11.Sınıf Evrensel İletişim Yayınları 22-23-24

Konu 'Dil ve Anlatım 11. Sınıf' bölümünde iremdudson tarafından paylaşıldı.

  1. iremdudson

    iremdudson Üye

    Katılım:
    25 Aralık 2010
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0

    SAYFA 22
    A.
    -şiirsel
    -öğretici ve sanatsal
    -sanatsal/anlatmaya bağlı
    -tiyatro
    B.
    D-D-Y-Y
    C.
    1-C, 2-D, 3-C
    D.
    1-Dünyada birçok duygu olduğu fakat merak ve öğrenme duygusunun her zaman tüm duyguların önüne geçtiğidir.
    2-Tartışmacı Anlatım(Yazar kendi fikrini belirtmiş biz katılmıyor olabiliriz.)
    3-Örneklendirme ve Tanık Gösterme

    SAYFA 23
    A.
    -göndergesel .. şiirsel
    -göstermeye .. anlatmaya
    -coşku ve heyecana bağlı .. göstermeye bağlı .. anlatmaya bağlı
    -teşbih(tan yelleri salkım üzüme benzer) .. istiare
    -imge
    B.
    Y-D-D-D-D-D
    C.
    1-E, 2(Soru hatalı iki şıkta olur. B ve E), 3-E, SAYFA 24 4-D, 5-E, 6-A, 7-D
    aşıklar bunu beğendi.
  2. çiğdemcim

    çiğdemcim Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    4
    sayfa 27
    hazırlık
    1.soru---->
    -1936 da İngiliz Cooke ve arkadaşı elektrikli telegrafı icad ettiler.
    -1926 yılında Logie BAİRD adındaki iskoçyalı bilim adamı insan yüzünün görüntüsünü radyo dalgalarıyla çok uzaklara gönderebilen ve Tele-Vision: Televizyon denen ve uzaktan görme anl***** gelen aleti icad etmiştir.
    -1962 yılında Amerikalılar dünyanın ilk iletişim uydusu olan TELSTAR'ı uzaya fırlatmışlardır. Bu uyduyla kıtalar arası Telefon konuşmaları Telefax Telex haberleşmeleri ve TV -Radyo yayınları yapılması olanaklı hale gelmeiştir .
    -1981 Amerikada IBM şirketi İlk kişisel bilgisayar denilen ve bugün iletişimde devrim sayılan ve PC adını verdiği bilgisayarı üretmeye beşladı.
    -1990 yılında yaşadığımız çağa adını veren ve iletişimde bu gün son nokta olan WWW yani world Wide Web icad edilmiştir.
    (Eğer çok bilgili bir şekilde yazmak istemiyorsanız---->Tamtam,Posta güvercinleri,Dumanla Haberleşme,Telgraf,Telefon)
    2.soru---->Cemal Süreyya:Asıl adı Cemalettin Seber'dir. 1931 tarihinde Erzincan'da doğdu . (O yıllarda Pülümür Erzincan iline bağlı olduğu için Erzincan yazılıyor olmalı). Aslında 1931 Tunceli ili Pülümür ilçesinde dünyaya geldi. Dersim İsyanı sebebiyle zorunlu göçe tabi olan ailesiyle sürgüne gönderildi.İlk şiiri “Şarkısı-beyaz”, 8 Ocak 1958'de Mülkiye dergisinde çıktı. Şiirlerindeki şekil, muhteva ve anlatım özellikleri ile İkinci Yeni şiirine katıldı. Bu akımın önde gelen şairlerinden biri oldu. Geleneğe karşı olmasına karşın geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle İkinci Yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Şahsiyetli bir şiir dili vardır. Canlı halk dilini kullanması, onu okuyucuya yaklaştırır. Üslubundaki mizah ve istihza, ona ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

    Şairin hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri adressizliktir: 4 kez evlenir, 29 farklı evde oturur.

    Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. Feyza Perinçek ve Nursel Duruel, şair üzerine bir biyografik inceleme hazırladılar: Cemal Süreya / Şairin Hayatı Şiire Dahil (2005). 2001’de de Cemal Süreya Arşivi yayımlandı.

    Ahmet Hamdi Tanpınar:23 Haziran 1901'de İstanbul'da doğdu.1923 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde ve yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı. 1942-1946 yılları arasında Maraş Milletvekili olarak görev yaptı. Bir süre Milli Eğitim müfettişliği yaptı. Sonra 1949 yılında Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki görevine döndü.
    Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir. İlk şiiri 1920’de yayımlanmıştır. Geniş okuyucu kitlesi onu umumiyetle lise kitaplarına ve antolojilere giren "Bursa'da Zaman" şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikâye ve romanlarında da, başta zaman teması olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları’ nda toplanmaktadır.
    3.soru:
    Canım Arkadaşım
    Nasılsın? Aslında bu soruyu sormam hata sen hep iyisindir, benim en zor anlarımda dahi yüzünden gülücüğü eksik etmeyip o travmatik dönemlerimi atlatmama hep yardımcı oldun. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır.

    Mektubunda buraya geleceğinden bahsetmişsin, duyunca çok sevindim seni yeniden görecek olmak çok mutlu etti beni şimdiden neler yapacağımızı planlıyorum. Sen yokken değişen buraları görünce çok şaşıracaksın ama üzülme heryeri birlikte gezeceğiz ve araya giren zamana inat burdan hiç uzaklaşmamışsın gibi hissedeceksin.

    Biliyormusun seni özlemek geleceğin günü sabırsızlıkla beklemek bile güzel çünkü dostluğumuz bu ayrılıklarla perçinlendi. Ama artık hasret bitiyor ve geliyorsun. Seni seviyorum canım arkadaşım.
  3. çiğdemcim

    çiğdemcim Üye

    Katılım:
    25 Mart 2010
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    4
    sayfa 32
    1.Etkinlik:
    Mektup: Birbirinden farklı yerlerde bulunan kişi veya kurumlar arasında özel ya da resmi iletişimi sağlayan yazı türüdür.

    Özel Mektup

    Birbirini çok yakından tanıyan kişilerin, birbirlerine yazdığı mektuplardır. Özel mektuplarda gönderici ile alıcının bir*birine karşı özel durumu yanında, ele alınan konu da metnin üslubunu belirler.
    2.Etkinlik:
    Tarih sayfanın sol üst köşesinde yer alıyor,cümleye ''sevgili,canım ve ya ......'im'' şeklinde giriş yaplıyor,kağıdın sağ alt köşesine ad ve soyad yazılıp altına imza atılır.
    3.Etkinlik:Mektuplarda kağıt düzeni önemlidir,çünkü mektuplar kişinin yansımasıdır.
    4.Etkinlik:Azra Erhat'a ait bir mektup
    Balıkçı'nın Mektupları
    1957 yılının ilk aylarıydı. A.Kadir ile İlyada çevirisini yarılamıştık ki, Hasan Ali Yücel haberini almış, o sıralarda yönettiği İş Bankası Kültür Yayınları'nda basılmak üzere istemişti çevirimizi. İstemekle de kalmamış uzun ve ayrıntılı bir önsöz de istemişti benden. Habire çalışıyordum, Homeros ve Ilyada'yı Türk okuruna anlatayım diye. Önsözün yarısından fazlasının bitmiş olduğu bir akşam, Maya Galerisi'ndeki bir sergiden çıktık, Füreyya, Sebahattin Eyüpoğlu, Fikret Adil ve ben Halikarnas Balıkçısı işle birlikte Tepebaşı'ndaki bir lokantada yemek yemeye gittikti. Halikarnas Balıkçısı'nı tanıyordum elbet, daha öncede görmüştüm. Ama ne yalan söyleyeyim epey yabancı gelmişti bana o koca adam. Karşısında tuhaf bir çekingenlik duyuyor, onunla konuşabilmek şöyle dursun, ona varlığımı bile duyuramayacağımdan emin olarak büzülmüş oturuyor, hiç lafa karışmıyordum. Birden Sebahattin benim İlyada'yı çevirdiğimi attı ortaya. Demeye kalmadı, Balıkçı bana şöyle bir baktı ve Homeros ile Ilyada üstüne bir nutuk çekmeye başladı.
    Önce dinledim, ama açıldıkça açıldı, hiçbir yerde duymadığım, okumadığım öylesine aykırı şeyler söyledi ki, burnuma biber sürülmüş gibi oldum. Neler de neler uydurup sayıyordu; Yok İlyada Atina'da sansür edilmiş, yok Homeros Iyonyalıyken ve Anadolu'nun kahramanlığını yüceltirken Yunanistan kıskanmış bunu ve almış metni sansür etmiş, kimi yerleri budamış, kimini değiştirmiş, şurda burda parçalar eklemiş, Atina zorbası Peisistratos bir komisyon toplamış, ona yaptırmış bu işi, böylece altüst olmuş İlyada.(....)
    AHMET HAMDİ TANPINAR'IN ŞİİRİ
    Antalyalı Genç Kıza Mektup:
    Mektubunuza vaktinde cevap veremedim. Maalesef kâtibim yok. Halbuki şair, muharrir ve üniversite hocası olarak işim epey fazla. Lise sınıflarını, vaktiyle efsanevî denebilecek uzak bir çağda, yani 1918-1919 yılları arasında, benim gibi Antalya'da okuyan ve beni merak eden bir genci hiçbir şekilde bekletmek istemezdim.

    Edebiyatı gerçekten seviyor musunuz? Eserlerimle temasınız var mı? Buralarını bilmiyorum. Mektubunuzda beni layıkıyla okuduğunuzu gösteren bir emareye rastlamadım. Yalnız, lise talebesisiniz ve Antalya'dasınız. Yani 1918-1919 yılları arasında aşağı yukarı benim yaşadığım hayatı yaşıyorsunuz. İşte size bunun için yazıyorum. Bulunduğunuz memleketin, belki de orada doğdunuz, hayatımda mühim bir yeri vardır. Sizin sahillerinizde, o denize bakarak, o lodos dalgalarını seyrederek, benim gençliğimde şimdikinden çok az verimli olan meyve bahçelerinde dolaşırken ilk şiirlerimi tasavvur ettim ve edebiyattan başka bir şey yapamayacağımı anladım. Yavaş yavaş bir hülya adamı oldum. Hayatımı herhangi bir antolojide bulabilirsiniz. 1901'de doğdum. Babam kadıydı. Bu yüzden çocukluğum daha ziyade onun Anadolu'da tayin olduğu yerlerde geçti. İstanbul'da iki memuriyet arasında kalıyorduk. Ergani madeninde üç yaşımda iken bir gün kendime rastladım. Çok karlı bir gündü. Ben sıcak ve buğulu bir camdan karla örtülü bayıra bakıyordum. Sonra birdenbire kar tekrar yağmaya başladı. Bir çeşit çok lezzetli bir hayranlık içinde kalmıştım. Bu ânı her karlı günde hatırlar ve yağmasını beklerim.(...)
    Bu mektubu biraz da çocukluğuma göndermiş gibiyim. Bilmem liseniz hâlâ eski yerinde, yani Ambarlı'da mı? Sizinle konuşurken, sizi hep orada tasavvur ettim. Bana vaktiyle olduğum genç adamı hatırlattınız. Onun heyecan ve coşkunluğunu yaşadım. Size teşekkür ederim. Arkadaşlarınıza ve hocalarınıza selam ve dostluklarımı, başarı dileklerimi söyleyin.
    Minnettarım. Mesut ve çalışkan olun, aziz yavrum.

    SORUNUN DEVAMI:Gönderici ve alıcı arasındaki ilişki hitap biçiminde önemlidir.Çünkü hitap ettiğin kişiye göre mektup türü değişmektedir.Böylece etkilemiş olur.

    5.Etkinlik:Gönderici ile alıcı arasındaki ilişki metnin üslubunu etkiliyor
    çünkü Cemal Süreya'nın yazdığı mektup hastaneye yatan eşi için yazarken,Ahmet hamdi Tanpınar,Antalya'da yaşayan kendinden genç olan bir kıza yazıyor böylece hitabet ettiği kişi ve uslüb değişmektedir.
    aşıklar ve *M3rV3* bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş