10.Sınıf Türk Edebiyatı Fırat Yayıncılık Kitabı Çözümleri 154 sonrası

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde speddemo tarafından paylaşıldı.

  1. speddemo

    speddemo Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    Hepsi birazdan eklenecektir.
  2. speddemo

    speddemo Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    154-155-156-157

    Türkü
    1. Aliterasyon: Türkünün tamamında karışık olarak m, n, s, g, y sesiyle aliterasyon yapılmıştır.
    Asonans: o, a,e,u
    Ölçü: 4+3 7 li hece ölçüsü
    Uyak (kafiye)
    1.dörtlük –m redif
    2. Dörtlük —gider: redif
    3. Dörtlük : —acaksın:redif —ol : tam uyak
    4.dörtlük: —ar oldu : redif —t : yarım uyak
    5. dörtlük : —mak :redif
    Uygun seslerin bir arada kullanılması ahengi sağlayan en önemli unsurdur.
    2. Dörtlük
    3.a
    Türkü: Kendine özgü bir ezgiyle söylenen, kavuştaklı bir nazım biçimidir. Halk şiirlerinin öteki türlerinden ezgisiyle ayrılır. Kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan oluşur. Türkülerdeki dörtlüklere (üçlük veya ikilik de olabilir) “Bent” adı verilir. Nakaratlar ise halk dilinde Bağlama ve Kavuştak olarak adlandırılır. Kavuştaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir.
    Türküler ezgilerine göre türküler, konularına göre türküler, yapılarına göre türküler olmak üzere üç bölüme ayrılır.
    1- Ezgilerine göre türküler: Belli bir ezgiye göre söylenen türkülerdir. Oyun havaları, uzun havalar…
    2- Konularına göre türküler: Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar.
    3- Yapılarına göre türküler: İkili türküler, üçlü türküler, dörtlü türküler, kavuştaksız türküler, aruzlu türküler olmak üzere beşe ayrılır. Aşağıdaki Çanakkale türküsü ikili türküye örnektir.
    Özellikleri:
    1. Türkülerde konu zenginliği vardır. Aşk, ayrılık, ölüm, tabiat, kahramanlık, güzellik başlıca konularıdır.
    2. Hecenin yedili, sekizli en çok da on birli kalıplarıyla yazılırlar.
    3. Türküler genelde dörder mısralı bentlerden oluşur.
    4. Bazıları koşma şeklindedir.
    5. Bazı türkülerde her bendin sonunda aynı dize veya dizeler tekrarlanır. Bu tekrarlanan dizelere nakarat (kavuştak) adı verilir. Nakaratların völçüsü bazen ana bentlerin ölçüsünden ayrı olabilir.
    6. Türkülerin kafiye örgüsü genelde şöyledir: “aaabcccbdddb”, “aaabbcccbbdddbb” veya “aaabccdddbcceeebcc” şeklindedir.
    7. Türküler ait oldukları bölgelere göre adlar alırlar.
    8. Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan türküler de vardır.
    b. Beğendiğiniz bir türküyü kasetten dinleyiniz..
    c. Türküler belli bir ezgiye sahip oldukları için müzikten ayrı düşünülemez. Müzik sözlerin belli bir ezgiyle söylenmesi sağlar ve sözlü edebiyat geleneği içerisinde günümüze kadar ulaşması kolaylaştırır.

    4. Sevgiliye övgü
    5. Yoktur; çünkü türküler halkın konuştuğu konuşma diliyle, halk diliyle yazılır.
    6. Okuduğunuz türkünün sizde uyandırdığı hisleri açıklayınız.
    7. Türkülerin anonim özellik kazanmasında halkın ortak duygu ve sorunları olan aşk, gurbet, göç, sıla, özlem, askerlik gibi konuların işlenmesi ve bunların gezgin halk şairleri ve günümüzde de kitle iletişim araçlarının etkisi rol oynamıştır. Bu da türkü ve manideki zihniyetin oluşması sağlamıştır.
    8.

    Özellikler Türkü Gazel Benzerlikler Farklılıklar
    Tema Sevgili, aşk,özlem,sıla,göç Aşk,sevgili,kadın,şarap Xxx
    Nazım birimi Dörtlük Beyit Xxx
    Ölçü Hece ölçücü Aruz ölçüsü Xxx
    Dil ve Anlatım Sade, halk dili Arapça ve Farsça tamlamaları olan biraz ağır bir dil Xxx
    9. Mani ve Türkü
    sayfa 155
    YORUMLAMA VE GÜNCELLEME
    1a. Sırasıyla ninni,
    gurbet türküleri ,
    ağıt türküleri ( bu türkünün hikayesi için tıklayınız )
    kahramanlık türküleri ,
    aşk türküleri
    1b. sırasıyla mani tipi kavuştaksız türkü,
    bentleri iki dize ve iki dizeli kavuştaktan oluşan türkü,
    bentleri üç dize ve üç dizeden oluşan kavuştaklı türkü
    bu soru için 3.soruya bakınız
    2a. Söyleyeni belli olmadığı için anonim denmiştir.
    2b. Sagu ve ağıt tema, nazım birimi,ölçü yönüyle herhangi bir farklılık yoktur. Sadece dil olarak fonetiği (ses bakımından)farklıdır.
    3.
    4.
    5. şahin, karanfil, selvi boylum, gül yüzlüm, kömür gözlüm
    6. a Manici: Mani söyleyen
    Mani düzmek: 1. mâni okumak 2. müzik eşliğinde mâni söylemek
    6b.
    Sayfa 157
    DEĞERLENDİRME
    1. ………ses akışı, ritm, söyleyiş ve her türlü ses benzerliğine dayanır.
    ……..Mani ve türkü…..
    Dörtlük
    2. Hepsi doğrudur.
    3.Y-D-Y-D-Y
    4. Mani cevap : E

    DEVAMI GELECEK
    ays54 bunu beğendi.
  3. speddemo

    speddemo Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    sayfa 158-159-160

    B. Âşık Tarzı Halk Şiiri (koşma, semai)
    sayfa 158

    HAZIRLIK

    1.

    KOŞMA: Âşıkların en çok kullandıkları nazım biçimidir.
    Aşk, sevgi, doğa güzellikleri, türlü acılar, ölüm, insanlık sevgisi, yiğitlik gibi konuların işlendikleri şiirlerdir.
    Bu türün İslamiyet Öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “koşuk” Divan edebiyatındaki karşılığı ise “gazel”dir.
    Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı genellikle 3-5 arasındadır.
    11 hece ölçüsüyle genellikle 6+5 duraklı şeklinde söylenir.
    Kafiye düzeni abab, cccb, dddb, eeeb… şeklindedir.
    Son dörtlükte şairin adı geçer.

    Koşma Türleri:

    1- Güzelleme: Doğa güzelliklerini sevgiyle içe içe işleyen lirik şiirlerdir. Kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için söylenen koşmadır. Bu türün en başarılı örneklerini “Karacaoğlan“ vermiştir.

    2- Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık, vuruşma konularını işleyen ve bu kavramları öven, koşma nazım şekliyle söylenen şiirlerdir. Bu tür şiirler, tür olarak epik şiir gurubunda yer alır. Köroğlu ve Dadaloğlu bu türün en önemli temsilcileridir.

    3- Taşlama: Toplumdaki bozuk yönleri, kişilerin eksikliklerini, zaafları eleştirmek için söylen koşmalardır. Bu şiirlerde şair son derece acımasızdır. Aksak ve eksik yönler açıkça eleştirilir. Seyrani ve Bayburtlu Zihni bu türün en başarılı sanatçılarıdır. Konu bakımından taşlamanın Divan Edebiyatındaki karşılığı hicviyedir. Bu tür şiirler satirik şiir grubuna girer.

    4.Ağıt: Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır. Ağıta İslamiyet öncesi Türk edebiyatında “sagu” divan edebiyatında ise “mersiye” adı verilir. Anonim halk edebiyatında ağıtların kim söylediği belli değilken halk edebiyatında kimin söylediği bellidir.

    SEMAİ

    Aşk, doğa, doğa güzellikleri, ayrılık acıları, özlem, ölüm gibi konularının işlendiği şiirlerdir. 8’li hece ölçüsüyle söylenir.
    Uyak düzeni koşma gibidir.( abab, cccb, dddb…)
    Dörtlük sayısı en az 3 en çok 5-6 ‘dır.
    Kendine özgü bir ezgisi vardır.
    Koşmadan ayrı yönü ezgisi ve ölçüsüdür.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah vermiştir.

    VARSAĞI:

    Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkmenlerine ait halk şairleri tarafından söylenen şiirlerdir.
    Kendine özgü bir ezgiyle söylenir.
    “Bre, behey, hey” gibi ünlemlere yer verilir.
    8′li hece ölçüsü ile söylenir.
    Varsağıda hayattan ve talihten şikâyet gibi konular da işlenir.
    Şiirin sonunda ozanın mahlası kullanılır.
    Yaygın olmayan bir nazım şeklidir.
    En güzel örneklerini Karacaoğlan vermiştir.

    Not: Semai ile benzerlik gösterir. Varsağının semaiden farkı, ezgisi ve “Bre, hey” gibi ünlemler kullanılarak erkekçe, yiğitçe bir söyleyişe sahip olmasıdır.

    DESTAN

    Toplumu derinden etkileyen olayların- savaş, deprem, bulaşıcı hastalıklar, yangınlar, değişik felaketler- dile getirildiği uzun şiirlerdir. Yapısal yönden koşmayla aynı olan destan, konusu, dörtlük sayısı, anlatım ve ezgiyle koşmadan ayrılır. Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı sınırlı değildir. Hece ölçüsünün 11′li kalıbı kullanılır. Bu türe en güzel örneklerden biri; Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı’dır. Halk Edebiyatındaki en uzun nazım şeklidir. Bazı destanlarda dörtlük sayısının yüzü geçtiği görülür. Koşmadan farkı; uzun oluşudur.

    Not: Âşık Edebiyatı nazım şekillerinden olan destan, milletlerin tarihine ait kahramanlıkları konu edinen halkın ortak malı olan destanlarla karıştırılmamalıdır.

    2-)

    Âşık Veysel ŞATIROĞLU:

    Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, Şarkışla, Sivas – ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.

    Âşık Veysel, 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü kaybetti. Diğer gözünü ise bir değneğin batması sonucunda kaybetti. Babasının, Âşık Veysel’e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer’in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.

    Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır.

    Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.



    Karacaoğlan:

    Koşma türündeki şiirleriyle özellikle de güzellemeleriyle tanınmıştır. 17.yy halk şairidir. Âşık edebiyatının en büyük şairidir. Kendisinden sonra gelen halk şairlerinin üzerinde etkisi olmuştur. Aşk ve doğa şairidir. Dili sade, arı ve duru bir Türkçedir. Tasavvufa hiç yer vermemiştir. Divan şiirinden hiç etkilenmemiş, bütün şiirlerinde Halk şiirinin şekil ve söyleyiş özelliklerine bağlı kalmıştır.

    3)

    Halk şairleri genellikle okuryazar değildir; çoğu şiirlerini sazla çalıp söyler. Kalem ve kâğıt kullanarak yazan şairlere kalem şairleri denir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen, divan şiirinden etkilenmiş kişilerdir.

    4) …



    5)

    Dadaloğlu ve Erzurumlu Emrah şiirleri ölçü olarak 11 hece ölçüsüyle yazılmıştır ve dili sade, halk dilidir. Tema olarak Dadaloğlu’nun şiiri Koçaklama( yiğitlik), Erzurumlu Emrah’ın şiiri ise güzelleme( sevgili) dir

    1. METİN:

    1-

    Asonans a,o,i,e sesi ile aliterasyon s, t, d, k sesi ile

    Ölçü, duraklar: 11’li hece ölçüsü Duraklar (4+4+3 ve 6+5 )

    Uyak: Benim sadık yârim kara topraktır: Cümle düzeyinde rediftir.

    Dörtlük : –ıldım ve –uldum redif –r sesi yarım uyaktır.
    Dörtlük : –dım/–dum/–dım rediftir –l sesi yarım uyaktır.
    Dörtlük: verdi redif –t yarım uyak
    Dörtlük : -irdi/ -irdi / -ürdü redif -t sesi yarım uyak
    Dörtlük : -inen/ -inen /-ünen redif –l sesi yarım uyak
    Sayfa 159

    2-a Dörtlüktür. Beş dörtlükten oluşmuştur.

    2.b.

    2.c. şiirin teması: toprağa duyulan sevgi ve saygı

    Birimlerin ortak özelliği: dörtlük ve hece ölçüsü

    Mısra örgüsü: abab cccb dddb eeeb fffb

    2.ç. KOŞMA: Âşıkların en çok kullandıkları nazım biçimidir.
    Aşk, sevgi, doğa güzellikleri, türlü acılar, ölüm, insanlık sevgisi, yiğitlik gibi konuların işlendikleri şiirlerdir.
    Bu türün İslamiyet Öncesi Türk edebiyatındaki karşılığı “koşuk” Divan edebiyatındaki karşılığı ise “gazel”dir.
    Nazım birimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı genellikle 3-5 arasındadır.
    11 hece ölçüsüyle genellikle 6+5 duraklı şeklinde söylenir.
    Kafiye düzeni abab, cccb, dddb, eeeb… şeklindedir.
    Son dörtlükte şairin adı geçer.

    2. d.

    SABAHTAN KALKTIM GÜZELE UĞRADIM

    Sabahtan kalktım güzele uğradım,
    Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
    Hayli zaman ilinizden gideli,
    Senin gönlün başkasına düştü mü?

    Oturmuş hocalar ismini yazar,
    Söylemen ağyara değmesin nazar.
    Geyinmiş kuşanmış salınır gezer,
    Nazlı yârim badeleri içti mi?

    Kaşları benzer de eğri kaleme,
    El pençe de divan duram selama.
    Bilmem ay mı doğdu, gün mü aleme?
    Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü?

    Karac’oğlan der ki: Yol büke büke,
    Yönümü döndürdüm çağırdım Hakk’a.
    Elinde bir deste gül koka koka,
    Nazlı yarim yaylasına göçtü mü?

    Taşlama

    Ormanda büyüyen adam azgını
    Çarşıda pazarda seyran beğenmez
    Medrese kaçkını softa bozgunu
    Selam vermek için insan beğenmez

    Alemi tan eder yanına varsan
    Seni de yanıltır mesele sorsan
    Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
    Meclise gelir de erkân beğenmez

    Her çeşit insandan birkaç eşi var
    Mektepten kovulmuş günah işi var
    Rabbi yesirde dört yanlışı var
    Tahsil etmek için irfan beğenmez

    Ellerin evinde çul fîraş olur
    Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
    Bayramdan bayrama bir tıraş olur
    Gider berbere de dükkân beğenmez

    Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
    İnsanlar içine çıkmayan hödük
    Bir elife dili dönmeyen ******
    Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

    Yayladan yaylaya konup göçer de
    Arpayı buğdayı ekip biçer de
    Mısır yaprağın kıyıp içer de
    Tütünü bulunca duman beğenmez

    Bir odası vardır gayet küçücek
    Kendi aklı sıra keyf yetirecek
    Bir çanağı yoktur ayran içecek
    Kahveyi bulunca fincan beğenmez

    Seyranî söyledi bu doğru sözü
    Haddeden çekilmiş doğrudur özü
    Şehre gelin gitse bir köylü kızı
    Lal ü güher ister mercan beğenmez



    3.a Kara toprak sadık bir yâre benzetilmiştir. Buna teşbih-i beliğ denir. Benzetme ana öğeleriyle(kendisine benzetilen ve benzeyen) yapılan benzetmedir.

    3.b. Yazarlar eserlerinde sözcüklerle anlam ve çağrışım ilgileri kurmak; söze güzellik katmak ve sözü daha etkili kılmak için söz sanatlarına başvurur.

    4. Yöresel deyişlere yer vermiştir: Yetirdi (ye*tiştirdi), merhem çalmak (merhem sürmek), tırnağınan (tırnak ile), kazmayınan (kazma ile), belinen (bel ile), elinen (el ile).

    Bu özellik, şiire içtenlik ve akıcılık kazandırmıştır. Konuşma dili ile halk dili arasında yöresel farklılıklar oluşur. Halkın dili zaten konuşma dilidir.

    5.a Halk şairleri genellikle okuryazar değildir; çoğu şiirlerini sazla çalıp söyler. Kalem ve kağıt kullanarak yazan şairlere kalem şairleri denir. Kalem şairleri eğitim görmüş, okuma yazma bilen, divan şiirinden etkilenmiş kişilerdir.

    5b Halk şairleri halkın içinden gelen halkı daha iyi anlayan, sorunlarını daha iyi dile getiren ve hepsinden önemlisi daha içten oldukları için halk şairleri daha etkilidir.

    6. Toprak bir imgedir; çünkü ozan bunu bir sadık dost olarak kullanmıştır. Koşma halk edebiyatı geleneğindendir. Şiir dili ile konuşma dili farklıdır. Günlük hayatta kullandığımız birçok kelime şiirde farklı anlamlara gelecek şekilde kullanılır. Bu da imgelerin doğması sağlamıştır. Toprak gerçekte üzerine ekilen bir yerken şiirde sadık bir dost olarak kullanılmıştır.

    7. Toprağın insan için değeri ve önemidir.

    8. Koşmada anlatılar aslında Anadolu insanın yaşamıdır. Koyun verdi, süt verdi, kuzu verdi yemek verdi gibi sözcüklerin toprağın Anadolu insanı için ne kadar önemli olduğunu dile getirir.

    Aşık Veysel halkın içinden yetişen bir Anadolu köylüsüdür. Dolayısıyla halkın beğenisi ile kişisel beğeniler aynıdır. Halkın toprağa bakışını bir anlamda halkın bakış açısıyla dile getirmiştir.

    9.

    10. Aşık Veysel ŞATIROĞLU:

    Veysel Şatıroğlu veya bilinen adıyla Âşık Veysel (d. 25 Ekim 1894, Şarkışla, Sivas – ö. 21 Mart 1973), Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur.

    Âşık Veysel, 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü kaybetti. Diğer gözünü ise bir değneğin batması sonucunda kaybetti. Babasının, Âşık Veysel’e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı.1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer’in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı.

    Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır.

    Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.

    Sayfa 160

    10.b.

    10 c Evet yansımıştır. Şair yaşadığı toplumdan kendini soyutlamaz, kendini halkın içinden görür. Ozan eserlerinde de kendi ile eseleri arasında hep bir bağ kurar.

    11a. 1- Güzelleme: Doğa güzelliklerini sevgiyle içe içe işleyen lirik şiirlerdir. Kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için söylenen koşmadır. Bu türün en başarılı örneklerini “Karacaoğlan “ vermiştir.

    SABAHTAN KALKTIM GÜZELE UĞRADIM

    Sabahtan kalktım güzele uğradım,
    Dedim güzel uykuların kaçtı mı?
    Hayli zaman ilinizden gideli,
    Senin gönlün başkasına düştü mü?

    Oturmuş hocalar ismini yazar,
    Söylemen ağyara değmesin nazar.
    Geyinmiş kuşanmış salınır gezer,
    Nazlı yârim badeleri içti mi?

    Kaşları benzer de eğri kaleme,
    El pençe de divan duram selama.
    Bilmem ay mı doğdu, gün mü aleme?
    Yoksa yarim düğmelerin çözdü mü?

    Karac’oğlan der ki: Yol büke büke,
    Yönümü döndürdüm çağırdım Hakk’a.
    Elinde bir deste gül koka koka,
    Nazlı yarim yaylasına göçtü mü?



    2- Koçaklama: Yiğitlik, kahramanlık, vuruşma konularını işleyen ve bu kavramları öven, koşma nazım şekliyle söylenen şiirlerdir. Bu tür şiirler, tür olarak epik şiir gurubunda yer alır. Köroğlu ve Dadaloğlu bu türün en önemli temsilcileridir.

    Benden selam olsun Bolu Beyine
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar gümbür gümbür seslenmelidir

    Köroğlu

    3- Taşlama: Toplumdaki bozuk yönleri, kişilerin eksikliklerini, zaafları eleştirmek için söylen koşmalardır. Bu şiirlerde şair son derece acımasızdır. Aksak ve eksik yönler açıkça eleştirilir. Seyrani ve Bayburtlu Zihni bu türün en başarılı sanatçılarıdır.

    Not: Konu bakımından taşlamanın Divan Edebiyatındaki karşılığı hicviyedir. Bu tür şiirler satirik şiir grubuna girer.

    Ormanda büyüyen adam azgını
    Çarşıda pazarda seyran beğenmez
    Medrese kaçkını softa bozgunu
    Selam vermek için insan beğenmez

    Alemi tan eder yanına varsan
    Seni de yanıltır mesele sorsan
    Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan
    Meclise gelir de erkân beğenmez

    Her çeşit insandan birkaç eşi var
    Mektepten kovulmuş günah işi var
    Rabbi yesirde dört yanlışı var
    Tahsil etmek için irfan beğenmez

    Ellerin evinde çul fîraş olur
    Burnu sümüklüdür gözü yaş olur
    Bayramdan bayrama bir tıraş olur
    Gider berbere de dükkân beğenmez

    Dağlarda taşlarda dolaşan Yörük
    İnsanlar içine çıkmayan hödük
    Bir elife dili dönmeyen ******
    Şehirde tecvitle Kuran beğenmez

    Yayladan yaylaya konup göçer de
    Arpayı buğdayı ekip biçer de
    Mısır yaprağın kıyıp içer de
    Tütünü bulunca duman beğenmez

    Bir odası vardır gayet küçücek
    Kendi aklı sıra keyf yetirecek
    Bir çanağı yoktur ayran içecek
    Kahveyi bulunca fincan beğenmez

    Seyranî söyledi bu doğru sözü
    Haddeden çekilmiş doğrudur özü
    Şehre gelin gitse bir köylü kızı
    Lal ü güher ister mercan beğenmez



    4.Ağıt: Ölen bir kişinin ardından söylenen ve onun iyiliğinin, mertliğinin dile getirildiği koşmalardır. Ağıta İslamiyet öncesi Türk edebiyatında “sagu” divan edebiyatında ise “mersiye” adı verilir. Anonim halk edebiyatında ağıtların kim söylediği belli değilken halk edebiyatında kimin söylediği bellidir.

    Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş
    Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
    Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
    Sakiler meclisten çekmiş ayağı

    Hangi dağda bulsam ben o maralı
    Hangi yerde görsem çeşm-i gazali
    Avcılardan kaçmış ceylan misali
    Göçmüş dağdan dağa yoktur durağı

    Laleyi sümbülü gülü har almış
    Zevk u şavk ehlini ah u zar almış
    Süleyman tahtını sanki mar almış
    Gama tebdil olmuş ülfetin çağı

    Zihni dert elinden her zaman ağlar
    Sordum ki bağ ağlar bağ u ban ağlar
    Sümbüller perişan güller kan ağlar
    Şeyda bülbül terk edeli bu bağı

    Bayburtlu Zihni

    11b. Sırasıyla güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt


    DEVAMI GELECEK..
    ays54 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş