11. Sınıf İnkilap Tarihi Notları

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde FaRe_94 tarafından paylaşıldı.

  1. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0


    a.) 2. Meşrutiyet dönemi

    19. yy. sonralarında Jön Türkler Tarafından meydana gelmştr

    1876 Yılında kanunuesasi Mithat Paşa Tarafından Oluştrlmştr

    Fakat 1878'de Osmanlı-Rus Savaşları Nedeni İle Abdülhamt (2.) Kapatmştr

    İlk Parti Kurulmştr [İttihat Ve Terakki Cemiyeti]

    Osmanlıcılık Akımı Başlamıştr.Osmanlıcılık Bütün Osmanlı İmp.nu birleştrmek ve boylece azınlkların ayaklanmalarını önlemek




    b.) 31 Mart Olayı

    1.)Çıkmasının Nedenleri:

    İttihat ve Terakki Fıkrasının iktidarı ele gecrmesi
    Ahrar Partisinin Meşrtiyet karşıtı catısmlaarı
    Bulgarıstanın bagımsızlıgı
    Bosna Hersek'in İşgalı

    2.)Sonuç

    V.mehmet Reşat padişah oldu
    padişahn yetkleri kstlandı
    ilk kez M.K.Atatürk siyasi olaya girdi
    meclisin yetkilileri arttı


    NOT: TÜRK TARİHİNDE REJİME KARŞI YAPILAN İLK SAVAŞTIR



    TRABLUSGARP SAVAŞI (1911)

    Nedenleri:

    -İtalyanın birliğini tamamlayp somurge arayısı icinde olması
    -İtalya'nın trablusgarp ile sınır ve baglantı olmasınn
    -Osmanlı'nın kara ve deniz baglantısı olmaması


    Sonucları:

    Osm. Yenildi
    1912 Uşi Ant İmzalandı
    Trablus Ve Bingazi İtalya'ya bırakldı
    12 Ada VE Rodos gecici olark italya'ya verilmştr



    BALKAN SAVAŞLARI

    I.BALKAN SAVAŞI

    Nedenleri:

    Rusya'nın Panslavizm poltkası
    Rusların Balkanları Kşkrtması
    Osm'nın balkanlardan atıılmak istemesi

    Sonucları:

    Londra Ant imzalandı
    Arnavtlk bagımsz oldu
    Midye enez hattı sınır oldu
    Bütün adalar yunanistan'a verildi





    II.BALKAN SAVAŞI

    Nedeni: Osm'dan alınan toprakların paylaşılamaması

    Sonucuları:

    Dedeağac = > Bulgarıstan
    Edirne,Kırklareli = > Osm
    Verildi
    Bulgarıstandaki Türklere eşit haklar tanındı


    Arkadaşlar Yapabldgm kadaryla yapıorm hergun 2 sayfa konnu ekliyecgm . Herkze iyi dersler

    sehadet_dmrkl, Boşman, mahmut77 ve diğer 14 kişi bunu beğendi.
  2. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    I. Dunya Savaşı

    Nedenleri:

    ham Madde ve sömürge arayışı.
    -İngiltere ve Almanya arasındaki ekonomik rekabet.
    -silahlanma yarışının hızlanması.
    -Fransız ihtilalinin getirdiği milletçilik akımının etkisi.
    -Fransızların alsas-loren bölgesini Almanlardan geri almak istemesi.
    -devletlerarası bloklaşma.
    -Avusturya’nın ve Rusya’nın balkanlar üzerindeki çıkar çatışmaları.
    -siyasi birliğini geç tamamlayan Almanya ve İtalya’nın siyasi dengeleri değiştirmesi.


    Üçlü ittifak:
    Almanya, Avusturya-Macar imparatorluğu, İtalya (1915'e kadar), Bulgaristan, Osmanlı devleti

    Üçlü itilaf:
    İngiltere, Rusya, Fransa, İtalya (1915'ten sonra), Sırbistan, Japonya, Romanya, Portekiz, a.b.d. brezilya, Yunanistan


    Osmanlı devletinin savaşa girmesi
    Osmanlı devleti önce tarafsızlığını ilan etti. Almanya Osmanlı’nın jeopolitik konumundan yararlanarak yeni cephelerin açılmasını sağlamak ve halifelik sıfatından yararlanmak için savaşa girmesini istedi.
    İtilaf devletleri Osmanlı devletinin savaşa girmemesi için kapitülasyonların kaldıracağını ve maddi yardım yapılacağını açıkladı. İttihat ve terakki yönetimi Almanların savaşı kazanacağını ve kaybedilen Toprakların geri alınacağını düşünerek kapitülasyonların tek yanlı olarak kaldırıldığını ilan etti. Midilli ve yavuzlu adı verilen alman gemileri Rus limanlarını bombaladılar. Bu olay sonucunda Osmanlı savaşa girmiş oldu.

    1. dünya savaşı'nda Osmanlı devleti'nin savaştığı cepheler
    Kafkasya cephesi:
    Osmanlı devleti doğu Anadolu’da Ruslarla savaştı. Ruslar 1914 yılının aralık ayında doğu ana doluya saldırdı. Enver paşanın yönettiği karşı taarruz, şiddetli soğuklar yüzünden başarısız oldu. Bu nedenlerden dolayı Sarıkamış ve yöresinde Askeri birliklerimiz çok kayıplar verdi.

    1916 yılında muş ve Trabzon’u ele geçirdi. Ancak Çanakkale savaşlarından sonra gönderilen Mustafa kemal, muş ve Bitlis’i Ruslardan geri aldı.1917 Rus ihtilali, Kafkas cephesi'nde savaşın durmasına neden oldu.

    Kanal cephesi:
    Osmanlı Devleti, Mısır'da yeniden egemenlik kurmak ve Süveyş kanalı'nı ele geçirmek amacındaydı. Bu kanal Osmanlılar tarafından alınırsa, İngilizlerin, sömürgeleriyle olan bağlantısı kesilecek ve oralara n aldığı Asker ve malzeme desteği önlenecekti.

    Bu yüzden Osmanlı Almanya’nın etkisiyle İngilizlerin Elinde bulunan Süveyş kanalı'na bir saldırı düzenledi.(1915) ancak gerekli önlemler alınmadan, hazırlıksız olarak yapılan savaşta İngiliz birlikleri karşısında başarılı olamadı. İngilizler, Sina yarımadası'nı ele geçirerek Suriye sınırına dayandı (1916)

    Hicaz ve yemen cephesi:Bir kısım Osmanlı birlikleri kutsal yerleri korumak için bu bölgede İngilizlerle çarpıştı.
    Ancak Sina’da gerek çölün olumsuz koşulları gerekse güçlü İngiliz kuvvetleri karşısında bir sonuç alınamadı.
    Osmanlı devleti bu cephede, İngilizler Veonların kışkırttığı Araplarla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu cephede İngiliz üstün duruma geçti.


    Irak Cephesi:ngilizler, Türk kuvvetlerinin İran' a girmesi ve Hindistan’ı tehdit etmesini önlemek istiyordu. Ayrıca, kuzeye çıkarak Ruslarla birleşmek amacındaydılar. Irak petrollerini ele geçirmeyi planlayan İngiltere, Basra’ya asker çıkardı. İngiliz birlikleriyle savaşan Osmanlı kuvvetleri başarılı oldu.
    Küt' ül amare denilen yerde, İngiliz kuvvetleri geri çekildi(1915). Ancak elde edilen bu başarı uzun sürmedi. Yeniden Basra’ya asker çıkaran İngilizler, 1917 yılında Bağdat' a girdiler.

    Suriye ve Filistin cephesi:Bu cephede Türk kuvvetlerine, yıldırım ordular grup komutanı olan alman general liman
    Von Sanders komuta ediyordu. Bu general, ateşkes hükmü gereğince görevden alındı, yerine Mustafa kemal paşa atandı. Suriye cephesi'nde İngilizlere karşı bazı başarılar kazandı. Mustafa kemal paşa, bugünkü Suriye sınırımızı savunmak için önlemler aldı.
    Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleri:
    Osmanlı devleti, Avrupa cephelerine kuvvet göndererek, kendi bağlaşıklarını desteklemişti gönderilen kuvvetler 1916–1917 yıllarında Avrupa cephelerinde muharebelere katıldılar. Rusya, Romanya ve Fransa' ya karşı mücadele ettiler.

    Çanakkale cephesi:ürk tarihinin kaderini değiştiren, Türk milletinin vatanını savunmak için canını feda etmekten çekinmediği önemli bir savaştır.

    İtilaf devletlerinin bu cephedeki amacı; Rusya’ya silah yardımı yaparak bu devletin doğu Avrupa’ya yönelik saldırısını kolaylaştırmak, Almanya’nın doğuya yayılmasını önlemek, boğazlar ve İstanbul' u alarak Osmanlı devleti'ni savaş dışı bırakmaktı.

    İngiltere ayrıca, mısır'daki varlığını güvence Altına almak, Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına sahip olmak istiyordu.

    İtilaf devleri, Çanakkale boğazı'ndan geçmek için, Şubat 1915'ten itibaren saldırıya geçtiler. Güçlü top atışı ve
    Nusret mayın gemisinin önceden boğaz'a döktüğü mayınlar yüzünden başarısızlığa uğradılar. 18 Mart 1915' te, daha büyük bir saldırı başlattılar. İtilaf devletleri' nin savaş gemilerinin bir kısmı batırıldı, bir bölümü ise saf dışı edildi.

    Böylece Çanakkale’yi denizden geçilemeyeceğini anladılar. Bunun üzerine 25 Nisan tarihinde Gelibolu yarımadası' nda
    Seddülbahir ve Arı burnu kıyılarına çıkarma yaptılar.

    Amaç; Çanakkale’yi karadan geçmekti. İçlerinde Avusturya ve yeni Zelandalı askerlerden oluşan
    Anzakların da bulunduğu itilaf devleti'nin birlikleri, karşılarında Mustafa kemal' i ve onun inançlı askerlerini buldular.

    Türk ordusu, bu cephede büyük bir zafer kazandı. Boğazlar ve İstanbul’a yönelen tehlike önlendi. İtilaf devletleri amaçlarına ulaşamadılar. Bu cephede kazanılan zafer nedeniyle savaş bir süre uzadı.

    nuçları:
    1.Avrupa ve Asya’da devletlerarası dengeler bozulmuş, Osmanlı, Avusturya-Macar imparatorluğu ve Rusya tarihe karıştı.
    2.Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya ve Macaristan kuruldu.
    3.yeni siyasi rejimler ortaya çıktı.
    4.yenilen devlerin imzaladığı ağır Antlaşmalar 2. dünya savaşına ortam hazırladı.
    5.sömürgecilik isim değiştirerek "mandacılık" adı altında devam etti.
    6.Osmanlı devleti parçalanmış Hıristiyan azınlıktan sonra Müslüman Araplarda bağımsızlıklarını ilan etti.
    7.a.b.d. bu savaştan sonra Avrupa politikasına karışmaya başladı.
    8.cemiyet-i akvam kuruldu.
    sehadet_dmrkl, mahmut77, Judgeman ve diğer 11 kişi bunu beğendi.
  3. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    Yenilen devletlerin imzaladığı antlaşmalar:
    Almanya: versay antlaşması
    Avusturya: st. germain antlaşması
    Macaristan:riyanon antlaşması
    Bulgaristan: nöyyi antlaşması
    Osmanlı devleti: Sevr antlaşması
    sehadet_dmrkl, SEBİHA, Judgeman ve diğer 8 kişi bunu beğendi.
  4. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    11. Sınıf İnkilap Tarihi 2. Ünite NotLarı

    MONDROS MÜTAREKESİ (30 EKİM 1918)


    ** Siyasi Alandaki Maddeler :

    -Boğazlar İtilaf devletleri denetimine bırakılacaktır. (Osmanlıların Anadolu toprakları ile Rumeli toprakları arasındaki bütünlük bozulmuştur.)


    -İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikeli gördükleri bölgeleri işgal edebileceklerdir. (7. Madde)


    -Doğu Anadoluda 6 ilde herhangi bir karışıklık çıkarsa bölge işgal edilebilecektir. (24. Madde) (Bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlanmak istenmiştir.)

    ** Askeri Alandaki Maddeler :

    - 50.000 kişilik Jandarma kuvveti dışındaki bütün Osmanlı orduları terhis edilecektir.


    - Osmanlı donanması, gösterilen limanlarda İtilaf devletlerine teslim olacaktır.


    - Osmanlı silah ve cephanesi İtilaf devletlerine teslim edilecektir.


    - İtilaf devletleri esirleri serbest bırakılacak fakat Osmanlı esirleri serbest bırakılmayacaktır.

    ** Teknik ve Ekonomik Alandaki Maddeler : Demiryolları, bütün ulaşım ve haberleşme araçları, limanlar, Toros tünelleri ve geçitler İtilaf devletleri denetimine bırakılacaktır.

    Not : Çok ağır şartlar taşıyan, işgallere zemin hazırlayan (özellikle 7. Maddesiyle) Osmanlı Devleti�ni fiilen sona erdiren bir antlaşmadır. İstanbul Hükümeti anlaşmayı olumlu karşılamış, Mustafa Kemalin de içinde bulunduğu birçok aydın ise tepki göstermiştir.

    Mondros'a karşı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, işgallerin başlamasıyla da Kuvay-ı Milliye birlikleri kurulmuştur.

    Not : Osmanlının kayıtsız şartsız teslim belgesidir.



    MONDROSTAN SONRAKİ İŞGALLER

    -İngiltere ,Musul (ilk işgal), Urfa, Antep ve Maraşı işgal etmiş, ayrıca İzmit, Eskişehir, Afyon, Samsun, Merzifon ve Batuma asker çıkarmışlar.


    -İtilaf Devletleri İstanbul'u fiilen işgal etmiş (13 Kasım 1918)


    -Fransa , Adana ve çevresini işgal etmiş.


    -İtalya , Antalya ve Konya çevresini işgal etmiştir.


    Not-1 : Urfa, Antep ev Maraş sonradan Fransaya devredilmiştir.
    Not-2 : Paris Barış Konferansından sonra Yunanlılar İzmiri işgal etmişlerdir. (15 Mayıs 1919)



    MONDROSTAN SONRA KURULAN CEMİYETLER


    I. ZARARLI CEMİYETLER :

    A) Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler :

    Mavri Mira : Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakyayı Yunanistana dahil ederek Megalo İdeayı gerçekleştirmek istemişlerdir. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatları ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.


    Etnik-i Eterya : Megalo İdea amacıyla 19. Yy. başlarında kurulmuş aynı amaçla Mondrostan sonra da faaliyetlerini sürdürmüş bir Rum cemiyetidir.

    Rum Pontus Cemiyeti : Fatih'in 1461'de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatorluğunu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.


    Hınçak ve Taşnak Cemiyeti : Çukurovadan Trabzona çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti (Magna Armania) kurak için çalışmalar yapmışlardır.


    Alyans-İsrailit (Makkabi) Cemiyeti : Yahudi azınlık tarafından ekonomik, dini ayrıcalıklarını sürdürmek amacıyla kurulmuştur.

    Türkler Tarafından Kurulan Milli Varlığa Düşman Cemiyetler :

    İngiliz Muhipler Cemiyeti : İngilizlerle iyi geçinerek ülaaai en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyette padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.


    Teali İslam Cemiyeti : Halifeye ve İslamiyete kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır. İlmi, ahlaki, sosyal yollarla siyaset yapmışlardır.


    Wilson Prensipleri Cemiyeti : Amerikan mandasını savunmuşlardır.

    Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti : Kurtuluşun Osmanlı saltanatına bağlılık ve padişaha kesin itaatle mümkün olacağına inanmışlardır. Meşruti demokrasiyi ilke edinmişlerdir.

    Kürt Teali Cemiyeti : Doğu Anadolu�da bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.

    Hürriyet ve İtilaf Fırkası : 20. Y.y. başlarında İttihat Terakkiye muhalif olarak kurulmuş Mondrostan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.


    Trabzon Adem-i Merkeziyet Cemiyeti : Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk devleti kurmak istemişler, zamanla milli mücadele safına geçmişlerdir.

    II.YARARLI CEMİYETLER :

    * Trakya ve Paşaeli Cemiyeti : Trakya ve çevresini özellikle Mavri Miranın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İlk kurulan cemiyettir.


    * İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Batı Anadoluyu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmirin işgali sonrası Anadoluya milli mücadele için cephane taşımışlardır.


    * Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Bir yandan Rum Pontus cemiyetine diğer yandan Adem-i merkeziyet cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.

    * Kilikyalılar Cemiyeti : Çukurova bölgesini Ermenilere ve Fransızlara karşı savunmak amacıyla kurulmuştur.


    * Harekat-ı Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti : İzmirin Yunanlılarca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.


    * Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti : Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadele�ye para ve Mal yardımı sağlamışlardır.

    * Milli Kongre Cemiyeti : Türk halkının haklılığını basın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.


    * Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Doğu Anadoluda Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kararı almış bir cemiyettir.

    Not-1: Cemiyetlerin hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson ilkeleridir.

    Not-2: Milli cemiyetler kendi bölgelerin kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresinde� Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.

    Not-3: Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros Müterakesi�nden sonra kurulmuşlardır.

    Not-4: Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.

    PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 OCAK 1919)


    İtilaf devletlerinin temsilcileri mağlup devletlerle yapacakları barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek için Pariste toplanmışlardır. Sevr hariç diğer barış antlaşmalarının şartları belirlenmiş, Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaşamadıkları için Sevr sonraya bırakılmış, gizli anlaşmalar feshedilmiştir.Daha önce İtalyaya vaat edilen Batı Anadolu, İngiltere�nin çıkarına ters düştüğü için ve Yunan propagandasının etkisinde kalarak Yunanistana verilmiştir. Bu olay İtilaf devletleri arasında ilk kez ikilik çıkmasına ve bir yönüyle II. Dünya Savaşına sebep olmuştur.

    Wilson İlkelerinin sömürgecilik yapılmayacak maddesine karşı manda ve himaye fikri ilk kez burada ortaya atılmıştır.



    İZMİRİN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)


    Yunanlılar Paris Konferansı�nda alınan karara dayanarak 15 mayıs 1919�da İzmir'i işgal etmişler, özellikle Hasan Tahsin�in attığı ilk kurşunla beraber katliamlara girişmişlerdir.


    Not-1 : Kuvay-ı Milliye'nin doğmasına yol açmıştır.
    Not-2: İlhak amacı taşıdığı için Türk halkı büyük tepki göstermiştir.
    Not-3: Redd-i İlhak Cemiyeti kurulmuştur.



    AMİRAL BRİSTOL RAPORU (13 EKİM 1919)


    Amerikalı bir amiral olan Bristol'un başkanlığındaki bir heyet Batı Anadolu'ya gelerek incelemelerde bulunmuş ve burada nüfus çoğunluğunun Türkler�e ait olduğunu, katliamlardan Yunanlıların sorumlu olduğunu ve İzmirin işgalinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. ABD kandırıldığını görmüş, Wilson ilkelerinin uygulanmamasına kızarak aktif dünya siyasetinden çekilmiş, Monroe Doktrini uygulanmıştır.


    Not : Amiral Bristol Raporu Türk halkının ve Kurtuluş Savaşı'nın haklılığını göstermesi açısından önemlidir.


    KUVAY-I MİLLİYE HAREKETİ


    Mondros Mütarekesi 'nden sonra başlayan işgaller, işgallere İstanbul Hükümeti'nin sessiz kalması ve Osmanlı ordularının terhis edilmiş olması üzerine kurulmuştur. Halkın kurduğu bölgesel direniş güçleridir. Düzenli ordu kuruluncaya kadar düşmanı oyalamayı ve kayıp verdirmeyi amaçlamış, ihtiyaçlarını halktan karşılayan, belli bir merkezden yönetilmeyen düzensiz çetelerdir. BMMye karşı çıkan isyanların bastırılmasında etkili olmuşlar ve düzenli ordunun çekirdeğini oluşturmuşlardır.
    sehadet_dmrkl, mahmut77, Judgeman ve diğer 7 kişi bunu beğendi.
  5. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    11. Sınıf İnkilap Tarihi 3. Ünite NotLarı [M.K.A]

    ATATÜRK'ün HAYATI
    Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

    Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

    1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

    Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

    1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

    Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.

    Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

    Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.



    Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

    Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

    Çukurova, Gaziantep, Kahramanmaraş Şanlıurfa savunmaları (1919- 1921)

    I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

    II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

    Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

    Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

    Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

    23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu.
    Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihandabarış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.



    Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı.
    Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:
    1. Siyasal Devrimler:
    · Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
    · Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
    · Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

    2. Toplumsal Devrimler
    · Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
    · Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
    · Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
    · Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
    · Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
    · Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

    3. Hukuk Devrimi :
    · Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
    · Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

    4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
    · Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
    · Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
    · Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
    · Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
    · Güzel sanatlarda yenilikler

    5. Ekonomi Alanında Devrimler:
    · Aşârın kaldırılması
    · Çiftçinin özendirilmesi
    · Örnek çiftliklerin kurulması
    · Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
    · I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

    Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.

    Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

    Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

    15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.

    Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

    1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.Fransızca ve Almanca biliyordu.
    ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ

    Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiği millî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.
    Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.
    29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.
    Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.
    Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.
    Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyi İzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi.

    Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.
    sehadet_dmrkl, Judgeman, meleqqq ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  6. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    11. Sınıf İnkilap Tarihi 4. Ünite NotLarı[Kurtulş Svşı]

    TULUŞ SAVAŞI

    KUVAYI MİLLİYE HAREKETİ

    Düşman işgalleri karşısında yurdun çeşitli yörelerinde ortaya çıkan milli direniş teşkilatlarına Kuvayı Milliye denir.İlk direnişler, güney cephesinde Fransızlara karşı başlamıştır.Kuvayı Milliye, teşkilat olarak batıda Yunan işgallerine karşı ortaya çıkmıştır.

    İstanbul Hükümeti'nin işgaller karşısındaki çaresizliği, Mondros Ateşkes Antlaşması ile orduların dağıtılması Kuvayı Milliye'nin ortaya çıkmasına neden olan etkenlerdir.

    1919'un Temmuz ve Ağustos aylarında yapılan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Kuvayı Milliye'nin insani ve maddi yönden desteklenerek ortak bir cephe oluşturulması kararlaştırıldı ve böylece Batı Cephesi meydana geldi.

    Sivas Kongresi'nden sonra Ali Fuat Paşa ,düzenli orduların oluşturulmasından sonra da İsmet Paşa Batı Cephesi komutanlığına getirilmişlerdir.

    MUSTAFA KEMAL'İN SAMSUN'A ÇIKIŞI (19 Mayıs 1919)

    I.Dünya Savaşı'nda Suriye'de görev yapan Mustafa Kemal , Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası İstanbul'a geldi.İstanbul'dan vatanın kurtuluşunu mümkün görmeyen Mustafa Kemal Anadolu'ya geçmeye karar verdi.

    Samsun ve çevresinde Türkler ile Rumlar arasındaki çatışmaları önlemek isteyen İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal'i 9.Ordu Müfettişi olarak görevlendirdi.

    Mustafa Kemal,Doğu Anadolu'da sivil ve askeri kurumlara emretme yetkisini de alarak 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a hareket etti.

    Asıl amacı milli mücadeleyi başlatmak ve organize etmek olan Mustafa Kemal arkadaşlarıyla birlikte 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a ayak bastı.

    Bu tarih ,Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

    HAVZA BİLDİRİSİ (28 Mayıs 1919)

    M.Kemal,milli bilincin uyandırılması amacıyla yayınladığı bildiriyle,bütün yurtta işgallerin protesto edilmesini ve mitingler tertiplenmesini istedi.

    AMASYA GENELGESİ (22 Haziran 1919)

    M.Kemal ile Rauf Paşa,Ali Fuat Paşa ve Kazım Karabekir haberleşerek ortak bir genelge yayınladılar.

    Bu genelgenin maddeleri şunlardır:
    Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir.
    İstanbul Hükümeti üzerine düşen vazifeyi yerine getirememektedir.
    Milletin istiklalini ,milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
    Vatanın her türlü etki ve denetimden uzak bir bölgesinde (Sivas'ta) milli bir kurul toplanmalıdır.
    Her ilden milletin güvenini kazanmış üç kişi seçilerek acele ve gizli olarak bu kurula gönderilmelidir.
    ÖNEMİ:
    Kurtuluş Savaşı'nın sebebini ve yöntemini açıklar.
    Kurtuluş Savaşı'nın resmen ilanıdır.
    Milli egemenlik yolunda ilk adımdır.

    NOT:Yetkilerini aştığı gerekçesiyle İstanbul'a geri çağırılan Mustafa Kemal,dönmeyince görevinden alındı.M.Kemal, hem görevinden, hem de askerlikten istifa ettiğini bildirdi.(7-8 Temmuz 1919)

    ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz 1919)

    Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından Ermenilere karşı düzenlenen bu kongreye Mustafa Kemal de katılmış ve başkan olarak seçilmiştir.

    Kongrede alınan kararlar şunlardır:
    Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
    Vatanın bağımsızlığını İstanbul Hükümeti sağlayamazsa geçici bir hükümet kurulacaktır.
    Manda ve himaye kabul edilemez.
    Milli iradeyi hakim, Kuvayı Milliye'yi etken kılmak esastır.
    Azınlıklara, milli bütünlüğü ve egemenliği zedeleyici ayrıcalıklar verilemez.
    Meclisin toplanmasına çalışılacaktır.
    NOT:Kongre sonunda "Temsil Heyeti" seçilmiş ve Mustafa Kemal heyet başkanı olmuştur.

    SİVAS KONGRESİ (4-11 Eylül 1919)

    Yurdun her tarafından temsilcilerin katıldığı kongrede, Erzurum Kongresi kararları kabul edilmiştir.Manda meselesi uzun tartışmaların ardından reddedilmiştir.Bütün cemiyetler, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adıyla birleştirilmiştir.

    Temsil Heyeti, sayıca genişletilmiş, yetkileri artırılmış ve başkanlığına yine Mustafa Kemal getirilmiştir.

    OSMANLI HÜKÜMETLERİ VE TEMSİL HEYETİ

    Anadolu'da, işgallere karşı çıkanlar, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının etrafında bir araya geliyorlardı.Bu ilk tepkiler zamanla yerini direnişe ve mücadeleye bıraktı.İstanbul Hükümetleri, Anadolu'da işgallere karşı çıkma eylemi olarak başlayan ve milli mücadele olarak adlandırılan bu hareketten rahatsız oldular.İtilaf Devletleri'nin bu direnişe kızacağını ve tüm yurdun da elden gideceğini savunan İstanbul Hükümetleri, işgalci devletlerin baskılarıyla mili mücadeleyi baltalamaya çalışmışlardır.Bu hükümetlerden en fazla milli mücadele karşıtlığı yapan, Damat Ferit Paşa Hükümetidir.

    Anadolu'da ise Temsil Heyeti, milli bir hükümet gibi, T.B.M.M. açılana kadar görevini yapmıştır.

    AMASYA GÖRÜŞMELERİ (22 Ekim 1919)

    Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin temsilcisi, Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında Amasya'da yapılmıştır.Aşağıdaki şu konularda bir anlaşma sağlanmıştır:
    Türk vatanının bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunması.
    Müslüman olmayan azınlıklara devletin birliğini bozacak ayrıcalıklar tanınmaması.
    Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin İstanbul Hükümeti'nce tanınması.
    Mebuslar Meclisi'nin Anadolu'da, güvenli bir yerde toplanması.
    İtilaf Devletleri'yle Osmanlı Devleti'nin barış amacıyla yapacağı konferansa Temsil Heyeti'nce de uygun görülecek kişilerin gönderilmesi.
    İstanbul Hükümeti, anlaşma maddelerini benimsediği halde, meclisin Anadolu'da toplanmasını kabul etmedi.

    ÖNEMİ:İstanbul Hükümeti görüşmelere katılmakla Temsil Heyeti'nin varlığını tanımış oldu.

    TEMSİL HEYETİ'NİN ANKARA'YA GELİŞİ (27 Aralık 1919)

    Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti, yakın bir tarihte toplanacak olan Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin çalışmalarını yakından takip edebilmek amacıyla Ankara'ya geldiler.Coğrafi konumu, ulaşım ve haberleşme kolaylığı ile Batı Cephesi'ne yakın oluşu nedeniyle Ankara merkez olarak kabul edilmiştir.

    SON OSMANLI MEB'USAN MECLİSİ VE MİSAK-I MİLLİ

    Mustafa Kemal İstanbul'un işgal altında olması nedeniyle buradaki meclisin rahat çalışamayacağını, sıhhatli kararlar alamayacağını, alınsa bile uygulanamayacağını söylemiştir.

    Başşehrin İstanbul olması, padişahın varlığı ve anayasa gereği meclis,12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplandı.

    Kendisi İstanbul'a gidemeyen Mustafa Kemal, meclis başkanı seçilmek ve Müdafaai Hukuk Grubu kurulmasını istediyse de bu mümkün olmadı.Osmanlı meb'usları, kendi aralarında Felah-ı Vatan Grubu'nu oluşturdular.Bu grup, Misak-ı Milli adlı bir bildiri yayınlayarak bunu meclista ilan ettiler.

    MİSAK-I MİLLİ KARARLARI
    Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türk vatanıdır.
    Halkının çoğunluğu Arap olan ülkelerde ve vatandan koparılmak istenen Batı Trakya ve Doğu Anadolu'da kaderini tayin için halk oylaması yapılmalıdır.
    Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır.
    Azınlıklara, dışarıdaki Türklere verilen haklar kadar hak verilebilir.
    Güvenliği sağlanmak şartıyla boğazlar dünya ticaretine açılabilir.
    ÖNEMİ:

    Misak-ı Milli,
    milli mücadelenin hedefini,
    vatanın sınırlarını ve
    bağımsızlık esaslarını benimseyip gerçekleştirmeye çalışmıştır.
    İSTANBUL'UN İŞGALİ (16 Mart 1920)

    Meclisin kendi yararlarına karar alacağını uman İtilaf Devletleri, Misak-ı Milli kararlarının geri alınması için önce Ali Rıza Paşa, sonra da Salih Paşa hükümetlerine baskı yaptılar.

    Bir sonuç alamayınca İstanbul'u resmen işgal ettiler, meclisi basarak, kimi milletvekillerini Malta'ya sürdüler.

    ÖNEMİ:
    İstanbul'un işgali Mustafa Kemal'in haklılığını ortaya çıkardı.Kaçabilen bir çok mebus, aydın komutan ve gazeteci Anadolu'ya geçti.
    T.B.M.M.'nin açılması için ortam oluştu.
    M.Kemal, işgali protesto ederek yeni seçimlerin yapılmasını istedi.
    T.B.M.M.'NİN AÇILIŞI (23 Nisan 1920)

    Yeni seçimlere gidildi.Meclis, yeni seçilenler ve Osmanlı meclisinden kaçabilenlerin katılmasıyla Ankara'da toplandı.T.B.M.M. Türk milletini temsil ettiğini ve kendi üstünde güç kabul etmediğini tüm dünyaya ilan etti.

    T.B.M.M.'YE KARŞI AYAKLANMALAR

    T.B.M.M. 'ye karşı başgösteren ayaklanmalar dört grupta değerlendirilebilir.
    İngilizlerin desteğiyle İstanbul hükümetince çıkarılan ayaklanmalar: Kuvayı İnzibatiye (Halifelik Ordusu), Anzavur Ayaklanması.
    İstanbul hükümetinin desteklediği ayaklanmalar: Bolu, Düzce, Hendek, Afyon, Adapazarı, Konya, Yozgat ve Milli Aşireti ayaklanmaları.
    Kuvayı Milliye yanlısı olup sonradan ayaklanmalar: Ethem Bey, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe.
    Azınlık ayaklanmaları: Adana'da Ermeniler, Karadeniz'in doğusunda Rumlar, işgalci devletlerin yardımıyla kendi devletlerini kurmak için ayaklandılar.
    NOT:Kışkırtma ile çıkan ayaklanmalarda din istismarı yapılmış, Kuvayı Milliye liderleri ise şahsi hırsları yüzünden ayaklanmışlardır.

    AYAKLANMALARA KARŞI T.B.M.M.'NİN ALDIĞI TEDBİRLER
    İstanbul'daki Şeyhülislam Dürrizade'nin fetvasına karşı Ankara müftüsü Rıfat Börekçi'den milli mücadelenin desteklenmesi yönünde fetva alındı.
    Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.
    İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
    İstanbul'la tüm ilişkiler kesildi.
    AYAKLANMALARIN SONUÇLARI
    İşgallerden kurtuluşun gecikmesine neden oldu.
    Kardeş kanı döküldü.
    Düşman ilerleyişine fırsat tanınmış oldu.
    T.B.M.M. işgalleri bastırarak otoritesini kabul ettirdi.
    SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

    Osmanlı Devleti'nin İtilaf Devletleri'yle imzalamış olduğu son antlaşmadır.İtilaf Devletleri, kendi aralarındaki anlaşmazlıklar ve Türk Milletinin direnişi sebebiyle, diğer İttifak Devletleri'nden sonra Türklerle anlaşma yapmak zorunda kalmışlardır.Antlaşma, Saltanat Şurası'nda görüşülmüş ve Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından imzalanmıştır.

    ANTLAŞMA ŞARTLARI
    Osmanlı ülkesi, İstanbul ile Anadolu'nun küçük bir bölümünden ibaret olarak kalacaktı.Osmanlı Devleti, eğer azınlıkların haklarını gözetmezse İstanbul da elinden alınacaktı.
    Boğazlar tüm devletlere açık bulundurulacak ve uluslararası bir komisyon tarafından idare edilecekti.
    Doğu Anadolu'da iki yeni devlet kurulacaktı (Ermenistan ve Kürdistan).
    İzmir ve çevresi ile Batı Trakya; Yunanistan'a,
    Antalya ve Konya yöreleri ile İç Batı Anadolu; İtalya'ya,
    Suriye,Adana,Malatya ve Sivas çevreleri; Fransa'ya,
    Irak ve Arabistan İngiltere'ye verilecekti.
    Askerlik zorunlu olmayacak,asker sayısı azaltılacak ve orduda ağır silahlar bulundurulmayacaktı.
    Azınlıklara geniş haklar verilecek ve kapitülasyonlardan bütün devletler yararlanacaklardı.
    T.B.M.M.'NİN ANTLAŞMAYA TEPKİSİ
    T.B.M.M. antlaşmayı tanımadığını bildirdi.
    Antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etti.

    DÜZENLİ ORDULARIN KURULMASI

    Kuruluş Sebepleri:
    Kuvayı Milliye birlikleri her ne kadar Yunan orduları ile mücadele etse de, kesin zaferler elde ederek başarılı olamadı.
    Kuvayı Milliye birlikleri eğitimsiz ve disiplinsizdi.İhtiyaçlarını halkta zorla alma yoluna gitmiş ve halkın tepkisini çekmeye başlamıştı.
    Zafer, her yönden iyi donanımlı bir orduyla elde edilebilirdi.
    T.B.M.M.'nin açılışının ardından düzenli orduya geçiş süreci hızlandı.Haziran 1920'de Batı ve Doğu Cepesi Komutanlıkları kuruldu.Kuvayı Milliye birlikleri de bu ordulara bağlandı.Düzenli orduya katılmak istemeyen bazı Kuvayı Milliye yanlıları da ayaklandılar.Yunanlılara karşı başarılar elde ederek takdir toplayan Ethem Bey (Çerkez Etem), üzerine gelen düzenli ordu birliklerine direnmeden Yunanlılara sığındı.

    SAVAŞ DÖNEMİ
    Kurtuluş Savaşı'nda Türk Ordusu, üç cephede savaştı.
    Doğu Cephesi'nde Ermenilerle,
    Güney Cephesi'nde Fransızlarla,
    Batı Cephesi'nde ise Yunanlılarla mücadele edildi.

    A) DOĞU CEPHESİ ve ERMENİ SORUNU

    Ermeniler, yüzlerce yıl Türk hakimiyeti altında çok rahat bir hayat sürdürüyorlardı.Rusya, Fransa ve İngiltere'nin kışkırtmaları sonucu ayaklanmalar başladı.1878 Berlin Antlaşması'na Ermenilerle ilgili maddeler konulunca Ermeni sorunu uluslararası bir sorun haline geldi.

    I.Dünya Savaşı'nda Ermeniler, Ruslarla birlikte hareket ederek Türk köylerine baskınlar düzenlediler ve bir çok yerde toplu katliamlar yaptılar.Bu nedenle Osmanlı Devleti, Türk ordusunu arkadan vuran ve bir çok masum insanı acımasızca öldüren Ermenileri, o zamanlar ülke sınırları içerisinde bulunan Suriye'ye göç ettirdi.(1915/ErmeniTehciri)

    I.Dünya Savaşı'nın bitiminde Kafkasya'nın güneyinde, başkenti Erivan olan bir Ermeni Devleti kurdular.Sınırlarını Doğu Anadolu'da da genişletmek amacıyla Türk topraklarına saldırdılar.

    Kazım Karabekir Paşa'nın Doğu Cephesi Komutanı olmasının ardından Ermeniler kısa sürede Doğu Anadolu'dan çıkarıldılar.Ermenilerin isteğiyle, 2 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalandı. Ermeniler Doğu Anadolu ile ilgili iddialarından vazgeçerek Kars'ı Türkiye'ye bıraktılar.

    ÖNEMİ:T.B.M..M'nin imzaladığı ilk antlaşmadır.Uluslararası alanda kazanılmış ilk siyasi başarıdır.

    B ) GÜNEY CEPHESİ

    Fransızlar ve onların destekledikleri Ermeniler, bölgede halka zulmetmeye başlayınca ilk direnişler patlak verdi.Kuvayı Milliye birliklerinin oluşturulmasının ardından yöre halkı, Fransızları önce Maraş'tan (12 Şubat 1920), sonra da Urfa'dan (11 Nisan 1920) kovdu.Maraş'ta Sütçü İmam, Antep'te ise Şahin Bey direnişin önder ve sembol kahramanları oldu.Antep bir yıl savunmadan sonra teslim olmak zorunda kaldı.(9 Şubat 1921)

    Sakarya Zaferi'nin kazanlmasından sonra Türk topraklarının işgal edilemeyeceğini anlayan Fransa çekilmek zorunda kaldı.

    C) BATI CEPHESİ

    İngilizler, gizli anlaşmalarla Batı Anadolu'yu İtalya'ya vaad etmişlerdi.Ancak, Paris Konferan- sı'nda bu topraklar, Yunanlılara verildi.Çünkü, İngiltere, Batı Anadolu'da güçlü bir İtalya görmek istemiyordu.

    Yunanlılar, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin Misak-ı Milli'yi yayınlamasının ardından Sevri Türkler'e zorla kabul ettirmek için Batı Anadolu'da ilerlemeye başladılar.Yunanlıların İzmir'i işgali üzerine ilk olarak Kuvayı Milliye birlikleri, daha sonra da düzenli ordu birlikleri mücadeleye giriştiler.Milli mücadelenin kaderini belirleyen şiddetli savaşlar bu cephede yapıldı.

    I.İnönü Muharebesi (6-10 Ocak 1921)

    T.B.M.M.'nin kurduğu düzenli ordu birliklerinin ilk zaferidir.Yunanlılar, ilerledikleri Batı Anadolu'dan geri çekilmek zorunda kaldılar.Savaştan sonra Ethem Bey ( Çerkez Etem) birlikleri de dağıtıldı.

    Savaştaki başarısı nedeniyle , Türk milletinin T.B.M.M.'ye olan güveni arttı.Yunanlıların bozguna uğramaları İtilaf Devletleri'ni, şaşkına çevirmiş ve durumun görüşülmesi için Londra'da bir konferans düzenlenmiştir.

    Londra Konferansı (21 Şubat-12 Mart 1921)

    Sevr Antlaşması'nı biraz hafifleterek kabul ettirmek isteyen İtilaf Devletleri'nin isteğiyle yapıldı.İtilaf Devletleri, İstanbul Hükümetinin yanı sıra, T.B.M.M. Hükümeti de konferansa davet edildi.

    Konferansta, İstanbul Hükümeti temsilcisi Tevfik Paşa; "Söz, milletin gerçek temsilcilerinindir." diyerek sözü T.B.M.M. temsilcisi Bekir Sami Beye bıraktı.
    Bekir Sami Bey, Misak-ı Milli'yi dile getirdi.
    Bağımsızlıktan asla vazgeçilmeyeceğini ifade etti.

    (Sonuçta taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadı.)


    ÖNEMİ:
    T.B.M.M. İtilaf Devletleri'nce resmen tanınmış oldu.
    Misak- Milli'yi tanıtma fırsatı doğdu.
    Bağımsızlık için savaştan başka bir yolun olmadığı görüldü.

    Ankara Antlaşması (1 Mart 1921)

    T.B.M.M.Hükümetini ilk tanıyan islam ülkesi Afganistan olmuştur.
    Afganistan ile siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel ilişkileri geliştirmeyi amaçlar..
    recorrrrrr, Judgeman, BestCaptain ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  7. demetsy

    demetsy Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    çok güzel olmuş çok yardımcı oldu teşekkürler:)
    SEBİHA ve bell_ua bunu beğendi.
  8. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    teskkr ederm ne mutlu yardmcı oldysam sizlere :) ayrıca baska sıkntnz olrsa mesaj atarak ulaşablrsnz
    SEBİHA ve bell_ua bunu beğendi.
  9. demetsy

    demetsy Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    var:)inkılap tarihinde kongrelerinin en önemli maddeleri:)zahmet olmassa rica edebilirmiyim:)
    SEBİHA, mahmut77, bell_ua ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  10. FaRe_94

    FaRe_94 Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    0
    tbkide ne zmana lazm onu soyleyn yardmcı olrm fakat 2 gun snwm war mazur gorunuz
    bell_ua bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş