Abdurrahim Karakoç Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113


    YoLLarın Sonu

    Bilir misin hancı,bu güne kadar
    Hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
    Sıladan gurbete giden yolcular
    Kaç damla göz yaşı döktü bu yola?

    Getirmeden bu yolların sonunu,
    Kaç yolcu son durak yaptı hanını?
    Kaç yolcu bu yolda verdi canını,
    Ecel kaç yolcuyu çekti bu yola?

    Akar bir oluktan beş dağın karı,
    demişler adına 'hasret pınarı'
    Şu mezarı gölgeleyen çınarı
    Kimin için kimler dikti bu yola?

    Kaç aşık bu yolda zaman eritti,
    Kaç yorgun hanında terin kuruttu.
    Bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
    Kaç topuğun kanı aktı bu yola?

    Yollar kıvrım kıvrım,dağlar sıralı,
    Düşünürüm,yollar beni yoralı.
    Kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
    Her gecenin seher vakti bu yola?

    Ben bilmedim gitti n'olur sen söyle,
    Bu yollar kararsız uzar mı böyle?
    Yar için iç çekip,karşıki köyde
    Hangi göz kaç sene baktı bu yola?..





    YoL


    Hayat kapısından tek tek
    Her giriş ecele doğru
    Toprakta sürünür bebek
    Her karış ecele doğru

    İster yürü, ister bekle
    İster çıkart, ister ekle
    'Geç kaldım' diye gam çekme
    Her varış ecele doğru

    Ayaklar zemine değer
    Analar yavrusun döğer
    Kalpten damara kan yağar
    Her vuruş ecele doğru

    Yürü, koş, uyu, otur, kalk
    Yukarı bak, aşağı bak
    Dört yana dönmeyi bırak
    Her duruş ecele doğru

    Bir el yapar, bin el bozar
    Gün alçalır, gün uzar
    Önü kundak, sonu mezar
    Her yarış ecele doğru



    Yeter Ki GeL..

    Üzülme her hafta gelemem diye
    Haftada olmazsa ayda gel canım.
    Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye
    Sırala otuzu say da gel canım.

    Bekletme geciken müddet ziyandır
    Güzel kin,öfke,hiddet ziyandır
    Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır
    Onları orada koy da gel canım.

    Kitap aşk,masal der,yıkar bırakmaz
    Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz
    Korku "gitme kal"der çeker bırakmaz
    Sen gönül sözüne uy da gel canım.

    Yazı,güzü,kışı bahar zamanı
    Yaşadın bilirsin ki her zamanı
    Dinle rüzgarları seher zamanı
    Uzaktan sesimi duy da gel canım




  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    YapabiLirsen..


    Serçe kadar yok musun be
    Hadi uç uçabilirsen
    Akıl, izan, idrak sende
    Kader, seç seçebilirsen

    Alev dondu, akıl yandı
    Su uyudu, taş uyandı
    Ecel kapına dayandı
    Durma, kaç kaçabilirsen

    İşe el attı dayılar
    Çamura battı sayılar
    Köprüyü tuttu ayılar
    Yürü, geç geçebilirsen

    Bırak kalsın çeşme, kuyu
    Değiştir gel eski huyu
    Havada var olan suyu
    Buyur, iç içebilirsen

    Taksit taksit, adım adım
    Nedir yani, anlamadım
    Ev emanet, mezar kadim
    Hemen göç göçebilirsen

    Farkın var kuştan, sığırdan
    Gayret et, alma ağırdan
    Gitme köhnemiş çağırdan
    Çığır aç açabilirsen





    Yanan SuLar..

    Elimle musluğunu açtığım sular yandı
    Yürüyerek içinden geçtiğim sular yandı
    Boyu üç yılı aşan sabır orucu tuttum
    İftar vakti olanda içtiğim sular yandı


    YaLvaRış..


    Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
    Her adımda bir engel var, salmıyor,
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
    Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
    Aşığa ar gelir geriye dönmek;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
    Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
    Umudum her zaman bakidir amma,
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Sevip sevilmemek varsa kaderde,
    Hangi doktor ilaç verir bu derde?
    Hastayım, susuzum gurbet illerde;
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

    Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
    Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
    Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
    Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun




  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Yağmur Yağar Gibi..


    Ormanlarda yuvasını yitiren
    Bir kuş görsem sen gelirsin aklıma.
    Beni alıp uzaklara götüren
    Bir düş görsem sen gelirsin aklıma.

    Gönlüm viranedir, yakılmış, yanmış
    Hayal mermerinde hatıram donmuş.
    Asırlar öncesi duvara konmuş
    Bir taş görsem sen gelirsin aklıma.

    Toprak, ağacın her hali güzel
    Gölgesi, meyvesi hem dalı güzel
    Nerede, ne zaman faydalı, güzel
    Bir iş görsem sen gelirsin aklıma.

    Acılmış bir çiçektir her gülen dudak
    Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak
    Bir dostluk bakış ı, bir gülen dudak
    Bir diş görsem sen gelirsin aklıma.

    Yüreğinde **** taylar eş ınan
    Gam ilinden dert iline taş ınan
    Altmış yıl yaş ayıp bin yıl düş ünen
    Bir baş görsem sen gelirsin aklıma.






    Ve Sonra ,,,

    Kurudu sevgiler gönül tasında
    Her mevsim bir başka aldattı bizi
    Renkler başkalaştı gün ortasında
    Koyu bir karanlık öptü denizi

    Daraldı her sabah geniş ufuklar
    Aşkımızı gölgeledi bulutlar
    Yaprak yaprak daldan düştü umutlar
    Tüketti takvimler gençliğimizi

    Seneler yalancı çıktı düş gibi
    Tüm yazlar üşüttü kara kış gibi
    Mermere işlenmiş bir nakış gibi
    Dağıldı yüzlerce yokluğun izi

    Önce Gerçek dedik ve sonra Neden
    Bekledik bir daha gelmedi giden
    Uyandık en güzel düşü görmeden
    Aynalardan sorduk birbirimizi




    Tut eLLerimden..


    Sırat’tan incedir sevda köprüsü
    Beraber geçelim tut ellerimden.
    Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
    Beraber uçalım tut ellerimden

    Gönüldeki birlik kalkandır dışa
    Aldırma ayaza, yele, yağışa
    Giden ilkbahara, gelecek kışa
    Beraber göçelim tut ellerimden.

    Birleşmek üzredir şafakla gurûp
    Korku beklenilmez kapıda durup
    İster zehir olsun, isterse şurup
    Beraber içelim tut ellerimden.

    Çağır hayallerin en ötesini
    Yakından duyarsın aşkın sesini
    Sonsuz mutluluğun penceresini
    Beraber açalım tut ellerimden.

    Hatırla kaybolan hatıraları
    Elmastan ışıklı, altundan sarı
    Zaman tortusundan işte onları
    Beraber seçelim tut ellerimden.

    Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
    Zamanı zamana etme şikayet
    Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
    Beraber kaçalım tut ellerimden
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Topraktaki Sevince..

    Al elmalar yeşil dalı eğince
    Yaprakların ucu yere değince
    Bak o zaman topraktaki sevince

    Hava bulutlanıp gök gürleyince
    Bir yağmur başlar ya inceden ince
    Bak o zaman topraktaki sevince

    Sevdalılar al kefeni giyince
    Kara yerler seni beni yiyince
    Bak o zaman topraktaki sevince



    ŞikaYet..

    Yıldırımlar sağdım umut bahçeme
    Hasretimi yangınlarla süsledim
    Depremleri dost eyledim geceme
    Yüreğimde fırtınalar besledim
    Bekledim ki sen gelesin yanıma
    Gelmiyorsun yetti gayri canıma

    Kokuştu, acıdı, gazlaştı sular
    Bozuldu, değişti, yozlaştı sular
    Kurudu, savruldu, tozlaştı sular
    Bekledim ki sen gelesin yardıma
    Gelmiyorsun, ortağım yok derdime

    Boş dergahta tek dervişim, gerçek bu
    Yalnızlığa boş vermişim gerçek bu
    Sabır, sebat benim işim gerçek bu
    Silahımı kalemime yasladım
    Bekledim ki sen gelesin muradım
    Gelme gayri, kapıları kapadım


    ŞiiRe DaiR..


    Şiir bir cennet bahçesi
    Girmeyene anlatılmaz.
    Cennet nedir, bahçe nasıl?
    Görmeyene anlatılmaz.

    Şair gülü, şükür gülü
    Yaprak yaprak dokur gülü
    Her mısradan fikir gülü
    Dermeyene anlatılmaz.

    İne gönül, kalka gönül
    Hep doğruya baka gönül
    Hak vergisi.. Hakk’a gönül
    Vermeyene anlatılmaz.

    Şiir toprak kokusudur
    Şiir damla damla sudur
    Ermişlerin duygusudur
    Ermeyene anlatılmaz.

    Şairler sultanı Yunus
    Her sözü yüz defa yumuş
    Aşk bağına dergâh kurmuş
    Varmayana anlatılmaz.




  5. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113



    SuLarı IsLatamadım..


    Savaştayım elli yıldır
    Ömrüm geçti boşalt, doldur
    Anlamadım bu ne haldir

    Birgün silah çatamadım
    Suları ıslatamadım

    Ekin ektim başak yılan
    Kuşandığım kuşak yılan
    Yorgan akrep, döşek yılan

    Birgün rahat yatamadım
    Suları ıslatamadım

    Ne payem oldu ne sayem
    En doğruya varmak gayem
    Düşüncemdir tek sermayem

    Alan yoktur satamadım
    Suları ıslatamadım

    Yolum yokuş, izim ayrı
    Dilim yağsız, sözüm ayrı
    Bedenimden özüm ayrı

    Biri bire katamadım
    Suları ıslatamadım

    Talipli yoktur sevgiye
    Anlamadım, neden? Niye?
    Canlar gücenmesin diye

    Can attım gül atamadım
    Suları ıslatamadım



    Size Bıraktım..

    Bana Mevlana'yı, Yunus'u verin
    Mecnun'u, Leyla'yı size bıraktım
    Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin
    Irmağı, deryayı size bıraktım

    Talipli değilim şöhrete, şana,
    Makamı, rütbeyi yük etmem cana
    Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana,
    Dövüşü, kavgayı size bıraktım.

    Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme
    Ham topraktan haram mahsul dermeme
    Bir tek gönül kâfi gelir girmeme
    Konağı, sarayı size bıraktım.

    Çokta değil, hakta buldum huzuru,
    İstediğim alınteri, göznuru
    Benliği, kibiri, iğrenç gururu
    Faizi, bankayı size bıraktım.

    Hiç biriniz telaş etmesin boşa
    Doyacak gözünüz toprağa, taşa..
    Beni inancımla koyun başbaşa..
    Topyekün dünyayı size bıraktım



    SevDam ve Ben..

    Ey SEVDAM! Nerede kucaklaştık seninle,
    Ne zaman dolduk, ne zaman taştık seninle?
    Beklediğimiz sabahları görmeden
    Bak.. Bak işte mezara yaklaştık seninle.



  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Sergi


    Zümrüt bahçe, Altın saray
    Girdim amma beğenmedim
    Ortasında elmas bir ay
    Gördüm amma beğenmedim.

    Hak diye döndüm yönümü
    Boynuma taktım ölümü
    İstediler ak gönlümü
    Verdim ama beğenmedim

    Çile çektim sünnet diye
    Kınadılar cinnet diye
    Çağırdılar cennet diye
    Vardım ama beğenmedim

    Kalbim tarla, sevgim başak
    Tahammülü yaptım kuşak
    Dost yoluna candan döşek
    Serdim amma beğenmedim

    Beyde makam, beyde para
    Garibanda türlü yara
    İnsanlığı insanlara
    Sordum amma beğenmedim

    Başlar hep beyine muhtaç
    Mideler dolu, gözler aç
    Her çıbana üç-beş ilaç
    Sürdüm amma beğenmedim

    Gelen olmadı çağrıma
    Ellerim düştü böğrüme
    Var gücümle öz bağrıma
    Vurdum ama beğenmedim




    Seni Aradım..

    Omuzumda sevda yükü
    Yollarda seni aradım
    Beste beste, türkü türkü
    Tellerde seni aradım

    Girdim yeşilden sarıya
    Sordum ölüye diriye
    Çiçeği verdim arıya
    Ballarda seni aradım

    Aşk yalımı girdi cana
    Gönlüm döndü gülistana
    Gece gündüz yana yana
    Küllerde seni aradım

    Yorulup demedim yeter
    Hasretin gözümde tüter
    Kerem'den, Mecnun'dan beter
    Çöllerde seni aradım

    Bahçem çiçek bağım gazel
    Birleşir ebedle ezel
    Ayırmadım çirkin, güzel
    Kullarda seni aradim

    Ulaşmak icin rahmete
    Katlandım binbir zahmete
    Karışıp söze sohbete
    Dillerde seni aradım



    Sen ...

    Sen : Çamlı dağlarda ağaran şafak...
    Sen : Duru gönüllerin nilüferisin
    Sen : Engin ovada sararan başak...
    Sen : Umut kaynağı, alınterisin
    Sen : Gökte yıldızsın, uykularda düş...
    Sen : Yeşil ekinsin sen beyaz gümüş..
    Sen : Mavi denizsin sise bürünmüş...
    Sen : Sevda sırrının düğümlerisin
    Sen : Her güzelliğin canlı sergisi
    Sen : Kalb yarasının emin sargısı...
    Sen : Benim dileğim, Hakk'ın vergisi..
    Sen : Gönlümde saplı aşk hançerisin
    Sen : Koyu gölgesin yaz sıcağında
    Sen : Olgun meyvesin dal kucağında
    Sen : Korsun, alevsin aşk ocağında
    Sen : Gadir Allah'ın şaheserisin
    Sen : Bensin gel gör ki ben sen değilim
    Sen : Benim düşünce ruhum ve dilim
    Sen : Benim gözlerim, ayağım, elim...
    Emin ol, sen bana benden berisin




  7. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Sen Varsın ..


    Gönül tezgahında şiir dokudum
    İplik iplik nakışında sen varsın
    Aşk yolunun kanununu okudum
    Madde madde yokuşunda sen varsın

    Fikir vadisinden bir ırmak geçer
    Eğilir selviler suyundan içer
    Bağrında ay doğar zambaklar açar
    Sessiz sessiz akışında sen varsın

    Öz suyusun hayat denen şişenin
    Nedenisin keder ile neşenin
    Sevda cephesinde şehit düşenin
    Donuk donuk bakışında sen varsın

    Hep senin renginde görünür bahar
    Yaprakta yeşilin gülde kokun var
    Yama yama kalbimdeki yaralar
    Sıra sıra dikişinde sen varsın

    Gidip de yorulma çok uzaklara
    Sen; seni gel benim içimde ara...
    Umut güneşimin mor bulutlara
    Girip girip çıkışında sen varsın




    Say Bir Gerçek , Say Bir Ya.Lan


    Ömür dediğiniz nedir
    Üç gün hilal, üç gün bedir
    Haftaya boş kalır sedir
    Say bir karış, say bir adım
    Geçti gitti, anlamadım

    Her türlü nimet sofrada
    Yığın yığın dert sofrada
    En uzun mühlet sofrada
    Say bir içim, say bir tadım
    Kaçtı gitti, anlamadım

    Denizde kayıktır umut
    Yaralı geyiktir umut
    Ürkek üveyiktir umut
    Say bir lokma, say bir yudum
    Uçtu gitti, anlamadım

    Dakikalar yazlık, kışlık
    Saatlarda mı yanlışlık
    İklim mevsim tek karışlık
    Say bir dondum, say bir yandım
    Göçti gitti, anlamadım

    Bembeyaz düşler topladık
    Bitmemiş işler topladık
    Bebek gülüşler topladık
    Hızar kurdu itimadım
    Biçti gitti, anlamadım



    Sana Geliyorum Sana..

    Görmeden, doğduğum gecenin seherini
    Ellerim değmeden anama,
    Ve günah izi yokken dudaklarımda,
    Bebeklere has bir dille ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Çırılçıplak

    Köklerim sığmadı zamana;
    Silktim ham meyvelerimi utandım da,
    Bir garip ağaç oldum aşk ükesinde,
    Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak
    SANA geliyorum SANA
    Dal-budak

    Ne bir dürüm ekmek var heybemde
    Ne içecek suyum kana kana...
    Bir tutam umutla düştüm yollara,
    Bazan yürüyerek, bazan koşarak
    SANA geliyorum SANA
    Yalınayak

    Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
    Ateş düştü gönlümdeki harmana
    Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
    Hasretinden ipil ipil yanarak,
    SANA geliyorum SANA
    Bir avuç toprak

    Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
    Et, kemik, kan değilmiş manâ
    Habibin hakkına, İsmin hakkına
    Af dilemek icin ağlayarak,
    SANA geliyorun SANA
    Ya HAKK..



  8. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Saç MeseLesi..

    Karlı dağlar gibi dik durur başı
    Bahar bulutuna benzer saçları
    Ayrı bir konudur kirpiği, kaşı;
    Yaralar bağrımı ezer saçları

    Kaç gönül takılı kalmış telinde,
    Dalgalanır omuzunda, belinde...
    Bazan ak gerdanda, bazan alında
    Yayladan yaylaya gezer saçları

    Yanakları çiçek açmış nar gibi,
    Gözleri çağşaklı bir pınar gibi.
    Göğsü mor sırtlara yağan kar gibi...
    İlla hepsinden güzel saçları ,

    Bağlar ki esen yel atmasın diye,
    Görenler itiraz etmesin diye.
    Kimsenin gözüne batmasın diye
    Akşamdan akşama çözer saçları




    Saati Yok Eremi Yok..


    Aşktan yana söz duyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.
    Uçsuz hayaller boyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Yıldızlar kayar yüceden;
    Renkler sıyrılır geceden;
    Yüreğim sızlar inceden;
    Ben hep seni düşünürüm.

    Aklın ucu değer hiçe;
    Yol ararım içten içe.
    Kainat uyur sessizce,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Korkunun bittiği yerde
    Haz duyarım perde perde.
    Bir mezar görsem bir yerde,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Zaman hep sonsuza akar
    Meyve dökülür,dal kalkar.
    Çiçekler bakar bakar,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Rüzgar eser ilden il'e
    Sağlıkta bitmez bu çile.
    'Var'dan öte 'Yok'ta bile
    Ben hep seni düşünürüm.



    PosTacı..


    Eylen bir haber ver, acele gitme
    Sevgilimden mektup var mı postacı?
    Yok deyip de beni perişan etme
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Tel çekmiştim giden ayın üçüne
    Cevap gelmez korku düştü içime
    Karıştır çantayı bir bak içine
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Uykumu dağıtan korkulu düşler
    Gün biten her gece yeniden başlar
    Ber evet dünyayı bana bağışlar
    Sevgilimden mektup var mı postacı?

    Hiç haber çıkmadı on pazar
    Beklerim saatler yıl kara uzar
    Zarfının üstünde KARAKOÇ yazar
    Sevgilimden bir haber var mı postacı


  9. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Nöbetçinin Vukuatı

    Yüzbaşım, garajda nöbet tutarken
    Hatırıma sıla düştü bu gece
    Güngören'in horozları öterken
    Gönül kalktı yola düştü bu gece

    İçinde dışında yoktur yalanı
    Anlatayım dur başıma geleni
    Bir yar için düşüncemin olanı
    Sapanca'da göle düştü bu gece

    Bozhöyük'e vardım Güllü kadına
    Fal açtırdım Ülker'imin adına
    Gelin olmuş bak şu işin tadına
    Bizim kısmet ele düştü bu gece

    Kırk yıl geçse unutamam bu günü
    Olmuş bitmiş sevdiğimin düğünü
    Hep çözülmüş sırrımızın düğümü
    Maceramız dile düştü bu gece

    Kalbime ateşten vurdular yama
    Perişan bir halde döndüm kıtama
    Karakoç bildiğin KARAKOÇ ama,
    Bilmediğin hale düştü bu gece





    Noktada o zaman..

    Gönül kurşun yemiş yaralı ceylan
    Döndüğü noktadan bin yıl uzakta
    Yürek ateş düşmüş kuru bir harman
    Yandığı noktadan bin yıl uzakta

    Ne nişan bozulur, ne düşer tetik
    Zaman kanlı tezgah,acılar mekik
    Umut yavrusunu yitiren keklik
    Konduğu noktadan bin yıl uzakta

    Şans ne ki? Bir doğar ölür bin kere
    En güzel arzular kalır mahşere
    Sevginin meyvesi dalından
    İndiği noktadan bin yıl uzakta

    Çıkar oyunbazlar ikibin katına
    Tepeler dağları alır altına
    Dostluk sürücüsü vefa atına
    Bindiği noktadan bin yıl uzakta

    Esasta her canlı mutlak bir ceset
    Dünyamız soluyan ufak bir ceset
    Evren teneşirde çıplak bir ceset
    Yunduğu noktadan bin yıl uzakta



    MüzeLik Şiir..

    Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben
    Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben
    Fikren işkencedeyim, ruhen cezadayım ben

    Korkaklığın sükûtu kol geziyor her yerde
    Sanki tek başımayım, tek kişilik mahşerde.

    Putların gölgesinde dans eder akbabalar
    Söz sokakta dolaşır, öz zindanda çabalar
    Atılan ucuz safra selâmlar, merhabalar

    En temiz topraklara gül eksem mantar biter
    Yollar sırat köprüsü, durmak düşmekten beter.

    Kaybettim mesafeyi, zamandan uzaklaştım
    Sevgi diye sarıldım, isyanla kucaklaştım
    Ne kendimden kurtuldum, ne kendime yaklaştım

    Toprağın üstü mezar, zevke dalmış ölüler
    Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler.

    Fuhuş yuvası sanki en görkemli binalar
    Çamur evlât doğurur taş yürekli analar
    Resmen hak tevzi eder hakkı boğan canavar

    Koşanlar, yarışanlar.. dehşet ötesi dehşet
    Akıl karaya vurdu, gırtlağı geçti vahşet.

    Meydanlar tıklım tıklım, caddeler salkım-saçak
    Kölelik histerisi yayılmış köşe-bucak
    Elli tane hokkabaz, elli milyon oyuncak

    Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri
    Aferine çalışır düzenin bekçileri.

    Mülkü kazanan ayrı, tasarruf eden ayrı
    Hisseler neden farklı, hak, hukuk neden ayrı?
    Hasta yaşar deniyor, baş ile beden ayrı

    Mantık yürütmek yasak, itiraz eylemek suç
    Neşe-eğlence cinnet.. yatıp uyumak korkunç.

    Güvenmek aldanmaktır.. ölçü-tartı izafî
    Mert-namert, güzel-çirkin, eksi-artı izafî
    Çoğunun cebindeki kimlik kartı izafî

    Kim kimdir? Kim kim değil? Anlamak ve bilmek zor
    Oynanan komediye gül diyorlar, gülmek zor.

    Figüran heykeller var kül tablası boyunda
    Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda
    İşlenen her günaha kurtta ortak, koyun da

    Kalmışım ara yerde, tozdayım, dumandayım
    Kirli bir mekândayım, iğrenç bir zamandayım


  10. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Mihriban..


    “Unutmak kolay mı? ” deme,
    Unutursun Mihriban’ım.
    Oğlun, kızın olsun hele
    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep..
    Meyve dalında kalmaz hep.
    Unutturur birçok sebep,
    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır;
    Hâtıraların paslanır.
    Bu **** gönlün uslanır...
    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece
    Unuttun ya, büyüyünce...
    Ha işte tıpkı öylece
    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer, azalır sevgi;
    Değişir herşeyin rengi
    Bugün değil, yarın belki
    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide;
    Eskiler yiter yenide.
    Beni değil, sen seni de
    Unutursun Mihriban’ım.




    Maya

    “Sılaya dön” diye mektubun geldi;
    Sılayı sılada yitirdim anam.
    Biten takvimlere sattım gençliği,
    Uykuyu rüyada yitirdim anam.

    Özü bulmak için indim derine;
    Geç değdi ellerim dost ellerine.
    Salınca gönlümü mahşer yerine,
    Dünyayı dünyada yitirdim anam.

    Öteyi ötede, burayı burda,
    Güneşin nurunu bir başka nurda,
    İsa’yı çarmıhta, Musa’yı Tur’da,
    Adem’i Havva’da yitirdim anam.

    Kapattım kapımı “of” ile ah’a,
    Açtım penceremi sonsuz sabaha..
    Ağrımı, sızımı sorma bir daha,
    Onları orada yitirdim anam.

    Bu hiç, o herşeyden verince müjde,
    Silindi hayâller kalmadı gözde.
    Aşkım çiçek açtı yandığım közde,
    Aklımı, sevdada yitirdim anam.

    **çtüm ve düşündüm inceden ince;
    Sıyrıldı kılıftan “son” ile “önce”
    Mânâlar zihnimde şekillenince,
    Ben beni aynada yitirdim anam.

    Önce kökü dalda, dalı çiçekte;
    Çiçeği meyvede, meyveyi renkte;
    Var olan herşeyi bir çekirdekte,
    Onu da MEVLÂ’da yitirdim anam.



    Küçük Sınav..

    Ana, baba vesiledir ortada;
    Kim gönderdi? Nasıl geldin? De hele.
    Et, kemik, kan mevcut durur mevtada
    Eksilen ne? Niye öldün? De hele




Sayfayı Paylaş