8. Sınıf Paragraf Testi

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde JuLieT tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. JuLieT

    JuLieT Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0


    Kardeşim için cevaplarıyla birlikte 50 tane paragraf sorusu gerekiyor. Eğer bulabilecek bir arkadaş varsa şimdiden teşekkür ediyorum ;)

  2. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    760
    Beğenileri:
    500
    Ödül Puanları:
    0
    PARAGRAF - Test (44 Soru)


    1. Aldatmaya ve aldanmaya en elverişli şeyler bilmediğimiz şeylerdir. Bir defa, görülmedik şeylere insan nedense kolay inanır; sonra da, üzerinde
    konuşmaya, düşünmeye alışık olmadığımız için bunlara kolay kolay karşı da koyamayız. Bu yüzden insan en az bildiği şeye en çok inanır.
    Bu parçanın başlığı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
    A) Gerçekler ve Doğrular
    B) Bilgi ve İnanç
    C) Aldatma ve Aldanma
    D) Konuşma ve Düşünme
    E) Öğrenme ve İnanma


    2. Şiirin çeşitli düşmanları vardır. Öykü bunlardan biridir. Ona baş düşman diye bakılmalı. Çoğunlukla, bir şiiri öyküsü yüzünden bir kez okuyup bırakırız. Şiire bundan büyük düşmanlık olur mu?Ama bu da şiirlerin bir öyküsü yoktur, anl*****
    gelmez.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Öykü şiirin anlatım gücünü kısıtlar.
    B) Her şiirde mutlaka bir öykü bulunur.
    C) Her şiirin yazılışının bir öyküsü vardır.
    D) Şiirde öyküye yer verilmemelidir.

    E) Bazı şiirler öyküleri yüzünden bir kez okunur.
    3.Bir ağacın resmini göründüğü gibi yapan bir ressama, bir köylünün yanıtı ünlüdür:
    "Onu niye yapıyorsun? O var zaten!"
    Bu parçada köylünün ressamda eleştirdiği tutum aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Ağacı bütün canlılığı ile yansıtmaması

    B) Ağacın resmini yaparak zamanını boşa har*caması

    C) Ağaç yerine başka bir varlığın resmini yap*maması
    D) Ağacı yaratıcılığını katarak resmetmemesi

    E) Yalnız, ağacı resmedip çevresini vermemesi


    4.Bir eser yalnız konusuyla değerlendirilebilseydi. Namık Kemal'in Vatan Piyesi ve Bartholdi'nin New York önündeki Özgürlük Heykeli ile hiçbir sanat eseri yarışamazdı. Oysaki ne Vatan Piye-si'ndeki kahramanlıklar ne de Özgürlük Heyke-li'ndeki aşırı kocamanlık, içimize gerçek sanat eserinin o derin heyecanını dökemiyor. Aksine birtakım önemsiz görünen konular bazen bir şa*heser değerini almaktadır.
    Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Sanat eserini başarılı kılan ele aldığı konu değil, konunun işlenişidir.
    B) Şaheser kabul edilen bir eser önemsiz bir ko*nuyu işlemiş olabilir.
    C) Namık Kemal ve Bartholdi toplum için yüce sayılan konuları başarıyla işleyememişlerdir.
    D) Önemli, herkesi ilgilendiren konulara sanat değeri kazandırmak çok güçtür.
    E) Önemli görünen konular sanat eserinde insa-
    nı heyecanlandırmaz.
    5.Moda bir tutumla, "Bu romanında yazar anılarını yazmış..." diyorlar; buradan çıkarak romancının yarattığı bütün tipleri, olayları küçümsemeye giri*şiyorlar. Hani "Biz bu herifi tanırız, yaşantısını, serüvenlerini biliriz... Ne halt etmeye bunlardan yararlanarak yazı yazar?" demeye çalışıyorlar Bir romancıya, yazara, anılarından, yaşantıların*dan, yazarken yararlanamayacaksın demek, ya*zı yazmayacaksın demektir.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisi eleştiril*miştir?
    A) Yazarların eserlerinde anılarından yararlan*maları
    B) Anılarından yararlanan yazarların eserleri ye*rine kendilerini eleştirmeleri
    C) Eserde yer alan kişileri ve olayları küçümse*meleri
    D) Yazarların, yaşamlarını roman diye sunmaları
    E) Yazarların, anılarını seçme yapmadan yaz-
    maya çalışmaları


    6.Bir şiiri yeniden yazmak başka, onun bazı sözcûklerini dil kaygısıyla değiştirmek başka. Gerçekte otuz yıl önce yazılmış bir şiiri yeniden yazma çabasını da pek anlamıyorum ben. O şiir, belli bir dönemin, belli bir duyarlık ortamının, belli bir dil bağlamının ürünüdür ve olduğu gibi kalmalıdır. Kitap hâline gelmiştir, eleştirilerde anılmıştır, antolojilere o haliyle girmiştir. Dil kaygısıyla bazı sözcüklerin yenileriyle değiştirilmesi ise bence daha sakıncalı bir şey. Şiiri bir yapaylığa
    götürür ve ona kendisine ait olmayan bir atmosfer kazandırır.
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisi vurgulanmıştır?

    A) Şiirin yazıldığı dilden, ortamdan ve koşullardan soyutlanamayacağı
    B) Şiir çevirisi yapmanın boş bir uğraş olduğu

    C) Şiirin yalnızca duygulara seslenmesi gerektiği

    D) Şiirde öz kadar biçimin de önemli olduğu
    E) Her şiirin farklı duyguları içermesi gerektiği

    7.Roman bir tiyatro adamının, çileli sanat hayatını ve bu çileler ortasında geçirdiği bir gönül fırtınasını dile getiriyor. Nahifin Darülbedayi'de başlayan sonra kendi kurduğu toplulukta geçen gerçek hayatını işleyen roman bize, tiyatro dünya-
    mızı dostlukları, düşmanlıkları ile veriyor. Romanın ağırlık noktasını Nahit ile Hatice arasındaki sonu intiharla biten derin aşk oluşturuyor. Başlangıçta ağır, aksak ve yer yer özentili hatta zorlamaya koyan dili, bu fırtınalı aşkı anlatırken - belki de gerçekten yaşanmış olduğundan - büyük bir akıcılık kazanıyor. Nahit ve Hatice canlı bir tip olarak işlenmiş. Konuşmalar ölçülü, olaylar gerilimi artarak ilerliyor.
    Bu parçada sözü edilen romanla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Konusuna
    B) Dil ve anlatım tekniğine
    C) Gerçek yaşamdan alınmış olmasına
    D) Tiplerin başarılı bir biçimde çizilmesine
    E) Tarihi olaylardan izler taşımasına


    8.Açın Servet-i Fünûn sanatçılarının eserlerini okumaya çalışın. Bir derin umutsuzluk bir son*suz gam çöker üstünüze. Boğaz'da, Çamlıca'da, Adalar'da dolaşan bu sanatçılar, her türlü yaşa*ma rahatlığı ile dolu olan o yerlerde yalnızca ke*deri görüyorlardı. Şüphesiz bu modaydı. Zama*nın en şen mizaçlı sanatçısı bile bu havaya ayak uydurmazsa sanatçı sayılmayacağını bilirdi.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada belirtil*mek istenenle aynı doğrultudadır?
    A) Karamsar olan bu sanatçılar, eserlerine de bu duyguyu yansıtıyorlardı.
    B) Bu sanatçılar çevrelerinde gördükleri mut*suzlukları işliyorlardı.
    C) O dönem sanatçıları ortak duygu ve düşün*celer taşıyorlardı.
    D) Bu sanatçıları karamsar eserler yazmaya iten dönemin anlayışıydı.
    E) Bir eserin karamsar olması edebiyatımız açısından önemli değildir.



    9. … çünkü duyu, duygu, düşünce, nesi varsa hepsini bu dünyadan, kendisine verilmiş olan dünyadan almıştır. Ellerimizin değdiklerini kü*çümseyip ruhun yüce zenginliklerini bildirdiklerini uman zavallılar bile gene toprağa bağlıdırlar.
    Bu parçanın başına aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
    A) Sanat adamı yalnızca gördüklerini yazmakla kalmamalıdır.
    B) Sanat adamı insan ruhunun derinliklerini or*taya çıkarmaya çalışır.
    C) Sanat adamı yaşamda kendisine verilmiş olanı beğenir, onunla yetinir.
    D) Sanat adamı gerçeğin ışığındadır ve eserini gerçekle yoğurarak yaratır.
    E) Sanat adamlarının çoğu dünyayı düzeltmek,güzelleştirmek sevdasındadır.


    10. Yukarıda anlattıklarımdan onun sıkıcı bir insan olduğu sanılmasın. Ben çok hoşlanırdım sohbetinden. Ağır anlatıyorsa acelemiz ne! Üç dört şi-
    irine gerçekten hayran olduğum bu değerli sanat ve düşün adamımızın çok zengin bir yaşantısı vardı. Anadolu'yu ve halk şiirini iyi tanırdı.
    Yukarıdaki parçada sözü edilen kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
    A) Anadolu'yu ve halk şiirini yakından tanırdı.

    B) Sanat ve düşün alanında sayılır bir birikimi J vardı.
    C) Ağır, fakat sıkıcı olmayan bir anlatıma sahipti.
    D) Başarılı, hoşa giden şiirler kaleme almıştı.

    E) Hâli vakti yerinde olduğu için Anadolu'yu karış karış gezebiliyordu.



    11. Hocası Yahya Kemal'e hayrandır, onun etkisindedir; ama Genç Kalemler'in başlattığı hareketi benimser, Millî edebiyatçılara katılır. Aruzla yaz-
    dığı şiirleri kitabına almaz, heceyi benimser. Kurtuluş Savaşı'nın da etkisiyle vatan konulu şiirler kaleme alır; ama sevgiyi ve doğayı da konu alan
    şiirler yazmaktan geri durmaz. 1933'ten sonra ise heceyi bırakır, aruzla yazar şiirlerini.
    Bu parçada sözü edilen şair için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Yeniliklerden etkilenerek bunlara eserlerinde yer veren
    B) Eski ile yeni arasında gidip gelen
    C) En uygun ahenk vasıtalarını yeri geldikçe kullanan
    D) Toplumu ilgilendiren konulara da eğilen
    E) Belirli konular dışında eser vermeyen



    12. Bütün canlı yaratıklara göre insanı üstün yapan, yeteneklerinin çeşitliliğidir. En zeki hayvan bile bir tek şey yapar. Fakat onu en iyi yapar. At, arka ayaklarıyla iyi bir ***sörün yumruklarından daha iyi çifte atar; arı kimyaevi fırınlarına, dolaşık imbiklere hiç gereksinim duymadan balını süzer, örümcek en usta bir dokumacı gibi havadaki tuzağının görülmez tellerini örer.
    Düşüncenin akışına göre bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
    A) Fakat hepsi bu kadar!
    B) En iyisi budur.
    C) Belki birkaç şey daha.
    D) Yalnız bunları mı yapar acaba?
    E) Fakat insan hayvan değildir ki...



    13. Gazete yönetimi kime köşe yazısı yazdıracağına karar verdikten sonra, yazılanlara müdahale etmemelidir. Bu kurala her gazetede uyulur mu bil-
    mem... Ben işin etiğinden söz ediyorum. Uzun vadede gazete, yazarından iyice farklılaşmışsa o zaman yollar ayrılır, olur biter. Ama yazarken yazıya karışmak, orasını burasını değiştirmek, başta yazara edilebilecek en büyük hakarettir.
    Bu parçada eleştirilen tutum aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Gazete yönetimlerinin kime köşe yazısı yaz*dıracağına kolay kolay karar verememesi
    B) Yazarların, yazılarıyla, gazetelerinden çok farklılaşması
    C) Gazete yönetiminin, köşe yazarlarının yaz*dıklarına karışması
    D) Yazarlarla, gazetelerin yollarının sık sık ayrıl*ması
    E) Gazete yazılarının uzun vadeyi kapsaması



    14. Leyla ile Mecnun konusu üzerinde birçok şairimiz eser vermiştir. Ama bunlardan ancak Fuzuli'ninki yaşamakta ve gerçek bir değer taşımaktadır. Baudlaire, Kötülük Çiçekleri'ndeki şiirlerinin pek çoğunun konusu Montepin'in "Alçıda Kızlar" adlı bayağı şiir kitabından almıştır. Fakat bugün Montepin'in şiirlerini kim okuyor, hatta kim hatırlıyor? Aynı konular Baudlaire'de yaşayarak yepyeni içeriklerle zenginleşmemiş midir?
    Bu parçada aşağıdaki yargılardan hangisi çı*karılabilir?
    A) Birçok yazar aynı konuyu ele alıp işleyebilir.
    B) Bir sanat eserinde konunun kendisi değil, iş*lenişi önemlidir.
    C) Bir konu iyi yazarlar tarafından işlenirse de*ğer kazanır.
    D) Yazarlar konularını başka eserlerden alabilir
    E) Sevilen yazarların eserleri kalıcı olur.




    15.Yazar, eserinde imparatorluğun çöküş yıllarında toplumun yozlaşan, çürüyen insanlarını anlatır. Ancak olayları da kişileri de roman çatısı altında toplamayı başaramamıştır. Olaylar ve kişiler eserin içine tıklım tıklım doldurulmuş, inandırıcı
    olmayan birtakım zoraki bağlarla birbirine bağlanmaya çalışılmıştır. Olaylarla ilgili dip notları, yayımlanmamış eserlerden alıntılar ile yazar kendi görüşlerini ileri sürmüştür. Gereksiz söz oyunları ve nüktelerle okuyucularda ne söyleyeceğinden çok, ne marifet göstereceği beklentisini doğurmuştur.
    Bu parçada sözü edilen eserle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Kişiler ve olaylar, birbiriyle bağlantısız, inan-dırıcılıktan uzak bir biçimde verilmiştir.
    B) Gerçekleri anlatmaktan çok "edebiyat yapmak" anlayışı ön plana çıkmıştır.
    C) Eserde söz oyunlarına nüktelere çok yer ve*rilmiştir. '
    D) Yazar kendi görüşlerini açıklamak için alıntı-lardan dip notlardan yararlanmıştır.
    E) Toplumun yozlaşan ve çürüyen insanlarının
    yaşarlığı kaynaklarla kanıtlanmıştır.

  3. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    760
    Beğenileri:
    500
    Ödül Puanları:
    0
    16.Dostoyevski'nin büyük bunalımların dar geçitlerindeki saralı, kumarbaz, dost ****si, aşkı can evinde yaşayan kişileri, en güç adlarıyla belleğimde birden canlanır. Sonra üç gün önce tanıştırılan kişiyi anımsamaya çalışırım. Canlı varlık,
    silinip bilinmezlere karışmıştır. Öte yandan, kitap sayfalarındaki dost adlar, aradan geçen yıllara karşın yıpranmaz, değerlerini korurlar.
    Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Edebî eserlerdeki tipler gerçek kişilerden daha canlı, daha kalıcı ve unutulmaz kişilerdir.
    B) Dostoyevski'nin yarattığı tipler insanı derinden etkileyen niteliklere sahiptir.
    C) Gerçek kişiler yaşamın karmaşası içinde çoğu zaman belleğimizden silinir.
    D) Kitaplarla içli dışlı olanlar kitap kişilerine gerçek yaşamdaki kişilerden daha çok değer verir.
    E) Dostoyevski'nin eserlerindeki gibi ruhsal dengesi bozuk olanlar çok çabuk unutulmaz.
    17. Bir akşam vakti duyduğumuz hüzün, içimizi sar*dıkça saran sevgi, bir fakir karşısında duyduğu*muz acıma, memleket hasreti, ölüm korkusu, rü*yalar, hülyalar, hatırladıkça zenginleşen eski günler şiir değil, her sanat gibi şiiri de besleyen orta malı insan hâlleridir. Bunlarsız şiir olmaz el*bette; ama bunlarla da şair olunmaz. Şairlik bun*ları herkesin benimseyeceği biçimde anlatan sö*zü bulmakla başlar; bu işi görmüş eski ustaların tezgâhlarına girmek, bu işin nereden nereye na*sıl gittiğini bilmekle gelişir.
    Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
    A) Şairlik, herkesin yaşayabileceği duyguları herkesin benimseyeceği bir ustalıkla söyle*yebilmektir.
    B) Şair en güzel ve en acı yaşantıları duymalı ve duyurmalıdır.
    C) Şiirin malzemesi duygular ve düşünceler de*ğil, bunları ifade edecek sözcüklerdir.
    D) Yalnız duygularını söyleyen fakat şiir kültü*ründen yoksun olanlar şair sayılmamalıdır.
    E) insana özgü bütün hâller sanatları besleyen ana kaynaklardır.


    18. Türk roman geleneğinden çok, evrensel roman çerçevesi içinde işini çok ciddiye alan çok titiz çalışan bir yazardı. Yaptığı işin tam olduğuna kendi inanmadan bitirdim, demezdi. Kendi eseri*ne ilişkin nitelikleri de çok yüksek tutuyordu. Do*layısıyla az ürün verdi. Bizde yaygın deyimin ter*sine, çuvaldızı kendine batırmaktan çekinmezdi. Başkalarına da pek öyle iğne batırmaya kıya*mazdı.
    Aşağıdakilerden hangisi bu parçada belirtilen sanatçının özelliklerinden biri değildir?
    A) Titiz ve ciddi bir çalışma içinde bulunması
    B) Başkalarından ziyade kendini eleştirmesi
    C) Az sayıda fakat nitelikli eserler vermesi
    D) Ele aldığı konuyu ayrıntılarıyla vermeye ça*lışması
    E) Yapabileceğinin en iyisini gerçekleştirmeye uğraşması


    19. Sözcükleri onun kadar kim sevebilir? Sevdiği sözcükler ziyan olmasın diye şiirde kullanmadığını denemede; denemede kullanmadığını gün-
    cede kullanmıştır; ama mutlaka kullanmıştır. Bir deneme ustası olarak ünlenmiştir. Oysa kendi macerasını yazıya döken şair olmak daha yakı-
    şır şanına.
    Sanatçının bu parçada hangi yönünden söz edilmemiştir?
    A) Şairliğinin daha güçlü olmasından
    B) Sözcükleri ustaca kullanmasından
    C) Daha çok denemeci olarak tanınmasından
    D) Birçok türde eser vermesinden
    E) Eserlerinde yaş***** yer vermesinden
    20. Bir tür hastalıktır Donkişotluk. Bu hastalığa yakalananlar olayları ve olguları gerçek boyutları içinde göremezler. Sınırsız bir düş gücünün pen-
    ceresinden bakarlar dünyaya. Bunun için de gerçekler karşısında yenilgiden yenilgiye uğrarlar.
    Bu parçanın sonuna, aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

    A) Belki Donkişotluk yenilgiden tat almayı öğre*tir bize.

    B) Fakat yine de yaşam durmaksızın Donkişot-lar yaratır.

    C) Ama yenilgilerinin de yanılgılarının da farkın*da değillerdir.

    D) Ama Donkişot yenildiğini anlasaydı, Donkişot olmazdı.
    E) Fakat yenilgi Donkişotluğun özünde vardır.
    21. Titiz, hırçın, kırıcı, haksız olduğu zamanlar, küçük hesapların dışında olduğu için çirkinliğe düşmezdi. Bundan ötürü kırdığı; kuşkular, dedikodu-
    lar yüzünden hırpaladığı, düşman olduğu kimseler düşmanlık beslemezdi ona. Onu tanıyıp da öldüğüne yanmayacak kimse düşünemiyor insan. Olsa olsa bir tek kişi onun ölümünü alaya alırdı: kendisi.
    Bu parçada sözü edilen kişi hakkında, aşağı*dakilerden hangisi söylenemez?

    A) Samimi B)Dürüst
    C)Şüpheci
    D)Sözünü esirgemeyen
    E)Çıkarcı


    22. Paris'in köprüsü üzerinde bir satıcı, bağırıyor, dil döküyor, sattığı nesnenin eşsiz güzelliklerini anlatıyor. Başına toplananlar merakla bekliyorlar.Nedir acaba o adamın sattığı? En sonunda söylüyor: "Size güneşi, her gün gözlerinizin önünde duran; ama sizin bakmadığınız, güzelliğini görmediğiniz güneşi satıyorum. Bakın, bakın! Sizin bütün hülyalarınızdan güzel değil mi?
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?
    A) insanlar, gözlerinin önünde duran alıştıkları varlıkların güzelliklerini fark etmezler.
    B) insanların çoğu, hayali şeylerle değil, gerçek*lerle ilgilenir.
    C) İnsanlar, sorunlarına çözüm getirmeyen ko*nularla ilgilenmezler.
    D) İnsanlar, satın alacakları nesnelerin kendile*ri için yararlı olup olmamasına göre karar ve*rirler.
    E) İnsanlar, günlük sorunlarıyla ilgilendiklerinden güneşin güzelliğini fark edemezler.

    23. Bir şairimizin unutulmaya terk edilmiş olan mezarı bir gazetecimizin çabasıyla meydana çıktı.Kimdir o? Ahmet Haşim... Akşamların gün batımlarının,hüznün, yalnızlığın şairi... Neredeyse ilinmeye başlamış olan taşındaki eski yazı oku-
    namamış olsa, oymalar çıkmasa Haşim'in mezarı bulunamayacaktı demek ki... Onun gibi nicesinin mezarı ya kayıp ya da semtlerine uğranılmıyor. Ya yaşayanların semtlerine uğrayanlar? Sıradan bir şarkıcının dedikodu haberine koşanlardan elbette çok daha az bir kitle...
    Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakı-nılmaktadır?
    A) Haşim gibi duygusal sanatçıların artık yetiş*memesinden
    B) Haşim'in gençler tarafından tanınmamasın*dan
    C) Eski yazıyı bilenlerin her geçen gün azalma*sından
    D) Sanatçılarımıza yeterince sahip çıkmayışı-mızdan
    E) Sanatçıların yalnızlığa itilmesinden


    Cevap Anahtarı : 1.B 2.B 3.D 4.A 5.B 6.A 7.E 8.D 9.D 10.E 11.E 12.A 13.C 14.B 15.E 16.A 17.A 18.D 19.A 20.C 21.E 22.A 23.D







    TEST 2
    1.Şiir yazmaya çalışan herkes, içinden gelmiyorsa kendini zorlamamalı. İçinden şiir yazmak gelen kimse de, şiirin geçmişini, ustalarını, öğrenmek, anlamak zorunda olduğunu kesinlikle unutma*malıdır. Şiir doğuştan bir yetenek ister, doğru. Ama en az o denli de çalışmak ister, ekin ister.
    Bu parçada şairlerin şiir yazarken dikkat et*meleri gereken özelliklerden hangisine yer verilmemiştir?

    A) İyi şiirler yazmak için kendilerini zorlamaları*na
    B) Şiir bilgi ve kültürünü kazanmalarına
    C) Şiirin geçmişini ve ustalarını tanımalarına

    D) Şiiri içlerinden geldiği zaman yazmaya çalış*malarına
    E) Şiir üzerinde durmadan özenle çalışmalarına


    2.Ziya Osman bir gün "çocukluğum" diyecek oldu; o gün bugündür çocukluğunu özlemle anmak, genç şairlerin başlıca kaygılarından biri hâline gelmiştir. Cahit Sıtkı, ölüm üzerine ölümsüz şiir*ler yazdı. On yedi yaşında ****kanlılar "**üm, ölüm!" diye **** dervişler gibi zikreder oldular. Cahit Külebi bir gün "memleketim" diye heyecan*la ürperdi. Memleket üzerine şiirler; seri hâlinde önümüzden geçit yaptı. Ya "özgürlük" ya "insan" ya "geçim sıkıntısı". Bunlar her yeni şairin, üze*rinde pazısını denediği birer kuvvet ölçme aleti hâline gelmiştir.
    Yazar bu parçada neyden yakınmaktadır?
    A) Genç şairlerin yeni konulara yönelmemele*rinden
    B) Genç şairlerin aynı konuları yazmakta ısrar etmelerinden
    C) Genç şairlerin konu bakımından eski şairleri taklit etmelerinden
    D) Genç şairlerin yeteneklerini belli konularda ölçmek istemelerinden
    E) Genç şairlerin kendi kendilerini yetiştirme uğraşı vermemelerinden



    3.Atasözleri ile yazmasını sevmedim bir türlü. Sev*mem, kaçarım, öykülerimde, oyunlarımda ata*sözlerini kullanmaktan. Donmuş, katılaşmış alçı gibi bir sertlikleri vardır. Kesinlikleri, ruhsuzlukla*rı ile mahkeme kararlarını andırır iç karartırlar. Kullanıldıkları öykünün organik yapısı içinde tak*ma organlar gibi kalırlar. Kull*****n yaratıcılığı*nı gölgelerler.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine deği-nilmemiştir?
    A) Atasözlerinin yazarların yaratıcılıklarını en*gellediğine
    B) Atasözlerinin doğruluğu denenmiş gerçekleri belirttiğine
    C) Yazarın eserlerinde atasözlerini kullanmak*tan kaçındığına
    D) Atasözlerindeki kesin yargıların eserin çok yönlülüğünü engellediğine
    E) Atasözlerinin eserin yapısında iğreti gibi dur-
    duğuna



    4.Kimi yazılarını, yayımlamadan önce, sevdiği gü*vendiği kişilere okur; düşüncelerini sorardı. Öne*rilerini, hatta eleştirilerini anlayışla karşılar, ge*rekli düzeltmeleri ve değişiklikleri hemen oracık*ta yapardı. Öneriler ve eleştiriler, kendi görüşle*rine uymasa bile, doğru iseler, hiç itiraz etmez, güleç yüzle "peki" der, kalemini çıkararak eskisi*ni çizer, yenisini yazardı.
    Bu parçada sözü edilen yazar, aşağıdaki dav*ranışlardan hangisini göstermez?
    A) İçten ve doğru eleştirileri kabullenme
    B) Güvendiği dostlarının görüşlerini önemseme
    C) Tutucu davranmayarak yanlışlarını kabul edip düzeltme
    D) Görüşlerini başkalarından etkilenerek değiş*tirme
    E) Yansız ve en doğru olanı iletmeye özen gös-
    terme

    5. Çevrenize şöyle bir göz atın, çoğu kişi kendini ressam, mimar, yontucu, besteci saymaz da şair sayar. Böyle olunca, bir söz dizisi şiir midir, değil midir, önümüze konmadan bilemeyiz. Önce şiir olacak, sonra yargıya varacağız. Şiir, her zaman azdır; şiir üstüne gevezelik sürgit bol olmuştur.
    Bu parçada ası] anlatılmak istenen aşağıdaki*lerden hangisinde verilmiştir?

    A) Şiir üzerinde herkes değerlendirme yapmak*tan, görüş bildirmekten çekinmemektedir.

    B) Şiirle uğraşanlar diğer sanat dallarına naza*ran daha çoktur.

    C) Şiirden anlamayanlar, şiirin usta işi olduğunu fark etmeyenler şiir yazıp değerlendirme yap*maktadırlar.

    D) Bir söz dizisinin şiir olup olmadığını şiirsel öl*çülerle karşılaştırmadan bilemeyiz.

    E) Herkes şiir yazmasına karşın gerçek şiir her zaman az olmuştur.


    6. Bir eleştirmen olarak ya sevdiğim, beğendiğim kitaplar konusunda yazarım ya da kötü eserler hakkında yazılar yazarım. Gerçekten kötü yazılar, kötü kitaplar üzerine yazı yazmanın yararına hep inanmışımdır. Birtakım sorunlar, o kitaplar, o yazılar dolayısıyla yeniden tartışılabilir. Beni ilgilendirmeyen yazılar, kitaplar "sıradan" yazılar, "sıradan" kitaplardır.

    Bu parçaya göre kötü yazılar ve kitaplarla ilgili yazı yazmanın yararı nedir?
    A) Okuyucuların ve yazarların doğruyu görmesi- ni sağlar.
    B) İnsanların sanata ilgi duymalarına katkıda bulunur.
    C) Kimi sorunların gündeme gelmesine olanak sağlar.
    D) Sanat ve edebiyatla ilgili tartışmaların çözü- müne kavuşmasını sağlar.
    E) Genç sanatçılara ve okurlara yol gösterir.
    7. Bir şiiri yorumlamak, anlamayı kolaylaştırıyor belki; ama tadını bozuyor. Hani anlamı açık anlatı şiirleri vardır, ozanın usundan bile geçmeyen yorumlar getirenler çıkar onlara da. Bir de sezilerimize bırakılmış şiirler var, onlara değişik gözle bakmamız gerekir. Anl***** varayım derken şiir gidiyor elden.
    Bu parçada, aşjj vurgulanmak istenen düşün*ce aşağıdakilerden hangisidir?A) Bir şiiri yorumlamak, şiirsel zevki yok etmeye çalışmaktır.

    B) Şiirin anlamı okuyucunun sezişine bırakılma*lıdır.

    C) Şiir bir düşünceyi açıklamak amacıyla yazıla*maz.

    D) Anlamı açık şiirlerde okuyucu ozanın düşün*mediği anlamlara varabilir.

    E) Okurun sezgi gücü şiiri tanımasını sağlamalıdır.

    8. **mek değildir ömrümüzün en feci işi

    Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi

    Bu dizelerde anlatılmak istenen düşünce aşa-ğıdakilerin hangisinde verilmiştir?

    A) İnsanların ölüm korkusunu her an içlerinde duyarak yaşaması

    B) insan yaşamında ölümden de beter katlanıl*ması güç zorlukların bulunması

    C) insanın biyolojik olarak ölüm ve yaşam zıtlı*ğını yaşaması

    D) İnsanın yaşamın zorluklarına dayanamaz hâ*le gelip ölümü arzulaması

    E) İnsanın yaşlanıp öleceğim korkusuna saplanıp yaşamını zehir etmesi
    9. Ustalık, kalfalık, yamaklık, çıraklık yoktur şiirde esnaf dilinde geçerlidir bu sözcükler. Bir marangoz, demirci gün gelir kalfalığa, sonra da ustalığa yükselir. Şiirde öyle mi? Şiir bu şansı tanımaz kendini şiire verene. Şiir yazan bir kimse ya ozandır ya değildir. İlk şiirlerini yazdığı yıllarda belli olur yeteneği. Ozan değilse, yıllarca şiir yazacak olsa başlangıçtaki çizgisini bir parmak ya
    aşar ya aşamaz.
    Bu parçadan aşağıdaki görüşlerden hangisi çıkarılabilir?
    A) İyi şiirlerin zaman içinde yazılabileceği
    B) Şiir yazmanın öğretilebileceği
    C) Şiir yazmanın öncelikle bir yetenek işi olduğL
    D) Genç ozanların ilk şiirleriyle tanınabileceği

    E) Şiir yeteneğinin zamanla gelişebileceği



    10. Her gün radyoda, televizyonda, günlük gazetelerde; her ay dergilerde, kitaplarda öylesine dil yanlışlarıyla karşılaşıyorum ki, birçok yazarın okur - yazarlığından kuşkuya düşüyorum. Diyeceksiniz ki: "İş yazarla, bitmiyor bir de bunları yayımlayanlar var." Doğru, ama onların yayımladıkları yazıları okudukları kanısında değilim. Ne yayımlanmadan önce, ne de yayımlandıktan sonra.

    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    A) Yapıtlarda ve yayın organlarında çok sık dil ; yanlışı yapılmaktadır.

    B) Bazı yazarlar dile gereken önemi vermemek-tedir.

    C) Yazarların dil yanlışına düşmeleri yadırgan-maktadır.

    D) Yaymanların dili yeterince bilmedikleri orta-dadır.

    E) Eserlerin dil bakımından kontrolü ne yazarlar ne yaymanlar tarafından yapılmaktadır.

    11. En yakınlarından birini kaybeden bir şairin onun için yazdığı ağıt bazen samimiyetten ne kadar uzak ne kadar soğuk olduğu hâlde; aynı şairin bir
    filmde gördüğü, bir romanda okuduğu veya sadece hayalinden geçirdiği bir ölümün verdiği ilhamla yazdığı başka bir şiiri son derece samimi olabilir.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

    A) Sanatçıların çoğu gerçek yaşamda karşılaştıklarını eserlerine samimiyetle aktaramazlar.

    B) Sanat eserlerinde yansıtılan olaylar sanatçıları daha derinden etkiler.

    C) Bir eserin samimiliği, anlatılanların sanatçı-nın iç dünyasında yaşanmış olup olmamasına bağlıdır.

    D) Sanatçılar ölüm karşısında karmaşık duygular taşıdıklarından eserlerinde samimi olamamaktadırlar.

    E) Yaşamış kişilerin ölümü karşısında sanatçılar
    her zaman samimi olamamaktadırlar.


    12. Kitapların önüme serdiği dünyanın tinsel zengin*liği ve yenilikleriyle sevinçten başım dönmüştü önceleri. Kitapların bana insanlardan daha ya*kın, daha ilginç; daha kararlı olduğunu sandım ve yanılmıyorsam yaşamın gerçeklerine kitapla*rın penceresinden bakmak, gözlerimi kamaştır*mış, körleştirmişti beni. Ancak öğretmenlerin en akıllısı ve en yeteneklisi olan yaşam, benim o hoş körlüğümü giderdi.
    Bu paragrafın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Kitaplardaki gerçek, hoş, parlak ama aldatıcı*dır.
    B) Yaşamdaki gerçek kitaplardaki gerçekten çok farklıdır.
    C) Yaşam bize gerçekleri gösteren bir okuldur.
    D) İnsan yaşam gerçeklerini kitaplardan çok ya*şayarak öğrenir.
    E) Yaşam bazen insanın katlanamayacağı kadar acımasızdır.






    13. Balzac hastalığının arttığı zamanlar romanların-daki bir doktoru ister dururmuş. "Beni yalnız o kurtarabilir." dermiş. Bir gün de arkadaşları Bal-zac'a oyun yapmak için ansızın odasına girerek romanlarındaki bir kontesin kendisini ziyarete geldiğini söylemişler. Balzac hemen yerinden kalkmış, üstünü başını düzeltmiş ve çok ciddi bir tavırla: "Buyursun!" demiş.
    Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılabilir?

    A) Yazar, yarattığı kişilere gerçek hayatta rast*lanabileceğini belirtmektedir.

    B) Yazar, yarattığı kişilerin gerçekte yaşadığına inanmaktadır.

    C) Gerçekçi yazarlar yarattıkları kişileri inandırı*cı kılmak için onların yaşadıklarını söylerler.

    D) Yazarlar olağan dışı davranışlarla çevrelerin-dekileri şaşırtırlar.

    E) Yazarlar kişilerini yaratırken onlarla öyle kaynaşırlar ki kendilerinin yarattıklarını unuturlar.


    14. Beytin bütün bir şiir olması, kendi kendine yetmesi şiiri ister istemez, bir özcülüğe, az sözle çok şey anlatma ustalığına götürüyor. Divan şiirinin hacı yağını andırması bundandır biraz da. Ne var ki bu az ve öz söyleyen beyitler bir araya geldiler mi, gazeller, kasideler, mesneviler dolusu eklentiler, çok konuşup az söyler hâle geliyorlar. Tadını çıkardığımız beytin yanında ötekiler yersiz, özsüz takıntılar gibi geliyor bize.
    Bu parçaya göre yazarın şiirde aradığı ölçü aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Beyitler arasında anlam bütünlüğünün sağ-lanması
    B) Beyit yerine dize nazım biriminin kullanılması

    C) Şiirde gereksiz beyitlerin atılarak kısa şiirlerin yazılması

    D) Gazel, kaside, mesnevi gibi nazım biçimleri*nin kullanılmaması

    E) Anlam yoğunluğundan uzaklaşılarak ayrıntılara yer verilmesi


    15. Her romancı gönlünce yazar romanını, kendine uygun yöntemi kendi seçer, bir diyeceğim yok buna. Ama romanında ortaya koyduğu kişi için
    "Benim istemim dışında böyle oldu." demek, yapılması zorunlu çalışmaların yapılmadığını göstermiyor mu? Halide Edip, Yakup Kadri: "Roman kişileri gelir, bize hakim olur, biz sadece bu kişilerin söylediklerini kaleme alırız." diyorlardı. Artık bu anlayışın epey geride kaldığını sanıyordum.
    Bu parçada yazar, aşağıdakilerin hangisinden yakınmaktadır?
    A) Kimi sanatçıların yaşayan kişileri roman kah-ramanı olarak kullanmasından
    B) Günümüz sanatçılarının konuya uygun anla-tıma ulaşamamasından
    C) Roman alanında beklenen gelişmenin ger-çekleşmemiş olmasından
    D) Yazarların roman kahramanlarını yönlendire-mediklerini söylemelerinden
    E) Yazarların özgünlüğe ulaşmayı ilke edinmemeşinden


    16. Dün - bugün, eski - yeni çekişmesinin yirmi yıl*dan fazla bir zamandan beri içinde yaşıyorum Aslında bu çekişmeyi manasız bulurum. Birinin yükselmesi için öncekinin yerinden ayrılması ge*rekmez. Ama bu gerçeği ne gençlere kabul ettir*meye imkân var, ne de yaşlılara. Gençler kendi*lerine yer açmak için yaşlıları, yaşlılar da yerleri*ni korumak için gençleri durmadan inkâr ederler
    Bu parçada yazar hangi tutumdan yakınmak*tadır?
    A) Eski - yeni tartışmasının gelişmeyi engelle*mesinden
    B) Gençlerin ve yaşlıların birbirlerinin değerim görmek istememelerinden
    C) Gençlerin yaşlılara gereken saygıyı göster*memelerinden
    D) Eski - yeni çekişmesinin gereksizliğinden
    E) Gençlerin ve yaşlıların gereksiz bir gelecek endişesi yaşamasından






    17. Yaban'da yurt gerçeklerinin canlı bir betimleme*sini göremiyoruz, yurt gerçeklerinin verilmesin*den çok, buna ilişkin soyut düşünceler verilmiştir Yerel bilgiler de gerçeklere uygun değil. Roma*nın başkişisi gerçek bir kişi gibi görünmüyor, ya*zarın kafasında yaratılan bir kişi olduğu hemen seziliyor. Yapıt uzun gözlemlere, incelemelere dayanmamış, soyut düşüncelerle birazcık gözle*min karmaşasından oluşmuş bir tablodur.
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine deği-nilmemiştir?
    A) Eserde tarihi gerçekler ve dönemin toplumsal olayları nesnel bir tutumla işlenmiştir.
    B) Roman başkişisi hayal ürünüdür, gerçeklik*ten uzaktır.
    C) Eser, olayların geçtiği yurt köşelerini gerçek*lere aykırı bir biçimde aktarmıştır.
    D) Eser, gözlem ve incelemelerden çok hayale dayalıdır.
    E) Eser, yurt gerçekleri yerine soyut düşüncele-
    ri iletmede kullanılmıştır.


    18. Bir şairi ille de şu ya da bu konuyu işlemesi için zor altına sokamayız. Falan ya da filan konuyu işlediği için şiirlerini güzel ya da çirkin sayamayız. Düşüncelerine ve davranışlarına bakarak eserini estetik yönünden değerli ya da değersiz gösteremeyiz. Gösterirsek sanatçının düşünme, seçme ve anlatma özgürlüğünü çiğnemiş oluruz,
    Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
    A) Sanatçının başarı veya başarısızlığı ele aldığı konuyu işleyişine göre değerlendirilmelidir.
    B) Sanatçının belli konularda yazmasını istemek, yaratma özgürlüğünü kısıtlamaktır.
    C) Sanatçı yaratırken özgür olmalı, duygu ve f düşüncelerini dilediği gibi seçmelidir.
    D) Sanatçının düşünceleri ve davranışları ölçü alınarak bir eser değerlendirilmemelidir.
    E) Sanatçı ele aldığı konuyu, duygu ve düşün-
    celerine uygun olarak işlemelidir.


    19. Yazar eserlerinde genellikle İstanbul'un yasayışını ele almış. Edebiyat-ı Cedide'nin salon kişilerine karşılık kenar mahallelerin orta hâili, yoksul
    kişilerini kendi çevrelerinin âdetleri, inançları, dille ile yaşatmıştır. Konu dışı bilgi vermeden, gereksiz uzatmalardan kaçınan yazar, kişilerin ağızlarından yazılan yerlerde konuşma dilinin bütün inceliklerini kullanmış, kendi ağzından yazdığı yerlerde ise yabancı sözcüklere ve dil kurallarına yer vermiştir.
    Bu parçada sözü edilen yazarın eserleriyle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
    A) Günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz sıradan insanlara yer verilmiştir.
    B) Kişiler yaşadıkları çevreyle ilişkili bir biçimde \ işlenmiştir.
    C) Sade bir dil, yalın bir anlatım kullanılmıştır.
    D) Aynı çevrenin insanları yaşantıları, inançları ile ele alınmıştır.
    E) Konu ile ilgili olmayan bilgilerden kaçınılmıştır.


    20. Büyüklerim, küçükken "Ben şair olacağım." dedi*ğimi söylerler. Ben böyle bir laf ettiğimi hatırlamı*yorum; ama şair olmayı en güç, en erişilmez bir şey olarak düşündüğümü pek iyi hatırlıyorum. Nitekim ilk kalem denemelerim de şiir değil, ne*sir olmuştu. İlk yazım Galatasaray Lisesinin ilk sınıflarında okuduğum yıllarda annemin ölümü*ne dair bir yazı oldu. Onu, yine annemin mezarı*nı babamla ziyaret edişimizi anlatan bir yazı ta*kip etti.
    Bu parçada, yazar aşağıdakilerden hangisi üzerinde durmaktadır?
    A) Sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçirdiği
    B) Annesini çok sevdiği için şair olduğu
    C) Şair olmayı istediği hâlde yazar olduğu
    D) Şiiri düzyazıdan üstün gördüğü
    E) Edebiyat yaş***** nasıl başladığı

    21. Doğayı severiz. Ancak bir çınar ağacının üç yıl*lık olmasıyla üç yüz yıllık olmasının pek de bir önemi yoktur gözümüzde. Yemyeşil çimlerle kaplı bir park da doğal mera anlamındadır bizim için. O bakımlı çimlerin üzerine bağdaş kurup topluca oturmaktan çekinmeyiz. Hatta böyle bir parkın çimlerinin üzerinde otururken içimiz sızla*madan bir çiçeğin dalını koparıp dişlerimizi te*mizleyebiliriz.
    Bu parçanın yazarı neyden yakınmaktadır?
    A) Çevre bilincimizin gelişmemiş olmasından
    B) Toplumsal kurallardan haberdar olmayışı*mızdan
    C) Ülkemize, gereken değeri ve önemi vermeyi-şimizden
    D) En basit görgü kurallarına bile riayet etmeyi*şimizden
    E) Birbirimize karşı yeterince saygılı olmayışı-
    mızdan


    Cevap Anahtarı : 1.A 2.C 3.B 4.D 5.C 6.C 7.A 8.A 9.C 10.D 11.D 12.D 13.B 14.A 15.D 16.D 17.A 18.E 19.C 20.E 21.A
    rose_kız_rose ve asferqoe13 bunu beğendi.
  4. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    760
    Beğenileri:
    500
    Ödül Puanları:
    0
    PARAGRAF SORULARI

    1. Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan, Marmara Oteli demek dururken The Marmara demek, Türkçenin sözdizimi özelliklerini zorlamaktır. Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıktı. Sözler Türkçe, ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı... Doğru olmayan bu kullanışlar da yaygınlaşıyor: Çay içmek, kahve içmek yerine çay almak, kahve almak; özür dilerim yerine üzgünüm gibi kullanışlar bunlara sadece birkaç örnek. Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız gerekiyor.



    Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?



    A) Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtulmalıdır.

    B) Yanlış kullanımlar dilimize zarar verir.

    C) Bazı anlatım kalıpları olduğu gibi çevrilmemelidir.

    D) Dilimizin kurallarına aykırı kullanımlardan kurtulmamız gerekir.

    E) Yabancı kaynaklı kullanımlar bir dilin zenginliğinin göstergesidir.



    2. Halit Ziya, eserlerinde insani değerleri esas aldığı için onun eserlerindeki kahramanlar insanı her yönüyle adeta kuşatır. Toplumun her kesiminden seçilen kahramanlar, yüzeysel bir şekilde tanıtılmaz. Yazar, kahramanlarının mizacı ve psikolojileri üzerinde yoğunlaşarak onların iyiye ya da kötüye doğru yönelişini tarafsız bir şekilde verir. Bunu yaparken de toplum gerçeklerini göz ardı etmez ve toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmaya çalışır.

    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    A) Yazar, kahramanlarını gerçekçi bir şekilde tanıtmıştır.

    B) Yazar, kahramanlarını tanıtırken onların ruhsal yönleri üzerinde de durmuştur.

    C) Halit Ziya’nın eserlerinde toplumun her kesiminden insana rastlamak mümkündür.

    D) Yazar, kahramanlarını tanıtırken yan tutmaz.

    E) Halit Ziya’nın kahramanları ya tam iyidir ya da tam kötüdür.





    3. Alman dilinin gelenekçi söyleyiş kurallarının dışına çıkan Nietzsche, yazılarını bir şiir uyumu içinde yazar, aklından geçeni yazıya dökerken dil bilgisi kurallarını bir yana iter; aforizmalar şeklinde yazdığı eserlerinin büyük kısmı imalarla, düşüncelerine dair ipuçları ile doludur. Olumlu başladığı bir cümleyi ya da paragrafı olumsuz bitirir ya da olumsuz başlar, olumlu bitirir. Alaycı, iğneleyici bir anlatımı vardır.



    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?



    A) Yazar dil bilgisi kurallarına uymamıştır.

    B) Yazılarında şiir uyumu görülmektedir.

    C) Gelenekçi söyleyiş kurallarının dışına çıkmıştır.

    D) Yazılarının gidişatında istikrarlı davranmıştır.

    E) Anlatımında kendi düşüncelerini de vurgulamıştır.







    4. Türk kültür hayatındaki son on-on iki yıllık gelişme cumhuriyetin kuruluşundan sonra yapılan reformlardan hız almıştır. Tanzimat döneminin reformlarıyla başlayan dönem Türkiye’de Doğu - İslam müesseseleriyle Avrupa’dan müesseselerin yan yana yaşadıkları bir geçiş dönemidir. Cumhuriyetin kuruluşuyla girişilen reformlar ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olan ikililiğe son vermiş, Türkleri kesin olarak batı kültürü ve medeniyeti çevresine sokmuştur.



    Yukarıdaki paragraftan “Türk kültür hayatı”yla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?



    A)Cumhuriyet döneminde yapılan reformlar bazı

    alanlarda ikililiğe yol açmıştır.

    B)Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Doğu-Batı kültür

    öğeleri bir arada devam etmiştir.

    C)Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’tan sonra ikililik yaşanmıştır.

    D)Türkiye’de yaşanan ikililik Türklerin batı kültürü ve

    medeniyeti çevresine girmesini zorlaştırmıştır.

    E) Kültür hayatımızdaki gelişmeler cumhuriyetten

    sonraki reformların sayesinde olmuştur.





    5. Çağdaşları arasında en büyük şairdi Atilla İlhan. Kendi alanında bir virtüözdü. Ama artık yok! Şiirlerindeki serbestlik, rahatlık ve ne olursa olsun doğruluk… Çoğu şairde göremeyeceğimiz bir üslup… Lise sıralarına yazılan iki satırı, şiir diye okuyan toplumumuzda bu ne büyük acıdır(!) Allah’ın rahmeti üzerine olsun...

    Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    A.Şair Türk edebiyatının en büyük şairiydi.

    B.Doğruluktan yana olan bir şairdi.

    C.Üslubu birçok şairden farklıdır.

    D.Toplumumuzda şairin değeri bilinmemiştir.

    E.Kendi alanında önde gelen bir şairdir.





    6. Türkçenin şu andaki en önemli sorunu, dildeki yabancı öğelerin artmasıdır. Her dilde yabancı kökenli söz vardır. Hiçbir dil saf değildir. Türkçe de pek çok dile söz vermiş, pek çok dilden söz almıştır. Türkçenin verdiği sözler de vardır. Bunlardan en ilgi çekici olanı son zamanlarda dilimize giren kiosk’tur. Bu söz Türkçeden İngilizceye geçen köşk sözüdür. İngilizcede kiosk biçimine dönüşmüş ve bizim sözümüz bu defa farklı bir anlamda karşımıza çıkmıştır. Dildeki yabancı sözlerin bir ölçüsü olma-lıdır. Bu ölçü dilin kimliğini bozacak derecede olmamalı- dır.Dil gerek duyduğu sözleri,karşılık bulunmaması durumunda yabancı dillerden aynen veya ses değişikliğine uğratarak alır.

    Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    A.Türkçeden yabancı dillere sözcükler verilmiştir.

    B.Dilimize giren sözcükler dilimizin yapısını bozacak derecede olmamalıdır.

    C.Yabancı dillere geçen sözcükler değişime uğrayarak tekrar karşımıza çıkmıştır.

    D.Dilimize yabancı sözcükler girmemelidir.

    E.Yabancı sözcük kullanmayan hiçbir dil yoktur.



    7. Klasik sözcüğü, üzerinden çok zaman geçtiği halde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak gösterilen eserler için kullanılır. Klasikler, edebiyatı edebiyat yapan gerçek değerlerdir. Böyle önemli eserlerin sahnelenmeleri çok dikkatli bir çalışma gerektirir. Eserin özüne, ruhuna, geçtiği çağa, metinde yaratılan atmosfere ve dil yapısına sadık kalmak esastır. Klâsikler çinko, kalay, bakır değildir, onlar altındır,24 ayar altın. Altına altın muamelesi yapmak ve meseleye bir sarraf hassasiyetiyle yaklaşmak gerekir.

    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir.



    A.Klasik eserler kalıcı eserlerdir.

    B.Klasikler edebiyatın temel taşlarıdır.

    C.Klasik eserler sahneleneceği zaman eserin genel

    yapısının bozulmamasına dikkat edilmelidir.

    D.Günümüzdeki klasikler gelecekte de varlığını

    sürdüreceklerdir.

    E.Klasikler değerlendirmeye alınırken çok hassas

    davranılmalıdır.





    8. Dil değişimine inananlar, ona yürekten katılanlar; evimizde oturup düzgün uyaklı, Nedim ağzından gazeller yazarak kendimizi ve iki üç bağımlıyı eğlendirmek hevesinde değiliz. Bizim bütün düşüncemiz, derisi katılaşmış eline sapanını tutan,çatlak topuklu,çorapsız ayağıyla Türk topraklarının göbeğine basan yurttaşlarımızın söylediğini anlamak, istediğini yapmak, yapmasını istediğimizi ona kolayca anlatmaktır.



    Böyle söyleyen bir yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?



    A) Nedim ağzından gazeller yazmak istemektedir.

    B) Halkın kendisini kolayca anlamasını istemektedir.

    C)Dilin değişiminin halkı zor durumda bıraktığını düşünmektedir.

    D.Halkın üst tabakasına seslenmeyi yeğlemektedir.

    E.Dilin değişmemesi taraftarıdır.



    9. Kadınların gerçek yüzünü saklayıp makyaj yapmalarını modern toplumun, çağdaş insanın kadın üzerindeki baskısı olarak görüyorum. Bu baskı altında kadınlar hep kendini saklamak, kendini insanlara beğendirmek zorunda kalmıştır. Kadınların bu baskıdan kurtulması, ancak toplumun kadına bakış açısının değişmesiyle mümkün olacaktır.

    Yukarıdaki paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

    A) Toplumsal bir sorun olan makyaj, kadınları toplumda

    küçük düşürmektedir.

    B) Kadınlar, makyaj yaptıklarında kendilerini daha

    güzel hisseder.

    C) Makyaj yapımıyla toplumsal anlayış arasında bir bağ

    vardır.

    D) Eski çağlardan bu yana toplum, kadınlar her zaman

    ön planda olmuştur.

    E) Kadın gerçekten güzelse onun makyaj yapmasına

    gerek yoktur.





    10. Batılılaşmak Osmanlı’dan miras kalan ve Türkiye’nin de bir türlü dindiremediği iki yüzyıllık bir sancı. İçinde bulunduğumuz günler, bu sancıyı azaltmak için en somut adımların atıldığı bir tarihsel dilime rastlıyor. Avrupa Birliği’ne katılmak amacıyla peş peşe uyum yasaları çıkarıldı, yıllardır yaşadığımız antidemokratik uygulamaları kınayanlar Avrupa Birliği taraftarlarının katılımıyla artıyor, Türkiye’de Avrupa Birliği’nin getireceği ekonomik artılar ve eksiler tartışılıyor. 3 Ekim’den sonra müzakerelerin başlamasıyla ve tam üyelik vizesinin alınmasıyla her şey su yüzüne çıkacaktır.

    Yukarıdaki parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    A) Batılılaşma yalnızca Türkiye’nin sorunu değildir.

    B) Günümüzde Avrupa Birliği için bazı adımlar atılmaktadır.

    C) Avrupa Birliği’nde Türkiye’nin tam üyeliğinin artıları ve eksileri tartışılmaktadır.

    D) Batılılaşma süreci iki yüz yıl öncesine dayanmaktadır.

    E) Avrupa Birliği taraftarları Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları kınamaktadır.





    11. Zavallı Osmanlıca! Ne kadar kolay yıkılıp gitti. Selanik’te başlayan, kökenini halkın dil bilincinde ve konuşma dilinde bulan sade lisan akımı, beslenip gelişerek, yirmi yılda Osmanlıcayı tahtından indirdi. Yüzyıllar içerisinde oluşmuş bir yazı dilinin bu kadar kolaylıkla ortadan kalkması üzerinde yeterince durulduğunu, bu olgunun yeterince incelendiğini sanmıyorum.



    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?



    A) Osmanlıca kısa bir süre içerisinde ortadan kalkmıştır.

    B) Sade dil akımı konuşma diline yakındır.

    C) Osmanlıca çok geniş bir coğrafyada kullanılmıştır.

    D) Osmanlıcanın oluşumu kısa bir zaman almıştır.

    E) Osmanlıcanın yıkılması üzerinde fazla durulmamıştır.





    12. Az gelişmiş milletlerin geri kalma sebepleri incelendiğinde, insanlarının milli ve çağdaş ihtiyaçlara göre eğitilmemiş olduğu görülür. Gelişmiş milletlerin gücü ekonomi, endüstri ve ticaretteki başarılarından çok eğitilmiş, vasıflı iş gücünden ileri gelir. Çünkü maddi güçler bir gün kaybedilebilir. Onun için bir ulusun yaptığı en iyi yatırım eğitime yaptığı yatırımdır.

    Böyle düşünen bir yazara göre bir milletin gelişmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

    A) Gelişmiş milletlerle iyi ilişkiler kurulmasına

    B) Ticarette yeni atılımlar yapılmasına

    C) Ekonomik alanda reformlara

    D) Eğitim seviyesinin yükseltilmesine

    E) Sanayileşme hızının arttırılmasına





    13. Türk cumhuriyetlerinde, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yeni bir süreç başlamıştır. Beş Türk cumhuriyeti bağımsız olmuş, diğerleri de daha serbest hareket edebilme imkânlarına kavuşmuştur. Nitekim bunun etkisi de kısa zamanda görülmeye başlanmıştır. 1991’de Azerbaycan, 1993’te Türkmenistan ve Özbekistan, 1994’te de Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme kararı almıştır. Bu ülkelerde yeni alfabeye geçiş kademeli olarak uygulamaya konmuştur. Diğer yandan Kırım Türkleri ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek bazı süreli yayınlarını yeni alfabeyle basmaya başlamışlardır.

    Yukarıdaki paragrafta aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

    A) Bazı Türk cumhuriyetleri serbest hareket etme imkânına kavuşmuştur.

    B) Latin alfabesine geçiş bu devletlerin daha kolay edebi ürünler ortaya koymasını sağlamıştır.

    C) Bazı ülkelerde yeni alfabeye geçiş aşamalı olarak uygulamaya konmuştur.

    D) Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bazı Türk cumhuriyetleri bağımsız olmuştur.

    E) Sovyetler Birliğinin dağılması Türklerin yeni alfabeye geçişi için bir fırsat olmuştur.





    14. Gelenekler, bireysel yaratıcılık, grup farklılaşması ya da değişen koşullara uyarlanma zorunluluğundan ileri gelen değişme dinamiği ile çatışır. Bu durum nesil farklılaşmasına neden olur. Ama aynı zamanda da değişimle uzlaşır. Çünkü gelenekler değişmeyi, gecikmeli de olsa, giderek özümler. Bugünün değişimleri, yarının gelenekleri olur.

    Yukarıdaki paragrafta “gelenek” ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

    A) Geleneklerin değişimle çatışması nesiller arası kopukluğa neden olabilir.

    B) Gelenekler de zamanla değişebilir.

    C) Değişimin başlıca nedenleri yaratıcılık ve farklılaşmadır.

    D) Gelenekle değişim bazı noktalarda zıt düşebilir.

    E) Gelenekler değişen koşullara çabuk uyum sağlar.





    15. Bilimde, teknolojide yaşanan gelişmeler dile de yansır. Yeni kavramlara, yeni ürünlere dilimizin kaynaklarından yararlanarak karşılık bulmamız gerekir. Türkçe söz köklerinden işlek eklerle yapılan yeni türetmelerle dilin söz varlığı zenginleştirildiği gibi, aynı yolla dile kazandırılacak terimlerle Türkçenin bilim dili olarak gelişmesine katkıda bulunmuş olacağız. Aksi halde dilimiz yabancı dillerin baskısı altında kalarak benliğini yitirir. Benliğini yitirmiş bir dilin milleti de yok olmaya mahkumdur. Bu konuda aydınlara ve özellikle dil araştırmacılarına büyük görevler düşmektedir.

    Böyle düşünen bir yazar aşağıdakilerden hangisini söylemiş olamaz?

    A)Teknoloji ve dil ilişkisi göz ardı edilemez.

    B) Yapılan yeni türetmeler dilimizi zenginleştir

    C) Teknolojinin yeni ürünlerine Türkçe karşılıkların bulunması Türkçenin bilim dili olmasını sağlar.

    D) Bilim dili olan Türkçenin yeni kelimeler türetmesine gerek yoktur.

    E) Teknolojiye paralel olarak yeni kelimeler türetmek dilimizi yabancı dillerin baskısından kurtaracaktır.



    Cevap anahtarı

    1.E 2.E 3.D 4.C 5.A 6.D 7.D 8.B 9.C 10.C 11.D 12.D 13.B 14.E 15.D
  5. Moderatör Elif

    Moderatör Elif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    13 Kasım 2008
    Mesajlar:
    760
    Beğenileri:
    500
    Ödül Puanları:
    0
    1. Belirli bir spor dalı için gereken eğitimin niteliği, yarışma kuralları ve eğitiminden yönetimine kadar her bilgi, spor zekasının durumu için temel ihtiyaçlardır. Belirttiğimiz bu faktörle ilgili olarak, sporcuların sadece ilgili spor dalında değil, aynı zamanda kendi vücutları, teknik kurallar, becerileri şekillendirme metotları ve antreman prensipleri, organizasyonu ve performans hakkında da bilgiye ihtiyaçları vardır. Yapılan sporun kendine özgü bilgisi yanında diğer spor dalları ve özellikle benzer sporlar hakkında bir şeyler öğrenmek de gereklidir. Bu, sporcuyu, ilgili olduğu sporu ve zekasının yaratıcılık etkinliğini daha iyi öğrenmeye iten temel öğedir.


    Bu parçada aşağıdaki yargıların hangisine değinilmemiştir?

    A) Sporcu, kendi spor dalı ile ilgili her türlü bilgiyle donatılmalıdır.

    B) Sporcu, teknik kurallar hakkında bilgiye sahip olmalıdır.

    C) Sporcu, seçtiği spor dalının gerektirdiği eğitimden geçirilmelidir.

    D) Sporcu, aynı zamanda yaratıcı bir zekâya sahip olmalıdır.

    E) Sporcu, kendi antrenörünün seçiminde etkili olmalıdır.





    2. Çok çalışmak beni yormaz da sonuç yorar. Ulaştığımı beğenmediğim için yorulurum. Bazen de çalıştığım için dinlenirim. Elde ettiğimden duyduğum hazdan dolayı. Her ikisi de güzel. Yorgunluk, dinlenmek için beni zorlar. Dinlenince de daha çok çalışmak isteği duyarım. Sonuçta......

    Düşüncenin akışına göre bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?

    A) yorgunluk beni emrine alır, istediği gibi kullanır.

    B) hiçbirinden zevk alamadığımı anlarım.

    C) ne yaptığımı bilmez hale gelirim.

    D) tüm çalışma isteğimi iyice yitiririm.

    E) yorgunluğa yenilmeden çalışmaya devam ederim.




    3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi, bir paragrafın giriş cümlesi olamaz?

    A) Bir toplumun çağdaşlığa açık olması, ilerlemenin ön koşuludur.

    B) Böyle bir kültürün biçimlendirdiği kişilik mo****nde temel karakter çekingenliktir.

    C) Dışa kapalı toplumlar, yaratıcılıktan ve üreticilikten yoksun kalır.

    D) Doğada ve dünyada durağanlık yoktur.

    E) Kültürler, toplumun temel gereksinimlerine bağlı olarak, kişilik modelleri oluşturur.



    4. “Gençken gösteriş olsun diye okurdum; sonradan, biraz da kendimi yetiştirmek için okumaya, incelemeye başladım; şimdi ise vakit geçirmek, oyalanmak için yapıyorum bu işi, çıkarımı sağlamak aklımdan bile geçmedi. Kitaba karşı içimde, beni baştan çıkartan aşırı bir sevgi vardı; yalnız kendi ihtiyacımı karşılamak için değil; üç adım uzaktaki çevremi doldurmak, süslemek içindi bu sevgi.

    Parçada anlatılanlardan aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

    A) Kitap insanı eğitir, yüceltir.

    B) Okumanın kişiye olduğu kadar, geleceğine de yararı vardır.

    C) Kitap, boş zamanları değerlendiren en güzel uğraştır.

    D) İnsan kişisel çıkarını sağlamak için de okumalıdır.

    E) Kitap bulunduğu yeri ve çevresini doldurur, güzelleştirir.




    5. “İşlemecilik, insanların süsleme arzusundan doğan çok eski sanatlardan biridir. Memleketimizde işlemeciliğe yüzyıllardan beri önem verildiği bilinmektedir. İşleme, saraylarda, kaftanlardan pabuçlara kadar her eşyaya uygulanmıştır. Eskiden, gelin olacak kızların en kıymetli çeyizlerini el işlemeleri oluştururdu; bunlar bazı şehirlerimizde, düğün günü, bir köşede sergilenirdi: İşlemeyi yapan genç kızın mo**** doğadır. Saf ruhlu sanatkar kızımız, çevresindeki her şeyi, elindeki kumaş üstüne, hissettiği, dilediği gibi işler. Bu hissediş ve işleyiş sonucunda her biri bir değer olan olağanüstü çok çeşitli, motifler ortaya çıkar..”

    Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) Halen Anadolu’nun bazı şehirlerinde, düğün günü sergilenen el işlemelerini görebilirsiniz.

    B) El işlemeleri yaşamımızdaki her türlü aracı süsler.

    C) El işlemeciliği için en güzel model doğadır.

    D) El işlemeciliğinde, iğne, fırça, renkli iplikler ve boya kullanılır.

    E) İşleme motifleri, diğer sanatkarlarınkinden çok daha güzel ve çeşitlidir.




    6. (I) Düşünce ve sanat adamları sözleri ve yazılarıyla dile değer kazandırırlar. (II) Bizlerin de dil hazinesi en az onlarınki kadar zengindir. (III) Bu işi, dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek, olanaklarını çoğaltmak, gücünü artırmak yoluyla yaparlar. (IV) Yeni sözcükler getiremezler, onları zenginleştirirler, anlamlarını ve kullanımlarını sağlamlaştırırlar. (V) Onlara alışılmamış bir çeşni verirler; ama bunu da dört bir yanı düşünerek, ustalıkla yaparlar.

    Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.



    7. Çocukları bizden oldukları için severiz. Etlerine etimiz, kemiklerine kemiğimiz karışmıştır; ama bizim dünyaya getirdiğimiz daha başka şeyler de var ki, hiç de çocuklarımızdan aşağı kalmaz. Ruhumuzun, kafamızın, bilgimizin doğurduğu çocuklar da diğerleri kadar değerli ve önemlidir. biri diğerine değil, ikisi de bir arada öncelikli olmalıdır. Anası ya da babası olduğumuz çocukların değerleri bizden çok kendilerinindir; bize sadece onuru, sevinci düşer. Oysa kısaca kafamızın yarattığı çocukların bütün güzellikleri, bütün incelikleri, bütün olgunlukları bizimdir. Öyleyse birine, değerli olsunlar sevinelim diye; diğerine de bizi ruhen doyursun, tümüyle kendimizin olsun diye sahip olalım.

    Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) İnsanoğlu için çocukları, sahip olabileceği en değerli varlıklardır.

    B) Eser sahibi olmak, çocuk sahibi olmak kadar önemsenmelidir.

    C) Çocuklarımızın sahip olduğu değerler onlara aittir.

    D) Çocuklarımızla onur duyar, başarılarının sevincini tadarız.

    E) Eser sahibi olmaya harcanan emek, çocuk yetiştirmeye yoğunlaştırılmalıdır.



    8. Çoklarımız kendi yaşamımızı gün gün yorumlamayız. Nasıl geçtiğini fazla önemsemeden, ya da üzerinde düşünmeye vakit bulamadan yaşar gideriz. Kimimiz ev-iş arasında mekik dokuruz. Aynı saatte evden çıkar, hemen hemen aynı otobüse biner, ya da arabayla gideriz. İş yerinde aynı kişiler; konuşmalar aynı, bu aynılık tekrarlanır gider. Ara sıra bu çemberi kıracak bir şeyler yaparız, ailece, ya da kendi başımıza. Bunların hiçbiri günlerin aynılığını, boyutlarını aşmaz, değiştirmez. İşte insaların çoğu bu çarkta yuvarlanır, gider...


    9. Ben dostlarımın bana sert davranmasını istiyorum. Sen bir budalasın, saçmalıyorsun, desinler bana. Ben dostlar arasında açık, yiğitçe konuşulmasını isterim: dostların düşünceleri neyse sözleri de o olmalı. Kulaklarımızı öyle sert, öyle kaba birer kulak yapmalıyız ki....

    Düşüncelerin akışına göre, bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

    A) sertçe, erkekçe konuşmalara, tartışmalara hazır olsun.

    B) dostlar arasında oluşacak sert ve yırtıcı bağlara dayanabilsin.

    C) salon konuşmalarının yumuşak seslerini her zaman duyabilsin.

    D) dostluğun kavgacı sağlamlığına duyarlı olabilsin.

    E) düşünce çatışmalarının doğruyu bulmamızı sağlayan kırıcılığına, yıldırıcılığına dayanabilen.



    10. Doğanın her güzelliğinde kalbimize gülümseyen bir anlam var. bu kendi halinde, gösteriş düşünmeyen, kendiliğinden bir güzellik. Bir dere içinde, iki taş arasına sıkışmış bir çiçek, gözlerden uzak, kuytu bir köşecikte öylece gelişir. Sanki kendi dünyasında, yalnız kendisi için güzeldir. Ne biz görelim diye doğmuştur, ne de bir başka varlık ona imrensin diye yaşar.

    Bu parçanın yazarı aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilemez?

    A) Güzelin gösterişlisini seven

    B) İyimser

    C) Gözlemci

    D) Güzelliklerden zevk alan

    E) Doğa hayranı



    11. Bencillik her şeyden önce, kendini başkalarının yerine koymamaktır. Sadece kendini düşünmektir. Çıkarını her zaman öne çıkaran, olayları, fikirleri çıkarı açısından değerlendirendir. Çıkarı zedelendiği zaman, ya da zedelenme tehlikesiyle karşılaştığı zaman her türlü kötülüğü yapabilecek bir iç perişanlığına kapılan, gözleri hiçbir şey görmeyen insandır. Başkalarının acıları onları

    içten yaralamaz, yardım etme ise, onlar için tadılmamış bir zevktir. Acılar, sevinçleri paylaşma niteliğinden yoksun oldukları için, her zaman kendi yalnızlıklarına gömülüdürler. İnsana özgü duyguların çoğundan yoksundurlar, duyguları zengin değildir.

    Aşağıdakilerden hangisi sözü edilen bencil kişilerin bir özelliği değildir?

    A) Çıkarını kollamayı her şeyin üstünde tutma

    B) Çıkarları baltalandığında kötülüğe yönelme

    C) Çevresindekilerle iyi ilişkiler kurmaktan büyük zevk alma

    D) Başkalarına yardım etme mutluluğunu yaşamama

    E) Başkalarının acılarını, sevinçlerini onlarla paylaşmama



    12. Doğruyu hangi elde görsem sevinçle karşılar; uzaktan kokusunu alır almaz silahlarımı atar, teslim olurum. Fazla yukardan ve insafsız olmadıkça yazılarıma çatılmasını hoş görmüş, çok kez karşıdakini kırmamak için yazdıklarıma istenen biçimi verdiğim olmuştur. Zararıma da olsa eleştirmeciye uysal davranmalıyım ki beni her zaman serbestçe uyarsın, kendimi düzeltmeme yardım etsin. Doğrusu çağdaşlarımı böyle bir işten yana çekmek kolay değil, Düzeltmek herkesin ağrına gittiği için kimse kimseyi düzeltmeyi göze alamıyor. Düşüncesini saklayarak konuşuyor çokları.

    Bu parçada sözü edilen yazarın kendisi ile ilgili asıl vurgulanmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Ben her eleştiriye açık değilim.

    B) Yazdıklarımda okuyucuların isteklerine severek ve özellikle yer verebilirim.

    C) Başkalarını eleştirmekten ben de hiç mi hiç çekinmem.

    D) Eleştirmeyi göze alamayanlar, asıl düşüncelerine ters düşer ve biçimde konuşurlar.

    E) Eleştirilmek, yazılarımın daha iyiye ulaşmasına yardımcı olmaktadır.



    13. Sanatın bizim istediğimiz gibi olmasını istemek, sanata yapılabilecek en büyük kötülükler, saygısızlıktır. Nasıl olur da sanattan bize bildiklerimizi tekrarlamasını isteriz ki... Bu, aynaya her bakışta kendi yüzümü görmek gibi bir şey. Sanattan aynadaki bize benzemesini beklemek sadece kendimizden hoşlanmaktır, sanattan değil. Öyleyse sanatı kendi haline bırakmalı, eğer onu bir ihtiyaç sayıyorsak. Sanat, nasıl almak istiyorsa öyle olsun, farklı olsun.

    Parçaya göre “sanatı, insan için bir gereksinme kabul etmek” aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

    A) Sanatın hep bizi anlatmasına

    B) Sanatın hep özgün olmasına

    C) Sanatın bizi bilgilendirecek biçimde olmasına

    D) Sanatın istediklerimiz doğrultusunda biçimlenmesine

    E) Sanatın kendimizden hoşlanmamıza yardımcı olmasına



    14. Ünlü sinema aktörü William Holden, başını mermer masanın köşesine vurup kan kaybından ölmüş de üç gün kimsenin haberi olmamış. Alman gazeteleri isimsiz, ünsüz bir emeklinin tek başına oturduğu evde öldüğünü ve tam üç yıl komşuların bunu fark etmediğini yazdılar. Arkadaşım Celal Sılay, Şişli’deki odasında tek başına öldü. Komşular habersiz. Randevusuna gelmeyince merak eden iki arkadaş, kapısını kırıp içeri girince, şairimizin ölüsü ile karşılaştılar.

    Bu parçanın yazarı özellikle aşağıdakilerin hangisine karşı çıkmaktadır?

    A) İnsanların tek başına yaşamak zorunda kalışlarına

    B) İnsanların sözlerini tutmamalarına

    C) Dostluğun, komşuluk ilişkilerinin yok olmasına

    D) İnsanların çıkarlarını ön planda tutmasına

    E) Apartmanda dairelerin sayısının çok olmasına



    15. “Kimse aramadan bulamaz.” demeyeceğim, şunu düşünüyorum: Sanatta aramak, bulmak var mıdır? Şair olsun, ressam olsun, bestekar olsun, sanat adamı aramaz, bulmaz, cesaret eder, cüret eder. Aramak, bulmak bilim alanında olur. Bilgin, doğanın yasalarını arar. Birtakım olayları inceleyip onların sebeplerini bulur, bunlara dayanarak yeni şeyler ortaya kor. Sanat eri ise bunu yapmaz.

    Parçaya göre, sanat için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    A) Doğanın yasası olan aramak, sanat için de geçerlidir.

    B) Sanat için çok çaba serf etmeye gerek yoktur.

    C) Sanatın kaynağı güzellik oluşturmak isteyen cürettir.

    D) Bilimle sanat, olayların sebebini arayarak bulur.

    E) Sanatın önündeki engelleri kaldırmak gerekir.




    16. Roman kimlik değiştirdi: Özellikle çok satan romanlar belli bir roman beğenisini tatmin etmiyor. Şimdiki romanların içinde, günümüzün politik sorunlarından, uluslarası çıkar çatışmalarına kadar birçok unsur yer alıyor. Romancının malzemesi geniş bir tabana yerleşince okur dairesi de genişliyor. Okur neyden hoşlanıyorsa romancı da onu yazıyor.

    Parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Günümüzün romanları değişik konuları işliyor.

    B) Politik sorunlar günümüzün romanlarında malzeme olarak işleniyor.

    C) Okur eğilimleri beğenileri ile roman içeriği aynı paralelde yürüyor.

    D) Uluslararası çıkar çatışmaları romanlara konu olabiliyor.

    E) Romandaki biçim - içerik yenilenmeleri okur çevresini daraltıyor.




    17. Dükkan sahibi de insafsız bir adamdı. Küçük çırağını dükkanda ve evinde bütün gün işlerde kullanırdı. Küçük çırağından kolay kolay memnun görünmeyen usta, bir gün geldi ki, dükkânını ona bırakarak gitmeye başladı. Cin gibi zeki bir çocuk olan çırak, ustasının yokluğunu hissettirmiyordu. Bu gayretlerden dolayı ustası ona bir kuruşluk gün****k vermeye başladı. Fakat çırağın içinde büyük bir istek, bir boşluk vardı. Gün geçtikçe cahil kalışının acısını seziyor, okuma yazma çareleri arıyordu.

    Bu parçada çırakla ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

    A) Çıraklık kazancıyla ailesinin geçimini yüklenmesine

    B) Dürüst ve çalışkan olmasına,

    C) Yanında çalıştığı kişinin güvenini kazanmasına

    D) İçinde daima cahil oluşunun ezikliğini duymasına

    E) Çalışmanın ona maddi kazanç sağlamasına



    18. Ozan kendine özgü bir dil aramaz, kendine özgü bir dili olmalıdır. Ozanın dili, kişiliği demektir. Kişilik nasıl aranmakla bulunmazsa, şiir dili de özentiyle bulunamaz. Ozan, dilini aştıkça dilini bulur; kişiliğini aştıkça kişiliğini bulur.

    Bu paragrafta asıl vurgulamak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Kişiliğini zenginleştirmek isteyen ozan, daha çok yazmalıdır.

    B) Ozanın kendi kişiliği gibi, özgün bir dili olmalıdır.

    C) Bir ozan, kendine özgü bir dil yakalayabilmek için, daha büyük ozanlara benzemeye çalışmalıdır.

    D) Bir ozanın ilk görevi, kendine özgü bir dil ve söyleyişi öncelikle gerçekleştirmektir.

    E) Ozan olmak isteyen herkesin her şeyden önce güçlü bir dile ihtiyacı vardır.




    19. Dostluk öyle kolay değildir. Dost her zaman yüze gülmez. Dost, dostunun bir eksiğini, yanlışını gördü mü onu açıkça yüzüne söyler. Gerçek dostlukta dostun hem iyi yönleri hem kötü yönleri konuşulmalı. Dostun bir hatasını düzeltmek için onun hatasını ona söylemek ne kadar erdemli bir davranıştır. Eğer birinin gerçek dostuysanız çekinmeyin olumsuz yönlerini de söyleyin dostunuza. Ona iyilik etmiş olursunuz.

    Yukarıdaki parçaya en uygun başlık aşağıdakilerden hangisi olabilir?

    A) Dostluğun Değeri

    B) Sert Davranış

    C) Sevginin Değeri

    D) Dostluk Nasıl Kurulmalıdır

    E) Gerçek Dostluk



    20. (I) işte bu nedenle çocuk edebiyatımız, gerçekçi olmak zorundadır. (II) Yarın gerçeğini de anlatmak zorundadır. (II) Ama unutulmamalıdır ki ancak bilinç süzgecinden geçmiş sezgi, yaratıcıdır. (IV) Dolayısıyla, çocuk duyarlığını bir sezgisel güce kavuşturucu nitelikte olmalıdır. (V) Öyleyse, çocuksal bilinç süzgecinden geçmiş bir sezgi gücü yaratacak nitelikte olmalıdır, derim.

    Bu parçanın düşünce akışındaki bozukluğu düzeltmek için hangi cümleler yer değiştirilmelidir?

    A) I ile II B) III ile IV C) I ile IV

    D) II ile V E) III ile V

    Herkes mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçmeye mecburdur. Ancak bu yolları elinde bir ışık olmadan geçmeye çalışmaktansa, başkalarının tecrübe meşalelerinden faydalanarak yürümek daha kolay ve karlı değil midir?



    Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden bahsedilmektedir?



    A) Gelecekte başarılı olmak için genç yaşta bir mesleğe atılmak gerekir.

    B) Hayat, uzun ve zor bir yoldur.

    C) Hayatı daha kolay bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir

    D) Herkes, mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçer.



    Çözüm:



    Paragrafın bütününü dikkatlice okuduktan sonra “paragrafta neden söz ediliyor?” sorusunu paragrafa yönelttiğimizde “hayatı kolay bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir .” cevabını alırız.



    Cevap: C


    Örnek:



    Para, gerçek zenginlik değildir. O, sadece ihtiyaçların giderilmesine vasıta olduğu için değerlidir. Bir çölün ortasında, hararetten yanan bir insan için birkaç damla soğuk su, bir torba altından çok daha değerlidir.





    Bu paragrafın başlığı aşağıdakilerden hangisi olabilir?



    A) Gerçek Zenginlik

    B) Çöl ve Su

    C) Soğuk Su

    D) İhtiyaçların Giderilmesi



    Çözüm:



    Paragrafın ana düşüncesi “Para gerçek zenginlik değildir.” Bu ana düşünceyi kapsayan başlık “Gerçek Zenginlik” olmalıdır.



    Cevap: A


    Hislerimizi etkileyen yüz ifadeleri üzerinde yapılan çalışmalar, iyi durumdayken bile pek fazla gülmediğimizi ortaya çıkarmıştır. Oysa gülümseme ve gülme, biyolojik süreci etkileyerek kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Onlar, beynimize giden kan ve oksijen miktarını, sinir taşıyıcılarının uyarı düzeyini artırır.



    Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?



    A) Yapılan araştırmalar, pek fazla gülmediğimiz ortaya çıkarmıştır.

    B) Gülümseme kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.

    C) Gülümseme insan biyolojisini etkiler.

    D) Sağlıklı insanlarda beyne giden kan ve oksijen miktarı daha fazladır.



    Çözüm:



    Parçada A, B, C seçeneklerinde verilenlere ulaşılabilir. Parçada, beyne giden kan ve oksijen miktarının artması sağlıklı olmaya değil, gülümsemeye bağlanmıştır; bu yüzden D seçeneğinde verilen yargıya ulaşılamaz.



    Cevap: D


    Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur?



    A)Yeni öykücüler arasında Türkçe’yi bütün güzelliği ile kullananlar var.

    B)Başka öykülerini de dergilerde okumuştum ama bunu hepsinden güzel buldum.

    C)Bunda,tiplerin çok canlı,öykülerin otobiyografik olmasının da etkisi var.

    D)Bir bakıma bu son iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirilmelidir.

    E)Birçok yeni öykücünün,buna gereğinden fazla önem verdiğini gördük.

    Bence edebiyat,bütün türleriyle masalla başlar,masalla biter.Masal,türler içinde en çok şiire yakındır.Ritmiyle,tekrarıyla,hayaliyle,…Eşine rastlamadığımız ama umutlarımızı,korkularımızı,sevinçlerimizi taşıyan yeni eşyalar,yeni insanlar,yeni hayvanlar yaratır masal.Bu nedenle en çok şiire yakındır.



    Bu parçada masalla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?



    A)Yinelemelere yer verildiğine,

    B)Düş öğesinden yararlanıldığına,

    C)Çok aranan ve okunan bir tür olduğuna,

    D)Değişik türlerin kaynağı olduğuna,

    E)Duygusal yönünün bulunduğuna.



    Çözüm:



    Görüldüğü gibi bu soru,paragrafın yan düşüncelerini araştıran bir sorudur.Paragrafta yan düşünceler paragrafın gelişme bölümünde bulunur.

    A,B,D ve E seçeneklerinde bulunan düşünceler bu paragrafın gelişme bölümünde yer almıştır.C seçeneğindeki “çok aranan ve okunan bir tür olduğuna” değinilmemiştir.


    İnsanın doğayla savaşımında korkunun rolü yansımaz.Önemli olan,bu insanca duyguyu iyi değerlendirebilmektir.Nasıl ki kullanılması bilinmeyen bir silah bazen geri tepip büyük zararlara yol açabiliyorsa,korku da denetim altında tutulmayıp kendi başına bırakılırsa sonuç hiç kimse için iyi olmaz.Korkalım;ama neden,niçin korktuğumuzu bilelim.Korkuya yenilme kaygısının tutsağı olmayalım.



    Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?



    A)Korkuyla birlikte yaşamayı öğrenelim.

    B)Korkudan,uygun biçimde yararlanmaya çalışalım.

    C)Korkunun,toplumu değişik yönlerden etkilediğini unutmayalım.

    D)Korkuyu bir engel değil,bir araç olarak görelim.

    E)Korkumuzun nedenini öğrenip ona göre davranalım.



    ÇÖZÜM:

    Parçada korkuyla yaşamın sa****ğinden,bu duyguyu iyi değerlendirmenin gerekliğinden söz edilmektedir.Bu parçanın sonuna A,B,D,E seçeneklerindeki ifadeler getirilebilir.Fakat korkunun toplum üzerindeki değişik etkilerinden söz edilmediği için E’deki ifade ile tamamlanması uygun olmaz.


    Ağırlık 197O lerden önce yazdığım şiirlerde(111) Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım, ancak bu şiirleri kitaba almadım.(1V)Anılarımda da belirttiğim gibi bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler.(V) Dolayısıyla beni bütün yöntemlerimle okurlarımla tanıtacaktır.



    Yukarıdaki numaralanmış gibi cümlelerden düşüncenin hangisi akışını bozmaktadır?



    A)1. B)2 C)3 D)4 E)5



    ÇÖZÜM:

    Bu parçanın üçüncü cümlesi düşüncenin akışını bozuyor. Çünkü 1. ve 2. cümlede kitaptaki şiirlerden söz edilmiş 3. cümlede ise kitapta olmayan şiirlere değinilmiş 4.cümlede ise yine kitapta olanlara geçilmiş 4. cümledeki “bunlar” sözü bir önceki cümleye bağlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.3.cümle çıkarılırsa anlam düzelir.

    Sanatçının mektupları bir araya getirilerek bir kitap oluşturulmuş.(1)Oluşturulan kitap iki bölüme ayrılmış.(2)Birinci bölümde sanatçının çeşitli kişilere yazın alanında yazdıkları,ikinci bölümde ise ona yazılanlardan alıntılar yer alıyor.(3)Sanatçı şiiri,düz yazıdan daha çok seviyor.(4)Bir mektubunda: “Şiirin bir tek dizesi bile,koskoca bir yazının anlatmak istediğini bir çırpıda anlatıverir.” diyor.(5)Bu söz de onun şiire ilişkin görüşlerini kısaca açıklıyor.



    Bu parça,açıklanan düşünceler açısından iki paragrafa ayrılmak istense,ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?



    A)1 B)2 C)3 D)4 E)5



    ÇÖZÜM:

    Parçada 3. cümleye kadar sanatçının mektuplarından oluşan bir kitabın özellikleri;3.cümleden sonra ise sanatçının sevdiği tür üzerinde duruluyor.Yani yeni bir konuya geçiliyor.Bu da ikinci paragrafa geçilmesini gerektiren bir durumdur.

    Bu soru,birçok yazara sorulmuştur.Soruyu yanıtlayanlar arasında, “Kendim için yazıyorum.” diyenler de vardır.Eğer bu tür bir yanıtı benimsemiş olsaydım, okurlarımı kendimle bütünleştirirdim; yani, “Onlar demek,ben demek” derdim.Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.



    Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?



    A)Yapıtlarınızla ilgili tepkilerine göre,okurlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    B)Niçin kendinizi okurun beklentilerine bağımlı hissediyorsunuz?

    C)Okurlarınızın, “sizin gibi düşünenlerden oluştuğu” görüşüne nasıl vardınız?

    D)Okurlarınızın görüşlerini değerlendirmeyi doğru buluyor musunuz?

    E)Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?



    ÇÖZÜM:

    Yazar; “Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.” diyerek aktif okuyuculara hitap ettiğini belirtmektedir.Böylesine bir yanıt E seçeneğindeki “Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?” sorusuna karşılık verilmiş olabilir.


    Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı , kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı.İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.



    Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?



    A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama



    ÇÖZÜM:

    Parçada duyuları veren ipuçlarını bulalım. “Küf yeşili” sözü renk olduğundan “görme” , “acı bir koku” sözü “koklama” , “çıtırdayarak” sözü “işitme” , “nemli,ılık bir esinti” sözü “dokunma” duyusunun bulunduğunu gösterir.Parçada tatmayla ilgili bir duyu yok. “Acı” sözü sizi aldatmasın parçada bu söz mecaz anlamda kullanılarak, koku söylenmiş.
    rose_kız_rose bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş