11.sınıf dil ve anlatım dersi cevapları

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde Bensaw tarafından paylaşıldı.

  1. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Sayfa 12 Hazırlık bölümünü siz kendinize göre yapıyorsunuz.

    Sayfa 2o / 2.Etkinlik

    Anlatmaya bağlı metinler : Çocuklar, Okyanuslarda yaşam ve Küçük Kızım Su'ya
    Göstermeye bağlı metinler : Oyunculuk Sınavı

    3.Etkinlik

    Metinleri anlatımına göre sınıflandırdım . .

    Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Ortak özellikleri :

    - İnsana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkanlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi
    - Bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekan, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır.

    Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Farklı özellikleri :

    Anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir.




    Çocuklar:
    Yazılış Amacı : Okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek.
    Gerçekliği: Kurmaca
    İşlevleri: Sanatsal

    Okyanuslarda Yaşam:
    Yazılış Amacı: Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
    Gerçekliği: Gerçek
    İşlevleri: Bilimsel

    Oyunculuk Sınavı:
    Yazılış Amacı : Sahnelemek.
    Gerçekliği: Kurmaca

    İşlevleri: Sanatsal
    Sayfa 20: 2.Etkinlik
    Anlatmaya Bağlı Metinler: Küçük kızım Su'ya, Çocuklar, Okyanusda yaşam
    Göstermeye bağlı metinler: Oyunculuk sınavı

    2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21: 3.Etkinlik
    Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserlerin benzerlik ve farklılıkları:

    Benzerlikleri:
    1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
    2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
    3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
    4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
    5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
    6. Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere ya da dekorlara yer verilir.
    7. Metinlerin bir yazarı vardır.
    Farklılıkları:
    1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır.
    2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir.
    3. Eserdeki olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır.
    4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.



    2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21 (4.Etkinlik) Cevapları
    4.ETkinlik Küçük kızım Su'ya adlı parça lirik anlatım ile anlatılmıştır.
    COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
    2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
    3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
    4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
    5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
    Çocuklar adlı parça Mizahi Anlatım ile anlatılmıştır.
    MİZAHİ ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
    2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
    3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
    4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
    5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
    6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
    7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)


    Okyanuslarda Yaşam adlı parça ÖĞRETİCİ ANLATIM türüyle yazılmıştır.


    ÖĞRETİCİ ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
    2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
    3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
    4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
    5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
    6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
    7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
    8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
    9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
    10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
    11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
    12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
    13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

    SayFa 27



    7. etkinlik:

    8 etKinLik:
    selçuktan öte :Gezi yazısı- gönderqesel metin türüdür.
    beş kanqal sucuk:Öykü-heycana baglı metin türüdür.
    fahriye abla:Şiir- şiirsel metin türü.
    eski zamanlarda ramazan hazırlıqı:Anı-heycana baglı metin türüdür.

    9. etkinlik :

    Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimindedir.

    Sayfa 29
    11 etkinlik
    küçük ünlü uyum adlı metin türünün dili qönderqeseldir çünkü bir konu hakkında okuyucuya bir bilgi vermektedir.

    12.Etkinlik
    kelimeler gerçek anlamda kullanılır.
    dil göndergesel işlemde kullanılır.,
    amaç bilgi vermektir.
    nesnel ifadeler kullanılır.
    kurgular degil gerçekler dile getirilir.
    kanıtlanabilirdir.
    sade ve açık bir dil kullanılır.

    13.Etkinlik
    Öğretici Metinler
    -Amaç,okuyucuya bilgi vermektir.
    -Gerçekler dile getirilir.Nesnel tutum vardır.
    -Acıklayıcı anlatım ön plandadır.
    -Dil açık,sade ve anlaşılırdır.
    -Dil göndergesel işlevde kullanılır.

    Sanat Metinleri
    -Estetik zevk vermek amacıyla yazılmıştır.
    -İleti metnin içinde eritilerek verilir.
    -Olaylar kurmacadır.Düş gücümüze yeni açılımlar kanzandırır.Öznel tutum vardır.
    -Öyküleyici ve betimleyici anlatım vardır.
    -Hayal ve mecaz anlatım vardır.
    -Dil sanasal(şiirsel) işlevde kullanılır.

    30. sayfa
    14.etkinlik
    Sanatsal metinler : Öykü,roman,deneme,anı,gezi yazısı ,şiir,masal,fıkra,mektup,tiyat ro,destan.
    Öğretici metinler : söyleşi,eleştiri,makale,haber, biyografi

    Sayfa 32
    -heycana bağlı
    -öğretici ve sanatsal
    -öyküleyici ve betimleyici
    -öğretici

    2)
    -D
    -Y
    -D
    -D
    -D
    -D
    -Y

    3)
    1-
    2-
    3-D
    4-A
    5-D
    6-C
    7-B
    8-D
    9-C


    Sayfa 34
    1-Edebi
    2-C
    3-D
    4-B
    5-C
    6-A
    7-A
    8-C
    9-C
    10-B
    11-C
    12-B
    13-B
    14-D
    15-
    16-

    Sayfa 37
    anlama ve yorumlama

    1>yazma aliskanligi gelisir kendini dah iyi tanir.
    2>
    3>eksik yönlerini görür rahatlar


    8.Etkinlik
    gerçek anlamli:ekmek,süt,köfte
    metne kazandirdiklarI: Olayin gerçekten yasandigi

    mecaz anlamli:bayilmak,atmak,ismarla mak, hava yapmak

    metne kazandirdiklari:farkli kavramlari ve durumlari karsilayabilmek için kullanilmistir




    Sayfa 38
    1.}bosluk doldurma
    .günlük
    .duygu ve düsüncelerin

    2.} dogru-yanlis
    .y
    .d
    .y
    3.} nurullah ataç
    4.}gözlemin pek öneminn olmamasi



    9.eTKINLIK
    ses düsmesi:kayboldu, resmi, kahvalti

    sebebi:ünlüyle basalyan ek almasi

    ses türemesi:evde-y-im

    hava-y-i

    masa-y-i
    radyo-s-u

    sebebi:yardimci sese ihtiyaç olmasi


    Sayfa 40-49 Arası

    Hazirlik
    2- Insanlar eski fotograflarina baktiklarinda genelde hüzünlenirler
    3- Insanlar yasadiklari önemli anilari unutmamak, daha sonra hatirlamak amaciyla kayit altina alirlar
    Inceleme
    1- Ani metninin ortak özellikleri açik, sade, abartisiz, objektif anlatim
    2- Incelenen anida anlatici ile yazar aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir
    3- Incelenen anida anlatici konuyu birinici agizdan almistir Yani metinde kahraman anlatici vardir "Kus çalisti ben seyrettimAramamya basladim,"gibi cümleler
    4-Anilarin sade, açik vede içten bir anlatimi vardir Olaylar abartilmadan yansitilir Ayrica anilar ögretici bir nitelik tasidiklari için objektif eserlerdir



    4 Etkinlik
    Ani yazarin anlattiklarini kanitlayabilmek için anlkattigi zamnala ilgili her türlü kaynaktan yararlanabilir

    5 Etkinlik
    Incelenenanida yazar çocuklugunda dogadaki bazi hayvanlar hakkinda ki gözlem ve izlenimlerini anlatmistir Yazar bunu yaparken kendi bilgi ve gözelemlerinden yararlanmistir Anilar bu yüzden objeektif oldukalri için yazildiklari dönemle ilgili belge niteligi tasir

    5-Yazarin bilgi ve izlenimlerini dogrudan dogruya anlatmasi metne objektif ve inandiricilik katmistir
    7- Metinde dil agirlikli olarak göndergesel islevde kullanilmistir

    6 Etikinlik
    Metinde geçen geçinmeki, yüregi vurmak, çekistirmek gibi mecaz nallmali sözcükler farkl durumlari karsilayabilmek için keullanilmistir

    7 Etkinlik
    Çagrisim ve duygu degeri insandan insana degistigi için bazi insanlara ormanyesili,
    degirmen-bereketi,
    yuva-aileyi,
    agustos böcegi-tembelligi,
    ses-dogayi,
    agaç oksijeni çagiristirabilecegi gibi bazi insanlarda farkli farkli seyleri çagiristirabilir

    8 Etkinlik
    Verilen anida anlatici ilke aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir ve"ben" etrafinda anlatilir

    9 Etkinlik
    Ani türününü özellikleri
    *anilarin ögretici yanlari vardir
    *anilar ilgi çakici bilinir nitelikte olmalidir
    *anlatici yazarin kendisidir
    *objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge niteligi tasir
    *yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir

    10 Etkinlik
    Metinde geçen birgün ertesi yaz, biraz sonra, buraya gibi sözcükler yer-yön zaman zarfi olarak kullanilmistir Bu zarf metinde kanitlama ve amaçli kullanilmistir

    12 Etkinlik
    Ses Düsmesi
    seyrettim
    kivrilip
    agzi

    Ses türemesi olan kelimeler
    baktikça
    büyükçe
    yüksekçe

    Ses Benzesmesi olan kelimeler
    vuruyor
    birisi
    anlamadim

    Ses Düsemesinin sebebi: Iki heceden dar ünlü(i,i,u,ü)bulunan bazi sözcüklerünlü ile baslayan bir ek aldiginda iki ünlüde bu dar ünlü düser
    Ses benzesmesinin Sebebi: Sonunda p,ç,t,k,f,h,s,s sert ünsüzleri bulunan bazi sözcükleri; c,d,g(g) yumusak ünsüzleriyle baslayan bir ek ladiginda bu c,d,g(g) sesleri sertleserek ç,t,k olur

    13 Etkinlik
    Günlükler yasanan olaylarin tarihi atilarak, günü gününe yazildigi bir türdür Anilar ise görünenelerin ve izlenimlerin arada zamna geçtikten sonra kaleme alindigi bir türdür Iki türde de içten samimi bir anlatim vardir Tema olrak yasanan olaylar islenir Objektif bir nalatimlario vardir Anilarin ögretici bir yazi varken günlükler okuyucu için yazilmaz

    14 Etkinlik
    Okunan ani metninde Atatürk'ün sanat ve sanatçi sevgisi dile getirilmeye çalisilmistir

    17Etkinlik
    Cümleleri hazirlarken anlamlarin ilghi çakici, ögretici bir tür oldugunu, yazarin ani yazarken objektif abartisiz olamasi gerektigini unutulmamalidir

    Ölçme ve Degerlendirme
    1) D-D_Y
    2) A sikki
    3) Magosa HatiralariNamik Kemal
    Sehir MektuplariAhmet Rasim
    Türk'ün atesle imtihaniHalide Edip Adivar
    Bogaziçi Yalilari Abdülhak Sinasi Hisar
    Edebiyatçilar Geçiyor Halit Fahri Ozansoy
    Hac Yolunda Cenap Sehabeddin
    Saray ve Ötesi Halit Ziya Usakligil
    4) D sikki
    5) D sikki
    6) E sikki

    SAYFA 52:
    2.GÜNCE(GÜNLÜK)
    HAZIRLIK:
    İlk iki soruyu kendi düşüncenize göre cevaplayınız.
    3) İnsanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

    SAYFA 56
    1.ETKİNLİK
    GÜNLÜK ÖRNEKLERİ:
    TURGUT UYAR’DAN
    30.01.1956
    Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.
    27.02.1956
    İzinliyim. Boşum. İlgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.
    3.1.1956
    Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin firâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?
    Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz. Öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.
    (Günlük-kitaplaşmamıştır)
    CEMİL MERİÇ’TEN
    26.2.1963
    Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…
    Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.
    Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.
    (Jurnal - Cilt 1)
    Bu metinlerde yazarlar kişisel gözlem ve dikkatlerini metinlere yansıtmış, doğal, içten yalın bir dil kullanmışlardır.Samimi ve kişisel duyarlılığı yansıtan bir anlatım tavrı takınmışlardır.

    GÜNLÜK TÜRÜNDEKİ METİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın yaşamından izler taşır.
    Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
    Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
    İnandırıcı, içten ve samimidirler.
    Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
    yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
    Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
    Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

    2.ETKİNLİK
    "Görkemli bir görünüşü var buradan Paris'in Her yer cetvelle çizilmiş gibi.Ne kadar her şeyin hesaplı kitaplı yapıldığını buradan bakan bir göz daha iyi anlıyor.Gözü rahatsız eden hiçbir mimari kusur pek göremiyorsunuz.Caddeler, bulvarlar, sokaklar bıçakla kesilmiş gibi..."
    "Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri"
    "Demek ki karşınızdaki millet vatan için ölenleri unutmuyor, isimlerini bir gelenek halinde mermere tunca işliyor.Yetişen nesil vatan ve millet için ölmenin en şerefli olduğunu Paris'i dolaşırken her adımda yaşıyor olmalı...." gibi cümleler yazarın gözlemlerini yansıtıyor.
    Yazar gördüklerini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattığı için günlüklerde gözlem ve kişisel dikkatin önemi vardır.
    Yazar gözlemlerini anlatırken izlennimlerine de yer vermiştir."Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri" cümleleri bu izlenimlere örnek olabilir.

    3.ETKİNLİK
    Günlük yazıları içsel konuşmalardır.Günlüklerde anlatım yalın içten gözlem ve izlenimleri yansıtan bir şekildedir.
    Günlükler insanın dertlerini, kederlerini, sevinçlerini kısaca tüm duygularını yansıtır.Günlük tutmak bir nev'i kişinin içsel konuşmasıdır.Gözlemlerinin ve izlenimlerinin içinden yankılanmasıdır.İnsan bazen kimseye anlatamadığı durumları sadece günlüğüyle paylaşır.Günlüğünü bir arkadaş bir sırdaş olarak görür..

    4. ETKİNLİK
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.
    Yararlanılmıştır, çünkü yer ve tarih belirtilmiş.
  2. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Dil ve anlatım Cevapları

    SAYFA 57
    5.ETKİNLİK
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın yaşamından izler taşır.
    Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
    Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
    İnandırıcı, içten ve samimidirler.
    Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
    Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
    Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
    Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

    6.ETKİNLİK:
    ANLATIM TÜRLERİ BU ANLATIM TÜRÜNE ÖRNEKLER
    Avrupa Yolculuğu:
    Öyküleyici anlatım: "Yağmur olanca şiddetiyle bastırdı,genişçe bir çınarın altına sığındım
    Açıklayıcı anlatım "Bizim postanelerde bulunmayan birçok yenilik var.parayı atıyorsunuz attığınız paraya göre pul düşüyor."
    Betimleyici Anlatım:"Bandırmada'yız,sahil boyunca yayılmış yamaçlara tırmanmış şirin bir yer..."
    " Muhteşem bir kubbeyi tutan sütunlarla heykellerle büyük renkli duvar tablolarıyla süslü elliyi aşkın turistle birlikte..."

    ÇALIKUŞU:
    Öyküleyici anlatım: "Bugün akşama doğru bir Çeçen arabasıyla Zeynilere geldim."
    Betimleyici anlatım:"Beyaz peştemalını, taşlıklar, safalar ve merdivenlerde kendine göre bir ahenkle sürüdüğü şıp şıp terliklerini çıkarmış,arkasına soluk çuhadan yakası kapalı uzun ir ceket, ayaklarına imam galoşları giymişti."

    7. ETKİNLİK:
    Kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, insanın iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar. Ayrıca insanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

    8.ETKİNLİK:
    Bazı cümlelerde anlatım bozuklukları olmasına rağmen metin için açık, duru, yalın ve akıcı diyebiliriz.

    SAYFA 58
    9.ETKİNLİK
    Metindeki yan anlamlı sözcükler: "bacak" sözcüğü
    Mecaz anlamlı sözcükler ve sözcük grupları: "tatlılıkla,sarılı,sızdırmak, yol,hesaplı kitaplı yapmak, serilen, düşüncelerin kucağı, uzanan..."
    Gerçek anlamlı sözcükler: "Caddeler, bulvarlar, sokaklar,garaj, meydan, yağmur, Beyazıt Kulesi, turist, kart, sembol, eşya..."
    *Bu mecazlar farklı durum ve olayları ifade edilmek için kullanılmıştır.

    10.ETKİNLİK:
    Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş halleri:
    "Gözü rahatsız eden mimari hiçbir kusur göremiyorsunuz." (sözcük yanlış yerde kullanılmış,pek de gereksiz)
    "Bavullarmızı, çantalarımızı hazırlayıp evden çıktık; ya da "Bavullarımız, çantalarımız hazır(dı), evden çıktık."
    "İlk kocam fazla içiyordu, bir düşme sonucu (kocamın) ayağı kırıldı..." (tamlayan eksikliği)
    "Parislilerin 'Tour Eiffel' dedikleri 'Eyfel Kulesi' yakından bakınca hele dört bacakları (bacağı) altına gelince..." ( tamlama yanlışlığı) (Katkıları için Yusuf Taştan'a teşekkürler

    11.ETKİNLİK
    Günlüklerde dil göndergesel ve heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.Örnekler:
    Bu gezimi günü günüe not edeceğim.( göndergesel işlev)
    Ben 2.kat bileti aldım.(göndergesel işlev)
    Ne yapsın mübarek adamcağız! (heyecana bağlı işlev)

    12.ETKİNLİK
    Sözcükler: Ses Olayı Oluşma nedeni
    nasıl > ünlü düşmesi ne+asıl birleşmesi nedeniyle...
    seyrediyorum >ünlü düşmesi,ünsüz yumuşaması seyir ismi yardımcı eylemle(et-)birleştiğinden
    sıcacık> ünsüz düşmesi süreksiz sert ünsüzle biten sözcüğe küçültme eki geldiğinden
    küçücük : '' '' " " " " " " " "
    kitaplığa : ünsüz yumuşaması sonu süreksiz sertle biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek(yönelme eki)gelmesi
    işlemekte : ünsüz sertleşmesi(benzeşme) süreksiz sert ünsüzün (k) yanına (d) yumuşak ünsüzle başlayan ek gelmesi
    paraya : kaynaştırma harfi(y) iki ünlü yan yana gelmediği için araya kayn.harfi gelmiş

    SAYFA 59
    ANLAMA-YORUMLAMA
    1) Yazar bu metni Avrupa yolculuğunu günü gününe not etmek, günlük yazı türünün nasıl bir sonuç vereceğini denemek amacıyla yazmıştır.
    2)"Dar atmak" , "dehşetli zevklenmek", "müeessese", "hüviyet" gibi sözcükler dönemin dil özellikleriyle ilgili söyleyişlerdir.

    3) ANLATMAYA BAĞLI TÜRLERLE GÜNLÜK METNİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    1) Olay çevresinde gelişirler.
    2) Olaylar belli bir zaman diliminde geçer.
    3) Yer, zaman kişi ögeleri vardır.
    4) Betimleyici, öyküleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
    5) Zihniyet unsurlarından etkilenirler.
    6) Metinlerin bir yazarı vardır.
    7) Olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır.
    4) Yazarın anlattıkları günümüzde anlam değerini korumaktadır.Çünkü bu günlükten yazarın o dönem Avrupasıyla ilgili gözlem ve izlenimlerini öğreniyoruz.

    SAYFA 60
    13 .ETKİNLİK
    "Beylik Sözler" metninde yazar eleştirel , sert bir üslup kullanılmış.Ayrıca tilcik,tüz,gönenmek gibi öz Türkçe sözcükleri kullanması yazarın dil anlayışında takındığı tavrı da göstermektedir.Avrupa Yolculuğu metni ise yazarın gezip gördüğü Paris'le ilgili gözlem ve izlenimlerini anlattığı bir metindir.
    5) Yazar kendisine ilginç gelen, gezdiği gördüğü yerlerle ilgili belirgin ve ayırt edici durumlara günlüğünde yer vermiştir.
    6) Yazar gezip gördüğü yerlerle ilgili gezi günlüğü tuttuğundan dili son derece açık, yalın ve sadedir.
    7) Her okur kendi bilgi birikimine kültür düzeyine göre metinden çeşitli anlamlar çıkarabilir.
    8) Metnin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri belirtiniz.

    14.ETKİNLİK
    Yazacağınız günlükte mutlaka yer ve tarih belirtmeye, içten,yalın özlü bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.

    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1) * öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
    * gezi yazısı, hatıra, roman ,hikaye
    2)* (Y) "hemen"den kasıt günü gününe ise doğru cevap (Y)soru maalesef ki açık uçlu!(E.F)
    *(Y)
    *D)
    3) (D)
    4) (D)

    OKUL DIŞI ETKİNLİK
    SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR
    “Bir Köylü Kadın ve Atatürk”
    Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu;
    - “ Merhaba nine”
    Kadın Ata' nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    - “Merhaba” dedi.
    - “Nereden gelip nereye gidiyorsun?”
    Kadın şöyle bir an duraladı;
    - “Neden sordun ki?” dedi. “Buraların sahabisi misin? Yoksa bekçisi mi?”
    Paşa gülümsedi;
    - “Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi sen nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”
    Kadın başını salladı;
    - “Tabii söyleyecem beyim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara' ya geldim.
    - “Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?”
    - “Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.”
    - “Senin Gazi Paşa' dan başka bir isteğin var mı?”
    Kadının birden yüzü sertleşti.
    - “Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O, bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım edive de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyive.”
    Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;
    - “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
    Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum;
    - “Anacığım” dedim, “sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk iste karşında duruyor.”
    Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata' nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
    - “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.”
    Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
    - “Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
    Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”
    Bu anıdan Atatürk'ün milletine verdiği değeri ve önemi anlıyoruz.
    17Mart 1923 Tarsus:
    Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
    Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın, Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
    - "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
    Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
    Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
    - "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın."
    Atatürk Türk kadınına çok değer veren bir liderdi.
    "Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitirsiniz..."
    Prof.Dr.Afet İnan "Atatürk hakkında hatıra ve belgeler" adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor.
    Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi'nin açılış dersinde okuması için afet İnan'a : "tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz." diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet İnan :
    "Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi" kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :
    "Bunlar bir gün olacaktır...Görürsünüz,işitirsiniz..."
    Atatürk ileri görüşlü bir liderdi.

    SAYFA 61 - 3.ANI
    HAZIRLIK
    *Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
    *İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
    *Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
    *İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizde
    *Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.

    1.ETKİNLİK
    ANI ÖRNEKLERİ
    Çanakkale Geçilmez.
    10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
    - Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. "Allah Allah" sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa' ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale' nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
    (Alıntıdır)

    ANI ÖRNEĞİ-2:
    Aa sen çok oruç tutmuşsun!
    Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
    O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz

    ANI ÖRNEĞİ-3
    O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu
    Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
    Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

    ANI ÖRNEĞİ-4
    HİLMİ YAVUZ'DAN YAHYA KEMAL ANISI:
    İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi'nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme 'aylak adamlar' olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir'e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad'ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız'a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi...
    Elbette, Üstad'la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece...
    Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar "ben" etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz'un Yahya Kemal'le karşılaşmaları anlatılmıştır.

    *Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
    1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
    2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
    3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır.
    5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
    6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
    8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
    9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.

    2.ETKİNLİK
    *Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
    *Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk'ün çevresinde gelişmektedir.

    3.ETKİNLİK
    Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
    Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.

    4.ETKİNLİK
    Salih Bozok'un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.
  3. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Dil ve anlatım Cevapları

    SAYFA 65
    5.ETKİNLİK
    *Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
    *Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir...
    *Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
    *Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
    *"Son" başlık metinde "büyük adamlar", "küçük adamlar" ,"bunalttığı","boyun eğmek" "büyük kelimeler" gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    *İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek" vb...Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.

    6.ETKİNLİK
    "İzmir'e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak'ta gördüklerimi de yazmak isterim."
    "Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim."
    "Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular." "....... sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.
    ""Dumlupınar'a karanlıkta geldik."
    "Ertesi sabah eşyamızı Afyon'dan getirttik." gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
    Bu yer bildiren isimler ve zaman zarfları metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.

    7.ETKİNLİK
    *Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
    *Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.

    8.ETKİNLİK
    Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için
    (bknz. 1.ETKİNLİK)

    9.ETKİNLİK
    Mustafa Kemal Paşa... metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
    Öyküleyici anlatım:"Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik.""Ertesi sabah eşyamızı Afyon'da getirttik." gibi birçok cümle...
    "Betimleyici anlatım": "Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler...
    Öğretici anlatım:"Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara'ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos'ta son bulan muharebeden sonra Ankara'ya bilgi verildi."
    SON metninde
    Öyküleyici anlatım: "İki hikaye işittim."
    Öğretici anlatım:""İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir."

    SAYFA 66
    10.ETKİNLİK
    İlk metinde "Esir fırka kumandalarından birisi Paşa'nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi." cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki "olarak" gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
    Metnin ikinci cümlesinde "Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon'a gelmiştik" cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
    ....bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm" cümlesinde "güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
    "Biz Atatürk'le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik." cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış."le" edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.

    11.ETKİNLİK
    Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım."Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.") işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
    Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.

    12.ETKİNLİK
    :Uşak'ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
    çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
    hat(t)ı > ses türemesi vardır.
    "Mustafa Kemal Paşa...." metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:

    SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
    yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,oc akta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüş tü, etti, konuştuktan, çalıştık..." gibi sözcükler...
    Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k'ye dönüşmesidir.

    ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:
    "emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise'nin i'si düşmüş)" gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
    Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.

    SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
    hak(k)ıyla > "k" sesi türemiş
    ileri-y-e
    huzuru-n-a
    anlat-a-y-ım> "y" yardımcı sesi türemiş
    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

    13.ETKİNLİK
    Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
    Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
    Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.

    Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
    Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

    Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
    1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
    2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
    4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
    5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

    SAYFA 67
    1. Tema: Atatürk'ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
    2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
    3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
    4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve "ben" etrafında şekillenir.
    5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.

    14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
    mesrur: sevinmiş ,sevinçli
    nizam: düzen, kuraidadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
    veçhile: yönüyle
    amade: hazır
    fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
    nefer: derecesi olmayan er, asker
    ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
    ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
    refika: eş, karı, zevce

    15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
    SAYFA 68:
    1)* yaşandıktan sonra
    *yazarın hayatından
    *göndergesel
    2) (Y) , (D) , (D) (Y)
    3) (D)
    4) (C)
    5)(C)
    6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta 'Mommo-Kız Kardeşim' filminin yönetmeni Atalay Taşdiken'in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
    7) (C)

    SAYFA 70
    4.BİYOGRAFİ(HAYAT HİKAYESİ) OTOBİYOGRAFİ
    HAZIRLIK
    *Başarılı insanların hayatlarından etkilenebiliriz.Onların bu başarı öyküleri bize örnek teşkil eder, hedeflerimizi büyütmemizi, daha azimli ve gayretli çalışmamızı sağlar.
    *Başkalarının yaşam öyküsünü bilenler onların hayattan edindikleri tecrübeler, aldıkları dersler sayesinde kendi hayatlarına yön verebilirler...
    *Bir sanatçıyı tanımadan yapıtlarını tam ve hakkıyla tanımak,anlamak mümkün değildir.Çünkü eserler, sanatçıların hayatlarından izler taşır, onların duyuş, düşünüşünü yansıtır.Sanatçıların yaşadıkları olayları, devrinin şartlarını kişilik yapısını ,ailesini, çevresini ...bilmek onların yapıtlarını daha iyi anlamlandırmamıza yardımcı olur.Örneğin Mehmet Akif'i tanımadan onun şiirlerini ve manzumelerini tam ve layıkıyla anlayamayız.
    *Kendi yaşam öykümüzü yazmanın amacı bunun gelecek nesiller tarafından bilinmesi ve yaşadığımız olaylardan onların ders almaları olabilir...

    *ÖNBİLGİ:
    Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.
    Bir düşünürün, bir sanatçının, bir sporcu ya da tanınmış bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir. Özyaşamöyküsü de denir. Kaynak olarak kişi kendini ve aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Otobiyografi yazmak güçtür, çünkü insanın kendinden söz ederken objektif olması zordur. Otobiyografiler sayesinde o kişinin sanatı, düşünceleri, yaptığı işler hakkında bilgileniriz. Otobiyografiler aynı zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine kaynaklık eder. Otobiyografileri okumak, insanın kendi deneyimlerine bir yaşam deneyimini, yaşayanın ağzından katmak demektir.

    SAYFA 80
    BİYOGRAFİ ÖRNEKLERİ
    AHMET HAŞİM
    1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu'nun öğrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi'nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir'e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir'de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra İstanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi'nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi'nde, Osmanlı Bankası'nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 1928'de böbrek rahaksızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür. Bilinen ilk şiiri "Hayal-i Aşkım"da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet'in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi. 1921'de basılan ilk şiir kitabı "Göl Saatleri"nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir. Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib'in parıltısını taşır. "Göl Saatleri", "Göl Kuşları", "Serbest Müstezatlar" ve "Muhtelif Şiirler" olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı'dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı'nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder. İkinci ve son şiir kitabı "Piyale"nin girişinde "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir. "Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.
    ESERLERİ
    ŞİİRLER:
    Göl Saatleri (1921)
    Piyale (1926)
    FIKRA VE SOHBET:
    Bize Göre (1926)
    Gurabahane-i Laklakan (1928)
    GEZİ:
    Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
    ORHAN VELİ KANIK
    Orhan Veli Kanık ya da Orhan Veli (13 Nisan 1914, İstanbul - 14 Kasım 1950, İstanbul), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı.[4] Şair 36 yıllık yaş***** şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.
    Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz vezinlerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. "Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak" amacıyla yola çıkan Kanık'ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu.Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
    Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi.Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı.Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı.Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli'nin bu yönüne dikkat çekerek onu "üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair" olarak tanımladı.
    Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli "tek tür" şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık'ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu "Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi." ve "Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." sözleriyle açıkladı.

    Benzerlikleri: Her ikisinde de ünlü iki yazarın yaşam öyküsü başka biri tarafından kaleme alınmıştır.Sanatçıların hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir.Bu metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.Anlatımları nesneldir.Açık ve sade bir dil kullanılmıştır.
    Faklılığı: İki farklı sanatçının hayatı üzerinde durulmuştur.
    *Bilgi, belge, kanıt ve tanıklardan yararlanılmıştır.Bilgiler düzenlenirken kronolojik sıra izlenmiştir.
    *Ön çalışma yapılmadan biyografi yazılmaz.

    2.ETKİNLİK
    *Okuduğumuz biyografide Atatürk'ün Selanik'te doğduğunu annesinin Zübeyde Hanım, babasının Ali Rıza Efendi olduğunu, annesinin ve babasını kişilik özelliklerini, babasını küçük yaşta kaybettiğini,sonrasında annesiyle dayısının yanına yerleştiğini , oradaki yaşamını, ilk okuduğu okulları....öğreniyoruz.
    *Atatürk'ün zeki ve çalışkan,azimli, cesur, kararlı, vatanını ve miletini çok seven, bağımsızlığına çok düşkün, ileri görüşlü, mücadeleci, ulusçu, çağdaş,laik, inkılapçı... gibi kişisel özellikleri vardır.
    Kişilik özelliklerinin oluşmasında annesinin, babasının Binbaşı Kadri Beyin, matematik öğretmeninin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun çok etkisi vardır.Askeri okula gitmesi kişiliğini çok fazla etkilemiştir.

    METNE GÖRE KRONOLOJİK SIRA: (bazı ayrıntılara da yer verilmiştir)
    1881: Selanik'te doğdu
    Önce mahalle mektebine sonra Şemsi Efendi Okuluna gitti.(metinde tarih yok)
    1893: Askeri Rüstiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.
    1895: Selanik Askeri Rüstiyesi'ni bitirdi, Manastir Askeri Idadisi'ne girdi.
    1899 Mart 13: Istanbul Harp Okulu Piyade sinifina girdi.
    1902: Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çikardi.
    1905 Ocak 11: Harp Akademisi'ni Yüzbasi olarak bitirdi, Sam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayi'nda staj yapmak için atandi.
    1906 Ekim: Sam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu.
    1908 Temmuz 23: Mesrutiyet'in ilan edilmesi için çalismalari.
    1909 Haziran 20: Rütbesi kıdemli yüzbaşıya yükseltildi.
    1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayi olarak çalisti.
    1911 Eylül 13: Mustafa Kemal, Istanbul'a Genelkurmay'a naklen atandi.
    1911 Kasim 27: Mustafa Kemal, Binbasiliga yükseldi.
    1912 Ocak 9: Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldirisini yönetti.
    1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya Atesemiliterligi'ne atandi.
    1914 Mart 1: Mustafa Kemal, Yarbayliga yükseltildi.
    1915 Subat 2: Mustafa Kemal, Tekirdagi'nda 19. Tümeni kurdu.
    1915 Nisan 25: Mustafa Kemal, Ariburnu'nda Itilaf Devletleri'ne karsi koydu.
    1915 Haziran 1: Mustafa Kemal'in Albayliga yükselisi.
    1915 Agustos 9: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanligi'na atandi.
    1915 Agustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düsmani geri atti.
    1916 Nisan 1: Mustafa Kemal'in Tuggenerallige yükselisi.
    1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açiklayan raporunu yazdi.
    1917 Ekim: Mustafa Kemal, Istanbul'a döndü.
    1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bugünkü sinirlarimiz üzerinde düsman saldirilarini durdurdu.
    1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasi.
    1918 Ekim 31: Mustafa Kemal'in Yildirim Ordulari Grup Komutanligi'na atanmasi.
    1918 Kasim 13: Yildirim Ordulari Grup Komutanligi'nin kaldirilmasi ve Mustafa Kemal'in Istanbul'a dönüsü.
    1919 Nisan 30: Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettisligi'ne atanmasi.
    1919 Mayis 15: Izmir'e Yunan'lilarin asker çikarmasi.
    1919 Mayis 16: Mustafa Kemal, Bandirma vapuruyla Istanbul'dan ayrildi.
    1919 Mayis 19: Mustafa Kemal, Samsun'a çikti.
    1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettisi ünvanini aldi.
    1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çagirdi.
    1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)
    1919 Temmuz 23: Mustafa Kemal'in baskanligi altinda Erzurum Kongresi'nin toplanmasi ve bir Temsil Kurulu seçerek dagilmasi. (7 Agustos 1919)
    1919 Eylül 4: Mustafa Kemal'in baskanligi altinda Sivas Kongresi'nin toplanmasi ve 11 Eylül'de sona ermesi.
    1919 Eylül 11: Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayi Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Baskanligi'na saçildi.
    1919 Ekim 22: Amasya Protokolü'nün imzalanmasi.
    1919 Kasim 7: Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili seçildi.
    1919 Aralik 27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.
    1920 Mart 20: Istanbul'un Itilaf Devletleri tarafindan ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girisimi.
    1920 Mart 18: Istanbul'da Meclis-i Mebusan'in son toplantisi.
    1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafindan Ankara'da üstün yetkiyi tasiyan bir Millet Meclisi toplanmasi hakkinda illere duyuruda bulunulmasi.
    1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açti
    1920 Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Baskani seçildi.
    1920 Mayis 5: Mustafa Kemal'in baskanliginda ilk Hükümet'in toplantisi.
    1920 Mayis 11: Mustafa Kemal, Istanbul Hükümeti tarafindan ölüm cezasina çarptirildi.
    1920 Mayis 24: Mustafa Kemal'in cezasi Padisah tarafindan onaylandi.
    1920 Agustos 10: Osmanli Imparatorlugu delegeleriyle Itilaf Devletleri arasinda Sevr Antlasmasi'nin imzalanmasi.
    1920 Ocak 9 / 10: Birinci Inönü Savasi.
    1921 Ocak 20: Ilk Teskilat-i Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.
    1921 Mart 30 / Nisan 1: Ikinci Inönü Savasi.
    1921 Mayis 10: Mustafa Kemal tarafindan Büyük Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulmasi ve Mustafa Kemal'in Grup Baskanligi'na seçilmesi.
    1921 Agustos 5: Mustafa Kemal'e Baskumandanlik görevinin verilmesi.
    1921 Agustus 22: Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savasi'nin baslamasi.
    1921 Eylül 13: Sakarya Meydan Savasi'nin kazanilmasi.
    1921 Eylül 19: Mustafa Kemal'e Maresallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi ünvanini almasi.
    1922 Agustos 26: Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetmesi.
    1922 Agustos 30: Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupinar Baskumandanlik Meydan Savasi'ni kazanmasi.
    1922 Eylül 1: Gazi Mustafa Kemal'in: "Ordular! Ilk hedefiniz Akdeniz'dir, Ileri !" emrini vermesi.
    1922 Eylül 9: Türk Ordusu'nun Izmir'e girmesi.
    1922 Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal'in Izmir'e gelisi.
    1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasi.
    1922 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal'in önerisi üzerine saltanatin kaldirilmasi.
    1923 Temmuz 24: Lozan Antlasmasi'nin imzalanmasi.
    1923 Agustos 11: Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi Baskanligi'na seçilmesi.
    1923 Ekim 29: Cumhuriyet'in ilan edilmesi.1923 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaskani olmasi.
    1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'nde Halifeligi kaldirmasi ve ögretimin birlestirilmesi hakkinda açis nutkunu söylemesi.
    1924 Mart 3: Hilafetin kaldirilmasi, ögrenimin birlestirilmesi,
    1924 Nisan 20: Türkiye Cumhuriyeti Teskilati Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.
    1925 Agustos 24: Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da sapka giymesi.
    1925 Kasim 25: Sapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
    1925 Kasim 30: Tekkelerin kapatilmasi hakkindaki kanunun kabulü.
    1925 Aralik 26: Uluslararasi takvim ve saatin kabulü.
    1926 Subat 17: Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.
    1927 Ekim 15 / 20: Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayi'nda tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi.
    1927 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaskanligi'na seçilmesi.
    1928 Agustos 9: Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkindaki nutkunu söylemesi.
    1928 Kasim 3: Türk Harfleri Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.
    1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasi.
    1931 Mayis 4: Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaskanligi'na seçilmesi.
    1932 Temmuz 12: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Dil Kurumu'nun kurulmasi.
    1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yildönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
    1934 Kasim 24: Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafindan ATATÜRK soyadinin verilmesi kanununun kabul edilmesi.
    1938 Ekim 16: Atatürk'ün hastalik durumu hakkinda günlük resmi duyurularin yayinina baslanmasi.
    1938 Kasim 10: Atatürk'ün ölümü. (Persembe, saat: 09.05)
    Biyografilerde kronolojik sıra önemlidir.Kişinin yaşam öyküsünü oluş sırasına göre bilmek onu daha iyi tanımamıza yardımcı olur.
    4.ETKİNLİK:
    Biyografi ve otobiyografilerde kurmacaya yer verilmez.Çünkü bilgi, belge ve tanıklara dayandırılmayan biyografilerin gerçekliği kanıtlanamaz ve inandırıcılığını yitirir.
    Biyografik roman roman türünün kurmaca dünyasına ait izler taşır, hem de belgesel niteliktedir.Biyagrofide ise kurmacaya yer verilmez.
    5.ETKİNLİK:
    Metindeki her paragraf Atatürk'le ilgili farklı bir konuyu işleyecek şekilde düzenlenmiştir.İki paragrafta Atatürkle ilgili farklı durumları anlatmaktadır.
    6.ETKİNLİK:
    Biyografilerde yaşamları öğrenim hayatları, mücadeleleri anlatılan örnek, tanınmış kişiler kendilerinden sonra gelen kuşaklara örnek olacaktır.Böylece yeni nesiller bu insanların hayatlarından ders alacak ve hayatlarına daha doğru bir şekilde yön vereceklerdir.

    SAYFA 81
    7.ETKİNLİK
    * "Kendim Öyküm" metninde anlatıcı yazarın kendisidir.
    * Atatürk'e ait biyografi başka bir yazar (Hakan Tarhan) tarafından yazılmıştır.Kendi Öyküm'de ise Fakir Baykurt'un kendi ağzından yazılmıştır.Atatürk'ün biyografisinde nesnel ifadeler, Kendi Öyküm'de öznel ifadeler vardır.

    * 8.ETKİNLİK
    * Anı ve günce yazılarında kahraman anlatıcı vardır.Yani metnin kahramanı yazarın kendisidir.Birinci ağızdan anlatım vardır.Biyografilerde ise metnin kahramanı ile anlatıcı farklı kişilerdir.Üçüncü ağızdan anlatım vardır.Kısaca anılarda ve güncelerde doğrudan anlatım , biyografilerde ise dolaylı anlatım vardır.
    * Atatürk'ün biyografisi sergileyici yaşam öyküsüdür.Çünkü yazar, Atatürk'ün yaşamını hiç değiştirmeden ve onun yaşamını yönlendirmiş olayları birbirine bağıntılı şekilde vermiştir.

    9.ETKİNLİK
    * Verilen metin öğretici bir metin olduğu için akıcı, yalın ve açık bir metindir.Çünkü bu özellikler metnin anlaşılabilmesi için önemli ve gerekli özelliklerdir.

    SAYFA 82
    10.ETKİNLİK
    ATATÜRK'ÜN BİYOGRAFİSİNDE KULLANILAN ANLATIM TÜRLERİ VE ÖRNEKLER
    Öyküleyici anlatım: shf.71 "Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu." İlk önce bilinen törenle mahalle okuluna başladım." vb... birçok örnek verilebilir.
    Öğretici anlatım: (shf.73'te) "19.Fırka Komutanı olarak Çanakkale Savaşlarına katılır."
    "24 Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlar." (shf.73'te) vb...
    Betimleyici anlatım: "1881 yılında mayıs ayının çiçekli, yeşil bir günü Selanik koyuna hakim yamaçtaki mahallenin üç katlı pembe evinde Zübeyde Hanımın oğlu olarak dünyaya gelmiştir." (shf.70)

    11.ETKİNLİK
    Metindeki anlatım bozuklukları:
    *"Binlerce kişiden ibaret olan Harbiye öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük."cümlesi "Harbiye'nin binlerce öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük." şeklinde olmalı.
    *"Sınıf arkadaşlarıyla beraber toplantılarına devam eden..." cümlesinde beraber sözcüğü gereksiz.
    *3.paragraftaki "...birkaç arkadaşıyla birlikte Şam'da Vatan ve Hürriyet adlı derneği kurar." cümlesinde "birlikte" sözcüğü gereksiz.Çünkü "la" edatı birlikte anlamını zaten veriyor.
  4. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 83
    Ünsüz Yumuşaması: "derneğin"(k>ğ) , "amacı" (ç>c), "üsteğmenliğe" , "çoğunlukla"(kelimenin kökü "çok") "kolağalığına"
    ses olayının sebebi: süreksiz sert ünsüzle(p-ç-t-k) ile biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek gelmesi
    Benzeşme: "çekildikten" , "yakmaktır", "düştük" sözcüklerinde vardır.
    Sebebi:sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k'ye dönüşmesidir.

    Ses Düşmesi: "yükse(k)ldi)" , "keş(i)fimizi", nak(i)lettirir
    Sebebi: 1-ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.
    2- isim soylu sözcükle yardımcı eylemin (et-) birleşmesi
    3- "k" sert ünsüzüyle biten sözcüğe "l" yapım ekiyle türetilmesi
    Ses Türemesi: "sorgu(y)a" , keşfetme(y)e
    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü harfinin yan yana gelmemesidir.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1) Göndergesel işlevde...
    2) Bulduğunuz biyografilerdeki kişilerin hangi meslek dallarına ait olduğunu belirtiniz.Biyografilerin amacı tanınmış kişilerin hayat öyküsünü anlatmaktır.
    3) Metindeki her paragraf farklı bir bir konuyu işleyecek şekilde kronolojik sıraya göre düzenlenmiştir.Bu da Atatürk'ün hayatını daha iyi yansıtabilmek ve anlayabilmek içindir.
    4) Atatürk'ün verilen kişilik özelliklerine sahip olması Onun ne denli büyük bir lider olduğunu gösteriyor.Böylesine büyük bir devlet ad***** sahip olmak da bizleri çok mutlu ediyor.
    5) Metinde yoruma açık anlatımlar yok, çünkü biyografi öğretici bir metin türüdür.Öğretici metinler de nesnel olur.

    SAYFA 84
    ATATÜRK'ÜN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
    *idealist
    *öğretici
    *kararlı ve mücadeleci
    *açık sözlü
    *korkusuz
    *lider
    *birleştirici ve bütünleştirici
    *vatanını ve milletini çok seven
    *fedakar
    *yenilikçi ....

    ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCE HAYATI İLE İLGİLİ ÇIKARIMLAR:
    Atatürk büyük bir fikir adamıydı.
    Fikirlerini akla ve mantığa dayandırmıştır.
    Fikir adamı olduğu kadar fikirlerini de uygulayan bir aksiyon adamıydı.
    Değişik konulardaki fikirlerini oluştururken olaylardan ve okuduğu tarih kitaplarından yararlandı.
    Çağdaşlaşma ve uygarlık fikir hayatının temel özelliklerinden biriydi.
    Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmadaki tek rehber olarak bilim ve tekniği görüyordu.
    Atatürk'ün fikir hayatını şekillendiren en önemli etkenlerden biri de kültürümüzdür.

    13.ETKİNLİK
    * Yakın çevrenizden birinin yaşam öyküsünü yazınız.
    * Tanımadığımız biriyle ilgili biyografi yazacak olsak (bunu neden yapalım?asıl soru bu bence )) onun doğduğu yer, aile çevresi-soyağacı, eğitim – öğretim durumu,kişilik yapısı, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri, sosyal yaşamı, yaptıysa evliliği ve çocukları,özel ve iş yaşamındaki başarıları (varsa tabii) ve başarısına ulaşma süreci ... gibi konuları ele almamız gerekeceğinden bu bilgilere, belgelere, onun ailesine, yakın çevresine ulaşmak için epey çaba sarfetmemiz gerekirdi.Bu kişi eğer yaşıyorsa gidip hayatı, çalışmaları vb. gibi konularda ona sorular sorup verdiği cevapları not almalı ya da kaydetmemiz gerekirdi.Bu kişi şayet yaşamıyorsa işte o zaman işimiz daha zor olurdu, hayatını etraflıca araştırmamız aile bireylerine yakın çevresine ulaşmamız gerekir, hakkında bilgi belge toplamamız gerekirdi.

    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME:
    1) araştırma
    otobiyografilerin
    2) (D) , (Y) , (Y) , (D)
    3) (D)
    4) (C)
    5) (D)
    6)(D)
    7) Soru hatalı; A şıkkı da oluyor C şıkkı da...C şıkkına az sözcüğünü getirirsek o zaman doğru cevap A olur.Siz yine de c şıkkına "az" sözcüğünü ekleyin...
    8) (B)
    9) (D)

    SAYFA 86:(okul dışı etkinlik)
    GEZİ (YAZISI) ÖRNEĞİ:

    OTORAY YOLCULUĞU NİĞDE - KAYSERİ
    Niğde'ye yaklaşıyorduk.
    Yanımda oturan bir Niğdeli şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti. — Faruk Nafizin hanı, dedi.
    Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafizin unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.
    Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları'nı ve Faruk Nafiz'i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz'i tanımamasını kabul etmiyor, ateş ve su nev'inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.
    Güzel şiirin kudreti! iyi yazılmış bir manzum hikâye koskoca bir hanı, koynundaki tapu senedine rağmen asıl sahibinin elinden alıyor, Faruk Nafiz'e malediyordu.
    Maamafih arkamızda ayakta duran ve bizi dinleyen uzun boylu bir sakallının "yok yahu.. O han falanındır" diye öteki mal sahibinin hakkını da ziyadan kurtardığını itirafa mecburum.
    Niğde ile Kayseri arasındaki yolu, Faruk Nafiz'in istiklâl muharebesi senelerinde kona göçe üç günde aştığı o uzun mesafeyi, ben bugün otoray denen yeni icat bir âlet içinde, âdeta uçarak geçiyorum.
    Akşamın beş buçuğunda daha Niğde istasyonunda kahve içiyordum. Sokak fenerleri yanarken Kayseri'de olacağım.
    Bisikletin ilk icadı zamanlarında ona verilen Şeytan Arabası ismini bu otoraya saklamak lazımmış! Otoray görünüşte yirmi otuz kişilik büyücek bir otobüs. Fakat ikisi arasında âdeta nalınlı adam ile patenli adam farkı var. Otobüsün mütemadiyen taşla, toprakla boğuşmasına mukabil Otoray, cilâlı çelik raylar üstünde yağ gibi kayıyor.
    Ulukışla ile Kayseri arasında günde iki sefer yapan bu arabaların, birinci ve ikinci sınıf yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltuğu, cemekânlı bir kapı ile buradan ayrılan geri tarafında da demokratlara mahsus, yirmi otuz kişilik kanapesi var.
    Bazı şakacı yolcular lüks kısma Lortlar kamarası, ötekine Avam kamarası adını takmışlar.
    Bu Otoray, yolları âdeta çocuk oyuncağına çevirmiş. Meselâ Kayserililer bizim Ada vapurları biletinden daha ucuz bir para ile günübirliğine Bor bahçelerinde eğlenmeye gidiyorlar.
    Şoför, daha doğrusu makinistin bana anlattığına göre Adana ve Kayseri 'de oturan iki akraba, meselâ bir ana kız pazar sabahları bulundukları yerden hareket ediyor, öğleyin Ulukışla'da birleşiyorlar; akşama doğru yine evlerine dönüyorlarmış.
    Bu seyahat, artık yolculuktan usandığım bir zamana rastlamış olmakla beraber beni atlı karıncaya binmiş bir bayram çocuğu gibi eğlendiriyordu. Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıp giderken kâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya geçerek akşam ışıkları ile sararıp kızaran ovalara bakıyordum.
    Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.
    Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir. Halkın akşam garipliği terkibile anlattığı bu duyguda kendimizi uçsuz bucaksız mesafeler arasında kaybolmuş hissetmemizin, arkada bıraktığımız uzağı bir daha görmek şüphesinin, öndeki uzağa yetişememek korkusunun elbette bir payı vardır. Mesafelere hâkim olmak emniyeti işte bu şüphe ve korku mefhumunu kaldırıyor, insana bu geniş ovalarda kendi mahallesinde, evinin bahçesinde dolaşmak hissini veriyor.
    Faruk Nafiz :
    "Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar"
    diye anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, "kendini tekerleğin sesine kaptırarak" geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir miydi?
    Reşat Nuri Güntekin
    (Anadolu Notları'ndan)

    Evliya Çelebi Darüşşifayı Anlatıyor
    1682 yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, külliyeden; “Orada bir Darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz “ diye bahseder. Ünlü seyyah, ayrıca külliye için şu ilginç tanımlamaları kullanmıştır:
    “Adı geçen bağın ortasında, göğe baş uzatmış bir yüksek kubbedir ki güya aydınlık hamam camekanı gibi tepesi açıktır. Bu açık yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde Kiyanıyan tacı gibi bir kubbecik vardır. San’atkar iş üstadı, bu küçük kubbenin ta tepesine halis altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak yapmış, ne taraftan rüzgar eserse, o bayrak o tarafa döner. Garip görünüşlüdür. Ama aşağı büyük kubbe sekiz köşelidir. Bu kemerli kubbe içinde dahi sekiz kemer vardır. Her kemerin altında bir kış odası vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencere vardır. Bir penceresi odanın dışında olan gülistanlı ağaçlığa bakar, diğeri de bu büyük kubbenin ortasındaki büyük havuz ve şadırvana bakar. Bu sekiz adet kış odalarının önünde , yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar vardır.
    Üç tarafı kafesli mermerler ile yapılmış bu büyük kubbe altındaki büyük havuzun çevresindeki sel sebillerden berrak su çağlayıp havuza girince , fıskiyelerden berrak su, kemerli kubbenin göbeğinde nihayet bulur.
    Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur.
    Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı aşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar... Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden sözler eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar.
    Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi, yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler. Fakat delilere bu çiçekleri verince kimini yerler, kimini ayakları altında çiğnerler. Bazıları dahi meyveli ağaçları seyredip, ah daha hel hope pe pohe pelo deyip, çimenlik temaşası ederler...”

    örnek gezi yazısı:
    ROMA’DA
    Bu, Roma’ya üçüncü gelişimdir. Ama Roma,orada doğup orada büyüyenler için bile bitmez.Her heykel, her tablo, her anıt, size her görünüşünde güzelliğin yeni bir sırrını açacaktır.Roma’da heykel vatandaş olmuştur. 0, müzede değil, bizim gibi sokaklarda dolaşıyor,meydanlarda geziniyor, parklarda dinleniyor!
    Sabahleyin ağzından sular dökülen aslanları seyrederek Doney’e gittim. Burası, büyük otellerin, şık mağazaların ve camlarından hare hare sular akan çiçeklerin sıralandığı büyük bir cadde üstünde, Via Veneto’da bir kahvedir ama Mehmet Akif’in “Mahalle Kahvesi’ değil, bir temizlik ve zarâfet sergisi...
    Kaldırım üstündeki masalardan birine oturdum. Garson, ısmarladığım portakal suyunu getirdi. içinde dört köşe, pırıl pırıl bir buz parçası,yanında, ipek kâğıtlı keselere el değmeden doldurulmuş şeker...
    Bardağı yudum yudum emerek caddeyi seyrediyorum: iskarpinler geçiyor... Siyah iskarpinler, beyaz iskarpinler... Bağlısı var, düzü var, fiyonklusu var. Ama iki şey yok: Boyasızı bir,çarpık ökçelisi iki.
    Gözlerimi yavaş yavaş yukarı kaldırıyorum:Her kadın başı güzel taranmış ve her erkek çehresi jiletten yeni çıkmış. Roma sokaklarında dağınık kafa, kepekli saç ve tıraşsız surat göremezsiniz.Via Veneto yolcuları arasında bir şey daha yok: Hasta ve sarsak adam. Değil koltuk değnekleriyle asfaltı karıştıran topala, değil bastonuyla kaldırımları dürtükleyen köre, öksüren insana bile rastlayamazsınız. Avrupalı , öksürdü mü:
    — Hastalandım, deyip yatağa giriyor.
    Yusuf Ziya ORTAÇ
    Göz Ucu ile Avrupa

    İLK TÜRK GEZGİNİ EVLİYA ÇELEBİ
    Evliya Çelebi D.T (1611, İstanbul - Ö.T(1683), Mısır Türk gezgin ve yazar. Asıl adı Mehmet'tir.
    Evliya Çelebi, 25 Mart 1611'de İstanbul'un Unkapanı semtinde doğdu. Babası, saray kuyumcubaşısı olan Mehmet Zılli Efendi'dir. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul'a yerleşmiştir.
    Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi'ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun'a devam etti.
    Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur'an-ı Kerim, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur'an-ı Kerim'i ezberleyerek hafız oldu.
    Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.
    Evliya Çelebi'nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.
    İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.
    Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Savaşlara katıldı.
    Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1683 yılından sonra vefat etti.
    Evliya Çelebi'nin bugün bile önemini taşıyan Seyahatnamesi işte bu gezilerin ürünüdür.

    SEYAHATNAME
    Seyahatname Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur.
    Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.
    Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi'nin on ciltlik Seyahatnâme'si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.


    SAYFA 87
    GEZİ YAZISI
    HAZIRLIK
    "Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor" atasözü gezen insanın farklı kültürleri , farklı coğrafyaları görüp, faklı insanlarla tanışarak bilgisini, görgüsünü kültürünü arttırdığı, bu şekilde gezilerin insanın ufkunu açtığını anlatır.
    Gezi yazıları, gezilen yerler hakkında izlenim ve bilgilerin(coğrafi,tarihi özellikler,kültür ve tabiat zenginlikleri, gelenek görenekler...) diğer insanlara aktarmak için yazılabilir.

    SAYFA 90
    1.ETKİNLİK
    Okuduğumuz gezi yazısıyla diğer gezi yazıları içerik ve bakış açısı olarak birbirinden farklıdır.Her yazar farklı bir yerle ilgili anlatmaya değer ilginç yönlerini kendi düşüncelerini ve yorumlarını da ekleyerek kendi bakış açısıyla ifade etmişlerdir.

    Gezi yazılarının ortak yönleri:
    Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
    Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal,ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
    Dil açık,sadedir.
    Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
    Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
    Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.

    Farklı yönleri:
    Her yazar farklı bir yeri kendi bakış açısı bilgi ve gözlemlerine göre anlatmıştır.

    2.ETKİNLİK
    "Beserabya Köyleri" adlı gezi yazısından...
    Komrad'ın Beserabya'da (bugünkü Moldova) Gagavuz Türklerinin yaşadığı tek kasaba olduğunu
    Köydeki yel değirmenlerinin bulunduğunu
    Gagavuzların toplu halde yaşadığı ve birbirlerine çok bağlı olduğunu
    Komrat'ın 14bin nüfuslu olduğunu
    İnsanların yalnız çiftçilikle geçindiği
    Gagavuzların kültürlerine son derece bağlı olduklarını
    Ana yurttan çok önceleri koptukları halde Türklüklerini kaybetmediklerini... öğrendik.
    Bu bilgiler daha önce hiç bilmediğimiz Beserabya köyleri hakkında az da olsa bilgi edinmemizi sağladı.
    Yazar, gezdiği bu yörenin bütün özelliklerine yer vermemiştir.Çünkü gezi yazılarında görülen her şey değil sadece yazarın dikkatini çeken kültür ve doğa zenginlikleri, tarihi ve sosyal özellikler ve yaşama biçimi hakkında bilgi verilir.

    3.ETKİNLİK
    ÖRNEK METİN...
    "Yamacındaki yemyeşil çam ağaçlarının aksinin vurduğu pırıl pırıl bir göl...Zümrüt teninin içinde bir cennet bahçesi saklayan enfes bir doğa harikası burası.Ciğerlere doldurulan bu tertemiz havada çamlara özgü o mis koku nefeslere karışıyor.Bir, kuş sesi eksik fonda.O mis kokuyu içime çekerken gözlerimi kapatıp ormanın derinliğinde kaybolmuş kuş seslerini duymaya çalışıyorum.Gözlerim kapalı, ne kadar kalıyorum böyle bilmiyorum; ama tam da kuşlar şakımaya başlıyor ki hayalimde birden......." (devam edebilirsiniz )))

    SAYFA 91
    Herkesin duyuş ve düşünüşü, bakış açısı birbirinden farklı olacağı için yazılanlar arasında farklılıklar olacaktır.

    4.ETKİNLİK
    Metindeki anlatım türleri ve örnekleri

    -Öyküleyici anlatım:"Komrat Lisesi'ni bitirmiş bir genç kız gördüm,Türkçe konuşmakta güçlük çekiyordu."

    -Betimleyici Anlatım:"Alabildiğine düz ve geniş bahçeler, bahçeler içinde beyaz boyalı muntazam, kiremitli, çoğu tek katlı evler..."

    -Açıklayıcı Anlatım:"Halkın büyük çoğunluğu Gagavuz olan on dört bin nüfuslu Komrat yalnız çiftçilikle geçinen bir kasabadır."

    -Söyleşmeye Bağlı Anlatım:
    -Sen nesin?
    -Gagavuz
    -Gagavuz ne demek, Bulgar mısın?
    -Yok, Bulgar değilim..."
    -Peki, ya nesin?
    -Türk


    Metnin yazılış amacı gezilip görülen Beserabya Köyleri hakkında izlenimlerin, gözlemlerin canlı ve etkili bir şekilde aktarılması olduğu için metinde bu anlatım türleri kullanılmıştır.

    5.ETKİNLİK: Metindeki paragraflar metnin bütünlüğü bozmayacak şekilde birbirine bağlanmıştır.Paragrafların yapı unsurları olan cümleler birbirlerine bağlanmış, başka konulara atıfta bulunularak paragraflar arasında geçişler sağlanmıştır.Metindeki diğer paragraflar da Beserabya Köyleri hakkında okuyucuya bilgi vermek amacı etrafında yapı unsurlarıyla oluşturulmuş ve bu amaçla bütünsel bir biçimde birbirine bağlanmıştır.

    6.ETKİNLİK: Metnin yapı unsurları metnin iletisini vermek amacıyla düşünsel bir bütünlük içinde bir araya getirilmiştir.Yapı unsurları metnin iletisini vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.
    7.ETKİNLİK: Duygularınızı belirtiniz.
  5. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 92
    8.ETKİNLİK
    Tarihi, coğrafi özellikleri
    Sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısı
    Ahlak, gelenek ve görenekler gibi bilgiler yer almıştır.
    Bu bilgilerden yola çıkılarak gezi yazıları sosyoloji, tarih, coğrafya gibi bilim dallarına yarar sağlar.

    9.ETKİNLİK
    Okuduğumuz gezi yazıları açık, duru, akıcı ve yalındır.
    Bu anlatım özellikleri gezi yazıları için önemlidir.Çünkü amaç, okuyucuya bilgi vermektir.

    10.ETKİNLİK
    Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş hali:
    "Yabancı bir dille lise tahsili görmüş, kafasındaki kavramlar (artmış) ve dünyayı görüş seviyesi yükselmiş bir insan..." (fiilimsi eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu)
    "Yalnız Hristiyan değil hatta müslüman birçok Türk kitlesinin ...(tamlama yanlışlığı)


    11.ETKİNLİK
    1.cümlede:
    ilerde: ses düşmesi
    köyü-n-ü: ses türemesi ( Türkçe'de iki ünlü harf yan yana gelmediği için "n" kaynaştırma harfi gelmiş)
    savaşçı : benzeşme
    ses daralması yok...

    2.cümlede
    ses düşmesi yok
    ses türemesi: hak-k-ım-da ("hak" sözcüğüne lütfen dikkat ediniz.Yardımcı eylem( et-) aldığında ses türemesi olmaz; ama "-ı,-a" gibi ünlü ekler aldığında ses türemesi olur.
    ses benzeşmesi yok
    gizlemiyorum: ses daralması ( "yor" eki kendinden önceki geniş ünlüyü (a-e) daraltır.


    SAYFA 93
    12.ETKİNLİK
    Metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    13.ETKİNLİK
    GEZİ YAZISI-ANI KARŞILAŞTIRMASI
    BENZER YÖNLER
    İki türde de açık, sade, anlaşılır, içten bir dil kullanılır.
    İki türde de dil göndergesel işlevde kullanılır.
    Her iki türde de açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım türleri kullanılır.
    Her iki tür de başka bilim dallarına kaynaklık edebilir.

    FARKLI YÖNLERİ
    Anılarda amaç yazarın yaşamından ilgi çekici olayları anlatmakken gezi yazıları gezilip görülen yerler hakkında okuyucuya bilgi vermek için yazılır.
    Gezi yazılarında gözlem önemli bir yer tutar, anılarda ise yazarın kendi yaş***** dair izlenimleri vardır.
    Anılarda çevreye ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    14.ETKİNLİK
    Yazara göre ana dilinin zenginliklerinden habersiz olan ve kendi milletiyle bağlarını koparmış insanlar ancak konuştuğu dilin dar çerçevesinde düşüncelerini anlatmak zorunda olur.Böyle bir insan dili daha zengin ve kalabalık yabancı topluluklar arasında kaldığında da kendi ana dilini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
    Yazar bu görüşünde son derece haklı, çünkü dilini kaybeden milletler yok olmaya mahkumdur.
    Gezi yazısında işlenen konuyu yazar kendi kişisel gözlemlerine, izlenimlerine ve bakış açısına göre öznel bir şekilde anlatır.

    15.ETKİNLİK
    Evliya Çelebi son derece dikkatli bir seyyahtır. O, gezdiği yerlerin tarihini, coğrafyasını, iklim ve tabiatını, sanat eserlerini, insanlarını, insanlarının giyiniş, yaşayış, dil ve dinlerini, silahlarını, âdetlerini, tanınmış hususiyetlerini, yerleşme şekillerini, kısaca şahsi ve günlük hayattan, cemaat hayatına, manevi hayata kadar bütün unsurları eserine almıştır. Bu durum Seyahatname’nin dünyada eşine rastlanmayan bir zenginlikle önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır. Düşünceye ve daha çok göze hitap eden güçlü tasvirler, sıcak bir mizah, mübalağa ve secilerle süslü üslubu onu farklı kılan unsurlardır.

    ESERİ 10 CİLTTİR SIRALAMASI ŞÖYLEDİR
    Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname'nin konuları şu şekildedir.
    I. Cilt: İstanbul ve civarı Eserin birinci cildinde İstanbul'un târihi, kuşatmaları ve fethi, İstanbul'daki mübârek makamlar, câmiler, Sultan Süleyman Kânunnâmesi, Anadolu ve Rumeli'nin mülkî taksimâtı, çeşitli kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imaret, hastane, konak, kervansaray, sebilhane, hamamlar... Fatih Sultan Mehmed zamânından îtibâren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul esnâfı ve sanatkârları yer almaktadır.
    II. Cilt: Nisan 1640'ta yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645'te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan. Osmanlı Devletinin kuruluşu, İstanbul'un fethinden önceki Osmanlı sultanları, Bursa'nın âlimleri, vezirleri ve şâirleri.
    III. Cilt: Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca)
    IV. Cilt: İstanbul'dan Van'a kadar yol üzerindeki bütün şehir ve kasabalar, Evliyâ Çelebi'nin elçi olarak İran'a gidişi, İran ve Irak hakkında bilgiler
    V. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçzi'ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa'ya avdet, Boğdan'a gidiş, Transilvanya seyahati, Bosna'ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya'ya avdet.
    VI. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk'a gidiş, İstanbul'a avdet. Macar seferi, Uyvar'ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk'e ve Baltık Denizine kadar gitmesi. Uyvar'ın zaptı, Belgrad'a avdet. Hersek'e gönderilmesi, Raguza seyahati, Karadağ seferi, Kanija seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.
    VII. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.
    VIII. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.
    IX. Cilt: Garbi Anadolu, Suriye, Mekke ve Medine seyahati.
    X. Cilt: Mısır.

    -Seyahatname yazıldığı dönemde de bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.O, eşsiz bir kültür hazinesidir.

    -Öznel anlatıma yer verilmiştir.Örneğin Reşat Nuri'ni hazırlık çalışmasında verilen "Otoray Yolculuğu " adlı metindeki "Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir." cümlesi ; "Beserabya Köylerinde" adlı metinde ise "Binbir gece masallarının sihirli değneğini hayal ediyorum.Bir mucize olsa diyorum günün birinde gözlerimizi açtığımız zaman bu güzel ve bayındır köylerin Türk halkıyla beraber Anadolu ya da Trakya'nın bereketli ovalarında yükseldiğini görsek." cümleleri öznel anlatıma örnektir.

    -Dil öğretici metinlerde göndergesel işlevde kullanılır.Çünkü amaç okuyucuya bilgi vermektir.

    16.ETKİNLİK:
    İlk anlam: rüzgar ,lehçe, kelime , köy ,Türkçe
    Yan anlam: kanat
    Mecaz anlam: hafif, ağır, örülmüş, kuşatmıştır
    terim anlam: lehçe
  6. Bensaw

    Bensaw Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    SAYFA 94
    17.etkinlik
    bir gezi yazısı yazınız.Aşağıdaki plan size yardımcı olabilir:
    Giriş bölümünde gezi için yapılan hazırlıklar;
    Gelişme bölümünde
    yolculuk,
    yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar;
    varış
    varıştaki ilk izlenimler
    Sırasıyla gezilen yerler ve bunların ilginç, belirgin ve ayırt edici özellikleri(betimlemeler,açıklamalar)
    Sonuç bölümünde ise bu gezinin sizde bıraktığı etki...


    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1. öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı
    öğretici
    tarihi,coğrafi,ekonomik ve kültürel

    2)
    (Y)
    (D)
    (Y)
    (D)
    3) (E)
    4) (E) "Şiir ve İnşa" Ziya Paşa'ya ait makaledir.


    SAYFA 95
    5) (D)
    6) (C)
    7) (B)

    SAYFA 96
    8) (A)
    9) (C)
    10) (D)

    SAYFA 97
    SÖYLEŞİ(SOHBET)
    Hazırlık
    Bir yazarın eserini okurken yazarın herhangi bir konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini, hayata bakış açısını vb. birçok özelliğini sanki yazarla karşılıklı oturup konuşuyormuşuz gibi öğrenebiliriz.
    Her metin yazarının hayatının, kültürünün, zevkinin izlerini taşır. Bunun için yazarın sanatının oluşmasında etkili olan hayat hikâyesinin bilinmesinde yarar vardır.
    Bir edebî metnin tamamen yazarın hayatının ve kişisel özelliklerinin yansıması olduğunu düşünmek yanlıştır. Bunun yanı sıra edebî metinde yazarın kendi hayatını yansıtmadığını düşünmek de o kadar yanlıştır.
    Her edebî eser, yazarının hayatından, hayata bakış açısından, gözlemlerinden az çok izler taşır.
    Hazırlık çalışmasının diğer sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.
    1.ETKİNLİK:
    Meslek seçiminde nelere dikkat ettiğiniz konusunda söyleşi yapınız.

    SAYFA 101
    SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ
    Söyleşi örnekleri için tıklayınız.
    Bu söyleşi örnekleriyle Şevket Rado'nun söyleşi metninin içerik, dil ve anlatım yönünden incelenmesi
    Herkesi ilgilendiren konular seçilmiştir.
    Yazarlar soru-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verirler.
    Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
    Bazı cümleler konuşmadaki gibi devriktir.
    Açık bir anlatımın özelliklerini taşırlar.

    SÖYLEŞİ METİNLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
    Cümleler konuşma üslubundadır ve genellikle devriktir.
    Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar, cevaplar verir, düşüncelerini günlük konuşma dili içtenliğinde açıklar.
    Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
    Sohbetlerde konu uzatılmaz, fazla ayrıntıya girilmez,anlatılanlar kanıtlanmaya çalışılmaz.
    Sohbet yazılarının amacı okuyucuyu konu üzerinde düşünmeye sevk etmektir.
    Yazar deyimlerden, ata sözlerinden, hatıralardan,, nüktelerden, özlü sözlerden sıkça yararlanır.
    Eskiden bu yazılara " muhasebe" denirdi.
    Bu türün en önemli temsilcileri Ahmet Rasim, Şevket Rado, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Suut Kemal Yetkin, Ferit Kam'dır.

    3.ETKİNLİK
    "Huzura Götüren Yol" metninde "aile hayatında mutlu olmanın yolları" iletisi okuyucuya verilmeye çalışılmıştır.Meslek seçimi konusunda yaptığınız söyleşinin amacı da meslek seçerken nelere dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında arkadaşlarınıza bilgi vermektir.
    Sözlü ve yazılı söyleşilerde senli-benli, sıcak, samimi ,doğal, gereksiz ayrıntılara yer verilmeyen, günlük konuşma dilinin özelliklerini taşıyan bir anlatım tarzı kullanılır.
    Yapılan söyleşilerde amaç ,herhangi bir konuda duygu ve düşüncelerin sıcak ve samimi bir şekilde dinleyiciler/okuyucularla paylaşmak olduğu için kullanılan anlatım tarzı da buna göre şekillenir.

    4.ETKİNLİK
    Metinden verilen paragraflar yazarın "aile hayatında mutluluk yolları" konusundaki düşüncelerini ortaya koymak amacıyla oluşturulmuş ve metnin tamamında ortaya konacak ana düşünceyi oluşturmak amacıyla birbirleriyle ilişkilendirilmiştir.

    5.ETKİNLİK
    "Huzura Götüren Yol" metninde yazar düşüncelerini kanıtlama ve derinlemesine ele alma yoluna gitmemiştir.Çünkü sohbet yazılarında okuyucu ikna edilmeye çalışılmaz,gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
    Bu düşünceler "aile/evlilik hayatında mutluluğun yolları" düşüncesi etrafında ilişkilendirilmiştir.

    SAYFA 102
    6.ETKİNLİK
    Metinde kişisel ve yöresel söyleyişlere yer verilmiştir.
    Metinde yazar kişisel ve yöresel söyleyişlere yer vererek okuyucuyla arasındaki iletişimi, sıcaklığı sağlamak böylece düşüncelerini daha rahat ve doğal bir şekilde ifade etmek istemiştir.

    7.ETKİNLİK
    Metinde ağırlıklı olarak açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır.
    Örnek cümle: "İşte böyle anlarımızda size biraz önce bahsettiğim kendimize mahsus zevklerimiz, eğencelerimiz, meraklarımız, marfietlerimiz imdadımıza yetişir ve ancak olnlar sayesinde yalnız kalmamız mümkün olur.Mesela, okuma zevki, bahçe merakı, dikiş dikmek, örgü örmek bir musiki aleti çalmak gibi..."

    8.ETKİNLİK
    Açıklık:Metin açık bir anlatıma sahiptir.Metinde belirtilmek istenen duygu ve düşünceler kolay anlaşılır herhangi bir açıklamaya gerek duymadan kavranabilir niteliktedir.
    Örnek cümle:"Kadın erkek herkesin bir merakı olmalıdır."
    Akıcılık: "Metinde paragrafı oluşturan cümlelerde telaffuzu ve anlamayı zorlaştıran sözcüklerin kullanılmamış, paragraflar kolayca okunabilir ve anlaşılabilirdir.
    Örnek cümle: "Aile hayatında şüphesiz mecburiyetler vardır."
    Yalınlık: "Metinde aşırı söz sanatı yapılmadan, yabancı sözcüklere yer verilmeden oluşturulan cümleler yalındır."
    Örnek cümle: "Çünkü evlilik kısa süren bir beraberlik değildir.
    "Duruluk:Metindeki cümleler genel olarak durudur, gereksiz söz ve söz gruplarına yer verilmemiştir.
    Örnek cümle:"İnsanın boş zamanı olup da bu boş zamanını nasıl dolduracağını bilmemesi en sıkıntılı ve tehlikeli halidir."

Sayfayı Paylaş