2o1o-2o11 Yeni Müfredat/ Yeni Ders Kitabı Sayfa 81-1o4

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Rüzgar tarafından paylaşıldı.

  1. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113

    3. COŞKU VE HEYECANı DILE GETIREN METINLER (ŞiiR) VE MENSUR ŞiiR


    Hazırlık

    Verilen dörtlük bir resimle ifade edilebilir. Verilen dörtlükte yapılan betimlemeler, okuyucunun zihninde canlanan bir görüntüye sahiptir. Bu nedenle Serveti Fünün Döneminde "resim gibi şiir yazma" anlayışı oldukça hakimdir.
    2. Bir dönemde yazılan şiirlerin kendilerinden önceki dönemlere ait şiir şekillerinden farklı olması, birtakım yeni. edebi türlerin şiire girdiğinin bir göstergesidir .


    İnceleme

    1.Şiirin ritmi aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki ses benzerlikleriyle de ahenge yardımcı bir söyleyiş oluşturulmuştur.
    2. Verilen bendin söyleyişine dikkat edilirse, şiirin başlığında olduğu gibi yağ*murun yağış sesi ve ritmi verilmeye çalışılmıştır.
    3. Şiir başta ve sonda birer bent ve arada beyitlerin yer aldığı bir yapıya sahiptir. Tevfik Fikret bu şiirinde klasik divan şiiri kalıplarını kırmış, söyleyiş ile tema arasında bir yapı meydana getirmiştir.

    4. a Şiirdeki bentler ve beyitler şiirin birimleridir. Birimlerde günümüz Türkçesiyle kısmında da verildiği gibi yağmurun yağışı ve yağmur yaşarken şairin izlenimleri dile getirilmiştir .
    . b. Birimlerde anlatılanlar şiirin temasını farklı yönlerden işleyerek bir bütün oluşturmaktadır.
    5. a Şiirin başında ve sonunda bent,Lida Dai Dai Hua Jiao Nang bentler arasında ise beyitlerin kullanılması, yağmurun yağışı da düşünülürse, önce hafiften başlayan (ı.bent), daha sonra hızlanan (beyitler) ve yine bitmeden önce yavaşlayan (sonuncu bent) yağmur sahnesi canlandınlmaya çalışılmıştır.
    b. Şiirin yapısıyla temasıarasındaki ilişkiyi resmediniz.

    1.ETKiNLIK

    ı. Grup: Ahmet Muhip Dıranas'ın Yağmur adlı şiirinin teması, Fikret'in şiirin*de olduğu gibi "yağmur"dur. Tema şairin duyuşuna göre anlatılmıştır.
    2. Grup: Hay-Kay, Japon şiirine ait özel bir nazım şeklidir. İşlenen tema ise yi*ne yağmurdur.
    Bu durum temanın evrensel bir özellik taşıdığını gösterir.
    6. Şiirin temasıyla devrin siyasi ve sosyal gerçekliğiyle bir ili~kisi yoktur. Çün*kü Servet-i Fünun sanatçıları toplumsal konu ve sorunlardan uzak durmuş, bireysel kanunlara yönelmişlerdir.
    7. Tanzimat Dönemi sanatçılarında görülen toplumsal sorumluluk duygusu, Servet-i Fünun sanatçılarında yoktur. Bu nedenle işlenen temalar Tanzimat Döne*minde toplumsal, Servet-i Fünun Dönemlerinde bireyseldir.

    2.ETKINLIK

    Teması yağmur olan bir yazı yazınız.
    8. Verilen beyitlerde doğal dil, şiİr dilinin birtakım benzetme, mecaz ve sanatlarıyla kullanılmıştır. Bu durum beyitlerde şiir dilinin ağır bastığını göstermektedir. 9. Şiirdeki bentler ile iki, dört, altı, yedi ve sekizinci beyitlerde anjambman var*dır. Bu durum şiir dilinin nesir (düz yazı) diline yaklaştığını gösterir.
    10. Yağmur şiirinde anlatılanlar, Servet-i Fünun sanatçılarının resim gibi şiir yazma anlayışlarına uygun olduğu için resimle ifade edilebilir. Şiir bu yönüyle parnasizm akımına uymaktadır. Şiirin her birimi birer sahne niteliği taşıdığı için şiirin tamamı parnasizm akımına örnektir.

    PARNASİZM
    Fransa'da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebile*ceğimiz pamasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluşmuştur. 1886'da "Pamas" adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Pamas:
    Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı).
    Pamasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok önem vermişler, ritmi ön plana çıkarmışlardır. Sözcüklerin birarada kullanılmasından doğacak müziği de şiir için gerekli görmüşlerdir. Pamasizm, romantizme tepki olarak doğduğu için bu akımda duygunun yerini düşünceler almış, pamasyenler şiirde ayrıntılı ve nesnel betimlemelere yer vermişler, duygusallığı reddetmişlerdir.
    Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.
    "Sanat, sanat içindir" görüşünde olan pamasyenler şiirde yarar değil, güzellik ararlar.
    Tarihteki mutIu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gelenekleri işlenen konulardır.
    Pamasyenler Eski Yunan ve Altın mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Dolayısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır.
    Başhca temsilcileri:
    Th. Gautier


    T.D. Banville François Coppee J.Maria de Heredia

    SEMBOLİZM (SiMGECİLİK)

    19.yüzyılın ikinci yarısında pamasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır.
    Pamasyenler insan duygularına, izlenimlere önem vermiyorlardı. Onlar için önemli olan gerçekti, düşüncelerdi.Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygusallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir. Onlara göre somut varlıklar, dış dünya ile insanın duyuları arasında köprü kurmaya yarayan birer simgedir. Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur. Yani insan onu nasıl algılıyorsa öyle değerlendirilir. Sembolistier, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üzerindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmışlardır.
    Şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna getirmişlerdir. Onlara göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şi*ir bir şeyanlatmak için yazılmaz.
    Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Sözcüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapanıklığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır.
    Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleş*tirme, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir.
    Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.
    Pamasyenlerin genellikle "sone" nazım biçimini kullanmalarına karşın, sem*bolist1er daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.
    Başhes temsilcileri.:
    Baudelaire Rimbaud
    Mallarme Verlaine Puşkin
    1 ı. Yağmur şiirinde tabiat, yağmurun yağmaya başlaması, sokakların durumu, gökyüzününaldığı haJ ile hayvanların hali göz önüne serilerek anlatılmıştır.
    12. Verilen mısradaki "yaslı şarkılar" (nevha-ger mağme-söz) ifadesi gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Çünkü "yaslı" sözcüğü insan için

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    kullanılırken bu dizede şarkı için kullanılmıştır.
    Şiirde ayrıca "çekingen darbeler, ağlaşan seller, can çekişen dalgalanmalar, so*ğuk gölge, sönen heyula, hayalet, solgun, tükenmiş kadın, hazin kuşlar, ruhumun kulağı, soğuk bir sessizlik, heves dolu damlalar" gibi birçok ifade gerçek anlamı dışında kullanılmıştır.
    13. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairlerinin yeni ve eski kalıplarından çok farklı imge ve tamlama bulma arzularının yan*sımasıdır.
    14. a.
    "muhteriz darbeler" ~ teşhis (kişiselleştirme)
    "Sokaklarda seyl-abeler ağlaşır" ~ teşhis (kişiselleştirme)
    "gfiş-ı ruhum" ~ teşhis
    "sükun u tanin" ~ tezat
    b. Söz sanatları Yağmur şiirinin ahengini ve söyleyişini yansıtmakta birer araç olarak kullanılmıştır.

    15. Yağmur şiirindeki beyitler ile bentler divan şiiri ve Tanzimat şiiri geleneğiyle ilişkilidir. Şiirde hem eski hem de yeni unsurlar bir arada kullanılmıştır. Şiirdeki tema, şairin duyuş ve gözlemlerini yansıtacak şekilde işlenmiştir.
    16. Yağmur şiiri bireysel duyguların dile getirildiği bir şiir olması dolayısıyla döneminin sosyal şartlarından uzak bir şiirdir. Kültürel anlamda ise ancak Serveti Fünunun şiir anlayışıyla ilişkilendirilebilir.
    17. Yağmur şiirinde anlatılanların herkeste aynı duygu ve ruh halini yansıtmanı beklenemez. Şiirde anlatılanlar Fikret'in ruh halini yansıtmaktadır. Bu durum, edebi eserlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir.
    18. Yağmur şiirindeki, yağmura atfedilen ifadeler ve yağmurun şairin zihninde yarattıkları hayal unsurları, "yağmur"un kendisi ise bir gerçeklik unsuru olarak yorumlanabilir.
    19. Şiirde anlatılan olaylar, yaşananlar, şairin yani anlatıcının gözlem, duygu ve ruh halini yanısıttığı için ona özeldir. Bu da olaylar ile anlatıcı arasında sıkı bir ilişki olduğunun göstergesidir.


    3.ETKINLIK

    Şiirin günümüz Türkçesi bölümünde verilen hali bir düz yazı metni gibi düşünülürse, şiirdeki anlamın değil, ahengin, duygu halinin ve şiirin okuyucu üzerindeki etkisinin kaybolduğu görülmektedir.

    20. Tevfik Fikret

    (24 Aralık 1867, İstanbul - 19 Ağustos 1915), 1888'de Galatasaray Lisesi'ni bi*tirdi ve yine Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik yapmıştır. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilenmeyi sürdürdü.
    Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900'de yayımlandı. Tevfik Fikret'in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür. Fikret Abdülhak Hamit'in ve Galatasaray Sultanisi'nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem'in tesiriyle Batılı anlayıştaki şiire yönelmiştir. Fikret'in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özellikle aşk, tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlardır. Fikret, Servet-i Fünun topluluğunun dağılmasından sonra yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir.Bu şiirlerinin ana teması "hürriyet" ve "medeniyet"tir. İlk şiirlerinde sanat için sanat düşüncesinde olan şair, daha sonraki şiirlerinde toplumcu bir anlayışa yönelir. Toplumu sıkan hürriyetsizliğe karşı yazdığı "Sis" şiiri, büyük yankı uyandırır. Fikret,sanatının bu ikinci döneminde insanları birbirine

    düşürdükleri için bütün dinlere düşmandır. Tarihe ve kutsal değerlere de karşıdır. Fikret şiirlerinde çoğu zaman aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirde beyit bütünlüğü*nü kırmış,anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini ortadan kaldırmıştır.Nazmı nesre şiiri düz yazıya)yaklaştırmıştır. Fransız şiirinden alınan soneyi şiirlerinde kullanmış, divan şiirinin müstezat nazım şeklini tanınmaz hale getirerek "serbest müstezat"biçimini geliştirmiştir. Fikret, pamasizm akımından etkilenmiştir ve pamasyenlere bağlıdır.Fikret'in "manzum hikaye" türünde şiirleri vardır;Balıkçılar,Nesrin,Rama zan Sadakası,Hasta Çocuk"gibi. Fikret çocuklar için yazdığı şiirleri hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır ve bu şiirlerini "Şermin "adlı bir kitapta toplamıştır.Şiir1erini "Rübab-ı Şikeste" ve "Haluk'un Defteri" adlı kitaplarda toplamıştır.

    Tahsin Nahit

    Tahsin Nahit (d. 1887, İstanbul - ö. 12 Mayıs 1919, İstanbul), Galatasaray Spor Kulübü'nün 9 numaralı kurucu üyesidir. Hukuk eğitimi almıştır, şair ve oyun ya*zarıdır. Fecr-i Ati akımının bir üyesidir.
    Eserleri Oyun:
    Hicranlar (1908)
    Jön Türk (1909) Kösem Sultan (1912) Fİrar (1911)
    Şiir:
    Ruh-ı Bfkayd (1911)
    Şiirdeki karamsar ruh halinin Tevfik Fikret'i yansıttığı rahatlıkla söylenebilir.
    Bunun yanında Servet-i Fünuncuların genel özelliği olan tablo gibi şiir yazma anlayışıyla, parnasizm akli özellikleri şair ile eseri arasındaki bağlantılardır.

    2.METIN


    5.ETKINLIK


    ... uçuş> . -uş: tam kafiye
    .... kuş
    ... kar > -ar: tam kafiye
    ... arar
    ... şeydası ~ -sı: redif

    Şiirin ritmi, aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki her türlü ses benzerliği şiirin ahengini sağlayan unsurlardandır.
    2. Grup: Elhan-ı Şita adlı şiir üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten oluşan hem divan hem de Batı şiiri ile halk şiiri etkilerini taşıyan bir yapıya sahiptir.
    ı. Verilen bentte kar yağışının ritmi sağlanmaya çalışılmıştır. Karın yağış ritmi tüm şiirde verilmiş, tıpkı Yağmur şiirinde olduğu gibi, resim gibi şiir yazma anlayışına uyulmuştur.
    2. Elhan-ı Şita şiirinin birimleri üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten ibarettir. Bu birimler şiirin teması olan "kar"etrafında bir araya gelerek şiiri oluşturmuşlardır. 6

    1.ETKINLIK'


    ı. Grup: Behçet Necatigil'in Kar Kar adlı şiirinde kar ve kar- kinayeli kullanılmıştır. Şair, şiirde bu iki sözcüğü tüm şiir boyunca gelişen bir tema içinde işlemiştir.
    2. Grup: Herman Hesse'nin şiirinde kış teması işlenmiş ve bu tema şiirde sürekli gelişen, üstünde bir şeyler söylenen bir şekilde verilmiştir.
    Farklı dönemlere ve ülkelere ait şiirlerde de aynı temanın işlenmesi, temanın evrensel bir nitelik taşıdığını göstermektedir.

    3. Elhan-ı Şita şiirindeki kar temasıyla, Yağmur şiirindeki yağmur teması Servet-i Fünun Döneminde doğanın ve izlenimlerinin tema olarak seçildiğini göstermektedir.
    Ayrıca Tanzimat Dönemi şiirlerinden farklı olarak bireysel temalaı:ın, duyuş ve algılayışın ön planda olduğu görülmektedir.
    4. Verilen bentte doğal dil, şairin algılayışla şiir, diline özgü söyleyişlerle, kendi anlamları dışına taşarak kullanılmıştır.
    5. Elhfin-ı Şitfi şiirinde anjamaman özelliği taşıyan mısralar şunlardır: - Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
    Geçen eyyam-ı nevbaharı arar
    - Kapladı bir derin sükuta yeri karlar Ki hamilşane dem-b e-dem ağlar
    - Bir beyaz rişe-i cenah-ı melek gibi kar Seni solgun hadikalarda arar
    - Na'şın üstünde şimdi ey mürde Başladı parça parça pervaze karlar
    Ki semadan düşer düşer ağlar
    - Küçücük, ser-sefid baykuşlar gibi kar Sizi dallarda, lanelerde arar
    - Yuvalarda -yetim-i bi-efgan!*Son kalan ma-i tüyleri kovalar karlar Ki havada uçar uçar ağlar
    - Destinde ey sema-yı şita til de tildedir Berg-i semen, cenah-ı kebilter, sehab-ter ... Dök ey sema -revan-ı tabiat gunildedir;*Hak-i siyahın üstüne safi şükilfeler!

    - Her şahsar şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!*Bir tüde-i zılal ü siyah-reng ü na-ümid ... Ey dest-i asman-ı şita, durma, durma çek Her şahsarın üstüne bir sütre-i sefid!
    - Bir bad-ı hamüşun per-i safında uyuklar Tarzında durur bir aralık, sonra uçarlar.
    - Soldan sağa, sağdan sola lerzan ü girizan, Gah uçmada tüyler gibi, gah olmada rizan.
    - Ezhar-ı baharın yerine berf-i sefidi, Elhan-ı tuyGrun yerine samt-ı ümidi.
    Bu durum şili dilinin nesir diline yaklaştığını göstermektedir.
    6. Elhan-ı Şita şiirindeki tabiatla ilgili ifadeler, betimlerneler (tasvirler) yapıla*rak verilmiştir. Bu özellik resim sanatıyla ilişkilendirilebilir. Bu bakımdan şiir par*nasizm akımının özelliklerini yansıtmaktadır.
    7. Elhan-ı Şim şürindeki yan anlamlı kelime ve ifadeler:
    "Beyaz titreyiş, dumanlı uçuş kalplerin çılgın ezgileri, güvercinlerin şarkıları, derin sessizlik, beyaz melek kanadının saçağı, mavi tüyler, tabiatın ruhu, gölgeler siyahlıklar ve ümitsizlikler yığını, beyaz örtü, emelller gibi yağan kar, hayal gibi koşan kar, sessiz rüzgar, saf kanat, sükut ilahilerinin ezgileri, semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli, kuşların ezgileri, ümit sessizliği."
    8. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairlerinin eski kalıplardan çok farklı, yeni imge ve tamlama bulma arzularının yansımasıdır. Bu imgelerin kullanılma nedeni bireysel duyuş ve düşünüşü en yeni ve fark*lı biçimde yansıtma arzusudur.
    9. a. Birinci beyitte karlar emellere ve hayallere benzetilerek teşbih; karın koşması ifadesiyle de teşhis sanatı yapılmıştır.
    İkinci beyitte karın uyuklaması ifadesiyle teşhis, rüzgarın kanadı ifadesiyle istiare sanatı yapılmıştır.
    b. Söz sanatları şiirin ahengini sağlamakla birlikte aynı zamanda anlatılmak istenenin de daha etkili anlatılmasını sağlamaktadır.
    10. Elhan-ı Şita şiirinde anlatılanların herkeste aynı duyguları uyandırması beklenemez. Bu durum edebi metinlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir. Edebi metin okurun duygu, zevk, kültür düzeyi, bilgi birikimine göre anlam kazanan bir sanat eseridir.

    81-104

    1 ı. Elhan-ı Şita şiiri döneminin siyasi gerçekliği ile ilişkili değildir, bireysel bir duygunun dile getirilişidir.
    12. Elhan-ı Şita şiirindekiler düz yazı ile ifade edilemez. Şiirin düz yazı ile ifade edilmesi onun ahenk ve ritim unsurlarının kaybolmasına neden olacağı için şiirde anlatılanların da tam olarak ifade edilememesine sebep olur.
    13. Bkz. Hac Yolunda
    Elhan-ı Şita şiiri Türk edebiyatının ahengi, ritmi ve söyleyişi ile nadir eserle*rinden biridir.



    1. SERVETiFÜNUN EDEBiYATININ OLUŞUMU
    Hazırlık Çalışması 4
    ı. "Sanatta ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir." sözüyle, sanat eserinde, sanatçının üslubunun önemi vurgulanınıştır. Bu, sanatçının hangi sanat dalında olursa olsun, sanatının estetik yönünün kuvvetli olması gerektiğini ifade etmektedir. 2. Cemil Meriç, "Dergiler, hür tefekkürün kalesidir." sözleriyle dergilerin, sanat, edebiyat, düşünce konularının özgürce konuşulduğu, yayınlandığı birer yer olduğunu ifade etmektedir.

    İnceleme

    ı. ve 2. METİN

    1.ETKiNLIK

    ı. Grup: Servet-i Fünun, "fenlerin zenginlikleri" anla.mına gelmektedir.
    2. Grup: Servet-i Fünun, 1891 yılındaAhmet İhsan tarafından çıkarılmaya başlanmış, 1896 yılında da derginin başına Tevfik Fikret getirilmiştir.

    ı. Servet-i Fünun dergisi, bu dergi etrafında toplanan edebiyatçıların, savun*dukları edebi görüşlerini açıklamada, savundukları görüşler doğrultusunda kale*me aldıkları eserlerini yayınlamada bir araç görevi yüklenmiş, hatta bu dönem edebiyatçılanna bir edebi topluluk olarak adını vermiştir.
    2. Tanzimat Dönemi Edebiyatı bir yenilik getirdiği için "Edebiyat-ı Cedide" olarak adlandırılmış, daha sonra Servet-i Fünuncular için önceleri bir alayolarak kullanılmış daha sonra ise isim olarak yerleşmiştir. Yeniliğin üstüne yenilik yapmaya çalıştıkları için Servet-i Fünunculara da Edebiyat-ı Cedideciler denilmiştir.
    3. Muallim Naci, Tanzimat sonrası Türk edebiyatında ılımlıların başında bulun*maktadır. Eskiyi savunanlarla ılımlılar geleneksel yaşama tarzını sürdürürken, ye*niyi savunanlar Batılı yaşama biçimin uymak istemişlerdir.

    4. Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmış, Fransızca başta olmak üzere çocukluk yıllarında Batı dillerini öğrenmiş, Batı edebiyatı zevkiyle yetişmiş, İstan*bul 'da Batılı bir yaşama biçimi sürdürmeye çalışmış, edebiyatta zevki ve es tetiği ön planda tutmuş, toplumsal sorunlardan uzak durmuş, bireysel konulara yönelmiş sanatçılardır.
    5. a Tanzimat Dönemi metinlerinde "hürriyet, adelet, eşitlik, görücü usulünün yanlışlığı, gazetenin gerekliliği" gibi toplumsal konular işlenmişken, Servet-i Fünun ve Kırk yıl adlı metinlerde bireysellik ön plandadır.
    b. Servet-i Fünun döneminde "Sanat, sanat içindir." ilkesi benimsenmiş, toplumsal konulardan ve sorunlardan uzak durulmuştur.
    6. Servet-i Fünun Döneminde estetik zevkin ön planda olması, dönem sanatçılarını sadece sanatla uğraşmaya sevk etmiş, siyasi ve sosyal problemlerden uzak durmalarma sebep olmuştur.


    Anlama ve Yorumlama

    ı. Tanzimat Dönemi Edebiyatını hazırlayan sebepler ile Servet-i Fünun Edebiyatını hazırlayan sebepler arasındaki en önemli farklılık, Servet-i Fünuncuların aradan geçen zaman içinde bazı yeniliklerin oturmasından, fikri ve edebi alan ile toplum tarafından benimsenmiş olmasından sonra ortaya çıkmış olmalarıdır.
    2. Servet-i Fünun ile Kırk yıl adlı metinler tema bakımından toplumdan uzak, bireysel bir konuyu işlemişlerdir. Buradaki bireysellik, şahsi değil, topluluk adına bir bireyselliktir.
    Her iki metin de anı türünün yapı özelliklerini yansıtmaktadır. Anlatırnda ise çeşitli betimlerne ve benzetmeleri yapılmış, Tanzimat Dönemine göre daha edebi ve süslü bir dil kullanılmıştır.
    3. Bir edebiyat dergisi editörü olarak, derginin sanat anlayışını açıklayan bir yazı yazınız.

    Ölçme ve Değerlendirme

    ı. (D) (D) (Y)
    2 .... Servet-i Fünun dergisin ... ... Edebiyat-ı Cedide ...
    Doğru cevap D seçeneğidir. Recaizade Mahmut Ekrem'in teşvikleriyle eserlerini yazmışlardır.
    4. Dergi, Servet-i Fünuncuların edebi görüş ve çalışmalarını sürdürdüğü bir merkez olmuştur.

    Öğretici Metinler


    Hazırlık Çalışması

    1. Öğretici metinlerde dilin, sanatsal bir biçimde kullanılması, anlatılmak istenenin karmaşık bir hal alıp anlaşılmamasına sebep olabilir.
    Belirli bir düzeyde sanatlı anlatım ise öğretici metinleri, anlatım bakımından daha estetik kılabilir.
    2. a. Günlük yaşantınızda eleştiri yapıp yapmadığınızı ve neyi, niçin eleştirdiğinizi belirtiniz.
    b. Eleştirinin amacı, olumlu ve olumsuz yönlerin ortaya konarak, daha "iyi"nin ortaya çıkmasını sağlamaktır.
    3. Hatıra ve gezi yazıları, kendilerinden sonraki dönemler için birer tarihi belge niteliği taşırlar.
    4. Servet-i Fünun Döneminde, II. Abdülhamit'in baskıcı yönetimi altında bulunan aydınların birçoğu Avrupa'ya özellikle de Paris'e kaçmışlardır. Ülkedeki bu baskıcı yönetim zamanında herhangi bir savaş olmamasına rağmen Batı karşısındaki gerileme devam etmiştir. Sosyal yaşamda, özellikle Tanzimat'ın ilanından sonra meydana gelen değişiklikler yavaş yavaş toplum tarafından kabullenilmiş ve devletle birlikte halk da yüzünü Batı'ya dönmeye başlamıştır.

    1.ETKINLIK

    ı. Grup: Biraz Daha Hakikat adlı metnin yazılış amacı, bilgi vermektir.
    Grup: Biraz Daha Hakikat adlı metin iletisi, Servet-i Fünun ve yeniliktir.
    Grup: Biraz Daha Hakikat adlı metindeki kelime grupları, cümleler, paragraflar metinde anlam birliğine sahip kümelerdir.
    Metindeki bu anlam birliğine sahip kümeler, metin iletisini ifade etmek, onu açıklamak, hakkında bilgi vermek amacıyla bir araya getirilmişlerdir.

    ı. Biraz Daha Hakikat adlı metnin ana fikri, "Servet-i Fünun ve yenilik"tir. Bu . ana fikir, metnin ait olduğu sosyal ve siyasi şartlarla, Servet-i Fünun'u oluşturan
    şartlar dolayısıyla ilişkilidir.
    Metin eleştiri (tenkit) düşüncesiyle kaleme alınmıştır.
    Metindeki ifadeler, bilgi vermek, açıklama yapmak amaçlandığı için açıktır. Metindeki "gazete, makale, Dekadan, edebiyat okulu, edebi hareket, sanat, sa-
    natkar, taklit, estetik, roman, ilerleme" gibi terim ve kavramlar kullanılmıştır.
    Metinde günlük hayatla ilgili olarak, her alandaki işbirliğinin bugün için zorun*luluğundan bahsedilmiştir.
    4. Metinde anlam tutarsızlığı veya birbiriyle çelişen düşünceler mevcut değildir.
    a. Metinde somut ifadeler daha çok kullanılmıştır.
    b. Bu durum öğretici metinlerin, bilgi vermek, açıklama yapmak, yönlendirmek, haberdar etmek gibi amaçlarının olmasından kaynaklanmaktadır.
    Metin, öğretici metin geleneği içerisinde edebi tenkit alanında yazılmıştır.
    Biraz Daha Hakikat adlı metni hangi yayın organında yayınlayacağınızı belirtiniz.

    8. Hüseyin Cahit Yalçın

    Hüseyin Cahit Yalçın (d. 1875 - ö. 1957) yazı hayatına Servet-i Fünun döneminde edebiyatçı olarak başlamış, II. Meşrutiyet, Atatürk, İsmet İnönü ve DP dönemlerinde her daim sert kalemiyle yazdığı polemik ve eleştirilerle ve aynı za*manda da kültürün yaygınlaşmasına destekleriyle akıllarda kalmış, gazeteci, yazar, siyaset adamıdır.
    1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile edebiyatı bırakmış ve politikaya ginniştir.
    Ağustos 1908'de Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım ile birlikte Tanin Gazetesi 'ni kurdu, İttihat ve Terakki'nin siyasi alanda bir nevi kalemşöru oldu. Aynı yıl, 1908*1912 Osmanlı Meclisi Mebusanı'an İstanbul milletvekili seçildi. 1911'de Düyunu Umumiye Dayinler vekili oldu. 1913 'ten sonra tek parti hiiline gelen İttihat ve Terakki'yi eleştinneye başladı. Haziran 1919'da Malta'ya sürüldü. 1922'de Tanin'i yeniden çıkannaya başladı. Hükümete yönelttiği ağır eleştiriler ve eski İttihatçıları savunması dolayısıyla 1923'te İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. 1925'te müebbet sürgün cezası ile çorum'a gönderildi. Bu tarihten sonra, Atatürk'ün ölümüne kadar politikanın dışında kaldı.
    1933'te Akşam gazetesinde yazılar yazmaya ve Türk kültür hayatının önemli yayın organlarından biri olan Fikir Hareketleri dergisini yayımlamaya başladı. Atatürk'ün ölümünden sonra, İsmet İnönü'nün teklifiyle tekrar politikaya döndü. 1939-1954 yılları arasında Çankırı, İstanbul ve Kars milletvekilliği yaptı. 1954'de 79 yaşında tutuklanarak hapse girdi çıktı.
    1957 yılında ölmüştür.

    Biraz Daha Hakikat adlı metin yazarın sert kişiliğini, eleştirici yönünü ortaya koyması bakımından, kitabın adının "Kavgalarım" olduğu da düşünülürse ilişkilidir.
    2.METIN



    GEZİYAZISI

    ı. On Birinci Mektup adlı metnin yazılış amacı, gezilen yerler hakkında bilgi vermektir. Metnin ana fikri, Mısır ve piramitlerdir. Türü ise, gezi yazısıdır.
    2. Metindeki "iki şerit gibi ekilmiş araziler", "deve kervanı ", "bedeviler", "merkepçiler, deveciler, fotoğrafçılar", "müzik ve dilenci grubu" ifadeleri döne*minin sosyal gerçekliğini yansıtan ifadelerdir.

    2.ETKINLIK

    ı. Grup: Biraz Daha Hakikat ve On Birinci Mektup adlı metinler, okuyucuya bilgi vermek amacıyla yazılmışlardır.
    Bu durum öğretici metinlerin yazılış amacıyla parelellik gösterir.
    2. Grup: Biraz Daha Hakikat adlı metinde "Servet-i Fiinun ve yenilik", On Birinci Mektup adlı metinde ise "Mısır ve piramitler" teması işlenmiştir. Temaların birbirinden farklı olması hem metinlerin türü hem de anlatılanların birbirinden farklı olmasından kaynaklanmaktadır.
    3. On Birinci Mektup adlı metindeki ifadeler, bilgi vermek amaçlandığı için açık ve kesindir.


    3.ETKINLIK

    ı. Grup:
    Bkz. 2. soru

    2. Grup:

    Metindeki "delta, üçgen, piramit, mumya, ebu'l-hevl" ifadeleri terim ve kavramlardır.
    Bu bakımdan On Birinci Mektup adlı metin, öğretici metin olması dolayısıyla yoğundur.
    4. Metinde somut ifadeler daha baskındır. Fakat yazarın edebi üslubundan kaynaklanan birtakım benzetmeler ve sanatlı söyleyişlerde soyut ifadelere de yer verilmiştir.
    On Birinci Mektup aldı metin "gezi yazısı"dır.

    Cenap Şahabettin

    l870'te Manastır'da doğdu. Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul'a geldi. İlköğrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebi'nde yaptı.

    Gülhane Askeri Rüşdiyesi 'ni bitirdi. Tıbbiye İdadisi 'nden sonra Askeri Tıbbiye 'den mezun oldu. Hekim yüzbaşı oldu.
    Paris'te 4 yıl ciJt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde'de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914'te emekliye ayrıldı.
    Darülfünun 'da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye 'ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrencileri tarafından istifaya zorlandı. Daha sonra cumhuriyeti destekledi ama yalnızlıktan kurtulamadı.
    İlk şiiri 1885'te daha öğrencilik yıllarında Saadet gazetesinde yayımlandı. Önceleri Muallim Naci 'nin etkisiyle divan türü şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan 'dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi. Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil 'le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünuncuların tersine bireysel şiiri tercih etti. Edebiyat-ı Cedide 'nin en aşırı örneklerini verdi. Şiire "nesirmusikisi" dedi. Şiirlerinde kullandığı "Saat-i semenfam ", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüt" gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek: "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir. 12 Şubat 1934'te İstanbul'da beyin kanamasından yaşamını yitirmiştir. Kabri Bakırköy'dedir.
    Eserleri:
    Şiir: Tamat (1887)
    Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra) Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra) Tiyatro:
    Körebe (1917) Düzyazı:
    Hac Yolunda (1909) Evrak-ı Eyyam (1915) Afak-ı Irak (1917)
    A vrupa Mektupları (1919)
    Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918) Vilyam Şekispiyer(1932)
    On Birinci Mektup adlı metindeki birtakım sanatlı söyleyişler ile anlatılanların kurgulandığı üslup Cenap Şehabettin'in edebi kişiliğiyle örtüşmektedir.


    4. ETKINLIK

    ı. Grup: Ahmet Hikmet'i Nasıl Tanıdım? adlı metin bilgilendirmek, haber vermek amacıyla yazılmıştır.
    Grup: Metnin ana fikri "Ahmet Hikmet"tir.
    Grup: Metin hatıra (anı) düşüncesiyle yazılmıştır.
    ı. Verilen metinlerde dikkati çeken yön daha önce de belirtildiği üzere toplumdan, sosyal sorunlardan uzak ve bireyseldir. Bu durum, Servet-i Fünun Dönemi öğretici metinlerinin bireysellik etrafında şekillendiğini göstermektedir.
    2. Metinde döneminin siyasi gerçekliğini yansıtan ifadeler "Türkçülük" fIkridir. Sosyal gerçeklik olarak ise, sanatçıların ev toplantıları gösterilebilir.
    3. Anlatım bozukluğu olan cümleler şunlardır:
    Bu sebeple o zamana kadar tanımadığımız, görmediğimiz birçok adamlara rastgeliyor ve birçok kişilerle temas ediyorduk. "(çoğul eklerinİn yanlış kullanımı)
    "Uzanan ellerimiz birbiriyle kucaklaştı."Dai Dai Hua Jiao" bu sayfa eş zamanlı olarak seo yarışması için hazırlanmıştır anlamsız kelımelerı mazur görünüz."(Kelimenin yanlış anlamda kullanılması.)
    "Başka herhangiyazarlar arasında ihtimal kırgınlığa varabilecek ... " (Gereksiz sözcük kullanılması)
    "Fransızcada birçok Latin( ce) kelimeleri var, İngilizcede de birçok Fransız(ca) kelimeleri olduğu gibi ... "
    (Ek eksikliği ve çoğul ekinin yanlış kullanımı)
    Metin günümüz için Servet-i Fünun Dönemine ışık tutan bir öneme ve değe*re sahiptir.
    5. Verilen cümlelere göre dergiler, döneminin, sanat ve edebiyat hayatına yön veren, sanatın fikri ve edebi yönünün yer aldığı birer merkez konumundadır.


    6. Mehmet Rauf (d: 12 Ağustos 1875 - ö: 23 Aralık 1931)

    İstanbul'da doğmuş ve küçük yaşta edebiyat ile ilgilenmeye başlamıştır. Bahriye Okulu/na gitmiş İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Yakından takip ettiği Halit Ziya'nın eserlerine ve realizm akımına ilgi duymuştur. Fransız yazar Paul Bourget'yi okurmuş ve ondan etkilemiştir .. 1896 yılından itibaren Servet-i Fünun'da yazmaya başladı.
    Romanlannda genelde İstanbul ve çevresinde yaşayan seçkin ailelerin arasın*da geçen aşk ilişkilerini konu almıştır. Zaman zaman şiirler de yazmıştır.

    Eserleri Romanları:
    Eylül
    Ferda-yı Garam Karanfil ve Yasemin Genç Kız Kalbi Böğürtlen
    Son Yıldız
    Halas
    Ceriha
    Kan Damlası Hikaye:
    İhtizar
    Son Emel Aşk Kadını
    Eski Aşk Geceleri İlk Temas
    İlk Zevk
    Oyun:
    Pençe
    Memur şiirler:
    Siyah İnciler


    Anlama ve Yorumlama

    ı. Servet-i Fünun Döneminde edebiyat ve sanat tartışmalan "sanatın sanat için mi, toplum için mi?" yapıldığı eksenindedir.
    2. Tanzimat Döneminde Batı'dan gelen fikirlerin ve edebi unsurların yayın kaynağı, halkı bilgilendirip eğitmeyi amaçlayan aydınlar için herkese hitap eden gazetedir.
    Servet-i Fünun Döneminde ise, herkese değil de sadece belirli aydın zümreye hitap eden dergi, gazetenin yerini almıştır. Bunun temelinde ise "estetik kaygı" vardır.



    5.ETKINLIK


    1. Grup: Servet-i Fünun Dönemi öğretici metinleri eleştiri, gezi yazısı ve hatıra olarak kaleme alınmış ve bireysel temalar işlenmiştir.

    Tanzimat Döneminde ise, makale ve fıkra gibi türler yapıyı belirlemiş ve toplumsal sorunlar ele alınmıştır.

    2. Grup:

    Servet-i Fünun Dönemi öğretici metinlerinde edebi bakımdan daha oturmuş bir dil ve üslup kullanılmış, dil ağırlaşmıştır.
    Tanzimat Döneminde ise eskiye oranla daha sade bir dil kullanılmış ve edebi süs ve sananan kaçınıımıştır.
    6.etkinlik
    Edebi tenkid, Gezi yazısı ve Hatıra türlerinden Biriyle bir yazı kaleme alınız.


    Ölçme ve Değerlendirme


    ı. (D), (D), (Y)
    2. o" tenkit, gezi yazısı ve hatıra ...

    4. Doğru cevap A seçeneğidir. Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste adlı eseri şiir kitabıdır.
    5. Servet-i Fünun Döneminde bireysel konulann işlenmiş olması, sanatta "estetik kaygı" ve "zevk" anlayışının benimsenmesi dolayısıyladır.


    ı. Servet-i Fünun şiirinde yapı bakımından eski kalıplar yıkılmış, söylenmek istenene göre yeni ve eski unsurların bir arada kullanıldığı bir yapı oluşturulmuştur. Tanzimat Döneminde ise yapı bakımından eski nazım şekilleri sürdürülmüştür.
    Tanzimat Döneminde toplumsal ve siyasi konular işlenirken Servet-i Fünun Döneminde bireysel konular işlenmiştir.
    Tanzimat Döneminde eskiye göre sade bir dil kullanılırken Servet-i Fünun Döneminde sanat için sanat anlayışı benimsendiği için ağır bir dil kullanılmıştır.
    2. a Tevfik Fikret'in şiirindeki, İstanbul'a bir facialar şehri gibi bakış tarzı, Yahya Kemal'in aynı manzara karşısındaki şiirinde yoktur. Bu, şairlerin ruh hallerini gösteren en önemli unsurdur. Hastalıklı bir ruh halinin yansıması olan Sis şiiri döneminin sosyal ve siyasi şartlarının da bir sonucudur. Yahya Kemal'de ise sosyal ve siyasi şartların olumsuz bir etkisinin olmaması, aynı zamanda ruh halinin olgunluğu Siste Söyleniş gibi bir şiiri ortaya çıkarmıştır.
    b. Yukarıda da belirtildiği gibi imparatorluğun sosyal ve siyasi durumu, Servet-i Fünun sanatçılarının da psikolojik durumlarını etkilemiş, karamsar ve bedbin bir ruh halinin oluşmasına sebep olmuştur.
    3. Servet-i Fünun Döneminin modem Türk şiirinin başlangıcı sayılması, Tanzimat Dönemindeki yenilik denemelerinin artık olgun ve Batı'yla eşdeğer bir hal almasından dolayıdır.

    7.ETKINLIK

    Servet-i Fünun şiirinin getirdiği yenilikler ve edebiyatımızdaki yeri konulu bir yazı yazınız.

    Ölçme ve Değerlendirme

    1. (D) (Y) (Y)
    2. .. terza-rima, sone ...
    ... sembolizm ve pamasizm ... ... bireysel...
    3. birinci metin cenap şahabettin
    ikinci metin tevfik fikret
    4.Doğru cevap D seçeneğidir.
    5.Nazmın nesre yaklaşması, sanat için sanat anlayışının benimsenmesi, yeni kavram ve imgelerin kullanılması, bireysel duyguların öne çıkması, ağır bir dilin kullanılması Servet-i Fünun şiirinin Tanzimat şiirinden ayrılan yönleridir.



    -Alıntı-​
    zoro.17, Nightm4r3 ve BLockeD bunu beğendi.
  2. BLockeD

    BLockeD Üye

    Katılım:
    16 Şubat 2009
    Mesajlar:
    190
    Beğenileri:
    119
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş