6.Sınıf 1. 2. 3. ve 4. ünite

Konu 'Sosyal Bilgiler Ders Notları' bölümünde Cixx tarafından paylaşıldı.

  1. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0


    SOSYAL BİLGİLER ÖĞRENİYORUM

    OLGU - GÖRÜŞ - KAVRAM - GENELLEME

    GENELLEME

    GENELLEME: Olgu ve kavramlardan daha kapsamlı bilgiler elde etmektir. Kavramlar arasındaki ilişkiyi yorumlayan bir düşüncedir.

    Örnekler: Erkekler futbol oynamayı severler.
    Kızlar pembe renkli elbiselerden çok hoşlanırlar.
    Akdeniz bölgesinde yağmurlar kışın yağar.


    KAVRAM

    KAVRAM: Basit bir fikri veya gerçeği veya bir grup şeyi soyutlayarak ifade eden terim. Bir nesnenin veya düşüncenin zihinden soyut ve genel tasarımıdır.

    Örnekler: Sarı, kırmızı, mavi….. bunların hepsini “renk “ olarak ifade ederiz. Renk kavramdır.
    Bir sınıfta Öğrenciler Ali, Ayşe vs. Hepsini birden “öğrenci” olarak ifade ederiz. Öğrenci kavramdır.

    Yürümek, koşmak, oturmak kelimelerinin kavramı ise “hareket”tir.
    Matbaa – Kağıt, Makineleşme - İşsizlik


    GÖRÜŞ

    GÖRÜŞ: Kişiden kişiye değişen ve insanların kendi düşüncelerini yansıtan bilgidir.
    Örnekler: En çalışkan insanlar Türklerdir.
    Dünya’nın en güzel kenti Adana’dır.
    Sarı en hoş renktir.

    Olgu ve Görüş Arasındaki Farklar:

    OLGU
    Herkes tarafından kabul edilir.
    Kesinlik belirtir.
    Herkese göre aynıdır.
    Doğruluğu tartışılmaz.
    Bence, sence gibi sözcükler içermez.

    GÖRÜŞ
    Herkes tarafından kabul edilmez.
    Kesinlik belirtmez.
    Kişiden kişiye değişir.
    Doğruluğu tartışılır.
    Bence, sence gibi sözcükler içerir.

    Son düzenleyen: Moderatör: 11 Aralık 2010
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  2. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    BİLİMSEL ARAŞTIRMANIN BASAMAKLARI

    1- İlgi ve yeteneğe göre konuyu belirlemek

    Her insanın ilgi alanı ve yetenek özelikleri birbirinden farklıdır. Bilimsel çalışmalar yapılırken insanlar ilgi duydukları alanlardan konu seçiminde bulunurlarsa daha istekli çalışmalar yaparlar. Yeteneklerine uygun konular seçerlerse hem kendilerini hem de tüm insanları heyecanlandıracak ve etkileyecek daha başarılı sonuçlar ortaya çıkarırlar

    2- Seçtiğimiz konu ile ilgili varsayımlarda (hipotez) bulunmak

    İkinci basamakta seçilen konu ile ilgili varsayımlarda(hipotezlerde) bulunulur.

    Varsayım(Hipotez):

    Üzerinde henüz bilimsel çalışmalar yapılarak doğruluğu kanıtlanmamış ama bilimsel çalışmalar yapıldığında doğru çıkacağı umulan düşüncelere varsayım(hipotez) denir.


    3- Konuyla ilgili kaynak taraması yapmak ve bilgi(veri) toplamak

    Sözlü Kaynaklar: İnsanlar
    Yazılı Kaynaklar: Kitap, dergi, gazete, internet çıktısı vb.
    Görsel Kaynaklar: Televizyon programları, görüntü, resim ve fotoğraflar.

    Üçüncü basamakta öncelikle seçilen konularla ilgili kaynak taraması yapılır. Kitaplar, dergiler, gazeteler, ansiklopediler, internet ve hatta insanlar kaynak olarak kullanılabilir. En çok bilgi kitaplarda bulunur. En çok kitaplar ise kütüphanelerde bulunur. Kütüphanelerdeki kitaplar, bulması ve kullanımı kolay olsun diye “Katalog Sistemi”ne göre gruplandırılmıştır.

    Katalog sistemine göre kütüphanelerdeki kitaplar;

    000 – Genel Konular,
    100 – Felsefe ve Psikoloji,
    200 – Din,
    300 – Sosyal Bilgiler,
    400 – Dil,
    500 – Doğa Bilimleri ve Matematik,
    600 – Teknoloji,
    700 – Sanat,
    800 – Edebiyat,
    900 – Tarih ve coğrafya

    şeklinde gruplandırılmıştır. Günümüzde bilgisayarların devreye girmesi bu sistem daha da kolaylaşmıştır. Herhangi bir araştırma için kütüphaneye gittiğimizde öncelikle konumuzun içeriğine göre ilgili bölüme geçer, burada bulunan alfabetik şekilde sıralandırılmış olan çekmecelerden kitap veya yazar isimlerini katalog numaraları ile birlikte tespit ederiz. Arkasından görevliye istediğimiz kitap ve yazarın adını katalog numarası ile birlikte veririz. Kitap istek formunu doldurup, okuma salonuna geçeriz. Kitapları okurken aradığımız bilgilere ulaştığımızda “bilgi fişleri” ni doldururuz. Bilgi fişlerinde ilgili bilgilerin yanı sıra konu adı, kitabın ve yazarın adı, cilt ve sayfa numaraları ile basım yeri, basım yılı ve tarihi bulunmalıdır. Çalışmalarımız tamamlanınca kitapları görevliye geri verip, teşekkür etmeliyiz. Araştırmalarımızda doğru ve tarafsız bilgilere ulaşabilmek mutlaka çok sayıda kaynaktan yararlanmalıyız.

    Bilgi: Araştırma, soruşturma, inceleme, deney, gezi ve gözlem gibi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılan ayrıca akıl ve mantığa uygun olan verilere bilgi denir.

    Bilim: Bilgi topluluğu veya bilgilerin ortaya çıkmasını sağlayan sisteme bilim denir.


    4- Kaynaklardan topladığımız bilgileri incelemek gruplandırmak ve bunları varsayımlarla karşılaştırm


    Topladığımız verileri içeriğine göre sınıflandırırız. Kaynaklardan elde ettiğimiz verileri daha önce ileri sürdüğümüz varsayımlarımızla karşılaştırırız. Bu varsayımların olgulara dönüşüp dönüşmediğini inceleriz. Olguya dönüşmeyen varsayımlarımızı yanlış olduğunu anlayarak değiştiririz.

    5- Metin oluşturmak

    Son aşamada edindiğimiz ve doğruluğunu yaptığımız çalışmalarla kanıtlamış olduğumuz bilgileri metinlere dönüştürürüz.Yazdığımız metinler kısa olursa buna makale, uzun olursa kitap denir.Ortaya çıkan eser ister makale olsun isterse kitap her türlü durumda yazılarımızı yazarken kullandığımız bilgileri kimden, hangi kaynaktan edindiğimizi cilt ve sayfa numaraları ile birlikte muhakkak sayfalarımızın altıda dipnot olarak göstermeliyiz.

    Dipnot: Metni yazarken alıntı yaptığımız kısımları (cümle yada paragrafları) nereden ve kimden aldığımızı gösteren notlardır.

    Kaynakça: Yararlandığımız kaynakların adını belirtmemizdir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  3. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

    [​IMG]


    TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KÖTÜYE KULLANILMAMASI

    (Anayasa, Madde 14):

    Anayasa’nın hiçbir hükmü Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şeklinde yorumlanamaz.

    YAŞAMA HAKKI

    (Anayasa, Madde 17):

    Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
    Yaşama hakkı, bütün hakların temelidir. Savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde dahi durdurulamaz, yok edilemez.

    KİŞİ DOKUNULMAZLIĞI HAKKI

    (Anayasa, Madde 17)

    Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya muameleye tabi tutulamaz.
    Böylece kişinin yaşaması ve vücut bütünlüğü güvence altına alınmıştır.

    KONUT DOKUNULMAZLIĞI
    (Anayasa, Madde 21):

    Kimsenin konutuna dokunulamaz. Çeşitli nedenlerle, yasayla yetkili kılınmış kurumların yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.
    İnsanların kendi evlerinde rahatsız edilmeden yaşam sürme hakkı Anayasada güvence altına alınmıştır.

    ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ:

    (Anayasa, Madde 20):

    Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
    Kişilerin özel hayatlarını kendilerinin izni olmaksızın topluma sergilemek doğru değildir.

    Özel Yaşam: Meydana gelen herhangi bir olay sadece bir bireyi, o bireyin ailesini veya çalışma arkadaşlarını ilgilendiriyorsa bu olay o insanın özel yaş***** ait bir olaydır.

    Genel Yaşam: Meydana gelen bir herhangi bir olay bir kişinin yanı sıra yaşadığı mahalleyi, kenti, ülkeyi veya tüm dünyayı ilgilendiriyorsa o olay genel yaşam içerisinde yer alan bir olaydır.

    Örnek: Herhangi bir insanın otomobilinin içinde ailesi ile birlikte sohbet ederek trafikte yol ilerlemesi o kişinin özel yaş***** ait bir olaydır. Fakat aynı bireyin az sonra kendisini ailesiyle yaptığı sohbete kaptırıp dikkatini dağıtması ve kaza yapması genel yaşama yönelik bir olaydır.

    HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ:

    (Anayasa, Madde 22):

    Herkes haberleşme özgürlüğüne sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
    Bilgisi ve izni olmaksızın hiç kimsenin telefonu dinlenemez, mektupları açılıp okunamaz. Bunlar yasalarla güvence altına alınmıştır.

    BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ:

    Anayasa, Madde 26):

    Herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına
    veya toplu olarak açıklama hakkına ve yayma hakkına sahiptir.

    (Anayasa, Madde 28):

    Basın hürdür, sansür edilemez.
    Basın özgürlüğü de insanların fikirlerini gazete, dergi, radyo ya da televizyon aracılığı ile insanlara ulaştırma özgürlüğünü içerir.

    EĞİTİM VE ÖĞRENİM HAKKI:

    (Anayasa, Madde 42):

    Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetiminde yapılır.
    İnsanın kendisini geliştirme ve sahip olduğu hakların bilincine varması eğitim yoluyla olur.

    SAĞLIK HAKKI:

    (Anayasa, Madde 56):

    Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
    Sağlık hakkı insana beden ve tuh sağlığı içinde yaşama isteme hakkını verir.

    SEÇME VE SEÇİLME HAKKI:

    (Anayasa, Madde 67):

    Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
    Seçme ve seçilme hakkı demokratik toplumlarda temel ilkelerden biridir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  4. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZİN GENEL ÖZELLİKLERİ

    1- Doğumla başlar, ölümle biter.
    2- Evrenseldir. Dünya’nın her yerinde geçerlidir.
    3- Dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez özellikler taşırlar.
    4- Tamamı bir bütündür. Bir tanesi bile olmazsa veya kullanılmazsa diğerleri bir işe yaramaz.
    5- Yaşama hakkımızın dışındaki diğer tüm haklar sıkıyönetim, savaş, bulaşıcı hastalıklar, nüfus sayımları gibi insan hayatının söz konusu olduğu olağanüstü durumlarda sınırlandırılabilir. Normal durumlarda hakların sınırlandırılması asla söz konusu olamaz.
    6- Başkalarının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde bizim hak ve özgürlüklerimiz biter.
    7- Her devlet düzenlediği anayasa ve yasalarla İnsan haklarını güvence altına almak zorundadır.
    8- Bütün haklar uluslar arası belgeler ve kuruluşlar tarafından da koruma altına alınırlar.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  5. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    SOSYAL BİLİMLER

    ATATÜRK DÖNEMİNDE SOSYAL BİLİMLER ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR


    1 - Yurt Dışına Öğrenciler Gönderilmesi

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bilime ve bilimsel araştırmalara büyük önem verdiği herkesçe bilinmektedir. Atatürk'ün en büyük amaçlarından biri de Türkiye'yi çağdaş bir ülke hâline getirmek ve Avrupalı devletler seviyesine çıkarmaktır. Bunu yaparken en büyük yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir. Atatürk'ün yaptığı inkılaplar incelendiğin¬de, bu inkılapların aklın ve bilimin önderliğinde yapıldığı, modern yenilik ve gelişime açık bir özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Bir ülkenin hızla gelişebilmesi için öncelikle halkın eğitim seviyesinin yükseltilmesi gerek¬lidir. Şüphesiz Atatürk de bu durumun farkına var¬mış ve eğitim alanındaki inkılâplara önem vermiş¬tir. Bu nedenle Atatürk bütçeden ödenek ayırarak yurt dışına öğrenci gönderilmesine karar vermiş¬tir. Fen bilimleri, sosyal bilimler, görsel sanatlar ve arkeoloji gibi birçok alanda 1925 ile 1947 yılla¬rı arasında Avrupa'ya 40 öğrenci gönderilmiştir. Atatürk, yurt dışına gidecek olan öğrencilere çektiği bir telgrafta “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum volkan olup dönmelisiniz” diyordu. Bu öğrencilerden bazıları yurt dışındaki okullarda sosyal bilimler ile ilgili eğitim aldılar ve tekrar yurdumuza dönerek yüzlerce, binlerce insanın bu alanlarda bilgilenmesini sağladılar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesine katkıda bulundular. Burhan Toprak(Sanat Tarihi), Prof. Dr. Jale İnan(Arkeoloji), Prof. Dr. A. Afet İnan(Tarih) gibi.


    2 - Yeni Türk Harfleri’nin Kabulü
    Türk Milleti olarak İslamiyet’i kabul etmemizden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca Arap harflerini kullandık. Bu durumun sonucu olarak Türkçe kelimelerin bir kısmını kullanmaya-kullanmaya unuttuk ve dilimiz yoksullaştı.Arap harflerini öğrenmek,söylemek ve yazmak oldukça zordu.1927 Nüfus sayımında Türkiye nüfusunun ancak %10’unun okuma yazma bilmesi bu durumun en açık kanıtıdır.Ayrıca Arap harfleri Türkçe’nin dil yapısına uymuyordu. Tüm bu nedenlerden dolayı 1 Kasım 1928’de Arap alfabesi kaldırılarak yerine 29 harfli Yeni Türk alfabesi kabul edildi.

    3 - Millet Mektepleri’nin Açılması

    O tarihlerde Türkiye’nin nüfusu 14 milyon civarındaydı ve bu nüfusun ancak %10’u okuma-yazma biliyordu. Okur-yazar oranını yükseltmek gerekiyordu ama bunun için yeterince okullar yoktu. Halkımıza okuma yazmayı öğretebilmek için tüm yurtta 21Kasım 1928’de Millet Mektepleri açıldı. Millet mekteplerinde okuma-yazma yanı sıra, matematik, sağlık bilgisi, yurt bilgisi gibi dersler de veriliyordu. Çalışanlara, gaz lâmbası, mum ışığı altında gece verilen derslere, bu davaya gönülden inanan halk, hiç aksatmadan devam ediyordu; bitirenlere, Atatürk tarafından bir Anayasa metni armağan ediliyordu. Bu büyük seferberliğin ve coşkunun sonucu, yeni harflerin kabulünden bir yıl sonra (1929), Millet Mekteplerinden diploma alanların sayısı 1 milyon 200 bine ulaştı. Millet Mekteplerinde temel eğitim görenlerin zamanla okuma-yazmayı unutabilecekleri düşünülerek 1930’da “Halk Okuma Odaları” açıldı ve 1936’da okuma odalarının sayısı 500’e ulaştı ve aynı yıl millet mektepleri uygulamasına son verildi; bu kursların işlevini Halkevleri ve Halkodaları üstlendi. Mustafa Kemal, bazı okullarda öğretmenlik yaparak bizzat kendisi vatandaşlara okuma-yazma öğretmeye çalışmıştır. Bu önemli çalışması nedeniyle kendisine TBMM tarafından “Başöğretmenlik” ünvanı verilmiştir.Bu nedenle günümüzde her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.


    4 - Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması(TTK)

    - Türk ulusu hakkındaki yanlış değerlendirmelere son vermek için,
    - Türk tarihinin sadece Osmanlı tarihinden ibaret olmadığını, bundan öncesin de köklü ve eski bir tarihe sahip olunduğunu kanıtlamak,
    - Türk tarihini doğru kaynak ve belgelere dayandırarak gerçekleriyle ortaya çıkarmak,
    - Türk gençlerine tarihimizi öğreterek atalarını örnek aldırmak ve onların başarısından ilham aldırarak özgüven duygusunu geliştirmek için 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Tetkik Cemiyeti Atatürk tarafından kurulmuştur. Sonradan adı Türk Tarih Kurumu(TTK) olarak değiştirilmiştir.
    Türk Tarih Kurumu’nun yaptığı çalışmaları yayınlamak amacıyla 1937’de bir dergi çıkarılmıştır. Adı, Belleten olarak Atatürk tarafından konmuştur. Halen Türk Tarih Kurumu’na bağlı olarak çalışmalarına devam eden bilimsel bir dergimizdir.


    5 - Türk Dil Kurumu (TDK)

    Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce gibi değişik dillerden dilimize girmiş yabancı kelimeleri dilimizden çıkarmak ve bunların etkisinden kurtarmak için,
    - Dilimize girmiş yabancı kelimeler dilimizden çıkarılamıyorsa bile en azından Türkçe dil kurallarına uygun hale getirebilmek için,
    - Kullanılmaya kullanılmaya unutulmuş olan Türkçe kelimeleri tekrar ortaya çıkarmak ve dilimizi tekrar zenginleştirmek için 12 Temmuz 1932’de Atatürk tarafından Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurdurulmuştur.


    6 - Halk Evleri’nin Açılması (HE)

    - Yapılan inkılapları halka mal etmek,
    - Cumhuriyet’e ve devrimlere bağlı her bakımdan yetişmiş insanlar yetiştirmek,
    - Kültür, ülke, amaç, ve düşünce birliğini güçlendirecek bir toplum olmayı sağlamak,
    - Köylü ile kentli, kentli ile aydın arasındaki ilişkiyi düzenleyip arttırmak amacıyla Atatürk tarafından 19 Şubat 1932’de açıldı. Halkevleri kısa zamanda Türkiye'nin dört bir yanına yayıldı. 1932 ile 1952 yılları arasında 478 halkevi, 4322 halk odası açıldı.


    7 - Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin Kurulması (DTCF)

    - Türk dili ve tarihi hakkında araştırma yapmak,
    - Türk dili ve tarih alanlarında öğretim görevlisi ve araştırmacı yetiştirmek,
    - Sosyal bilimlerin gelişimine katkıda sağlamak,
    - Türk dili ve tarihi çalışmalarını ulusallaştırmak için Atatürk tarafından 9 Ocak 1936’da kuruldu.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  6. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    SOSYAL BİLİMLER

    Sosyal bilimler dünyanın ve yaşamın insanî ve toplumsal yönlerini inceleyen bir akademik disiplinler grubuna verilen addır. Sosyal bilimler, insanları ve toplumu ilgilendiren konuları içeren dallardır.
    Türkiye'de genel olarak sözel bilimler olarak da anılırlar. Şimdi bunlardan bazılarını öğrenelim;

    Tarih: Geçmişte meydana gelen önemli insan ilişkilerini yer ve zaman göstererek, neden-sonuç ilişkisi içinde inceleyen ve bilgileri belgelere dayandırarak anlatan bilim dalına tarih denir.
    Sanat Tarihi: Bireylerin ve toplumların eserleri inceleyerek, kültürel gelişmişlikleri hakkında bilgiler veren bilim dalıdır.
    Coğrafya: Atmosfere bağlı olarak meydana gelen doğa olaylarını, bunların oluşunu, dağılışını ve varlıklar üzerindeki sonuçlarını inceleyen bilim dalıdır.
    Teoloji(Din bilimi): Toplumlara ait inanç özelliklerini inceleyen bilim dalıdır.
    Edebiyat: Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir.
    Filoloji(Dil bilimi) : Geçmişte ve günümüzde kullanılan dillerin yapısını inceler.
    Paleografya(Eski yazı bilimi): Eski yazıları okuma bilimidir.
    Epigrafya(Yazıt bilimi): Anıtlar üzerindeki yazıları ve kitabeleri inceler.
    Sosyoloji (Toplum bilimi): Sosyal yapının işleyiş kuruluş ve işleyişini, toplumsal olayların bağlı olduğu genel kuralları, toplumların oluşturdukları kurum ve kuruluşların insan ve toplum yaş***** etkilerini inceler.
    Felsefe : İnsana doğru düşünmeyi, veriler arasında bağ kurmayı, olaylara farklı açılardan bakmayı öğretir.
    Psikoloji : İnsanlara ait düşünce ve davranışların kaynağını ve sonuçlarını inceler.
    Arkeoloji (Kazı bilimi): Maddesel kalıntıları ortaya çıkarır. Özellikle yazının bilinmediği Tarih Öncesi Devirlerin aydınlatılmasında Tarih bilimine yardımcı olur.
    Kronoloji(Takvim bilimi):Tarih boyunca değişik toplumlar tarafından kullanılmış takvimleri ve meydana gelmiş olan olayları inceleyerek bu olayların geçmişten günümüze doğru zaman sıralamasının yapılmasını sağlar.
    Etnoğrafya(Kavimler bilimi): Toplumların kültürel etkinliklerini araştırıp inceleyen bilim dalıdır.
    Nümizmatik(Para bilimi): Eski paraları inceler. Bu paraların ait oldukları medeniyetler hakkında bilgi edinmemizi sağlar.
    Antropoloji (İnsan bilimi): İnsan ırklarını, sınıfsal açıdan inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.
    Diplomatik(Siyaset bilimi): Devletler arası antlaşma, ferman, berat ve benzeri belgeleri inceleyen bilim dalıdır.
    İktisat(Ekonomi): Toplumlara ve devletlere ait ekonomik etkinlikleri bütün boyutlarıyla inceleyen bilim dalıdır.
    Hukuk: Anayasa ve yasaları inceleyen bilim dalıdır.
    Sicillografi: Mühürleri inceler.
    Heraldik: Armaları inceler.
    Onomastik: Yer adlarını inceleyen bilim dalıdır.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  7. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    SOSYAL BİLİMLER ÖĞRENMENİN YARARLARI

    Sosyal Bilgiler Dersi;
    • Vatandaşlık görevi ve sorumluluklarının öğrenilmesini sağlar.
    • Öğrencilerin, Türk milletine, bayrağına ve Türk ordusuna karşı sevgi, saygı ve güven duygusunu artırır.
    • Atatürk ilke ve inkılâplarının öneminin anlaşılması ve bunların korunması bilincinin yerleşmesini sağlar.
    • Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı temel ilkeleri öğretir.
    • Türk tarihinin öğretilmesini amaçlar.
    • Hem ülkemizi hem de dünyayı tanımamızı sağlar.
    • Demokratik yaşam kurallarını öğretir.
    • Beraber yaşama, sorumluluk alma, yardımlaşma ve karar verme duygularını geliştirir.
    • İnsanların, birbirlerine karşı olan hak ve sorumluluklarını kavramalarını sağlar.
    • Bilimin ve tekniğin gelişmesinin insan hayatı üzerindeki etkilerini öğretir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  8. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    TARİHE YARDIMCI OLAN BİLİMLER

    [​IMG]

    1)- COĞRAFYA: Tarih olayın geçtiği YER'in fiziki ve beşeri özelliklerini coğrafyadan öğrenir.
    2)- ARKEOLOJİ(Kazı Bilimi): Toprağın ve suyun altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarır.
    3)- KRONOLOJİ(Takvim Bilgisi): Tarihi olayların zamanlarını belirleyerek, meydana geliş sıralarını düzenler.
    4)- PALEOGRAFYA: Eski yazıların okunmasını sağlayan bilim dalıdır.
    5)- EPİGRAFYA(Kitabeler Bilimi): Taş, mermer gibi sert cisimler üzerine yazılan yazıları inceler.
    6)- SOSYOLOJİ (Toplum Bilimi): Sosyal olayları inceler.
    7)- ANTROPOLOJİ: Toplumların ırk yapılarını inceler.
    8)- FİLOLOJİ:(Dil Bilimi): Dilleri ve diller arasındaki bağları inceler.
    9)- ETNOGRAFYA: Örf,adet, gelenek ve görenekleri inceler.
    10)- DİPLOMATİK: Günümüze kadar gelmiş olan resmi belgeleri, fermanları vb. inceler.
    11)- HERALDİK (Mühür bilimi): Resmi belgelerdeki mühür, arma ve özel işaretleri inceler.
    12)- NÜMİZMATİK(Paralar bilimi): Eski Paraları inceler.
    13)- ARKEOMETRİ (Karbon 14 Metodu): Herhangi bir tarihsel buluntunun yaşını hesap eden bilimdir.
    Bunlardan başka tarihe yardımcı bilimler arasına felsefe, istatistik, psikoloji, astronomi, Tıp, kimya gibi bir çok bilimi katabiliriz.


    [​IMG]
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  9. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDAKİ İNKILÂPLAR

    [​IMG]

    Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir (3 Mart 1924). Böylece:
    Öğretim birleştirilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır.
    Medreseler kapatılmıştır.
    Din görevlisi yetiştirmek için İmam-Hatip Okulları ve İlahiyat Fakültesi açılması kararlaştırılmıştır.
    Eğitiminde laikleşme sağlanmıştır.
    Azınlık ve yabancı okulların dini ve siyasi amaçlı öğretim yapmalarına engel olunmuş, sınıflarında ve ders kitaplarında dini işaret ve sembollerin kullanılması yasaklanmıştır.
    Yabancı okullara Türkçe dersleri konmuş ve derslerin Türk öğretmenler tarafından verilmesi kararlaştırılmıştır.
    Topkapı Sarayı müze haline getirilmiş ve Etnoğrafya Müzesi açılmıştır (1924).

    Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun kabul edilmiştir (2 Mart 1926). Bununla:

    İlköğretim herkes için zorunlu hale getirilmiştir.
    Devletten izinsiz okul açılamayacağı belirtilmiştir.
    Çağdaşlığa aykırı olan dersler programlardan çıkarılmıştır.

    Latin Harfleri kabul edilmiştir (1 Kasım 1928). Böylece:

    Avrupa ile yakınlaşmada önemli bir adım atılmıştır.
    Okuma-yazma oranı ve buna paralel olarak da kitap basımı artmıştır.
    Millet Mektepleri açıldı ve okuma-yazma seferberliğine başlanmıştır.

    Türk tarihini araştırma amacıyla Türk Tarih Kurumu kurulmuştur (15 Nisan 1931).
    Türk dilinin geliştirilmesi ve yabancı kelimelerden arındırılması için Türk Dil Kurumu kurulmuştur (12 Temmuz 1932).
    İstanbul'daki Dârü'l-Fünûn kaldırılmış, yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur (1933). Bu üniversite içinde bir Hukuk fakültesi açılmıştır.
    Ankara'da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Yüksek Ziraat Fakültesi açılarak Ankara Üniversitesi'nin temeli oluşturulmuştur (1933).
    Osmanlı Devleti'nin Sanayi-i Nefise Mektebi Güzel Sanatlar Akademisi'ne dönüştürülmüştür, ayrıca Devlet Konservatuarı açılmıştır.


    [​IMG]
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  10. Cixx

    Cixx Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.027
    Beğenileri:
    314
    Ödül Puanları:
    0
    BİR OLAYIN ÇOK BOYUTLULUĞU, ÇOK YÖNLÜLÜĞÜ:

    Dünya’da ve çevremizde meydana gelen hiçbir olay tek boyutlu, tek yönlü değildir. Hem Dünya’da hem de çevremizde meydana gelen her olay yaşamın birçok alanını etkiler. Yaşadığımız olayın sadece kendimizi ilgilendirdiğini düşünmek de doğru değildir. Birçok olay bizimle birlikte annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, akrabalarımızı ve arkadaşlarımızı da etkilemektedir. Hastalandığımızda sadece kendimiz değil yakın çevremiz de bu durumdan zarar görür. Bu durumu biraz daha genele yayacak olursak 17 Ağustos 1999’da Gölcük (Kocaeli/İzmit) merkezli deprem sadece İzmit’i değil beraberinde Marmara bölgesini dolayısıyla aynı zamanda tüm Türkiye’yi, hatta tüm Dünya’yı etkilemiştir.

    Etkileme-etkilenme durumunu sadece varlık boyutunda da düşünmek doğru değildir. Meydana gelen olaylar aynı zamanda içerik açısından da değişik boyutlar, yönler ortaya çıkarabilirler. Olaylar beraberlerinde sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, dinsel gibi değişik yönlerden de etkilenmeleri beraberlerinde ortaya çıkarabilirler.

    Örnek: Mahallemize açılan yeni bir okul sadece bizi değil, aynı zamanda bütün mahalleyi, şehrimizi ve ülkemizi etkiler. Bunun yanı sıra o çevrede eğitimi (kültürel yönden)etkiler, orada iş kollarının gelişmesini sağlar (ekonomik yönden), insani ilişkiler yönünden insanların yaşamını da etkiler (sosyal yönden).
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş