9.SINIF

Konu 'Coğrafya 9. Sınıf' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    İç kuvvetler ve dış kuvvetleri kısaca açıklarmısınız?
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    İÇ KUVVETLER
    Enerji kaynağını yerin derinliklerinden alan (yani mağmadan) ve yeryüzünün şekillenmesinde olumlu etkiye sahip yapıcı kuvvetlere denir.



    OROJENEZ(DAĞ OLUŞUM HAREKETİ)



    Dağ oluşum hareketleri kıvrımlı dağ sıralarını veya kırık fay hatlarını meydana getiren hareket. Orojenez hareketlerine maruz kalan sahalarda tabakaların asli durumları düşey doğrultuda geniş çapta yükseldikleri gibi yatay doğrultuda da geniş ölçüde yer değiştirirler. Böylece çeşitli tipte kıvrılmaya elverişli olmadığı kesimlerde ise kırılma ve faylanmalar oluşur.



    a) KIVRILMA:

    Dış kuvvetler tarafından sürüklenen maddeler , okyanus , göl ,deniz gibi çukur alanlarda birikirler ve zamanla bunlar kalın tortullar meydana getirirler. Bu birikim alanlarına “Jeosenklinal”denir.

    Jeosenklinalin dibinde birikmiş olan tortullar yan basınçlara uğrarlar. O zamana kadar deniz dibinde yatay bir şekilde bulunan bu tabakaların durumu bozulur. Eğer bu tabakalar fazla sert değil ise bir takım kıvrılmalar meydana getirerek yükselirler ve sıkışıp sertleşirler. Bu kıvrımların kubbemsi yerlerine yeni yüksekte kalan kısımlarına Antiklinal, alçakta kalan kısmına ise senklinal denir


    Kıvrılmalara örnek olarak Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar dağları verilebilir.

    b)KIRILMA :

    Orojenik hareket sırasında tabakalar bazen kıvrılamazlar ve kayaçların birleşimine, esnekliğine, ve kalınlığına göre kırılmaya uğrarlar. İşte bu kırıklara FAY denir


    Ülkemizde en yaygın horst ve grabenlere Ege Bölgesinde rastlanır. Ör: Aydın Dağ. , ve Yunt dağları; horstlara örnek iken B.ve K menderes ise grabenlere örnektir.

    ÜLKEMİZDE ÜÇ TANE KIRIK FAY HATTI VARDIR.

    K.AND FAY HATTI :Ege’de Saros körfezinden başlar. Bolu , Erzurum Erzincan üzerinden İran’a kadar uzanır.

    G.AND FAY HATTI :K.Afrika’dan başlar , Hatay ve Erzincan‘a kadar uzanır.

    B.AND FAY HATTI :Ege’de kuzeyden güneye doğru olan horst ve graben hattını içine almaktadır.

    DÜNYADAKİ EN BÜYÜK RİFT HATTI :

    Afrika’daki Mozambik’ten başlar. Lübnan, Filistin, Suriye üzerinden Amik ovasına ve Maraş’a kadar uzanır. Bu çöküntülerin içinde çeşitli göller oluşmuştur.

    Bunlar ,

    Albert, Lut, Tanganika, Victoria, Rudolf, Nyasa, Kivu.





    EPİROJENEZ



    (KITA OLUŞUM HAREKETLERİ)



    Yerkabuğunun geniş sahalarının yavaş yavaş dikey ve düşey doğrultuda yükselme ve alçalma hareketlerine epirojenez denir. Epirojenezin orojenik hareketlerden farkı, epirojenezde tabaka oynamalarının ve bozulmalarının görülmemesidir. Epirojenezin olması için yerkabuğundaki izostatik dengenin bozulması gereklidir.

    İZOSTATİK DENGE :

    Yerkabuğunun yoğunlukları ve kalınlıkları oranında birbirinden farklı, manto üzerindeki hareketli parçaları arasındaki dengeye izostatik denge denir. Yerkabuğu parçaları ağırlıkları oranında magma üzerinde yüzerken çeşitli faktörlerin etkisiyle alçalmalara ve yükselmelere uğrarlar. Bu faktörler: iklim değişikliği, yeni bir dağ oluşumu, buzulların erimesi, tortulanma gibi olaylardır. Yerkabuğu bu faktörlerin etkisiyle magmaya gömülür veya yükselmeye uğrar.

    EPİROJENİK HAREKETLERE ÖRNEKLER:

    § Venedik şehri yılda 4mm batmaktadır.

    § Tokyo yılda 1.8 cm’lik batmaktadır.

    § Ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz havzaları çökmektedir.

    § İskandinavya üzerindeki buzulların erimesiyle her yıl yükselmektedir.



    REGRASYON:

    Epirojenez olayı sonunda karaların yükselmesiyle deniz seviyesi geriler . Buna deniz gerilemesi denir.

    TRANSGRESYON:
    Karaların yavaş yavaş magmaya batmasıyla da deniz seviyesi yükselir ve deniz karaya doğru ilerler. Bu olaya deniz ilerlemesi denir.

    VOLKANİZMA


    Yerin derin kısımlardaki magmanın yerkabuğunun zayıf kısımlardan sıvı, gaz, ya da katı halde yeryüzüne çıkması olayına denir. Magma yeryüzüne çıktığında lav adını alır. Yeryüzünde veya yerin içinde soğuyup katılaştığında magmatik kayaları ve maden yataklarını oluşturur.



    VOLKAN KONİSİ: Lavların yeryüzüne çıktığı koni biçimindeki tepeye denir


    BACA: Magmadan gelen düz, lav ve gazların yüzeye çıktığı yere baca denir.

    KRATER: Volkan konisinin tam tepesinde lavların yeryüzüne çıktığı huni biçimindeki çukurluğa denir. Eğer kraterler çeşitli patlamaların etkisiyle kalderalar ve mazılar oluşur.

    VOLKAN TÜFÜ: Volkanizma sonucu kül ve tüflerin yanardağ çevresinde birikmesiyle oluşan tabakaya denir.

    NOT: Volkan tüfleri tarım açısından verimli toprakları meydana getirdiği için yanardağlar tehlike arz etmesine rağmen çevrelerinde yerleşmeler yaygındır. Ayrıca volkanların oluşturduğu kükürt yataklarından yararlanılır.



    YERYÜZÜNDEKİ VOLKANLARIN DAĞILIŞI :

    Dünyada aktif halde 450 volkan vardır. Bunların bulunduğu yerler jeolojik zamanlarda tektonik olaylara uğramış yerkabuğunun kırık, çatlak, geniş alanlardır.

    1)Büyük okyanus çevresi: Bugünkü etkin volkanların 350’si burada bulunur.

    2)Akdeniz Doğrultusu Ve Çevresi: Geri kalanlar burada yer alır. Bu şerit üzerinde birçok etkin yanardağ bulunur. Etna, Santorin gibi



    TÜRKİYEDEKİ VOLKANLAR :

    DOĞU ANADOLU : B.ve K. Ağrı , Tendürek , Nemrut , Süphan , Cilo

    İÇ ANADOLU : Erciyes , Melendiz , Hasandağı , Karadağ , Karacadağ

    KARADENİZ : Köroğlu Dağı

    G.D.ANADOLU :
    Karacadağ

    EGE : Kula ve çevresindeki 56 adet koni



    SEİZMA (DEPREMLER)



    Yerkabuğunda meydana gelen çeşitli salnım ve titreşim hareketlerine denir. Depremin süresi saniyelerle ifade edilirken etki dereceleri çok yüksektir. Depremler yeryüzünü en kısa sürede şekillendiren kuvvetlerdir.





    HİPOSANTR : Depremin yerin iç kısmında ilk oluştuğu yere denir. Yeni iç merkezdir.



    EPİSANTR : Deprem dalgasının yeryüzüne ilk çıktığı yere denir. En şiddetli tahribat bundadır.

    SİSMOGRAF : Depremlerin şiddetini ölçen alete denir .

    İZOSEİST : Deprem dalgalarının aynı şiddetle olduğu noktaların birleşmesiyle elde edilen eğrilerdir.

    DEPREM ÇEŞİTLERİ :

    1)VOLKANİK DEPREMLER :


    Volkanizma alanlarında magmanın geçtiği yerlerde sürtünmeden kaynaklanan ve şiddeti çok az olan depremlerdir.

    2)ÇÖKÜNTÜ DEPREMLERİ :

    Kayatuzu kekler gibi kütlelerin yeraltı suları tarafından eritilmesiyle yeraltında oluşan mağaraların üzerindeki toprak katmanlarının çökmesi sonucunda oluşurlar.Etkileri ve şiddetleri azdır.Türkiye’de Karaman, Çankırı, Kırşehir ve Sivas çevrelerinde zaman zaman görülür.

    3)TEKTONİK DEPREMLER :

    Yeryüzünde en çok görülen ve en fazla hasara neden olan depremlerdir. Yerkabuğunun derinliklerinde basınçlar ve gerilimler sonucu oluşan yer değiştirmeler, oynamalar, kırılmalar bu gruptandır. Bugünkü depremlerin %80 i Tektonik depremlerdir.

    TSUNAMİ: Okyanuslarda depremle, volkanik olaylar sonucu oluşan dev dalgalara denir



    RICHTER ÖLÇEĞİNE GÖRE DEPREMLER :

    A-1-5 ARASI: Hafif şiddette olup can ve mal kaybına yol açmaz.

    B-5-7 ARASI: Orta şiddette olup depreme dayanıklı olmayan yerlerde büyük can ve mal kaybına neden olur. Ülkemizde Burdur, Van, Erzurum, Erzincan, Kütahya, Çankırı, Lice, Dinar gibi depremler bu gruptandır.

    C-7-9 ARASI : Çok şiddetli olup , her şeyi yerle bir eder. Ölçülebilen en şiddetli deprem 8.5 şiddetindedir. Çin.

    D-9-12 ARASI: Yeryüzünün görünüşündeki değişmeler meydana getirir.

    DEPREMİN ŞİDDETİ:

    a)Depremin şiddetine,

    b)Kütlenin eski ya da yeni oluşuna,

    c)Depremin süresine,

    d)depremin odak merkezine,

    e)Binaların yapı cinsine ve malzemesine

    NOT: Deprem bölgeleri ile volkan kuşakları arasında paralellik vardır. Bu olanlar genç kıvrım kuşağına uyarlar. Bu olanlar yerkabuğunun hareketli olduğu yerlerdir.

    YERYÜZÜNDEKİ DEPREM BÖLGELERİ:


    § Büyük okyanus ve çevresi

    § Antilerden başlayarak Akdeniz’den geçerek Türkiye’yi de içine alan ve Orta Asya’ya kadar uzanan şerit.

    Dünyada depremden etkilenmeyen yerler

    Kanada kalkanı, Finlandiya, Rusya, Sibirya ve Büyük Sahra

    TÜRKİYEDEKİ DEPREMLER:

    Ülkemiz Akdeniz deprem kuşağında yer alır. Ülkemizin %60’ı faal deprem kuşağı üzerindedir. Depremler genelde kırık hatlarında yaygındır. Depremden en az etkilenecek yerler: Taşeli platosu, Konya Ovası, Mardin Eşiği, Karaman, Mersin, Ergene havzası ve Antalya çevresi.



    DEPREMDEN KORUNMA :

    1-Yerleşim birimlerini sağlam yere kurmak.

    2- İnşaatlarda sağlam malzeme kullanmak.

    3- Çok katlı yapılardan kaçmak.

    4-Yerleşim yerlerini deprem bölgeleri dışında seçmek.
  3. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    GÜNEŞTEN GELEN GÜÇ: DIŞ KUVVETLER







    RÜZGÂRLARIN OLUŞTURDUĞU ŞEKİLLER


    Rüzgârlar, kopardıkları parçacıkları havalandırarak taşımak, bu parçacıkları çarptırarak aşındırmak ve gücü bitince de biriktirmek yoluyla yeryüzünde şekillendirme yaparlar.

    Rüzgârlar, en fazla kurak ve yarıkurak bölgelerde etkilidirler. Çünkü, bu bölgelerde bitki örtüsü zayıf, arazi kuru, rüzgâr hızlıdır.

    Rüzgâr Aşındırma Şekilleri

    Rüzgârlar, güçleri ölçüsünde yeryüzünden kopardıkları parçacıkları veya mevcut materyalleri sürükleyerek, havalandırarak taşırlar ve önüne çıkan engellere çarptırırlar. Bunun sonucunda, kayaların yüzeyinde çizikler ve oyuklar oluşur. Aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakalar üst üste oluşmuş ise bu oyuklar büyür ve bazı şekiller meydana gelir. Bu şekillerin en sık görülenleri şeytan masaları (mantar kayalar)Tafoni ve Yardang tır.

    Mantarkaya:

    Rüzgarlar taşıdığı materyalleri kayaların alt kısmına çarparak aşındırırlar. Aşınmayan kısımlar mantara benzediği için mantarkaya ismi verilir.


    Tafoni:

    Taşların sular tarafından yumuşak kısımlarının eritilmesi ve aşındırılması sonucu kayaçlar üzerinde küçük oyuklar oluşur bu oyukara tafoni denir.

    Yardang:
    Kayaçların yumuşak kısımları kolay aşınırken, sert kısımları zor aşınır. Böylece yüzeyde küçük çukur ve tümseklerden oluşan bir görüntü ortaya çıkar böyle arazilere yardang denir.

    Rüzgâr Biriktirme Şekilleri

    Rüzgâr biriktirme şekillerinden en yaygın olanları kumullardır. Kumullar, rüzgâr hızının azaldığı alanlarda kum yığınları şeklinde meydana gelirler.

    Rüzgâr yönünde uzanan kumul tepelerine boyuna kumul, rüzgâra dik yönde olanlara da enine kumul denir. Hilal biçimindeki enine kumullara da barkan adı verilmektedir.

    Kumul alanlarına yakın yerlerde oluşan ince toz birikintilerine ise lös toprakları adı verilmektedir.

    Rüzgâr erozyonu, tarım alanlarındaki verimli toprakları süpürmektedir. Bu nedenle, rüzgâr erozyonundan topraklarımızı korumamız gerekmektedir.

    AKARSULAR

    Akarsularla İlgili Terimler


    Akarsu kaynağı: Akarsuyun doğduğu yerdir.
    Akarsu ağzı: Akarsuyun herhangi bir denize veya göle döküldüğü yerdir.
    Akarsu yatağı: Kaynakla ağız arasında uzanan, akarsuyun içinden aktığı çukurluktur.
    Akarsu vadisi: Akarsuların, içinde aktıkları yatağı aşındırmalarıyla ortaya çıkan çukurluktur.
    Akarsu havzası: Bir akarsuyun bütün kollarıyla birlikte sularını topladığı ve faaliyet gösterdiği alanlardır.Eğer akarsular, topladıkları suyu denize ulaştırabiliyorsa, böyle akarsuların havzası açık havzadır. Ancak, akarsular topladıkları suyu denize ulaştıramıyorsa, kara içinde bir göle dökülüyorsa veya yer altına sızıyorsa, bu tür akarsuların havzası kapalı havzadır.
    Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır. Genellikle dağların doruk noktalarından geçerler.
    Akarsu ağı (Akarsu drenajı): Akarsu havzası, içindeki kollarıyla birlikte bir ağ oluşturur. Buna akarsu ağı (drenajı) denir. Havzanın eğimi, yapıyı oluşturan taşların cinsi ve tabakaların özelliklerine göre, değişik tipte akarsu drenajları oluşur.
    Akarsu debisi (akımı): Akarsu yatağının, herhangi bir kesitinden geçen su miktarının m3/sn cinsinden değeridir.
    Akarsu rejimi: Akarsuyun yıl içerisindeki debi değişiklikleridir. Akım düzeni olarak da adlandırılır. Su seviyesinde fazla değişiklik olmayan akarsuların rejimleri düzenlidir. Aylara ve mevsimlere göre, seviye değişikliği fazla olan akarsuların rejimleri düzensizdir.

    Akarsu hızı: Akarsuyun birim zamanda aldığı yoldur (m/sn). Akarsu hızı muline denilen bir araçla ölçülür.
    Hız çizgisi: Akarsu hızının en fazla olduğu noktaları birleştiren çizgidir.
    Sürekli akarsu: Yatağında her zaman su bulunduran akarsudur.
    Geçici akarsu: Yatağında her zaman su bulundurmayan, bazen kuruyan akarsudur.
    Taban seviyesi: Akarsular aşındırmalarını derine, yana ve geriye doğru yaparlar. Hiçbir akarsu yatağını deniz seviyesinin daha altına kadar ışındıramaz. Bu seviyeye taban seviyesi denir.
    Yamaç gerilemesi: Özellikle nemli iklim bölgelerinde yamaçlar hem alttan, hem de sel sularıyla üstten aşınırlar. Bunun sonucunda yamaç gerilemesi olayı meydana gelir ve yamaç profili oluşur.
    AKARSULARDA AŞINDIRMA
    Akarsuyun, içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel (mekanik) yollarla aşındırma yaparlar.

    1. Kimyasal aşındırma: Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.

    2. Fiziksel (Mekanik) aşındırma: Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genelde fiziksel yolla aşındırma yaparlar.

    Akarsuların fiziksel aşındırması üç şekilde olur.

    a. Derine aşındırma: Akarsuların yatağını düşey doğrultuda ışındırarak, deniz seviyesine indirmeye çalışmasıdır.

    b. Yana aşındırma: Akarsuların içlerindeki materyallerle birlikte, eğimin azaldığı yerde salınımlar yaparak, yanlara çarpması sonucu meydana gelen aşındırmadır.

    c. Geriye aşındırma: Akarsularda su miktarı en çok ağız kısmında olur. Çünkü, bu kısımda akarsu bütün kollarından aldığı suyu taşır. Bu kesimdeki su fazlalığı nedeniyle, akarsular yataklarını, denize döküldükleri yerden başlayarak geriye doğru aşındırmaya başlarlar. Böylece aşınan nokta, kaynağa doğru kayar ve zamanla akarsu üzerindeki şelaleler ortadan kalkar. Buna geriye doğru aşındırma denir.

    Geriye doğru aşındırma ile akarsular, çevredeki küçük akarsuları kollarıyla birlikte kendisine bağlar. Buna akarsu kapması veya kapma denir.

    Akarsular vadilerini kazıp derinleştirdikçe, yataklarının eğimi gittikçe azalır. Bu yüzden zamanla akış yavaşlar, aşındırma eski hızını kaybeder ve en sonunda hemen hemen sona erer. Akarsu yatağında artık, başlangıçtaki pürüzler, şelaleler ortadan kaldırılmış olur. Bu duruma erişen bir akarsuyun, ağzından kaynağına doğru uzanan profili iç bükey bir eğri halindedir. Buna denge profili denir.

    Denge profiline ulaşmış bir akarsuda;

    Yatak eğimi azalmıştır.
    Akış hızı azalmıştır.
    Aşındırma gücü azalmıştır.
    Su potansiyeli azalmıştır.
    Enerji üretimi için elverişsizdirler.
    Üzerinde ulaşım ve taşımacılık yapılabilir.
    AKARSU AŞINIM ŞEKİLLERİ

    Vadiler
    a. Boğaz Vadi (Yarma Vadi): Yüksek dağ sıralarını enine yarıp geçen akarsular bu tür vadiler oluştururlar. Vadilerin yamaçları oldukça diktir ve vadi dardır.


    Türkiye'de, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akarlar.

    b. Kanyon Vadi: Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşurlar.

    Kanyon vadiler, Türkiye’de pek yaygın değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göksu vadisinde kanyonlar görülür.

    c. Çentik (Kertik) Vadi: Akarsu yatağında aşındırma derine doğru sürüyorsa “V” şekilli vadiler oluşur. Bu tür vadilere çentik vadi adı verilir.

    Çentik vadiler ülkemizde en yaygın olan vadi tipleridir. Dağlık alanlarda bu tür vadilere sıkça rastlanır.

    d. Yatık yamaçlı vadi: Farklı aşınma sonucunda farklı yükseklikteki yamaçlara sahip olan vadi tipidir. Akarsu yatağının eğiminin azaldığı yerlerde görülür.





    e. Tabanlı vadi: Akarsu aşındırmasının ileri safhalarında oluşan vadi şeklidir. Vadi tabanı ova özelliği kazanır. Vadi yamaçları iyice yatıklaşır ve belirginliğini kaybeder.


    Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da bu tür vadiler yaygındır.

    Menderesler

    Akarsular, eğimlerinin azaldığı yerlerde kıvrılarak akarlar. Hem aşındırma, hem de biriktirme sonucunda, bu kıvrımlar daha da genişleyerek menderesleri oluştururlar.

    Menderesler aşınım şekilleri olmakla birlikte, oluşumunda akarsu biriktirmesi de etkili olmuştur.

    Mendereslerde yana aşındırma fazla olduğu için sık sık yatak değiştirirler. Ülkemizde, ovaların tabanlarında ve olgun vadilerdeki akarsular menderesler çizerek akarlar.

    Menderesler oluşturan bir akarsuyun;

    Yatak eğimi azalmıştır.
    Akarsu hızı azalmıştır.
    Uzunluğu artmıştır.
    Aşındırma gücü azalmıştır.
    Biriktirme faaliyetleri yaygındır.

    Kırgıbayır (Badlands)

    Şiddetli yağmurların oluşturduğu selinti suları, bitki örtüsünün bulunmadığı ve kolay aşınabilen arazileri aşındırır.

    Bunun sonucunda, arazi yüzeyi girintili çıkıntılı bir görüntü alır. Bu tür arazilere kırgıbayır adı verilir.

    Kırgıbayır, özellikle sağanak yağışların görüldüğü, yarıkurak bölgelerde daha sık meydana gelir. Türkiye’de, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

    Çağlayan ve Çavlanlar (Şelaleler)

    Akarsu yataklarında, bazen bazı tabakalar aşınmaya karşı farklı direnç gösterirler. Bunun sonucunda da basamaklar oluşur. İşte, akarsuların bu basamaklardan akan kısımlarına çağlayan adı verilmektedir. Eğer basamaklar yüksekçe ve düşen su miktarı fazla ise, böyle kısımlar da çavlan veya şelale olarak isimlendirilir.

    Ülkemizdeki en tanınmışları, Manavgat Çağlayanı ile Düden, Muradiye ve Gürlevik şelaleleridir.

    Çağlayan ve çavlanlarda suların yüksekten düştüğü kısım aşınırsa, derin oyuklar oluşur. Bu oyuklara dev kazanı adı verilir.

    PeribacalarıVolkanik arazilerde, selinti sularının, aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakaları aşındırması sonucunda oluşan şekillerdir.


    Türkiye’de Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Avanos çevresinde yaygındır.

    Peneplen (Yontukdüz)

    Akarsuların ve akarsularla birlikte diğer dış kuvvetlerin, yeryüzünü aşındırması sonucunda deniz seviyesinde hafif dalgalı düzlükler oluşur. Bunlara peneplen (yontukdüz) adı verilir.


    Ülkemiz yeryüzü şekilleri IV. jeolojik zamanın başlarında toptan yükseldiği için, iç kısımlarda peneplen izlerini görmek mümkündür.

    AKARSULARDA BİRİKTİRME

    Akarsuların biriktirme yapabilmesi için;

    – Eğimin azalması

    – Suyun azalması,

    – Akarsu hızının azalması,

    – Akarsu yükünün artması,

    gereklidir. Bu faktörler bir arada olunca, akarsuyun gücü azalır ve biriktirme başlar.

    AKARSU BİRİKİM ŞEKİLLERİ

    Birikinti Konileri ve Yelpazeleri

    Dağ yamaçlarından düzlüğe inen akarsular, taşıdıkları materyalleri eğimin azaldığı yerlerde yarım koni şeklinde biriktirirler. Bunlara birikinti konisi denir.



    Akarsuların taşıdıkları maddeler ince ise, geniş bir alana yelpaze gibi yayılırlar. Bunlara da birikinti yelpazesi denir. Ülkemizde dağ eteklerinde, bu tip şekillere sıkça rastlanır.

    Dağ Eteği Ovaları

    Dağ eteğinde, eğimin azaldığı yerlerde meydana gelen birikinti konileri ve yelpazelerinin zamanla yanlara doğru büyüyerek birleşmeleri sonucu oluşan ovalardır.


    Bursa ovası, Uludağ’ın eteğinde oluşmuş bir dağ eteği ovasıdır.

    Dağ İçi Ovaları

    Dağ içlerinde, eğimin azaldığı yerlerde, akarsuyun taşıdığı malzemeleri biriktirmesi sonucu oluşan düzlüklerdir. Engebeli ülkelerde daha fazla oluşur

    Malatya, Muş, Elazığ ovaları bu şekilde oluşmuşlardır.

    Taban Seviyesi Ovaları

    Akarsuların denize yaklaştıkları yerlerde taşıma gücü azdır. Böyle yerlerde akarsular, taşıdıkları malzemeleri biriktirirler ve ova yüzeyini alüvyal dolgu alanı haline getirirler. Böyle oluşan düzlüklere taban seviyesi ovası veya alüvyal taşkın ovası denir.

    Delta Ovaları

    Akarsuların taşıdıkları malzemeleri, deniz içerisinde biriktirmesi sonucu, üçgene benzeyen düzlükler meydana gelir. Bunlara delta ovası adı verilir.

    Delta ovalarının oluşabilmesi için,

    Akıntıların olmaması,
    Akarsu yükünün fazla olması,
    Gel - git genliğinin az olması,
    Kıyının sığ olması, gereklidir.

    YER ALTI SULARI

    Yağışlarla yeryüzüne düşen suların bir kısmı yüzeyden akarken, bir kısmı da yer altına sızarak orada akış oluştururlar. Bunlara yer altı suyu, yer altı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere de kaynak adı verilir.

    Yer altı Suları

    Türkiye, yer altı suları bakımından oldukça zengin sayılır. Jeolojik yapı ve yerşekilleri yer altı sularının özelliklerini belirler. Kumlu ve çakıllı yapılarda bol miktarda yer altı suyu bulunur. Ülkemizde, özellikle kıyı bölgelerimizdeki ovalar ve deltalar, oldukça zengin yer altı suyuna sahiptir. Ayrıca, karstik alanlarımızda da yer altı suyu oldukça fazladır.

    AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

    Kayatuzu, jips (alçıtaşı), kalker (kireçtaşı) gibi suda kolay eriyebilen kayaçların bulunduğu arazilere karstik araziler adı verilir. Bu arazilerde suların etkisiyle birtakım şekiller oluşur. Bu şekillere karstik şekiller denir.

    Aşındırma (Çözünme) Şekilleri


    Lapyalar:

    Karstik arazilerde, yağışlar sonucunda yeryüzüne düşen sular, kireçtaşlarını aşındırarak oyuklar ve yarıklar oluşturur. Bunlara lapya denir.

    Lapyalar en küçük karstik çözünme şekilleridir. Toroslar’da, Bolkar Dağları ile Aladağlar’ın yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.

    Dolinler:

    Lapyalar zamanla genişleyip birleşerek dolinleri oluştururlar. Derinlikleri birkaç metredir. Çapları ise birkaç yüz metreyi bulabilir. Göller Yöresi’nde, Geyik ve Bolkar Dağları ile Aladağlar üzerinde, İç Anadolu’nun güneyindeki Obruk Plâtosu’nda sayısız örnekleri vardır.

    Uvala ve Polyeler:

    Karstik sahalarda dolinler zamanla genişleyerek uvala denilen şekilleri oluştururlar. Uvalalar da genişleyip birleşirlerse polye adı verilen şekilleri meydana getirirler. Ülkemizdeki bazı ovalar polye ovası özelliğindedir. Bunların en önemlileri Muğla, Elmalı, Kestel, Çeltikçi, Suğla, Bozova, Kızılova, Bademağacı, Kızılkaya, Seki ve Gembos polyeleridir.

    Obruklar:

    Yer altındaki mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle oluşmuş derin karst kuyularıdır. Obrukların bazılarının tabanlarında sular birikmiştir ve obruk gölleri meydana gelmiştir.

    Ülkemizin özellikle Konya Bölümü’nde obruklar yaygın olarak görülür. Bu bölümde Kızılören, Timraş, Kuruobruk ve Çalıdeniz obrukları en çok bilinenlerdir. Ayrıca Akdeniz Bölgesi’nde Akseki’nin doğusunda çok derin obruklar bulunur. Silifke’nin doğusundaki Cennet - Cehennem obrukları turistik açıdan önemlidir.



    Mağaralar:

    Karstik alanlarda yer altı sularının eritmesi sonucu oluşan doğal yer altı boşluklarına mağara denir. Bu mağaralar birer turizm alanıdırlar. En tanınmış olanları Damlataş (Alanya), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Dim (Alanya), Zindan (Isparta), Dilek kuyu (Mersin) ve Narlı kuyu (Mersin) mağaralarıdır.

    Tüneller ve Doğal Köprüler:

    Karstik alanlarda yeryüzündeki sular yer altına sızarlar ve tabakaların bu sularla çözünmesi sonucu tüneller oluşur.

    Özellikle, Akdeniz Bölgesi’nde bu tüneller sıkça görülür. Buralardaki bazı akarsular, akışlarının bir kısmını yer altındaki bu tünellerle gerçekleştirirler. Yer altında oluşan bu tüneller yer yer çökerek doğal köprüler oluştururlar. Örneğin, Silifke’nin kuzeydoğusunda Göksu nehri üzerindeki Yerköprü bu şekilde oluşmuştur. Uzunluğu 500 m kadardır.

    Biriktirme Şekilleri

    Travertenler:


    Karstik alanlardan kaynaklanan suların içerisinde eriyik halde bulunan kireç, buharlaşma ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelir ve travertenler meydana gelir.

    Ülkemizde traverten oluşumu en yaygın olarak, Antalya Ovası’ndadır. Bursa’da, Denizli civarında, Pamukkale’de ve Silifke’de de travertenler oluşmuştur.

    Sarkıt, Dikit ve Sütunlar:

    Mağara tavanından sarkan kalsiyum karbonat çökelti taşlarına sarkıt, mağara tabanından yükselen kalsiyum karbonat çökelti taşlarına ise dikit adı verilir.

    Sarkıt ve dikitler birleşirse sütun adı verilen şekiller oluşur. Akdeniz Bölgesi’ndeki karstik mağaralarda sarkıt, dikit ve sütunlar fazlaca oluşmuşlardır.


    BUZULLAR VE BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU ŞEKİLLER

    Kutuplarda ve yüksek dağlar üzerinde yağışlar genellikle kar halinde olur. Sıcaklık çok düşük olduğu için yağan karlar erimeden üst üste birikir. Biriken bu karlara toktağan (kalıcı) kar denir. Yaz ve kış karla örtülü olan böyle yerlerin alt kısımlarına ise, toktağan (kalıcı) kar sınırı adı verilir.


    Türkiye’de IV. Jeolojik zamanda buzullaşmaya uğrayan sahalar

    Kar örtüsü başlangıçta yumuşak ve gevşektir. Ancak, daha sonra soğuğun etkisi ve yağan karların sıkıştırması ile sertleşir. Buna buzkar denir. Buzkarlar, daha sonra üstüste yağan karların basıncı ile iyice katılaşır ve buzul haline gelir.

    Binlerce km2 lik sahaları geniş ve kalın bir örtü gibi kaplayan buzullara örtü buzulu, dağların zirvelerinde oluşan buzullara da dağ buzulu denilmektedir. Ülkemizdeki buzullar dağ buzulu şeklinde oluşmuşlardır.

    Türkiye’deki buzul dönemi, dördüncü jeolojik zamanda, Dünya’daki iklim değişmelerine bağlı olarak başlamıştır. Bu devirde özellikle ülkemizin yüksek yerleri buzullaşma olaylarından etkilenmiştir. Bundan dolayı, 2200 m. den daha yüksek olan dağlarımız buzullarla kaplanmıştır.

    Buzulların Aşındırma Şekilleri

    Buzul Vadisi:

    Buz örtüleri altında kalmış olan bölgelerde, buzun yatağını aşındırıp derinleştirmesi sonucunda oluşan “U” şeklindeki vadilerdir.

    Hörgüç kaya:

    Anakayanın buzullar tarafından işlenmesi sonucunda oluşan kaya tepeleridir.



    Sirk Çanağı (Buz Yalağı):

    Dağ yamaçlarındaki bazı buzulların, bulundukları alanı aşındırmasıyla oluşan çanaklardır. Buzullar bazen eriyince bu çanaklar sularla dolarak sirk göllerini meydana getirirler.

    Türkiye’de, buzulların aşındırma şekilleri, en çok aşağıdaki dağlarımızda görülür:

    Toroslar’da, Bey Dağları, Sultan Dağları, Bolkar Dağları ve Aladağlar
    Göller Yöresi’nde, Davras ve Dedegöl Dağları
    Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Mescit, Yalnızçam, Bingöl, Buzul, Süphan, Sat ve Ağrı Dağları
    İç Anadolu Bölgesi’nde, Erciyes Dağı
    Marmara Bölgesi’nde, Uludağ
    Karadeniz Bölgesi’nde, Kaçkar ve Giresun Dağları
    Buzulların Biriktirme Şekilleri

    Moren (Buzultaş):

    Buzulların aşındırdıkları malzemeleri biriktirmesiyle oluşurlar. Ortalama kalınlıkları 50 - 60 m kadardır.

    Drumlin:

    Buzulların taşıyıp biriktirdiği materyallerin, buzulun alt kısmındaki erimeler sonucu meydana gelen dereler tarafından işlenmesiyle oluşan birikintilerdir.

    Sander Ovası:

    Eriyerek çekilen buzul sularının oluşturduğu düzlüklerdir.

    Ülkemizde, buzul birikim şekillerinden sadece morenler bulunur. Ancak, bunlar da pek yaygın değildir. Çünkü, morenlerin büyük bir kısmı akarsular tarafından taşınmıştır.

    Sander Ovası:
    Eriyerek çekilen buzul sularının oluşturduğu düzlüklerdir.

    Ülkemizde, buzul birikim şekillerinden sadece morenler bulunur. Ancak, bunlar da pek yaygın değildir. Çünkü, morenlerin büyük bir kısmı akarsular tarafından taşınmıştır.


    DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU ŞEKİLLER

    Dalgalar


    Dalga, deniz yüzeyindeki salınım hareketleridir.

    Dalgaları oluşturan nedenler;

    Dünya’nın dönmesi,
    Rüzgârlar,
    Depremler,
    Denizaltı heyelanı,
    Volkanizma’dır.
    Deniz dibindeki depremlere ve volkanik faaliyetlere bağlı olarak oluşan dalgalara tsunami dalgaları denir.

    Akıntılar

    Deniz yüzeylerindeki suların, bulundukları yerlerden başka alanlara doğru taşınmasına akıntı denir. Akıntıların oluşmasına neden olan faktörler şunlardır:

    a. Yoğunluk farkı

    Sıcaklık farkı: Yoğunluğu fazla olan soğuk sular, alttan sıcak su alanlarına doğru, yoğunluğu az olan sıcak sular, üstten soğuk su alanlarına doğru akarlar.
    Tuzluluk farkı: Yoğun olan tuzlu sular, alttan tatlı su bölgelerine doğru, yoğunluğu az olan tatlı sular ise üstten tuzlu su bölgelerine doğru akarlar.
    b. Seviye farkı: Beslenme kaynakları fazla olan denizlerin seviyeleri, beslenme kaynakları az olan denizlere göre fazladır. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale boğazındaki akıntılar gibi.

    c. Sürekli rüzgârlar: Okyanus ve denizlerdeki akıntıların en önemli nedeni, sürekli rüzgârlardır. Rüzgârların süresi ve şiddeti, akıntıların etkili olma süresi ve alanını etkiler.

    d. Gel - git olayı: Deniz ve okyanuslardaki akıntıların oluşum sebeplerinden birisi de, gel - git olayıdır. Gel - git’in etkili olduğu kıyılarda şiddetli akıntılar, buna bağlı olarak aşınım ve birikim şekilleri oluşur.

    Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Kıyı Şekilleri

    Falezler (Yalıyarlar):


    Yüksek kıyılarda dalgaların etkisiyle kıyıların alt kısımları aşındırılır ve bazı oyuklar oluşur. Bu oyuklar büyüdüğü zaman tavanları çöker ve denize dik kıyılar meydana gelir. Bu dik kıyılara falez ya da yalıyar adı verilir.

    Ülkemizde, falezler en çok Karadeniz kıyılarında oluşmuştur. Çünkü, en dik kayılarımız Karadeniz kıyılarıdır. Hopa - Sarp kıyıları ile Cide - İnebolu kıyıları arasında ve Şile çevresinde falezli kıyıların en tipik örnekleri görülür. Akdeniz’de Teke ve Taşeli kıyılarında da falezler oluşmuştur.

    Kıyı Kumsalları (Plajlar):

    Dalga ve akıntıların etkileriyle kıyıdan koparılan malzemeler, bir müddet sonra sürtünme sonucu iyice ufalanır, incelir. Dalgalar bu küçülen malzemeleri alçak kıyılarda biriktirirler. Sonuçta kıyı kumsalları yani plajlar oluşmuş olur.


    Kıyı Okları ve Kordonları:

    Dalgalar ve kıyı akıntıları, taşıdıkları materyalleri özellikle koyların kenarında biriktirirler. Sonuçta kıyılarda çıkıntılar oluşur.

    Bunlara kıyı oku denir. Kıyı okları zamanla daha da genişler ve uzar. Bunlara da kıyı kordonu adı verilir


    Kıyı okları ve kordonları, en belirgin olarak Çukurova, Göksu, Çarşamba ve Bafra deltalarında oluşmuştur.

    Lâgünler:

    Koyların önünde oluşan kıyı kordonları zamanla koyun önünü tamamen kapatır ve denizle olan bağlantısını keserek deniz kenarında bir göl oluşumuna sebebiyet verir. Böyle oluşan göllere lâgün ya da deniz kulağı denir.



    Türkiye’deki bütün delta ovalarında küçük lagünler oluşmuştur. Ayrıca, Büyük ve Küçük Çekmece Gölleri ile Durusu Gölü birer lagündür.

    Tombololar:
    Kıyı yakınındaki bir adanın bir kordonla kıyıya bağlanması sonucu oluşan yarım adalara tombolo denir. Türkiye’de Güney Marmara kıyılarındaki Kapıdağ Yarımadası tomboloya örnek olarak verilebilir.

    YERŞEKİLLERİNİN DİĞER OLUŞUM SÜREÇLERİ

    YER GÖÇMELERİ VE KAYMALAR

    Herhangi bir yamacın, bir kısmının kayarak aşağıya doğru yer değiştirmesine yer göçmesi ya da heyelan denir. Eğer, ana kaya üzerinden yalnızca toprak örtüsü kayıyorsa, buna da yer kayması adı verilir

    Yer Göçmeleri ve Yer kaymalarını oluşturan etkenler

    a. Fazla eğim: Yer göçmeleri ve kaymalarına etki eden en önemli faktör eğimdir. Düz bir arazide diğer şartlar olsa bile heyelan olayı gerçekleşmez. Vadilerle çok yarılmış dik yamaçlı yerlerde, göçmeler daha çok ve daha sık görülür.

    b. Şiddetli yağış: Yağışlarla yeryüzüne düşen sular, toprak arasına sızar. Bu durum sürtünmeyi azaltır. Bünyesine su alan topraklar kayganlaşır. Göçmelerin ve kaymaların, çoğunlukla sürekli bol yağışların düştüğü ve karların eridiği dönemlerde meydana gelmesinin sebebi budur.

    c. Yerçekimi: Yer kaymaları ve göçmelerini harekete geçiren kuvvet yerçekimidir. Kuvvetli yerçekimi, toprak tabakalarının aşağılara doğru kaymasında etkilidir.

    d. Tabakaların durumu: Tabakaların eğiminin yamaç eğimine paralel olduğu yerlerde heyelan daha kolay olur. Tabakalar eğime dik ise, bu durumda heyelan olma ihtimali azalır. Daha çok toprak kayması görülür.

    e. Kayanın ve toprağın cinsi: Kayalar ve topraklar farklı dirençtedir. Bazıları kolay, bazıları da zor aşınıp koparlar. Bazıları ise, bünyesine suyun hepsini alarak kayma için elverişli bir ortam hazırlar.


    Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar


    Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar en çok Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’nde görülür. Sürmene, Of, Geyve, Sera, Çatak ve Senirkent heyelanları ülkemizde son elli yılda meydana gelen birçok yer göçmesinin başlıcalarıdır.

    İklim olaylarına bağlı olarak, kar erimeleri ve yağmur şeklindeki yağışlardan dolayı, en fazla heyelan ilkbaharda, en az heyelan yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir.

    Yer göçmeleri yeryüzü şekillerinde değişiklik yapar. Örneğin, Tortum Gölü, eski bir tarihte yer göçmesi sonucu, Tortum Çayı vadisinin tıkanmasıyla oluşmuştur. Trabzon’un batısındaki Sera Gölü de 1950 yılındaki bir yer göçmesi sonucu meydana gelmiştir.



    ÇÖZÜLMENİN YERŞEKİLLERİNİNE ETKİSİ



    Kayaların Çözülmesi

    Kayalar ve taşlar, dış olayların etkisi altında zamanla değişikliğe uğrayarak paslanmış, çürümüş gibi bir görünüm alır. Zamanla taşı oluşturan mineraller arasındaki bağ gevşer ve taş parçalara ayrılır, ufalanır. İşte, kayaların ve taşların uğradıkları bu değişikliklere çözülme denir. Kayaların yapısal değişikliğe uğraması iki şekilde gerçekleşir.

    • Fiziksel (Mekanik) Çözülme

    Kayaların, kimyasal yapıları değişmeden, yalnızca fiziki yapılarında görülen parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır.

    Fiziksel çözülme, daha çok aşırı sıcaklık farkı görülen yerlerde, kayaların gündüzleri aşırı sıcaktan genişlemesi, geceleri de aşırı soğuktan dolayı büzülmesi sonucu gerçekleşir.

    Fiziksel çözülme, çöl, karasal, step, tundra gibi, aşırı sıcaklık farkı görülen iklimlerin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.


    • Kimyasal çözülme

    Kayaları oluşturan unsurların eriyerek, kimyasal bileşimlerinin değişmesi sonucundaki parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır. Kimyasal çözülme, daha çok, sıcaklık farkının az olduğu sıcak ve nemli iklim bölgelerinde görülür. Ekvatoral, Muson, Okyanus ve Akdeniz iklimlerinin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.

    KIYI TİPLERİ VE OLUŞUM SÜREÇLER



    a. Fiyort Kıyılar: Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşan kıyılardır. Bu kıyı tipine ait en güzel örnek, İskandinav Yarımadası’nın Atlas Okyanusu kıyılarıdır. Dünya’nın en büyük fiyordu Norveç’teki Soğne fiyordudur.



    b. Skyer Kıyılar: Buzulların aşındırdığı tepeciklerle veya buzulların biriktirdiği moren yığınlarıyla şekillenmiş kıyılar sular altında kalınca yüzlerce adacık ortaya çıkar. Bu tür kıyılara skyer kıyılar denir. Baltık Denizi’nin kuzeydoğusunda bu tür kıyılar görülür.

    c. Ria tipi kıyılar: Plâtoları yaran derin vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’da en güzel örnekleri, Güneybatı İrlanda ve Kuzeybatı İspanya’da görülür. Ülkemizde’de Güneybatı Ege kıyıları, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Haliç, ria tipi kıyılara örnek olarak verilebilir.

    d. Liman tipi kıyılar: Alçak kıyılardaki geniş vadilerin sular altında kalması ve bunların önünün kıyı setleriyle kapatılması sonucunda oluşmuştur.

    Dünya’daki en iyi örnekleri, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında görülür. Ülkemizde de örnek olarak Büyük ve Küçük Çekmece kıyıları gösterilebilir.

    e. Dalmaçya tipi kıyılar: Deniz sularının, kıyıya paralel uzanan dağlar arasındaki çukurluklara dolmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’daki en iyi örneği Adriya Denizi kıyılarında görülür. Ülkemizde de Kaş (Antalya) çevresinde bu tür kıyılara rastlanır.


    f. Haliç (Estuar) tipi kıyılar: Gel - git olayı sonucunda akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşan ve huniye benzeyen kıyılardır. Dünya’nın en büyük halici Hamburg halicidir. Bunun yanında Londra, Elbe, Wesser, Thames, Evoş, Bordeaux ve Weischel haliçleri de Dünya’nın önemli haliçlerindendir. Bu haliçlerin hepsi, aynı zamanda gelişmiş birer limandır.

    g. Boyuna kıyılar: Dağların denize paralel uzandığı yerlerde boyuna kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti ve çıkıntı son derece azdır. Karadeniz ve Akdeniz kıyıları bu tiptendir.

    h. Enine kıyılar: Dağların denize dik uzandığı yerlerde enine kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti - çıkıntı son derece fazladır. Ege kıyıları bu tiptendir.
  4. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    ÇOK KISAYMIŞ:D.

    SAĞOL CANIM;).
  5. AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    İÇ ve DIŞ KUVVETLER
    - Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)
    - Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)
    - İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.
    - İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.
    - Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.

    Yer kabuğunun hareketleri :
    - Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.
    - Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.
    DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU
    1) Dağ Oluşumu :
    - Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.
    - Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)
    - Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)

    2) Kıta Oluşumu :
    - Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.
    - Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.
    3) Volkanizma :
    - Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.
    - Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)
    - Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)
    - Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.
    4) Deprem :
    - Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.
    - Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.
    - Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.
    - Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.
    TÜRKİYE’DE OVALAR VE PLATOLAR
    Ova ve Türkiye’de Ovalar :
    Ova akarsuların derince yer etmediği eğik olmaya, varsa da az olan çevresine göre alçakta olan düz yerlere ova denir.
    1) Oluşumlarına Göre Ovalar :
    a) Aşıntı Ovalar : Dış güçler tarafından aşırı dereceden aşındırıp, düzleştirilmesi sonucu oluşur. Bu ovalara Türkiye’de rastlanmaz. Doğu Avrupa bu konuya en belirgin örnek olarak bilinmektedir.
    b) Çöküntü Ovalar : Yeryüzündeki çöküntü hendeklerin, dış güçlerin taşıyıp getirdiği taklarla dolması sonucu oluşur. (Iğdır ovası)
    c) Birikinti Ovası : İç kesimlerdeki ya da kıyılarda ki çukur alanların, dış güçlerin taşıyıp getirdiği tortulların dolması sonucu oluşur. (Konya ve Malatya ovaları)

    d) Karstik Ovalar : Çökebilir taşların uzandığı alanlarda, suyun taşları çözümlemesi sonucunda oluşan ovalardır. Bu çanakların tabanının tortullarla dolup düzleşmesi ile karstik ovalar oluşur. (Teke ve Taşeli platoları)
    2) Bulunduklarına göre ovalar :
    - Ovalar kıyıya yakın ya da uzak olma durumlarına göre kıyı ovalar ve iç ovalar diye ikiye ayrılır.
    - Kıyı ovalar; Bafra, Finike vb.
    - İç ovalar; Eskişehir, Muş vb.
    3) Yükseltilerine göre ovalar :
    - Bazı ovalar deniz seviyesine yakın iken, bazı ovalarda denizden 1000-2000 metre yüksektir. Bunlar grubuna göre ikiye ayrılır.
    - Alçak ova; Çukurova, Çarşamba vb.
    - Yüksek ova; Konya, Malatya vb
    PLATOLAR
    a) Aşıntı Platoları : Dış güçler tarafından yüzeyi aşındırılmış, akarsuların derin vadiler kazdığı düzlüklerdir.
    b) Kırılma (Tektonik) Platolar : Dikey yönlü basınçların etkili olduğu alanlarda, eski kütlelerin kırılması ile oluşur. (İç Batı Anadolu platoları)
    c) Volkanik Platolar : Geniş alanlara yayılan tüf ve akışkan lavların düzleştirdiği alanların, akarsularla yarılması sonucu oluşur.
    d) Karstik Ovalar : Kireç taşı gibi çözünebilen taşların bulunduğu alanlarda oluşmuş platolardır. (Obruk, Taşeli platoları)
  6. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Ee biraz öyle oldu ama naparsın:D

    Önemli değil;)
  • AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ (DIŞ KUVVETLER)
    1) Mekanik (Fiziksel) Çözünme :
    - Günlük sıcaklık farkının fazla olduğu yerlerde görülür.
    - Günlük sıcaklığa bağlı olarak taşların ısınıp sonra soğuması sonucu oluşur. (Çöllerde görülebilir)
    2) Kimyasal Çözünme :
    - Suyun taşları eritmesi, aşındırması, ve çürütmesi sonucu oluşur.
    - Sıcaklığın etkisiyle bu çözünme daha da artar.
    - Nemli bölgelerde daha da yaygındır.
    3) Biyolojik Çözünme : Bitki köklerinin, kayalarının çatlaklarına girerek zamanla büyümesi ve bunun sonucu genişleyerek kayaların çatlamasına denir.

    TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ
    - Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.
    - Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.
    - Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.
    a) Taşınmış Topraklar :
    - Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.
    - Üç çeşittir.
    Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.
    Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.
    Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış ince ögelerden oluşan toprak.
    b) Yerli Topraklar :
    - Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.
    - İki gruba ayrılır.
    Nemli Bölge Toprakları : Bu topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.
    Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.

    YER GÖÇMELERİ ve KAYMALAR
    Yer göçmeleri ve yer kaymalarını oluşturan etmenler :
    Yer göçmesi : Kayaların, taş parçalarının, toprağın, büyük kütleli tabakaların birbirine kayarak yer değiştirme olayıdır
    Yer Kayması : Üstteki geçirimli tabakaların, alttaki geçirimsiz ve kaygan tabakalar üzerinde, eğim doğrultusunda kaynamasıdır.
    - Yer kaymasının yaygın adı heyelandır.
    - Yer göçmeleri eğimin çokluğu, şiddetli yağış, sebeplerinden olur.
    Heyelan oluşumunu etkileyen unsurlardan biride; toprakların yapısal özelliğidir.
    Heyelan olaylarının en çok görüldüğü mevsim; ilkbahar sonrası kar erime zamanıdır.
    EROZYON ve KORUNMA YOLLARI
    Toprak Erozyonu : Toprak erozyonun oluşturan etmenler;
    - Toprağın sular tarafından aşındırılması
    - Rüzgarlar - Bitki örtüsü
    - Buzullar - Sel
    - Eğim - Yangın
    Korunma yolları :
    - Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj gölleri yapma,
    - Tarlalar eğime yatay sürülmeli
    - Ağaç kesimlerine karşı tedbirler
    AKARSULAR
    a) Akarsuyun oluşumu : Yeryüzündeki yatakların değişik büyüklüklerdeki yataklar içerisinde su toplanır ve bu yatak boyunca akmasına akarsu denir.
    - Akarsuların, küçüklerine dere denir. Büyüklerine ise çay, nehir denir.
    - Akarsuyun, çıktığı yere kaynak. Akarsuyun aktığı yere yatak denir.
    - Akarsuyun birim zamanda aldığı yola akarsuyun hızı denir. Bu hız mualine denilen araçla ölçülür.
    b) Akarsuyun ağları, Su bölümü ve Akarsu Havzaları :
    - En küçük dereden ana ırmağa kadar bir akarsuyun beslenme havzası içinde tüm kollarıyla birlikte oluşturduğu su yolu örgüsüne akarsu ağı denir.
    - Havzaları birbirinden ayıran doğal sınıra su bölümü çizgisi denir.
    - Akarsuyun denize ulaştırabilen havzalara açık havza, ulaştıramayan havzalara ise kapalı havza denir.
    c) Akarsuyun debisi ve rejimi :
    - Bir akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinde bir saniyede geçen suyun m3 cinsinden miktarına debi denir.
    - Bir akarsuyun debisinde yıl boyunca değişmeye rejim denir.
    d) Selintiler ve Akarsular :
    - Yüzeyleri kaplarcasına akan sulara selinti denir.
    - Bir akarsuyun aşındırma gücü; su miktarı, eğim, bitki örtüsü, akış hızı, yük miktarıdır.
    A) TÜRKİYE’DE SELİNTİLERİN OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA ve BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ :
    a) Kırgıbayır : Kimi yerleri yüksekçe, kimi yerleri yarıntılar biçiminde olan şekillere denir. (Nevşehir yöresi)
    b) Peri Bacaları : Volkan tüflerinin yaygın olduğu bir arazide sellenme sonucu oluşmuş yer şekilleridir. Üstteki dirençli kayalar aşınmadığı için şapka şeklinde bir görünüm oluşmuştur. (Afyon)
    c) Birikinti Konileri : Bir dağ yamacında aşağıya inen akarsuyun eğimi azaldığında taşıma gücüde azalır ve taşıdığı alüvyonları koni şeklinde biriktirir. Buna denir.
    - Birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan ovalara Dağ eteği ovası denir.

    B) AKARSULARIN AŞINDIRMASI İLE OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ
    a) Vadiler : İçinde akarsuların aktığı, kaynaktan ağza doğru sürekli inişli olan uzun çukur alanlarıdır. Dört çeşit vadi vardır
    - V vadi; V harfi biçimindeki vadilere denir.
    - Tabanlı vadi; orta çığırlarda;eğim az, su miktarı fazladır. Derinlemesine hem de yanlamasına aşındırma yapar.
    - Yayvan Vadi; yanlama, aşındırma ile vadi yamaçları aşınıp yatıklarşır.
    - Yarma vadi; Bir düzlükte akmakta olan akarsu, önüne çıkan kabarıklığı dar ve derin bir biçimde yardıktan sonra yeniden düzeyi çıkarsa olur.
    - Kanyon vadi; çözünebilir taşların bulunduğu arazilerde akarsu bir yandan aşındırma yaparken bir yandan da taşlar çöker. Sonuçta dar derin ve dik duvarlı vadiler oluşur.
    b) Dev Kazanı : Akarsuların, çağlayan ve çavlanların yaparak döküldükleri yerlerde, aşınma sonucu oluşan çukurluklara dev kazanı (büğet) denir. Türlü Büyüklükte olabilir.
    c) Sekiler : Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda görülen basamak biçimindeki yer şekilleridir.. bu derinleştirme sonucu eski vadi tabanı yukarıda bir basamak halinde kalır ki buna seki denir.
    d) Yontuk düzler (Peneplen) : Akarsuların aşındırma faaliyetlerinin son döneminde oluşan dalgalı düzlüklere denir.
    C) AKARSU BİRİKTİRMESİ İLE OLUŞAN YERŞEKİLLERİ
    Akarsu biriktirmesi sonucu oluşan başlıca şekiller şunlardır;
    a) Deltalar : Akarsuyun göle yada deniz ulaştığı yerde, taşıdığı alüvyonları biriktirmesi sonucu oluşur.
    Bir deltanın oluşabilmesi için;
    - Akarsuyun belli büyüklükte olması
    - Denizin çok derin olması
    - Kıyı boyunca güçlü akıntıların olmaması gerekir. (Çukurova, Bafra)
    a) Birikinti Ovası : İç kısımlardaki alanların alüvyonlarla dolması sonucu oluşur. 2 çeşittir.
    - Dağ içi ovaları : Dağlık alanların iç kısımlarda az eğimli yerlerde, karstik çanaklarda ya da tektonik çöküntülerde birikme sonucu oluşur. (Erzincan ovası)
    - Dağ eteği ovaları : Bir dağın yamacından aşağı inen akarsu ve sellenme sularının oluşturduğu birikinti ovasıdır.
    c) Birikinti Konileri : Akarsuyun taşıdığı alüvyonların yelpaze biçiminde çökelir. Bu çökmeye denir.
    - Menderesler: Akarsuyun aşındırma ve biriktirme sonucu faaliyetlerin ortak sonucu oluşan yer şekillerinin en yaygın olanları mendereslerdir.
    - Yatak eğimi azalmış olan bir akarsu, düzenli büklümler yaparak sağa sola dolana dolana akar. Buna menderes denir. (Gediz nehri, B.Menderes)

    YER ALTI SULARI ve KAYNAKLAR
    - Dağınık tortulların içerisinde ya da kaya oyuklarında toplanmış suya rastlanır. Buna yer altı suyu denir.
    Kaynaklar : Yer altı sularının kendiliğinden yer yüzüne çıkmasına denir. IV çeşittir.
    - Kırıklı yapıların bulunduğu yerlerde fay kaynağı, yamaçların yer altı suyu tablasını kestiği yerlerde yamaç kaynağı, kalkerli yapıların bulunduğu yerlerde ise karstik kaynaklar, yer altı sularının bulunduğu yerlerde, insanların sondaj yapmasıyla ar¤¤¤yen kaynaklar oluşur.

    TÜRKİYE’DE KARSTİK SULAR, AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ
    - Kolayca çözünen taşların yaygın olduğu yerlerde oluşan yer şekillerine karstik şekiller denir. (Toroslar)
    - Yanları dik, ağız kısımları türlü genişlikte olabilen, derin doğal kaynaklara obruk denir. (Obruk gölü)
    - Dolinler (düdenler, koyaklar) : Kalkerli arazilerde çözünmeler ya da çözünme ile birlikte çökmeler sonucu oluşmuş çukurlardır. Çapları birkaç yüz metre arası değişir. Bunun diğer adı da “su yutan”dır.
    - Dolinlerin genişleyip birleşmesi sonucu göl-ovalar (polyeler) oluşur.
    - Kör Vadiler : Suların bir su yatağından yer altına daldığı vadilerdir.
    - Karstik arazilerin yaygın şekillerinden biri de lapyalardır.
    - Kireç taşlarının çözünmesiyle mağaralar oluşur.
    - Mağaralarda sarkıt ve dikitler bulunur.
    - Yer altı sularının çözündürdüğü maddelerin çökelmesi sonucu oluşan yer şekillerine travertenlerdir.
    - Bunların beyaz olmasının nedeni üzerinde kalker tüflerinin olmasıdır.
    GÖLLERİN OLUŞUMU
    - Karalarda ki çanak ve tekne gibi küçük alanlarda birikmiş sulara denir.
    - Kara içerisinde ne kadar çok büyük olursa olsun, eğer denize bağlı değil ise göl olur. Göller oluşumlarına göre beş gruba ayrılır.
    a) Tektonik göller : Yer hareketleri sırasındaki kırılmalar, kıvrılmalar ve epirojenik hareketler sonucu oluşur. (Hazar gölü)
    b) Volkanik göller : Volkanik çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller sönmüş volkanların kraterlerinden oluşur.
    c) Karstik göller : Çözünebilir taşlardan oluşmuş çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller kireç taşı ve alçı taşının olduğu yerlerde görülür (Dalmaçya)
    d) Buzul ve sirk gölleri : Örtü buzulları ile dağ buzullarının oluşturduğu çanaklarda yer alan göllerdir. (İsviçre’de var)
    e) Karma yapılı göller : İç ya da dış gücün etkisiyle oluşan çanak, bir başka gücün etkisiyle büyütülüp derinleştirilmesine denir. (Van gölü)
    - Karma yapılı göllerin çoğu, bir çanağın önünün; dış güçler, iç güçler ve insanlar tarafından kapatılmasına set gölleri denir.
    - Karma yapılı göller arasında altı gruba ayrılır;
    Volkan, Akarsu, Kıyı, Heyelan, Buzul taş, Baraj gölleri gibi.
    1) Tektonik-volkan set gölleri ; Bir çanağın, volkanlardan çıkan lav ve katı maddelerin kaplanması ile oluşan göllerdir. (Van gölü)
    2) Akarsu set gölleri ; Akarsuların, taşıdıkları alüvyon ve tortulların bir çanağın önünü tıkaması sonucu oluşur. (Çamiçi)
    3) Kıyı set gölleri ; Dalga biriktirmesi ile oluşan kıyı okların veya kordonların kıyı önünü kapatmasıyla oluşur. (B.Çekmece gölü)
    4) Heyelan set gölleri ; Yer göçmeleri ve kaymaların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur. (Tortum, Abant vb.)
    5) Buzul taş set gölleri ; Buzul taşların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur.
    6) Baraj gölleri ; insanların bir vadinin önüne set yaparak oluşturduğu gölleridir.

  • AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    BENDE BUNLARI BULDUM İYİ ÇALIŞMALAR:;)

    BİRAZ ÖYLEMİ GİZEM:D:D
  • AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0


    İÇ ve DIŞ KUVVETLER


    - Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)
    - Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)
    - İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.
    - İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.
    - Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.

    Yer kabuğunun hareketleri :
    - Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.
    - Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.


    DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE’DE DAĞ OLUŞUMU


    1) Dağ Oluşumu :
    - Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.
    - Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)
    - Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)

    2) Kıta Oluşumu :
    - Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.
    - Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.


    3) Volkanizma :
    - Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.
    - Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)
    - Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)
    - Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.


    4) Deprem :
    - Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.
    - Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.
    - Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.
    - Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.


    TÜRKİYE’DE OVALAR VE PLATOLAR


    Ova ve Türkiye’de Ovalar :
    Ova akarsuların derince yer etmediği eğik olmaya, varsa da az olan çevresine göre alçakta olan düz yerlere ova denir.
    1) Oluşumlarına Göre Ovalar :
    a) Aşıntı Ovalar : Dış güçler tarafından aşırı dereceden aşındırıp, düzleştirilmesi sonucu oluşur. Bu ovalara Türkiye’de rastlanmaz. Doğu Avrupa bu konuya en belirgin örnek olarak bilinmektedir.
    b) Çöküntü Ovalar : Yeryüzündeki çöküntü hendeklerin, dış güçlerin taşıyıp getirdiği taklarla dolması sonucu oluşur. (Iğdır ovası)
    c) Birikinti Ovası : İç kesimlerdeki ya da kıyılarda ki çukur alanların, dış güçlerin taşıyıp getirdiği tortulların dolması sonucu oluşur. (Konya ve Malatya ovaları)

    d) Karstik Ovalar : Çökebilir taşların uzandığı alanlarda, suyun taşları çözümlemesi sonucunda oluşan ovalardır. Bu çanakların tabanının tortullarla dolup düzleşmesi ile karstik ovalar oluşur. (Teke ve Taşeli platoları)


    2) Bulunduklarına göre ovalar :
    - Ovalar kıyıya yakın ya da uzak olma durumlarına göre kıyı ovalar ve iç ovalar diye ikiye ayrılır.
    - Kıyı ovalar; Bafra, Finike vb.
    - İç ovalar; Eskişehir, Muş vb.


    3) Yükseltilerine göre ovalar :
    - Bazı ovalar deniz seviyesine yakın iken, bazı ovalarda denizden 1000-2000 metre yüksektir. Bunlar grubuna göre ikiye ayrılır.
    - Alçak ova; Çukurova, Çarşamba vb.
    - Yüksek ova; Konya, Malatya vb


    PLATOLAR


    a) Aşıntı Platoları : Dış güçler tarafından yüzeyi aşındırılmış, akarsuların derin vadiler kazdığı düzlüklerdir.
    b) Kırılma (Tektonik) Platolar : Dikey yönlü basınçların etkili olduğu alanlarda, eski kütlelerin kırılması ile oluşur. (İç Batı Anadolu platoları)
    c) Volkanik Platolar : Geniş alanlara yayılan tüf ve akışkan lavların düzleştirdiği alanların, akarsularla yarılması sonucu oluşur.
    d) Karstik Ovalar : Kireç taşı gibi çözünebilen taşların bulunduğu alanlarda oluşmuş platolardır. (Obruk, Taşeli platoları)

  • AyŞeGüL!

    AyŞeGüL! Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.193
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ (DIŞ KUVVETLER)


    1) Mekanik (Fiziksel) Çözünme :
    - Günlük sıcaklık farkının fazla olduğu yerlerde görülür.
    - Günlük sıcaklığa bağlı olarak taşların ısınıp sonra soğuması sonucu oluşur. (Çöllerde görülebilir)
    2) Kimyasal Çözünme :
    - Suyun taşları eritmesi, aşındırması, ve çürütmesi sonucu oluşur.
    - Sıcaklığın etkisiyle bu çözünme daha da artar.
    - Nemli bölgelerde daha da yaygındır.
    3) Biyolojik Çözünme : Bitki köklerinin, kayalarının çatlaklarına girerek zamanla büyümesi ve bunun sonucu genişleyerek kayaların çatlamasına denir.

    TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ


    - Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.
    - Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.
    - Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.


    a) Taşınmış Topraklar :
    - Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.
    - Üç çeşittir.
    Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.
    Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.
    Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış ince ögelerden oluşan toprak.


    b) Yerli Topraklar :
    - Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.
    - İki gruba ayrılır.
    Nemli Bölge Toprakları : Bu topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.
    Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.

    YER GÖÇMELERİ ve KAYMALAR


    Yer göçmeleri ve yer kaymalarını oluşturan etmenler :
    Yer göçmesi : Kayaların, taş parçalarının, toprağın, büyük kütleli tabakaların birbirine kayarak yer değiştirme olayıdır
    Yer Kayması : Üstteki geçirimli tabakaların, alttaki geçirimsiz ve kaygan tabakalar üzerinde, eğim doğrultusunda kaynamasıdır.
    - Yer kaymasının yaygın adı heyelandır.
    - Yer göçmeleri eğimin çokluğu, şiddetli yağış, sebeplerinden olur.
    Heyelan oluşumunu etkileyen unsurlardan biride; toprakların yapısal özelliğidir.
    Heyelan olaylarının en çok görüldüğü mevsim; ilkbahar sonrası kar erime zamanıdır.


    EROZYON ve KORUNMA YOLLARI


    Toprak Erozyonu : Toprak erozyonun oluşturan etmenler;
    - Toprağın sular tarafından aşındırılması
    - Rüzgarlar
    - Bitki örtüsü
    - Buzullar
    - Sel
    - Eğim
    - Yangın
    Korunma yolları :
    - Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj gölleri yapma,
    - Tarlalar eğime yatay sürülmeli
    - Ağaç kesimlerine karşı tedbirler
  • Konu Durumu:
    Mesaj gönderimine kapalı.

    Sayfayı Paylaş