9.Sınıf Fırat Yayıncılık Türk Edebiyat Sayfa(12,13,14,15,16,17,18,19) Cevapları

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde nicolas31 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. nicolas31

    nicolas31 Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2011
    Mesajlar:
    115
    Beğenileri:
    514
    Ödül Puanları:
    0


    Hazırlık sayfa 12
    1. Resim, edebiyat,tiyatro türlerinde konu olarak işlenebilir.
    2. Heykelin malzemesi mermeri demir, bronz, taş, toprak gibi malzemelerden oluşur. Heybenin malzemesi iplik tezgah gib malzemelerden oluşur. Karikatürün malzemesi kağıt, kalem gibi malzemeden oluşur.
    3. Edebiyat güzel sanatların bir dalıdır. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi yansıtan sanat dallarından en Ömerlisidir.
    4. .............

    Sayfa 13.
    1. Bir Yanlışı Aşk Adına Dokumak adlı metin güzel sanat eseridir. Çünkü Bilgi vermek amacıyla değil estetik duygu uyandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.

    2. Sanatı tanımlamaktadır. Evet, bilimde ele alınan işlenen konular sanatın da konusu olabilir.
    Güzel sanatlar Bilgi vermek amacıyla oluşturulmaz. Estetik duygu uyandırmak amacıyla oluşturulur. Bilimsel yazılar ise bilgi vermek amacıyla oluşturulur. Birinde dil Sade açık ve anlaşılır, diğerinde ise daha çok mecaz anlatımın ön planda olduğu bir dil tercih edilir.
    3. Aşk Sonsuz bir türküye benzetilmiş.
    4. Güzel sanatlar insan eliyle oluşturulan etkinlikleri insanın duygu ve düşüncesinde, hayal dünyasında oluşturduğu etkiler ölçüsünde ela alır işler. Günlük hayatımızı kolaylaştırmak için icat ettiğimiz her şey sanatta bizim iç dünyamıza olan etkisi ile ele alınmalıdır.

    Sayfa 14.
    4.Sanatın oluşturulmasına kaynaklık eden malzemeler kelime, nota,renk,taş,mermer,tunç gibi
    Malzemelerdir.
    5. Kullandığı malzemeye göre sınıflandırılmışlardır. Maddi bir malzemeden(heykel,resim, mimari), sesten (musiki), sözden(edebiyat) eserleri oluşmuştur.
    6. Taş(mermer) dir.Eve, eserin durumuna göre sayılabilir. Şamdanlık olan resim maddi fayda elde etmeye yönelik bir eserdir. İşlenişi yönüyle de sanat eseri olabilir.
    7. Sanat ; insan eli , zihni,gönlü ve ruhunun var ettiği suni bir güzelliktir. İnsanda estetik zevk ve heyecan uyandıran eserlerdir.
    sayfa 15
    8.Edebiyatın görevi insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltme olmalıdır. Özlemler,duygular,tutkular insana özgü özelliklerdir.Edebiyata özgü yasalar içinde dile getirilir. Resim müzik heykel, mimari insanın var olduğu her yerde kendini gösterir. Mağaralardaki resimler bile bunu gösterir.
    9. Benzer şiirler olabilir. Fakat hiçbiri Cahit Kulebi’nin ifade ettiği şekilde aynen ifade edemez. Sanat eseri bireye özgü, yani biricik olandır.
    10. Sanat eseri insanda estetik zevk ve heyecan uyarır. Bilimsel eserler ise bilgi verme, öğretme, açıklama amacı güder. Sanat eserlerinde kurmaca ve mecaz hâkimdir. Bilimsel eserler ise mesajı direk verir.
    11. Bu metinlerde yazarlar bize duygularını söz ve yazı ile aktarmışlardır. Aşkı tanımlayan yazı ve Bulutu konu edinen şiir daha etkilidir.

    YORUMLAMA SORULARI
    1. Çünkü, kendi içinde bir bütünlük arz etmekte, bir mesaj iletmektedir.
    2. Cellâdın idam sehpasındaki mahkumla oynadığı zaman mahkumun duyduğu acıya benzetirdim.
    3. Evet , başka şekilde de tanımlanabilir.
    4. Dil günlük hayatta bir iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. Eğer dil olmasaydı bugün insanlık anlaşmakta ciddi zorlanırdı.
    5. Bu soruya net bir yanıt verilemez. İnsanlık var olduğu günden bu yan güzeli aramaktadır.
    6. Evet kabul edilebilir. Çünkü bilgiden ziyade duygulara hitap eden edebi yönü ağır basan bir metindir.

    DEĞERLENDİRME SORULARI
    1 B.
    2 2. B
    3.D
    4. D,D,D,Y
    4. Maddeler halinde Sanat ve Zanaat ve bu işleri icra edenler arasındaki farklar
    Sanatçı yaratı eyleminin sonucunda ortaya çıkan eserden belli maddi kaygılar gütmezken Zanaatçı ise belli bir ücret karşılığında ürün meydana getirir. işin en başından itibaren zanaatçı maddiyatla başlamıştır işine
    Sanat eseri çoğunlukla bir kere yapılırken zanaat eseri ayrıca bir meslek olduğundan ve para amacı güdülerek yapıldığından istediğin kadar yapabilirsin
    Sanatçının yapacağı sanat eserinde sanatçının duygusuna göre değişmeler mümkünken zanaatçı yola çıktığı ve başta planladığı işi bitirmeyi amaçlar
    Kısacası sanat yaratıcılıktır zanaat ise ustalıktır.

    6...
    7. Milletlerin.... hayatında ....güzel sanatlar etkin rol oynar.
    Atatürk, edebiyatı en önemli.... iletişim.... araçlarından biri olarak görülmüştür.


    2. Edebiyatın Diğer bilim dallarıyla ilişkisi: 20-22 sayfalar
    HAZIRLIK SORULARI

    1. Yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz insanların yaptıkları işler hangi bilim dallarıyla ilişkilidir? Bu insanların

    ilgilendikleri bilim dalları edebiyatta nasıl yer alabilir? Düşüncelerinizi belirtiniz.

    1. Nükleer, astronomi ve tıp dalları vardır. Bunlar bir romancının kaleminde kurgu şeklinde yer alabilir. Mesela bir doktorun duygu ve düşünceleri hem tıpla hem de hayatıyla ilgili durumu romanda yer alabilir

    “Ay’a gidecek araç, üç metre genişliğinde beş metre yüksekliğinde, alüminyumdan yapılmış dev bir araçtı. İlk defa alüminyum, bu kadar büyük bir aracın yapımında kullanılıyordu. Aracın içinde seyyahlara yetecek kadar su, yiyecek, ışık ve ısı temin edecek kadar gaz vardı.”

    Jules VERNE (Jül Vern)


    2. Yukarıdaki paragrafta nelerden söz edilmektedir?

    2. Paragrafta aya gönderilecek uzay aracından bahsetmektedir.

    3. Jules Verne bu paragrafı ne amaçla yazmış olabilir? Jules Verne romanlarını yazmadan önce o konudaki ilim, fen ve teknoloji kitaplarını inceler; deneyler yapar; edindiği bilgileri hayal gücüyle bütünleştirip yazarmış. Sizce Jules Verne’in eserleri bilimsel buluşlara, keşiflere kaynaklık etmiş midir? Açıklayınız.

    3. Bu konuda hayallerini ya da düşüncelerini insanlarla paylaşmak amacıyla yazmıştır. Eğer Jules Verne söylemiş olduğu şeyler ileri ki tarihlerde gerçekleşmişse bu noktada edebiyatın bilime katkısından bahsedebiliriz.



    ÇÖZÜMLEME-İNCELEME
    EDEBİYATIN BİLİM, FELSEFE, SANATLA İLİŞKİSİ

    1. Metne göre dilin işlevi nedir?

    1. Metne göre edebiyatın temelini dil oluşturur. Daha önce söylemiştik ki edebiyatın malzemesi dildir. Fakat diğer bilimlerinde de gelişmesi ve kendilerini ifade edebilmeleri için dile ihtiyaçları vardır. Ama edebiyatta dil bir amaç iken diğer bilimlerde dil bir araç konumundadır.

    2. Edebiyatın insanı konu alan diğer bilim dallarıyla ilişkisi metinde hangi örneklerle verilmiştir?

    2.Gerçekçi bir öyküde, bir romanda, bir oyunda, bilimsel bir konuda söyleşen; felsefeye dayanan bir konuda tartışan; psikolojik bir olayın içinde yaşayan insanın betimleme ya da çözümlemesi yapılırken ortaya edebiyatın, bilim, felsefe ya da psikolojiyle ilişkisi çıkmaktadır.

    3. İnsanın düş dünyasının da edebiyata konu olduğu metinde vurgulanmaktadır. Hangi bilim dalı insanların hayal dünyası ile ilgili çalışmalar yapar? Ne tür eserlerde bu bilim dalının izleri görülebilir?

    3. Psikoloji, insanı ve insanın hayal dünyası ele alır. Bilimsel ya da bilim kurgu metinlerinde bunları görebiliriz.

    4. Edebiyat ile insanı konu edinen bilim dallarının birbirine benzeyen ve ayrılan yönlerini metinden yararlanarak

    aşağıya yazınız.

    4. BENZERLİKLER.

    Her ikisinde de dil ortaktır.
    İnsanı merkeze alır ve yaptığı her şeyde insanı anlatır.
    Yapılan faaliyetlerde insanın faydası söz konusudur.
    Birbirinden farklı olsa da kendine has yöntemleri vardır.
    FARKLILIKLARI

    Dilin işlevleri açısında farklılık izah eder. Edebiyat sanatsal, heyecan bildirme ve şiirsel işlevleri kullanırken bilim göndergesel işlevi kullanır.
    Amaçları farklıdır. Edebiyat estetik zevk için yazılır ama bilim hayatı kolaylaştırmak ya da yeni buluşlar için ortay çıkar.
    Biri öznel diğeri nesneldir.
    Kullanılan kelimeler farklıdır.
    Biri gerçeğin ta kendisidir(bilim) , diğeri kurmacadır (edebiyat)
    Birinde imgesel dil var, diğerinde bilimsel dil var.
    Edebiyat bilimden faydalanabilir ama bilim, kurmaca olduğu için edebiyattan faydalanamaz.


    ANLAMA YORUMLAMA

    1. Siz bir roman yazsaydınız görüşlerinizi, dünyaya bakış açınızı, arzularınızı, hislerinizi bu esere ne ölçüde yansıtırdınız?

    1. Herkes farklı bir cevap verebilir.

    2. Sınıfınıza getirdiğiniz roman, hikâye ve tiyatro metinlerini okuyunuz. Bu metinlerde bilimsel buluşlar, yenilikler, icatlar, felsefî düşünceler ne amaçla yer almıştır? Bu metinlerde ele alınan tema diğer bilim dallarında da incelenebilir mi? Açıklayınız.

    2. Bu metinlerde bilimsel buluşlar, yenilikler, icatlar, felsefî düşünceler insanı daha iyi anlamak ve anlatmak için ele alınır. Edebiyat tema olarak diğer bilimlerden faydalanabilir ama bir bilim adamı bir şiir, roman ve hikayeden faydalanarak bilimsel buluşa başlayamazlar çünkü edebiyat kurmacadır.

    3. Aşağıdaki metinleri birbirinden ayıran özellikler nelerdir? Açıklayınız.



    Gidiyorum artık gözlerinde mehtabı seyrettiğim

    Yakasına güneşi, saçlarına yıldızları taktığım

    Rüzgâr saçlım, gece gözlüm

    Eylülün sisleri içinde gördüğüm

    Gidiyorum artık gözlerinde mehtabı seyrettiğim.



    Ayhan HÜNALP

    UZUN HAVALAR

    Kerkük’te hoyratlar, yaygın olduğu her yörede halk musikisinin özünü ve esasını oluşturur. Musiki formlarının en önemlisi ve en makbulüdür. Aşağıdaki hoyrat, bunu güzel bir şekilde ifade etmektedir:

    Ağır ağır
    Adım at ağır ağır
    Besteylen gece bitmez
    İğit (yiğit) ol hoyrat çağır.

    Dr. Mahir NAKİP
    3. Gerçeklik, kurgusallık, kullanılan kelimeler, dilin işlevleri bakımından farklılık arz eder.
    DEĞERLENDİRME:

    1. Edebiyatla ilgili aşağıda verilen bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız.

    ( D) Edebiyatta, felsefeden yararlanırken amaç felsefe yapmak değildir.

    (D ) Edebiyat, insanların her türlü faaliyetinden yararlanır.

    (Y ) Edebiyatın bilim ve teknolojiyle ilişkisi yok denecek kadar azdır.

    ( D) Edebiyat, insanı konu alan tüm bilim dallarıyla ilişki içerisindedir.

    (D ) Edebiyat, sosyoloji biliminin verilerinden yararlanır.

    ( Y) Edebiyat doğal varlıkların görüntüsünü olduğu gibi yansıtmalıdır.



    2. “Eylül!.. Henüz renk ve güzel kokular bitmiş fakat baharın bol renkleri hissedilmez şekilde kaybolmuştu. Bu kayboluşta geri gelmek ister bir eda vardı amma bu hoş, acı, hırçın bir eda ve buna rağmen baharın rengi soluverdi. Artık uyanmış, tabiatın ruhunu görüyordu; yaprakların nasıl sararmış, birçoğunun düşüp çamurlarda çürümüş olduğunu görüyor ve şimdi, hava ne kadar güzel olsa, ne kadar çekici, bu renk ve güzel kokuların, ne kadar vefasız, ne kadar ele avuca sığmaz, elde iken kıymeti bilinmemiş, öylece harcanmış bir hazine olduğunu acı acı görüyordu. İşte artık ne bir çiçek kalmıştı ne de güzel bir koku… Artık tahammül de kalmamıştı. Hepsi çürümüştü… Evvelden yağsa umursamazlardı. Yağmurdan sonra yeni bir hayat, yeni bir tazelik gelirdi. Şimdi ise… İşte yağmur, işte kış her şeyi çürütüyordu. Her şeyi…”

    Mehmet Rauf’un “Eylül” romanından alınan paragrafta, yazar edebî eseri oluştururken aşağıdaki bilim dallarının hangisinden yararlanmıştır?

    A. Sosyoloji B. Antropoloji C. Psikoloji D. Tarih E. Kimya

    CEVAP: C

    3. Edebî eserlerin temasında sanata özgü bakış açısı nasıl yansıtılabilir? Açıklayınız.

    3. Edebi eserlerin temasında bir sanata özgü bakış açısı, insanın( kahramanlarının) sanata özgü bakış açısı hakkında söyleşirken, tartışırken kahramanlarının betimleme veya ruhsal çözümlemesi yapılırken yansıtılabilir.

    4. Edebî eserlerde insan faaliyetlerine niçin yer verildiğini açıklayınız.

    4. Edebiyatın amacı insanı insana tanıtma; insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltmedir. Edebi eserlerde insana ait duygu ve düşüncelerde elbette ki yer alacaktır çünkü temelinde insan vardır.

    2012-2013 9.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi (sayfa 23-28 arası)

    3. Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi

    (Konu işlenişi 9. sınıf dil ve anlatım dersi 1. ünitedeki “Dil ve Kültür İlişkisi” konusuyla ilişkilendirile*cektir.)

    HAZIRLIK

    Deli rüzgâr gibi bağrımda esen

    Sabrımı savuran hasretinle sen

    Çektiğim dertleri bilmek dilersen

    Saçının telini sayıver de gel.

    Necmettin Halil ONAN



    Selçuklu soyundan olan beylikler içinde en uzun ömürlü olup sağlam ve düzenli bir devlet kuran Küçük Asya Selçukluları (veya Rum Selçukluları) olmuştur. Sonradan tamamen Türkiye olacak olan bu küçük Asya’nın gerçek fethini başlatan da onlar olmuştur.

    Prof. Dr. Robert MANTRAN

    1. Yukarıdaki metinler hangi yönlerden birbirinden ayrılmaktadır? Bu metinlerin yazılış amaçları nedir?

    1.

    Biri şiirsel işlevde yazılmış diğeri göndergesel işlevde .
    Biri duygu ve düşüncelere hitap eder, diğer bilgi verir.
    Biri dizelerle yazılmıştır, diğeri düzyazı şeklindedir.
    Biri imgesel anlatıma sahiptir, diğeri sade ve yalın anlatıma sahiptir.
    Biri kurmacadır, diğeri tamamen gerçektir.
    Biri özneldir, diğeri nesneldir.
    Biri yan anlam ve mecaz anlam bakımından zenginken diğerinde kullanılan kelimeler gerçek anlamlıdır.


    2. Dil olmasaydı insanlık bugünkü medeniyet seviyesine ulaşabilir miydi? Görüşlerinizi belirtiniz.

    2. Olmazdı. İnsanlar daima konuşarak etkileşim halindedir. Bugünkü medeniyet seviyesine ulaşmamızdaki en büyük etken dilin insan hayatındaki yeridir.



    ÇÖZÜMLEME- İNCELEME:

    1. metin:

    RAKS EDEN DİL

    1. Metinde şiir ve dilin gücü hangi örneklerle açıklanmıştır?

    1. Homeros’un destanları, Divan şairlerinin Türkçeye şarkı söyleten beyitleri, Fikret’in, Mehmet Akif’in ,Haşim’in ve Yahya Kemal’in kelimelerle sanki bir tablo çizdiği şiirleri, Hacı Bayram Veli’nin “gönlüm” şiiri, Yakup Kadri’nin hatırladığı bir halk türküsü, Endülüs’te Raks şiiriyle metinde şiir ve dilin gücü açıklanmıştır.

    2. Metinden Türk kültürüne ait hangi bilgileri ediniyorsunuz? Bu bilgilerin, şairlerin şiirlerinde yansıması ne şekilde olmuştur? İnsanın her türlü birikimi kendinden sonraki kuşaklara nasıl aktarılmıştır?

    2. Dervişlik geleneğinden, bayram geleneğinden, Halk Edebiyatı ve Divan edebiyatına ait Nedim, Akif, Fikret , Hacı Bayram gibi şairlere ait bilgiler elde ediyoruz. Bunların çoğu bir sonraki kuşağa dil vasıtasıyla aktarılmıştır. Dil kültürü bir sonra kuşağa taşıyan en önemli unsurdur.

    3. a. Metinde bahsedilen şairlerin adlarını ve bu şairlerin yaşadığı yüzyılları aşağıya yazınız.

    3. a.

    H.Bayram Veli 14. – 15. yy,
    Karacaoğlan 17.yy,
    T.Fikret, M. Akif, A. Haşim, Yahya Kemal 19. ve 20. yy.
    b.Bu şairlerden bazıları aynı yüzyılda yaşamadıkları hâlde onları ortak bir noktada birleştiren olgu nedir?

    b.Aynı yüzyılda yaşamasalar da kullandıkları dilin Türkçe olmasıdır.

    c. Aynı dili konuşan insan toplulukları ortak kültür değerlerini nasıl paylaşırlar? Metinden de örneklerle düşüncenizi belirtiniz.

    c. Aynı dili konuşan insanlar yüzyıllardan beri gelen ortak kültürlerini babadan oğula, kuşaktan kuşağa nesilden nesile aktararak bugüne getirirler ve bugün yaşadığımız topraklar belli bir gelenek varsa bunu da konuştuğumuz bu dile borçluyuz.



    2. metin

    DEYİMLER VE DEYİMLERDE AKTARMALAR

    5. Deyimler, dilin hangi özelliğiyle oluşur? Yukarıdaki metne göre, deyimler oluşturulduğu toplumun ne tür özelliklerini yansıtır? Bu özellikleri topluca anlatan kavram nedir?

    5. Deyimler sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak gelir ve hepsinin de oluşumunda bir tecrübe söz konusudur. Oluştuğu toplumun yaşama biçimini, kültürünü, gelenek görenek, örf ve adetleri ele alır.

    6. a. “Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar” adlı metinden Türk kültürüne ait öğrendiğiniz özellikleri aşağıya yazınız.

    6.a. Baltanın önemi, odunun yaşamdaki yeri, mutfak kültürü, deniz ve çay çevre koşulları.

    b. Bu özellikler size ne aracılığıyla aktarılmıştır?

    b. Bütün deyimlerin bir hikayesi vardır. Bunlar dille anlatılmıştır.



    7. “Gözde” kelimesini başka dillere çevirdiğimizde, tam karşılığını bulabilir miyiz? Niçin? Bir dilin, “tinsel tabaka” (kültür alanı)nın oluşumundaki rolü nedir? Metinlerdeki örneklerden yola çıkarak dilin, bireyin kültürel kimliğini oluşturmadaki rolünü açıklayınız.

    7. Gözde kelimesini başka dillere çevirdiğinize aynı şekilde çevirmek mümkün değildir. Çünkü her dilin kendine ait mecaz ve yan anlamları vardır ve bunların diğer dillere çevrilmesi kolay değildir. Bir dilin kültürü oluşturmada rolü çok büyüktür. Bütün kültür öğeleri dille aktarılır. Dilin kullanımı bireyin kültür kimliğinin göstergesidir. Kişinin kültürel biçimlenmesi dille olur.



    3. metin

    TÜRK EDEBİYATI VE TÜRK MİLLETİNİN KÜLTÜREL DEĞERLERİ

    8. a. “Türk Edebiyatı ve Türk Milletinin Kültürel Değerleri” adlı metinde yazar, Türk medeniyetine ait pek çok özelliği Divanü Lügâti’t-Türk’ten öğrendiğini söylüyor. Yazarın sözünü ettiği eserden aldığı örnekten, Türklerle ilgili hangi tarihî ve sosyal bilgileri edindiniz? Aşağıya çizilen şemaya bu bilgileri yazınız.

    8. a. Tarihi Özellikler –> Atlı ve göçebe bir medeniyet oluşturmuşlardır.

    Sosyal Özellikler –>> düğün, matem, savaş, yaşayış, kullanılan dil ve dini inanış.

    b. Dil, bireyin kültürel kimliğini hangi unsurlarla oluşturur ve ifade eder? Aşağıya yazınız.

    b. Birey, doğumdan ölüme kadar hayatında ne kadar bilgiye, görgüye, kültüre, dine, ahlaka, vicdana…. Sahipse bunların hepsini dilini kullanarak konuşarak, sorarak öğrenir ve bir sonraki bireylere de bunları aktarır. Birey aslında kendi toplumunun kültürünü öğrenerek toplumunda şekillenmesine vesile olur.

    9. a. Gurbeti bir cümle ile anlatmanız istense nasıl ifade edersiniz? Cümlenizi aşağıya yazınız. Yazdığınız cümle ile arkadaşlarınızın cümlelerini karşılaştırınız. Yazarın verdiği örnek cümleyle (Beşikten ötesi gurbet.) sizin yazdığınız cümleler birbirine benziyor mu? Bu farklılığı neye bağlıyorsunuz?

    a. Kullanılan kelimeler aynı olsa da benzetmeler ve ifade ediş şekillerimiz kesinlikle aynı olmayacaktır. Bunda da en büyük etken duygu, düşünce ve hayallerimizin farklı olmasının yanı sıra dile hakim olup olmadığımızla ilgilidir.

    b. Yazdığınız cümle ile arkadaşlarınızın cümlelerini karşılaştırınız. Yazarın verdiği örnek cümleyle (Beşikten ötesi gurbet.) sizin yazdığınız cümleler birbirine benziyor mu? Bu farklılığı neye bağlıyorsunuz?

    b.

    c. “Dil” ile “söz” kavramları aynı anlamlarda mı kullanılır? Dili oluşturan sistemde yer alan ögeler bireysel istek ve amaçlara göre nasıl değişir?

    c. Aynı anlamlarda değildir. Her ne kadar insanlar dile direkt olarak bilinçli bir müdahale yapamasalar da aslında bütün doğal diller insanların istekleri doğrultusunda şekillenir. Yani illa ki şu veya kelimeyi kullanacaksın diye söyleyemesek de dili baskı altına alamasak da yine o dili bizim ve toplumun genel istekleri oluşturur.



    10. Aşağıya verilen örneklerin hangisinde dil; bilim, günlük konuşma, edebiyat ve felsefe alanlarında kullanılmıştır?

    Örneklerin altlarına yazınız.

    a. “Bahçeye kurdum çifte salıncak

    Yâr gidip … yâr gelip … sallanacak.”

    EDEBİYAT

    b. “Günlük dil veya edebî dil, baştan başa bir kültür hazinesidir.”

    BİLİM

    c. “Sevmek anlamakla olur. İnsanlar anlamadıkları, tanımadıkları şeyleri sevmezler.”

    FELSEFE

    ç. “Canım, nasılsın?”

    GÜNLÜK KONUŞMA DİLİ

    Verilen örneklerdeki dil farklılığının sebepleri nelerdir? Örneklerin hangisi dilin kültür taşıyıcılığı yönünü en

    iyi kanıtlar? Neden?

    Günlük konuşma dili ile edebiyat, bilim ve sanatın dili farklıdır.



    ANLAMA- YORUMLAMA

    1. Hacı Bayram Veli’nin “Bayram’ım imdi” dizesindeki “imdi” kelimesi günümüzde nasıl kullanılmaktadır?

    1. Şimdi olarak kullanılmaktadır.

    2. Yüzyıllar öncesinin şairi olan Hacı Bayram Veli, Yunus Emre, Fuzulî gibi şairlerin günümüzde hâlâ okunuyor

    ve beğeniliyor olmasını nelere bağlarsınız? Bu durum dilin kültür taşıyıcılığı rolünü nasıl kanıtlıyor? Dil ve anlatım dersi “dil ve kültür ilişkisi” konusuyla ilişkilendirerek soruyu yanıtlayınız.

    2. Bu şairlerin halen okunuyor olmasında en büyük etken halkın ortak kültürüne hitap ediyor olmalarıdır. Kullandıkları dillerinde aynı olduğunu düşünecek olursak dil kültürü bir sonraki kuşağa taşıyan vazgeçilmez bir araçtır.


    “İncecikten bir kar yağar

    Tozar Elif Elif diye

    Deli gönül abdal olmuş

    Gezer Elif Elif diye”

    3. Karacaoğlan’ın yukarıdaki dizelerinde kullanılan dilin günümüzde de kolaylıkla anlaşılıyor olmasının sebepleri

    nelerdir?

    3. Halkın içinde yetişen bir şairin halkın duygu ve düşüncelerine hitap etmesidir.

    4. İbn-i Sinâ hakkında yaptığınız araştırma ve okuduğunuz “İbn-i Sinâ” adlı tiyatrodan edindiğiniz bilgileri kullanarak İbn-i Sinâ’nın yaşadığı devirdeki kültürel özellikler hakkında bilgi veriniz. Araştırma ve tiyatro eserinden edindiğiniz bilgilerin birbirinin aynı olup olmadığını belirtiniz.

    4.Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin muhtelif alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn Sînâ (980-1037) matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları ve astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.

    Araştırma metni ile tiyatro metni aynı şekilde anlatmasa konu bakımından aynı şeyleri ifade edebilir.



    DEĞERLENDİRME

    1. Aşağıdaki dörtlük ve paragrafı okuyunuz. Dörtlük ve paragrafla ilgili verilen bilgilerden doğru olanların başına “D” yanlış olanların başına “Y” yazınız.

    “Ben gidersem, sazım sen kal dünyada;

    Gizli sırlarımı âşîkar etme.

    Lâl olsun dillerin, söyleme yâda,

    Garip bülbül gibi âh ü zâr etme.”

    Âşık Veysel ŞATIROĞLU

    “Türkçede ikinci ve daha sonraki hecelerde o, ö ünlüleri bulunmaz. Bunların yerini u, ü ünlüleri alır. İkinci hecede o, ö ünlülerinin bulunuşu ancak yabancı veya birleşik yazılan kelimelerde görülür.”



    ( Y ) İki metinde de kullanılan kelimeler birbirine benziyor.

    ( D ) İki metinde de Türk kültürüne ait özellikler hakkında bilgi vardır.

    ( D ) Dörtlüğün dili dilin şiirsel işleviyle oluşturulmuştur.

    ( D ) Paragrafın dili, dilin dil ötesi işleviyle oluşturulmuştur.

    ( D ) Dörtlüğün dili, günlük konuşma diline daha yakındır.


    2. Aynı dili konuşan insan toplulukları aşağıdaki özelliklerden hangisini göstermez?

    A. Ortak kültür değerlerini korur.

    B. Ortak bir edebiyat zevki oluşturur.

    C. Farklı coğrafyalarda lehçe farklılıkları oluşturur.

    D. Dilin etimolojik yapısını inceler.

    E. Ortak bir tarih oluşturur.

    CEVAP:D



    3. Dil, bireyin kültürünün oluşmasında ne ölçüde etkendir?

    3. Kişinin oluşmasında beşikten mezara kadar etki faktörlerin başında dil gelir.

    4. Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.

    Dilin EDEBİ kullanımıyla BİLİMSEL eserlerdeki kullanımı birbirinden farklıdır.

    Dilin KÜLTÜR taşıyıcı özelliği vardır

    2012-2013 9.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERS KİTABI CEVAPLARI – METİN- SAYFA 29-30-31 ARASI
    HAZIRLIK
    1.Birinci metinde kelimeler bir araya gelerek cümleleri, cümleler bir araya gelerek paragrafı (metni) oluşturmuşlardır.
    İkinci metinde kelimeler bir araya gelerek cümleyi oluşturmuşlardır.
    Üçüncü metinde ise sözcükler bir cümle yapısından uzaktır. Mısra örgüsü içinde metni meydana getirmişlerdir.
    2. yukarıdaki tekerlemeye bir cümle diyemeyiz. Çünkü cümle özelliği göstermemektedir.
    Sayfa 30.
    1. “Göktürk Yazıtları 2001 Çalışmaları” adlı metin bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Resim metnin iletisinin bir bölümünü yansıtıyor.
    2. Bu sözcüklerle metnin ilk cümlesi oluşturulamaz. Çünkü metnin ilk cümlesinde verilen diğer sözcükler de metnin iletisini içermektedirler. Bu sözcükler metinden çıkarıldığı zaman metnin iletisi bozulur.
    3. a.Vardır. Bu bağ sayesinde metnin teması ortaya çıkar. İletilmek istenen mesaj ortaya konulur.
    b.Evet bir anlam bütünlüğü vardır. Her iki paragraf da Göktürk metinlerinden bahsetmektedir. Yani konuyu ortaya koyuyorlar.
    c. Paragraflar bir araya gelerek metni oluştururlar. Metin ise temayı ortaya çıkarır.

    Ç. Bilge Kağan, Türk, yurt, yazıt sözcükleri tekrar edilen sözcüklerdir.
    4. “siz, iş, yapmak,sabah, akşam, banka, memur, ertesi …”sözcükleri gerçek anlamda kullanılmıştır.
    “Boğuşurum, çekerim,milyarları,tartar, havalara atmak, tutmak..” sözcükleri de yan anlamda kullanılmıştır. Bu kelimeler düşünceyi daha iyi anlatmak için kullanılmıştır.
    5.Evet, var. Bu tür anlam değerlerinin bulunması metni daha ilgi çekici ve akıcı hale getirir, okuyucuda heyecan uyandırır.
    6. “Dil bilimi ile Metin” adlı parçayı önce üç anlamlı birime yani paragrafa ayrılır. Bu paragrafların her biri metnin ayrı bir yönünü ortay koyar. Paragrafları da cümlelere ayırabiliriz. Bu cümleler de paragrafı oluştururlar.
    7. bu cümleyi paragraftan çıkardığımız zaman paragrafın bütünlüğü bozulur.
    8. 2. Metin ifade şekli bakımından diğer iki metinden ayrılır. Bu metinde dil sanatsal işlevde kullanılmıştır. Dilin yan ve mecaz anlamlarına rastlanmaktadır.
    9. Bilgi vermek, açıklamak için aydınlatmak amacıyla yazılmıştır.
    ANLAMA- YORUMLAMA
    1.
    2. “eğitim, bir, toplum, gelişmek, güçlenmek, çağdaş, uygarlık, ulaşmak, önemli, etken, bilim, sanat, teknoloji, ilerlemek, uzay, çağ, yakalamak, götürmek……
    Eğitim, bir toplumun gelişip güçlenmesinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasında en önemli etkendir. Bu gün insanlık bilimde, sanatta, teknolojide ilerlemiş, uzay çağını yakalamışsa bu eğitim sayesindedir. Bir toplumu ileri götüren, geliştiren şey eğitimdir.

    3. Daha çok hayallerimi tema olarak işlerdim. Şiir insanın duygu dünyasına hitap eder.
    4. Hayır. Haber metni bilgi vermek amacıyla, şiir ise hoşa gitme , estetik zevk ve heyecan uyarma amacıyla yazılmıştır.

    DEĞERLENDİRME

    1.

    I. METİN
    II. METİN
    İfade şekilleri
    Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmış. Mecaz anlatıma yer verilmemiş. Düşünceler okuyucuya direk iletilmiş.
    Mecaz ve yan anlam ağırlıklı bir dil kullanılmış. Düşünce direk değil sezdirme yoluyla okuyucuya verilmek istenmiş.
    Gerçeklikle
    ilişkileri
    Günlük hayatta yaşanmış gerçeklerle birebir uyuşuyor.
    Kurmaca bir metin. Gerçek hayatta yaşanabilir bir olay ama birebir aynısı yaşanmayabilir.
    Yazılış amaçları
    Bilgi vermek amacıyla yazılmış.
    Sanat yapmak için yazılmış.
    2. taşıdığı ileti yönüyle her metin bir iletişim aracıdır.
    3. B. yansıma ses
    4. okuyucunun sezgisine ve hayal gücüne bırakılan anlam değerleri genellikle sanat metinlerinde yer alır.
    Bir metinde ilk cümle ile son cümle arasında anlam ilişkisi vardır.

    2012-2013 9.sınıf Türk edebiyatı ders kİtabı cevapları- Şiir İnceleme Yöntemi sayfa 32- 49 aarsı


    Sayfa 32
    HAZIRLIK
    1. Her iki metin de edebi metin örneğidir. Biri manzum diğeri mensur(düzyazı) örneğidir.
    Manzum olan metin belirli bir mısra örgüsü, kafiye düzeni ve nazım birimi vardır. Düzyazı da ise bir olay örgüsü, kişi, zaman, mekan ve anlatıcı unsurları vardır.
    2.Hayır,devam etmez. Çünkü bu bir dizidir. Gerçek hayatla birebir ilgili değildir.
    3. Destan , masal, hikaye ,roman hepsi olay dayalı metin türüne girer. Olaya dayalı metinlerin temelini destanlar oluşturur. Daha sonra diğer olaya dayalı metinlerin ortay çıkmasına öncülük etmiştir.
    Sayfa 33
    1.acevap . İnsanın kendisi ve dış dünya ile ilgili yaşantılarını anlatmak.
    b. Sanatsal özellik vardır.
    c.Sanat etkinliklerinin düzenleniş amacı insanda estetik zevk ve heyecan uyandırmadır.
    c. Edebi metinler duygu ve düşünceleri daha güzel ifade etme, sanat yapmak amacıyla yazılırlar.
    2.a.Evet, geçebilir.Nur hayat hanım’ın oğlu Paris’e gidip uzun zaman geri gelmeyen biridir. Orada sıkıntılı günler geçirmiş birçok ülke gezmiştir. Sanattan anlayan birisidir.
    b. Kapılarda tokmak olduğunu bugün bunun yerine daha çok zil kullanılıyor. Trenden uçaktan, otellerden bahsediliyor. Evler kiremit çatılı, evlerde koltuklar ve sedir var. Bütün bunlar o dönemin sanat eserine yansıyan özellikleridir. Gündelik hayatın gerçekleridir. Kocası ölüp oğluyla tek başına yaşayan bir kadın var. Daha sonra bu çocuk annesini yalnız bırakıp Paris’e gidiyor. Bütün bunlar gerçek hayatın yansımalarıdır.
    c. Kurmaca metindir. Çünkü bu metindeki kişi, zaman , mekan ve olay gerçek hayatta birebir yaşanmamış olabilir. Yazar kafasında kurguladığı olayı gerçek yaşamdan alınmış bir kesit gibi sunmuş.
    3.a. Evet. Metinde dilme getirilen gerçeklik bir kişiye ait bir gerçekliktir. Çünkü bu olay o kişinin başından geçmiş bir olaydır.

    b. kurmaca metinlerde olay her ne kadar tikel ise de bunu günlük hayatta herhangi bir kişinin başından geçen bir olay olarak da düşünebiliriz. Okuyucu bu olayı kendi başından geçen bir olayla özdeşleştirebilir. Bu açıdan bakılınca tümeli ilgilendirir.
    4.Üzüntü, burukluk uyandırdı. Hüzünlendik. Bu olay televizyon ya da gazetede dhaber olarak duyulabilecek bir olay olabilir.
    5.
    Hikayedeki olay nedir?
    Annesiyle birlikte yaşayan bir gencin Paris’e gidip uzun yıllar geri dönmemesi , eve dönünce annesinin öldüğünü öğrenmesi
    Bu olayı yaşayan kişiler kimlerdir?
    Nur hayat hanım ve oğlu
    Olay ne zaman yaşanmıştır?
    Net bir tarih ve zamn ifadesi yoktur. Ama uzun bir zaman dilimi içinde yaşanan bir olaydır.
    Olay nerede yaşanmıştır?
    Paris’te ve çocukluğunda yaşadığı mahallede geçmektedir.

    b. Bu bilgiler metnin tam***** yayılmıştır. Paragrafları birbirine bağlayan unsurlar, yapıyı oluşturan unsurlardır. Yani zaman, mekan, kişiler ve olay örgüsü.
    c.Yapıyı oluşturan unsurlar; Olay örgüsü, zaman, mekan, kişilerdir.
    6. Sevdiklerinden ayrı kalan bir insanın yaşadığı pişmanlık. Hikayenin oluşturulma sebebi sanat yapmaktır.
    7. a ve d şıkları yani duygusal ve anlatımsal işlev ile edebi ve ya şiirsel işlev
    8a..vurmak, kapılmak ve suyu çekilmek sözcükleri mecaz anlamda kullanılmış.
    b.Mecaz anlamın oluşmasını sağlar. Dallara su yürür ,baca tütüyor (duman tüter)ifadelerinde var.
    9. Edebi metim her okunduğunda insanda ayrı çağrışımlar uyandırır. Bu edebi bir metnin özelliğidir. İnsan metni okuduğu zamandaki ruh haline göre değişik duygular içine girebilir.
    10.merdivenlerden bahçeye inince taş duvar bir uçtan öbür uca uzanıyordu. Duvarın üstündeki duman kayboldu.
    Her sözcük kullanıldığı yere göre değişik anlamlar kazanabilir. Bu sözcüğün kullanımına bağlıdır.bir de metinde anlatılan duruma bağlıdır.
    11.bir hikaye böyle başlamaz. Masal olurdu.yapıyı oluşturan unsurlar yönüyle benzerlik gösterir.
    12. hazırlık bölümündeki şiir _____________coşku ile dile getirme
    Pandomim sanatçısının oynadığı tiyatro_____________gösterme
    Okuduğunuz hikaye___________________anlatma
    13. siz tamaalyınız.
    14. Günümüzde yaşanmış bir hikayedir. Çünkü uçak günümüzde kullanılan bir taşım aracıdır.
    SAYFA 37
    ANALAM YORUMLAMA
    1. hayır anlatılamazdı. Çünkü emir ve istek ifadeleri bu anlatıma uygundur.
    2. Yaptığın hatalardan dolayı pişmanlık duyma
    3. Edebi metinlerde yan anlam anlatımı daha güzel ve etkili kılmak için kullanılır.
    4. Size kalmış.
    DEĞERLENDİRME
    1.D, Y, D,Y,D,D
    2. SANAT YAPMA, ESTETİK ZEVK VE HEYECAN UYANDIRMA
    3. E
    4. …..METİN…ANLAM….SÖZCÜK ….KAZANIR.
    …..ANLAMLI….
    SAYFA 38.
    ÖLÇME DEDEĞERLENDİRME
    !. sanat eseri kurmaca on ilham veren nesne gerçektir. Sanat eseri estetik zevk ve heyecan uyandırma amacı güder, nesne ticari amaçlı olabilir.
    2.D
    3.B
    4.ÇÜNKÜ SANAT ESERİ BİRİK VE TEK OLANDIRÇ AYNISINDAN BİRDEN ÇOK VARSA BU SANAT ESERİ OLMAK TAN ÇIKAR.
    5.RESİM----------------ÇİZGİ VE RENK
    ROMAN-------------SÖZ
    HEYKEL-------------TAŞ
    ŞARKI-------------SES
    6.DUYGU VE HEYCAN DİLE GETİRME-------HEYECANA BAĞLI İŞLEV
    GÖDERGEYİ OLDUĞU GİBİ İFADE ETME---GÖNDERGESEL İŞLEV
    İLETİNİN İLETİSİNİ KENDİNDE TAŞIMA-----ŞİİRSEL İŞLEV
    DİL İLE İLGİLİ BİLGİ VERME --------- DİL ÖTESİ İŞLEV
    7.hayır aynı amaçla kullanılmaz. Tarihi metinler bilgi vermek amacıyla yazıldığı için dil burada gerçek anlamıyla kullanılır. Edebi eserde ise yan ve mecaz anlam ağırlıklı kullanılır.
    8.her okuyan ondan ayrı bir şey çıkarır. Bu okuyucuya zevk verir.
    9. okuyucuya iletmek istediği mesaj ile bir iletişim arcıdır.
    10…
    41-55 arası
    1. Birinci metin destan dönemine aittir. Bu şiirde savaş teması işlenmiştir. Günümüz Türkçesine göre anlaşılması zor olsa da dil yabancı etkilerden uzaktır. Şiirde yer yer halk söyleyişlerine de rastlanmaktadır.
    Diğer şiir işlenen konu da savaş konusudur. Yabancı kelimeler yoktur. “Gurşanın” kelimesi bugün “kuşanın” şeklinde kullanılmaktadır.
    2. Yukarıdaki resimlerde binalar yapılırken temelinden çatısına varıncaya kadar birçok işlem yapılmaktadır. Kum, çimento, demir, tuğla… gibi küçük parçalar birleştirilerek bütünü oluşturmaktadır. Yani binayı oluşturan unsurlar küçük birer parça iken birleşerek bütünü oluşturuyorlar.
    3. Büz yazılarda dize yerine cümle veya paragraf kullanılır. Cümleler bir araya gelerek paragrafı oluşturur. Şiirde ise dizeler bir araya gelerek bentleri , beyitleri veya kıtaalrı oluşturur.
    4. Birinci şiirde dünyanın geçiciliği, ikinci şiirde Yunus sevgi, üçüncü şiirde ayrılık duygusu işlenmiştir.
    5. Evet vardır. Düz yazı bir varlığı bilgi amaçlı anlattığı için olduğu gibi verir. Şiir ise bunu değiştirerek estetik bir biçimde verir. Yani sanat yapar. Resim ise bunu boya, fırça, tuval gibi malzemeler kullanarak yapar.
    6. Şiir okunduğu zaman insanda duygu düşünce, ses, ritim, ahenk uyandırır. Düz yazıda ise bunarla gerek yoktur. Düz yazı bilgi vermeyi amaçladığı için düşünceler doğrudan verilir.
    Şiirde derinlik vardır. Az sözle çok şey anlatılır. Düz yazı günlük konuşma diline yakındır.
    Şiirde günlük konuşmanın aksine bir sıra dışılık olur. Duyguları nasıl aktardığı ön plana çıkar. Düz yazıda ise sıra dışılık yoktur.
    7. Şiirin okunuşu daha ahenklidir. Çünkü şiiri yapısını oluşturan ahenk unsurları bunu sağlamaktadır.
    8. Şiiri düz yazıya çevirince şiirdeki ahenk unsurları kaybolur, ritim ortadan kalkar. Düz yazıda ahenk unsurları olan kafiye, redif, ölçü, ses tekrarları yoktur.
    9. Karanlık muma , gece bir uçuruma, sessizlik dumana benzetilmiş. Bu benzetmelerle gerçek anlamdan uzaklaşılmış.
    10. Her şiir için bunu söylemek doğru olmaz. Bazı şiirler vardır ki tamamen gerçek hayatı yansıtır. Günümüz edebiyatındaki toplumsal gerçekçilik akımı bu tarz şiir anlayışını dile getirmektedir.
    11. Birinci resim gerçektir, diğeri ise gerçeğin bir yansımasıdır. Fotoğraf resme göre daha gerçekçidir.
    12. Siz e kalmış.
    13. Birinci resim oya,yemeni işlemesi, ikinci resim çanta, üçüncü resim halı işlemesi, dördüncü resimde ise Anadolu kültürünün bir yansıması olan yayık var. Kültür geçmişten günümüze biriktirilen değerler bütünüdür.
    14. Temaları ortaktır.
    15. Kağızmanlı Hıfzı’dan alına parçanın dili daha sadedir. Yalnız birinci metnin dili bize göre sade gibi görünmese de İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ürünlerinde dil yabancı etkilerden uzaktır.
    16. Çünkü herkesin ifade tarzı ve bakış açısı farklıdır. Buna bağlı olarak anlatımı da farklı olacaktır.
    17. Çok farklı yorumlar getirilebilir. Şiirin özelliği yorumlanabilir olmasıdır. Bana göre hayat anlatılmaktadır.
    18. Sanat metinlerinin özelliği farklı yorumlara açık olmasındadır. Özellikle sembollerin çok kullanıldığı bir metin her okuyucu tarafından farklı yorumlanır
    19. Sınıfta yapılacak bir uygulama.
    20. Orhan Veli ilk başlarda hece ölçüsü ve halk edebiyatı nazım şekilleri ile şiir yazmasına rağmen daha sonraları bu düşüncesinden vazgeçmiş, dil kurallarına baş kaldırmış, ölçü, nazım birimi, mısra bütünlüğü gibi konulara karşı çıkmış serbest nazımla şiir yazma geleneğini getirmiştir.

    SAYFA 46
    ÇÖZÜMLEME İNCELEME
    1.a. cevap.
    Dönemindeki sosyal,m siyasi, askeri, dini güçlerin etkilerinden
    b. Hayır,bütün sebepleri bire nedene indirmek doğru olmaz. Bir şiiri anlamak için
    yukarıda sayılan dönemin siyasi, sosyal, askeri, dini, ekonomik yapısı da göz önünde
    bulundurulur.
    c. Yunus Emre’nin şiirine dini hayatın izleri görülmektedir. Tasavvuf anlayışı hakimdir.
    Bunu abdal, Mevla, ya hu, Musa, İsa… gibi ifadelerden anlıyoruz.
    Ç. Tanzimat dönemi sanatçılarında batılılaşma hakimdir. Bu kavramlar bize batı
    edebiyatından gelmiştir. Tazimatın birinci döneminde sanat toplum içindir görüşü, ikinci döneminde sanat sanat içindir görüşü hakim olmuştur.
    Okuduğumuz şiirde sanat toplum içindir görüşü hakimdir. Sosyal ve siyasi bir konun işlenmiştir.
    d.Tanzimat döneminde Batılılaşma , milli edebiyat döneminde ise Türkçülük düşüncesi hakimdir. Tanzimat döneminde padişahın yanında bir meclis kurulmuş , bütün halklar adalet önünde eşit hale getirilmiş. Batılı devletler Osmanlının modernleşmesini ve yapacakları yardımı bu şartlara bağlamışlardır.
    Mili edebiyat döneminde ise ülke savaşlarda çok güç kaybettiği için milliyetçilik duygusu ağır basmaya elde kalan topraklar bu sayede kurtarılmaya çalışılmıştır.
    e. Yunus emre dini tasavvufi halk edebiyatının Anadolu’daki temsilcisidir. Ahmet Yesevi ile başlayan dini tasavvufi halk edebiyatı Yunus emre ile Anadolu’da zirveye ulaşmıştır.
    f. Namık Kemal'in kasidesi şekil bakımından divan edebiyatındaki kaside nazım şeklinin özelliklerini gösterir. Farklı olan tarafı ise konu olarak soyut olan bir kavramı hürriyet kavramını işlemiş olmasıdır. Kasidede din veya devlet büyükleri övülür.
    48. sayfa
    2.a. şiirde yapıyı oluşturan en küçük birim mısradır. Divan şiirindeki mısraların her birinde bir anlam ve ses bütünlüğü vardır. Anlam bir mısrada son bulur.
    b. mani tek bir dizden oluşur. Gazel ise beş ile on beş beyit arsında değişir. (Yani on dize ile 30 dize arasında). Bu farklılığın sebebi gelenektir. Her şiir geleneğinin kendine göre özellikleri vardır.
    49.sayfa
    3.a. şiirlerin gruplandırılmasında dize sayıları etkili olmuştur. İki dize varsa buna beyit, dört dize varsa buna da dörtlük veya kıta denir.
    b. dokuz cümleden oluşmuştur. Şiirin teması “”kara sevda”dır. Diğer metinlerden farklıdır. Serbest nazımla yazılmıştır.
    c. Kara Sevda serbest nazımla yazılmıştır. Mısra içi ses tekrarları(Asonas ve aliterasyon) önemlidir. Uzlet’te ise aruz ölçüsü kullanılmıştır. Ahenk kafiye , redif, ölçü kullanılarak sağlanmıştır.

  2. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.562
    Beğenileri:
    888
    Ödül Puanları:
    38
    Ünite :1

    Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri:

    Hazırlık :



    1. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz sanatçının çalışırken yaptığı fiziksel hareketleri içinde bulunduğu ruh hâli hangi sanat türlerinde konu olarak işlenebilir? Siz bu sanatçının hareketlerini ve davranışlarını hangi sanat etkinliği ile anlatırdınız?

    1. Sanatçının içinde bulunduğu oldukça önemlidir. Bu ruh hali sanatçının resim, müzik, heykel gibi sanatların ortaya çıkmasına vesile olur.

    2. Yukarıda gördüğünüz heykel, heybe, karikatür hangi malzemelerle oluşturulmuştur? Bu ürünlerden hangisi diğerlerinden farklıdır? Nedenleriyle açıklayınız.

    2. Üç resminde malzemeleri birbirinden farklıdır. Heykelin malzemesi mermer, kilimin ip, karikatürün ise kağıt ve kalemdir.

    3. Güzel sanatlar içinde edebiyatın yeri nedir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde defterinize

    sıralayınız.

    3. Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır. Sanatın temelinde insan sevgisi, hoşgörü, yaratma özgürlüğü vardır.*Sanat insanın varlık şartlarından biridir. İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.(Mağara resimleri, antik süs eşyaları, işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. Resim, tiyatro, şiir, dans, müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız. İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler. Kimisi resimle, müzikle, dansla heykelle kimisi de şiirle, romanla, hikâyeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler. İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısına(edebiyat),sesine(müzik)kullanabildiği renklere(resim),yaşadığı mekâna(mimarlık),işleyebildiği her türlü maddeye(heykeltıraş)güzellik vermek insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur. Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur. Edebiyat; sözde, yazıda, düşüncede, hayalde güzellik demektir.

    Edebiyat; dil ile gerçekleştirilen, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir. Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.

    Bilim nasıl ki akla, mantığa, öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya, güzelleştir meye yöneliktir.

    4. Sınıfınıza bir şiir ve türkü kaseti getiriniz (Bu çalışma “Çözümleme/ İnceleme” bölümündeki 11. etkinlik için yapılacaktır).

    4.

    5. Atatürk’ün edebiyatla ilgili görüşlerini ifade ettiği özdeyişlerinden birkaçını defterinize yazarak sınıfa getiriniz (Bu çalışma “Çözümleme/ İnceleme” bölümündeki 14. etkinlik için yapılacaktır).

    Dünyada medeni, ileri ve gelişmiş olmak isteyen herhangi bir millet, mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.

    Mustafa Kemal ATATÜRK

    5.

    6. Yukarıdaki özdeyişten hareketle Atatürk’ün, heykeltıraşlık sanatını hangi ölçütler içerisinde değerlendirdiğini açıklayınız.

    6. Medeniyetlerin ileri ve gelişmişlik ölçütü olarak değerlendirdiğini görebilmekteyiz. Bir toplumda heykeltıraşlık varsa orada medeniyet ve ileri görüşlülük olduğu fikrindedir.

    7. Kültürel faaliyet denilince aklınıza neler geliyor? Sıralayınız.

    7. Sinemaya, tiyatroya gitmek, konferanslara katılmak, kültür gezilerine katılmak, doğa sporların katılmak, dünyanın ilginç yerlerini gezmek, kitap okumak gibi birçok şeyi sayabilmekteyiz.



    ÇÖZÜMLEME – İNCELEME

    1.METİN

    BİR YANLIŞI AŞK ADINA DOKUMAK

    1.METİN

    SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ



    1. Okuduğunuz metinlerden hangisi bir güzel sanat eserinden alınmıştır? Nedenleriyle açıklayınız.

    1. “BİR YANLIŞI AŞK ADINA DOKUMAK” adlı metin bir sanat metninden alınmıştır. Çünkü estetik zevk ve haz almak için yazılmıştır. Okuyucuda etki uyandırmak için yazılmıştır. Diğer metin ise bilgi amaçlı yazılmıştır.

    2. “Sanatın Özü ve Ereği” adlı metinde yazar, neyi tanımlamaktadır? Bilimde ele alınan, incelenen, işlenen konular*güzel sanatlarda da işlenebilir mi? Güzel sanatlar ile bilim arasında ne gibi farklılıklar vardır?

    2.” SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ” adlı metin adından anlaşılacağı gibi sanatın özünde bulunan şeyleri ve amacının ne olduğuna değinmiştir. Bilimde ele alınan konular sanatta işlenemez. Çünkü sanatta ispat kaygısı yoktur ama bilimde ispat ve doğruluk vardır.

    3. “Bir Yanlışı Aşk Adına Dokumak” adlı metinde aşk nasıl tanımlanmıştır?

    3. Bu metinde aşk sonsuz bir türküye benzetilmiştir.

    4. a. İnsan etkinlikleri, güzel sanatlarda ne ölçüde yer almalıdır? Açıklayınız.

    a. İnsanı insan yapan değerlerin başında duygu gelmektedir. Duygunun olduğu her yerde de mutlaka sanat söz konusudur.

    b. Duyduğunuz bir türkü, gördüğünüz bir resim veya heykel size neleri düşündürür? Anlatınız.

    b.



    3.METİN

    EDEBİYAT DİLİ / EDEBİ DİL



    4. “Edebiyat Dili / Edebî Dil” adlı metne göre sanatın oluşturulmasına kaynaklık eden etkenler nelerdir?

    4. Metne göre sanatın oluşmasına kaynaklık eden etkenlerin başında güzellik duygusu gelmektedir. İnsandaki yaşadığı doğa ve hayata yepyeni bir düzen ve biçim verme gayreti sanatın oluşmasına kaynaklık eder.

    5. Metinde güzel sanatlar hangi ölçütlere göre sınıflandırılmıştır? Güzel sanatlarda kullanılan malzeme, sanatın

    oluşturulmasını ne ölçüde etkiler?

    5. Metinde güzel sanatlar kullanıldığı malzemeye göre tasnif edilmiştir. Kullanılan*malzeme sanatçı da derin etki uyandırabilir.

    6. Yanda gördüğünüz fotoğraflardaki nesnelerin yapımında kullanılan temel malzeme nedir? Bu nesnelerin ikisi

    de sanat eseri sayılabilir mi? Niçin? Bu nesnelerin hangisi sanatın yarar boyutu ile ilişkilidir?

    6. Yandaki resimlerden biri şamdan diğeri ise heykeldir. İkisinin de malzemesi mermerdir fakat şamdan güzel sanat eseri sayılmaz. Çünkü oradaki amaç güzellik değil faydanın ön planda olmasıdır.

    7. “Edebiyat Dili / Edebî Dil” adlı metnin ikinci paragrafına göre güzel sanat eserlerinin özellikleri nelerdir?

    7. “İnsanın psikolojik hayatının temellerinden birini teşkil eden güzellik duygusunun kelime, nota, renk, taş, mermer, tunç gibi çeşitli malzemelerle estetik formlara dönüştürülmüş somut hâli veya ifadesidir.” Bu ifadeden anlaşılan odur ki insandaki güzellik duygusunun somutlaşmış ifadesi sanattır.





    4.METİN

    EDEBİYATIN KONUSU VE İŞLEVİ



    8. “Edebiyatın Konusu ve İşlevi” adlı metne göre edebiyatın görevi nedir? Özlemler, duygular, tutkular, düşler kimlere özgü özelliklerdir? Edebiyat bu hasletleri nasıl dile getirir? İnsanın yaşadığı her yerde sanat etkinliğinin*varlığını kanıtlayan örnekler veriniz.

    8. Edebiyatın amacı,*insanı insana tanıtma; insanı iyiye, güzele, doğruya yöneltme, edebiyatın üstlendiği görevlerden olmuştur. Özlemler, duygular, tutkular insana özgü özellikleridir. İnsanlık kainat yaratıldığı ilk günden beri çevresine bu güzellikleri yaşatma içerisine girmiştir.

    9. “Bir Küçük Pembe Bulut” adlı şiirin bir benzerini okudunuz mu? Cahit Külebi, başının üstünde dönen bulutlardan

    etkilenerek bu şiiri yazmıştır. Başka bir şair, bulutları Cahit Külebi’nin duygularıyla yorumlayıp aynı sözlerle şiirleştirir miydi? Niçin? Buna göre sanat eserlerinin birbirine ne ölçüde benzeyebileceğini aşağıya yazınız.

    9.Sanat eserlerini yazarı ve yazarının yetiştiği çevreden bağımsız düşünemeyiz. Bu nedenle yazarları ve yaşantıları birbirinden faklı olduğu için sanat eserleri biricik ve tektir. Sanat eserleri birbirine benzemez.

    10. Metindeki “bulut” örneğinden yola çıkarak öğretici ve yarar sağlayan eserlerle sanat eserlerinin birbirlerinden

    hangi açılardan farklı olduğunu belirtiniz.

    10.*ÖĞRETİCİ METİNLER

    SANATSAL METİNLER

    Öğretici metinler bilgi verir.

    Sanatsal metinler estetik zevk uyandırır.

    Gerçeğin ta kendisidir.

    Kurmacadır

    Kullanılan kelimeler gerçek anlamlıdır.

    Mecaz ve yan anlamlar bakımından zengindir

    Sade , kısa ve net cümlelerle yazılır.

    Bunların yanında uzun kapalı ve imgeli bir anlatıma sahiptir.

    Sanat kaygısı yok.

    Sanat kaygısı var.

    11. Getirdiğiniz şiir ve türkü kasetlerinden öğretmeninizle birlikte belirlediğiniz birer parçayı dinleyiniz. Bu iki sanat

    eserinin birbirleriyle benzer ve farklı olan özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz bu özellikleri tahtaya listeleyiniz.

    11. Şiirde ahenk unsurları ve duyguları ön plandadır fakat türkü kasetinde ise türkünün ezgisi önemlidir.

    12. İncelediğiniz metinlerde yazarlar duygu ve düşüncelerini size nasıl ve neyi kullanarak aktarmışlardır? Bu dört metinden hangisi sizi daha çok etkilemiştir? Sizce edebiyatın kullandığı ana malzeme, diğer sanat etkinliklerinde

    ne ölçüde kullanılabilir?

    12.Yazarlar gözlemlerini kullanarak yazarlar.



    ATATÜRK VE MÜZECİLİK



    13. Atatürk sanatı tanımlarken hangi sanat dallarının adını kullanmıştır? Bu tanımda sahne sanatlarının adının geçmemesinin nedeni neler olabilir?

    13. Atatürk sanatı tanımlarken şiir, müzik, resim, mimari sanatları kullanmıştır. Sahne sanatlarından bahsetmemesinden nedenlerden biri hem edebiyat içinde yer alması hem de bunların ülkemizde o tarihlerde çok gelişmemesi bağlanabilir.



    14. Metinden ve sınıfınıza getirdiğiniz özdeyişlerden yola çıkarak Atatürk’ün edebiyatı nasıl tanımladığını belirtiniz.

    14. Atatürk’ün edebiyat ile ilgili sözlerinden birini aşağıya yazınız.

    “Her şey olabilirsiniz; Hatta Cumhur reisi bile olabilirsiniz ama asla sanatçı olamazsınız”

    Yukarıdaki özdeyiş ortaya koymuştur ki sanatçı olmak ayrıcalıktır. Edebiyat da güzel sanatlar içinde yer aldığı için*edebiyat hakkındaki görüşlerinde de farklılık yoktur.



    15. Atatürk ve Müzecilik adlı metinde “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin icap ettirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin tarihî terakkide yeri yoktur.” özdeyişinde Atatürk, sanatı niçin fenne eş değer olarak görmektedir? Bu sözle Atatürk, sanatı ve fenni neyin temeli olarak belirtmiştir?

    15. Atatürk sanatla fen bilimlerini aynı görmüş ve gelişmişliğin ölçütü olarak değerlendirmiştir. Çünkü Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın yolunun düşünce ve fikirlere açık, sanat, özellikle bilim ve teknik konularda sürdürmek olduğunu savunmuştur.



    16. Milletlerin tanıtılmasında güzel sanatlar niçin etkilidir? Belirtiniz. Atatürk, bu konunun önemini hangi sözleriyle vurgulamıştır? Metinden örneklerle açıklayınız.

    16. Evrensel olan sanatçılara bakıldığında aslında hepsi yerel olmuş ve kendi milli değerlerine sahip çıkmış kişilerdir. Bu nedenle kendini dünyaya tanıtmış milletler ister istemez ülkelerini diğer milletlere anlatacaktır. Dostoyevski , evrensel bir yazardır ama ister istemez Rus toplumunu diğer milletlere anlatmıştır.

    17. Metinden öğrendiklerinize göre Atatürk, güzel sanatların geliştirilmesi, korunması için ne gibi çalışmalar yapmıştır?

    17.

    1937’de Atatürk’ün direktifi ile Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı olarak Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde Resim ve Heykel Müzesi kuruldu.

    Atatürk Türk müziğinin evrensel müzikteki yerini bir an önce alması amacıyla yapılan çalışmalara önderlik etmiştir. Müzik eğitimi görmeleri için çok sayıda öğrenciyi Avrupa’ya göndermiştir.

    Ankara’da Musiki Muallim Mektebi ile İstanbul’da Sanayi-i Nefise mekteplerinin açılmasını sağlamıştır.

    1924 yılında “Musiki ve Temsil Akademisi Kanunu” çıkarıldı.

    1924 yılında mimarlık, resim ve heykel bölümlerinin yanına, tezyini sanatlar bölümünün eklenmesiyle gelişiyor.



    YORUMLAMA-GÜNCELLEME:

    1. “Sanatın Özü ve Ereği” adlı metin sadece bir paragraf olmasına rağmen niçin metin olarak adlandırılmıştır?

    1. Sözcükler mantıksal çerçevede bir arada bulunduğu ölçüde anlam ifade ederler. Tek bir paragraf olmasına rağmen bir mantıklı bir anlam kurduğu için metindir.

    2. Siz aşkı anlatan bir metin yazsaydınız hangi benzetmeleri kullanırdınız?

    2. Bu cevap size kalmış….

    3. “Edebiyat Dili/Edebî Dil” adlı metindeki sanat tanımına katılıyor musunuz? Sanat bu tanımdaki sınıflandırmadan

    ibaret midir? Niçin?

    3. Sanat kavramı yeni fikir ve düşünceler ortaya çıktıkça değişir. Buradaki tanım kullanılan malzemeleri dikkate almıştır. Yanlış değil ama mutlak doğrudur da diyemeyiz.

    4. Edebiyatın ana malzemesi olan dil, başka hangi alanlarda kullanılmaktadır? İnsanlar iletişim araçlarından olan konuşma ve yazmayı bulamamış olsalardı günümüzdeki uygarlığa ulaşılabilir miydi? Tartışınız. Tartışmanız sonucu ulaştığınız görüşleri sınıf tahtasına yazınız.

    4. Bilimde, sanatta, sporda*ve günlük konuşma dilinde kullanılır.

    5. İlk sanat dalı hangi devirde ortaya çıkmıştır? Bu soruya net bir cevap verebildiniz mi? Niçin?

    5. Tarih*yazıyla başladığına göre yazının icadından önceki dönemlerde insanlar mağaralara yaşadıkları şeyleri resmetmişler. Her ne kadar resimdir desek de buna net cevap veremeyiz.

    6. Tarihte bilinen ilk yazılı eserimiz olan Göktürk Kitabeleri edebî metin kabul edilebilir mi? Niçin?

    6. Edebi metin olarak kabul edilir. Çünkü içinde kullanılan kelimeler, anlamsal bağıntılar, kullanılan mecazlar ve sanatlar bize bunu bir metin olduğu göstermiştir.

    7. Atatürk, sanata ve sanatçıya niçin değer vermiştir? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.

    7. Atatürk sanata ve sanatçıya değer vermesindeki en büyük etken toplumların ileri medeniyet seviyesine ancak sanata önem takdirde olabileceğini söylemiştir.

    8. Bir milletin medeni sayılabilmesi için hangi özellikleri taşıması gerekir?

    8. Teknolojik gelişmelerin yanında sanata sanatçıya önem vermesi gerekiyor.

    9. Ülkemizin diğer ülkelere daha iyi tanıtılabilmesi için ne tür faaliyetler yapılabilir? Bu faaliyetler ülkemizin hangi özelliklerini ön plana çıkarır? Aşağıya maddeleyerek yazınız.

    9.

    Kültür sanat etkinlikleri

    Olimpiyatlar

    Yazarların eserlerinin diğer dillere çevrilmesi

    Turizm elçilerin örnek davranışları

    Turistlere yapılan muamele ve davranışlar

    Yöresel özellikte yemek, halk oyunları, spor gibi etkinlikleri yurt dışında çok sayıda gösterilmesi





    DEĞERLENDİRME:



    1. Aşağıdakilerden hangisi güzel sanat eseri kabul edilemez?

    A. Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adlı tablosu

    B) Ayşe’nin dokuduğu kilim

    C) Ömer Seyfettinin “Diyet” adlı hikâyesi

    D) Barış Manço’nun “Nazo Gelin” adlı şarkısı

    E) Roden (Rodin)’in “Musa” adlı heykeli



    CEVAP: B



    2. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

    A. Zanaat, plastik sanatların oluşmasına neden olur.

    B. Zanaat, sanata fayda sağlar.

    C. Sanat, insanın varlık şartlarından biri değildir.

    D. İnsanın olduğu her yerde güzel sanat etkinliği yoktur.

    E. Güzel sanatlar, sanatçının sadece gerçek hayatla bağlantısını yansıtır.



    CEVAP:B



    3. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün sanat ve sanatçıya verdiği değeri yansıtmayan bir çalışmasıdır?

    A. Ankara Konservatuvarını açması

    B. Sanatçıları maddi ve manevi yönden desteklemesi

    C. Eski eserleri korumak amacıyla kararlar aldırması

    D. Bilinçli bir kamuoyu oluşturmaya çalışması

    E. Sofrasına sanatçıları davet etmesi

    CEVAP:D



    4. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların başına “Y” yazınız.

    (D ) Sanat eseri tüm özellikleriyle başka bir esere benzemez, biriciktir.

    ( D) Her sanat eseri, sanatçısını pek çok yönüyle temsil eder.

    ( Y ) Edebiyat, malzemesi insan olan güzel sanat dalıdır.(Malzemesi dildir.)

    ( D) İnsanın her türlü etkinliği sanat olarak işlenemez.



    5. Sanat ve zanaatın ortak ve farklı yönlerini sıralayınız.



    Farkları:

    ·*Sanat eseri biriciktir; zanaat eseri ise çoğaltılabilir.

    ·*Sanat eseri alışılmışın dışında özgündür; zanaat eseri alışılmış bilinen tekrar edilendir.

    ·*Sanatta yaratıcılık ön planda olmasına karşılık zanaatta ustalık ön plandadır.

    ·*Sanat eseri güzellik amacı güder; zanaat ise yarar amacı.

    ·*Sanatçı eserini oluştururken para kazanma amacı gütmez; zanaatçı para kazanmak ister.



    Benzerlikleri:

    ·*Her ikisi de el emeği ister.

    ·*Her ikisi de biçim oluşturur.

    ·*Her ikisi de bir beceri izlenimi verir.

    ·*Her ikisinin de temelinde bir tasarım vardır.



    6. “İnsanlarda birtakım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin

    ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Yukarıdaki sözden çıkardığınız mesaj nedir? Bu mesaj, Atatürkçü düşüncenin hangi yönüyle ilişkilidir?

    6.Şairler her zaman toplumdaki diğer insanlardan daha faklı duygu ve düşünceler içindedir. Şairler her zaman topluma yön vermiş insanlardır.



    7. Aşağıdaki cümleleri “Milletlerin Tanınmasında Güzel Sanatların Rolü” konusunda öğrendiğiniz bilgilere göre tamamlayınız.

    Milletlerin TANINMASINDA*güzel SANATLAR*etkin rol oynar.

    Atatürk, edebiyatı, en önemli SANAT araçlarından biri olarak görmüştür.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş