110-111 anlama yorumlama ve ölçme değerlendirme hiçbiryerde yok

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde kinqödevci tarafından paylaşıldı.

  1. kinqödevci

    kinqödevci Üye

    Katılım:
    31 Mart 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    acil yardım arkadaşlar;)
  2. kubilaygulay

    kubilaygulay Üye

    Katılım:
    23 Eylül 2010
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Sayfa 110
    NASREDDİN HOCA: (1208-1284)
    Türk halk bilgesi ve fıkra kahramanı .Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde 1208 yılında doğdu, 1284 yılında Akşehir'de öldü.Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun hayatıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.
    13 ve 14. yüzyıllar, Anadolu’da yaşayan Türk insanı için oldukça sancılı geçen yüzyıllardır. Bu yüzyıllar içinde büyük Türk devletlerinden olan Selçuklu Devleti güçlenmiş olsa da aslında Anadolu’da yaşayan Türk halkı için zorlu yıllar yaşanmıştır.


    Örgün eğitimin günümüzdeki kadar yaygın olmadığı bu dönemlerde tekke ve medreseler halkın eğitiminde çok büyük bir öneme sahiptir.Tekkeler, tasavvuf düşüncesinin, anlayış ve terbiyesinin derinleştirildiği ve halka takdim edildiği bir yerdir. Tekke , zâviye, hankah, âsitane ve dergâh gibi isimler altında birbirinden hemen hemen farksız olan bu kuruluşlara insanlar, dünya hayatının çeşitli meşakkat ve sıkıntıları ile yorulan ruh ve bunalan gönüllerini dinlendirmek için giderlerdi. Onlar burada bir araya gelip boş zamanlarını değerlendirirlerdi.Tekkeler, özellikle kuruluş yıllarında, şeyhler tarafından seçilen yerlerde kuruluyorlardı. Bundan dolayı onlar, etraflarındaki insanların mânevî ihtiyaçlarını temin ederek, bölgelerinin insanlarına sahip çıkıyorlardı. Böylece Kur'an'ın tavsiye ettiği bir metod olan hikmet ve güzel öğütle insanları dine ve hakikata çağırıyorlardı.13. yüzyılın en önemli oluşumlarından biri Mevleviliktir. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin düşüncelerinin yaygınlaştırılması amacıyla Mevlana’nın oğlu Sultan Veled tarafından kurulan Mevlevilik, halkı Tanrı’ya davet etmiştir. Tanrı sevgisinden, insan sevgisinden hareketle, insanların isyan etmeleri engellenmiştir. Mevlevilik, insanlara huzuru sunmuş ve onların birbirlerine düşmelerini engellemiştir. Mevlana’nın şiirleri ve öyküleri halkı aydınlatmış ve insanlarımızın sevgi dolu bir ortamda yaşamalarını sağlamıştır. (Aralık 2006 Edebiyat Sandığı) 13 ve 14. yüzyıllarda Bektaşilik ortaya çıkmıştır. Bektaşilik, Hacı Bektaş-ı Veli’nin evrensel insan sevgisini yaymaya çalışmıştır. Din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan insanları eşit görmek gerektiği anlayışı halka yerleştirilmiştir. Türk insanının barışçıl yaklaşımı, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi düşünürlerin etkisiyle güçlenmiştir diyebiliriz.
    13 ve 14. yüzyıllarda çok büyük Türk şairleri ve düşünürleri yetişmiştir. Bu sancılı dönemlerde düşünür ve sanatçılarımız, Türk insanının derdine derman olmuştur. Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Gülşehri, Ahmedi, Kadı Burhaneddin, Nasreddin Hoca bunların en önemlileridir.

    SAYFA 111:
    1.Makalat'tan adlı metinin anlatımı mensur (düz yazı) biçiminde öğretici anlatımdır.
    2.Makalât dört kapı-kırk makam tertibi üzre kaleme alınmıştır. Bu tertip, Anadolu’daki ilk mutasavvıf olan Ahmed Yesevi'nin "Fakr*nâme"siyle hemen hemen aynıdır . Dört kapı (şeriat-tarikat-ma'rifet-*hakikat) kırk makam anlayışı Türk mutasavvıflarının kabul ve takip ettikleri bir sülük(yola girme) anlayışıdır.Bektaşilik,bu “Dört Kapı Kırk Makam” öğretisi ile somutlaştırılmıştır. İnsan, olgunlaştırma ve yetiştirmeye yönelik evrelerden geçirilerek toplumsallaştırılmaya çalışılır.
    3.Makalât'taki bazı ek ve kelimeler günümüz Türkçesine göre ses değişikliğine uğramıştır.Bazı kelimeler de kullanımdan düşmüştür.
    a) Metindeki günümüz Türkçesinde kullanılmayan kelimeler: "bahıllık,pes,hasad,nayıb, subaşı..." gibi sözcüklerdir.
    bahıl:cimri
    nayıb: (naib):Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse:
    pes: şimdi
    hasad:hizmetçi
    subaşı:Subaşılar Osmanlı Devleti döneminde; barış zamanında asayişi sağlayan, savaş zamanında da orduda çeşitli görevlerde bulunan subaylardır.(günümüzde "subay" sözcüğü)
    Tarihi süreç içerisinde dildeki kelimelelerin değişmesinin sebepleri:
    Kültürel sosyal ve kültürel değişmeler
    savaşlar, göçler
    b)didik > dedik
    vardur > vardır
    öyke > öfke
    kal'a > kale
    c)
    Şeytanın yardımcısı nefistir. Şeytanın muhafızları da kibir, hased, cimrilik, aç gözlülük, öfke , gıybet ve kahkaha, masakaralıktır.Bunların hepsi sabırla hayra döner.
    İnsana cimrilik gelirse cömertliği ona havale etmek gerek.
    Hased, cimrilik, (edebiyatfatihi.blogspot.com'd an alıntıdır.)açgüzlülük dünyayı terk etmekle ortadan kalkar.
    Kibrin aslı şeytan ; miskinliğin(ek bilgi: miskin:tasavvufta) yoksul, benliğinden geçmiş kişi) aslı ise Rahman'dır.
    İnsanoğlu yüzünü Allah'ın dileğine döndürmelidir.(çalap Eski Anadolu Türkçesinde Tanrı demektir)...

    ç) Metnin yazılış amacı: Hacı Bektaş-ı Veli eserini döneminin tasavvuf ve hayat anlayışını ,Allah aşkını ve bu aşkın verdiği coşkuyu ,İslam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazmıştır.
    d)Metin öğretmek, aydınlatmak, (edebiyatfatihi.blogspot.com'd an alıntıdır.Orijinal içerik için ziyaret edebilirsiniz) bilgi vermek amacıyla yazıldığı için dil sade ,açık, anlaşılırdır.

















    NOT: ALINTIDIR
    gugi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş