1940 sonrası türk edebiyatı

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) tarafından paylaşıldı.

  1. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    Bu dönemde farklı şiir anlayışlarının çıkmasının nedeni dönemin kültürel ve sosyal yapısındaki hareketliliktendir.
    1940 sonrası Türk edebiyatında Behçet Necatigil, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel İlhan Berk gibi şairler, önce Birinci yeniye eğilim gösterdikleri halde sonra kendilerine özgü söyleyişleriyle yenilikleri sürdürdüler.
    Ahmet Muhip Dıranas ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ise daha özgün söyleyişlerle yeniliklere katkıda bulundular. Özellikler Dağlarca hiçbir akıma bağlı kalmadan Anadolu insanının tarihsel ya da güncel gerçeklerine ilişkin duyarlılığı dile getirmiştir.
    1)GARİP AKIMI (1941)
    2)HİSARCILAR: Adını 1950’de Mehmet Çınarlı’nın çıkardığı HİSAR dergisinden almıştır. Şahsiyetler bu dergi etrafında toplandılar. Birinci Yeni’nin şiirde geleneksel öğeleri yok sayan düşünce ve uygulamaları dışında oluşturuldu. Geleneksel ve bireyci çizgidedirler. Bir anlamda memleket edebiyatının devamıdır. Hisarcılara göre: batının taklidi ile yetinilmemeli her alanda yozlaşma ile mücadele edilmelidir. Sanatın gerçek şartı olan değişimin geleneklerin reddi olarak algılanmasına karşı çıkılmalıdır. Sanat herhangi bir siyasi görüş ve ideolojinin propaganda aleti haline sokulmamalıdır. Dilde ifade gücünü azaltan ve anlatımı sınırlayan öztürkçe akımına karşı durularak, dilde aşırılıklara gidilmemeli, konuşulan Türkçe tercih edilmelidir.İLHAN GEÇER, MEHMET ÇINARLI, MUNİS FAİK OZANSOY,, MUSTAFA NECATİ KARAER, GÜLTEKİN SAMANOĞLU, COŞKUN ERTEPINAR, ORHAN SEYFİ ORHON, HALİDE NUSRET ZORLUTUNA, AHMET MUHİP DIRANAS, ARİF NİHAT ASYA, CAHİT KÜLEBİ,ZİYA OSMAN SABA, FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA,BEKİR SITKI ERDOĞAN, ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN, YAVUZ BÜLENT BAKİLER,BAHATTİN KARAKOÇ,ABDÜRRAHİM KARAKOÇ, NÜZHET ERMAN…
    3)MAVİCİLER:
    * Atilla İlhan’ın 1952–1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan ORHAN DURU, FERİT EDGÜ gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur. Bu sanatçılar, Garip Akımı'na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.
    *Daha sonra Mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal geçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu. Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.
    * Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.
    * Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.
    *Bireyin duygusal dünyasını yansıtırlar.
    *Divan şiirinin biçim özelliklerinden ve imgelerinden yararlanırlar.
    * Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendine özgü duyarlılık getirmişlerdir.

    Garip hareketine karşı çıkanlardan biri de Attila İlhan'dır. Mavi dergisinde "Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç" adlı yazısında Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'i "bom stiller" diye nitelemiştir. Aynı derginin yazarlarından Ahmet Oktay "Orhan Veli'nin Yeri" adlı yazısında "Orhan Veli eksik bir öncü ve eksik bir şairdi" hükmüyle, Garip akımının sığlığını anlatmıştı. Daha sonraları Mavi dergisindeki bu yazılardan hareketle bir yeni akım sayılmak istenmişse de, bu görüş rağbet bulmamıştır. Onlar Birinci Yeni hareketine karşı çıktıkları için bir bakıma İkinci Yeni 'nin öncüleri olarak değerlendirilmişlere de Attila İlhan, buna da karşı çıkmış ve İkinci Yeni "yi "yozlukla" itham etmiştir.
    İmlâ kurallarını bütünüyle reddetmiş veya kendisine has bir imlâ tarzı geliştirmiş olan Attila İlhan (Büyük harf kullanmaz ama özel isimleri ek almaları halinde (') ile ayırır), dil konusunda çok keyfidir. Günlük dilde artık kullanılmayan çok eski kelimeleri, Fransızca veya Almanca kelimelerle beraber kullanır. Bunlar, hem yazarın dikkati çekme çabasını, orijinal olma merakını, hem de karmakarışık bir dünyada yaşadığımızı okuyucuya hissettirme gayretini gösterir. Sinema tekniğini kullanan Attila İlhan adeta kamerasını kalabalıklar üzerinde gezdirir, zaman zaman belirli noktalarda uzunca durur. Renkli, ıslak, ürperiş ve korku dolu bu şiirlerde bazen büyük bir ferahlık bazen da melankoli gizlidir. 1940–1950 arası Türk edebiyatında yepyeni bir kıpırdanma ve şahsiyetlerin belirmesi dönemidir. Atillâ İlhan da 1946 yılında "CHP Şiir Yarışmasında ikinciliği kazanmış ve birbirlerinden farklı üç şair, bu yarışmada ilk üç dereceyi paylaşmıştır (Cahit Sıtkı Tarancı, Atilla İlhan ve Fazıl Hüsnü Dağlarca).

    4)İKİNCİ YENİCİLER: (1955–1965) ortak nitelikleriyle beliren bir akım değildir. Yeniyi deneyen, dünya görüşü, yetişme şekilleri ve beslenme kaynakları bakımından birbirinden çok farklı olan şairlerin eserlerinde sonradan tespit edilen benzerliklere dayanılarak bu ad verilmiştir. Bu adı onlara MUZAFFER İLHAN ERDOST vermiştir.
    * 1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
    * Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır. (imgeci şiiri savunurlar bu yüzden ilk okunduğunda şiir pek anlaşılmaz.)
    *CEMAL SÜREYYA, İLHAN BERK, EDİP CANSEVER, TURGUT UYAR, ECE AYHAN, ÜLKÜ TAMER, SEZAİ KARAKOÇ bu akımın öncüleridir.
    * Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
    * Her şey insanla başlar insanla biter.
    * Şiirin kendine göre bir dili olmalı. ( dili, şiirin baş tacı edinen bir harekettir.)
    * Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
    * Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.( yorum ve izlenim şiirleri yazarlar.)
    * Dadaizm ve sürrealizm bu akıma da etki etmiştir.( insanın bilinçaltı dünyasını aktarmaya çalışmışlardır.)
    * İçsel bireyci şiir anlayışı vardır.( anlamsızlığın anlamı ve anlamsızlığa kadar özgür olmak şiir anlayışlarının amaçlarından biridir. Anlatım kapalı ve soyut olmalı)
    *Nesnenin genel görüntü dünyasını değiştirme dileğiyle soyutlamaya gider ve gerçek üstü bir tablo gibi eşyalar arası sınırları kaldırarak biçimsel farklılıkları aşmayı denerler.
    * Şiir, için şiir anlayışı hâkimdir.
    *Şairler anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takınırlar. Sözcüklerin gün****k kullanımlarıyla yiten anlamı yerine, çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem verirler.
    * Günlük konuşma dilini dışlarlar.
    * Halkın yaşam alanlarından ve kültürel yaratımlarından uzaklaşmak isteyen ikinci yeniciler halk şiirine ve foklorüne kapılarını kapatırlar. ( Süleyman Efendi tiplemesine son verirler.)
    *Konu, öykü ve olay, şiirin bünyesinden silinmek istenir bu yüzden bu akımın şiiri daha çok betimleyici metinlerden oluşur.
    *Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelerden kaçınırlar.
    *Daha çok aydın kesimin ve elit tabakanın zevkine hitap ederler.
    *Şiiri musiki ve resimle ilişkiye sokarlar.
    * Bu akımın temsilcileri, siyaset dışı kalmaya özen gösterirler.
    * Biçim ustalığı akımın en önemli özelliğidir.
    * Büyük ve küçük harfleri kullanmada titizlik göstermemişler; noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.

    5) TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER: Anadolu gerçeklerini yansıttılar. ŞİİRDE: CAHİT KÜLEBİ, CEYHUN ATUF KANSU; DÜZ YAZIDA: AZİZ NESİN, RIFAT ILGAZ, İLHAN TARUS, ÖMER FARUK TOPRAK, MUZAFFER BUYRUKÇU

Sayfayı Paylaş