4 tane soru ?

Konu 'Müzik Dersi' bölümünde ümitt tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. ümitt

    ümitt Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2009
    Mesajlar:
    96
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaslar yardımcı olur musunuzz?4 tane sorum varda yardımcı olursanızz sevinirim...


    1-cumhurbaskkanlıgı senfoni orkestrası ne zaman kurulmustur?

    2-musiki muallim mektebi ne zaman acıldı?

    3-türk müzisyenler ilk defa ne zaman yurtdısına gönderildi?

    4-cemal resit rey-----ahmet adnan saygun-----hasan ferit alnar-----necip kazım akses

    yukarıya ismini yazdıgımızz sanatcılar hakkında bigi toplayınız.


    SİMDİDEN COK TESEKKÜR EDERİMMM.......:eek:
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    cemal resit rey


    Yaşamı
    Çocukluğu ve Gençliği
    Cemal Reşit Bey sarayla yakın ilişkileri olan, son Osmanlı ailelerinden birinin oğluydu. 25 Ekim 1904'te Kudüs'te doğdu. Babası Ahmet Reşit Rey, o dönemde Kudüs'e mutasarrıf olarak atanmıştı. Cemal Reşit'in müziğe yeteneği o yıllarda ortaya çıktı. Diğer çocuklar sokakta oynarken o bulduğu bir akordiyonu çalmaya ve ondan çıkan sesleri taklit etmeye çalışıyordu.

    Beş yaşındayken ailece İstanbul'a geldiler. Burada bir yandan ilkokula giderken, bir yandan da piyano çalışmaya başlar. Galatasaray Lisesi'nde okumaya başladığı yıllarda babasının politik durumu nedeniyle 1913 yılında zorunlu olarak Paris'e taşınırlar.

    Burada özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Raymond Poincare aileye sahip çıkar. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına çok az zaman vardır ve Ahmet Reşit Bey ve ailesi dünyanın kültür başkenti Paris'te yaşamaya başlarlar. Cemal Reşit Bey daha çocuk yaşlarında Gustav Mahler'i orkestra yönetirken görecek, konservatuvarda onu müdür ve ünlü besteci Gabriel Faure dinleyecektir. Faure onu dinledikten sonra ünlü pedagog Marguerite Long'a telefon açar ve "Madam size bir Türk çocuğu gönderiyorum ve hiçbir şey söylemiyorum, kendiniz göreceksiniz" der. Sonra babasına dönerek "Oğlunuz hayatta müzikten başka hiçbir şey yapamaz" diye onun müzik dehasını hemen keşfeder. Claude Debussy'nin öğrencisi, Maurice Ravel'in en yakın dostlarından ve eserlerini en iyi yorumlayan piyanistlerden biri olan Marguerite Long, 19 yaşına kadar hiç para almadan Cemal Reşit'in eğitimi ile yakından ilgilenecektir.

    Ahmet Reşit Bey ve ailesi, savaş başlayınca Paris'te uzun süre kalamazlar. Cenevre'ye yerleşirler. Cemal Reşit eğitimine burada Cenevre Konservatuvarı'nda devam ederken, normal lise eğitimini de sürdürür. Konservatuvarın ustalık sınıfına kadar yükselir ancak 1919'da babası dahiliye nazırlığına atanınca İstanbul'a gelirler. Baba oğlunu hemen İstanbul'da bir piyano öğretmenine götürür. Ancak çocuğun piyano bilgisi öğretmeninkinden fazladır. Cemal Reşit bu kez tek başına Paris'e eğitime gönderilecek, tekrar Marguerite Long'la çalışmaya başlayacaktır. Konservatuvarda Gabriel Faure'den müzik estetiği dersleri alır. Besteci, piyanist ve orkestra şefliği üzerinde eğitim görür. Daha okul yıllarında besteleriyle ilgi çekmeye başlar.

    Olgunluk Dönemi
    Cemal Reşit, cumhuriyetin ilanından iki ay önce Paris Konservatuvarı'ndan mezun olur. Bu arada İstanbul Belediyesi Darülelhan'a (ilk konservatuvar) batı müziği bölümü açılmasına karar verilir ve hoca olarak genç Cemal Reşit çağrılır. Bu onun için dünyanın en büyük sevincidir. Henüz 19 yaşındadır, onu Avrupa'da büyük bir kariyer beklemektedir ancak hocalarının tüm engellemelerine karşın İstanbul'a döner. Belki Batı'daki büyük kariyerini bırakmıştır ama, Cemal Reşit Rey Türkiye'de klasik müziğin kuruluşuna öncülük etmiş, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve yaşamı boyunca müzik dünyasının hep bir numarasında yaşamıştır.

    Türkiye'ye döndükten sonra yaşamı boyunca artık kendi ülkesinden hiç ayrılmayacak, çeşitli orkestralar kurup, bunlarla yurt içi ve dışında konserler yönetecek, dünyanın en ünlü sanatçılarını şef olarak Türkiye'de ağarlayacak, Türkiye'de bir yandan klasik müziğin yaygınlaşması için çalışırken, öte yandan yazdığı operetlerle tiyatro dünyasında unutulmayacak eserlere imza atacaktır.

    Cemal Reşit Bey'in yaşamı sürekli çalışarak, üreterek geçti. Ailesiyle birlikte oturdukları Nişantaşı'nda Şair Nigar Sokak'taki konakta anne babası, ağabeyi Ekrem Reşit, kız kardeşi Semine ve eşi Semih Argeşo ile birlikte yaşıyorlardı. Semih Argeşo Cemal Bey'in kurup yönettiği İstanbul Senfoni Orkestrası'nın baş kemancısıydı. Semine Hanım da orkestrada keman çalıyordu. Konakta hem ciddi klasik müzik çalışmaları yapılıyor, hem de ağabeyi Ekrem Reşit'le birlikte müzikaller üzerine çalışıyorlardı.

    Cemal Bey'in müzikalleri zevk almasının ötesinde yapacağı klasik müzik çalışmalarında özellikle yurt dışı konserlerinde değerlendirmek için para kazanmaya yönelik olarak da yaptığı oluyordu. Çünkü özellikle o yıllarda Türkiye'de klasik müzik yapmak bir misyoner gibi çalışmayı gerektiriyordu. Babasının ölümü, ardından Semine Hanım ve eşinin ayrı bir eve çıkarak konaktan ayrılmaları, Ekrem Reşit Bey'in ve 1962'de annesinin ölümü ile Cemal Bey'in konak yaşamı son buldu. Koca İstanbul'da tek başına kalmıştı. Yanında ağabeyine çok iyi baktığı için aile emektarı olan Rıfkı Ergün ve ailesiyle birlikte Serencebey'de bir apartman dairesine taşınır. Orkestradan emekli olan Cemal Bey, piyano dersleri vermekte, yine evi eski dostları ve öğrencileri ile dolup taşmaktadır ama artık o eski debdebeli günler geride kalmıştır. Bir zamanlar şık giysileri ile her yerde dikkat çeken Cemal Reşit Rey üzerinde eski kıyafetleri, mütevazı evi ile onu eskiden tanıyanların içlerini acıtmaktadır. Giderek Rıfkı Ergün'ün ailesini kendi ailesi gibi görmeye başlar. Hele içlerinde sağır dilsiz olan Melek'i özel bir ihtimamla büyütür.

    1970'lerde Cemal Reşit Rey, Haldun Dormen'in sahneye koyacağı bir müzikalin siparişini alır. Ağabeyinin ölümünden sonra müzikal yazmamaya karar veren Rey, Erol Günaydın'ın yazacağı metinleri müzikleyebileceğini söyleyerek herkesi şaşırtır. Erol Günaydın'la kısa süre içinde çok iyi dost olurlar ve Yaygara 70 büyük başarı kazanır. Ardından Uy Balon Dünya isimli ikinci bir müzikal yapılır ama aynı başarıyı yakalayamaz. 1980'lerde Cemal Bey iyice kendi dünyasına çekilir.




    Onuncu Yıl Marşı
    Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamaları için 1933'de bir marş yarışması düzenlenir. Cemal Reşit Rey, güftesi Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafiz Çamlıbel'e ait olan şiir üzerine bir beste yapmaya karar verir. Uzun süre uğraşıp, herkesin coşku ile birlikte söyleyeceği bir marş oluşturmaya çalışır. Ancak ağabeyi Ekrem Reşit'e yaptığı çalışmayı bir türlü beğendiremez. Sonunda Cemal Bey'in aklına mehter ritmi gelir ve besteyi yapar.Herkesin rahatlıkla söyleyebileceği bir eser çıkar ortaya.

    Ankara'da eseri piyanoda çalarak kendi seslendirir. Marşı degerlendirecek olan heyetin içinde bulunan dönemin Milli Eğitim Bakanı Cemal Bey'in "Cumhuriyet" sözcüğünde majörden minöre geçtiğini bunu da cumhuriyeti küçük düşürmek için yaptığını iddia eder ancak Cemal Reşit şu örnekle durumu kurtarır:

    "Minör küçük anl***** gelir ama müzikte bu anlamda kullanılmaz. Beethoven'in Napoleone'un kahramanlıkları için yazdığı Eroica'nın ikinci bölümü de do minör tonundadır."

    Jüride bulunan bir başkası ise bir kahramanlık öyküsü olan Marseillaise'in de minör tonundan olduğunu söyleyince durum tatlıya bağlanır. Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. Yıl Marşı böylece ortaya çıkmış olur.

    Operetleri
    Cemal Reşit Rey, operet yazmaktan ve ağabeyi ile sahne sanatçıları ile birlikte yaşanan anılardan her zaman en sıcak biçimde söz etmişti:

    "Zerafet, incelik, nükte, hoşgörü... Bir sırada elli kişi oturmuş ve elli kişi de gülüyorsa bu bir sosyal hadisedir. Operet bestelediğim yıllar hayatımın en zevkli, en neşeli yıllarıdır. Sahne sanatçıları ile kısa sürede kaynaşmıştık. Onlarla konakta buluşur, şarkılar söyler çalışırdık. rahmetli biraderimin ölümü ile operet devri benim için kapanmış oldu."

    Cemal Reşit Rey, 1932-1942 yılları arasında ağabeyi Ekrem Reşit Rey'le birlikte operet ve revü müzikleri besteler. Cemal Reşit Bey, bir yandan ciddi klasik eserlerini yazarken, ağabeyi ile birlikte Viyana, Paris havasını İstanbul'da yaşatmaya çalışmakta, sahneye konulan her oyun İstanbul'da büyük sükse yapmaktadır. Cemal Reşit Rey'in bu popüler çalışmaları kimi klasik müzik sanatçısı tarafından onun zamanını boşa harcaması olarak görülmesine rağmen, Cemal Bey bu çalışmaları hiçbir zaman küçümsememiş, sanat ve eğlenceyi düzeyli biçimde bir araya getiren operet ve revülerinden hep sevgi ile söz etmiştir.

    Rey Kardeşler'in ilk operet çalışmasını dönemin Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Muhsin Ertuğrul ve İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ talep eder. Üç Saat Opereti bu istek üzerine yazılır. Beş ay süreyle kapalı gişe oynayınca, Muhsin Ertuğrul gelecek sezon için onlardan yeni bir müzikal talebinde bulunur. İkinci operet Lüküs Hayat olur. Rey Kardeşler'in yazdıkları operetler içinde en beğenileni her zaman Lüküs Hayat olmuştur. Üçüncü yıl için yazılan operet **** Dolu olur. **** Dolu'da ana fikir iki yüzlülüktür. Eserde orkestrayı dönüşümlü olarak Hasan Ferit Alnar ve Cemal Reşit Rey yönetirler. sahnede kullanılan karikatürler Cemal Nadir tarafından çizilir. **** Dolu'nun ilk orkestrası mali sıkıntılar doluyasıyla 10 kişiliktir. 1979'da İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenirken Cemal Bey, orkestrayı yetmiş kişiye çıkartır. 1937'de Hava Civa yazılır. Eserin ilk temsili 1943 yılında Avni Dilligil yönetiminde Ses Operet ve Tiyatrosu'nda yapılır. Ancak savaş yılları ekonomik krizi de beraberinde getirmiş ve eser daha küçük bütçeli olarak sahneye konulmuştur. Eserin baş kadın oyuncusu Semiha Berksoy'dur.

    Rey Kardeşler'in bu operetlerin dışında revü çalışmalarıda vardır. Adalar, Alabanda ve Aldırma. Bunlardan Alabanda'da Safiye Ayla oynamıştır.

    Cemal Reşit Rey'in ağabeyinin ölümünden sonra operet çalışmaları biter. Ailede birbirinin arkasına gelen ölümler ve maddi sıkıntılar sonucu satılan konaktan kalan para ile taşındığı Serencebey'deki küçük apartman dairesindeki yalnız yaşam, yaşlılık dönemindeki Cemal Reşit Rey'i sanat dünyasından da uzaklaştırmıştır. 60'lı yılların sonlarında Haldun Dormen onu ziyarete gider ve birlikte yeni bir operet çalışması yapmalarını önerir. Ağabeyinin ölümünden sonra operetlere veda eden Cemal Bey, şarkı sözleri için Erol Günaydın'la çalışmaya razı olur. Yaygara 70 isimli oyun büyük bir başarı kazanır. Ardından aynı ekiple Uy Balon Dünya isimli yeni bir çalışma daha yapılır ancak çok başarılı olmaz. 1971 yılında son opereti olan Bir İstanbul Masalı'nı besteler.

    Son Yılları
    1985'de Lüküs Hayat 51 yıl aradan sonra yine aynı sahnede İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenecektir. Cemal Bey, gala gecesi için özel olarak hastaneden çıkarılır ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'na getirilir. Eser yıllar sonra yine büyük bir başarı kazanmıştır. Haldun Dormen ve Gencay Gürün onu alkışlar arasında sahneye çıkarırlar. Anlatılmaz derecede mutludur. Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar. Bu onun son sahneye çıkışı olacaktır. Ertesi gün tekrar hastaneye yatırılır ve buradan ikinci çıkışında Edirnekapı'daki aile mezarlığına defnedilecektir.ama hala hayatta gibidir

    Eserleri
    Operaları [değiştir]
    1) Faire Sans Dire, tek perde. Libretto: Ekrem Reşit Rey (Alfred De Musset’ten yararlanılarak) 1920.

    2) Yarın Marek, üç perde, dört tablo. Libretto: Xaiver Fromentin 1920.

    3) Sultan Cem, beş perde, on iki sahne. Libretto: Ekrem Reşir Rey (Roussel Despierre’nin senaryosuna göre) 1924.

    4) Zeybek, üç perde. Libretto: Ekrem Reşit Rey 1926.

    5) Köyde bir facia, tek perde. Libretto: Ekrem Reşit Rey 1929.

    6) Çelebi, dört perde. Libretto: Ekrem Reşit Rey 1942 – 1945. Orkestrasyonunun tamamlanması 1973.

    Operet ve Müzikalleri
    1) La Petit Chaperon Rouge, iki sahne, 1920. 2) Üç saat, üç perde, 1932. 3) Lüküs hayat, üç perde, 1932. 4) **** dolu, üç perde, 1934. 5) Saz Caz, üç perde, 1935. 6) Maskara, üç perde, 1936. 7) Hava Cıva, üç perde, 1937. 8) Yaygara 70, 1969. 9) Uy balon dünya, 1970. 10) Bir İstanbul masalı, 1971. Cemal Reşit Rey’in ayrıca üç müzikal komedisi (revü’sü) vardır. 1) Adalar revüsü, 1934. 2) Alabanda, 1941. 3) Aldırma, 1942.

    Orkestra Yapıtları
    1) Bebek Efsanesi (Senfonik Şiir), 1928,

    2) Karagöz (Senfonik Şiir), 1930 – 1931.

    3) Enstantaneler (Senfonik İzlenimler), 1931.

    4) Scéne Turques (Halk Dansları Üzerine) dört parça, 1928.

    5) Paysages de Soleil (Senfonik İzlenimler), 1931.

    6) Inıtation (Senfonik Şiir), 1935.

    7) Senfoni No:1, 1941.

    8) L’appel (Senfonik Şiir), 1953.

    9) Fatih (Senfonik Şiir), 1953.

    10) Katibim (Piyano ve orkestra çeşitlemeler), 1953.

    11) Senfonik Konçerto (İkili Orkestra için), 1963.

    12) Senfoni No:2, 1969.

    13) Türkiye (Senfonik Rapsodiler).

    14) 50. Yıla Giriş (Senfonik Bölüm), 1973.

    Konçertoları
    1) Konçerto Kromatik (Piyano ve Orkestra için), 1932 – 1933.

    2) Keman Konçertosu, 1939.

    3) Piyano Konçertosu, 1949.

    4) Gitar Konçertosu, 1978.

    Konçertant Parçaları
    1) Introduction and Dance (Viyolonsel ve Orkestra için), 1928.

    2) Konçertant Parçalar (Viyolonsel ve Orkestra için), 1955.

    3) Andante ve Allegro (Keman ve Yaylılar Orkestrası için), 1967.

    Oda Müzikleri [değiştir]
    1) Sonat (İki Piyano için), 1924.

    2) Kentet (Beş Üflemeli Çalgı için), 1932.

    3) Ondes Martenot ve Yaylı Çalgılar için Poem, 1934.

    4) Yaylı Çalgılar Kuarteti, 1935.

    5) Kısa Parça (Keman ve Piyano için), 1936.

    6) Kuartet (Piyano ve Yaylılar için), 1938 – 1939.

    7) Sextour (Tenor, Piyano ve Yaylılar Dörtlüsü için), 1939.

    8) Colloqye Instrumental, 1957.

    9) 12 Prelüd ve Füg (İki Piyano için), 1969.

    Şan ve Orkestra Eserleri [değiştir]
    1) Anadolu Türküleri (Dört Parça), 1926.

    2) İki Anadolu Türküsü, 1930.

    3) Mystique (Mevlana’nın “Mesnevi” Mukaddimesi), 1938.

    4) Üç Anadolu Türküsü, 1970.

    5) Vokal Fantezi, 1980.

    Şan ve Piyano Eserleri
    1) Je Me Demande, (Şiir: Ekrem Reşit Rey), 1919.

    2) Üç Melodi (Paris’te Fromont Yayınevince basılmıştır), 1920.

    3) Initiales sur un Banc (Şiir: Ekrem Reşit Rey), 1921.

    4) Chanson du Printemps (Şiir: Ekrem Reşit Rey), 1922.

    5) Au Jardin (Şiir: Philoxene Boyer), 1923.

    6) L’Offrande Lyrique (sekiz ezgi), 1923.

    7) Nocturne (Şiir:Ekrem Reşit Rey), 1925.

    8) 12 Anadolu Türküsü (Paris’te Heugel Basımevince yayınlandı), 1925 – 1926.

    9) Vatan (Hulusi Öktem’in “Mekteplerde Musıki” adlı kitabında yayınlanmıştır, 1930.

    10) Dört Melodi (Şiirler: Baki Süha Ediboğlu), 1956.

    Koro Eserleri [değiştir]
    1) Anadolu Halk Türküleri (Dört sesli koro için), 1926.

    2) İki Parça (Eşliksiz kadın korosu için “Yunus Emre’nin şiirleri üzerine”, 1936.

    3) On Halk Türküsü (dört sesli koro ve piyano için), 1963.

    Marşları [değiştir]
    1) 10. Yıl Marşı (piyano ve şan; bando için düzenlemeleri yapılmıştır), 1933.

    2) Denizciler Marşı (şan ve piyano için; bando düzenlemeleri yapılmıştır), 1935.

    3) Yedek Subay Marşı (piyano ve bando düzenlemesi yapılmıştır), 1940.

    4) 100. Yıl Marşı, 1981.

    Piyano Yapıtları [değiştir]
    1) Scéne Turques, Anadolu Türküleri üzerine 6 parça (Heugel yayınevi, Paris), 1928.

    2) Paysages de Soleil, (Anadolu Halk Dansları üzerine 6 parça), 1930 – 1931.

    3) Sonat, 1936.

    4) Pelerinages Dans la Ville Qui N’est Plus que Souvenir (Ankara Devlet Konservatuarı Yayını), 1940 – 1941.

    5) Fantezi, 1948.

    6) İki Parça, 1959.

    7) On Halk Şarkısı (koro şarkılarının piyano uyarlaması, Ankara Devlet Konservatuarı Yayını), 1967.

    Sahne Müzikleri
    1) Özyurt, 1933.

    2) Macbeth, 1934.

    3) Kral Lear, 1936.

    4) Hamlet, 1936.

    5) Benli Hürmüz (Radyo Yayını için)

    Ödülleri
    1) Cenevre Konservatuarı Solfej Birincilik Ödülü (1914-1915)

    2) Cenevre Konservatuarı Piyano Birincilik Ödülü (1914-1915)

    3) Cenevre Konservatuarı kadın Birincilik Ödülü (1915-1916)

    4) Cenevre Konservaturarı parnak Birincilik Ödülü (1915-1916)

    5) İspanyol Hükümeti’nin awrosyo el Sabio Nişanı (1953)

    6) İtalyan Hükümeti’nin sllio walle Soliderieta Nişanı (1957)

    7) Fransız Hükümeti’nin Chevalier de la Legion d’Honneur payesi

    8) Fransız Hükümeti’nin Officier de la Legion d’Honneur payesi

    9) TİSAV- Elli Yıl Sahnede Kalanlar Ödülü (1980)

    10) İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Osman Hamdi Ödülü (1981)

    11) Atatürk Sanat Armağanı (1981)

    12) Devlet Sanatçısı Ünvanı (1981)

    13) Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Profesörü (1984)

    14) Sevda-Cenap And Vakfı Altın Onur Madalyası (1995)


    "http://tr.wikipedia.org/wiki/Cemal_Re%C5%9Fit_Rey" adresinden alındı.
  3. facia

    facia Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    273
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    0
    Tarihçe:


    Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestramız dünyada bugüne kadar kesintisiz yaşamını sürdürebilmiş senfoni orkestralarının en eskilerinden biridir.
    1826’da Padişah Sultan II. Mahmut devrinde başlayan batılılaşma hareketleri ile ülkemize giren çoksesli müzik kısa zamanda kurumsallaşmıştır. Bu köklü adımı Sultan Mahmut tarafından Avusturya - Macaristan İmparatorluk sarayından İstanbul’a davet edilen Giuseppe Donizetti’nin Türkiye’ye gelerek orkestranın başına getirilmesi izlemiştir. Sultan Vahdettin’e kadar orkestranın adı “Mızıka-i Humayun” idi ve bu aşamadaki faaliyetleri saraya münhasırdı. 1924’de Saltanattan devralınan bu sanat kurumu büyük Atatürk’ün emri ile Ankara’ya taşınmış ve yepyeni bir anlayışla halkın kültür ve sanat düzeyini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren bir eğitim kurumu olarak düşünülmüştür. Büyük Atatürk’ün yüce makamının adını vererek onurlandırdığı Cumhuriyet tarihinin ilk kurumu olan orkestramız Atamızın öngördüğü sanat ve müzik ilkeleri doğrultusunda O’nun direktifleri ışığında yaratılmış çoksesli müziğimizi olanakları içerisinde ulusumuz adına onur verici bir düzeye çıkarmıştır. işte bu anlayışladır ki; bir toplumun gelişim sürecinde sanatın etkinliği gözönünde bulundurularak 1924’te Musiki Muallim Mektebi kurulmuş bu okul orkestramızla bütünleşerek eğitimine başlamıştır. O zamanki dar olanaklar ile yapılan eğitim sonucu saptanan yetenekli Türk gençleri Avrupa’ya gönderilmiş ve bu gençler öğrenimlerini tamamlayıp yurda dönerek 1934’de çağdaş Türk beste ekolünü kurmuşlardır.
    (Türk Beşleri; Ahmet Adnan Saygun Cemal Reşit Rey Ulvi Cemal Erkin Hasan Ferid Alnar Necil Kazım Akses). Musiki Muallim Mektebi 1936’da Ankara’da kurulan Konservatuvar’a kaynak oluşturmuş orkestramız ise öğretmen kadrosuyla konservatuvara güç vermiştir. İstanbul ve İzmir Devlet Senfoni orkestraları ve benzeri bütün sanat kurumlarının ana kaynağı Musiki Muallim Mektebi’dir. Bir yandan kökleri halk müziğine dayanan öte yandan en ilerici akımlardan kaynaklanan çağdaş beste ekolomüz meyvelerini bu sayede vermiştir.
    1934 yılında orkestranın başına A. Adnan Saygun getirilmiştir. 1935’de yurdumuzdaki evrensel çoksesli müzik eğitimi ve kurumlarının programlarını yapmakla görevlendirilmiş olan besteci Paul Hindemith’in önerisi ile tanınmış Alman orkestra Şefi Dr. Ernst Praetorius orkestranın yöneticiliğine getirilmiştir. Değerli bir orkestra pedagogu olan Praetorius teknik yönden orkestrayı uluslararası düzeye çıkarmıştır. Praetorius’un ölümünden sonra orkestrayı uzun yıllar başta Ferid Alnar ve G.E. Lessing olmak üzere pek çok ünlü orkestra Türk besticilerinin bir çok eserinin ilk icralarını orkestramızla yapmış bunları orkestranın repertuvarına kazandırmış yurtiçi ve yurtdışı konserlerde yöneterek ve band kayıtlarını yaparak tanınmasını sağlamıştır.
    6940 sayılı özel kanunumuzun çıkarıldığı 1957 yılından sonra uluslararası podyumda da adını duyuran Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Ankara’da çok sayıda radyo televizyon gençlik ve halk açıklamalı okul ve çocuk konserleri ayrıca yurdun her köşesinde konserler vermiş çoksesli müziği tanıtma yayma ve sevdirme alanında öncülük etmiştir. 1957-86 tarihleri arasında Hikmet Şimşek Şef yardımcısı olarak orkestrayı yönetmiş değerli hizmetler vermiştir. 1974’de orkestraya şef yardımcısı olarak atanan Gürer Aykal 1988’de 6940 sayılı özel yasamız hükümlerine göre 1. şefliğe getirilmiştir. Kuruluş kanununun çıkarıldığı 1957 yılından bu yana Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Ankara’da 1000’i aşkın radyo-televizyon gençlik ve halk izahlı çocuk ve okul konserleri ayrıca Edirne’den Hakkari’ye kadar yurdun her köşesinde 400’e yakın yurtiçi ve pilot bölge konserleri vermiştir. Ayrıca Almanya Avusturya Bulgaristan Romanya Yugoslavya SSCB İtalya Fransa İsviçre İran Irak Lübnan İsveç Norveç Finlandiya İspanya Polonya Kıbrıs Çekoslovakya Güney Kore Japonya Amerika İngiltere Kazakistan ve Kırgızistan konserleri ile Atatürk’ün öngörmüş olduğu çağdaş Türk müzik hayatının varlığını dünyaya duyurmak yönünden önemli katkıda bulunmuş dünyaca önemli kültür merkezlerinde aldığı çok yapıcı kritiklerle ülkenin kültürel varlığının tanıtılmasında pay sahibi olmuştur.
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Ahmed Adnan Saygun (1907- 1991)


    Türk Beşleri'nin en popüler isimlerinden biri olan Ahmed Adnan Saygun,7 Eylül 1907'de İzmir'de doğdu.İzmir İttihat ve Terakki İdadisi'ndeyken, okulun müzik öğretmeni İsmail Zühtü Bey'in kurduğu dört sesli koroya katıldı. Onun önerisiyle Rossati adında bir öğretmenden piyano dersi aldı. Sonra Macar Tevfik Bey'in öğrencisi oldu. Okulu bitirince, üniversiteye girmeyerek kendini tümüyle müziğe verdi. 1923 sonlarında, o yıl İzmir'e yerleşen Hüseyin Saadettin (Arel) Bey'den iki ay kadar armoni dersi aldı. Daha sonra kendi kendine armoni bilgisini ilerletti ve kontrpuan çalıştı. 1926'da Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde verdiği bir sınavdan sonra İzmir Lisesi'nde müzik öğretmenliği yaptı. 1928'de açılan sınavı kazanarak müzik öğrenimi görmek üzere, devlet bursuyla Paris'e gönderildi. Ünlü müzik okulu Schola Cantorum'da Vincent d'Indy, Eugene Borrel, Bouberbielle, Amedee Gastoue gibi öğretmenlerin derslerini izledi. 1931'de Türkiye'ye dönünce Ankara Musiki Muallim Mektebi'nde kontrpuan öğretmenliğine atandı. 1934'te kısa bir süre Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı yönetti. 1936'da İstanbul Belediye Konservatuarı'na (İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı) öğretmen atandı. Aynı yıl Türkiye'ye gelen Bela Bakto'un Anadolu gezisine katıldı. 1939'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin müzik danışmanlığına ve Halkevlerinin müzik müfettişliğine getirildi. 1940'ta birkaç arkadaşıyla birlikte "Ses ve Tel Birliği" adlı bir dernek kurdu. Bu dernek Batı müziğini çeşitli dönemlerine ait kor yapıtlarının seslendirildiği birçok konser düzenledi, müzik konusunda kitaplar ve broşürler yayımladı.

    1946'da Ankara Devlet Konservatuarı'nda öğretmenliğe dönen Saygun, bir süre sonra kompozisyon bölümünün başına getirildi. 1972-78 arasında TRT Yönetim Kurul üyeliği yaptı. 1973'te İstanbul Devlet Konservatuarı'nda (Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı) etnomüzikoloji öğretmenliği yaptı. Uluslararası Halk Müziği Konseyi'nde yönetim kurulu üyeliği yaptı, 1971'de kendisine "devlet sanatçısı", 1985'te "sanatçı profesör" unvanları ve 1981'de de "Atatürk Sanat Armağanı" verilmiştir.

    Türk Beşleri arasında yer alan Adnan Saygun, ritm ve melodi bakımından Türk halk ve sanat müziklerinin etkilerini taşıyan yapıtlarında, zaman zaman izlenimci, zaman zaman da romantik estetiğe bağlı kaldı. Çok sayıda beste yaptı.

    ESERLERİ

    Opera

    Op.9 Özsoy (tek perde / one act), 1934

    Op.ll Taşbebek (tek perde / one act), 1934

    Op.28 Kerem (üç perde / three acts), 1947-52

    Op.52 Köroğlu (üç perde / three acts), 1973

    Op.65 Gılgamış, 1983

    Bale

    Op.17 Bir Orman Masalı / A Forest Tale (koreografik süit / choreographic suite), 1939-43

    Op.75 Kumru Efsanesi / A Legend, 1986-87

    Şan ve Orkestra Eserleri

    Op.3 Ağıtlar/ Laments (tenor solo ve erkekler korosu / tenor solo and male chorus), 1932

    Op.6 Kızılırmak Türküsü / Folk Song (soprano), 1933

    Op.16 Masal / Lied (bariton solo / baritone solo), 1940

    Op.19 Eski Üslupta Kantat / Cantata in the Old Style (solistler ve koro / soloists and chorus), 1941

    Op.21 Geçen Dakikalanm (bariton solo / baritone solo), 1941

    Op.23 Dört Türkü / Four Folk Songs, 1945

    Op.26 Yunus Emre Oratoryosu / Yunus Emre Oratorio (solistler, koro, orkestra / soloists, chorus, orchestra), 1946

    Op.41 On Türkü / Ten Folk Songs, 1968

    Op.54 Ağıtlar - İkind Defter/ Laments - Book II (tenor solo, erkekler korosu / tenor solo, male chorus), 1974

    Op.60 İnsan Üzerine Deyişler 1 / Mediations on Men 1, 1977

    Op.61 İnsan Üzerine Deyişler II / Mediations on Men II, 1977

    Op.64 İnsan Üzerine Deyişler IV/ Mediations on Men IV, 1978

    Op.66 İnsan Üzerine Deyişler V / Mediations on Men V, 1978

    Op.67 Atatürk'e ve Anadolu'ya Destan / Epic on Atatürk and Anatolia, 1981

    Op.63 İnsan Üzerine Deyişler III / Mediations on Men III, 1983

    Op.69 İnsan Üzerine Deyişler VI / Mediations on Men VI, 1984

    Orkestra eserleri

    Op.l Divertimento (darbuka ve saksofonlu büyük orkestra / large orchestra with saxophone and darbuka), 1930

    Op.13 Sihir (ya da Büyü) Raksı / Magic Dance (Taşbebek Operası'ndan bölüm / movement from the Taşbebek Opera), 1934

    Op.l4 Süit/Suite, 1936 Op.24 Halay, 1943

    Op.l0/b İnci'nin Kitabı / İnci's Book (orkestra uyarlaması / symphonic arrangement), 1944

    Op.29 Birinci Senfoni / SymphonyNo.l, 1953

    Op.30 İkinci Senfoni / Symphony No.2, 1958

    Op.39 Üçüncü Senfom / Symphony No.3, 1960

    Op.49 Deyiş / Dictum (yaylı çalgılar / strings), 1970

    Op.53 Dördüncü Senfoni / Symphony No.4, 1974

    Op.57 Ayin Raksı / Ritual Dance, 1975

    Op.62 Concerto da Camera (yaylı çalgılar / strings), 1978

    Op.70 Beşinci Senfoni / Symphony No.5, 1985

    Op.72 Çeşitlemeler/Variations, 1985

    Konçertolar

    Op.34 Birinci Piyano Konçertosu / Concerto for Piano No.l, 1952-58

    Op.44 Keman Konçertosu / Concerto for Violin, 1967

    Op.59 Viyola Konçertosu / Concerto for Viola, 1977

    Op.71 İkinci Piyano Konçertosu / Concerto for Piano No. 2,1985

    Op.74 Viyolonsel Konçertosu / Concerto for Violoncello, 1987

    Oda Müziği

    Op.4 Sezişler / Intuitions (iki klarinet / two clarinets), 1933

    Op.8 Vurma Sazlı Kuvartet / Percussion Quartet (klarinet, saksofon, vurma çalgı, piyano / clarinet, saxophone, percussion instrument, piano), 1933

    Op.12 Sonat / Sonata (piyano ve viyolonsel / piano and violoncello), 1935

    Op.20 Sonat / Sonata (piyano ve keman / piano and violin), 1941

    Op.27 Birinci Yaylı Sazlar Kuvarteti / String Quartet No.l, 1947

    Op.33 Demet (keman ve piyano için süit / suite for violin and piano), 1955

    Op.35 İkinci Yaylı Sazlar Kuvarteti / String Quartet No.2, 1957

    Op.37 Trio (obua, klarinet, arp / oboe, clarinet, harp), 1966

    Op.43 Üçüncü Yaylı Sazlar Kuvarteti / String Quartet No.3, 1966

    Op.46 Nefesli Sazlar îçin Kentet / Quintet for Wind Instruments, 1968

    Op.50 Üç Prelüd / Three Preludes (iki arp / two harps), 1971

    Op.55 Trio (obua, klarinet, piyano / oboe, clarinet, piano), 1975

    Op.68 Dört Arp için Üç Türkü / Three Folk Songs for Four Harps, 1983

    Op.78 Dördüncü Yaylı Çalgılar Kuvarteti / String Quartet No.4 (iki bölüm / two movements), 1990

    Şan ve Piyano

    Op.32 Üç Balad / Three Ballades, 1955

    Op.48 Dört Ezgi / Four Melodies, 1977

    Piyano eserleri

    Op.2 Süit / Suite, 1931

    Op.l0/a İnci'nin Kitabı / İnci's Book, 1934

    Op.15 Sonatina, 1938 Op.25 Anadolu'dan / From Anatolia, 1945

    Op.51 Küçük Şeyler / Short Things, 1950-52

    Op.38 Aksak Tartılar Üzerine On Etüd / Ten Etudes on "Aksak" Rhythms, 1964

    Op.45 Aksak Tartılar Üzerine On îki Prelüd / Twelve Preludes on "Aksak" Rhythms, 1967

    Op.47 Aksak Tartılar Üzerine On Beş Parça / Fifteen Pieces on "Aksak" Rhythms, 1967

    Op.56 Ballade (iki piyano / two pianos), 1975

    Op.58 Aksak Tartılar Üzerine

    On Taslak / Ten Sketches on "Aksak" Rhythms, 1976

    Op.73 Üç Piyano için Poem / Poem for Three Pianos, 1986

    Op.76 İki Piyano için Poem / Poem for Two Pianos, 1989

    Op.77 Piyano Sonatı / Piano Sonata, 1990

    Solo enstrümanlar için çalışmalar

    Op.31 Partita (viyolonsel / violoncello), 1954

    Op.36 Partita (keman/violin), 1961

    Koro çalışmaları

    Op.5 Manastır Türküsü / Folk Song, 1933 Op.7 Çoban Armağam, 1933

    Op.42 Duyuşlar / Impressions (üç kadın sesi / three female voices), 1935

    Op.18 Dağlardan Ovalardan, 1939

    Op.22 Bir Tutam Kekik, 1943

    Edebiyat üzerine çalışmaları

    Türk Halk Musikisinde Pentatonizm / Pentatonism in Turkish Folk Music, Istanbul, 1936

    Rize, Artvin ve Kars Havalisi, Türkü, Saz ve Oyun Havalan /Some Local Instruments and Folk Dances, Istanbul, 1937

    Yedi Karadeniz Türküsü ve Bir Horon / Seven Folk Songs and a Folk Dance From the Black Sea, Istanbul, 1938

    Halkevlerinde Musiki / Music in "Halkevleri", Ankara, 1940

    Yalan (sanat konuşmalan / discussions in the field of art), Ankara, 1945

    Karacaoğlan, Ankara, 1952

    Lise Müzik Kitabı (1-2-3) / Music Book for Lycee (three volumes) (Halil Bedi Yönetken ile / with Halil Bedi Yönetken),Ankara, 1955

    Musiki Nazariyatı / Theory of Music (dört cilt / four volumes), Ankara Devlet Konservatuvan Yayım, 1 (1958), II (1962), III (1964), IV (1966)

    "La Musique Turque", Pleyel Edition, Müzik Ansiklopedisi, Müzik Tarihi Serisi Cilt I, Paris, 1960

    "La genie de la melodie" (Zoltan Kodaly'ın Yüzüncü Yılı Nedeniyle / About Zoltan Kodaly), Budapeşte / Budapest, 1962

    Türk ve Macar Müziği Üstüne Çalışmalar / Studies on Turkish and Hungarian Music, Budapeşte / Budapest, 1964

    Töresel Musiki, Ankara, 1967

    Toplu Solfej / Solfeggio (iki cilt / two volumes), Ankara, 1968

    Folk Music Research in Turkey (Bela Bartök ile birlikte / with Bela Bartök), Budapeşte / Budapest, 1976

    Atatürk ve Musiki / Atatürk and Music, Sevda Cenap And Vakfı Müzik Yayınlan, Ankara, 1981


  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Hasan Ferit Alnar (1906-1978)


    1906'da İstanbul'da doğdu. Annesinin teşvikiyle müziğe daha çocuk yaştayken kanun çalarak başlayan Alnar, 12 yaşındayken "Kanuni" oldu. 16 yaşındayken ilk bestesini yaptı. O yıllar İstanbul Sultanisi'nde okuyan Alnar geceleri, Darüt Talimi Musikisi topluluğuyla sahneye çıkıyordu. Yine o sıralar aynı toplulukla Berlin'e giderek Alman Polydor firması için birkaç plak doldurdu. Bu yolculuklarının birinde Berlin Yüksek Okul müdürü ve besteci Franz Schreker ile tanışan Alnar çok sesli bestelerinin Schreker'in ilgisini çektiğini görünce, bitirmek üzere olduğu İstanbul Mimari Akademisinden ayrıldı ve 1927'de Viyana'ya yerleşti. Viyana Devlet Müzik Akademisinin bestecilik bölümünde Joseph Marx'ın öğrencisi oldu. 1929'da diploma alınca Oswald Kabasla orkestra şefliğinde çalıştı.

    1932'de bu bölümü bitirince İstanbul'a dönerek Şehir Tiyatrosunda orkestra şefliği yaptı. 1937'de Ankara Devlet konservetuarında bestecilik dersleri verdi. Konservetuarın Tatbikat Sahnesinde ilk opera gösterisini düzenledi. 1946'da Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrasının şefliğine getirildi. 1952 yılına kadar bu görevde kaldı. 1955'te Viyana'ya yerleşti. 1964 yılında tekrar Ankara'ya döndü. Türk beşlerinin içinde ayrı bir yere sahip olan Alnar teksesli Türk Müziğinden yetişmiş tek bestecisidir.1971'de ilk Devlet Sanatçılığı dağıtıldığında bu ünvan,Türk Beşleri'nden üçüne verilip ikisi dışlanmıştı. Bunlardan birisi Cemal Reşit Rey idi, kendisine bu ünvan 1981'de verildi, diğeri ise Ferit ALNAR'dır. Cemal Bey, devlet sanatçılığı ünvanını geçte olsa aldı ama Ferit Alnar kırgın bir şekilde 1978'de aramızdan ayrıldı. Daha sonra 7.12.1998'de Sevda Cenap And Vakfı'nca düzenlenen Sn.Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL'in de katıldığı bir tören neticesinde Ferit ALNAR'a onur ödülü verildi ve tören sonrasında Anadolu Yaylı Kuartet eşliğinde Tahir AYDOĞDU'nun solist olarak katılımı ile Ferit ALNAR'ın "Kanun Konçertosu" tekrar seslendirildi. Biraz geç de olsa Ferit ALNAR'ın hatırlanması son derece sevindirici idi. Ben burada Sevda Cenap AND vakfı yetkililerine Ferit ALNAR'ın Kanun Konçertosu'nu çalan bir sanatçı olarak şükranlarımı sunmak istiyorum, dilerim diğer vakıf, üniversite ve konservatuvarlar da bu değerli bestecimizle daha yakından ilgilenirler.. Çok küçük yaşlarda Kanuni Vitali Efendi'den Kanun öğrenmeye başlayan ALNAR'ın dört ay içinde hocasından alacağı bir şey kalmadığı söylenir.

    Mimarlık eğitimini müzik yüzünden yarıda bırakan Ferit ALNAR, Darüttalimi Musiki Topluluğu'na katılıp Türk Musikisi'ne de büyük hizmetler vermiştir. Türk Musikisi'ne kanun ile başlayanlar onun adını bir ideal olarak belirlemişlerdir. Plaklarını bulup dinleyemeseler bile kendini veya plaklarını dinleyenlerden; nasıl erişilmez bir teknik ve kendine has temiz üslubuyla çaldığını hayranlıkla dinlemişlerdir.

    Kanun icrasında bir çığır açmış, bu çalgıdaki seçkin icrasını erişilmesi güç bir virtüoziteye ulaştırmıştır, Şerif Muhittin TARGAN'ın ud'da yaptığını KANUN'da yapmıştır. İlk kez Kanuni Hacı Arif Bey'in uyguladığı mızrap tekniğine, hocası Vitali Efendi'den elde ettiği çok hafif tırnak darbeleri ile süslediği bol tremololu icra tekniğini eklemiş ve daha başarılı, daha üstün bir seviyeye ulaştırmasını bilmiştir. Alışılmışın dışına çıkarak çok ustalıklı bir geçki tekniği geliştirmiştir. Tek başına birçok plak doldurup zamanın sanatçılarına da eşlik etmiştir. Ayrıca son derece orijinal ve ileri üslupta saz eserleri yazmış ve hemen bütün eserlerinde Türk Musikisi'nin makam ve usullerini başarıyla kullanmıştır. Türk Musikisi Sanatı'nın içinden yetişmiş bir sanatçı olarak, daha sonra, Batı Musikisi'ni benimseyip ustalaşmasına rağmen, Türk Musikisi hakkında küçültücü bir tek kelime bile kullanmamıştır.

    Türk Musikisi'nin zenginliğinden çok yararlanmış, eserlerinde bu motifleri en iyi şekilde kullanmıştır; fakat diğer bazı bestecilerin yaptığı gibi musiki eserlerini aranje etmeden, çok seslendirip altına benim diye imza atmadan... Her iki tür müziği ve kültürünü de çok iyi bilen bu insanın büyüklüğü bu noktadan kaynaklanır. Türk Musikisi eğitiminden sonra kabiliyetini Batı Musikisi'ne yönelten, çalışmalarını tamamen Batı Musikisi alanında yapan ve bestelerinde de Türk Musikisi makam ve usullerini kullanan ALNAR, Kanun'u da terketmemiş ve yıllar önce tasarladığı konçertoyu 1946 yılından itibaren bestelemeye başlamış, 1951 yılında konçertoyu tamamlamıştır, Türkiye'deki ilk ve tek Kanun Konçertosudur. Ferit ALNAR daha sonraları konçertonun 3.bölümünü beğenmeyerek değiştirmek istemiş, 1958'de Hazreti MEVLANA'yı ziyaretinden hemen sonra bir şaheser olan 3.bölümü birkaç gün içinde yazıvermiştir.

    1942'de bestelediği diğer bir şaheseri olan Viyolonsel Konçertosu üzerine 21.8.1946'da A.Lalauni tarafından yapılan kritikte şöyle yazılmıştır:

    "Viyolonsel Konçertosu ile Ferit ALNAR, doğu ile batının müzik birleşimini çok iyi başaran bir kişiliktir. Kompozitör ALNAR'ın,orkestra şefi ALNAR'ı aştığı bir gerçek,fakat orkestra şefi olarak da hiçbir yönden geri kalmıyor."

    Yine PRELÜD ve İKİ DANS'ın ilk icrası hakkında Viyana'da çıkan bir kritikten bazı kısımlar:

    "ALNAR'ın müzik yazı tekniğinde sürükleyici bir mantık var.Dinlediğimiz tamamıyla yeni bir müzik, birçok kompozitörü onu taklide heveslendirecektir."

    Türk Beşleri içinde her şeye rağmen Türk kalmaya çalışmış, son derece güzel saz eserleri bestelemiş, Batı Musikisi alanında da birçok eser meydana getirmiş, 30 senelik şeflik hayatında da aşağı yukarı 200 operet,1000 konser ve 400 opera temsili yönetmiş Ferit ALNAR'ın bütün eserleri ortaya çıkarılmalı, hem Türk Musikisi hem de Batı Musikisi alanında yapmış olduğu eserler sanatçılarımız ve orkestralarımız tarafından en kısa sürede seslendirilmelidir.

    22 senelik bir Kanun Sanatçısı ayrıca eseri birçok kez seslendirmiş bir sanatçı olarak Türkiye'deki ilk ve tek Kanun Konçertosu ile ilgili belirteceklerim şunlardır;Eserin icrasında seri mızrap atışları,inişli ve çıkışlı atlamalar,çok sık değişen mandallar,çok ustalıklı olarak kullanılan geçkiler,iki eli aynı anda farklı kullanabilme,çaprazlamalar v.b. özellikler bulunmakta ve virtüozite istemektedir.Bana göre Kanun çalgısında teknik kapasite olarak gösterilebilecek birçok özellik göze çarpmaktadır,günümüzde Kanun icracılarına bakıldığında ileride bestelenecek yeni eserler açısından bu özelliklere ayrıca arpej ve akor tekniği de ilave edilebilir.




  6. facia

    facia Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    273
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    0
    Uluda¤ Üniversitesi E¤itim Fakültesi yeni binas›ndaki U¤ur
    Mumcu Konferans Salonu ile Müzik E¤itimi Anabilim Dal›’n›n yeni
    binas› “Musiki Muallim Mektebi 1924”, TBMM Baflkanvekili Güldal
    Mumcu’nun da kat›ld›¤› törenle, 30 Kas›m 2007 günü aç›ld›.
    Rektör Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, U¤ur Mumcu Konferans
    Salonu’nun aç›l›fl›nda yapt›¤› konuflmada, Uluda¤ Üniversitesi’nin
    Türkiye’nin Kemalist yürüyüflünde önde gelen üniversitelerden biri ol-
    du¤unu, Türkün ayd›nlanma devrimine olan inanc›ndan dolay› salonla-
    r›ndan bir tanesine Ahmet Taner K›fllal›, birine de U¤ur Mumcu ad›n›
    verdiklerini söyledi.
    Böyle kiflilerin, Türkün ayd›nlanma mücadelesinin ana kiriflleri
    oldu¤unu belirten Rektör Yurtkuran, “Onlar 1923’te bafllayan ayd›nlan-
    ma savafl›m›z›n flehitleridirler” dedi.
    U¤ur Mumcu’nun sadece Türkiye’nin gelece¤inden kayg›lanan,
  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Necil Kazım Akses hakkında ansiklopedik bilgi
    Necil Kazim Akses ( 1908 - 1999) Türk klasik müzik bestecisi.YaşamıMüziksever bir ailenin çocuğu olan Akses, küçük yaşta keman dersleri almaya başlamış, on dört yaşındayken, Mesut Cemil’in viyolonsel öğrencisi olmuştur. İlk beste denemesini de bu yıllarda viyolonsel için yazdığı bir parçayla yapmıştır. Lise öğrenimi sırasında bir yandan İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Cemal Reşit Rey’in armoni sınıfına devam eden Akses, liseyi bitirince kompozisyon öğrenimi için Viyana’ya gider. Viyana Müzik Akademisi’nde 1926 yılında başladığı bu eğitimi, Kleinecke’nin viyolonsel, Joseph Marx’ın armoni, kontrpuan ve füg öğrencisi olarak sürdürmüştür. Akademiyi bitirdikten sonra Prag Devlet Konservatuarı’na geçen bestecimiz, burada Josef Suj ile kompozisyon, Alois Haba ile mikrotonlar üzerinde çalışmıştır.

    1933 yılında Türkiye’ye dönen Akses, Ankara Devlet Konservatuarı’nın kuruluş çalışmalarını yürüten Paul Hindemith’e yardımcı olmuş, konservatuarın açılmasıyla kompozisyon öğretmenliğine getirilmiştir.

    Necil Kazım Akses, yaratıcılığını 80 yaşından sonra da sürdürmüş, örneğin “5. Senfoni”sini bu dönemde yazmıştır. Onun “Ankara Kalesi” adlı senfonik şiiri, piyano için, “Minyatürler”, keman ve viyola konçertoları, orkestra için “Konçerto” ve “Ballad”ı, beş senfonisi ve yaylılar için dört değerli “Kuartet”i, başlıca yapıtları arasında sayılabilir.

    Ankara’da uzun yıllar kompozisyon öğretmenliği yapan Akses, 1948 yılında kurucusu olduğu konservatuarın müdürlüğüne, 1949 yılında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne, 1954 yılında Bern, 1955 yılında Bonn Kültür Ataşeliğine atanmış, 1958 yılında Türkiye’ye dönünce Ankara Operası Müdürü olmuştur.

    Necil Kazım Akses, çağımızın çeşitli kompozisyon tekniklerini ve stillerini yakından tanımıştır. Bülent Tarcan’a göre Akses’in yapıtları, “Yeni – Romantik” eğilimlerle Türk müziğinin birleşimidir. Besteci, büyük boyutlu yapıtları, zengin ve dolgun orkestralamanın, karışık ve yüklü bir üslubun adamıdır. Önder Kütahyalı’ya göre, yapıtları ilk dinleyişte dağınık bir izlenim bırakabilir. Uzun ve duygun cümleler, ana fikirlerin kesin çizgilerle belirlenmesinden kaçınma ve dolgun armoniler, bestecimizin başta gelen özellikleridir. Karanlık orkestra renkleriyle tonsuzluk izlenimi veren yoğun bir kromatizme de rastlanabilir. Son yapıtlarında belirli bir yumuşama ve aydınlık bir yazı görülmektedir. 1970 yılından sonra yazdığı yapıtlar, “Orkestra Konçertosu”nda ve “Bir Divandan Gazel”de görüldüğü gibi, aleotorik (rastlamsal) bir yaklaşımı sergiler. Necil Kazım Akses’in yapıtlarının seslendirme hakkı SACEM’indir.

    Yaratıcı çalışmaları yurt dışında da yankılar uyandıran Necil Kazım Akses, başarıları dolayısıyla çeşitli ülkelerden madalyalar, ödüller almıştır.Ödüller1957’de Almanya’nın birinci derece “Yaratıcı Hizmet Ödülü”

    1963’te, İtalya’nın “Cavalliere Officiale unvanı”,


    1973’te, İtalya’nın “Commendatore Madalyası”,


    1973’te Tunus’un “Habib Burgiba Sanat, Kültür Madalyası”

    1971 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanıyla onurlandırılan Necil Kazım Akses, 1981 yılında “Atatürk Sanat Armağanı”nı, 1992 yılında And Vakfı’nın “Onur Ödülü Altın Madalyası”nı almıştır.YapıtlarOperalar
    “Mete” tek perde, 1933.


    ”Bayönder”, tek perde, 1934.


    “Timur” (tamamlanmadı), 1956.
    Şan ve Orkestra

    “Şiir ve Müzik”, basbariton ve orkestra için, 1935.


    “Senfonik Destan”, soprano, koro ve orkestra için, 1973.


    “Solocular Geçiti”, soprano, mezzo-soprano, bariton, basbariton ve orkestra için, 1976.
    Koro

    “Çokseslendirilmiş Türküler”, 1936.


    “Konservatuar Marşı”, (Erkin ile birlikte), 1940.


    “Eşliksiz Koro Kompozisyonları”, 1947.


    “On Türkü”, eşliksiz karma koro için, 1964.


    “50. Yıl Marşı”, 1973.


    “İstanbul’a Gönül Veren Ozanlar”, eşliksiz koro için, 1983.
    Şan ve Piyano
    “Portreler”, 1965.


    “Şiirlerle Müzik”, 1975.


    “Hayır mı, Evet mi”, 1988.
    Orkestra

    “Çiftetelli”, senfonik dans, 1934.


    “Ankara Kalesi”, senfonik şiir, 1942.


    “Ballade”, büyük orkestra için, 1947.


    “Eskilerden İki Dans”, 1960.


    “1. Senfoni”, 1966.


    “Itri’nin Nevakarı Üzerine Scherzo”, büyük orkestra için, 1970.


    “Sesleniş”, 1973.


    “2. Senfoni”, yaylılar için, 1978.


    “3. Senfoni”, 1980.


    “Orkestra Konçertosu”, 1976 – 1977.


    “Barış için Savaş”, senfonik şiir, 1981.


    “4. Senfoni” (Sinfonia Romanesca Fantasia), viyolonsel ve orkestra için, 1083 – 1984.


    “5. Senfoni” (Atatürk Diyor ki), retorik senfoni, koro, çocuk korosu, tenor ve org için, 1988.
    Konçerto
    “Şiir”, viyolonsel ve orkestra için, 1946.


    “Keman Konçertosu”, 1969.


    “Viyola Konçertosu”, 1977.


    “Idyll”, viyolonsel ve orkestra için, 1980.
    Oda Müzikleri

    “Allegro Feroce”, klarnet, saksafon ve piyano için, 1930.


    “Poéme”, keman ve piyano için, 1930.


    “Sonat”, flüt ve piyano için, 1933.


    “Üç Şiir”, mezzo soprano ve yaylılar dörtlüsü için, 1933.


    “Trio”, yaylılar için, 1945.


    “1. Yaylılar Dörtlüsü”, 1946.


    “2. Yaylılar Dörtlüsü”, 1971.


    “3. Yaylılar Dörtlüsü”, 1979.


    “4. Yaylılar Dörtlüsü”, 1990.
    Solo çalgı için eserleri

    “Prelüd ve Fügler”, piyano için, 1929.


    “Beş Piyano Parçası”, 1930.


    “Sonat”, piyano için, 1930.


    “Minyatürler”, piyano için, 1936.


    “Piyano için On Parça”, 1964.


    “Capriccio”, viyola için, 1977.


    “Hüzünlü Melodi”, viyola için, 1984.
    Sahne Eserleri
    “Antigone” için müzik, üflemeli çalgılar için, 1936.


    “Kral Oedipus” için müzik, kadınlar korosu ve üflemeli çalgılar için, 1936.
  8. facia

    facia Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    273
    Beğenileri:
    99
    Ödül Puanları:
    0
    AVRUPA’DAKİ TÜRK MÜZİSYENLERİ
    Şefik Kahramankaptan

    Türk müzisyenlerin Avrupa’da bulunuşları, AB sürecinden ve Cumhuriyetimizden yıllar önce Osmanlı döneminde başladı.. Cumhuriyetin ilanından sonra, çağdaşlaşma çabaları ve Avrupa’yla yoğunlaşan ilişkiler çerçevesinde Türk müzikçilerin çeşitli nedenlerle Avrupa’ya çıkış ve yerleşmelerinde sürekli bir artış gözlendi.
    Bu bildiride; bazı önemli köşetaşlarıyla kısa bir tarihçe, Avrupa’daki Türk müzisyenlerin gidiş nedenleri, oradaki genel durum ve konumları hakkında bilgi ve dikkate değer bazı özel örnekleri bulacaksınız.

    Avrupa’da İlk Türk müzisyenler: Mehter takımı
    Avrupa Türk müziği ve müzisyenleriyle ciddi anlamda ilk kez 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması sayesinde tanıştı. Bu askeri olaydan Avusturya - Alman kültürünün en önemli kazanımı Mehter esinli “Alla Turca�? tarzı müzik oldu. “Alla Turca�? bugün konser salonlarında, operaevlerinde, kasetlerde, CD’lerde canlılığını sürdürüyor.
    Kuşatma sonrası barış döneminde, 1699’da büyük bir Osmanlı Heyeti Viyana’yı ziyaret etti. Osmanlı Gösteri Takımı’nın yer aldığı ve günümüze gravürlerle taşınan bu ziyaret sırasında, Mehter Takımı günde beş vakit Viyana’da Osmanlı Sefareti’nin önünde “nöbet vurdu�? ve büyük ilgiyle karşılandı. Viyana halkının ve bestecilerin de ilgiyle izlediği bu halk konserlerinin de etkisiyle “Alla Turca�? stili Viyana’da doğdu. M. Haydn, W. A. Mozart, L.V. Beethoven, C. W. Glück başta olmak üzere pek çok besteci mehterden esinlenerek yapıtlar bestelediler.

    Musika-i Humayun’dan CSO’ya
    Mehter takımının Viyana önlerinde kendini göstermesinden tam 234 yıl sonra, bu kez Musika- Humayün, barışcıl amaçlarla Avrupa’da izlenen Türk müzisyenler oldular. 1917’de İstanbul’a gelerek Kızılay yararına konserler veren Macar ve Alman orkestralarına karşılık olarak sadrazam Talat Paşa, Musika-İ Hümayun’u Avrupa’ya turneye gönderdi, Türk müzisyenler Sofya, Berlin, Dresden, Münih, Viyana ve Budapeşte’de konserler vererek, “Türklerin başta Beethoven olmak üzere Avrupa’nın müziğini başarıyla icra edebildiğini�? gösterdiler.
    Cumhuriyet döneminde, Atatürk tarafından Ankara’ya alınarak Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası’na (Bugünkü CSO) dönüştürülen orkestra üyeleri, 1926’da Avrupa kıyı kentlerine düzenlenen sergi vapuru turnesinde yer alarak, genç Cumhuriyetin çağdaş, batılı yüzünü gösterdiler. Dokuz yıl önce karşılarında fesli müzisyenler gören Avrupa, bu kez sivil giysiler içindeki Türk müzisyenleriyle karşılaştı. Giderek sayıları artan Türk devlet orkestraları, operaları, baleleri ve özel orkestralar, günümüze kadar değişik Avrupa ülkelerinde gerçekleştirdikleri turnelerle Türk müzisyenlerin Batı müziği icrasındaki gelişimini sergilediler.

    Flütçü Saffet Bey ve Rey
    Batı’nın Türk askeri müziğinden etkilenmesinden yıllar sonra, Batı etkisinin Osmanlı’da kendini göstermesi, Mehterhane’nin Musika-i Hümayun’a dönüştürülmesi, Batı tarzı bando ve orkestranın oluşturulmasını (1826), eğitim amacıyla Batı’ya devlet tarafından bir müzisyenin gönderilmesi izledi. Avrupa’ya gönderilen ilk Türk müzisyeni kıdemli yüzbaşı, flütist Saffet Bey 1886’da gittiği Paris’te müzik teorisi ve solfej çalıştı, döndükten sonra ilk solfej kitabını yazdı.
    Osmanlının son döneminde Avrupa’da bir başka önemli Türk, babasının siyasetteki durumu nedeniyle Paris’e taşınmak zorunda kalmasıyla müzik dehası keşfedilen Cemal Reşit Rey’dir. Paris ve Cenevre Konservatuvarlarında öğrenim gören Cemal Reşit Rey, Türkiye’ye Cumhuriyetin ilanından iki hafta önce dönerek İstanbul’da, öğretmenliğe başladı. Cemal Reşit Rey, Cumhuriyet’in müzik yaş***** yetiştirdiği öğrenciler ve yapıtlarıyla önemli katkılarda bulunmuş isimlerden biridir.

    Cumhuriyet’in Gençleri
    Flütçü Saffet Bey’den 98 yıl sonra, Cumhuriyet rejimi Atatürk’ün direktifiyle 1924 yılından itibaren, sınav açarak müzik eğitimi görmek üzere Avrupa ülkelerine gençler göndermeye başladı. Bu gençlerin arasında CSO’nun şefi ve İstiklal Marşı bestecisi Osman Zeki Bey’in oğlu olan Ekrem Zeki Ün (1924-1930), Ulvi Cemal Erkin (1925-1930), Necil Kazım Akses (1926-1934), Ferit Alnar (1927-1932) ve Ahmet Adnan Saygun (1928-1931) yılları arasında çeşitli Avrupa ülkelerinde müzik eğitimi gördükten sonra yurda döndüler. Yurt dışında aynı dönemde eğitim görenler arasında Necdet Remzi Atak, Ferhunde Atak Erkin, Nurullah Taşkıran gibi isimler de bulunmaktadır.

    Hârika Çocuklar:
    1940’lı yıllarda Avrupa’ya bu kez bir “dâhi�? ve bir “yetenekli�? çocuk, eğitim amacıyla gönderildi. İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde özel ilgisi ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in gayretleriyle, tüm yabancı otoriteler tarafından da “genius/dahi�? olarak nitelendirilen İdil Biret (piyano) ve yetenekleri otoritelerce takdir edilen Suna Kan’ın (keman) yabancı ülkelerde müzik eğitimine gönderilmesine ilişkin yasa çıkartıldı.(1948) Yasa sekiz yıl sonra, başka yetenekli çocukları da kapsayacak biçimde genişletilerek yeniden düzenlendi.(1956)
    Kısaca “Hârika Çocuklar Yasası�? olarak adlandırılan 6660 Sayılı Yasa kaps***** alınan sanatçılarımız saptayabildiğimiz kadarıyla şöyle sıralanıyor:
    Piyano : İdil Biret , Verda Erman, Ateş Pars , Fuat Kent , Selman Ada ( aynı zamanda kompozisyon), Gülsin Onay, Hüseyin Sermet , Emrecan Yavuz (Kapsama alındı, yurtdışına gönderilemedi) Keman: Suna Kan , İsmail Aşan, Tunç Ünver
    Burada “saptayabildiğim kadarıyla�? deyimini kullanmamın nedeni, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarından bugüne kadar doğru bir liste almanın mümkün olmayışıdır. Örneğin ailesinin olanaklarıyla Avrupa’da eğitim gören ünlü kemancımız Ayla Erduran ile piyanistimiz Ayşegül Sarıca verilen listede sanki 6660 sayılı yasadan yararlanmış gibi gösterilmiştir.
    Kaynak yetersizliği gerekçesiyle 6660 sayılı yasa işlemez hale getirilince, Mithat Fenmen ve İlhan Baran’ın gayretleriyle üstün yetenekli çocukların Ankara Devlet Konservatuvarında değişik bir programla yetiştirilmesi için hazırlanan ve Bakanlar Kurulu kararıyla 1976’da kabul edilen “özel statü�? ile 6660 sayılı yasa ve MEB tarafından verilen devlet bursu, kimilerince karıştırılmaktadır.
    MEB Bursuyla giden Tuluyhan Uğurlu, Taşkın Oray gibi müzisyenler, yukardaki her iki gruba da girmemekte, doğrudan bakanlık tarafından sınav açılarak verilen devlet bursundan yararlananlar arasında bulunmaktadırlar.
    Türk müzisyenlerin Avrupa’ya gidiş nedenleri:
    Müzikçilerimiz değişik nedenlerle Avrupa’ya gitmişler, gene farklı nedenlerle dönmüş veya kalarak müzik yaşamlarını orada sürdürmüşlerdir. Avrupa’daki Türk müzisyenleri şu gruplarda toplayabiliriz:

    Devlet tarafından gönderilen ve dönmeyerek bursu ödeyip Avrupa’da yerleşenler.
    Başka burslar kazanarak gidip kalanlar.
    Kendi olanaklarıyla gidip, eğitim gören ve iş bulanlar
    Avrupa’da çalışan Türk ailelerin ikinci, üçüncü kuşak çocukları

    Türkiye’deki müzik yaşamının, ülkenin genel koşulları içinde giderek olumsuzluklardan daha çok etkilenmesi, müzik öğrenimi gören gençleri Avrupa’ya gitme yolu araştırmaya yöneltiyor. Kompozisyon ve çalgıcılık dallarında farklılıklar gösterse de nedenleri şöyle sıralayabiliriz.

    Türkiye’deki konservatuvarlarda, eğitimini daha ileriye götürebileceğine inanmamak
    İleri düzeyde müzik eğitimi alabilmek ve dalında sivrilmiş ünlü eğitimcilerle çalışabilmek
    Değişik ekol ve tarzları tanımak
    Türkiye’de devlet sanat kurumlarında kadrolara vize verilip yeterli sınav açılmaması nedeniyle, işsiz kalma durumu
    İş bularak Avrupa orkestralarında veya üniversitelerinde çalışmak

    Almanya ve DAAD Bursu
    Türk müzisyenlerin en yaygın biçimde bulundukları ülke Federal Almanya. Türkiye’den Almanya’ya giden Türk müzisyenlerin pek çoğunun ilk çıkış noktası DAAD bursu oluyor.
    Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD), yabancı başvuru sahiplerine güzel sanatlar, dizayn, sinema, müzik, mimarlık, sahne sanatları, reji, dans ve koreografi alanlarında Almanya’daki bir Devlet Yüksek Okulunda, mezuniyet dışında, derinlemesine araştırma olanakları sunuyor. Burs süresi bir öğretim yılı ama, özel durumlarda başvuru üzerine uzatılabiliyor. Burs başlangıcında 32 yaşını geçmemiş olmak gerekiyor…
    Burs miktarı aylık 715 €. Gerektiğinde aileler için ek ödeme ve kira yardımı da yapılıyor. Ayrıca yolculuk ve bagaj giderleriyle, hastalık sigortası da DAAD tarafından ödeniyor.
    Araştırmaya yönelik eğitim için verilen burslar genellikle kendi ülkelerindeki tüm eğitim olanaklarından yararlanmış ve bu süreci bitirme sınavıyla tamamlamış adaylar için öngörülüyor. Müzikcinin branşına göre kayıt, partisyon, video benzeri materyal isteniyor ve bu Alman konservatuvarlarından uzman bir kurul tarafından izlenerek başvurular değerlendiriliyor.
    Alman Kültür dairesi’nin kayıtlarına göre 1985 yılından bu yana toplam 85 Türk müzisyeni DAAD bursundan yararlanmış. DAAD bursundan yararlanarak Almanya’ya giden müzisyenlerin bazıları, orada kalmış durumda. Çoğunluğun ise Türkiye’ye dönerek orkestra, opera ve eğitim kurumlarında görevlerine devam ettikleri gözleniyor.

    Günümüze kadar DAAD bursundan yararlananlar arasında, dikkati çeken isimler şunlar:
    Fazıl Say, Özgür Aydın, Emre Elivar, Aylin Çakıcı, Ergican Saydam (piyano), Mahir Çakar (korno), Oktay Dalaysel, Reyyan Yücelen, Aslı Özsoy, Emre Tamer, Tuncay Yılmaz(keman), Koral Çalgan (Viyola), Osman Mumcuoğlu, Onur Özkaya (kontrabas), Güzin Bilgen, İrfani Özdemir(obua), Gülşen Tatü, Songül Özdemir ***del (flüt), Remziye Tanrıkulu ve Hülya Saydam (şan)
    DAAD bursundan yararlananlar arasında bugün hayatta olmayan piyanistlerimiz Gülay Uğurata ile Vedat Kosal da bulunuyor. Uğurata Türkiye’ye dönmüş, Kosal ise Münih’e yerleşerek konser piyanisti olarak Almanya’da çalışmaya başlamıştı.

    Özel bir örnek: Betin Güneş
    DAAD bursuyla Almanya’ya giderek orada kalıp tutunma başarısı gösteren en önemli isim kompozisyon ve orkestra şefliği alanında sivrilen Betin Güneş’tir. Besteci, orkestra şefi, piyanist ve tromboncu olarak etkinliğini sürdüren Güneş, 1980’den beri profesyonel müzikçi kimliğiyle Almanya’da yaşıyor.
    Köln Müzik Yüksek Okulu’nu bitiren, çeşitli yarışmalarda başarı elde eden Güneş, 1988’de Köln Senfoni Orkestrası’nın kurulmasına öncülük etti. Halen bu bu orkestranın sanat yönetmeni ve şefi. Ayrıca, Salih Yiğit’le birlikte kurduğu Mondial Filarmonik Orkestrası’nın da şefi.
    Avrupa’da çalgıcılık yapan Türk müzisyenlerden oluşturduğu bir orkestrayla 1997’de Eskişehir Festivali’nin açılış konserini yapmıştı. Güneş’in tüm besteleri yurtdışında seslendirildi ve CD olarak yayımlandı. Bunların bir bölümü çeşitli Avrupa kurumlarının siparişleri üzerine yapıldı. Eserleri İsviçre’deki Edition Marc Reift tarafından yayımlanıyor.
    Betin Güneş, Türkiye’den önce Avrupa Birliği’ne tam olarak girebilmeyi başaran Türk müzisyenlerin başında geliyor.
    Koblenz Oda Orkestrası’nın başkemancısı Sedat Şen de DAAD bursundan yararlanıp, Almanya’da kalarak tutunma başarısı gösterenlerden. Halen eski DAAD bursiyerlerinden genç piyanistlerimiz Özgür Aydın ile Emre Elivar, konser piyanisti olarak etkinliklerini Berlin merkezli olarak sürdürüyorlar.
    Örneğin Özgür Aydın 17-18 ve 24-25 Mart 2006 günleri Beethoven’in beş piyano konçertosunu Almanya’nın Braunschweig ve Wolfenbüttel kentlerinde In-Kun Park yönetimindeki Braunschweig orkestrası eşliğinde seslendirdi.
    Bir başka önemli örnek obua sanatçısı ve hocası Taşkın Oray. İzmir Devlet Konservatuvarını bitirdikten sonra 1969’da MEB devlet bursuyla Essen’deki Folkwang Müzik Yüksek Okulu’nda öğrenim gören Taşkın Oray, yarışmalarda ve konserlerde büyük başarı gösterdi. Düseldorf Senfoni’nin solo obuacısı olan Oray, Schuman Müzik Yüksek Okulu’nda ders veriyor. Ayrıca yöredeki oda müziği çalışmaları ile dikkati çekiyor.
    Almanya’ya CSO’dan ayrılarak gelen kemancı Erol Aygün de, uzun yıllar çeşitli orkestralarda keman çaldı, halen Gerbrunn’da yaşıyor ve zaman zaman gelerek Başkent Üniversitesi’nde oda müziği çalışmaları yaptırıyor.

    Yiğit Aydın ve Sinem Altan
    Almanya’da öğrenim veya akademik çalışma sürdürürken, bir yandan da bestecilik etkinliğinde bulunan Yiğit Aydın ile Sinem Altan da önemli birer örnek.
    Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü ile ODTÜ Makine Mühendisliği bölümü mezunu, ODTÜ Sosyoloji masterlı Yiğit Aydın; halen Almanya’da, Frankfurt’ta yaşıyor. Marburg Müzikbilimleri Enstitüsü’ndeki doktora çalışmalarını Sabine Henze-Döhring yönetiminde sürdürerek “Yeni Türk Müziği�? konusunda bir tez hazırlıyor. Bestecilik verimi ise Eczacıbaşı Beste Yarışmasını iki kez üstüste kazanmasını sağladı. Son olarak 2005’te Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nde Anders başlıklı piyano ve yaylılar için eseri dünya prömiyeri yaptı. Almanya’da seslendirilen oda müziği eserleri de ilgiyle karşılanıyor.
    Sinem Altan ise çok genç bir besteci, henüz 20yaşında. Bilkent’te okurken Arif Melikov’un dikkatini çeken Sinem Altan, Doğramacı Bursu’yla 11 yaşındayken gittiği Berlin’de kompozisyon alanında iki önemli okulda UDBerlin Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Hans Eislerr Müzik Akademisi’nde paralel olarak öğretimini sürdürürken, besteleri çeşitli müzik gruplarınca seslendiriliyor ve siparişler alıyor. Ayrıca eserlerinin seslendirilmesinde piyanist olarak da dikkati çekiyor. Son olarak sipariş üzerine yazdığı “Mesir Macunu�? adlı operası Berlin’de sahnelendi ve büyük ilgiyle karşılandı.
    Genç Kontrabasçılar
    Kontrabasçı genç Orçun Mumcuoğlu ise Ankara Devlet konservatuvarı’nı bitirdikten sonra, daha ileri öğretim görmek ve sanatını icra etmek üzere kendi olanaklarıyla Almanya’ya giden bir müzisyen. Son olarak, sınavını kazandığı Almanya’nın önemli orkestralarından Bamberg Senfoni’de yapılan oylamada, oybirliğiyle orkestranın asil üyeliğine kabul edildi.

    Bir başka kontrabasçı Onur Özkaya DAAD bursuyla gittiği Almanya’da halen Mahler Oda Orkestrası üyesi. Bir başka genç kontrabasçı Burak Marlalı Freiburg’da hem orkestra’da çalıyor, hem de yüksek lisans çalışması yapıyor. Marlalı Türkiye’deki orkestralarla da kontrabas solisti olarak konserler verdi.

    Almanya’dan seçme örnekler
    Almanya’dan bazı seçme örnekleri şöyle sıralayabiliriz:

    Detmold merkezli olarak çeşitli konser ve festivallere davet edilerek katılan, bu arada Türk bestecilerinin yapıtlarını konserlerinde seslendirerek Çağdaş Türk Müziği’nin tanıtımına önemli katkı sağlayan piyanist Yeşim Gökalp,

    Frankfurt opera orkestrasında solo kornist, Mahir Çakar öğrencilerinden Mahir Kalmik,

    Münster Opera Orkestrası kemancılarından ve Münster Oda Orkestrası konzertmeisterlerinden, her yıl Türkiye’de birkaç kez solo çalan kemancı Muharrem Cenker,

    Türkiye’de hiç tanınmayan ancak genç yaşta Almanya’da profesör olarak Duesseldorf Müzik Yüksek Okulunda ders veren, Prof. Altuğ Ünlü,

    Egitimini Saarbrucken’de TEV bursiyeri olarak tamamlayan, solo konserler veren, Maxim Vengerov’un asistanlığını yapan Özcan Ulucan,

    Gene TEV bursiyeri olan ve ağabeyi Özcan Ulucan’la oda müziği konserleri veren Birsen Ulucan,

    Detmold’ te eğitim gördükten sonra Kassel Operasi ikinci keman grup şef yardımcısı olarak çalışan Elvan Baran,

    Almanya’da lutiye olarak sivrilen Ahmet İyidoğan’ı da ihmal etmemek gerek.

    Avusturya’daki Türk müzikçiler
    Avusturya’da da, Almanya kadar olmasa da, çoğu Viyana’da olmak üzere hayli Türk müzisyen bulunuyor.

    6660 Sayılı yasadan yararlandırılarak yurt dışında eğitim gören Fuat Kent, Avusturya’da çağdaş müzik alanında önde gelen piyanistlerden. Yeni Sanat adlı bir topluluğu var. Amerikalı besteci Crumb’un yapıtlarının Avrupa’da tanıtılmasında önemli rol oynadı, kayıtlar yaptı. Halen Voralberg Konservatuvarı’nda ders vermeyi sürdürüyor.

    Ertuğrul Sevsay, Türkiye’de daha çok Avusturya’da kurduğu tango orkestrasıyla verdiği konserlerle tanındı. Sevsay, Viyana Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde kompozisyon bölümünde orkestrasyon dersleri veriyor. Yeni bir ders kitabı yayımladı.

    Aynı üniversitede yıllardır Pedagoji bölümünde ders veren Prof. Inci Häusler Altınok, Viyana’daki Türk müzik öğrencileri ve müzisyenleri arasında çok iyi tanınan, fahri kültür ateşesi gibi çalışan bir isim.

    Can Aksel Akın, genç bir besteci olarak, hem Viyana Müzik ve Sahne sanatları Üniversitesi’nde doktora çalışması sürdürüyor, hem de besteci olarak değişik alanlarda Avusturya’nın müzik yaş***** katkıda bulunuyor. 2005 Eczacıbaşı Beste Yarışması’nda ikinciliği elde etti. Çeşitli kombinasyonlar için çok sayıda oda müziği eseri Avusturya ve İsviçre’de seslendirildi. Ayrıca besteci olarak Türkiye’yi çeşitli festivallerde temsil ediyor. 2006 yaz aylarında Uluslararasi Allegro Vivo Oda Müziği Festivali’nin (

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    ) açılışında ve ayrıca iki konserde seslendirilmek üzere “Ney solo, Keman solo, Yaylılar ve Vurmalılar İçin�? yaklasik 20 dakikalık bir müzik besteliyor. Ney soloyu Avrupa’daki bir başka müzikçimiz Kudsi Erguner seslendirecek. Böyle bir yapıtın bestelenip seslendirilmesi Avusturya Cumhurbaşkanlığı’nca da destekleniyor.

    Piyanist Kamerhan Turan, Viyana Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde ders veriyor. Davet aldığı çeşitli orkestralarla solistlik etkinliğini ve Şölen Dikener (ABD- çello), Hülya Saydam (Türkiye- mezzosoprano) başta olmak üzere çeşitli Türk solocularla oda müziği çalışmalarını sürdürüyor.

    Atilla Aldemir solo kemancı olarak konserler veriyor. Engin Yafet, Halk Operası Orkestrası ikinci keman grup şefi…

    İki piyanoda Ferhan-Ferzan Önder çalışmalarını Avrupa ağırlıklı olarak çeşitli orkestralar eşliğinde iki piyano için yazılmış eserleri seslendiriyor, ayrıca resitaller veriyorlar..

    Seçil İlker sınavı kazanarak Viyana Operası’na bu yıl girdi, Viyana Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde master yapıyor.

    Didem(mezzo) ve Sinem(soprano) Balık Kardeşler, İstemihan Talay’ın Kültür Bakanlığı döneminde sağlanan bir destekle gittikleri Viyana’da, “opera ikizleri�? olarak konserlerle müzik yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

    Hollanda’daki besteci ve yorumcularımız
    Hollanda gerek yüzölçümü, gerek nüfus itibariyle küçük bir ülke olmasına karşın, özellikle yeni müzik ve caz alanında genç Türk bestecilerinin kendilerini geliştirmek için seçtikleri bir cazibe merkezi. Çünkü konservatuvarlarında özellikle yeni ve elektronik müzik alanlarında önemli hocalar ve teknik olanaklar bulunuyor.

    Hollanda’da yerleşik Türk müzisyenler içinde en eskisi viyolacı İmer Saraçoğlu. 1969’da sınav kazanarak, CSO’dan ayrılıp Amsterdam Concertgebauw orkestrasına girdi ve 30 yılı aşkın orkestrada çalıştı. Piyanist ve besteci Meliha Doğuduyal da yüksek lisansını bestecilik alanında Hollanda’da yaptı. Son olarak bir eseri Orkestra@Modern tarafından Ankara’da seslendirildi. Zaman zaman Türkiye’deki devlet orkestralarıyla konser veriyor. Şirin Pancaroğlu için arp parçaları yazıyor.

    Türkiye’de çeşitli sahne müzikleri yazmış olan Selim Doğru, Utrecht ve Rotterdam Konservatuvarlarında kompozisyon bölümlerinde lisans ve yüksek lisans çalışmalarını tamamlamış, sürekli sipariş alan, sahne müzikleri ve konser parçaları çeşitli topluluklarca seslendirilen bir besteci. Yapıtları yeni müzik ve elektronik müzik alanlarında yoğunlaşıyor. Selim Doğru’nun eserleri Hollanda, Türkiye, Almanya, Belçika ve İsviçre’de seslendiriliyor..

    Uğraş Durmuş, Bilkent kompozisyon bölümü sonrası Rotterdam Konservatuvarı kompozisyon bölümünü bitiren ve Amsterdam Konservatuvarında yüksek lisansta ünlü Theo Loevendie’nin sınıfından bu yaz mezun olacak bir başka genç besteci. Eserleri çeşitli topluluklarca çalınıyor ve siparişler alıyor. Son olarak Hollanda Besteciler Birliği’ce iki yılda bir düzenlenen Henriette Bosmans Kompozisyon Yarışması’nı kazanarak önemli bir başarı elde etti. Dönerek Türkiye’de doktora ve beste yapmayı amaçlıyor.

    Esra Pehlivanlı, ADK’nu bitirdikten sonra ünlü viyolacı ve besteci Michel Kugel’la çalışmak üzere Belçika’ya giden, Belçika ve Hollanda’daki kraliyet konservatuvarlarında lisans ve solistlik bölümlerini bitirerek Hollanda’da yerleşen bir genç viyolacımız. Avrupa’da çeşitli yarışmalarda derece aldı. Esra halen Hollanda’da yaşıyor ve bağımsız bir viyola solisti olarak Avrupa ülkelerinde verdiği solo dinletiler, orkestra eşlikli konserler ve oda müziği dinletileriyle ayakta durmaya çalışıyor. Kurduğu iki ayrı ikili var. Piyanist Anastasia Safonova ile viyola-piyano, akordeoncu Marko Kassl ile viyola-akordeon ikilisi olarak festivallere katılıyor, dinletiler veriyorlar.

    Hollanda’da bilinen diğer Türk müzisyenler şöyle:

    Hülya Keser, Roterdam Konservatuvarından mezun olduktan sonra yüksek lisansını da tamamlamış başarılı bir piyanistimiz.

    Emirhan Tuğa, Amsterdam Konservatuvarı klarinet bölümünden mezun oldu ve Hollanda’ya yerleşti. Amsterdam müzik okulunda ders verirken çeşitli topluluklarda klarinet çalıyor.
    Oğuz Büyükberber, Amsterdam Konservatuvarında yüksek lisans progr***** devam eden bas klarinetçimiz. Modern müzik ve cazı birleştiren ilginç besteleri var, çok sayıda konsere katıldı.

    Timuçin Şahin, dünyaca tanınan bir caz gitaristi ve besteci. Amsterdam konservatuvarı mezunu…Hollanda’da iki önemli ödül kazandı. Amerika’da da tanınıyor ve çalışıyor ama merkez olarak Amsterdam’da bulunuyor.

    Çağlayan Yıldız önemli projelerde yer alan bir caz gitaristi, Utrech Konservatuvarı mezunu, elektronik müzik üzerine yüksek lisans yapıyor. Kendi kurduğu ve yönettiği Turqumctance adlı orkestra ile konserler vermektedir.

    Esra Dalfidan, caz solisti-besteci . Almanya’da doğdu, . Amsterdam Konservatuvarının caz bölümünden mezun oldu şimdi yüksek lisans yapıyor. Kendi parçalarını ve halk müziğimizden yaptığı aranjmanları seslendirdiği caz grubuyla başarılı konserler veriyor.

    Evrim Demirel, Hollanda’nın önemli yeni müzik topluluklarına eser besteleyen ve yüksek lisansıs yapmakta olan bir piyanist-besteci. Çeşitli yarışmalarda ödülleri var.

    Gökçe Altay da Rotterdaml’da yüksek lisansını elektronik müzik üzerine tamamlamakta olan bir besteci. Eserleri değişik konser programlarında seslendirildi. İstanbul’a yerleşmeyi planlıyor.

    Çizme’deki La Diva
    Avrupa’da kökleşmiş, uluslararası ün kazanmış en önemli şan sanatçımız Leyla Gencer’dir. Opera sanatının beşiği İtalya’da kendini kabul ettirdi, dünyanın önemli sahnelerinde “La Diva Turca�? olarak Türkiye’yi temsil etti. 1954 yılında Napoli’deki ünlü San Carlo Tiyatrosu’nda “Madame Butterfly�? ile başlayan uluslararası platformdaki opera serüveni, 1975 yılında Milano’daki La Scala’da kazandığı başarıyla doruğa çıktı. 1980’de sahnelere veda edinceye kadar hep dorukta kaldı. Halen Milano’da La Scala Akademisi’ni yönetiyor, İstanbul’da kendi adını taşıyan uluslar arası şan yarışmasının kurucusu.
    Leyla Gencer’i gene 50’li yıllardan itibaren Suna Korad, Ayhan Baran gibi şan sanatçılarımız izledi. 80’li yıllardan itibaren Almanya’daki operaevlerinde Hakan Aysev, Sedat Öztoprak gibi şancılarımız kadrolu olarak çalıştılar. Halen Avrupa’daki dolaşımda Bülent Külekçi, Bülent Bezdüz, Burak Bilgili, Ünüşan Kuloğlu gibi erkek sesleri başta olmak üzere Türk şan sanatçılarının yer aldığını görüyoruz.

    Ada’daki iki isimİngiltere’de Türk müzisyen olarak ilk akla gelen isim viyola sanatçısı Ruşen Güneş’tir. 1961’de CSO’da çalışmaya başlayan iki yıl sonra bir burs kazanarak İngiltere’de iki yıl daha okuyan Güneş, daha sonra bir başka bursla ABD’de bir yıl kaldı. 1970’de tümüyle İngiltere’ye göç etti, Londra Filarmoni’nin başviyolacısı oldu, daha sonra BBC Senfoni Orkestrası’nın başviyolacılığını yaptı. Altı yıl önce oradan da emekli oldu. Halen Londra’da hocalık yapıyor, solistik çalışmalarını sürdürüyor. Bu yıl 23. Uluslar arası Ankara Müzik Festivali’nde de Pelin halkacı’yla keman-viyola ikilisi olarak izleceğiz Güneş’i…

    Ada’da yaşayan müzikolog-besteci Emre Aracı, özellikle Avrupa-Türkiye ilişkilerinin tarihinde müzik alanında bilinmeyenleri veya unutulmuşları araştırıp ortaya çıkararak önemli bir hizmet yapıyor. Aracı, hem konuları belgeliyor, hem de seslendirerek kayıt altına alınmasını sağlıyor. Aracı’nın, özellikle Dışişleri bakanlığı kanalıyla kimi ülkelerde düzenlenen açıklamalı konserleri, Türkiye ve tarihimizin tanıtılmasına da katkı oluşturuyor.

    İngiltere ile Türkiye arasında müzik köprüsü oluşturulmasında besteci Sıdıka Özdil ile kızkardeşi şef İnci Özdil’in de katkılarını kaydetmekte yarar var. Özellikle çağdaş müzik konusunda karşılıklı alışverişi sağlıyor ve SCAMV’nın önderliğinde oluşturulan Orkestra@Modern aracılığıyla bu işbirliğinin dinleyiciye de yansımasını sağlıyorlar.

    Fransa ve Belçika’nın ünlüleri
    Fransa’da en ünlü müzik elçimiz piyanist Hüseyin Sermet. Ankara Devlet Konservatuvarı sonrası üstün yetenekli çocuklar yasası kapsamında Paris’te okuyan, pek çok yarışmada ödül kazanan Sermet, halen çok satan CD’leri, uluslararası konser turneleriyle Fransa’da yaşayan en ünlü Türk müzisyen. Hüseyin Sermet’i, Türkiye’de yaşamasına rağmen yaptığı çağdaş müzik kayıtlarıyla dikkati çeken piyanistimiz Toros Can izliyor. Neyzen Kudsi Erguner de Fransa’da etkinlikleri ilgiyle izlenen bir müzisyenimiz.

    Belçika’da ise en kayda değer Türk müzisyen, Belçika Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyelerinden piyanist-besteci Muhittin Dürrüoğlu Demiriz. 9 Mayıs 2004’te
    ”Avrupa Günü” ve Belçika Krallığı’nın ”Hanedanlık Günü” ortak kutlamaları için seçilen yorumcuydu.. Saint Michel Senfoni Orkestrası eşliğinde besteci Didier van Damme’ın eserlerini seslendirdi. Aynı zamanda Belçika, dolayısıyla AB vatandaşı olan Muhittin Dürrüoğlu Demiriz, konser akşamı kendisini ”Türk kimliğini benimseyen ve doğuştan Avrupalı hisseden bir kişi” olarak tanımlayarak konserin kendisi için sembolik bir anlamı bulunduğunu belirtiyor, ”AB’ye üyelik benim çocukluk rüyamdı, çocuklarıma o günü göstermek istiyorum” diyordu.

    Demiriz’in çocukları, hâtta torunları o günü görebilecekler mi, biraz şüpheli ama, pek çok Türk müzisyenin kimi çifte vatandaşlık yoluyla resmen, kimi kayıtlı biçimde çalışarak fiilen, çoktan AB’ye girmiş oldukları bir gerçek.
    ümitt bunu beğendi.
  9. abdulmelik

    abdulmelik Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2009
    Mesajlar:
    974
    Beğenileri:
    964
    Ödül Puanları:
    0
    Ya çok saolun bunlar benim de işime çok yaradı....
  10. ümitt

    ümitt Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2009
    Mesajlar:
    96
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    cok tesekkürler arkadaslar
    ama biraz daha kısa olsa daha ii olmaz mıydı deftere yazmam gerekiyor da...
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş