19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun sosyal ve siyasî yapısı

Konu 'Osmanlı'da Kültür ve Medeniyet' bölümünde streetken tarafından paylaşıldı.

  1. streetken

    streetken Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2011
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    2

    Sosyal yapısı Osmanlı Devleti başlangıçta doğrudan doğruya Türk unsuru tarafından kuruldu. Sonraki yüzyıllarda sınırlar genişledikçe devletin kurucu ve temel unsuru olan Türklerin yanında başka topluluklar da görülmeye başladı. Giderek Osmanlı toplumu çok çeşitli milletlerden oluşan bir özellik kazandı. Osmanlı Devleti toplumu islâm Hukuku ve Örfi Hukuk denilen hukuk kurallarına göre biçimlendirdi. Buna göre Osmanlı toplumu iki temel bölüme ayrılıyordu. Bunlardan biri "yönetenler" diğeri "yönetilenler"di. Yönetici sınıfa Osmanlılar "askerî sınıf diyordu. Osmanlı Devleti'nde "askerî" demek herhangi bir devlet hizmeti yapan kişi demekti Bunlardan askerlik yapanlara seyfiye denirdi Eğitimö ğretim işiyle uğraşan müderrisler yargı ve yönetim işlerine bakan kadılar ilmiye sınıfını oluştururdu. Devlet dairelerinde çalışan her kademedeki memurlara ise kalemiye sınıfı denirdi. Genellikle askeriler vergi vermezlerdi. Bunun karşılığında devlete bir hizmet görürlerdi. Böyelce devlet gelirinin önemli bir kısmını buradan sağlardı. Yönetilenler ise bunların dışında kalan gruptu. Yönetilen sınıfa Osmanlılar "reaya" diyordu. Kırsal kesimde köylüler çiftçiler şehirlerde tüccar esnaf gibi gruplar reaya sınıfını oluştururdu. Reaya vergi verirdi. siyasi yapısı Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi ve hukuki rejimi daha çok bir sentez niteliği taşır. Osmanlı Devleti her şeyden önce bir Türk ve İslam Devleti'dir Bir yönüyle de İslamiyet öncesi Türk Devletleri yapısının izlerini taşır. Eski Türk Devletlerinde siyasi yapılanmanın en önemli unsurlarından biri kenttir. Bu bağımsız bir şekilde aşiretler halinde yaşayan halkın barış içinde kalmasını sağlar. Osmanlı'da federatif bir yapı görülmekle birlikte kimi yerlerde de bu kent yapısına rastlanmaktadır. Zamanla idare merkezileşti ve hükümdarlar doğaüstü bir kaynaktan gelme vasıflarını aldılar. Hükümdarlara "padişah-ı cihan" adı verildi. Bu hükümdar mutlak şahsi evrensel ve kutsal bir kimliğe kavuştu ve bunun gerektirdiği hukuki statüye sahip oldu. Bütün sosyal ve siyasi hayatın hakimi düzenleyicisi olan en yüksek organ haline geldi. Osmanlı'nın yapısını büyük ölçüde oluşturan İslam Dini ve bunun temelleri getirdiği yeni müesseseler dışında dinde de birtakım değişiklklere yol açtı. Hükümdar Tanrı'nın tahta çıkardığı değil onun yeryüzündeki temsilcisiydi.

Sayfayı Paylaş