9.sınıf edebiyat 2.dönem 2.sınav soruları

Konu 'Türk Edebiyatı 9. Sınıf Yazılı Soruları' bölümünde name123 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. name123

    name123 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    20 Eylül 2011
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    yarın sınav var avil yardım edin
  2. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    SORULAR

    1. Aşağıda adları verilen destanların karşılarına doğal destan mı, yapay destan mı olduklarını yazınız.



    Kurtarılmış Kudüs: …………………………………..…… Ramayana: ………………………………………..


    Alp Er Tunga: ……………………………………… Kaybolmuş Cennet: …………………………….


    İgor: ………………………………………………… Üç Şehitler: ………………………………………

    2. Aşağıdaki cümlelerde noktayla gösterilen yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.



    Beş mesnevinin bir araya getirilmesiyle oluşan esere ….…………………… denir.


    Mesneviler aruz ölçüsünün ………………..... kalıplarıyla yazılır.


    Karagöz ve Hacivat, hayalî ya da ………………………..……. adı verilen kişilerce oynatılır.


    ........................................................................, köylülerin uzun kış gecelerinde eğlenmek, vakit geçirmek için ortaya koydukları oyunlardır.

    3. “Ecel büke belimizi
    Söyletmeye dilimizi
    Hasta iken halimizi
    Soranlara selam olsun”

    (Yunus Emre)
    Yukarıdaki dizelerin kafiyesini, redifini, kafiye şemasını ve hangi ölçüyle yazıldığını bulunuz.

    4. Gevheri der işler hata
    Katırlar baskındır ata
    Olur olmaz maslahata
    Çocuklar karışır oldu

    (Gevheri)
    Yukarıdaki şiirin konusu bakımından türünü bulunuz.

    5. Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “Nûş ettim (içmek) güneşin akan rengini.” dizesinde geçen söz sanatını bulunuz.

    6. Karagöz oyununun fasıl bölümü hakkında bilgi veriniz.

    7. Durum hikâyelerinin özellikleri hakkında bilgi veriniz.

    8. Göç destanında hâkim olan zihniyet nedir? Açıklayınız.

    9. Türk tiyatrosu kaça ayrılır? Açıklayınız.

    10. Halk hikâyelerinin özelliklerinden dört tane yazınız.

    Not Baremi: Her soru 10 puandır. Başarılar Dilerim.
    Süre 40 dakikadır.








    CEVAPLAR
    1. Aşağıda adları verilen destanların karşılarına doğal destan mı, yapay destan mı olduklarını yazınız.



    Kurtarılmış Kudüs: Yapay Destan Ramayana: Doğal Destan


    Alp Er Tunga: Doğal Destan Kaybolmuş Cennet: Yapay Destan

    İgor: Doğal Destan Üç Şehitler: Yapay Destan

    2. Aşağıdaki cümlelerde noktayla gösterilen yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.



    Beş mesnevinin bir araya getirilmesiyle oluşan esere hamse denir.


    Mesneviler aruz ölçüsünün kısa kalıplarıyla yazılır.


    Karagöz ve Hacivat, hayalî ya da hayalbaz adı verilen kişilerce oynatılır.


    Köy seyirlik oyunları, köylülerin uzun kış gecelerinde eğlenmek, vakit geçirmek için ortaya koydukları oyunlardır.

    3. “l” harfleri yarım kafiye, “imizi” redif, kafiye şeması: aaab, 8’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.

    4. Satirik Şiir

    5. Kapalı istiare

    6. Fasıl: Oyunlara ad olan bölümdür. Karagöz oyunları isimlerini burada geçen olay örgüsünden alırlar. Karagöz ve Hacıvat dışındaki diğer tipler ağırlıklı olarak bu bölümde perdeye gelir, kendilerini gösterirler. Basit entrikalarla oluşan düğüm yine bu bölümde çözüme kavuşturulur. Hacıvatın Karagöze iş bulması, Karagözün kendisini zor durumda bırakacak işler yapması en çok kullanılan temalardır. Akışa göre kendi kılık ve şiveleri ile çeşitli tipler perdeye gelip giderler. Gelen her tip kendi müziği eşliğinde şarkısını söyler.

    7. Durum Hikayesi: Hikâyede asıl olan "olay" değildir. Hikâye, sona erdiği zaman her şey bitmiş değildir. Hikâye, asıl bundan sonra başlıyor demektir. Zira, kişiler tamamıyla tanıtılmadığı, olaylarda kesinlik hâkim olmadığı için okuyucunun hayal kurması devamlı hareket hâlindedir ve kendine göre yorumlar yapmaya uygundur.

    8. Göç destanında hâkim olan zihniyet olağanüstü güçtür. Çünkü destanlarda esas belirleyici olağanüstü durumlar-dır. Burada da belirleyici unsur Türk yurdunun bereket kaynağı olan “kutsal kaya”dır. Kutsal kaya gidince ülkenin saadeti de gitmiş oluyor.
    9. Türk tiyatrosu büyük başlıklar altında ikiye ayrılır:
    1. Geleneksel Türk Tiyatrosu: Karagöz, Orta Oyunu, Meddahlık, Köy Seyirlik Oyunları
    2. Modern Türk Tiyatrosu: Komedi (güldürü), Dram, Trajedi (ağlatı, tragedya)
    10. Halk Hikayesinin Özellikleri:
    1-) Tarihi bir olayın olması şart değildir.

    2-) Nazım(şiir)-nesir(düz yazı) karışıktır. Zamanla nesir nazıma üstünlük kazanmıştır.

    3-) Şahısları ve olayların anlatılmasında realist çizgilere daha çok yer verilmiştir.

    4-) Kahramanlıktan çok aşk maceraları konunun ağırlığını teşkil etmektedir.
    hakantumer, flat_kil ve name123 bunu beğendi.
  3. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Doktor Ragıp (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu,Peyami SAFA)
    Uzun boy.İnce ve sarı saçlar.Etlerinin her parçası aynı pembelikte,sıhhatli bir baş.Daima gülmeye alışmış ve ciddi halinde bile gülümseyen bir ağız.Amelî ve haricî zekânın daralttığı muzip,derinliksiz,kıvrak mavi gözler.İçinde-bana baktığı zaman- gurur,müsamaha,şefkat ve yukarıdan aşağı inen bir takdir.Kenarları biraz yayvan enli bir İslav burnu.Az kımıldayan bir vücut,dik duruş,gözlerin sinirsiz ve ölçüsüz bakışı.Mutedil bir zarafet.Bütün şahsiyette bir itidal,gayelere hendesi bir gidiş,sathî bir ahenk: Doktor Ragıp.
    Mevzulara sükunetle girerek konuşuyor.Sesi hafifçe titrek.Her sözünde ölçü hâkim.Rakam,mesafe,çizgi,harita,sayı…
    ----Efendim,bu trenler yirmi kilometre gidemez. Yahut:

    KELİMELER
    Muzip: İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan (kişi)
    Amelî:Uygulamalı
    Haricî: Dış
    Mevzu:Konu
    Müsamaha:Hoş görü
    Sükut:Sessizlik
    Rabıta: Bağlayan şey, bağ:
    Yayvan: Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş
    İtidal:Ölçülü olma(mutedil olma)
    Hendesi:Geometrik
    Sathi:Yüzeysel
    Zarafet:İncelik,güzellik
    ---Merkezi Erenköy olmak üzere bir harita çiziniz,Alemdağı’yla Kadıköy arasındaki kutrun üstüne…

    Benim hiç konuşmadığımı gören Paşa,beni herhangi bir doktora bağlayan acı rabıta üstünde bahis açtı:
    ----Ragıp Bey ,dedi.iyi tesadüf.Bizim oğlumuzun dizinde bir şeyler oluyor.
    Bana döndü:
    ----Anlatsana…Sen bu hekimce lâfları biliyorsun.

    Sofradaki münakaşanın çirkin bir çocuğu doğdu.Sükut.Ruhlar acılaştı ve güzel bir mevzuya girilemiyordu.
    Ben salondan erken çıktım ve yattım.
    Uyuyamadım,ağrılarım arttı;fakat ruhî azabıma nispetle çok asil,sade ve saf olan et ıstırabımı o gece sevdim.

    (İLK DÖRT SORUYU YUKARIDAKİ METNE GÖRE CEVAPLAYINIZ.)
    1.Yazar,Doktor Ragıp’ın hangi dış özelliklerinden övgüyle söz ediyor? (10 puan)
    2.Ağrıları arttığı halde Yazar’ı teselli eden,ayağındaki acıları kısmen de olsa hafifleten nedir,açıklayınız. (10 puan)
    3.Başkahramanımızı doktorlara bağlayan durum nedir,açıklayınız.(10 puan)
    4. Altı çizili ifadelere göre bu roman, konusuna göre hangi roman türüne örnek sayılır? (10 puan)








    6.Aşağıdaki boşlukları uygun kelime ya da kelime gruplarıyla doldurunuz. (2*10=20 puan)
    a. Aynı şair tarafından yazılan beş mesneviye……………………………………………..denir.
    b. Klasik Türk edebiyatı şairleri ,roman ve hikâye yerine ……..…………………………………yazarlardı.
    c. Dünya edebiyatında …………………………………………ait…..…………………………………adlı eser,roman türünün ilk başarılı örneği kabul edilir.
    d. Her edebi eserin okuyana,izleyene vermek istediği bir …………………………………………….. vardır.
    e. Süleyman Çelebi’nin “Mevlid” isimli mesnevisi ……………………………………………………konulu mesnevilere örnektir.
    f. “Sabahleyin gökyüzü parlak,ufuk açıktı.
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı.” beytinde………………………………….kafiye vardır.
    g. “İncinme sevdiğim,gider bulurum.
    Mecnûn Leylâsını bulagelmiştir.” beytinde …………………………………………….sanatı icra edilmiştir.
    h. Oğuz Türklerinin bilinen en eski kahramanlık destanı sayılan,keramet sahibi ermiş bir insanın anlatılarına ve dualarına dayalı,nazım-nesir karışık olarak 15-16. yüzyıllarda yazıya geçirilen ………………………………………..…hikâyeleri tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan bir sözlü gelenek ürünüdür.
    i. “Yer,zaman,olay,mesaj, kişi kadrosu ve anlatım şekli” unsurlarından 1)………………………………………… ve 2)……………………………………………….. unsurları romanın asıl unsurlarından değildir.
    j. “Oğuz Kağan destanı” ………………………………devletinin önemli.hükümdarı……………… …………………olağanüstü öğelerle örülü hayatını anlatmaktadır.
    7.”Sabır ve tâlân ” kelimelerini açıklayarak, bu kelimeleri birer cümlede kullanınız. (3+3+4=10 puan)
    8.Mesnevilerin uzun yazılabilmesinin temel sebebi nedir?(10 puan)
    9.Aşağıda eksik bırakılan beyti tamamlayarak bu beyti düz cümleler halinde günümüz Türkçesine çeviriniz.(2*5=10 puan)
    Dânâya………………………………………………………………………………………………………………..iltifât.

    Düşmez……………………………………………………………………………………………………………şân-ı devlete.
    name123 bunu beğendi.
  4. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64
    Cevapları


    (İLK DÖRT SORUYU YUKARIDAKİ METNE GÖRE CEVAPLAYINIZ.)
    1.Yazar,Doktor Ragıp’ın hangi dış özelliklerinden övgüyle söz ediyor? (10 puan)
    CEVAP 1)Yazar;doktorun uzun boyundan,ince ve sarı saçlarından,sağlıklı vücudundan ,kıvrak ve mavi gözlerinden övgüyle söz ediyor.
    2.Ağrıları arttığı halde Yazar’ı teselli eden,ayağındaki acıları kısmen de olsa hafifleten nedir,açıklayınız. (10 puan)
    CEVAP 2)Yazarın içindeki ruhsal/manevi sıkıntıya karşın kendi hastalığı/rahatsızlığı ona hafif geliyor.
    3.Başkahramanımızı doktorlara bağlayan durum nedir,açıklayınız.(10 puan)
    CEVAP 3)Başkahramanımızı doktorlara bağlayan durum hastalığıdır.
    4. Altı çizili ifadelere göre bu roman, konusuna göre hangi roman türüne örnek sayılır? (10 puan)
    CEVAP 4)Psikolojik roman türüne örnektir.


    5.Harnâme’den alınan aşağıdaki beyitleri günümüz Türkçesine çeviriniz.(2*5=10 puan)
    a)Har-ı miskin ider iken seyrân. b)Ki birüz bunlarunla hilkatde.
    Kaldı görüp sığırları hayrân. Elde ayakda şekl û sûretde.
    a)Miskin eşek gezip dolaşırken sığırları görüp onlara hayran kaldı.
    b)Biz, bunlarla yaratılışta biriz/eşitiz.Elde,ayakta,şekilde ve dış görünüşte aynıyız.


    6.Aşağıdaki boşlukları uygun kelime ya da kelime gruplarıyla doldurunuz. (2*10=20 puan)
    a. Aynı şair tarafından yazılan beş mesneviye HAMSE denir.
    b. Klasik Türk edebiyatı şairleri ,roman ve hikâye yerine MESNEVİ yazarlardı.
    c. Dünya edebiyatında CERVANTES’e ait DON KİŞOT adlı eser,roman türünün ilk başarılı örneği kabul edilir.
    d. Her edebi eserin okuyana,izleyene vermek istediği bir SANAT ZEVKİ(HAZZI)/MESAJ /DERS vardır.
    e. Süleyman Çelebi’nin “Mevlid” isimli mesnevisi DİNİ/TASAVVUFİ konulu mesnevilere örnektir.
    f. “Sabahleyin gökyüzü parlak,ufuk açıktı.
    Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı.” beytinde TUNÇ(ZENGİN) kafiye vardır.
    g. “İncinme sevdiğim,gider bulurum.
    Mecnûn Leylâsını bulagelmiştir.” beytinde TELMİH(HATIRLATMA) sanatı icra edilmiştir.
    h. Oğuz Türklerinin bilinen en eski kahramanlık destanı sayılan,keramet sahibi ermiş bir insanın anlatılarına ve dualarına dayalı,nazım-nesir karışık olarak 15-16. yüzyıllarda yazıya geçirilen DEDE KORKUT hikâyeleri tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan bir sözlü gelenek ürünüdür.
    i. “Yer,zaman,olay,mesaj, kişi kadrosu ve anlatım şekli” unsurlarından 1)MESAJ ve 2)ANLATIM ŞEKLİ unsurları romanın asıl unsurlarından değildir.
    j. “Oğuz Kağan destanı” HUN devletinin önemli.hükümdarı METE HAN’ın olağanüstü öğelerle örülü hayatını anlatmaktadır.
    7.”Sabır ve tâlân ” kelimelerini açıklayarak, bu kelimeleri birer cümlede kullanınız. (3+3+4=10 puan)
    SABIR: Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç
    CÜMLE:Ne kadar sabırlıydı;saatlerdir hiç yerinden kalkmadı.
    TÂLÂN:Yağma(lamak)
    CÜMLE:Moğollar,girdikleri Bağdat’ı tâlân etmiş;taş üstünde taş,gövde üstünde baş bırakmamışlardı.
    8.Mesnevilerin uzun yazılabilmesinin temel sebebi nedir?(10 puan)
    CEVAP 8)Her beytin,kendi arasında kafiyeli olması, mesnevilerin çok uzun yazılmasını sağlamıştır.
    9.Aşağıda eksik bırakılan beyti tamamlayarak bu beyti düz cümleler halinde günümüz Türkçesine çeviriniz.(2*5=10 puan)
  5. Adenozin

    Adenozin Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2011
    Mesajlar:
    960
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    64

    ELLİ KURUŞ
    İster lapa lapa kar, ister şarıl şarıl yağmur yağsın, isterse de bütün gecenin ayazından karlar dona kesmiş olsun, sabahın beş buçuğunda karanlıkları ürperten sesiyle sokağa girerdi:
    -Gazte, havadiis!...
    Sabahın dördünde yazı makinemin başına geçtiğim için, bu ses; bu kara, yağmura, ayaza kafa tutan bu canlı, bu pırıl pırıl ses, beni yazı makinemin başında bulurdu. Gazete paralarını akşamdan masamın kıyısına koyduğum için, bekletmez, koşardım sokak kapısına. Gazetelerimi önceden hazırlamış olurdu. Uzatır, paraları alır, saymaya filân lüzum görmeden cebine atar, donmuş bumu, buhar kazanı gibi tüterek uzaklaşırken, canlı, yaşam dolu sesiyle sokağı gene neşelendirirdi:
    - Gazte, havadiis!...
    Sabahın erken saatinde kalkıp koşuyormuş gazete bayiine. Bayi ana baba günü. Kendi gibi o kadar çok okullu çocuk varmış ki bayii gazetelerini nazla veriyormuş. Daha kötüsü de gazeteleri alırken bayie kaparo vermek!
    Karne zamanı birkaç gün gelmedi. Meraklanmıştım. Sınavlar sırasında olduğu için belki de sınava hazırlanıyor demiştim. İyi düşünmüşüm. Geldi pırıl pırıl sesiyle.
    Öksürüyordu:
    - Kusura bakma âbicim. Dersleri hazırlıyordum. Gece yarılarına kadar çalışıp sabahleyin de erkenden uyanmak fena yordu. İki gün aksattım. Dilber hanım teyze öksürük için bir ilâç yazdırdı ama nerdee?
    -Niçin?
    - Beş yüz otuz kuruş da âbiciğim! Aklıma bir şey geldi:
    - Ben sana bu parayı versem?
    İçlere çökük gözleri, fırlak elmacık kemikleri, solgun derisinin donukluğuyla yüzüme öyle bir baktı ki:
    -Niçin?
    - Öksürük ilâcını al diye!...
    - Anladım ama siz benim neyimsiniz? Karşılığında benden ne isteyeceksiniz? Kötüye yormuş olmasından korkmuştum.
    O:
    - Babamın arkadaşı da bana para vermişti. Bayie yatırdıydım. Sonra kazanıp götürdüm almadı. Sende kalsın, dedi, yanağımı makasladı da paralarını suratına fırlatıp...
    - Ben o maksatla vermek istemiyorum ki...
    - Belli olmaz. Babamın arkadaşı da sonradan o maksatla değil yavrum dedi. Ben senin baba dostunum. Bir daha evinin önünden geçmedim.
    Ona, gerekli beş yüz otuz kuruşu bir şartla vereceğimi söyledim:
    - Şartım şu: Bana bunu, verdiğin gazetelerle ağır ağır ödersin. Oldu mu?
    Az önce öfkeden değişen hırçın yüzü yumuşamış, durulmuş, çocuksu hâlini almıştı:
    - Şimdi oldu... dedi. Demek siz..
    - Ben ne babanızın arkadaşı ne de bayiyim. Benimki yardım. Bakıyorum okuma hırsı var içinde. Okuyup adam olma hırsı. Hoşuma gitti. Mesele bu...
    Gözlerini yüzüme çevirdi:
    Parayı verdim. Aldı. Yıldırım gibi uzaklaştı. Sokağın alt başından sesi geldi:
    - Gazte, havadiis!...
    Günler geçiyor, her sabah saat gibi geliyor, gazetelerimi verdikten sonra ekliyordu:
    - Üç lira kaldı borcum âbi!...
    Sonraları borcu iki liraya indi, bir liraya, daha sonra da elli kuruşa. En son gün gelir iki gazetemi verirse borcunu ödemiş oluyordu ki gelmedi. Şaştım. Neden gelmemişti? Elli kuruşumun üstüne yatabileceği aklımın kıyısından bile geçmiyordu. Sakın herhangi bir trafik kazasında... sanki gerçekten olmuş gibi içim parçalanıyor, hızla gelen bir taksi ya da bir hususînin altında kalmışçasına kanlı bir insan yavrusunun her yanı kırılmış cesedi kafamda canlanıyordu.
    Günler günleri, günler haftaları, haftalar da ayları kovaladı.
    Unutmuştum.
    Bir başka çocuk getiriyordu gazetemi. Bu ondan da cılız, ondan da üfürsen uçacak gibiydi. Onun da bir başka hikâyesi vardı çocuk omuzlarında taşıdığı.
    Karların savrulduğu bir kış sabahıydı.
    Yazı makinemin başına geçmiştim.
    Şimdiye kadar hiç işitmediğim cılız bir çocuk sesi:
    - Gazte, havadiiis!...
    O muydu? Fakat hayır olamazdı. Pek cılızdı. Penceremin önünde durmuş ısrarla vızıldayıp sürüyordu:
    - Gazte, havadiiis!...
    Aşağı indim. Her günkü satıcıdan almıştım oysa gazetemi. Kapıyı açtım: Kısa pantolonlu, minnacık bir çocuk. Savrulan karların altında ıslanmış gazeteleriyle titreyip duruyordu.
    - Abim kusura bakmasın dedi amca!
    - Ne bu?
    - Elli kuruş borcu kalmış size de...
    - Kendisi nerede? Ağlamadı, hıçkırmadı. Taş gibi:
    - Öldü dedi, dün Edirnekapı'ya gömdük... Elli kuruşu uzattı, sonra çekip gederken:
    - Gazte, havadiiis !..."


    Orhan Kemal (Varlık Dergisi)




    1-“Elli Kuruş ” metninde olayları birbirine bağlayan unsurlar nelerdir?(10P)



    2- Metnin olay örgüsünü yazınız. ?(10P)






    3-Metinde olay örgüsü gerçek hayatta aynen yaşanabilir mi? Niçin? ?(10P)




    4- İnsana özgü gerçeklik söz grubundan ne anlıyorsunuz? Metinde insana özgü gerçeklikten söz edilebilir mi? ?(10P)






    5-Hikayedeki gazeteci çocuğu aşağıdaki tabloda çözümleyiniz (3+3+2+2=10 P)

    Gazeteci çocuk nasıl bir insandır?


    Sosyal ortam ve çevre gazeteci çocuğu nasıl etkilemiştir?



    Gazeteci çocuğun diğer tipler üzerinde etkisi var mıdır?



    Gazeteci çocuk kendi kişiliğinin farkında mı?

    Sizce gerçek hayatta gazeteci çocuk gibi davranan biri olabilir mi?




    6-Metin kimin ağzından hangi bakış açısıyla anlatılmıştır? Bu bakış açısının özelliklerini yazınız. ?(10P)













    7-Aşağıdaki cümlelerdeki yargıları doğru veya yanlış olarak değerlendiriniz.(4+3+3=10 P)
    *Gözlemci bakış açılı anlatıcı öykünün başkişisi değildir, yalnızca bir gözlemcidir; ne öyküyü ne de öykü kahramanlarını etkiler. ( )
    *İlahi (tanrısal- egemen) bakış açılı anlatıcı kahramanların; düşüncelerini, ruhsal durumlarını, niyetlerini bilir ya da sezer; geçmişlerini ve geleceklerini bilir; her zaman ve her yerdedir, aynı anda farklı yerlerde meydana gelen olayları betimler.( )
    * Gözlemci bakış açılı anlatımda kahramanların düşünceleriyle ilgili bilgilere ve öznelliğine yer verilmez.( )
    8-Hikayenin ait olduğu dönemle ilgili çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı hikayenin konusuyla ilişkilendiriniz. ?(10P)









    9-Metni, metin ve gelenek açısından değerlendirerek aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları doldurunuz: ?(10P)
    *Edebi metinler, kendilerinden önceki ve sonraki edebi metinlerle ………, ……………, ………., ve zihniyet bakımından ilişkilidir.
    *Bu özellik , edebi metinlerin bir ……………………. devamı olduğunu gösterir.
    *Bir edebi eser yazıldığı dönemden bağımsız ele alınamaz. Yazar yaşadığı toplumun …………... ve …………………. anlayışlarını eserlerine yansıtır.

    10-“Elli Kuruş” metninin herhangi bir bölümüyle metnin bütünü anlamlandırılabilir mi ? Niçin? ?(10P)
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş