1980 Sonrası Şiir

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Murathan Mungan



    ADI DUA OLAN SEVGİLİM

    Yedi Rekat Günah Kıldım Bedeninde
    Dizlerinde Yedi Zikir Secdeye Vardım
    İhmalin Uzak Meleğine Teninde Aldandım
    Yapayalnızdım Kendi Kalabalığım İçinde
    Tarih Kadar Yalnız,
    Aşka Aşina, Acıya Unutkandım

    Er Yüzlerde Tavaf Ettim Bunca Yıl Kalb Evini
    Kırk Yemin Kurtulmuştur Sanırken İçimin Pınarlarını
    İnanmadığım Allah’a
    Senin Yüzünden İnandım
    Adı Dua Olan Sevgilim
    Yandım Yandım Yandım

    Sessizliğe Borcum Var Birkaç Kelime,
    Sessizliğe Borcum Var Birkaç Feryat,
    Sessizliğe Borcum Var Birkaç Çığlık,
    Sustum, Yıllarca Sustum Kan İçinde
    Ödeyemedim Borcumu Onca Şiirle
    Adı Dua Olan Sevgilim
    Yandı Ruhumn Gömleği
    Yedi Deryalar İçinde
    Aştım Aştım Aştım

    Aslında Sen Yoktun
    Yalnızca Bir Duayı Sevdim Ben
    Varlığın Yalanımdı
    Aştım Aşktın Aşktı
    Geçti Gitti Hepsi
    Geçti Gitti İşte
    Dudaklarım Kilitli
    Yasin Yasin Yasin

    Çok Şükür Ölmeden
    Son Duamı Ettim Ben
    Allah Beni Terk Etti
    Kendi Dağımı Kazdım Defterime
    Gün Geldi Buradanda Gittim
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    AFFEDİLMEYEN

    Puhu, biyografi çağı
    can çekişmenin grameri
    varlığın kıstırıldığı sözcükler
    hayatını yazsın herkes
    tedavüldeki jestler bizi almıyor
    karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
    çok tanrılı görüstü yapıcıları
    ne yaptınız
    arkhont atum alizeler
    ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
    gündeliğin kiri
    üstüpüye silin şiirlerinizi
    çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
    ne tanrı istiyorsunuz ne patron
    görüntü yapıcıları
    kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
    kanla alınsın ellerinden
    çekinmeyin vahşetin estetiğinden
    vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
    bir intikam bir de affedilmeyen
  3. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ALABALIK
    Alabalık bir metafor,
    denizler ve balıklar içinde
    kutsal kitaplara göre ilk yaratılanlar içinde
    akıntıya karşı yüzen tek balık
    tekini koruyan tekinsiz
    ölüme doğru ve ölüme karşı
    çağlayan çıkan dikine yüzen bir balıkmış yalnızlık!
  4. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ALACANIM

    ah, nerde benim altından avaze sesim!
    yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı
    avaze sesim!

    şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan
    bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı
    feryattan kimseler ölmez, denirken
    duvarlardan geçtim
    artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi
    şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi
    bir zamanlar feryatlarda unuttuğum avaze sesim!

    alacânım,
    mil yeşili gözlerin
    dindirdi gözlerimi
    kaç körü birden öldürdün bende
    mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm
    ben yandıkça
    ezber ettin ayazın demirini
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?
    hangi duvarın halısında
    gördün, bildin, vurdun beni
    kaç ormandan geçti
    içinde kaybolduğumuz o büyük takip
    içimizde bunca gurbet dururken
    yol ettik uzaktaki sılayı
    şimdi burdayız
    kanlar içinde
    alacânım
    indi mi göğsüne heves?

    etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim
    seyreldi tenim sahtiyan tarih
    mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm,
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?

    alacânım,
    rahat et ben gölgene ilişeyim
    her belanı ben göreyim
    yüreğimi ihbar et,
    bana bir uçurum ver, gideyim
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?
    biliyorsun adımın kıblesini
    bir meşhur hâfızla, meşhur bir şehvet
    alacânım,
    şuramda sinsi bir sızı
    gel öldüğümü farz et
    senden gelen her habere
    canımdan uçurduğum şahin
    pençesinde kaldı bileğim, yazım, harflerim
    bir yanım onla uçtu, sende kaldı, ben bittim
    alacânım,
    indi mi göğsüne heves?

    alacânım,
    yakılmış bir köyün adıydı adın
    görmedi kimse
    içinde ben de yandım
    o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman
    nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman
    Mardin'im, Midyat'ım
    ah benim altından avaze sesim
    kardeşlerimdi ölen de, öldüren de
    aranızdaki duvarda
    gömülü kaldım

    etimden uçurduğum uçurum
    meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum
    bir hâfızken eskiden
    mecnun kaldım şimdi
    aşktan, senden, kendimden
    n'olur sevmeden öldürme beni
    alacânım,
    söyle, indi mi göğsüne heves?
  5. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ANAKİN

    kimse öç alamaz benim masumiyetimden
    dizelerdeki zehirle
    kaç hafıza gezer
    dilimin altında bilinen yılan
    dağları iğne deliğinden geçirir
    kimsenin zamanına uğramadan

    tenha kin uzak gölge hileli
    köklerde demlenen
    içimizde dinmeyen kuytu mevsim
    vaktini bekleyen düğümlü sarmaşıklar gibi
    kalbim öldürür herkesi

    ah kimseden sorulmaz ki
    hiçbirşey yapmamanın zehri

    gövdeye indirilmiş sözlük
    kullanırken azalan
    vahşiliğin likit beklentisi
    içimizde çakallanan şimdi,
    burada ve hiçbir zaman

    taze hikayelerle yamanır yaralı bellek
    tuzak yeni tehlikelerle gövdelenir
    hiç kullanılmadıkları boşluklarda
    sanrısını tetikleyen kelimeler
    tanıdık bir yabancılık kazanır
    başkalarına anlatıldıkça
    çınlayan eşyanın
    teslim aldığı
    hayatların bilgisi
    sızamaz esrarımıza
    her iklim kendi mutlağını ararken
    kilitli hayallerin yer değiştirdiği aynalardan
    aynalara yepyeni bir boşluk kalır

    damarlarımda sahipsiz akan
    kuraklık
    gürültüsü vahşi kan
    çöl kanunları geçiyor
    göçümün unutulmuş ormanlarından
    kin bekliyor kınında
    borçlandığı zamanları
    geri göndermek için
    kullandığı günahlara
    yemin ve rehin
    ne kadar ikizse kalbimize
    ölüm aşkta seğirir
    kimseye aldırmadan
    geçen mevsimler gibi
    biz kendimizi tanıdık sanırken
    yıllar bizi kendiyle değiştirir

    ancak şiirle söyleyebiliriz:
    kendimize bunca yabancılık
    bizi tanıdık kılan

    kırmızı netice, kızıl kin
    kandan alınmış rengin verimi
    ömrün birçok çaprazı gibi
    uzaklık kazanır görüldükçe
    aşkla öldürür, ölümle aşık eder
    ruhun duvarlarına köpürmüş
    kara is karanlık iklim uçsuz gerçeklik
    kendini yaşar sahibinin görünmezinde
    ne kadar yolculuk etsende dibe
    içinden çıkamadığın
    içindeki ölü çocuk
    her şey ne çok belli derken
    ne çok belirsizlik
    anaya babaya yar a aşk kadar derin
    aşk kadar büyük kin
    yıllara eşlik eden sinsi nabız
    saydam zırhlarla korunmuş büyük şemsiyesi gündeliğin
    balık gözlerinin bile göremediği derinliklerde
    bizden sonrakilere devrettiğimiz
    bize teğet kuşanmış gizlerin
    bazen yanılıp aşk deriz buna
    zaten yanılmadan diyemediği hiç kimsenin
    dipte derin damar
    aşk, en köklü kin
    ana baba yar
    bir gün hepsi kaybolur
    birbirinin yarasının içinde

    derin, çok derin

    toprağın bilinen sırlarıyla
    kendimden yapılmış mezarımı örter gibi
    bağışlıyorum suçlarımı bilmediğim bir karanlığa
    ne kadar ödeşsen de ömrün yetmez
    bizi biz yapan içimizin saklı sularında
    bizden habersiz yaşayanlara

    aştım sandığın bir eşiğin ayakları altında
    bir gün bir damar uğultusu vurur dünyaya
    ölerek bile kaçamazsın aramızdan
    ehlileştirilmiş tekrarlarla yaşanan sayıklama
    yeniden döneceksin buraya
    imkansızdır aşk insan imkansızlaştıkça
    dünya başka bir yer olana kadar: anakin
  6. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ANLAŞILMAYAN ŞEYLER

    Kolay bir hüzündür gecenin kovuğundan sarkan
    Ellerindeki paramparça gecmisin sig bir gövdesidir yolun ortasında
    Erken bir gülüşe baslarken (tutanabildiğin yalnızca bir gülüş)
    Ve sanki (kendinden korkan) bir erken bağlanmışlık varoluş ve tükenişin.
    Bir görüntü anlatır (sanki) bir yolun, bir yogunluğun ortasında bal rengi kani
    Ve ayrılığın ta içinde biriken küllüğüdür özlemin.
    Eski, ep eski anlatılmamışlıktır defterlerin.
    Kuruyan su.
    Kuruyan uykusu.
    Ve kan yine de bal rengi derbederliğin.
  7. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ANTİK KENT

    mutlu günlerimizdi...
    deniz tuzu,dövme gül
    yanık tarçın gibiydik
    rüzgarın saçlarımızı taradığı yamaçlarda
    ikimizden bir bayrak
    dalgalanırdı
    birbirine bakan
    tarihin ve otların
    arasında
    adı yoktu yaşadığımız şeyin
    bir boşluk bile değildi bu
    onca boşluğun içinde
    yontulmamış birkaç harf
    taşlar kadar tarihe kefil
    günler gibi düşünülmeden akıp giden
    otların gölgesindeki gece kadar derin
    ay ışığıydı her şeyi sessizce bütünleyen

    bir dönüş biletiyle kırıldı gece
    kırıldı mevsim
    kalakaldık
    birbirine bakan sunaklarda
    zehiri giz olan otlar boyverdi
    kırık heykel parçaları dağılmış ten
    zaman tarihe geri çekildi
    kalıntıları ne kadar ipucuysa bir antik kentin
    o kadar biliyoruz nedenlerini ve sonuçlarını
    ayrılınca adını aşk koyduğumuz o şeyin.
  8. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ARASTA

    pala ve sicim ülkesinde
    sudaki suya söylenen gazeller
    eksilen
    şiiri kılıçla tartan
    hiciv yada ölüm
    marifet remizleri
    hayal ile hayal
    ikiz yeminler
    suyun içi boş sudaki suç fermanlardan damlayan
    kırmızı harfler
    adı unutulan putlar
    için saklımızda kalmış onca tören
    şimdi arasta vakti
    biraz aşk hatırası biraz meydan
    biraz akşam yorgunluğu istiyor cengaver

    kinleri içinde kalmış düşmanlar ve aşıklar
    ardında bıraktığı
    hep kendine benzeyen ve hep bulduğunu sandığı
    önce şiir sonra kimya
    ve başkalarıda bilsin istiyor bunu
    böyle yaparsa eda edilmiş olacak sanki
    akşam kazası
    yalnızlık pahasına sağımız solumuz ölü gönüllüler
    sonu belli seyyitler gibi
    hatırı biriktirmek
    yaşamın istisnaları
    sıradanlığın girdabında
    ilhamın ve ihmalin gelip değdigi anlar
    boşluğun yolları
    karanlık hacim
    idrak acısı
    aşk payı
    günah hakkı yasak hakkı suç hakkı
    bir arastada
    insan yeniden yaratırken dünyayı

    akşam oldu
    aşk için eda için
    akşam oldu

    şimdi vazgeçmek ya da uyumak zamanı.
  9. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ARMALAR

    Bazı sözler karanlıkta söylenir
    bazı sözler hiçbir zaman
    karşı karşıya kaldığımız armalardır
    yüzümüzü parça parça aydınlatırken
    uzaktaki ateş
    yalnızca onlardır konuşan ve hatırlayan
    simgelerde çökelir magmalaşır tarih
    armalanmış rüya ölü dil
    bazı anlar için çözer kendini
    sökülür taşınır çerçeve başka deneyimlere
    yüzümüze değen alev
    kadar içimizdeki çakım
    belirler bizi ve kendi karanlığına döner
    simgelerin dilsizliğinde
    karşı karşıya dururken biz
    armalardır her şeyi kararlaştıran
    bazı sözler karanlıkta söylenir
    bazı sözler hiçbir zaman
  10. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    ASTAR

    Şimdi çalışır durumda görüntü katmanlarımız
    Neyle astarlanırsan yanmayız yüksek fırınlarda
    Saçlarımız kızıl pas, dilimiz kayış
    Deltalara yağan yağmurlarda
    Islanmadı içimizin cam yünü
    Kurgusu kaderine terk edilmiş oyunlardı
    Parçalandı dağıldı
    Bir zamanlar her şeyi bir arada tutan
    O büyülü mıknatıs
    Hayatımızdaki her figür çıktı yerinden
    Şimdi bu yeni gözlerle
    Görmek ve alışmak
    İçimize durmadan akan onca yıl
    Sığa çıkmış çökelti
    Her birimizi başka biri yapacak

Sayfayı Paylaş