10.Sınıf Baştan Sona Herşey Etkinlikler,Sorular vb.....

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde Meka5121 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. Meka5121

    Meka5121 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0


    Ctrl+F İle Aradığınızı Daha Kolay Bulabilirsiniz

    Aşağılardaki mesajımın birinde eklenti var bu yazdıklarım word belgesi içinde daha düzenli ordan indirebilirsiniz ve o mesajın altında güncel çalışan rapid linki var ordanda indirebilirsiniz



    10.SINIF TÜM ETKİNLİKLER
    TOPOĞRAFYA VE KAYAÇLAR (Yerkabuğunun Ana Maddesi Kayaçlar)
    Tortul Kayaçların Oluşum Evreleri:( Ders kitabı sayfa 9daki resim 9–10-11-12 üzerinden gösterilerek açıklanacak.
    1-Ayrışma – Daha önce var olan kayaçların hava, su, ısı, basınç etkisiyle fiziksel, mekanik ve kimyasal yollarla aşınması, parçalanması, ufalanması ve dağılması aşamasıdır.

    2-Taşınma; Hava, akarsu, dalga ve akıntılar, rüzgâr, buzul etkisiyle yer değiştirme ve bulunulan ilk yerden uzaklaştırılma,

    3-Çökelme –tortullaşma, Birikme-depolanma; dış kuvvetler tarafından taşınan maddelerin sulu ve susuz ortamlarda toplanması ve eriyik haldeki maddelerin çökelmesi aşamasıdır.

    Sulu ortam: deniz, göl, akarsu, bataklık, haliç, lagün, kıyı, delta. Susuz ortam: çöl, dağ, etek ve yamaçları

    4-Taşlaşma; Parçacık ve minerallerin bir bütün olarak bir arada tutulması (çimentolanma, sıkışma, kristalleşme) ( Diyajenez)
    Kayaç döngüsü: Yerkabuğunda önceden oluşmuş kayaların belli koşullar ve etkenler altında başka tür kayalara dönüşmesi veya eriyerek mantoya karışması olayına “ Kayaç Döngüsü” adı verilir.

    Küçük kayaç döngüsü: Bir kayanın başka bir kayaya döndükten sonra tekrar aynı kayaya dönmesi olayıdır. Örnek: Katılaşım Kaya ----- tortul kaya ----- Katılaşım kaya,


    Büyük kayaç döngüsü: Magmanın soğuması ile Katılaşım kayaların oluşması,--- Bunların ayrışıp çökelmesi ile tortul kayalar,---- sıcaklık ve basınç altında değişmesi ile başkalaşım kayalar, --- bunların erimesi ile magma oluşumu ve tekrar soğuyarak Katılaşım kayaların oluşması olayına denir.( Sayfa 13- Şekil 17 açıklanacak)
    LEVHA HAREKETLERİNİN ETKİSİ: DEPREMLER VE VOLKANİZMA, SICAK SU KAYNAKLARI
    Sınıf içi etkinlik:
    Ders kitabında sayfa 18- harita 2 nin çizimi, bunun üzerine dünyadaki volkan(Harita–4), deprem kuşaklarının işlenmesi (Harita–3) ve bu kuşaklarının birbiri ile ilişkililerinin yorumlanması ve açıklanması.
    Bu haritanın incelenmesinden çıkan sonuçlar;
    Gerek deprem hatları, gerekse volkanik alanların ikisinin de levha sınırlarında yoğunlaştığı görülmektedir. Özellikle deprem alanları ile levha sınırları aynen birbiri üzerine oturmaktadır. Volkanik alanlarda genel olarak aynı dağılışa uygun düşmekte, genel olarak ta kavuşan veya ayrılan levhaların sınırlarını takip etmektedir.
    Not: Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Bu alanların çoğu Kıta veya levha sınırlarında yer alır. Genç sıradağlar, Volkanlar, volkanik ada yayları, Okyanus ortası sırtları, Büyük trans form faylar, grabenler, sıcak su kaynakları, deprem zonlarının hemen hepsi bu hatlardadır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun hareket halinde olmasıdır.
    Tektonik depremler özellikle son jeolojik devirlerde oluşmuş arazilerde daha çok görülür. Çünkü bu gibi alanlarda yer katmanları henüz tam yerine oturmamıştır ve kırıklarla parçalanmıştır.
    Sayfa -20 Etkinlik:
    Bazı su kaynakları neden sıcaktır? Sorusu sorularak cevaplar alınacak ve sıcak su kaynaklarının oluşumu açıklanacak.
    Sıcak su kaynakları: Bu sular gerek yeryüzünden yeraltına doğru derinlere doğru sızarak inen gerekse de magmadan hâsıl olan (jüvenil) sulardır.
    Oluşumları: yer kabuğunun faylarla parçalandığı yerlerde yüzeye yakın sıcak alanlar bulunur. ( Magma Sokulumları) Yüzey suları faylar aracılığı ile sıcak alanlara kadar inerek burada magmanın etkisiyle ısınır ve yine fayları takip ederek yüzeye ulaşması sonucu sıcak su kaynakları oluşur.
    Gayzerler ise yeryüzünün fıskiyeleridir. Yerin derinlerinde aşırı ısınan sular buharlaşır ve su buharı basıncı üstlerindeki suları itecek kadar yükselince bu su fışkırma şeklinde dışarı atılır. Fışkırma bir süre sonra basıncın azalması ile durur ve derinlerdeki su buharı basıncı artana kadar kesilir. Basınç artınca tekrar fışkırma oluşur. Bu fışkırma ve durmalar periyodik olarak devam eder.
    Not: Gayzerlerin en iyi örnekleri İzlanda ve Yeni Zelanda’da Volkanizma sonrası faaliyet olarak gözlenmektedir.
    Çevrenizde sıcak su kaynağı var mı? Varsa nasıl faydalanıyorsunuz? Sorusu yöneltilerek, cevaplar alınacak,
    Yaşadığımız bölge ve ilin ülkemizin sıcak su kaynakları yönünden en zengin alanlarından biri olduğu ve Keramet köyü’ndeki ılıca, Yalova Termal Kaplıcaları, Bursa merkezdeki kükürtlü, eski, yeni, Çekirge vb kaplıcaları, İnegöl Oylat, Armutlu kaplıcaları gibi. Örnekler açıklanacak. Bunlardan hem banyo amacıyla, hem hastalıklara şifa amacıyla hem de turizm alanında faydalanıldığı açıklanacak.
    Sayfa- 21 Etkinlik:
    1-Dünya fay haritası ile sıcak su kaynakları haritası arasındaki ilişki:
    İki harita sırasıyla gözlenecek ve arasında sıkı bir bağ olduğu açıklanacak, özellikle sıcak su kaynaklarının fay hatlarında sıralı olduğu belirtilecek ve oluşumları ile fay hatları arasındaki ilişki haritalar ile pekiştirilecek.
    2- Dünya siyasi haritasından faydalanılarak dünya sıcak su kaynakları haritasında boş bırakılan alanlar tamamlanacak.
    Sayfa 22- Etkinlik: 1- Sayfa 19 da bulunan dünya volkanların dağılışı ile sayfa 21 de bulunan sıcak su kaynakları haritası ilişkilendirilecek, sıcak su kaynaklarının önemli bir kısmının da volkanik alanlar da bulunduğu açıklanacak. Ancak tüm sıcak su kaynaklarının volkanik sahalarla örtüşmediği açıklanacak, bazı sıcak su kaynaklanın volkanik sahalarda olmadığı ve oluşumunu tek başına volkanizma ile açıklanamayacağı belirtilecek.
    2- Harita -7 üzerinde sıcak ve soğuk su kaynaklarının işaretlendiği alanlar gözlenecek. A- noktalarındaki su kaynakları kıtaların sabit kısımlarında yer aldığı ve faylanma ve volkanik olayların yoğunlaştığı levha sınırlarından uzakta bulunduğu ve tektonik hareketlerin devam etmediği alanlarda bulunduğu için sularının soğuk olduğu açıklanacak. Buna karşılık, C,D,E noktalarının ise aktif fay hatları ve volkanik olayların yaşandığı levha sınırlarında bulundukları için buralarda sıcak magma etkisiyle ısındıkları açıklanacak.
    Sayfa 22- Tablo 7- ve şekil 8 incelenecek ve boşlukları doldurulacak.
    DOĞADAKİ ÜÇ UNSUR: SU KAYNAKLARI,
    Sayfa 28- Hazırlık Çalışmaları:
    1- Çevrenizde hangi su kaynakları bulunmaktadır?
    Denizler, Göller, Akarsular, Yeraltı Suları ve Kaynaklar bulunmaktadır.
    2- Yeryüzündeki başlıca su kaynakları nelerdir? Bunlardan çevrenizde bulunanlar hangileridir?
    Yeryüzünde Okyanuslar ve Denizler, Göller, Barajlar, Akarsular, Yeraltı Suları ve Kaynaklar bulunmaktadır. Ancak yakın çevremizde bunlardan okyanuslar bulunmamaktadır.
    Sayfa 28-Etkinlik:1- Su kaynaklarının hepsi birbiri ile yakın bir ilişki içinde olup, su döngüsü ile birbirine bağlıdır. Su döngüsü ile birbirlerini beslemektedirler.
    2- Okyanus ve denizler ile bazı göllerde acı su veya tuzlu su olarak, akarsu ve göllerin bazıları ile yeraltı sularının genelinde tatlı su olarak, ayrıca kutup bölgelerinde ve yüksek dağ zirvelerinde katı su ( buz) olarak, Atmosferde ise su buharı( Gaz) olarak bulunmaktadır.
    3- Dünyadaki yeraltı ve yer üstü su kaynakları su kaynakları kavram haritası:
    Sayfa 29- Etkinlik: Dünyada suların dağılımı grafikleri ve tatlı su dağılım haritaları incelenecek;
    Not: Dünyada sular alan ve kütle olarak fazla olmasına karşı insanın kullanabileceği tatlı su miktarı oldukça azdır. Yeryüzündeki su kaynaklarının % 97 denizlerin ve okyanusların tuzlu sularından oluşur. Su kaynaklarının % 3’i kadarı tatlıdır. Tatlı suların %68 den fazlası buzullar ve buzul dağlarında bulunur.%31,4 ü yeraltı sularında % 0,3 ü ise yüzey sularıdır. Yüzey sularının da %87 si göllerde, % 11’i ,% 2’si nehirlerde bulunmaktadır.
    Ancak insanlar tarafından kullanılan sular kimyasal maddeler, fabrika atıkları, nükleer atıklar, tarım ilaçları, yapay gübreler vb. unsurlarla kirletilirler. Kirletilen bu sular yağışlarla yeraltı suyu ve içme sularına karışır. Doğal döngü içinde de yeterince temizlenemez ve canlılar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
    1- Yeryüzünde su kaynakları dengesiz bir şekilde dağılmıştır. Özellikle de tatlı su miktarı oldukça düşüktür.
    2- Yeryüzünde en fazla suya sahip kaynak okyanuslardır.
    3- Yeryüzünde en fazla tatlı suya sahip alanlar: Kuzey Amerika Özellikle kanada, Orta ve Güney Amerika, Avrupa’nın kuzey i ve yer yer batı kesimleri, Asya’nın kuzeyi özellikle Sibirya, Asya’nın güneyi ve güneyindeki ekvatoral yağışa sahip adalar ( Endonezya, Malezya, Filipinler vb.), Avustralya kıtaları tatlı suların en fazla olduğu sahalardır.
    Yeryüzünde en az tatlı suya sahip alanlar: Tatlı su kaynağı az olan yerler özellikle dönenceler çevrelerinde yer alan çöl alanlarıdır. Özellikle Kuzey Afrika( Büyük Sahra), Afrika’nın Doğu ve güney kısımları( Kenya, Güney Afrika ( Kalahari Çölü),Zimbapve,) Asya’da Arabistan çöl bölgesi, Pakistan, Avrupa’da Polonya çevresi kişi başına tatlı miktarının en az olduğun yerlerdir.
    4-Yeryüzündeki tatlı su kaynakları giderek azalmaktadır. Gerek iklim şartlarında meydana gelen değişmeler, gerekse insanoğlunun doğal dengeyi bozması ve çölleşme, ayrıca her geçen gün artan aşırı nüfus ve artan tatlı su ihtiyacı, gerekse de çevre kirlenmesinin her geçen gün hızla artması tatlı suları azalmakta ve ihtiyacında sürekli artması tatlı su kaynaklarının tükenmekte olduğunu göstermektedir.
    Örnek: Ülkemizde kişi başına yıllık yenilenebilir tatlı su miktarı sürekli düşmektedir. 1955 ‘ de 8503 metreküp, 1990 ‘da 3026 metreküp, 2025 ‘de 2186 metreküp olacağı tahmin edilmektedir.
    Sayfa: 30 – etkinlik:
    1- Dünyada kara ve denizlerin oranları: Dünya alanının % 71 lik kısmını kaplarlar. ( 361 milyon km² si deniz ve okyanus, 149 milyon km² si karadır. ) Tek başına büyük okyanus tüm karalardan fazladır.
    2- Okyanusların büyüklüğe göre sıralanışı: 1- Büyük Okyanus: 180 milyon km² ( % 50), 2- Atlas Okyanusu: 106 milyon km² ( %29), 3- Hint Okyanusu: 75 milyon km² ( %21) alana sahiptir.
    3- Okyanus isimleri sayfa 30- harita 2- üzerine yerleştirilecek.
    4- Büyük Okyanus: Kuzey ve Güney Amerika, Antarktika, Asya, Avustralya,
    Atlas Okyanusu: Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Antarktika
    Hint Okyanusu: Afrika, Asya, Antarktika, Avustralya,
    5-Okyanuslar en çok Güney Yarımkürede yer almaktadır.( % 81 deniz ve okyanus, %19 ‘u kara), Kuzey Yarımkürede ise (% 61 deniz ve okyanus, %39 ‘u kara) okyanuslar oran olarak fazla olmasına rağmen karalar güney yarımküreden daha fazladır.
    Sayfa–31 de yer alan performans ödevi öğrencilere verilerek göller konusuna geçilecek.
    Sayfa- 36- Etkinlik çalışması:
    1- Yeraltı sularını besleyen kaynaklar: 1-Yağışlar, 2-Akarsular ve göller, 3-Eriyen kar ve buz sularıdır.
    2- Yeraltı suları kayaların çatlaklarından veya tabakaların yamaç, vadi, faylar tarafından kesildiği yerlerden, ya da çeşitli şekillerde insanların açtığı kuyulardan yeryüzüne çıkar. Yeraltı sularının kendiliğinden yüzeye çıktığı yerlere de “kaynak” ( Göze, eşme, memba, pınar)denir.
    3- Kaynak sularının kalitesi, suyun geldiği yerdeki kayanın kimyasal özelliğine bağlıdır. Silisli kayalardan çıkan kaynak suları, çözünmüş kireç içermediği için içme suyu olarak kullanılmaya uygundur. (Örneğin Uludağ, İzmir, Tokat, Niksar olduğu gibi). Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli, jipsli arazilerden çıkan kaynak suları acı olduğu için içme suyu olarak kullanılmaya elverişli değildir.
    4-Yakın çevremizde artezyen kaynaklar, yamaç, tabaka ve vadi kaynakları ile fay kaynakları bulunmaktadır. Artezyen kuyularından çekilen sularla içme ve tarımda sulamada, fay kaynaklarından sağlık ve turizmde, diğerlerinden ise içme ve kullanmada faydalanılmaktadır.
    5- Yeraltı sularının önemi: 1- İçme ve kullanma suyu temininde, 2- Yarı kurak ülkemizde yaz kuraklığında tarım alanlarının sulanması, 3- Sağlık ve turizm açısından önemli yeri vardır. 4- Kültür balıkçılığı ve son yıllarda paketlenip ihracatta önemli yer tutar.
    DOĞADAKİ ÜÇ UNSUR: TOPRAK OLUŞUMU ( TOPRAĞIN HİKÂYESİ)
    Sayfa- 38- Hazırlık çalışmaları.
    1- Yeryüzünde farklı renklerde toprakların bulunmasının nedenleri?
    Bunun en büyük nedeni iklim şartlarıdır. Çünkü farklı iklim şartlarında farklı sıcaklık ve yağış şartları vardır. Bitki örtüleri ve toprağa verdikleri organik madde miktarları da farklıdır.
    Genel olarak bitki örtülerinin gür olduğu bölgelerde bitki kalıntıları toprağa karışarak koyu renk almasına yol açmaktadır. Buna karşılık bitki örtüsünce fakir alanlarda humus miktarı az olan sahalarda toprak açık renkli olmaktadır.
    Soğuk ve nemli bölgelerde bitki örtülerinin kalıntıları sıcaklık yetersiz olduğu için ayrışamamakta ve toprağın üst kısmında organik madde katı olarak birikip koyu renkli toprakları oluşturmaktadır.
    Ayrıca sıcak ve yağışlı bölgelerde toprak aşırı şekilde yıkanmaktadır. Buda bitki kalıntılarını götürmektedir ve rengi açmaktadır. Bundan başka bir olayda sıcak kuşak alanlarında toprak içinde bulunan demir ve alüminyum elementler oksitlenerek toprakların kızıl renk almasına yol açmaktadır.
    Ana kayanın farklı yapılarda olması da üzerinde oluşan topraklara damgasını vurabilmektedir. Özellikle bu durum kurak ve yarı kurak bölgelerde daha etkili olabilmektedir.

    2- 1 cm. kalınlıkta bir toprak oluşabilmesi için ne kadar süre geçmesi gereklidir?
    Toprak oluşumu oldukça uzun bir süreçtir. 1 cm. kalınlıkta toprak için yüzlerce yıl geçmesi gerekir ( 200- 1000 yıl arası). Ana kayanın ayrışması, ayrışan bu kısma canlıların yerleşmesi, canlıların kalıntılarının humusa dönüşmesi, toprağa başka maddelerin katılması ve toprakta yıkanma –birikme olaylarının oluşup toprak katmanlarının meydana geldiği olgun bir toprak profiline ulaşmak için yüzlerce yıllık süreye ihtiyaç vardır. Ayrıca bunda yaşanan şartlar ( İklim, arazi, ana kaya yapısı) uygun değilse bu süre binlerce yıla kadar uzayabilmektedir.
    Sayfa: 39- Ders içi etkinlik:
    1-Soğuk bardak içine sıcak su doldurulduğunda bardak çatlar. Neden?
    Sıcaklık farkının fazla olması ve sıcaklığın ani değişmesi sonucu genleşme için yeterli vakti olmaması sonucu bardak çatlar.
    2- Aynı olaylar kayaçlar üzerinde nasıl etkili olabilmektedir?
    Aynı olaylar kayaçlar üzerinde farklı etkiye sahip olabilmektedir. Çünkü kayaçların yapıları, kimyasal dokuları ve aşınmaya karşı dirençleri ve içerisindeki mineral yapıları farklıdır. Bazı kayalar kimyasal özelliklerinden dolayı sıcaklık ve suyla eriyebilmektedir. Bazıları ise eriyememektedir.
    Bazı kayaların aşınmaya karşı direnci düşük olup ( Kumtaşı kil taşı, marn gibi) kolay parçalanmaktadır. Bazı kayalarda aşınmaya karşı dirençli olup ( Granit, mermer vb) ayrışması çok uzun sürebilmektedir.
    Bazı kayaların yapıları çok silisli olup bunlar ayrıştığında bitki besin maddesi az olmakta( granit), bazıları ise besin maddesi yönünden zengin olmakta( bazalt, Volkanik tüf) buda bitkilerin yerleşmesi, organik madde oluşumu ve toprak gelişimini yakından etkileyebilmektedir.
    3-Fizikse parçalanma etkili olmuştur. Burada iklimin sıcaklık etkisi kendini göstermiştir. Bu bölgede sıcaklık faklarının fazla olması bu tür çözülmeye yol açmaktadır.
    4- Şekerin ve tuzun suda çözünmesi fiziksel çözülmeye örnektir.


    Sayfa- 40- etkinlik:
    1-Grafiklerden birincisi- yıllık yağış miktarı çok, kurak mevsim yok, azami yağışlar sonbahar aylarında, yıllık sıcaklık farkları azdır. Kışları ılık ve yazları fazla sıcak değildir. Bu özelliği ile Karadeniz İklimi ( Ilıman Okyanusal) grafiğidir.
    İkinci grafikte yıllık yağış miktarı oldukça az, yaz ayları kuraklık var, azami yağışlar ilkbahar aylarında, yıllık sıcaklık farkları oldukça fazla, kışları sıcaklıklar oldukça az, yazları ise sıcaklık fazladır. Bu özelliği ile Karasal iklim (Orta Kuşak Step) grafiğidir.
    2- Bun bölgelerde toprak oluşumu etkileyen en önemli faktörler iklim, bitki örtüsüdür.
    3- Toprak oluşumunu etkileyen faktörlerde üzerinde ayrıntılı açıklama yapılacaktır.
    4-Birinci bölge Karadeniz ikliminde kimyasal ayrışma n plandadır. Çünkü burada yıllık sıcaklık farkları az, ayrıca yıl boyu bol yağış vardır.
    İkici bölgede fiziksel ayrışma fazladır. Çünkü yıllık sıcaklık farkları fazladır. Yağış azdır ve yıla eşit dağılmamıştır.
    Sayfa – 41- Etkinlik: 1-A bölgesi eğimli ve ayrışan iri parçalar bitki ve canlılar tarafından yeterince ufalanamadan taşınmaktadır. B bölgesinde ise arazi düz toprak sabit taşınamamakta, canlı ve bitkiler daha fazla ayrıştırmakta ve ince malzemelerden oluşmaktadır.
    2- A bölgesinde eğim fazla ayrışma yeterince olamamakta, bitkilerin tutunması zor olmakta, B bölgesi ise düz bir yapıda ayrışan malzeme taşınmamakta yerinde kalmakta ve daha kalın kalmaktadır.
    3- A bölgesi daha yüksek ve nem azdır. A bölgesinde günlük sıcaklık farkları fazladır.
    Sayfa- 42- Etkinlik: 1- Toprağın üst kısmında organik madde olmasından dolayı.
    2-A katmanı, Çünkü burası besin maddesi yönünden zengin, bitkilere zararlı olabilecek tuz kireç vb. maddelerce yıkanmış, geçirgen kısımdır.
    3- Çünkü bu derinlerden çıkmakta ve toprağın alt katlarından oluşmaktadır. Bu topraklar organik ve besin maddesince fakir ve üstten yıkanan zararlı maddelerin biriktiği kısımlardır.
    DOĞADAKİ ÜÇ UNSUR: TOPRAK TÜRLERİ
    Etkinlik Çalışması: 1-
    İklim Bölgesi Bitki örtüsü Toprak tipi
    Ekvatoral iklim Ekvatoral ormanlar Laterit
    Akdeniz İklimi Maki Terra Rossa
    Nemli serin ( Ilıman Karasal) İğne yapraklı orman( Tayga) Podzol
    Tundra Tundra bitkileri Tundra toprakları
    Yarı kurak ( Karasal –Step) Bozkır Kahverengi ve kestane renkli top.
    Okyanusal İklim Geniş yapraklı ormanlar Kahverengi orman toprakları
    Çöl İklimi Çöl bitkileri Çöl toprakları
    Karasal- yarı nemli ( serin) Çayır Çernezyom
    (DOĞADAKİ ÜÇ UNSUR) BİTKİLERİN ÖZELLİKLERİ VE SINIFLANDIRILMASI
    Etkinlik- Dünyada bitki örtülerinin dağılışı haritasının incelenerek aşağıdaki soruları cevaplanması istenecek.
    1-Akdeniz kıyılarında yetişen maki bitkileri niçin Avustralya’da ve Güney Afrika’da Kap bölgesinde yetişmektedir?
    — Bu alanların ortak özelliği dünyada 30–40 enlemleri arasında görülen, yazı kurak karakterli yarı kurak Akdeniz ikliminin görüldüğü alanlardır. Maki bitkileri bu iklime uymuş ve bu iklimin karakteristik bitkileridir. Dolayısıyla buralarda aynı iklim şartlarının görülmesi asıl nedendir.

    2- Dönenceler çevresinde bitki örtüleri neden çok seyrektir?
    — Dönenceler çevresi özellikle 30 º kuzey ve güney enlemleri çevresi dünyamızda sürekli yüksek basınç sahalarıdır. Bu özellikten dolayı havanın sürekli alçalıcı özellikte ve uzaklaşıcı karakterde olması nemli havaların girmesine cephe oluşumuna engel olmakta ve buralarda yeryüzünün en kurak alanları olan sıcak çölleri oluşturmuştur. Çöl bölgeleri su yokluğu ve sıcaklık şartlarından dolayı bitki örtüsünün çok seyrek olduğu alanlardır.

    3-Dünya bitki dağılışı haritasına bakarak yeryüzünde en çok yağış alan yerler nerelerdir? Belirleyiniz.
    Ekvatoral Bölge: Yıl boyunca ısınmanın fazla olması nedeniyle yükselim yağışları görülür. Bu bölgede karşılaşan kuzey ve güney alizeleri de yükselim yağışlarına yol açar. Her mevsim yağışlı olan ekvatoral bölgede, Mart ve Eylül aylarında yağış miktarı artar. Yıllık yağış toplamı 2000 mm civarındadır.
    Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda, Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında, Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.
    Muson Asyası: Yaz musonlarının etkisiyle yaz aylarında bol yağış alır. Yağışlar, yamaç yağışı şeklindedir. Kış ayları genellikle kurak geçer. Yıllık yağış miktarı 2000 mm. nin üstündedir.
    Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında, Madagaskar’ın doğusunda, Avustralya’nın kuzeydoğusunda,
    Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.
    Orta Kuşak Karaların Batı Kıyıları: Her mevsimin yağışlı olduğu bölgelerdir. Kış yağışlarının nedeni gezici alçak basınç ve buna bağlı cephe sistemleridir. Dağlık kıyılarda yer şekilleri yağış miktarını artırıcı etki yapar. Ayrıca bu kıyılar batı rüzgârları ve sıcak su akıntılarının etkisi altıdadır.
    Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında, Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında, Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında, Yeni Zelanda’da, Afrika’nın güneyinde, Avustralya’nın doğusunda, Tasmanya’da görülür.
    Kuzey Amerika Kıtası’nın doğu kıyısında tropikal siklonlar nedeniyle çok yağış görülür.
    DOĞADAKİ ÜÇ UNSUR) BİTKİLERİN DAĞILIŞI
    Etkinlik: Bu açıklamalardan sonra dünyada bitki örtülerinin coğrafi dağılışı haritasından faydalanarak bitkilerin özellikleri ve yeryüzünde nerelerde yoğunlaştıkları dünya siyasi ve fiziki haritalarında yaralanılarak çıkarılacak.

    Bitki örtüsü Özelliği Yeryüzündeki dağılışı
    Ekvatoral Yağmur ormanları  Sıcaklık ve nem koşullarından dolayı sık ormanlar gelişmiştir ve ormanlar her zaman yeşildir. Orman ağaçları çok gürdür(50–60 m). Balta girmemiş ormanlar olarak adlandırılır.
     İklime uyum sağlamak için terleme yüzeyleri geniş ve gözeneklidir.
     Ağaçlardan düşen dal ve yaprakların sıcak nemli ortamda çürümesi sonucu hoş olmayan bir koku etrafa yayılır.
     Bu ormanların görüldüğü yerler her mevsim yağışlı özellikte ve yıllık yağış miktarı 2000 mm ‘nin üstündedir.
     Bitkiler yayvan yapraklı ve yapraklarını dökmeyen ağaçlardır. Bitki çeşitliliği çok fazladır. Orman altı sarmaşık ve otsu bitkilerle(Liyan, Epifit) kaplıdır.
    Orman altı florası da çok zengindir.  Ekvatorun 10 kuzey 10 güney enlemleri arasında 1000m kadar yükseltiye kadar etkilidir.
     Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda ( Berzilya),
     Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,
     Güney Doğu Asya Adaları (Endonezya ) belirgin olarak görüldüğü yerlerdir. Malezya, Endonezya, Filipinler, Papua Yeni Gine’de etkilidir.
     Avustralya’nın kuzeyinde görülür.

    Muson Ormanları  Muson iklim bölgesinde bulunan ormanlardır. Bunlar Ekvatoral ormanlar gibi gür ve sık ormanlardır. Ancak içinde yer alan tür sayısı bakımından ekvatoral ormanlardan fakirdir.
     Yıllık yağış miktarı 2000 mm civarındadır. Yaz ayları yağışlı, kış ayları kurak geçer. Yıllık yağışın % 85 ‘i yaz aylarında olduğu için yazın yeşil, kışın yaprak döken ormanlardır.
     Muson ormanlarının ağacı teak ağacıdır.
     Bitki örtüsü yağışların bol olduğu alanlarda kışın yaprağını döken muson ormanları, etrafında çalılar ve az yağış alan yerlerde ise savanlar yaygındır.  Güneydoğu ve Doğu Asya da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam, Endonezya, Doğu Çin, Kore, Filipinler,
     Avustralya’nın kuzeybatısı,
     Güneydoğu Afrika da görülür. Madagaskar’ın doğusunda,
     Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

    Orta Kuşağın karışık ormanları
     Orta kuşak okyanusal İklim bölgesinde görülen bitki örtüsüdür. Bu ormanlar geniş yapraklı ve iğne yapraklı ağaçların bir arada bulunduğu bitkilerdir.
     Yıllık yağış miktarı 1000- 1500 mm civarındadır.
     Ağaç türü, sayısı ve ağaçların büyüklükleri bakımından da ekvatoral ve muson ormanları kadar zengin ve büyük değildirler.  Batı Rüzgârları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür. Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,
     Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir.
     Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında, Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,
     Avustralya’nın doğusunda, Yeni Zelanda’da,
     Afrika’nın güneyinde,
    Tayga Ormanları  Orta kuşakta karasal iklimin sert özellikte görüldüğü ve yağışın bol olduğu nemli alanlarında görülen ormanlardır.
     Bu iklimde kışlar çok sert geçtiği için ağaçlar soğuğa dayanıklı yaprak dökmeyen iğne yapraklı ağaçlardır.
     Yağışın çoğu yazın düşer. En az yağış kışın düşmektedir ve kar şeklindedir. Kışların aşırı soğuk olması nedeniyle havadaki nem miktarının azalması ve yüksek basıncın etkisi yağışları azaltır. Yaz mevsiminde havanın ısınması nedeniyle oluşan termik kaynaklı alçak basınçlar konveksiyonel karakterde yağışların oluşmasını sağlar.
     Yıllık yağış ortalaması 500–600 mm civarındadır  Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür.
     Orta ve doğu Avrupa
     Asya’nın kuzeyi(Kuzey Çin’de, Mançurya’da, Rusya’da, Orta Sibirya’da görülür.)
     ABD nin kuzeyinde ve Kanada’da,.
     Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.








    Makiler  Makiler yaz kuraklığına dayanıklı kısa boylu bodur ağaç ve çalılardan oluşan ( yabani zeytin, defne, kocayemiş, mersin, keçiboynuzu, sandal, zakkum, akçakesme, kermez meşesi, Süpürge çalısı, taş meşesi, bodur ardıç vb.) Akdeniz iklimin doğal bitki örtüsüdür.
     Maki yaz kuraklığına dayanıklı bitkiler olup kış soğuklarına fazla dayanıklı değildir. Yaprakları kalın, güneşe dönük yüzleri parlak, terlemeyi sağlayan stomaları az ve küçük olması ile suyu iktisatlı kullanarak yaz kuraklığına dayanır.
    Makiler genelde kızılçam ormanlarının yok edildiği yerlerde oluşurlar ve genelde kıyıda 500–800 m yukarılara kadar çıkabilir.
     Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ( Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.),
     Avustralya’nın güneybatısı,
     Güney Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi,
     Şili’nin orta kesimleri,
     Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.
    En geniş anlamıyla 30–40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyılarında görülür.
    Savanlar  Tropikal iklim bölgesinin bitki örtüsüdür.
     Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır.
     Savan bitki örtüsü içinde ağaçlar ve ağaç kümeleri görülür. Genelde buralarda ki ağaçlar kurakçıl veya kuraklığa dayanıklı türlerdir.
     Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür. Galeri Ormanları: Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50–100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.
     Kurak geçen dönemlerde ağaçlar yapraklarını döker.
     Güneş ışınlarının dik geldiği yaz döneminde konveksiyonel yağışlar görülür, Kış aylarında Subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir. Bu nedenle yazı yağışlı kışı kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1500 mm arasındadır.
     Yağış grafiği birbirinin tersidir. Yağışlar güneş ışınlarının dik olarak geldiği dönemde daha fazladır KYK de Haziran, GYK de Aralık ayında yağış daha fazladır.  Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında görülür (10–20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür)
     Güney ve Orta Afrika, (Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında) Sudan,
     Güney Amerika‘da Brezilya’da, Venezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir.
     Orta Amerika
     Kuzey Avustralya’da,
     Madagaskar’ın batısında görülür.

    Bozkır ( Step)  Bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur. Buna step (bozkır) bitki örtüsü denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir.
     Bozkır bitki örtüsü içinde geven, deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır.
     Step ikliminde yağış miktarı orman gelişimi için yeterli değildir.
     Bu iklimin etki alanlarından akarsu boylarında şeritler halinde kavak ve söğütler yaygındır.
    Orta kuşak tipinde kar yağışları ve don olayı görülür nem oranı düşüktür yağış rejimi düzensizdir. İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara ANTROPOJEN BOZKIR denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından-böyle alanlarda-yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.  Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür.
     Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.
     Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.
     Gece ile gündüz yaz ile kış arasında büyük sıcaklık farkının görüldüğü kara içlerine gidildikçe bu fark şiddetlenerek artar.



    Çayırlar  Orta kuşakta karasal iklim bölgesinin yarı nemli sahalarında ve yüksek dağlarda orman ve ağaç yetişme üst sınırının üstende görülen ve yaz boyu yeşil kalan ve bozkırlardan daha uzun boylu bitki örtülerine çayır denir.
     Yazları serin ve yağışlı geçmesi otların kurumasını önleyerek yeşil kalmalarını ve uzun boylu olmalarını sağlamaktadır.
     Bunların orman üst sınırından sonra görülenlere dağ çayırları denir.
    Bu bitkiler Sıcak ve ılıman bölgelerde yüksek dağlık sahalarda sıcakların ağaç yetişmeye yetmediği yüksek kesimlerinde, Ayrıca yazı yağışlı karasal alanlarda görülmektedir.
    Ayrıca soğuk karasal iklimde yazı yağışlı alanlarda yağışın nispeten az olduğu sahalarda, ABD’nin KD. Kanada’da, Kuzey Çin’de, Rusya’da,
    Orta Sibirya’da görülür.

    Tundra  Tundra iklim bölgesinde düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardan oluşan bitki topluluğudur.
     Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır. Kışlar çok soğuk ve uzun geçer. Toprak kış aylarında donmuş haldedir. Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve oluşan bataklıklarda tundra adı verilen sezonluk ot ve çayır türü bitkiler yetişir.
     Tundra kutba en yakın bitki örtüsüdür.  Yaklaşık olarak 70–80 enlemleri çevresinde görülür.
     Asya’da, Sibirya
     Avrupa’da, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde,
     Kuzey Amerika’da Kanada’nın kuzey kısımlarında,
     Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.
     Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır.

    Çöl Bitkileri
     Kum örtüleri altında veya kayalıklardan oluşan bu bölgelerde yıllık yağışlar yok denecek kadar azdır. ( 200 mm nin altında)
     Buralarda bitkiler çok seyrektir. Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl kaktüsler, otlar ve çalılardan oluşur.
     Bu bölgelerde kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır.
     Ayrıca yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.
     Afrika’nın kuzeyi (Büyük sahra), Kalahari, Namib çölleri, Afrika’nın güney batısındaki Namib ve Kalahari çölleri,
     Ortadoğu’da Necef Çölü, Suriye çölü, Arabistan yarım adası, Basra körfezi çevresi,
     Hindistan’ın kuzeybatısı (Tar çölü),
     Orta Asya’da Gobi, Taklamakan, Kara kum, Kızıl kum Çölleri,
     Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Gobbon ve Gibson, Büyük kum, Victoria çölleri
     Güney Amerika’daki Patagonya Atacama, Peru çölleri K. Amerika’daki Arizona, Gila, Meksika, Sanaron çölleridir.

    ETKİNLİK: Şekildeki iklim grafiklerini inceleyerek hangi iklim bölgesine ait oldukları ve bitki örtülerini yazınız.

    Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin grafiğidir. Bitki örtüsü makiler olup yükseklerde ormanlar görülür.






    Yazları yağışlı, kışları kurak olan ancak yıl boyu sıcak olan tropikal iklimin grafiğidir. Buralarda savan bitkileri yer alır. Ayrıca akarsu boylarında Galeri ormanları görülür.







    Yazları sıcak kurak kışları soğuk karlı yağışa sahip karasal iklim ( Step) grafiğidir. Bu iklimde azami yağışlar ilkbahar aylarında görülmektedir. Bu iklimin bitki örtüsü bozkırlardır. (step)








    Bu grafik yıl boyu sıcak ve yağışlı olan ekvatoral iklimin grafiği olup, bu iklimin bitki örtüsü ekvatoral ormanlardır.





    Etkinlik: 1-Bitkilerin Ekvatordan Kutuplara doğru farklı kuşaklar oluşturmasının nedenleri nelerdir?
    Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık ve yağış şartları birbirinden farklı iklim kuşakları bulunmaktadır. Her bitkinin kendine has bir iklim isteği özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür. Bu nedenle bitkiler kuşaklaşma gösterir.
    2- Bitkilerin yükseltinin artması ile aşağıdan yukarı doğru farklı kuşaklar oluşturmasının nedenleri nelerdir?
    Atmosferde alçaklardan yukarı doğru çıkıldıkça sıcaklık azalmaktadır. Bundan dolayı yukarılara doğru sıcaklık isteği az ve soğuğa dayanıklı bitkiler, ayrıca yukarı doğru yağış arttığı için suyu nemi seven bitkiler yukarılara doğru sıralanacaktır. Bu nedenle aşağıda sıcaklık isteği fazla ve su isteği az bitkiler bulunurken, yukarıda soğuğu seven ve dayanıklı ve su isteği bitkiler kümeleşir.
    NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI VE NÜFUSUN ÖNEMİ
    Etkinlik Çalışması: (S–56)
    Nüfus Nüfus miktarı
    Erkek nüfusu 22.200.000
    Kadın nüfusu 21.800.000
    Kır nüfusu 24.000.000
    Kent nüfusu 20.000.000
    Çalışan Nüfus 15.000.000
    Çalışmayan Nüfus 29.000.000
    Okur- yazar Nüfus 39.600.000

    1- Okuma -Yazma bilmeyenlerin sayısını bulunuz.
    22.200.000 + 21.800.000 = 44.000.000 ( Toplam nüfus)
    44.000.000 – 39.600.000 = 4.400.000
    2- Çalışan ve çalışmayan nüfusu göz önünde bulundurarak işsizlik oranını bulunuz.
    44.000.000 nüfusun 29.000.000 milyonu çalışmamaktadır. Bu nüfusun % 65,9 unun çalışmadığını ortaya koyar.
    3- Bu ülkede nüfusun % 54. 5 i kırsal kesimde yaşamaktadır. Nüfusun çoğunun kırsal alanda yaşadığı ülkelerde halkın en temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ancak kır nüfusu ile kent nüfusu arasındaki farkın fazla olmaması bu ülkenin gelişmekte olan bir ülke olduğunu ortaya koyar. Bu ülkelerde tarım ve hayvancılık ana geçim kaynağı olmakla birlikte sanayim ve hizmetler sektörlerinin de gelişmekte olduğu ve nüfusun yavaş yavaş bu sektörlere kaymaya başladığı da söylenebilir.
    Etkinlik Çalışması:

    20. yüzyıl öncesi nüfus sayımlarının amaçları Modern nüfus sayımlarının amaçları
    • Asker sayısını belirlemek,
    • Vergi yükümlülerini belirlemek
    • Devlete belirli hizmetler yapmakla yükümlü memur ve sipahilere bırakılan gelir kaynaklarının nicelik ve değişmelerini saptamak amacıyla,
    • Tarım ve arazi konularında bilgi toplanmaya çalışılması, • Okuma yazma bilmeyen nüfusun belirlenmesi ve buna göre okuma yazma seferberliğine başlanması,
    • İşsizlerin sayısının belirlenmesi ve buna göre iş sahalarının açılması,
    • Okula başlayacak çocuk sayısının belirlenmesi ve ona göre okul ve derslik yapılması,
    • Ülkelerin ihtiyacı olan öğretmen, doktor, mühendis vb. ihtiyacını belirlemek,
    • Ülkelerin nüfus artış hızını tespit etmek ve nüfus planlamasının yapılması veya nüfus artırma çalışmalarına başlanması,
    • Ülke kaynaklarının tespiti ve nüfusa göre kullanımının planlanması,
    • Ülkelerde meydana gelen nüfus hareketlerini tespit etmek ve bunun ortaya koyacağı sonuçlara gerekli önlemler almak,
    • Asker sayısı ve askerlik sürelerinin belirlenmesi,

    DÜNYA NÜFUSUNUN TARİHSEL DEĞİŞİMİ VE ARTIŞI DEĞİŞİMİ
    Hazırlık çalışmaları:
    1- Dünyada ne kadar insan yaşamaktadır?
    2000- yılı itibari ile 6.060 milyar olup, günümüzde 6,5 milyarın üzerindedir.2006- 6.644.000.000(Kasım)
    2-Dünyada nüfus artışında etkili olan faktörler nelerdir?
    Nüfus artışını etkileyen faktörler: 1- Doğumlar. 2- Ölümler, 3- Göçler, 4- Ülkenin sınırlarındaki değişiklikler.
    II. SAAT: Etkinlik Çalışması:
    Yıllar Dünya nüfusu
    1000 310 milyon
    1250 400 milyon
    1650 500 milyon
    1700 610 milyon
    1750 790 milyon
    1800 980 milyon
    1850 1.260 milyar
    1900 1.650 milyar
    1910 1.750 milyar
    1920 1.860 milyar
    1930 2.070 milyar
    1940 2.300 milyar
    1950 2.520 milyar
    1960 3.020 milyar
    1970 3.700 milyar
    1980 4.440 milyar
    1990 5.270 milyar
    2000 6.060 milyar
    1- Hangi yıldan sonra dünya nüfusundaki artış belirginleşmiştir?
    1950 yılından sonra en fazla nüfus artışlı o1muştur.
    Dünyada özellikle 1800 yılından sonra dünya hızlı bir nüfus bir artış dönemine girmiştir. Dünyada nüfus on bin yıldır artışını sürdürmektedir. En fazla nüfus artışı son 200 yılda olmuştur. Halen dünya nüfus artışı sürmektedir.

    2- 1930- 1950 yılları arasında nüfus artında meydana gelen yavaşlamanın nedenleri nelerdir?
    Bu dönem dünyada siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar dönemidir. Bunun öncesinde 1914- 1918 yılları arası yaşanan 1. Dünya Savaşı ve bunun ortaya koyduğu ekonomik, siyasi ve sosyal yıkımları etkisi henüz bitmeden dünyanın 1930 lu yıllardan sonra başlayan siyasi çekişmeler ve 1940 ta başlayan II. Dünya savaşı yıllarının ortaya koyduğun siyasi sosyal, ekonomik sorunlar, mal ve can kayıpları ve hastalık ve ölümlerdir. Bu yıllarda güvende olmayan insanlarda doğumlar azalmış, genç nüfus silâhaltında oluğu evlilikler azalmış ve savaşın yol açtığı yıkımlar ve can kayıplarıdır.

    3–1960 yılından sonra dünya nüfusu daha hızlı bir artış sürecine girmesinin nedenleri nelerdir?
    1- Tarımdaki Gelişme ve Endüstrileşme: Tarım ve endüstri alanındaki gelişmelere yasam koşullarının iyileşmesini sağlamıştır. Böylece kötü beslenmeden kaynaklanan ölümler azalmıştır.(Gelir düzeyinin artması, Beslenme düzeyinin artması)
    2- Tıp Bilimindeki gelişmeler: Tıp bilimindeki gelişmelere bağlı olarak doğum oranlarının artması ve ölüm oranlarının azalması nüfus artışına yol açmıştır.(Aşılama çalışmalarının artması, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması),
    3-Teknolojik Gelişmeler: Teknolojik gelişmeler, yasam koşullarını iyileştirerek, nüfus artışına dolaylı olarak etki eder.
    4-Kadınların eğilim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,
    5- Güvenli ve yeterli su imkânlarının artması,
    Etkinlik Çalışması:
    1- Dünya nüfusu ile ilgili verilen tahminler gerçekleşebilir mi?
    Özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanan nüfus artışının düşük olması hatta bazı ülkelerde yaşanan nüfus gerilemesi, bazı gelişmiş ülkelerin nüfus artışı için çabalara girmiş olması ( Örnek: Rusya 2. çocuktan sonrası için çocuk başına 9000 dolar ailelere yardım, ayrıca ilk etapta da Rusya dışındaki 300.000 Rus’un ülkeye getirilmesi için çaba sar etmektedir. Yine Dünyada en iyi nüfus kontrolü nüfusu en çok olan Çin’ de yapılıyor olması) tahminlerin gerçekleşebileceğini göstermektedir.

    2-Gelecekte dünya nüfusu nasıl bir seyir gösterecektir?
    Gelecekte dünya nüfusu bu günküne göre daha yavaş ve planlı bir şekilde artacaktır. Bu da artışta bir yavaşlamaya neden olacaktır.
    Dünya nüfusunun yıllık artış hızı 1950–1968 arasında ölüm oranının düşmesi nedeniyle 1965’de maksimum noktaya ulaşmış, yüzde 2.06’lık bir hızla 33 yılda dünya nüfusu iki katına çıkmıştır. Bu hız 1995’de yüzde 1.57’ye düşmüştür. 30 yıllık bu yavaşlama bütün dünya nüfusunun değişim sürecinin ikinci evresine girdiğinin yani yavaşlama dönemine girdiğinin göstergesidir.

    3- Gelecekte dünya nüfusunu en çok etkileyecek ülkeler hangi gelişme düzeyindedir?
    Bunda en çok gelişmekte olan ülkeler etkili olacaktır. Çünkü şu anda artışta en büyük paylar bunlara aittir. Gelecekte hızlı artışın devam edip etmemesi bu ülkelerin nüfus artışlarının düzeyleri ile belli olacaktır. Eğer bunlar nüfus planlamasına daha erken ve daha sıkı şekilde girerse yavaşlama kısa sürede, tersinde ise daha uzun zamana yayılmasına ve dünyada nüfus probleminin daha büyük olmasına yol açacaktır.
    Nüfus ülkeler için güç kaynağımıdır? Konulu beyin fırtınası yaptırılarak konu tamamlanacak.

    NÜFUSUN DAĞILIŞI VE BUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER( DÜNYADA NÜFUSUN ALANSAL DAĞILIŞI)
    Etkinlik Çalışması: Dünya nüfus dağılışı haritası incelenerek aşağıdaki sorular cevaplandırılacak:
    1- Haritada oklarla gösterilen alanlarda nüfusun seyrek veya sık nüfuslu olansın nedenlerinin açıklanması;
    A- Amazon Ormanları: Yıl boyu bol yağışlı ve aşırı sıcaktır. Buralarda çok sık ve gür yağmur ormanları bulunur. Ormanların tabanları güneş görmez ve aşırı nem, küf ve hastalıklar mevcuttur. Tarım yapılacak arazi yoktur. Burarda yaşam şartları iletişim ve ulaşım çok zordur. Diğer ekonomik faaliyetlerde gelişmemiştir. Bu yüzden nüfus ve yerleşmeye uygun değildirler.

    B- Batı Avrupa: Burada iklim şartları ılımandır. Yağışlar yeterince vardır. Arazileri düz ve tarıma elverişlidir.
    Buralarda madencilik, endüstri ve ticaret çok gelişmiştir.

    C- Himalaya dağları: Buraları çok yüksek sahalardır. Yüksek olmasından dolayı çok soğuk ve kar yağışlı sert bir karasal iklim özellikleri görülür. Ayrıca belli yükseklerden sonra buzullarla kaplıdır. Yükseklikten dolayı, belli yükseltiden sonra tarım, yerleşme, orman ve üst sınırlara ulaşılır. Arazi dağlık ve engebeli tarım alanları yok denilecek kadar azdır. Dağlık olması ve şiddetli kış şartlarından dolayı ulaşım çok zordur. İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır.

    D-Güneydoğu Asya: Buralarda sıcak karakterli muson iklimi etkilidir. Sıcaklık ve yağış bol ve tarıma uygun önemli ovalar ve düzlük alanlar bulunur. Ayrıca buralar tarihten kaynaklanan eski dünya olmasından dolayı da eskiden beri terleşme alanlarıdır. Buralarda zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları bulunur. Bu bölge ülkeleri nüfus özelliği olarak eğitim seviyesi az ve doğum oranlarının yüksek olduğu ülkelerdir. Bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır.

    E- Kutup Bölgesi- Antarktika: Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Soğuk iklim şartlarında oluşan örtü buzulları ile kaplıdır. Gerek iklim şartları olumsuzluğu, gerekse de toprağın olmaması ve diğer geçim kaynaklarının bulunmamasından dolayı, kalın buzullarla kaplı nüfuslanmamıştır. Yani nüfus yönünden boştur.

    F-Sahra Çölü: Buralar yeryüzünün sıcak ve kurak alanlarıdır. Gerek yağış ve su yetersizliği, gerekse aşırı sıcaklık ve sıcaklık farkları, kum fırtınaları, toprak oluşumunun olmaması gibi nedenlerle başta tarım olmak üzere ekonomik faaliyetlere uygun sahalar değildirler. insanlarin yaşamasına ve yerleşmesine uygun olmayan bu tür alanlar nüfuslanmamıştır. Yani nüfus yönünden boş alanlardır. Ancak vaha adı verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür.

    2- Nüfusun dağılışında belirtilen yerlerin hangilerinde doğal ekteler etkili olmuştur.
    Nüfus dağılışı haritasında bakılarak Amazon bölgesi, Sahra Çölü, Himalaya dağları, Kutup Bölgesi- Antarktika,

    3-Dünya nüfusunun genelde kıtaların kenar kesimlerinde yoğun, iç kesimlerde seyrek olma nedenleri nelerdir?
    Kıyalarda deniz ve okyanusların etkisiyle ılıman ve yağışlı iklimler vardır. Bu iklimler tarım ürünlerinin bol ve çeşitli olduğu yerlerdir, ayrıca bu kıyılarda akarsuların oluşturduğu en verimli topraklar olan delta ovarlı bulunur. Kıyı bölgelerin dünyanın diğer kesimleri ile bağlantılarını sağlayan ulaşım imkânları geniştir. Bu nedenle kıyılar sık nüfuslu, buna karşılık yağışların az, kuraklığın fazla olduğu, sıcaklıkların yetersiz olduğu iç bölgelerde ekonomik faaliyetler sınırlıdır. Denizden uzaklaşıldıkça bu özellikler iyice belirginleşir. Bu nedenle iç kesimlerde nüfus daha seyrektir.

    4-Amazon ve Nil Dünyanın en önemli nehirleri iken Amazon Havzası seyrek, Nil Havzası neden sık nüfusludur:
    Amazon havzası: Buralarda çok sık ve gür yağmur ormanları bulunur. Ormanların tabanları güneş görmez ve aşırı nem, küf ve hastalıklar mevcuttur. Tarım yapılacak arazi yoktur. Burarda yaşam şartları iletişim ve ulaşım çok zordur. Diğer ekonomik faaliyetlerde gelişmemiştir. Bu yüzden nüfus ve yerleşmeye uygun değildirler.
    Nil Havzası: Orta kuşakta yer alıp daha çok ılıman karakterli iklimlerin etkisindedir. Ayrıca Nil Havzası yağmur Ormanları gibi araziyi sık kaplayan ve tarım alanlarını kapatan bir bitki örtüsüne sahip değildir. Nil Havzasında çok verimli ve düzlük ovalık alanlar mevcuttur. Yaz Kuraklığının yaşandığı alanlara da Nil hayat verir.
    Bu yüzden çok sık nüfusludur.

    Dünya üzerinde en sık ve seyrek nüfuslanmış yerler ve nedenleri:
    A- Sık Nüfuslanmış Yerler: Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yasama koşulları taşıyan ılıman iklim kuşağında toplanmıştır.
    Muson Asyası: Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede, bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünya’nın en kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. ( tarım) Japonya: Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisiyle sık nüfuslanmıştır.
    Akarsu Havzaları: Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır. Akarsu boyları enleme göre farklı nüfus yo¬ğunluğuna sahiptir. Örneğin sıcak kuşakta Amazon, Kongo nehirlerinin havzası seyrek nüfuslu iken, orta kuşakta, Tuna, Ren, Fırat nehirlerinin havzası yoğun nüfusludur.
    Güney ve batı Avrupa: Madencilik, endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa’nın bütünü sık nüfuslanmıştır.
    Amerika: Kuzey Amerika’nın kuzeydoğu kıyıları; Sanayi, tarım imkânları, deniz etkisi, uygun iklim şartları ve ulaşım kolaylığı.
    B- Seyrek Nüfuslanmış Yerler
    İklim koşullarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun çok az olduğu, tenha yerlerdir.
    Soğuk Bölgeler: Kuzey Kutup Dairesi içinde bulunan Gröndland, Alaska, Kanada’nın Kuzeyi, İskandinav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.
    Yüksek Dağlar: İklim koşullarının her türlü ekonomik faaliyeti, özellikle tarımı sınırlamasına bağlı olarak seyrek nüfuslanmıştır. ( Himalayalar9
    Sıcak ve Nemli Ekvatoral Bölgeler: Tropikal kuşakta, Amazon, Kongo havzaları gibi alçak yerler, yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik, sık ormanlar ve geniş alan kaplayan bataklıklar nedeniyle az nüfuslanmıştır.
    C-Nüfuslanmamış Yerler
    İklim ve zemin koşulları nedeniyle insanlarin yerleşmesine elverişli olmayan, nüfuslanmamış yerlerdir.
    Kutup Bölgeleri: Güney Kutup Bölgesi’nde bulunan Antarktika Kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzullarla kaplı bir kıta olduğu için nüfuslanmamıştır.
    Bataklıklar: Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeniyle, toprağın çok ıslak olduğu, yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyeti sınırlandırdıkları için nüfuslanmamıştır.
    Çöller: Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük Sahra, Arabistan, Kalahari, Avusturalya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki Iran, Kızıllkum, Kara kum, Taklamakan ve Gobi çölleri, insanlarin yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu nedenle nüfuslanmamıştır. Ancak vaha adi verilen sulak yerlerde az da olsa nüfuslanma görülür
    Yıllar Kıtalar
    Afrika Asya Avrupa Amerika Okyanusya Dünya(Toplam)
    1750 106 502 163 18 2 791
    1800 107 635 203 31 2 978
    1850 111 809 276 64 2 1262
    1900 133 947 408 156 6 1650
    1950 221 1402 547 339 13 2522
    1960 276 1628 661 439 16 3020
    1970 377 2050 720 532 19 3698
    1980 492 2518 778 628 23 4439
    1990 657 3018 798 769 27 5269
    2000 811 3554 809 853 31 6059
    2005 897 3800 805 875 33 6410
    Yılara göre nüfusun kıtalara dağılışı ( Milyon kişi)

    Etkinlik Çalışması: Aşağıdaki Soruları tablodaki verilere göre cevaplandırınız.
    1–1750- 1050 yılları arasında nüfusu en çok artış gösteren kıtalar hangileridir.
    Asya ve Avrupa Kıtalarıdır. Bu kıtalar sayıca en çok artışı göstermiştir. Bunun nedenleri Asya kıtasındaki yüksek doğum oranları, Avrupa’da ise sanayi inkılâbından sonra insan yaşam düzeyleri ve sağlık şartlarında meydana gelen iyileşmeler ve ortalama ömrün uzamasıdır.
    2-Amerika kıtasında nüfus hangi yıllar arasında önemli bir değişme göstermiştir?
    En yüksek artışlar1900- 1950 yılları arasında olmuştur. Bunun nedenleri ise Güney Amerika ülkelerinde meydana gelen yüksek doğum oranları ile kıtanın diğer kıtalardan almış olduğu yüksek sayılardaki göçerdir.
    3–1750–1900 yılları arasında Avrupa kıtasında nüfusun önemli bir şekilde artış göstererek değişim yapmasının nedenleri nelerdir?
    Sanayi inkılâbın bu kıtada ortaya çıkması ve bunun sonucunda başlayan ekonomik gelişmeler, teknolojik gelişmeler ve sağlık ve yaşam koşullarının iyileşmesi sonucu ömrün uzamasıdır.

    4–1960 yılından sonra tüm kıtalarda meydana gelen nüfus artışının ortak nedenleri nelerdir?
    Bu dönemde tüm dünya genelinde nüfus arışının genel nedeni insanlığın yaşam düzeyinin ilerlemesi ve ömrün uzamasıdır. Paleolotik ve Neolitik dönemde ortalama insan ömrü 30 yıl civarında iken; Avrupa ve Kuzey Amerika’da bu yıllarda başlayan ölüm hızının düşmesi gelişmekte olan ülkelerde günümüzde hızla devam etmektedir. Gelişmemiş ülkelerde 1950–1990 arasında çocuk ölümleri üçte iki oranında azaldı. 41 yaşı bulmayan ömür süresi 60 yıla çıktı. Gelişmiş ülkelerde bir asırda varılan bu noktaya üçüncü dünya 40 yılda geldi. Bu da dünya genelinde ömrün uzaması ve nüfusun daha fazla artmasına neden olmaktadır.
    Asya kıtasının nüfusu son 50 yıl içinde iki katına çıkmıştır. Bu kıta dünya nüfusunun % 58 lik kısmını barındırmaktadır. Bu kıtada henüz doğum oranları oldukça yüksektir.
    Avrupa kıtasında ise nüfus artışı Asya kıtası kadar değildir. Hatta bu kıtada nüfus düşme eğilimindedir. Bunun en büyük nedeni kıtadaki doğum oranının az olmasıdır.
    Etkinlik Çalışması:



















    1- Dünya Nüfusu kıtalara göre farklı dağılım göstermesinin nedenleri nelerdir?
    Bu kıtaların insan yaşamı açısından farklı doğal özelliklerden kaynaklanmakla birlikte, özellikle de son yıllardaki kıtalardaki doğum oranlarının farkından kaynaklanmaktadır. Eskiden beri yerleşme sahası olan ayrıca doğum oranları yüksek olan ve insan ömrünün de uzamasıyla Asya, Afrika, Güney Amerika’da hızlı bir artma yönünde değişim yaşanırken, buna karşılık Avrupa, Kuzey Amerika’da ise doğum oranları düşme eğiliminden dolayı farlılıklar yol açmaktadır. Karaların geniş yer tutması nedeniyle Dünya nüfusunun yarıdan fazlası Kuzey Yarımkürede yaşar.

    2- Yoğun Nüfuslu ülkeleri siyasi harita ve nüfus yoğunluğu haritasından faydalanarak tespit ediniz.

    Asya’da; Hindistan, Japonya, Endonezya, Malezya, Bangladeş, Tayvan, Güney Kore, Kuzey Kore, Japonya, Filipinler, Pakistan, Vietnam, Tayland, Birmanya( Burma), Laos, Kamboçya, Nepal, Bhutan
    Avrupa’da; İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Danimarka ( Gröndland hariç), İtalya, Almanya, İsviçre, Avusturya, İspanya, Portekiz, Gürcistan, Ukrayna, Romanya, Macaristan, Çek Cum. Slovakya, Polonya vb.
    Afrika’da; Güney Afrika, Sierra Leone, Liberya, Fildişi Sahili, Gana, Togo, Benin, Nijerya, Senegal, Gine, Zambiya vb.
    Amerika’da: A.B.D. doğu kıyıları ve batı kıyıları, Meksika, Guatemala, Honduras, Nikaragua, Kostarika, Panama, Kolombiya, Venezuela, Brezilya doğu kıyıları,
    Avustralya’nın güneydoğu kıyıları,



    3- Nüfus artışının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Tartışma

    Nüfus artışı hızının az olması;
    A- Nüfus sayısı azalır.
    B- Yaşlı nüfus artarak, nüfus dinamik özelliğini yitirir.
    C- İş gücü Azalması veya sıkıntısı başlar.
    D- Ülkenin geleceği tehlikeye girer.

    Nüfus artışı (artış hızının yüksek olması) olumlu etkilere de yol açabilmektedir.
    A-Mal ve hizmetlere talep artar. B-Yeni sanayi kollarının doğmasına yol açar.
    C-İşçi ücretleri düşer D- Vergi gelirleri artar.
    E-Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır. F-Askeri açıdan savunmada önemlidir.

    Nüfusun aşırı artması birtakım sıkıntılara neden olur.
    1. Milli gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar. ( Milli gelirin azalması, demografik yatırımların artması)
    2. İşsizliği arttırır.
    3.Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırıp çalışanların yükünü artırır.
    4. Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.
    5.Gelir dağılımındaki dengesizliği arttırır. ( Düşük gelirli ailelerde çocuk sayısı daha fazladır)
    6- Kişi başına düşen milli gelir payı azalır.
    7- Dengeli beslenmeyi zorlaştırır.
    8- Eğitim, sağlık ve alt yapı hizmetlerini aksatır, yetersiz kalmasına neden olur. Belediye hizmetleri zorlaşır.
    9- Konut yetersizliği; çarpık kentleşme ve çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.
    10- Doğal kaynakların aşırı kullanımı ile doğal kaynaklar tez tükenir.
    11- Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.
    NÜFUS ARTIŞINDA ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER ( DÜNYADA NÜFUS ARTIŞI)
    Hazırlık çalışmaları soruları cevaplandırılarak konuya başlanacak,
    1- Dünyanın her yerinde nüfus artış hızı aynımıdır?
    Aynı değildir. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızları düşük iken, gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışlarının hızları daha yüksektir.
    2-Nüfus artışını etkileyen etmenleri araştırınız.
    Nüfus Artışını Etkileyen Faktörler:
    a) Doğurganlık ve ölüm oranları,
    b) Göç hareketleri,
    c) Sağlık alanındaki ilerlemeler(Aşılama, Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili ilaçların bulunması)
    d) Beslenme imkânları,
    e) Eğitim seviyesinin durumu,
    f) Yaşam standartlarının yüksekliği (Gelir düzeyinin artması)
    g) Nüfus planlaması çalışmalarının yapılma düzeyi,
    h) Savaşların azalması,
    i) Kadınların eğitim düzeyinin ve ekonomik bağımsızlıklarının artması,
    j) Ülke sınırlarındaki değişmelerdir.
    Dünya nüfus artış oranları
    Yıllar Artış Oranları (%)
    1950 1,47
    1955 1,89
    1960 1,33
    1965 2,07
    1970 2,07
    1975 1,73
    1980 1,69
    1985 1,70
    1990 1,58
    1995 1,38
    2000 1,22
    2005 1,15
    Etkinlik Çalışması:
    1- Nüfus arştı Hangi yıllar arasında daha yüksektir?
    1965- 1970 yılları arasında daha etkilidir.
    2-Nüfus artış oranları hangi yıllardan itibaren düşmeye başlamıştır?
    1975 li yıllardan sonra düzenli bir şekilde düşmeye başlamıştır.
    3-En az artışlar hangi yıllar arasında olmuştur?
    2000- 2005 yıllarda en az olmuştur.











    Ülke Doğum Oranı %0 Ölüm Oranı %0 Doğal artış
    Çin 21 7 14
    Hindistan 31 10 21
    Fransa 13 10 3
    Japonya 12 8 4
    Kenya 47 10 37
    Meksika 17 6 11
    İngiltere 14 12 2
    ABD 14 9 5
    Türkiye
    2004 19,1 6,2 12.9
    1. Boşlukları doğal artış oranları ile doldurunuz.
    2. Doğal artış oranı en yüksek ülke hangisidir. ( Kenya)
    3. Doğal artış oranı en az olan ülke hangisidir? ( İngiltere)
    4. En dengeli nüfus hangi ülkeye aittir? ( İngiltere)
    Gelişmiş ülkelerde doğum oranlarına örnekler.
    Rusya’da Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    İsveç’te kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.53 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    Çin’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.82 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    ABD’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.06 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    İngiltere’de Kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    Japonya’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 1.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini),
    Gelişmemiş ülkelerde bu oranlar ileri ülkelere göre yüksek olmakla beraber son yılarda önemli düşüşler olmaktadır. Bu ülkelerde doğurganlık oranı 1970 lerde 6,7 den, 2,6 ya kadar düşmüştür. Gelişmemiş ülkelerde doğum oranlarına örnekler:
    Zimbabwe’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı 3.28 çocuk (2001 tahmini) ,
    Uganda’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı 6.88 çocuk (2001 tahmini),
    Sudan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 5.35 çocuk
    Somali’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 7.11 çocuk
    Suudi Arabistan’da kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk,
    Honduras’ta kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 4.15 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
    Türkiye’de kadın başına Ortalama çocuk sayısı: 2.46 bebek (2002 tahminleri), 2004 yılı için - 2,21

    Etkinlik Çalışması:
    1-Doğurganlık oranlarında düşüşün nedenleri nelerdir?
    1- Eğitim seviyesinin artması,
    2- Nüfus planlamasının yapılmaya başlanması,
    3- Kadının çalışma hayatındaki yerinin artması,
    4- Sanayileşme ve kentleşmenin etkileri,
    5- Kişi başına düşen milli gelir miktarının artması ve yaşam şartlarının iyileşmesi,
    Doğurganlık hızı, eğitime, kültüre ve ekonomik gelişime bağlı olarak değişir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, eğitim ve kültür düzeyinin geri olduğu ülke ve bölgelerde doğurganlık hızı fazladır. Ayrıca kırsal kesimde doğurganlık hızı kentlere göre daha yüksektir. Doğurganlık oranları kadınların yaşı ve eğitimi, çalışma hayatındaki yerine göre değişir. Kadınların eğitimi yükseldikçe, yaşı arttıkça, çalışma hayatında yer aldıkça doğum oranları düşmektedir.
    2-Nüfusun değişiminde etkin olan faktörler nelerdir?
    1- Doğumlar. 2- Ölümler. 3- Göçler. 4- Ülke sınırlarında meydana gelen değişmeler.
    3-Ülkelerin hayat standartlarının yükselmesi doğum ve ölüm oranlarını nasıl etkilemektedir?
    Ülkelerde hayat standardı yükseldikçe sanayileşme ve kentleşme arttıkça ve sağlık ve beslenme şartları iyileşmeye, eğitim seviyeleri artmaya ve kadınlar çalış hayatına girmeye başlayacaktır. Bu özellikler doğum oranlarının azalmasına neden olacaktır.
    Bu sayılan şartlar insan ömrünü uzatacak ve ölümleri azaltacaktır.

    Etkinlik Çalışması: Ülkelerin nüfus artışları sadece doğum ve ölümlere bağlı değildir.

    Jamaika Hong-Kong
    Doğum oranı %0 27 Doğum oranı %0 18
    Ölüm oranı %0 6 Ölüm oranı %0 5
    Doğal artış %021 Doğal artış %0 13
    Gerçek yıllık nüfus artışı %0 12 Gerçek yıllık nüfus artışı %0 33
    Burada Jamaika’da doğal artış %0 21 iken Gerçek artışın %0 12 olması bu ülkenin dışarı göç verdiğini gösterir. (% 09 nüfus göç vermiştir); Buna karşılık Hong- Kong ta ise doğal artış % 013 iken, gerçek artışın % 33 olması burada ülkenin dışarıdan göç aldığını gösterir.
    Etkinlik Çalışması:
    1-Dünyanın her tarafında nüfus artış oranları aynımıdır?
    Her yerde nüfus artış oranları aynı değildir.
    2-Nüfus artışının yüksek olduğu ülkeler veya alanlar nerelerdir?
    Afrika ülkeleri, Orta doğu ülkeleri, Güney ve güney doğu Asya ülkeleri, Latin ve Orta Amerika ülkeleri ( Arabistan, Kenya, Kuveyt, Nijerya, Andora, Libya, Suriye vb.)
    Bu ülkelerde en önemli artış nedeni doğum oralarının çok yüksek olması, Ayrıca bu ülkelerde de hayat şartlarının iyileşerek ömrün uzaması da son yıllarda artış etkili olmaktadır.
    3-Nüfus artış oranlarının düşük olduğu ülkeler hangileri ve nedenleri?
    ABD, Rusya, Kuzey ve Batı Avrupa ülkeleri, Kazakistan, Balkan ülkeleri, Yeni Zelanda vb.
    Bu ülkelerde artışın düşük olmasın en büyük doğum oranlarının düşük olmasıdır.
    4- Nüfus artışları gelecekte nasıl bir seyir izleyecektir?
    Dünyada nüfus artışlarının çoğunun gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanması beklenmektedir. Dünya nüfusunu 2 milyardan 5 milyara çıkaran ilk büyüme dalgasından sonra, Dünyada önümüzdeki otuz yılda hızlı atış devam edecektir.( 1995’den 2025’e kadar) Bu da 5,7 milyar insandan 8,3 milyar nüfusa ulaşması demektir.
    Dünya nüfusunun çoğunun bulunduğu Merkez üssü Asya olan kuzey( Asya, Avrupa ) nüfus ağırlığı, gelecek yıllarda yön değiştirip; güneye ( Afrika Ve güney Amerika) kayacaktır. Bu kadar eşitsiz bir dağılım 30 yıl içerisinde yeryüzünün şeklini bir hayli değiştirecektir.
    Afrika nüfusu 1950 de 221 milyondan önündeki 70 yılda yani 2020 lerde1,6 milyara çıkarak tam 7 kat artması beklenmektedir. Latin Amerika’nın nüfusun da 4,5 kat artış göstermesi, Bu iki kıta 2025 yılında dünya nüfusunun yüzde 28’ini barındırıyor olması beklenmektedir. Oysa 1950 yılında iki kıtada dünya nüfusunun sadece yüzde 15’i yaşıyordu.
    Avrupa’ya gelince kıta 1950 yılında dünya nüfusunun yüzde 16’sına sahipti. Kıtada nüfus artışının yavaşlaması hatta bazı ülkelerde durağan veya eksilen yapıda olmasından dolayı dünya nüfusu içindeki payı azalarak 2025 yılında de sadece yüzde 6’sına sahip olacaktır. Asya’nın en kalabalık 18 ülkesi 1950’de 1,2 milyar insan barındırırken 2030 yılında 4,3 milyar insanı barındıracaktır. İleriki on yıllarda karşılaşacak zorluklar geçmişin demografik nedenlerinden ileri gelecektir.
    Güney ülkeleri ( Afrika Ve güney Amerika) bir taraftan nüfuslarının büyük oranda arttığını görülürken, öte yandan, doğurganlığın hızlı düşüş göstermesi ve ortalama ömrün uzamasından dolayı nüfus yapılarında yaşlıların oranının yükseldiğini de göreceklerdir.
    Çin’de 1957–1990 arsı 15 yaşından küçük olanların toplam nüfus içindeki payı yüzde 40’dan yüzde 26’ya düşmüş, 2020 yılında da yüzde 12’ye düşecektir. 65 yaşından büyük olanların Çin nüfusundaki oranı 1990’da yüzde 6 iken, 2025 yılında iki misline çıkacak yüzde 13 oranıyla Avrupa seviyesine ulaşacaktır. Bu gelişim Avrupa’da yüz yıl sürerken Çin ve diğer bazı güney ülkelerinde aynı gelişim sadece 25 yılda gerçekleşecektir.
    Dünya nüfusu 2025 yılında 8,5 milyar ve 2075 yılında da 9 milyar civarı, 2150 de 9,5- 10 milyar civarında olacağı tahmin edilmektedir.
    Doğurganlık Oranı En Yüksek Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı – Binde olarak)

    NİJER 54 LİBERYA 50
    Çad 50 Uganda 48
    Angola 48 Somali 47
    Burkina Faso 47

    Doğurganlık Oranı En Düşük Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı – Binde olarak)

    MAURİTİUS 17 SEYŞELLER 18
    Tunus 22 Fas 23
    GAC 25 Mısır 26

    Ortalama Yaşam Süresi En Kısa Afrika Ülkeleri ( 2000 yılı)

    MALAWİ 39 RUANDA 39
    Mozambik 40 Zimbabwe 40
    Nijer 41 Uganda 42

    NÜFUS YAPISI ( NÜFUS PİRAMİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ)
    . Hazırlık çalışması:
    1- Ülkelerin nüfus özelliklerini gösteren araçlar neler olabilir?
    O ülkelerin nüfus istatistikleri, bu istatistiklerden faydalanarak yapılan nüfus piramitleri, diğer nüfus özelliklerini açıklayan grafikler, nüfusla ilgili dağılışları gösteren haritalar, diyagramlar.
    Bir ülkede nüfusun sayısı ve yoğunluğundan daha önemli olan nüfusun yapısıdır. Bir ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumu hakkında bilgi edinmek için ülkenin nüfus yapısından yararlanılır. Nüfusun yapısını belirleyen özellikler:
    • Nüfusun Yaş Gruplarına ve Cinsiyete Göre Dağılımı,
    • Etkin (çalışan) Nüfusun Sektörlere Dağılımı,
    • Nüfusun Gelir Durumu,
    • Nüfusun Eğitim Durumu,
    • Nüfusun Kır ve Kentlere Dağılımı,
    Etkinli çalışması: ders kitabında nüfus verileri verilen iki ülkeye ait nüfus piramitleri derste milimetrik kâğıt üzerine çizdirilerek yorumlama ve karşılaştırma yapılacak.
    I. Ülke II. Ülke
    Yaş grubu Erkek nüfus Kadın- nüfus Erkek nüfus Kadın nüfus
    0–4 3.396.690 3.188.132 2.017.912 1.914.023
    5–9 3.485.746 3.270.871 2.139.525 2.029.996
    10–14 3.570.657 3.307.999 2.423.633 2.297.594
    15–19 3.691.218 3.518.257 2.363.968 2.245.855
    20–24 3.426.714 3.263.432 2.320.283 2.205.839
    25–29 2.976.430 2.918.825 2.591.090 2.455.278
    30–34 2.552.370 2.457.808 3.538.485 3.323.956
    35–39 2.453.579 2.400.808 3.721.845 3.491.953
    40–44 2.083.531 1.985.225 3.235.895 3.081.802
    45–49 1.710.757 1.658.012 2.866.916 2.818.848
    50–54 1.356.391 1.360.958 2.427.481 2.384.465
    55–59 1.016.254 1.042.168 2.578.764 2.584.227
    60–64 864.299 964.989 2.748.227 2.865.388
    65–69 794.881 850.636 1.930.520 2.165.780
    70–74 517.870 654.773 1.513.843 2.053.121
    75–79 254.443 323.154 940.942 1.902.152
    80–84 98.797 147.895 790.549 2.217.852
    85 yaş üstü 83.572 132.928 690.258 869.458
    Etkinlik Çalışması:
    1- Piramit çizimi
    2-Tablodaki veriler ve bu piramide bakarak bu ülkelerin nüfusları ile ilgili hangi özellikleri belirleyebiliriz.
    Nüfus piramitlerinden neler elde edilir:
    1- Ülkelerin toplam nüfusu,
    2- Kadın erkek sayıları ve toplam nüfusa oranları,
    3- Nüfus basamakları ( Çocuk, yetişkin, yaşlı) ve bunların birbirlerine oranları
    4- Ülkedeki doğum ve ölüm oranları,
    5-Çalışma çağındaki nüfus miktarı ve tüketici nüfusa oranı,
    6- Ülkelerin gelişmişlik düzeyi,
    7- Ülkelerin farklı yıllarda ki grafikleri karşılaştırılarak nüfus yapısında meydana gelen gelişmeler gözlenebilir.
    8- Ülkelere göre nüfus hareketleri gözlenebilir.
    3- Belirlenen özelliklerden bu ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile ilgili neler söyleyebiliriz.
    I. Ülkenin nüfus piramidi düzgün üçgene benzemektedir. Bu piramitte, doğum ve ölüm oranlarının yüksek olduğu, geri kalmış ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir.
    II: Ülkenin nüfus piramidi Arı kovanına benzer şekildedir. Bu piramit doğum ve ölüm oranlarının düşük olduğu, endüstrisi gelişmiş ülkelerin nüfus yapısını göstermektedir.
    4- Bu tür piramitlere benzer özellikteki ülkeler belirleyiniz.
    1. piramide örnek olarak, İran, Irak, Somali, Uganda, Libya, Arabistan, Kenya, Bangladeş vb
    2. Piramide benzer, İngiltere, Fransa, ABD, Kanada, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, İsviçre vb.
    Etkinlik Çalışması: Aşağıdaki grafikleri verilen bir ülkenin nüfus grafiği 1. grafikten 2. grafiğe dönmüştür. Bu ülkede nüfusun yapısında nasıl bir değişiklik olmuştur.

    1-Bu ülkede doğumlar azalmıştır.
    2-Ölüm oranı düşmüştür.
    3- Çocuk yaştaki nüfus azalmıştır.
    4-Çalışma çağındaki nüfus( Yetişkin) artmıştır.
    5-Yaşlı nüfusun sayısı artmıştır.
    6-Ortalama ömür uzamıştır.
    7-Yaşlı nüfus içindeki kadın nüfus oranı artmıştır.
    8-Bu ülkede ekonomi gelişmiş, sanayileşme artmıştır. Sağlık hizmetleri ve hayat standardı artmıştır.
    Sonuç: Bu ülke gelişmekte olan bir ülke konumundan gelişmiş bir ülke konumuna geçmiştir.

    Etkinlik Çalışması: Dünyada beklenen ortalama yaşam süresinin dağılışı haritası incelenerek,
    1- Ortalama yaşam süresinin en yüksek olduğu kıta ve ülkeleri bulunuz,
    Avusturalya, Yeni Zelanda,
    Kuzey Amerika ( Kanada, ABD) Meksika, Güney Amerika’da Şili, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Kolombiya, Ekvator, Kostarika, Venezuela, Panama, Fransız Guyana’sı.
    Neden: Bu ülkelerde sağlık şarlarının ve beslenme şartlarının çok iyi durumda bulunması, ölüm oranlarının düşük olması en önemli etkendir.
    Avrupa’da: Kuzey Avrupa ülkeleri ( Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka) Batı Avrupa’da İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, Almanya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Avusturya, İsviçre, Güneyde İtalya, Yunanistan,
    Asya’da Çin, Japonya, Güney Kore, Malezya, Filipinler

    2- Ortalama yaşam süresinin en düşük olduğu kıta ve ülkeleri bulunuz,
    Afrika Kıtası, ( Kuzey Afrika Dışında tamamı), Asya’da Hindistan, Yemen, Irak, Kazakistan, Papua Yeni Gine, Nepal, Bangladeş, Kamboçya, Laos, Vietnam
    Neden: Bu ülkelerde sağlık ve beslenme şartlarının iyi olmaması, önemli bir kısmının açlık çekmesi, salgın hastalıklara maruz kalmaları ve bir kısmı da sürekli savaşların içinde olması.

    3- Ülkemizin ortalama ömür yönünden durumu ve diğer ülkeler arasındaki yeri nedir.
    Ülkemiz 65- 69 yıl olan ortalama ömür grubuna girmektedir. Ülkemiz hayat seviyesi çok iyi olan ülkelere göre az olmakla beraber, gelişmemiş ülkelerden daha iyi durumdadır.
    DİE verilerine göre 2004 yılı itibari ile Erkeklerde 68,8yıl, kadınlarda 73,6, toplam ortalamada 71,1yıl olarak tahmin edilmektedir.
    Etkinlik Çalışması:
    1-Bir ülkenin kalkınmasında nüfus nasıl bir etkiye sahiptir?
    Nüfus artışı ekonomiye yaptığı olumlu katkılar: 1.Mal ve hizmetlere talep artar. 2.Yeni sanayi kollarının doğmasına yol açar, 3.İşçi ücretleri düşer, 4. Vergi gelirleri artar. 5.Piyasa genişler, yeni yatırım sahaları açılır, 6.Askeri savunmada önemlidir
    Nüfus artış hızı düşük olursa ne gibi sonuçlara yol açar:
    1- Nüfus sayısı azalır.2- Yaşlı nüfus artarak, nüfus dinamik özelliğini yitirir.3- İş gücü Azalması veya sıkıntısı başlar. 4- Ülkenin geleceği tehlikeye girer.
    Nüfusun fazla olması:1.İşsizlik sorununu oluşmasına, 2.milli gelirden alınan payın azalması, 3-Ülke kalkınma hızının düşmesine, 4- nüfus hareketlerinin (Göç hareketleri)artmasına,5.Konut yetersizliği ve gecekondulaşma ve çarpık kentleşme sorunlarının oluşmasına, 6-çevre sorunlarının artmasına, 7-Eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamalar vb sorunları oluşturur.

    2-Doğal kaynakların kullanımı ile nüfus arasında nasıl bir ilişki vardır?
    Eğer ülke nüfusu çok fazla ise Doğal kaynakların aşırı kullanılması ve bu kaynakların tez tükenmesine yol açar. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır.
    Eğer bir ülkenin nüfusu az doğal kaynakları zengin ise bu kaynaklar işlenemez ve ülke kalkınamaz. Nüfusun ülkenin kaynaklarını etkin ve savurmadan işleyebilmesi için de iyi eğitilmiş olması gerekir.
    3- Savaşların ülke nüfusları ve cinsiyetlere dağılımında etkisi nedir?
    Savaşlarda genel olarak erkek nüfusun cepheler gitmesi ve buralarda kayıplar vermesinden dolayı nüfusun içinde payı düşer ve savaş yıllarında ve kadın nüfusun fazla olduğu görülür. Ayrıca savaş yıllarında evlenmeler ve doğumlar azalır. Bu yüzden genel nüfus artışı ve doğurganlık oranları düşer. Savaşlarda özellikle yıkım çok olmakta ölü oranları artarak nüfus azalmasına da neden olmaktadır.
    4- Tabloyu doldurunuz:
    Ekonomik gelişmişlik düzeyi Nüfus artış oranları %0 Artış nedeni Kalkınma durumu
    Gelişmekte olan ülkeler 20- den yukarıda Doğum oranlarının yüksek olması Kalkınma hızları düşüktür. Çünkü nüfus artı oranları yüksek olmasından dolayı kaynaklarının demografik yatırımlara harcalar.
    Gelişmiş ülkeler 10 - dan daha az Hayat standardı yüksek ve sağlık iyi ölümlerin düşük olması Kalkınma hızları yüksektir. Çünkü demografik yatırım az, çalışan nüfus fazla üretim fazladır.

    GÖÇLER VE NEDENLERİ
    Etkinlik Çalışması: 1-Avrupalılar yeni kıtalarda neden koloniler kurmuştur?
    Yeni keşfedilen kıtalarda veya kara parçalarında bulunan değerli maden, kaynak vb yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirmek. Ayrıca kıtaya göç eden kendi milletlerinden insanların birada tutunup bu topraklara sahip olmalarını sağlamaktır. Buralarda kendi kültürlerinin yerleşmeleri ve devamını da sağlamaktır. Yani bir amacı ekonomik, bir amacı da siyasi ve kültürel( sosyal) çıkarları sağlamaktır.
    2- Avrupalıların yeni kıtalara göçmesinin nedenleri nelerdir?
    Siyasi baskılardan kaçmak ve özgürlük ortamından faydalanmak, Dini inançlarını özgürce yaşayabilmek, Yenidünyanın yeni ortamını tanımak ve maceraya atılmak, Kendi ülkelerinde bulamadıkları ekonomik ve sosyal imkânları yakalayabilmek için gitmişlerdir.





    GÖÇÜN MEKÂNSAL ETKİLERİ
    Etkinlik Çalışması:
    Bu özelliklerden Bazıları göç alan yerlerde bazıları ise göç veren yerlerde görülür.
    1- Göç alan yerlerde oluşan sorunlar nelerdir?
    A- Göç alan ülkede veya kentte nüfus artar. Nüfus artış hızı yükselir.
    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç alan alanlarda erkek nüfusu artar.
    C - Düzensiz kentleşme meydana gelir.( çarpık kentleşme, plansız kentleşme)
    Ç-Önceleri iken dışında bulunan sanayi tesisleri kent içinde kalır.
    D-Kentlerde konut sıkıntısı çekilir ve derme çatma yapılan konutlar gecekondulaşmaya neden olur.
    E-Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
    G-Alt yapının yetersiz kalması sel, heyelan, sağlık sorunlarına yol açar.
    H-Kentlerde insan sayısının fazla olmasından dolayı işsiz insanların oranı artar,
    I- Göç alarak büyüyen merkezlerde ekonomik faaliyetler gelişir ve çeşitlenir.
    J-Kentlerde hızla nüfus arştı trafik sorunları oluşmaktadır.
    K-Sağlık, eğitim gibi alanlarda sorunlar oluşur ve bu hizmetler yetersiz kalır.
    L-Göçler sonucu farklı yerlerden gelen insanların bir arada bulunması kültürel çeşitliliğe neden olur.
    M- Farklı kültürlerdeki insanların bir araya gelmesi bazen de kültür çatışmalarına neden olabilir. Sosyal sorunları oluşturur.

    2- Göç veren yerlerde hangi sorunlar oluşur.
    A- Göç veren ülkede veya kırsal alanlarda nüfus azalır.
    B - Genelde genç erkek nüfus göç ettiği için göç veren alanlarda erkek nüfusu azalır. Kadın nüfusu fazla olur.
    C-Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
    D- Kırsal alanlarda araziler boş kalmakta, bağ ve bahçeler ile konutlar bakımsızlıktan bozulmaktadır.
    E-Göç veren yerlerde nüfus yaşlılardan oluşur ve iş yapabilecek insan azalır.
    Göçlerin ve ortaya koyduğu sorunların çözümü için yapılması gerekenler:
    1- Göç veren bölgelerdeki yoğun göçün önlenebilmesi, öncelikle ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve yüksek doğal nüfus artış hızının aşağı çekilmesine bağlıdır.
    2- Göçün yoğun olarak yaşandığı alanların üniversitelerinde göçü önleyecek politikalara yardımcı olmak üzere, araştırma yapmak ve bulgulara birinci elden ulaşmak amacıyla araştırma merkezleri kurulmalıdır.
    3- Orman köylerinden göçe katılanların oranını düşürmek amacıyla, ormanlardan köylünün bilinçli ve etkin bir biçimde yararlanabilmesi için olanaklar yaratılmalı ve orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için gerekli olan fon kredileri yükseltilmelidir.
    4- Göç veren alanlardan göç etme nedeni olarak gösterilen işsizliğe son verilmeli ve bölgeye özgü istihdam politikası gerçekleştirilmelidir.
    5- Göç veren alanlara eğitim kültür ve sağlık alanında yatırımlara devam edilmelidir.
    6- Göç veren alanlarda gelir getirici uğraşlar yaratılmalıdır. Bunun içinde bölgedeki tarım dışı sektörler desteklenmelidir.
    7- Göç veren alanlarda bölge şartlarına uygun kırsal sanayiye geçilmelidir. Böylece kırsal sanayiden en çok yararlananlar kırsal alanda yaşayanlar olacaktır.( tarım ve hayvancılığa dayalı sanayiler)
    8- Göç veren alanlara devlet yatırımı ile birlikte, bölgede yatırım yapacak özel girişimciler cesaretlendirilmeli ve özendirilmelidir.
    9- Gerek köylerde, gerekse kentlerde el sanatlarına dönük imalat ve evlerde yapılacak fason üretim canlandırılmalı, kooperatifçilik teşvik edilmelidir.
    10- Göç veren alanlarda bir yandan köy tipi sanayi geliştirilmeli ve el emeğinin
    değerlendirilmesi yoluna gidilmelidir.
    11- Hammaddeye bağlı olmayan serbest sanayi kuruluşları iş gücü arzının en yüksek olduğu bölgelere kurulmalı, bölgeler arası dengeli politika uygulanmalı, sanayi nüfusu yurt çapında dengeli dağıtılmalı, GAP projesi benzeri DAP, KAP projeleri yaşama geçirilerek halkın doğduğu yerde tutulması sağlanmalıdır.
    12- Hazine arazilerinin belediyelere ve toplu konut kooperatiflerine devri ile gecekondu önleme bölgeleri oluşturulmalı, gecekonduya karşı proje uydu kentler yapılmalıdır.
    13- Demiryolu ağırlıklı hızlı bir ulaşım sistemi oluşturulup, cazibe merkezi olan büyük şehirlere gidip-gelme kolaylaştırılarak, şehre göç ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır.
    14- Gecekondulaşmanın önlenebilmesi için siyasi iktidarların oy kaygısından uzak şehir yasaları yapılmalı, imar affı kanunları yürürlükten kaldırılmalı, imara dönük af yasası olmamalıdır.
    15- Kamunun malı olan devlet, hazine, belediye arsalarına yapılan kaçak yapıların, gecekonduların kente karşı işlenmiş bir suç olduğu görüşü toplumun bütün kesimlerince benimsenmeli;
    16- Yoğun göç alan kentsel birimlerin yol, su, kanalizasyon gibi alt yapı gereksinimlerinin giderilmesi ivedilikle yapılmalıdır.
    17- Göç alan bölgelerin çevre düzenlemesine önem verilmeli ve tasarım olarak göze hoş görülmeyen, kullanılan malzeme bakımından yetersiz ve dayanıksız olan, imar planına uymayan konut yapımına izin verilmemelidir.
    18- Türk Ceza Kanunundaki hırsızlık ve gasp suçlarına eşdeğer kabul edilecek yasal düzenlemeler yapılmalı, imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara karşı müdahale ve yaptırım gücüyle donatılmış, meslek odaları, sivil kuruluşlar ve bilim adamları katılımlı, özerk, yerel ve demokratik denetleme kurumları oluşturulmalı;
    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GEÇİM TARZLARI
    Etkinlik Çalışması: Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen sürekli yer değiştiren bir yaşam tarzına sahiptir. Yerleşik hayata henüz geçmemiş ve mağara kovuklarının barınma yeri olarak ulanıldığı bir yaşam şeklidir.

    Hazırlık Çalışmaları: 1- Günümüzde başlıca geçim kaynakları nelerdir?
    1.Tarım: Tarla ve bahçe kültürleri, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık.
    2.Sanayi: İmalat sanayi ve madencilik.
    3.Hizmetler: Elektrik, su, gaz, ticaret, ulaşım, haberleşme, inşaat, mali kurumlar, toplum hizmetleri ( eğitim, sağlık vb.
    2-Ülkeler arasında geçim tarzları yönünden ne gibi farklılıklar vardır?
    Ülkelerin bulunduğu, iklim, yer şekilleri, gelişmişlik durumu ve kültürel özellikleri yönünden farklı özelliklerine göre yetiştirdikleri ürünler, toprağa bağımlılık durumları, sanayileşme durumlarına göre geçim tarzları farklıdır. Gelişen sanayi ülkelerinde insanlar sanayi ve hizmetler sektörü ağırlıklı geçim sürdürürken, gelişmemiş ülkelerde insanların çoğu tarım sektörünün meslekleri olan çiftçilik, hayvancılık, avcılık vb. geçim kaynakları ile geçim sağlamaktadırlar.
    Dünyada farklı hayat tarzlarının nedenleri nelerdir?
    1- Coğrafya şartları
    A- Bulunulan alanın konumu
    B- Yer şekilleri özellikleri
    C-İklim şartları
    D- Bitki örtüsü şartları
    Dünyada konumu iyi olan ülkeler kolay gelişebilmektedir. Bunun yanında konumun önemi zamanla değişebilir. Örnek ilk Çağda İngiltere ve batı Avrupa ücra köşeler iken Kıtaların bulunması ile önemleri artmıştır. Buda gelişmelerine olumlu etki etmiştir. İklim ve bitki örtüsü hayat tarzının kolay veya zor olması yönünden etki eder. Ekvatoral bölge, çöller ve kutup bölgeleri insanları göçebeliğe zorlamıştır.
    Orta kuşak veya ılıman bölgenin coğrafi şartları yerleşik hayatı kolaylaştırmıştır.
    2- Tarihi ve sosyal Sebepler: Örneğin Japonya ve İskandinav ülkeleri bundan 100- 200 yıl öncede aynı tabiat şartları altında geri kalmış ve uygar dünya ile fazla ilgisi olmayan toplumları iken, coğrafi şartlar aynı kalmasına rağmen tarihi, sosyal ve ekonomik etkenler neticesinde dünyanın en ileri ülkeleri haline gelmişlerdir.

    Etkinlik çalışması: Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuş mudur?
    Geçim kaynaklarının çeşitlenmesi toplumsal yaşamın farklılaşmasında etkili olmuştur. Çünkü farklı geçim kaynakları farklı mesleklerin ve meslek gruplarının doğmasına neden olmuştur. Farklı meslek grupları farklı ekonomik yapıları ve bu da farklı toplumsal yapıları doğurmuştur.
    EKONOMİK FAALİYETLERİN ÇEŞİTLENMESİ
    Etkinlik: çalışması:
    1- Buhar makinesinin bulunması tarım dışındaki diğer ekonomik etkinlikleri nasıl etkiledi?
    Sanayinin gelişmesi bu makine ile olmuş, insan ve hayvanlardan faydalanılarak yapılan üretim makine gücü ile yapılır olmuş, güçlü makineler seri üretimi getirmiştir.
    Sanayinin gelişmesi ile gereken hammaddeyi sağlamak ihtiyacı ve üretilen mamul maddelerin satılması için böyle kaynaklar arayışına itti. Bu ülkeler arası ticaretin gelişmesine yol açtı. İlk zamanlarda bu Avrupa’nın sömürgecilik anlayışını doğurmuştur.
    Üretilen malların götürülüp satılması, gereken hammaddenin uzak ülkelerden getirilmesi, fabrikalarda çalışacak işçilerin taşınması için güçlü ulaşım araçları gerekli idi. Bunun sonucu olarak başta buharla çalışan gemiler ve trenlerle başlayan güçlü ulaşım araçlarının yapılması ile de ulaşım gelişti.
    Ulaşımın gelişmesi haberleşme ve iletişimi kolaylaştırdı. Toplumlar arası etkileşim çoğaldı.
    Ulaşımın iletişimin gelişmesi ile turizm faaliyetleri de gelişmiştir.

    2- Buharlı gemi ve buharlı trenin gelişmesi sanayi ve ticaret üzerine nasıl etki etmiştir?
    Bu araçlar büyük yüklerin kısa zamanda ve daha ucuz maliyetle taşınmasına dolayısıyla hammadde sağlayarak sanayi üretimini kolalaştırma, üretilen malların pazarlara götürülmesi ve tüketimini sağlayarak da yine üretimi ve sanayinin gelişmesini teşvik edip kolaylaştırmıştır.
    Hammaddenin alınıp, üretilen maddelerin satılması yani bölgelerin ihtiyaç farklarından doğan bir faaliyet olan ticaretinde hızla gelişmesine yol açmıştır.

    3-Buharlı çekme traktörü tarıma nasıl etki etmiştir?
    Buharlı traktör tarımda kullanılması arazilerin daha kısa sürede kaliteli şekilde işlenmesine, tarım ürünlerinin de kısa sürede ürün kaybına uğramadan hasat edilmesine imkân vermiştir. Bu daha fazla araziden yararlanmayı, daha fazla ürün veriminin gerçekleşmesine, hasatta ürün kaybının azalması yönünden katkı yapmıştır. Kırdan kente göçe neden olmuştur.
    Etkinlik Çalışması:
    Dönem Etkin ekonomik faaliyet Ekonominin temel gücü Yaşam
    Paleolotik Avcılık, toplayıcılık Hammadde Mağara ve doğal sığınak
    Neolitik Tarım hayvancılık Kas ve hayvan gücü Köy
    Sanayi devri Sanayi, tarım Enerji ve ulaşım Şehir
    Bilgi çağı Hizmet, bilgi, İletişim Teknoloji, Enerji, ulaşım Metropol Şehir





    Özellikler Paleolotik çağ Mezolotik çağ Neolitik çağ Kalkolitik çağ İlk ve orta çağ San.dön. sonrası
    Kas gücünün yerini buhar gücü aldı X
    Tekerlek bulundu X
    Tam olarak tarım üretimine geçildi X
    Madenler işlenmeye başladı X
    Hayvanlar evcilleştirildi X
    Yerleşik hayata geçildi X
    Seramik üretildi X
    Yazı icat edildi X
    Mağara yaşamı başladı X
    Avcılık yapılmaya başlandı X
    Esnaf sınıfı doğdu X
    İlk köyler ortaya çıktı X
    Kent devletleri ortaya çıktı X
    Tarıma geçiş dönemi başladı X
    Köpek evcilleştirildi X

    EKONOMİK FAALİYETLERİN SINIFLANMASI VE EKONOMİK FAALİYETLERİN DAĞILIMI
    Etkinlik Çalışması: Balıkçı, polis, demirci, çiftçi, bankacı, mobilyacı, Otobüs şoförü, Fırıncı, İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci, Satış elemanı, öğretmen, Overlokçu, Mobilyacı, Demir-çelik işçisi, Demirci, Çiftçi, Maden iççisi vb kavramlarını sınıflayınız.

    Birincil faaliyetler İkincil faaliyetler Üçüncül Faaliyetler
    Balıkçı Mobilyacı Polis
    Çiftçi Demir-çelik işçisi Bankacı, Overlokçu
    Maden iççisi Demirci Otobüs şoförü, Fırıncı
    İtfaiyeci, Doktor, Muhasebeci
    Satış elemanı, öğretmen
    İnşaat ustası, Çoban

    Etkinlik çalışması: İngiltere’nin nüfusun ekonomik faaliyetlere dağılımının değişimi

    Yıllar Birincil faaliyetler % İkincil Faaliyetler % Üçüncül Faaliyetler %
    1790 75 15 10
    1890 4 56 40
    1990 3 32 65
    1-En çok değişim birincil Faaliyetlerde olmuştur.
    2- Bu ülke ilkel bir tarım toplumundan sanayi toplumu olmuştur.
    3- Ülkede sanayileşme, bunun sonucu kırsal alandaki işsizlik sonucu kentlere göç, büyüyen kentlerde gelişen sanayide çalışma olanağı ile kentlerde artan nüfus ve bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için artan üçüncül ekonomik faaliyetler değişime neden olmuştur.

    Etkinlik Çalışması: Ulaşım, Ticaret, Balıkçılık, Ormancılık, Tekstil, Eğitim, Enerji, Sağlık, Tarım, Hayvancılık, inşaat ve bayındırlık, Sigortacılık, Haberleşme kavramlarından oluşan ekonomik faaliyetler şeması yapınız.



    TÜRKİYE'DE BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ VE DAĞILIŞI

    Hazırlık Çalışması:
    1-Çevrede topraklar hangi amaçlar için kullanılmaktadır? Bunda neler etkili olmuştur?
    Tarım, Hayvancılık, yerleşme, sanayi, ulaşım, Bu kullanılışta yer şekilleri, İklim özellikleri, sanayileşme, kentleşme süreci vb. rol oynamaktadır.
    2-Evlerinizdeki hangi eşyaların hammaddesi topraktır?
    Camlar, seramikler, porselen, toprak kaplar, fayanslar, yapımda kullanılan tuğla, kiremit, çimento vb.
    Etkinlik çalışması: Türkiye toprak dağılış haritası incelenerek:

    1-Kahverengi orman topraklarının genellikle Karadeniz kıyılarında yaygın olmasının nedenleri nelerdir?
    Bu bölgede bol yağış şartları altında ve kışları da ılık geçmesinden dolayı toprağa organik madde veren gür ormanların bulunması, yer şekillerinin de dağların uzanışından dolayı nemli havaları içeri sokmayıp yağışı buralara bıraktırmış olması etkilidir.

    2- Terra- rosaların Akdeniz ve Ege Bölgelerinde yaygın olmasının nedenleri nelerdi?
    Buralarda içinde demir oksitlerin yer aldığı kireç taşlarının erimesinden sonra kalan killi malzemelerin çok olması, Ayrıca bu bölgelerde oksitlenme için gerekli yüksek sıcaklıkların olmasıdır.

    3- Kahverengi ve kestane renkli bozkır toraklarının iç bölgelerde yaygın olmasının nedenleri nelerdir?
    İç bölgelerde yağışların az olması ve buna bağlı olarak yetişen bozkır bitkilerinin bulunması nedeniyle yaygındır.

    4-Kolüvyal ve litosol toprakların iç kesimlerde yaygın olmasının sebepleri nelerdir?
    Bu bölgelerde bitki örtüsünün cılız olması ve ayrıca bu bitkilerinde çeşitli şekillerde tahrip edilmesi sonucu erozyonun çok olması sonucu aşınma ve birikmenin yaygın olmasıdır. Ayrıca bu bölgelerde yağışların düzensiz olması ve sağanak yağışlar sonucu oluşan sellerin çok olması.

    5-Alüvyal toprakların dağılışında belirleyici faktör nedir?
    Akarsular.

    6- Türkiye’de toprakların dağılışında iklim ve bitki örtülerinin dağılışı arasında ilişkiyi açıklayınız.
    Toprak oluşumunda en etkili faktör iklimdir. Çünkü fiziksel ve kimyasal ayrışma olayları, bitkilerin yetişmesi, toprağın yıkanması, topraktaki organik maddelerin parçalanması, topraktaki organizma faaliyetleri iklime bağlıdır. Bu nedenle ülkemizde yağışın çok ve sıcaklığın yeterli olduğu kıyı bölgeleri zonal topraklara sahiptir. Ayrıca bu bölgelerde bulunan gür bitkiler toprağı koyu renkli ve verimli yapmaktadır. Buralarda toprak kalınlığı daha fazladır.
    Soğuk yağışlı şartlarda yetişen çayırlar organik madde ayrışmadığı için kara toprakları vermektedir. Yağışın çok olduğu bölgelerde toprakta yıkanma çok olup toprak asit özelliği gösterir. Akdeniz de sıcaklıklar demirin oksitlenmesine kızıl toprakları oluşturmaktadır.

    7-Yaşadığınız ilde hangi topraklar vardır?
    Aleviyon, Kahverengi orman toprağı, kestane renkli bozkır toprağı, kırmızı topraklar, kolüvyal topraklar vb.



















    Etkinlik Çalışması:
    Toprak Tipi Etkili olan Faktör
    Kolüvyal topraklar Arazi yapısı, Akarsular
    Litosoller Arazi, biti örtüsü, akarsu aşındırması
    Regosoller Volkanizma, akarsu biriktirmesi, yer şekilleri
    Alüvyal topraklar Akarsuların biriktirmesi, iklim, bitki örtüsü
    Terra- Rosa İklim, Ana kaya
    Kahverengi orman toprakları İklim, Bitki örtüsü, Yer şekilleri
    Kireçli orman toprakları İklim, Bitki örtüsü, Ana kaya
    Kahverengi ve kestane rengi bozkır toprakları İklim, Bitki örtüsü
    Çernezyom İklim, Bitki örtüsü, Yer şekilleri ( Yükselti
    Tuzlu Topraklar İklim, arazi ve ana kaya

    TÜRKİYE'DE TOPRAK KULLANIMI
    Çevrenizde hangi ekonomik faaliyetler yürütülmektedir? Bunun nedenleri nelerdir? Sorusu sorularak;
    Yaşadığımız çevrede, Tarım çalışmaları( sebze, endüstri bitkileri, baklagiller, tahıl, çiçek yetiştiriciliği), Ormancılık, Bağ ve bahçe bitkileri yetiştiriciliği, toprağa bağlı sanayiler( çimento, seramik, çinicilik) yapılmaktadır. Çünkü yaşadığımız çevrede düz arazilerde tarla bitkileri, eğimli arazilerde zeytin, bağcılık, yüksek dağlık alanlarda ormancılık yapılması için yer şekilleri, iklim şartları uygundur.
    Ülkemiz arazilerinden çevremizdeki arazilerden yararlanma özellikleri dışında hangi alanlarda faydalanılmaktadır?
    Ekilen araziler( tarla alanları), dikili araziler ( meyve bahçeleri ve bağlar), Nadas alanları, Çayırlık ve mera alanları ( hayvancılık), Çeşitli sanayilere hammadde elde edilmesi, yerleşim alanları, kara-demir yolları, hava alanları vb. amaçlarla kullanılmaktadır.
    Etkinlik Çalışması: Türkiye arazi kullanım haritasından faydalanarak;
    1- Yaşadığınız yeri bularak burada topraklardan hangi alanlarda faydalanıldığını bulunuz?
    Endüstri bitkileri alanında, Bağ ve bahçe kültürlerinde, Tarım alanları, Ormancılık alanında faydalanılmaktadır.

    2-Kuzeydoğu Anadolu’da toprak daha çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?
    Otlak çayır alanları yaygın olup buralarda büyükbaş hayvancılık faaliyetleri yaygın olarak yapılmaktadır. Buranın yükseltisi fazla iklim tarıma çok uygun değil, yaz yağışları uzun boylu çayırları oluşturmuştur. Arazide dağlık ve engebeli olması buralarda hayvancılığı geliştirmiştir.
    Ayrıca buralarda çöküntü ovalarında tarım faaliyetler, yüksek alanlarda ormancılık faaliyetleri yapılmaktadır.

    3-İç kesimlerde toprak en çok hangi amaçlar için kullanılmaktadır?
    İç kesimlerde arazi daha çok tarım ( tarla)alanlarından oluşmuştur. Ayrıca otlak ve çayır alanları mevcuttur. Az olarak ta bağ ve bahçe alanları vardır. Çünkü bu bölgelerde arazi düz tarıma uygundur. Ancak iklimin karasal olması bağ ve bahçe alanlarını kısıtlamış, bölgelerde var olan bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir.

    4- Topraklardan faydalanma açısından kıyı ile iç kesimler arasında ne gibi farklılıklar vardır?
    Ülkemizde kıyı kesimlerde arazinin çoğu endüstri bitkileri, orman, bahçe ve bağ bitkileri gibi alanlarda kullanılmaktadır. Bu bitkiler hem daha fazla yağış isteyen, hem de birçoğu kış soğuğuna dayanamayan bitkilerdir.
    İç kesimlerde ise daha çok tarla bitkileri çayır ve mera alanları ağırlıktadır. Buralarda su isteği az olan kuraklığa dayanıklı ( tahıllar, baklagiller) ve bozkırlar ise mera alanlarını oluşturarak özellikle küçükbaş hayvancılığın gelişmesine imkân vermiştir. Buralarda endüstri bitkileri yetiştiriciliği ve ormanlar azdır. Bağ ve bahçe bitkileri de az yer tutar.

    5- Tarım alanları nerelere daha çok yoğunlaşmıştır?

    Ülkemizde eğimin az yer tuttuğu kıyı bölgeleri dışında İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu Ve Orta ve Batı Karadeniz kıyılarında daha çok yoğunlaşmıştır. İç bölgelerde iklimin karasal olması, Yağış azlığı, Sanayi ürünlerini işleyen tesislerin azlığı, kışların sert ve uzun geçmesi bazı bitkilerin buralarda yetişmesine engel olmuştur.
    Ders Dışı Etkinlik:
    1-Ülkemizde ormanların kıyı bölgelerde yoğunlaşmasının nedenlerini söyleyiniz.
    Ormanlarımızın % 71 ‘i kıyı bölgelerde kalan % 29’u iç bölgelerde yer alır. Ormanlar kıyılarda kuşaklar halinde, iç kesimlerde parçalar halindedir. Ormanların % 25 ‘i Karadeniz’de , % 24 Akdeniz’de, %17 Ege, % 13 Marmara, %11 Doğu Anadolu, %7 İç Anadolu ve % 3’ lük kısmı Güneydoğu Anadolu’dadır.
    Ormanların dağılışını etkileyen en önemli faktör iklim şartları olup, özelliklede yağış miktarı olup, kıyı bölgelerde yağış fazla olup bundan dolayı orman varlığı fazladır. Ayrıca kıyılarımızda uzanan orojenik dağlar buralarda Orografik yağışları oluşturup orman varlığını artırmıştır.
    2-Ormanlardan elde edilen asil ve yan ürünler nelerdir?
    3- Ülkemizde orman ürünleri sanayinin geliştiği yerler nerelerdir?
    Ülkemizdeki kâğıt sanayi gelişmiştir. Kitap, gazete, karton, mukavva vb. başta olmak üzere para ve pul kâğıtları, ambalaj kâğıdı üretilir. İlk kâğıt fabrikamız 1934de İzmit’te açıldı. Türkiye Selüloz ve Kâğıt fabrikaları Kurumu SEKA’ya bağlı pek çok kâğıt fabrikası var. SEKA’ya bağlı Zonguldak Çaycuma, Giresun Aksu, Kastamonu Taşköprü, Muğla Dalaman, Afyon Çay, İçel Taşucu, Bartın ve Balıkesir’deki fabrikalarda kâğıt üretiliyor. Taşköprü’ deki fabrikada sigara kâğıdı üretiliyor. Özel sektörün Bilecik ve Bozüyük’ teki fabrikalarında (Toprak, Mopak, Meteksan) kitap, dergi, fotokopi, bilgisayar kâğıdı, kese kâğıdı, mukavva vb. üretiliyor.
    Orman ürünleri tesisleri genellikle hammaddenin yani ormanın bol olduğu yerlerde yoğundur. Devlete ait kereste fabrikaları Batı Karadeniz’de çoktur. İlk kereste fabrikası yine bu bölümde 1917de kurulan Cide fabrikasıdır. Bartın, Düzce, Bolu, Kastamonu, Rize, Ardeşen, Borçka, Ordu’da Orman Genel Müdürlüğüne bağlı yüksek kapasiteli kereste fabrikaları var.
    Kentleşme ve nüfus artışı ile birlikte mobilya talebindeki artış, mobilyacılığı da geliştirmiştir. Bugün mobilya denilince İnegöl ve Ankara akla gelmektedir. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa çevresi mobilyacılık konusunda ön plana çıkmaktadır.
    DOĞAL UNSURLARIN GÖSTERGESİ BİTKİLER-TÜRKİYE'NİN BİTKİ ÖRTÜSÜ ZENGİNLİĞİ
    Hazırlık Çalışması:1- Çevremizde bulunan bitki türleri adları nelerdir?
    Marmara kıyılarında 250–300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağ’da ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.
    Mersin, defne, kocayemiş, zeytin, süpürge çalısı, tesbih, sandal, zakkum, Delice Zeytin, Zeytin, kızılçam, sarıçam, karaçam, kayın, kestane, meşe, ıhlamur, kavak, ladin, köknar, böğürtlen, çınar, gürgen, incir, mazı, nergis, nilüfer, servi, Uludağ göknarı, dağ çayırları,
    2- Bu bitkiler hangi özellikleri ile birbirinden ayrılır?
    1- Büyüklükleri yönünden, kimi ağaç, kimi çalı, ot gibi
    2- Yaprak özellikleri yönünden geniş ve iğne yapraklı olanlar gibi,
    3- Yağış ve sıcaklık istekleri yönünden farklıdır.
    4-Bitkilerin bazıları çok yıllık ve uzun ömürlü, bazıları ise tek yıllıktır.
    5-Bazıları yıl boyu yeşil kalır, bazıları yaprak dökerler.
    6-Bitkilerin bazıları ağaçsı gövdeye, bazıları ise otsu gövdeye sahiptir.
    3- İklim ile bitki örtüsü arasındaki ilişki:
     Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür. Kutup iklimi haricinde diğer bütün iklimlerin kendine has karakteristik bitki örtüsü vardır.
     Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.
     Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar. Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar. Ancak, genel olarak Ekvator'dan kutuplara doğru, geniş yapraklı ormanlar, karışık ormanlar ve iğne yapraklı ormanlar, şeklinde kuşaklar meydana gelmiştir.
     Yeryüzünde bitkilerin aralıksız kuşaklar oluşturabilmesi için karaların aynı yükseklikte ve engebesiz olması gerekir.
     Kuzey güney yönünde mesafe arttıkça ve enlem farkı arttıkça oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.
     Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur. Örneğin; Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin bir göstergesidir. Maki bitki örtüsü Akdeniz ikliminin oluşmasına sebep değil bu iklimin sonucudur. Maki bitki örtüsüne bakılarak Akdeniz iklimi hakkında tahminlerde bulunulabilir.
    DERS DIŞI ETKİNLİK:
    Ülke Yüzölçümü Bitki tür. Endemik b.
    Türkiye 814.000 12.000 3778
    İran 1.648.000 8000 1880
    İtalya 301.000 5600 712
    İspanya 504.000 5000 500
    Yunanistan 131.000 5000 745
    Fransa 551.000 4650 135
    Türkiye sahip olduğu olağanüstü zengin biyolojik çeşitlilik ile ılıman iklim kuşağının en önemli ülkeleri arasında yer alır. Türkiye'de 500'den fazla habitat çeşidinde 12.000'den fazla çiçekli bitki ve eğrelti; 426 'dan fazla kuş; 500'den fazla balık tahminen 192 iç su balık türü, 83 sürüngen türü ,120 memeli hayvan türü, bulunmaktadır. 160.000'den fazla omurgasız hayvan türü kayıtlıdır. Örneğin Türkiye'deki böcek türlerinin şimdiye kadar yalnız %10'nun tespit edilebildiği tahmin edilmektedir. Bu bakımdan Türkiye, Dünyadaki sekiz büyük gen merkezinden biri olarak bilinir. Bu sayılara omurgasızlar dâhil edilmemiştir.
    Türkiye'de bulunan nadir ve endemik (dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak bulunmayan) bitki ve hayvan türleri de sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliğin önemine önem katar. Örneğin Türkiye'de yetişen bitkilerin yaklaşık %35'i endemiktir.
    Türkiye'de başta hayvan varlığı türleri olmak üzere sürdürülecek araştırmalar, zengin tür ve habitat çeşitliliğimizin daha iyi tanınmasına yardım edecektir.
    Benzersiz coğrafi konumuyla Anadolu, milyonlarca yıllık jeolojik zamanlar boyunca Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında çok önemli bir köprü olmuştur. Türkiye’nin zengin biyolojik çeşitliliğine içerdiği bitki ve hayvan türleri ve habitat çeşitliliği birer göstergedir:
    Türkiye'de Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyası bölgeleri buluşuyor. Bu, bitki zenginliğimizin en önemli nedenlerinden biridir.
    Sinop'tan güneye doğru yürümeye koyulan biri, yol boyunca ilk önce Fransa'dan Sibirya'ya kadar uzanan bir coğrafyanın doğal özelliklerini görecektir.
    Orta Karadeniz’deki dağları aşıp Orta Anadolu düzlüğüne yaklaştıkça üstünde yürüdüğü topraklar İran'ın ve Çin'in manzarasında bir parçaya dönüşecektir.
    Orta Anadolu düzlüğünü geçip, Toros Dağları'nın kuzey yamaçlarını aştıktan sonra ise İspanya'dan Filistin'e uzanan Akdeniz bitki coğrafyasının topraklarına ayak basmış olacaktır. Başka bir deyişle kahramanımızın rotası, Kuzey Afrika'dan Sibirya'ya ve Çin'e kadar uzanan bir bölgenin biyolojik çeşitliliğinden parçalar taşımaktadır. Gerçekten de yeryüzündeki çok az coğrafyada böylesine farklı bir deneyimi yaşamak mümkündür.
    Etkinlik Çalışması:

  2. Meka5121

    Meka5121 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Etkinlik Çalışması:




















    Etkinlik Çalışması:
    Fıstık Çamı: Tipik bir akdeniz ağacı olan fıstıkçamı ülkemizde batı ve güney Anadolu’da ormanlar oluşturur.15–20 m boyundadır. Gençlik döneminde yuvarlak tepesi, yaşlılık dönemimde ise şemsiye şekilli tepesi ile diğer çam türlerinden ayrılır. Tohumları iri olup çam fıstığı olarak bilinir. Batı Anadolu köylülerinin önemli bir gelir kaynağıdır.

    Ihlamur: Büyümesi çabuktur. Filizlenme gücü yüksektir. Işık ağacıdır. Sıcaklık isteği nispeten fazladır. Derin, serin yumuşak, besin ve madence zengin, ılımlı humuslu toprakları sever. Kireçli topraklarda da yetişmektedir. Tuzlu topraklardan kaçınır. Donlara ve kuraklığa karşı duyarlıdır. Güçlü kazık kök yapar, sığ ve fakir topraklarda kuvvetli yan kökler geliştirir, kuvvetli kök sürgünü verir. Boyları 20–30 m.ye kadar ulaşabilen geniş yapraklı ve yaprak döken bir ağaçtır. Büyüklüğü 5–10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir.
    Güzel kokulu çiçeklerinden dolayı ve bir gölge ağacı olarak yetiştirilir. Avrupa’da eskiden köy mahkemeleri genelde bu ağaçların gölgelerinde kurulurdu. Bu yüzden ıhlamur, mahkeme ağacı ya da mahkeme ıhlamuru olarak ta bilinir. Germen ve Slav halklarında ıhlamur kutsal bir ağaçtır. Doğramacılıkta kıymetli olan beyaz ve hafif bir odun verir. Ihlamur kabuğundaki lifler ip ve kaba dokumalarda kullanılır. Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır.
    Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır. Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır.
    Türkiye'de doğal olarak 3 tür bulunur. Ülkemizde başta kıyı ve batı bölgeleri olmak üzere iç bölgelerimizde de yetiştirilmektedir. Büyük yapraklı ıhlamur, Kafkas ıhlamuru , Gümüşi ıhlamur.

    Kestane, Kestane yıllık yağış toplamı 600–1200 mm olan yerlerde susuz yetişebilir. Bu nedenle yağış kestane yetiştirticiliği için önemlidir. Çiçeklenme döneminde yağan yağışlar meyve tutumunu olumsuz etkiler. Kestane kış düşük sıcaklıklarda –30 dereceye kadar dayanabilmektedir. Ancak ilkbaharın geç ve sonbaharın ilk donlarına karşı hassastır.
    Kayıngiller familyasından Castanea cinsini oluşturan ağaçların ve bu ağaçların yenilebilen tohumlarına verilen ad.
    Kerestesi, dayanıklılık ve dekoratif özellikleri bakımından meşe ağacının odununa benzemekle birlikte, kuruma esnasında çatlaması ve eğrilmesi nedeniyle, bu ağaçtan büyük boyutlu kereste elde edilememektedir. Ancak dayanıklılığı nedeniyle bazı ahşap bahçe işlerinde bu ağaçtan faydalanılmaktadır. İtalya'da fıçı yapımında kullanılmaktadır.
    Kuzey Anadolu ve Marmara Bölgesi'nde yayılış gösterir. Türkiye'de doğal olarak yetişen tek kestane türü olan "Anadolu kestanesi" 30 m boya erişebilen, geniş tepeli bir ağaçtır. Ülkemizde 25.278 hektar koru, 3.614 hektar baltalık kestane ormanı bulunmaktadır. Gençken düzgün olan gövde kabukları yaşlandıkça çatlaklı bir görünüm alır. Mızraksı yapraklarının kenarları kaba dişlidir. Çiçekleri önemli bir bal kaynağı olan kestanenin meyvesi de ekonomik değere sahiptir.
    Tohumları Güney Avrupa ile Güneybatı ve Doğu Asya'da yaygın olarak tüketilmektedir. Orta çağlarda Güney Avrupa'da yeterli buğday ununa sahip olamayan orman toplulukları temel karbonhidrat kaynağı olarak tamamen kestaneye bağlı kalmaktaydılar.
    Tohumlar, ateşte közlenmiş, haşlanış veya suda kaynatılmış olarak tüketilir. İlkine çoğunlukla 'kestane kebap' denilmektedir, bu yöntem, kestane tohumları üst kısımları hafifçe çizildikten sonra, 200–220 °C ısıda 10–15 dakika süreyle fırına verilerek hazırlanır. Kestane aynı zamanda bazı çörek, kek ve pasta çeşitlerinde de kullanılmaktadır. Ayrıca özellikle Bursa ilimizde Kestane Şekeri adıyla bilinen bir tatlı çeşidi de çok sevilmektedir ve oldukça büyük miktarlarda üretilmektedir.

    Kayın: Kışın yaprağını döken orman ağaçlarıdır. Çok sayıda pullarla örtülmüş bulunan iğ biçimindeki sivri uçlu ve büyük tomurcuklar sürgünlere yatık değil, onlarla açı yapacak şekilde dizilmiştir. Yaprak ayası dişli veya düzdür; nispeten kısa bir sapı, zamanla dökülen şerit halinde kulakçıkları vardır. Açık gri veya koyu gri renkli kabukları ağaçların hayatı boyunca çatlamadan düz ve pürüzsüz kalır. Meyvelerin tohumu yağlıdır.
    Odun yapısı :Diri odun soluk pembe-beyaz, öz odunu ise kırmızılımtrak açık kahverengidir. Odunları sert ve ağırdır, kolay işlenir, kolay yarılabilir, şok mukavemeti genellikle yüksektir.
    Kullanımı :Mobilya, kontrplak, araba, parke, ayakkabı kalıbı, ambalaj sandığı, oyuncak, sandal ve fırın kürekleri, alet sapları, iş ve marangoz tezgâhları, maden direği, yakacak odun gibi.
    Ülkemizde dağılışı: Daha çok kuzey bölgelerimizde doğal yayılış göstermekle birlikte kayın ağacı güneydeki Amanoslar'da da yayılış gösterir. Saf ya da göknar, ladin, çam ve meşelerle karışık geniş ormanlar kurar. Ülkemizde 713.842 Ha. koru ve 1.555 Ha. baltalık kayın ormanı bulunmaktadır. 40 m. boya ulaşabilen kayınların düzgün ve silindirik gövdeleri vardır. 6–9 cm uzunluktaki dalgalı kenarlı elips şeklindeki yapraklarının sonbahardaki kırmızı rengi çok etkileyicidir. Yağlı meyveleri doğada yaban hayvanları için önemli bir besin kaynağıdır.
    Türkiye'de doğal olarak yetişen türleri; Doğu Kayını (Fagus orientalis), Avrupa Kayını (Fagus silvatica).

    Ladin: Kuzey yarıkürenin ılıman ve soğuk bölgelerinde yayılış gösteren ağaç türlerine verilen ad. Uzaktan bakıldığında köknara benzese de piramide benzer tepesi ve sarkık dalları ile ondan ayırt edilebilir. Boyu 40–50 m' ye kadar ulaşabilir. İğne yaprakları kısa, sivri uçlu ve kesitli dört köşedir. Olgunlaşmış kozalağının pulları dağılmaz.
    Bulutlu nemli, sisli ve soğuk havaları seven bir ağaçtır. Ülkemizde saf ladin ormanları ya da diğer orman ağaçları ile karışık halde bulunan ormanlar oluşturur. Ülkemizde genelde kuzey Anadolu ‘da özellikle Ordu’nun doğusundan itibaren Artvin çevresine doğru uzanır. Karadeniz dağlarında 2300 metrelere kadar çıkan ladinler. Özellikle Ardanuç ve Gümüşhane yakınlarında boyları 60 metreye varan ladinler bulunur. Yumuşak keresteli ağaçlardandır.

    Sarıçam, Kuzey Anadolu'nun yüksek dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurmakla birlikte, küçük adacıklar halinde iç ve güney bölgelerimize kadar ulaşır. Ülkemizde bulunan sarıçam ormanlarının kapladığı alan 757.426 hektardır.
    Adını, levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı renginden alır. Narin gövdeli, sivri tepeli ve ince dallı bir ağaçtır. Yetişkin ağaçların boyu 40 metreyi aşar. İnce yapraklarının kısalığı ve mavimsi yeşil rengi ilk bakışta diğer çam türlerinden ayırt edilecek özellikleridir. İğne yaprakları ikili, mavi-yeşil, kıvrık, sık dizilmiş, genellikle 4–5 cm uzunlukta, uçları sivri, genellikle 2–3 yıl, nadir olarak da 4–5 yıl ömrü vardır. Kozalakları mat gri-kahverengi, konik, kısa veya uzun saplı uçları aşağıya doğru yönelmiş, tek veya 2-3'ü bir arada, 3–7 cm uzunluk ve 2–4 cm genişliktedir. Tohumları gri veya siyahımsı yumurta biçimindedir.
    Ekolojik özellikleri: Uygun yerlerde hızlı gelişir. Soğuk iklim ve rüzgârına karşı dayanıklı, bol güneş ister. Kumlu ve killi topraklarda gelişebilir. Nispi nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda gelişemez. Kazık kökleri sayesinde fırtınalara dayanıklıdır.
    Kızılağaç: Trakya, Marmara çevresi, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz'de saf ve karışık olarak yayılış gösteren kızılağaç, boyu 20 m yi aşabilen, esmer kabuklu, seyrek dallı bir ağaçtır. Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür. Ülkemizde 66.357 hektar koru, 297 hektar baltalık kızılağaç ormanı bulunmaktadır. Uzunluğu 4–9 cm genişliği 3–7 cm arasında değişen ters yumurta biçimli ve testere dişli yaprakları vardır. Köklerinde bulunan, havanın serbest azotunu bağlayan yumrular nedeniyle toprakları azotça zenginleştirir.
    Türkiye'de geniş bir dağılım gösteren adi kızılağacın başlıca alt türleri; Doğu kızılağacı, Sakallı kızılağaçtır.

    Meşe: Ülkemizin hemen her bölgesinde türlerine bağlı olarak yayılış gösterir. 25m boya ve 2m çapa erişebilen geniş tepeli ağaçlardan, 3–5 m boya sahip çalılara kadar değişen türleri vardır. Kökler derinlere kadar gider. Yaprakları da formları gibi değişkenlik gösterebilir, loplu, dişli ya da düz kenarlıdır. Ülkemizde 747.856 hektar koru ve 4.984.149 hektar baltalık meşe ormanı bulunmaktadır.
    "Palamut" adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Odunlarının anatomik özelliklerine göre kırmızı meşeler, ak meşeler ve her dem yeşil meşeler olmak üzere üçe ayrılan meşelerin 18 türü bulunmaktadır. Bunlardan önemli olanları; Saplı meşe, Sapsız meşe, Saçlı meşesi, Kasnak meşesi, Pırnal meşesidir.
    Ardıç: Üremesi, bir başka türe bağlı bir ağaç türü. Ardıç ağacı tohumlarını yere döker ancak bu tohumlar bir ardıç kuşu (Karatavuk) tarafından yenmedikçe hiçbir işe yaramaz. Ardıç kuşunun sindirim sisteminde ardıç ağacının tohumlarının kabukları açılır. Ardıç kuşu dışkısı ile birlikte toprağa karışan tohumlar tutar.
    Sürüngen çalılardan büyük ağaçlara kadar çok çeşitli türleri olan ardıç, hemen hemen bütün bölgelerimiz yüksek dağlık kesimlerinde doğal yayılış gösterir. Bazıları servi gibi pul yapraklara, bazıları da batıcı iğne yapraklara sahiptir.
    Ülkemizde 1.100.492 hektar saf ardıç ormanı bulunmakta ve önemli doğal türleri; Katran ardıcı, Adi ardıç, Finike ardıcı, Kokulu ardıç, Alp ardıcı, Sabin ardıcı, Boylu ardıçtır.

    Göknar: Soğuk ortamları tercih eden yaprak dökmeyen ağaç cinsidir. Doğada 25 metreye kadar büyüyebilen piramidimsi ağaçlardır. Az ışığa ihtiyaçları vardır. Soğuk iklimleri sevdikleri için fazla sıcak ortamları sevmezler ama ısıya karşı toleransları vardır.
    Bunlar genel olarak ladin ağaçlarına göre soğuğa daha dayanıklı olup genelde Karadeniz Bölgesinde ladinlerle sarıçamlar arasında bulunurlar. Bazen de bunlarla karışık ormanlar oluştururlar. Bu ağaçlar soğuğa dayanıklı ve genelde dağların kuzey yamaçlarında nemli ve gölgeli ortamları seven ağaçlardır. Artvin –Pazar çevresinde saf orman oluştururlar. Yumuşak keresteli ağaçlardandır.

    Kızılçam çamgiller familyasından Akdeniz'e özgü 5–20 m. boylarında hızlı büyüyen kalın dallı bir çam türü. Genç sürgünleri kalın ve kızıl renktedir. Kabuk genç bireylerde düzgün boz renkte iken yaşlılarda derince yarılır, esmer kırmızımsı renkte ve kalın kabuk durumunda görülür. İğne yapraklar 10–16 cm uzunluğunda kalın sert ve koyu yeşil renktedir. Kozalak 6–11 cm boyunda, parlak açık kahverengi olup topaç biçimindedir. Çok kısa saplı kozalak sürgünlere dik oturur ya da yan durumlu olarak çoğunlukla 2–6 adedi bir arada çevrel olarak bulunur.
    Dünyadaki en geniş yayılışı Türkiye'dedir. Esas olarak Akdeniz ve Ege Bölgelerinde geniş ormanlar kurmakla birlikte, Batı ve Orta Karadeniz Bölgesi'nde de mahallî yayılış gösterir. Ülkemizde 3.729.866 hektar saf Kızılçam ormanı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1000–2000 m yüksekliğe kadar ulaşan Kızılçam, ışığı seven hızlı büyüyen bir çam türüdür. 20 m'ye kadar boylanabilir. Kalın ve genellikle koyu kızıl renkteki genç sürgünlerinden dolayı bu adı alır.

    Karaçam: Karaçam çamgiller familyasından bir çam türü. Gövdesinin ve dallarının kalınlığı, gri ve derin çatlaklı kabuğu, iğne yaprakları; 4–8 cm uzunluğunda koyu yeşil ve serttir. Bol reçineli tomurcuklar büyük, silindirik ve uçları sivridir. Bu özellikleri ile diğer çam türlerinden ayrılır.30–35 m. ye kadar boylanabilir.
    Yazın serin ve güneşli geçen, kışın ise karlı ortamları çok sever. Kızılçam kadar kuraklığa dayanıklı olmadığı için ülkemizde yazın kurak geçen ve kışları soğuk ve kar yağışlı alanlar olan yüksek kesimlerde daha iyi yetişmektedir. Bütün kıyı bölgelerimizin dağlık kesimlerinde saf ya da karışık ormanlar kurar, hatta stepe kadar sokulur. Ülkemizde 2.527.685 hektar saf karaçam ormanı bulunmaktadır. Batı Anadolu’da Uşak, Kütahya, Manisa demirci çevresi, Biga yarımadasında Kaz dağlarında, Akdeniz de Toros dağlarının yüksek kesimlerinde, Ege Bölgesinde aydın ve Bozdağlarda, Marmara’da Uludağ çevresinde, İç ve doğu Anadolu’da yüksek kesimlerde, Karadenizde ise batı karadenizde ( Ordunun batısında) yer yer de dağların güneye bakan yamaçlarında görülür.
    Kerestesi çok değerli olup mobilya ve doğrama yapımında ( kapı, pencere) çok kullanılır.


    Ders dışı etkinlik: Türkiye iklim ve bitki örtüsü haritası incelenerek; aşağıdaki soruları cevaplandırınız.
    1- Türkiye’de hangi tür bitki toplulukları görülür?
    Orman, Maki, Bozkır, dağ çayırları( Alpin çayır)Ayrıca ülkemizde dünya flora bölgelerinden üç tanesi yer alır. Türkiye'de Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyası bölgeleri buluşuyor. Bu, bitki zenginliğimizin en önemli nedenlerinden biri
    2-Ülkemizde ormanlar daha çok nerelerde yer alır?
    Ormanlarımızın genel olarak ülkemizin kıyı bölgelerinde yer aldığı görülür. Ayrıca ormanlarımızın dağlık alanlarda özelliklede kıyı dağlarının denize bakan yamaçlarında yoğunlaştığı denizden uzak iç bölgelerde azaldığı ve parçalar halinde olduğu görülür.
    3-Ormanların dağılışında belirleyici iklim faktörleri nelerdir?
    Özellikle sıcaklık, yağış, ayrıca da güneşlenme süresi, rüzgârlar, nemlilik gibi iklim faktörleri etkiler.
    Yağış: Bitki örtüsü dağılışını etkileyen en önemli faktörlerden olup, bitki dağılışı yağış dağılışına paralellik sunar. Yağışın çok olduğu yerlerde gür ormanlar, azalınca orman seyrelir, daha azalınca yerini bozkır alır. Yağışla orman azalır veya çoğalır.
    Sıcaklık: Bitkilerin yetişebilmesi için ve hayati faaliyetlerinin sürmesi için sıcaklık gerekli olup, belli derecelerde olması gerekir. Sıcaklığın çok düşük olduğu veya yetersiz olduğu yerlerde veya da çok aşırı olduğu yerlerde bitkiler yetişemez. Her bitkinin de sıcaklık isteği ve soğuğa karşı dayanıklılığı farklıdır. Bu özellik bitkilerin sıcaklık kuşaklarına göre dağılımına neden olur.
    Not: Ormanın alt sınırını yağış, üst sınırını sıcaklık belirler.
    4- Yağışın az olduğu iç bölgelerde hangi bitkilere rastlanmaktadır?
    Bu bölgelerde bozkır bitkileri görülür. Ayrıca bu alanlarda yüksek dağlık alanlarda kuraklığa dayanıklı ağaçlardan oluşan ormanlar ve akarsu boylarında kavak ve söğüt ağaçlarına rastlanır.
    5-İç kesimlerde makilere niçin rastlanmaz?
    Makiler yıl boyu yeşil kalan ve yaprak dökmeyen bitkilerdir. İç bölgelerde karasallık etkisiyle kışları sert ve soğuk geçmesi ve kar yağışı ve don olaylarının görülmesi nedeniyle.

    TÜRKİYE'NİN BİTKİ ÖRTÜSÜ ZENGİNLİĞİ- ÜLKEMİZDEKİ DOĞAL BİTKİ ÖRTÜLERİ
    Etkinlik Çalışması:
    1- Çevrenizde hangi tür ağaçlar bulunmaktadır?
    İğne yapraklılar: Kızılçam, Fıstıkçamı, Karaçam, göknar, Sarıçam, Ardıç, Uludağ göknarı, Servi
    Geniş yapraklılar: Meşe, Söğüt, Çınar, Dut, Kayın, Akçaağaç, Kestane, Ihlamur, Gürgen, Kavak, Kızılcık, Karağaç, Uludağ göknarı, Servi,
    2- Bu ağaçların ilişkilerini açıklayın.
    Bunlardan bir kısmı Akdeniz iklimi ne ait ağaçlar olup sıcaklığı güneşi seven ve yaz kuraklığına dayanıklı ağaçlardır. Bir kısmı ise nem ve yağışı seven gölgeli ortamları seven bitkilerdir. Genelde sıcaklığın yeterli yağışın az olduğu alanlarda meşeler, kayın, gürgen, kestane, ıhlamur kızılcık, vb ağaçlar yer alırken, yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı ve yağışı seven bitkiler olan iğne yapraklı ağaçlar, Sarıçam, göknar, Karaçam gibi bitkiler yetişmektedir.

    Etkinlik Çalışması:
    Ülkemizde yetişen 12000 çeşit bitkiden yarısı Karadenizde yetişmektedir. Neden?
    Nem ve yağış fazla olması ve yağış rejiminin düzenli olmasından dolayı çeşitlilik fazla ve bitki örtüsü gürdür. Bu bölgede yer şekilleri çeşitlilik gösterir. Yükseklik, bakı özellikleri ile hem dikey yönde hem de yatay yönde yerel iklim özelliğine sahip alanlar oluşur. Bu bölgeye ayrıca soğuk iklim döneminde gelen Sibirya kökenli, sıcak iklim döneminde ise Akdeniz kökenli bitkiler yerleşmiştir. Bunların hepsi bitki çeşitliliğini artıran nedenlerdir.
    Etkinlik Çalışması:
    Makilerin farklı bölgelerde farklı yüksekliklerde bulunması ile ilgili olarak;
    1- Makiler niçin farklı bölgelerde farklı yüksekliklere kadar çıkabilmektedir?
    Sıcaklık değerlerinin enleme bağlı olarak ülkemiz kıyılarında kuzeye doğru azalması ile ilgilidir.
    2- Makilerin Akdeniz ikliminin özelliğine uyduğunu gösteren özellikleri nelerdir?
    Maki bitkileri Akdeniz ikliminin kurak koşullarına yani ortamdaki yetersiz sudan olabildiğince yararlanmaya uyarlanmış derinlere kadar inen kökleri, ufak, sert ve kalın( meşin) yaprakları, yaprak uçları sivri ve dikenli ağaçlık ve çalılardır. Bu ufak yaprakların yüzeyi genellikle su kaybını önlemek için mumsu ya da reçineli bir katmanla kaplanmıştır ve yaprakların güneşe dönük yüzleri parlaktır. Yapraklarda terlemeyi azaltacak şekilde stomaları küçük ve sayıları azdır.
    Özüyle makiler yaz kuraklığını suyu iktisatlı kullanarak atlatırlar.
    Etkinlik Çalışması:
    Dağ çayırları ile bozkırların yetişme şartlarını karşılaştırınız.
    Bozkırlar genel olarak ülkemizde denizden uzak etrafı dağlarla çevrilmiş ve genelde de çevresinden alçakta kalan yağışların genelde az, ayrıca yazları kurak ve sıcak alanlarda yetişen bitkilerdir.
    Dağ çayırları ise genel olarak ülkemizde 2000 metreden yüksek dağların üstünde veya platolarda yetişmektedir. Bir başka özellikte dağ çayırları yetişen alanlarda yaz kuraklığı etkili olmadığı gibi yazlar serin ve nispeten yağışlı geçmektedir. Kışlar çok soğuk tur. Bozkır alanlarda ağaç yetişmeme nedeni yağış azlığı iken, çayır alanlarında sıcaklık yetersizliğidir.


    1- Giresun – Mersin kesitinde etkili olan faktörleri açıklayınız.
    İklim şartları( yağış, sıcaklık, güneşlenme süresi vb.), yeryüzü şekilleri( bakı, yükselti), denize yakınlık uzaklık durumu, toprak yapısı,
    2- Ayancık – Antalya hattında bitkileri yerleştiriniz.


    3-Türkiye hartasındaki illerin bitkilerini söyleyiniz.
    Bartın- Karışık orman, Erzurum- dağ çayırı
    Bolu- orman, Ağrı- Çayır
    İzmir- maki, orman, Aksaray- Bozkır
    Antalya- maki, orman Edirne- Bozkır

    TÜRKİYE'NİN SU VARLIĞI

    Ders dışı Etkinlik:
    1- Tuz gölüne dökülen Çarşamba yazın niçin tamamen kurumaktadır?
    Akarsu güçlü kaynaklarla beslenmediği için fazla suyu yoktur. Genelde yağmur ve kar sularıyla beslenmektedir. Yazın yağışlar kesilmekte ve kurak havalar hüküm sürmekte ayrıca, yazın aşırı sıcak ve buharlaşma ile suyunu kaybetmektedir.( Yağış ve sıcaklık rejimi)

    2-Bazı akarsuların akış hızının fazla olmasının nedenlerini nelerdir?
    Ülkemizin bazı bölgelerinin çok yüksek dağlık engebeli ve eğimli yapıda olması ve Akarsularımızın genelde dar derin vadiler içinde akmaları akarsuların akış hızını artırmıştır. ( Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz Bölgeleri gibi.)ne Ortalama yükseltisinin fazla olması, akarsularımızın hızlı akmaları, Dağların geniş yer kaplaması, içinde akması)

    3-Hangi bölgelerdeki akarsuların hidroelektrik potansiyeli fazladır?
    Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz Bölgelerindeki akarsuların.

    4-Akarsu ağı ile yer şekilleri arasında nasıl bir ilişki vardır?
    a-) Kıyıya paralel uzanan dağlar:
    — İç kesimlerden kaynak alan akarsuların dışarı çıkmasını engellemişlerdir.( Kapalı havzaları oluşturmuşlardır.)
    — Kıyı dağlarından doğan akarsuların kısa boylu olmalarını sağlamışlardır.
    b-) Doğu- batı uzanışlı dağlar: Akarsulara yön vermişlerdir. Buna uygun akış yönü oluşmuştur.
    c-) Denize dik uzanan dağlar: Akarsu akışlarını etkilememiş, yön vermişlerdir.
    d-) Yükseklik ve engebe: Akış hızlarını, beslenmelerini, aşındırma ve biriktirme faaliyetlerini etkilemişlerdir.

    5-Burdur gölünün suları acı iken Beyşehir gölünün suları tatlıdır. Neden?
    Beyşehir Göllünün gideğeni vardır. Fazla sularını denize ulaştırdıkları için suları tatlıdır. Tuz, Van, Burdur gölünün dışarıyla bağlantısı olmadığı için suları tatlı değildir.( acıdır)

    6-Tuz gölünde belli mevsimlerde meydana gelen seviye düşmelerinin nedenleri nelerdir?
    Gölü besleyen akarsuların genelde kuruyup göle su getirmemesi sonucu beslenmemektedir. Ayrıca bu mevsim sıcaklık ve buharlaşma fazladır. Buda göldeki su kaybına yol açmaktadır. Gölün derinliğinin az olması da seviye değişmelerinin çok olması da başka bir nedendir.

    7-Ülkemiz akarsularında niçin taşımacılık yapılamaz?
    Ülkemiz akarsularının yatakları çok eğimlidir, denge profiline ulaşamamışlardır. Akarsularımız genel olarak rejim yönünden düzensizdirler.

    8-Antalya’da deniz turizmi gelişmişken Rize’de gelişmemiştir. Neden?
    Antalya’da a- Akdeniz iklimi etkisinde olup yazları sıcak ve kurak geçer, bulunduğu enleminde etkisiyle denize girme süresi 7–8 ayı bulması. b- Deniz kıyıları uzun, denizleri temiz, altın gibi kumsalları vardır. c- Deniz suyu sıcaklığı 7–8 ay 20 °C ‘nin üzerindedir.
    Rize’de a-dağlar kıyıya paralel olup boyuna kıyıları oluşturmuştur, bu kıyılar plaj yönünden fakirdir. b-Her mevsim yağışlı iklim özelliği ile kapalı – bulutlu havaları ile denize girme süresi en kısa bölgemizdir.

    9- Karadeniz tuzluluk % 1,8 iken Akdeniz de neden % 3,9 dur?
    Karadeniz enlem olarak daha kuzeydedir. Bu nedenle enlem etkisiyle daha az sıcak ve buharlaşma daha azdır. Ayrıca çok sayıda tatlı nehirle beslenir. İklim olarak bol yağışlı bulutlu ve kapılı bir özellikte olmasının da etkisi vardır.
    Akdeniz daha güneyde ve daha sıcak ve buharlaşma azdır. Bu nedenle daha tuzludur.

    10-Bazı göllerimizden sulama amaçlı faydalanılamamasının nedenleri nelerdir?
    Göllerimizden kapalı havza durumunda olan ve suları tuzlu veya sodalı olan göllerden faydalanılmamaktadır.

    11- Van gölü ve Tuz gölünü kullanım açısından karşılaştırınız.
    Van Gölü: Suları sodalıdır ve bu gölden soda elde edilir. Ülkemizi en büyük ve en derin gölüdür. Ulaşım Tatvan ve Van arasında yapılır. Balık avlanır.( göle dökülen akarsu ağızlarında inci kefali). Tuz Gölünden (tuzlu) tuz elde edilir. Ülkemizin önemli bir tuz kaynağıdır. Suları tuzlu olduğu için balıkçılık yapılmaz.


    12- Ülkemizde yeraltı sularından hangi alanlarda yararlanılmaktadır?
    1- İçme ve kullanma suyu temininde, 2- Yarı kurak ülkemizde yaz kuraklığında tarım alanlarının sulanması, 3- Sağlık ve turizm açısından önemli yeri vardır. 4- Kültür balıkçılığında, 5- Son yıllarda paketlenip ihracatta önemli yer tutar.

    Ders Dışı Etkinlik: GAP yapılması sonucu oluşan değişmeleri yansıtan fotoğraf veya resimlerle ilgili yorum ve karşılaştırmalar.
    1. Kutu. Tarımda sulama ile başlayan sanayi ürünleri yetiştiriciliğindeki artış.
    2. Kutu: Boşa akıp giden nehir sularının yapılan barajlar sayesinde sulama ve elektrik üretiminde kullanılması.
    3. Kutu: Önceden nehirlerde ilkel bir şekilde çocukların yıkandıkları ve eğlendikleri bir ortam iken yapılan barajlarla modern su sporlarının yapılmaya başlanması.
    4. Kutu: GAP yapılmadan önce eski köhne ve bakımsız şehir yapısından modern şehir yapısına geçiş ve kentleşmenin artması.
    İlk sıradaki resimler projenin yapılmadan önceki halini, alt sıradaki resimler yapıldıktan sonraki halini yansıtmaktadır.

    TÜRKİYE'NİN SU VARLIĞININ EKONOMİK SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİLERİ

    DERS DIŞI ETKİNLİK: Ülkemizdeki sulardan faydalanma ile ilgili ekonomik faaliyetlere ait resimlerin incelenmesi ve yorumlanması:
    1- Resimlerde faaliyetleri açıklayınız.
    A- Balıkçılık, B-Tarımda sulama, C- sanayide kullanım- elektrik üretimi, D- Su sporlarında kullanım, E-Tuz üretiminde yararlanma, F- Deniz turizminde kullanımı.
    2-Bu faaliyetler dışında ülkemizde sulardan hangi alanlarda yararlanılmaktadır.?
    Bununla ilgili ayrıntılı açıklama ileride yapılacak.
    3-Çevrenizdeki sulardan hangi alanlarda faydalanılmaktadır?
    1-Tarımda sulama, 2- İçme ve kullanma suyu elde etmede, 3-Turizm etkinliklerinde, 4-Su ürünleri yetiştirmede faydalanılır.5- Sıcak sulardan sağlık alanında, 6- Su sporlarında, 7- Yakındaki denizlerde ulaşımda yararlanılmaktadır. 8- sanayi tesislerinin su ihtiyaçlarını sağlamada faydalanılmaktadır.
    Etkinlik Çalışması: Samsun’dan 1000 ton fındık İzmir limanına götürülecektir.
    1-Hangi ulaşım türünü seçerdiniz? Neden?
    Deniz yolarını seçerdik. Çünkü ağır yüklerin uzun mesafelerde taşınmasında en ekonomik taşıma sistemidir.
    2-Tercih edilen yolun avantaj ve dezavantajları nelerdir?
    Avantajı tek seferde yükün hepsi daha ucuz maliyette nakledilebilmesi. Dezavantajı ise yol süresinin uzun olması, iç bölgelere dağıtımda diğer ulaşım sistemlerine bağlı kalması gibi.

    Etkinlik Çalışması: Sularda yapılan etkinlikleri gösteren resimlerden faydalanarak;
    1-Hangi ekonomik faaliyetler gösterilmektedir?
    Balıkçılık, Deniz yoları ulaşımı, Deniz ve Yat turizmi,
    2-Çevrenizde bu faaliyetlerden hangisi yaygındır?
    Balıkçılık, deniz yolları taşımacılığı,
    3-Ege ve Karadeniz kıyılarını bu faaliyetler yönünden değerlendiriniz.
    Anadolu en güzel manzaralarını Ege kıyılarında sunar,"Dünyanın en güzel gökyüzüne ve en iyi iklimine sahip" Ege kıyıları boyunca körfezler ve yarımadalar, koylar ve plajlar peş peşe sıralanır. Bu nedenle yat ve deniz turizmi Ege kıyılarında gelişmiştir.
    Her mevsim yağışlı Karadeniz kıyılarında ise deniz turizmi ( kıyı) gelişmemiştir. Balık bakımından en verimli denizimiz Karadeniz’dir. Sularındaki oksijen miktarının fazla olması, bu denize dökülen çok sayıda büyük akarsuyun denize balık besini olan planktonlar taşıması nedeniyle Karadeniz zengindir. Bu nedenle bu kıyılarda balıkçılık gelişmiştir.
    4.Bu faaliyetlerin yaygın olduğu alanlar ekonomik yönden nasıl etkilenirler?
    Balıkçığın geliştiği alanlar, turizm ve ulaştırmanın geliştiği anlalar bölgelerin ekonomilerine olumlu katkı yapmakta hem bir gelir kaynağı olurken hem de insanlara istihdam sağlayarak ekonomiyi olumlu etkiler.

    TÜRKİYE'DE YERLEŞME VE NÜFUS DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
























    Etkinlik Çalışması: Trabzon ve Gümüşhane illerine ait gayri Safi Yurt içi hasıla değerleri incelenerek,
    Aynı bölgede yar alan illerin nüfus ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri niçin farklıdır?
    Trabzon- İran transit yolunun başlangıcı bir limana sahiptir. Ayrıca bu ilimiz Karadeniz kıyı şeridini bağlayan ve Gürcistan’a uzanan sahil yolu üzerindedir. Kıyıda nemli ve bol yağışa sahip olup bol yağış isteyen fındık, çay, mısır, kivi gibi ürünlerin bol yetiştiği bir alandır. Ayrıca ülkemizin en zengin balık potansiyeli olan Karadeniz kıyısıdır. Trabzon üniversiteye sahip bir şehirdir. İl eskiden beri önemli bir ticaret şehridir. Turizm açısından potansiyeli yüksektir.

    Gümüşhane ise dağlık engebeli ve tarım alanları dardır. Sert bir karasal iklime sahiptir. Tarım ürünleri sınırlıdır. İl ulaşım imkânları sınırlıdır. Sanayisi gelişmemiştir. Dış ülkelerle bağlantı yapan yol ve limanlara sahip değildir. Yurt dışına satabilecek ürünleri yoktur.

    DERS DIŞI ETKİNLİK: Türkiye illere göre Nüfus yoğunluğunun dağılış haritası incelenerek:
    1-Nüfusun yoğun olduğu illeri tespit ediniz.
    İstanbul, İzmir, Ankara, Konya, Antalya, Mersin, Adana, Manisa, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Antakya Kahramanmaraş, Bursa, Balıkesir, Kayseri, Samsun,

    2-Ülkemizde nüfus dağılışını iklim, yer şekilleri, konum gibi faktörleri dikkate alarak açıklayınız.
    Türkiye’de nüfusun dağılımında, iklim, yer şekilleri, ulaşım, tarım olanakları, endüstri, madenler gibi doğal ve ekonomik koşulların etkisi vardır. Arazinin dağlık ve engebeli olduğu, tarım alanlarının az bulunduğu, önemli yolların uzağında kalan, endüstri ve ticaretin gelişmediği yerler ise seyrek nüfuslanmıştır.
    1- Yer şekilleri: A- Yükselti: Ülkemiz fiziki haritasında koyu kahve renkli yüksek dağlık alanlar nüfus haritasında seyrek nüfuslu ( boş alanları) alanları oluşturur. Genel olarak yükselti arttıkça nüfus yoğunluğu azalır. Ülkemizin %85inden fazlası kıyı ovaları, iç ovaları ve alçak platolarda toplanmıştır. Buna karşılık dağlık alanlarda nüfus az ve dağınıktır. Yüksek dağ ve platolarda 1500 m ‘den sonrası yaklaşık olarak boştur. Bunun nedeni, kışların uzun yazların kısa sürmesi, tarımsal etkinliklerin kısıtlanmasıdır. Ulaşım güçlükleri de nüfuslanmanın az olmasında etkilidir.
    B-Eğim ve Bakı: Ülkemizin düz ve az eğimli alanları sık nüfusludur. Çünkü buralardaki iklim ve arazi şartları Tarıma müsait, ulaşım imkânları da gelişmiştir. Eğimin fazla olduğu engebeli sahalar seyrek nüfusludur. Ülkemiz K.Y. K ’de yer aldığı için güney yamaçlar güneye dönüktür. Daha fazla ısınır. Bu yüzden ülkemizde güney yamaçlar, kuzey yamaçlara göre daha sık nüfuslanmıştır.
    C-Dağların Uzanış doğrultusu: Ülkemizde dağlar genelde Doğu-Batı doğrultuludur. Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde kıyıya paralel uzanan dağlar iç kesimlerle ulaşımı zorlaştırır. İç bölgelerin daha az yağış almasına neden olur ve iç bölgelerdeki iklimi karasallaştırır.
    Bu nedenle kıyı bölgelerde denize bakan yamaçlar sık nüfusludur. Dağların denize dik uzandığı Ege kıyılarında çöküntü ovaları sık nüfuslu olup denizin etkisinin azaldığı iç kesimlere doğru nüfus seyrelir.

    2- İklim şartları: İklim elemanlarından SICAKLIK ve YAĞIŞ nüfus dağılışında en etkili olanlardır. Ilıman ve yeterli yağış alan yerler sık nüfusludur. Denizin ılıtıcı etkisiyle ılıman iklim özellikleri görülen Marmara, Ege, Karadeniz ve Akdeniz kıyıları sık nüfusludur. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde nüfus seyrektir.
    Ülkemiz nüfus haritası ile yağış haritası birbirine çakışır. Yağışın çok olduğu alanlar sık nüfuslu alanlar olup,
    3- Konum: Genel olarak kıyıda yer alan, önemli yol güzergâhlarında bulunan, özellikle de ülkemizi dış ülkelere bağlayan önemli kara, demir, deniz, hava yolları ve ticaret yolları üzerinde bulunan alanların sık nüfuslu alanla olduğu görülür.
    Ülkemiz Nüfus haritasından çıkarılacak sonuçlar:
    1- Ülkemizde nüfus dağılışı düzensizdir.2- Ülkemiz nüfusunun çoğu kıyılarda yaşar, içerilerde nüfus azdır.
    3-Ülkemizde sık nüfuslu alanlar kadar, seyrek nüfuslu alanlarda vardır.

    3- Ülkemizde yerleşmenin yükselti sınırı bölgelere göre farklılık göstermektedir. Neden?
    Yerleşmelerin sona erdiği sınıra da yerleşmenin yükselti sınır denir. Tarımın ve yerleşmenin yükselti sınırı enleme ve yer şekillerine göre değişir. Yerleşmenin yükselti sınırı kutup bölgelerinde deniz seviyesinden başlar, ekvatora gidildikçe artar. Dönenceler çevresindeki sıcak ve kurak alanda yükselti sınırı en üst seviyeye çıkar. Ülkemizde yerleşmelerin yükselti sınırının en yüksek olduğu yerler enlem etkisiyle güneyde yer alan Akdeniz kıyılarıdır. Bu bölgede 2500m’ye kadar yerleşmelere rastlanır. Yerleşmenin yükselti sınırının ülkemizde en düşük olduğu bölgemiz karasallığın etkisiyle Doğu Anadolu Bölgemizdir.
    Ders Dışı Etkinlik: Sıcaklık ve kuraklık dağılışını gösteren haritalar ile nüfus dağılışı haritasını karşılaştınız.
    Ülkemizde genel olarak nüfus dağılışı ile sıcaklık dağılışı haritaları birbirine uyar. Sıcaklık değerlerinin yüksek olduğu kıyı bölgeler ile alçak ovalık alanlar sık nüfuslanmıştır. Ancak bu duruma uymayan yerlerde bulunduğu belirtilmişti. Denizin ılıtıcı etkisiyle ılıman iklim özellikleri görülen Marmara, Ege, Karadeniz ve Akdeniz kıyıları sık nüfusludur. Buna karşılık denizden uzak ve yükseltinin çok olduğu ve sıcaklığın düşük olduğu bölgeler ve yüksek alanlarda nüfus çok seyrektir. Yüksek dağ ve platolarda 1500 m ‘den sonrası yaklaşık olarak boştur. Bunun nedeni, kışların uzun yazların kısa sürmesi, tarımsal etkinliklerin kısıtlanmasıdır. Ulaşım güçlükleri de nüfuslanmanın az olmasında etkilidir.
    Ülkemizde genel olarak kuraklık dağılışı ile nüfus dağılışı haritalarında da bağlantı vardır. Genel olarak denizde uzak yağış ve nemim düşük olduğu iç bölgelerde nüfus daha seyrek bulunmaktadır. Genelde nüfusu yağışın fazla olduğu kıyılarda toplanması bunun kanıtıdır.
    Buna karşılık bazı alanlar ise yağış çok olmasına rağmen yüksek engebeli olması, tarım alanları olmaması ulaşım sıkıntıları ve yükseltinin tarım, orman ve yerleşme üst sınırına ulaştığı yerlerde ise yağış bol olmasına karşılık nüfus seyrek hatta boştur.
    Ders dışı Etkinlik: Manisa Ve Afyonkarahisar’ın coğrafi özellikleri karşılaştırılarak;( S-145)
    Manisa Afyonkarahisar
    Nüfus 1.260.169 812.416
    İklim Akdeniz- karasal geçiş Karasal
    Sıcaklık ortalaması 16,8 ºC 11,2 ºC
    Yıllık yağış miktarı 726,5 mm 455 mm
    En soğuk ay ortalaması 6,7 ºC 0,3 ºC
    En sıcak ay ortalaması 27,8 ºC 22,1 ºC
    Donlu gün sayısı 30 94
    Ürün çeşidi Çok Az
    Ortalama yükselti 43- 750 m 1000- 1500 m
    Nadas ( hektar) 16,590 119. 644
    İki ilden birincisi Manisa’da iklim şartları uygun (sıcaklık, yağış, sıcaklık farkı, yükselti, donlu gün sayısı) bu tarımsal üretimin çok ve çeşitli olması ve bunların işleyen sanayilerin kurulması, tarımsal ürün ticaretinin artması, işgücüne ihtiyacının çoğalmasına ve nüfusu çekici etkiye yol açarak nüfusu kendine çekmiştir.
    İkinci il Afyonkarahisar’ın özellikleri ise Manisa’nın özelliklerinden daha kötü ve durumdadır. Bu nedenle nüfus daha azdır.
    * Bu durum illerin ekonomilerine etkilemiştir. Manisa illinde sanayi, ticaret, tarım gelişmiş daha yüksek gelire sahip bir ekonomi oluşmuştur.

    Bursa ve Çanakkale’nin gelişmişlik düzeyi verilerine göre:
    Çanakkale Bursa
    Nüfus 464.975 2.125.140
    Çalışan Nüfus 390.216 1.375. 868
    Gelişme hızı 30,7 42,1
    İhracat( milyon dolar) 387 5.206
    İthalat( milyon dolar) 337 6.646
    Sanayide elektrik tüketimi 826.053 5.729.634
    1- Sanayileşme hangisinde fazladır?
    Bursa’da fazladır. Çünkü Bursa’nın hem ithalat ve ihracat rakamları, hem de sanayide kullanılan elektrik miktarı Çanakkale’den katlarca fazladır. Ayrıca çalışan nüfusu da oldukça çoktur.
    2- Bunun nedenleri nelerdir?
    Bursa daha düz ve verimli tarım alanlarına sahiptir. İklim açısından daha uygun koşullar daha fazladır. Bu üretilen tarım ürünü miktarı ve çeşidini artırmıştır. Ayrıca Bursa konum itibari ile sanayileşmeye daha uygundur. Sanaiyisi gelişen illere daha yakındır. Bu ilimizde sermaye sahibi insan daha fazladır. Bursa çok eskiden beri başkentlik yapmış ve önemli bir ticaret merkezidir. Nüfus sayısı ve işgücü daha fazladır.
    3- Bu durum kentetlerin nüfusun nasıl etkilemiştir?
    Bursa’nın daha fazla nüfuslanmasına yol açmıştır.

    4-Hangi il daha fazla göç almaktadır?
    Bursa ili daha fazla çekici özelliğe sahi olduğu için göç alma oranı daha fazladır.

    Ders Dışı etkinlik(S–145)
    1- Yaşadığınız çevrede iş imkânları yeterli midir?
    İş imkânları ülkemiz geneline göre daha fazladır. Ancak ülkemizde nüfusun hızlı artması ve genç nüfusun fazla olmasından dolayı işsizlik sıkıntısı büyüktür. Bu yaşadığımız bölgede de görülür. Ancak gelişen sanayisi, konumu ve uygun iklim şartları ve geniş tarım imkânları ile daha şanslı bir konumdadır.

    2-Ülkemizde çok önemli bir boyutta göç yaşanmaktadır. Ülkemizde en fazla göç alan iller ve veren illeri tespit ediniz.
    En çok göç alan il İstanbul olup bu ilden sonra İzmir, Bursa, Ankara, İçel, Antalya nüfusu göçlerle sürekli artmaktadır.
    Her merkez farklı özelliği ile göç almaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi kentler sanayinin gelişmesi nedeniyle göç çekmektedir. Zonguldak, Karabük, Ereğli, İskenderun, Batman madencilik ve sanayi nedeniyle, Antalya, Çeşme, Alanya, Kuşadası, Marmaris, Bodrum turizm nedeniyle göç almaktadır.

    En çok göç veren il Tunceli’dir. Bu ilden sonra Kars, Erzurum, Gümüşhane, Sivas, Artvin, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Hakkâri gibi iller nüfusu verdiği göçler nedeniyle azalmaktadır.

    3-Bu illerin göç alma ve verme nedenleri nelerdir?
    Göç veren yerlerin ortak özellikleri; Göç veren illerin ortak özelliği; doğum oranının çok yüksek, iş imkânlarının kısıtlı olmasıdır.
    1- Nüfus artışının çok fazla olması, 2- Kırsal nüfus fazladır. 3-Toprakların miras yoluyla parçalanması ve toprak yetersizliği, 4- Kırsal alanda tarımda kullanılan yeni teknolojilerin insan gücüne ihtiyacı azaltması
    5-Yağış azlığı ve düzensizliği, erozyon vb nedenlerle toprağın verimsizleşmesi, 6- Sanayi ve ticaretin gelişmemiş olması, 7- Arazisi dağlık ve engebeli alanlardır. 8- İklim şartları olumsuz alanlar ( karasal sert – soğuk ya da kurak alanlar) 8- Ulaşım imkânları kısıtlı önemli yollardan uzak alanlar.
    Ülkemizde çok göç alan alanların ortak özellikleri:
    1- Arazisi düz ve verimli alanlardır. 2-İklim şartlarının uygun olduğu alanlardır.
    3- Endüstrinin geliştiği alanlardır. 4- Ulaşımın kolay olduğu ve önemli ulaşım yolları üzerindeki alanlardır.
    5-Yeraltı ve yer üstü kaynakları bol olan alanlardır. 6- Ticaret, turizm, eğitim, sağlık hizmetlerinin geliştiği alanlardır.

    4-Ülkemizdeki göçlerin nüfus dağılışını nasıl etkilemektedir?
    Ülkemizde nüfus dağılışı dengesizleşmekte, nüfus kentlere, ülkemizin kıyı kesimleri ve batı bölgelerimize yığılmakta, buna karşın kırsal alanlar, ülkemizin doğu yarısı iç kısımlar nüfus kaybetmekte özellikle de doğu yarısı boşalmaktadır.
    TÜRKİYE'DE YERLEŞMELER (ÜLKEMİZDE KIR YERLEŞMELERİ)
    Etkinlik Çalışması:
    1- Yukarıdaki fonksiyonların yerleşmelerin farklılaşmasına etkileri nelerdir?
    Yerleşmeler değişik fonksiyonlara sahiptir. Genel olarak tarım hayvancılık faaliyetlerinin olduğu yerleşmeleri kır yerleşmeleri olduğu görülmektedir. Buna karşılık tarım ve hayvancılığın dışındaki sektörlerden yani sanayi, ticaret, turizm, ulaştırma vb. sektörlerin ağırlık kazandığı büyük nüfuslu ve alanlı yerleşmelerin şehirler olduğu görülür. Ayrıca şehirler sayılan fonksiyonlardan bazen birinde bazı şehirlerde bu fonksiyonların birçoğunu bünyesinde taşımakta çok işlevli hale gelmektedir. Bu fonksiyonları yanında askeri, idari ve kültürel özellikler ile de yerleşmeler farklılaşmaktadır.
    2- Şehir ve kır yerleşmeleri kavramlarını açıklayınız.
    Kır yerleşmesi: Genel olarak nüfusları küçük nüfusu 10.000'in altında olan ve geçimlerin kaynaklarında tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir.
    Kır kelimesinin sözlük anlamı’’şehir ve beldelerin dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer demektir’’Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.

    Şehir yerleşmesi: Az çok bir plan dâhilinde kurulmuş, nüfusu 10.000’nin üzerinde olan ekonomisi tarım ve hayvancılık sektörleri dışında başta ticaret, sanayi, hizmetlere dayalı büyük alanlara yayılan, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir araya toplayan, hayat tarzı ve çevresine etkileri bakımından farklı olan büyük yerleşme birimidir.
    3- Şehir ve kır yerleşmelerinin özelliklerini gösteren kavram haritası hazırlayınız.

    4- Sadece tarımla uğraşan yerleşmeler hangi gruba girere.
    Kır yerleşmeleri.

    Etkinlik Çalışması: ( S–149)
    Bulunduğu yer Yağış rejimi Su kaynakları Arazi şekli, tarım alanı Yükselti Yerleşme şekli
    Konya ovası Düzensiz Yetersiz Düz arazi, tarım alanı geniş 800-900m. Toplu
    Kıyı Ege Düzensiz Yeterli Çöküntü ovaları ve dağlar, tarım alanı geniş 0- 50 m. Toplu
    Doğu Karadeniz Düzenli Yeterli Dağlık ve engebeli arazi, tarım alanları dar ve parçalı 250 m. üstü Dağınık
    1- Kır yerleşmelerinin toplu ve dağınık olmasında etkili olan faktörler nelerdir?
    1-Yer şekilleri( yükselti, eğim, engebe durumu, dağların uzanışı gibi),
    2-İklim (Yağış özellikleri- miktarı ve rejimi, kuraklık),
    3-Su kaynaklarının durumu,
    4-Beşeri faktörler(Toprak verimi, uygulanan tarım yöntemleri, nüfus miktarı, mülkiyet durumu ve ekonomik faaliyetlerin şekli, Ayrıca emniyet tedbirleri köyleri toplu hale getirir.)
    2-Yaşadığınız yerdeki köyleri tablodaki ölçülerle karşılaştırınız.
    Yaşadığımız yerde yağış rejimi düzensiz, su kaynakları yeterli, Arazi düz ve tarım alanları geniş ancak yer yer dağlarda yer almaktadır. Yükselti- 100- 300 m arası yerleşmeler toplu.
    3-Konya Ovasında toplu yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde düz ve arazinin tarıma uygun olması. Yağışın az olduğu yer olması, Su kaynaklarının kıt olması, genelde tarla tarımı yapılıyor olması.
    4-Doğu Karadeniz’de dağınık yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde dağlık ve engebeli olması, tarım alanlarının dar ve parçalı olması. Yağışın çok olduğu yer olması, Su kaynaklarının bol olması, genelde bahçe tarımı yapılıyor olması.
    5- Ege kıyılarında toplu yerleşmelerin olmasının nedenleri nelerdir?
    Yer şekilleri yönünde düz ve arazinin tarıma uygun olması. Yağışın yeterli olması, Su kaynaklarının yeterli olması, genelde tarla tarımı yapılıyor olması.
    6-Yerleşmenin dağınık veya toplu olmasının olumlu ve olumsuz yanlarını tartışınız.
    Dağınık yerleşmelerin olumsuz etkide oldukları söylenebilir. Çünkü bunlara yol, su elektrik, telefon, eğitim, sağlık vb hizmetleri götürmek hem arazi yapısı nedeniyle zor olmakta, hem de pahalıya mal olmaktadır.

    Etkinlik Çalışması:
    1- Köy altı yerleşmeleri oluşturan başlıca sebepler nelerdir?
    1.Kalabalık ailelerden kaçarak bağımsız yaşama isteği
    2.Aileler arasında çıkan anlaşmazlıklar
    3.Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzakta olması
    4.Hayvanlarına otlak ve barınak temini
    5.Devlete ait arazilerin özellikle orman alanlarının toprak kazanmak amacıyla yerleşme yapılması.

    2-Yaylalar bağlı bulundukları yerleşmelere hangi ekonomik ve sosyal faydalar sağlar?
    Yaylalarda hayvanlar beslenir, hem süt, yün vb. hayvansal ürünler elde edilir, Yaylalar ayrıca dinlenme ve eğlenme yerleridir. Birçok yayla turistik önem kazanmıştır. Giresun, Rize, Ordu’daki yaylalarda panayırlar kurularak buralara birer Pazaryeri haline dönüşür. Karadeniz bölgesindeki yaylalarda son yıllarda turistik etkinlikler çoğaldı her yıl pek çok şenlik düzenlenmektedir. Akdeniz Bölgesindeki yaylacılıkta klasik yaylacılıktan farklı olarak son yıllarda bunaltıcı yaz sıcaklıklarından uzaklaşarak serin bir yaz geçirme imkânı sağlayan yerleşmeler olmuşlardır.
    Etkinlik Çalışması( S–152)
    1- A- Noktalarına dokularına göre hangi tip kır yerleşmeleri kurulabilir?
    A-dağınık yerleşme, B toplu yerleşmeler.
    2- Bu kırsal yerleşmelerin kuruluş nedenleri neler olabilir?
    A- Yerleşmesi ormancılık, hayvancılık faaliyetleri yapmak üzere kurulabilir. Çünkü arazi engebeli ve ormanlık, yükseltisi B ye göre fazla yağış miktarı ve su kaynakları daha fazla ve hava daha serindir.
    3-A ve B noktalarında hangi doğal faktörler etkilidir?
    A- Yer şekilleri( arazi yüksek ve engebeli ), İklim şartları ( Yüksek olduğu için serin ve daha yağışlı)
    B- ise daha alçak, arazi düz ve tarım alanları geniş, su kaynakları var ( Akarsu boyunda).
    4-Siz hangi yerleşme tipinde yaşardınız? Neden?
    B yerleşmesinde yaşardık. Toplu yerleşmeye uygun düz ve verimli tarım alanları vardır. Ayrıca tarımda sulama imkânı vardır. Ayrıca her türlü altyapı ve üst yapı hizmetlerini alma ve gelişme imkânı vardır.

    Kır yerleşme Birimi Dokusuna göre yerleşme tipi Nedenleri
    A Dağınık yerleşme Arazi yüksek ve engebeli, Yüksek olduğu için serin ve daha yağışlı, bitki örtüsü orman.
    B Toplu yerleşme Daha alçak, arazi düz ve tarım alanları geniş, su kaynakları var, yağış miktarı az.

    TÜRKİYE’DE ŞEHİR YERLEŞMELERİ
    Fonksiyonlarına göre şehirler Özellikleri
    İdari şehirler Gelişmesinde yönetim merkezi olma özelliği ön planda olan şehirler.
    Kültürel şehirler Üniversite ve yüksek okulların bulunduğu, çeşitli bilim, sanat, kongre etkinliklerinin düzenlendiği, festivallerin yapıldığı, tarihi zenginliklerin bulunduğu şehirlerdir.
    Askeri şehirler Gelişmesinde askeri birliklerin varlığının ön planda olan şehirler.
    Ekonomik fonksiyonlarına göre şehirler Gelişmesinde tarım, sanayi, hizmetler( Ulaşım), ticaret, turizm sektörlerinin biri veya birden fazlasının etkili olduğu şehirlerdir.
    Etkinlik Çalışması:
    1- Yukarıdaki sınıflandırmada hangi özellikler ortaya çıkmaktadır?
    Şehirlerin büyüyüp gelişmesinde etkili olan faktörler. Bu faktörlerin yoğunlaşıp o şehrin gelişmesinde aktif rol üstlenen ekonomik, kültürel, askeri ve idari özellikler ön plana çıkmıştır.

    2-Bu fonksiyonların ön plana çıktığı şehirler için örnekler yazınız.
    İdari şehirler: Anakara, İstanbul, Konya, Kayseri, Edirne, Bursa gibi.
    Askeri şehirler; Gölcük, Sarıkamış, Çorlu, Polatlı, Kırıkkale, Kars.
    Kültürel şehirler(Dini şehirler;) Mekke, Medine, Cidde, Kudüs, İstanbul,(Üniversite şehirleri) İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Eskişehir.
    Turizm şehirleri; Antalya, Alanya, Marmaris, Bodrum, Datça, Kuşadası, Çeşme, Ürgüp, Fethiye vb.
    Askeri şehirler; Gölcük, Sarıkamış, Çorlu, Polatlı, Kırıkkale, Kars.
    Tarım Şehirleri: Karadeniz bölgesindeki, Rize, Çorum, Amasya, Düzce, Marmara Bölgesindeki İnegöl, Yalova, Bilecik, Ege Bölgesindeki Ödemiş, Tire, Akhisar, Salihli, Nazilli, Turgutlu, GD. Anadolu’daki Ş.Urfa, Mardin, D.Bakır, Doğu Anadolu’daki Ağrı, Muş, Iğdır, Kars, İç Anadolu’daki Karaman, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat sadece bazılarıdır.
    Ticaret şehirleri: İstanbul, İzmir, Kayseri, Samsun, G.Antep, Erzurum, Sivas, Mersin, Bursa, Trabzon, Gaziantep, Diyarbakır v.b.
    Sanayi şehirleri: İstanbul, İzmir, Ankara, İzmit, Adapazarı, G.Antep, E.Şehir ve Bursa’dır. Ayrıca Batman, Kırıkkale, Ergani, Murgul, Karabük, Ereğli, İskenderun, Seydişehir vb.
    Turizm şehirleri; Antalya, Alanya, Marmaris, Bodrum, Datça, Kuşadası, Çeşme, Ürgüp, Fethiye vb.

    3-Yaşadığınız şehir hangi gruba girer?
    Sanayi, ticaret, kültürel, idari, turizm şehri gruplarına hitap eden Bursa il merkezi yanında, İlçemiz Orhangazi ise Tarım ve sanayi şehirleri grubuna girer.

    4-Hangi tür bir şehirde yaşamak isterdiniz?
    Sessiz sakin temiz küçük bir tarım şehri veya birçok fonksiyon barındıran ve imkânı çok olan bir sanayi veya ticaret şehri gibi.
    Etkinlik Çalışması( S- 153)
    1-Deniz kıyısı olan bir şehirle iç kesimlerde yer alan bir şehrin fonksiyonları aynı olabilir mi?
    Bazı fonksiyonları aynı olabilir. Sanayi, ticaret, tarım, idari şehir olma özellikleri aynı olabilir. Ancak liman şehri olması, deniz turizminin gelişmesi özellikleri uymayabilir.

    2- Tabloda verilen Antalya ve Eskişehir fonksiyonları incelenerek, Bu şehirlerde hangi fonksiyonlar gelişmiştir?
    Eskişehir; Hizmetler( Ulaşım), Kültürel fonksiyonlar (Üniversite), Sanayi, ticaret vb.
    Antalya; Turizm, Tarım, Ticaret ve hizmetler( Ulaşım) fonksiyonları gelişmiştir.

    3- Her iki şehirde de gelişen hâkim fonksiyon hangisidir? Ulaşımdır. Çünkü irisi önemli yolların kavşağındadır. Diğeri deniz kıyısında liman şehridir.

    Etkinlik Çalışması( S- 154)
    1-Tarım şehirleri ve sanayi şehirlerini ekonomik fonksiyonlarına göre karşılaştırınız.
    Tarım şehirlerinde büyük ölçüde tarım ürünleri yetiştirilmekle birlikte orman ürünleri ya da balıkçılık, hayvancılık faaliyetleri de yürütülmektedir. Buralarda yaşayan nüfusun %70-80i geçimini tarımla sağlar. Bu şehirlerin gelişebilmesi kurulduğu alanın verimine, Yetişen ürünün çeşidine, Uygulanan tarım metoduna, makineleşme, ulaşım durumuna bağlıdır. Tarım şehirleri genellikle çevrede yetiştirilen ürünlerin ihtiyaç fazlasının toplanıp basit sanayi kuruluşlarında yarı işlenmiş hale getirildiği merkezlerdir.
    Sanayi şehirleri önemli kavşak noktalarında veya bütün ulaşım yollarına yakın bir konumdadır.( Kara, deniz, demir, hava yolu). Bir ya da birçok gelişmiş sanayi dalının kurulup geliştiği şehirlerdir. Maden, enerji kaynağı ve hammaddeye yakın ya da kolay ulaşılabilir bir konumdadır. Yoğun işçi nüfusu barındırırlar. Ticaret gelişmiş, yoğun ihracat ve ithalat faaliyetleri bulunur. Bu şehirlerde elde edilen gelir ve katma değer çok yüksektir.
    2-Zonguldak ve Nevşehir’i ekonomik fonksiyonlarına göre karşılaştırınız.
    Zonguldak bir maden şehri olup, madene ve ormana dayalı sanayilerin geliştiği deniz kıyısında yer alan bir liman kentidir.
    Eskişehir ise ekonomisi tarıma dayanan bir şehir olup, sahip olduğu doğal ve tarihi güzellikleri ile bir turizm şehridir.
    3-Turizm şehirlerinde öne çıkan önemli doğal özellikleri söyleyiniz.
    Ulaşıma uygun bir doğal yapı, Kıyılarda yer alma uygun kıyı ve plaj özelliği, El verişli iklim özellikleri, görülmeye değer doğal güzellikler.

    4- İstanbul’un gelişmesinde hangi fonksiyonlar etkilidir?
    Kültürel, İdari, ulaşım, sanayi, ticaret, liman, turizm etkili olmuştur.
    5-İstanbul’un ulaşım bakımından gelişmiş olması hangi fonksiyonları kazandırmıştır.
    Sanayi, Ticaret, İdari, Turizm,
    Etkinlik Çalışması( S- 155)
    1- İzmir, Gaziantep, Manisa, Bursa şehirlerinden birini seçip hangi fonksiyona sahip olduğunu araştırınız.
    Bursa: Sanayi, ticaret, kültür, turizm, - Gaziantep: Ticaret, sanayi, - Manisa: Tarım, sanayi,
    İzmir: Sanayi, ticaret, Kültür, turizm, ulaşım,
    2-Yaşadığınız şehrin öne plana çıkan fonksiyonları ve bunun nedenlerini açıklayınız.
    Tarım: Düzlük ve verimli arazisi, yükseltisi az, denize yakın ve ılıman iklim şartları ve gelişmiş tarım metotları ve araçları nedeniyle.
    Sanayi: Sahip olduğu konumu ve ulaşım kolaylığı, büyük sanayi devi şehirleri ve limanlara yakın oluşu, hammaddenin bol olması, sanayi için elverişli alt yapıya sahip olması.

    TÜRKİYE NÜFUSUNUN YAPISAL ÖZELLİKLERİ VE DAĞILIŞI
    Etkinlik Çalışması:( S- 162) Türkiye Nüfus piramidi incelerek;
    1-Piramidin geniş tabanlı üçgene benzemesinin nedenleri nelerdir?
    Ülkemizde doğumların henüz çok yüksek olduğunu ve çocuk nüfusun fazla olduğunu ve doğum kontrolü ve nüfus planlamasının yeterince yapılamadığından dolayıdır.
    2- Hangi yaş grubu daha fazladır?
    Çocuk yaş grubu daha fazladır. Buna 25 yaş grubuna girenler eklendiğinde en fazla 0- 25 yaş arası daha fazladır.
    3- Genç nüfus(15- 35 yaş arası) yaklaşık ne kadardır?
    Yaklaşık 34 -35 milyon kadardır.
    4- Tabanının daralmasından hangi sonuçlar çıkarılabilir?
    Ülkemizde son 15- 20 yıldan itibaren nüfus planlaması çalışmalarının yapılmaya başlandığı ve doğumların azalmaya başladığını gösterir.
    5- Nüfusun yaş yapısına bakarak olumlu ve olumsuz özellikleri belirtiniz.
    0–14 yaş grubundakilerin oranı ülkemizde %27,2’ dir. Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur. Çocuk nüfus da diyebileceğimiz bu grubun oranı oldukça yüksektir. 1960lardan beri düşüş gösteren bu gruptakilerin oranı yine de yüksektir. Bu durum nüfusumuzun Genç Nüfus yapısına sahip olduğunu gösterir. Avrupa’nın en genç nüfusu sahip ülkesi durumundayız.
    Türkiye’de, 0 – 14 yaş grubundakilerin fazla olması beslenme, giyinme ve eğitim ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerektirmektedir. Bu alanda yapılan yatırımlara demografik yatırımlar denir. Gelişmiş ülkelerde genç nüfusun azlığı nedeni ile bu yatırımlar toplam yatırımların % 12,5'ini oluştururken, bu oran az gelişmiş ülkelerde % 42'ye kadar çıkmakta, bu da gelişme hızlarını azaltmaktadır.
    Genç nüfusun fazla olmasının yararları
    1.Gerekli iş gücünün kolayca temin edilmesi, 2.İhtiyaç halinde kolayca büyük bir ordu kurulabilir. 3.Tüketim ihtiyaçlarından dolayı ticareti canlandırır.
    Genç nüfusun fazla olmasının yol açtığı sorunlar:
    1.İşsizlik, 2.Ailelerin geçim sıkıntısına düşmesi, 3.Göç hareketleri, 4.Konut yetersizliği, 5.Eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamalar,6-Aile kurup nüfusu daha da artırma sorunu.
    Nüfusumuzun büyük bir bölümü 15- 64 yaş grubu arasındadır. Buna göre nüfusumuzun yaklaşık %66,4 ‘ü aktif nüfus durumundadır. Bu oran bütün ülkelerde yüksektir. Bu oran yurdumuzda üretime katılabilecek büyük bir iş gücü kapasitesi olduğunu gösterir.
    Nüfusumuzun %6,4ünü yaşlı nüfus oluşturur. Bu gruptakilerin oranı bir ülkenin gelişme düzeyini ve hayat standardını vermesi bakımından önemlidir. Ülkemizdeki yaşlı nüfus oranı giderek artmaktadır. Bunda tıptaki ve yaşam şartlarındaki gelişmelerin payı büyüktür. 15- 64 yaş grubu oranı kentlerde kırlara göre daha yüksektir. Bunun Nedeni; kırsal kesimde çocuk sayısının çokluğu ve çalışma çağındaki nüfusun kırsal kesimden kentlere göç etmesidir.
    Gelişmiş ülkelerde çocuk nüfusu % 30’un altında, Yaşlı nüfus genelde % 15 ‘in üstündedir. Geri kalmış ülkelerde ise % 40’ın üstündedir. Geri kalmış ülkelerde yaşlı nüfus azdır. (% 4- 8)
    0–14 ile 65 Yaş üstü nüfusa bağımlı nüfus denir. Bu gelişmiş ülkelerde fazla, geri kalmış ülkelerde azdır. Ülkemizde bağımlı nüfus sayısı fala olup, çalışanların yükü ağırdır. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır. Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir. Okul çağındaki nüfus fazladır. Ortalama insan ömrü kısa olmasına rağmen giderek uzamaktadır.

    6- Ülkemiz piramidine bakarak hangi tür ülkelere girer belirtiniz?
    Bu özellikleri ile ülkemiz piramidi doğum oranları hızla azalan gelişmekte olan ülkeler özelliği gösterir.
    Ders dışı etkinlik( S–163)
    Birinci grafikte kentlerde ki kadın erkek oranının yıllara göre değişimi grafiğine bakıldığı zaman kent nüfusu içinde erkeklerin hep önde olduğu görülmektedir. Bunda temel neden özellikle 1950 yıllarından sonra başlayan kırdan kente göç olayı ve genelde de göçe genç ve erkek nüfusun katılmasının etkisi fazladır.
    II. grafikte kırsal alanda kadın erkek nüfus dağılışına bakıldığı zaman genelde kadın nüfusun erkek nüfustan fazla olduğu dikkat çekmektedir. Son sayımda kadınların sayısı erkekleri geçtiği görülmektedir. Bunun da nedeni göç olayının artık eskisi kadar hızlı olmayıp yavaş yavaş dengeyi bulduğunu gösterir.

    Etkinlik Çalışması(S–163)
    İller Erkek Kadın Nedeni
    İstanbul 5.088.000 4.930.000 Göç alması
    İzmir 1.699.000 1.672.000 Göç alması
    Kocaeli 625.000 581.000 Göç alması
    Kastamonu 182.000 194.000 Göç vermesi
    Kırşehir 125.000 129.000 Göç vermesi
    Sinop 110.000 114.000 Göç vermesi
    Kars 169.000 156.000 Askeri birlikler yer alır.
    Erzincan 169.000 148.000 Askeri birlikler yer alır.

    Etkinlik Çalışması: Türkiye’de nüfusun çalışma kollarına dağılımı grafikleri (1980- 2000) incelenerek;
    1- Sektörlere göre dağılım nasıl bir değişim göstermiştir? Bu ülke ekonomik yapısı nasıl bir bilgi verir.
    Ülkemizde tarımsal nüfus azalırken sanayi ve hizmetler sektörü gelişmektedir. Ülkemiz ekonomisinin tarım ağırlıklı bir ekonomiden sanayi ağırlıklı bir ekonomiye doğru gittiğini göstermektedir.
    2-Ülkemizde 2000 yılı çalışanların dağılımına bakarak ülkemiz ekonomik yapısı hakkında neler söylenebilir? Gelişmiş ülkelerde sanayide çalışanların oranı %25 den fazladır. Yaklaşık olarak dağılım %60 hizmetler,%30 sanayi,%10 tarım şeklindedir. Bizim ülkemiz henüz bu rakamı yakalayamamıştır. Anacak bu yolda ilerlemektedir. Bu ülkemiz ekonomisinin gelişmekte olduğunu göstermektedir.

    Etkinlik Çalışması: Ülkemizin 1927- 2000 yılları nüfusun eğitim durumu grafiklerini inceleyerek;
    1-Ülkemizde 1927 – 2000 cinsiyetlere göre okuryazarlıkları karşılaştırınız.
    1927 de erkeklerde % 15 civarı olan bu değer, kadınlarda ise % 5 civarındadır. Erkeklerde kadınların üç katından daha fazla okuryazarlık olduğu görülmektedir.2000 yılında ise % 93 olan bu oran kadınlarda % 80 civarına gelmiştir.1927 deki yüksek fark kapandığı görülmektedir.
    2-Ülkemizde kadınlarda okuryazarlık oran oranı neden düşüktür? Yükseltilmesi için neler yapılmalıdır?
    Özellikle kırsal kesimde ve ülkemizin doğu kesimlerinde kız çocuklarının eğitiminin gereksiz görülmesi, onların bir an önce ev ve tarla işçisi olarak çalışma ortamına sokmak niyetiyle okula gönderilmemesi, bazı alanlarda dini inançlarını bahane edilerek gönderilmemektedir


    Ders dışı etkinlik:
    1- Türkiye’de şehir nüfusu hangi yıldan itibaren artmaya başlamıştır?
    1950 den sonra
    2-Şehir ve kır nüfusu arasındaki fark en fazla hangi yıldadır?
    1927 yılında,
    3-Kırsal kesimde doğum oranları fazla iken kırsal nüfusun azalma nedenleri nelerdir?
    Kırsal kesimden çeşitli nedenlerle kentlere doğru yapılan göçlerdir.
    4-Hangi yıldan itibaren kent nüfusu kır nüfusunu geçmiştir?
    1980 yılından itibaren,
    5–1950–1970 ile 1980- 2000 yıları arası değişimi karşılaştırınız.
    Bu yıllarda ( 1950–1970 ) kır nüfusu hızla azalmakta, kent nüfusu hızla artmakta ve aradaki fark kapanmaktadır.
    1980- 2000 yılları arasında ise kent nüfusu hızlı artışına devam etmekte, kır nüfusu ise azalmaktadır. 1980 de yakaladığı kır nüfusu hızla geçmekte ve aradaki fark artmaktadır.

    TÜRKİYE'DE NÜFUS HAREKETLERİ( NÜFUSUN TARİHSEL GELİŞİMİ)
    Sayım tarihleri Nüfus Yıl. N.Art.
    28.10.1927 13.648.270 -
    20.10.1935 16.158.018 21,1
    20.10.1935 17.820.950 19,59
    20.10.1940 18.790.174 10,59
    21.10.1945 20.947.188 21,73
    22.10.1950 24.064.763 27,75
    23.10.1955 27.754.820 28,53
    23.10.1960 31.391.421 24,63
    24.10.1965 35.605.176 25,19
    25.10.1970 40.347.719 25,01
    26.10.1975 44.736.957 20,65
    12.10.1980 50.664.458 24,88
    21.10.1990 56.473.035 21,71
    22.10.2000 67.853.315 18,35
    Ders dışı etkinlik: Tablo ve grafiğe bakarak;
    1- Nüfusumuz sürekli aynı oranda artmıştır? Neden?
    Ülkemizde nüfus artış hızı düzensizlik sunar. Bazı yıllar daha hızlı, bazı yıllar daha az artış yaşanmıştır. O dönemlerdeki ülkemizdeki ekonomik, sosyal, siyasal ortamlar, nüfusun artması veya nüfus planlaması yapılıp, yapılmaması bunda etkili olmuştur.
    2-En düşük artış hangi sayım dönemleri arasında olmuştur?
    Türkiye’de en az nüfus artışı 1940–45 yıllarında olmuştur(%010,59). Sebebi ikinci dünya savaşından dolayı genç nüfusun askerde olması(seferberlik durumu2 milyona yakın erkek nüfus askere alınmış, Savaş nedeniyle, evlenmeler azalmış) ve savaş döneminin olumsuz ekonomik sıkıntılar çekilmiş ve kıtlık yaşanmıştır.

    3-En yüksek artış dönemi hangi sayımlar arasındaki dönemde gerçekleşmiştir?
    En fazla nüfus artışı 1955–60 yılları arasında olmuştur (%o 28,53). Savaşların bitmesi, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler gösterilebilir. .( sanayi, ulaşım, altyapı, ekonomik, sağlık yönünden gelişmeler.)

    1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004
    Yasam Süresi (Yıl)
    Toplam
    66,0 66,4 66,7 67,1 67,5 67,8 68,2 68,6 69,0 69,4 70,4 70,6 70,7 70,9 71,1
    Erkek
    63,8 64,2 64,5 64,9 65,2 65,6 65,9 66,3 66,7 67,1 68,1 68,2 68,4 68,6 68,8
    Kadın
    68,3 68,7 69,1 69,4 69,8 70,2 70,6 70,9 71,3 71,8 72,8 73,0 73,2 73,4 73,6
    Bebek Ölüm Hızı (‰)
    Toplam
    55,4 52,6 50,0 47,6 45,2 43,0 40,9 38,8 36,5 33,9 28,9 27,8 26,7 25,6 24,6
    Kaba Doğum Hızı (‰)
    25,2 24,8 24,4 24,1 23,7 23,6 23,4 23,1 22,6 21,9 20,2 19,9 19,6 19,4 19,1
    Toplam Doğurganlık Hızı (Çocuk Sayısı)
    3,07 3,00 2,93 2,87 2,81 2,75 2,69 2,63 2,56 2,48 2,27 2,25 2,24 2,22 2,21
    Kaba Ölüm Hızı (‰)
    7,1 7,0 6,9 6,9 6,8 6,8 6,7 6,6 6,5 6,4 6,2 6,2 6,2 6,2 6,2
    Nüfus Artış Hızı (‰)
    19,9 19,5 19,2 18,9 18,5 18,4 18,3 18,0 17,6 16,9 14,1 13,8 13,5 13,2 12,9


    Etkinlik çalışması: Türkiye’nin nüfus artış grafiklerine bakarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.
    1- Yıllık nüfus artışının 1940–45 döneminde %010,59 ile en düşük seviyede olmasının nedenleri nelerdir? İkinci dünya savaşından dolayı genç nüfusun askerde olması(seferberlik durumu2 milyona yakın erkek nüfus askere alınmış, Savaş nedeniyle, evlenmeler azalmış) ve savaş döneminin olumsuz ekonomik sıkıntılar çekilmiş ve kıtlık yaşanmıştır.
    2- Yıllık nüfus artış hızı 1955–60 döneminde %o 28,53 ile en yüksek seviyededir. Savaşların bitmesi, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler gösterilebilir. .( sanayi, ulaşım, altyapı, ekonomik, sağlık yönünden gelişmeler.)
    3–1945 den sonra ilk kez 1990- 2000 döneminde % 0 20 nin altına inmiştir.
    4-Yıllık nüfus artış hızı 1980- 1985 döneminden sonra sürekli düşüş göstermiştir.
    5- Ölüm oranları 1935- 1940 döneminde en yüksek seviyeye ulaşmıştır.



    TÜRKİYE'DE GÖÇLER VE ETKİLERİ
    Etkinlik çalışması: Göçle ilgili metinlerden faydalanarak ülkemizdeki iç göçte etkili olan itici ve çekici faktörleri tespit etme.
    İtici Sebepler: Çekici sebepler:


    Etkinlik çalışması: İnsanları göçe iten resimlerin incelenerek göçe sebep olan sebepleri tespit:
    1- Tarımda makineleşmenin başlamasıyla oluşan işsizlik.( Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması)
    2-Şehirdeki iş imkânları ve yaşam ve geçim imkânlarının fazla olması. Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı,
    3-Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
    4- Baraj inşası, kamulaştırma, toprakların elden çıkması,
    5-Sağlık imkânlarının iyi olması gelişmiş hastanelerin varlığı,
    6-Kırsal alanda eğitim hizmetlerinin yetersizliği,
    7-Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması,
    8-Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı,
    9-Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler,
    10-İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri,
    Etkinlik Çalışması: (S–175)
    1- Resimdeki insanlar bulundukları yerden başka yerlere ne amaçla gitmektedirler?
    Tatil yapmak, akraba ziyareti, turizm sektöründe çalışmak üzere,
    2-Gittikleri yerde ne kadar kalacaklar.
    Birkaç ay yani yaz tatili süresince kalacaklar.
    3- Gittikleri yerlerde ne yapacaklar?
    Birisi yazlıklarında kalıp, tatil yapıp dinlenecek, diğeri dedesini ziyaret edip, yaylalarda gezip eğlenip onlara yardım edecek, diğeri de turizm sezonunda Marmaris’te çalışarak para kazanacak.
    Etkinlik Çalışması: (S–176)-
    Etkinlik Çalışması: (S–178)- Göçe neden olan itici ve çekici faktörler:

    BİREYLER İTİCİ FAKTÖRLER ÇEKİCİ FAKTÖRLER
    Hasan bey Sağlık imkânlarının yetersiz olması Daha iyi sağlık imkânı
    Önay Hanım Tarım topraklarının yetersizliği ve makineleşmenin iş gücüne ihtiyacı azaltması Daha fazla gelire sahip iş İmkânlarının bulunması,
    Güler Hanım Eğitim ve sağlık imkânlarının yetersizliği Eğitim ve sağlık imkânlarının şehirde gelişmiş olması
    Alaattin Bey Tarım topraklarının verimsizleşmesi Daha fazla gelire sahip iş İmkânlarının bulunması,
    Menekşe Hanım Doğal afetlerin yol açtığı yıkım Yeni bir yerde yaşama isteği
    İsmail Bey Küçük kentlerdeki çalışma, Pazar üretim ve tüketim yetersizliği (işim kanlarının kısıtlı Olması) İş ve işletmelerini büyütecek imkanlara sahip olması,

    Etkinlik Çalışması( S- 179):

    FAKTÖR İTİCİ FAKTÖRLER ÇEKİCİ FAKTÖRLER
    Sağlık hizmetlerinin yetersizliği X
    İş İmkânlarının fazla olması X
    Eğitim imkânlarının yetersizliği X
    Daha kaliteli yaşam X
    Toprakların miras yoluyla bölünmesi X
    Tarımda makineleşme X
    Doğal afetler X

    Bulmaca: 1- Makineleşme, 2-Beyin göçü, 3-Erozyon, 4-Almanya, 5-Tarım, 6-Sanayi,
    KITALAR VE OKYANUSLAR, KEŞİFLER VE ÖZELLİKLERİ
    Etkinlik Çalışması:
    1- Yorum
    2- Coğrafi keşiflerin amaçları konu içinde ayrıntılı işlenecek,
    3-Batlamyus’un çiziği harita incelenerek, günümüzdeki şekline en yakın kıta hangisidir?
    Avrupa Kıtası
    4-Hangi kıta günümüzdeki şekline benzemiyor? Neden?
    Afrika, Tamamıyla bilinmiyor, yani coğrafya bilgisi az, haritacılık gelişmemiş, Ayrıca yenidünya kıtaları bilinmediği için haritada yer almıyor.
    Etkinlik Çalışması:
    1- İpek yolunun önemi nedir?
    İpek yolu yükleri( ipek, porselen, baharat, kâğıt, değerli madenleri) taşıyan kervanlar sadece ticaretin gelişmesini sağlamanın yanı sıra, Asya ile Avrupa arasında günümüzde de izleri görülen kültür alışverişini de( kıtalar arası kültür alışverişini) sağlamıştır.2000 yıldan beri bölgede yaşayan dillerin, kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşır.
    2-İpek olu hangi bölgeleri önemli kılıyordu?
    Uzak doğu, Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu, Akdeniz ve Karedeniz limanlarını önemli kılıyordu.
    3-İpek yolu önemini ne zaman kaybetti?
    Ümit Burnu ve Hint deniz yolunun bulunması ile önemini kaybetti.
    4- Baharat ticareti hangi yolların önemini artırdı?
    Akdeniz kıyısı limanları ve deniz yolunu, Ayrıca önceleri Karadeniz, Yakın doğu ülkeleri, sonraları Kızıldeniz Mısır ve Suriye kıyılarındaki liman kentlerini önemli kılıyordu.
    Ticaret Yolları Önemi azalan Önemi artan
    Süveyş Kanalının açılması Hint Okyanusu ( Hint deniz yolu) Akdeniz.
    İpek yolu Hint okyanusu Akdeniz, Karadeniz,
    Baharat yolu Hint okyanusu Kızıl deniz, Akdeniz,
    Ümit Burnu’nun keşfi Akdeniz Hint okyanusu
    Panama Kanalının açılması Güney Amerika- Drake boğazı Orta Amerika - Karayip denizi



    BÖLGELER VE ÜLKELERARASI ETKİLEŞİMDE TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN ROLÜ
    Etkinlik Çalışması: (S- 189) Kanada’da öğrenci Alex ile Kazakistan’daki öğrenci Darhan
    1- Günümüzde bu öğrenciler hangi yollarla haberleşebilirler?
    Telefon ( Sabit, cep, sms,), İnternet üzerinden, Mektupla,
    2- Birbirlerinin ülkeleri hakkında bilgileri nerelerden alabilirler?
    Yazılı medya, Yayın kuruluşları ( TV, Radyo), İnternet ortamından, konuyla ilgili kitap, dergi, ansiklopedilerden,
    3- Bundan 200 yıl önce Alex Kazakistan’a ne kadar sürede gidebilirdi? Günümüzde ne kadar sürede gidebilir?
    En az iki üç ay deniz yolculuğu, en az o kadar da kara yolculuğu yani 5–6 ay sürebilirdi. Günümüzde bu yolu 8–10 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşabilir.
    4-Dahran ülkesiyle ilgili çektiği fotoğrafları hangi yollarla arkadaşına yollayabilir?
    İnternetten mail yoluyla, Cep telefonundan mesaj yoluyla, Posta veya kargo yoluyla gönderebilir.
    Ders kitabındaki haber köşesinde yer alan Canlı yayın rekoru kırıldı adlı metin okunarak;
    Sayfa 190 da bulunan etkinlik çalışması yapılacak.

    Etkinlik Çalışması: (S- 190)
    II. Dünya Savaşı ve Vietnam savaşını I. ve II. Körfez savaşı ile habercilik hızı bakımından karşılaştırınız.
    II. Dünya Savaşı ve Vietnam savaşında savaş sırasında olup bitenler, dünyanın her tarafında yaygın olarak öğrenilemiyor, her, insanın o savaşta savaş günlerinde neler olup bittiğini öğrenemiyordu. Yani haberler geniş kitlelere ulaşamıyordu. Ayrıca gelen haberler anında gelmiyor günlerce hatta aylarca sonra öğrenilebiliyordu. Ayrıca savaş alanında nelerin olup bittiği yeterince görüntülenemiyordu.
    I. ve II. Körfez savaşında ise daha savaş çıkmadan yaşanan gelişmeler dakikası dakikasına öğreniliyor. Savaş başlamadan naklen yayın kuruluşları araçları savaş alanında yerlerini almış uydu teknolojisi ile savaşın içindeki insanlarla birlikte dünyanın her tarafı savaşı canlı olarak seyrediyordu. Önceleri günlerce sonra gazetelerdeki haberlerle yetinen insanlar ise I. ve II. Körfez savaşında anında canlı olarak ve günlerce süreyle naklen olarak savaşı izleme imkânı bulmuştur.
    Ders kitabındaki “ Nasıl teknoloji devi oldular” adlı metin okunarak, buna benzer örnekler açıklanacak ülkemizin durumu ve bizimde teknolojide ileri bir duruma gelebilmemiz için neler yapmamız gerektiği konulu beyin fırtınası ve tartışmalar yapılacak.

    Etkinlik Çalışması: (S- 192) Teknolojinin tarihsel gelişimi:
    15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa’da birçok yenilikler yapıldı. Yeni buluşlar ortaya konuldu. Avrupa’da ilerlemeye neden olan bu buluşlar, daha önce başka milletler tarafından da biliniyordu. Avrupalılar onları öğrenip geliştirdiler. Bunların en önemlileri, barutun ateşli silahlarda kullanılması, matbaanın geliştirilmesi ve pusulanın yaygınlaşarak denizcilikte kullanılmasıdır.
    Ortaçağ başlarında Avrupalılar kâğıt üretmeyi bilmiyorlardı. Yazıları genellikle tahta, taş, kil v.b. levhalar üzerine yazıyorlardı. Bu dönemde Çinliler ipekten, Türkler ise pamuktan kâğıt üretebiliyorlardı. Avrupa’da ipek ve pamuğun pahalıya mal olması nedeniyle çok az kullanılabiliniyordu. Bu nedenle de kâğıt üretimi çok az ve çok pahalıydı. Avrupalılar daha sonraları selülozdan kâğıt üretimini öğrendiler. Bu buluş ile kâğıt üretimi de çoğalarak ucuza mal edilmiş oldu.
    MİLATTAN ÖNCE:
    " 4241 Mısır ilk hassas takvim yapıldı,
    " 3200 Tekerleğin ilk kez Mezopotamya'da ve orta Avrupa'da kullanıldığı varsayılır.
    " 3200 Mezopotamya Sümerler yazıyı kullanan ilk halktır,
    " 3000 Mısır Hiyeroglif denen yazı sistemi bulundu,
    " 3000 Babil' de ilk toplama makinesi kullanıldı
    " 1300 Suriye Ugarit' de ilk alfabe kullanılmıştır.
    " 700 Lidya ( Türkiye) ilk para sikkesi kullanıldı,
    " 540 Miletli (Batı Anadolu'da liman kenti) THALES geometri okulunu kurdu ve kendi teoremini geliştirdi,
    " 450 Herodotos dünya haritası çizdi
    " 200 Yunan ARKHİMEDES kaldıraç kanunlarını keşfetti,
    " 105 Çinliler kâğıdı kullandı,

    MİLATTAN SONRA:
    " 999 Bir keşiş tarafından ilk mekanik saat icat edildi,
    " 1045 Çin Pi CHENG portatif matbaa harflerini keşfetti,
    " 1280 İtalyan ARMATİ gözlüğü icat etti (kontak lens üzerindeki ilk çalışmalar ise Leonardo da Vinci tarafından yapılmıştır)
    " 1450 Matbaa icat edildi, Tipografi basım yönteminin bütününü, ana kalıpların yapımı, dökümevlerinin kurulması, metinlerin dizilmesi ve el baskısıyla basım, Alman Jan Gutenberg tarafından gerçekleştirildi. Bu yeni buluş Ren vadisinde Avrupa’ya hızla yayıldı.
    " 1492 İspanyol Kristof KOLOMB Amerika'ya ayakbastı.
    " 1453 Polonyalı Keşiş Nikolas KOPERNICUS Dünya ve güneş sistemi kuramını ortaya attı
    " 1483 Rüzgârgülüyle birlikte eksiksiz ilk pusulanın Portekizli Ferrando tarafından yapıldığı sanılır.
    " 1507 İtalyan Amerigo VESPUCCİ Amerikanın yeni kıta olduğunu kanıtlar.
    " 1521 Türk Piri REİS Kitab-ı Bahriye adını verdiği gerçeğe en yakın Dünya haritasını yayınladı,
    " 1528 Türk PİRİ Reis ikinci haritasını yaptı,
    " 1592 İtalyan GALİLEO 30 kez büyüten teleskopu yaptı (daha önce Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey ilk teleskopu bulmuştu)
    " 1618 Alman Johannes KEPLER Güneş sisteminin yasalarını keşfetti,
    " 1642 Fransız matematikçi Blaise PASCAL ilk toplama makinesini icat etti,
    " 1643 İtalyan Evangelista TORİCELLİ cıvalı barometreyi buldu,
    " 1687 İngiliz İsac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti,
    " 1630 Türk Hazarfen Ahmet çelebi yaptığı kanatlarla ilk kez uçmayı başaran adam oldu.
    " 1680 Türk Lagari Hasan çelebi aya gitme denemesini yaptı.
    " 1687 İngiliz İsac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti.
    " 1698 İngiliz Thomas SAVERY ilk buharlı makineyi yaptı,
    " 1742 İsveç Anders CELSİUS sıcaklık ölçümleri için standart geliştirdi,
    " 1763 Fransız Claude CHAPPE uzaktan yazma anlamına gelen Telgrafı icat etti,
    " 1783 Fransız MONTGOLFİER kardeşler ilk uçan balonla yolculuk yaptılar,
    " 1783 Fransız Louis LENORAD ilk paraşütü tasarladı,
    " 1796 Edward JENNER çiçek aşısını buldu,
    " 1777 İngiliz James WATT uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı,
    " 1799 İtalyan Alessandro VOLTA ilk elektrik bataryasını yaptı,
    " 1804 İngiliz Richard TREVİTHİCK ray üzerinde 16 Km hızla giden ilk lokomotifi icat etti,
    " 1826 Fransız Joseph NIEPCE ilk fotoğraf çekimini başardı,
    " 1830 Fransız terzi Berthelemy THIMONNIER ilk dikiş makinesini yaptı (bu tip makineleri üretip satan ilk kişi Isac SINGER dir)
    " 1837 İngiliz COOKE ve WHEATSTONE ilk elektrikli telgrafı icat ettiler,
    " 1843 ABD Samuel MORS kendi adını verdiği bir telgraf kodu tasarladı,
    " 1846 ABD dişçi William ORTON ilk kez ameliyatında uyuşturma ve ağrıyı azaltmak için eteri kullandı,
    " 1852 ABD Elisha OTİS ilk Asansörü icat etti,
    " 1860 Belçika Müh ilk tek zamanlı ve içten yanmalı motor yaptı,
    " 1863 İngiltere Londra’da ilk metro çalışmaya başladı,
    " 1865 İsveç Alfred NOBEL dinamiti İcat etti,
    " 1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icat etti,
    " 1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik elementler tablosunu yayımladı,
    " 1876 ABD İskoç asıllı Alexander Graham BELL ilk telefonu icat etmiştir. (Tarihteki İlk uzaktan konuşma denilen Tele-Phone konuşması 10 Mart 1876 BELL ile yardımcısı Watson arasında yapılmıştır)
    " 1877 ABD Thomas EDİSON Fonograf denilen ses kayıt cihazını icat etti,
    " 1878 İngiliz Joseph SWAN elektrik ampulünü icat etti,
    " 1879 Alman Ernest von SİEMENS ilk elektrikli treni icat etti
    " 1880 ABD Thomas EDİSON elektrikli ampulü güvenli hale getirerek satışa sundu,
    " 1884 Hiram MAXIM tam otomatik makineli tüfeği yaptı,
    " 1885 Fransız Louis PASTEUR kuduz aşısını buldu,
    " 1885 Alman Karl BENZ 14,5 Km hız yapabilen satış amaçlı ilk arabayı üretti,
    " 1887 ABD Emile BERLİNER Gramofonu (Plak) icat etti ve patentini aldı,
    " 1888 ABD George EASTMAN ilk taşınabilir fotoğraf makinesini yaptı,
    " 1894 Fransız LİMUERE kardeşler ilk sinema makinesini icat ettiler,
    " 1895 Alman Wilhelm RONTGEN X ışınlarını keşfetti,
    " 1895 İlk sinema filmi yapıldı,
    " 1896 İtalyan Guglielmo MARCONİ Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı,
    " 1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN İlk teybi icat etti,
    " 1901 İlk kez okyanus aşırı radyo yayını yapıldı,
    " 1903 ABD WRIGHT kardeşler ilk motorlu uçağı tasarladılar,
    " 1903 Hollanda Dr Willem EİNTHOVEN Elektro kardiyografi cihazını icat etti,
    " 1904 İngiliz John FLEMİNG ilk elektronik vakum tüpü (Diyot) icat etti,
    " 1907 Kanada Reginald FESSENDEN radyo aracılığıyla ilk insan sesini iletti,
    " 1907 Fransız Paul CORNU ilk motorlu helikopteri uçurdu,
    " 1913 ABD Elmer SPERRY ilk Robotu yaptı (ROBOT kelimesi Çek dilinde "zorunlu emek" anlamındadır ve deyim tarlada köle gibi sürekli çalışan işçiler için kullanılmıştır) ,
    " 1913 İngiliz Sheffield Paslanmaz çeliği buldu,
    " 1914 ABD Ohio kentinde ilk trafik lambaları kullanıldı,
    " 1921 Almanya İlk otoyol hizmete girdi,
    " 1922 Alman Arthur KORN radyo dalgalarıyla fotoğraf gönderebilen Faks tasarladı ve Amerika'ya gönderdi,
    " 1926 İskoç John Logie BAİRD ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde etti,
    " 1926 ABD Robert GODDART ilk sıvı yakıtlı roketi başarıyla fırlattı,
    " 1933 Almanya ilk Teleks kullanıldı,
    " 1935 İskoç Robert Watson-Watt, Radarı icat etti Bu radar uçakları 65 Km den tanıyabiliyordu,
    " 1936 İngiltere BBC siyah beyaz TV yayınına başladı,
    " 1938 ABD Chester CARLSON ilk fotokopi makinesini icat etti,
    " 1939 ABD de HP şirketi Analog verileri dijitale çeviren Pulse-code modulation sistemini geliştirdi,
    " 1942 ABD Von BRAUN (Alman göçmeni) V–2 adlı uzun menzilli roketi tasarladı
    " 1942 İtalyan Enrico FERMİ ilk Nükleer Reaktörü tasarladı,
    " 1945 ABD Robert OPPENHEİMER ilk atom bombasını geliştirdi ve denedi. Ayni yıl Japonya'nın Nagasaki ve Hiroşima şehirlerine atıldı ve binlerce sivil öldürüldü. II. Dünya Savaşı sona erdi,
    " 1946 ABD J.MAUCHLY ve J.ECKERT askeri amaçlı balistik hesaplamalarda kullanılmak üzere ENIAC adlı ilk elektronik bilgisayar sayılan aleti tasarladılar,
    " 1947 ABD Sesten hızlı uçuş denemesi başarıldı,
    " 1947 ABD'li Edvin LAND polaroid fotoğraf makinesini icat etti,
    " 1951 ABD IBM şirketi tarafından ilk ticari bilgisayar yaratıldı,
    " 1951 ABD John ECKERT ve John MAUCHLY ilk sayısal bilgisayar olan UNIVAC ı yaptılar,
    " 1953 ABD İlk Renkli TV yayını yapılmaya başladı,
    " 1957 SSCB uzaydaki ilk insan yapımı cisim olan SPUTNİK 1 adlı uyduyu fırlattı,
    " 1958 ABD Silisyum yonga / Mikro Chip icat edildi,
    " 1961 SSCB Yuri GAGARİN uzaya giden ilk insan oldu,
    " 1962 ABD ilk TV uydusu olan Telstarı fırlattı,
    " 1964 ABD IBM şirketi ilk kelime işlemciyi üretti,
    " 1969 ABD Bilgisayar platformlarında UNIX İşletim sistemi çalıştırılmaya başlandı,
    " 1969 ABD Neil ARMSTRONG ve Edwin ALDRIN Aya ayak basan ilk insanlar oldular,
    " 1970 ABD IBM firması ilk Floopy denilen esnek disketi üretti,
    " 1972 İngiliz Godfrey HOUNSFIELD Bilgisayarlı Tomografi cihazını üretti,
    " 1974 ABD Değişik bilgisayarların komünikasyonu için TCP/IP protokolü geliştirildi,
    " 1976 ABD Intel tarafından 4.77 MHZ hızında 8086 koduyla Mikro işlemci gerçekleştirildi,
    " 1977 ABD IBM firması IBM-PC with MS DOS adıyla kişisel bilgisayar yaratıldı,
    " 1982 Hollanda şirketi olan PHILIPS ilk kompakt diski (CD) üretti ( Sony ile ayni zamanda),
    " 1983 ABD de Microsoft firması Windows işletim sistemini yarattı,
    " 1985 ABD ARPA nın adı INTERNET olarak değiştirildi,
    " 1985 Avrupa'da Mobil telefonlar kullanılmaya başlanır,
    " 1997 ABD IBM tarafından gerçekleştirilen DEEPER BLUE adlı bilgisayar Satranç ustası Kasparov' u yendi,
    " 1997 ABD NASA tarafından fırlatılan Pethfinder Robotu Marsa iniş yaptı,
    " 1997 ABD Genetik kopyalamada ilk somut başarı sağlandı. DOLLY adı verilen bir koyun kopyalandı.
    " 2000 ABD Bilim adamları ortak bir projede genetik şifrenin çok büyük oranda çözüldüğünü açıkladılar.
    1- Sizce bu buluşlardan en önemlisi hangisidir? Neden?
    Yazının bulunması ve bu buluşla bilgilerin eksiksiz ve doğru biçimde toplumlara ve gelecek nesillere aktarılması sağlandı. Yazının bulunuşuyla, bunları yaymak ve çoğaltmak ihtiyacı da belirdi. Elle, elle oyulmuş levhalarla ve baskıyla yapılan çoğaltmaların yetersizliği insanlık için temel bir buluşa yol açtı. İlkyazı çoğaltmaları silindir biçiminde kalıplar ve damgalar aracılığıyla bal mumu ve kil üzerine yapıldı. Mezopotamya, Sümer ve Elamlar’ da bu usule çok rastlanır. Ayrıca ağaç ve madeni aletlerle oyulmuş tuğlalardan da yararlanıldı. Basım daha sonra Çin’de oyulmuş tahtalarla yapıldı. Düz yüzeyli bir tahta levha üzerine önce bir dua veya fermanın metni yazılırdı. Yazıyı çevreleten tahta kazınır, yazı kabartma olarak kalırdı. Matbaanın modern anlamda icadı (tipografi basım yönteminin bütününü, ana kalıpların yapımı, dökümevlerinin kurulması, metinlerin dizilmesi ve el baskısıyla basım) Alman Jan Gutenberg tarafından gerçekleştirildi.
    Yazılı düşünceleri, bilimsel bilgi ve buluşların, ortaya çıkan yeni fikir ve görüşlerin veya hayal edilen düşüncelerin suretler halinde çoğaltılarak kısa sürede geniş kitlelere ve ucuz bir şekilde yayılmasını ve bunlardan geniş halk kitlesinin yararlanmasını sağlayan matbaanın bulunuşu toplumları etkiledi ve yeni bir çağ açtı. Duygu ve düşüncede değişmeler oldu. Toplumların eğitim yapıları hızla gelişti ve değişti. Bu değişmeler ise bilim ve teknikte gelişmelere yol açarak Rönesans ve Reform hareketlerine zemin hazırladı. Bundan sonrada buluşlar ve icatlar çok hızlı bir şekilde gelmeye başladı.
    2- Sizce ileride ne gibi buluş ve gelişmeler olabilir? Bunlar insanlığı nasıl etkiler? Sorusu, Beyin fırtınası ve güdümlü tartışma yapılarak cevaplandırılacak.

    ULUSLARARASI ULAŞIM HATLARI

    Etkinlik Çalışması: (S- 196)Ders kitabında belirtilen ler doğrultusunda sınıf gruplara ayrılarak bu grupların dünyanın değişik yerlerinden belli bölgelere taşımacılık yapmaları ve bunun yaparken hangi güzergâhları? Niçin kullanacaklarını tespit etmeleri ve bunu yaparken dünya haritasından yararlanarak yapmaları ve belirlediği güzergâhları açıklamaları istenir. Seçtikleri güzergâhlarla ilgili değerlendirmeler yapılır.

    İnceleme Çalışması: (S- 198)
    1- Panama kanalının bölgeye getirdiği kazanımlar nelerdir?
    —Kanalda yaklaşık 9000 bin personel çalışmaktadır ve bunların geçim kaynağıdır.
    —Panama Kanalı'ndan elde edilen geçiş ücretleri ülke bütçesine her yıl ortalama 1,5 milyar dolar kaynak sağlıyor.
    — Bu kanalla Panama halkının refah düzeyi artmıştır.
    —Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her gün ortalama 40 gemi geçiyor. Her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır. BU dünya ticareti açısından çok önemli bir değerdir.
    — Taşıdığı bu ekonomik önemden dolayı küçük bir ülke olan Panama’yı jeopolitik açıdan önemli hale getirmiştir.
    Ülkenin ticari, ekonomik önemi artmıştır.
    2- Kanalın deniz ulaşımına katkıları nelerdir?
    —Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir. Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.
    Bu daha az yakıt ve maliyetin düşmesi, yolda harcanacak sürenin kısalması, daha güvenli seyahat demektir. Ayrıca dünyanın enerji kaynaklarının daha az tükenmesi anlamına gelir. Ayrıca azalan maliyetler taşınan malların tüketiciye daha ucuza ulaşması anlamına gelir.
    3-Panama kanalının iki yıl trafiğe kapandığını düşünüldüğünde ne gibi sıkıntılar oluşurdu?
    Deniz yolu ulaşımı aksar, gemilerin çok uzun yollar kat etmesi ve seyahat zamanın uzaması, maliyetlerin artması dünya ekonomisi açısından önemli risktir. Ayrıca panama halkının en önemli gelirlerinden yoksun kalması anlamına gelirdi.

    İnceleme Çalışması: (S- 199)
    1 -Süveyş Kanalının Mısır ekonomisine getirdiği kazanımlar nelerdir?
    Süveyş kanalı Mısır için turizmden sonra ikinci gelir kaynağıdır. Bu kanal vasıtasıyla dünya deniz ticaretinin %7'si buradan yapıldığı için Mısır devlet bütçesi her yıl 4 milyar dolar gelir getirir.2005 te 4,8 milyar dolar gelir sağlamıştır.
    2- Kanalın küresel açıdan önemi nedir?
    Kanal, önceleri Ümit Burnu’nu ve Afrika sahillerini baştanbaşa dolaşan gemilerin yolunu kısaltmıştır. Yolun kısalması demek gemilerin çabuk geri dönebilmesi ve bu da gemilerin performansının üç katına çıkması demektir. Bu sebeple nakliyat ücretleri fazla tutmamış ve eşyalar daha ucuza nakledilmiş olur.
    1970’lerden itibaren yılda 20.000 den fazla gemi bu kanaldan geçmektedir. Ortadoğu petrollerinin tüketim merkezlerine daha ekonomik gitmesi sağlanmış olmaktadır.
    Deniz yoluyla yapılan dünya ticaretinin %7'si Süveyş kanalından geçerek yapılır. Bu ticaret %35'i Kızıldeniz ve Arap Körfezi limanlarından yüklenir. %20'si Hint ve Güneydoğu Asya Limanları ve %39'u Uzakdoğu bölgesinden yapılır.
    3-Süveyş kanalının trafiğe kapandığını düşünüldüğünde ne gibi sıkıntılar oluşur ve dünyayı nasıl etkiler?
    Mısır’ın bu müddetçe geçiş parası elde edemeyeceği yanında, diğer devletlere ait gemilerin yollarının uzaması dolayısıyla yaptıkları zarar bu miktarın çok üstünde olacaktır. Deniz yolu ulaşımı aksar, gemilerin çok uzun yollar kat etmesi ve seyahat zamanın uzaması, maliyetlerin artması dünya ekonomisi açısından önemli risktir. Ayrıca Mısır ekonomisi önemli bir gelirini kaybeder ve halkının en önemli gelirlerinden yoksun kalması anlamına gelirdi. Ayrıca en çok petrol taşıyan gemilerin geçmemesi durumunda petrol fiyatlarının tırmanması ve ekonomik krizlerin yaşanmasına yol açabilecektir.

    İnceleme Çalışması: (S–201)
    1- İstanbul Boğazında ulaşabilecek kazaların çevreye ne gibi etkileri olacaktır?
    Büyük çapta çevre kirliliği, büyük yangınlar, kitlesel ölümler, deniz canlılarının tamamen yok olması gibi sonuçlar doğabileceği gibi, Dört denizimiz "kapalı deniz olmaları" su yenileme zamanının uzun olması dolayısıyla, denize giren atıkların ortamda kalma süresi daha fazladır. Uzun zaman bu etkilerden kurtulmayacaktır.
    2- İstanbul’un tarihini de düşünerek oluşacak kazaların tarihi eserlere olan etkileri neler olabilecektir?
    İstanbul Boğazı, 12 milyonu aşan nüfusuyla Yedi Tepeli Kent’i ikiye bölerken UNESCO’nun ‘dünya mirası’ listesinde yer alıyor. İstanbul gibi bir tarih hazinesi ve kültür mirası büyük zarar görecektir. İnsanlığın kültür mirası olan eserler yok olmasına neden olacak ve bir tarih ortadan silinecektir.
    3-İstanbul boğazının kaza riski yüksek suyollarından biri olmasının nedenleri nelerdir?
    İstanbul Boğazı, 31 kilometre uzunluğunda en dar yerinde 700 metre enindedir. Çok sayıda kesin dönüşler bulunduğundan, gemiler Boğazı geçerken en az 12 kere yer yer 80 dereceye varan rota değiştirmek zorunda kalırlar. İstanbul Boğazı çok dar ve aniden genişleyen şekliyle dünyanın tehlikeli, kalabalık, güç ve potansiyel olarak kazalara açık bir suyoludur.
    Dünyanın en riskli doğal dar suyolu olan İstanbul Boğazı'nda ise 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre uğraksız geçiş yapan gemilere kılavuz kaptan ve römorkör kullanma zorunluluğu bulunmadığı, bu da ayrı bir risk oluşturmaktadır.
    Ayrıca bu boğazda gemi trafiği çok yoğundur. Geçen gemilerinde çoğunu da oldukça büyük ham petrol taşıyan gemiler oluşturmaktadır.
    Bu konuda kazaların önlenmesi için; Türk Boğazları'ndan "zararsız geçiş hakkı" sınırsız olmayıp, kıyı devletinin çevre güvenliği ve sağlığı yani vatandaşlarının yaşam hakları ile sınırlandırılmalıdır. Herhangi bir kazada, telafisi imkânsız zararlar doğurabilecek tankerler için, Türkiye'nin milletlerarası seyrüseferi en az aksatacak şekilde kısıtlamalar getirmesi, hem Montrö Sözleşmesi'nin hem de bu konudaki milletlerarası hukuk kurallarının ruhuna uygundur.

    1 Temmuz 2003 tarihi boğaz trafik düzeni için önemli bir adım atılmış İstanbul Boğazı Radar Gözetim Ağı’na kavuşturulmuştur. 30 Aralık 2003’den bu yana operasyonel anlamda hizmet veren sistemden, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü sorumludur. Türkiye boğazlarda gemi trafiğini düzenleyen tüzüğü 1994 yılında değiştirdi. Tıpkı karayollarındaki gibi çift yön uygulaması başladı. Gemi seyirleri belirli bir düzen içine alındı. Tehlikeli yük taşıyan geminin hemen arkasında başka bir geminin geçiş yapmasına izin verilmedi. Bu tür güvenlik artırıcı çalışmaların artırılması gerekir.
    Ayrıca ülkemizin bu konuyu uluslar arası alanda iyi bir diplomasi ile Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ni günümüz şartlarına uygun hale getirmelidir.
    Bunun yanı sıra boğazlardan taşınan petrolün alternatif boru hatları ile taşınması için girişimler artırılmalıdır.
    4- İstanbul boğazının güvenli hale gelmesi dünya ticaretini nasıl etkiler?
    Olumlu bir etki yapar ve uzun sürelerde rahat ve güvenli ticareti sağlar. Belki ilk bakışta petrol sevki yapan ve onu alan ülkeleri olumsuz etkilemesi düşünülse de bunun boru hatları ile taşınmaya başlaması ulaşımı da zamanla ucuzlatıp o ülkeleri de karlı hale getirecektir. Ayrıca dünyanın en önde gelen tarih, kültür, ticaret şehri İstanbul’un ayakta kalması hem ticari hem de turizm etkinliklerini artıracaktır.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 203) Dünyada kara yolları dağılışı haritası incelenerek,
    1- 1 numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu bölge soğuk iklim etkisinde insanların nüfus ve yerleşme sayısının az olduğu ve ekonomik faaliyetlerin gelişmediği alan olması.
    2- 2 numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu bölge ekvatoral iklim etkisinde yıl boyu çok sıcak ve yağışlı bir iklime sahip olup bu şartlardan dolayı insan yerleşmesine uygun olmayan bir alandır. Ayrıca bu bölgede ekvatoral ormanların bulunması da hem yerleşme hem de yol yapımı için engel oluşturur.
    3- 3 numaralı bölgede kara yolları neden komşularından daha yoğundur?
    Bu alan dünyanın en sık nüfuslu ve ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir alandır. Bundan dolayı burada insanlar ve yaptıkları ekonomik faaliyetler ulaşımı gerektirmiştir.
    4- 4- numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu alan çöl bölgesi olup insan yaşamına uygun saha değildir. B yüzden ulaşımın gelişmediği alanlardandır. Ayrıca burada iklim koşulları yol yapımına uygun değildir. ( aşırı sıcaklar ve kum fırtınaları)
    5- 5 numaralı bölgede kara yolları neden komşularından daha yoğundur? Bu bölgenin ismi nedir?
    Bu bölge Güney Afrika’da Kap bölgesidir. Burada Akdeniz iklim Şartları yerleşme ekonomik faaliyetlere uygundur. Nüfus fazladır. Ayrıca bu alanda madencililiğin gelişmiş olması da başka bir nedendir.
  3. Meka5121

    Meka5121 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Eklenti Olarak Winrar İçinde Word Belgesi Ekledim Orda Herşey Daha Düzgün


    DOĞAL AFETLER
    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 211)
    1- Bir doğa olayının afete dönüşmesine neler etki eder?
    1- Yeryüzü şekilleri, 2- Jeolojik yapı, 3- İklim özellikleri,
    4- Bitki örtülerinin durumu veya yok edilme durumları, 5- Beşeri yapı- insanların bilgi tecrübe, afete hazırlık durumu, teknolojik gelişmişlik düzeyleri)

    2-Bazı doğal afetlerin dünyanın belli bölgelerinde toplanmalarının nedenleri nelerdir?
    1-Volkanizma ve depremler genel olarak levha sınırlarında görülmesi, bazı afetleri de bunların tetiklemesi nedeniyle bunların yakın çevrelerinde oluşur. ( Tsunami, heyelan, Çığ düşmesi vb.). Ayrıca tropikal bölge denizleri üzerinde kuvvetli basınç farklarından doğan kuvvetli fırtına, kasırga, hortum olayları görülmektedir. Bunlarla birlikte olan şiddetli sağanaklar sel ve baskınlara yol açmaktadır.

    3- Ülkemizde son on yılda meydana gelen doğal afetler içinde sellerin daha fazla yer tutmasının nedenleri nelerdir?
    1- Ülkemizin yüksek dağlık ve engeli bir yapıda olması,
    2-Ülkemizde genel olarak bitki örtülerinin çok yok edilmesi veya iç bölgelerde cılız olması,
    3-Ülkemizde yarım kurak karakterli iklim ve oluşan sağanak yağışlar.
    4- Sel tehlikesi anında insanların doğru ve zamanında uyarılmasını sağlayacak uyarı sisteminin olmamsı.
    5- Çarpık kentleşme ve alt yapı nın yeterince yapılmaması veya yetersiz kalması.
    4- Yakın çevrenizde yakın zamanda hiç sel felaketi yaşandı mı?
    Hayır yaşmadı.
    5-Sellere karşı alınacak önlemler neler olmalıdır?
    1- Türkiye’nin meteoroloji radarlarından önce dağlık alanlardaki yağış miktarlarını iyi bir şekilde tahmin edebilen, şebeke şeklinde bir ulusal uyarı sistemi geliştirmek.( Türkiye’de, yağan yağışı DMİ, akışa geçen yağışı ise DSİ ölçmektedir. Hâlbuki ülkemizde toprağın nem durumunu, fırtınanın etkili olma süresi, yağmış ve yağacak olan yağışın miktarlarını vb. belirleyip tahmin eden ve nehirdeki akışı ve yükselmeleri hidro-meteorolojik modeller ile bir bütün içinde sürekli olarak takip edip sel ihbarlarını yapacak şekilde donatılmış ve görevlendirilmiş, bilimsel esaslara göre yönetilen bir teknik kuruluş olmalıdır. Bunun için Türkiye’de de, hidrolojik ve meteorolojik hizmetler bir an önce tek çatı altında toplanmalıdır.)
    2- Şehirlerin İmar Planları hazırlanıp yenilenirken, sel yatakları hidro-meteorolojik analiz ve modeller ile ayrıntılı bir şekilde belirlenip buralarda yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir.
    3- Ülkemizde doğal bitki örtüsü tahribinden vazgeçilmelidir. Ülkemizin bazı bölgelerinde aşırı ağaç ve orman kesimlerinin neden olduğu ve ağaçların suyu tutucu ve erozyonu önleyici rolünün göz ardı edilmesi sonucu yağmurlar sellere ve çamur deryalarına dönüşmüştür. Bunun tipik örnekleri Senirkent, Zonguldak ve Trabzon’da meydana gelmiş; trilyonlarca maddî zararın yanında, tamir edilemez çevresel zararlara sebebiyet vermiştir.
    4- Sellenme olayları oluşan akarsu havzalarında sel ve taşkınları önleyici ıslah çalışmaları ve barajların yapılması,
    5- İnsanların bu afetler etkileri ve korunma yolları konusunda eğitilmesi,( Sel öncesi, sel anı ve sonrasında halkın yapılması/yapılmaması gerekenler konusunda broşür ve benzeri şekillerle sürekli olarak bilgilendirilmesi gerekir. Ayrıca, ilk ve orta öğretim ders kitaplarındaki meteoroloji ve meteorolojik afetler ile ilgili bilgilerin bu işin uzmanlarınca, doğru ve yeterli bir şekilde verilmesi gerekmektedir.)
    6-Toprak bilinçli kullanılmalı ve eğimli alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    7- Modern Hava Durumu programları ile İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerdeki fırtına, sel vb. tehlikeli hava şartları normal yayınlar kesilip anında, canlı olarak ve naklen verilmelidir.
    Halk için selden korunmanın yolları:
    1) Sel yataklarına yerleşmemek,
    2) Meteorolojik sel gözetleme ve uyarılarına anında uymak,
    3) Görünüşe aldanmayarak dibi görülmeyen hiç bir sel suyuna yüzerek, yürüyerek ya da otomobil ile girmemek,
    4) Yakın bir yerde sel oluşumunun görüldüğü veya duyulduğu an, hemen daha yüksek güvenli yerlere tırmanmak ve/ya kaçmak şeklinde özetlenebilir.
    5- Yaşadığınız çevrede başka doğal afet oldumu çevreyi nasıl etkiledi?
    17 ağustos 1999 Marmara depremi yaşandı. İlçemizde çok fazla yıkım ve ölüme yol açmasa da yakın çevremizde çok önemli can, mal kaybına ve çevresel sorunlara neden olmuştur.
    Etkinlik Çalışması: ( S- 215): Depremin bir şehre zarar vermesini önlemek için bir şehir planlamacısı coğrafyacı olsaydınız neler yapardınız?
    1- Şehir kurulan veya şehrin genişlediği alanların zemin yapısının iyi incelenmesi ve yapılaşmanın sağlam zeminlere yapılaması, yeraltı suyu bakımında zengin olan alüvyal alanlara ve fay hatları üzerinde büyük yerleşim merkezleri kurulmamalı,
    2- Çok katlı yapılaşmadan uzak durmak, binaların yapımında sağlam zemin ve yapı malzemesi seçilmelidir.
    3- Bitişik nizam yapılaşmadan uzak durmak,
    4- İnşaatların yapımında çok dikkatli davranmak, binalar deprem yönetmeliğine uygun inşa etmek,
    5- Deprem ihtimali fazla olan yerlerde elektrik, doğal gaz vb. büyük felaketlere sebep olabilecek sistemlerde erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
    6- Sanayi tesisleri, yollar, barajlar, boru hatları ve tüneller depreme dayanıklı yapılmalıdır.
    7- Yüksek binalarda muhtemel depremlere karşı yangın merdivenleri kurulmalıdır.
    8- Depremin nedene olabileceği tsunami konusunda deniz kenarında oturan insanlar bilinçlendirilmelidir.

    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 216)
    1- Aynı büyüklükteki depremler farklı şiddetlerdeki hasarlara neden olabilir mi?
    Olabilir, Çünkü deprem şiddeti sadece büyüklüğe bağlı değildir. Deprem büyüklüğü yanda başka etkenlerde şiddeti etkiler. Depremin şiddeti nelere bağlıdır?
    1-) Büyüklüğüne(magnitüdü) ve süresine, 2-) Odak derinliğine, 3-) Arazinin zemin yapısına, 4-) İnsanların deprem bilinci, bilgi ve teknoloji birikimine, 5-) Deprem merkezine uzaklık durumu, 6-) Yapıların depreme karşı dayanıklı yapılıp yapılmadığı gibi özelliklere göre değişir.
    2- Depremlerin insan yaşamına doğrudan ve dolaylı etkileri nelerdir?
    İnsanların ölümlerine sakat kalmalarına, kaybolmalarına, yaşadıkları mekânların yıkılması ve hasar görmeleri, mal kayıpları, yakınlarını kaybetme, psikolojik sorunlar vb.
    3-Deprem sonucu meydana gelecek can ve mal kayıplarını azaltmak için neler yapılmalıdır?
    Depreme her yönüyle hazırlıklı olmak gerekir. Deprem öncesi, deprem sırası ve sonrasında alınacak önlemleri yi almak, insanları bu konuda iyi eğitmek gerekir.
    4- Ülkemizdeki deprem bölgeleri ile yerleşim merkezlerini; sosyal, ekonomik, stratejik olarak ilişkilendiriniz.
    Ülkemizde deprem kuşakları açısından bakıldığı zaman, Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı, Batı Anadolu Deprem Kuşağı sahası içinde ülkemizin nüfusunun en büyük kısmı yaşamaktadır. En büyük şehirlerimiz bu alanlarda bulunmakta, ülkemizin en büyük sanayi tesisleri buralarda bulunmakta, en önemli kara, demir, hava yolları ve suyolları bu alanlardan geçmekte, kıtaları bağlayan boğaz köprüleri buralarda bulunmaktadır. Buralar ülkemizin ekonomisinin kalbini oluşturan alanlardır. Ayrıca ülkemizin en verimli tarım alanları, önemli sıcak kaynakları hep bu hatlar üzerinde bulunmaktadır.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 219) Dünyada sel ve taşkın haritası incelenerek, en çok görülen ülkelerin tespit edilmesi;
    Asya’da; Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Tayland, Laos, Vietnam, Filipinler, G. Ve K.Kore, Japonya, Malezya, ; Buhutan, Nepal, Yemen, Türkiye
    Avrupa’da; Portekiz, İtalya, Macaristan, Romanya,
    Afrika’da; Cezayir, Sudan, Somali, Mozambik, Zimbapve, Güney Afrika Cumhuriyeti,
    Amerika’da; Meksika, Küba, Guatemala, Nikaragua, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Panama, Kolombiya, Venezuela, Guyana, Surinam, Brezilya, Ekvator, Peru, Paraguay, Uruguay,

    Etkinlik Çalışması: ( S- 219) Ülkemiz sel ve taşkın haritasını İnceleyerek taşkınların çok olduğu yerleri belirleyiniz.
    Marmara Bölgesinde; Meriç Havzası ve ovası, Susurluk havzası, Sakarya Havzası,
    Karadeniz Bölgesinde; Yenice havzası, Bartın Çayı havzası, Sinop Çevresi, Bafra Ovası, Yeşil ırmak deltası ve iç kesimdeki Kelkit Havası, Amasya, Tokat, Çorum ovaları, Tüm doğu Karadeniz kıyıları, Çoruh havzası,
    İç Anadolu’da; Delice havzası ( Kızılırmak kolu), Yukarı Sakarya Ovaları, Yukarı Kızılırmak havzası,
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da; Fırat, Dicle ve kolları üzerindeki alçak ovalarda,
    Akdeniz Bölgesinde; Amik ovası, Seyhan, Ceyhan havzaları ve Çukurova, Göksu havzası ve deltası, Antalya Ovası, Göller yöresindeki çöküntü alanları ve polyeler,
    Ege Bölgesinde, Gediz, Büyük ve küçük Menderes havzaları ve Bakırçay havzası

    Bangladeş Sel ver taşkını- 1998:Bu ülke Himalaya Dağlarının güneyinde çok büyük nehirler olan Ganj ve Brahmaputra’nın birleşerek denize döküldüğü alanda bulunur. Bu ülkede muson yağışlarının etkisi ile çok sayıda sel olayı oluşmaktadır.
    Bu ülkedeki 1998 yılında oluşan selde 7 milyon ev tahrip oldu. 25 milyon insan evsiz kaldı. 2379 kişi öldü ve en az bu kadar insan evsiz kaldı. Ülkenin % 80 i sular altında kaldı. İçme suları kirlendi binlerce insan hasta oldu.

    Bu selin Başlıca nedenleri:
    1- Muson ikim etkisinde çok yağış alır. Bu sene alışılmışın üstünde yağış aldı.
    2- Bu ülkenin yukarısında bulunan Hindistan, Nepal ile birlikte hızlı bir orman tahribatı olmuştur.
    3- Ormanların yok edilmesi ile yağan yağışlar nehirlere kısa sürede karışarak taşkına neden oldu.
    4- Ülkenin geneli çok alçak ve düz bir ülke olup % 80 i ancak altı metre yüksekliktedir.
    5- Ani sıcaklık artışlarının yüksek bölgelerde oluşturduğu kar erimeleri sel olayını daha da korkunç hale getirdi.

    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 221)
    1- Sel olayları Bangladeş’te diğer ülkelerden daha fazla Zaralı olmaktadır?
    1- Ülkenin çok alçak ve düzlük olması,
    2- Çok yağışlı bir iklim bölgesinde yer alması,
    3- Ülkenin nüfusunun sayı ve yoğunlukça çok olması,( Km ye 500- 1000 kişi arasında bir yoğunluk)
    4- Bilinçsizce bozulan doğal denge,
    5- Bu ülkede insanların felaketlere karşı eğitim seviyesinin yetersiz olması,
    6- Ülkenin selleri, önleme, erken uyarı vb teknolojileri yeterince gerçekleştirememiş olması.

    3- Bu ülkede sizler olsanız hangi önlemleri alırdınız?
    1- Ülkede nehir havzaları ağaçlandırılmalıdır.
    2- Ülkenin yukarı kısımlarına taşkın önleme amaçlı barajlar yapılmalı,( Antlaşmalarla Hindistan ve Nepal ile işbirliği yapılarak bu ülkelere de olabilir.)
    3-Taşkın sahalarından yerleşmeleri başka alanlara kaydırmak,
    4-Taşkınların zararını azaltmak amacıyla eğitim ve bilinçlendirme,
    5-Sel ve taşkınlara karşı erken uyarı şebekesi kurmak,
    6-Nehir yataklarını ıslah etmek

    12 Ekim 2000, Güney İngiltere sel ve taşkını;
    Etkinlik Çalışması: ( S- 223) Ders kitabında bu sel olayı ile ilgili metin okunarak;
    1- Bu selde hangi problemler yaşandı?
    1- Haywards Heath Kasabasının büyük bölümü sular altında kaldı, demir yolu ağır hasar gördü,
    2- A- 22ve A 26 yollarında birkaç metre derinlikte göllenme oldu sürücüler mahsur kaldı,
    3- İstasyon araç parkında 30 araba sürüklendi,
    4- Taşkın sebebiyle yollar kapandı,
    5- Binlerce ev sular altında kaldı,

    2-Bu selde problemleri çözmek için hangi önlemler alındı?
    1- Güç durumda insanların kurtarılması için plan hazırlandı,
    2- Brighton taşkın nedeniyle yarış toplantısı iptal edildi.
    3- 300 ev boşaltıldı,19 işçi fabrikadan kurtarıldı.
    4-Beş köy boşaltıldı,
    5- Kurtarma ekipleri şişme botlarla ve helikopterle çatılarda mahsur kalan yüzlerce insanı kurtardı,

    3- Güney İngiltere’de sel ve taşkın yaşanmasının nedenleri nelerdir?
    1- Bu taşkınların en önemli nedeni şiddetli yağışlardır.
    2- İngiltere’nin güneyi genelde alçak ve düzlük bir yapıda olması,
    3- Bu alçak ve taşkın riski taşıyan alanların yalpılaşmaya açık olması,
    4- Daha önce yapılan taşkın setlerinin yıkılması, artan su seviyesi ve barajların taşması nedeniyledir.

    İngiltere Sellerle nasıl başa çıkar?
    Meteoroloji, subilimi, topografya, morfoloji, bitki örtüsü gibi faktörleri de hesaba katarak, değişik sürelerde ortaya çıkabilecek yağış şiddetlerini kullanarak gelecekte sel veya taşkınlarda ortaya çıkabilecek yüzeysel su derinliklerini tahmin edilebilmesi için sel hesapları yapılmaktadır.
    İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde gelişmiş hidro-meteorolojik gözlem ağları, meteoroloji radarı, otomatik akım ve yağış istasyonları ve hidro-meteorolojik modeller ile doğru ve erken nehir su seviye (yani sel, taşkın) tahmini ve uyarıları ile can ve mal kayıpları en aza indirgemektedir.
    TV’lerin büyük şehirdeki temsilciliklerine yerleştirilmiş basit meteoroloji radarları, ekrana radarın görüntüleri getirmektedir. TV’nin meteoroloji birimindeki meteorolojisiler tarafından görüntüler yorumlanıp tehlikedeki insanlara bilgiler sürekli olarak verilmektedir.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 224) Ders kitabında bu sel olayı ile ilgili metin okunarak;
    1- Taşkınlarda yer şekillerinin etkileri nelerdir?
    Eğimli sahalarda suların akışa geçme süresi kısa ve hızlı aktıkları için sel ve taşkın tehlikesi daha fazladır.
    Akarsuyun drenaj tipi dairesel şekilde olması yan kollardan gelen suların aynı anda toplanmasına ve ani taşkın olmasına neden olmaktadır. Yüksek sahalar daha fazla yağış almaları akışa geçen suyun fazla olmasına neden olurken alçak düzlük sahalarda ise akarsu yatakları sığlaşmakta ve özellikle de toplanan en fazla sular buralara gelince taşkın olmaktadır.
    2- Sel ve taşkınlarda insanların hangi tür etkileri olmaktadır?
    İnsanlar bitki örtülerini yok etmek ve doğal dengeyi bozmakla selleri artırıcı,
    Yanlış arazi kullanımı ve yanlış sahalara yerleşme nedeniyle selleri ve taşkınları artırıcı ve etkisinin şiddetlenmesini,
    Sel ve taşkın risklerine karşı yeterli önlem alıp almaması, sel ve taşkınlara hazırlıklı olmamak yoluyla bu afetin artması veya azalmasında etkili olmaktadır

    Etkinlik Çalışması: (S- 226)
    1-Kuraklık kaçınılmaz bir afet türümüdür?
    Değildir. Çünkü sabit kurak bölgeler dışındaki alanlardaki kuraklık daha çok insanların olumsuz Etileri ile oluşmuştur.

    2-Dünyada kuraklığın dağılışını etkileyen faktörler nelerdir?
    Belli bölgelerde enlem ve genel hava dolaşımı, ayrıca denizden uzak kara içlerindeki yarı kurak bölgelerde ve insanların doğal dengeyi bozduğu alanlarda yoğunlaşmıştır.

    3- Kuraklığın sonuçları nelerdir?
    1- Yaşanan kuraklık dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir¬çok insan yaşamını yitirmektedir.
    2- Kuraklık artıkça tarımsal üretim düşer, halk ekonomik sıkıntı çeker.
    3- Mevcut su kaynakları olumsuz etkilenir,
    4-Barajlarda su seviyeleri ile buna bağlı olarak hidroelektrik üretimi düşer.
    5-Baraj, yerüstü ve yeraltı sularının azalması susuzluk ve sağlık sorunlarına yol açar.
    6- Elektrik ve su sıkıntısı sanayide üretim düşmesine yol açar.
    7- Orman yangınları artar ve ekolojik bozulmalar oluşur.
    Kuraklığa karşı alınabilecek önlem sulamadır. Ülkemizde son yıllarda sulama amaçlı projeler yapılmaktadır.
    8-Sıcaklık artışı ile bitkilerin fotosentez ve solunum dengesi bozulacağından, bitkilerde büyüme yavaşlar ve bir durgunluk dönemi görülür. Bu artış, uzun süreli olursa bitki toprak üstü organlarıyla devamlı kaybettiği suyu kökleriyle karşılayamaz. Bitkinin devamlı su kaybetmesi, protoplazmanın pıhtılaşmasına ve bitkinin ölümüne yol açar.
    4-Kuraklığa karşı ne gibi önlemler alınabilir?
    1- İnsanları kuraklık nedenleri, etkileri ve sonuçları konusunda bilinçlendirmek eğitmek,
    2-Doğanın korunması ve su kaynaklarının tasarruflu şekilde kullanılması sağlamak,
    3-Kuraklığın gelişimi, günlük/aylık olarak takip edilerek, kurak ve nemli alanların ve bunların şiddetinin yerel dağılımı hakkında doğru ve zamanında bilgi sahibi olunması için, ülkemizde bir kuraklık izleme ve erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
    4- Kuraklığın yakın gelecekte ülkemizdeki yağışlar ve dolayısı ile yüzey ve yeraltı suları üzerinde daha sık etkili olması beklenmeli ve buna göre çözümler geliştirilmelidir.
    5- Tarım için birçok yerde sulama gereği ortaya çıkacaktır. Geleneksel tarım ürünleri yerine daha sıcak ve kuru iklim şartlarına uygun tarım ürünlerine geçiş de bir zorunluluk halini alabilecektir.
    6- Ayrıca suyun fazla olduğu yerlerden, kuraklığın hüküm sürdüğü bölgelere taşınması,
    7-Bunun için “Küresel İklim Değişiminin Su Kaynaklarına Olası Etkileri” üzerine ülkemizde de gerekli bilimsel çalışmaların yapılabilmesi için bilim insanlarımızın teşvik edilerek özendirilmesi gerekmektedir.
    8- Modern Hava Durumu programları ile çiftçilerin mevcut kuraklık şartları hakkında fikir sahibi olabilmesi için özellikle yağışlar, o günün normal değerleri ile karşılaştırılarak verilmelidir.
    9- Türkiye'den Suriye ve Irak'a verilen veya verilmesi teklif edilen su miktarı, değişen iklim şartlarına bağlanmalı ve ayarlanmalıdır. Kuraklık konusunda uluslararası işbirliğinin geliştirilmeli.
    10-Nehirlerle daha az beslenen baraj göllerinin su seviyesi de önemli ölçüde azalınca, hidroelektrik enerji üretimi de aksayabilir. Ülkemizde su kaynakları ve enerji üretimi alanlarında planlama ve geliştirme çalışmalarında mutlaka meteoroloji biliminden de uzman seviyesinde yararlanılmalıdır.
    11- Ormanlar başta olmak üzere bitki örtülerini korumak ve ağaçlandırma çalışmaları yapmak,
    Etkinlik Çalışması: (S- 227)
    1- İnsanların yaptıkları hangi uygulamaları erozyonu afet şekline dönüştürmektedir?
    —Toprağın aşırı ilenmesi, - Orman yangınları , - Ormanların ve bitkilerin aşırı kullanımı ve yok edilmesi, buna bağlı olarak oluşan ani su taşkınları, Yanlış arazi kullanılması,
    Bugün dünyanın birçok yerinde özellikle de kurak ve yarı kurak bölgeler¬de yer alan gelişmekte olan ülkelerde, insanların çeşitli etkinlikleri nedeniyle yaşanan erozyon sonucunda kıtlık ve açlık yaşanmakta, gıdasızlıktan hastalık¬lar artmakta toplu insan ve hayvan ölümleri olmaktadır.

    Etkinlik Çalışması: (S- 228)

    Etkinlik Çalışması: (S- 228)
    Erozyondan Korunma Yolları
    1.Ülkemizdeki araziler yetenek sınıflarına göre kullanılmalıdır. Yani tarıma uygun alanlarda tarım yapılmalı, tarıma uygun olmayan alanlar ormanlaştırılmalıdır.
    2- Doğal bitki örtüsü korunmalı, tahribatı önlenmeli
    3-Uygun tarım teknikleri uygulamak: A-Toprak eğime dik sürülmelidir, B- Nadas uygulaması azaltılmalıdır, C- Ürünler nöbetleşe ekilmelidir, D- Anız yakılmamalıdır. E-Örtü bitkileri yetiştirmek. F- Eğimli sahalarda sekileme çalışmaları ile tarım yapmak.
    4.Çiftçilere erozyonun önemi ve nasıl korunması gerektiği öğretilmelidir.
    5.Otlaklarda erken, aşırı ve yanlış otlatma yapılmamalı, korunmalıdır.
    6.Doğal dengesi bozulmuş alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    7.Dağlık alanlardaki dağınık yerleşmeler toplulaştırılarak, bu yerlere hizmet götürülmelidir.
    8.Ormanlarda hayvan özellikle keçi otlatılmamalıdır.
    9.TEMA ve konu ile ilgili diğer gönüllü kuruluşlar çoğaltılıp desteklenmelidir.
    10.Doğa ve doğal kaynaklar korunmalıdır.
    11.Ormanlar korunmalı, çıplak alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    12.Baraj göllerinin yamaçları ağaçlandırılmalıdır.
    13-Ahır hayvancılığı geliştirilmelidir.
    14.Yamaçlar basamaklandırılmalı ve ağaçlandırılmalıdır.
    15.Usulsüz tarla açma önlenmelidir.
    16.Halkımız erozyona karşı ağaçlandırılmalıdır.
    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: (S- 228)
    1- Heyelanlar niçin en çok Karadeniz bölgesinde oluşmaktadır?
    1.Bol yağış; bu bölüm ülkemizin en fazla yağış alan bölümüdür.
    2.Bölümde eğim çok kuvvetlidir.
    3.Killi tabakalar yaygındır.
    4. Doğal dengeyi bozan çalışmaların burada fazla yapılması,

    2-Heyelan sonucunda oluşan can ve mal kayıplarını en aza indirmek için hangi önlemler alınmalıdır?
    1.Bitki örtüsü tahribinin önlenmesi,
    2.Bitki örtüsü olmayan yerlerin ağaçlandırılması gerekir
    3- Doğal dengeyi bozucu etkilerden kaçınmak,
    4- heyelanlı bölgelerde yerleşmeler oluşturmamak gereklidir.
    Ctrl+F İle Aradığınız Daha Kolay Bulabilirsiniz
    MEHMET AKİF GÜZEY

    Ekli Dosyalar:

    rizelitayyar, -Merlin-, xSerapx ve diğer 8 kişi bunu beğendi.
  4. Meka5121

    Meka5121 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaşlar Yazdığım Mesajlarda Bazı Resim Ve Grafikler Vardı Onlar Gözükmüyor Burda Herşey Daha Net

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    buyrun
    rizelitayyar bunu beğendi.
  5. ss5

    ss5 Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    1
    abi sen naptın ya sağol:)
    rizelitayyar bunu beğendi.
  6. Meka5121

    Meka5121 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana
    mekansız rapçi bunu beğendi.
  7. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.740
    Beğenileri:
    1.810
    Ödül Puanları:
    38
    Çok teşekkürler emeğine sağlık
  8. şirin

    şirin Üye

    Katılım:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    123
    Beğenileri:
    46
    Ödül Puanları:
    16
    Çok saol arkadaşım yaa hemde nasıl yardımcı oldun;)çook saoL!...
  9. ceylan

    ceylan Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    439
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    16
    çok sağol eline sağlık..:)
  10. selçuk

    selçuk Üye

    Katılım:
    6 Kasım 2007
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    1
    sen çok yaşa arkadaşım gerçekten çok teşekkürler bize bu iyiliği yaptığın için
    mekansız rapçi ve çorapçı bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş