Ahmet tellİ

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde by_firar tarafından paylaşıldı.

  1. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19

    AYLAKLAR

    Bütün bir gün sırtüstü
    uzanıp dere kıyısında
    dinledik suyun akışıyla
    kavakların hışırtısını

    Mor incirler kopardık
    kuşluk vakti dallardan
    soğuttuk soğuk sularda
    ürküterek kurbağaları

    Öğleye doğru köylüler
    bir sepet kehribar üzüm
    ve domates getirdiler
    bir topak da peynir

    Onlar işlerine döndüler
    biz yalnız kaldık yine
    umursamaz tarlakuşları
    uçuşup durdu üstümüzde

    İkindiye doğru derede
    taş sektirdik, yüzümüzü yıkadık
    bir taş atımı ötede
    sıçrayıp kaçtı bir dağ tavşanı

    Akşamın bir vaktinde
    köylüler sepetleriyle
    ve türküleriyle gelip
    kondular dere kıyısına

    Meşe dalları toplanıp
    ateş yakıldı orta yere
    çevirdik erafını hepimiz
    konuştuk şundan bundan

    Sonra kıvrılıp yattılar
    uyuyakaldılar hemencecik
    Ortada küllenen ateş
    gökte yürüyen ay kaldı

    Uyuyamadık biz bir zaman
    Çobanların çok ötelerden
    gelen türkülerini dinledik
    bir de kendi nefeslerimizi

    Sabah erkenden gittiler
    biz kaldık yine orada
    ve yine sırtüstü uzanıp
    dinledik kendimizi bir süre

    Ne köylüler yüz verdi bize
    ne de bütün bir gün
    dere kıyısında
    düdüğünü öttüren çocuk
  2. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    AYRILIK AYRACI
    Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

    Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
    Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
    Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
    Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
    Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
    Ya da erteletiyorum biletimi son anda

    Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
    Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
    Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
    Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
    Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
    Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

    Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
    Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
    Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
    Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
    Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
    Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
    Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
    Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
    Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
    Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını
  3. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    GİDERSEN YIKILIR BU KENT
    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Birde seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde
  4. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    ÖZLEMEDİM SENİ
    Hiç özlemedim seni
    Özlemek dostluktandır
    dostluğundan öte bulmalıyım seni

    Sıcaklığını bulmalıyım
    dokunuşlarını, kenetlenişi
    Terimizle sulanmalı yeryüzü
    güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

    Apansız fırtınalar çıkmalı
    sarsılmalıyım

    Özlemek
    yanında olmak isteğidir
    gülüşünü görmek biraz da
    Hiç özlemedim seni

    Saçlarına gül takmam
    bir ırmak gibi akıtırım ovaya
    soluğunla yanar
    dudaklarımın bozkırı

    Akkor halindeki ufuk
    bakır bir tel gibi eriyip gider
    kraterler ortasında kalırım
  5. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    ÖZLETİYOR SENİ BU YAĞMURLAR
    Burada yağmur yağıyor
    Aralıksız yağıyor günlerdir
    Ama sen yine de şemsiyeni
    Almadan gel ilk otobüsle
    Buğulanan camlara usulca
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün
    Bir yağmur damlası olup
    Düşüyor yapraklarına gülün
    Güller de bozamıyor bu uzun
    Karanlık sessizliğini kentin
    Anılarını yitiriyor sokaklar
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
    Tarih de kekemeleşiyor bazen
    Ki o zaman aşktır tek bilici
    Aşksa yürümek gibi bir şey
    Duyabilmek kuşların gelişini
    Anısı bizsek eğer bu kentin
    Unuttuğu türküler bizsek
    Acıyı rehin bırakıp bir güle
    Anımsatmalıyız bunları bir bir
    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan
    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
  6. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    YOLCU...
    I
    Gün ağarmadan yola çık
    sislenmeden bütün dağ taş
    Dönüp dönüp bakma artık
    bir ozan gibi ayrılığa düş

    Dehşetli bir acıdır belki
    uçurum, orman ve rüzgar
    ve ağzında kuş tüyleri
    taşıyarak geçen bulutlar

    Neyi bırakmışsan geride
    bir kül yığınıdır şimdiden
    ömrün gibi savrulup gider işte

    Ama ıslığını unutma sakın
    bir türküdür yine de
    yolcuya en çok yakışan

    II

    Dağın eteklerine vardığında
    şöyle bir dur ve soluklan
    sonra meşeliklerin orada
    sırtüstü uzan gün batarken

    Dinle bir an ormanı ve suyu
    başlayacaktır az sonra
    doğanın yabanıl konçertosu
    hışırtılar içinde kalacak ova

    Kayıp giderken bulutlar
    usulca sokulacak yüreğinin
    gizli geçitlerine bir rüzgar

    Buğulu türküler duyacaksın
    ve aşk çılgınlıklar bekleyecektir
    yolları uçurumla kesilenlerden

    III

    Dizginlerinden boşanmış bir at
    gibi soluk soluğayken doğa
    soluğun yetiyorsa yaylanıp tut
    yelesini ve katıl rüzgara

    Unutma ki yalnız değilsin
    yüreklendiriyor seni aşk
    ve birdenbire boşanan
    bu çılgın sağanak

    Aşk ile sağanak
    hep aynı kokuyu taşıyacak
    hangi kentte bir koklasan

    Yolculuklar özetleyecek ömrünü
    Gülüşü ve hüznü sürükleyen büyü
    elinde bir gül olacak sevdiğinin
  7. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    ZAMAN KEKEMEYDİ

    Gün bitti, elindeki güller de soldu
    anımsanacak neler kaldı bugünden
    paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
    belki bir türkü söyleriz geceye karşı
    saçlarını tarazlayan bir şafak olur

    Zaman kekemeydi ve tarihe sızan
    soytarılar gördük genç ömrümüzde
    ölüm peşimize düşende bir göçebeydik
    suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına
    bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı

    Rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi
    ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları
    konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
    gidersek gülüşler azalır buralarda
    kim bulur kayıp adresteki dostları

    Bir karanlığa bakıyorum bir de zamana
    ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin
    ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın
    saçlarından sızan bu karanlık yağmur
    ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar

    Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
    çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
    ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
    -Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
    kendimi, seni ve bütün dünyayı..
  8. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    SESSİZLİĞİN ÇANLARI
    1
    Bir çığlığın sessizliğidir
    derin suların dinginliği
    ki çınlar yüreğin
    kararan kayalarında

    Derin suların dinginliği
    çatlatır yüreğinde korkunun tohumunu
    çünkü sessizlik en büyük ustadır
    düşü gerçeğe dönüştürüverir apansız

    Isırır bir hançerin yılan dili
    gibi çatallaşan çeliği
    Sonra yalnızca öyküler kalır
    ve sen onu yaşarsın çaresiz

    2

    Dirhem dirhem tartılmaz ki dostluk
    yaşanmaz ki vermesini bilmeden
    damla damla biriken bir şeyler
    boş bir tapınakta birden
    çalar gibi olur çanlar

    Ve yaşamın hesabını
    veremezsin bir türlü kendine
    Sonra boğuntular
    sessiz haykırışlar
    karanlık sokaklara çeker seni

    Çanlar beyninde asılı duran
    madeni bir gökkubbedir artık
    kulaklarına balmumu da akıtsan
    delecek beynini bu çığlığımsı sessizlik
    ve bu katran gibi yalnızlık
  9. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    HERHANGİ BİR AŞKA DAİR

    Herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü
    hayatına ülkesini ekleyip yaşamaktan başka

    Usulca eğerek başını
    yürürken nedense hep
    birbirine dolaşır
    gibi olurdu ayakları

    Bir fotoğraf ve yeni
    koparılmış bir çiçekti
    ilk mektubuna eklediği
    kelimelerse büsbütün yangın

    Durup durup iç çekişleri
    sessizliği, dalgınlığı
    acıyla bakışı yollara
    aşkı öğrenişindendi

    Çiçekli bir dal
    gibi uzandı sevdiğine
    ve yalnızca
    ayrılıklar korkuttu onu

    Böylece bağladı
    hayat, dünya ve kavga
    ve aşk
    onun tarihinde milattı

    Temiz çamaşırlar ve bir demet çiçek
    taşıyor şimdi o kız, görüş günlerine
  10. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19
    HALA KOYNUMDA RESMİN

    Sımsıcak konuşurdun konuşunca
    ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
    yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
    çiğdemler güller mor menevşeler açardı
    Sımsıcak konuşurdun konuşunca
    Hâlâ koynumda resmin

    Dağları anlatırdın ve dostluğu
    bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
    Sesini duymasam çölleşirdi dünya
    dağlar yarılır ırmaklar kururdu
    bulutlar çökerdi yüreğime
    Hâlâ koynumda resmin

    Gün akşam olur elinde kitaplar
    ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
    bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
    ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
    bir dostun vurulduğu gün
    Hâlâ koynumda resmin

    Kaç mevsim kırlara çıkıp
    çiçekler topladık mezarlar için
    Belki ürküttük tarla kuşlarını
    belki kurdu kuşu ürküttük
    ama aşkı ürkütmedik hiç
    Hâlâ koynumda resmin

    Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
    sımsıcak ve biraz boynu bükük
    Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
    yasak bir kitap gibi durmaktadır
    ve firari bir sevda gibi
    Şimdi duvarlarda resmin

Sayfayı Paylaş