acil

Konu 'Din Kültürü 9. Sınıf' bölümünde nar çiçegi123 tarafından paylaşıldı.

  1. nar çiçegi123

    nar çiçegi123 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    17 Kasım 2011
    Mesajlar:
    218
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0

    dinimizin günlük hayyattakı etkılerı nelerdir açıklayınız

    biliyorum çok kolay ama hoca disiplinli biraz ayrıntılı istiyoda:D

    şimdiden teşekkürler
  2. Moderatör Sümeyye

    Moderatör Sümeyye Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    25 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    5.397
    Beğenileri:
    4.144
    Ödül Puanları:
    113
    a) Fert için de toplum için de en heyecanlı konuların başında hiç şüphe yok ki, din gelir. Çünkü din, insanın düşünce ve davranışlarını yönlendiren bir disiplindir.

    İnsan sadece et ve kemik yığınından ibaret bir varlık değil, ruh ve cisimden oluşan seçkin bir yaratıktır. Bu her iki yönünün de pek çok arzu ve istekleri vardır. İnsan ne bedenî ve ne de ruhî ihtiyaçlarını ihmal edemez. Bedenî ihtiyaçları ile ilgilenmemesi sağlığını yitirmesine, ruhî ihtiyaçlarını görmemezden gelmesi de üstün bir varlık olma özelliğini kaybetmesine sebep olur.

    İnsan ruhunun sınırsız istekleri vardır. Bu isteklerinin dünyada karşılanması mümkün değildir. Ruhun ölümsüzlük isteği var, halbuki bütün canlılar için ölüm muhakkaktır. Bu, herkesin bildiği bir gerçektir. Ama ruhun bu isteğinin karşılandığı bir yer olmalıdır. Bu da ancak Allah'a ve ebedî hayata inanmakla mümkündür. İşte bunu bize öğreten dindir. O halde insanın gerçek mutluluğunu ancak din sağlar. İnançsız insanlar ölümden çok korkarlar, çünkü ölmekle yok olup gideceklerini sanırlar. Dindar insanlar ise ölümün bir yer değiştirme olduğunu ve ebedî hayata ancak bu yolla ulaşılacağına inanarak ölümü normal bir olay olarak karşılarlar.

    Kur'an-ı Kerim, âhireti, dolayısıyla sonsuz hayatı inkar edenlerin kendilerini teselli etmek üzere söyledikleri sözleri şöyle hikaye eder:


    "Dediler ki, hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder. Bu hususta onların hiç bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar." 6

    Fakat âyet-i kerimede ifade buyurulan onların bu sözleri, ruhlarının bu konudaki isteklerine ve gerçeklere aykırı düşüyor. Çünkü ruh bu sözlerle tatmin olmuyor, o, ebedi hayat istiyor.

    b) İnsan hayatı yoğun bir mücadeleden ibarettir. Bu mücadelesinde insan bazan başarılı olamaz ve umduğunu elde edemez. Böyle bir durumla karşılaşan insan, kendi gücünün üstünde daha büyük bir gücün varlığına inanmazsa bunalıma düşer, hatta hayatına bile kıyar. Hayatta bunun pek çok örneğine rastlamaktayız. Ama sonsuz güç ve kuvvet sahibi yüce bir yaratıcıya inanmışsa, karşılaştığı engeller ve güçlükler karşısında ümidini yitirmez. İlahi kudretin büyüklüğünü ve ümitsizliğe düşmeyenlere daima yardım edeceğini düşünerek O'na sığınır ve kendini kaybetmez.

    Bu itibarla günlük hayatımızda da en büyük dayanağın din olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

    c) Din ahlâkî bir müessese olarak insanlara yön verir. Çünkü dindeki Allah inancı, insanın ölçülü olmasını, hiç kimseye haksızlık yapmamasını sağlar. Zira Allah, yerde ve göklerde olup biten her şeyi bilmekte, görmekte ve denetlemektedir. Değil olup biten şeyleri bilmek, gözlerin bakışındaki maksadı ve sinelerde saklananları da bilmekte ve bundan dolayı insanları bir gün hesaba çekeceğini bildirmektedir. Ona inanan böyle inanmaktadır. Onun bilgisi dışında insanlara hiçbir şey yapması sözkonusu değildir. Böyle bir Allah'a inanan kimse başkasına haksızlık yapar mı? Başkasının malına, ırzına ve canına kasteder mi? İnsanlar ve canlılara karşı merhametsiz davranır mı, eziyet eder mi? Elbette etmez.

    O halde insanların yüksek ahlâklı ve fazilet sahibi olmalarını sağlayan Allah inancıdır. İstiklâl Marşımızın yazarı Merhum Mehmet Akif ne güzel söylemiştir:

    "Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır,

    Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

    Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havf-ı yezdan'ın,

    Ne irfanın kalır tesiri katiyyen ne vicdanın."

    Evet, Allah inancı ve Allah korkusu gönüllerden silinmiş olursa, o gönüllere sahip insanların yapamayacağı hiçbir kötülük ve vahşilik yoktur. Bunun en yakın örneği Bosna Hersek'le Kosova'dır. Sırp canilerin buralarda kendi ırklarından olmayan insanlara karşı işledikleri cinayetler, sergiledikleri vahşet, tüyler ürpertici boyutlara ulaşmış, bütün dünyaya, "bunları yapanlar insan olamazlar" dedirtmiştir. Allah'a inanan ve bir gün O'nun yüce katında dünyada yaptıklarının hesabını vereceğini düşünen bir insanın, günahsız insanlara karşı bu cinayetleri işlemesi düşünülemez.

    İşte din fikri ve Allah inancı insanı ahlakan yükseltmekte ve ruh yönünden olgunlaştırmaktadır. Bu duygulara sinesinde yer vermeyen insanlar, güçleri yetip fırsat buldukça yapamayacakları hiçbir kötülük yoktur.

    Hangi yönden bakılırsa bakılsın, din insan için bir ihtiyaçtır. İnançsızlık ise büyük bir felakettir. Allah korusun, inançtan yoksun olan kimse madde aleminin kendisini tehdit eden olayları karşısında bunalıma girer. Sonsuz hayata, ahiret hayatına inanmadığı ve hayatı sadece dünya hayatından ibaret saydığı için, bütün gayreti dünyanın geçici zevklerini yaşamak olur. Bunları elde etmek için ise hiçbir ölçü ve ahlâk kuralı tanımaz. Bir gün dünyanın geçici zevklerinden ayrılacağını ve yok olup gideceğini düşündükçe tedirginliği artar ve huzuru kaçar. Bir insan için en büyük felaket budur. Halbuki din, ölüm ötesinde daha mutlu ve sonsuz bir hayatı müjdelemekte ve ona ulaşmanın yollarını göstererek insana huzur ve güven bahşetmektedir.

    d) Fert olarak din insana ne kadar gerekli ise toplum olarak da o kadar gereklidir.

    İnsan doğuştan medenidir, toplum halinde yaşar. Hiç kimse yalnız başına bütün ihtiyaçlarını karşılayamaz, birbirleriyle yardımlaşarak ve dayanışarak yaşarlar .

    Birlikte yaşamak durumunda olan insanların birbirlerine karşı bir takım hak ve görevleri vardır. Bir insanın birlikte yaşadığı insanlara karşı saygılı olması görev ve hak anlayışına bağlıdır. Çünkü insan çoğu kez aşırı isteklerinin etkisinde kalarak kişisel çıkarlarından başka bir şey düşünemez. Bunun için insanı başkalarına karşı olan görevlerini yerine getirmeye ve onları başkalarına karşı saygılı olmaya mecbur edecek bir etkene ihtiyaç vardır, o da dindir. Bunun için din, sadece ferdin hayatını değil, toplum hayatını da olumlu şekilde etkileyen bir kurumdur. Dindar olan kimselerden oluşan toplumda suç işleme oranı daima düşük olacaktır. Yapılan istatistikler bunu teyit etmektedir. Müslüman toplumlar için Ramazan ayını örnek verebiliriz. Bu ayda müslümanlar topyekün ibadete yönelirler ve suç işleme oranı bu toplumlarda hissedilecek derecede düşer. Bu husus ilgililer tarafından da ifade edilmiştir.

    Dinine bağlı toplumlarda işçi-işveren münasebetleri en iyi seviyede bulunur. Çünkü işçi alacağı ücreti helâl etmek için işini gereği gibi yapar. İşveren de işçiye karşı olan yükümlülüklerini en iyi şekilde yerine getirir .

    Kamu görevinin sözkonusu olduğu her yerde Devlet mem***uğunda, ticarette, sanatta görev yapan dindar insan, üstlendiği göreve hıyanette bulunmaz, kimseye hile ve haksızlık yapmaz, haketmediği bir ücreti almak istemez. Böylece toplum fertleri birbirleriyle barış ve dayanışma içerisinde bulunur. Birbirlerine karşı sevgi ve saygıda kusur etmezler.

    İşte böylece din, fert ve toplum hayatına huzur getirmiş olur.

    Değerli mü'minler, din hakkında verdiğimiz bu özet genel bilgiden sonra biraz da dinler ve özetle İslâm dini hakkında bilgi vererek konuşmamızı tamamlayalım.

    Hak din, Allah tarafından bir peygambere vahyedilen, o peygamber tarafından da insanlara duyurulan din -vahyedildiği şeklini korumuş olmak kaydiyle- hak dindir. Böyle olan tek din İslâm dinidir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:


    "Allah katında din, İslâmdır"7 buyurulmuştur.

    Muharref din, Allah tarafından bir peygambere vahyedilmiş olduğu halde asli şeklini koruyamamış olan dindir. Hıristiyanlık ve Yahudilik böyle muharref dinlerdendir.

    Bâtıl din, hak din ve muharref dinlerin dışında kalan dinlerdir.

    İslâm'dan önceki semavî dinler, yani Hıristiyanlık ve Yahudilik, esasta bir oldukları halde bunlar zamanla değişikliğe uğrayarak bozulmuşlar ve hak din olma özelliklerini kaybetmişlerdir. Bunun için de bu dinlere, değiştirilmiş anla mına muharref denilmektedir.

    •Buna göre bugün yeryüzünde tek hak din İslâmiyettir. Bunun içindir ki Kur'an-ı Kerim'de:


    "Kim İslâmiyetten başka bir din ararsa bilsin ki, kendisinden asla kabul edilmeyecek ve O, âhirette zarar edenlerden olacaktır."8 buyurulmuştur.

    İslâm dini, hem son din ve hem de evrensel bir dindir. İslâm'dan başka bu nitelikte olan başka bir din yoktur. Çünkü peygamberimiz bütün insanlara gönderilmiş bir peygamberdir.9

    İslâm dini barış ve kardeşlik dinidir. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de:


    "Mü'minler ancak kardeştirler."10 İnsanları birbirine bağlayan kardeşlik bağından daha kuvvetli bir bağ yoktur. Nitekim Peygamberimiz ölümü ile sonuçlanan hastalığında yaptığı konuşmada şöyle demişti:


    "Arkadaşlığına ve malına en çok minnet duyduğum insan Ebû Bekir'dir. Ümmetimden bir kimseyi bu dünyada dost edinmem gerekse hiç şüphe yok ki, bu dost, Ebû Bekir olurdu. Fakat İslâm bağı hepimizi kardeş yapmıştır."11

    İslâm'ın getirdiği kardeşliğin en mükemmelini ilk müslümanlarda görüyoruz. Medine'de Evs ve Hazreç diye iki kabile vardı. Bunlar uzun yıllar bir birleriyle savaşmışlardı. İslâmiyet gelince bu iki kabileyi barıştırdı, kardeş olduklarını bildirdi. Onlar da silahlarını bırakarak İslâm'ın aydınlığında kardeş oldular ve bundan sonra barış içinde yaşadılar.

    Elhamdülillah, bizler müslümanız. Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin uyarılarına kulak vermeli ve ilk müslümanları örnek almalıyız. Birbirimize kardeşçe davranarak birlik, barış ve dayanışma içerisinde bulunmalıyız. Dinimiz bize bunu emretmektedir. Bundan düşmanlarımız üzülecek ve dostlarımız sevinecektir. Her şeyden evvel, emrini yerine getireceğimiz için Cenab-ı Hak bizden razı olacaktır, bundan daha büyük mutluluk olur mu?

    biraz uzun oldu ama geniş ve açık bir şekilde açıklamış ;)
    nar çiçegi123 ve aslında bunu beğendi.
  3. Moderatör Bünyamin

    Moderatör Bünyamin Tekirdağ Yönetici Moderatör

    Katılım:
    9 Ocak 2012
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    365
    Ödül Puanları:
    63
    Arkadaş açıklamış zaten. Ben de şunları ekleyeyim.


    Konuşmanın insan açısından önemi nedir?
    Konuşmak; bir düşünceyi başkalarına sözle anlatma eylemidir ve insanların birbirleriyle iletişim kurabilmelerinin temel yoludur. Toplumsal bir varlık olan insan duygu, düşünce ve isteklerini başkalarına konuşarak anlatır. Sevgisini, mutluluğunu ve acısını sözleriyle ifade eder. Konuşurken de bazı dine ilişkin ifadeler kullanır.
    Günlük konuşmalarımızda dine ilişkin ifadeler kullanmamızın nedeni nedir?
    İnanan bir varlık olan insanın yaşamında, dinin önemli bir yeri vardır. Din, insan yaşamını derinden etkiler ve onun söz ve davranışlarına yön verir. Bu nedenle günlük konuşmalarımızda geçen birçok sözcük ve deyim dinimizle ilgilidir. Örneğin, "Bismillâhirrahmanirrahim, Allah'a şükür, maşallah, inşallah, Allah'tan umut kesilmez, Allah'a emanet ol, helal, haram, günah, sevap gibi kavramlar bunlardan bazılarıdır.
    Günlük konuşmalarımızda geçen dine ilişkin ifadelerin bazılarının anlamı şöyledir:
    Maşallah: "Allah'ın dilediği olur." anl***** gelir. Bu ifadeyi gördüğümüz güzel bir nesne veya olay karşısında beğendiğimizi belirtmek için kullanırız. Aynı zamanda umulmadık durumlar karşısında şaşkınlığımızı belirtmek için de "Maşallah" söylenir.
    İnşallah: Allah dilerse anl***** gelir. Gelecekte yapacağımız bir şey için "inşallah" deriz. Yani "Benim dışımda bir engel çıkmadığı sürece, ben yürekten bunu yapmak istiyorum. Ancak bunun için Allah'ın da izin vermesini bekliyorum" anlamındadır.
    Allah'tan umut kesilmez: En umutsuz durumlarda bile kötümserliğe kapılmamalı, Allah'ın bir yardımda bulunabileceği düşünülmeli anlamında kullanılır.
    Allah'a emanet olun: Ayrılan kişilerin, kalanlara söylediği bir esenlik sözüdür.
    Günlük konuşmalarımızda geçen dine ilişkin ifadeleri bilmemizin önemi nedir?
    Konuşmalarımızın günlük yaşamımızda önemli bir yeri vardır. Konuşmalarımızı güzel Türkçemizi kullanarak yaparız. Türkçemizi daha iyi kullanabilmek, anlayıp, anlaşılabilmek için bu dine ilişkin ifadeleri öğrenmemiz gerekir Çünkü bu sözcüklerin anlamlarını bilmek, bunları doğru bir şekilde kullanmamızı; yani duygu, düşünce ve dileklerimizi başkalarına doğru bir şekilde aktarmamızı sağlar. Böylece bir arada yaşadığımız diğer insanlarla daha Sağlıklı ve bilinçli bir iletişim kurmuş oluruz.
    Dilek ve Dualarımızda Dinî İfadeler Hayat ve dileklerimiz
    Dilemek, birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek demektir. Günlük hayatımızda her birimizin gerçekleşmesini arzu ettiğimiz birçok dileği vardır. Bu dileklerimiz bazen kendimiz için, bazen de sevdiklerimiz için olabilir. Bunların gerçekleşmesi için Allah'a yakarırız. Bu yakarışımız duamızdır.
    Günlük konuşmalarımızda dilek ve dualarımızdaki dini ifadeleri nerede ve nasıl kullanırız?
    Sabah evden çıkarken, bir işe başlarken, yatarken Allah´a dua eder ve ona sığınırız. Annemizin, babamızın sağlıklı olması ve kazancının bol olması için dua ederiz. Sevdiklerimiz, sağlığımız ve sınavlarımızın iyi geçmesi, vatanımızın, milletimizin ilerlemesi ve işlerimizin iyi gitmesi için Allah´a dua eder ve ondan yardım dileriz. Verdiği nimetlerden dolayı ona şükreder ve sahip olmayı istediklerimiz için dilekte bulunuruz. Örneğin; Sınava girerken "Allah'ım bana yardım et" diyerek dua ederiz. Yolculuğa çıkan birisi için "Allah kazadan, beladan (kötülüklerden) korusun" diyerek Allah´a sığınırız. Sabah okula giderken annemize, babamıza veya diğer Aile bireylerine "Allah'a ısmarladık" deriz. Onlar da bize güle güle git "Allah zihin açıklığı versin, Allah yardımcın olsun" diyerek dua edeler. Bir hastayı ziyaret ettiğimizde "Allah acil şifalar versin" diyerek iyileşmesi için dua ederiz. Ölen bir kimsenin ardından "Allah rahmet eylesin" diyerek dua ederiz. Sınava girecek bir kimsenin başarılı olması "başarılar dilerim" deriz.
    Dilek ve dualarımızda dini ifadeleri kullanmak bize neler kazandırır?
    Bizim Allah'a yakınlaştırır ve onunla olan iletişimimizi güçlendirir.
    İnsanlar arasında sevgi, saygı, birlik, beraberlik ve dayanışmayı artırır.
    nar çiçegi123 ve aslında bunu beğendi.
  4. nar çiçegi123

    nar çiçegi123 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    17 Kasım 2011
    Mesajlar:
    218
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    cook tesekkurlur arkadaslar
  5. Moderatör Bünyamin

    Moderatör Bünyamin Tekirdağ Yönetici Moderatör

    Katılım:
    9 Ocak 2012
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    365
    Ödül Puanları:
    63
    Rica ederim.
    nar çiçegi123 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş