Acaba İsminizin Anlamını Bılıomusunuz

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde MıstqhK tarafından paylaşıldı.

  1. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0

    ABAY: Sezgi, anlayış, dikkat

    ABBAS: Sert, çatık kaşlı veya Aslan

    ABDULLAH: Allah'ın adamı- Allah'a ait olan, onun yolundan giden kişi

    ABİDİN: Dua eden / Duacı

    ACUN: Dünya,varlık

    ADEM: Allah'ın yarattığı ilk insan / Adam

    ADİL: Adaletli / Hakça davranan

    ADNAN: Eski Türk isimlerinden / İki gökyüzü, iki cennet anlamında

    AFFAN: Kendini kötülüklerden uzak tutan

    AGAH: Bilgili / Bilen / Haberli / Uyanık

    AHMET: Övülmeye değer/ Beğenilmiş / Allah'a şükreden /

    AKAD: Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak

    AKAY: Beyaz ay,dolunay

    AKEL: Dürüst,güvenilir

    AKGÜN: Mutlu,sevinçli gün

    AKIN: Hızlı bir biçimde düşmana yapılan saldırı

    AKİF: Dünya işlerinden uzaklaşıp, ibadet için Allah'a yönelen

    AKİL: Akıllı , Rüştünü kanıtlama konumuna gelmiş , yaptıklarının farkında olan

    AKTAÇ: Beyaz taç,gelin tacı

    AKTAN: Aydınlık gece

    ALAADDİN: Din uğruna çalışan

    ALDEMİR: Ateşte kıpkırmızı hale getirilen demir Al-Demir

    ALİ: Yüce, yüksek, şanlı, onurlu kimse

    ALİCAN: Cana yakın, içtenlikli, candan, sıcakkanlı, girişken

    ALİM: Bilim adamı, bilgin ilim bilen, ilimle uğraşan kimse

    ALİŞAN: Şanı şerefi en yüksek olan

    ALKAN: Kızıl kan

    ALKIN: Sevdalı,aşık

    ALP: Kahraman,cesur,savaşçı

    ALPAR: Yiğit,cesur

    ALPASLAN: Aslan gibi cesur,savaşçı beyi

    ALPAY: Cesur,yiğit

    ALPER: Alp + Er Cesur erkek Soylu erkek anlamında

    ALPHAN: Yiğit,hükümdar

    ALPTEKİN: Alp+ Tekin Soylu prens, güvenilir ve soylu

    ALTAN: Al + Tan Kırmızı + şafak, güneşin şafaktaki kırmızı rengi

    ALTAY: Yüksek orman anlamında. Orta Asya'da bir sıradağ

    ALTUĞ: Al+Tuğ Kırmızı + Tuğ değerli taşlarla süslü tuğ

    ANDAÇ: Armağan,hediye

    ANIL: Ölçülü davranan, hoşa giden kimse

    ARAL: Takımada,sıradağlar.

    ARAS: Sahip çıkılan buluntu, Doğu anadoluda bir ırmağın adı

    ARCAN: Saf,temiz

    ARDA: Halef, ardından gelen

    AREL: Temiz,dürüst

    ARGÜN: Temiz gün, günlük güneşlik, yaşama sevinci veren gün

    ARIKAN: Temiz soy

    ARIN: Temiz,saf - Alın

    ARİF: Anlayışlı,tanınmış,meşhur,bilgi sahibi

    ARKAN: Temiz kandan gelen - Üstün,galip

    ARMAĞAN: Hediye,ödül

    ARMAN: Hasret,özlem - Sıkıntı

    ARSLAN: Yırtıcı,güçlü,yiğit

    ARTAÇ: Ar+ Taç Utanma duygusunu baş tacı eden

    ASIM: Temiz, namuslu, sağlam karakterli

    ASİL: Soylu, soylu bir aileden gelen,seçkin insan

    ASLAN: Türklerin, güçlü insan tanımlarında genellikle seçtikleri ormanlar kralı

    ASRIN: Bu asıra ait, bu devire uygun

    ASUTAY: Hırçın tay

    AŞKIN: Benzerlerinden daha üstün - Coşkun

    ATA: Baba, ced, Ecdat, Büyükbaba, Bilge

    ATABEK: Şehzade eğitmeni - Devlet yetkilisi

    ATABEY: Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli kişilere verilen ünvan

    ATACAN: Hoşgörülü,babacan

    ATAHAN: Han soyundan gelen, soylu yiğit

    ATAK: Canlı,girişken-Cömert-Nişancı

    ATAKAN: Atasının kanını taşıyan, atasının kanından gelen gücü barındıran

    ATALAY: Ünlü,şöhretli

    ATAMAN: Ata kişi,önder

    ATANUR: Atasından aldığı nuru taşıyan

    ATASOY: Ataların soyundan gelen

    ATAY: Herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü

    ATEŞ: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

    ATIF: Eğilimli, birine şefkatle eğilen, sevgi duyan / Bir şeye yönlendirilen

    ATIL: İleri hamle yap, anlamında Atıl, atılmak

    ATILAY / ATALAY: Kolaylıkla ileri atılabilen, cesur kimse

    ATILGAN: Engelleri aşan - Korkusu olmayan

    ATINÇ: Atılgan / Atak

    ATİLLA / ATTİLA: Hunların "Tanrının Kırbacı" denilen büyük hükümdarı

    ATLIHAN: At + Han kelimelerinden, İyi ata binen yiğit Han

    AVNİ: Yardım etmek, yardımda bulunmak, yardımla ilgili

    AYBAR: Gösterişli,heybetli

    AYBARS: Ay ve Pars kelimelerinden, Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı

    AYBERK: Sağlam kişilik- Ayın parlaklığı

    AYDEMİR: Ay gibi ışıklı,temiz,demir gibi güçlü

    AYDIN: Beyni çağdaş düşüncelerle aydıınlanmış, bilgili kişi

    AYGÜN: Ay gibi parlak ve ışıklı güzel gün

    AYHAN: Ay gibi güzel yüzlü hakan Ay +Han

    AYKAN: Kanı ay gibi parlak ve temiz Ay Kanlı

    AYKUT: Kutlu ay, armağan, ödül

    AYTAÇ: Başında ay gibi ışıklı taç bulunan Ay + Taç

    AYTEK: Ay gibi

    AYTEKİN: Tek ay, uğur getiren ay

    AYTUNÇ: Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam

    AYYÜCE: Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er

    AZER: Azerbaycan kelimesinin kökü olan Azer'den..

    AZİM: Bir şeyler yapmak için kararlı kişi, Azmeden, Azimli

    AZİZ: Onur sahibi yüce, Saygıdeğer, Manevi gücü çok üstün

    AZMİ: Kemikli, kemikle ilgili / Azim sahibi

    Bayan İsimleri
    ABİDE: Anıt - Değerli eser

    AÇELYA: Fundagiller familyasından, kokusuz ama güzel renkli çiçek.

    ADALET: Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetmek.

    ADİLE: Adaletli olan, doğruluktan ayrılmayan.

    AFET: İnsanlığın önleyemediği büyük doğal felaket

    AFİFE: Namuslu, iffetli, temiz ve dürüst

    AFİTAP: Güneş / Çok güzel

    AFŞAR: Atak, uyumlu, Oğuz boylarından birinin adı (Avşar)

    AHSEN: En güzel, Çok güzel

    AHU: Ceylan, karaca, maral - Güzel kadın

    AJDA: Filiz, sürgün - Üzeri çentik çentik olan şey

    AKASYA: Küçük sıra yapraklı, süs için yetiştirilen bir ağaç.Salkımağacı

    AKGÜL: Beyaz gül, gül gibi

    AKGÜN: Aydınlık gün

    AKİFE: Sebatlı, kararlı - İbadet eden

    ALARA: Al + ara. Al=Kırmızı, ara=bezeyen, süsleyen , Kırmızı süs anlamında bir tamlama

    ALARCIN: Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan

    ALÇİN: Kırmızı renkli küçük bir kuş türü

    ALEV: Ateşin çıkardığı yalım

    ALEYNA: Esenlik ve güzelliklere sahip, esenlik içinde olan

    ALİYE: Yüce, yüksek

    ALTAN: Kızıl Şafak

    ALTIN: Değerli bir metal (Paslanmayan, en iyi iletken)

    ANDAÇ: Bir kimseyi hatırlamak için saklanan şey, hatıra

    ARİFE: Tecrübeli, bilgili, sezgi ve anlayışa sahip

    ARZU: İstek, özlem eğilim

    ASENA: Türk Mitolojisinde Ergenekon destanında adı geçen dişi kurt

    ASİYE: Acılı kadın / Direk

    ASLI: Kök, köken - Aşık Kerem'in sevgilisi

    ASLIHAN: Kökeni soylu han soyundan

    ASRIN: Çağdaş, bu asıra ait olan, asıra uygun olan

    ASU: Asi, ehlileşmeyen huysuz at - İsyankar

    ASUDE: Sessiz, sakin dinlendirici

    ASUMAN: Gök, gökkubbe, sema

    ASYA: Yeryüzünün anakaralarından (kıta) birinin adı

    AŞKIN: Aşmış, ileri, üstün/ Senin aşkın

    ATEŞ: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

    ATIFET: Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, iyilik sever

    ATİKE: Özgür - Soylu - Güzel, genç kız

    AYBEL: Ay gibi dikkat çeken, aya benzeyen güzelliğiyle farkedilen, seçilen

    AYBEN: Ay gibi. Ayın kendisi

    AYBÜKE: Ay gibi parlak, aynı zamanda zeki, akıllı

    AYCA: Ay gibi parlak ve aydınlık

    AYCAN: İçi aydınlık

    AYÇA: Ayın ilk günlerde aldığı biçim, hilal

    AYÇİN: Ayçın, ay gibi, aya benzer

    AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki - Parmakları, endamı güzel kadın

    AYDAN: Aya benzer ay gibi

    AYDİL: Güzel, parlak, aydınlık gönül

    AYFER: Ayışığı

    AYGEN: Gönül dostu

    AYGÜL: Ay gibi güzel ve parlak renkli

    AYLA: Kadın, eş zevce /Ayın çevresindeki ışıklı daire

    AYLİN: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire

    AYNUR: Ay gibi ışıklı, pırıl pırıl

    AYPARE: Ay parçası

    AYSEL: Ay gibi parlak ve güzel

    AYSEN: Aydan farksız, ayın yerdeki benzeri, güzel sevimli

    AYSU: Ay gibi parlak, berrak su

    AYSUN: Ay gibi güzel ve parlaksın

    AYŞAN: Şanı ay gibi parlak olan

    AYŞE: Yaşam, dirlik,

    AYŞEGÜL: Güleç, güler yüzlü

    AYŞEM: Ay ışığı - Benim Ayşem

    AYŞEN: Ay gibi neşeli, parlak ve aydınlık

    AYŞENUR: Nur gibi parlak, pırıl pırıl, ay gibi güzel

    AYŞİN: Ay gibi, aya benzeyen

    AYTAÇ: Ay gibi taçlı

    AYTEN: Ay gibi beyaz tenli

    AYTÜL: Tül gibi şeffaf ve ince ay ışığı gibi parlak

    AZİME: Azmeden, yapmak için kesin kararlı / iri, kemikli yapılı

    AZİZE: Kutsal, ermiş kadın - Sevgi hitabı

    AZMİYE: Niyetli, kararlı

    AZRA: Bakire, el değmemiş
  2. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    BABÜR: Hindistan'da yaşayan bir tür kaplan/Babür imparatorluğunun kurucusu Babürşah'tan

    BAHA: Değer fiyat, kıymatinin karşılığı, Ederi

    BAHADIR: Yiğit , kahraman, atak, gözünü daldan budaktan esirgemeyen

    BAHATTİN: Dinin değerlisi,güzelliği

    BAHİR: Deniz-Belli, açık-Işıklı,parlak

    BAHRİ: Denizle ilgili, denizci, denizingücü, sonsuzluğu

    BAHTİYAR: Mutlu, talihli, Hayatından memnunolan

    BAKİ: Süreklilik sahibi, sonsuza kadar kalan, sonsuz, sonu olmayan

    BALA: Küçük çocuk, Yavru, Korunması gereken

    BALABAN: Bir tür yırtıcı kuş. İri cins birtür Doğan (kuş)

    BALER: Tatlı dilli, cana yakın

    BARAN: Yağmur mevsimi

    BARANSEL: Güce, kuvvete ait. Güçsel.

    BARBAROS: Barba Rosse Kırmızı sakal. Asıl adı Hızır olan büyük Türk amiraline Avrupalıların taktığı ad.

    BARIN: Bütün,tüm - Güç kuvvet

    BARIŞ: Uzlaşma.

    BARKAN: Çölde oluşan küçük kum kitlesi

    BARKIN: Gezgin, Seyyah, Sürekli gezipdolaşan

    BARLAS: Kahraman

    BARS: Kaplan benzeri yırtıcı hayvan

    BASRİ: Gören, görme ile ilgili, görebilmek

    BAŞAR: Başarılı ol anlamında

    BAŞER: Başta gelen

    BATI: Güneşin battığı yön

    BATIHAN: Batı'nın hükümdarı, hanı

    BATIKAN: Batı+ Khan Batının Hanı ya da Batının Kanı anlamında

    BATIRAY: Ay gibi yiğit

    BATTAL: Kahraman. Oldukça iri yapılı, Alışılmışın dışında büyük

    BATU: Güçlü Kuvvetli

    BATUHAN: Güçlü Kuvvetli Han. Altınordu devletinin kurucusu Batuhan.

    BATUR: Korkusuz, yiğit.

    BATURALP: Yiğitler yiğidi

    BAYAR: Büyük, ulu yüce.

    BAYBARS: Eski Türklerin beslediği kaplan

    BAYBORA: Fırtına

    BAYCAN: Zengin

    BAYEZİT/BEYAZIT: Birçok Osmanlı şehzadesinin ortakadı.

    BAYHAN: Zengin ve güçlü

    BAYKAL: Yaban kısrağı. Moğolistandaki büyükgöl

    BAYRAKTAR: Bayrak taşıyan.

    BAYRAM: Ulusca kutlanılan, Kutsal ve önemli günler.

    BAYSAL: Dirlik düzenlik içinde, sakin,gürültüsüz.

    BAYÜLKEN: Göğün 16.katında oturan barış tanrısı

    BEDİR: Ayın ondördü. Dolunay. Ay.

    BEDİRHAN: Ay+ Han gibi Bedir + Han

    BEDRETTİN: Ayın ondördü gibi ışık saçan, temiz ve yüce

    BEDRİ: Ay gibi, aya benzeyen, Aya ait

    BEHÇET: Sevinç, güzellik, güler yüzlülük.

    BEHİÇ: Şen. Güleryüzlü, Neşeli.

    BEHLÜL: Hayır sahibi - Daima gülen

    BEHRAM: Merih Yıldızı.

    BEHZAT: Doğuştan iyi, soylu kişi

    BEKİ / BEKRİ: El değmemiş, Bakir, Tertemiz, bozulmamış.

    BEKİR: Yeni doğmuş, bakir

    BEKTAŞ: Saygın, aziz, denk, eşit.

    BERAT: İzinli, müsaadeli olmak / Diploma

    BERHAN: Han soyundan, Hanla ilgili, han üzerine.. (Han=Hakan)

    BERK: Sağlam güçlü, dayanıklı

    BERKAN: Parlama - Kıvırcık kuzu postu

    BERKANT: Sağlam Yemin . Berk + Ant.

    BERKAY: Sağlam yapılı ve ayışığı gibi parlak olan. Ay ışığı, Güçlü ay

    BERKE: Cengiz Han'ın torununun adı. Değnek, sopa, kamçı anlamında da kullanılır

    BERMAL: Birşeyler yapmakla ilgili, yapan, ortaya çıkaran, becerikli

    BESİM: Güler yüzlü

    BİLAL: İlk ezanı okuyan Bilal-i Habeşi'nin adından..

    BİLGE: Derin bilgi sahibi

    BİLGEHAN: Göktürk hakanı

    BİLGİN: Bilgi sahibi. Alim

    BİRANT: Tek yemin. Özelliği olan yemin

    BİRCAN: Tek, eşsiz

    BİROL: Tek ol, anlamında . Bir + Ol

    BOĞAÇ: Bir Dedekorkut kahramanı

    BOĞAÇHAN: İnanılmaz derecede güçlü , insanüstü gücü olan

    BORA / BORAN: Ardından yağış getiren şiddetlirüzgar.

    BOZKURT: Türklerin Orta asyadan çıkışında yol gösterdiğine inanılan efsanevi kurt

    BUĞRA: Erkek deve

    BUĞRAHAN: Müslüman Türk Hakanlardan Saltuk Buğrahan.

    BULUT: Bildiğimiz bulut. (Havada bulut sen bunu unut gibi)(!)

    BUMİN: Baykuş, Puhu kuşu.

    BURAK: Hz. Muhammed'in Miraç'ta bindiği efsanevi ata verilen isim.

    BURÇ: Kale, hisar çıkıntısı - Güneş sistemi - sarp yamaç

    BURÇAK: Baklagillerden bir bitki

    BURÇİN: Dişi geyik.

    BURHAN: Delil, kanıt.

    BURHANETTİN: Dinin kanıtı, dinin delili, isbatı

    BÜLENT: Yüksek, uzun, erişilmesi zor, yüce

    BÜNYAMİN: Hz. Yakup'un oğlu
    BAYAN İSİMLERİ
    BAHAR: Doğanın canlandığı mevsim

    BAHRİYE: Donanma ve denizle ilgili

    BALCA: Bal damlası, bal gibi

    BALIM: Benim balım, tatlım - Çok sevgili, samimi arkadaş

    BANU: Ev kadını , bayan

    BARAN: Yağmur

    BAŞAK: Tahılların tanelerinin bulunduğu kısım

    BAŞAR: Başarılı ol anlamında

    BEDİA: Güzellik, üstün değerli olan

    BEDİHE: Başlangıç - Güzel söz

    BEDRİYE: Ayın ondürdüncü geceki haliyle ilgili

    BEGÜM: Saygıdeğer kadın, hanımefendi - Hint prenseslerine verilen san

    BEHİCE: Şen güleryüzlü

    BEHİRE: Güzel, asil

    BEHİYE: Güzel ve alımlı kadın

    BELGİN: Açık. belirli, farkedilen

    BELİN: Şaşkınlık, hayret

    BELKIS: Yunanca asıllı olup Arapçaya geçen tarihi bir isim

    BELMA: Sakin, yumuşak

    BENAN: Parmakla gösterilecek kadar güzel

    BENGİ: Sonsuz, sonsuzluk

    BENGİSU: İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su / Abıhayat

    BENGÜ: Sonu olmayan, ebedi

    BENGÜL: Üzerinde benekler bulunan gül

    BENSU: Su gibi aziz benlik

    BERAY: Ayın en ışıltılı, en parlak hali

    BERFİN: Kar toplayan

    BERİA: Güzellik ve olgunlukta akranlarından üstün olan

    BERİL: Mücevher olarak da kullanılan bir tür maden

    BERİN: Manen çok yüksek

    BERNA: Genç, delikanlı

    BERRA: Bereketli olan

    BERRAK: Temiz, saf, arınmış

    BERRİN: Manen çok yüksek, yüce yaradılışlı

    BERŞAN: Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden

    BESTE: Ezgilerin özgün dizimi,

    BESTEGÜL: Gül demeti

    BETİGÜN: Beti:Yüz (Bet benizdeki gibi) Gün: Aydınlık, Aydınlık yüz

    BETİL/BETÜL: Temiz, iffetli

    BETÜL: Ayrı kök salmış fidan - Hz.Meryem'in lakabı - Bakire

    BEYHAN: Bey soyundan

    BEYZA: En beyaz, en ak - Günahtan kaçınmış

    BİHTER: En iyi

    BİKE / BİKEM: Kadın, hanım

    BİLGE: Çok bilen ve bildiklerini başkalarının yararına sunan

    BİLLUR: Pek duru ve temiz cam

    BİLUN: Yarım Ay

    BİNGÜL: Bin gülün güzelliğinde

    BİNNAZ: Çok nazlı

    BİNNUR: Çok nurlu

    BİRCAN: Herksçe sevilen, candan

    BİRGÜL: Tek ve benzersiz gül

    BİRİCİK: Tek, bir tane, emsalsiz

    BİRSEN: Yalnız Sen anlamında

    BİRSU: Özel bir su biricik su gibi

    BUCAK: Genellikle, geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)

    BUKET: Çiçek demeti

    BURCU: Güzel ve etkileyici kokunun salgılanışı

    BURÇAK: Tohumları kullanılan bir bitki türü

    BURÇİN: Dişigeyik

    BUSE: Öpmek, öpüşmek, öpücük

    BÜŞRA: İyi haber
  3. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    CABBAR: Güç ve kuvvet sahibi kimse

    CAFER: Çay dere küçük akarsu

    CAHİT: Çalışan çaba gösteren / İnatçıayak direyen

    CAN: İnsan ve hayvanlarda yaşamı sağlayan ve ilk korunan

    CANALP: Özünde yiğitlik, güç olan

    CANBERK: Güçlü, sağlam

    CANDAŞ: Dost, yoldaş

    CANDEMİR: Özü demir gibi sağlam

    CANDOĞAN: Cana doğan

    CANEL: Dostluk eli

    CANER: İçten, sevimli

    CANKAT: Yaşamına can ekle, sevinçle dol

    CANKUT: Mutlu, talihli - Talih, şans

    CANSIN: Dostsun, sevgilisin

    CANTEKİN: Tek, eşsiz can

    CAVİT: Sonsuz, ebedi

    CELAL: Büyüklük ululuk, hışım

    CELALETTİN: Büyüklük ululuk, hışım

    CELAYİR: Moğolların kollarından

    CELİL: Ulu, yüce, manevi değeri yüksek olan

    CEM: Bir şeyin toplamı, tamamı

    CEMAL: Güzellik, özellikle yüz güzelliği

    CEMALETTİN: Güzellik taşıyan

    CEMİL: Güzel

    CEMRE: Ateş,kor-Suda,havada,toprakta oluştuğuna inanılan sıcaklık

    CENAN: Yürek, gönül kalp

    CENAP: Manevi büyüklük / Onur

    CENGİZ: Sert ve haşin tabiatlı, kolay yumşamayan

    CENGİZHAN: Moğol İmparatorluğunu kuran hükümdar

    CENK: Savaşmak , Kısa süreli savaş

    CEVAHİR: Mücevher,değerli süs taşı

    CEVAT: İyilik, güzellik, olgunluk, kusursuzluk

    CEVDET: Olgunluk, büyüklük - Kusursuzluk

    CEYHAN: Güney bölgemizde bir ırmak adı

    CEYHUN: Eski Türk isimlerinden / yiğitgüçlü kişi

    CEZMİ: Kesin karar veren

    CİHAN: Dünya

    CİHANGİR: Cihanı ele geçiren

    CİHAT: Din uğruna savaşmak

    CİVAN: Yeni yetme, körpe, genç

    COŞAR: Heyecan dolu, kabına sığmayan

    COŞKU: Heyecan ve hayranlık uyandıran durum

    COŞKUN: Aşırı heyecanlı, çok duyarlı

    CUMA: Müslümanlar için haftanın kutsal günü

    CUMHUR: Halk topluluğu

    CÜNEYT: Büyük bir mutasavvuf
    BAYAN İSİMLERİ
    CAHİDE: Çalışan, çaba gösteren

    CANAN: Sevgili, yar

    CANDAN: Yürekten, içten

    CANEL: İçten, candan uzatılan dostluk eli

    CANKAT: Yaşamına can ekle, sevinçle dol

    CANSEL: Cana dair, canla ilgili

    CANSIN: İçten, gönüldensin

    CANSU: Cana benzer değerde

    CAVİDAN: Ebedi, sonsuz

    CELİLE: Büyük, ulu

    CEMİLE: Hoşa giden davranış

    CEMRE: Önce havada, sonra suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

    CENNET: Dinsel inançlara göre iyilerin ölünce gideceğine inanılan yer

    CEREN: Ceylan, ahu

    CEVHER: Bir şeyin özü - Güç, enerji - Değerli taşlar

    CEVRİYE: Eziyet, cefa, sıkıntı

    CEYDA: Yararlı, herkese iyilik yapan

    CEYLA: Bu isim de çok istek almasına rağmen ben anlamını bulamadım. Bilen varsa lütfen yazsın.

    CEYLAN: Geyik cinsinden gözlerinin güzelliğiyle ünlü hayvan

    CİHAN: Evren, alem

    CİHANNUR: Alemi aydınlatan nurlu ışık

    CİLVENAZ: Nazı özellikle yapan / Cilveyle nazı birarada bulunduran
    ÇAĞAN: Bayram, şenlik, mutlu gün

    ÇAĞATAY: Küçük tay, çocuk gibi sevimli

    ÇAĞDAŞ: Aynı çağda yaşayan, çağa uygun

    ÇAĞIN: Yıldırım, şimşek

    ÇAĞLAR: Çağıldayarak akan su, şelale

    ÇAĞMAN: Çağdaş insan

    ÇAĞRI: Davet

    ÇAKABEY: 11.yy'da İzmir yöresinde beylik kuran Türk Beyi

    ÇAKAR: Parlayan, ışık veren

    ÇAKIN: Şimşek, parıltı

    ÇAKIR: Mavi renkli, gri benekli gözü olan

    ÇAVUŞ: Askerde bir rütbe

    ÇELEBİ: Efendi, görgülü, terbiyeli

    ÇELEN: Yakışıklı, saçak, akıllı

    ÇELİK: Su verilerek sertleştirilmiş demir

    ÇELİKER: Çelik gibi güçlü insan

    ÇETİN: Güç, zor, engelli

    ÇEVİK: Atak, hareketli

    ÇEVRİM: Girdap, sürekli değişim, anafor

    ÇIĞIR: Çığın açtığı iz, yol - Yenilikçilik

    ÇINAR: Geniş yapraklı kalın gövdeli uzun ömürlü bir ağaç
    ÇAĞLA: Badem, erik ve Kaysı gibi meyvaların ham hali

    ÇAĞRI: Davet

    ÇİÇEK: Bitkilerin üreme organlarını taşıyan renkli bölümü

    ÇİĞDEM: Zambakgillerden bir tür kır bitkisi

    ÇİLAY: Ayın üzerinde beliren açık renkli lekeler

    ÇİLER: Güzel öten, güzel ötüşlü

    ÇİSEM: Çiseleyen yağmur

    ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören, ilerigörüşlü
  4. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    DALAN: Biçim - İnce, zarif

    DALAY: Deniz

    DANİŞ: Bilgi, bilme, danışma

    DARCAN: Sıkıntılı, aceleci

    DAVUT: Davut peygamberin adı

    DEHA: Dahi, zekaca çok üstün olan

    DEMİR: Bildiğimiz, demir / Ondan korkanlar trene binmez.

    DEMİRALP: Demir gibi güçlü, yiğit

    DEMİRCAN: Demir gibi sağlam olan can

    DEMİREL: Demir gibi güçlü eli olan

    DEMİRHAN: Demir gibi güçlü hükümdar

    DEMİRKAN: Güçlü soydan gelen

    DENİZ: Bu da bildiğimiz masmavi sular

    DENİZHAN: Denizlerin hükümdarı

    DENKTAŞ: Akran, aynı yaşta

    DERİN: Yüzeyi tabanına uzak olan

    DERVİŞ: Alçak gönüllü, hoşgörü sahibi

    DERYA: Deniz - Engin bilgili - Çok

    DEVLET: Bütün Ulus

    DEVRAN: Felek, kader

    DEVRİM: Önemli ve temelli değişiklik /inkilap

    DİLAVER: Yiğit / Yürekli

    DİLMEN: Güzel konuşan

    DİNÇ: Güçlü, sağlıklı

    DİNÇER: Dinç + Er / Yorgunluk bilmeyen güçlü sağlam

    DOĞA: Tabiat

    DOĞAN: Yırtıcı bir kuş

    DOĞU: Güneşin doğduğu yön

    DOĞUHAN: Doğunun hükümdarı

    DOĞUKAN: Doğunun hakanı

    DOĞUŞ: Yaradılış

    DORUK: Dağ ya da tepenin en yüksek yeri/ Şahika

    DORUKHAN: Zirvenin hükümdarı

    DURAN: Varlığını sürdüren-Dağyolu-Dingin,sakin

    DURMUŞ: Çocukların sık ölümleri karşısında konulan dilek ifadesi

    DURSUN: Çok yaşa , uzun ömürlü ol

    DURUKAN: Soylu kan sahibi

    DURUL: Suyun durulması, aklanması

    DUYAL: Duygulu duyarlı çabuk duygulanan

    DÜNDAR: Artçı asker, birliği koruyan asker

    DÜNYA: Yeryüzü / Orhan abinin şarkısında"batsın" denilen yer

    DAMLA: Bir sıvının küçük parçacığı

    DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil olan bir ağaç türü

    DELFİN: Yunus balığı

    DEMET: Sapları bir araya getirilip bağlanan bitki ya da çiçek

    DENİZ: Yeryüzünün 3/4'ünü oluşturan tuzlusu tabakası

    DEREN: Derleyen, toplayan

    DERİN: Yüzeyi, tabanından uzak olan

    DERYA: Deniz, çok bol, gönül

    DESTAN: Kahramanlık olaylarını konu alan şiir

    DESTE: Cinsleri aynı ya da birbirine yakın şeylerin birarada bağlanması

    DEVRAN: Talih, kader

    DİBA: Çiçek desenli ipek kumaş - Sevgilinin yüzü

    DİCLE: Güneydoğu bölgemizde bir nehir

    DİCLEHAN: Dicle ve han kelimelerinden oluşan isim

    DİDE: Göz (Arapça)

    DİDEM: Dide ,Göz: Didem= Gözüm

    DİLAN: Gönül dostu, gönüldaş

    DİLARA: Gönül alıcı, sevgili

    DİLAY: Gönlü ay gibi parlak, ışıklı olan / ışıl ışıl berrak konuşan

    DİLBERAN: Dilberler, güzeller

    DİLBERAY: Ay gibi güzel kadın

    DİLDAR: Birinin gönlünü almış, sevgili

    DİLEK: İstek, arzu

    DİLER: İsteyen, dileyen

    DİLHAN: İçten, samimi söylenen

    DİLRUBA: Gönül kapan, herkesi kendine bağlayan

    DİLŞAD: Gönlü hoş

    DOLUNAY: Ayın tam olarak görünen biçimi,

    DÖNDÜ: Henüz evlenmemiş kız

    DURU: Saf, berrak

    DUYGU: His, gönülde uyanan yankı ya da tepki

    DÜNYA: Yeryüzü

    DÜRDANE: İnci tanesi

    DÜRRİYE: İnci gibi parlayan

    ECEVİT: Çevik,çalışkan,açık fikirli- Yaramaz,sinirli

    EDİP: Edepli terbiyeli / Edebiyatla ilgilenenkişi

    EDİZ: Değerli yüksek

    EFDAL / EFTAL: En değerli en yüksek.

    EFE: Ağabey - Yiğit,cesur - Kabadayı

    EFGAN: Ağlayıp inleme - feryat

    EFLATUN: Açık mor, leylak rengi ile erguvan arası / Bilgin, bilgili, herşeyi bilerek doğan çocuk

    EGE: Yüce, büyük ulu / Ülkemizin Batısındaki deniz

    EGEMEN: Bir yere hakim olan

    EJDER: Bir masal yaratığı, korkulan, güçlü

    EKBER: Kebir kelimesinden, En büyük

    EKİN: Tahılın ekiminden, harman dönemine kadarki hali / Kültür

    EKREM: Pek cömert, iyiliksever

    ELDEM: Sevimli, cana yakın

    ELVAN: Renk renk, çok renkli

    EMİN: Güvenilen, inanılan kimse

    EMİR: Reis, aşiret başı, Emreden

    EMİRHAN: Emir veren hükümdar, hanın emri

    EMRAH: Saz çalıp oynayan

    EMRE: Aşık, dost, Beylerbeyi, Büyük erkek kardeş

    EMRULLAH: Allah'ın emri

    ENDER: Seçkin, eşi benzeri az bulunan

    ENER: En yiğit, en kahraman

    ENGİN: Ucu bucağı olmayan genişlik

    ENGİNSU: Açık deniz

    ENİS: Dost, arkadaş

    ENSAR: Hz. Muhammed'i Medine'ye davet edenlere verilen isim

    ENVER: En ışıklı, en parlaki

    ERALP: Yiğit

    ERAY: Ay gibi parlak erkek

    ERBATUR: Cesur, yiğit

    ERBERK: Şimşek gibi yiğit

    ERCAN: Er canlı, korkusuz yiğit

    ERCÜMENT: İtibarlı, haysiyetli, değerli

    ERÇİN: Erken doğan, En erken davranan

    ERDAL: Erken yeşeren dal / Er + Dal

    ERDEM: Fazilet, insanın insan yapan değerleri

    ERDEN: Bekaret / İnsan eli değmemiş /Erkenden

    ERDİNÇ: Dinç erkek Er + Dinç

    ERDOĞAN: Doğuştan yiğit / Erken doğan

    EREM: Ulaşmak, kavuşmak için çaba gösteren

    EREN: Ermiş kişi Ermekten

    ERENAY: Ermiş olan Ay gibi nurlu

    ERGİN: Olgunlaşmış, güngörmüş

    ERGUN: Oynak, hızlı giden at

    ERGÜN: Yumuşak huylu, uysal

    ERHAN: Yiğit hakan

    ERHUN: Hunlu yiğit

    ERİM: Sevgi, mutlu haber

    ERİNÇ: Rahat, dirlik

    ERKAL: Erkek kal

    ERKAN: Erkek kanlı

    ERKİN: Özgür, serbest. Koşulsuz iş gören

    ERKUT: Kutlu yiğit

    ERMAN: Erdemli yiğit

    EROL: Erkek ol sözünde dur anlamında

    ERSAN: Adıyla ün salmış

    ERSEN: Kolay, zor olmayan

    ERSİN: Erkeksin anlamında

    ERŞAT: Doğru yolu bulan

    ERTAÇ: Erkekliği taç gibi taşıyan

    ERTAN: Tan gibi ateş renkli er

    ERTEM: Erdem / Fazilet

    ERTEN: Sabah, gündoğumu anı

    ERTUĞRUL: Temiz yürekli doğru yiğit

    ERYAMAN: Güçlü, becerikli

    ESAT: Çok uğurlu ve mutlu

    ESEN: Sağ, sağlıklı

    ESER: Nişan, iz - Etki - Yapıt - Soğuk esen rüzgar

    EŞREF: Şerefli, şeref sahibi / Uğurlu

    EVGİN: Telaşlı, aceleci

    EVREN: Kainat, yaratılmışların tümü

    EVRİM: Aşamalarla kendini gösteren ilerleme,değişim

    EYÜP: Sabırın simgesi olmuş bir peygamber

    EZEL: Başlangıcı olmayan
    EBRU: Kaşe / Hare gibi dalgalı kumaş

    ECE: Reis / Ulu / İlerigelen

    ECEHAN: Yönetici konumundaki ece,kraliçe

    ECEM: Kraliçem, benim sultanım

    EDA: Anlatış yolu ve biçimi / Sevimli olma hali

    EDİBE: Edepli, terbiyeli - Edebiyatla uğraşan, yazar

    EDİS: Benzerlerinden üstün, yüce

    EFSER: Taç

    EFTALYA: Bir dönemin ünlü gayrimüslim ses sanatçısı Denizkızı Eftalya'dan

    EGE: Bir çocuğu koruyan, ondan sorumlu olan - Bir deniz

    EKİM: Ekme, yetiştirme - Yılın onuncu ayı

    EKİN: Buğday / Tahılın ekimden harman dönemine kadarki hali / Kültür

    ELA: Sarıya çalar kestane rengi

    ELÇİN: Deste / Demet / Bir kerede ele alınabilecek kadar az olan nesne

    ELİF: Arap alfabesinin ilk harfi / dost tanıdık / ışık saçan güzel kız

    ELMAS: Billurlaşmış karbondan oluşan sert değerli taş

    ELVAN: Renkli, renk renk / güzel kokuların yayılması

    EMEL: Güçlü istek / Umulan ve beklenen şey

    EMİNE: Güvenilir, inanılır kimse

    ENGİN: Uçsuz bucaksız genişlikte - Denizin karadan uzak geniş bölümü

    ENİSE: Sevimli / Dost / Cana yakın arkadaş

    ERDEN: Bakire - El sürülmemiş yer

    ERGÜL: Erler içinde seçkinleşen, erlerin gülü

    ERTAÇ: Erkeklerin baştacı olmuş güzel

    ESEN: Sağ salim, rahat, mutlu sağlıklı

    ESER: Rüzgarın esmesi/ Ortaya konan yapıt

    ESİN: Rüzgar / İlham /İçe doğan duyguve düşünce

    ESMA: Adlar , isimler

    ESMERAY: Ay güzelliğinde esmerlik

    ESRA: Arapça seri kelimesinden (ardarda sıralanan)'den esra

    EVREN: Var olan şeylerin tümü - Felek, cihan

    EVRİM: Değişim ve gelişmeler dizisi

    EVŞEN: Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir

    EYLEM: Değişiklikdoğuran davranış, iş

    EYLÜL: Yılın 30 gün süren 9. ayı (Güz'ün başlangıcı)

    EYŞAN: Şanlı güzel, güzelliği ile ünlü

    EZGİ: Belli bir kuralla yaratılan, duygu meydana getiren ses dizisi, şarkı, türkü

    EZRA: Sözü, konuşması düzgün
  5. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    FADIL: Erdemli, üstün, parlak

    FAHİR: Övünülecek, parlak, şanlı, güzel

    FAHRETTİN: Diniyle övünen

    FAHRİ: Karşılıksız kabul edilen görev,iş

    FAİK: Başkalarından daha ileri, üstün

    FAKİR: Yoksul

    FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan

    FARUK: Bir işi sonuca ulaştıran

    FATİH: Ele geçiren, fetheden

    FAZIL: Erdemli, manevi değerce üstün

    FEHİM: Anlayışlı, zeki

    FERDİ: Bireysel, tek başına

    FERHAN: Sevinçli, mutlu

    FERHAT: Rahatlık

    FERİD: Eşsiz, tek, benzeri olmayan

    FERİDUN: Tek, eşsiz, benzeri olmayan

    FERİT: Avcı kuş

    FERKAN: Güçlü, saygın soydan gelen

    FERRUH: Kutlu, uğurlu, aydınlık yüzlü

    FETHİ: Fetih ile ilgili

    FEVZİ: Kurtuluş ve zaferle ilgili, üstünlük başarı

    FEYYAZ: Bereketli, gür, bol

    FEYZİ: Verimlilik, bolluk

    FEYZULLAH: İlhamını Allah'tan alan

    FEZA: Gökyüzü, uzay

    FIRAT: Tatlı su - Türkiye'nin en uzun akarsuyu

    FİKRET: Düşünmek, düşünceye dalmak

    FİKRİ: Düşünce ile ilgili / fikir sahibi

    FUAT (D): Yürek, kalp gönül
    FADİK: Fatma adının bir söyleniş biçimi

    FADİME: Fatma adının bir söyleniş biçimi (Fa-tı-ma)

    FADİŞ: Fatma adının bir söyleniş biçimi

    FAHİRE: Övünülecek, iftihar edilecek - Kıymetli - Parlak, güzel, mükemmel FAHRİYE Bir karşılık beklemeden yapılan iş - Bir şiir türü

    FAHRİYE: Bir işi çıkar beklemeden yapan

    FAHRÜNİSSA: Övünülecek değerde kadın

    FATMA: Sütten kesme / Aslı Fatima

    FATMANUR: Fatma ve nur kelimelerinden türetilen isim

    FATOŞ: Fatma adının halk arasında birbaşka söyleniş biçimi

    FAZİLET: Erdem / İyi huyların tümü

    FEHİME: Anlayışlı, çabuk kavrayan

    FERAH: Bol geniş / Rahatlık veren / Gönlü şenlendiren

    FERAY: Aydınlık, parlak

    FERAYE: Ay ışığı

    FERDA: Yarın / Gelecek zaman/ mecazi anlamda kıyamet günü

    FERHAN: Sevinçli, mesut

    FERHUNDE: Mübarek, kutlu, uğurlu

    FERİDE: Tek eşsiz, benzeri olmayan

    FERİHA: Sevinçli, ferah

    FERZAN: Bilim

    FEVZİYE: Galip gelen üstün - Tanrının bereketiyle ilgili

    FEYMAN: Ahlaki olgunluk

    FEYZA: Başarılı, refah içinde, mutlu

    FEZA: Uzay, evrenin genişliği

    FİDAN: Ağaçların genç ve yeni yetişeni

    FİGEN: Çiçek demeti / Gölge yapan, gölge düşüren

    FİKRET: Fikir, düşünce - Amaç, niyet

    FİKRİYE: Düşünce ile fikir ile ilgili

    FİLİZ: Ağaçtan süren taze dalcıklar

    FİRDEVS: Cennetteki altıncı bahçenin adı

    FİRUZE: Mesut, mutlu - Açık yeşille gök mavisi renkleri arasında kıymetli taş

    FULDEM: Her zaman geniş açık görüşlü

    FULDEN: Her zaman geniş açık görüşlü

    FULYA: Nergislerden soğan köklü bir bitki

    FUNDA: Küçük çalılık / Süpürge otu

    FÜREYYA: Parlak, ışıltılı günler

    FÜRUZAN: Çok parlak, parlayıcı, aydınlık

    FÜSUN: Efsun / Büyü, sihir
    GAFFAR: Acıyan, bağışlayan

    GAFUR: Bağışlayıcı, günahları affedici

    GALİP: Yenen, üstün gelen

    GANİ: Zengin, cömert, bol çok, elindekiyle yetinen

    GARİP: Kimsesiz, yalnız, yabancı / Tuhaf

    GAZANFER: Aslan - Yiğit, yürekli

    GAZİ: Savaşta yara alan

    GEDİZ: Su birikintisi, gölcük - Ege'de bir akarsu

    GENCAL: Genç, taze

    GENCALP: Genç yiğit, kahraman

    GENCAY: Ayın bir haftalık hali, hilal

    GENCER: Genç yiğit

    GENCO: Genç olmaktan,genç o anlamına

    GİRAY: Uygun, eskiden Kırım hanlarına verilen ünvan

    GİRGİN: Kolay yakınlık kuran

    GÖKALP: Mavi gözlü yiğit - Göklerin yiğidi

    GÖKAY: Gök ve Ay gibi güzel olan

    GÖKBERK: Yeşil yaprak

    GÖKCAN: Yeşermiş, taze can, özlemle dolucan

    GÖKÇE: Gökrengi, göğce

    GÖKÇEN: Güzel, hoş

    GÖKER: Gökyüzü gibi er

    GÖKHAN: Göklerin hakanı Gök gibi büyükhan

    GÖKHUN: Eski Türk isimlerinden Gök+Hun

    GÖKMEN: Gök rengi gözlü

    GÖKSEL: Gökle ilgili, göğe ait

    GÖKTAN: Mavi şafak

    GÖKTUĞ: Gök renkli Tuğ sahibi

    GÖKTÜRK: Kök Türk / Tarihte bir Türk devleti

    GÜÇHAN: Çetin, güçlü han

    GÜÇLÜ: Kuvvetli, gücü yerinde - Önemli, etkili - Şiddetli

    GÜLHAN: Gül gibi güzel hakan

    GÜLTEKİN: Kültigin adından.. Güvenilen, herkese hayrı dokunan

    GÜNALP: Güneş gibi yiğit

    GÜNAY: Güneş ve ay - Güneşli yer

    GÜNDOĞDU: Doğudan esen yel - Güneşin doğduğu yön

    GÜNDÜZ: Gecenin karşıtı

    GÜNER: Güneşin doğma zamanı

    GÜNERİ: Günün yiğidi

    GÜNEŞ: Gezegen sistemimizin enerji kaynağı

    GÜNEY: Dört yönden biri - Her zaman güneşli yer

    GÜNGÖR: İyi günler yaşa anlamında

    GÜNHAN: Oğuz'un altı oğulundan Güneşi simgeleyenin adı

    GÜNSEL: Gün ışığı, ışık seli

    GÜNSER: Işık ver, parla

    GÜNTAN: Güneşin doğuşundan az önceki zaman

    GÜNTEKİN: Güneş gibi tek

    GÜRAL: Çok al, bol al

    GÜRALP: Güçlü yiğit

    GÜRAY: Bereketli, bolluk içinde olan ay

    GÜRBÜZ: Gelişmiş, iri yapılı, sağlam

    GÜRCAN: Herkesi seven, özveride bulunan

    GÜREL: Sürekli oluşum ve dönüşüm halinde olan

    GÜRKAN: Gürbüz, kanı bol

    GÜROL: Hayat boyu herşeyin bol olsun

    GÜRSEL: Gürlükle ilgili, gür olan

    GÜRSOY: Güçlü, kalabalık soydan

    GÜRTAN: Işıklı, geniş tan yeri

    GÜVEN: İtimat, emniyet

    GÜVENÇ: Güven - Sevinçli - Dayanak, yardım

    GÜZEY: Güneş görmeyen yer, kuzey
    HABİB: Sevgili, dost

    HACI: Hicaz'a gidip hac törenine katılan

    HAFIZ: Ezberleyen/ Özellikle Kuran-ı Kerimi ezbere okuyan

    HAKAN: Büyük Han, Hanlar hanı (Hükümdar anlamına=Han)

    HAKKI: Doğrulukla, adaletle ilgili

    HALDUN: Kalp, yürek / Yüreklilik

    HALİL: İçten, dost çok yakın arkadaş

    HALİM: Yumuşak huylu, sakin yaradılışlı

    HALİS: Saf katkısız duru

    HALİT: Süregelen, sürekli, geç yaşlanan

    HALUK: Herkesle iyi geçinen iyi ahlaklı

    HAMDİ: Hamd eden, şükreden / Tanrı ileilgili

    HAMDULLAH: Allah'ın övgüsü

    HAMİ: Koruyan, arka çıkan, koruyucu

    HAMİT: Övgüye değer

    HAMZA: Aslan

    HANEFİ: Tanrı'nın birliğine iman eden

    HARUN: Huysuz at / Postacı / İnatçı

    HASAN: Güzellik, iyi davranma, iyilik

    HASİP / HASBİ: Kişisel değeri olan, ünlü bir soydan gelen

    HASRET: Özlem

    HAŞİM: Ezen, kıran, parçalayan

    HAŞMET: İhtişam, büyüklük, görkemlilik

    HATAY: İl adı Antakya olan kentimizin adı

    HATEM/ HATEMİ: Sonuncu en son olan / Mühürcü

    HAYATİ: Yaşamsal, yaşamla ilgili önemli olan

    HAYDAR: Aslan / Çok cesur

    HAYRETTİN: Hayır eden, hayır sahibi

    HAYRİ: Hayırla, iyilikle ilgili

    HAYRULLAH: Allah'ın hayırlı ettiği

    HAZAR: Barış / Bir yerde oturma hali

    HAZIM: Hezimete uğratan

    HEYBET: Korku ve saygı uyandıran görünüş

    HIFZI: Saklamak, korumak, hafızaya almak

    HINCAL: Öc al, intikam al anlamında

    HIZIR: Darda kalanların yardımına koşan

    HİCRİ: Göç eden / Hicrete ait, hicretle ilgili

    HİDAYET: Doğru yolu arama / Yol gösterme

    HİKMET: Felsefe, gizli, bilinmeyen güç

    HİLMİ: Yumuşak huylu, sabırl

    HİMMET: Çalışma, çaba

    HİRAM: Yürüme, gezinme

    HİŞAM: Eski bir Endülüs hükümdarının adı

    HULKİ: İyi ahlaklı iyi huylu

    HULUSİ: Saflık, doğruluk, içtenlik

    HURŞİT: Güneş

    HÜDAVERDİ: Allah verdi, çocuk özlemi çekenaileler ilk çocuklarına genellikle bu adı verirler

    HÜRAY: Ay gibi özgür

    HÜRKAN: Özgür soydan gelen

    HÜSAM: Keskin kılıç

    HÜSAMETTİN: Dinin keskin kılıcı

    HÜSEYİN: Ruh ve madde güzelliği

    HÜSMEN: Hüseyin

    HÜSNÜ: Güzellikle ilgili, güzelliğe ait

    HÜSREV: Büyük padişah, hükümdar

    HABİBE: Seven, sevgili, dost

    HACER: Taş, kaya parçası, çakıl

    HAFİZE: Koruyucu, esirgeyici

    HALE: Ayın çevresinde görülen ışıklı halka

    HALENUR: Ayın ya da güneşin çevresindeki halkadan geçen ışık

    HALİDE: Sürüp gelen, sürekli, geç yaşlanan

    HALİME: Sakin, sessiz

    HAMİDE: Şükredici, hamd edici

    HAMİYET: İnsanın aile ve ülkesini koruma çabası, iyilik severlik

    HANDAN: Gülen, şen

    HANDE: Gülüş, gülme / alay etme, eğlenme

    HANIM: Soylu kadın, bayan

    HANİFE: Allah'ın birliğine inanan, iman eden

    HARİKA: Eşyanın tabiatı dışında, doğa üstü, garip şey, olağanüstü

    HASİBE: Kişisel değeri olan, ünlü soydan gelen

    HASRET: Ele geçirilemeyen bir şeye üzülmek - İç çekme, inleme

    HATIRA: Anı, andaç

    HATİCE: Erken doğan kız çocuğu

    HAVVA: Allah'ın yarattığı ilk kadın

    HAYAL: İnsanın beyninde kurduğu düşünceler , kesitler, olaylar

    HAYAT: Yaşam, doğumdan ölüme kadar geçen süre

    HAYRİYE: Hayr'la, iyilikle ilgili

    HAYRÜNİSSA: Kadınların hayırlısı

    HAZAL: Haz duy, tad al anlamında

    HAZAN: Güz, sonbahar

    HAZER: Deniz, büyük su

    HEDİYE: Armağan, bahşiş

    HİCRAN: Ayrılık - Unutulmaz acı, keder

    HİLAL: Gül yanaklı

    HURİ: Cennet kızı, melek

    HURİYE: Melekle ilgili, melek gibi

    HÜLYA: Kuruntu, hayal

    HÜMEYRA: Aklık, beyazlık

    HÜNER: Marifet, beceri, herkesin yapamadığı şeyleri yapmak

    HÜRMÜZ: Zerdüşt dininde, iyilik ve hayır tanrısı

    HÜRREM: Sevinçli, hoş vakit geçiren

    HÜRRİYET: Özgürlük

    HÜSNİYE: Güzellikle ilgili, güzelliğe ait
  6. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    ILDIR: Parıltı, parlayış - Alacakaranlık

    ILDIZ: Yıldız - Gündönümünden 10 gün öncesi

    ILGAR: Çabuk, hızlı - Hücüm, akın - Havanın açık olması - Öfke

    ILGAZ: Atın dört nala koşması - Akın, hücum - Çankırı'nın merkez ilçesi - Bir dağ

    IŞIK: Cisimleri görmemizi sağlayan fiziksel erke

    IŞIKHAN: Işıklı han

    IŞIN: Bir ışık kaynağından çıkan ışık çizgisi

    IŞITAN: Aydınlatan, ışık veren

    ITRİ: Korkuya ait
    bayanlarinki
    ILGAZ: Hücum, akın - Bir dağ

    ILGIN: Akdeniz bölgesinde yetişen birtür ağaç

    IRMAK: En büyük akarsu, nehir

    IŞIK: Cisimleri görmemizi sağlayan fiziksel erke

    IŞIL: Aydınlık, parlak ışık

    IŞILAY: Ay ışığı, mehtap

    IŞILTI: Parıltı, titrek ışık

    IŞIN: Bir ışık kaynağından çıkan ışık demeti

    ITIR: Güzel koku / Çiçek


    İBRAHİM: İbranice'de hakların babası anlamında

    İDRİS: Beyaz renkli çiçek açan bir ağaç cinsi

    İHSAN: Bağışlamak, yardım etmek, iyiliketmek

    İLBEY: Egemen olan

    İLCAN: Ülkede en sevilen

    İLGİ: İlişki - Yakınlık duyma

    İLHAM: İçe doğma, esin

    İLHAMİ: İçine doğmakla ilgili

    İLHAN: Bir ülkenin egemen hanı

    İLKAN: İran'da devlet kuran Türk hükümdarı

    İLKAY: Ayın ilk günlerindeki hali

    İLKCAN: İlk doğan erkek çocuklara verilen ad

    İLKE: Temel düşünce, prensip - Temel bilgi - Davranış kuralı

    İLKER: İlkle ilgili, ilk erkek çocuk

    İLKİN: Öncelikle, ilkle ilgili, ilk olan

    İLTEKİN: Tek eşsiz ülke

    İLTER: Yurdunu seven, koruyan

    İLYAS: Mersin ağacı

    İMDAT: Yardım dilemek, yardım istemek , yardım beklemek

    İNAL: Kendisine inanılan

    İNAN: Dizgin - Yönetme - İman

    İNANÇ: Bir düşünceye bağlılık - İman - Doğru, emin

    İNAYET: İyilik, lütuf

    İRFAN: Bilme, anlama - Sezme, kavrama gücü

    İSA: Hristiyanlığın kurucusu peygamber

    İSHAK: Hüzünlü öten bir tür kuş

    İSKENDER: Tarihte fetihleriyle ünlü bir hükümdar

    İSLAM: Hz. Muhammed'in kurduğu son din/ Teslimiyet

    İSMAİL: İbrahim peygamberin Tanrı'ya kurban adadığı oğlunun adı

    İSMET: Haramdan ve günahtan çekinen

    İSRAFİL: Dört büyük melekten biri

    İSTEMİ/HAN: Göktürklerin ünlü hakanı

    İŞCAN: Çalışkan

    İZZET / İZZETTİN: Değer, kıymet, ululuk, yücelik


    İCLAL: Azamet, büyüklük, ağırlama, ikram

    İDİL: Kır hayatını anlatan şiir, ya da yazı - İçten, saf aşk

    İFFET: Temizlik, namuslu olmak

    İKBAL: Baht açıklığı, işlerin doğru gitmesi

    İLAYDA: Su perisi

    İLCAN: Ülkenin canı, sevdiği

    İLGİN: Yabancı, gurbette yaşayan

    İLHAN: Moğol hükümdarı

    İLKAY: Ayın ilk hali

    İLKBEN: Ben ilk'im anlamında

    İLKCAN: İlk doğan çocuklara verilen ad

    İLKE: Temel düşünce, ana görüş ve inanış

    İLKİN: Önce, öncelikle

    İLKNUR: Ayın ilk hali

    İLKSEN: Önce sen anlamında

    İLKYAZ: Bahar sonu, Yaz başlangıcı

    İLSU: lkenin suyu, bereketi

    İLTER: Yurdunu seven, koruyan

    İMGE: Zihinde tasarlanan /düş hayal gibi gerçekleşmesi özlenen şey

    İMRAN: Bayındırlık, mutluluk, bolluk,bereket

    İMREN: Görünen bir şeyi ya da bir isteği elde etme isteği

    İNCİ: İstiridyede oluşan küçük değerli süs tanesi

    İNCİNUR: İnci gibi ışıklı, parlak

    İPEK: İpek böceği kozası çözülerek çıkarılan ince parlak tel

    İREM: Cennet / Şam ya da Yemende bulunduğu ileri sürülen eski ünlü bahçe

    İSMİHAN: Hükümdar ismi

    İYEM: Güzellik

    İZEL: İz + El /El izi anlamında

    İZGİ: İyi, güzel, adaletli


    JERFİ: Derinlik

    JİYAN: Kızgın, hışımlı

    JALE: Kırağı, çiğ, şebnem

    JALENUR: Parlayan, ışıldayan çiy

    JÜLİDE: Karışık, dağınık saç

    KAAN / KAĞAN: Hükümdar, hanların hanı

    KADEM: Uğur - Ayak adımı - Yarım arşın

    KADİR: Değer, onur, incelik

    KADRİ: İtibar, değerle ilgili

    KAHRAMAN: Savaşta yiğitlik gösteren, cesur

    KAMBER: Sadık hizmetkar / Hz Ali'nin kölesinin adı

    KAMER: Ay ışığı

    KAMİL: Tam, eksiksiz, olgun

    KAMURAN: Dileğine, kavuşmuş olan

    KANDEMİR: Güçlü soydan gelen

    KANER: Güçlü, kanlı yiğit

    KAPLAN: Yırtıcı hayvan

    KARABEY: Esmer, rengi karaya çalan Bey

    KARACAN: Esmer - Küçük ağaçcık

    KARAHAN: Esmer hükümdar

    KARAKAN: Bir tür dağ ağacı

    KARAN: Kahraman, yürekli - Karanlık

    KARANALP: Esmer, karayağız, yiğit

    KARATAY: Selçuklu devlet adamı

    KARTAL: Yırtıcı bir tür kuş

    KARTAY: Yaşlı, pir

    KASIM: Bölen, kısımlara ayıran

    KAYA: Büyük ve sert taş kütlesi

    KAYAHAN: Kaya gibi sert hakan

    KAYHAN: Güçlü hükümdar

    KAZIM: Kızgınlığını, öfkesini belli etmeyen

    KEMAL: Bilgi ve erdem bakımından olgunluk

    KEMALETTİN: Bilgi ve erdem sahibi

    KENAN: Nuh peygamberin oğlu ya da Nemrut'un babası sanılan kişi

    KERAMETTİN: Bağış, ihsan ağırlama

    KEREM: Cömertlik, soyluluk büyüklük

    KEREMŞAH: Asil, soylu şah, hükümdar

    KERİM: Kerem sahibi, cömert

    KEYHAN: Dünya

    KILIÇ: Sivri uçlu,keskin, çelikten silah

    KILIÇALP: Kılıç gibi keskin, yiğit

    KILIÇHAN: Kılıç gibi keskin, güçlü yiğit

    KIRCA: Dolu - Ufak taneli kar - Borayla gelen yağmur

    KIRDAR: Ölçülü davranış

    KIRHAN: Kırçıl han

    KIVANÇ: Sevinç, hoşlanma

    KIVILCIM: Yanan mddeden sıçrayan küçük ateş parçası - Harekete geçiren

    KOLÇAK: Yiğit, mert, koçak

    KONUR: Bozla sarı arası bir renk - Yanık kırmızı - Gururlu, kibirli - Kahraman,

    KORAL: Sınır muhafızı

    KORALP: Yiğit sınır muhafızı

    KORAY: Kamış, kargı gibi, içi boş şeyler

    KORCAN: Kanı sıcak, kanı kaynayan

    KORÇAK: Heykel

    KOREL: Kor gibi etkili, yakıcı kişi

    KORHAN: Ateş gibi hakan

    KORKMAZ: Korkmayan, yılmayan, cesur

    KORKUT: Büyük dolu tanesi - Hayali yaratık

    KORTAN: Kor renkli tanyeri - Yalçın kaya - Pelikan

    KÖKER: Köklü soydan gelen

    KÖKSAL: Kökünü derinliklere sal anlamında

    KUBAT: Kaba, şişman

    KUBİLAY: Cengiz Hanın torununun adı

    KUDRET: Güç, kuvvet

    KUNTAY: Ay gibi sağlam, güçlü

    KUNTER: Sağlam, kuvvetli

    KURT: Yırtıcı bir memeli - Kurnaz, işbilir

    KURTBEY: Kurt gibi atılgan, güçlü

    KURTULUŞ: Kötü, tehlikeli durumdan kurtulma

    KUTAN: Dua, yalvarma - Saka kuşu

    KUTAY: Uğurlu ay

    KUTBAY: Uğurlu kişi

    KUTER: Kutlu, uğurlu kişi

    KUTHAN: Kutlu hükümdar

    KUTLAY: Kutlu, uğurlu ay

    KUTLU: Kutlanmış, mutlu, uğurlu

    KUTSAL: Mübarek, kutlulukla ilgili

    KUTSİ: Kutlanan, kutluluk sahibi

    KUZEY: Kuzey yönü / Şimal

    KÜRŞAT (D): Eski bir Türk adı


    KADER: Değişmez bir karar ile iyilik yada kötülük hazırladığına inanılan olağan üstü güç

    KADRİYE: Değerle ilgili / İtibar, onur

    KAMELYA: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki - Yabangülü

    KAMİLE: Tam, eksiksiz - Kemale ermiş - Bilgin, bilgili

    KAMURAN: İstediğine ulaşmış, mutlu

    KARANFİL: Kokulu bir çiçek

    KARDELEN: Baharda çok erken açan bir çiçek - Çiğdem

    KARMEN: Parlak kırmızı

    KAYRA: Büyük birinden gelen iyilik - İhsan

    KERİMAN: Cömert - Ulu, büyük

    KERİME: Cömert - Ulu, büyük - Kız çocuk

    KEVSER: Cennette bir akarsuyun adı

    KEZBAN: Aslı Kedbanu - vekilharç kadın (evi çekip çeviren)

    KISMET: Talih, nasip, kader

    KIVILCIM: Yanan bir maddeden sıçrayan ateş parçası

    KIYMET: Değer, paha (baha), bedel

    KİBARİYE: İnce, zarif - Cömert, asil

    KİRAZ: Gülgillerden bir meyva ağacının sulu

    KÖSEM: Sürülere rehberlik eden - Cildi temiz, pürüzsüz

    KUMRU: Güvercinden küçük boz renkli kuş

    KÜBRA: En büyük
  7. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    LAÇİN: Bir cins şahin - Sarp, yalçın

    LAMİ: Sert, çatık kaşlı veya Aslan

    LATİF: Yumuşak, hoş, nazik

    LEBİB: Akıllı, zeki

    LEMA: Herşeye gücü yeten

    LEMİ: Parlak, parıldayan

    LEVENT: Eski deniz erlerine verilen ad

    LOKMAN: Tarihteki en ünlü tabibin adı (Lokman Hekim)

    LÜTFİ: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan

    LÜTFULLAH: Çok övülmüş,methedilmiş

    LÜTFÜ: İyi muamele, güzellikle hoşlukla ilgili

    LALEHAN: Lalelerin sultanı

    LAMİA: Parlak, parlayan

    LATİFE: Yumuşak, hoş,güzel,nazik - Güldüren güzel söz , şaka

    LEMAN: Parlama, parıltı

    LEMİDE: Parlak, parıldayan

    LERZAN: Titreyiş, titrek

    LETAFET: Latiflik, hoşluk - Güzellik

    LEYLA: Uzun ve karanlık gece

    LÜTFİYE: İyi muamele, güzellik ve hoşlukla ilgili

    LÜTUF: İyilik, güzellik, hoşluk - İhsan, bağış

    MACİT: Şan, şeref sahibi - İyi ahlaklı

    MAHİR: Usta, elinden her iş gelen

    MAHMUT: Övgüye değer

    MAHSUN: Güçlendirilmiş, güçlü

    MAHZUN: Hüzünlü, duygulu, üzgün

    MAKBUL: Alınan kabul olunan

    MAKSUT: İstek, niyet, maksat - Varılmak istenen yer

    MALİK: Sahip, efendi

    MANÇO: Manda yavrusu

    MANSUR: Yardım edilmiş - Allah'ın yardımıyla galip gelmiş

    MAZHAR: Birşeyin göründüğü ortaya çıktığı yer

    MAZLUM: Zulüm gören, zulmedilen kişi

    MECİT: Çok ulu, yüce

    MECNUN: Deli, aklı başında olmayan

    MEDENİ: Uygar, şehirli - Terbiyeli, nazik

    MEDET: Yardım eden

    MEHMET: Aslı Arapçada Muhammed, çok övülmüş anlamında

    MELİH: Güzel, şirin

    MELİK: Hükümdar, han

    MEMDUH: Övülmüş, övülmeye değer

    MEMNUN: Minnet eden - Hoşnut, sevinçli

    MENDERES: Ege bölgesinde bir ırmak adı

    MENGÜ: Ölümsüz, ebedi

    MENGÜÇ: Güçlü ben / Men + güç

    MENSUR: Saçılmış, dağılmış - Ölçüsüz, uyaksız söz

    MERİÇ: Ülkemizin Bulgaristan sınırındaki nehir

    MERİH: Güneş sistemimizdeki 5. gezegen

    MERT: Sözünün eri, sözünde duran

    MESTAN: Savruk. Cüret sahibi

    MESUT: Mutlu, bahtiyar

    METE: Büyük Hun imparatoru

    METİN: Sağlam, dayanıklı

    MEVLÜT: Yeni doğmuş çocuk - Doğulan zaman

    MİKAİL: Allaha en yakın olduğuna inanılan dört melekten birinin adı

    MİRKELAM: Güzel, nazik konuşan

    MİRZA: Hükümdar soyundan gelen

    MİTHAT: Övme

    MUAMMER: Uzun ömürlü, çok yaşayan

    MUCİP: Gerektiren, gerektirici

    MUHAMMED: Çok övülmüş, hamdedilmiş

    MUHARREM: Din tarafından yasaklanan

    MUHİP: Seven, sevişen

    MUHİTTİN: Dini güçlendiren

    MUHLİS: İnanç ve eylemlerinde içtenlikle davranan

    MUHSİN: Sağlamlaştıran

    MUHTAR: Dilediği şekilde hareket edebilen

    MUHTEŞEM: Görkemli, gözkamaştırıcı

    MUKBİL: Mutlu, bahtiyar

    MUNİS: Sıcakkanlı sevimli

    MURAT: Arzu, istek, dilek

    MURATHAN: Arzulu hükümdar

    MURTAZA: Mürteza- Seçkin seçilmiş

    MUSA: Sudan gelmek anlamındadır. Bir peygamber adı

    MUSTAFA: Temizlenmiş, saf hale getirilmiş

    MUTİ: İyi kalpli, yumuşak başlı

    MUTLU: Mesud, bahtiyar

    MUTLUHAN: Mutluluğa erişmiş hükümdar

    MUZAFFER: Zafer kazanan, galip gelen

    MÜCAHİT: Savaşçı, Cihada katılan

    MÜFİT: Faydalı, yararlı

    MÜJDAT: İyi, müjdeli haberler

    MÜKERREM: Yardımsever, ikram sever

    MÜKREMİN: Konuksever, ikram sever

    MÜMİN: İnanan, iman eden

    MÜMTAZ: Seçkin, başkalarından ayrı tutulan

    MÜNİR: Aydınlatan, ışık veren

    MÜREN: Akarsu, dere, ırmak

    MÜRSEL: Yollanmış, gönderilmiş olan

    MÜRŞİT (D): İrşad eden, doğru yolu gösteren

    MÜSLÜM: İslam dininden olan / Teslim olan

    MÜŞFİK: Acıyan, şefkat gösteren

    MÜŞTAK: Özleyen, göreceği gelen

    MACİDE: Şan ve şeref sahibi

    MAHİNUR: Ay ışığı - Ay yüzlü güzel

    MAHMURE: Uyku basmış, yarı baygın göz

    MAKBULE: Alınan, kabul olunan, beğenilen

    MANOLYA: Beyaz, güzel kokulu ağaç ve çiçekleri

    MARAL: Dişi geyik, ceylan, karaca

    MEDİHA: Övülmeye neden olan

    MEFHARET: Övünç, övünme, kıvanç

    MEFKURE: Ulaşılmak istenilen en yüce amaç

    MEFTUN: Gönül vermiş, tutkun

    MEHPARE: Ay parçası

    MEHTAP: Ay ışığı, Dolunay

    MEHVEŞ: Ay yüzlü güzel

    MELAHAT: Güzellik, güzel yüzlülük, yüzünde tatlı ifade olmak

    MELDA: İnce ve taze vücutlu

    MELEK: Allah ile insanlar arasında aracılık yapan manevi yaratık

    MELİHA: Güzel, Şirin

    MELİKE: Kadın hükümdar, hükümdarın karısı

    MELİS: Bal arısı

    MELİSA: Baklagillerden, yaprakları liomu andıran kokulu bir bitki

    MELODİ: Ezgi, müzik parçası

    MELTEM: Yazın, karadan denize doğru esen mevsim rüzgarı

    MENEKŞE: İnce saplı, ufak mavi çiçekli güzel kokulu bitki

    MENGÜ: Ebedi, ölümsüz

    MERİÇ: Bulgaristanla olan sınırımızda bulunan bir nehir

    MERİH: Dokuz gezegenden biri (Mars)

    MERVE: Mekke yakınlarında bir dağ

    MERYEM: Dinine bağlı kadın

    MESUDE: Mutlu, bahtiyar

    MISRA: Şiirin bir satırı

    MİHRİBAN: Seven, şefkatli

    MİMOZA: İnce sarı yapraklı çiçek açan bir süs bitkisi

    MİNE: Maden eşya üstündeki renkli sır tabakası

    MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan / Güneş gibi ay gibi parlayan

    MUALLA: Makam ve rütbece yüksek olan

    MUAZZEZ: Saygı uyandıran, kıymetli - İzzet, şeref sahibi

    MUHTEREM: Saygın, saygıdeğer

    MUKADDER: Tanrı hükmü, kader, alın yazısı

    MUKADDES: Kutsal olan , mübarek olan Mukaddes Kutsal olan , mübarek olan

    MUNİSE: Sıcak kanlı, sevimli

    MUZAFFER: Zafer kazanan, üstün gelen

    MÜBERRA: Aklanmış, temize çıkarılmış

    MÜCELLA: Parlak, cilalanmış

    MÜESSER: Eser bırakan, eser sahibi

    MÜGE: İnci çiçeği,

    MÜJDE: İyi haber, sevinçli haber

    MÜJGAN: Kirpik

    MÜKRİME: İkramı bol olan

    MÜNEVVER: Aydınlatılmış, parlak ışıklı, bilgili

    MÜNİRE: Işık veren, aydınlatan

    MÜRÜVVET: Kişilik, şahsiyet, insanlık

    MÜŞERREF: Onurlandırılmış, şerefli kılınmış

    MÜYESSER: Kolaylıkla yapılan

    MÜZEYYEN: Süslü, süslenmiş, bezenmiş

    NABİ: Yüksek, yüce, haber veren

    NACİ: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş

    NADİ: Bağıran, haykıran

    NADİR: Ender, az bulunur, seyrek

    NAFİ: Gelip geçen, etkili, sözü dinlenen

    NAFİZ: İşleyen, içeriye giden, delip geçen işleyen

    NAHİT (D): Venüs, Zühre yıldızı

    NAİL: Ele geçiren, muradına eren

    NAİM: Uyuyan, uykuda olan

    NAMIK: Yazar, yazan kişi

    NAMİ: Tanınmış, ünlü şöhretli

    NASIR: Yardımcı, yardım eden

    NASRETTİN: Dine yardımı dokunan

    NASUH: Öğüt veren - Temiz

    NASUHİ: Bozulmaz biçimde tövbe eden

    NAŞİT (D): Şiir söyleyen, şiir okuyan

    NAZIM: Düzenleyen, tanzim eden

    NAZIR: Bakan, gözeten - Bakan, vekil

    NAZİF: Temiz, güzel

    NAZMİ: Vezinli, kafiyeli sözle ilgili/ Düzenli

    NEBİ: Peygamber, Tanrı'nın buyruklarını kullara ileten

    NECAT: Kurtuluş, selamet

    NECATİ: Kurtuluşa ermek

    NECDET: Güçlü ve korkusuz

    NECİP: Soyu temiz, cömert

    NECMETTİN: Din'in Yıldızı

    NECMİ: Yıldızlarla ilgili , yıldızlara ait

    NEDİM: Yakın dost, samimi arkadaş

    NEDRET: Az bulunan, seyrek

    NEHAR: Gündüz

    NEJAT: Soy, asıl, hesap

    NESİM: Hoşa giden hafif rüzgar

    NEŞAT: Sevinç, neşe

    NEŞET: Yetişme, meydana gelme

    NEVZAT (D): Yeni doğmuş çocuk

    NEYZEN: Ney çalan

    NEZİH: Temiz, pak, seçkin

    NEZİHİ: Temizlikle, saflıkla ilgili

    NİHAT (D): Tabiat, huy

    NİYAZİ: Yalvarma, yakarma

    NİZAM: Sıra, dizi, düzen, kural

    NİZAMETTİN: Düzenli, tertipli

    NİZAMİ: Kurallara uygun, düzenle ilgili

    NUH: Eski metinlerde rahat anlamında / Bir peygamber adı

    NUMAN: Kan / gelincik

    NURETTİN: Dinin ışığı, aydınlığı

    NURİ: Işıklı, ışıktan geleni

    NURKAN: Aydınlık, temiz soydan gelen

    NURŞAT: Nura boğulmuş

    NURTAÇ: Nurlu taç taşıyan

    NUSRET (D): Tanrı yardımı

    NUSRETTİN: Dinin üstünlüğü

    NÜVİT: İyi haber, müjde

    NÜZHET: Zevk, keyif, istek, tad
    NACİYE: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş

    NADİDE: Görülmemiş, görülmedik, ender bulunan

    NADİRE: Az bulunur, seyrek, ender bulunan

    NAFİA: Bir yeri güzelleştirmek için yapılan çalışmalar

    NAGEHAN: Ansızın

    NAĞME: Ezgi, uyumlu ses

    NAHİDE: Venüs - Ergenlik çağındaki kız

    NAİLE: İsteğine ulaşmış

    NALAN: İnleyen

    NAME: Mektup - Aşk mektubu

    NARİN: Zarif, ince yapılı

    NAŞİDE: Şiir okuyan , yazan

    NAZ: Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış

    NAZAN: Nazlanan, işve yapan, cilve yapan

    NAZENDE: Nazlanan - Sevgili

    NAZİFE: Zarif, kibar - Temiz

    NAZLI: Naz eden, cilveli, işveli

    NAZMİYE: Şiirle ilgili, düzenli

    NEBAHAT: Onur, şeref, ün

    NECLA: Çocuk, evlat, oğul, kuşak, sülale,nesil

    NECMİYE: Yıldızlarla ilgili, yıldızlara ait

    NEDİME: Hoş sohbet, kadın - Kadın arkadaş

    NEDRET: Az bulunan

    NEFİSE: Beğenilen, hoş, güzel

    NEHİR: Irmak, büyük akarsu

    NERGİS: Çiçekleri ayrı ayrı ya da bir kök üzerinde sarı ve beyaz renkte bir bitki

    NERİMAN: Pehlivan, yiğit

    NERMİN: Nazik, ince

    NESLİHAN: Han soyundan gelen

    NESLİŞAH: Şah soyundan gelen

    NESRİN: Bir tür yaban gülü

    NEŞE: Sevinç, gönül ferahlığı

    NEVAL: Talih - Bağış, ihsan

    NEVCAN: Yeni doğmuş

    NEVİN: Yeni

    NEVRA: Işıklı parlak, çiçek

    NEZAHAT: İç temizliği, paklık

    NEZAKET: Naziklik, zariflik, incelik ç

    NEZİHE: Temiz, pak

    NİDA: Seslenme, çağırma, seslenen

    NİGAR: Resim, resim gibi güzel

    NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu, fidan gibi

    NİHAN: Gizli, saklanmış, görünmeyen, sır, giz

    NİL: Afrika kıtasında bir nehir

    NİLAY: Nil'e ışık saçan

    NİLGÜN: Mavi renkte, çivit rengi

    NİLÜFER: Geniş yapraklı, durgun sularda yetişen bir su bitkisi

    NİMET: İyilik, iyi bir yaşantı için gerekli şeyler

    NİSA: Kadın

    NİSAN: Yılın dördüncü ayı

    NUR: Işık, parıltı aydınlık, Allah'ın gönderdiği ışık

    NURAL: Kutsal ışık

    NURAN: Işıklı, nurlu, aydın

    NURAY: Ay ışığı gibi nurlu

    NURCAN: Işık canlı, can ışığı

    NURÇİN: Işık derleyen

    NURDAN: Işıklı, parlak

    NURGÜL: Işıklı gül, gül gibi güzel ve aydınlık

    NURHAN: Aydın hükümdar

    NURİYE: Işıklı, ışıktan gelme

    NURPERİ: Peri kadar aydınlık, güzel

    NURSEL: Sel gibi ışık

    NURSELİ: Işık seli

    NURSEN: Işık gibi nurlu

    NURŞEN: Işık gibi şen ve güler yüzlü

    NURTEN: Teni ışık gibi beyaz olan

    NÜKHET: Güzel ve hoş kokulu

    OFLAZ: Eksiksiz, tam - Gürbüz, yakışıklı - Becerikli - Eflatun

    OGÜN: Belirli gün, bilinen, beklenen gün

    OĞAN: Güçlü, kuvvetli

    OĞUL: Erkek evlat - Kovandan çıkan arı topluluğu

    OĞUR: Uğur - Samimi, içten

    OĞUZ: Doğru ve iyi adam, sağlam, güçlü

    OĞUZHAN: Oğuzların başı / Mete

    OKAN: Anlama, öğrenme

    OKAY: Beğenme, takdir etme

    OKCAN: Hareketli, canı tez

    OKER: Hızlı, hareketli

    OKTAR: Ok taşıyıcı / Ok+dar (Bayraktargibi)

    OKTAY: Çok hiddetli, kızgın

    OLCAY: Şanslı, talihli

    OLCAYTO: Bahtı açık, talihli

    OLGUN: İşe yarar, ya da yeterli durumagelmiş

    OMAÇ: Hedef, amaç

    OMAY: Seçkin, seçilmiş

    ONAT: İyi, güzel, düzgün, namuslu

    ONAY: Uygun bulma

    ONGAR: Kurtuluş

    ONGUN: Tam - Verimli, bayındır - Kutlu, uğurlu - Gelişmiş, gürbüz

    ONUR: Şeref, haysiyet, izzet-i nefs

    ONURAL: Şan, şeref kazan

    ONURALP: Saygıdeğer, aziz, yiğit

    ONURHAN: Onurlu hükümdar

    ORBAY: Ordu komutanı

    ORÇUN: Ahlak, Töre

    ORHAN: Kentin hakimi, yöneticisi

    ORHUN: Eski bir Türk devleti, Asyada bir nehir

    ORKUN: Or+khun (han) Kentin hanı

    ORKUT: Kutlu kent

    ORTAÇ: Tepe - Mirasçı - Veliaht

    ORTUN: Ortanca kardeş

    ORTUNÇ: Ateş renginde tunç

    ORUÇ: Müslümanların yeme içmeden vs. uzaklaştıkları bir ibadet

    OSMAN: Toy denilen, kazdan büyük bir kuşun yavrusu / Ateş gibi adam (Odman= Od +Man)

    OYTUN: Beğenilen güzel yer / Kutsal

    OZAN: Halk şairi

    OKŞAN: Sevil, sevgiye değer ol

    OLCA: Düşmandan ele geçirilen mal, ganimet

    OLCAY: Talih, baht, ikbal

    ORKİDE: Az bulunup zor yetiştirilen değerli bir çiçek

    OYA: İpek ibrişim kullanılarak iğne, fırkete gibi şeylerle yapılan ince dantel
  8. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    ÖCAL: Öc almaktan, intikal alan

    ÖDÜL: Bir başarı ya da iyilik karşılığında verilen armağan

    ÖGEDAY: Çok akıllı

    ÖĞÜN: Yücel, gurur duy - Zaman, vakit - Kez, defa - Önde, ileride



    ÖĞÜNÇ: Övünülecek şey

    ÖĞÜT: Nasihat

    ÖKER: Akıllı

    ÖKKEŞ: Erkek örümcek - Bir dağın adı

    ÖKMEN: Akıllı, zeki

    ÖKTEM: Güçlü, onurlu

    ÖKTEN: Akıllı, bilgili

    ÖMER: Dirlik, canlılık yaşam gücü

    ÖMÜR: Yaşayış, hayat

    ÖNAL: Daima önde olmak

    ÖNAY: Ayın ilk günlerindeki durumu, hilal

    ÖNDER: Lider, yönetici, şef

    ÖNEL: Bir şeyin tamamlanması için verilen süre, vade

    ÖNER: Başta gelen - Yön - Sıra

    ÖRSAN: Örs gibi sağlam adı olan

    ÖRSEL: Örs gibi sağlam el

    ÖVÜL: Kendini beğendir, övgü kazan

    ÖVÜNÇ: Övünülecek şey

    ÖYMEN: Evcimen, evine bağlı

    ÖZAL: Özü kırmızı

    ÖZALP: Özünde yiğit olan

    ÖZAY: Özlü, özü ay gibi aydınlık olan

    ÖZBEK: Yiğit, cesur - Bir Türk boyu

    ÖZCAN: Candan, içten

    ÖZDEMİR: Gerçek, özlü demir

    ÖZDEN: Soyu temiz olan

    ÖZEN: Dikkat, heves, itina

    ÖZER: Özü er olan

    ÖZGÜN: Orijinal, diğerlerine benzemeyen

    ÖZGÜR: Serbest, hiçbir koşula bağlı olmayan

    ÖZHAN: Han soyundan gelen

    ÖZKAN: Temiz kan, soylu kişinin kanından gelen

    ÖZMEN: Özü iyi, sağlam olan Aydınlık başlangıç

    ÖZTÜRK: Soyu Türk olan

    ÖZÜN: Hakkıyla kazanılmış ün

    ÖĞÜN: Kendini yücelt,gurur duy - Zaman - Kez, defa - Önde gelen

    ÖĞÜT: Birisine ne yapıp ne yapmaması gerektiğini belirten söz

    ÖMÜR: Yaşama süresi - Hayat

    ÖNGÜL: Direnen, inatçı - Kılavuz - Öncü, teşvik eden

    ÖVGÜ: Övmek için kullanılan söz

    ÖVGÜL: Övülmeye değer

    ÖVÜN: Başarılarınla, niteliklerinle yücel

    ÖYKÜ: Hikaye / Masal

    ÖZDEN: Özgür, özle ilgili

    ÖZGE: Başka, yabancı, iyi güzel

    ÖZGEN: Özü geniş, rahat

    ÖZGÜL: Bir türe ait olan - Özü gül gibi olan

    ÖZLEM: Hasret, birine ya dabir yere duyulan görme arzusu

    ÖZLEN: Görülmek istenilen ol, hasreti çekilen ol

    ÖZNUR: Özü ışıklı, aydınlık

    ÖZÜN: Şiir - Hak edilmiş ün

    PAKEL: Sezgi, anlayış, dikkat

    PAKER: Sert, çatık kaşlı veya Aslan

    PAKSOY: Allah'ın kulu

    PALA: Kısa, geniş kiliç

    PAMİR: Herşeye gücü yeten

    PARS: Yırtıcı bir hayvan

    PAŞA: Bir askeri ünvan / ağabey, erkek kardeş

    PAYDAŞ: Dünya,

    PAYİDAR: Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

    PEHLİVAN: Güreşçi

    PEKCAN: Sıkı canlı, yufka yürekli olmayan

    PEKER: Güçlü erkek

    PERKER: Beyaz ay,dolunay

    PERTEV: Dürüst,güvenilir

    PEYAM: Mutlu,sevinçli gün

    PEYAMİ: Haberle ilgili, haber veren

    PEYKAN: Beyaz taç,gelin tacı

    PEYMAN: Aydınlık gece

    POLAT: Sertleştirilmiş , su verilmiş demir

    POYRAZ: Kuzeydoğu yönünden esen rüzgar

    POZAN: Candan,cana yakın


    PAKİZE: Çok temiz, hoş ve güzel

    PAPATYA: Taç yaprakları beyaz, ortası sarı baharda açan bir kır çiçeği

    PARLA: Parlamak fiilinin emir kipi, 3. tekil şahıs

    PELİN: Siyah ve beyaz renkte acı kokulu bir tür bitki

    PELİNSU: Pelin + Su (Bkz Pelin)

    PEMBE: Açık kırmızı renk

    PERÇEM: Kakül - Mızrak, bayrak gibi şeylerin üzerine konulan püskül

    PEREN: Ülker yıldızı

    PERİ: Çok güzel, çekici, dişi cin

    PERİHAN: Peri padişahı, perilerin başı

    PERRAN: Uçan, uçucu

    PERVİN: Ülker yıldız takımı (Süreyya)

    PETEK: Arıların bal depoladığı yuvacık

    PINAR: Suyun topraktan kaynayıp geldiği yer

    PIRILTI: Parıldayan şeylerin çıkardığı ışık

    PİRAYE: Süs, bezek

    PÜREN: Sarı, kırmızı renkte açan küçük yapraklı bir tür ot


    RACİ: Rica eden, dileyen

    RAFET / REFET: Çok acıma

    RAGIP: İçtenlikle isteyen, özleyen

    RAHİM: Esirgeyen, acıyan

    RAHMAN: Acıması bol olan

    RAHMİ: Koruyan, esirgeyen

    RAİF: Acıyan, esirgeyen

    RAKIM: Yazan

    RAMAZAN: Kameri yılın 9. ayı

    RAMİ: Atıcı, mermi atan

    RAMİZ: Remz eden, işaretleyen

    RASİM: Resmeden, resim çizen

    RASİN: Beyaz ay,dolunay

    RAŞİT (D): Doğruyola giden

    RAUF: Çok acıyan, esirgeyen

    RECAİ: Umma, dileme

    RECEP: Heybetli, azametli, saygı değer

    REFET: Çok acıma

    REFİĞ: Din uğruna çalışan

    REFİK: Arkadaş, yoldaş, ortaklık

    REHA: Kurtulma

    REMZİ: İşaret ve gizliliğe ait

    RENAN: Kızıl kan

    RESUL: Haber getiren

    REŞAT: Aklın gerektirdiğini yapan

    REŞİT (D): Akıllı, iyi davranan

    RIDVAN: Cennetin kapıcısı olan melek

    RIFAT: Yükseklik, yüksek rütbei

    RIFKI: Yumuşaklıkla, sükunetle ilgili

    RIZA: Hoşnutluk, memnunluk

    RUHİ: Ruhla ilgili

    RUŞEN: Aydın, parlak

    RÜÇHAN: Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu

    RÜKNETTİN: Bir şeyin temeli / Dinin temeli

    RÜSTEM: Ünlü Fars pehlivanının adı

    RÜŞTÜ: Ergin, olgun

    RABİA: Dördüncü

    RAHİME: Acıyan, esirgeyen

    RAHŞAN: Işıltı

    RANA: Güzel, hoş

    RAZİYE: Kabul eden, boyun eğen

    REBİA: Bahar

    REFAH: Bolluk, rahatlık

    REFİKA: Eş, zevce

    REMZİYE: Sembolik, simgesel

    RENAN: İnleyen

    RENGİN: Parlak renkli - Hoş süslü

    REŞİDE: İyiyi, doğruyu seçebilen, ergin

    REVAN: Su gibi akan - Ruh, can

    REYHAN: Fesleğen, güzel kokulu bitki

    REZZAN: Ağır başlı, vakur, ciddi

    RUHAN: Güzel kokulu

    RUHSAR: Yüz, çehre

    RUHŞEN: Neşeli, canlı

    RÜYA: Düş / Uyku anında bilinç altında oluşan kurgular

    RÜYET: Görme.Kalp gözüyle görme

    SAADETTİN: Dinin uğurlu, kutlu kişisi

    SABAH: Günün başlangıcı

    SABAHATTİN: Güzellik

    SABİR: Sabreden, katlanan

    SABİT: Yerinde duran kımıldamayan

    SABRİ: Sabırla ilgili

    SACİT (D): Secdeye varan, ibadet eden

    SADETTİN: Kutluluk, saadete erme, mübarek olma

    SADIK: İçten bağlı, gerçek dost

    SADRİ: Anaya göre çocuk

    SADULLAH: Allah'ın talihli kıldığı

    SADUN: Yıldız bilimine göre, uğurlu olan

    SAFA: Saflık berraklık, gönül rahatlığı

    SAFFET: Saflık, temizlik

    SAFİ: Katıksız, ayırt edilmiş

    SAİM: Oruç tutan, oruçlu

    SAİT (D): Kutlu, cennetlik

    SAKIP: Delen, delik açan - Çok parlak

    SAKİN: Uslu, kendi halinde - Bir yerde yerleşmiş, oturan

    SALİH: İyi, yararlı, yetkili

    SALİM: Eksiksiz, sağ, sağlam

    SALTUK: Hiç bir koşul ve denetime bağlı olmayan

    SAMET (D): Sonsuz, ebedi

    SAMİ: İşiten, dinleyen

    SAMİH: Cömert, eli açık

    SAMİM: Bir şeyin merkezi

    SANBERK: Gücüyle tanınmış

    SANCAR: Kısa kama - Saplar, batırır

    SANER: Ünlü, tanınmış

    SANVER: Adın duyulsun, ünlen

    SARGIN: Candan, içten

    SARP: Dik geçilmesi ve çıkılması güç

    SARPER: Sert, güçlü

    SARUHAN: Eski bir Türk beyi

    SAVAŞ: İki ya da daha çok tarafın vuruşması , kavgası

    SAYHAN: Adaletli hükümdar

    SAZAK: Kuvvetli ve soğuk rüzgar - Bataklık, sazlık - Kaynak, pınar

    SEÇKİN: Seçilmiş olan

    SEDAT: Doğruluk, haklılık

    SEFA: Gönül rahatlığı, rahatlık - Eğlence

    SEFA /SAFA: Saflık berraklık

    SEFER: Yolculuk, savaş hali

    SEHA: Eli açık, cömert

    SELAHATTİN: Dinine bağlı

    SELAMİ: Barış ve rahatlıkla ilgili

    SELCAN: Coşkun, taşkın

    SELÇUK: Sel gibi akan

    SELİM: İyileşmesi kolay hastalık

    SELMAN: Barış içinde, huzurlu

    SEMİH: Bol, cömert gönüllü

    SENİH: Yüce, yüksek

    SERALP: Baş yiğit

    SERBÜLENT: Önde gelen, üstün

    SERCAN: Canların özü, canın başı

    SERDAR: Askerin başı, komutan

    SERGEN: Raf, bir şeylerin dizili olduğu yer

    SERHAN: Hanların başı

    SERHAT: Sınır - İki devlet arasındaki sınır

    SERKAN: Serhan / baş han , ser + kan,

    SERKUT: Mutlu, talihli

    SERMET: Öncesiz ve sonrasız

    SERTAÇ: Baştacı

    SERTER: Sert + Er, sert erkek

    SERVER: Bir topluluğun en ileri geleni, baş, şef, reis

    SERVET: Para mal mülk

    SEYFETTİN: Dinin kılıcı, koruyucusu

    SEYFİ: Kılıç gibi - Askerlikle ilgili

    SEYHAN: Çukurova'da bir akarsu

    SEYİT: Efendi, bey

    SEZAİ: Uygun, yaraşır

    SEZER: Sezgisi güçlü olan

    SEZGİN: Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı

    SIDDIK: Çok içten ve doğru kimse

    SITKI: Yalan söylemeyen, dürüst

    SİMAVİ: Yüzle, çehreyle ilgili

    SİNA: İlaç yapılan bir tür bitki

    SİNAN: Süngü ve mızrak gibi şeylerin sivriucu

    SİPAHİ: Tımar sahibi asker

    SONER: Son erkek , son yardımı yapan

    SONGUR: Şahin - Ağır, hantal

    SOYSAL: Uygar

    SÖKMEN: Yiğitlere veilen san

    SÖNMEZ: Sürekli yanan, sönmeyen

    Suat (d): Mutlu, mutlulukla ilgili

    SUAVİ: Zorluklara dayanan

    SUAY: Suya vuran ay ışığı gibi ışıltılı

    SUPHİ: Sabahla, aydınlıkla ilgili

    SÜLEYMAN: Davud peygamberin oğlu

    SÜMER: Bugünkü Irak'ta kurulan eski bir uygarlığın adı

    SÜREYYA: Ülker yıldız takımı

    SÜRURİ: Sevinçli, sevinçle ilgili

    SAADET: Mutluluk

    SABAH: Günün başlangıcı

    SABAHAT: Güzellik

    SABİHA: Güzel, şirin

    SABİTE: Yerinde duran, kımıldamayan

    SABRİYE: Sabırlı, dayanıklı

    SACİDE: Secdeye varan, yere yüz süren

    SADRİYE: Göğüsle ilgili

    SAFİYE: Katıksız, katışıksız saf

    SAHİBA: Bir şeyi elde etmiş olan

    SAHURE: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

    SAİME: Oruç tutan, oruçlu

    SAKİNE: Oynamayan, kımıldamayan, durgun

    SALİHA: İyi, yarar, yetkili, hakkı olan

    SALİME: Eksiksiz, sağ, sağlam

    SAMİME: Bir şeyin temeli, en köklü yeri

    SAMİYE: Yüksek, ulu

    SANAY: Ay gibi güzel

    SANEM: Put - Güzel kadın

    SANİA: Sanat eseri yaratan - Yapan , oluşturan

    SANİYE: Dakikanın 60'ta biri süresinde zaman birimi

    SATI: Düğün alışverişi - Satış, alışveriş

    SEBLA: Uzun kirpikli göz

    SEÇİL: Beğenilen, seçilen

    SEDA: Yankı, ses

    SEDEF: Midye ve istiridye gibi hayvanların beyaz ışıltılı parlak kabuğu

    SEDEN: (Sedan) sesin, seslenişin

    SEHER: Tan ağartısı, ortalığın aydınlandığı an

    SELCAN: Hareketli, coşkulu

    SELDA: (Seldağ) Dağ seli, dağdan inensel

    SELEN: Haber, havadis, kulakla duyulan,işitilen

    SELİN: Senin Sel'in, Sana ait sel

    SELMA: Doğru ve iyi yolda, selamette olma

    SELVİ: Yaz kış yeşil kalan ince uzun birağaç

    SEMA: Gökyüzü

    SEMAHAT: Cömertlik, el açıklığı

    SEMİHA: Cömert gönüllü, eli bol

    SEMİN: Değerli, pahalı

    SEMİRAMİS: Asur kraliçesinin adı

    SEMRA: Esmer

    SENA: Övme, övüş - Şimşek parıltısı

    SENAY: Ay gibisin sen anlamında

    SENEM: Tapılacak kadar güzel kadın, sevgili

    SENİHA: Yüce, yüksek

    SERAP: Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltmacı

    SERAY: Ay gibi güzel

    SEREN: Yelken gerilmek üzere direğe çapraz takılan ağaç

    SERİN: Ilıkla soğuk arası

    SERPİL: Serpilmiş, gelişmiş

    SERRA: Rahatlık, kolaylık

    SERTAP: İnatçı

    SERVA: Masal

    SEVAL: Severek alınan

    SEVCAN: Sevgili insan

    SEVDA: Aşk, sevgi, tutku tutkunluk

    SEVGİ: Aşk, sevme duygusu

    SEVİL: Sevgiye değer, sevilen

    SEVİLAY: Ay gibi hep sevilen

    SEVİM: Birine yakınlık duymak, sempati

    SEVİN: Memnun ol, neşelen

    SEVİNÇ: Neşe, iç ferahlığı

    SEVTAP: Aşırı, tapacak kadar sevgi duyan

    SEYHAN: Kenten kente yolculuk

    SEYRAN: Gezinme

    SEYYAL: Akışkan, sıvı, yerinde duramayan

    SEZA: Uygun, yaraşan

    SEZAL: Sezgili

    SEZEN: Sezgisi güçlü olan

    SEZER: Sezgisi güçlü olan

    SEZGİ: Anlama, sezme yeteneği

    SEZGİN: Duygulu, anlayışlı

    SICAK: Sıcakkanlı, cana yakın

    SIDIKA: Çok içten ve doğru kimse

    SILA: Gurbete çıkanın doğup büyüdüğü yer

    SIRMA: Altın yaldızlı, ya da yaldızsız ince gümüş tel

    SİBEL: Bulutla yer arasında yere düşmeyen yağmur damlası / Buğday başağı

    SİMA: Düz, çehre - İnsan, tip

    SİMGE: Alamet, sembol, birşeyi anlatan im, imge

    SİNEM: Benim tenim, benim vücudum, göğsüm

    SOLMAZ: Güzelliğini, tazeliğini uzun süre koruyan

    SONAT: Bir veya iki çalgı için yazılmış 3-4 bölümlü müzik eseri

    SONAY: Yılın son ayı

    SONGÜL: Son açan gül

    SONNUR: Son ışık

    SU: Rengi kokusu ve tadı olmayan saydam sıvı madde

    SUAT: Mutlu, mutlulukla ilgili

    SULTAN: Hükümdar ailesinden, anne, kızkardeş

    SUNA: Boylu poslu endamlı / Erkek ördek

    SUNAY: Ay sun, ay ışığı sun

    SUZAN: Adak ayı

    SÜHANDAN: Güzel konuşan

    SÜHEYLA: Güney yönünde görünen parlak yıldızlar
  9. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    ŞABAN: Kameri yılın 8. ayı

    ŞADİ: Sevinç, neşe, mutluluk

    ŞAFAK: Güneş doğmadan az önce, ufuktaki aydınlık

    ŞAHAP (B): Ateş, alev parçası

    ŞAHİN: Bir tür yırtıcı kuş

    ŞAHZAT: Sevilen, sayılan kişi

    ŞAİR: Şiir yazan, ozan

    ŞAKİR: Şükreden, nankörlük etmeyen

    ŞAMİL: Kapsayan, içine alan

    ŞANSAL: Niteliklerinle ünlen, tanın

    ŞANVER: İyi niteliklerin bilinsin, duyulsun

    ŞARIK: Parlak, parlayan

    ŞECAATTİN: Yüreklilik, yiğitlit

    ŞEFİK: Şefkatli

    ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen

    ŞEHZADE: Hükümdar oğlu

    ŞEMSETTİN: Dinin güneşi

    ŞENEL: Neşelen, mutlu ol

    ŞENER: Şen erkek

    ŞENOL: Neşeli ol anlamında

    ŞENSOY: Neşeli, mutlu soydan gelen

    ŞENTÜRK: Neşeli Türk

    ŞERAFETTİN: Dinlerin en şereflisi

    ŞEREF: Onur. Manen yüksek ve erdemli olmak

    ŞERİF: Kutsal, mübarek

    ŞEVKET: Ululuk, yücelik, kudret ve kuvvetlilik

    ŞEVKİ: Şevk, keyif, istekle ilgili

    ŞİNASİ: Tanıyış, tanımakla ilgili

    ŞÜKRÜ: Şükretme, hoşnut olma

    ŞADİYE: Sevinç, neşe, mutluluk

    ŞAFAK: Gündoğumundan önceki aydınlık

    ŞAHİKA: Yüksek, yüce, dağın zirvesi

    ŞAZİMENT: Allah'ın adamı- Allah'a ait olan,onun yolundan giden kişi

    ŞAZİYE: Özellikleri kimseye benzemeyen

    ŞEBNEM: Çiğ, gece nemi, jale

    ŞEFİKA: Şefkatli, acıması, esirgemesi bol olan

    ŞEHNAZ: Doğu müziğinde bir makam / Çoknazlı

    ŞEHRAZAT: Özgür

    ŞEHRİBAN: Şehrin ileri geleni

    ŞELALE: Büyük çağlayan, çavlan, akarsunun yüksekten yere düştüğü bölümü

    ŞENAY: Mutlu geçen ay

    ŞENGÜL: İnsanın içini açan gül / hep şen olup hep gülmek

    ŞENİZ: Mutlu, sevindiren iz, hatıra

    ŞENNUR: Işık saçan, neşe saçan

    ŞERİFE: Şerefli, kutsal

    ŞERMİN: Utangaç

    ŞEVKİYE: Neşeyle, istekle ilgili

    ŞEVVAL: Arap takviminin onuncu ayı

    ŞEYDA: Çılgın, deli divane

    ŞEYMA: Eski Türk adlarından

    ŞİİR: Zengin sembollerle uyumlu seslerle ortaya çıkan edebi anlatım biçimi

    ŞİRİN: Cana yakın, sevimli

    ŞÖLEN: Eğlence, kutlama, şenlik

    ŞULE: Alev, ateş alevi

    ŞÜKRAN: İyilik bilme, minnettarlık

    ŞÜKRİYE: Görülen iyiliğe karşı şükretmek , hoşnut olmak


    TACETTİN: Taca ait

    TACİ: Taç ile ilgili

    TAÇKIN: Gurur

    TAHİR: Pak, temiz

    TAHSİN: Beğenip, alkışlanan, kale gibi sağlam

    TAKİ: Günahtan kaçınan, dinine bağlı

    TALAT: Yüz, surat, çehre

    TALAY: Deniz, büyük nehir

    TALİP: İstekli, isteyen, talep eden

    TAMAY: Dolunay

    TAMER: Tam erkek

    TAN: Şafak vakti

    TANAY: Şafak ve ayın birarada olması

    TANBERK: Şafak çizgisi - Parlayan şimşek

    TANER: Aydınlık erkek

    TANJU: Türk imparatorlarına Çinlilerce verilen ad

    TANKUT: Kutlu aydınlık

    TANSEL: Aydınlığa ait, sabahla ilgili

    TARHAN: Oğuzlarda demirci ustası - Tüccarlar - Han ve komutan ünvanı

    TARIK: Sabah yıldızı

    TARKAN: Eski Türk adı / Dağınık

    TAŞKIN: Taşmış durumda olan, aşırı

    TAYFUN: Çok zorlu bir fırtına

    TAYFUR: Küçük bir kuş türü

    TAYGUN: Çocuk, torun

    TAYLAN: Uzun boylu

    TAYYAR: Uçan, uçucu

    TAYYİB (P): İyi, hoş çok temiz

    TEKCAN: Değerli, eşsiz

    TEKİN: Uğurlu

    TEMEL: Kök, esas, dayanak

    TEOMAN: Oğuz Han'ın Babasının adı

    TERCAN: Genç, delikanlı - Kırmızı buğday

    TEVFİK: Allah'ın yardımı, uygunlaştırma,başarı

    TEZALP: Çabuk, hızlı yiğit TEZCAN Telaşlı, heyecanlı

    TEZCAN: Canı tez olan

    TEZKAN: Kanı kaynayan, heyecanlı

    TINAZ: Ot ya da saman yığını

    TİMUÇİN: Türk Moğol imparatoru Cengiz Han'ın asıl adı

    TİMUR: Demir'in eski Türkçe'deki yazılışı

    TOKCAN: Gönlü Tok

    TOKER: Gözü, gönlü tok

    TOKTAMIŞ: Bir yerde yerleşik oturan

    TOLGA: Bir tür savaş başlığı, kask

    TOLUNAY: Dolunay

    TONGUÇ: En büyük çocuk

    TOPRAK: Yer kabuğunun yüzey bölümü

    TOYGAR: Çayır kuşu

    TUFAN: Şiddetli, sürekli yağmur ve getirdiği su baskını

    TUGAY: İki alaydan oluşan askeri birlik

    TUĞRUL: Güçlü bir masal kuşu

    TUNA: Avrupa'da bir nehir

    TUNCA: Tunç gibi / Meriç nehrinin bir kolu

    TUNCAY: Tunç renkli ay

    TUNCEL: Tunç gibi el

    TUNCER: Tunç gibi er

    TUNÇ: Bakır, çinko ve kalay karışımı bir maden

    TURAÇ: Bir tür küçük av kuşu

    TURAN: Dünyadaki tüm Türklerin yaşayacağına inanılan ülke

    TURGAY: Çayırkuşu / Toygar

    TURGUT: Oturulacak yer, belde

    TURHAN: Soylu seçkin

    TÜMAY: Dolunay

    TÜRKAY: Ay gibi parlayan Türk

    TÜRKER: Türk erkeği

    TÜRKEŞ: Orhun yazıtlarında adı geçen bir kahraman

    TAÇNUR: Mutluluk

    TAHİRE: Gündoğusundan esen rüzgar

    TAHSİNE: Günün başlangıcı

    TALHA: Güzellik

    TALİA: Güzel, şirin

    TAMAY: Sabırlı, dayanıklı

    TANAY: Secde eden

    TANSU: Şafak rengi vurmuş su

    TANYEL: Katıksız, arı - Seçilmiş

    TARA: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

    TAYYİBE: İyi, hoş, çok temiz

    TEKGÜL: Durgun - Kendi halinde sessiz

    TENAY: Uygun, yakışan - Yetkili olan - Dine uygun hareket eden

    TENDÜ: Öz, asıl

    TENNUR: Yüksek, ulu

    TEZER: Çabuk ve erken

    TİJEN: Ay gibi güzel

    TİLBE: Put - Güzel kadın

    TUBA: Sanat eseri yaratan - Yapan , oluşturan

    TUĞÇE: Dakikanın altmışta biri

    TURNA: Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan göçmen kuş türü

    TUTAM: Bir desteden daha / parmak uçlarıyla alınabilen / Tutmaktan tutam

    TUTKU: İradeyi aşan güçlü coşku, ihtiras

    TÜLAY: İncelikle, düşünce ile ilgili

    TÜLİN: Uzun kirpikli göz

    TÜNAY / TUNAY: Mehtap, ay ışığı, gece görülen aydınlık

    TÜRKAN: Hakana saltanatta ortaklık edeneşi

    TÜRKÜ: Yankı, ses


    UÇAR: Sezgi, anlayış, dikkat

    UÇHAN: Sert, çatık kaşlı veya Aslan

    UÇKAN: Allah'ın kulu

    UFUK: Yerle göğün birleşmiş gibi göründüğü sınır

    UĞUR: İyilik müjdesi, nesnelerde varolduğuna inanılan iyilik kaynağı

    UĞURALP: Dünya,varlık

    UĞURCAN: Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

    ULAÇ: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan

    ULAŞ: Çok övülmüş,methedilmiş

    ULUÇ: Büyük Türk Denizcisinin adı (Uluç Ali Paşa)

    ULUNAY: Dürüst,güvenilir

    ULVİ: Yüce, yüksek

    UMUR: Görgü, tecrübe

    UMUT: Ummak, beklemek, ümit etmek

    URAL: Aydınlık gece

    UTKAN: Din uğruna çalışan

    UTKU: Zafer, üstünlük sağlama, yenme

    UYGUR: Şanı şerefi en yüksek olan

    UZAY: Sonsuz boşluk

    UZEL: Sevdalı,aşık

    UZER: Kahraman,cesur,savaşçı

    ULVİYE: Yüce, yüksek, gökle ilgili

    UMAY: Üzerinden geçtiği kişilere mutluluk getirdiğine inanılan kuş, Devlet kuşu

    UMUR: Görgü, deneyim

    UMUT: Ümit, geleceğe güven duygusu

    UZAY: Bütün varlıkları kaplayan sonsuz boşluk

    UZEL: Usta, becerikli


    ÜLGEN: Yüce, ulu - İyilik tanrısı

    ÜLKEM: Yurdum, vatanım

    ÜLKER: Boğa burcunda yedi yıldızdan biri

    ÜMİT: Umut / Ummak, beklemek, ümit etmek

    ÜNAL: Ün almakla ilgili

    ÜNALP: Tanınmış, ünlü yiğit

    ÜNAY: Ay gibi tanınmış, ünlü

    ÜNER: Tanınmış, ünlü

    ÜNKAN: Tanınmış soydan gelen

    ÜNSAL: Adın duyulsun, ünlen

    ÜNVERDİ: Adını duyuran, tanınan

    ÜSTAY: Ay gibi yüce, yüksek

    ÜSTER: Baş yiğit

    ÜZEYİR: Kur'an da adı geçen bir kişi

    ÜLFER: Irmak, büyük su

    ÜLKER: Gökyüzünün kuzey kıyısında bir yıldız takımının adı

    ÜLKÜ: Amaç, ideal

    ÜMMİYE: Okur yazar olmayan kadın

    ÜMRAN: Mutluluk bolluk bereket / Bayındırlık

    ÜNSEL: Ünü sel gibi aşan

    ÜNSELİ: Ünü sellere benzeyen

    ÜNZİLE: Gönderilmiş

    VAHİDE: Tek, bir

    VARİDE: Gelen, erişen - Söylenti

    VASFİYE: Nitelikli

    VEDİA: Korunması için bırakılan emanet

    VEFİKA: Uygun, aynı fikirde, yoldaş

    VELİDE: Yeni doğmuş çocuk

    VERDA: Verdane (merdane Osm.) / Verd (Ar.)'den Verda, gül anlamında

    VESİLE: Neden, sebep - Kavuşma

    VİCDAN: İyiyi kötüden ayırmaya yarayan şuur, ahlak

    VİLDAN: Yeni doğmuş çocuklar

    VUSLAT: Kavuşma, yetişme, ulaşma

    VAHİDE: Tek, bir

    VARİDE: Gelen, erişen - Söylenti

    VASFİYE: Nitelikli

    VEDİA: Korunması için bırakılan emanet

    VEFİKA: Uygun, aynı fikirde, yoldaş

    VELİDE: Yeni doğmuş çocuk

    VERDA: Verdane (merdane Osm.) / Verd (Ar.)'den Verda, gül anlamında

    VESİLE: Neden, sebep - Kavuşma

    VİCDAN: İyiyi kötüden ayırmaya yarayan şuur, ahlak

    VİLDAN: Yeni doğmuş çocuklar

    VUSLAT: Kavuşma, yetişme, ulaşma
  10. MıstqhK

    MıstqhK Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    0
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    YAKUP (B): Bir Peygamber adı

    YAKUT: Parlak kırmızı, değerli taş

    YALAZ: Alev - Bayrak

    YALÇIN: Sarp ve dik

    YALIM: Alev, ateş uzantısı

    YALIN: Sade, çıplak, katışıksız

    YALINAY: Ayın en güzel, sade görünümü

    YALMAN: Kılıç, kama gibi şeylerin ucu - Sarp, dik

    YAMAÇ: Dağın ya da tepenin bir yanı - Karşı - Yan, yakın

    YAMAN: Güç etki ve beceriklilik sahibi

    YASİN: Kuran-ı Kerimde bir surenin adı

    YAŞAR: Yaşayan, yaşamakla ilgili

    YAVUZ: Yaman, pek sert

    YAZGAN: Yazar, yazıcı

    YEKTA: Tek, eşsiz

    YENAL: Galip gel, kazan

    YENER: Üstün gelen, kazanan

    YETKİN: Olgunlaşmış, kemale ermiş

    YILDIRAY: Ayla ilgili / yıldır yıldır parlamak ay gibi

    YILDIRIM: Buluttan buluta ya da yere elektrik boşalması

    YILMAZ: Korkusuz, yılmayan

    YİĞİT: Güçlü, cesur

    YORDAM: Rehber, kılavuz - Beceri - Anlayış, davranış - Kural, yöntem

    YUNUS: Bir takım yıldızının adı / Denizde yaşayan bir memeli türü

    YURDAER: Yurdu için doğmuş

    YURDAKUL: Yurdu için canını veren

    YURTCAN: Yurduna canını veren

    YUSUF: Eklenecek, ilave edilecek

    YÜCEL: Yücelmiş olan

    YÜKSEL: Manevi anlamda yükselmek, yücelmek

    YADİGAR: Bir kimseyi ya da olayı hatırlatan şey veya kişi YAĞIN Yağmur - Yiğit

    YAĞMUR: Yeryüzüne düşen yağışın sıvı halinde olanı

    YAKUT: Aliminyum oksit, yapısında parlak kırmızı renkli değerli taş

    YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesi ile oluşan ikinci ses, ses yansıması

    YAPRAK: Ağaç ve bitkilerin yeşil kısımları

    YAREN: Dost, arkadaş

    YASEMİN: Kokulu çiçekler açan bir tür ağaççık

    YAŞAM: Hayat

    YAZGÜLÜ: Yaz ve Gül tamlaması / Yazın açan gül "şimdilerde bir de güz gülleri var"

    YELDA: Uzun ve siyah / Yılın en uzun gecesi

    YELİZ: Yel ve iz rüzgar ve izi anlamında

    YEŞİM: Yeşil renkli değerli taş

    YETER: Kafi, tamam, gereksinimi karşılayacaknitelikte olan

    YILDIZ: Güneş ve ay dışında gökyüzündeki ışıklı cisimlerden her biri

    YONCA: Birçok türü bulunan bitki

    YOSUN: Çiçeksiz bitkilerin, suların yüzünde ve dibinde bulunan bir türü

    YUDUM: Bir içimlik sıvı

    YURDAGÜL: Yurduna güller saçan, güzellik getiren

    YURDANUR: Yurduna nur getiren

    YÜKSEL: Özellikle manevi anlamda yüce ol

    ZAFER: Savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç

    ZAHİR: Parlak yıldız

    ZAHİT: Günahtan kaçınan

    ZEKAİ: Akılla, zeka ile ilgili

    ZEKERİYA: Erkek

    ZEKİ: Akıllı olan

    ZEYCAN: Candan, cana yakın

    ZEYNEL: Zenelabidin'in kısaltılmışı

    ZİHNİ: Zihnin gücüyle, kavrayışla ilgili

    ZİKRİ: Zikirle, ayinle, ilgili, zikreden

    ZİRVE: Doruk, tepe noktası

    ZİYA: Aydınlık, ışık

    ZORLU: Güçlü, tuttuğunu koparan

    ZÜHTÜ: Her türlü zevke karşı koyup kendini ibadete veren

    ZAHİDE: Dinin yasak ettiği şeylerden sakınan

    ZAMBAK: Güzel iri çiçekli bir süs bitkisi

    ZARAFET: İncelik, güzellik

    ZEHRA: Beyaz ve parlak yüzlü olan

    ZEKİYE: Zeka sahibi, kavrayışlı

    ZELİHA: Züleyha, su perisi

    ZENNAN: Kadınlar

    ZENNUR: Zinnur, nurlu, ışıklı

    ZEREN: Anlayışlı, zeki

    ZERRİN: Altından yapılmış - Altın renginde - Bir cins çiçek - Fulya

    ZEYNEP: Değerli taşlar, mücevherler

    ZEYNO: Zeynep'in halk dilindeki söylenişi

    ZİNNUR: Nurlu, ışıklı

    ZİŞAN: Şanlı, ünlü, çok tanınmış

    ZİYNET: Süs, süs eşyası

    ZUHAL: Satürn

    ZÜBEYDE: Öz, asıl

    ZÜHAL: Dokuz gezegenden altıncısı (Satürn)

    ZÜHRE: Çiçek açan / Çoban yıldızı (Venüs)

    ZÜLAL: Berrak, saf, tatlı, soğuk su

    ZÜLEYHA: Hz. Yusuf'un karısının adı

    ZÜLFİYE: Saçları çok güzel olan

    ZÜMRA: Güzel, iyi ahlaklı - Zeki, bilgili kadın

    ZÜMRÜT: Yeşil renkli bir değerli taş

Sayfayı Paylaş