A'dan Z'ye Dinimizdeki Terimler

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde ~Deniz~ tarafından paylaşıldı.

  1. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0

    Abdest Nedir?
    Dirsekler ile beraber ellerin yüzün topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.


    Adak Nedir?
    Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.


    Ahiret Ne Demektir?
    Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.


    Ahkam Nedir?
    Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.


    Ahlâk nedir?
    Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.


    Allah'ın Rızası Ne Demektir?
    Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.


    Amin Ne Demektir?
    Yapılan duâ için “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.


    Arafat nedir?
    Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.


    Arş Nedir?
    Mecazî anlamda ilahî hükümranlık tahtı demektir.


    Ashâb Ne Demektir?
    Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.


    Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir?
    Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.

    Bunlar: Ebû Bekir Ömer Osman Ali Talhâ Zübeyr Avf oğlu Abdurrahman Sa’d Zeyd oğlu Saîd Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.


    Aşûre Nedir?
    Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir.


    Ayet Nedir?
    Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.


    Berat nedir?
    Borçtan suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine de Berat gecesi denir.


    Beytullah Ne Demektir?
    Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır.


    Bid'at nedir?
    Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir.


    Câiz Nedir?
    Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.


    Cami ve Mescid Nedir?
    Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlardır.


    Cennet Cehennem Sırat-ı Müstekîm Berzâh Ne Demektir?
    Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir.

    Cehennem; kafirlerin sürekli olarak kalacakları azap yeridir.

    Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur.

    Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir.


    Din Nedir?
    Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları en iyiye en doğruya en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür.


    Dört Büyük Kitabı Biliyor musunuz?
    Dört büyük kitab: Tevrât Zebûr İncil ve son gelen tahrif edilmemiş tek kutsal kitap olan Kur’an’dır


    Dört Büyük Meleği Biliyor musunuz?
    a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.

    b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir.

    c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir.

    d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.


    Duâ Nedir?
    Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.


    Ebedî ve Ezelî Ne Demektir?
    Ebedî sonu olmayan; ezelî ise başlangıcı olmayandır.


    Ecel Ne Demektir?
    Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.


    Ecir Nedir?
    Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.


    Günah Nedir?
    Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel söz ve davranışlardır.


    Fidye Nedir?
    Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük.


    Fıkıh Nedir?
    Kişinin amel yönünden faydasına ve zararına olan şeyleri bilmesidir.


    Fasık nedir?
    Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.


    Farz Nedir?
    Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.


    Ezan Nedir?
    Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir.


    Esmâ-i Hüsnâ Nedir?
    Yüce Allah’ın en güzel isimleri anl***** gelir.


    Fitne nedir?
    İyi veya kötü şeylerle deneme manevî çöküntü sosyal kargaşa ve kaos demektir.


    Fitre Nedir?
    Ramazan Bayr***** kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.


    Gusül Nedir?
    Ağızı burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır.


    Hadis Nedir?
    Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.


    Haram Nedir?
    Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.


    Haşr Nedir?
    Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde hesap vermek üzere toplanmasıdır.


    Hatim Nedir?
    Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunup bitirilmesidir.


    Hayır Nedir?
    Hayır Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.


    Helal Nedir?
    Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir.


    Hicret Nedir?
    Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.


    Hilye-i Şerif Nedir?
    Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir.


    Hurâfe Nedir?
    Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır


    Hutbe Nedir?
    Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.


    İbadet Nedir?
    Allah’a gönülden isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmektir.

    <!-- / message -->
    <!-- / message -->
  2. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    İcmâ Nedir?
    Hz.Peygamber’in vefatından sonra herhangi bir asırda bütün İslam müçtehitlerinin dînî bir konuda ortak hüküm vermeleridir.


    İçtihat Nedir?
    Müçtehidin herhangi bir dînî mesele hakkında bir hükme ulaşabilmek için belli tekniklere başvurarak bütün gücünü harcaması demektir.


    İftar Nedir?
    Oruç açmaktır.


    İhram Nedir?
    Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.


    İhsan Nedir?
    İnsanlara iyilik etmek yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi O’na ibadet etmek” demektir


    İlahi Kudret Nedir?
    Yüce Allah’ın gücü ve kuvvetidir.


    İlâhî Ne Demektir?
    Tasavvuf Edebiyatında Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren şiir türünden dizelerdir.


    İlk Müslümanlar Kimlerdir?
    İlk Müslümanlar Hz.Hatice Hz.Ali Zeyd b. Hârise ve Hz.Ebu Bekir’dir.


    İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir.
    İlk vahiy Miladî 610 yılında Hz. Peygamber kırk yaşında iken Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir.


    İmam-Hatip Kimdir?
    Cemaate namaz kıldıran ve hutbe okuyan kimse demektir.


    İman Nedir? Veya İnanç Nedir?
    Hz.Peygamber’in Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.


    İmsak Nedir?
    Oruç niyetiyle yeme içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.


    İrşâd Nedir?
    Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onları dinî görevleri hakkında aydınlatmaktır.


    İslam Nedir?
    Allah’ın insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son ilâhî dinin adıdir.


    İsrâ Nedir?
    Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ***ürülmesidir.


    İtâat Nedir?
    Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınmaktır.


    İtikad nedir?
    İnanma gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince iman esasları akla gelir.


    İzar nedir?
    Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.


    Kâbe nedir?
    Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir.


    Kaç Çeşit İbadet Vardır?
    İbadetler bedenî malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir.


    Kader Ne Demektir?
    Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları bunların zamanını yerini miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile bilip takdîr etmesidir


    Kâfir Kime Denir?
    İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen Hz.Peygamber’in Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimsedir.

    <!-- / message -->
    Kaza Ne Demektir?
    Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır.


    Kelime-i Şehadet Nedir?
    “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamındaki “Eşhedü en lâ ilâhe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir.


    Kelime-i Tevhit Ne Demektir?
    Allah’tan başka ilâh yoktur Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah Muhammedürresûlullah” ifadesidir.


    Kıble nedir?
    Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf Kâbe cihetidir.


    Kırâat Nedir?
    Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.


    Kıyam Nedir?
    Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir.


    Kıyamet Ne Demektir?
    Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir.


    Kıyas Nedir?
    Kur’an ve Sünnet’te hükmü açıkça belirtilmeyen bir meselenin hükmünü aralarındaki ortak nitelik dolayısıyla hükmü açıkça belirtilen diğer meseleye göre açıklamaktır


    Kirâmen Kâtibîn Nedir?
    Her mükellef insanın yaptığı bütün işleri kayda geçiren yazıcı meleklerin adıdır.


    Kul Nedir?
    Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir.


    Kur'an-ı Kerîm'de Kaç sûre Vardır?
    Kur’an-ı Kerîm’de 114 sûre vardır.


    Kurban Nedir?
    Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir.


    Kürsü Nedir?
    Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir.


    Mahşer Ne Demektir?
    Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.


    Meâl nedir?
    Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.


    Mekruh Nedir?
    Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.


    Melek Ne Demektir?
    Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren gözle görülmeyen nûrânî varlıklardır


    Mevlid Nedir?
    Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.


    Mi'rac Nedir?
    Peygamberimizin Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan Yüce Allah’ın manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.


    Mihrap Nedir?
    Cami mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür


    Minber Nedir?
    Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir


    Mîzan Ne Demektir?
    Mahşerde hesap görüldükten sonra herkesin amellerinin tartılacağı ilahi adalet terazisidir.


    Mucize Ne Demektir?
    Peygamberlerin Peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı harikulade hallerdir.

    <!-- / message -->
  3. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Mukâbele Nedir?
    Kur’an-ı Kerim’i birinin yüzünden veya ezbere okuması diğerlerinin de onu takip etmesidir


    Mukaddesât Nedir?
    Dinimizce kutsal kabul edilen değerlerdir.


    Mübah Nedir?
    Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.


    Müezzin-Kayyım Kimdir?
    Namaz vakitleri girince ezan okuyup cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir.


    Müfsid Ne Demektir?
    Usûlüne uygun olarak başlanmış bir ibadeti bozup geçersiz hale getiren herhangi bir davranıştır.


    Müftü Kimdir?
    Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimsedir.


    Mükellef Ne Demektir?
    Dinî hükümleri yerine getirmekle yükümlü olan kimse demektir.


    Mü'min Ne demektir?
    Allah’a Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp kabul ve tasdîk eden kimsedir.


    Münâcât Nedir?
    Allah’a sessizce duâ etmek yalvarmak ve niyaz etmektir. Dua içerikli şiirlere de münacât denir.


    Münafık Kime Denir?
    Kalben inanmadığı halde dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir.


    Münker Nekir Nedir?
    Kabre konulan kimseye “Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin nedir?” diye soru soran meleklerin adlarıdır.


    Müstehab veya Mendup Nedir?
    Hz.Peygamber’in bazen yaptığı bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir.


    Na't Nedir?
    Peygamber Efendimizi övmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.


    Nafile Kaza Nedir?
    Nafile; farz vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.

    Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.


    Nebî veya Resûl Ne Demektir?
    Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır.


    Nisap miktarı ne demektir?
    Dînen zengin sayılmanın ölçüsüdür.


    Niyâz Nedir?
    Duâ etmek demektir.


    Niyet Nedir?
    İnsanın bir şeyi yapmaya kalben ve zihnen karar vermesidir.


    Orucun Kazası Ne Demektir?
    Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır.


    Orucun Kefareti Nedir?
    Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar


    Oruç Kimlere Farzdır?
    Oruç ergenlik çağına ulaşmış akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır


    Öşür Nedir?
    Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır.

    Peygamberimiz Hz.Muhammed Ne Zaman Doğmuştur?
    Peygamberimiz Hz.Muhammed Miladî 571 yılında Rebîulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiştir.


    Peygamberlerde Bulunan Temel Nitelikler Nelerdir?
    Sözünde ve özünde doğru her yönüyle güvenilir günahlardan korunmuş üstün akıl ve zeka sahibi Allah’tan aldığı vahyi insanlara aynen ulaştırma Peygamberlerin temel nitelikleridir.


    Rab Nedir?
    Yaratan nimet veren ve terbiye eden anl***** gelir ve Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir.


    Rahman ve Rahîm Ne Demektir?
    Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden esirgeyen ve bağışlayan demektir.


    Rahmet Nedir?
    Allah’ın yaratıklarına merhamet etmesi ve lütufta bulunmasıdır.


    Regâib Nedir?
    Rağbet olunun şey ve bol ihsan demektir. Örfümüzde Recep ayının ilk Cuma gecesi olarak bilinmektedir.


    Rekat Nedir?
    Namazın kıyam rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür


    Rida nedir?
    Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.


    Ru'yet-i Hilâl Ne demektir?
    Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir.


    Rükû Nedir?
    Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.


    Sa'y nedir?
    Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir.


    Sadaka Nedir?
    Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır.


    Sahur Nedir?
    İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir.


    Salih Amel Nedir?
    Yapılması Allah ve Peygamberi tarafından istenen fert ve toplum için faydalı işler ve davranışlardır.


    Secde Nedir?
    Namaz kılanın ayak parmaklarını dizlerini ellerini alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.


    Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?
    Yanılma unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir.


    Sevap Nedir?
    Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel söz ve davranışlardır


    Sûre Nedir?
    Kur’an’ın birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.


    Sünnet Nedir?
    Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir.


    Şirk Ne Demektir?
    Allah’a ortak koşmak demektir. Bu da Allah’tan başka ilah edinmek veya O’ndan başkasına ibadet etmek şeklinde olur


    Şükür Nedir?
    Nimetleri Allah’ın verdiğini bilip O’na şükranda bulunmaktır.


    Taassup Nedir?
    Herhangi bir delile dayanmadan bir fikre körü körüne bağlanmaktır.

    <!-- / message -->
  4. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Tahiyyata oturmak Ne Demektir?
    Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır.


    Takvâ Nedir?
    Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır.


    Tavaf nedir?
    Hacer-i Esved’den başlay.arak Kâbe’yi sola almak suretiyle yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir.


    Tebliğ Nedir?
    Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajın insanlara aynen ulaştırmalarıdır


    Tefsir nedir?
    Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.


    Tekbîr ve Tesbîh Nedir ?
    Tekbir “Allâhuekber” Tesbih de “Sübhânallâh” demektir.


    Terâvih Namazı Nedir?
    Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.


    Teşrik Tekbiri Ne Demektir?
    “Allâhüekber Allâhüekber Lâilâhe illallâhü vallâhüekber Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” demektir.

    Kurban Bayramının arifesinde sabah namazından başlayıp Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakitte farz namazların sonunda teşrik tekbiri getirmek vâciptir.


    Tevbe Ne Demektir?
    Kişinin işlemiş olduğu günahlardan pişmanlık duyup Allah’a yönelmesi ve günahları terk etmesidir.


    Tevekkül Nedir?
    İnsanın her konuda kendine düşen görevleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.


    Tevhîd Nedir?
    Allah’ın var ve bir olduğuna inanmaktır.


    Teyemmüm Nedir?
    Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.

    Vâcib Nedir?
    Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.


    Vahiy Nedir?
    Yüce Allah’ın dilediği şeyleri Peygamberlerine özel yolla bildirmesidir.


    Vaiz Kimdir?
    Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir.


    Vakfe nedir?
    Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.


    Vitir Nedir?
    Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır.


    Yemin Kefareti nedir?
    Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.


    Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?
    Yer yüzende ilk mâbed Kâbe-i Muazzama’dır.


    Zekat Nedir?
    Dinen zengin sayılan müslümanların belirli yerlere sarfedilmek üzere mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.
  5. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    A'RAF
    Her şeyin tümseği yüksek yer burç sırt tepe örfler âdetler iki şey arasında kalan kısım arf kelimesinin çoğulu. Bu nedenle atın yelesine horozun ibiğine de arf denmiştir. Kur'an'da üç ayette geçer:
    "İki (taraf) arasında (surdan) bir perde ve A'râf üzerinde de (Cennetlik ve Cehennemliklerin) her biri simalarıyla tanıyacak adamlar vardır ki onlar henüz oraya (Cennete) girmemiş fakat onlar girmeyi şiddetle arzu eder olarak Cennet yârânına: "Selâmün Aleyküm " diye nidâ ederler.
    Gözleri ehl-i Cehennem tarafına çevrildiği zaman da "Ey Rabbimiz bizi zalimler gürûhu ile beraber bulundurma" derler.
    (Yine) A'râf yaranı (kâfirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) bir takım adamlara şöyle nidâ ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar) ne de (hakka karşı) yeltenmekte devam ettiğiniz o kibr (ve azamet) size hiç bir fayda vermedi. " (el-A'râf 7/46-48).
    Müfessirlere göre bu ayetlerdeki A'râfdan maksad Cennetle Cehennem arasındaki sur benzeri bir perdenin yüksek tepeleridir.
    İbn Cerîr'in rivayetine göre Huzeyfe (r.a.)'e A'râf'ın ne olduğu sorulduğunda şöyle demiştir: "A'râf; iyilikleri ile kötülükleri eşit gelen insanlardır. Kötülükleri Cennet'e girmelerine iyilikleri de Cehennem'e girmelerine mani olmuştur. Bunlar Cenâb-ı Hak onların hakkında hüküm verinceye kadar bu sur üzerinde kalacaklardır."
    Kimler A'râf'ta bulunacaktır? Bu hususta çeşitli rivayetler varsa da konuyu şöyle özetlemek mümkündür: İyilikleriyle kötülükleri denk gelenler A'râf'ta bekletileceklerdir. Nitekim İbn Merdûye'nin Câbir b. Abdullah'dan merfu olarak rivayet ettiği bir hadis'te: "Peygamberimiz (s.a.s.)'e iyilikleriyle kötülükleri denk gelenlerin durumu sorulduğu zaman Hz. Peygamber "Onlar A'râf'ta bulunacaklardır. Onlar oraya isteyerek girmemişlerdir." buyurmuştur. Daha sonra bunlar Allah'ın lûtfuyla Cennet'e gireceklerdir. (Muhtasaru Tefsîr ibn Kesîr II 22).
    Bazılarına göre de fetret devirlerinde ölenlerle müşriklerin çocukları da burada kalacaklardır.
    A'râf konusunda daha başka açıklamalar da yapılmıştır. Ez cümle Hasan-i Basrî Hazretleri "A'râf marifetten gelir. Bu da Cennetliklerle Cehennemlikleri simalarından tanıyan bazı kimseler demektir. Belki de şimdi aramızda olanları vardır." şeklinde izah etmiştir.

    <!-- / message -->
  6. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Â'RÂZ
    Başka bir nesne ile varolan kendi basına varolmayan "devamlı olmayan şey". Terim anlamı ise; "başkasına yani cevher ve cisme bağlı olarak varlığını gösterebilen ve devamlı olmayan şey"dir (Nûreddîn es-Sâbûnî el-Bidâye Ankara 1982 19).
    İslâm âlimleri Allah'ın varlığını ispatta genellikle "hudus" delilinden yararlanmışlardır. Hudus deliliyle alem (Allah'tan başka her şey)in hadis (sonradan) olması prensibinden hareket ederek Allah'ın yegâne yaratıcı olmasını ispat ederler. Hudus delilini ileri sürmeğe de âlemin aslını oluşturan iki unsuru zikirle başlarlar. O da âlemin cevherler ve ârâzdan meydana gelmiş olmasıdır. Ârâzı anlayabilmek için önce cevherin tarifini yapmak lâzımdır. Cevher "kendi başına boşlukta yer tutan ve başkasına bağlı olmadan kendini gösterebilen şey"e denir. Esasen cevherin tarifi şöyledir: "Bölünmeyen en küçük parçaya cevher denir." Cevherlerin birleşmesiyle meydana gelene cisim denir. Demek ki boşlukta yer kaplayan bir varlığa cevher bunun çeşitli sıfatlarına ve özelliklerine de ârâz denir. Meselâ taş cevher; katılığı ise arazdır.
    İslâm alimlerinin ârâz konusundaki açıklamalarında belirgin bir fark yoktur. Eş'ariyye ve Mutezile ârâz'ın izahı konusunda ayrı görüşler ortaya koymaktadırlar. Eş'ariye'ye göre ârâz sonradan meydana gelen ve yer işgal eden bir nesne ile var olan şeydir. Buna göre menfi sıfatlar ve yokluklar yer kaplayan bir cisme hâl yahut sıfat olamazlar. Allah ise zaman ve mekan sınırları içinde bulunması söz konusu olmadığından O'nun sıfatları ârâz olamaz.
    Mutezile'ye göre ise araz yoklukta varlığını sürdürür. Eğer varlığa çıkacak olsa yer kaplayan bir cisim ile ayakta durabilir. Böylece Mutezile bu görüşü ile "yokluk"u bir varlık alanı olarak kabul etmektedir. Mutezile ekolünden Ebu Huzeyl Allaf ve onu izleyenler Mutezile'nin bu görüşünü benimsememişlerdir .
    Ârâzlar ancak cevher ve cisimlerde varlıklarını gösterebilirler. Çünkü bunlar madde değildirler. Maddenin çeşitli vasıflan ve özellikleridirler. Önce madde olmalı ki ondan sonra bir sıfat bir özellik sözkonusu olabilsin.
    Ârâzlar otuzdan fazladır. Renkler tatlar kokular hareket-durma gibi oluşlar sesler. bunlardandır.
    Ârâzların belli başlı özellikleri şunlardır: Ârâzlar bir yerden başka bir yere taşınmazlar. Ârâzlar ârâzlarla bulunmazlar. Ârâzlar devamlı olmazlar. Bir ârâz iki yerde bulunmaz. (el-Cürcânî Şerhu'l-Mevâkıf İstanbul 1286 h. 190 vd.)
    Ârâzlar hadistir. Ârâzların hadis oluşunu biz tecrübeyle müşahedeyle ve delille biliyoruz. Sükûndan sonra hareketin; karanlıktan sonra ışığın; beyazlıktan sonra siyahlığın gelmesi gibi. Sükûn gelince hareket yok olmakta hareket gelince de sükûn yok olmaktadır.
    Cevher ve cisimler de mutlaka ârâzlarla bulunurlar ârâzsız olamazlar. Ârâzlar hadis olduğuna göre hadis olan ârâzsız bulunamayan cevher ve cisimler de zorunlu olarak hadis olacaktır. Böylece âlemin (Allah'tan başka her şeyin) hadis (sonradan) olduğu ortaya çıkınca hadis olmayan bir yaratıcının bunları yaratması zarurî oluyor. Böylece Allah'ın varlığı ispat edilmiş oluyor. (Sâdeddîn er-Taftâzânî Şerhû'l-Akâid İstanbul 1970 46 vd.)

    <!-- / message -->
  7. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    ÂBÂ

    Baba kelimesinin çoğulu. Bu kelime aynı zamanda bir nesilden gelen kimselerin aralarındaki bağlantıyı da göstermektedir. Baba oğul ve torun arasındaki ilişki gibi. Bunlar ortak bir asıldan gelmiş oldukları gibi birbirinden husûle gelen kimseler arasındaki birleşme olarak bilinen 'neseb'i de teşkil etmiş olmaktadırlar.
    Kur'ân-ı Kerim'de müşriklerin babalarının dinlerine bağlılıklarını kınayan hükümler belirtilirken "âbâ" tabiri kullanılmaktadır. Bu husustaki hükümler İslâm'ın getirdiği akîde açısından büyük bir önemi hâizdir. Mekkeli müşriklerin babalarının ve neseblerinin üstünlükleri ve dinlerine bağlılıklarını dile getirmeleri büyük bir câhilî ve ilkel anlayış olarak kabul edilmiştir. İslâm'ın babaların din ve yaşayış tarzlarının yanlış olduğunu Allah'ın din ve niz***** uyulması gerektiğini belirtmesi ve bu husustaki mesajını bildirmesi üzerine müşrikler bu konudaki âbâ anlayışlarını ortaya koymuş ve bu anlayışlarından dolayı Kur'ân-ı Kerim tarafından kınanmışlardır. İslâm babaya ve ecdâda saygıyı kabul etmesine rağmen babaların ve ecdâdın Allah'ın din ve emirleri dışında yaşaması hâlinde Allah'a itaatin dışına çıkacaklarını ve dolayısıyla bu isyanları karşısında onlara itaatin haram olduğunu da yine İslâm bildirmektedir. Müşriklerin babalarına itaat etmeyi ileri sürmeleri Hz. Peygamber'in getirdiği Allah'a iman âhiret ve risâlet inancını inkâr etmek için babalarına itaat etmeyi ileri sürüyorlardı. Aslında bu kendilerinin sahip oldukları şirk nizâmını korumak kendi dünyevî saltanat ve yönetimlerine zarar gelmesini istemediklerinden kaynaklanıyordu .
    İslâm atalara bağlanmayı onların yolunu körü körüne taklit etmeyi reddederek vahye dayalı yeni bir akîde ve medeniyet getirmiş; bu akîde ve nizam ile bütün câhilî anlayışları kökünden yıkmıştır. Miras ile ilgili olarak Kur'ân-ı Kerim'de ifâde edilen âbâ tabiri için bk. miras mad.
  8. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    ABÂ'


    Yünden imal edilen kaba bir kumaş. Bu kumaştan dikilen elbise hırka cinsinden olan giyim eşyalarına da bu ad verilmiştir. Buna "abâye" veyahut "abâe" de denmektedir. Oldukça uzun geniş ve önü açık bir giyecektir. Bu daha çok dervişler ve ilmiye ve dolayısıyla medrese mensuplarının giydikleri paltoya benzer bir elbise idi. Bu elbisenin özelliği oldukça ucuz ve gösterişsiz olmasıydı. Bu tür elbisenin giyilişinin Hz. Peygamber (s.a.s.) dönemine kadar uzandığından bahsedilir. Aynı zamanda zarûret içinde bulunanların bu tip bir giyimi tercih ettikleri görülmektedir. Zamanla tasavvuf mesleğinin gelişmesi ile aza kanaat edip sâde bir hayatı yaşamaya gayret göstererek Allah'ın rızasına nâil olmak arzusu ile bu tür eski ve sâde elbise giyimi sofîler arasında da yayılmıştır. Hz. Peygamber'in de çeşitli hadislerde sâde yaşantıyı uygun gördüğü bilinmektedir. (Tirmizî Zühd 13). Aynı şekilde Rasûlullah'ın keçeden elbise giydiği ve 'abâ' cinsinden olan uzun ve geniş bir ihrama büründüğü de nakledilmektedir.
    Bütün bunlardan dolayı İslâm toplumlarında gösterişsiz giyim belirli kesimler arasında itibar edilen bir fazilet gibi kabul edilmiştir. Hatta zaman zaman bu durumu kendi menfaatleri için kullanıp; çevrenin gözünü boyamak isteyen riyakâr ve açıkgözler türemiştir. Fakat bu davranış herkes tarafından itibar görmemiş ve güzel kıyâfetler içinde yaşayan nice ilim ve gönül adamı faydalı ve hayırlı çalışmaların yürütücüsü olmuşlardır.

    <!-- / message -->
  9. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    ABADİLE


    Adları Abdullah olan fakîh ve muhaddis dört sahâbî. Abâdile Abdullah kelimesinin çoğulu olup "Abdullahlar" anl***** gelmektedir. Ashâb içinde iki yüz kadar Abdullah adında sahâbî bulunduğu halde Abâdile denilince fıkıh ve hadîs'te Abdullah adını taşıyan üç veya dört sahâbî kasdedilmiş ve bunlar bu isimle şöhret bulmuşlardır. Bunlar; Abdullah İbn Abbâs (ö. 65/687-688) Abdullah İbn Ömer (ö. 74/693) Abdullah İbn Amr (ö. 65/687-688) ve Abdullah İbn Zübeyr (ö. 73/692)'dir (r.anhum). İslâm âlimlerinden bazıları Abdullah İbn Zübeyr yerine Abdullah İbn Mes'ud (ö. 32/652-653)'u Abâdile'den kabul etmektedirler. Fakat İbn Mes'ud'un Abâdile'den olmadığı kanaati daha yaygındır (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi I 27).
    Bu büyük sahabîler İslâm fıkhına olan vukûfiyetleri ve verdikleri fetvalarla meşhurdurlar. Bu sahâbîler Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinin genç dinamik gayretli ilim ve ibâdete son derece düşkün kimseleriydi. Bu Abdullahlar Cenâb-ı Allah'ın bir lûtfu olarak Rasûlullah'tan sonra uzun müddet yaşamış ve diğer büyük sahâbilerden de öğrendiklerini kendilerinden sonra gelen nesillere öğretmişlerdir. Abâdile herhangi bir İslâmî problemin çözümünde aynı görüşü belirtmiş ve aynı paralelde ictihâd etmişlerse onların bu görüşüne "Abâdile'nin görüşü" denir. Bu tabir fıkıh usûlünde yerleşmiş bir tabirdir.

    <!-- / message -->
  10. ~Deniz~

    ~Deniz~ Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2011
    Mesajlar:
    101
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    ABD


    Kul köle mahlûk insan. İtaat etmek boyun eğmek tevâzu göstermek daha açık bir ifade ile kişinin bir kimseye ona isyan etmeden ve ondan yüz çevirmeksizin itaat etmesidir. Abd kelimesinin masdarı olan ubudiyyet (kulluk etmek) insanın sıfatıdır. Sâmî menşeli olduğu için; İbrânîce'de ve diğer akraba dillerde de görülen Abd kelimesi Arapça'da bazı hususiyetler ifade etmektedir. insanın yaratılış hikmetinin Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya kulluğa dayandığı kat'i nasslarla sabittir.
    "Bana karşı imtihan ettiğin -başıma kaktığın- ganimet İsrailoğullarını kendine kul -köle- edindiğin için. " ifâdesindeki meâl Musa (a.s.)'ın Firavuna cevabında olduğu gibi "kul" "köle" edindin demektir (eş-Şuarâ 26/22).
    Abd kelimesinin masdarı olan ubûdiyet ve kulluk insanın; rubûbiyet ise Allah'ın sıfatıdır. Zaman zaman müstekbir ve mütekebbir insanlar ilâhlık taslayarak Allah'a ait vasıfların kendilerinde de bulunduğunu iddia ederler. Bilhassa hüküm vermede ve kanun yapmada bu durum kendini açıkça belli eder. Cenâb-ı Hak ise bu durum karşısında bütün insanların kul olduğunu hüküm koymanın yalnız Allah'a ait bulunduğunu bir insanın Allah'ın hükümlerine bağlı kalarak mükemmel bir kul ve insan olacağı üzerinde Kur'ân'da ısrarla durmuştur.
    Kur'ân-ı Kerim'de: "Cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri için yarattım" (ez-Zâriyât 51/56) hükmü beyan buyurulmuştur. Bütün peygamberler abd olduklarını övünerek söylemişlerdir. Hristiyanlar tarafından ilâh olduğu ileri sürülen Hz. İsa (a.s.) bu iddiayı kesinlikle reddederek Kur'ân-ı Kerim'in tabiriyle şöyle der: "Ben Allah'ın bir kuluyum." (Meryem 19/30). Hz. Davud (a.s.) için "O ne güzel bir kuldu" (Sâd 38/30) diye buyrulurken Hz. Eyyüb (a.s.) hakkında da sabrından dolayı şöyle ifade edilmektedir: "Gerçekten biz onu sabırlı bulmuştuk. O ne güzel kuldu" (Sâd 38/44). Kur'ân-ı Kerim'de birçok isim ve sıfatla anılan Hz. Peygamber (s.a.s.) için en şerefli isim olarak "abd" tabiri kullanılmaktadır. Cenâb-ı Allah'a en yakın bulunduğu Mîrac gecesinde kendisinden "abd" diye sözedilmektedir (el-İsra 17/1; en-Necm 53/10) .
    Rasûlullah (s.a.s.)'in "abd" yönü ve özelliği rasûl sıfatından daha üstündür. Zira kul olma yönüyle Hakk'a ubûdiyet özelliğini yansıtır; rasûl yönüyle ise insanlara tebliğ özelliğini ifade eder. Allah'a yönelik kul olma özelliği halka yönelik rasûl özelliğinden daha önemli ve daha üstündür. Bundan dolayı da Kelime-i Şehâdet ve Kelime-i Tevhid'de önce abd (kul) sıfatı sonra rasûl sıfatı zikredilmektedir. Aynı şekilde Cenâb-ı Hakk Kur'ân-ı Kerim'de "Allah Kur'ân'ı kuluna indirdi." (el-Kehf 18/1) âyetiyle peygarnberlik görevinden söz ederken Rasûlullah'tan "kul" diye söz etmektedir.
    Hz. Âdem (a.s.)'den itibaren bütün peygamberler insanları Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya ibadet etmeye davet etmişlerdir. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de "Andolsun ki biz her kavme: -Allah'a ibadet edin tâğuta kulluk etmekten kaçının diye- (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir" (en-Nahl 16/36) buyurulmaktadır. Bilindiği gibi tâğut; Allah'u Teâlâ (c.c.)'nın indirdiği hükümlere karşı ayaklanan (tuğyan eden) her güce verilen bir isimdir. Bunun insan olması şeytan olması put olması veya bir ideoloji olması mahiyetini değiştirmez. Nitekim: "İman edenler Allah yolunda cihad ederler; küfredenler de (kâfirler) tâğut yolunda savaşırlar" (en-Nisâ 4/76) âyet-i kerimesi insanların ya Allah'a iman edip O'nun dini için cihad edeceklerini ya da küfredip (kâfir olup) tâğut yolunda savaşacağını sarih olarak ortaya koymuştur. Bu iki hâlin dışında üçüncü bir hâlden söz etmek mümkün değildir. Bu mücadelenin ortaya çıkardığı hukûkî bir durum "abd" kavramı ile alâkalıdır. Şöyle ki; abd kelimesi köle mânâsına da kullanılmıştır. (el-Bakara 2/221) Şimdi bu mâhiyet üzerinde kısaca duralım.
    Ruhlar âleminde iken Allah'u Teâlâ (c.c.) bütün insanlardan "mîsak" almıştır. Bu bir anlamda Allah'u Teâlâ (c.c.) ile insanlar arasında tahakkuk eden mânevî bir mukaveledir. Her mü'min "Ne zamandan beri müslümansın?" suâline; "Kâlû Belâ'dan beri" diyerek bu manevî mukâveleyi ikrar eder. Kur'ân-ı Kerim'de; Allah (c.c.)'ın "emâneti" göklere dağlara ve yeryüzüne teklif ettiğini onların bu emanetin ağırlığı karşısında endişeye düştükleri insanın ise kendi iradesiyle yüklendiği bildirilmiştir. (el-Ahzab 33/72) Emânet; Allah'u Teâlâ (c.c.)'nın tekliflerinin tam***** verilen isimdir. Ruhlar âleminde gerçekleşen mîsak ve yüklenilen emânet sebebiyle; insan yeryüzünde Allah (c.c.)'ın halîfesi hükmündedir. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in: "Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar" müjdesi sarihtir. insan; dünyaya geldikten sonra mîsakı unutur emânete ihanet eder ve İslâm'a karşı savaşırsa "kölelik" (abd rakik memlûk cariye vs.) gündeme girer. Nitekim Molla Hüsrev: "Kölelik; tevhid akîdesinden yüz çevirmenin cezası olarak Allah'u Teâlâ (c.c.)'nın takdir ettiği bir hakirliktir" (Molla Hüsrev ed-Dürer İstanbul 1307 II 6) diyerek meselenin içeriğine işaret etmiştir. İbn Âbidîn'de bu konuyla ilgili olarak şu hükümlere yer verilmiştir: "Bulunan çocuk (lâkit) bütün hükümlerde hürdür. Hattâ kazf (zina isnadı iftirası) edene had vurulur. Çünkü âdemoğlu için asıl olan hürriyettir. Zira insanlar müslümanların en hayırlıları olan Hz. Adem ile Hz. Havva'nın çocuklarıdırlar. Bazı insanlardaki kölelik hâli ise daha sonra ortaya çıkan küfür sebebiyle meydana gelmiştir." Dikkat edilirse köleliğin tahakkuku ruhlar âleminde gerçekleşen mîsakı reddetmek ve emânete ihanet ederek İslâm'a karşı savaşmakla ilgilidir. Müsteşriklerin (veya onları taklid eden kimselerin) iddia ettikleri gibi kaba kuvvetle alâkası yoktur. Rasûlullah (s.a.s.)'ın hür bir insanı kuvvet kullanarak kendisine hizmetçi yapanın namazının asla kabul edilmeyeceğini ve kıyâmet gününde onun karşısında olacağını ifade ettiği bilinmektedir. (Buhârî İcare 10) Dolayısıyla bir İslâm beldesi kâfirlerin istilâsına uğrarsa o beldedeki müslümanlar "esir" olabilirler ancak kat'iyyen "köle" olamazlar.
    Râgıp el-İsfahânî; "abd" kavramının Kur'ân-ı Kerim'de dört ayrı mahiyeti ifade için kullanıldığını kaydeder. Bunlar: 1) Hukûkî açıdan köle mânâsına: el-Bakara Sûresi'nin 221. âyetinde olduğu gibi. 2) Yaratılması bakımından abd: Bu mâhiyette sadece Allah'u Teâlâ (c.c.)ya nisbet edilerek kullanılır. Nitekim Rasûl-ü Ekrem (s.a.s.): "Hiç biriniz (elinizin) emrinizin altında bulunanlara kulum demesin. Çünkü hepiniz Allah'u Teâlâ (c.c.) 'nın kullarısınız" diyerek bu mahiyete işaret etmiştir. 3) Allah'a kulluk yapması açısından abd: İster hür ister köle olsun şer'î hududlara riâyet eden kimse. 4) Dünyaya ve dünya servetine kul haline gelen abd: Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)'in: "Kahrolsun altına gümüşe ve lükse kul olan insan" (Tirmizî Zühd 42) diye zemmettiği kimseler.
    Kelime-i Şehâdet getirirken; bütün ilâhları reddettiğimizi sadece Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya iman ettiğimizi Peygamber Efendimizin (s.a.s.) önce "abd" (kul) sonra "rasûl" olduğunu ikrar ve tasdik ediyoruz. Dikkat edilirse kelime-i şehâdette geçen kavramlardan birisi de "abd" kavramıdır. İnsanın sıfatı; Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya kul olmasıdır: Eğer bu sıfat kaybedilirse tâğut'un esiri haline gelme tehlikesi mevcuttur. Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya kulluk eden kimseye "hür insan" tâğuta kulluk edene de "köle" denilir. Bu mahiyet asla unutulmamalıdır. Hz. Âdem (a.s.)'den beri devam eden mücadelenin mahiyeti "abd" kavramı ile izah edilebilir. Zira bütün peygamberler insanları "Allah'a kulluk (ibadet) edin tâğût'a kulluk etmekten kaçının" diyerek uyarmışlardır. Günümüzde "Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız insanındır" sloganının arkasına gizlenen tâğûtî güçler kuvvet kullanarak müslümanları esir etmek arzusundadırlar. Bu büyük tehlike karşısında; ihlâsla Allah'u Teâlâ (c.c.)'ya kulluk eden mü'minlerin cihâd ibadetini ihya etmeleri zarûrîdir. Gerçek mânâda ubûdiyyet (kulluk); İslâm'ın temel hedeflerini gerçekleştirmek için ihlâsla ve sabırla gayret sarfetmektir.

    <!-- / message -->

Sayfayı Paylaş