10. Sınıf

Konu 'Din Kültürü Ders Notları' bölümünde Moderatör Yasemin tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Yasemin

    Moderatör Yasemin Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2010
    Mesajlar:
    1.833
    Beğenileri:
    1.341
    Ödül Puanları:
    113

    TEMEL İNANÇ ESASLARI(İMANIN ŞARTLARI)
    1-Allah’a İman
    Esma-i hüsna: Allahın en güzel isimleri: Kuran’da Allahın en çok zikredilen isimleri:Rahman , Rahim, Rabb
    2-Meleklere İman:
    3-Kitaplara İman:
    4-Peygamberlere İman
    5-Ahirete İman:
    6-Kader ve Kazaya İman
    TEMEL İNANÇ ESASLARI(İMANIN ŞARTLARI)
    1-Allah’a İman
    Esma-i hüsna: Allahın en güzel isimleri: Kuran’da Allahın en çok zikredilen isimleri:Rahman , Rahim, Rabb
    Allah’ın zati ve subuti sıfatları:
    Zati Sıfatlar: Bu sıfatlar yalnızca Allah’a mahsus olan, başka varliklarda bulunmayan sifatlardir. Bunlari şöyle siralayabiliriz: 1- Vücûd: Allah’ın var olması demektir. Onun varlığı kendindendir, var olması kendi zâtının varlığı gereğidir. Diğer varlıklar gibi kendisini var edecek bir başkasına ihtiyacı yoktur. Zaten başkasına muhtaç olan ilâh olamaz. Allah’ın varlığı her şeyden öncedir. Halbuki etrafımızda gördüğümüz bütün varlıklar sonradan meydana gelmiştir. Sonradan var olanlar, adından anlaşılacağı üzere bir başkası tarafından var edilmişlerdir; yani bunlar var olabilmeleri için Allah’ın kendilerini var etmesine muhtaçtırlar. Yüce Allah kendisinden olan bu varlığını devam ettirmek için de hiç bir yere ihtiyaç duymaz. Onun yok olduğu hiçbir an düşünülemez. İBRAHİM 10. Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!
    2- Kıdem: Allah’ın varlığının ezelî olması, başlangıcının evvelinin, öncesinin olmaması demektir. Hiçbir şey yok iken, bu evren yaratılmadan önce de O vardı. Allah’ın varlığı şu anda, önceki tarihlerde başlamıştır demek asla doğru olmaz. Böyle bir tarih vermek ancak sonradan olan varlıklar için söz konusudur; çünkü onlar önce yok iken sonradan varolmuşlardır. "O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı apaçıktır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir." (Hadid Sûresi: 3. âyet.) 3- Bekâ: Allah’ın sonsuza deşin ebedî olarak varolması demektir. Allah ezelden beri varolduğu gibi sonraya doğru da, ebediyen varolacaktır. Onun için yokluk, yok olduğu an düşünülemez. Bu ancak sonradan bir başkası tarafından var edilenler için söylenebilir;

    çünkü onlar önce yok iken, sonradan varolmuşlardır. " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb’ımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." (Rahmân Sûresi: 26-27. âyetler.) 4- Vahdaniyet: Allah’ın bir ve tek olması demektir. O zâtında, sıfatlarında ve işlerinde bir olup eşi, benzeri ve ortağı olmayandır. İslâmiyet Allah’ın tek oluşu inancı üzerine kurulmuş bir dindir ve bu özelliği ile diğer ilâhî dinlerle aynıdır. " Ey Muhammet deki: Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." (İhlâs Suresi.) 5- Kıyam Bi-nefsihi: Varlığının kendisinden olması demektir. O varlığı için bir iken Allah kendi zâtının gereği olarak vardı. Varolması varlığını devam ettirmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şeyin yaratıcısı olan Allah dilerse onları var eder, varlıklarını devam ettirir, dilerse yok eder. " Allah, Ondan başka tanrı olmayan diri ve her an yaratıklarını gözetip duran, hiçbir şeye muhtaç olmayandır." (Al-i Imran Sûresi: 2. âyet.) 6- Muhâlifetün li’l - Havâdis: Sonradan olanlarla benzememek demektir. Allah sonradan varolan varlıkların hiçbirine benzemez. Biz Onu nasıl düşünürsek düşünelim, O bu düşündüklerimizden, hatır ve hayalimizden geçen şeylerin hepsinden başkadır ve hiçbirisine benzemez. "Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir." (Şûra Sûresi: 11. âyet.) Allah’ın Sübûtî Sıfatları Bu göreceğimiz sıfatların benzerleri sınırlı ve vasıtalı olarak insanlara verilmiş olsa da, Allah’ın kendisine has olan bu sıfatları sınırsızdır ve herhangi bir vasıtaya muhtaç değildir. 1- Hayat: Allah’ın diri ve canlı olması demektir. Allah ezelî ve ebedî olan hayat ile diri ve canlıdır. Onun için ölüm, uyku, dalgınlık, gaflet gibi şeyler asla düşünülemez; çünkü bu ve benzeri şeyler eksikliktir, güçsüzlüktür. O daima hayat sahibidir. " Ölümsüz, diri olan Allah’a güven, Onu özenerek tesbih et." (Furkan Sûresi: 58. âyet.) 2- İlim: Allah’ın her şeyi bilmesi demektir. Evrendeki hiçbir şey Onun bilgisinin dışında değildir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun ilmi ezelîdir, sınırsızdır, hiçbir şey Onun ilminin dışında meydana gelmez. İnsanların ilmi ise, sonradan kazanılan, belli ve sınırlı bir ilimdir. " Görüleni de görülmeyeni de bilen, yücelerin yücesi olan Allah’a göre, aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek ( gecenin karanlığına ) gizlenip gündüz ortaya çıkan arasında fark yoktur." (Râd Sûresi: 9-10. âyetler.) " İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah’ın her şeye gücü yeter." (Al-i Imran Sûresi: 23. âyet.) 3- İrade: Allah’ın dilemesi, istemesi demektir. Allah, dilediği gibi hükmeder, istediğini yapar ve bunları yerine getirmek için hiçbir şeye muhtaç değildir. Hür serbest olarak dilediğini yapar, dilediğini yapmaz. Evrendeki her şey Onun bu sıfatı ile yaratılmakta ve meydana gelmektedir. "Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece OL demektir ve o hemen oluverir." (Nahl Sûresi: 40. âyet.) 4- Kudret: Allah’ın gücü olması, istediği her şeyi yapabilmesi demektir. Allah’ın evrende dilediği gibi hükmetmesi, tercihini kullanmaya gücünün, kudretinin yetmesi demektir. Allah’ın sonsuz, bitmek, tükenmek bilmeyen kudreti ve gücü vardır. Onun ezelî olan güç ve kudretinin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Dilerse bu evren gibi daha bir çok evrenler yaratmağa gücü yettiği gibi, yaratıkları bir anda yok etmeğe de gücü yeter. Yıldızlara, aya, güneşe bakarak bu gücün büyüklüğünü, sınırsızlığını, ebediliğini daha iyi kavrarız.
    "Şüphe yok ki Allah her şeyi yapmağa, her şeye güç yetirmeğe kâdirdir." (Bakara Sûresi: 20. âyet.) 5- Semi: Allah’ın her şeyi işitip duyması demektir. Onun işitmesine hiçbir şekilde sınır ve kısıtlama yoktur. İnsanlar belli şiddetteki sesleri işitebilirler. İşitmek için bir takım araçlara ve organlara sahip olmak gerekir. Arada hava olmasa, insanlar birbirlerini duyamazlar. Allah’ın işitmesi doğrudan doğruyadır. Bu türlü araçlara, organlara ihtiyacı yoktur. "Şüphe yok ki Allah işitendir, bilendir." (Bakara Sûresi: 181. âyet.), "Bilin ki, Allah işitir ve bilir." (Bakara Sûresi: 244. âyet.) 6- Basar: Yüce Allah’ın her şeyi görüp gözetmesi olmak demektir. Onun görmesinden hiçbir şey uzak ve gizli değildir, göremeyeceği hiçbir şey ve yer yoktur. Onun görmesine uzaklık, yakınlık veya aşırı aydınlık gibi yaratıklarla ilgili şeylerin hiçbir şekilde etkisi olmaz. Her yerde olup biten her şeyi görür, bilir ve anında haberi olur. "Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür." (Enfal Sûresi: 244. âyet.) 7- Kelâm: Yüce Allah’ın konuşması ve söylemesi olmak demektir. Allah’ın konuşması, sese ve harflere ihtiyaç duymadan olur. Bu ezelî ve ebedî olan sıfatı ile peygamberlerine söylemiş emirler vermiş yasaklarını bildirmiştir. İşte böylece ilâhî kitaplar meydana gelmiştir. Yüce Allah’ın konuşamaması, dilsiz olması asla düşünülemez. "Allah Musa’ya da hitap ile konuştu." (Nisa Sûresi: 169. âyet.) 8- Tekvin: Yüce Allah’ın yoktan var edip yaratması demektir. şu evrende var olan ve varlığını devam ettirmekte olan her şeyi O, ezelî ve ebedî olan tekvin sıfatının gereği olarak yaratmıştır. Allah’ın yaratmak, yaşatmak, rızkları vermek, bol bol nimetler ihsan etmek, ödüllendirmek, cezalandırmak, affetmek, öldürmek, diriltmek gibi bütün işleri 2-Meleklere İman: Kuranda Kendilerinden sık bahsedilen melekler a. Dört büyük melek b. Yazıcı melekler c. Hafaza (koruma) melekleri 1. Dört Büyük Melek Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail isimli meleklere "dört büyük melek'' denilir. Cebrail: vahiy meleğidir. Allah'tan aldığı vahiyleri peygamberlere ulaştırır. Kuran ayetlerini peygamberimize o getirmiştir. Kuran'da en çok adı geçen melek, Cebrail'dir. Mikail: Yüce Allah tarafından doğa olaylarını yönetmekle görevlendirilen melektir. Rüzgarın esmesi, yağmur ve kar yağması, mevsimlerin gerektirdiği olayların gerçekleşmesi bu meleğin sorumluluğundadır. İsrafil: kıyametin kopacağı gün Sur'a üflemekle görevlidir. Sur'un ne olduğunu bilemiyoruz. Ama ne işe yaradığı Kuran'da bildirilmiştir. Kuran'a göre, kıyametin kopacağı gün İsrafil Sur'a üfleyecektir. Bu üfleme ile bütün canlıların dünya hayatı sona erecektir. Bundan sonra ahiret hayatı başlayacaktır. Ahiret hayatının başlaması da yine, İsrafil’in Sur'a üflemesi ile olacaktır. Yani 0, ikinci bir kez Sur'a üfleyecek ve ahiret hayatı başlayacaktır. Azrail: eceli gelen insanları ruhlarını bedenlerden ayırmakla görevlidir. Bunun için "ölüm meleği'' de denilmektedir. Her canlı gibi, insanın da belli bir yaşama süresi vardır. Bu süre dolunca insan ölür .Eceli gelen her insan, ahirete göç ederken, kıyametten sonraki dirilişine kadar geçecek: süre için, ruhunu Allah'a teslim etmektedir. işte bu teslim alma görevi Azrail tarafından yapılmaktadır. Bu konuda Kuranıkerim'de şöyle buyurulur: ''Ey Muhammed! De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canımızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. '' 1 2. Yazıcı Melekler Bunlar insanların yaptıkları işleri kaydederler. Bu meleklere "Kiramen Katibin'' (Şerefli Yazıcılar) adı verilir. Her insanın yanında bu meleklerden iki tane bulunmaktadır. insanın sağında ve solunda her an insanla beraber olan bu iki melek, yapılan iyi ve kötü işlerin tamamını bir film şeridi gibi kaydetmektedirler. Bu konu Kuran'da şöyle belirtilmektedir: ''Oysa yaptıklarımızı bilen, sizi gözetleyen değerli yazıcılar vardır. '' 3. Hafaza (Koruma) Melekleri insanları sürekli gözetim altında tutan meleklerdir. Onlar insanları her türlü kazadan ve beladan korurlar. Bu konu ile ilgili bir ayette şöyle buyrulmaktadır: ''Kullan üzerinde mutlaka galip odur. Size hafaza melekleri gönderir. ..''
    3-Kitaplara İman: Sırasına göre İlahi kitaplar: Kitaplara iman: Allahu Teâlâ, bazı peygamberlerine gerçek ve hükümleri bildiren vahiyler indirmiştir ki; bunlara "kitap" denir. Büyük kitaplardan Tevrat Hz. Musa'ya, Zebur Hz. Dâvud'a, İncil Hz. İsa'ya, Kur'an-ı Kerîm de Hz. Muhammed (s.a.s.)'e indirilmiştir. Bunlardan başka çeşitli peygamberlere yüz adet suhuf (sahifeler) verilmiştir. İşte bütün bu kitaplara iman etmek farzdır.
    4-Peygamberlere İman: Allâh'u Teâlâ hazretleri kullarına doğru yolu göstermek için bir takım peygamberler göndermiştir. Bunlardan kendilerine kitap ve şerîat verilenlere "Rasul" denir. Başka bir peygamberin şeriatiyle amel ve onun getirdiği hükümlerini insanlara bildirmeye memur olanlara ise "nebî" adı verilir. İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir
    Peygamberlerin nitelikleri(sıfatları): Sıdk(doğruluk),Emanet(güvenilirlik),Fetanet(Akıllı ve zeki olmak),ismet(günahsız olma),tebliğ( Allah’tan aldığı emirleri insanlara ulaştırır.)
    5-Ahirete İman: Âhiret günü haşirden, bütün ölenlerin diriltilmesinden başlayan sonsuz bir gündür. Kıyametin kopması, sûrun üfürülmesi, ölülerin diriltilmesi, kitapların verilmesi, mîzanın kurulması, kulların sorguya çekilmesi, havz-ı kevser, şefâat, sırat, Cennet ve Cehennem ahiret gününün muhtevasına dahil olduğundan bütün bunlara inanmak farzdır.
    6-Kader ve Kazaya İman:kader ‘’Allah-ü tealanın evrende olacakların hepsini ezelden(önceden) bilip, belirlemesidir.’’ Kaderle yakından ilgili bir kavram da kazadır. KAZA: ‘’Allah-ü tealanın ezelden belirlediği şeyleri zamanı gelince ilim ve iradesine uygun olarak meydana getirmesi ve yaratmasıdır.’’ Kısaca’’Kaderde olanların zamanı gelince meydana gelmesidir.’’
    İNSANIN ALLAHLA İLE İLETİŞİMİ
    DUA: Dua kelime olarak çağırmak, davet etmek, dilemek, istemek gibi anlamlara gelir.Terim olarak dua, yaratılmış insanın bütün benliği ile Yüce Allah'a yönelerek ondan istek ve dilekte bulunması demektir. Dua yalnızca Allah'a edilir. Yüce Rabb'imiz Kur'an'da "Gerçek dua ancak onadır..." (Ra'd suresi, 14) buyurmaktadır
    İBADET: Sözlükte boyun eğmek, alçakgönüllülük, itaat ve kulluk gibi anlamlara gelen ibadet kelimesi genelde insanın Allah'a bağlılığını gösteren duygu, düşünce ve davranışlarını ifade etmek için kullanılır. İbadet sadece Allah'a yapılır. Allah (sahifeler) verilmiştir. İşte bütün bu kitaplara iman etmek farzdır.
    4-Peygamberlere İman: Allâh'u Teâlâ hazretleri kullarına doğru yolu göstermek için bir takım peygamberler göndermiştir. Bunlardan kendilerine kitap ve şerîat verilenlere "Rasul" denir. Başka bir peygamberin şeriatiyle amel ve onun getirdiği hükümlerini insanlara bildirmeye memur olanlara ise "nebî" adı verilir. İlk peygamber Hz. Âdem, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir
    Peygamberlerin nitelikleri(sıfatları): Sıdk(doğruluk),Emanet(güvenilirlik),Fetanet(Akıllı ve zeki olmak),ismet(günahsız olma),tebliğ( Allah’tan aldığı emirleri insanlara ulaştırır.)
    5-Ahirete İman: Âhiret günü haşirden, bütün ölenlerin diriltilmesinden başlayan sonsuz bir gündür. Kıyametin kopması, sûrun üfürülmesi, ölülerin diriltilmesi, kitapların verilmesi, mîzanın kurulması, kulların sorguya çekilmesi, havz-ı kevser, şefâat, sırat, Cennet ve Cehennem ahiret gününün muhtevasına dahil olduğundan bütün bunlara inanmak farzdır.
    6-Kader ve Kazaya İman:kader ‘’Allah-ü tealanın evrende olacakların hepsini ezelden(önceden) bilip, belirlemesidir.’’ Kaderle yakından ilgili bir kavram da kazadır. KAZA: ‘’Allah-ü tealanın ezelden belirlediği şeyleri zamanı gelince ilim ve iradesine uygun olarak meydana getirmesi ve yaratmasıdır.’’ Kısaca’’Kaderde olanların zamanı gelince meydana gelmesidir.’’
    İNSANIN ALLAHLA İLE İLETİŞİMİ
    DUA: Dua kelime olarak çağırmak, davet etmek, dilemek, istemek gibi anlamlara gelir.Terim olarak dua, yaratılmış insanın bütün benliği ile Yüce Allah'a yönelerek ondan istek ve dilekte bulunması demektir. Dua yalnızca Allah'a edilir. Yüce Rabb'imiz Kur'an'da "Gerçek dua ancak onadır..." (Ra'd suresi, 14) buyurmaktadır
    İBADET: Sözlükte boyun eğmek, alçakgönüllülük, itaat ve kulluk gibi anlamlara gelen ibadet kelimesi genelde insanın Allah'a bağlılığını gösteren duygu, düşünce ve davranışlarını ifade etmek için kullanılır. İbadet sadece Allah'a yapılır. Allah en yüce, en mükemmel ve en güzel niteliklere sahiptir. Sevgiye, saygıya ve ibadet edilmeye lâyık tek varlık odur. Ondan başka hiçbir şey ibadet edilmeye layık değildir. Namazın her rekatında okuduğumuz Fatiha suresinde geçen "(Rabb'imiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" ayeti, ibadetin sadece Allah'a yapılacağını belirtmektedir
    TÖVBE Tövbe sözlükte hatadan dönmek, pişman olmak ve affetmek gibi anlamlara gelir. Tövbe kelimesi, insan için kullanılırsa günahtan dönmek, Allah için kullanılırsa tövbeyi kabul etmek anl***** gelir. Bunun için insanın günahını ve hatasını terk edip Allah'a dönmesine; Allah'ın da kendisinden af dileyen kuluna bağışla yönelmesine tövbe denir. Görüldüğü gibi tövbede insanla Allah arasında; insandan Allah'a ve Allah'tan insana doğru gerçekleşen karşılıklı bir iletişim söz konusudur.
    KURAN OKUMA: Kur'anıkerim Allah tarafından Hz. Muhammed'e vahiy yolu ile bildirilmiş olan son ilahi kitaptır. Kaynağının ilahi olması nedeniyle kutsaldır ve tamamıyla Allah'ın sözlerinden ibarettir. Bu nedenle de İslam dininin temel kaynağıdır ve dini hayatımızla ilgili bilgileri ondan öğreniriz. Peygamberimiz Kur'an okumaya çok önem vermiş ve sözleriyle bunu teşvik etmiştir. "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı okuyan ve okutandır."(Ebu Davud) Bunun için Kur'an okumak, her müminin dini görevidir. Kur'an okuyan Allah ile konuşmuş, dinleyen de Allah'ın sözünü işitmiş sayılır.
    İSLAMIN ŞARTLARI:
    1-Kelime-Şehadet getirmek(Kelime-i Şehadet: Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluhüAnlamı:Allah’tan başka ilah olmadığına tanıklık ederim.Ve Muhammed (sav)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık ederim)
    2-Namaz kılmak
    2- Oruç tutmak,
    3-Zekat vermek
    4-Hacca Gitmek,
    IBADET NEDIR?
    Ibadet yüce Allah'a karşı gösterilecek saygı, tazim ve hürmet demektir. Buna kısaca kulluk da diyebiliriz. Insan sadece Allah'ın kulu oldugunu idrak eder, yalnız ona ibadet eder ve yalnız ondan yardım isterse dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Ibadet, Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak manasındadır. Bu, Allah için cihad etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, yahut kafirlere benzememek, içkiden, kumardan ve diğer kötülüklerden uzaklaşmak gibi neticeler doğurur.
    Insanlar Allah'a kulluk görevlerini yerine getirmek ve O'nun yüceliğine sarılmakla huzur bulurlar. Çekilen bela, sıkıntı ve müsibetler ibadet sayesinde hafifler. Zaten mümin her türlü iyiliğin ve her türlü kötülüğün Allah'ın yaratmasıyla doğduğunu, yine her türlü nimetin insana Allah tarafından ihsan edildiğini bilerek ve Allah'a, onun gösterdigi şekilde ibadet edecektir. Bu ibadet Allah'a şükranın ve verdigi nimetlere hamd etmenin tezahürüdür.
    Allah'a kulluk, yaratılışın en büyük gayesidir. Zira yüce Allah cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk etsinler diye yarattığını bildirmiştir. Ayrıca içinde yaşadığımız dünya, ölüm ve hayat yine insanların bu kulluk görevlerini nasıl yapacakları belli olsun diye var edilmiştir.
    Ibadet yüce Allah'ın emri olduğu için onlardan vazgeçmek veya onları yerine getirmemek günahtır. Mükellef olan herkes sınırları Islamda belirtilmiş çeşitli ibadetlerle yükümlüdür.
    lBADET ÇEŞİTLERİ
    Yapılış itibariyle ibadetler üç çeşittir. Bunlar sırasıyla bedeni, mali, hem bedeni hem mali, ibadetlerdir.
    Bedeni ibadet, sadece vucüt hareketleriyle yapılan ibadetlerdir. Nitekim namaz kılmak, oruç tutmak söylenir.
    Mali ibadet, mal ile yapılan ibadettir. Zekat vermek, sadaka vermek gibi.
    Hem mali hem bedeni ibadet; vücut hareketleri ve mal ile yapılan ibadetlerdir. Buna en güzel cihadı örnek gösterebiliriz. Zira cihad, yeryüzünde Allah'ın hakimiyetini tesis için mallarımız ve canlarımızla savaşmak, çalışıp çabalamak demektir. Hacc da hem mali hem bedeni ibadetler arasındadır.
    Salih Amel nedir? "Amel", iş manasına gelir. "salih" ise, elverişli, yararlı, yarayışlı demektir. Dolayısıyla amel-i salih; kişiye ahiret saadetini sağlamaya, Allah'ın rızasını kazanmaya elverişli olan, Allah katında bir değer ifade eden davranışlardır.
    İhlas nedir? Bir şeyi saf temiz ve arıtılmış hale getirmek. Kalbi saf etmek, çıkar ve şöhret amacı güdülmeyen, içten, riyasız, samimi sevgi ve bağlılık. Yapılan İbadet ve işlerde gösterişe yer vermeme, ibadet ve taatda riyadan uzaklaşma hali ve kalbin safasına keder veren şeyden, kalbi uzak tutmak. Sırf Allah rızasını düşünmek, ona göre hareket etmek ve sadece Allah için ibadet etmek.
    İhsan nedir? "Allah'a onu görüyormuşsun, sen onu (gözle) görmesen de o seni görüyormuşçasına kulluk etmendir"
    BAŞLICA İBADETLER: NAMAZ ,ORUÇ HAC ,ZEKAT,KURBAN
    1- FARZ Yapılması açıkça ve kesin olarak bildirilen dinin emirlerine farz denir. Farzları terk etmek haramdır, yani büyük günahtır. Farz iki çeşittir: Farzı Ayn: Her Müslümanın bizzat kendisinin yapması lazım olan farzdır. Mesela, iman etmek, beş vakit namaz kılmak, Ramazan ayında oruç tutmak, zengin ise zekat vermek ve hacca gitmek, farzı ayndır.
    Farzı Kifaye: Bir veya birkaç Müslümanın yapması ile diğerlerinin sorumluluktan kurtulduğu farzlardır. Verilen selamı almak, cenazeyi yıkamak, cenaze namazı kılmak, sanatına, ticaretine lazım olandan fazla din ve fen bilgilerini öğrenmek gibi farzlar böyledir. 2- VACİP Yapılması farz gibi kesin olan emirlere denir. Bunların delilleri farz gibi açık ve kesin değildir. Vitir namazını ve Bayram namazlarını kılmak, kurban kesmek, sadaka-i fıtr vermek vaciptir. Vacibin hükmü farz gibidir. Vacibi terk etmek, tahrimen mekruhtur. Vacip olduğuna inanmayan kâfir olmaz. Fakat, yapmayan azaba layık olur. 3- SÜNNET Peygamber efendimizin yapılmasını övdüğü, yahut devam üzere kendisinin yaptığı veyahut yapılırken görüp de mani olmadığı şeylere “Sünnet” denir. Sünneti beğenmemek küfürdür. Beğenip de yapmayana azap olmaz. Sünnet iki çeşittir: Sünnet-i Müekkede: Peygamber efendimizin devamlı yaptıkları, pek az terk ettikleri kuvvetli sünnetlerdir. Sabah namazının sünneti, öğlenin ilk ve son sünnetleri, akşam namazının sünneti, yatsı namazının son iki rekat sünneti böyledir. Bu sünnetler, asla özürsüz terk olunmaz. Sünnet-i gayri müekkede: Peygamber efendimizin, ibadet maksadı ile ara sıra yaptıklarıdır. İkindi ve yatsı namazlarının dört rekatlık ilk sünnetleri böyledir. Bunlar çok kere terk olunursa, bir şey lazım gelmez. Selam vermek, ezan okumak, Diş fırçalamak gibi. 4- MÜSTEHAP Peygamber efendimizin sevdiği, beğendiği hususlardır. Doğan çocuk için akika hayvanı kesmek, güzel giyinmek, güzel koku sürünmek müstehaptır. Bunları yapana sevap verilir, yapmayan günaha girmez. 5- MUBAH Yapılması emir olunmayan ve yasak da edilmeyen şeylere mubah denir. İyi niyetle işlenmesinde sevap, kötü niyetle işlenmesinde azap vardır. Uyumak, helalinden çeşitli şeyler yiyip içmek, helalinden çeşitli elbiseler giyinmek gibi işler, mubahtır. Bunlar, İslamiyet'e uymak, emirlere sarılmak niyetiyle yapılırsa sevap olur. Sıhhatli olup, ibadet yapmaya niyet ederek, yemek içmek böyledir. 6- HARAM Dinimizde “yapmayınız” diye açıkça yasak edilen şeylerdir. Haramların yapılması ve kullanılması kesinlikle yasaklanmıştır. Haram olan şeyleri terk etmek, onlardan sakınmak farzdır ve çok sevaptır. Haram iki çeşittir: Haram li-aynihi: Adam öldürmek, kumar oynamak, şarap ve her türlü alkollü içki içmek, yalan söylemek, hırsızlık yapmak, domuz eti, kan ve leş yemek gibi şeyler haram olup, büyük
    günahtır. Haram li-gayrihi: Bunlar asılları itibariyle helal olup, başkasının haklarından dolayı haram olan şeylerdir. Mesela bir kişinin bağına girip, sahibinin izni yok iken meyvesini koparıp yemek, ev eşyasını ve parasını çalıp kullanmak, emanete hıyanet etmek, rüşvet, faiz ve kumar ile mal, para kazanmak gibi. Haramlardan kaçınmak, ibadet yapmaktan daha çok sevaptır. Onun için haramları öğrenip, kaçınmak lazımdır. 7- MEKRUH İbadetlerin sevabını gideren şeylere mekruh denir. Mekruh iki çeşittir: Tahrimen mekruh: Vacibin terkidir. Harama yakın olan mekruhlardır. Bunları yapmak azabı gerektirir. Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken namaz kılmak gibi. Bunları kasıtla işleyen asi ve günahkâr olur. Cehennem azabına layık olur. Namazda vacipleri terk edenin, tahrimen mekruhları işleyenin, o namazı iade etmesi vaciptir. Eğer unutarak işlerse, secde-i sehv, yani unutma secdesi gerekir. Tenzihen mekruh: Mubah, yani helal olan işlere yakın olan, yahut, yapılmaması yapılmasından daha iyi olan işlerdir. Gayri müekked sünnetleri veya müstehapları yapmamak gibi. 8- MÜFSİD Dinimizde, meşru olan bir işi veya başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylerdir. İmanı ve namazı, nikahı ve haccı, zekatı, alış ve satışı bozmak gibi. Mesela, dine imana sövmek küfür olup, imanı bozar. Namazda gülmek, abdesti ve namazı bozar. Oruçlu iken bilerek yemek, içmek orucu bozar. Farzları, vacipleri ve sünnetleri yapana ve haramdan, mekruhtan sakınana sevap verilir. Haramları, mekruhları yapan ve farzları, vacipleri yapmayana günah yazılır. Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Bir farzın sevabı, bir mekruhtan sakınmanın sevabından çoktur. Mekruhtan sakınmanın sevabı da, sünnetin sevabından çoktur.

Sayfayı Paylaş