Alın Şiirde Ahenk Unsuru

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde muammer614 tarafından paylaşıldı.

  1. muammer614

    muammer614 Üye

    Katılım:
    31 Ekim 2011
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    34
    Ödül Puanları:
    19

    :shy:

    9.Sınıf Türk Edebiyatı Konu Anlatımı-Şiir İnceleme Yöntemleri

    Zihniyet: Bir dönemdeki sosyal, siyasi, idari, adli, dini, ticari hayatın birlikte oluşturduğu ortamdır.(genel tanım)

    a) Şiir ve zihniyet

    Şairin şiirini yazdığı dönemde hakim olan düşünce sistemine “ zihniyet” denir. Her şair yaşadığı dönemdeki zihni yapıdan etkilenir ve bunu eserlerine yansıtır.

    * Dolayısıyla bir şiir incelenirken, o şiirin yazıldığı dönemin ve şairin özelliklerini göz önüne almalıyız.

    b) Şiirin ahenk ( Ses ve Ritm) özellikleri

    Ahenk: Kelimelerin birbiriyle ses ve anlam bakımından etkileyici bir bütün oluşturmasıdır.

    Ahenk, kelime olarak “uyum” anl***** gelmektedir. Şiirde ahenk; ustaca kullanılan ses akışı, söyleyiş, ritim, ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanır.

    İç ahenk: Konunun işlenişinden ve kelimeler arasındaki ses uyuşmasından ileri gelen ahenktir.

    Dış ahenk: Ölçü, redif ve uyak gibi şiirin dış unsurlarının oluşturduğu ahenktir.

    Vurgu:

    Bir kelimede hecelerden birinin daha baskılı, daha kuvvetli söylenmesidir. Vurgu hem kelimenin anlamını güçlendiren hem de şiiri ahenkli kılan bir unsurdur. Vurgu şiirin ahengini ve etki gücünü arttırır.

    Tonlama: Anlatılmak istenen duygu veya düşüncenin daha etkili ifade edilebilmesi için ses tonunu değiştirerek okumaya “ tonlama” denir. Tonlama dilin doğal özelliği değildir. Okuyucu ses tonunu metnin içeriğine uygun şekilde yükseltir ya da azaltır. Böylece acıma, üzüntü, özlem, hayranlık, sevgi, korku gibi duygular belirginleştirilmiş olur.

    Ölçü ( Vezin)

    Ahengi sağlamak, şiire belli bir düzen vermek için şiirlerde çeşitli ölçüler kullanılır. .

    Türk edebiyatında iki önemli ölçü kullanılmıştır. Bunlardan birincisi atlı bozkır kültüründen bu yana kullanılan “hece ölçüsü” , diğeriyse klasik edebiyata ait olan “ aruz ölçüsü”dür.

    Hece ölçüsü:

    Şiirdeki tüm dizelerin hecelerinin sayıca eşit olma kuralına dayanır.

    Başka bir ifadeyle, şiirin dizelerinde bulunan hecelerin sayıca veya yapıca benzerlik göstermesidir.

    Hece ölçüsü, Türk Halk şiirinde kullanılan ölçüdür. Dizelerdeki hece sayıları birbiriyle eşittir. Yani bir dizede on üç hece varsa, ikinci, üçüncü ve dördüncü dizeler de on üç hece olmalıdır. Bir halk şiirinde tek bir ölçü vardır. Bütün şiirdeki dizelerin hece sayısı denktir. Bazen yedi, bazen sekiz bazen de on bir veya on üç olabilir.

    Karacaoğlan’ın şiirlerinden birindeki hece ölçüsünü gösterelim.

    E-la göz-lüm ben bu il-den gi-der-sem = 11 hece

    Zül-fü pe-ri-şa-nım kal me-lul me-lul =11hece

    Ke-rem et ak-lın-dan çı-kar-ma be-ni =11hece

    Ağ-la göz ya-şı-nı sil me-lul me-lul =11hece

    Aruz Ölçüsü

    Aruz vezni, hecelerin açık ve kapalı oluşlarına göre oluşturulmuş bir vezindir. Aynı hece düzeninin tekrarı , şiiri içinde bir melodi ve ritm oluşturur. Yeri gelmişken, aruz şiiri musikiye yaklaştırır, diyebiliriz. İşte , aruz gücünü bu söyleyiş güzelliğinden alır.

    Bu ölçü, hecelerin son sesinin ünlü veya ünsüz olmasına dayanır.

    Ünlü ile biten heceye açık, ünsüzle veya uzun ünlüyle biten heceye kapalı hece denir. Açık hece (.), kapalı hece (_) işaretiyle gösterilir.

    Buna göre:

    Fâ-i-lâ-tün Fâ-i-lâ-tün Fâ-i-lâ-tün Fâ-i-lâ-tün
    . . _ _ . . _ _ . . _ _ . . _ _

    Ölçüsü bu şekilde gösterilir. Bu ölçüyle oldukça başarılı şiirler yazmış olan şairlerimizden Fuzuli’nin bir ikiliğini bu ölçüye göre gösterelim.

    Meni candan /usandırdı /cefadan yar /usanmaz mı
    . . _ _ . . _ _ . . _ _ . . _ _

    Felekler yan/dı âhımdan mu/radın şem’i/ yanmaz mı
    . . _ _ . . _ _ . . _ _ . . _ _

    Aruz ölçüsü Cumhuriyet Edebiyatı ile terk edilmiştir. Bu ölçünün kullanıldığı edebiyata “Divan Edebiyatı” ya da “Klasik Türk Edebiyatı” denir.

    Serbest Ölçü

    Serbest ölçü adından da anlaşılacağı gibi ne kafiye ne de ölçü kullanılan şiirdir. Bu kurallardan tümüyle uzaklaşmış şiir, 19. yüzyıldan sonra dünyada, 20. yüzyıldan itibaren Türk Edebiyatı’nda yaygınlaşmıştır. Orhan Veli Kanık’ın “Ağacım” adlı şiiri bu ölçüye güzel bir örnektir:

    AĞACIM

    Mahallemizde
    Senden başka ağaç olsaydı
    Seni bu kadar sevmezdim.
    Fakat eğer sen
    Bizimle beraber
    Kaydırak oynamasını bilseydin
    Seni daha çok severdim.
    Not: {Şiir inceleme yöntemlerinden bazıları için (Şiir ve zihniyet, şiirde ahenk, şiir dili, şiirde yapı) bir önceki ders notundan faydalabilirsiniz.

    Şiirde Tema:

    Şiirde dile getirilen duygu, düşünce ve hayale “tema” denir. Şiir bir düşünce yazısı olmadığı için “tema” sözünden daha çok eserde dile getirilen duygu ve hayali anlamaıyız. Bu tema kimi zaman bir aşk, ayrılık acısı, ölüm korkusu gibi bireysel duyuşlar kimi zaman başka insanlar için duyulan ıstırapların yer aldığı toplumsal konuları içerebilir.

    Şiirde Gerçeklik:

    İnsan çevresinde olup bitenleri önce algılar sonra bu algıladıklarını düşünce süzgecinden geçirir. Böylece ortaya bir gerçeklik çıkar. Bu gerçeklik kişiden kişiye değişmez. Ancak şiirde ve sanatta bunun değiştiği görülür. Şiirdeki gerçeklik somut bir anlayışla sınırlı değildir. Şiirde yaşadıklarına sezgilerini, tasarılarını ve izlenimlerini de katar. Amacı “her okuyan farklı şeyler anlasın” olan şair kelimelere yeni anlamlar yükler. İşte bu şekilde şiirde farklı bir gerçeklik ortaya çıkar. Çünkü şair gerçek olana yorumlarını katarak onu değiştirecektir. Şiirde gerçeklik yaş*****n ya da görülenin betimlenmesidir. Şiirdeki gerçeklik olumlu ve olumsuz durumları yansıtabilir.

    Şiir ve Gelenek:

    Geçmişte insanoğlu tarafından meydana getirilen her şey geleceğe aktarılır. Bu aktarıma genel anlamda “kültür” diyoruz.kültürün oluşmasında geçmiş dönemdeki zevk ve anlayış, görgü ve bilgi birikimi önemli rol oynar. Bunların geçmişten geleceğe aktarılması da gelenektir. Yani şiir geçmişteki şiir yazma şekillerinden etkilenir.(daha iyi anlaşılması için bu notlar içinde yer alan “metin ve gelenek” konusuna bakınız.)

    Şiir ve Yorum:

    Şiir okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu duruma ve psikolojik haline göre yeni anlam değeri kazanır. Çünkü şiirler yan anlam değeri açısından güçlüdür. İşte bu yüzden okuyucu metni kendi birikimlerine, kültürüne, zevkine ve hayal gücüne göre anlamdırır ve bu anlamlandırmaya “yorum” denir. Şiiri yorumlayabilmek için; şiirin yapısal özelliklerini, dil ve üslubunu belirlemek ayrıca şairin hayatı hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

    Metin ve Şair:

    Şair ve onun ortaya koyduğu metin arasında bir ilişkinin olmaması düşünülemez. Şiirde şairin ruh halini, sanat ve zevk anlayışını, kültür birikimini ve hayat anlayışını görürüz. Yani şiirlerde şairlerin kendilerine ve dış dünyaya ait gerçeklikleri değiştirilmiş olarak görürüz.

    Manzume ve Şiir:

    Manzumeler genellikle didaktik amaçla yazılan vezinli(ölçülü) ve kafiyeli sözlerdir. Şiir olmadıkları halde, dizeler halinde yazılır. Ezber kolaylığı sağlandığı için bu şekil ortaya çıkmıştır. Manzumelerde şiirdeki şekil unsurları bulunmasına rağmen, derin anlam, duygu, söz sanatları ve diğer şiirsel unsurlar yoğun değildir.

    * Manzume düz yazıyla ifade edilirken, şiir edilemez
    * Manzumelerde olay örgüsü vardır, şiirde yoktur.
    * Manzumelerde yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar varken, şirde duygu ve çağrışım vardır.
    * Manzumelerde gerçek anlam, şiirde ise çok anlamlılık vardır.

    :D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D


    [BİR TEŞEKKÜR YETER]

Sayfayı Paylaş