9.Sınıf IV. ÜNİTE SÖZCÜK (KELİME) BİLGİSİ

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde ByNapolyon tarafından paylaşıldı.

  1. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0


    A. SÖZCÜKTE YAPI
    KÖK: Bir sözcüğün anlamı ve yapısı
    bozulmadan parçalanamayan en küçük
    parçasıdır.
    Kelimenin kökünün, kelimenin tamamı ile
    ilgili olmalıdır. Örnek: “Okul” kelimesinin
    kökü, “oku” fiilidir. Fakat bu kelimede “ok”
    kısmı da bir anlam taşır. Ama okul ile ok
    arasında bir ilgi yoktur.
    Kökler iki çeşittir:
    1. İsim Kökleri
    2. Fiil Kökleri
    1. İSİM KÖKLERİ: İsim kökleri cümle içinde
    “isim, zamir, zarf, sıfat, edat, bağlaç ve
    ünlem” göreviyle kullanılabilir.
    Örk: göz,ev,yol,güzel…
    2. FİİL KÖKLERİ: Hareketleri, işleri anlatan
    köklere denir. Örnek: Gel-, otur-, ver- ...
    * Sesteş (Eşsesli ) Kökler: Kullanıldığı cümleye
    göre hem isim, hem fiil olabilecek köklere
    denir. Örnek: Yaz, kız, geç...
    * Kökteş (Ortak ) Kökler: Kullanıldığı cümleye
    göre hem isim, hem fiil olabilecek köklere
    denir. Örnek: boya, güven, barış…
    NOT: Sesteş köklerle kökteş kökler birbirine
    benzer. Ancak sesteş köklerde sözcükler
    arasında hiçbir anlam bağlantısı yokken kökteş
    köklerde sözcükler arasında anlam bağlantısı
    vardır.
    EKLER:
    EK: Köklere getirilerek onların anlamlarını
    tamamlayan veya değiştiren parçalara ek
    denir. Ekler, tek başlarına anlamsızdır.
    Köklere getirilerek anlam kazanır. İki çeşit ek
    vardır:
    1. Çekim Ekleri
    2. Yapım Ekleri
    1. Çekim Ekleri:
    Eklendiği kelimenin anlamını ve türünü
    değiştirmeyen, sadece cümledeki durumlarını
    belirten eklere denir.
    a) İsim Çekim Ekleri:
    İsimlere getirilen eklerdir.
    * İyelik ekleri: Eklendiği ismin karşıladığı
    varlığın kime veya neye ait olduğunu bildiren
    eklere denir.
    Tekil Kişiler: Kitab-ım
    Kitab-ın
    Kitab-ı, araba-sı
    Çoğul Kişiler: Kitab-ımız
    Kitab-ınız
    Kitap-ları
    * Hâl ekleri:
    İsimlere gelerek onların durumlarını bildiren
    eklerdir. Durum ekleri olarak da adlandırılır.
    İsmin Yalın Hâli (Yalın Durumu):
    Belirli bir eki yoktur. Hiç ek almayan veya hal
    ekleri dışındaki ekleri alan isimler yalın
    haldedir. (Ev, evim, evler…)

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.

    Berkay VARANGEL, Beyza Nurr, asi95 ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  2. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0

    İsmin –i hâli (Belirtme Durumu):
    Ekleri, -ı, -i, -u, -ü ‘dür. (Ev-i, kalem-i)
    İsmin –e hâli (Yönelme Durumu) : Ekleri –e, -
    a’dır. (Ev-e)
    İsmin –de hâli (Bulunma, kalma durumu):
    Ekleri –de, -da , -te, -ta şeklindedir. (Evde,
    okulda...)
    İsmin –den hâli (Çıkma, Ayrılma Durumu):
    Ekleri, -den, -dan, -ten, -tan şeklindedir.
    (Evden, okuldan...)
    * Tamlama ekleri:
    İsim tamlamalarında kullanılan –ın, -in, -un, -
    ün ve –ı, -i, -u, -ü ekleridir. (Ali’nin defteri,
    okulun duvarı...)
    * Çoğul ekleri:
    İsimlere gelerek onların sayısını çoğaltan –lar,
    -ler ekleridir. (Evler, okullar...)
    * Eşitlik eki:
    "-ca,--ce" biçimindedir.
    Sence bu doğru mu? Çocukça davranma
    b) Fiil Çekim Ekleri:
    Fiillere getirilen eklerdir.
    * Kip ekleri:
    Fiillerin yapılış amacını ve zamanını bildiren
    eklere denir. (Gelmiş, gelir, gelecek...)
    * Kişi ekleri:
    Fiillere, kip eklerinden sonra gelerek o işi
    kimin yaptığını belirten eklere denir. (Geldim,
    okudu-n...)
    * Olumsuzluk eki:
    Fiil köküne getirilerek onu olumsuz yapan “-
    me,-ma” ekidir. Örk: gel-me-dim bak-ma-mış
    2. Yapım Ekleri:
    Eklendiği köklerden yeni kelimeler türeten
    eklere denir. Yapım ekleri eklendiği kök veya
    gövdelerin her zaman anlamını, bazen de hem
    anlamını hem de türünü değiştirir.
    Yapım Ekleri:
    *İsimden isim yapan ekler: Gözlük, gecelik
    *İsimden fiil yapan ekler: top-la-, dar-al-
    *Fiilden fiil yapan ekler : : giy-i-n-, kır-ı-l-
    *Fiilden isim yapan ekler: dal-gıç, öğren-ci
    GÖVDE: Ad veya eylem köklerine getirilen
    yapım ekleriyle oluşan bölüme gövde denir.
    Örnek: Uç-ak, göz-lük, ev-ci,uyu-t-...
    EKLERLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER:
    1)Türkçede dört çeşit –ı, -i, -u,-ü vardır.
    Bunların farkı cümlelerden anlaşılır.
    Ev-i yandı (İyelik eki – tamlanan eki)
    Ev-i yıktılar (Hâl eki)
    Gez-i, yaz-ı (Yapım eki)
    2) İyelik ekleri ile kişi ekleri
    karıştırılmamalıdır. İyelik ekleri sadece
    isimlere gelir.
    (Ev-i-m... İyelik eki), (Geldi-m... Kişi eki)
    3) Türkçede –ım, -im, -um, -üm ekleri hem
    iyelik eki, hem kişi eki, hem ek-fiil, hem de
    yapım eki olarak kullanılabilir:
    İç-im kan ağlıyor (İyelik eki)
    İstediğin parayı vereceğ-im (Kişi eki)
    Bugün dünden daha iyiy-im (Ek-fiil)
    Gözlerin bir iç-im su... (Yapım eki)
    4) –lar, -ler ekleri bazen çoğul eki, bazen kişi
    eki, bazen de yapım eki olarak kullanılabilir:
    Ev-ler şimdi daha güzel (Çoğul eki)
    Dün bize geldi-ler (Kişi eki)
    Kemal-ler yarın bize gelecek (Yapım eki)
    YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER
    1. Basit Sözcük:
    Hiç ek almayan veya yapım ekleri dışındaki
    ekleri almış olan sözcüklere denir.
    Ev, yol, git, otur, evler, evi....
    2. Türemiş Sözcük:
    İsim veya fiil köklerine çeşitli yapım ekleri
    getirilerek oluşan sözcüklerdir. Evli, yolluk,
    gergin, başla, ...
    3. Birleşik Sözcük:
    İki veya daha fazla kelimenin birlikte
    kullanılmasıyla oluşan sözcüklerdir.
    a) Birleşik İsimler:
    Birleşik isimler değişik şekillerde oluşur.
    Bazıları isim tamlamalarının kaynaşmasıyla,
    bazılarının da sıfat tamlamalarının
    kaynaşmasıyla oluşur:
    a) Anlamsal Kuruluşlarına Göre Birleşik
    İsimler:
    * Her iki sözcük de gerçek anlamını yitirebilir:
    Saksıdaki hanımeli mi?
    Kuşburnu içer misin?

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL, asi95 ve aybos bunu beğendi.
  3. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    * Sözcüklerden yalnız biri anlamını yitirmiş
    olabilir:
    Şu yeryüzünde ne insanlar var.
    Not: Sözcükler birleşirken sözcüklerden bir
    dahi gerçek anlamını yitirirse birleşik sözcük
    bitişik yazılır.
    * Her iki sözcük de gerçek anlamını
    koruyabilir:
    Kuzeybatı ya gideceksin.
    Bu ayakkabı ne kadar?
    b) Biçimsel Kuruluşları (Yapılışları)
    Bakımından Birleşik İsimler:
    * İsim tamlaması yoluyla:
    Batık denizaltı çıkarıldı.
    Saksıdaki aslanağzı mı?
    * Sıfat tamlaması yoluyla:
    Sen ne kadar açıkgöz birisin?
    Sivrisinek bataklıklarda çok olur.
    * İki çekimli fiilin kaynaşması yoluyla:
    Sen ne kadar vurdumduymaz bir insansın.
    Bu çekyat eskimiş
    * Bir isim ve bir çekimli eylemin birleşmesi
    yoluyla:
    Bu gecekondular ne zaman yapılmış?
    Yemekte yine imambayıldı vardı.
    * Bir isim ve bir fiilimsinin birleşmesi yoluyla:
    Hemen bir cankurtaran çağırın.
    Ağaçkakan yine yaptı yapacağını.
    * Yansıma kökenli sözcüklerin birleşmesi
    yoluyla:
    Yine dırdır edip duruyor.
    Bu şakşakçılar da çok oldu artık.
    b) Birleşik Fiiller:
    İki ya da daha çok sözcüğün bir araya gelerek
    oluşturdukları fillere denir.3 türlüdür:
    1-Yardımcı Eylemle Kurulan Birleşik Fiiller:
    İsim+Yardımcı Eylem (et, eyle, ol, kıl, buyur)
    Örnek: Büyük küçük herkese yardım ederdi.
    selam eyle-,mutlu ol-,nazar kıl-,emir buyur-
    * Ses düşmesi veya ses türemesi olduğunda
    bitişik yazılır.
    Kahrolmak, emretmek, sabretmek, affolmak,
    zannetmek…
    NOT: Bazı durumlarda “etmek-olmak”
    yardımcı eylemleri tek başına kendi
    anlamında da kullanılabilir. Bu durumda
    yardımcı eylem olmaktan çıkar.
    Benim de bazen hayallere daldığım olmuştur.
    Bu ev söylendiği kadar etmez.
    2-Kurallı Birleşik Filler:
    Bir fiil kök veya gövdesi ile kalıplanmış bir
    fiilin bir ekle birleşip bir araya gelmesiyle
    oluşan fiillerdir.
    FİİL+FİİL şeklinde kurulur.
    * YETERLİLİK FİİLİ:
    Fiil + e bilmek --- sevebilmek, konuşabilmek
    (Olumsuzu) Sevememek, Konuşamamak
    * TEZLİK FİİLİ:
    Fiil + i vermek --- Bilivermek. söyleyivermek
    (Olumsuzu)
    Bilmeyivermek, söyleyivermemek
    * YAKLAŞMA FİİLİ:
    Fiil + e yazmak --- Düşeyazmak, Kırılayazmak
    (Olumsuzu) Yoktur.
    * SÜREKLİK (SÜREKLİLİK) FİİLİ:
    Fiil + e durmak, e gelmek, e kalmak= gidedur,
    süregel, bakakal, (Olumsuzu) Yoktur.
    3- Anlamca Kalıplaşmış-Kaynaşmış Birleşik
    Filler:
    Deyim halindeki fillerdir, isim soylu sözcükle
    fiil birleşir. Bazen biri bazen hepsi anlamını
    yitirir.
    Göz koymak, omuz omuza vermek, yüreği
    hoplamak, eli ayağa dolaşmak, boy ölçüşmek,
    başvurmak.
    Sınıf çok konuşuyordu, öğretmenin sabrı
    tükendi.
    B. SÖZCÜKTE ANLAM
    1. SÖZCÜKTE ANLAM VE KAVRAM
    Dilin anlamlı en küçük birimi sözcüktür.
    Sözcükler çevremizde gördüğümüz varlık, olay
    olgu ve durumları karşılarlar. Sözcüklerin bir
    ses, bir de anlam yönü vardır. “Okul açıldı.”
    cümlesinde okul sözcüğü o-k-u-l seslerinin
    birleşmesiyle meydana gelen iki heceli; açıldı
    sözcüğü de a-ç-ı-l-d-ı seslerinden meydana
    gelen ve üç heceli bir sözcüktür. Yani sözcüğü
    oluşturan sesler bir araya gelerek bir kavram;
    bir olay, olgu ya da durumu karşılarlar. Bu
    bakımdan sözcükler karşıladıkları varlıkların
    bir simgesidirler. Somut, soyut nesnelerin ya
    da hareketlerin zihinde aldığı bir şekil vardır.
    Kuş, ağaç, çiçek, masa denildiği zaman
    zihnimizde hemen bir varlık canlanır. İyilik

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL, asi95 ve aybos bunu beğendi.
  4. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    güzellik, doğruluk, özgürlük vb. denildiği
    zaman da soyut bir olgu gözümüzün önüne
    gelir. Gelecek, okuyor, söyledi sözcükleriyle
    bir hareketi düşününüz. İşte nesnelerin
    zihinde aldığı biçime kavram denir. Kavramı
    şöyle örneklendirebiliriz:
    Sözcüklerin hiçbiri birer kalıp değildir. Her
    sözcüğe zihinde bir anlam verilir. Zihin kendi
    dışındaki somut varlıkları an-lamlı hâle
    getirdiği gibi hayal olarak yarattığı soyut
    varlıkları da anlamlı hâle getirir. Örneğin
    masa denildiği zaman çeşitli meslek
    gruplarına ait kişilerin zihinlerinde farklı masa
    tipleri canlanır. Kimisi çalışma masasını,
    kimisi toplantı masasını kimisi de yemek
    masasını düşünür. Ağaç sözcüğü de kişilerde
    farklı ağaç türlerini çağrıştırabilir. Kimisi çam
    ağacını, kimisi meyve, kimisi de meşe, kavak
    vb. düşünebilir.
    Konuşma ya da yazma sırasında sözler art arda
    sıralanır. Konuşmanın akışı içerisinde konuya
    uygun sözcükler, kavramlar peş peşe
    mantıksal bir düzen içerisinde ifade edilir.
    Cümle içerisinde her bir sözcüğün bir anlamı
    vardır. Anlamdaş sözcükler dahi olsa
    değiştirilen sözcüğün anlam değerini tutmaz.
    Ak ile beyaz aynı anlamda sözcüklerdir. Ancak
    cümlede “beyaz peynir” yerine “ak peynir”
    diyemeyiz. Aynı şekilde kara ile siyah
    anlamdaş sözcüklerdir. “Ne karaymış şu
    alnımın yazısı.” cümlesinde kara yerine siyah
    diyemeyiz. Her bir sözcük cümlede kullanıldığı
    yere göre anlam kazanır.
    Somut-Soyut Sözcükler:
    Sözcüklerin bir kısmı maddi, bir kısmı da
    manevi varlıkları, olayları, olguları ya da
    durumları karşılar. Maddi varlıkları (elle
    tutulan, gözle görülen) karşılayan sözcüklere
    somut, elle tutulmayan gözle görülmeyen
    manevi varlıkları karşılayana da soyut
    sözcükler denir. Çevremizde gördüğümüz
    ağaç, çiçek, dağ, taş, el, kol, ev, cadde,
    sokak, ekmek, su vb. varlıklar somut; duygu,
    düşünce, hürriyet, barış, dostluk iyilik, rüya,
    hayal vb. soyut sözcüklerdir.
    * Soyut sözcüklerin kavram olanları felsefede;
    imgeler sanatta, terimler de bilim alanında
    daha çok kullanılır.
    Kavram: Nesnelerin zihinde aldığı biçime
    denir.
    İmge: Herhangi bir uyarıcı ya da görüntü
    olmadan bir nesnenin bilinçte beliren nesne
    ve olaylara denir.
    Terim: Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya
    bir konuyla ilgili özel ve belirli bir anlamı
    karşılayan sözcüklere denir.
    2. ANLAMLARI BAKIMINDAN KELİMELERİN
    GRUPLANDIRILMASI
    a. Anlam Çeşitleri:
    Tek Anlamlılık: Tek adı tek kavramı
    karşılayan sözcüklere tek anlamlı sözcükler
    denir.
    Çok Anlamlılık: Bir sözcüğün temel anlamı
    yanında ilgili başka anlamlar kazanmasına çok
    anlamlılık denir.
    Temel anlam (İlk anlam):
    Sözcüğün anlattığı ilk ve asıl anlamdır. Buna
    sözlük anlamı da denir. Dilimizdeki dil, diş,
    kulak, el, ayak, baş, kahve, buğday, arpa,
    mısır sözcükleri temel anlamlı sözcüklerdir.
    Bunlardan bir kısmı zaman içerisinde somut,
    soyut anlamlar ile yan anlamlar kazanarak çok
    anlamlı duruma gelirler.
    Yan anlam:
    Temel anlamlı sözcükler zaman içerisinde yan
    anlamlar kazanır. Yan anlam kazanan sözcük
    ile temel anlam arasında mutlaka bir yakınlık,
    bir ilgi bulunur. Örneğin dil “ağzımızdaki tat
    alma organı” olarak temel anlamlı bir
    sözcüktür. Ancak bu sözcük “nefesli çalgılarda
    dil; denizin içine doğru uzanan kara parçası;
    aletlerde yassı uzunca hareketli kısım (kapı
    kilidinin dili) ve iletişim aracı olarak
    kullanılan dil” yan anlamlarını kazanmıştır.
    Aynı şekilde göz görme organı olarak temel
    anlamıyla kullanılırken kaynak (su), ****k
    (iğnenin gözü), bölme (iki göz oda), ağacın
    tomurcukları ve nazar yan anlamlarını
    kazanmıştır. Bunun yanında iyi, doğru, güzel
    vb. pek çok sözcüğün yan anlamlar kazanarak
    dile zenginlik kattığı görülür.
    Mecaz anlam:
    Sözün gerçek anlamı dışında başka bir
    anlamda kullanılmasıdır. Gerçek anlam
    varlığın akla gelen ilk anlamıdır. Mecaz ise
    sözün kendi gerçek anlamı dışında başka bir
    anlam kazanmasıdır.
    Güzel hayatımız bir göz açıp kapayışta eridi.
    Arkadaşının böyle soğuk davranmasına çok
    üzülmüştü.
    Buradaki küçük gölde çocuklar her sabah
    yüzerdi. (Temel anlam)

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  5. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    Toz içinde yüzen kitaplara yazık oluyordu.
    (Yan anlam)
    Uzun zamandan beri borç içinde yüzüyordu.
    (Mecaz anlam)
    Ayağım ağrıyor. (Temel anlam)
    Masanın ayağı kırılmış. (Yan anlam)
    Bırak bu ayakları. (Mecaz anlam)
    Terim anlam:
    Bir sözcüğün bilim, sanat, spor ya da meslek
    alanına özgü kavramları karşılığında kazandığı
    anlama “terim anlam” adı verilir.
    Örnek:
    Doğru haber veren gazeteler de var. (Gerçek
    anlam)
    İki noktadan tek doğru geçer. (Terim anlam)
    Olaya bir de şu açıdan bakalım. (Mecaz
    anlam)
    İkizkenar üçgenin taban açıları eşittir. (Terim
    anlam)
    Teşhis (Kişileştirme):
    İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara
    insana özgü bir özellik verme sanatına teşhis
    denir.
    Ör: Ağlama karanfil beni de ağlatma
    Sil gözyaşlarını
    İntak (Konuşturma):
    İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların
    konuşturulması sanatıdır. Konuşturma
    kişileştirmeden sonra gelir. Varlıklar önce
    kişileştirilir sonra gerekirse konuşturulur. Her
    intakta bir kişileştirme vardır ama her
    kişileştirmede bir intak yoktur. Fabllar bu
    sanata örnektir.
    Ör: Mor menekşe: “Bana dokunma” diye
    bağırdı.
    İstiare (İğretileme):
    Sadece benzeyen ya da benzetilenle yapılan
    teşbihe istiare denir. Açık istiare ve kapalı
    istiare olmak üzere ikiye ayrılır.
    a- Açık istiare: Benzetme öğelerinden sadece
    kendisine benzetilenin bulunduğu benzeyenin
    bulunmadığı istiaredir.
    Ör: Yüce dağ başında siyah tül vardır.
    Benzeyen: bulut(söylenmemiş)
    Benzetilen: siyah tül (söylenmiş)
    Ör: Havada bir dost eli okşuyor derimizi
    Benzeyen: Rüzgâr(söylenmemiş)
    Benzetilen: dost eli(söylenmiş)
    b- Kapalı istiare: Benzetme öğelerinden
    sadece benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı
    istiarede kendisine benzetilen yer almaz.
    Ör: Yüce dağların başında
    Salkım salkım olan bulut.
    Benzeyen: Bulut(var)
    Kendisine benzetilen: üzüm(yok)
    Ör:
    Bir arslan miyav dedi
    Minik fare kükredi
    Fareden korktu kedi
    Kedi pır uçuverdi
    Dörtlükte ‘’aslan’’ , ‘’miyav’’ sözcüğüyle
    kediye; fare, kükredi sözcüğüyle aslana;
    ‘’kedi’’ ‘’uçuverdi’’ sözcüğüyle kuşa
    benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene
    yer verilmemiştir.
    Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması):
    Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili
    olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır. Ad
    aktarması iç-dış, parça-bütün, yer-insan,
    sanatçı-eser gibi farklı ilişkiler kurularak
    yapılır:
    * İşe alınman için dün şirketle
    görüştüm.(İnsan)
    * Toplantıya Milliyet gazetesinin güçlü
    kalemleri de geldi.(Yazar)
    * Nihat’ın golüyle tüm stat ayağa
    kalktı.(Seyirci)
    * O evine çok bağlı bir insandır.(Ailesi)
    * Bu olay üzerine bütün köy ayaklandı.(Halk)
    * İstanbul'dan kalkan uçak az önce Adana'ya
    indi.(Havaalanı)
    Kinaye:
    Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda
    kullanmaktır.
    Uyarı: Kinayede daha çok mecaz anlam
    kastedilir.
    * Mum dibine ışık vermez.
    * Hamama giren terler.
    * Taşıma su ile değirmen dönmez.
    * Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
    * Ateş düştüğü yeri yakar.
    * Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı.
    Tariz (Dokundurma):
    Bir kişiyi iğneleme, bir konuyla alay etme
    veya sözün tam tersini kastetmedir.
    * Bir nasihatim var zamana uygun,
    Tut sözümü yattıkça yat uyuma,
    Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye,
    El için yok yere yanma.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  6. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    * O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş
    gidiyor.
    b. Anlam İlişkilerine Göre Sözcükler:
    Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler:
    Yazılışları ve okunuşları farklı, anlamları aynı
    olan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir. Eş
    anlamlı sözcükler ulusların kültürel ilişkileri
    sonucu dile giren birimlerdir. siyah ---- kara,
    beyaz----- ak, zengin----varlıklı, fakir----
    yoksul…
    Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler:
    Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı
    olan sözcüklere eş sesli (sesteş) sözcükler
    denir. Eş sesli sözcüklere özellikle
    atasözlerinde, deyimlerde ve cinaslı
    mânilerde rastlanır. Türkçede kullanılan, çay,
    yüz, kara, bağ, dil vb. pek çok sözcük eş
    seslilere örnek olarak gösterilebilir.
    Zıt Anlamlı Sözcükler:
    Anlam bakımından birbirinin zıddı olan
    sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir.
    “Aşağı yukarı yirmi gün oluyor.”
    “Acı tatlı pek çok günlerimiz geçti.”
    Yukarıdaki cümlelerde aşağı ile yukarı, acı ile
    tatlı sözcükleri zıt anlamlıdır.
    * Sözcüklerin olumsuzluk durumu zıt anlamlısı
    demek değildir. “Ali okuldan geldi.“ cümlesi
    olumludur. Bu cümlenin olumsuz hâli “Ali
    okuldan gelmedi” dir. Geldi ile gelmedi zıt
    anlamlı değildir. Geldi sözcüğünün olumsuzu”
    gelmedi”, zıt anlamı ise “gitti” dir.
    Fiiller- -ma/-me ekiyle olumsuz hâle getirilir.
    aldı- almadı; okudu- okumadı çalış-tıçalışmadı,
    sildi-silmedi vb.
    İsimler ise -sız/-siz ekiyle olumsuz hâle gelir.
    Susuz (çeşme) tuzsuz (yemek), görgüsüz
    adam, bilgisiz kişi vb. İsimler -lı/-li ekiyle
    olumlu hâle gelir. taşlı yol, kumlu sahil…
    Yakın Anlamlı Sözcükler:
    Dilimizde kullanılan bazı sözcükler arasında
    anlam bakımından bir yakınlık vardır. Yakın
    anlamlı sözcükler dile bir canlılık ve zenginlik
    katar. Duymak, işitmek; izlemek, seyretmek;
    doğruluk, dürüstlük; yalan yanlış; eğmek,
    büğmek (bükmek), demek, söylemek; özlem,
    hasret, vb. sözcükler yakın anlamlıdır. Yakın
    anlamlı sözcüklerden bazıları yabancı
    dillerden dilimize girmiş ve yerleşmiştir.
    Özlemek, garipsemek, hasret kalmak gibi.
    c. Sözcüklerde Anlam Değişmeleri:
    Bir sözcüğün anlattığı kavramdan az çok
    uzaklaşması, onunla uzak yakın ilgisi bulunan
    ya da hiç ilgisi bulunmayan yeni bir kavramı
    yansıtır duruma gelmesine anlam değişmesi
    denir. Anlam değişmesi dilde şu şekillerde
    görülür:
    a. Anlam Genişlemesi: Bir varlığın bir türünü
    ya da bölümünü anlatan sözcüğün zamanla o
    varlığın bütün türlerini birden anlatır duruma
    gelmesine anlam genişlemesi denir. Alan
    sözcüğü “düz, açık yer” anlamında
    kullanılırken günümüzde, bu anlamı yanında
    meslek, iş, araştırma-inceleme alanı vb.
    anlamlarında kullanılmaktadır. Yıldız gökteki
    yıldız anlamı yanında “herkesçe çok sevilen,
    mesleğinde parlayan sanatçı anlamında
    kullanılmaktadır. Hatta bu sözcük sinema,
    televizyon sanatçısı anl***** da gelmektedir.
    Anlam genişlemesi edebî eserlerde, mecazlı
    sözlerde çokça görülür.
    b. Anlam Daralması: Bir sözcüğün eskiden
    anlattığı durumun, nesnenin bir bölümünü bir
    türünü anlatır duruma gelmesidir. Eskiden
    (Göktürkçede) mal mülk anlamında kullanılan
    tavar (davar) sözcüğü, günümüzde sadece
    koyun keçi sürüsü anlamında kullanılmaktadır.
    Aynı şekilde oğlan “çocuk, evlat” demek iken,
    yani hem kız hem oğlan çocuğunu karşılarken,
    bugün sadece erkek çocuğunu
    karşılamaktadır. Örneklerden görüleceği gibi
    anlam daralmasında sözcüğün ilk anlamında
    bir daralma olmaktadır.
    c. Başka Anlama Geçiş: Herhangi bir anlamda
    kullanılan sözcüğün sonradan bambaşka bir
    anlamda kullanılmasıdır. Eskiden
    (Göktürkçede) üzmek, “kırmak, kesmek”
    anlamında kullanılırdı. Zamanla bu sözcük
    başka bir anlama geçerek günümüzde “üzüntü
    vermek” anlamında kullanılmaktadır.
    Sakınmak “düşünmek, üzerinde durmak,
    kederlenmek, yaslanmak anlamlarına
    geliyordu. Günümüzde ise “herhangi bir şeyi
    yap-maktan, korku ve üzüntü verir
    düşüncesiyle uzak durmak” demektir. Yani
    önleyici tedbir almaktır. Ucuz (Göktürkçede)
    kolay, değersiz, hakir anlamında iken bugün
    “az para ile alınan” anlamındadır. “Duman”
    anlamında kullanılan tütün sözcüğü de bir
    bitki türünü, tütün bitkisini karşılar duruma
    gelmiştir. Bu tür anlam geçişlerinde sözcüğün
    ilk (temel) anlamı kaybolmakta, zamanla
    başka anlamlara geçmektedir.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL bunu beğendi.
  7. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    3. SÖZCÜK (KELİME) GRUPLARI
    Bir varlığı, bir kavramı, bir niteliği veya bir
    durumu karşılamak üzere belli kurallar
    içerisinde yan yana gelen sözcükler
    topluluğuna sözcük grupları denir. Türkçede
    kullanılan sözcük grupları şunlardır:
    a. Deyim:
    Birden fazla sözcüğün birleşerek kendi
    anlamları dışında başka bir anlamda
    kullanılmalarına deyim denir. Ayakları
    karıncalanmak, küplere binmek, kulak misafiri
    olmak, göz koymak vb.
    * Deyimler dilde kalıplaşmış sözlerdir. Bu
    nedenle deyimin sözcükleri değiştirilemez.
    Aynı anlamda dahi olsa bir sözcüğün yerine
    başka bir sözcük konmaz. Aynı zamanda
    sözcüklerin sırası da değiştirilemez.“Ayıkla
    pirincin taşını, tut kelin perçeminden”
    sözlerinde ‘pirincin taşını ayıkla ya da kelin
    perçeminden tut’ diyemeyiz.
    * Deyimler bir durumu anlatmak için
    kullanılır. En ince benzetmelere, mecazlara
    ve ince hayallere yer verilir.
    * Çoğu mecaz anlamlı sözler olmakla beraber
    gerçek anlamlı deyimler de vardır. Yükte hafif
    pahada ağır / İyi gün dostu
    * Deyimlerin bir kısmı cümle şeklinde bir kısmı
    da sözcük grubu hâlindedir. Örk: Yorgan gitti
    kavga bitti. / Şeytan görsün yüzünü. /Atı alan
    Üsküdar’ı geçti (Cümle)
    b. İkileme (Tekrar Grubu):
    İkileme anlatım gücünü artırmak, anlamı
    pekiştirmek, kavramı zenginleştirmek
    amacıyla aynı sözcüğün tekrar edilmesi veya
    yakın ya da zıt anlamlı olanının bir araya
    gelmesiyle oluşan gruplardır. İkilemeler farklı
    şekillerde oluşturulur:
    1)Aynı kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır:
    ağır ağır, güzel güzel, tatlı tatlı, konuşa
    konuşa, atlaya atlaya, koşa koşa, deste deste,
    soğuk soğuk,…
    2)Zıt kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır: İyi
    kötü, aşağı yukarı, büyük küçük, alt üst, düşe
    kalka, bata çıka …
    3)Biri anlamlım diğeri anlamsız iki kelimenin
    tekrarlanmasıyla yapılır.
    ev mev, kitap mitap, su mu, sıkı fıkı, tek tük,
    saçma sapan, ufak tefek …
    4)Her ikisi de anlamsız kelimenin
    tekrarlanmasıyla yapılır. ıvır zıvır, çıtı pıtı,
    abuk sabuk, paldır küldür, apar topar, mırın
    kırın…
    5)Yakın anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla
    yapılır.
    akıl fikir, ak Pak, mal mülk…
    6)Eş anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla
    yapılır.
    bitmek tükenmek, sağ salim, doğru dürüst,
    ses seda, güçlü kuvvetli…
    7) Yansımayla yapılır: tıkır tıkır, çatır çatır,
    horul horul, gümbür gümbür…
    İkilemelerin Görevleri:
    1)İkilemeler isim olarak kullanılabilir:
    *Çarşıdan öteberi aldık.
    *Bu ıvır zıvırı tavan arasına kaldırın.
    *Babadan bize mal mülk kalmadı.
    2)İkilemeler sıfat olarak kullanılabilir.
    *Bebeğin kırmızı kırmızı yanakları vardı.
    *Üzerinde eski püskü bir ceket vardı.
    *Sınıfta pırıl pırıl simalar vardı.
    3)İkilemeler zarf olarak kullanılabilir.
    *Bu konuyu enine boyuna düşündük.
    *Öğretmen konuyu yavaş yavaş anlattı.
    *Çamura bata çıka ilerliyorduk.
    c. Tamlamalar:
    Bir ismin ya da sıfatın başka bir isimle
    oluşturduğu gruba tamlama denir.
    Tamlamalar isim ve sıfat tamlaması olmak
    üzere önce ikiye; isim tamlamaları da kendi
    arasında dörde ayrılır.
    1. İsim Tamlaması:
    Bir ismin başka bir isimle oluşturduğu gruba
    isim tamlaması denir. Bir isim başka bir isimle
    araya bir ek alarak ya da ek almadan tamlama
    oluşturur. Tamlamada birinci sözcük
    tamlayan, ikinci sözcük tamlanandır. İsim
    tamlamaları dört türlüdür:
    a. Belirtili isim tamlaması:
    Belirtili isim tamlamasında tamlayan da
    tamlanan da ek alır. Bu tür tamlamada
    tamlayan -ın/in, tamlanan 3. kişi iyelik ekini
    (-ı,-i,-sı,-si) alır.
    Ayşe’nin elbisesi, çocuğun gömleği, kapının
    kolu, okulun bahçesi vb.

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL ve aybos bunu beğendi.
  8. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    b. Belirtisiz isim tamlaması:
    Bu tamlamada yalnız tamlanan ek alır,
    tamlayan ek almaz.
    çam ağacı, tarla kuşu, utanma duygusu, Türk
    bayrağı, okul çantası, yemek masası vb.
    c. Takısız isim tamlaması:
    Bu tamlamada tamlayan ve tamlanan ek
    almaz. Bu tür tamlamalarda tamlayan,
    taml*****n ya neye benzediğini ya da neden
    yapıldığını anlatır.
    taş duvar, cam boru, tahta köprü, çelik masa,
    demir kapı, yün çorap vb.
    Takısız tamlamada tamlayan taml*****n
    neden yapılığını gösterir; tahta köprüde
    köprünün tahtadan; “demir kapı”da,
    kapının demirden yapıldığı anlatılmaktadır.
    Yufka yürek, kiraz dudak, elma yanak, taş
    yürek, sırma saç tamlamalarında tamlayan,
    tamlanan varlığın neye benzediğini mecazlı
    olarak ifade etmektedir.
    d. Zincirleme isim tamlaması:
    Tamlayanı isim tamlaması olan tamlamalara
    zincirleme isim tamlaması denir. Bu tür
    tamlamalar birden çok sözcükten oluşur.
    Bahçe duvarının önü, okul kapısının rengi,
    çantanın içindeki eşyalar, kitabın son sayfası
    vb.
    Ad Tamlamalarıyla İlgili Özellikler:
    1) Belirtili ad tamlamalarında tamlayan çoğul,
    tamlanan da belgisiz bir sözcük olursa
    tamlayan eki “-in” yerine “-den” eki
    kullanılabilir.
    * Aşağıdakilerden hangisi (Aşağıdakilerin
    hangisi)
    * Yolculardan biri (Yolcuların biri)
    2) Belirtili ad tamlamalarında kimi zaman
    tamlayan ile tamlanan yer değiştirebilir.
    * Tadı yok sensiz geçen günlerin.
    3) Belirtili ve zincirleme ad tamlamalarında
    tamlayan ile tamlanan arasına sözcükler
    girebilir.
    * Masanın ayağı: (Masanın kırık ayağı)
    * Evin borcu. (Evin bir türlü bitmek bilmeyen
    borcu)
    4) Belirtili ad tamlamalarında tamlayan,
    tamlanan ya da ikisi birden zamir olabilir.
    * Onun kızı (Tamlayan zamir)
    * Çocukların birçoğu (Tamlanan zamir)
    * Onların birçoğu (Tamlayan da tamlanan da
    zamir)
    5) Tamlayanı zamir olan belirtili ad
    tamlamalarında tamlayan genellikle düşer.
    Bunlara “tamlayanı düşmüş ad tamlaması”
    denir.
    *Olayı bize babası anlatmıştı. (Onun babası)
    *Evimiz çok güzel oldu. (Bizim evimiz)
    *Paran var mı?(Senin paran)
    6)Bir tamlayan, birden çok tamlanan için; bir
    tamlanan da birden çok tamlayan için ortak
    kullanılabilir.
    *Evin kapısı ve penceresi açık
    kalmıştı.(Tamlayan ortak)
    *Ahmet’in, Murat’ın ve Deniz’in velisi
    toplantıya katılmadı.(Tamlanan ortak)
    2. Sıfat tamlaması:
    Bir sıfatın bir isimle oluşturduğu tamlamaya
    sıfat tamlaması denir. Tamlayan durumundaki
    sıfat tamlanan varlığın bir niteliğini, özelliğini
    belirtir ve ek almaz.
    Güzel yazı, büyük bir iş, çalışkan çocuk, beş
    kişi, kırmızı kalem, yeşil saha, vb.
    d.Bağlama Grubu (Bağlaçlar):
    Cümleleri veya aynı görevdeki sözcükleri
    birbirine bağlayarak aralarında anlam ilgisi
    kuran sözcüklere denir.
    Ogün okula gelemedim çünkü çok hastaydım.
    (sebep)
    Bu maçı kazanacağız hatta şampiyon
    olacağız.(Pekiştirme)
    Mademki söz verdin, sözünü tutacaksın.
    Bu mağazada elbiseler çok güzel üstelik çok
    ucuz.
    Sanki dağları sen yarattın.
    Meğer bütün evi o dağıtmış.
    Eğer kardeşine uğrarsan selamımı söyle.
    Çok geç kaldılar; yoksa kaza yaptılar.
    Ders çalışmıyor; üstelik yaramazlık yapıyor.
    Önce bunlardan yani çok iyi bildiğiniz
    sorulardan başlayın.
    Bizde yahut sizde çalışabiliriz.
    İster yazarsın ister yazmazsın.
    Ne güzel ne çirkin sayılır.
    Hem gülüyor hem konuşuyordu.
    O filmi ben de seyrettim.
    Sana değer veriyorum ki seninle konuşuyorum.
    Uyarı: Biri bağlaç diğeri edat olan iki çeşit
    “ile” vardır. Bir cümlede “ile”nin yerine “ve”
    yi getirebiliyorsak bağlaç, getiremiyorsak
    edattır.
    “Bazen yandık bazen menekşelerle
    söyleştik.(Edat)
    “Kazaklarla ceketi unutma!(Bağlaç)
    Uyarı: “Ancak” ,“Yalnız “:
    * Ama, fakat anlamında kullanılıyorsa bağlaç,

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL ve aybos bunu beğendi.
  9. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    * Bir tek, sadece anlamında kullanılıyorsa
    edat,
    * Önündeki ismi niteliyorsa sıfat,
    * Fiili niteliyorsa zarftır.
    Geziye yalnız bizim sınıf katıldı. (edat)
    Bu adam evde yalnız yaşıyor. (zarf)
    Yalnız insanlar hayata karamsar bakarlar.
    (sıfat)
    Onunla konuşurum yalnız fikrim yine de
    değişmez.(bağ)
    e. Edat Grubu (İlgeçler):
    Tek başına bir anlam taşımayan, ancak
    kendinden önceki sözcükle birlikte
    kullanıldığında belirli bir anlamı olan
    sözcüklerdir. Edatlar çekim eki alırsa
    adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:
    Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
    Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
    Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s)
    İşe girmek için ehliyet almış (a.s)
    Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç)
    Adana, cennet kadar güzel bir yerdir.
    (benzerlik)
    Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön)
    Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor.
    (görüş)
    Akşama geri vermek üzere bu kitabı
    alabilirsin. (koşul)
    Akşama doğru misafir gelecek. (zaman)
    Sabahtan beri dışarıyı izliyor. (zaman)
    f. Ünlem Grubu (Ünlemler):
    Aniden ortay çıkan duyguların etkisiyle
    ağızdan bir çırpıda çıkan, bu duyguları daha
    etkili anlatmaya yarayan kelimelerdir veya
    sözlerdir. Bu kelimelerin yanında dilek, emir,
    tehdit gibi anlamlar taşıyan kelimeler,
    cümleler ve yansımalar da ünlem değeri
    kazanabilir.
    Bu bakımdan ünlemler ikiye ayrılabilir:
    1. Asıl Ünlemler
    Asıl görevi ünlem olan kelimelerdir. Başka
    görevlerde kullanılamazlar. Seslenme veya
    duygu anlatırlar.
    Ey Türk Gençliği!
    Hey! Biraz bakar mısın?
    Ee, yeter artık!
    Aa! Bu da ne?
    Ah, ne yaptım!
    2. Ünlem Değeri Kazanmış Kelime ve Sözler
    Anlamlı kelimelerin bazılarına vurgu ve
    tonlama yoluyla ünlem değeri kazandırılabilir.
    Bunlar da duygu ya da seslenme anlatır.
    Komşular!
    Babacığım!
    Ne olur yardım et!
    g. Unvan Grubu:
    Bir şahıs ismiyle, bir unvan veya akrabalık
    isminden meydana gelen kelime gruplarıdır.
    Bayındır Han, Osman Gazi, Mehlika Sultan,
    Hasan Paşa, Ali Bey, Ahmet amca, Şinasi
    Efendi, Kemal Ağa, Nigâr Hanım...
    h. Fiilimsi Grupları:
    I.İsim Fiil Grubu:
    İsim fiiller fiil soylu sözcüklerin sonuna –mak,
    -mek , -ış, -iş, -uş, -üş, -ma, -me ekleri
    getirilerek yapılır.
    Bir gülüşün ömre bedel.
    Seni bile özlemek istemiyorum bu akşam.
    İçimde maziden kalma duygular var.
    NOT 1: İsim-fiil ekiyle türetilen bazı
    sözcükler, isim- fiil özelliğini yitirip
    kalıplaşarak kalıcı bir nesne ya da kavram adı
    olabilir. Artık bunlara isim- fiil eki olarak
    bakmamak gerekir.
    *Kaymak, çakmak, dondurma, kavurma,
    dolma, gözleme, bağış, geviş…
    NOT 2: Fiilden fiil yapım eki olan –iş ile isimfiil
    eki olan –iş’ i birbiri ile karıştırmamak
    gerekir. Anlamsal olarak fiilden fiil yapım eki
    (işteşlik eki) bir işi karşılıklı ya da birlikte
    yapma anlamı verirken isim fiil eki böyle bir
    anlam vermez.
    • Gülüşün çok güzel. (isim fiil eki)
    • Onu öyle görünce gülüştüler. (işteşlik eki)
    NOT 3: Fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –
    ma, -me ile isim fiil eki olan –ma,-me birbiri
    ile karıştırılmamalıdır.
    Fiilden fiil yapan –ma, -me fiile olumsuzluk
    anlamı katarken isim fiil eki olan –ma, -me
    fiile olumsuzluk anlamı katmaz.
    • Artık sevmeyeceğim. (olumsuzluk eki)
    • İnsanın mesleğini sevmesi gerekir. (isim – fiil
    eki)
    II. Sıfat Fiil Grubu :(Ortaçlar)
    Fiil soylu sözcüklerin sonuna –an, -en, -ası,
    -esi, -mez,
    -maz, -ar, -er, -dık, -dik, -duk, -dük, -tık, -
    tik, -tuk, -tük ,
    -ecek, -acak, -miş, -mış, -muş, -müş ekleri
    getirilmek suretiyle yapılır. Sıfat- fiil ekleri
    genellikle sıfat tamlaması kurar.
    İşleyen demir pas tutmaz.
    O öpülesi eller beni büyüttü.
    Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç.
    Senin bu yaptığın olur iş değil

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.
    Berkay VARANGEL ve aybos bunu beğendi.
  10. ByNapolyon

    ByNapolyon Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    179
    Beğenileri:
    750
    Ödül Puanları:
    0
    Benim doğduğum köyleri akşamları eşkıyalar
    basardı.
    Tanıdık bir yüz çıkmadı karşımıza.
    Görülecek günler var daha aldırma gönül.
    Mayın tarlasına düşmüş bir ****yim.
    NOT: Zaman ekleriyle sıfat fiil eklerini
    karıştırmamak gerekir. Zaman ekleri, şahıs
    ekinden önce fiile gelerek fiili yüklem yapar.
    Sıfat fiil ekleri ise genellikle fiilleri sıfat yapar
    ve üzerine isim çekim eklerini alabilir oysa
    zaman ekleri isim çekim eklerini alamazlar.
    Hiç oturacak zamanım yok. (-acak sıfat fiil
    eki)
    Oğlum, okuyacak ve büyük adam olacak.
    (zaman eki )
    Okumuş insanlar daha kültürlü (s.f.e)
    Annem de okumayı çok istemiş. (zaman eki)
    III. Zarf Fiil Grubu: (Bağ Fiiller - Ulaçlar)
    Fiil kök ve gövdelerinin üzerine –ınca, - dıkça,
    - dığında, -ken , -r… -mez, -alı, -erek, -
    madan, -meksizin, -a…-a, -ıp ekleri getirilerek
    oluşturulur. Zarf- fiil ekleri temel cümlenin
    zarf tümleci olurlar.
    Ben gidince hüzünler bırakırım.
    Ağladıkça dağlarımız yeşerecek göreceksin.
    **düğünde henüz çok gençti.
    Sen ağlarken ben nasıl gülerim.
    Onu görür görmez tanıdım.
    Yarim, sen gi**** yedi yıl oldu.
    Gülerek yanıma geldi.
    Hiçbir şey söylemeden çekip gitti.
    Sizin durmaksızın çalışmanız lazım.
    Gide gide bir söğüde dayandık.
    Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var
    kaderde.
    NOT 1: Bir cümlede kaç tane fiilimsi varsa o
    kadar da yan cümle var demektir.
    NOT 2: Bir cümlede fiilimsi varsa o cümle
    girişik birleşik bir cümledir.
    NOT 3: Bir cümledeki fiilimsi sayısıyla temel
    cümlenin yükleminin toplamı o cümledeki
    yargı sayısını verir.
    ı. Sayı Grubu:
    Basamak sistemine göre sıralanmış sayı
    isimleri topluluğu-dur. Sayılar sondan başa
    doğru büyür. Küçük sayı sonda bulunur.
    On bir, doksan iki, yüz elli dört, yedi yüz elli iki bin ..

    "Teşekkür et" butonuna basmanız yeterlidir.

Sayfayı Paylaş