2010-2011 Yılı 10.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları Sayfa 117 119 120 121

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde Rüzgar tarafından paylaşıldı.

  1. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.042
    Beğenileri:
    878
    Ödül Puanları:
    113

    2010-2011 Yılı 10.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları Sayfa 117 119 120 121
    1.



    2.Gazelde işlenen aşk teması somut ifadelerle ifade edilmiştir. Örneğin şair sevgiliye kavuşma arzusunu mumla somutlaştırmıştır.Yine gazelde aşık durumunu bir hastaya benzetiyor, tıpkı bir hastanın doktordan deva beklemesi gibi sevgiliden deva bekliyor.

    3.Gazel divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Arapça'da "Kadınlarla Âşıkça söyleşi" manasına gelmektedir. İlk Gazel'i 530'da ölen İmruü'l-Kays'ın yazdığı söylenmektedir. İlk dönemlerde (İslam dininin ilk dönemlerinde) fazla ilgi görmemekle birlikte tepkiler de toplayan gazel daha sonra İran edebiyatında çok büyük ilgi görmüş ve Osmanlı Edebiyatı'na da buradan geçiş yapmıştır. Osmanlı Edebiyatı'nda gazelin en güzel örneklerini Fuzuli,Baki, Şeyhülislam Yahya, Nabi,Nedim,Şeyh Galib vermiştir.
    Ø Gazel beyit denilen ikili dizelerden oluşur.
    Ø konusu genellikle liriktir.
    Ø Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir.
    Ø Gazelin ilk beyti "matla", son beyti ise "makta" adını alır.
    Ø Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur (aa, ba, ca ...). Birden fazla musarra beytin bulunduğu gazel zü'l-metali, her beyti musarra olan gazel ise müselsel gazel adıyla bilinir.
    Ø İlk beyitten sonraki beyte "hüsn-i matla" (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine "hüsn-ü makta" (son beyitten güzel olması gerekir) denir.
    Ø Gazelin en güzel beyti ise beytü'l-gazel ya da şah beyit adıyla anılır. Bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matlası ikinci dizesi olarak yenilenmesine "redd'i-matla" denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da "hüsn-ü makta"da söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla "mahlas beyti" ya da "mahlashane" olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına hüsn-ü tahallüs denir.
    Ø Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de "natamam" gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere "tahmis", "terbi" adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller "yek ahenk gazel", her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de "yek avaz gazel" olarak adlandırılır.
    Ø Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşka ilişkin acı, mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller "aşıkane", içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara "rindane", Yalnızca kadından bahseden gazeller "Şuhane", Öğretici konuları öğüt verici biçimde işleyenlere "Hakimane" denir.
    Ø Aşıkane gazellere en iyi örnek Fuzûlî’nin gazelleri, rindane gazellere en iyi örnek ise Bâkî’nin gazelleridir. Kadını, içkiyi ve ten zevklerini konu edinen gazeller ise, örneğin Nedîm’in gazelleri, "şuhane", öğretici nitelikli gazellere, örneğin Nâbî’nin ve Gülşehri'nin gazelleri, "hakimane gazel" denir. Ayrıca felsefi konularda yazılmış gazeller de vardır.
    Ø Gazeller eskiden bestelenerek okunurdu. Özelikle bestelenmek için yazılmış gazeller de vardır. Gazelleri makamla okuyan kişilere "gazelhan", gazel yazan usta şairlere ise "gazelsera" adı verilir.
    Ø Gazel, Türk müziğinde ise şiirin bir hanende tarafından doğaçtan seslendirilmesidir. Sesle taksim olarak da bilinir.

    2.ETKİNLİK
    Matla beyiti : Gazelin ilk beyitine matla((doğuş yeri)denir. Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır.(aa)
    Hüsnü matla: Matla beyitinden sonra gelen beyite hüsn-i matla
    Beytü’l gazel: Gazelin en güzel beyitine beyt'ül gazel denir.Buna şah beyit de denir.
    Hüsnü makta: makta beyitinden bir önceki beyite hüsn-i makta denir.
    Makta beyiti : Gazelin son beyitine makta (bitiş, kesiliş yeri) denir.
    Taç beyit : Şairin isminin geçtiği beyte taç beyit denir.

    Sayfa 119
    3.ETKİNLİK:TERİM METİNDE GEÇTİĞİ BÖLÜM
    Matla beyiti : Meni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

    hüsnümatla: Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    Beytü’l gazel: Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
    Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı

    Hüsnümakta : Değüldüm ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mı

    Makta beyiti : Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

    Taç beyit : Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

    3. Gazeldeki gerçek anlamı dışında kullanılan söz ve söz grupları:
    Ø murâdım şem'i yanmak: isteğinin gerçekleşmesi
    Ø bîmar: gerçek anlamı hasta gazelde ise aşık ,aşk derdine düşen anlamında…
    Ø Gözlerinden kanlı yaş akmak: Aşk acısından dolayı acı ve ıstırap çekmek
    Ø Kara: gerçek
    anlamı siyah renk ; gazelde kara baht: kötü talih, kısmet, kader
    Ø Ruşen : aydın, parlak; belli, meydanda. Gazelde sevgiliye sevdiğini belli etmek, açıklamak anlamında…

    4.)Benzer ifadeler: . Şairin kanlı göz yaşlarını ilk baharda bulanık akan sulara benzetmesi
    Âşığın , sevgilinin gül yanağına karşı kanlı göz yaşı dökmesi
    sevgilinin gül yanağı yüzünden gözünden kanlı yaş gelmesinin sebebini bir başka olaya gül mevsiminin gelmesine ve bu mevsimde suların akmasına bağlanması
    “Kara bahtım uyanmaz mı?” sorusu ile cansız bir kavrama insana mahsus bir özelliği yüklemesi
    Şairin kendisini aşk yüzünden deli, divāne olmuş bir rinde benzetmesi
    Bu örneklerden hareketle Divan şiirinde gözlem önemlidir.

    EK BİLGİ: Dîvan şâirlerinin eserlerini incelediğimiz zaman, sıradan veya çok kötü bir şâir değillerse, bir sanatkârda olması gereken özellikleri taşıdıklarını tespit edebiliyoruz. Dîvan şâirinin en dikkate değer özelliği iyi bir gözlemci olmasıdır. Tabiatı ve çevresini son derece dikkatle gözleyen ve bu gözlemlerini hayâl ve sanatkârlık gücüyle kaynaştırıp, bilgi ve sanat anlayışıyla, vezin, nazım şekli ve
    tercih ettiği dili kullanarak, tadına doyum olmayan, dantel gibi işlenmiş eserler meydana getirdiklerini görüyoruz. Temelinde şâirin yaşadığı sosyal ve tabiî çevrenin izlenimleri bulunan bu şiirler elbette ki bu çevrelerle sıkı sıkıya bağlı ve eğitim ve kültür seviyesi ne olursa olsun, o çevre içinde yaşayan herkesin ilgi ve beğenisini kazanabilecek özellikleri taşıyan sanat eserleridir. Dîvan şiiriyle ilgili olarak bugüne kadar yapılmış olan tahlil ve şerh çalışmalarını incelediğimiz zaman görüyoruz ki Dîvan şâiri günlük hayatında kullandığı ve çevresinde gördüğü, iğneden ipliğehemen hemen her şeyi, şiirinde kullanmıştır. Bu da Dîvan şâirinin hayata ve çevresine nasıl sıkı sıkıya bağlı, onunla bir bütünlük içinde olduğunun en önemli delillerinden biridir. Bütün bu malzemenin Dîvan şiirinin genel karakteri ve prensipleri dahilinde kullanılması tabiî bir hadisedir. Çünkü her edebî tarzın kendine has tercihleri vardır. Bu da bir tarza sahip olmanın gereğidir.( Doç. Dr. M. Nejat Sefercioğlu)

    5.)
    1.beyit : yakınma
    2.beyit : sitem
    3.beyit : Şüphe, korku
    4.beyit : Talihe şikayet
    5.beyit : Aşk acısı
    6.beyit : Sevgilinin güzelliği
    7.beyit : Aşk



    6.İlişkilidir. ANA TEMA: AŞK

    SAYFA 120
    7.Konu bütünlüğü olduğu için yek-ahenk gazeldir.

    4.ETKİNLİK
    Kamu bîmârına cânân /deva-yı derd eder ihsan
    Niçün kılmaz bana derman/ beni bîmar sanmaz mı

    d----Kamu bîmârına cânân
    d----deva-yı derd eder ihsan -----------> “an” tam uyak
    d----Niçün kılmaz bana derman
    b----beni bîmar sanmaz mı

    Şeb-i hicran yanar cânum / töker kan çeşm-i giryânum
    Uyarur halkı efgânım / kara bahtum uyanmaz mı

    e---Şeb-i hicran yanar cânum
    e---töker kan çeşm-i giryânum
    e----Uyarur halkı efgânım
    b----kara bahtum uyanmaz mı
    “um” redif ; “ân” zengin uyak



    Gûl-i ruhsârına karşu / gözümden kanlu akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu/ akar sular bulanmaz mı

    f----Gûl-i ruhsârına karşu
    f----gözümden kanlu akar su -----> “u” yarım uyak
    f----Habîbim fasl-ı güldür bu
    b----akar sular bulanmaz mı

    Gâmum pinhan dutardum men/ didiler yâre kıl rûşen
    Disem ol bî-vefâ bilmen/ inanır mı inanmaz mı

    g----Gâmum pinhan dutardum men
    g----didiler yâre kıl rûşen
    g----Disem ol bî-vefâ bilmen
    b-----inanır mı inanmaz mı
    “en” tam uyak

    Değüldüm men sana mâ’il /sen ettin aklımı zâil
    Beni tan eyleyen gâfil / seni görgeç utanmaz mı

    h----Değüldüm men sana mâ’il
    h----sen ettin aklımı zâil
    h-----Beni tan eyleyen gafil
    b-----seni görgeç utanmaz mı

    “il” tam uyak

    Fuzûlî rind-i şeydâdır/ hemîşe halka rüsvâdur
    Sorun kim bu ne sevdâdur / bu sevdâdan usanmaz mı

    I-----Fuzûlî rind-i şeydâdur
    I-----hemîşe halka rüsvâdur
    I-----Sorun kim bu ne sevdâdur
    b-----bu sevdâdan usanmaz mı

    “dur” redif ;
    “â” tam uyak (uzun hece olduğu için iki ses)


    UYARI: GAZELDE HER BEYİTİN SON DİZESİNİN KENDİ ARASINDA UYAKLI OLDUĞUNU UNUTMAYINIZ.


    8.
    Ø Şiir tekniği çok kuvvetlidir.
    Ø Divan şiirinin en güçlü şairlerindendir.
    Ø Şiirlerinde Azeri Türkçesinin özellikleri görülür.
    Ø Tasavvufi unsurları da işlemiştir.(bu gazelinde de vardır.)
    Ø Derin ve samimi çok lirik bir aşk şairidir.
    Ø Konuşma dilinde çok rastlanan ikinci kişiye hitap, seslenme biçimindeki kullanımlara yer vermiştir.
    Ø Son derece sanatlı , süslü ahenkli bir dili vardır.
    Ø Bu gazel Fuzuli’nin sanat anlayışını gayet güzel yansıtmaktadır.

    SAYFA 121
    · İstifham (soru sorma sanatı)
    · Teşbih
    · Mübalağa
    · Hüsn-i talil
    · Mecaz
    · Tenasüp
    · Teşhis
    · Tenasüp
    · Teşbih
    · Hüsn-i talil
    · Telmih

    9.
    Ah: Aşığın aşk acısından dolayı gönlünden göğe doğru çıkan duman ve kıvılcımlar
    Bimar: aşk derdine düşmüş anlamında kullanılmıştır.
    Gül-i Ruhsar: Sevgilinin yanağı rengi dolayısıyla güle benzetilir.
    Şeyda: Aşk hastalığından kaynaklanan çılgınlık hali için kullanılır.Aşığın kendisidir.

    Diğer imgeler:
    Muradın şem’i
    felek: Gök yüzü. Edebiyatta felek daha çok şikâyet yerine kullanılır. Divan şairleri tarafından daha çok yükseklik, yücelik, genişlik, sonsuzluk ve parlaklık gibi özellikleriyle anılmıştır. Âşığın çektiği acı ve ızdıraplardan dolayı ettiği âh ve figanlar de felekler kadar sonsuzdur. Felek ihtiyarlığı, dönekliği, kimseye yâr olmaması, *****liği gibi özelikleriyle şikâyetlere sebep olur.

    10.Bu imge ve söz sanatları Divan şiir geleneği içinde sağlam bir şiir yapısıyla ahengi sağlamak , hayal gücünün büyüklüğünü göstermek,anlatımı kuvvetlendirmek ve süslü bir söyleyiş ortaya koymak için kullanılır.

    asi_star ve melisa_sym bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş