6 Ekim ~ İstanbul'un Kurtuluşu !

Konu 'Bilgi Köşesi' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...






    Efsanelere Göre İstanbul'un Kuruluşu

    "Bu şehr-i Sitambul ki, bî misl-ü behâdır,
    Bir sengine, yekpare Acem mülkü fedadır"


    Şair Nedim




    1. Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Devleti’nin müttefikleri(İngiltere, Fransa, Rusya) yenilgiyi kabul edip, savaştan çekildi. Bu durumla birlikte Türk Milleti de yenilgiye uğradı.

    İtilaf Devletleri, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti ile birlikte imzaladıkları Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak, 13 Kasım 1918 tarihinde, Osmanlı'nın başkenti İstanbul'a girdiler. Ve işgal 16 Mart 1920’de resmen başladı. Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın evi basıldı ve paşa öldürüldü. Harbiye nezareti ablukaya alındı ve İngiliz General Shuttleworth Harbiye nezaretinin kontrolünü eline aldı. Meclis-i Mebusan basıldı, mebuslardan Albay Kara Vasıf Bey ve Rauf Bey İngiliz askerleri tarafından tutuklandı.

    Tüm bunlara rağmen, 18 Eylül 1923'de Batı Anadolu tamamen düşmanlardan temizlendi. Mudanya Ateşkes Antlaşması'yla İstanbul, Boğazlar Bölgesi ve Doğu Trakya kurtarıldı.

    İmzalanan Lozan Barış Antlaşması gereğince de düşman askerleri, 2 Ekim 1923 günü düzenlenen bir törenle Türk Bayrağı'nı selamlayarak şehirden ayrıldılar.

    Türk Ordusu, 6 Ekim 1923 günü bir bayram havası içinde İstanbul'a girdi. Bu kutlu gün, her yıl 6 Ekim’de “İstanbul’un Kurtuluşu” olarak kutlanıyor. ​




    İSTANBUL DESTANI

    ...var ki İSTANBUL /...yok ki İSTANBUL


    Sana bilmem hangi yönden bakayım
    Gece başka gündüz başka güzelsin
    Kâinatta eşsiz tek ve özelsin
    Çağlar değiştirdi sevdan İSTANBUL

    Efendimiz malum ezelden tanır
    Binlercesi şehrin can kıskanır
    Sinende yaşayan cennettir sanır
    Cihanda emsalin yok ki İSTANBUL

    Kalbini son defa fethedenlere
    Elveda deyip de gitmeyenlere
    İmkân bulamayıp gelmeyenlere
    Engin hoşgörünle kızma İSTANBUL

    Kâbe-i ziyaretgâhların vardır
    Şühedadan namazgâhların yardır
    Âlem-i insanlar çok arzu-dardır
    Sevenin koynunda sar ki İSTANBUL

    Köklü medeniyetlerin evisin
    Tarihler boyunca ananevisin
    Mukaddesatını yâd el de bilsin
    Sırr-ı nikabını aç ki İSTANBUL

    Her dinin mensubu ibadet eder
    Havra Kilise ve Cami’ye gider
    O insanlar gönül diliyle ne der
    Sessiz niyetleri duy ki İSTANBUL

    Tüm insanlar âlâ şeyler yazmışlar
    Anlatacak bir söz bırakmamışlar
    Nesillere misal hep taşımışlar
    Ölçülmez değerin var ki İSTANBUL

    Arz ile deniz ve mehtap bakıyor
    Gerçek yıldızlardan taçlar takıyor
    Her gönülde sevdan ataş yakıyor
    Türlü dillerdesin bil ki İSTANBUL

    Elbet ben de bir gün gelir geçerim
    İlahi yasaya ben de naçarım
    Yardan ya da senden vaz mı geçerim?
    Bir eser de benden al ki İSTANBUL

    Çınlar Cami’lerden ezan(ı)salası
    Yıkar nefisleri def-i belası
    Zeki'midir sanki tek müptelası
    Eyyüb Sultan başta say ki İSTANBUL





Sayfayı Paylaş