10.Sınıf Türk Edebiyatı ZAMBAK kitabı Cevapları 2011-12

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.554
    Beğenileri:
    8.166
    Ödül Puanları:
    113


    10-14. SAYFA

    EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
    1. Edebiyat - Tarih İlişkisi

    HAZIRLIK

    1-Tarih ile edebiyat arasında nasıl bir ilişki olabilir? Tartışınız. Sonuçları söyleyiniz.

    Yöntem farklılıklarına rağmen tarih ile edebiyat tarihi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bir milletin geçmişteki duygu, düşünce ve kültür hayatını yansıtan me¬deniyet tarihi genel tarihin önemli bir koludur. Aynı amaca hizmet eden edebiyat ta¬lihleri, tarihçilerin başvuracağı önemli kaynaklardan biri sayılmaktadır. Bazı edebî eserler, tarihi aydınlatma bakımından büyük önem taşırlar. Tarih öncesi devirleri ay¬dınlatmada kaynak vazifesi gören destanlar, siyasî, sosyal ve ekonomik hayat hakkında bilgiler veren gazavatnameler, siyasetnameler, seyahatnameler, sefaretnameler ve tezkireler tarih araştırmalarında başvurulacak kaynaklardır. Tarihî olayların ise edebiyat üzerinde etkisi büyüktür. Edebî eserleri yazıldığı dönemin tarihi bilinmeden hakkıyla anlayabilmek ve yorumlayabilmek mümkün değildir. Ancak, sanatçının tarihî bilgileri aynen kullanmak zorunda olmadığı; gelecek ve tarih kavramlarını kullanmak ve olay örgüsünü istediği gibi tertiplemek bakımından hür olduğu unutulmamalıdır.

    2-Aşağıdaki resimlerden hareketle tarihî bir olayın sanat eserine nasıl yansıdığını yorumlaya¬nız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

    Ressam yapacağı resimde tarihi bir gerçekliği anlatırken önce bu gerçekliği kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu resme kendi duygu, düşünce, hayal ve beklentilerini ekler, daha sonra bu tablo haline sokar. Biz bu kurgulanmış tabloya bakarak ressamın dünyasına yolculuk yaparız. Kendi kültür ve anlayışımıza göre de bu tablodan anlamlar çıkartırız. Bu çok anlamlılık güzel sanatların temel özelliğidir.

    3-Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman türünün edebiyat tarihinde ne zaman görülmeye başlandığını araştırınız.
    Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür.

    Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür.

    Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür.

    Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir.

    Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir.

    4-Türk tarihine yön veren olayları anlatan şiir ve roman örnekleri bulunuz.

    5-Tarih kitaplarından Köktürk Devleti ile ilgili bilgi toplayınız.

    Göktürkler (Köktürk Devleti) (552- 630)

    - "Türk" adı İle kurulan İlk Türk devletidir.
    - Bumin Kağan'ın Avarların hakanına isyanı ile 552 yılında Ötüken başkent yapılarak kurulmuştur.
    - Bumin Kağan kardeşi İstemi Kağanla birlikte .(Doğu-Batı) devleti yönettiler.
    - 38 harfli ilk Türk Alfabesini kullandılar.
    - Sasanilerle işbirliği yaparak Akhunları (Eftalitler) ortadan Kaldırdılar. Batı Türkistan'ın Türkleşmesinde rol oynadılar.
    - Bizans imparatorluğu ile ittifak kurup Sasanilerle mücadele et¬tiler.
    - ipek Yolu'nu denetimleri altına aldılar.
    - Mukan Kağan zamanı devletin en parlak dönemi olmuştur.
    - 558'de Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldılar.
    - Doğu Göktürkler 630 yılında Batı Göktürkler ise 659 yılında Çin egemenliğine girdi.

    1. Metin
    Ateşten Gömlek
    İzmir'in işgalinde kocası ve çocuğu düşmanlarca katledilen Ayşe, İstanbul'daki akrabalarına, Peyamilere gelir. Halk İstanbul'un işgalini protesto etmek için mitingler yapmaktadır.
    Aşağıdaki parçada, Peyami ve Ayşe'nin katıldığı Sultanahmet Mitingi anlatılmaktadır:
    O gün asıl Türkiye'yi ben ilk defa gördüm. İstanbul'un arkası, asıl mahalleleri ağzını açmış, sakinlerini dökmüştü. Birçok ihtiyar kadın, birçok ihtiyar erkek gördüm. İstanbul'un asık yüzlü, suskun ve görünmez ihtiyarları! Arkalarında hangi zamana ait olduğu bilinmeyen garip setreler, redingotlar içinden hafif, buruşuk boyunları yükseliyor, gözlükleri altından yaşlar beyaz sakallarına açıkça akarak ağlıyorlar. İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu. Bütün bu canlı deniz üstünde Sultanahmet'in beyaz minareleri, hapishane binası yüzüyor gibi yükseliyordu. Binaların üstünden, c*****n avlusundaki ağaçlar¬dan salkım salkım insan kütleleri sarkıyor, bunun üstünden beyaz minarelerden uzanan siyah bayraklar bazen halkın başına, bazen beyaz güvercin bulutlu mavi göğe uçuyordu. Sultanahmet bahçesinin parmak¬lıklarına dayanmış bir ihtiyar dişsiz ağzı, açık, fersiz gözlerinden, sürülmüş tarla gibi buruşan yanaklarına akan gözyaşlarıyla beraber bağıra bağıra ağlıyordu. Ayasofya tarafından giren herkes uçan Türk bayraklarını siyah görünce dudaklarından bir feryat, kısılmış bir hıçkırık fırlıyordu. Gözleri sürmeli olduğunu en boyalı genç kadınlar bile unutmuş, bütün boyaları yanaklarından yaşlarla akıyordu.

    Halide Edip ADIVAR
    Metin İnceleme
    1.Yukarıdaki metin Türk tarihinin hangi dönemine ışık tutar? Açıklayınız.
    Yukarıdaki metin Türk tarihinin kurtuluş mücadelesi verdiği Kurtuluş savaşı yıllarına ışık tutmaktadır.
    2.İncelenen metinden hareketle edebî eser - tarih ilişkisini değerlendiren bir paragraf yazınız. Yazıların birkaç tanesini sınıf panosuna asınız.
    Edebî metinler tarih biliminin verilerinden yararlanır. Ama yazar bunu yaparken tarihten aldığı verileri olduğu gibi kullanmaz. Bu verileri o, kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu metne kendi kurgusunu ekler ve bu şekilde okuyucuya sunar. Yani edebi metinlerde değiştirilmiş bir gerçeklik vardır. Bu metinde de yazar tarihte yaşanmış bir gerçekliği kurgulayarak yeninden şekillendirmiştir.
    2. Metin
    Türk Savaş Taktiği
    Osmanlı Türklerinin, yükseliş çağlarında, XV ve XVI. asırlarda kazandıkları savaşların gerçekçi bir açıklaması yapılmış değildir. Türk ordusunun, çok defa kendinden kalabalık bağlaşık Avrupa ordularını yendiğini yazan tarihler, bu zaferleri, Türk askerinin kahramanlığının ötesinde bir açıklamaya bağlamak lüzumunu duymamışlardır. Hâlbuki Osmanlı Cihan İmparatorluğu'nun kurulmasını sağlayan bu zafer¬lerin sırları, sanıldığından daha girifttir.
    Osmanlı Türlerinin yükseliş çağlarında bir savaşın, önce siyasi hazırlığı yapılırdı. Savaşılacak devlet ve çok defa devletlerin jeopolitik durumları göz önüne alınır, bağlaşıklarından ayrılmaya çalışılır, büyük bir dip¬lomatik gayret sarf edilirdi. Bu, çok dikkat ve incelik isteyen bir işti. Çünkü Türkiye İmparatorluğu bazen, Fatih Sultan Mehmed zamanında olduğu gibi, 20 küsur devletle birden savaş hâlinde bulunurdu.
    Savaşılacak kuvvetlerin hesabı iyice yapıldıktan sonra, Türk ordusunu savaşa hazırlama çalışmaları başlardı. Türk ordusu, daima savaşa hazır, meslekleri askerlik olan bir kitleden müteşekkil bir kuruluş¬tu. Ancak orduyu toplamak ve savaş alanlarına götürmek meseleleri önemliydi. Ne kadar kuvvetin ne zaman ve nerede yığınak yapacağı ve hangi yolların geçileceği kararlaştırılırdı. Bu yolların hangi konak¬larında ne miktar yiyecek, yem ve cephane bulundurulmak icap edeceği hesaplanır, oraların sancak ve alay beylerine, kadı ve naiplerine emirler gönderilirdi. Yol üzerindeki depoların mevcudu öğrenilirdi. Ge¬çilecek yolların durumu, köprülerin vaziyeti, ne kadar zamanda ne kadar kuvveti geçirebileceği incele¬nirdi. Çok defa ordu yürüyüşe geçmeden önce yollar, son bir bakım ve kontrolden daha geçirilirdi.
    Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı. Türklerin Avrupa'da son derece mükemmel bir ha¬ber alma teşkilatı olduğu gibi, Avrupalıların da Türkiye'de aynı işi gören casusları vardı. Fakat Türk ha¬ber alması, çok üstündü. Avrupa devletlerinin son durumlarını bütün teferruatıyla Divanıhümayuna ya¬ni hükümete bildirirdi.
    Yılmaz ÖZTUNA
    3.İncelediğiniz metin tarihimizin hangi dönemlerinden bahsetmektedir?
    15 ve 16. Yüzyıllar arasındaki dönemden bahsetmektedir.
    4.Metinlerden hangisi tarihî, hangisi edebîdir? Örnek vererek açıklayınız.
    1.Metin edebî bir metindir. Çünkü metin kurgulanmıştır. Bunu da metinde yapılan betimlemelerden kolayca anlayabiliriz. Örneğin, “İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu.” Parçası bu metnin edebî bir metin olduğunu gösteriyor.
    2.metin tarihi bir metindir. Çünkü bilgiler yorum yapılmadan, kurgulanmadan direkt olarak verilmiştir. Buna örnek ise: Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı.
    5.Metinlerden hareketle edebiyat ile tarih arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
    Hazırlık sorularının 1.sorusunda bu sorunun cevabı açıklanmıştır. Bura da edebiyat tarihçisi ile tarih arasındaki farklara kısaca değinilecek: İnsanın geçmişe karşı duyduğu merakın, yarına ait endişelerinin ve varlığını sürdürebilmek için gösterdiği çabaların bir ürünü olan tarih, insan topluluklarının, zaman-yer gösterilerek ve doğru olarak, hayatını, kültür ve uygarlıklarını anlatan bir bilimdir. İnsanı ilgilendiren her şey tarihin içindedir. Edebiyat tarihi araştırmalarının temeli olan edebî eserin konusu da insandır. Her ikisinin ortak noktası ise insanla ilgili gerçekleri vermeye çalışmasıdır. Edebiyat tarihçisi ve tarihçi "geçmiş" üzerinde çalışırlar. Ancak, aynı yöntemi kullanmakla birlikle, uygulamada birbirlerinden ayrılırlar. Tarihçinin üzerinde çalıştığı geçmiş, artık devrini tamamlamış tarihin malı olmuştur. Edebiyat tarihçisinin konusu olan geçmiş ise sanat eserleriyle varlığını sürdürmektedir. Tarihçinin objektif (tarafsız) olma mecburiyeti yanında, edebiyat tarihçisi, bir edebî eseri incelerken, onun taşıdığı sanat tazeliği karşısında tarafsız ve heyecansız kalamaz. Tarihçi, kişiler üzerinde olaylarla ilgisi oranında dururken, edebiyat tarihçisi, sanat eserlerini meydana getiren belirli kişiler üzerinde durur. Edebiyat tarihçisi, incelediği çağın dilini, zevkini, edebî karakterini, sanatçının özelliklerini ve çağdaşlarından ay¬rıldığı noktaları eserlere yönelik araştırmalarda bulabilir. Tarihçi, incelediği eserlerdeki şahsî görüşleri bir yana bırakmak durumundayken, edebiyat tarihçisi bu bölümleri de¬ğerlendirerek yazarı eserinde bulmaya da çalışır. Ayrıca tarihçi ve edebiyat tarihçisinin değerlendirmeye alınan kaynaklar karşısındaki tutumları da farklıdır. Kaynaklar tarihçi için yanıltıcı ve taraflı yazılmış olabilir. Hâlbuki sanat eserleri kendilerini olduğu gibi yansıtırlar.
    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1.ETKİNLİK
    Aşağıda Şemsettin Kutlu'nun "Servetifünun Dönemi Türk Edebiyatı Antolojisi" adlı eserinden bölümler verilmiştir. Buna göre metinden hareketle edebiyat tarihinin kapsamını yandaki kavram haritasına yazınız.
    Edebiyat tarihinin kapsama alanı:
     Sanatçıların hayatını incelemek
     Sanatçıların eserlerini incelemek
     Dönemin sosyal ve siyasi olaylarını incelemek
     Edebî eserlerin gelişimini incelemek
     Edebiyatı belirli dönemlere ayırmak
    2.ETKİNLİK
    a. Aşağıda Köktürk Yazıtları'ndan bir bölüm verilmiştir. Siz de tarih kitaplarından okuduğunuz Köktürk Devleti ile ilgili bölümleri defterinize yazınız. İki metinde Köktürk Devleti ile ilgili bilgilerin nasıl verildiğini belirtiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

    Köktürk Yazıtları
    (Kül Tigin Abidesi- Doğu Yüzü)
    Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini tutuvermiş, düzenleyivermiş.
    Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kon¬durmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Köktürk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş. (...)
    Orhun Abideleri

    b. "Edebiyat tarihi edebî eserleri ve onları meydana getiren kişileri yer ve zaman şartlarına bağlı
    olarak inceler." Açıklamadan ve incelediğiniz metinden hareketle edebiyat tarihinin uygarlık tarihini ne şekilde etkilediğini açıklayınız
    Toplumların maddî ve manevî varlıklarının; fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümüne uygarlık denir. İnsanlık binlerce yıllık bir uygarlık tarihine sahiptir. Edebiyat tarihi ise konusu insan olan ve edebî bir üslupla yazılmış bütün eserlerle ilgilenir. Geçmişten aldığı bu değerleri ve bilgileri gelecek kuşağa aktarır. Aynı zamanda edebiyat tarihi gelecek kuşağın fikri yapısını oluştur ve böylece uygarlığın şekillenmesine yardımcı olur.
    c. Türk edebiyat tarihinin dünya uygarlığına ne gibi katkısı olmuştur? Örnekler veriniz.
    Dünyanın en eski milletlerinden biri olan Türkler, edebiyat alanında dünyanın en eskilerinden biridir. Gerek yazılı metinleri, gerekse maddi ve manevi birikimleriyle dünya uygarlığına önemli katkıları olan Türkler, dünyanda, destan metni bakımından en zengin edebiyatına sahiptir. Türk edebiyat tarihi içiriğinin zenginliği, çeşitliliği ve estetiğiyle dünya uygarlığına katkı sağlamıştır.
    3.Etkinlik
    Aşağıdaki sözcük-terim-açıklama eşleştirmelerini yapınız.
    Edebiyat Tarihi: Bütün edebiyat hareketlerini ve dönemlerini inceler.
    Tarih: Toplumu etkileyen olaylar arasındaki ilişkileri önceki ve sonraki olaylara bağla¬yarak inceler.
    Edebiyat: Düşünce ve duyguların imgelerle biçimlendirilmesi
    Tarih: Toplumları etkileyen olayları zaman ve yer belirterek anlatır.
    Edebiyat Tarihi: Yazar ve şairlerin dil ve üslup özelliklerini açıklar.
    Edebiyat: Dili etkili kullanma sanatı.
    4.ETKİNLİK
    Türk edebiyatında destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman gibi edebî türlerin ortaya çıktıkları zaman dilimlerini ve bu türlerin birbirlerinden farklarını belirleyiniz.
    Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür. Hece ölçüsüyle söylenir.
    Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür. Düzyazı şeklinde söylenir.
    Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür. Aruz vezniyle beyitlerle yazılır.
    Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir. Nazım nesir karışık olarak söylenir.
    Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir. Nesir halinde yazılır.
    5.ETKİNLİK
    "Edebiyat tarihi; sanatçıların, eserlerini hangi şartlar altında meydana getirdiklerini araştırır ve onların gerçek değerini belirlemeye çalışır. Bu eser ve sanatçıların, dönemlerinde ve kendinden sonra edebiyat ve toplum hayatını ne şekilde etkilediğini tespit eder. Vatan ve din değişmesi, göçler, iktisadi ve siyasi olaylar toplumda olduğu gibi onun edebiyatında da etkilidir." Okuduğunuz metinlerden de faydala¬narak tarihî dönem, eser ve sanatçı ilişkisini örnekler vererek açıklayınız.
    Bir eserin yazıldığı dönem ile eser arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü yazar toplumun içinde bir ferttir. Yazılan eserlerde toplumun bireylerine sunulmak için yazılır. Bu yüzden eserlerde toplumun beklentileri ilgileri daha çok yer bulur. Bu nedenle eserlerde yazıldığı dönemin özelliklerini bulmak gayet doğaldır. Aynı şekilde yazar eserine mutlaka kendinden bir şeyler ekler. Çünkü yazılan eser anı zamanda yazarında beklentileri karşılamak için oluşturulmuştur. Bütün bunlardan dolayı, tarihî dönem-eser ve sanatçı arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır.
    6. Etkinlik
    Sınıfa getirdiğiniz şiir ve romanları inceleyiniz. "Edebî eserler yazıldıkları dönemi yansıtan tarihî belgelerdir." sözü ne kadar geçerlidir? Metinlerden örnekler vererek tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
    DEĞERLENDİRME
    a. "Toplumun, sanatçının, sanat eseriyle" sözcüklerini aşağıdaki boş bırakılan yerlere
    yazınız.
    a. SANAT ESERİYLE sanatçının hayatı arasında sıkı bir bağ vardır.
    b. Sanatçı TOPLUMUN aynasıdır.
    c. Sanat eserinde SANATÇININ yaş***** ve kişiliğine ait ipuçları vardır.
    b. Aşağıdaki cümleleri doğru-yanlış (D/Y) durumlarına göre değerlendiriniz.
    (D) Edebî bir tür olan roman Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı döneminde ortaya çıkmıştır.
    (Y) Tarih, edebî eserlerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler.
    (D ) Türk tarihiyle ilgili bilgilere edebî eser¬lerden de ulaşabiliriz.
    c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
    1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi edebiyat tarihinin kapsamlarından biri değildir?
    A) Şair ve yazarların eserlerini inceler.
    B) Edebiyatı belirli dönemlere ayırır.
    C) Siyasi ve sosyal olayların edebî eserlere nasıl yansıdığını inceler.
    D) Sosyal olayların başka bilim dallarıyla iliş¬kisini ele alır.
    E) Edebî dönemlerin özelliklerini belirler.
    D
    2.
    I. Anı (Hatıra)
    II. Roman
    III. Gezi Yazıları
    IV.Günlük
    Yukarıdaki edebî türlerden hangisi ya da hangileri genel tarih açısından bir değer ifade eder?
    A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) III ve IV E) I, II, III ve IV
    E

    Salman47, muhammed1910, turkkiz44 ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  2. xLarge

    xLarge Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2009
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    451
    Ödül Puanları:
    0
    Bu cevaplar bu senenin cevapları değil.
  3. ahmet108

    ahmet108 Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    kardeşim bu eski kitap. 2011-2012 eğitim öğretim yılı müfradatına uygun olması lazım. ilgilenirseniz memnun oluruz.
    betül_1996 bunu beğendi.
  4. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.554
    Beğenileri:
    8.166
    Ödül Puanları:
    113
    Değiştirdim. Bu da mı değil ?
    toprak kaulitz bunu beğendi.
  5. Muhammed_Ersoy

    Muhammed_Ersoy Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Mümkünse Yeni Müftadatın Cevaplarını yayınlayın

    Ödev yapamadım :cry:
    toprak kaulitz ve betül_1996 bunu beğendi.
  6. betül_1996

    betül_1996 Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    116
    Ödül Puanları:
    0
    bu ne abi ya yeni kitap ZAMBAK yayınlarının MEB yok ben henüz MEB görmedim ? .s.s.s
  7. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.554
    Beğenileri:
    8.166
    Ödül Puanları:
    113
    SAYFA 28-33 ARASI CEVAPLARI

    a- Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (şiir)
    HAZIRLIK
    1. Eski Türklerdeki ozan, þaman, kam, baksı hakkýnda araþtırma yapınız. Sonuçları sınıfa sununuz.
    Eski Türklerde kam, oyun, baksý, þaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik usta*lýklarý gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmiþlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarýyla da destan parçalarý, sav, sagu, koþuk okuyarak kötü ruhlarý da büyüleriyle engellemeye çalýþýr, hastalarý iyileþtirme görevi de üstlenirlerdi.


    2. Günümüz þairleri ve ozanlarý toplum üzerinde ne kadar etkilidir? Düþüncelerinizi sýnýfta sözlü olarak ifade ediniz.
    Þairler toplumun duygularýný dile getirdikleri için toplum üzerinde etkileri vardýr. Ýnsan kendi duygularý dile getiren þairleri sahiplenir. Onun düþüncelerine önem verir. O þair yaptýðýný yapmaya çalýþýr. Bu nedenlerle þairler ve ozanlarýn toplum üzerinde etkisi vardýr, diyebiliriz.


    1. metin


    1.ETKÝNLÝK


    Alp Er Tunga sagusunun temasýný bulunuz ve tema hakkýndaki düþüncelerinizi açýklayýnýz. Þiirin size hissettirdiðini aþaðýdaki bölüme yazýnýz.


    Alp Er Tunga sagusunun temasý ölümdür. Ölüm temasý insanlarý hüzünlendirir. Hele bu ölen çok sevilen bir insansa ülkenin genelinde bir hüzün hakim olur. Saguda ise halk tarafýndan çok sevilen bir kiþi olan Alp Er Tunga’nýn ölümü üzerine halkýn içinde bulunduðu durum tasvir edilmiþ, ülkenin her tarafýnda bir yasýn olduðu vurgulanmýþtýr. Çok sevilen bir kiþilik olunca da hüznün boyutu artmýþtýr. Saguyu okuyunca bu hüznü bugün biz de hissediyoruz. Çünkü bir insanýn ölümü -bu insan kim olursa olsun- insan olaný hüzünlendirir.


    2.ETKÝNLÝK
    Sagunun ahenk unsurlarýný yazýnýz.





    SAGUNUN KAFÝYE VE REDÝFLERÝYLE ÝLGÝLÝ ÇOK DAHA AYRINTILI BÝLGÝ ÝÇÝNTIKLAYINIZ

    SAGU

    Kafiye 1.Dörtlükte “l”ler yarým kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarým kafiye, 3. Dörtlükte “r”ler yarým kafiye, 4. Dörtlükte “r”ler yarým kafiye, 5. Dörtlükte “v”ler yarým kafiye, 6. Dörtlükte “n”ler yarým kafiyedir.
    Redif 1.Dörtlükte “di mü”ler redif, 2. Dörtlükte “gurup”lar redif, 3. Dörtlükte “leyü”ler redif, 4. Dörtlükte “tedi”ler redif, 5. Dörtlükte “redi”ler redif, 6. Dörtlükte “çýdý”lar redif.
    Söyleyiþ Þiir dörtlüklerle söylenmiþtir.
    Ritim Þiirde ritim 4+3 durakla ve hece ölçüsüyle saðlanmýþtýr.


    3. Etkinlik

    Þiirdeki deyimleri ve söz sanatlarýný bularak birer cümlede kullanýnýz. Söz sanatlarýnýn þiire katkýsýný belirtiniz.


    Deyimler: öç almak, beti benzi sararmak, yaka yýrtmak, feryat etmek, için için yanmak…


    Söz sanatlarý: “Alp Er Tunga Öldi mü” istifham, “ödlek öçin aldý mu” teþhis, “emdi yürek yýrtýlýr” mübalaða, “kürküm angar türtülür” teþbih, “ulþýp eren börleyü” teþbih, “sýrkýp üni yurlayu” teþbih, “könglüm için örtedi” mübalaða, “tün kün keçip irtelür” tezat, “ödlek kamug köfredi” teþhis, “ajun aný yançýdý” istiare…


    3.Metin


    4. Etkinlik


    Yukarýdaki koþuklarýn temasýný bulunuz ve tema hakkýndaki düþüncelerinizi açýklayýnýz. Þiirlerin size hissettirdiðini aþaðýdaki bölüme yazýnýz.


    1. koþuk: Kahramanlýk temasý


    2. koþuk: Sevgiliye duyulan aþk temasý


    3. koþuk: tabiat temasý


    4. koþuk: Yiðitlik temasý iþlenmiþtir.


    Koþuklarda iþlenilen temalar göz önüne alýndýðýnda, koþuklar bir kahramanlýk ya da sevinç anýnda söylenen þiirler olarak karþýmýza çýkmaktalar. Bu þiirleri okuyunca insanýn içinde genel olarak bir sevinç ve cesaret duygularý uyanmaktadýr.


    5. Etkinlik
    Koþuklarýn ahenk unsurlarýný yazýnýz.





    KOÞUKLAR
    Kafiye >
    1.Dörtlükte “r”ler yarým kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarým kafiye, 3. Dörtlükte “z”ler yarým kafiye, 4. Dörtlükte “g”ler yarým kafiye
    Redif >
    1.Dörtlükte “uldý”lar redif, 2. Dörtlükte “tadým”lar redif, 3. Dörtlükte “ildi”ler redif, 4. Dörtlükte “radým”lar redif
    Söyleyiþ >
    Kuþuklar dörtlüklerle ve sade bir dille söylenmiþtir.
    Ritim >
    Kuþuklarda ritim 4+3 durak ile ve hece ölçüsüyle saðlanmýþtýr.



    6. Etkinlik


    Þiirdeki deyimleri ve söz sanatlarýný bularak birer cümlede kullanýnýz. Bu sanatlarýn þiire ne gibi katkýlarý vardýr?


    Deyimler: yarasýný deþmek…


    Söz Sanatlarý: “süsi otun oruldý” teþbih, “Kançuk kaçar ol tutar” istifham, “yaðmur kipi kan saçar” teþbih, “öküþ yatýp üzüldi” teþhis, “aslanlayu kökredim” teþbih, “emdi beni kim tutar” istifham…


    ANLAMA VE YORUMLAMA


    7. Etkinlik


    Ýncelediðiniz sagu ve koþuk metnini, aþaðýdaki tabloda verilen özelliklere göre karþýlaþtýrýnýz.






    SAGU
    KOÞUK
    Ritim
    Hece ve 4+3 durak ile saðlanmýþ.
    Hece ve 4+3 durak ile saðlanmýþ.
    Söyleyiþ
    Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanýlmýþ.
    Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanýlmýþ.
    Ses
    Öldi mü> öldü mü, öçin> öcün gibi ses deðiþimleri var.
    Kuruldý>kuruldu, çeçek>çiçek gibi ses deðiþimleri var.






    8. Etkinlik


    Ýki gruba ayrýlýnýz. Birinci grup olarak sagudan, ikinci grup olarak da koþuklardan hareketle dönemin yaþayýþ, inanýþ, gelenek ve görenekleriyle ilgili çýkarýmlarda bulununuz ve bunlarý karþýlaþtýrýnýz. Sonuçlarý sözlü olarak ifade ediniz.


    Göçebe bir hayat yaþam var.


    Ýnsanlar tek tanrýlý bir dine inanýyor.


    Avcýlýkla geçimlerini saðlýyorlar.


    Savaþta gösterilen baþarýlarý kutluyorlar.


    Baharýn gelmesini sevinçle karþýlýyorlar.


    9. Etkinlik


    Araþtýrmalarýnýzdan da faydalanarak eski Türklerde þairlerin görev ve iþlevlerini açýklayýnýz.


    ESKÝ TÜRKLERDE ÞAÝRLERÝN (KAM, BAKSI, OZAN, ÞAMAN) GÖREVLERÝ



    Þaman dininin ayin ve törenlerini yapan, ruhlarla insanlar arasýnda aracýlýk eden kiþiye Þaman denir. Þaman sözcüðü Türkçe kökenli deðildir. Türkler Þaman yerine kam sözcüðünü kullanýrlardý. Avrupa'da 18. yüzyýlda kabul edilen Þaman sözcüðü, Ruslarýn, Kuzey Sibirya'da Tunguzlardan öðrendiði bir sözcüktür. Aslýnda bu sözcüðün kökeni hâlâ tartýþmalýdýr. Bazý bilim adamlarý sözcüðün Pali dilinde bulunan "þamna" olduðunu, Sanskritçe'de bulunan "çramana" ile ayný kökten geldiðini ileri sürüyorlardý. Bazýlarý da bu sözcüðün Mançuca olduðunu, "zýplayan, dans eden" anl***** geldiði görüþündeler. Bir baþka teori de Þaman sözcüðünün Buda inanýþýna ait bir sözcük olduðudur. Firdevsi'nin Þehnâme'sinde geçen "Semen" (Buda rahibi) sözcüðü dolayýsýyla Þaman sözcüðünün Hindistan kökenli olduðu söyleniR.
    Kasgârlý Mahmut'tan öðrendiðimize göre kamlar, Müslüman Türkler zamanýnda da unutulmuþ deðil. Divan-i Lugat-it Türk'te "Kamlar kamik arvisti: kamlar (ayin sýrasýnda) anlaþýlmayan bir takým sözler söyledi." gibi cümlelere rastlanmaktadýr. Benzer biçimde Balasagunlu Yusuf Has Hacib, "Kutadgu Bilig" adlý eserinde kamlarla hekimleri (otacýlarý) bir tutmuþ, ikisini de insanlar için yararlý iþler yapan kiþiler olarak göstermiþti. Bir yerde þöyle der: "Kerek tut otaçi, kerek kam, öligligke her giz asig kilmaz em. (Gerek hekim tut, gerekse kam, eceli gelene ilaç fayda etmez.)

    Þaman (kam), Tanrý’lar ve ruhlarla insanlar arasýnda aracýlýk yapma gücüne sahip olan kiþidir. Ýnsan, ufak tefek ruhlara, aileyi koruyan ateþ ve iyi yer-su ruhlarýna bizzat kurbanlar ve saçýlar sunabilirse de, kuvvetli, hele kötü ruhlara doðrudan baþvuramaz. Kötü ruhlar insanlarýn en büyük düþmanlarýdýr. Ýnsanlara ve hayvan sürülerine hastalýk göndermek suretiyle kurban isterler. Bunlarýn istediklerini yerine getirmek gerekir. Ýnsanlar onlarýn ne istediklerini bilmezler. Ne istediklerini ancak gücünü göklerden ve atalarýnýn ruhlarýndan alan Þamanlar bilir.
    Þamanlýk bilgisi öðrenmekle elde edilemez. Þaman olmak için belli baþlý bir Þamanýn neslinden olmak gerekir. Kimse Þaman olmayý istemez, ancak geçmiþ atalarýn ruhundan biri, Þaman olacak torununa musallat olur; onu Þaman olmaya zorlar. Bu hale Altaylýlar "töz basýp yat" (ruh basýyor) derler. Ata ruhu musallat olan adam Þamanlýðý kabul etmezse deli olur.
    Eski Türklerde kam, kaman, baksý, þaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik usta*lýklarý gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmiþlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarýyla da destan parçalarý, sav, sagu, koþuk okuyarak kötü ruhlarý da büyüleriyle engellemeye çalýþýr, hastalarý iyileþtirme görevi de üstlenirlerdi.


    10. Etkinlik
    Sizce destan döneminde duygular daha çok nesirle mi yoksa þiirle mi dile getirilmiþtir? Niçin? Düþüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
    Destan döneminde duygular daha çok þiirle dile getirilmiþtir. Çünkü þiir duygularý daha iyi yansýtýr ve ayný zamanda þiirin ezberlenip akýlda kalmasý daha kolaydýr.
    DEÐERLENDÝRME


    a. Aþaðýdaki bilgilerin baþýna doðru ise "D", yanlýþ ise "Y" yazýnýz.


    ( Y ) Koþuk ve sagu Ýslami Dönem Türk Edebiyatý ürünüdür.


    ( Y ) Koþuðun halk edebiyatýndaki karþýlýðý aðýttýr.


    ( Y) Sagu ve koþuklarý söyleyen þairler bellidir.


    b. Aþaðýdaki boþ býrakýlan yerleri uygun sözcükle doldurunuz.


    Sagunun divan edebiyatýndaki karþýlýðý MERSÝYE


    Koþuklarýn nazým birimi DÖRTLÜK


    Destan döneminde MÝTOLOJÝK ögeler hâkimdir.


    c. Aþaðýdaki çoktan seçmeli sorularý cevaplayınız.


    1. Aþaðýdakilerden hangisi Ýslamiyet öncesi Türklerde þairlerin adlarýndan biri deðildir?


    A) Þaman B) Baksý C) Ozan D) Korkut E) Kam


    2. "Eski Türk edebiyatýnda, sevilen bir kiþinin ölümünden duyulan acýlarý anlatmak için söylenen þiir."


    Yukarýdaki taným aþaðýdakilerden hangi*sinin karþýlýðýdýr?


    A) Sav B) Aðýt C) Sagu D) Türkü D) Sav


    3. Koþukta aþaðýdaki konulardan hangisi iþlenemez?


    A) Sevgiliye duyulan aþk


    B) Gurbet


    C) Yiðitlik


    D) Tabiat


    E) Ölüm
    4. Destan döneminin ve destanlarýn önemi aþaðýdakilerden hangisinde verilmiþtir?


    A) "Koþuk" ve "sagu"larda iþlenen temalarýn belirlenmesi


    B) Türklerin Ýslam öncesi yaþ***** ve tari*hine kaynak teþkil etmesi


    C) Türklerin hangi savaþlara girip çýktýðý hakkýnda kesin bilgi verilmesi


    D) Türklerle ilgili hayalden arýndýrýlmýþ ger*çek bilgilerin verilmesi


    E) Türklerin nüfusunun ve kurduklarý devletlerin saðlýklý bir þekilde tespit edilmesi


    5. Aþaðýdaki dizilerden hangisinde Türk mi*tolojisindeki ögeler birlikte verilmiþtir?


    A) Bozkurt - ýþýk - kadýn - at - kalem


    B) Ev - kadýn - at - dað - kaðný


    C) At - kadýn - ýþýk - bozkurt - aðaç


    D) Ok - at - gemi - bozkurt - kadýn


    E) Ağaç - kadın - çadır - ýþýk - yol




    * Türkçe karakterler olmadığı için üzgünüm ama hepsini düzeltemedim.
  8. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.554
    Beğenileri:
    8.166
    Ödül Puanları:
    113
    34-40.SAYFA CEVAPLARI


    b- Olay Çevresinde Oluþan Metinler (Destan)
    HAZIRLIK
    1. Olaðanüstü ögeler içeren bir film izlediniz mi? Filmde olaylar nasýl anlatýlmýþtýr? Açýklayýnýz.
    2. Sýnýfa çeþitli roman ve hikâye kitaplarý getiriniz.
    3. Türk destanlarý hakkýnda bilgi toplayýnýz.
    Destanlar bir milletin bütün varlýðýný: elemlerini, kederlerini, sevinç ve coþkunluklarýný kýsaca heyecanlarýný hareketlendiren bütün duygu ve düþünce yapýsýný oluþturan zenginlik hazineleridir. Milletlerin millet olma yolundaki çabalarýndan izler taþýr ve bu çabalarýn hatýralarý ile geçmiþle gelecek arasýndaki zamaný canlý ve taze tutar. Bir çekirdek gibidir; dallanýp budaklanmasý, çiçek ve yaprak açmasý, ürünlerini tazeleme imkânlarýna sahip bulunmasý gibi çekirdeðe has süreklilik ve enerji kaynaðý oluþ hali, destanlarda da vardýr. Bu bakýmdan destanlar, milletlerin geçmiþlerindeki diri ve canlý emellerin belirli ülkeler halinde geleceðe aktarýlmasýnda birinci derecede önem taþýyan yazýlý veya sözlü belgelerdir.
    TÜRK DESTANLARI

    Bütün dünya edebiyatlarýnda olduðu gibi Türk Edebiyatýnýn da ilk örnekleri destanlardýr. Türk edebiyat geleneði içinde "destan" terimi birden fazla nazým þekli ve türü için kullanýlmýþ ve kullanýlmaktadýr.

    Eski Türk Edebiyatý nazým þekillerinden mesnevîlerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve Âþýk edebiyatýnda koþma veya mâni dörtlükleri ile yazýlan veya söylenen ferdî, sosyal,tarihi, acýklý veya gülünç olaylarý tahkiye tekniði ile çeþitli üslûplarla aktaran nazým türüne ve bu yazýda ele alýnan kâinatýn, insanlýðýn, milletlerin yaradýlýþýný , geliþimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeþitli olay ve nesnelerle ilgili sebep açýklayan ve Batý Edebiyatýnda "epope" terimiyle anýlan eserlerin tamamý da Türk edebiyatý geleneði içinde "destan" adý ile anýlmaktadýr.
    Bütün dünya edebiyatlarýnýn baþlangýç eserleri olan destanlar, çeþitli konularda yaradýlýþ hikâyeleri yanýnda, milletlerin hayatýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ bir kahramanýn veya tarih olayýnýn millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleþtirilmiþ uzun manzum hikâyeleridir.
    Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doðru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihî olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltýnýn, vicdanýnýn istek, beklenti, doðrularý ve deðerleri ile idealleþtirilir. Eski hatýralarla birleþtirilerek tarihi gerçekmiþ gibi anlatýlýrlar. Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüþü, hatýra ve beklentileri yanýnda kusurlarý ve yanlýþlarý da destanlarýna yansýr.
    Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve savaþçýlýk yanýnda verdiði sözde durma , acizlere ve maðluplara hoþgörü ile yaklaþma, yardýmcý olma Türk destanlarýnda dile getirilen ortak deðer ve kabullerdir.
    Türk destanlarý, kâinatýn, insanýn, kadýnýn ve erkeðin yaradýlýþý, Türk milletinin doðuþu, çeþitli Türk devletlerinin kuruluþ geliþme, çöküþleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebeb açýklayýcý efsaneyi de içinde barýndýrýr.
    Ýlk örneklerinin manzum olduðu kabul edilen Türk destanlarýndan Kýrgýz Türkleri arasýnda yaþayan Manas destaný dýþýnda bütünüyle günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadýr.
    Diðer Türk destanlarý çeþitli kaynaklarda özet, hatýra, kýsaltýlmýþ seçme metinler halinde bulunmaktadýr. Türk tarihine ana hatlarýyla bakýldýðýnda Türk hayatý fetihlerle baþlamýþ ve yeni topraklarý yurt edinerek geliþmiþtir. Ýlk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman terk edilmemiþtir. Türk halklarý ilk anayurt olan Orta Asya'dan itibaren dünya coðrafyasý üzerinde geniþ alana yayýlmýþ ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek çok özerk toplulukta ve çeþitli devletlerin idaresinde azýnlýk halinde yaþamaktadýr.
    Türk kültürü de tarih ve coðrafyadaki çok boyutluluða paralel olarak çeþitlenmiþ farklý seviye ve birikimlerle zenginleþerek ve farklýlaþarak ancak ilk kaynaktan gelen ortaklýklarýný sürdürerek günümüze ulaþmýþtýr. Bu sebeple Türk destanlarý da tarihî ve coðrafî çok boyutluluðun getirdiði dil ve kültür dairelerine paralel olarak çeþitlenmiþtir.
    4. Doðal destan ve yapma destan kavramlarýný araþtýrýnýz.
    Doðal Destan: Yazarý belli olmayan, halkýn meydana getirdiði destanlardýr. Bunlar daha sonra bir þair tarafýndan yazýya geçirilmiþlerdir.
    Yapay Destanlar: Bu destanlarý oluþturanlar bellidir. Bir þair tarafýndan doðal destana benzetilerek yazýlýr. Þair kendi milletinin tarihinden çýkmýþ olaylara kendi duygu ve düþüncelerini de katarak destanlaþtýrýr. Bu þekle yapay destan denir.
    5. Türk destanlarý dýþýnda baþka milletlerin destanlarý da var mýdýr?Araþtýrýnýz.
    Sümer Destaný Gýlmamýþ
    Yunan Destanlarý Ýlyada ve Odissea
    Ýran Destaný Þehnâme
    Fin Destaný Kalevala
    Hint Destaný Mahabharata ve Ramayana
    Alman Destaný Nibelungen
    Ýngiliz Destaný Boewulf
    Rus Destaný Ýgor
    Ýspanyol Destaný Le Cid
    Fransýz Destaný Chansen de Röland
    Japon Destaný Þinto



    1.ETKÝNLÝK

    a. Oðuz Kaðan Destaný'nýn olay örgüsünü ve özelliklerini, mekânýný ve zamanýný aþaðýya yazýnýz.

    Oðuz Kaðan’ýn doðumu

    Oðuz Kaðan’ýn büyümesi

    Oðuz Kaðan’ýn gergedaný öldürmesi

    Oðuz Kaðan’ýn evlenmesi

    Oðuz Kaðan’ýn çocuklarýnýn olmasý

    Oðuz Kaðan’ýn beyleri bir araya toplamasý

    Oðuz Kaðan’ýn rüya görmesi

    Oðuz Kaðan’ýn çocuklarýný doðuya ve batýya göndermesi

    Oðuz Kaðan’ýn ülkeyi çocuklarýna paylaþtýrmasý

    Mekân

    Mekan olarak Orman ismi geçmektedir.

    Zaman

    Zaman olarak “bu çað” kavramý geçmektedir. Belli bir tarih ve dönem adý geçmemektedir. Sadece zamaný ifade eden sabah olunca, sabah, biraz sonra gibi zaman ifade eden kavramlar geçmektedir.

    b. Zaman ne þekilde anlatýlmýþtýr? Örnek vererek açýklayýnýz.

    Metindeki olaylar ve zaman çok hýzlý geçmektedir. Zamanýn hýzlý geçmesi destanlarýn önemli özelliklerinden biridir.

    Geldi ana göðsüne, aldý emdi sütünü,

    Ýstemedi bir daha, içmek kendi sütünü

    Piþmemiþ etler ister, aþ, yemek ister oldu!

    Ansýzýn dile geldi, söyler, konuþur oldu!

    Kýrk gün geçtikten sonra, yürür oynaþýr oldu!

    c. Mekân nasýl anlatýlmýþtýr? Bu mekânýn destandaki iþlevi nedir? Belirtiniz.

    Metinde belli mekân tasviri yapýlmamýþ. Orman ismi zikredilmiþtir. Gün doðusu ve gün Batýsý isimleri yer ismi olarak kullanýlmýþtýr.

    Bu çaðda! Bu yerde!

    Bir büyük orman vardý, Oðuz yurdundan içre,

    Ne nehir, ne ýrmaklar akardý bu orman içre.

    Ne çok av hayvanlarý, ormanda yaþar idi,

    Ne çok av kuþlarý da üstünde uçar idi!

    Ormanda yaþar idi, çok büyük bir gergedan,.

    Sabah olunca gördü, kendinden büyükleri,

    Çaðýrtarak getirtti, kendinden küçükleri.

    "Gün, Ay ve Yýldýz sizler, gidin gün doðusuna,

    Gök, Dað ve Deniz siz de gidin gün batýsýna!

    Mekânlar destanýn içeriðine uygun olarak seçilmiþtir.

    2. Etkinlik

    a. Ýncelediðiniz metinden hareketle destanlarýn nasýl oluþtuðunu açýklayýnýz.

    Destanlar bir milletin bütün varlýðýný: elemlerini, kederlerini, sevinç ve coþkunluklarýný kýsaca heyecanlarýný hareketlendiren bütün duygu ve düþünce yapýsýný oluþturan zenginlik hazineleridir. Milletlerin millet olma yolundaki çabalarýndan izler taþýr ve bu çabalarýn hatýralarý ile geçmiþle gelecek arasýndaki zamaný canlý ve taze tutar. Bir çekirdek gibidir; dallanýp budaklanmasý, çiçek ve yaprak açmasý, ürünlerini tazeleme imkânlarýna sahip bulunmasý gibi çekirdeðe has süreklilik ve enerji kaynaðý oluþ hali, destanlarda da vardýr. Bu bakýmdan destanlar, milletlerin geçmiþlerindeki diri ve canlý emellerin belirli ülkeler halinde geleceðe aktarýlmasýnda birinci derecede önem taþýyan yazýlý veya sözlü belgelerdir.


    Destan üç dönemde oluþur:

    1-Oluþ Dönemi:

    Destanýn meydana gelmesi için halkýn hayalinde derin iz býrakmýþ bir olay ve bu olaylarý yaratan kahramanlarýn olmasý gerekir. Zamanla kuþaktan kuþaða aktarýlan olaylar deðiþikliðe uðrar, olaðanüstü özellikler kazanýr. Bu bölüm destanýn oluþ kýsmýdýr.

    2-Yayýlma Dönemi:
    Olaðanüstü özellikler kazan destan konusu halk tarafýndan aðýzdan aðýza, nesilden nesile geleceðe taþýnýr.

    3-Derleme-Toplama Dönemi:

    Oluþum ve yayýlma safhasýný geçen destan artýk oluþmuþtur. Büyük bir þair, halk arasýnda anlatýlan destan olaylarýný toplar, bir araya getir ve bunu sýraya koyarak nazma döker. Böylece millî bir destan ortaya çýkar.

    b. Araþtýrmalarýnýzdan da faydalanarak doðal destan ile yapma destaný açýklayýnýz. Ýncelediðiniz metin hangi gruba girmektedir? Niçin?

    Destan Çeþitleri:

    Doðal Destan: Yazarý belli olmayan, halkýn meydana getirdiði destanlardýr. Bunlar daha sonra bir þair tarafýndan yazýya geçirilmiþlerdir.

    Yapay Destanlar: Bu destanlarý oluþturanlar bellidir. Bir þair tarafýndan doðal destana benzetilerek yazýlýr. Þair kendi milletinin tarihinden çýkmýþ olaylara kendi duygu ve düþüncelerini de katarak destanlaþtýrýr. Bu þekle yapay destan denir.

    Doðal Destanlarýn özellikleri:


    ü Manzum hikâyelerdir.

    ü Destanlarda olaðanüstü olaylar ve olaðanüstü özellikte kahramanlar vardýr.

    ü Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir.

    ü Aðýzdan aðýza dolaþmak suretiyle oluþmuþlardýr.

    ü Destanlarda anlatýlan olaylarýn geçtiði yer ve zaman bilinmez.

    ü Kahramanlar lider ve kurtarýcý rolündedir.

    Oðuz Kaðan destaný doðal destan grubuna girmektedir.

    c. Araþtýrmalarýnýzdan yola çýkarak Türk destanlarýný gruplandýrýnýz. Bu yapýlýrken tarihî olaylar, sosyal hayat ve olaðanüstü ögeler dikkate alýnmalý mýdýr? Sözlü olarak ifade ediniz.




    Ýlk Türk Destanlarý

    1. Altay - Yakut

    Yaratýlýþ destaný

    2.Sakalar Dönemi

    a.Alp Er Tunga Destaný

    b.Þu Destaný

    3.Hun Dönemi

    Oðuz Kaðan Destaný

    Atilla Destaný

    4.Gök Türk Dönemi

    a.Bozkurt Destaný

    b.Ergenekon Destaný

    5.Uygur Dönemi

    a. Türeyiþ destaný

    b. Göç Destaný

    Ýslamiyet'in Kabulünden Sonraki

    1.Karahanlý Dönemi

    Satuk Buðra Han Destaný

    2.Kazak-Kýrgýz Kültür Dairesi

    Manas destaný

    3.Türk-Moðol Kültür Dairesi

    Cengiznâme

    4.Tatar-Kýrým

    Timur ve Edige Destanlarý

    5.Selçuklu-Beylikler ve Osmanlý Dönemleri

    a. Seyid Battal Gazi Destaný

    b. Daniþmend Gazi Destaný

    c. Köroðlu Destaný

    d. Türk destanlarýný birbiriyle ve diðer kültürlerin destanlarýyla tema ve kiþiler bakýmýndan
    karþýlaþtýrýnýz. Bunlarýn benzer ve farklý yönlerini belirtiniz.

    Destanlar genel olarak kahramanlýk temasý üzerine kurulur. Bu yönden diðer milletlerle tema yününden Türk destanlarýnýn benzer yönü vardýr. Türk destanlarýndaki kiþiler diðer milletlerin destanlarýndaki kiþiler kadar sýrada dýþý deðildir. Türk destanlarýndaki kiþiler insan vasýflarýna daha yakýndýr. Diðer milletlerdeki destan kahramanlarýnýn çoðu hayvan-insan karþýmý olarak karþýmýza çýkmaktadýr.
    turkkiz44, benqiSu, toprak kaulitz ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  9. betül_1996

    betül_1996 Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2009
    Mesajlar:
    73
    Beğenileri:
    116
    Ödül Puanları:
    0
    sevdimmm tesekkürler =)))))))
  10. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.554
    Beğenileri:
    8.166
    Ödül Puanları:
    113
    Rica ederim :)
    prenses0o ve betül_1996 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş