162 den kitabın sonuna kadar yapan varmı

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde kaskan tarafından paylaşıldı.

  1. kaskan

    kaskan Üye

    Katılım:
    9 Mart 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    :)162 den kitabın sonuna kadar yapan varmı yardımçı olun lütfen herkez yararlansın şimdiden sa olun:eek::)
  2. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri ve Dağılışı
    Etkinlik Çalışması:( S- 162) Türkiye Nüfus piramidi incelerek;
    1-Piramidin geniş tabanlı üçgene benzemesinin nedenleri nelerdir?
    Ülkemizde doğumların henüz çok yüksek olduğunu ve çocuk nüfusun fazla olduğunu ve doğum kontrolü ve nüfus planlamasının yeterince yapılamadığından dolayıdır.
    2- Hangi yaş grubu daha fazladır?
    Çocuk yaş grubu daha fazladır. Buna 25 yaş grubuna girenler eklendiğinde en fazla 0- 25 yaş arası daha fazladır.
    3- Genç nüfus(15- 35 yaş arası) yaklaşık ne kadardır?
    Yaklaşık 34 -35 milyon kadardır.
    4- Tabanının daralmasından hangi sonuçlar çıkarılabilir?
    Ülkemizde son 15- 20 yıldan itibaren nüfus planlaması çalışmalarının yapılmaya başlandığı ve doğumların azalmaya başladığını gösterir.
    5- Nüfusun yaş yapısına bakarak olumlu ve olumsuz özellikleri belirtiniz.
    0–14 yaş grubundakilerin oranı ülkemizde %27,2’ dir. Türkiye’de toplam nüfusun %50 si 20 yaşın altındadır. Yani ülkemiz genç nüfusludur. Çocuk nüfus da diyebileceğimiz bu grubun oranı oldukça yüksektir. 1960lardan beri düşüş gösteren bu gruptakilerin oranı yine de yüksektir. Bu durum nüfusumuzun Genç Nüfus yapısına sahip olduğunu gösterir. Avrupa’nın en genç nüfusu sahip ülkesi durumundayız.
    Türkiye’de, 0 – 14 yaş grubundakilerin fazla olması beslenme, giyinme ve eğitim ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerektirmektedir. Bu alanda yapılan yatırımlara demografik yatırımlar denir. Gelişmiş ülkelerde genç nüfusun azlığı nedeni ile bu yatırımlar toplam yatırımların % 12,5'ini oluştururken, bu oran az gelişmiş ülkelerde % 42'ye kadar çıkmakta, bu da gelişme hızlarını azaltmaktadır.
    Genç nüfusun fazla olmasının yararları
    1.Gerekli iş gücünün kolayca temin edilmesi, 2.İhtiyaç halinde kolayca büyük bir ordu kurulabilir. 3.Tüketim ihtiyaçlarından dolayı ticareti canlandırır.
    Genç nüfusun fazla olmasının yol açtığı sorunlar:
    1.İşsizlik, 2.Ailelerin geçim sıkıntısına düşmesi, 3.Göç hareketleri, 4.Konut yetersizliği, 5.Eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamalar,6-Aile kurup nüfusu daha da artırma sorunu.
    Nüfusumuzun büyük bir bölümü 15- 64 yaş grubu arasındadır. Buna göre nüfusumuzun yaklaşık %66,4 ‘ü aktif nüfus durumundadır. Bu oran bütün ülkelerde yüksektir. Bu oran yurdumuzda üretime katılabilecek büyük bir iş gücü kapasitesi olduğunu gösterir.
    Nüfusumuzun %6,4ünü yaşlı nüfus oluşturur. Bu gruptakilerin oranı bir ülkenin gelişme düzeyini ve hayat standardını vermesi bakımından önemlidir. Ülkemizdeki yaşlı nüfus oranı giderek artmaktadır. Bunda tıptaki ve yaşam şartlarındaki gelişmelerin payı büyüktür. 15- 64 yaş grubu oranı kentlerde kırlara göre daha yüksektir. Bunun Nedeni; kırsal kesimde çocuk sayısının çokluğu ve çalışma çağındaki nüfusun kırsal kesimden kentlere göç etmesidir.
    Gelişmiş ülkelerde çocuk nüfusu % 30’un altında, Yaşlı nüfus genelde % 15 ‘in üstündedir. Geri kalmış ülkelerde ise % 40’ın üstündedir. Geri kalmış ülkelerde yaşlı nüfus azdır. (% 4- 8)
    0–14 ile 65 Yaş üstü nüfusa bağımlı nüfus denir. Bu gelişmiş ülkelerde fazla, geri kalmış ülkelerde azdır. Ülkemizde bağımlı nüfus sayısı fala olup, çalışanların yükü ağırdır. Bu durum temel ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaratır. Tüketici nüfus fazla, üretken nüfus azdır. Bu nedenle ekonomik bağımlılık oranı yüksektir. Okul çağındaki nüfus fazladır. Ortalama insan ömrü kısa olmasına rağmen giderek uzamaktadır.

    6- Ülkemiz piramidine bakarak hangi tür ülkelere girer belirtiniz?
    Bu özellikleri ile ülkemiz piramidi doğum oranları hızla azalan gelişmekte olan ülkeler özelliği gösterir.
    Ders dışı etkinlik( S–163)
    Birinci grafikte kentlerde ki kadın erkek oranının yıllara göre değişimi grafiğine bakıldığı zaman kent nüfusu içinde erkeklerin hep önde olduğu görülmektedir. Bunda temel neden özellikle 1950 yıllarından sonra başlayan kırdan kente göç olayı ve genelde de göçe genç ve erkek nüfusun katılmasının etkisi fazladır.
    II. grafikte kırsal alanda kadın erkek nüfus dağılışına bakıldığı zaman genelde kadın nüfusun erkek nüfustan fazla olduğu dikkat çekmektedir. Son sayımda kadınların sayısı erkekleri geçtiği görülmektedir. Bunun da nedeni göç olayının artık eskisi kadar hızlı olmayıp yavaş yavaş dengeyi bulduğunu gösterir.
  3. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Etkinlik Çalışması(S–163)

    İller Erkek Kadın Nedeni
    İstanbul 5.088.000 4.930.000 Göç alması
    İzmir 1.699.000 1.672.000 Göç alması
    Kocaeli 625.000 581.000 Göç alması
    Kastamonu 182.000 194.000 Göç vermesi
    Kırşehir 125.000 129.000 Göç vermesi
    Sinop 110.000 114.000 Göç vermesi
    Kars 169.000 156.000 Askeri birlikler yer alır.
    Erzincan 169.000 148.000 Askeri birlikler yer alır.

    Etkinlik Çalışması: Türkiye’de nüfusun çalışma kollarına dağılımı grafikleri (1980- 2000) incelenerek;
    1- Sektörlere göre dağılım nasıl bir değişim göstermiştir? Bu ülke ekonomik yapısı nasıl bir bilgi verir.
    Ülkemizde tarımsal nüfus azalırken sanayi ve hizmetler sektörü gelişmektedir. Ülkemiz ekonomisinin tarım ağırlıklı bir ekonomiden sanayi ağırlıklı bir ekonomiye doğru gittiğini göstermektedir.
    2-Ülkemizde 2000 yılı çalışanların dağılımına bakarak ülkemiz ekonomik yapısı hakkında neler söylenebilir? Gelişmiş ülkelerde sanayide çalışanların oranı %25 den fazladır. Yaklaşık olarak dağılım %60 hizmetler,%30 sanayi,%10 tarım şeklindedir. Bizim ülkemiz henüz bu rakamı yakalayamamıştır. Anacak bu yolda ilerlemektedir. Bu ülkemiz ekonomisinin gelişmekte olduğunu göstermektedir.

    Etkinlik Çalışması: Ülkemizin 1927- 2000 yılları nüfusun eğitim durumu grafiklerini inceleyerek;
    1-Ülkemizde 1927 – 2000 cinsiyetlere göre okuryazarlıkları karşılaştırınız.
    1927 de erkeklerde % 15 civarı olan bu değer, kadınlarda ise % 5 civarındadır. Erkeklerde kadınların üç katından daha fazla okuryazarlık olduğu görülmektedir.2000 yılında ise % 93 olan bu oran kadınlarda % 80 civarına gelmiştir.1927 deki yüksek fark kapandığı görülmektedir.
    2-Ülkemizde kadınlarda okuryazarlık oran oranı neden düşüktür? Yükseltilmesi için neler yapılmalıdır?
    Özellikle kırsal kesimde ve ülkemizin doğu kesimlerinde kız çocuklarının eğitiminin gereksiz görülmesi, onların bir an önce ev ve tarla işçisi olarak çalışma ortamına sokmak niyetiyle okula gönderilmemesi, bazı alanlarda dini inançlarını bahane edilerek gönderilmemektedir


    Ders dışı etkinlik:
    1- Türkiye’de şehir nüfusu hangi yıldan itibaren artmaya başlamıştır?
    1950 den sonra
    2-Şehir ve kır nüfusu arasındaki fark en fazla hangi yıldadır?
    1927 yılında,
    3-Kırsal kesimde doğum oranları fazla iken kırsal nüfusun azalma nedenleri nelerdir?
    Kırsal kesimden çeşitli nedenlerle kentlere doğru yapılan göçlerdir.
    4-Hangi yıldan itibaren kent nüfusu kır nüfusunu geçmiştir?
    1980 yılından itibaren,
    5–1950–1970 ile 1980- 2000 yıları arası değişimi karşılaştırınız.
    Bu yıllarda ( 1950–1970 ) kır nüfusu hızla azalmakta, kent nüfusu hızla artmakta ve aradaki fark kapanmaktadır.
    1980- 2000 yılları arasında ise kent nüfusu hızlı artışına devam etmekte, kır nüfusu ise azalmaktadır. 1980 de yakaladığı kır nüfusu hızla geçmekte ve aradaki fark artmaktadır.

    Türkiye'de Nüfus Hareketleri( NÜFUSUN TARİHSEL GELİŞİMİ)

    Sayım tarihleri Nüfus Yıl. N.Art.
    28.10.1927 13.648.270 -
    20.10.1935 16.158.018 21,1
    20.10.1935 17.820.950 19,59
    20.10.1940 18.790.174 10,59
    21.10.1945 20.947.188 21,73
    22.10.1950 24.064.763 27,75
    23.10.1955 27.754.820 28,53
    23.10.1960 31.391.421 24,63
    24.10.1965 35.605.176 25,19
    25.10.1970 40.347.719 25,01
    26.10.1975 44.736.957 20,65
    12.10.1980 50.664.458 24,88
    21.10.1990 56.473.035 21,71
    22.10.2000 67.853.315 18,35
  4. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Ders dışı etkinlik: Tablo ve grafiğe bakarak;
    1- Nüfusumuz sürekli aynı oranda artmıştır? Neden?
    Ülkemizde nüfus artış hızı düzensizlik sunar. Bazı yıllar daha hızlı, bazı yıllar daha az artış yaşanmıştır. O dönemlerdeki ülkemizdeki ekonomik, sosyal, siyasal ortamlar, nüfusun artması veya nüfus planlaması yapılıp, yapılmaması bunda etkili olmuştur.
    2-En düşük artış hangi sayım dönemleri arasında olmuştur?
    Türkiye’de en az nüfus artışı 1940–45 yıllarında olmuştur(%010,59). Sebebi ikinci dünya savaşından dolayı genç nüfusun askerde olması(seferberlik durumu2 milyona yakın erkek nüfus askere alınmış, Savaş nedeniyle, evlenmeler azalmış) ve savaş döneminin olumsuz ekonomik sıkıntılar çekilmiş ve kıtlık yaşanmıştır.

    3-En yüksek artış dönemi hangi sayımlar arasındaki dönemde gerçekleşmiştir?
    En fazla nüfus artışı 1955–60 yılları arasında olmuştur (%o 28,53). Savaşların bitmesi, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler gösterilebilir. .( sanayi, ulaşım, altyapı, ekonomik, sağlık yönünden gelişmeler.)


    1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004
    Yasam Süresi (Yıl)
    Toplam 66,0 66,4 66,7 67,1 67,5 67,8 68,2 68,6 69,0 69,4 70,4 70,6 70,7 70,9 71,1
    Erkek
    63,8 64,2 64,5 64,9 65,2 65,6 65,9 66,3 66,7 67,1 68,1 68,2 68,4 68,6 68,8
    Kadın
    68,3 68,7 69,1 69,4 69,8 70,2 70,6 70,9 71,3 71,8 72,8 73,0 73,2 73,4 73,6
    Bebek Ölüm Hızı (‰)
    Toplam 55,4 52,6 50,0 47,6 45,2 43,0 40,9 38,8 36,5 33,9 28,9 27,8 26,7 25,6 24,6
    Kaba Doğum Hızı (‰) 25,2 24,8 24,4 24,1 23,7 23,6 23,4 23,1 22,6 21,9 20,2 19,9 19,6 19,4 19,1
    Toplam Doğurganlık Hızı (Çocuk Sayısı) 3,07 3,00 2,93 2,87 2,81 2,75 2,69 2,63 2,56 2,48 2,27 2,25 2,24 2,22 2,21
    Kaba Ölüm Hızı (‰) 7,1 7,0 6,9 6,9 6,8 6,8 6,7 6,6 6,5 6,4 6,2 6,2 6,2 6,2 6,2
    Nüfus Artış Hızı (‰) 19,9 19,5 19,2 18,9 18,5 18,4 18,3 18,0 17,6 16,9 14,1 13,8 13,5 13,2 12,9


    Etkinlik çalışması: Türkiye’nin nüfus artış grafiklerine bakarak aşağıdaki soruları cevaplayınız.

    1- Yıllık nüfus artışının 1940–45 döneminde %010,59 ile en düşük seviyede olmasının nedenleri nelerdir? İkinci dünya savaşından dolayı genç nüfusun askerde olması(seferberlik durumu2 milyona yakın erkek nüfus askere alınmış, Savaş nedeniyle, evlenmeler azalmış) ve savaş döneminin olumsuz ekonomik sıkıntılar çekilmiş ve kıtlık yaşanmıştır.
    2- Yıllık nüfus artış hızı 1955–60 döneminde %o 28,53 ile en yüksek seviyededir. Savaşların bitmesi, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler gösterilebilir. .( sanayi, ulaşım, altyapı, ekonomik, sağlık yönünden gelişmeler.)
    3–1945 den sonra ilk kez 1990- 2000 döneminde % 0 20 nin altına inmiştir.
    4-Yıllık nüfus artış hızı 1980- 1985 döneminden sonra sürekli düşüş göstermiştir.
    5- Ölüm oranları 1935- 1940 döneminde en yüksek seviyeye ulaşmıştır.



    Türkiye'de Göçler ve Etkileri
    Etkinlik çalışması: Göçle ilgili metinlerden faydalanarak ülkemizdeki iç göçte etkili olan itici ve çekici faktörleri tespit etme.
    İtici Sebepler: Çekici sebepler:




    Etkinlik çalışması: İnsanları göçe iten resimlerin incelenerek göçe sebep olan sebepleri tespit:
    1- Tarımda makineleşmenin başlamasıyla oluşan işsizlik.( Kırsal kesimde iş imkânlarının sınırlı olması)
    2-Şehirdeki iş imkânları ve yaşam ve geçim imkânlarının fazla olması. Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkânlarının fazlalığı,
    3-Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
    4- Baraj inşası, kamulaştırma, toprakların elden çıkması,
    5-Sağlık imkânlarının iyi olması gelişmiş hastanelerin varlığı,
    6-Kırsal alanda eğitim hizmetlerinin yetersizliği,
    7-Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması,
    8-Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı,
    9-Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler,
    10-İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri,
    Etkinlik Çalışması: (S–175)
    1- Resimdeki insanlar bulundukları yerden başka yerlere ne amaçla gitmektedirler?
    Tatil yapmak, akraba ziyareti, turizm sektöründe çalışmak üzere,
    2-Gittikleri yerde ne kadar kalacaklar.
    Birkaç ay yani yaz tatili süresince kalacaklar.
    3- Gittikleri yerlerde ne yapacaklar?
    Birisi yazlıklarında kalıp, tatil yapıp dinlenecek, diğeri dedesini ziyaret edip, yaylalarda gezip eğlenip onlara yardım edecek, diğeri de turizm sezonunda Marmaris’te çalışarak para kazanacak
  5. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Etkinlik Çalışması: (S–178)- Göçe neden olan itici ve çekici faktörler:


    BİREYLER İTİCİ FAKTÖRLER ÇEKİCİ FAKTÖRLER
    Hasan bey Sağlık imkânlarının yetersiz olması Daha iyi sağlık imkânı
    Önay Hanım Tarım topraklarının yetersizliği ve makineleşmenin iş gücüne ihtiyacı azaltması Daha fazla gelire sahip iş İmkânlarının bulunması,
    Güler Hanım Eğitim ve sağlık imkânlarının yetersizliği Eğitim ve sağlık imkânlarının şehirde gelişmiş olması
    Alaattin Bey Tarım topraklarının verimsizleşmesi Daha fazla gelire sahip iş İmkânlarının bulunması,
    Menekşe Hanım Doğal afetlerin yol açtığı yıkım Yeni bir yerde yaşama isteği
    İsmail Bey Küçük kentlerdeki çalışma, Pazar üretim ve tüketim yetersizliği (işim kanlarının kısıtlı Olması) İş ve işletmelerini büyütecek imkanlara sahip olması,

    Etkinlik Çalışması( S- 179):


    FAKTÖR İTİCİ FAKTÖRLER ÇEKİCİ FAKTÖRLER
    Sağlık hizmetlerinin yetersizliği X
    İş İmkânlarının fazla olması X
    Eğitim imkânlarının yetersizliği X
    Daha kaliteli yaşam X
    Toprakların miras yoluyla bölünmesi X
    Tarımda makineleşme X
    Doğal afetler X

    Bulmaca: 1- Makineleşme, 2-Beyin göçü, 3-Erozyon, 4-Almanya, 5-Tarım, 6-Sanayi,
    Kıtalar ve Okyanuslar, Keşifler ve özellikleri
    Etkinlik Çalışması:
    1- Yorum
    2- Coğrafi keşiflerin amaçları konu içinde ayrıntılı işlenecek,
    3-Batlamyus’un çiziği harita incelenerek, günümüzdeki şekline en yakın kıta hangisidir?
    Avrupa Kıtası
    4-Hangi kıta günümüzdeki şekline benzemiyor? Neden?
    Afrika, Tamamıyla bilinmiyor, yani coğrafya bilgisi az, haritacılık gelişmemiş, Ayrıca yenidünya kıtaları bilinmediği için haritada yer almıyor.
    Etkinlik Çalışması:
    İpek yolunun önemi nedir?
    İpek yolu yükleri( ipek, porselen, baharat, kâğıt, değerli madenleri) taşıyan kervanlar sadece ticaretin gelişmesini sağlamanın yanı sıra, Asya ile Avrupa arasında günümüzde de izleri görülen kültür alışverişini de( kıtalar arası kültür alışverişini) sağlamıştır.2000 yıldan beri bölgede yaşayan dillerin, kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşır.
    2-İpek olu hangi bölgeleri önemli kılıyordu?
    Uzak doğu, Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu, Akdeniz ve Karedeniz limanlarını önemli kılıyordu.
    3-İpek yolu önemini ne zaman kaybetti?
    Ümit Burnu ve Hint deniz yolunun bulunması ile önemini kaybetti.
    4- Baharat ticareti hangi yolların önemini artırdı?
    Akdeniz kıyısı limanları ve deniz yolunu, Ayrıca önceleri Karadeniz, Yakın doğu ülkeleri, sonraları Kızıldeniz Mısır ve Suriye kıyılarındaki liman kentlerini önemli kılıyordu.

    Ticaret Yolları Önemi azalan Önemi artan
    Süveyş Kanalının açılması Hint Okyanusu ( Hint deniz yolu) Akdeniz.
    İpek yolu Hint okyanusu Akdeniz, Karadeniz,
    Baharat yolu Hint okyanusu Kızıl deniz, Akdeniz,
    Ümit Burnu’nun keşfi Akdeniz Hint okyanusu
    Panama Kanalının açılması Güney Amerika- Drake boğazı Orta Amerika - Karayip denizi
  6. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Bölgeler ve ülkelerarası etkileşimde teknolojik gelişmelerin rolü
    Etkinlik Çalışması: (S- 189) Kanada’da öğrenci Alex ile Kazakistan’daki öğrenci Darhan
    1- Günümüzde bu öğrenciler hangi yollarla haberleşebilirler?
    Telefon ( Sabit, cep, sms,), İnternet üzerinden, Mektupla,
    2- Birbirlerinin ülkeleri hakkında bilgileri nerelerden alabilirler?
    Yazılı medya, Yayın kuruluşları ( TV, Radyo), İnternet ortamından, konuyla ilgili kitap, dergi, ansiklopedilerden,
    3- Bundan 200 yıl önce Alex Kazakistan’a ne kadar sürede gidebilirdi? Günümüzde ne kadar sürede gidebilir?
    En az iki üç ay deniz yolculuğu, en az o kadar da kara yolculuğu yani 5–6 ay sürebilirdi. Günümüzde bu yolu 8–10 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşabilir.
    4-Dahran ülkesiyle ilgili çektiği fotoğrafları hangi yollarla arkadaşına yollayabilir?
    İnternetten mail yoluyla, Cep telefonundan mesaj yoluyla, Posta veya kargo yoluyla gönderebilir.
    Ders kitabındaki haber köşesinde yer alan Canlı yayın rekoru kırıldı adlı metin okunarak;
    Sayfa 190 da bulunan etkinlik çalışması yapılacak.

    Etkinlik Çalışması: (S- 190)
    II. Dünya Savaşı ve Vietnam savaşını I. ve II. Körfez savaşı ile habercilik hızı bakımından karşılaştırınız.
    II. Dünya Savaşı ve Vietnam savaşında savaş sırasında olup bitenler, dünyanın her tarafında yaygın olarak öğrenilemiyor, her, insanın o savaşta savaş günlerinde neler olup bittiğini öğrenemiyordu. Yani haberler geniş kitlelere ulaşamıyordu. Ayrıca gelen haberler anında gelmiyor günlerce hatta aylarca sonra öğrenilebiliyordu. Ayrıca savaş alanında nelerin olup bittiği yeterince görüntülenemiyordu.
    I. ve II. Körfez savaşında ise daha savaş çıkmadan yaşanan gelişmeler dakikası dakikasına öğreniliyor. Savaş başlamadan naklen yayın kuruluşları araçları savaş alanında yerlerini almış uydu teknolojisi ile savaşın içindeki insanlarla birlikte dünyanın her tarafı savaşı canlı olarak seyrediyordu. Önceleri günlerce sonra gazetelerdeki haberlerle yetinen insanlar ise I. ve II. Körfez savaşında anında canlı olarak ve günlerce süreyle naklen olarak savaşı izleme imkânı bulmuştur.
    Ders kitabındaki “ Nasıl teknoloji devi oldular” adlı metin okunarak, buna benzer örnekler açıklanacak ülkemizin durumu ve bizimde teknolojide ileri bir duruma gelebilmemiz için neler yapmamız gerektiği konulu beyin fırtınası ve tartışmalar yapılacak.

    Etkinlik Çalışması: (S- 192) Teknolojinin tarihsel gelişimi:
    15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa’da birçok yenilikler yapıldı. Yeni buluşlar ortaya konuldu. Avrupa’da ilerlemeye neden olan bu buluşlar, daha önce başka milletler tarafından da biliniyordu. Avrupalılar onları öğrenip geliştirdiler. Bunların en önemlileri, barutun ateşli silahlarda kullanılması, matbaanın geliştirilmesi ve pusulanın yaygınlaşarak denizcilikte kullanılmasıdır.
    Ortaçağ başlarında Avrupalılar kâğıt üretmeyi bilmiyorlardı. Yazıları genellikle tahta, taş, kil v.b. levhalar üzerine yazıyorlardı. Bu dönemde Çinliler ipekten, Türkler ise pamuktan kâğıt üretebiliyorlardı. Avrupa’da ipek ve pamuğun pahalıya mal olması nedeniyle çok az kullanılabiliniyordu. Bu nedenle de kâğıt üretimi çok az ve çok pahalıydı. Avrupalılar daha sonraları selülozdan kâğıt üretimini öğrendiler. Bu buluş ile kâğıt üretimi de çoğalarak ucuza mal edilmiş oldu.
    MİLATTAN ÖNCE:
    " 4241 Mısır ilk hassas takvim yapıldı,
    " 3200 Tekerleğin ilk kez Mezopotamya'da ve orta Avrupa'da kullanıldığı varsayılır.
    " 3200 Mezopotamya Sümerler yazıyı kullanan ilk halktır,
    " 3000 Mısır Hiyeroglif denen yazı sistemi bulundu,
    " 3000 Babil' de ilk toplama makinesi kullanıldı
    " 1300 Suriye Ugarit' de ilk alfabe kullanılmıştır.
    " 700 Lidya ( Türkiye) ilk para sikkesi kullanıldı,
    " 540 Miletli (Batı Anadolu'da liman kenti) THALES geometri okulunu kurdu ve kendi teoremini geliştirdi,
    " 450 Herodotos dünya haritası çizdi
    " 200 Yunan ARKHİMEDES kaldıraç kanunlarını keşfetti,
    " 105 Çinliler kâğıdı kullandı,

    MİLATTAN SONRA:
    " 999 Bir keşiş tarafından ilk mekanik saat icat edildi,
    " 1045 Çin Pi CHENG portatif matbaa harflerini keşfetti,
    " 1280 İtalyan ARMATİ gözlüğü icat etti (kontak lens üzerindeki ilk çalışmalar ise Leonardo da Vinci tarafından yapılmıştır)
    " 1450 Matbaa icat edildi, Tipografi basım yönteminin bütününü, ana kalıpların yapımı, dökümevlerinin kurulması, metinlerin dizilmesi ve el baskısıyla basım, Alman Jan Gutenberg tarafından gerçekleştirildi. Bu yeni buluş Ren vadisinde Avrupa’ya hızla yayıldı.
    " 1492 İspanyol Kristof KOLOMB Amerika'ya ayakbastı.
    " 1453 Polonyalı Keşiş Nikolas KOPERNICUS Dünya ve güneş sistemi kuramını ortaya attı
    " 1483 Rüzgârgülüyle birlikte eksiksiz ilk pusulanın Portekizli Ferrando tarafından yapıldığı sanılır.
    " 1507 İtalyan Amerigo VESPUCCİ Amerikanın yeni kıta olduğunu kanıtlar.
    " 1521 Türk Piri REİS Kitab-ı Bahriye adını verdiği gerçeğe en yakın Dünya haritasını yayınladı,
    " 1528 Türk PİRİ Reis ikinci haritasını yaptı,
    " 1592 İtalyan GALİLEO 30 kez büyüten teleskopu yaptı (daha önce Hollandalı gözlükçü Hans Lippershey ilk teleskopu bulmuştu)
    " 1618 Alman Johannes KEPLER Güneş sisteminin yasalarını keşfetti,
    " 1642 Fransız matematikçi Blaise PASCAL ilk toplama makinesini icat etti,
    " 1643 İtalyan Evangelista TORİCELLİ cıvalı barometreyi buldu,
    " 1687 İngiliz İsac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti,
    " 1630 Türk Hazarfen Ahmet çelebi yaptığı kanatlarla ilk kez uçmayı başaran adam oldu.
    " 1680 Türk Lagari Hasan çelebi aya gitme denemesini yaptı.
    " 1687 İngiliz İsac NEWTON evrensel çekim yasalarını keşfetti.
    " 1698 İngiliz Thomas SAVERY ilk buharlı makineyi yaptı,
    " 1742 İsveç Anders CELSİUS sıcaklık ölçümleri için standart geliştirdi,
    " 1763 Fransız Claude CHAPPE uzaktan yazma anlamına gelen Telgrafı icat etti,
    " 1783 Fransız MONTGOLFİER kardeşler ilk uçan balonla yolculuk yaptılar,
    " 1783 Fransız Louis LENORAD ilk paraşütü tasarladı,
    " 1796 Edward JENNER çiçek aşısını buldu,
    " 1777 İngiliz James WATT uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı,
    " 1799 İtalyan Alessandro VOLTA ilk elektrik bataryasını yaptı,
    " 1804 İngiliz Richard TREVİTHİCK ray üzerinde 16 Km hızla giden ilk lokomotifi icat etti,
    " 1826 Fransız Joseph NIEPCE ilk fotoğraf çekimini başardı,
    " 1830 Fransız terzi Berthelemy THIMONNIER ilk dikiş makinesini yaptı (bu tip makineleri üretip satan ilk kişi Isac SINGER dir)
    " 1837 İngiliz COOKE ve WHEATSTONE ilk elektrikli telgrafı icat ettiler,
    " 1843 ABD Samuel MORS kendi adını verdiği bir telgraf kodu tasarladı,
    " 1846 ABD dişçi William ORTON ilk kez ameliyatında uyuşturma ve ağrıyı azaltmak için eteri kullandı,
    " 1852 ABD Elisha OTİS ilk Asansörü icat etti,
    " 1860 Belçika Müh ilk tek zamanlı ve içten yanmalı motor yaptı,
    " 1863 İngiltere Londra’da ilk metro çalışmaya başladı,
    " 1865 İsveç Alfred NOBEL dinamiti İcat etti,
    " 1867 ABD Christopher SHOLES gerçek anlamda ilk daktiloyu icat etti,
    " 1869 Rus Dimitriy MENDELEYEV Periyodik elementler tablosunu yayımladı,
    " 1876 ABD İskoç asıllı Alexander Graham BELL ilk telefonu icat etmiştir. (Tarihteki İlk uzaktan konuşma denilen Tele-Phone konuşması 10 Mart 1876 BELL ile yardımcısı Watson arasında yapılmıştır)
    " 1877 ABD Thomas EDİSON Fonograf denilen ses kayıt cihazını icat etti,
    " 1878 İngiliz Joseph SWAN elektrik ampulünü icat etti,
    " 1879 Alman Ernest von SİEMENS ilk elektrikli treni icat etti
    " 1880 ABD Thomas EDİSON elektrikli ampulü güvenli hale getirerek satışa sundu,
    " 1884 Hiram MAXIM tam otomatik makineli tüfeği yaptı,
    " 1885 Fransız Louis PASTEUR kuduz aşısını buldu,
    " 1885 Alman Karl BENZ 14,5 Km hız yapabilen satış amaçlı ilk arabayı üretti,
    " 1887 ABD Emile BERLİNER Gramofonu (Plak) icat etti ve patentini aldı,
    " 1888 ABD George EASTMAN ilk taşınabilir fotoğraf makinesini yaptı,
    " 1894 Fransız LİMUERE kardeşler ilk sinema makinesini icat ettiler,
    " 1895 Alman Wilhelm RONTGEN X ışınlarını keşfetti,
    " 1895 İlk sinema filmi yapıldı,
    " 1896 İtalyan Guglielmo MARCONİ Radyo dalgalarıyla ilk yayını yaptı,
    " 1898 Danimarkalı Valdemer POULSEN İlk teybi icat etti,
    " 1901 İlk kez okyanus aşırı radyo yayını yapıldı,
    " 1903 ABD WRIGHT kardeşler ilk motorlu uçağı tasarladılar,
    " 1903 Hollanda Dr Willem EİNTHOVEN Elektro kardiyografi cihazını icat etti,
    " 1904 İngiliz John FLEMİNG ilk elektronik vakum tüpü (Diyot) icat etti,
    " 1907 Kanada Reginald FESSENDEN radyo aracılığıyla ilk insan sesini iletti,
    " 1907 Fransız Paul CORNU ilk motorlu helikopteri uçurdu,
    " 1913 ABD Elmer SPERRY ilk Robotu yaptı (ROBOT kelimesi Çek dilinde "zorunlu emek" anlamındadır ve deyim tarlada köle gibi sürekli çalışan işçiler için kullanılmıştır) ,
    " 1913 İngiliz Sheffield Paslanmaz çeliği buldu,
    " 1914 ABD Ohio kentinde ilk trafik lambaları kullanıldı,
    " 1921 Almanya İlk otoyol hizmete girdi,
    " 1922 Alman Arthur KORN radyo dalgalarıyla fotoğraf gönderebilen Faks tasarladı ve Amerika'ya gönderdi,
    " 1926 İskoç John Logie BAİRD ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde etti,
    " 1926 ABD Robert GODDART ilk sıvı yakıtlı roketi başarıyla fırlattı,
    " 1933 Almanya ilk Teleks kullanıldı,
    " 1935 İskoç Robert Watson-Watt, Radarı icat etti Bu radar uçakları 65 Km den tanıyabiliyordu,
    " 1936 İngiltere BBC siyah beyaz TV yayınına başladı,
    " 1938 ABD Chester CARLSON ilk fotokopi makinesini icat etti,
    " 1939 ABD de HP şirketi Analog verileri dijitale çeviren Pulse-code modulation sistemini geliştirdi,
    " 1942 ABD Von BRAUN (Alman göçmeni) V–2 adlı uzun menzilli roketi tasarladı
    " 1942 İtalyan Enrico FERMİ ilk Nükleer Reaktörü tasarladı,
    " 1945 ABD Robert OPPENHEİMER ilk atom bombasını geliştirdi ve denedi. Ayni yıl Japonya'nın Nagasaki ve Hiroşima şehirlerine atıldı ve binlerce sivil öldürüldü. II. Dünya Savaşı sona erdi,
    " 1946 ABD J.MAUCHLY ve J.ECKERT askeri amaçlı balistik hesaplamalarda kullanılmak üzere ENIAC adlı ilk elektronik bilgisayar sayılan aleti tasarladılar,
    " 1947 ABD Sesten hızlı uçuş denemesi başarıldı,
    " 1947 ABD'li Edvin LAND polaroid fotoğraf makinesini icat etti,
    " 1951 ABD IBM şirketi tarafından ilk ticari bilgisayar yaratıldı,
    " 1951 ABD John ECKERT ve John MAUCHLY ilk sayısal bilgisayar olan UNIVAC ı yaptılar,
    " 1953 ABD İlk Renkli TV yayını yapılmaya başladı,
    " 1957 SSCB uzaydaki ilk insan yapımı cisim olan SPUTNİK 1 adlı uyduyu fırlattı,
    " 1958 ABD Silisyum yonga / Mikro Chip icat edildi,
    " 1961 SSCB Yuri GAGARİN uzaya giden ilk insan oldu,
    " 1962 ABD ilk TV uydusu olan Telstarı fırlattı,
    " 1964 ABD IBM şirketi ilk kelime işlemciyi üretti,
    " 1969 ABD Bilgisayar platformlarında UNIX İşletim sistemi çalıştırılmaya başlandı,
    " 1969 ABD Neil ARMSTRONG ve Edwin ALDRIN Aya ayak basan ilk insanlar oldular,
    " 1970 ABD IBM firması ilk Floopy denilen esnek disketi üretti,
    " 1972 İngiliz Godfrey HOUNSFIELD Bilgisayarlı Tomografi cihazını üretti,
    " 1974 ABD Değişik bilgisayarların komünikasyonu için TCP/IP protokolü geliştirildi,
    " 1976 ABD Intel tarafından 4.77 MHZ hızında 8086 koduyla Mikro işlemci gerçekleştirildi,
    " 1977 ABD IBM firması IBM-PC with MS DOS adıyla kişisel bilgisayar yaratıldı,
    " 1982 Hollanda şirketi olan PHILIPS ilk kompakt diski (CD) üretti ( Sony ile ayni zamanda),
    " 1983 ABD de Microsoft firması Windows işletim sistemini yarattı,
    " 1985 ABD ARPA nın adı INTERNET olarak değiştirildi,
    " 1985 Avrupa'da Mobil telefonlar kullanılmaya başlanır,
    " 1997 ABD IBM tarafından gerçekleştirilen DEEPER BLUE adlı bilgisayar Satranç ustası Kasparov' u yendi,
    " 1997 ABD NASA tarafından fırlatılan Pethfinder Robotu Marsa iniş yaptı,
    " 1997 ABD Genetik kopyalamada ilk somut başarı sağlandı. DOLLY adı verilen bir koyun kopyalandı.
    " 2000 ABD Bilim adamları ortak bir projede genetik şifrenin çok büyük oranda çözüldüğünü açıkladılar.
    1- Sizce bu buluşlardan en önemlisi hangisidir? Neden?
    Yazının bulunması ve bu buluşla bilgilerin eksiksiz ve doğru biçimde toplumlara ve gelecek nesillere aktarılması sağlandı. Yazının bulunuşuyla, bunları yaymak ve çoğaltmak ihtiyacı da belirdi. Elle, elle oyulmuş levhalarla ve baskıyla yapılan çoğaltmaların yetersizliği insanlık için temel bir buluşa yol açtı. İlkyazı çoğaltmaları silindir biçiminde kalıplar ve damgalar aracılığıyla bal mumu ve kil üzerine yapıldı. Mezopotamya, Sümer ve Elamlar’ da bu usule çok rastlanır. Ayrıca ağaç ve madeni aletlerle oyulmuş tuğlalardan da yararlanıldı. Basım daha sonra Çin’de oyulmuş tahtalarla yapıldı. Düz yüzeyli bir tahta levha üzerine önce bir dua veya fermanın metni yazılırdı. Yazıyı çevreleten tahta kazınır, yazı kabartma olarak kalırdı. Matbaanın modern anlamda icadı (tipografi basım yönteminin bütününü, ana kalıpların yapımı, dökümevlerinin kurulması, metinlerin dizilmesi ve el baskısıyla basım) Alman Jan Gutenberg tarafından gerçekleştirildi.
    Yazılı düşünceleri, bilimsel bilgi ve buluşların, ortaya çıkan yeni fikir ve görüşlerin veya hayal edilen düşüncelerin suretler halinde çoğaltılarak kısa sürede geniş kitlelere ve ucuz bir şekilde yayılmasını ve bunlardan geniş halk kitlesinin yararlanmasını sağlayan matbaanın bulunuşu toplumları etkiledi ve yeni bir çağ açtı. Duygu ve düşüncede değişmeler oldu. Toplumların eğitim yapıları hızla gelişti ve değişti. Bu değişmeler ise bilim ve teknikte gelişmelere yol açarak Rönesans ve Reform hareketlerine zemin hazırladı. Bundan sonrada buluşlar ve icatlar çok hızlı bir şekilde gelmeye başladı.
    2- Sizce ileride ne gibi buluş ve gelişmeler olabilir? Bunlar insanlığı nasıl etkiler? Sorusu, Beyin fırtınası ve güdümlü tartışma yapılarak cevaplandırılacak.
  7. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Uluslararası Ulaşım Hatları

    Etkinlik Çalışması: (S- 196)Ders kitabında belirtilen ler doğrultusunda sınıf gruplara ayrılarak bu grupların dünyanın değişik yerlerinden belli bölgelere taşımacılık yapmaları ve bunun yaparken hangi güzergâhları? Niçin kullanacaklarını tespit etmeleri ve bunu yaparken dünya haritasından yararlanarak yapmaları ve belirlediği güzergâhları açıklamaları istenir. Seçtikleri güzergâhlarla ilgili değerlendirmeler yapılır.

    İnceleme Çalışması: (S- 198)
    1- Panama kanalının bölgeye getirdiği kazanımlar nelerdir?
    —Kanalda yaklaşık 9000 bin personel çalışmaktadır ve bunların geçim kaynağıdır.
    —Panama Kanalı'ndan elde edilen geçiş ücretleri ülke bütçesine her yıl ortalama 1,5 milyar dolar kaynak sağlıyor.
    — Bu kanalla Panama halkının refah düzeyi artmıştır.
    —Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her gün ortalama 40 gemi geçiyor. Her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır. BU dünya ticareti açısından çok önemli bir değerdir.
    — Taşıdığı bu ekonomik önemden dolayı küçük bir ülke olan Panama’yı jeopolitik açıdan önemli hale getirmiştir.
    Ülkenin ticari, ekonomik önemi artmıştır.
    2- Kanalın deniz ulaşımına katkıları nelerdir?
    —Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir. Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.
    Bu daha az yakıt ve maliyetin düşmesi, yolda harcanacak sürenin kısalması, daha güvenli seyahat demektir. Ayrıca dünyanın enerji kaynaklarının daha az tükenmesi anlamına gelir. Ayrıca azalan maliyetler taşınan malların tüketiciye daha ucuza ulaşması anlamına gelir.
    3-Panama kanalının iki yıl trafiğe kapandığını düşünüldüğünde ne gibi sıkıntılar oluşurdu?
    Deniz yolu ulaşımı aksar, gemilerin çok uzun yollar kat etmesi ve seyahat zamanın uzaması, maliyetlerin artması dünya ekonomisi açısından önemli risktir. Ayrıca panama halkının en önemli gelirlerinden yoksun kalması anlamına gelirdi.

    İnceleme Çalışması: (S- 199)
    1 -Süveyş Kanalının Mısır ekonomisine getirdiği kazanımlar nelerdir?
    Süveyş kanalı Mısır için turizmden sonra ikinci gelir kaynağıdır. Bu kanal vasıtasıyla dünya deniz ticaretinin %7'si buradan yapıldığı için Mısır devlet bütçesi her yıl 4 milyar dolar gelir getirir.2005 te 4,8 milyar dolar gelir sağlamıştır.
    2- Kanalın küresel açıdan önemi nedir?
    Kanal, önceleri Ümit Burnu’nu ve Afrika sahillerini baştanbaşa dolaşan gemilerin yolunu kısaltmıştır. Yolun kısalması demek gemilerin çabuk geri dönebilmesi ve bu da gemilerin performansının üç katına çıkması demektir. Bu sebeple nakliyat ücretleri fazla tutmamış ve eşyalar daha ucuza nakledilmiş olur.
    1970’lerden itibaren yılda 20.000 den fazla gemi bu kanaldan geçmektedir. Ortadoğu petrollerinin tüketim merkezlerine daha ekonomik gitmesi sağlanmış olmaktadır.
    Deniz yoluyla yapılan dünya ticaretinin %7'si Süveyş kanalından geçerek yapılır. Bu ticaret %35'i Kızıldeniz ve Arap Körfezi limanlarından yüklenir. %20'si Hint ve Güneydoğu Asya Limanları ve %39'u Uzakdoğu bölgesinden yapılır.
    3-Süveyş kanalının trafiğe kapandığını düşünüldüğünde ne gibi sıkıntılar oluşur ve dünyayı nasıl etkiler?
    Mısır’ın bu müddetçe geçiş parası elde edemeyeceği yanında, diğer devletlere ait gemilerin yollarının uzaması dolayısıyla yaptıkları zarar bu miktarın çok üstünde olacaktır. Deniz yolu ulaşımı aksar, gemilerin çok uzun yollar kat etmesi ve seyahat zamanın uzaması, maliyetlerin artması dünya ekonomisi açısından önemli risktir. Ayrıca Mısır ekonomisi önemli bir gelirini kaybeder ve halkının en önemli gelirlerinden yoksun kalması anlamına gelirdi. Ayrıca en çok petrol taşıyan gemilerin geçmemesi durumunda petrol fiyatlarının tırmanması ve ekonomik krizlerin yaşanmasına yol açabilecektir.

    İnceleme Çalışması: (S–201)
    1- İstanbul Boğazında ulaşabilecek kazaların çevreye ne gibi etkileri olacaktır?
    Büyük çapta çevre kirliliği, büyük yangınlar, kitlesel ölümler, deniz canlılarının tamamen yok olması gibi sonuçlar doğabileceği gibi, Dört denizimiz "kapalı deniz olmaları" su yenileme zamanının uzun olması dolayısıyla, denize giren atıkların ortamda kalma süresi daha fazladır. Uzun zaman bu etkilerden kurtulmayacaktır.
    2- İstanbul’un tarihini de düşünerek oluşacak kazaların tarihi eserlere olan etkileri neler olabilecektir?
    İstanbul Boğazı, 12 milyonu aşan nüfusuyla Yedi Tepeli Kent’i ikiye bölerken UNESCO’nun ‘dünya mirası’ listesinde yer alıyor. İstanbul gibi bir tarih hazinesi ve kültür mirası büyük zarar görecektir. İnsanlığın kültür mirası olan eserler yok olmasına neden olacak ve bir tarih ortadan silinecektir.
    3-İstanbul boğazının kaza riski yüksek suyollarından biri olmasının nedenleri nelerdir?
    İstanbul Boğazı, 31 kilometre uzunluğunda en dar yerinde 700 metre enindedir. Çok sayıda kesin dönüşler bulunduğundan, gemiler Boğazı geçerken en az 12 kere yer yer 80 dereceye varan rota değiştirmek zorunda kalırlar. İstanbul Boğazı çok dar ve aniden genişleyen şekliyle dünyanın tehlikeli, kalabalık, güç ve potansiyel olarak kazalara açık bir suyoludur.
    Dünyanın en riskli doğal dar suyolu olan İstanbul Boğazı'nda ise 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre uğraksız geçiş yapan gemilere kılavuz kaptan ve römorkör kullanma zorunluluğu bulunmadığı, bu da ayrı bir risk oluşturmaktadır.
    Ayrıca bu boğazda gemi trafiği çok yoğundur. Geçen gemilerinde çoğunu da oldukça büyük ham petrol taşıyan gemiler oluşturmaktadır.
    Bu konuda kazaların önlenmesi için; Türk Boğazları'ndan "zararsız geçiş hakkı" sınırsız olmayıp, kıyı devletinin çevre güvenliği ve sağlığı yani vatandaşlarının yaşam hakları ile sınırlandırılmalıdır. Herhangi bir kazada, telafisi imkânsız zararlar doğurabilecek tankerler için, Türkiye'nin milletlerarası seyrüseferi en az aksatacak şekilde kısıtlamalar getirmesi, hem Montrö Sözleşmesi'nin hem de bu konudaki milletlerarası hukuk kurallarının ruhuna uygundur.

    1 Temmuz 2003 tarihi boğaz trafik düzeni için önemli bir adım atılmış İstanbul Boğazı Radar Gözetim Ağı’na kavuşturulmuştur. 30 Aralık 2003’den bu yana operasyonel anlamda hizmet veren sistemden, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü sorumludur. Türkiye boğazlarda gemi trafiğini düzenleyen tüzüğü 1994 yılında değiştirdi. Tıpkı karayollarındaki gibi çift yön uygulaması başladı. Gemi seyirleri belirli bir düzen içine alındı. Tehlikeli yük taşıyan geminin hemen arkasında başka bir geminin geçiş yapmasına izin verilmedi. Bu tür güvenlik artırıcı çalışmaların artırılması gerekir.
    Ayrıca ülkemizin bu konuyu uluslar arası alanda iyi bir diplomasi ile Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ni günümüz şartlarına uygun hale getirmelidir.
    Bunun yanı sıra boğazlardan taşınan petrolün alternatif boru hatları ile taşınması için girişimler artırılmalıdır.
    4- İstanbul boğazının güvenli hale gelmesi dünya ticaretini nasıl etkiler?
    Olumlu bir etki yapar ve uzun sürelerde rahat ve güvenli ticareti sağlar. Belki ilk bakışta petrol sevki yapan ve onu alan ülkeleri olumsuz etkilemesi düşünülse de bunun boru hatları ile taşınmaya başlaması ulaşımı da zamanla ucuzlatıp o ülkeleri de karlı hale getirecektir. Ayrıca dünyanın en önde gelen tarih, kültür, ticaret şehri İstanbul’un ayakta kalması hem ticari hem de turizm etkinliklerini artıracaktır.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 203) Dünyada kara yolları dağılışı haritası incelenerek,
    1- 1 numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu bölge soğuk iklim etkisinde insanların nüfus ve yerleşme sayısının az olduğu ve ekonomik faaliyetlerin gelişmediği alan olması.
    2- 2 numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu bölge ekvatoral iklim etkisinde yıl boyu çok sıcak ve yağışlı bir iklime sahip olup bu şartlardan dolayı insan yerleşmesine uygun olmayan bir alandır. Ayrıca bu bölgede ekvatoral ormanların bulunması da hem yerleşme hem de yol yapımı için engel oluşturur.
    3- 3 numaralı bölgede kara yolları neden komşularından daha yoğundur?
    Bu alan dünyanın en sık nüfuslu ve ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir alandır. Bundan dolayı burada insanlar ve yaptıkları ekonomik faaliyetler ulaşımı gerektirmiştir.
    4- 4- numaralı bölgede kara yolları neden seyrektir?
    Bu alan çöl bölgesi olup insan yaşamına uygun saha değildir. B yüzden ulaşımın gelişmediği alanlardandır. Ayrıca burada iklim koşulları yol yapımına uygun değildir. ( aşırı sıcaklar ve kum fırtınaları)
    5- 5 numaralı bölgede kara yolları neden komşularından daha yoğundur? Bu bölgenin ismi nedir?
    Bu bölge Güney Afrika’da Kap bölgesidir. Burada Akdeniz iklim Şartları yerleşme ekonomik faaliyetlere uygundur. Nüfus fazladır. Ayrıca bu alanda madencililiğin gelişmiş olması da başka bir nedendir.
  8. nurgül

    nurgül Üye

    Katılım:
    29 Ekim 2007
    Mesajlar:
    83
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    6
    Doğal Afetler
    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 211)
    1- Bir doğa olayının afete dönüşmesine neler etki eder?
    1- Yeryüzü şekilleri, 2- Jeolojik yapı, 3- İklim özellikleri,
    4- Bitki örtülerinin durumu veya yok edilme durumları, 5- Beşeri yapı- insanların bilgi tecrübe, afete hazırlık durumu, teknolojik gelişmişlik düzeyleri)

    2-Bazı doğal afetlerin dünyanın belli bölgelerinde toplanmalarının nedenleri nelerdir?
    1-Volkanizma ve depremler genel olarak levha sınırlarında görülmesi, bazı afetleri de bunların tetiklemesi nedeniyle bunların yakın çevrelerinde oluşur. ( Tsunami, heyelan, Çığ düşmesi vb.). Ayrıca tropikal bölge denizleri üzerinde kuvvetli basınç farklarından doğan kuvvetli fırtına, kasırga, hortum olayları görülmektedir. Bunlarla birlikte olan şiddetli sağanaklar sel ve baskınlara yol açmaktadır.

    3- Ülkemizde son on yılda meydana gelen doğal afetler içinde sellerin daha fazla yer tutmasının nedenleri nelerdir?
    1- Ülkemizin yüksek dağlık ve engeli bir yapıda olması,
    2-Ülkemizde genel olarak bitki örtülerinin çok yok edilmesi veya iç bölgelerde cılız olması,
    3-Ülkemizde yarım kurak karakterli iklim ve oluşan sağanak yağışlar.
    4- Sel tehlikesi anında insanların doğru ve zamanında uyarılmasını sağlayacak uyarı sisteminin olmamsı.
    5- Çarpık kentleşme ve alt yapı nın yeterince yapılmaması veya yetersiz kalması.
    4- Yakın çevrenizde yakın zamanda hiç sel felaketi yaşandı mı?
    Hayır yaşmadı.
    5-Sellere karşı alınacak önlemler neler olmalıdır?
    1- Türkiye’nin meteoroloji radarlarından önce dağlık alanlardaki yağış miktarlarını iyi bir şekilde tahmin edebilen, şebeke şeklinde bir ulusal uyarı sistemi geliştirmek.( Türkiye’de, yağan yağışı DMİ, akışa geçen yağışı ise DSİ ölçmektedir. Hâlbuki ülkemizde toprağın nem durumunu, fırtınanın etkili olma süresi, yağmış ve yağacak olan yağışın miktarlarını vb. belirleyip tahmin eden ve nehirdeki akışı ve yükselmeleri hidro-meteorolojik modeller ile bir bütün içinde sürekli olarak takip edip sel ihbarlarını yapacak şekilde donatılmış ve görevlendirilmiş, bilimsel esaslara göre yönetilen bir teknik kuruluş olmalıdır. Bunun için Türkiye’de de, hidrolojik ve meteorolojik hizmetler bir an önce tek çatı altında toplanmalıdır.)
    2- Şehirlerin İmar Planları hazırlanıp yenilenirken, sel yatakları hidro-meteorolojik analiz ve modeller ile ayrıntılı bir şekilde belirlenip buralarda yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemelidir.
    3- Ülkemizde doğal bitki örtüsü tahribinden vazgeçilmelidir. Ülkemizin bazı bölgelerinde aşırı ağaç ve orman kesimlerinin neden olduğu ve ağaçların suyu tutucu ve erozyonu önleyici rolünün göz ardı edilmesi sonucu yağmurlar sellere ve çamur deryalarına dönüşmüştür. Bunun tipik örnekleri Senirkent, Zonguldak ve Trabzon’da meydana gelmiş; trilyonlarca maddî zararın yanında, tamir edilemez çevresel zararlara sebebiyet vermiştir.
    4- Sellenme olayları oluşan akarsu havzalarında sel ve taşkınları önleyici ıslah çalışmaları ve barajların yapılması,
    5- İnsanların bu afetler etkileri ve korunma yolları konusunda eğitilmesi,( Sel öncesi, sel anı ve sonrasında halkın yapılması/yapılmaması gerekenler konusunda broşür ve benzeri şekillerle sürekli olarak bilgilendirilmesi gerekir. Ayrıca, ilk ve orta öğretim ders kitaplarındaki meteoroloji ve meteorolojik afetler ile ilgili bilgilerin bu işin uzmanlarınca, doğru ve yeterli bir şekilde verilmesi gerekmektedir.)
    6-Toprak bilinçli kullanılmalı ve eğimli alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    7- Modern Hava Durumu programları ile İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerdeki fırtına, sel vb. tehlikeli hava şartları normal yayınlar kesilip anında, canlı olarak ve naklen verilmelidir.
    Halk için selden korunmanın yolları:
    1) Sel yataklarına yerleşmemek,
    2) Meteorolojik sel gözetleme ve uyarılarına anında uymak,
    3) Görünüşe aldanmayarak dibi görülmeyen hiç bir sel suyuna yüzerek, yürüyerek ya da otomobil ile girmemek,
    4) Yakın bir yerde sel oluşumunun görüldüğü veya duyulduğu an, hemen daha yüksek güvenli yerlere tırmanmak ve/ya kaçmak şeklinde özetlenebilir.
    5- Yaşadığınız çevrede başka doğal afet oldumu çevreyi nasıl etkiledi?
    17 ağustos 1999 Marmara depremi yaşandı. İlçemizde çok fazla yıkım ve ölüme yol açmasa da yakın çevremizde çok önemli can, mal kaybına ve çevresel sorunlara neden olmuştur.
    Etkinlik Çalışması: ( S- 215): Depremin bir şehre zarar vermesini önlemek için bir şehir planlamacısı coğrafyacı olsaydınız neler yapardınız?
    Şehir kurulan veya şehrin genişlediği alanların zemin yapısının iyi incelenmesi ve yapılaşmanın sağlam zeminlere yapılaması, yeraltı suyu bakımında zengin olan alüvyal alanlara ve fay hatları üzerinde büyük yerleşim merkezleri kurulmamalı,
    Çok katlı yapılaşmadan uzak durmak, binaların yapımında sağlam zemin ve yapı malzemesi seçilmelidir.
    Bitişik nizam yapılaşmadan uzak durmak,
    İnşaatların yapımında çok dikkatli davranmak, binalar deprem yönetmeliğine uygun inşa etmek,
    Deprem ihtimali fazla olan yerlerde elektrik, doğal gaz vb. büyük felaketlere sebep olabilecek sistemlerde erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
    Sanayi tesisleri, yollar, barajlar, boru hatları ve tüneller depreme dayanıklı yapılmalıdır.
    Yüksek binalarda muhtemel depremlere karşı yangın merdivenleri kurulmalıdır.
    Depremin nedene olabileceği tsunami konusunda deniz kenarında oturan insanlar bilinçlendirilmelidir.

    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 216)
    1- Aynı büyüklükteki depremler farklı şiddetlerdeki hasarlara neden olabilir mi?
    Olabilir, Çünkü deprem şiddeti sadece büyüklüğe bağlı değildir. Deprem büyüklüğü yanda başka etkenlerde şiddeti etkiler. Depremin şiddeti nelere bağlıdır?
    1-) Büyüklüğüne(magnitüdü) ve süresine, 2-) Odak derinliğine, 3-) Arazinin zemin yapısına, 4-) İnsanların deprem bilinci, bilgi ve teknoloji birikimine, 5-) Deprem merkezine uzaklık durumu, 6-) Yapıların depreme karşı dayanıklı yapılıp yapılmadığı gibi özelliklere göre değişir.
    2- Depremlerin insan yaşamına doğrudan ve dolaylı etkileri nelerdir?
    İnsanların ölümlerine sakat kalmalarına, kaybolmalarına, yaşadıkları mekânların yıkılması ve hasar görmeleri, mal kayıpları, yakınlarını kaybetme, psikolojik sorunlar vb.
    3-Deprem sonucu meydana gelecek can ve mal kayıplarını azaltmak için neler yapılmalıdır?
    Depreme her yönüyle hazırlıklı olmak gerekir. Deprem öncesi, deprem sırası ve sonrasında alınacak önlemleri yi almak, insanları bu konuda iyi eğitmek gerekir.
    4- Ülkemizdeki deprem bölgeleri ile yerleşim merkezlerini; sosyal, ekonomik, stratejik olarak ilişkilendiriniz.
    Ülkemizde deprem kuşakları açısından bakıldığı zaman, Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı, Batı Anadolu Deprem Kuşağı sahası içinde ülkemizin nüfusunun en büyük kısmı yaşamaktadır. En büyük şehirlerimiz bu alanlarda bulunmakta, ülkemizin en büyük sanayi tesisleri buralarda bulunmakta, en önemli kara, demir, hava yolları ve suyolları bu alanlardan geçmekte, kıtaları bağlayan boğaz köprüleri buralarda bulunmaktadır. Buralar ülkemizin ekonomisinin kalbini oluşturan alanlardır. Ayrıca ülkemizin en verimli tarım alanları, önemli sıcak kaynakları hep bu hatlar üzerinde bulunmaktadır.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 219) Dünyada sel ve taşkın haritası incelenerek, en çok görülen ülkelerin tespit edilmesi;
    Asya’da; Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Tayland, Laos, Vietnam, Filipinler, G. Ve K.Kore, Japonya, Malezya, ; Buhutan, Nepal, Yemen, Türkiye
    Avrupa’da; Portekiz, İtalya, Macaristan, Romanya,
    Afrika’da; Cezayir, Sudan, Somali, Mozambik, Zimbapve, Güney Afrika Cumhuriyeti,
    Amerika’da; Meksika, Küba, Guatemala, Nikaragua, Dominik Cumhuriyeti, El Salvador, Panama, Kolombiya, Venezuela, Guyana, Surinam, Brezilya, Ekvator, Peru, Paraguay, Uruguay,

    Etkinlik Çalışması: ( S- 219) Ülkemiz sel ve taşkın haritasını İnceleyerek taşkınların çok olduğu yerleri belirleyiniz.
    Marmara Bölgesinde; Meriç Havzası ve ovası, Susurluk havzası, Sakarya Havzası,
    Karadeniz Bölgesinde; Yenice havzası, Bartın Çayı havzası, Sinop Çevresi, Bafra Ovası, Yeşil ırmak deltası ve iç kesimdeki Kelkit Havası, Amasya, Tokat, Çorum ovaları, Tüm doğu Karadeniz kıyıları, Çoruh havzası,
    İç Anadolu’da; Delice havzası ( Kızılırmak kolu), Yukarı Sakarya Ovaları, Yukarı Kızılırmak havzası,
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da; Fırat, Dicle ve kolları üzerindeki alçak ovalarda,
    Akdeniz Bölgesinde; Amik ovası, Seyhan, Ceyhan havzaları ve Çukurova, Göksu havzası ve deltası, Antalya Ovası, Göller yöresindeki çöküntü alanları ve polyeler,
    Ege Bölgesinde, Gediz, Büyük ve küçük Menderes havzaları ve Bakırçay havzası

    Bangladeş Sel ver taşkını- 1998:Bu ülke Himalaya Dağlarının güneyinde çok büyük nehirler olan Ganj ve Brahmaputra’nın birleşerek denize döküldüğü alanda bulunur. Bu ülkede muson yağışlarının etkisi ile çok sayıda sel olayı oluşmaktadır.
    Bu ülkedeki 1998 yılında oluşan selde 7 milyon ev tahrip oldu. 25 milyon insan evsiz kaldı. 2379 kişi öldü ve en az bu kadar insan evsiz kaldı. Ülkenin % 80 i sular altında kaldı. İçme suları kirlendi binlerce insan hasta oldu.

    Bu selin Başlıca nedenleri:
    Muson ikim etkisinde çok yağış alır. Bu sene alışılmışın üstünde yağış aldı.
    Bu ülkenin yukarısında bulunan Hindistan, Nepal ile birlikte hızlı bir orman tahribatı olmuştur.
    Ormanların yok edilmesi ile yağan yağışlar nehirlere kısa sürede karışarak taşkına neden oldu.
    Ülkenin geneli çok alçak ve düz bir ülke olup % 80 i ancak altı metre yüksekliktedir.
    Ani sıcaklık artışlarının yüksek bölgelerde oluşturduğu kar erimeleri sel olayını daha da korkunç hale getirdi.

    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: ( S- 221)
    1- Sel olayları Bangladeş’te diğer ülkelerden daha fazla Zaralı olmaktadır?
    1- Ülkenin çok alçak ve düzlük olması,
    2- Çok yağışlı bir iklim bölgesinde yer alması,
    3- Ülkenin nüfusunun sayı ve yoğunlukça çok olması,( Km ye 500- 1000 kişi arasında bir yoğunluk)
    4- Bilinçsizce bozulan doğal denge,
    5- Bu ülkede insanların felaketlere karşı eğitim seviyesinin yetersiz olması,
    6- Ülkenin selleri, önleme, erken uyarı vb teknolojileri yeterince gerçekleştirememiş olması.

    3- Bu ülkede sizler olsanız hangi önlemleri alırdınız?
    1- Ülkede nehir havzaları ağaçlandırılmalıdır.
    2- Ülkenin yukarı kısımlarına taşkın önleme amaçlı barajlar yapılmalı,( Antlaşmalarla Hindistan ve Nepal ile işbirliği yapılarak bu ülkelere de olabilir.)
    3-Taşkın sahalarından yerleşmeleri başka alanlara kaydırmak,
    4-Taşkınların zararını azaltmak amacıyla eğitim ve bilinçlendirme,
    5-Sel ve taşkınlara karşı erken uyarı şebekesi kurmak,
    6-Nehir yataklarını ıslah etmek

    12 Ekim 2000, Güney İngiltere sel ve taşkını;
    Etkinlik Çalışması: ( S- 223) Ders kitabında bu sel olayı ile ilgili metin okunarak;
    1- Bu selde hangi problemler yaşandı?
    1- Haywards Heath Kasabasının büyük bölümü sular altında kaldı, demir yolu ağır hasar gördü,
    2- A- 22ve A 26 yollarında birkaç metre derinlikte göllenme oldu sürücüler mahsur kaldı,
    3- İstasyon araç parkında 30 araba sürüklendi,
    4- Taşkın sebebiyle yollar kapandı,
    5- Binlerce ev sular altında kaldı,

    2-Bu selde problemleri çözmek için hangi önlemler alındı?
    1- Güç durumda insanların kurtarılması için plan hazırlandı,
    2- Brighton taşkın nedeniyle yarış toplantısı iptal edildi.
    3- 300 ev boşaltıldı,19 işçi fabrikadan kurtarıldı.
    4-Beş köy boşaltıldı,
    5- Kurtarma ekipleri şişme botlarla ve helikopterle çatılarda mahsur kalan yüzlerce insanı kurtardı,

    3- Güney İngiltere’de sel ve taşkın yaşanmasının nedenleri nelerdir?
    1- Bu taşkınların en önemli nedeni şiddetli yağışlardır.
    2- İngiltere’nin güneyi genelde alçak ve düzlük bir yapıda olması,
    3- Bu alçak ve taşkın riski taşıyan alanların yalpılaşmaya açık olması,
    4- Daha önce yapılan taşkın setlerinin yıkılması, artan su seviyesi ve barajların taşması nedeniyledir.

    İngiltere Sellerle nasıl başa çıkar?
    Meteoroloji, subilimi, topografya, morfoloji, bitki örtüsü gibi faktörleri de hesaba katarak, değişik sürelerde ortaya çıkabilecek yağış şiddetlerini kullanarak gelecekte sel veya taşkınlarda ortaya çıkabilecek yüzeysel su derinliklerini tahmin edilebilmesi için sel hesapları yapılmaktadır.
    İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde gelişmiş hidro-meteorolojik gözlem ağları, meteoroloji radarı, otomatik akım ve yağış istasyonları ve hidro-meteorolojik modeller ile doğru ve erken nehir su seviye (yani sel, taşkın) tahmini ve uyarıları ile can ve mal kayıpları en aza indirgemektedir.
    TV’lerin büyük şehirdeki temsilciliklerine yerleştirilmiş basit meteoroloji radarları, ekrana radarın görüntüleri getirmektedir. TV’nin meteoroloji birimindeki meteorolojisiler tarafından görüntüler yorumlanıp tehlikedeki insanlara bilgiler sürekli olarak verilmektedir.

    Etkinlik Çalışması: ( S- 224) Ders kitabında bu sel olayı ile ilgili metin okunarak;
    1- Taşkınlarda yer şekillerinin etkileri nelerdir?
    Eğimli sahalarda suların akışa geçme süresi kısa ve hızlı aktıkları için sel ve taşkın tehlikesi daha fazladır.
    Akarsuyun drenaj tipi dairesel şekilde olması yan kollardan gelen suların aynı anda toplanmasına ve ani taşkın olmasına neden olmaktadır. Yüksek sahalar daha fazla yağış almaları akışa geçen suyun fazla olmasına neden olurken alçak düzlük sahalarda ise akarsu yatakları sığlaşmakta ve özellikle de toplanan en fazla sular buralara gelince taşkın olmaktadır.
    2- Sel ve taşkınlarda insanların hangi tür etkileri olmaktadır?
    İnsanlar bitki örtülerini yok etmek ve doğal dengeyi bozmakla selleri artırıcı,
    Yanlış arazi kullanımı ve yanlış sahalara yerleşme nedeniyle selleri ve taşkınları artırıcı ve etkisinin şiddetlenmesini,
    Sel ve taşkın risklerine karşı yeterli önlem alıp almaması, sel ve taşkınlara hazırlıklı olmamak yoluyla bu afetin artması veya azalmasında etkili olmaktadır

    Etkinlik Çalışması: (S- 226)
    1-Kuraklık kaçınılmaz bir afet türümüdür?
    Değildir. Çünkü sabit kurak bölgeler dışındaki alanlardaki kuraklık daha çok insanların olumsuz Etileri ile oluşmuştur.

    2-Dünyada kuraklığın dağılışını etkileyen faktörler nelerdir?
    Belli bölgelerde enlem ve genel hava dolaşımı, ayrıca denizden uzak kara içlerindeki yarı kurak bölgelerde ve insanların doğal dengeyi bozduğu alanlarda yoğunlaşmıştır.

    3- Kuraklığın sonuçları nelerdir?
    1- Yaşanan kuraklık dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir*çok insan yaşamını yitirmektedir.
    2- Kuraklık artıkça tarımsal üretim düşer, halk ekonomik sıkıntı çeker.
    3- Mevcut su kaynakları olumsuz etkilenir,
    4-Barajlarda su seviyeleri ile buna bağlı olarak hidroelektrik üretimi düşer.
    5-Baraj, yerüstü ve yeraltı sularının azalması susuzluk ve sağlık sorunlarına yol açar.
    6- Elektrik ve su sıkıntısı sanayide üretim düşmesine yol açar.
    7- Orman yangınları artar ve ekolojik bozulmalar oluşur.
    Kuraklığa karşı alınabilecek önlem sulamadır. Ülkemizde son yıllarda sulama amaçlı projeler yapılmaktadır.
    8-Sıcaklık artışı ile bitkilerin fotosentez ve solunum dengesi bozulacağından, bitkilerde büyüme yavaşlar ve bir durgunluk dönemi görülür. Bu artış, uzun süreli olursa bitki toprak üstü organlarıyla devamlı kaybettiği suyu kökleriyle karşılayamaz. Bitkinin devamlı su kaybetmesi, protoplazmanın pıhtılaşmasına ve bitkinin ölümüne yol açar.
    4-Kuraklığa karşı ne gibi önlemler alınabilir?
    1- İnsanları kuraklık nedenleri, etkileri ve sonuçları konusunda bilinçlendirmek eğitmek,
    2-Doğanın korunması ve su kaynaklarının tasarruflu şekilde kullanılması sağlamak,
    3-Kuraklığın gelişimi, günlük/aylık olarak takip edilerek, kurak ve nemli alanların ve bunların şiddetinin yerel dağılımı hakkında doğru ve zamanında bilgi sahibi olunması için, ülkemizde bir kuraklık izleme ve erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
    4- Kuraklığın yakın gelecekte ülkemizdeki yağışlar ve dolayısı ile yüzey ve yeraltı suları üzerinde daha sık etkili olması beklenmeli ve buna göre çözümler geliştirilmelidir.
    5- Tarım için birçok yerde sulama gereği ortaya çıkacaktır. Geleneksel tarım ürünleri yerine daha sıcak ve kuru iklim şartlarına uygun tarım ürünlerine geçiş de bir zorunluluk halini alabilecektir.
    6- Ayrıca suyun fazla olduğu yerlerden, kuraklığın hüküm sürdüğü bölgelere taşınması,
    7-Bunun için “Küresel İklim Değişiminin Su Kaynaklarına Olası Etkileri” üzerine ülkemizde de gerekli bilimsel çalışmaların yapılabilmesi için bilim insanlarımızın teşvik edilerek özendirilmesi gerekmektedir.
    8- Modern Hava Durumu programları ile çiftçilerin mevcut kuraklık şartları hakkında fikir sahibi olabilmesi için özellikle yağışlar, o günün normal değerleri ile karşılaştırılarak verilmelidir.
    9- Türkiye'den Suriye ve Irak'a verilen veya verilmesi teklif edilen su miktarı, değişen iklim şartlarına bağlanmalı ve ayarlanmalıdır. Kuraklık konusunda uluslararası işbirliğinin geliştirilmeli.
    10-Nehirlerle daha az beslenen baraj göllerinin su seviyesi de önemli ölçüde azalınca, hidroelektrik enerji üretimi de aksayabilir. Ülkemizde su kaynakları ve enerji üretimi alanlarında planlama ve geliştirme çalışmalarında mutlaka meteoroloji biliminden de uzman seviyesinde yararlanılmalıdır.
    11- Ormanlar başta olmak üzere bitki örtülerini korumak ve ağaçlandırma çalışmaları yapmak,
    Etkinlik Çalışması: (S- 227)
    1- İnsanların yaptıkları hangi uygulamaları erozyonu afet şekline dönüştürmektedir?
    —Toprağın aşırı ilenmesi, - Orman yangınları , - Ormanların ve bitkilerin aşırı kullanımı ve yok edilmesi, buna bağlı olarak oluşan ani su taşkınları, Yanlış arazi kullanılması,
    Bugün dünyanın birçok yerinde özellikle de kurak ve yarı kurak bölgeler*de yer alan gelişmekte olan ülkelerde, insanların çeşitli etkinlikleri nedeniyle yaşanan erozyon sonucunda kıtlık ve açlık yaşanmakta, gıdasızlıktan hastalık*lar artmakta toplu insan ve hayvan ölümleri olmaktadır.

    Etkinlik Çalışması: (S- 228)

    Etkinlik Çalışması: (S- 228)
    Erozyondan Korunma Yolları
    1.Ülkemizdeki araziler yetenek sınıflarına göre kullanılmalıdır. Yani tarıma uygun alanlarda tarım yapılmalı, tarıma uygun olmayan alanlar ormanlaştırılmalıdır.
    2- Doğal bitki örtüsü korunmalı, tahribatı önlenmeli
    3-Uygun tarım teknikleri uygulamak: A-Toprak eğime dik sürülmelidir, B- Nadas uygulaması azaltılmalıdır, C- Ürünler nöbetleşe ekilmelidir, D- Anız yakılmamalıdır. E-Örtü bitkileri yetiştirmek. F- Eğimli sahalarda sekileme çalışmaları ile tarım yapmak.
    4.Çiftçilere erozyonun önemi ve nasıl korunması gerektiği öğretilmelidir.
    5.Otlaklarda erken, aşırı ve yanlış otlatma yapılmamalı, korunmalıdır.
    6.Doğal dengesi bozulmuş alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    7.Dağlık alanlardaki dağınık yerleşmeler toplulaştırılarak, bu yerlere hizmet götürülmelidir.
    8.Ormanlarda hayvan özellikle keçi otlatılmamalıdır.
    9.TEMA ve konu ile ilgili diğer gönüllü kuruluşlar çoğaltılıp desteklenmelidir.
    10.Doğa ve doğal kaynaklar korunmalıdır.
    11.Ormanlar korunmalı, çıplak alanlar ağaçlandırılmalıdır.
    12.Baraj göllerinin yamaçları ağaçlandırılmalıdır.
    13-Ahır hayvancılığı geliştirilmelidir.
    14.Yamaçlar basamaklandırılmalı ve ağaçlandırılmalıdır.
    15.Usulsüz tarla açma önlenmelidir.
    16.Halkımız erozyona karşı ağaçlandırılmalıdır.
    Ders Dışı Etkinlik Çalışması: (S- 228)
    1- Heyelanlar niçin en çok Karadeniz bölgesinde oluşmaktadır?
    1.Bol yağış; bu bölüm ülkemizin en fazla yağış alan bölümüdür.
    2.Bölümde eğim çok kuvvetlidir.
    3.Killi tabakalar yaygındır.
    4. Doğal dengeyi bozan çalışmaların burada fazla yapılması,

    2-Heyelan sonucunda oluşan can ve mal kayıplarını en aza indirmek için hangi önlemler alınmalıdır?
    1.Bitki örtüsü tahribinin önlenmesi,
    2.Bitki örtüsü olmayan yerlerin ağaçlandırılması gerekir
    3- Doğal dengeyi bozucu etkilerden kaçınmak,
    4- heyelanlı bölgelerde yerleşmeler oluşturmamak gereklidi
  9. kaskan

    kaskan Üye

    Katılım:
    9 Mart 2008
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    teşekürederim
  10. фуля

    фуля Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    804
    Beğenileri:
    474
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür etmiyoruz

Sayfayı Paylaş