2.Dönem 3.Yazılı Soruları

Konu 'Türk Edebiyatı 9. Sınıf Yazılı Soruları' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    DİLENCİ
    Yolumun üzerinde her sabah rastladığım bir dilenci var. Bu zeki çehreli adam, yoklama defteri imzalamaya mahkum, bir kalem efendisi düzeniyle, her gün, tam saat altıyı kırk geçe köşesine gelir ve tam saat ona kadar da tek söz söylemeksizin, sırf gözlerinin derin üzüntüsü ve edasının sessiz anlatımıyla gelip geçenlerin merhametini avlar. Merhametlerin, birer şaşkın güvercin telaşıyla, bu becerikli, usta avcının kurduğu tuzağa düşmek için nasıl kanat çırptıklarını görmek, benim her sabahki eğlencemdi.
    Sabır, tahammül, düzen gibi yaratılış erdemlerinin en zor olanlarıyla donatılmış ve aynı zamanda ustalıklı bir sessizliğin boş bir güzel söze tercih edildiğini bilecek kadar zevk ve anlayış sahibi olan bu adamın, daha çetin sahalarda, daha kazançlı avlar peşinde koşması mümkün iken, bir dilenci kisvesi altında gelip geçenlere el uzatmaya razı oluşunu büsbütün budalaca bir iş olarak değerlendirmedim.
    Bu adam haklıydı.
    Hayatın, zevk kaynağı olarak, kuvveti ve insanın yaşama konusundaki gücü oranında, fakirin hali yamandır. İşte bunun içindir ki New York veya Londra gecelerinde, kuru bir kemik parçasını, açlıktan gözü dönmüş köpeklerin ağzından kapmaya gereksinim duyan korkunç hayat düşkünlerine verilen fakir ismi, Hindistan’ın Ganj nehri kenarında, yarı kutsal bir payenin unvanıdır. Fakire merhamet, mutluluk ve felaketleri görülmez kuvvetlerin keyfine bağlı ve bununla birlikte zenginlikten fakirliğe düşmek tehlikesi yaşayanların bilinmezlerden bir çeşit yardım dilenmesidir. Bu gibilerin dilenci avucuna sıkıştırdıkları her sadaka, yarın istemekten korktukları her sadakanın sermayesi gibidir sanki.
    Her sabah sessiz bir trajedi çehresiyle karşıma çıkan dilenci, şüphesiz, hesabın henüz rastlantıya üstün gelmediği bir dünyada yaşadığını biliyordu ve sınırsız bir saflık ve gaflet denizi içinde, merhametli, çok pahalı inciler şeklinde, kolayca avlanmaktan zerre kadar mahcup görünmüyordu.
    SORULAR Ahmet HAŞİM
    1: Metnin temasını bulunuz?(10 puandır)
    2: Anlatıcı hangi bakış açısıyla okuyucu karşısına çıkmıştır ?Neden yazınız?(15 puandır)
    3: Metnin birinci bölümünde vurgulanan düşünceyi yazınız?(10 puandır)
    4: Üçüncü paragrafta yazarın üzerinde durduğu düşünceyi yazınız?(10 puandır)
    5: ”Yalnız taş duvar olmaz” sözündeki edebi sanatı gösteriniz?(10 puandır)
    6:Kahramanları vaktiyle yaşamış olduğu varsayılan gölge oyununun adını yazınız?(10 puan)
    7:Aşağıdaki boşlukları doldurunuz?(5+5+5)
    -Bir olayda konuyu, düşünceyi belirli bir yönden inceleme işine …………………………
    denir.
    -Edebi bir eserde gerilimi doğuran, heyecan ve merak unsurunu sağlayan temel
    unsura……………………………..denir.
    -Edebi bir eserin izleyiciye sunduğu anlamlı bildiriye…………………………….denir.
    8:Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız?(4+4+4+4+4)
    -Trajedi, kahramanlarını halktan seçer.( )
    -Tiyatroda perde, bölümleri ifade eder.( )
    -Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönleri de katarak konu alan sahne oyununa
    trajedi denir.( )
    -Tiyatro, konularına göre dram ve trajedi olarak ikiye ayrılır.( )
    -İlahi bakış açısıyla yazılan metinlerde, anlatıcı olaylar ve kahramanlarla ilgili her şeyi
    bilir.( )


    Not:Bunların cevapları elimde yok.Üzgünüm.

Sayfayı Paylaş