Allah´ı Neden Göremiyoruz ?

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    A) Görme, ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme, kaplama) meselesidir.
    Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır, hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon
    bakteri bulunur. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya,
    yıpratmaya, aşındırmaya çalışıyorlar. Halbuki, insan, bakteriler bu işleri yaparken bunların
    ne gürültüsünü duyar, ne de bu bakterilerin varlığından haberdardır. Onlar da tamamıyla
    insanı göremez. Nasıl görsün ki, zaten kendisi çok çok küçük bir şey. Onlar, ancak o anda
    neyin karşısında bulunuyorlarsa onu görürler. Hele hele, insanı, katiyyen ihata edemezler.
    Esasen, insanı görüp tam ihata edebilmeleri için, onun dışında ve tamamen.müstakil, yani
    ayrı olmaları ve aynı zamanda insanı görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip
    bulunmaları lazımdır. Demek ki, ihata edemeyişleri, görmelerine mani oluyor. Eğer ihata
    edebilselerdi, yani aynı anda insanın her tarafını kaplayabilselerdi, insanı görebileceklerdi.
    Bu misal mikro aleme ait.
    Bir de makro alemden misal vereyim. Büyük bir teleskopun
    başına oturalım. Düşünelim ki, bu teleskop, ışık yılıyla üç milyar yıl ötesini
    göstersin. Yine de bütün kainat ve mekanlar hakkındaki bilgimiz “Deryada katre” misali
    olacak. Çünkü, ne kadar uzağı görebilirsek görelim, yine de daha ötesi var. Boşluk
    (gökyüzü), sonsuza doğru gidiyor. Sadece teleskopla gördüğümüz saha hakkında bulanık
    faraziyeler (yani şöyle olabilir, böyle olabilir) nevinden bir kısım malumata sahip olacağız.
    Demek ki, biz kainatın idaresini, umumi şeklini, muhtevasını ve mahiyetini göremeyecek
    ve idrak edemeyeceğiz. Çünkü, mikro alemde (çok küçük zerrecikler aleminde) olduğu gibi,
    makro alemde (kainat gibi büyük alemde) de tam bir açıklamaya sahip değiliz.
    Daha biz mikro ve makro alemlerdeki varlıkları ihata
    edememişiz, onlardan habersiz, daha onları göremiyoruz da, nasıl onları yaratanı
    görebileceğiz? O kendisini göstermemeyi dilemiş üstelik.
    Biz, ancak mikro alemdeki bakteriler misali, neyin karşısında duruyorsak ancak onu
    görebiliyoruz. Yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa, neyi görebiliyorsa, onu görebiliyoruz.
    Şöyle bir misal daha vereyim: Allah’ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların
    durmadan hareket ettiğini yazmıştık. Ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz, diye
    ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı
    edeceğiz? Elbette hayır. Öyle ise, varlığında hiç şüphe edilmeyen Allah’ı (c.c.) görmüyoruz
    diye inkar mı edeceğiz? Öyleyse, görmemek bir şeyin olmadığını göstermez. Ve O diyor ki,
    ben, Lâtîf im. (30-a)
    (30-a) Lâtîf; görünmeyen incelikte demektir. Meselâ, su, hava ve cam lâtîf olduğu için,
    pencereden dışarıyı, bardaktan karşıyı görebiliyoruz…
    Bir misal daha: Sütün içinde yağ ve peynirin bulunduğunu adımız gibi biliyoruz. Ama
    sütün içinde ne yağ ne de peynir gözükmemektedir. Şimdi, biz kesin olarak bildiğimiz yağ
    ve peyniri görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. O halde adımız gibi bildiğimiz
    Rabbimiz’i, görmüyoruz diye inkar edemeyiz. (Belki adımızı unutabiliriz ama Rabbimiz’i
    asla).
    Bir yerimiz ağrıdığı zaman ağrıyı hissediyor, duyuyoruz ama göremiyoruz. Göremiyoruz
    diye ağrıyı reddedemeyiz. Ağrıyı görmüyor, fakat hissediyorum, onun için de varlığına
    inanıyorum, dersin.
    Allah’ı görmüyorsun ama O’nu hissediyorsun, her sanatında O’nu görür gibi hissediyorsun.
    Hele, bir de şöyle sakin kafa, selim bir akıl ile düşünürsen, büyük bir felaketle, dayanılmaz
    bir acıyla karşılaşırsan, inadı, kibri ve gafleti bırakıp asli yaratılışınla başbaşa kalırsan,
    başka bir şeye değil, inan sadece Allah’a yalvarır, O’ndan yardım dilersin…
    Açık olan bir cereyan kablosunda, cereyanın olduğunu kesinlikle biliyoruz. Fakat onu
    göremiyoruz. Cereyanı göremediğimiz halde, nasıl varlığını inkar edemiyorsak, Allah’ın da
    varolduğunu bildiğimiz halde, göremiyoruz diye inkar edemeyiz.
    Bir odada otururken, kapı ve pencereyi açtığımız zaman cereyanın bize etki ettiği, bizi
    çarptığı bir gerçek. Cereyanı elle tutup, gözle göremediğimiz halde, nasıl inkâr etmemiz
    mümkün değilse, Allah-u Teala’nın da sanatlarına bakıp, O’nun varlığını kabul ettiğimiz
    halde, O’nu göremiyoruz diye inkar etmemiz mümkün değildir.
    B) Nur, Allah’ın hicabıdır, yani perdesidir. Biz nuru dahi ihata edemiyoruz. Yani, her
    tarafını çepeçevre sarıp kaplayamıyoruz. (En ince teferruatına kadar bilemiyoruz.)
    Peygamber Efendimize (s.a.v), miraçtan döndüğünde sahabeyi kiram sordu: “Rabb’ini
    gördün mü?” Rasulullah, bir defasında şöyle buyurdular: “Nasıl görürüm O’nu.” Başka bir
    yerde buyururlar ki: “Ben bir nur gördüm. Halbuki, nur mahluktur yani yaratılmıştır. Allah
    ise, nuru nurlandırandır. Yani nura şekil veren, biçim veren, tasvirini yapan Allah’tır. Nur,
    Allah değildir. O’nun yaratığıdır.” Başka bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’ın hicabı
    (perdesi) nurdur. Yani sizinle Onun arasında bir nur vardır.” Elbette göremeyiz.
    Elbette gözümüz kamaşır, bakamayız. Şimdi, Allah’ın yaratmış olduğu Güneş’e
    bakamıyoruz da, yani tam olarak göremiyoruz da, nasıl onu yaratan Allah’ı görürüz?
    Elbette göremeyiz.
    Aklımızı ele alırsak; doktorlar, kafa tasımızı yarıp, aklımızı görmek için baktıklarında,
    göremiyorlar. Akıl yok da ondan mı göremiyorlar? Elbette hayır. Şimdi, aklı göremiyoruz
    da, nasıl aklı yaratan Allah’ı göreceğiz? Elbette göremeyiz. Nasıl ki, aklı göremedik diye aklı
    inkar etmemiz mümkün değildir. Akıl görünse dahi, Allah yine gözükmez.
    Gelelim, ‘Allah (c.c) niçin görünmüyor?’ sorusuna:
    Bazı müfessirler, ayet-i kerimedeki “İbadet etsinler”den maksat: “Beni tanısınlar, beni
    bilsinler” demektir diye tefsir etmişlerdir.(30-b) Allah başka bir ayetinde:
    “Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü, hem hayatı
    yaratan O’dur. O azizdir, herşeye galibdir, gafur’dur (çok bağışlayandır)” (31)
    buyurmaktadır.
    (30-b) Bu konuda tam mutmain olmak için akaid okumak gerekir.
    Diğer bir ayetinde: “Müslümanlar, öyle kimselerdir ki, onlar Allah’ı görmedikleri halde
    inanırlar. (İnançlarını ispat eden) namazlarını dosdoğru kılarlar. Verdiğimiz rızıktan
    yerler, başkalarına da yedirirler.”(32) Başka bir ayetinde de: “Sen ancak Kur’an’a tabi olan,
    onunla amel eden ve görmediği Rahman’a içten saygı besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte
    onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahların bağışlanmasıyla), hem de iyi mükafatla
    (cennetle) müjdele” buyurmaktadır. Kardeşim Aysel, ben Kuran’dan bu konu ile ilgili
    ayetlerden sadece birkaç tanesini yazdım.
    Rabbimiz, birinci ayette, cinleri ve insanları kendisini tanısınlar, ibadet etsinler diye, ikinci
    ayette de, amelce hangimiz güzeliz, ölümü ve hayatı, yani şu yaşamımızı imtihan etmek
    için yarattığını buyurmaktadır. Demek ki, insanın yaratılış gayesi Allah’a (c.c.) ibadet
    etmekle, imtihan için gönderilmiş olmasıdır. Eğer, Allah (c.c.) gözükseydi, imtihanın
    hükmü kalmazdı.
    Böylece de Allah’ın emirlerini yerine getirenlerle, getirmeyenler bilinemezdi. Yazmış
    olduğum üçüncü ayette de, Rabbimiz Müslümanların vasıflarını söylerken: “Görmedikleri
    halde Allah’a (c.c.) inanırlar”, demektedir. Demek ki, mühim olan görmeden inanmaktır.
    Görünce herkes inanır… O zaman inanmanın bir değeri olmazdı.
    ümitt ve a_y_t_ü_l bunu beğendi.
  2. Persephone

    Persephone Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2008
    Mesajlar:
    1.543
    Beğenileri:
    492
    Ödül Puanları:
    83
    Allah'ın yarattıklarını bile göremiyoruz ki ,mikrobu görebiliyor muyuz yada bir bakteriyi virüsü soyut hisleri gösterebilir miyiz hayır çünkü gözümüz buna uygun yaratılmamıştır yani bu basit canlıları bile göremezken (bazılarına mikroskop gerekirken) bunları yaratan yüce Rabbimizi göremememiz gayet doğal konu için teşekkürler hepsini okuyamadım inş biraz sonraya okumuş olurum :)

Sayfayı Paylaş