9.Sınıf III. ÜNİTE SES BİLGİSİ, YAZIM (İMLA) KURALLARI

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde ByNapolyon tarafından paylaşıldı.

  1. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0

    A. SÖYLEYİŞ ( TELAFFUZ)
    1. Ses ve Seslerin Kullanımı
    Söyleyiş (Telaffuz):
    En geniş anlamıyla konuşmayı sağlayan
    hareketlerin tümüne söyleyiş (telaffuz) denir.
    Konuşmada ses tonu ve söyleyişin (telaffuzun)
    önemi büyüktür.
    Boğumlama:
    Seslerden oluşan heceleri gerekli ses
    değerlerini vererek bazı sesler ve heceleri
    atlamadan, değiştirmeden doğru, güzel ve iyi
    anlaşılabilecek biçimde söylemektir.
    Tonlama:
    Anlatıma duygu, düşünce, heyecan,
    yumuşaklık, sertlik katmak amacıyla seste
    yapılan farklılığa tonlama denir. İnsan sesi ton
    bakımından kalın, ince ve tiz olmak üzere üçe
    ayrılır.
    Vurgu:
    Konuşma sırasında bazı sözcük veya hecelerin
    diğerlerine göre daha kuvvetli, daha şiddetli
    söylenmesine vurgu denir. Vurgu ikiye ayrılır:
    a) Sözcük (Kelime) Vurgusu:
    Konuşma sırasında bazı hecelerin diğerlerine
    göre daha kuvvetli, daha şiddetli
    söylenmesine denir.
    * Anlatımda vurgu söze duygu değeri katar;
    söylenen sözün daha anlaşılır olmasını sağlar
    ve ahengi canlandırır.
    * Türkçede genel olarak vurgu son hecededir.
    * Yer isimlerinde vurgu ilk veya orta
    hecededir: Ankara - İstanbul - Sakarya gibi
    * Kelimelere ek eklendiğinde, vurgu son
    heceden bu eke geçer: Kitap – Kitapçı –
    Kitapçılık – Kitapçılar…
    * Tek heceli kelimelerde vurgu yapılmaz.
    * Pekiştirme ekleri alan sıfatlardaki pekiştirme
    ekleri vurguludur.
    Dümdüz, Sapsarı, Masmavi
    * Birleşik kelimelerde normalde iki vurgu
    bulunur ancak genelde ilk kelimedeki vurgu
    daha güçlüdür.
    Çanakkale
    b) Cümle Vurgusu:
    Konuşma sırasında bazı sözcüklerin diğerlerine
    göre daha kuvvetli, daha şiddetli
    söylenmesine denir.
    * Türkçede vurgulu sözcük (öğe)yükleme en
    yakın sözcüktür.
    * Vurgulu öğe aynı zamanda cümlenin de en
    önemli öğesidir.
    O elbiseyi dün ben pazardan aldım.
    Ben o elbiseyi pazardan dün aldım.
    B. TÜRKÇENİN SESLERİ VE ÖZELLİKLERİ
    * Türkçede ünlü ve ünsüz olmak üzere 29 ses
    vardır. Bunların 8 tanesi ünlü, 21 tanesi de
    ünsüzdür.
    ÜNLÜLERİN SINIFLANDIRILMASI:
    Dilimizdeki ünlüler söyleniş sırasında dilin,
    çenenin ve dudakların aldığı biçime göre
    sınıflandırılır.
    a. Dilin durumuna göre: Dilin durumuna göre
    ünlüler kalın ve ince olmak üzere ikiye ayrılır.
    Kalın ünlüler: a, ı, o, u
    İnce ünlüler: e, i, ö, ü
    b. Alt çenenin durumuna göre: Alt çenenin
    durumuna göre ünlüler geniş ve dar olmak
    üzere ikiye ayrılır.
    Geniş ünlüler: a, e, o, ö
    Dar ünlüler: ı, i, u, ü
    c. Dudakların durumuna göre: Dudakların
    durumuna göre ünlüler düz ve yuvarlak olmak
    üzere ikiye ayrılır.
    Düz ünlüler: a, e, ı, i
    Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü
    ÜNSÜZLERİN SINIFLANDIRILMASI:
    Ünsüzler ağız boşluğundaki boğumlandığı yere
    (çıkak), sürekli söylenip söylenemediğine ve
    yumuşak (ötümlü) ve sert (ötümsüz) oluşlarına
    göre sınıflandırılır.
    a. Boğumlanmalarına (çıkak) göre:
    * Dudak ünsüzleri: Dudakların birbirine
    dokunmasıyla çıkar: b, m, p
    * Diş-dudak ünsüzleri: Üst dişlerin alt dudağa
    dokunmasıyla çıkar: f, v
    * Diş ünsüzleri: Dil ucunun üst dişlere
    yaklaşmasıyla veya dokunmasıyla çıkar. c, ç,
    d, j, l, n, r, s, ş, t, z
    * Damak ünsüzleri: Dilin orta kısmının ön
    damağa ya da dil kökünün art damağa
    yaklaşmasıyla çıkar. g, ğ, k, y

    "Teşekkür et"
    butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, merve312, sheker_seyma ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
  2. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    * Gırtlak ünsüzleri: Bu ses, ciğerlerden gelen
    havanın ses tellerine çarpmasından ve ağızda
    hiç bir engele uğramadan çıkmasıyla oluşur.
    Türkçede gırtlak ünsüzü olarak sadece h sesi
    vardır.
    b. Sürekli söylenip söylenmeyeceğine göre:
    Ünsüzlerin söylenirken ses yolunun
    kapanmasına veya sürekli açık olmasına göre
    sınıflandırılmasıdır. Ünsüzler söylenirken ses
    yolu kapanıyorsa süreksiz, sürekli açık
    kalıyorsa sürekli ünsüzler adını alır. Bunu
    belirlemek için ünsüzün başına bir ünlü
    getirilir. Ak, süt, iç seslerini söylerken ses
    yolu tıkanmaktadır. Özzzzzzzzz, elllllllll,
    offffff seslerini söylerken ses yolu açık
    kalmaktadır. Bu özelliğine göre ünsüzler ikiye
    ayrılır:
    * Sürekli ünsüzler: f, ğ, h, j, l, m, n, r, s, ş, v,
    y, z
    * Süreksiz ünsüzler: b, c, ç, d, g, k, p, t
    c. Yumuşak ve sert oluşlarına göre:
    Ünsüzler ses tellerinde titreşime uğrayıp
    uğramadığına göre yumuşak (tonlu) ve sert
    (tonsuz) olmak üzere ikiye ayrılır.
    * Yumuşak ünsüzler: Ses tellerinin
    titreşmesiyle oluşan ünsüzlerdir. b, c, d, g, ğ,
    j, l, m, n, r, v, y, z
    * Sert ünsüzler: Ses telleri titreşmeden oluşan
    ünsüzlerdir. ç, f, h, k, p, s, ş, t
    ÜNLÜ VE ÜNSÜZ UYUMLARI
    ÜNLÜ UYUMU
    Türkçede iki tür ünlü uyumu vardır.
    a. Büyük ünlü uyumu:
    Dilin durumuna göre ünlülerin kalınlık incelik
    bakımından uyumudur. Türkçe sözcüklerde ilk
    hecede kalın ünlü varsa, ondan sonraki
    hecelerde kalın ünlü; ince ünlü varsa ince
    ünlü gelir. Bu kurala büyük ünlü uyumu denir.
    “Ağaçlar çiçek açtı.” cümlesinde ilk hecede a
    kalın ünlüsünden sonra a- a- a kalın ünlüleri;
    çiçek sözcüğünde ise, i, e ince ünlüleri; açtı
    sözcüğünde a- ı şeklinde kalın ünlüler
    gelmektedir.
    * Türkçe olduğu hâlde bu kurala uymayan bazı
    sözcükler de vardır. Kardeş < karındaş, anne <
    ana, elma < alma vb. Bu sözcüklerin asılları
    ünlü uyumuna uyarlar.
    * Bazı ekler Türkçe sözcüklere eklendiğinde
    ünlü uyumuna uymaz.
    - yor eki: geliyor, yazıyor, okuyor vb.
    - mtrak eki: mavimtrak, yeşilimtrak,
    sarımtrak vb.
    - ki eki: sabahki, akşamki, dünkü vb.
    - daş eki: yurttaş, vatandaş, dindaş, yoldaş
    vb.
    - leyin eki: geceleyin, sabahleyin, akşamleyin
    vb.
    - iken eki: silerken, bakarken, yazarken vb.
    b. Küçük ünlü uyumu:
    Küçük ünlü uyumu sözcüklerdeki ünlülerin
    düzlük yuvarlaklık, darlık-genişlik bakımından
    uyumudur.
    1. Türkçe sözcüklerde düz ünlüler (a, e, ı, i)
    den sonra düz ünlüler gelir.
    2. Yuvarlak ünlüler (o, ö, u, ü) den sonra;
    a. Düz- geniş (a, e) ya da
    b. Dar-yuvarlak (u, ü) gelir.
    Bu kurala küçük ünlü uyumu denir.
    ÖR: bekledim, kömürlük, gövdesi,
    umursamaz, tarafsızlık, yorgunluktan
    ÖNEMLİ: KÜU, kelimenin tamamında değil,
    komşu iki hece arasında aranır: yumurtacı,
    yuvarlaklık, görebilmişti…
    * Bazı sözcükler Türkçe oldukları hâlde küçük
    ünlü uyumuna uymazlar. Armut, çamur, kabuk
    kavun, avuç, kavuşmak, yağmur vb.
    * yor eki KÜU’yu devamlı bozar: olmuyor
    ÖNEMLİ: Yabancı sözcüklerde, birleşik
    kelimelerde ve tek hecelilerde ÜNLÜ UYUMU
    KURALI aranmaz.
    SES OLAYLARI
    a. Ünsüz Benzeşmesi (Sertleşmesi–Ünsüz
    Uyumu):
    Sonunda f,s,t,k,ç,ş, h,p ünsüzleri bulunan
    kelimeler “c,d,g” yle başlayan bir ek aldığı
    zaman ekin başındaki yumuşak ünsüzler
    sertleşerek “ç,t,k” olur.
    sınıfda değil sınıfta
    Türk- ce → Türkçe
    at-gı değil atkı
    çiçek- ci değil çiçekçi
    1905’te,
    * Ünsüz benzeşmesi yabancı dillerden dilimize
    giren bazı yabancı sözcükler ile birleşik
    sözcüklerde aranmaz.
    İstikbâl, mahdut, makbul, işgal, meşgul ile
    akbaba, kurtdereli, üçgen, Akdeniz, kırkbayır
    vb.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
  3. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    b. Sert Ünsüzlerin Yumuşaması (Ünsüz
    Değişimi)
    Sözcük sonlarındaki sert ünsüzler (ç, k, p, t)
    sesli harfle başlayan bir ek aldıklarında
    yumuşarlar: ç – c; k – ğ; p – b; t – d olur. Bu
    kurala sert ünsüzlerin yumuşaması denir.
    ağaç – ağacı
    ekmek – ekmeği
    söğüt – söğüde
    kitap – kitaba vb.
    * Tek heceli sözcükler ile yabancı dillerden
    dilimize giren bazı sözcükler bu kurala uymaz.
    iç- içi; ok- oku; kırk- kırkı; kata - kata; yat -
    yatı vb. gayret - gayreti; ehemmiyetehemmiyeti
    vb.
    hukuk - hukuku; millet- milleti vb.
    c. Ünlü türemesi:
    * -cık / -cik eki alan bazı kelimelerde araya
    bir ünlünün girdiği görülür:
    Bir-cik→biricik, az-cık→azıcık, genç-cik →
    gencecik, dar-cık→daracık…
    * Pekiştirilmiş bazı kelimelerde de ünlü
    türemesi olabilir:
    Yalnız → yapayalnız, çevre → çepeçevre,
    gündüz → güpegündüz, düz → düpedüz,
    çıplak →çırılçıplak
    d. Ünsüz türemesi:
    * Bazı birleşik fiillerin oluşumunda ünsüz
    türemesi görülür:
    Af etmek – affetmek
    his etmek – hissetmek
    * Bazı sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek
    getirildiğinde sözcüklerde aynı türeme ortaya
    çıkar.
    Örnek: af-ı = affı
    had-i = haddi
    hak-ı=hakkı
    * Ünlüyle biten sözcüklere, ünlüyle başlayan
    bir ek geldiğinde, Türkçe sözcüklerde iki ünlü
    yan yana gelemeyeceği için bu ünlülerin
    arasına “y,ş,s,n” ünsüzlerinden uygun olan
    biri gelir. Bu ünsüz türemesine kaynaştırma da
    denir. Örnek:
    oku-y-an okuyan
    baba-s-ı babası
    yedi-ş-er yedişer
    elma-n-ın elmanın
    e. Ünlü Düşmesi:
    * İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle
    başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde
    bulunan ünlüyü düşürürler.
    Omuz - um = omzum
    oğul - u = oğlu
    * Baz birleşik fiillerin oluşumunda ünlü
    düşmesi olur:
    Kahır olmak =Kahrolmak Sabır etmek=
    Sabretmek
    * Bazı sözcükler yapım eki alırken ünlü
    düşmesi olur:
    İleri – le – mek =ilerlemek
    koku – la – mak=koklamak
    f. Ünsüz Düşmesi:
    * -cek ,-cak küçültme eki alan bazı
    kelimelerde olur:
    Küçük-cük=küçücük minik-cik=minicik
    * Bazı sözcükler yapım eki alırken ünsüz
    düşmesi olur:
    Yüksek-l-mek=yükselmek
    Alçak-l-mak=alçalmak
    g. Ünlü Daralması:
    * Fiillerin sonlarında bulunan geniş ünlüler (a,
    e) “-yor” ekinin darlaştırıcı özelliğinden dolayı
    daralarak, (ı, i, u, ü) dar ünlülerine dönüşür.
    Buna ünlü daralması denir.
    bekl-e-yor > bekl-i-yor
    kalm-a-yor > kalm-ı-yor
    özl-e-yor > özl-ü-yor
    soll-a-yor > soll-u-yor
    *Tek heceli olan “de- ,ye-“ fiillerinde de
    darlaşma görülmektedir:
    De-y-en=diyen ye-yor=yiyor
    De-y-erek=diyerek ye-y-en=yiyen
    Türkçenin başlıca ses özellikleri şunlardır:
    1. Türkçe sözcükler büyük ve küçük ünlü
    uyumuna uyar. Ancak bu kurala uymayan çok
    az sayıda sözcük ve ekler vardır.
    2. Türkçe sözcüklerde ilk heceden sonra
    (ikinci üçüncü hecelerde) o, ö ünlüsü
    bulunmaz. Bulunan sözcükler Türkçe değildir.
    Atom, horoz, radyo vb.


    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    ya(m)aNga ve >>optimistic<< bunu beğendi.
  4. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    3. Türkçede uzun ünlü yoktur, âlim, nâzım,
    âşık gibi sözcükler Türkçe değildir.
    4. İki ünlü yan yana gelmez. İki ünlü yan yana
    geliyorsa araya bir kaynaştırma sesi (harfi)
    girer. Oku-y-an, bağla-n-acak, masa-s-ı vb.
    İki ünlü yan yana bulunan saat, şair, şiir, fiil,
    muayene, reis, maalesef vb. Türkçe değildir.
    5. Türkçe sözcüklerde f, h, j sesi yoktur.
    Mahkeme, tüfek, jilet, jandarma, ajanda, vb.
    Ancak tabiat taklidi seslerden oluşan
    sözcükler bu kuralın dışındadır. Fısıldamak,
    of, vb.
    6. Türkçede c, ğ, l, m, n, r, v, z sesleri
    sözcüğün başında bulunmaz. Yani bu seslerle
    başlayan sözcükler Türkçe değildir.
    Cami, lâle, marul, nane, raf, vazife, zerdali
    vb.
    7. Sözcük sonunda b, d, c, g sesleri bulunmaz.
    Kitab, derd, ilac, vb. Bu seslerle biten
    sözcükler kitap, dert, ilaç biçiminde
    söylenir.
    8. Sözcüğün başında iki ünsüz yan yana
    bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Plan,
    kredi, tren.
    9. Sözcüğün sonunda üç ünsüz ses yan yana
    bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Sfenks,
    kontr
    10. Sözcük kökünde aynı cinsten iki ünsüz yan
    yana bulunmaz. Millet, hürriyet, tasavvur,
    hassas vb. Türkçe değildir.
    C. YAZIM (İMLA) KURALLARI
    a. Büyük harflerin yazımıyla ilgili bazı
    kurallar:
    * Belli bir tarih bildiren ay, gün adları büyük
    harfle başlar.
    23 Ekim 1923 Cuma günü
    * Ay ve gün adları yanlarında sayı olmadan
    kullanıldıklarında küçük harfle başlayarak
    yazılır.
    Bu yıl şubat ve mart ayları çok soğuk geçti.
    * Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı
    sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük
    harfle başlar.
    Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın
    Ali Kaya, Ahmet Bey, Dursun Efendi, Doktor
    Behcet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Prof. Dr.
    Talât Tekin, **** İbrahim, Avcı Mehmet Paşa
    vb.
    * Akrabalık bildiren sözcükler başa gelmediği
    sürece büyük harfle başlamaz:
    Zeynep teyze – Ahmet dayı
    Dayı Ahmet – Baba Kemal
    * Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep
    isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen
    isimler büyük harfle başlar:
    Türk, Türkler, Yunan, Alman, Arap...
    Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
    Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
    Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
    Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
    Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...
    * Dil ve lehçe isimleri büyük harfle başlar:
    Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince…
    * Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke
    adından önce gelirse büyük, sonra gelirse
    küçük yazılır.
    Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.
    Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.
    Doğu Anadolu’nun coğrafyası...
    Anadolu’nun doğusundaki dağlar...
    * Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar.
    Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim
    olarak kullanılıyorsa özel isim olduğu için
    büyük; diğer anlamlarında kullanılıyorsa cins
    ismi olduğu için küçük harfle başlar:
    Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı
    pek şaşırtmıştı.
    Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir.
    Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.
    Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
    b. Sayıların yazımıyla ilgili bazı kurallar:
    * Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir.
    Bununla ilgili kesin bir kural olmamakla
    beraber uygulamada edebî karakter gösteren
    sayılar yazıyla yazılır.
    Otuz beş yaş şiirini çok severim.
    İki hafta sonra mahalleden taşınacağız.
    * Buna karşılık ölçü ve istatistiksel veri ifade
    eden sayılar rakamla yazılır. 100 lira, 15
    kilogram, 20 metre, 150 kilometre
    * Saat ve dakikalar metin içinde yazıyla da
    yazılabilir. On ikiye beş kala, beşe çeyrek
    kala, yediyi on üç geçe vb.
    * Sıra sayıları rakamla da yazıyla da
    yazılabilir. Rakamla yazıldığında, rakamdan
    sonra nokta konur veya rakamdan sonra
    kesme işareti konularak ek yazıyla yazılır.
    3. gün, 5. sıra, 6. madde; 3’üncü gün, 5’inci
    sıra, 6’ıncı madde vb.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, çawreşamın!, ya(m)aNga ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  5. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    * Üleştirme sayıları yazıyla gösterilir İkişer,
    üçer, onar, beşer beşer, ikişer ikişer vb.
    * Birden fazla sözcükten oluşan sayılar ayrı
    yazılır.
    Bir yıl üç yüz altmış beş gündür.
    saat dokuzu beş geçe vb.
    c. Ek olan -ki ile bağlaç olan “ki”nin yazımı:
    * Türkçede ek olan- ki kendisinden önce gelen
    sözcüğe bitişik yazılır.
    Sınıftaki çocuk / elindeki kitap =Sıfat yapan “-
    ki” eki
    Elindekini masaya bıraktı.=İlgi zamiri olan “-
    ki” eki
    * Bağlaç olan “ki” bağımsız bir sözcük olarak
    daima ayrı yazılır.
    Soğuk su içme ki hasta olmayasın.
    Bir de baktım ki kimse kalmamış.
    Ben yorulmadım ki.
    d. Ek olan -de ile bağlaç olan “de”nin
    yazımı:
    * Türkçede ek olan -de kendisinden önce
    gelen sözcüğe bitişik yazılır.
    Elinde mavi bir çanta vardı.
    Etrafında kimse yoktu.
    Ne ben senin köyünde edebilirim, ne sen
    benim obamda.
    * Ek olan - de, bağlı olduğu sözcüğün son
    hecesine ünsüz benzeşmesi bakımından uyar.
    - de / - da ekleri -te / -ta’ya dönüşür.
    Sokakta yalnız yürüyordu.
    Aradıklarını bu kitapta bulabilirsin.
    * Cümle içinde dahi anl***** gelen “de, da”
    bağlacı bağımsız bir sözcük olarak ayrı yazılır.
    Gel Osman’ım, otur da yemek ye.
    Zeynep akıl etti de başına bir kova su döktü.
    e. Birleşik sözcüklerin yazımı ile ilgili bazı
    kurallar:
    Türkçede birleşik sözcükler genelde şu
    yollarla oluşturulur:
    1. İki sözcüğün araya ek alamayacak biçimde
    birleşmesiyle oluşurlar:
    Açıkgöz - Hanımeli
    2. En az birisinin gerçek anlamının dışında
    kullanılmasıyla oluşurlar: ateşböceği,
    yerelması, adamotu vb.
    3. Ses aşınmasıyla (ünlü düşmesiyle) oluşurlar:
    cuma-ertesi cumartesi
    kahve-altı kahvaltı
    pazar- ertesi pazartesi vb.
    Birleşik Sözcüklerin Yazımı:
    Birleşik sözcüklerin bir kısmı bitişik bir kısmı
    da ayrı yazılır.
    A. Bitişik yazılan birleşik sözcükler
    1. Ses düşmesine (aşınmasına) uğrayan birleşik
    sözcükler bitişik yazılır.
    kahve-altı - kahvaltı
    pazar- ertesi - pazartesi
    sütlü-aş - sütlaç
    ne asıl - nasıl
    kayın-ana - kaynana vb.
    azletmek, emretmek, hükmolunmak,
    nakletmek vb.
    2. Birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam
    değişmesine uğrayan birleşik sözcükler bitişik
    yazılır.
    aslanağı (bitki), gelinparmağı (üzüm),
    aslanpençesi (bitki), kuşburnu (bitki),
    deveboynu (boru), itdirseği (arpacık),
    kızılkanat (balık) vb.
    3. Birleşik fiiller bitişik yazılır
    düşünebilmek, yapabilmek, uyuyakalmak,
    gidedurmak, çıkagelmek, uçuvermek vb.
    4. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan
    birleşik kelimeler ayrı yazılır:
    Bakım evi, aş evi, radyo evi, sağlık ocağı,
    öğrenci yurdu…
    B. Ayrı yazılan birleşik sözcükler
    1. Etmek, olmak, vb. yardımcı fiillerle kurulan
    birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses
    düşmesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller
    ayrı yazılır.
    arz etmek, alay etmek, not etmek söz etmek,
    yok olmak, ilan etmek vb.
    2. Birleşme sırasında anlam değişikliği
    olmayanlar ayrı yazılır.
    ada balığı, kırlangıç balığı, iskele kuşu,
    Ankara keçisi, ardıç otu, sakız ağacı, ateş
    çiçeği, kuş üzümü, çavuş üzümü, kuru fasulye
    vb.
    3. Sıfat tamlaması yapısındaki birleşik
    sözcükler ayrı yazılır.
    akar amber, çalar saat, döner ayna, döner
    kapı, yatar koltuk, çıkmaz sokak, yazar kasa,
    görünmez kaza vb.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, çawreşamın!, ya(m)aNga ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  6. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    Not: Birleşik sözcükler ile ayrı yazılan birleşik
    sözcükler için Türk Dil Kurumu yayınlarından
    Yazım Kılavuzu’na bakınız.
    f. Kısaltmaların yazımı:
    * Kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri
    kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna
    göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin
    okunuşuna göre değil:
    MEB’e, TBMM’nin,
    TCDD’ne değil TCCD’ye, İTÜ’nden değil
    İTÜ’den
    D. NOKTALAMA İŞARETLERİ
    a. Nokta (.):
    *Nokta bir duygu, düşünce ve isteği tam
    olarak anlatan cümlenin sonuna konur.
    Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilân edildi.
    Ak akçe kara gün içindir.
    * Kısaltmalardan sonra kullanılır. Prof.
    (profesör), Dr. (Doktor), Cad. (Cadde), Alb.
    (Albay) T. (Türkçe), Fr.
    Ancak bazı kısaltmalardan sonra nokta
    kullanılmaz.
    TDK (Türk Dil Kurumu) TBMM (Türkiye Büyük
    Millet Meclisi) MEB (Millî Eğitim Bakanlığı)
    * (i)nci anlamında sayılardan sonra sıra
    bildirmek için kullanılır.
    IV. Murat, II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet),
    20. cadde, 21. yüzyıl
    * Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren
    sayıları ayırmak için kullanılır.
    1.6.2006, 19.5.1919, 1.10.2006
    Tarihlerde ay adı yazıyla gösterildiğinde araya
    nokta konmaz.
    1 Haziran 2006, 19 Mayıs 1919, 1 Ekim 2006
    * Bir yazıda madde numaralarından sonra
    konur.
    I. 1. A. a.
    II. 2. B. b.
    b. Virgül (,):
    * Bir cümlede arka arkaya sıralanan eş görevli
    sözcükleri ve sözcük gruplarını ayırmak için
    kullanılır.
    Nedir o elmaslar, yakutlar, akikler, zümrütler,
    şunlar bunlar?
    * Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için
    kullanılır.
    Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da
    herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine
    dikkat etmez.
    * Cümle içinde ara sözleri ayırmak için
    kullanılır.
    Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size
    bir sual sorayım.
    * Hitap için kullanılan sözcüklerden sonra
    kullanılır.
    Sayın Başkan,
    Değerli arkadaşım,
    * Anlama güç katmak amacıyla kullanılan
    sözcükler arasında kullanılır.
    Kanun diye, kanun diye kanun tepelerdi.
    c. Noktalı virgül (;):
    * Cümle içinde virgül bulunan eşit bölümleri,
    türleri birbirinden ayırmak için kullanılır.
    Türkçeden, tarihten yedişer; fizikten,
    kimyadan beşer numara aldı.
    * Biçimce aynı, anlamca birbirine bağlı
    cümleler arasında kullanılır.
    Vatan için ölmek de var; fakat borcun
    yaşamaktır.
    Çok çalışmalıyız; çünkü başarının anahtarı
    çalışmaktır.
    d. İki nokta :)):
    * Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin
    sonuna konur: Millî Edebiyat akımının
    temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer
    Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp,
    Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.
    * Kendisinden sonra açıklama yapılacak
    cümlenin sonuna konur:
    Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
    Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük.
    (Yahya Kemal Beyatlı)
    * Yazıda karşılıklı konuşmanın başlayacağını,
    birisinin söze başlayacağını belirtmek için
    kulanılır.
    Dizdarbaşı:
    - Ali Usta dükkânı arayacağız, dedi.
    Koca Ali cevap verdi:
    - Niçin?
    e. Üç nokta (...):
    * Tamamlanmamış cümlelerin sonunda
    kullanılır. Cümleye susma anlamı katar.
    - Anneniz nasıl oldu?
    - Onu dün...

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, çawreşamın!, ya(m)aNga ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  7. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    * Kaba sayıldığı için veya bir başka nedenden
    dolayı açıklanmak istenmeyen sözlerin yerine
    üç nokta konur.
    Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.
    * Bir metinde alınmayan cümle veya
    bölümlerin yerine kullanılır:
    Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında
    olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı:
    "Meçhul bir felâketten buraya düşmüş..."
    (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)
    * Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün
    okuyucunun hayaline bırakıldığını göstermek
    için kullanılır.
    Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
    Faruk Nafiz Çamlıbel
    f. Soru işareti (?):
    * Soru anlamı bildiren cümlelerin sonunda
    kullanılır.
    – Beyim, dedi. Bunu satmıyor musunuz?
    – Hangisini?
    – Şu keçeyi canım!
    Kenan Hulusi Koray
    * Bilinmeyen yer, tarih vb. durumları
    belirtmek için kullanılır.
    Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve
    mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin
    Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda
    yaşamıştır (1208 ?-1284).
    * Bir bilginin kuşkuyla karşılandığı durumlarda
    kullanılır.
    Ankara’ya üç (?) saatte gelmiş.
    * Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı
    cümlelerde soru işareti en sona konur:
    Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu;
    yoksa şimşekler mi çakıyordu?
    g. Ünlem işareti (!):
    * Sevinç, coşku, heyecan, şaşma gibi duyguları
    anlatan cümlelerden sonra kullanılır.
    Ey Türk Gençliği!
    Yaşa! Varol!
    – Nasıl yaparsın bunu!
    * Seslenme ve hitap sözlerinden sonra
    kullanılır.
    – Ak tolgalı Beylerbeyi haykırdı: İlerle!
    Yahya Kemal Beyatlı
    * Bir söze alay, kinaye ve küçümseme anlamı
    kazandırmak içinde kullanılır.
    Çok bilgili (!) olduğunu söylüyor.
    Evi biriktirdiği (!) parayla almış.
    h. Kısa çizgi (-):
    * Sözcükler bölünürken satır sonunda
    kullanılır.
    * Dil bilgisinde sözcüklerde kök ve ekleri
    ayırmak için kullanılır.
    baş-kan “başkan” baş-ar-mak “başarmak”
    baş-ak “başak”
    * Eski harflerle yazılmış metinlerdeki tamlama
    ve bileşik sözcüklerin Latin harflerine
    çevrilmesinde ögeleri ayırmak için kullanılır.
    Divanü Lûgati’t - Türk
    bi-çâre
    Hâkimiyet-i Milliye
    Menfaat-perest vb.
    * Bazı terim, kuruluş ve şehir adları arasında
    kullanılır.
    Eğitim-öğretim, ad-soyad
    Fen-Edebiyat Fakültesi vb.
    Türkçe- Fransızca Sözlük
    Ankara- İstanbul yolu vb.
    * Matematikte çıkartma işareti olarak
    kullanılır.
    27 - 17 = 10
    ı. Uzun çizgi (–):
    * Satır başında konuşmaları göstermek için
    kullanılır.
    – Buraya yeni mi taşındınız?
    – Kaç yaşındasın?
    * Tiyatro eserlerinde konuşanın adından sonra
    kullanılır.
    SÜTÇÜ– Hanım abla kaç litre süt alacaksın?
    PİŞEKÂR– Sana oraya git demedim, zihninden
    orasını bir geçir.
    KAVUKLU– Zihnimin gözü ufaktır geçmez
    efendim.
    i. Tırnak işareti (“...”):
    * Herhangi bir metinden ya da başka bir
    kişiden alınan bölümleri ve sözleri göstermek
    için kullanılır.
    Deveye, “Neden boynun eğri?” diye sormuşlar.
    O da “Nerem doğru ki?” demiş.
    * Özel olarak belirtilmek istenen sözleri
    göstermek için kullanılır.
    Tam bir cümlenin sonuna “nokta” konur.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, çawreşamın! ve >>optimistic<< bunu beğendi.
  8. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    178
    Beğenileri:
    728
    Ödül Puanları:
    0
    j. Ayraç (Parantez) ( ( ) ):
    * Cümlenin yapısıyla ilgili olmayan açıklama
    ve sözler ayraç içine alınır. O tarihte (1980)
    henüz sen yoktun.
    * Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini,
    durumunu açıklamak için kullanılır.
    Kavuklu- Pekâlâ (Düşünür.) Buldum, ne
    olacak?
    k. Kesme işareti ( , ):
    * Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik,
    durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle
    ayrılır:
    Kişi adları, soyadları ve takma adlar:
    Atatürk’üm, Fatih Sultan Mehmet’e,
    Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın,
    Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i, Yunus
    Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, Refik Halit
    Karay’mış, Ahmet Cevat Emre’dir, Namık
    Kemal’se.
    * Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk
    ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır.
    Nice’ler (Nisler) Bordeaux’lu (Bordokslu)
    *Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için
    kullanılır.
    MEB’in, TDK’nin, TV’ye, mm’yi, cm’den
    * Cümlede rakamları ayırmada kullanılır.
    Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilân edildi.
    2’inci kat,
    * Manzum yazılarda ölçü gereği düşürülen
    harfin yerine kullanılır.
    Şu karşıki yüce dağlar
    Acep bizim dağlar m’ola?
    Kara yaslı benim anam
    Oğul der de ağlar m’ola?
    Sümmani

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    hsnye, sheker_seyma, bergüzar ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  9. çawreşamın!

    çawreşamın! Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2010
    Mesajlar:
    34
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler ya çok işime yarayacak sayende :)

Sayfayı Paylaş