kazanlara beslenmesi, ayrıca odun ve kömürlü buhar kazanlarında biriken küllerin boşaltılması için çok büyük yapılara ve makinelere gerek vardır; üstelik buharı yoğunlaştırmak için çok bol miktarda su gerekir. Denize, büyük bir ırmağa, bir akarsuyun ağzına ya da büyük bir göle yakın olmayan santrallarda kullanılacak suyu soğutmak için genellikle betondan büyük soğutma kuleleri yapılır. Kömürle, petrol türevi akaryakıtlarla ya da doğal gazla buhar üreten en modern termik santrallarda bile yakıtın sağladığı bütün ısı enerjisinden yararlanma olanağı yoktur; bu enerjinin ancak üçte biri ya da biraz fazlası elektrik enerjisine dönüştürülebilir.

    Nükleer enerji santrallarında ise, bir reaktörün içinden geçirilerek çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılan gazlar buradan buhar kazanlarına gönderilir ve türbinler için gerekli olan buhar üretilir. Bu tip santralların "yakıtı" uranyumdur, ama uygulanan yöntem kuşkusuz kömür yakmaktan çok farklıdır. Ayrıca dünyanın birkaç yerinde, yeraltından çıkan doğal buharla çalışan elektrik santralları kurulmuştur

    Hidroelektrik santrallardaki su türbinleri, hızlı akışlı büyük akarsuların ya da dağların tepesindeki göllerin suyunu çok geniş borularla yüksekten akıtarak çalıştırılır. Suyun bedava olmasına karşılık hidroelektrik santralların yapımı son derece pahalıdır; çünkü türbinleri çalıştırabilmek için suyu bir gölette toplamak, bunun için de göllerin ya da akarsuların önüne baraj kurmak gerekir. Hidroelektrik santralların başka bir güçlüğü de barajı su akışının en uygun olduğu yere kurma zorunluluğudur; bu noktanın yerleşme yerlerinden çok uzakta olması doğal olarak elektrik üretiminin giderlerini artırır. Fransa, denizlerdeki gelgit olaylarından yararlanarak hidroelektrik enerji üreten ender ülkelerden biridir.

    Elektrik üreteçlerini çalıştırmak için rüzgâr enerjisinden de yararlanılabilir. Ama, kabaca yeldeğirmenlerine benzeyen bu santraHar hem az miktarda elektrik üretebilir, hem de rüzgârın sürekli esmesi gibi bir güvence söz konusu olamaz. Buna karşılık güneş enerjisi, çağımızda elektrik enerjisinin temel kaynaklarından biri olarak günlük yaşamdaki yerini almıştır .
    Günlük kullanımda, elektrik enerjisi birimi kilovvatt/saattir; bu birim, 1 kilovvatt gücündeki bir aygıtın bir saatte tükettiği elektrik miktarı olarak tanımlanır. Örneğin 100 watt gücündeki bir elektrik ampulü 10 saat sürekli yandığında 1 birim (1 kilowatt/saat), 1 kilovvatt gücündeki bir ısıtıcı ise aynı süre içinde 10 birim (10 kilovvatt/saat) enerji tüketir. SI kısaltmasıyla bilinen Uluslararası Birimler Sistemi'nde ise enerji birimi "joule"dür ve 1 kilovvatt/saat 3,6 megajoule'e eşittir.


  5. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    ELEKTROSTATİK;



    Elektrik hakkında bilgi milattan 600 sene önce bir kumaş parçasına sürtülmüş ebonit çubuğun saman parçasını çekmesi olayının Thales tarafından gözlenmesi ile başladığı söylenir.
    İki cins elektrik yükünün varlığı aşadaki deneyler sonucu anlaşılır. Cam çubuk ipek kumaşa sürttükten sonra ipek iplikle asılır. İkinci bir cam çubuğu da yine ipek kumaşa ******ten sonra birincinin yakınına asılırsa, çubukların birbirlerini ittiği görülür.


    Bu yolla bütün maddelerde ancak iki türlü elektrik yükü elde edileceği görülür. Bunlardan çam çubukta oluşan elektrik yüküne pozitif, ebonit çubukta oluşan elektrik yüküne de negatif yük denir.
    Pozitif ve negatif sözleri dile uygun geldiği için adlandırma şeklidir. Matematik işaretlendirme ile bir ilgisi yoktur.
    Elektrik yüklerinin kaynağı atomun yapısında bulunan elektron ve proton denilen parçacıklardır. Atomun çekirdeğinde buluna proton yüküne pozitif (+).çekirdek çevresinde belli yörüngelerde dolanan yüküne ise negatif (-) yük denilmiştir. Deneylerde bir elektron yükünün en küçük yük olduğunu göstermiştir. Bundan dolayı bir elektronun yükü birim yük olarak seçilmiştir. Adına ise elementer yük (e.y.) denilmiştir.






    Nötr (Yüksüz) Cisim

    Elektron sayısı proton sayısına eşit olan atoma nötr atom, atomları nötr olan cisme ise nötr cisim yada yüksüz cisim denir. Yüksüz cisim denildiğinde üzerinde hiç yük yok anlamında değildir. Pozitif yüklerin negatif yük miktarına eşit olması demektir.




    Pozitif Yüklü Cisim

    Üzerinde pozitif yük fazlalığı olan cisimlere pozitif yüklü cisimler denir. Bu tür cisimler herhangi bir yolla elektron kaybetmemişlerdir ve (+) yük fazlalığı olmamıştır.




    Negatif Yüklü Cisim

    Üzerinde negatif yük fazlalığı olan cisimlere negatif yüklü cisimler denir. Bu tür cisimler herhangi bir yolla elektron kaybetmişlerdir ve (-) yük fazlalığı oluşmuştur.





    İletken ve Yalıtkan

    Elimizle tuttuğumuz metal bir çubuğu kürke sürtüğümüzde elektriklenmediğini gözleriz, ancak metal çubuğa camdan ya da plastikten yalıtkan bir sap yapıp bu saptan tutarak elimizi çubuğa hiç değdirmeden kürke sürtüğümüzde metal çubuk eletriklenir. Önceki durumda metaldeki yükler insan vücudundan toprağa aktığından metal çubuk yüklenmemiştir. İşte metaller, insan vücudu ve toprak gibi cisimler elektriği ilettiğinden bunlara iletken denir. Plastik cam mika ve bunun gibi maddeker elektriği iletmediğinden yalıtkan maddelerdir.
    Genel olarak metaller iyi bir iletkendir. Metal olmayan maddeler ise yalıtkandır. Gerçekte tam bir yalıtkan madde yoktur.




    Yarı İletkenler

    Elektriği iletmeleri bakımından iletken ile yalıtkan arasında bir özellik taşırlar. Bir yarı iletkenin sıcaklığı artırıldığında iletken duruma geçebilir. Elementlerden Silisyum ve Germanyum en çok bilinen yarı iletkendirler.



    Elektriklenme Çeşitleri
    Sürtünme ile elektriklenme
    Dokunma ile elektriklenme
    Etki ile elektriklenme
    1-Sürtünme ile Elektriklenme




    Uygun seçilmiş iki cisim birbirlerine sürtüldüğünde biri elektron vererek (+) yükle yüklenir, diğeri de onun verdiği elektronu alarak(-) yükle yüklenir.Kuru ipek beze
    Sürtülen cam çubuk elektron vererek (+) yükle yüklenirken, ipek kumaş(-) yükle, kürkte(+) yükle yüklenir.
    Sürtünen cisimlerden birinin kaybettiği elektron sayısı diğerinin kazandığı elektron sayısına eşit olduğundan toplam yük miktarı sabit kalır. Sürtünme yoluyla elektriklenmiş bu iki cisim tekrar birbirine dokundurulursa nötr hale geçer.




    2- Dokunma ile Elektriklenme

    Herhangi bir nötr madde de eşit miktarda pozitif ve negatif yük vardır. Bu sebeple nötr bir madde normal halde bir elektrik etkisi göstermez. Pozitif ve negatif yükler arasındaki eşitlik herhangi bir yolla bozulacak olursa cisim yüklenmiş olur.


    Aşağıda şekil I’de yüklü K çubuğunu nötr L küresine dokundurursak, K çubuğunda bir miktar (-) yük küreye geçerek kürenin yüklenmesine neden olur.
    Eğer K çubuğu (+) yüklü olsaydı, bu yükler küreden bir kısım(-) yükleri çekecekti ve kürede (+) yük fazlalığı oluşucaktı. Daha sonra çubuk uzaklaştırılınca küre (+) yükle yüklenmiş olur.burada şu sonuçlar çıkarılabilir.
    Elektrik yüklü bir cisim nötr bir cisme dokundurulduğunda, onu da aynı tür
    elektrik yüküyle yükler. Bu tür elektriklenmeye dokunma ile elektriklenme denir.
    Yüklü iki cisim birbirine dokundurulduğunda, toplam yük korunur. Bu toplam
    Yükü cisimler aralarında kapasitelerine göre paylaşırlar. Bu durumda cisimler, dokunmadan önce, eşit ve zıt yüklü nötr olurlar. Aksi halde mutlaka her ikisi de aynı cins yükle yüklenirler. Birbirine dokundurulan cisimlerin zıt yükle yüklenmeleri mümkün değildir.

    3- Dokundurulan cisimler küre ise, küreler yükleri aralarında yarıçaplarıyla doğru orantılı olarak paylaşırlar. Çünkü kürelerin kapasiteleri yarı çaplarıyla doğru orantılıdır. Küreler özdeş iseler, toplam yükü eşit olarak paylaşırlar.

    4- Yük miktarları ile yarı çaplar orantılı değilse, önce yarıçap başına yük bulunur. Yarıçap başına düşen yük, toplam yükü eşit olarak paylaşırlar



    qr=q1+q2+...qn / r1+r2+...rn



    Daha sonra bu yarı çap başına düşen yükü, herbirinin yarı çaplarıyla çarparak küreleri son yükleri ayrı ayrı bulunur.



    Formül : q’1=(q1+q2/r1+r2).r1 , q’2=(q1+q2/r1+r2).r2





    3- Etki ile Elektriklenme
    İletken cisimlere yüklü cisimler dokundurmadan sadece yaklaştırılıp etki ettirmek suretiyle elektrikleyebiliriz. Aşağıdaki şekilde birbirine değmekte olan K ve L iletken çubukları yalıtkan ayaklar üzerinde durmaktadırlar.K çubuğun ucuna (+) yüklü bir küre aşağıdaki şekildeki yaklaştırılıyor. Küredeki (+) yükler, K cisminin içindeki bazı(-) yükleri uca doğru çekecek ve çekilen elektronların yerine (+) yük fazlalığı oluşacağından bu (+) larda biraz ilerden (-) yükleri çekecektir. Bu olay (-) yüklerin en son uçtan çekilinceye kadar zincirleme devam eder. Sonuçta (+) ve (-) yükler gruplara ayrılmış olur.
    Daha sonra küre uzaklaştırılmadan, K ve L çubuklarının yalıtkan ayaklarından tutulup ayrıldığında ve kürenin de uzaklaştırılması sonunda yükler kendi içinde homojen olarak dağılacak ve yüklenmiş olacaktır. Bu tür yüklenmeye etki ile yüklenme denir.
    Etki ile elektriklenmede K ve L cisimlerinin kapasiteleri ne olursa olsun mutlaka eşit ve zıt yükle yüklenirler. Çünkü bir taraftan çekilen elektron miktarı kadar diğer tarafta pozitif yük fazlalığı oluşacaktır.



    Şimdi tek bir cismin etki ile nasıl yükleneceğini görelim. Nötr bir küreye, (-) yüklü bir çubuk aşağıda şekil 1 deki gibi yaklaştırırsak kürenin yükleri etki ile gruplara ayrılır. Bu durumda (-) yüklerin toplanacağı yerden küre iletken bir telle toprağa bağlanırsa (-) yüklerin bir kısmı toprağa kadar itilir. Daha sonra toprak bağlantısı kesilirse kürede (+) yük fazlalığı oluşturulmuş olur. Sonuçta çubuk uzaklaştırılırsa, (+) yük küreye homojen olarak dağılır. Küre etki ve topraklanma yoluyla yüklenmiş olur.




    Negatif yüklü bir cisim iletken bir telle toprağa bağlarsak, cismin üzerinde fazla (-) yükler toprğa akar. Bu akma işi nötr oluncaya kadar devam eder.




    Pozitif yüklü bir cismi iletken bir telle toprağa bağlarsak, (+) yükler hareket edemeyeceğinden topraktan (-) yük çekilir. Cisim nötr oluncaya kadar (-) yük çekilmesi devam eder. Dolayısıyla toprakla bağlantısı olan cisimler nötrdür. Tankerlerin arkasına bir ucu yerde sürüklenen zincirin bağlanması, oluşan statik yüklerin toprağa akmasını sağlamak içindir. Bu da kıvılcımla yangın çıkma olasılığını azaltır.
  6. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    ELEKTRİK DEVRELERİ;


    Elektrik yüklerinin üretecin bir kutbundan çıkarak diğer kutba gitmesi için oluşturulan düzeneğe elektrik devresi denir.
    a) Bir Elektrik Devresinde Devre Elemanları
    İletken teller , üreteç , lamba , direnç , reosta , anahtar ,ampermetre , voltmetre , elektrik tüketiciler , sigorta , transformatör , kondansatörler , diod , transistör , devre elemanlarından bazılarıdır.
    Üreteç : Elektrik devresinde potansiyel farkı oluşturarak yük geçişini sağlayan elemanlardır.

    [​IMG]

    Şeklinde gösterilir.


    Anahtar : İstenildiğinde akım geçişini sağlayan veya kesen elemanlardır.

    [​IMG]

    Şeklinde gösterilir.

    Direnç : Elektrik devresinde akımın geçişine karşı koyan elemanlardır.

    Şeklinde gösterilir

    [​IMG]

    Reosta : Elektrik akımının şiddetini değiştirmek için kullanılır.

    [​IMG]


    Şekillerinden biriyle gösterilir.


    Elektrik Tüketiciler ( Almaç ) : Elektrik enerjisini değişik enerjilere dönüştürür.
    AmpermetreS. AKÇAY : Akım şiddetini ölçer. Devreye seri bağlanır.

    [​IMG]

    Şeklinde gösterilir


    VoltmetreS. AKÇAY : Potansiyel Farkını ölçer devreye paralel bağlanır.

    [​IMG]

    Şeklinde gösterilir



    b) Potansiyel Farkının ölçülmesi

    iki nokta arasındaki potansiyel farkı ( gerilim ) voltmetre ile ölçülür. Potansiyel farkı V ile gösterilir. Birimi Volt tur.
    NOT: Seri bir devrede bütün noktalardaki akım şiddetleri eşittir. Paralel devrede bütün kollardaki potansiyel farkları eşittir.


    c ) Direnç ve Ölçülmesi
    Elektrik devrelerinde akımın geçişini zorlaştıran etkiye direnç denir. Direnç R ile gösterilir. Birimi Ohm () dir. Direnç Ohmmetre ile de ölçülebilir.

    Akım , Potansiyel Farkı ve Direnç Arasındaki Bağıntı ( OHM Kanunu )
    Bir iletkenin potansiyel farkını akım şiddetine oranı sabittir. Bu sabit oran dirence eşittir. Potansiyel farkını akım şiddetine oranına OHM kanunu denir.
    Potansiyel Farkı / Akım Şiddeti = Direnç V / İ = R
    Örnek : Direnci 50 ohm olan bir iletkenin üzerinden 5 Amperlik akım geçerse potansiyel farkı ne olur.
    Çözüm :
    R = 50 i = 5 V =? V = R. i = 50. 5= 250 volt
    Örnek : İki ucu arasındaki potansiyel farkı 220 Volt olan bir iletkenden 4 amperlik akım geçerse
    a) Direnç ne kadar olur.
    b) Güç ne kadar olur.
    Çözüm :
    a) R= V / i = 220 / 4 =55 Ohm
    b) P = V. i = 220. 4 = 880 Watt

    Dirençlerin Renk Kodları

    Dirençlerin üzerinde renk bantları bulunur. Direnç üzerindeki renkler yada bantlar direncin değerini gösterir. Soldan sağa doğru birinci renk sayının birinci rakamını ikinci renk ikinci rakamı üçüncü renk çarpan yada üslü sayıyı veriri. Dördüncü renk ise tolerans yada hata yüzdesini verir.


    [​IMG]


    [​IMG]







    İletkenin Direncinin Bağlı Olduğu Faktörler ve Öz Direnç
    1- Bir iletkenin direnci boyu( uzunluğu ) ile doğru orantılıdır. R & L
    2- İletkenin direnci kesiti (Alanı ) ile ters orantılıdır. R & 1 / A
    3- İletkenin direnci yapıldığı maddeye göre değişir.

    Öz direnç ( p) : Bir iletkenin birim uzunluk ve birim kesitinin direncine öz direnç denir.

    Direnç = Özdirenç . Uzunluk/ Alan R = p. L /A




    Elektrik Devrelerinde Akım

    1-Seri Devrede Akım
    Devre elemanlarının aynı sırada ard arda bağlanarak oluşturulan devreye seri devre adı verilir. Seri bir devrede tüm noktalardan geçen akım şiddetleri birbirine eşittir. Potansiyel farkları değişebilir.

    [​IMG]

    i = i1 = i2 =i3

    V= V1 + V2 + V3

    Seri bir devrede eşdeğer veya toplam direnç şu şekilde bulunur.

    RT = R1 + R2 + R3

    2- Paralel Devrede Akım
    Paralel bir devrede bütün kollardaki potansiyel farkları birbirine eşittir. Akım şiddetleri değişebilir.



    [​IMG]



    i = i1 + i2 + i3

    V = V1 = V2 = V3

    Paralel devrede eşdeğer direnç veya toplam direnç şu yolla bulunur.


    3- Ana Kol ve Paralel Kollardan Geçen Akım


    Ana koldan geçen akım paralel kollardan geçen akımların toplamı na eşittir.


    [​IMG]
  7. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    VEKTÖRLER


    Fizik deneye ve ölçmeye dayalı bir bilim dalı olduğundan, ölçme sonuçları kesin ve anlaşılır bir biçimde ifadeedilmelidir. Ölçmeleri ifade etmek için kullanılan en basit ve genel dil sayılardır.
    Fizikte bazı büyüklükler sayılarla ifade edilebildiği halde, bazılarının ifade edilebilmesinde sayılar yeterli olmamaktadır. Sayılarla birlikte yönün de belirtilmesi gerekir. Bu nedenle fizikte büyüklükler skaler ve vektörel büyüklükler olmak üzere iki gruba ayrılır.



    1. Skaler Büyüklükler
    Kütle, enerji, sıcaklık, iş, elektrik yükü, zaman, hacim … gibi fiziksel büyüklüklerde yön ve doğrultu söz konusu değildir. Bu büyüklüklerin sayısal değeri ile birimi verildiği zaman büyüklük hakkında yeterli bilgiye sahip oluruz. Bu tür büyüklüklere skaler büyüklükler denir.



    2. Vektörel Büyüklükler
    Hız, kuvvet, ivme, yer değiştirme gibi fiziksel büyüklükler yönlü büyüklüklerdir. Bu tür büyüklükler yalnız sayı ve birimle ifade edilemez. Büyüklüğü, başlangıç noktası, yönü ve doğrultusu ile bilinebilen niceliklere vektörel büyüklükler denir.
    30 km/saat hızla giden bir tren denildiği zaman, olay net olarak ifade edilmemiş demektir. Hangi yönde gittiği sorusu akla gelmektedir. Örneğin kuzeye doğru 30 km/saat hızla giden tren denilseydi, tam olarak ifade edilmiş olurdu.




    Vektörlerin Gösterimi;

    [​IMG]


    Vektörel büyüklükler şekilde görüldüğü gibi yönlendirilmiş doğru parçası ile gösterilir.

    Bu vektörün dört elemanı vardır.
    1. Uygulama Noktası : Vektörel büyüklüğün uygulandığı noktaya uygulama ya da başlangıç noktası denir. Yukarıdaki vektörün uygulama noktası O noktasıdır.



    2. Büyüklüğü : Vektörün sayısal değerine o vektörün büyüklüğü denir. Şekildeki ölçekli düzlemde verilen K vektörünün büyüklüğü 4 birimdir.

    [​IMG]



    3. Yönü : Vektörel büyüklüğün yönü,doğru parçasının ucuna konulan okun yönündedir. Şekildeki K vektörünün yönü O dan A ya yöneliktir. Veya doğu yönündedir.

    [​IMG]



    4. Doğrultusu : Vektörel büyüklüğün hangi doğrultuda olduğunu gösterir. Şekilde K ile L vektörlerinin yönleri zıt fakat her ikisi de kuzey–güney doğrultusundadır.Buna göre, birbirlerine paralel olan vektörler çakışık olmasalarda doğrultuları aynı olur.

    [​IMG]



    İki Vektörün Eşitliği: Aynı yönlü ve büyüklükleri eşit olan iki vektör birbirine eşittir. Şekilde, K ile L vektörlerinin şiddetleri, yönleri ve doğrultuları eşit olduğu için bu vektörler eşit vektörlerdir. (K = L)

    [​IMG]



    Bir Vektörün Negatifi: Bir K vektörüyle aynı büyüklüğe sahip, fakat yönü K vektörünün tersi olan vektöre, K vektörünün negatifi denir. Yani bir vektör ters döndürüldüğünde o vektörün işareti değişir.

    [​IMG]



    Vektörlerin Taşınması: Bir vektörün büyüklüğünü ve yönünü değiştirmeden bir yerden başka bir yere taşımak mümkündür. Eğer vektörün yönü değiştirilerek taşınırsa, o vektör başka bir vektör olur.

    [​IMG]
  8. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    VEKTÖRLERİN TOPLANMASI ve ÇIKARILMASI


    Vektörlerin toplanmasında çeşitli metodlar kullanılmaktadır. Bu metodlar uç uca ekleme (çokgen) metodu ve paralelkenar metodudur.


    Uç Uca Ekleme (çokgen) Metodu : Uç uca ekleme metoduna göre, vektörlerin doğrultusu, yönü ve büyüklüğü değiştirilmeden, birinin bitiş noktasına diğerinin başlangıç noktası gelecek şekilde uç uca eklenir. Daha sonra ilk vektörün başlangıç noktasından son vektörün bitiş noktasına çizilen vektör toplam vektörü verir.

    [​IMG]



    Şekil – I deki K ve L vektörlerinin toplamı yukarıda açıklandığı gibi yapılırsa, Şekil – II deki gibi K + L toplam vektörü bulunur. Vektörler uç uca eklendiğinde, ilk vektörün başlangıç noktası ile son vektörün bitiş noktası çakışıyorsa, toplam vektör sıfırdır.



    Paralel Kenar Metodu : Paralel kenar metodu ile iki vektörü toplamak için, bu iki vektör uygulama noktaları aynı olacak şekilde bir noktaya taşınır.

    [​IMG]



    K vektörünün bitiş noktasından L ye paralel, L vektörünün bitiş noktasından da K ye paralel çizgiler çizilir. Böylece elde ettiğimiz şekil bir paralelkenar olur. K ve L vektörlerinin çakışık olan başlangıç noktasını paralelkenarın karşı köşesine birleştiren vektör, iki vektörün topl***** eşit olan vektördür.

    [​IMG]



    Vektörlerde Çıkarma: Vektörlerle yapılan çıkarma işlemi,toplama işlemine benzetilerek yapılabilir. Şekil – I de verilen aynı düzlemdeki K ve L vektörlerinden K – L vektörünü yani iki vektörün farkını bulmak için, K + (– L) bağıntısına göre,

    [​IMG]

    L vektörünü ters çevirip Şekil – II deki gibi toplamak gerekir. Eğer L – K vektörü sorulursa, L vektörü aynen alınır, K vektörü ters çevirilip toplanır.

    [​IMG]

  9. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    VEKTÖRLERİN BİLEŞENLERİNE AYRILMASI



    Bir vektörü dik bileşenlerine ayırmak için, vektörün başlangıç noktası, x, y koordinat ekseninin başlangıcına alınır. Şekilde Kvektörünün ucundan x eksenine dik inilir ve başlangıç noktasını bu noktaya birleştiren vektör K nin Kx bileşenidir. Benzer, şekilde y eksenine dik inilerek Ky bileşeni bulunur.
    Kx ve Ky bileşenlerin şiddetini bulmak için iki durum vardır. Eğer vektör şekilde olduğu gibi ölçeklendirilmiş bölmelerle verilmiş ise, bölmeler sayılarak bileşenlerin şiddeti bulunur. Şekildeki K vektörünün bileşenlerinin büyüklüğü, Kx = 4 birim,
    Ky = 3 birimdir.



    Eğer vektör, ölçekli bölmelerle verilmemiş fakat K vektörünün şiddeti ve a açısı verilmiş ise, taralı üçgendeki sinüs ve cosinüs değerlerinden faydalanılanarak bileşenlerin şiddeti bulunur.Taralı üçgenden,
    Kx = K.cosa dır.
    Ky = K.sina dır.


    [​IMG]


    Fizikte en çok kullanılan üçgenlerden birisi de 37, 90, 53 üçgenidir.37° lik açının karşısındaki kenar uzunluğu 3 birim ise, 53° lik açının karşısındaki kenar uzunluğu 4 birimdir. Bu durumda hipotenüs uzunluğu ise 5 birimdir.
    Biz buna aynı zamanda 3, 4, 5 üçgeni diyoruz. Bu değerler, 3, 4, 5 in üst katları ve alt katları olabilir.

    [​IMG]



    Bir vektörün skalerle çarpımı ve skalere bölümüBir vektörün skaler bir sayı ile çarpımı yine bir vektördür. Bu vektörün, yönü ve doğrultusu değişmez, fakat şiddeti skaler sayı katı kadar değişmiş olur.
    Bir vektörün bir skalere bölümü yine bir vektördür. Çarpmada olduğu gibi oluşan yeni vektörün yönü ve doğrultusu değişmez yalnızca şiddeti değişir.


    [​IMG]
  10. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    DALGALAR


    * Esnek bir ortamda meydana getirilen şekil değişimine dalga , bu dalganın esnek ortamda yayılmasına da dalga hareketi denir.
    * Dalgalar enerji taşırlar.

    ** her dalga hareketi titreşim hareketidir fakat her titreşim hareketi dalga değildir.

    * Dalga taşınan , madde değil ; hareket ve ona bağlı enerjidir.

    * Dalgalar yayılmalarına göre Mekanik ve Elektromanyetik olmak üzere ikiye ayrılır.

    * Yayılması için mutlaka bir madde ortamı na ihtiyacı olan dalgalar Mekanik dalgalardır.

    * Yayılmaları için madde ortamı na gerek duymayan dalgalar ise Elektromanyetik dalgalardır.


    * Mekanik dalgalar : Su , hava, deprem vs. dalgaları. Elektromanyetik dalgalar : radyo , televizyon , cep telefonu sinyal , x ışın vs. dalgalarıdır.

    * Bir dalga kaynağının eşit zaman aralıklarında eşit dalgalar üreterek oluşturduğu dalgaya periyodik dalga denir.

    * 2 tepe noktası arası uzaklığa dalga boyu denir.Dalga boyu dalga kaynağına göre değişir.


    * 1 angstrong= 10.10^-10 m'dir.

    * Herhangi bir noktanın tam titreşim yapması için geçen süreye periyot denir.(T)

    * Birim zamanda dalga kaynığının oluşturduğu dalga sayısına frekans denir.(f)

    * T.f=1


    * Dalganın hızı v=λ/T ile bulunur.

    * Dalgalar titreşim doğrultularına göre ve taşıdıkları enerjilere göre gruplanıdırılır.

    * Titreşim doğrultularına göre : 1)Enine dalgalar 2)Boyuna dalgalar

    * Taşıdıkları enerjilere göre : 1) Mekanik dalgalar 2 )Elektromanyetik dalgalar

    * Enine dalgalar: deprem, ışık , yay , su , elektromanyetik dalgalar
    * Boyuna dalgalar : ses , deprem , yay,su

    * Mekanik dalgalar : deprem , su ,yay, ses

    * Elektromanyetik dalgalar : ışık , radyo dalgası , mikrodalga, kızılötesi , morotesi, x ışınları , gama ışınları

    * Titreşim doğrultusuna dik olarak ilerleyen dalgalar enine dalgalar denir.


    Enine dalga :

    [​IMG]


    * Titreşim doğrultusuna paralel olan dalgalara boyuna dalgalar denir.

    Boyuna dalga :

    [​IMG]


    * Yay dalgaları enine ve boyuna dalgalar olmak üzere iki çeşittir.

    * Su dalgaları doğrusal su dalgaları ve dairesel su dalgaları olmak üzere iki çeşittir.

    * Su dalgalarına örnek verecek olursak: doğrusal su dalgası : denizdeki dalga, dairsel su dalgası: suya taş attığınızda oluşan dalga


    * Yer kabuğu içinde biriken enerjinin boşalması ile oluşan kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsması olayına deprem denir.

    * Deprem ile ilgili konuları inceleyen bilim dalına sismoloji denir.Deprem ölçen aletin adı sismograftır.

    * Deprem dalgaları :Yüzey dalgaları ve cisim dalgaları olmak üzere ikiye ayrılır.

    * Cisim dalgaları: P ve S dalgaları

    * Yüzey dalgaları: Love ve Rayleigh dalgaları

    * P dalgası öncül dalgadır , boyuna dalgadır ,deprem kaydeden cihazlara ilk ulaşan dalgadır , yıkım etkisi düşüktür.katı sıvı gaz farketmez hepsinde ilerler.

    * S dalgasında tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik yada çaprazdır.Yıkım etkisi yüksektir.Hızı p dalgasının %60 ı kadardır.Yalnız katı içerisinde ilerler.

    * Love dalgası: Yeri yatay düzlemde hareket ettiren yüzey dalgasıdır.Yüzey dalgalarının en hızlısıdır.Titreşim yönü dalga hareketine diktir.

    * Rayleigh dalgası: Yeryüzünde , bir okyanus yüzeyinde yuvarlanan su dalgası gibi yuvarlanarak ilerleyen yüzey dalgalarına denir.

    * Bu dalgalar aynı zamanda yer yuvarlanması olarak da bilinir.

    * Bu dalgaların genliği çok büyüktür.

    * Depremde hissedilen dalgaların çoğu rayleigh dalgasıdır.



    Bunlar da dalgaların resimleri ;

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


Sayfayı Paylaş