Ahmet Telli

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Persephone tarafından paylaşıldı.

  1. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83

    GİDERSEN YIKILIR BU KENT
    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Birde seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde
  2. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    ACININ MİLADIYLA
    Acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
    yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
    her dönemeçte uğultulu uçurumlar
    her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
    Ey masalcı
    otur şu geyik postuna
    ve anlat şimdi bütün bunları

    Önce yaşadıklarımızı koy ortaya
    hatamızı ve sevabımızı anlat
    görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
    nelere göğüs germişiz görelim bir bir
    bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
    yaşamak
    yeni acılara sürgün etse de bizi

    Hayatımız göründüğü kadar basit değil
    ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
    çoğunu unuttuk belki şimdiden
    belki bitti birtakım bekleyişler
    umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
    ama unutmayalım
    zulüm de biter hayatımızda
  3. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    ACININ TUTANAKÇISIYIM
    Acının tutanakçısıyım
    Anlatıp dururum aşkları
    Ayrılıkları ve o destan
    Yalnızlığını ömrümüzün

    Göçebe, Gezgin ve Aylak
    Biri miydim aklıma gelmedi
    Bir çingeneyle bir bilici
    Hep aynı şeydi bildiğim

    Ve serseriliğimdi aşklar
    Bir masalcıydım belki de
    Yaşadım o büyük serüvenleri
    Yolculuklar tarihimdi benim

    Acılar yaşanıyordu yurdumda
    Peşpeşe yakılıyordu kentler
    Bense hep oralardaydım
    Daha yangın başlamadan önce
  4. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    ÇOCUKSUN SEN
    Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
  5. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    DELİ KUŞ
    Deli kuş bilir misin nedir
    türküler kadar sevdalanmak
    duyabilmek yüreğinde
    bir depremin uğultusunu

    Suya düşen bir karanfilse yüreğin
    bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
    vursun seni o taştan bu taşa
    o çağlayandan bu çağlayana sürüklesin

    Kavgadan uzak kalmışsan
    sevdadan da uzaksın demektir
    devinmez yüreğinin mağması
    çatlamaz sabrın kara taşı unutma
  6. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR
    Burada yağmur yağıyor
    Aralıksız yağıyor günlerdir
    Ama sen yine de şemsiyeni
    Almadan gel ilk otobüsle
    Buğulanan camlara usulca
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün
    Bir yağmur damlası olup
    Düşüyor yapraklarına gülün
    Güller de bozamıyor bu uzun
    Karanlık sessizliğini kentin
    Anılarını yitiriyor sokaklar
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
    Tarih de kekemeleşiyor bazen
    Ki o zaman aşktır tek bilici
    Aşksa yürümek gibi bir şey
    Duyabilmek kuşların gelişini
    Anısı bizsek eğer bu kentin
    Unuttuğu türküler bizsek
    Acıyı rehin bırakıp bir güle
    Anımsatmalıyız bunları bir bir
    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan
    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
  7. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    PASAPORT KAHVESİ
    Kıyıda, taşın üstünde
    oturmuş denize bakıyor
    Kimse konuşmuyor onunla
    ne rüzgâr ne de izmir

    Gün bitiyor ve lacivert
    sözcükler çekiliyor
    susuşların ipek ağıyla

    Az ötede pasaport kahvesi
    - Gel, bir bardak çay içelim
    diyor bütün gün beklenen

    Bulut suya değiyor
    su zamana
    ve yalnız çakıltaşları
    değil aşınmakta olan

    Batık bir gemi
    gibi uzaklaşırken ordan
    yakamozlar kalıyor geride
    balkıyan acılar gibi

    Eskiyen neydi günboyu
    yaşanan neydi
    hangi bıçağı biledi deniz

    Işıklar sönüyor kıyıda
    ve burkulan bir yürekle
    çekip gidiyor bu kentten
  8. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    RESİM VE RESİM TARİHİ
    Birisi kitap okuyor otobüste
    İlk durakta vuracaklar onu
    Dizlerinin üstüne çöken
    Bir zürafa gibi
    kalakalacak o
    Ve bu kent
    çapraz ateşler altında
    yazarken kendi tarihini
    zürafaların nesli nasıl tükendi
    Diye bir sayfa açacak

    Birisi kitap okuyor otobüste
    ilk durakta vuracaklar onu
  9. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    SAKLI KALAN
    günlüğü eksik tutulan güz
    usulca çekilmiş de kıyıya
    bütün gürültülerden uzakta
    eğiriyor suların köpüğünü
    belli ki duymuyor dağların
    uğuldayan yalnızlığını

    bekleyişin ve acıların
    uğultusudur yalnızlıklar
    kimi kez kuşatabilir büsbütün
    doğayı, aşkı ve yaşamı
    ama kayalıkların karanlıklarına
    hiç sığar mı bir dağın yalnızlığı

    bir çiçek bile doldurabilir
    uçurumların derin oyuklarını
    oysa o bir çatlaktan fışkırıp
    bir yangın gibi büyüyendir
    belli ki duymaktadır kalbinde
    aşkın saklı yalnızlığını

    anımsanan ne varsa şimdi
    biraz acıya dönüktür yüzü
    ve solgun bir gülümseyiş
    gibi sararken sessizliği
    taşır bekleyişin gizinde
    aşkın saklı yalnızlığını

    günlüğü eksik tutulan güz
    eğirirken suların köpüğünü
    ey alıngan susuşundan üzünç
    gibi öfkesinden kan sızan
    kalbini suların göğsüne bastır
    duyacaksın kalbimizin atışlarını
  10. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    AKBABALAR KELEBEKLER
    Yüreği ağzında bir çocuk
    Gibi alırken kalemi elime
    Beceriksiz, acemi ve olasıya
    Yapayalnızım her defasında

    Bu sonuncu olsun diyorum
    Ömrümün eksiksiz tek şiiri
    Yazılsın artık kırk yaşımın
    Ve bir aşkın bittiği bu gece

    Akbabalar bin yıl kelebekler
    Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
    Da kısa ömürlüdür, başlar
    Gibi biter yaşanmışsa eğer

    Yaşanan ne varsa hoşgörünün
    Bir parçasıdır artık ama ben
    Yine de yakabilirim bu gece
    Bütün anılarımı bir şiir için

    Sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
    Dostlarım da terkedilmiştir yangın
    Sürüp dururken yurdumda ki o zaman
    Kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

    Sabaha karşı dilim paslı
    Beynim keçeleşmiştir ve yangın
    Yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
    Bütün sözcükler. Umut yoktur

    Yüreğim diyorum, kekeme
    Alıngan, serseri yüreğim
    Sen nerden bilebilirsin
    Bir şiirin nasıl yaz

Sayfayı Paylaş