3. ünite: Islam uygarliği çevresinde gelişen türk edebiyati (hepsi var)

Konu 'Edebiyat 10.Sınıf' bölümünde haskan80 tarafından paylaşıldı.

  1. haskan80

    haskan80 Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2012
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    KUTADGU BİLİG
    Kutadgu Bilig (Günümüz Türkçesi ile: Mutluluk Veren Bilgi), 11. yüzyıl Karahanlı Uygur Türklerinden Yusuf Has Hacib’in Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han (Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan)’a atfen yazdığı ve takdim ettiği Türkçe eserdir.

    Kutadgu Bilig, her iki Dünya’da da mutluluğa kavuşmak için gidilmesi gereken yolu göstermek maksadıyla yazılmıştır. Yusuf Has Hâcib’e göre, öteki Dünya’yı kazanmak için bu Dünya’dan el etek çekerek yalnızca ibadetle vakit geçirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir insanın ne kendisine ne de toplumuna bir yararı vardır; oysa başkalarına yararlı olmayanlar ölülere benzer; bir insanın erdemi, ancak başka insanlar arasındayken belli olur. Asıl din yolu, kötüleri iyileştirmek, cefaya karşı vefa göstermek ve yanlışları bağışlamaktan geçer. İnsanlara hizmet etmek suretiyle faydalı olmak, bir kimseyi, hem bu Dünya’da hem de öteki Dünya’da mutlu kılacaktır.

    Yusuf Has Hâcib bu yapıtında bilimin değerini de tartışır. Ona göre, alimlerin ilmi, halkın yolunu aydınlatır; ilim, bir meşale gibidir; geceleri yanar ve insanlığa doğru yolu gösterir. Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir. Eğer dikkat edilirse, bir alimin ilminin diğerinin ilminden farklı olduğu görülür. Mesela hekimler hastaları tedavi ederler; astronomlar ise yılların, ayların ve günlerin hesabını tutarlar. Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır. Alimler, koyun sürüsünün önündeki koç gibidirler; başa geçip sürüyü doğru yola sürerler.

    Yusuf Has Hâcib, astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin, önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söyler. Aritmetik ve cebir, insanı kemâle ulaştırır; toplama, çıkarma, çarpma, bölme, bir sayının iki katını, yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen, yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.

    Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib’in ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Platon’un devlet ve toplum anlayışı çok iyi bilinmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Bilimin ve bilginlerin değeri anlaşılmıştır; bilim, güvenilir bir rehber olarak düşünülmektedir.

    Genel Özellikleri

    11. yüzyılda yazılmıştır.
    Yusuf Has Hacib yazmıştır.
    Mesnevi tarzında yazılmıştır.
    Siyasetname türünün ilk eseridir.
    Türk dilinin Hakaniye (Çağatay) lehçesi ile yazılmıştır.
    Nazım birimi beyittir. (Redif ve kafiye kullanılmıştır.)
    İslamiyet’in Türklerce kabulünden sonraki ilk yazılı eserdir.
    Alegorik ve didaktiktir.
    Bazı bölümlerinde ansiklopedik bilgiler içerir.
    4 soyut kavram üzerine kurulmuştur. Bunlar; Kün Togdı (hükümdar, kanun, adalet); Ay Toldı (mutluluk, saadet); Odgurmış (akıbet, hayatın sonu); Ögdülmiş (Akıl, zekâ)

    ATABETÜ´L HAKAYIK
    Atabetü’l-Hakayık (Günümüz Türkçesi ile: Gerçeklerin Eşiği), Edip Ahmet Yükneki’nin, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar’a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuştur.

    Modern zamanda ilk bilindiğinde “Hibetü’l-Hakayık” veya “Aybetü’l-Akayık” olarak, yanlış bir şekilde isimlendirmiştir. Eserde dünyayı, Allah’ı, insanı bilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında olan konuyu işlemiştir.

    Nazım birimi beyit ve dörtlüklerden oluşan bu eserini şair, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’i gibi aruz vezniyle ve Kaşgar Türkçesi ile yazmıştır. Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü’l-Hakayık’ın Kaşgar şivesiyle, Uygur harfleriyle yazılmış ilk yazması İstanbul’da Ayasofya Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

    Genel Özellikleri:

    Konusu din ve ahlaktır.
    Didaktik (öğretici) bir eserdir.
    Gazel ve kaside denilebilecek tarzda şiirler vardır. Eser mesnevi tarzında yazılmıştır.
    46 beyit ve 101 dörtlükten oluşmaktadır.
    Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
    Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır.
    Eser 14 bölümden oluşur. Baştaki beş bölüm giriş, şairin “nevi” adını verdiği sekiz bölüm asıl konu, sondaki bir bölüm de bitiriş bölümüdür.
    Giriş bölümleri kaside biçimiyle (aa ba ca da…), asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü dörtlüklerle (aaba) yazılmıştır. Giriş bölümünde 40 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük vardır. Eserin tamamı 484 dizeden oluşur.
    Eser geçiş dönemi edebiyatı ürünüdür.

    DİVAN-I HİKMET
    Ahmed Yesevi’nin söylediği “hikmet” adlı şiirleri bir araya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitaptır.

    Genel olarak dervişlik hakkında övgülerden bu dünyadan şikayetten cennet ve cehennem tasvirlerinden, peygamberin hayatından ve mucizelerinden bahsedilir. Dini ve ahlaki öğütler veren şiirlere de yer vermiştir. Hece ölçüsü olarak 4+3 ve 4+4+4 kullanılmıştır. Bu yapıtın ortaya çıkmasından bir süre sonra; İslamiyet göçebe Türk toplulukları arasında yayılmaya başlamıştır. Ahmet Yesevi’nin görüşleri Anadolu gizemciliğinin (tasavvuf) temelini oluşturur. Tasavvuf kültürünün temeli bu yapıttadır. Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş Veli, Haci Bayram Veli gibi mutasavvıfların düşüncelerinin kaynağı bu yapıttır.

    Genel özellikleri:

    Kitapta Allah aşkı Peygamber sevgisi işlenmiştir.
    Hikmet: Hoş, hayırlı anlamlarına gelir.
    Sade ve yalın bir dil kullanılmıştır.
    Aruz ve hece ölçüsü bir arada kullanılmıştır.
    Dörtlük ve beyitle yazılmıştır.
    144 hikmet ve bir münacaattan oluşur.(2009 yılında bulunan yeni hikmetlerle bilinen hikmet sayısı 217 olmuştur.
    Eser Karahanlı Türkçesinin hakaniye lehçesiyle yazılmıştir
    İstifham (soru sorma) ve Tecahül-i Arif (bilipte bilmezlikten gelme) sanatları kullanılmıştır.
    Ahmet Yesevi’nin hikmetlerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
    Ahmet Yesevi hikmetleri Karahanlı Türkçesiyle söylemiştir.
    Hikmetler dini tasavvufi şiirlerdir.
    63 yaşından sonra toprağın altında yaşamayı seçmiştir.
    Allah’a yakın olma isteği vardır.
    Şiirlerde ulusal ögeler (ölçü, nazım biçimi, yarım uyak) ile İslamlıktan gelme yabancı ögeler (din ve tasavvuf konuları, yabancı sözcükler) bir arada kullanılmıştır.
    Eserin uyaklanışı abcd dddb eeeb şeklindedir. Dördüncü dizelerin birbiriyle uyaklı oluşu hatta zaman zaman aynen tekrarlanışı bu şiirlerin musiki ile okunmak için söylendiğini gösterir.
    Eser 12. yy’a aittir.
    Divan-ı Hikmet’i Ahmet Yesevi yazmamıştır. Ahmet Yesevi’nin kurduğu tarikattaki Şaban Durmuş, Ahmet Yesevi’nin görüşlerini ve düşüncelerini kitap haline getirmiştir.
    Didaktik ve manzum bir eserdir.
    Ahmet Yesevî 63 yaşından sonra bir yere kendini kapatmıştır ve Hz Muhammed gibi 63 yaşında ölmek istemiştir ama 73 yaşında hayata veda etmiştir.
    Türk edebiyatı tarihinde “Divan-ı Hikmet”in önemi İslamiyet’ten sonraki Türk edebiyatının daha önce yazılan Kutadgu Bilig’den sonraki bilinen en eski örneklerinden biri ve tasavvuf Türk Edebiyatı’nın ilk eseri oluşudur.
    Lirik ve didaktik özellik gösterir.

    DİVANÜ LUGATİ´T TÜRK
    Divanü Lügati’t-Türk (Günümüz Türkçesi ile: Türk Diyalektleri Sözlüğü), Kaşgarlı Mahmud tarafından Bağdat’ta 1072 – 1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup, batı Asya yazı Türkçesi hakkında var olan en kapsamlı ve önemli dil anıtıdır.

    Kökleşik Arap Sözlük bilgisi ilkelerine göre hazırlanmış olan sözlük, Kaşgarlı Mahmud’un Türk boyları hakkındaki etraflı bilgisinin yanı sıra, Arap Dil bilimi konusunda da esaslı bir eğitim görmüş olduğunu gösterir.

    Kaşgarlı Mahmud, Divân-ı Lügati’t-Türk’e şöyle başlar;

    Esirgeyen, koruyan Allah’ın adıyla

    “Allah’ın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Allah onlara Türk adını verdi. Ve yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türklerin eline verildi. Türkler Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Hak’tan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hâkimi olan Türklere herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya naili olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir.”

    Kaşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda Balasagun’u merkez alarak çizdiği Dünya haritası o dönem Türklerinin yaşadıkları bölgeleri ve dağılımlarını göstermesi bakımından dikkate şayandır. Harita, Türklerin bulunduğu bölgeleri göstermek amacıyla çizilmiştir. Daire şeklinde olan haritanın çevresinde Doğu, Batı, Kuzey, Güney yönleri belirtilmiş, bazı deniz ve ırmaklar gösterilmiştir. Batıda işaret edilen yerler İdil boylarına, yani Kıpçakların ve Frenklerin oturdukları bölgelere kadar uzanır. Güney-Batıda Habeşistan’a, Güneyde Hint, Sint, Doğuda Çin ve Japonya’ya işaret edilmiştir.

    Genel Özellikleri:

    11. yüzyılda yazılmıştır.
    Türkçenin ilk sözlüğü, antolojisi, ansiklopedisi ve dil bilgisi kitabidir.
    Araplara Türkçe öğretmek, Türkçenin yaygınlığını göstermek için yazılmıştır.
    Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılmıştır.
    Yazarı, birçok Türk boyunu gezerek derlemeler yapmıştır.
    Sözcükleri örnekleyen atasözleri ve şiirler kullanmıştır. (Bu özelliği, onun, kendinden sonraki Türk edebiyatı için çok önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır.)
    Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
    :97:

Sayfayı Paylaş