145 ve sonrasıı ???

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde yasemin_2009_ tarafından paylaşıldı.

  1. yasemin_2009_

    yasemin_2009_ Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    145 . sayfa ve sonrası yapan varmıı _??:cold:
    hlmy16 bunu beğendi.
  2. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    sayfa 145

    sayfa 145 hazırlık çalışması 1-)Herkültürün ve her topluluğun bir arada yaşayan halkın ,ürünlerini nesle taşımak kolay olmadığı gibi aşamalı ve uzun bir iştir de.Onu geliştirip en güzel sözlerle , hitaplarla süslemek ancak halkın , topluluğun yapabileceği bir etkinliktir.Bireysel olmadığı,toplumu işleyen toplumla bağdaşan fikirlerin ortası bulunan düşüncelerin işlendiği bir yazındır.
    Bu zamana kadar gelmiş her kültürün, ürünün oluşumunda yardımcı olan öğelerin arasında toplum hep bulunur.Bir tek kişiden değil birçok kişiden oluşur.Yaşanmışlıkların,görmüşlüklerin,umutların, acıların, sevdaların,kahramanlıkların, kavgaların, mutlulukların işlendiği yer yine toplumdur.
    İnsan doğayı öyle bir şekle sokmuştur ki gönlünü karanlık bir odaya benzettiği gibi mutsuzluğu da tüm yaşanmışlığa adamıştır. Şiirlerinde ,yazılarında , dünyayı,mutluluğu ,aşkı farklı farklı ele almış onca sanatçı vardır ki onları okuduğunuzda yaşadığınız dünyayı bir de siz şekillendirmeyi denersiniz.
    İnsan ayak bastığı ortamdan yaşayışını,adetlerini en genel özelliğiyle de kimliğini belirleyebilirsiniz.
    Bir millet üzerinde yaşadığı topraklardaki bütün herşeyi kendi tırnağıyla büyük bir ustalıkla işlemiş ve bugünlere kadar taşımıştır. Milletin işlediği o topraklar onları en güzel biçimde tanımlayan bir unsur haline gelmiş ve aynı zamanda onların edebi bir kimlik kazanmalarında önemli katkıda bulunmuştur.

    1.edebiyat milletlerin, kültürlerinin ,manevi değerlerinin tarihi kimliklerinin bir sentezi olarak vücut bulur..her millet has bir tarzda edebi eser verir.yazar,sosyal bilinci yerleşmiş,mensubu olduğu milleti tanıyan bir bireydir.dolayısıyla da kimi zaman eleştirerek kimi zaman övgüler dizerek o milleti anlatır.toplumsal taşlamaların çok olduğu toplumların gittikçe batağa saplandığını birçok örnekte görebiliriz.edebiyatçı,sırtına ağır bir yük alır ve gerektiğinde sevilmemek pahasına doğruyu söyler.her ne kadar birçok toplumda yazarlar hak ettikleri değere ulaşamamışlarsa da bu durum ,toplumların kendi kimliklerinden kaçmalarıyla açıklanabilir.çünkü yazar ,kendi öyle istediği için değil,gerçekten öyle olduğu için toplumu eleştirmiştir.edebiyatçı,yaşadığı topluma kuşbakışı bakabilen kişidir.bizim görmediğimiz dikkat etmediğimiz olayları olguları genel bir perspektiften eserine taşır ve çeşitli sonuçlara götürür.

    2.XVIII.yy.dan sonra eski gücünü kaybetmeye başlayan osmanlı devletinde toprak kayıpları başlamış ,vatanlaştırılmış coğrafyaların elimizden çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalınmıştı.osmanlı-rus savaşı ,türk yunan savaşı ,balkan savaşları ,1 dünya savaşı ve milli mücadele ile osmanlı devleti taarruz eden ‘’vatan açan ve açtığı vatanları iskan ve imar eden ‘’bir durumdan toprak kaybeden ,sürekli müdafaa eden eldekini korumaya çalışan geniş osmanlı coğrafyasından anavatana çekilmek zorunda kalan hatta orasını bile kaybetme aşamasına gelen bir duruma gelmiştir.bu durumda osmanlı aydınlarının buna seyirci kalması beklenemezdi.bu bakımdan devrin şair ve yazarlarının milleti gayrete getirecek ,onları mücadeleye çağıracak yazılar yazdığını görüyoruz..


    3.hümanizm aydınlanma döneminde ortaya çıkmış bir akımdır.insan merkezli düşünce sistemi olarak adlandırabildiğimiz hümanizmle insana toplum içinde verilen değer arttırılmış eşitlik söz konusu olmuştur.sonrasında yaşanan fransız ihtilali ve sanayi devrimi gibi
    gelişmeler hümanizm düşüncesinin dahada gelişmesine ve daha fazla aydın tarafından ele alınmasına olanak sağlamıştır.sanayi devrimi ,iletişim imkanlarını geliştirmiş ,haklarından habersiz yaşan insanlar daha farklı çevreler görerek kendi haklarını talep eder hale gelmiştir.avrupada yaşanan tüm bu gelişmeler insanların özgürlük ve adalet arayışlarında etkili olmuştur.farklı yönetim sitemleriyle şekillenen halk ihtilalleri birçok ülkenin yönetimini değiştirmiştir.daha sonra günümüz yönetim şekli dediğimi ,her bireye seçme ve seçilme şansı tanıyan cumhuriyet ,tüm dünyada en çok rağbet gören yönetim şekli olmuştur.bu yüzden demokrasi kavramı gibi cumhuriyette eski yunan ve roma medeniyetlerinden biri bilinen kavramlar olmasına rağmen yüzyılımızda gerçek anlamada geniş kitleler üzerinde uygulanmaya başlanmıştır.16.yy.da henüz birey kavramı ve vatandaş kavramı ortaya çıkmadığından bu yüzyıl ,cumhuriyet düşüncesi ,için erken bir dönemdir ,bu kavramların tam olarak kabul görmesi gelişmesi ve olgunlaşması çağımızda gerçekleştiğinden cumhuriyet rejimi için çağımızın rejimi demek uygun olacaktır.


    sayfa 148 :
    2.a) ulus devlet anlayışı etrafında birleşmekte
    b)dönemin düşünce akımlarının ortaya çıktığını göstermektedir

    sayfa 149 =
    1)Sizler = gül, genç kızların türküsü, bülbül, aşk
    Ben=yılan dişli diken,acı, ses,üç telli saz, çevre(mendil)

    Sayfa 150 =
    Anlama ve yorumlama:
    1.a)ikinci şiirdeki sade dil ve milliyetçilik teması göstermektedir
    b)1. şiir Mithat cemil kuntay, 2.şiir ziya gökalp
    2)dönemin siyasi, sosyal ve fikir yapısında bir çalkantı olduğunu , devletin varlığıını sürdürmesi için çabaların arttığını gösterir
    3)eşitlik ve özgürlük temelinde , sosyal ve güçlü bir hukuk devleti olması gerekir
    dogan kuse, faikcan, gnyyrli ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    yasemin_2009_ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş