ahmet haşim

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Yunus_ibb10 tarafından paylaşıldı.

  1. Yunus_ibb10

    Yunus_ibb10 Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2009
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    ahmet haşim hakkında bilgi ve o belde şiiri hakkında yorum lazım..
  2. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
  3. nazlıca

    nazlıca Üye

    Katılım:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    AHMED HÂŞİM (1884-4-VI.1933)
    Şâir ve yazar. Bağdat’ta doğdu. Mutasarrıf Arif Hikmet Bey’ln oflludur. XX’lncl asır şâir ve yazarlarındandır. 1896′-da İstanbul’a geldi. ” Özel Türkçe dersleri aldı ve Nümûne-I lerakki rvıeKtebl’nde okudu; Galatasaray Sultânî-sl’ne gtrdl. Bu okulu bitirdikten sonra (1907) Reji memuru oldu. Bir müddet Mekteb-I Hukuk’a devam etti. Bu okulu bı*rakıp İzmir’e giderek Sultânî’de Fransızca öğretmenliği yaptı (1908-1911). I. Dünyâ Savaşı sırasında yedeksubay ola*rak Anadolu’da savaşa katıldı. Savaştan sonra Duyûn-ı Umûmiyye’de çalıştı, Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanat*lar AkademlsiJ’nde Estetik ve Mitoloji dersleri verdi. 1924′te Paris’e gitti. Mercure de France dergisinde Türk edebiyatı konusunda bir yazı yayımladı. Dönüşte Mülkiye Mektebi İle Harp Akademİsİ’nde Fransızca dersleri verdi (1928). Tedavi için Paris’e (1928) ve Frankfurt’a (1932) gitti. İstanbul’da öl*dü. Mezarı Eyüp’tedir.
    Sanat hayâtına hocası Ahmed Hikmed Müftüoğlu’nun et*kisi ile başladı. Sultânî’deki <*ınıf arkadaşları da sonradan büyük sanatçı olmuşlardır.(İzzet Melih, Hamdullah Suphi, Abdulhak Şınâsi vs.) ilk şiirlerinde Servet-i Fünun şiirlerin*den Tevfik Fikret ve Cenâb Şahâbeddin’in etkisi görülür. Daha sonra Fransız şiirini yakından tanıyarak bu şâirlerin tesirinden kurtulmuştur. Tamamı aruzla yazılan şiirlerinde dil Önceleri çok ağır iken zamanla sadeleşmiştir. Bu şiirler*de çocukluk hâtıralarını, aşk ve tabiat temalarını işlemiştir. Hayâle ve müziğe çok değer verir. Dış dünyâya âit intibâları-nı hayâlinin renkleri ile süsleyip anlatması sebebiyle emp*resyonist şairlerden sayılır. Şiirlerinde sembolizmin bâzı özellikleri de görülmektedir. Şiirlerini Dergah dergisi ile Ye*ni Mecmua’da yayımlamıştır. Nesri şiirinden çok farklıdır. Şiirlerindeki belirsizliğe karşılık, nesrinde açıklık (vuzuh) vardır.

    Şiir kitapları:

    1. Göl Saatleri (1921), 2. Piyâle (1926).

    Nesir kitapları:

    1. Bize Göre (Fıkra ve edebî tenkit yazıları 1928), 2. Gurabâ-hane-i Lâklakfln (Fıkralar, tenkit yazıları, 1928), 3. Frankfurt Seyahatnamesi (Gezi yazıları, 1933).

    [Hâşim hak*kında pekçok kitap ve yazı neşredildi. Şiirleri birkaç defa topluca neşredildi. Nesirleri de tek kitap halinde Millî Eği*tim Bakanlığı tarafından yayımlandı
  4. nazlıca

    nazlıca Üye

    Katılım:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    O BeldeDenizlerden
    Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin.
    Bilsen
    Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan
    Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
    Ne sen,
    Ne ben,
    Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
    Ne de alam-ı fikre bir mersa
    Olan bu mai deniz,
    Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
    Sana yalnız bir ince taze kadın
    Bana yalnızca eski bir budala
    Diyen bugünkü beşer,
    Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
    Bulamaz sende, bende bir ma'na,
    Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
    Ne de durgun denizde bir muğber
    Lerze-i istitar ü istiğna
    Sen ve ben
    Ve deniz
    Ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
    Topluyor bu-yi ruhunu guya.
    Uzak
    Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
    Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
    O belde?
    Durur menatık-ı duşize-yi tahayyülde;
    Mai bir akşam
    Eder üstünde daima aram;
    Eteklerinde deniz
    Döker ervaha bir sükun-ı menam.
    Kadınlar orda güzel, ince, saf, leylidir,
    Hepsinin gözlerinde hüznün var
    Hepsi hemşiredir veyahud yar;
    Dilde tenvim-i ıstırabı bilir
    Dudaklarındaki giryende buseler, yahud,
    O gözlerindeki nili sükut-ı istifham
    Onların ruhu, şam-ı muğberden
    Mütekasif menekşelerdir ki
    Mütemadi sükun u samtı arar.
    Şu'le-i bi-ziya-yı hüzn-i kamer
    Mülteci sanki sade ellerine
    O kadar natüvan ki, ah, onlar,
    Onların hüzn-i lal ü müştereki,
    Sonra dalgın mesa, o hasta deniz
    Hepsi benzer o yerde birbirine...
    O belde
    Hangi bir kıt'a-i muhayyelde?
    Hangi bir nehr-i dur ile mahdud?
    Bir yalan yer midir veya mevcud
    Fakat bulunmayacak bir melaz-ı hulya mı?
    Bilmem... Yalnız
    Bildiğim, sen ve ben ve mai deniz
    Ve bu akşam ki eyliyor tehziz
    Bende evtar-ı hüzn ü ilhamı
    Uzak
    Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
    Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...

    Ahmet Haşim
  5. nazlıca

    nazlıca Üye

    Katılım:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    O Belde şiirinde Ahmet Haşim, gerçek dünyadan ayrı, ideal bir dünya düşlemektedir. Bu hayal ürünü beldede kadınların, gerçekte olanların aksine, ne kadar da masum, ince, huzur veren yaratıklar olduğunu vurgulamaktadır. Şiirde dört tane olmazsa olmaz vardır: “sen, ben, güzelliğini sana borçlu olan akşam vakti ve düşünce elemlerine bir sığınak olan mavi deniz1′ Bu dörtlü varsa şair cennettedir âdeta. Ancak gerçekte ne o belde vardır ne sözü edilen sevgili ne güzelliğini o sevgiliden alan akşam vakti ne de mavi deniz.

    Haşim’in bu şiirde kullandığı en önemli araç “hayal”dir. Bu “hayal” ile gerçek yaşamı değiştirir. Haşim’in kurduğu “o belde” insanın güzellik özlemine karşılık gelmektedir. Bu, onun gerçeği daha kuvvetle duymasını da sağlar.

    Şiirde sembolizmin özellikleri ve akşam saati havası kendini hissettirir. Şiirde Edebiyat-ı Cedîdeciler gibi, yaşanan hayattan uzaklaşma; uzak, güzel ve bilinmeyen bir ülkeye özlem kendini hissettirir. Bu düşünceler Servet-i Fünûn sanatçılarına hâkim düşüncelerdir. Sanatçının “O Belde” ile anlattığı ideal ülkesi, çocukluğunda yaşadığı anların idealize edilmiş bir şeklidir âdeta. Bunu şiirin genelinde anlatılan kadınlardan da anlıyoruz. “O Belde” kadınları güzel, ince, saf ve leylîdir. Hepsinin gözlerinde hüzün ve sükûn vardır. Hepsi de kız kardeş ya da sevgilidir; çünkü şairin kadınlara verdiği bu sıfatlar annesinin sıfatlarıdır. Şairin bilinçaltındaki “anne” imajı şiirin geneline sinmiştir. Ahmet Haşim’in annesine duyduğu sevgi çok büyüktür ve küçük yaşta annesini kaybetmesi, Haşim’in sanatında ortaya çıkan karamsarlık ve hüznün en büyük sebeplerindendir. Haşim’in, şiirlerinde genellikle güneşin batış ânından bahsetmesinde, Dicle kenarında annesiyle yaptığı akşam gezintilerinin etkisi vardır.

    Haşim’in geçmişe, özellikle annesiyle birlikte yaşadığı yıllara olan özlemi sonradan o kadar büyür ki, bu bir hayâl âlemi yaratmaya kadar gider. Burada beklenense, yine annesidir. Birçok şiirinde annesini, nurdan ve ziyadan bir ruha ve güzel bir hayâle benzetir.

    Şair, denizin bile hasta olduğu O Belde’yi hayalin el değmemiş bölgelerinde duran ideal bir liman, eşsiz bir sığınak olarak görmektedir.

    “Melali anlamayan nesle âşinâ değiliz”

    derken yaşadığı dönemden, yeni kuşakların her türlü kabalığından, anlayışsızlığından şikâyetçidir aynı zamanda. Bu şikâyet,

    “Sana yalnız bir ince taze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer Bu sefil iştihâ, bu kirli nazar Bulamaz sende bende bir mânâ” dizelerinde daha belirgindir.

    Haşim, şiirde hayalindeki ülkeyi arar, ancak bu arayışın sonu, şair için hüsrandır. Sonunda şair, gerçeğe teslim olur:

    “Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak

    Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz.”

    “O Belde” serbest müstezat şeklinde yazılmıştır. Şair, sembolist şiir anlayışını ve şiirin musikisini, ahengini sağlamak için serbest müstezattan yararlanmıştır. Şair, musikiyi sağlamak için şiirde farklı aruz kalıplarını kullanmıştır. Yine uyakları serbest kullanmış, sözcük tekrarlarıyla,

    “Ne sen

    Ne ben

    Ne de hüsnünde toplanan bu mesa; Sen ve ben

    Ve deniz

    Ve bu akşamki lerzesiz…”

    ahenk sağlanmıştır. Şiire lirizm ve mavi atmosfer hâkimdir. Mavi sıfatı hayalî, siyah ise gerçekliği temsil eder. Şair gerçekten hayale sığınmaktadır. Yaşadığı hayattan mutlu değildir, “O Belde” ile daha mutlu olacağı, düşsel bir dünya kurar şair. Bu dünyada her şey yerli yerindedir, insan daha mutludur. Ama şiirde yine bir hüzün vardır.

    Şair, dizeleri birbirine yakın sözcüklerle başlatarak, ses bakımdan birbirine benzer sözcükleri tekrar ederek şiirde musikiyi sağlamıştır. Böylece ses grupları dize içinde ve dizeden dizeye geçerek bir ahenk oluşturmuştur.

    Sanatçı, şiirde bazen uzun, bazen kısa dizelerle şiir içindeki musikiyi sağlamaya çalışmıştır. Bunda kullandığı sıfat ve isim tamlamalarının de etkisi büyüktür. Ayrıca bu sıfat ve tamlamalarla etrafındaki nesne ve varlıkları silmeye, kaybetmeye çalışarak sembolizmin özelliklerini yansıtır. “Güzel, ince. saf, leylî kadınlar”, ‘lerze-i istitar”, “dalgın mesâ, o hasta deniz” sözlerinde bunu görmekteyiz. Kadınların leylî olması, kamerin hüzünlü, denizin hasta olması onun iç dünyasını da yansıtır. Deniz için kullanılan “hasta” sıfatı üzüntü hâlini göstermektedir.

    Ufk-ı şâm: Akşam ufku

    Mesâ: Akşam

    Âlâm-ı fikir: Acılı, hüzünlü düşünceler

    Mersâ: Liman, sığınak

    Melal: Hüzün, keder

    Âşinâ: Tanık

    Gam-ı nermîn: Hafif üzüntü

    Muğber: Gücenmek

    Lerze-î istitâr: Gizil dalgalanma

    Menâtık-ı dûşîze-yi tahayyül: El değmemiş hayal bölgeleri

    Ârâm: Durmak, dinlenmek

    Sükûn-ı menâm: Uykusuz gece

    Nefy ü hicre: Sürgün ve ayrılık

    O Belde şiirinde Ahmet Haşim, gerçek dünyadan ayrı, ideal bir dünya düşlemektedir. Bu hayal ürünü beldede kadınların, gerçekte olanların aksine, ne kadar da masum, ince, huzur veren yaratıklar olduğunu vurgulamaktadır. Şiirde dört tane olmazsa olmaz vardır: “sen, ben, güzelliğini sana borçlu olan akşam vakti ve düşünce elemlerine bir sığınak olan mavi deniz” Bu dörtlü varsa şair cennettedir âdeta. Ancak gerçekte ne o belde vardır ne sözü edilen sevgili ne güzelliğini o sevgiliden alan akşam vakti ne de mavi deniz.

    Haşim’in bu şiirde kullandığı en önemli araç “hayaP’dir. Bu “hayal” ile gerçek yaşamı değiştirir. Haşim’in kurduğu “o belde”insanın güzellik özlemine karşılık gelmektedir. Bu, onun gerçeği daha kuvvetle duymasını da sağlar.

    Şiirde sembolizmin özellikleri ve akşam saati havası kendini hissettirir. Şiirde Edebiyat-ı Cedîdeciler gibi, yaşanan hayattan uzaklaşma; uzak, güzel ve bilinmeyen bir ülkeye özlem kendini hissettirir. Bu düşünceler Servet-i Fünûn sanatçılarına hâkim düşüncelerdir. Sanatçının “O Belde” ile anlattığı ideal ülkesi, çocukluğunda yaşadığı anların idealize edilmiş bir şeklidir âdeta. Bunu şiirin genelinde anlatılan kadınlardan da anlıyoruz. “O Belde” kadınları güzel, ince, saf ve leylîdir. Hepsinin gözlerinde hüzün ve sükûn vardır. Hepsi de kız kardeş ya da sevgilidir; çünkü şairin kadınlara verdiği bu sıfatlar annesinin sıfatlarıdır. Şairin bilinçaltındaki “anne” imajı şiirin geneline sinmiştir. Ahmet Haşim’in annesine duyduğu sevgi çok büyüktür ve küçük yaşta annesini kaybetmesi, Haşim’in sanatında ortaya çıkan karamsarlık ve hüznün en büyük sebeplerindendir. Haşim’in, şiirlerinde genellikle güneşin batış ânından bahsetmesinde, Dicle kenarında annesiyle yaptığı akşam gezintilerinin etkisi vardır.

    Haşim’in geçmişe, özellikle annesiyle birlikte yaşadığı yıllara olan özlemi sonradan o kadar büyür ki, bu bir hayâl âlemi yaratmaya kadar gider. Burada beklenense, yine annesidir. Birçok şiirinde annesini, nurdan ve ziyadan bir ruha ve güzel bir hayâle benzetir.

    Şair, denizin bile hasta olduğu O Belde’yi hayalin el değmemiş bölgelerinde duran ideal bir liman, eşsiz bir sığınak olarak görmektedir.

    “Melali anlamayan nesle âşinâ değiliz”

    derken yaşadığı dönemden, yeni kuşakların her türlü kabalığından, anlayışsızlığından şikâyetçidir aynı zamanda. Bu şikâyet,

    “Sana yalnız bir ince taze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer Bu sefil iştihâ, bu kirli nazar Bulamaz sende bende bir mânâ” dizelerinde daha belirgindir.

    Haşim, şiirde hayalindeki ülkeyi arar, ancak bu arayışın sonu, şair için hüsrandır. Sonunda şair, gerçeğe teslim olur:

    “Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak

    Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz.”

    “O Belde” serbest müstezat şeklinde yazılmıştır. Şair, sembolist şiir anlayışını ve şiirin musikisini, ahengini sağlamak için serbest müstezattan yararlanmıştır. Şair, musikiyi sağlamak için şiirde farklı aruz kalıplarını kullanmıştır. Yine uyakları serbest kullanmış, sözcük tekrarlarıyla,

    “Ne sen

    Ne ben

    Ne de hüsnünde toplanan bu mesa; Sen ve ben

    Ve deniz

    Ve bu akşamki ierzesiz…”

    ahenk sağlanmıştır. Şiire lirizm ve mavi atmosfer hâkimdir. Mavi sıfatı hayalî, siyah ise gerçekliği temsil eder. Şair gerçekten hayale sığınmaktadır. Yaşadığı hayattan mutlu değildir, “O Belde” ile daha mutlu olacağı, düşsel bir dünya kurar şair. Bu dünyada her şey yerli yerindedir, insan daha mutludur. Ama şiirde yine bir hüzün vardır.

    Şair, dizeleri birbirine yakın sözcüklerle başlatarak, ses bakımdan birbirine benzer sözcükleri tekrar ederek şiirde musikiyi sağlamıştır. Böylece ses grupları dize içinde ve dizeden dizeye geçerek bir ahenk oluşturmuştur.

    Sanatçı, şiirde bazen uzun, bazen kısa dizelerle şiir içindeki musikiyi sağlamaya çalışmıştır. Bunda kullandığı sıfat ve isim tamlamalarının de etkisi büyüktür. Ayrıca bu sıfat ve tamlamalarla etrafındaki nesne ve varlıkları silmeye, kaybetmeye çalışarak sembolizmin özelliklerini yansıtır. “Güzel, ince, saf, leylî kadınlar”, “lerze-i istitar”, “dalgın mesâ, o hasta deniz” sözlerinde bunu görmekteyiz. Kadınların leylî olması, kamerin hüzünlü, denizin hasta olması onun iç dünyasını da yansıtır. Deniz için kullanılan “hasta” sıfatı üzüntü hâlini göstermektedir.
  6. nazlıca

    nazlıca Üye

    Katılım:
    9 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
  7. Yunus_ibb10

    Yunus_ibb10 Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2009
    Mesajlar:
    19
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    cok teşşekkür ederim:D

Sayfayı Paylaş