Allah'ın Elçisine Verdiği, Görev , Yetki ve Sorumluluk

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde Berkay VARANGEL tarafından paylaşıldı.

  1. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29

    Bugün sizlerle konuşmak ve üzerinde birlikte düşünmeye davet
    etmek istediğim konu, Rabbimin elçisine nasıl bir görev verdiği, bu görevin
    tanımı, yetki ve sorumluluklar konusunda olacaktır. Önce Rabbim elçisine kur’anı
    daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için Bakın elçisine
    kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.

    Aliimran 32: Şunu da söyle:
    “Allah’a ve resule itaat edin. ”Eğer yüz çevirirlerse, Allah küfre sapanları
    sevmez.

    Aliimran 132: Allah’a ve resule itaat edin ki, merhamet
    görebilesiniz.

    Haşr 7….. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden
    yasakladıysa ona son verin ve Allah`tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah`ın azabı çok
    şiddetlidir.

    Yukarıdaki ayetlere benzer onlarca ayet vardır ki Rabbim
    elçisine kesin itaati emreder. Eğer benim doğru bir kulum olmak ve cennetime
    gitmek istiyorsanız, onun sözlerine uyun diyerek, kullarını elçisine itaat
    etmesi konusunda uyarır. Bakın bu sözüyle Rabbim neyi kast eder?


    Nisa
    170: Ey insanlar! Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi, şu halde kendi
    iyiliğinize olarak ona iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne
    varsa şüphesiz hepsi Allah`ındır. Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.


    Bakın ayet ne güzel açıklıyor ve Ey iman edenler diyor, resulünüz size
    benim gönderdiğim gerçekleri, yani kur’anı getirdi. Demek ki peygamberimizin
    bizlere vereceği kur’an mış ki, Rabbim resulünüz size ne verdiyse onu alın, neyi
    yasakladıysa onu yapmayın diyor. Çünkü emri veren, yasak getiren bizzat Rahmanın
    kendisi olduğu çok açık ayetten anlaşılıyor.

    Tüm bu emirlerden sonra,
    şimdide kur’ana tekrar bakalım, acaba Rabbim nasıl bir görev vermiş elçisine?
    Daha açıkçası elçisinin görev tanımını nasıl yapıyor. Bunu öğrendikten sonra
    işimiz daha kolay olacak. Çünkü görevi veren Rabbim, elbette yetki ve
    sorumluluklarını da O tespit edecektir. Eğer Rabbin vermediği bir yetkiyi bizler
    vermeye kalkarsak, çok büyük bir günah işlemiş, RABBİME YALAN BİR SÖZ İSNAT
    ETMİŞ OLURUZ. Bunu yapanların, hesap günü yüzlerine bile bakmayacağım, onların
    yüzleri kapkara olacaktır diyor Rahman.

    Ahkaf 9: De ki: `Ben elçilerden
    bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca
    bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası
    değilim.

    Ankebut 18: Eğer siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden önce bir
    takım milletler de yalanlamışlardı. Peygamberin görevi ise açık bir tebliğden
    ibarettir.


    Ahzap 45–46: Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit,
    bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah`ın izniyle, bir davetçi
    ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).

    Neml 92: `Ve Kur`an`ı
    okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete
    gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: `Ben yalnızca uyarıcılardanım.

    Nur
    54: De ki: Allah`a itaat edin; Peygamber`e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz
    şunu bilin ki, Peygamber`in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini
    yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir.
    Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber`e düşen, sadece
    açık-seçik duyurmaktır.


    Araf 188: De ki: `Allah`ın dilemesi dışında
    kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı
    bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük
    dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden
    başkası değilim.


    Enam 48: Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve
    uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku
    yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.


    Gaşiye 21: Artık sen, öğüt
    verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.



    Kehf 56: Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak
    göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakkı batıla dayanarak ortadan kaldırmak için
    batıl yolla mücadele verirler. Onlar ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya
    almışlardır.


    Rabbim çok açık ve net görev verdiği elçisinin görev
    tanımını yapmış. Lütfen dikkatle tekrar okuyunuz, bu görevin içinde, kur’anın
    vermediği hükümleri de elçisi verir, helal haram koyma yetkisi de vardır, benim
    hüküm verdiğim gibi, hüküm koyma yetkisini de veriyorum türünden tek bir görevi
    var mı, böyle bir yetkiyi Rabbim vermiş mi? Buraya kadar iki konuyu gördük,
    birincisi Rabbim kesinlikle elçisine uyulmasını ve o ne verdiyse alınmasını,
    neyi yasakladıysa ona uyulmasını emretmişti. Daha sonrada peygamberimizin görev
    ve yetkisini anlatan ayetleri görmüştük.

    Sırası gelmişken hemen
    düşünelim, Allah elçisinin neyi verdiyse alınmasını, neleri yasakladıysa ondan
    sakınılmasını emrediyorsa, bu durumda Allah elçisi topluma neyi verip neyi
    yasaklar? Elbette tebliğ görevi aldığı kur’anın emirlerini ve onun helal
    dediklerini ve onun haram deyip uzaklaşmamızı istediği konulardır tümü, bunun
    dışında nasıl olurda başka helal haram koyma yetkisini bu sözlerden çıkarırız?
    Hatırlayınız benim sözlerimin dışında ilaveler yapsaydı, onun canını alırdık
    demiyor muydu? Rabbim hem kur’anın ipine sarılın, sizleri kur’an dan sorumlu
    tutuyorum diyecek, hem de daha sonra kur’anın dışından helal haram koyma,
    kur’anın vermediği hükümleri verme yetkisini, elçisine verecek öylemi dostlar?
    Bunu söylediğimizde bakın kur’an ayetleri arasında çelişki yaratıyoruz. Bunun
    cezasının çok çetin olacağını unutmayalım. Bunu söylediğimizde yüzlerce ayetin
    üstünü örtmüş ve hükmüne iman etmemiş olacağımızın bilincin de olmalıyız. İşin
    daha da kötüsü Rabbimin vermediği bir yetkiyi bizler vermeye çalışarak, Rabbim e
    şirk koştuğumuzu da hatırlayalım.

    Şimdi de acaba Rabbim bu görevi
    elçisine verirken, bizzat kendisine nasıl bir tembihte bulunmuş ve görev
    esnasında nasıl hareket etmesini istemiş, onu anlamaya çalışalım. Çünkü Rabbim
    elçisine bir görev verdiyse, sınırlarını da belirlemiş olmalı, kendisine bizzat
    bazı tembihler, ikazlar yapmış olmalı, şimdide onları araştıralım.



    Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu
    yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah
    seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.



    Zühruf 43: Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen,
    dosdoğru bir yol üzerindesin.


    Hakka 44; Eğer bazı lafları bizim
    sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46
    Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.


    Yukarıdaki ayetlere
    dikkat ederseniz, peygamberimize hitaben yapıyor ve bakın neler söylüyor. (Ey
    resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği
    peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. ) Demek ki asıl görevi Rabbin
    indirdiği kur’anı tebliğ etmek, insanlığa bunları anlatmak olduğu çok açık. Daha
    sonrada çok açık bir tembihte bulunuyor. (Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl.
    ) Demek ki sarılacağı, dayanacağı kitap yalnız kur’an. Şimdide elçisini bakın
    nasıl açıkça tehdit ediyor ve ne söylüyor? ( Bazı lafları bizim sözümüz yani
    Allah sözdür diye ortaya sürseydi onun canını alırdık. ) diyor. Sanırım her şey
    çok açık. Bu kadar açık bir tembih alan elçi, Rabbin emretmediği bir konuda
    hükümler verir mi? Zaten verilen hükümlerde kur’an da apaçık var.



    Değerli kardeşlerim, bakın Rabbim elçisine uyulmasını kesinlikle
    emrediyor, ama kendisine de çok önemli uyarılarda bulunuyor. Tam bu esnada
    düşünelim, Rabbim din ve iman adına yardım istenecek veliniz yalnız benim
    dedikten sonra, dikkat edin beşer olarak bir tek peygamberimize güvenilmesini
    istiyor ve başka isimden asla zikretmiyor kur’anda. Peki, neden olabilir? İşte
    burası çok önemli. Gelin şimdide onu anlamaya çalışalım.

    Kur’ana
    baktığımızda bazı ayetlerde neredeyse peygamberimizin yanlışa meyledeceğini,
    fakat Yüce Rabbimin duruma müdahale ederek, onu doğruya yönlendirildiğinden
    örnekler verir. Peki, niçin bu örnekleri verir ve bu olayları anlatır Rabbim
    bizlere kur’an da? Elbette hiçbirisi boşuna değildir, bizlere çok önemli
    mesajları vardır. Tüm bu ayetlerle Rabbim şunu anlatıyor bizlere. Ben elçimi
    yalnız bırakmadım, benim kontrolümdedir. O benim yönetimimde asla yanlış yapmaz,
    onun için onun sözlerine kesinlikle uyunuz, onun söyledikleri benim sizlere
    gönderdiğim kur’andır diyor. Çünkü o sizleri kur’an ile uyaracaktır, diye
    bizlere kesin garanti veriyor. Bakın bahsettiğimiz ayetlerden, birkaç örnek
    verelim.


    İsra 73: Onlar neredeyse, sana vah yettiğimizden başkasını
    bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost
    edineceklerdi.

    74. Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara
    az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.


    Buradan da anlıyoruz ki
    Rabbim işi garantiye almış, elçisinin yalnız kur’an ile hükmetmesi için kontrol
    altında tutuyor. Rabbin kontrolündeki elçisi içinde kullarına bakın ne
    diyor?

    Ahzap 21: Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah`ı ve
    âhiret gününü arzu edenlerle Allah`ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.


    Peki, Rabbim bu örnek olarak sunduğu elçisinin, nesini örnek almamızı
    istiyor olabilir? Elbette yaşamı, davranışları, kur’anı hayatına geçirmesindeki
    örneklik, adalet anlayışı hepsi peygamberimizde toplanmış ki, sizler için en
    güzel örnek benim resulümdür diyor. Buraya kadar Rabbin açıkça verdiği görev,
    yetki ve elçisine yaptığı göreviyle ilgili tembihleri, ikazları gördük. Dikkat
    ederseniz bu görevleri arasında Rahmanın hüküm verdiği gibi, anayasa konumunda
    hüküm getirme yetkisi yok. Rabbin verdiği anayasa hükümlerinden yola çıkarak,
    hüküm verme, karar verme yetkisi var. Zaten bakın hüküm verme konusunda çok net
    hükmünü veriyor ve neler söylüyor bizlere?

    Kehf 26: …. O hiçbir kimseyi
    hükmünde ortak kabul etmez.

    Enam 57: De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen
    apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini
    istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah`ındır. O hakkı
    anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Tur 48: Artık,
    Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, gözlerimizin önündesin. Ve her
    kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.

    Yunus 109: Sana vahyolunana uy ve
    Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en
    iyisidir


    Bakın bu ayetlerden de açıkça anlaşılıyor ki, hüküm verme
    konusu yalnız Rabbim e aitmiş. Hiç kimseyi hükmüne ortak etmeyeceğini, hükmü
    verecek yalnız kendisinin olduğu ve herhangi bir konuda Allah hüküm verinceye
    kadar sabırla bekle, yalnız sana vah yettiğimize uy diyor Rabbim. Buna benzer
    çok ayet vardır, Allah elçisine bu konuda hükmü ben vereceğim diyor ve hükmünü
    indiriyor. Hatırlayınız peygamberimize bazı konularda hüküm sorduklarında,
    Rabbim ayet indirip o konuda hükmü ben vereceğim diye birçok örnek ayetlerde
    mevcuttur kur’an da. Sizce ayetler çok açık değil mi?


    Şimdi de şöyle
    düşünelim. Peki, peygamberimizin görevi yalnız tebliğ etmek miydi? Elbette
    hayır, eğer öyle olsaydı onca savaşlar yapılmazdı. Demek ki bu iş bu kadar kolay
    değil. Toplumu Rabbimden gelen yeni bir kitaba alıştırmak, onlara yeni gelen
    ayetlerin nedenlerini, sebeplerini anlatmak ve en zoru onları ikna etmek,
    sanırım o kadar kolay olmasa gerek. Çünkü kur’an da öyle ayetler var ki, daha
    önce gelen kitaplarda hükmü kaldırılıp, yerine yenileri gelmiş, bu durumda ehli
    kitabı ikna etmek çok zor olsa gerek. Alıştıklarından vazgeçmek kolay değildir.
    İşte peygamberimiz o devrin uslanmaz, isyankâr, fuhşun, sapıklığın kol gezdiği
    bir ortamda, Rabbin kitabını dinini tebliğ etmek, büyük bir beceri, güç ve
    Rabbin verdiği hikmetin, ilmin sayesinde başarı ile görevini yapmıştır.



    Yine peygamberimizin yetki ve sorumluluğu konusunda, onunda helal ve
    haram koyma yetkisi olduğu söylenmektedir. Yukarıda verdiğimiz ayetlerde açıkça
    gördüğünüz gibi, bu konuda da hüküm verme yetkisi yalnız Rabbimde olduğu,
    aşağıdaki örnek ayetlerden de anlaşılmaktadır. Bugün günümüzde kur’anın açıkça
    haram olarak saydığı yiyecekler dışında, elimizde uzun bir liste vardır onları
    hatırlayalım. Hatta tek tırnaklı, çift tırnaklı hayvanlar ve bir sürü detaylı
    liste. Acaba bunlar nereden dine girmiştir diye araştırdığımızda, hepsinin bugün
    günümüzdeki elde bulunan Tevrat ta olduğunu görüyoruz. Hemen soralım kendimize,
    madem bizler kur’an dan sorumluyuz, kur’an dan hesaba çekileceğiz, bu liste ve
    inandığımız onlarca yenmesi haram hayvanlar niçin kur’an da yok? İşte içimize
    giren fitnelerin esas kaynağı çok açık anlaşılıyor.


    Ayetleri
    hatırlatmadan önce bir örnek vermek istiyorum. Kur’an da asla geçmeyen ama
    günümüz deki Tevrat ta yazan, recim (taşlayarak öldürme) olayını lütfen
    hatırlayalım. Bu konuyu çok iyi düşünmeye davet ediyorum sizleri. Yahudiler çok
    dindar görünürler dışardan baktığınızda. Kendi inandıkları kutsal kitap ta
    yazan, fuhuş yapanın recim edileceği ayetini siz hiç Yahudilerde uygulandığını
    gördünüz ya da duydunuz mu? Onlar uygulamıyor ama Kur’an da olmadığı halde,
    nasıl olurda biz Müslümanların bir kısmında uygulanıyor ve hatta aslında recim
    de kur’an da vardır, ama kur’ana geçmemiş deme cesaretini bile göstermiyor
    muyuz? İşte bizlerin içine kimler ne fitne sokmuş, ama kendileri karşıdan
    bizleri seyrediyorlar, sanırım içlerinden kıs kıs halimize gülüyorlardır.


    Gelelim helal haram konusunda tek yetkili kimmiş, onu anlayalım şimdi de
    Rabbin rehberinden.
  2. Berkay VARANGEL

    Berkay VARANGEL Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    29
    Bakara 173: Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah`tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.


    Enam 119: Size ne oluyor da üzerine Allah`ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, seni Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.


    Önce bu iki ayeti anlamaya çalışalım. Rabbim açıkça haram kıldığı şeyleri saymış. Peki, daha sonraki ayette ne demiş burası çok önemli. Demek ki bazı hayvanlar için, onları Allahın adını anarak kestikleri halde, bunlarda haramdır onun için biz yemeyiz diyenlerden bahsediyor Rabbim. Sizce bunlar neler olabilir? İşte burası çok önemli. Demek ki daha önce Yahudi ve Hıristiyanlar hurafe inançlarına, kitaplarında Rabbim haram demediği, bugünde Tevrat ta geçen onca hayvana haram diye o zamanda inanıyorlar ki, bunlara rabbim kızıyor ve bakın ne söylüyor? Elçime zorda kalışınız dışında, haram dediklerimi size ayrıntılı olarak açıklamış ve tebliğ etmiştir. Niçin buna inanmayıp, ilimsiz mesnetsiz hurafe bilgilere dayanıp, kendi keyiflerince halkı şaşırtıyor ve kandırıyorsunuz diyor. Lütfen dikkat edelim elçim kendi kafasından söylemiyor, daha önce size ayrıntılı açıklamıştır diyor yani sizlere benim ayetlerimi tebliğ etmiştir diye bizleri uyarıyor. Her şey ne kadar açık ve anlaşılır. Kur’an dan haram konusuna bakmaya devam edelim.

    Maide 87: Ey iman edenler, Allah`ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

    Yunus 59. De ki: "Ne oldu size de Allah`ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah`a iftira mı ediyorsunuz?"


    Nahl 116: Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah`a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah`a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

    Enam 140: Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah`a karşı yalan yere iftira düzüp Allah`ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.


    Yukarıdaki Rabbin apaçık ayetlerini şimdide anlamaya çalışalım. Maide 87. ayette Allahın bizler için haram kılmadığı güzel şeyleri haram kılmayın, haddi aşmayın diyor. Dikkat edin Rabbin haran demediği bir şeye haram demenin haddi aşmak olduğunu söylüyor. Zaten haddi aşanları da rabbimin sevmediğini belirtiyor. Sizce bu haddi bizler çok ama çokkkk aşmadık mı dersiniz? Daha düne kadar deniz ürünlerinden, balığın haricinde çok faydalı insanlar için vitamin kaynağı olan, birçok deniz ürünlerinin haramdır diyerek yenmediğini hatırlayınız lütfen. Yunus suresi 59. ayette Allah, Ne oldu size de Allah`ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah`a iftira mı ediyorsunuz diyor bizlere. İşte sorduğumuz sorunun çok açık cevabı. Dikkat edin benim açıkladıklarımın dışında yaptığınız haramları, ALLAH MI izin verdi diyor. Demek ki haram yapma yetkisi tek bir makamda, oda Rabbin tek elinde olduğu anlaşılıyor. Ayetin sonundaki cümlede çok anlamlı. Yoksa Allah`a iftira mı ediyorsunuz. Yüce Rabbim sen koru bizleri. Bakar mısınız Rabbim haram demediği halde, haramlar icat edenlere Rabbim bana iftiramı atıyorsunuz diyor, ama bizler hala anlamsız bakıp nelerin olduğunun farkında bile olamıyoruz. Nasıl yapıyoruz bu hataları bilmiyorum. Her gün Yüce Rabbim e iftira attığımızın farkın damıyız? Nahl 116. ayette de aynı ikazı yapıyor Allah. Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah`a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Demek ki Rabbimin haram demediği hiç bir şeye bizlerin haram demesi, Allaha karşı yalan uydurmak olduğunu asla unutmayalım. Enam 140. ayette aynı dikkati çekiyor ve bakın ne diyor bizlere? Allah`a karşı yalan yere iftira düzüp Allah`ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar. Buradan da çok açık anlıyoruz ki, Rabbimin bizlere rızık olarak verdiği, haram demediği şeylere haram diyenler, Allaha iftira atmış olduklarını hiç ama hiç unutmamalıdırlar. Bunları hatırlattığımızda içinde bulunduğumuz ortamın, bizlere öğretilenlerin etkilerinden olsa gerek, ne yani at ve eşek etti demi yiyeceğiz, bunlarda kur’an da yok yazmıyor diyerek, Rabbin okuduğumuz hükümlerine karşı ithamda bulunuyoruz. Önce şunu unutmayalım. Bizler Rabbin ayetlerini günübirlik lütfen düşünmeyelim. Allah gönderdiği kitabı tüm zamanlara, tüm âleme hitap edecek şekilde göndermiştir. Allah açlıkla imtihan etmesin, öyle bir kıtlık ve yoklukla imtihan ediliriz ki, bu sözleri söyleyenler önce pişman olurlar ve iyi ki Rabbim bu konuda haram koymamış diyebilirler. İleride neler olur bilemeyiz. Geçmiş yüzyıllarda neler yaşandı onu da tam olarak bilemiyoruz. Lütfen fikir yürütürken geçmişi tam olarak bilmediğimizi, gelecekte bizleri nelerin beklediğini, nelerin olacağından habersiz olduğumuzu unutmayalım. Daha doğrusu büyük konuşmayalım, bir gün söylediklerimize pişman olabiliriz. Geçmişte yük taşıyan hayvanlara ihtiyacın çok olması nedeniyle, beşeri bir yasak konmuş olabilir. Elbette bunları karıştırmamalıyız.


    Şimdi vereceğim örnek ise peygamberimizin aile içinde geçen ve konusu açıklanmayan bir olayda, eşlerinin hoşnutluğunu kazanmak adına peygamberimiz, Rabbin helal dediği bir şeye haram diyor. Belki şaka, belki de bir olayı geçiştirmek adına söylemişte olabilir. Bakın Rabbim hemen ayetini indiriyor ve ne söylüyor elçisine?


    Tahrim 1: Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah`ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.


    Bakar mısınız lütfen, acaba Rabbim bu ayette bizlere nasıl bir ders veriyor, işte burası çok önemli. Yoksa elçisinin özel bir konumunda yaptığı bir olayı, niçin bizlerle paylaşıp, kur’an da yer versin. Bizler her ayette bir hikmet vardır düşüncesi ile bakmadığımız takdir de, o ayetten almamız gereken dersleri almamızda, mümkün olmayacaktır. Bakın peygamberimiz Rabbin haram kılmadığı bir şeye peygamberimiz aile içinde nedeni açıklanmayan bir konuda haram diyor, ama Rabbim hemen ikaz ediyor ve bunu yapman doğru değildir diyor. Peki, neden buna kur’an da yer verme gereği duymuş olabilir? Birincisi eğer bu olay anlatılmasaydı daha sonra peygamber eşleri bunu topluma yayıp, peygamberimiz buna haram demişti diyebilirlerdi. İkincisi ve en önemlisi helal ve haram koyma yetkisinin yalnız Rabbimde olduğunun çok iyi anlaşılmasını bu örnekle pekiştirmiş olmaktadır.



    Ayetlere dikkatle baktığımızda her şey Rabbin sözlerinden anlaşılıyor. Şimdi gelelim önemli bir sorunun cevabına. Peygamberimiz yaşadığı devirde hem resul hem de devletin başkanıydı. Bu durumda hükmettiği toplumu nasıl yönetiyordu ve nasıl hükümler veriyordu burası çok önemli. Yazımızın başında da ayetlerden açıkça görmüştük, Rabbim elçisine topluma KUR’AN İLE HÜKMET emrini vermişti. Bu durumda toplumu yöneteceği ANAYASA KUR’AN DEMEKTİR. Şimdi sizlere bazı ayetler hatırlatmak istiyorum. Bakın Rabbim elçisi için neler söylüyor?


    Ahzap 36: Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah`a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.

    Nur 51: Allah`a ve aralarında hüküm vermek üzere O`nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik. " İşte bunlardır kurtuluşa erenler

    Nisa 65: Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil. Onlar, aralarında çıkan karmaşık işlerde seni hakem yapıp verdiğin hükümle ilgili olarak, içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulaşmadıkça iman etmiş olamazlar.


    Yukarıdaki ayetlerin ne anlattığını eğer çok iyi anlarsak, tüm soruların cevabını da doğru vermiş oluruz. Ne demiştik, peygamberimiz o devrin aynı zamanda devlet başkanı ve adalet konusunda, ya da ortaya çıkacak tüm sorunlarda, son noktayı koyan, HÜKÜM VEREN danışma ve karar verme MAKAMI olduğunu görüyoruz. Peki, nasıl veriyor HÜKMÜNÜ? Gelin onu da günümüz kanunlarıyla karşılaştıralım, daha iyi anlarız.

    Günümüzde elimizde kanun yapıcılar bir anayasa yapmış ve bu anayasaya uygun hükümler veren birde hâkimler bulunmaktadır. Bu hâkimler ellerindeki anayasaya, kanunlara göre, olaylar karşısında kararlar verirler. Karara itiraz edenler, burada bir hata olmuştur düşüncesiyle, karar temyiz edilir ve üst mahkemede tekrar incelenir ve orada son karar verilir. Burada verilen karara artık itiraz edilmez. İşte peygamberimizin o günkü yetki ve sorumluluğunu bu örnekten yararlanarak netleştirelim. Peygamberimiz Rabbin kontrolünde olduğu için, güvenilen bir karar vericidir. Daha açıkçası itirazın yapılamadığı hüküm vericidir. Peki, bu hükmünü nasıl verir? Elbette elindeki anayasadan, yani KUR’ANDAN. Dikkat ederseniz Ahzap 36. ayette Allah ve resulü bir işte karar verdiğinde inanmış insanlar buna uymak zorundadır diyor. Ayette geçen söz çok önemli. Allah ve resulü diyor. Şimdi burada ki anlamı iyi bilmeliyiz. Rabbim başka, elçisi resulü başka hüküm vermiyor. Çünkü Rabbim kimseye hükmünü ortak etmez diye, daha önce başka bir ayetiyle tebliğ etmişti. Allahın hükmüne göre, resulü karar veriyor. Nisa 170. ayette Rabbim ne diyordu? Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi. Demek ki Rabbimin gerçeğiyle kararlar veriliyor. Dikkat ederseniz ikisini bir anıyor Allah ve resulü diyor. Eğer tam tersini düşünüp Allahın kararı başka, resulün kararı başkadır dersek, Allah korusun Rabbimle elçisini aynı konuma getirmiş oluruz ki, bunu söylemek kur’anın tam***** ters düşer. Ne diyordu Rahman, ben kimseyi hükmüme ortak etmem. Hüküm veren yalnız benim diyordu. Demek ki peygamberimiz olaylar karşısında verdiği kararlarda, Rabbimin hükümlerini kullanıyormuş, onun için bu karara hiç kimse itiraz edemez, kesin sonuçtur diyor Allah. Hatırlayınız Rabbim birçok ayetinde ne diyordu?

    Maide 44. Kim Allah`ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

    Maide 45: Kim Allah`ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.

    Buradan da çok net anlaşılıyor ki, peygamberimizde Rabbimin Anayasası olan KUR’AN dan hüküm veriyordu.


    Buradan da anlaşılıyor ki peygamberimiz hükümler veriyor, ama Rabbimin anayasa konumundaki hükümlerden yola çıkarak veriyor. Bu demektir, hüküm kur’an da iki anlamda kullanılmış. Birincisi Rabbimin ana yasa kanunlarını koyduğu ve her konuda açıklık getirilen ANA HÜKÜMLER. İkincisi de bu ana hükümlerden yola çıkarak, olaylar karşısında Rabbin verdiği hükümlerden istifade ederek, onlardan sapmadan verilen, HÜKÜMLER diyebiliriz.



    Değerli kardeşlerim, yukarıda bahsettiklerim, günümüz İslam âleminde ne yazık ki çok yanlış inanılan ve içimize sokulan hurafelerin çok yoğun olduğu konulardır. Gelin sanıya, hurafelere değil, Rabbin rehberine bakalım. Size bir soru sormak istiyorum. Lütfen bu soruma vereceğiniz cevabı, Rabbimin sözleriyle de kıyaslayınız.

    Okulda öğretmenimiz bizlere bir kitap verdi ve dedi ki; Size dağıtacağım kitaba çok iyi çalışın. Sizi yılın sonunda, bu kitaptan imtihan edeceğim ve sınıf geçme notunuz olacak. Korkmayın kolay anlaşılacak bir kitaptır dese, siz başka kitaplara çalışır mısınız? Öğretmen sizi bu kitaptan imtihan edeceğim dediği halde, aklınıza bu hoca başka kitaplardan da sorar, bizlerin sınıfta kalmamızı ister diye bir düşünce gelir mi aklınıza? Sanırım gelmez. Değerli dostlar işte Rabbimde aynısını biz kullarına söylüyor. Öğretmene itiraz etmeyen ve verdiği kitaba çalışan öğrenciler gibi yapmayan bizler, rabbin sözlerine inanmayıp, birilerinin bu kitapta her şey yoktur, bu kitap özet bilgidir diyenlere inanıp, kur’anı bir kenara bırakarak, Rabbime güvenmediğimizin farkın damıyız? Hiç sanmıyorum. Farkında olsaydık geceleri uyku girmezdi gözlerimize. Bizler kafamızı koyduğumuz gibi uyuyorsak, hala birilerinin hipnozunda kaldığımızın delilidir. Ya hipnozdan kurtulduğumuzda işler ne olacak dersiniz? İşte orasını da transa girenler düşünsün.


    Değerli arkadaşlarım Rabbim sizleri kur’an dan hesaba çekeceğim diyorsa, şunu bilelim ki kur’an da açıkça olmayan hiçbir hükümden bizleri sorumlu tutmayacaktır. Bunun aksini düşünen Rahmanın adaletini sorgulamış olduğunu bilmelidir. Sizlere hatırlatacağım şu ayeti, hiçbir Müslüman asla unutmamalıdır.

    Araf 33; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah`a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.


    Yukarıdaki ayet her şeyi o kadar kolaylaştırıyor ki, aklını kullanan her şeyi anlayacaktır. Aslında bizlerin işi çok kolay, takip edeceğimiz yol ve bizlere din adına sunulanlara karşı tavrımızı kolaylaştıran Zühruf 44. ayette Rabbim ne diyordu? (Doğrusu Kur`an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız. ) Şimdide yukarıdaki ayette nasıl bir uyarı yapıyor? (hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. ) Allah hakkında delil indirmediğim, açıklamadığım, Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi HARAM kılıyorum diyor. Aman Allahım lütfen kendimize gelip bir daha okur musunuz şu sözleri. Allah Kur’an da delil indirmediğim konularda konuşmanızı HARAM kılıyorum diyor, bizler ise kur’an da her şey olmaz, O özet bilgidir diyenlere inanıyoruz ve kur’anın açıklamadığı neler neler söylüyor ve onlara da Allah katındandır diye iman ediyoruz. Peki, bu durumda yediğimiz HARAMLARI SAYABİLİR MİSİNİZ? Hiç sanmıyorum biz en iyisi yine görmezden mi gelelim dersiniz bu ayetleri ve uyarıları? Sizler bilirsiniz benden hatırlatması, gerisi sizlere kalmış. Çünkü her insan hesabını kendisi verecektir.

    Yukarıda sizlere birçok örnekler verdim. Hüküm koyucu, helal ve haram yapan yalnız Rabbimin olduğu çıkıyor. Biran tüm ayetleri unutalım ve aşağıdaki ayeti yalnız hatırlayalım.

    Zühruf 44: Doğrusu Kur`an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

    Değerli kardeşlerim, Rabbim Zühruf suresi 44. ayetinde, sizleri hesap günü kur’an dan sorumlu tutacağım, HATTA BİR AYETİNDE DE HESAP GÜNÜ KUR’AN ORTAYA KONDUĞU ZAMAN dediği halde, HAŞA Rabbim sözünden dönüp de, kur’an dışından peygamberimiz inde hüküm verdiğini söyledikleri sözlerden, hesaba çeker ve sorumlu tutar mı? Böyle bir sözü Rabbim e isnat etmekle, nasıl bir adaleti Rahmana uygun gördüğümüzün farkın damıyız? YORUM VE KARAR SİZLERİN.


    SAYGILARIMLA
    Berkay VARANGEL

Sayfayı Paylaş