Alternatif enerji kaynakları hidrojen ve bor enerjisi

Konu 'Kimya 10. Sınıf' bölümünde oguzhan1245 tarafından paylaşıldı.

  1. oguzhan1245

    oguzhan1245 Üye

    Katılım:
    2 Mart 2010
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar merhba yukarda belirtiğim gibi Alternatif enerji kaynakları hidrojen ve bor enerjisi bu konuyu dersde sunucam anlatıcam ama sunu bulamadım daha doğrusu yazılı kaynak bulamdaım yardım edermisiniz yazılı veya sunu(sunu olursa çok ii olur)herkese şimdiden teşşekürler

    42kezban bunu beğendi.
  2. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    HİDROJEN ENERJİ SİSTEMİ - Alternatif Enerji Kaynakları
    Dünyanın enerji gereksiniminin büyük bölümünü karşılayan fosil kaynaklar hem gittikçe
    azalmakta hem de çok ciddi çevre ve hava kirliliğine sebep olmaktadır. Hidrojen, bir enerji
    taşıyıcısı olarak bu sorunların çözümü için bir potansiyel oluşturmaktadır. Bu sebeple son
    yıllarda hidrojen enerjisi üzerinde yoğun araştırma ve geliştirme faaliyeti sürdürülmektedir.
    Temiz ve yenilenebilir hidrojen enerjisinin dünyanın artan enerji gereksinimini
    karşılayacağı bir gelecek için gelişmiş ülkeler çok yoğun bir şekilde büyük ölçekli
    teknolojik araştırma ve geliştirme programları yürütmektedirler.
    Hidrojen dünyada en çok bulunan elemanlardan biridir. Su, hidrojen ve oksijenden oluşur
    ve akarsu ve denizlerde çok miktarda bulunmaktadır. Hidrojen doğada saf halde bulunmaz.
    Ancak çeşitli yöntemlerle elde edilebilir. Bu sebeple yenilenebilir bir yakıttır. Bunun
    yanında yakıtlar içerisinde çevresel açıdan en temizidir. Birincil enerji kaynakları
    kullanarak hidrojen üretilip bunun gereksinim duyulan yerlere iletilerek çeşitli yöntemlerle
    enerjiye çevrilmesine hidrojen enerji sistemi denir.
    Hidrojen yakıtının en önemli kullanım alanı ulaşım sektörü (otomobil, otobüs, uçak, tren
    ve diğer taşıtlar) olmaktadır. Hidrojen halen bir yakıt olarak uzay mekiği ve roketlerde
    kullanılmaktadır. Düşünülen diğer kullanım yerleri ise mobil uygulamalar (cep telefonu,
    bilgisayar, vs) ve yerleşik uygulamalar (yedek güç üniteleri, uzak mekanlarda güç
    gereksinimi, vs) dır.
    Hidrojen enerji sistemi şu kısımlardan oluşur:
    - Hidrojen üretimi
    - Depolama ve iletim
    - Enerji çevrimi
    Hidrojen enerjisi konusunda son yıllarda meydana gelen gelişmeler, 2010 yılından itibaren
    hızlanan bir süreç içinde hidrojenin özellikle ulaşım sektöründe diğer yakıtların yerine
    geçeceği bir geleceği işaret etmektedir. Bu vizyonda hidrojenin çeşitli üretim yerlerinden
    kullanım yerlerine ulaşması için gereken dağıtım altyapısı ve hidrojen istasyonları da yer
    almaktadır.

    Hidrojen Üretimi:
    Hidrojen üretme teknolojileri şöyle sayılabilir:
    1. Kömür, doğalgaz, benzin gibi fosil yakıtlardan termokimyasal yöntemlerle hidrojen
    elde edilmesi. Buharla reaksiyon yöntemi en çok kullanılan yöntemdir. Burada
    fosil yakıt bir nikel esaslı katalizör vasıtası ile buharla reaksiyona girer ve hidrojen
    açığa çıkar. Ayrıca biomas’dan proliz yöntemi ile elde edilen bio-yağ’dan da
    benzer şekilde buharla reaksiyon ile hidrojen elde edilir.
    2. Suyun elektrolizi ile hidrojen elde edilmesi. Elektrik enerjisi kullanarak su hidrojen
    ve oksijene ayrılır.
    3. Fotoelektrokimyasal yöntemle güneş enerjisinden hidrojen elde etme. Elektroliz
    yönteminin bir benzeridir. Elektrik akımı suya batırılmış güneş pillerinden elde
    edilir. Normal elektroliz yönteminden daha verimlidir.
    4. Fotobiyolojik yöntemle yeşil yosunlardan doğal fotosentez faaliyetlerinden
    faydalanarak hidrojen elde etme.
    5. Çeşitli hidrit bileşiklerinden kimyasal yöntemlerle hidrojen elde etme. Bunların en
    önemlisi sodyum borohidrit’tir.
    Hidrojen halen en ucuz olarak fosil yakıtlardan buharla reaksiyon yöntemi ile elde
    edilmektedir. Ancak bu yöntem fosil kaynaklara olan bağımlılığı azaltmamakta ve aynı
    zamanda hava kirliliğine sebep olmaktadır. Diğer en çok kullanılan yöntem elektolizle
    suyun ayrıştırılmasıdır. Elektroliz yönteminin ve diğer yöntemlerin verimlerinin artırılması
    ve üretim maliyetlerinin azaltılması için yoğun araştırmalar yapılmaktadır.
    Hidrojenin Depolanması ve İletimi:
    Hidrojen, gaz halinde, sıvı halinde veya bir kimyasal bileşik içinde depolanabilir. Daha çok
    gaz halinde saklanmaktadır. Fakat düşük yoğunluklu olduğundan çok yer kaplar. Bunun
    için basınçlı tanklarda ve tüplerde sıkıştırılmış olarak saklanır. Tank malzemeleri hafiflik
    ve güvenlik açılarından geliştirilmektedir.
    Sıvı hidrojen daha az yer kaplar. Fakat hidrojenin sıvılaştırılması için çok yüksek enerji
    (sıvılaştırılan hidrojenin enerji değerinin 1/3’ü kadar) gerekir.
    Katı şekilde hidrojen depolaması için metal hidritler kullanılmaktadır. Hidrojen gazı metal
    hidrit tarafından sünger gibi çekilerek gözenekleri içinde depolanır. Ancak metal hidritler
    çok ağırdır. On kat daha hafif malzeme olarak karbon nanoyapıları geliştirilmektedir.

    Hidrojenden Enerji Elde Edilmesi:
    Hidrojenden şu yöntemlerle enerji elde edilir:
    - Yakma: Hidrojen benzin ve doğal gaz gibi yakılabilir. Benzin ve doğal gaza
    üstünlüğü emisyonlarının azlığıdır. Karbondioksit çıkmaz. Sadece benzin ve doğal
    gaza göre çök az miktarda NOx çıkar. Askeri ve endüstriyel amaçlar için hidrojen
    gaz türbinleri ve arabalar için içten yanmalı motorlar geliştirilmektedir.
    - Yakıt pili: Yakıt pili elektrolizin tersidir. Hidrojen ve havadaki oksijen
    birleştirilerek elektrik akımı elde edilir. Özellikle otomobiller olmak üzere bütün
    uygulamalarda tercih edilen yöntemdir. Hidrojeni yakmaya göre daha verimlidir.
    Çevreye zararlı hiç emisyonu yoktur. Çeşitli yakıt pili tipleri vardır. Bunlar anod ve
    katod arasındaki elektrolit malzemeye göre farklılık gösterir. Şekilde son
    zamanlarda en çok kullanılan tip olan PEM (Proton exchange membrane) yakıt pili
    görülmektedir.

    Linklerin Görülmesine izin Verilmiyor
    Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap

    Şekil 1. PEM Yakıt Pili

    Hidrojen AR-GE Programları:
    Hidrojen sisteminin gelişimi ile ilgili olarak gelişmiş ülkelerde kamu kuruluşlarının ve
    otomotiv şirketlerinin yoğun faaliyetleri vardır. Bu çalışmalar gittikçe daha çok kaynak
    ayrılarak artmaktadır.
    ABD, AB ülkeleri ve Japonya’da üretim yapan otomobil ve otobüs firmalarının hemen
    hemen tümü yakıt pilli prototip modellerini geliştirmektedirler. Ayrıca hidrojen yakıtlı
    içten yanmalı motorlu modeller de geliştirilmektedir. Bu prototipler araştırma amaçlı olup,
    oluşabilecek problemleri görmek ve gidermek içindir. Ayrıca Airbus ve NASA da hidrojen
    ile çalışacak gaz türbinli ve yakıt pilli yolcu uçağı geliştirmek için yoğun çalışmalar
    yapmaktadırlar. Almanya, Rusya ve ABD yeni denizaltılar için hidrojen yakıt pilli
    uygulamalarına geçmişlerdir.
    Ford, Opel, Honda, Mazda, Nissan, Toyota ve Daimler-Crysler yakıt pilli ilk modellerini
    2003’den başlay...k çıkaracaklardır. Yakıt pilli arabalardaki önemli bir sorun hidrojen
    deposudur. Hidrojen deposu hem büyük hem ağır olmaktadır. Ayrıca yüksek basınçlı
    olduğundan kaza sırasında tehlike arzetmektedir. (Honda 2003 ve Ford 2004 hidrojen
    depolu, Daimler-Crysler 2004 sıvı hidrojen depolu, Ford 2004 ve Toyota 2003 basınçlı
    hidrojen depolu olarak yapılmaktadır.)
    Bir alternatif, depo yerine hidrojeni bir sünger gibi emen metal hidritler kullanılmasıdır
    (Toyota 2004). Hidrojen, yakıt pilinden çıkan artık ısı kullanılarak metal hidritin ısıtılması
    ile metal hidritten ayrılır. Ancak bunlar da ağırdır ve kapasiteleri az olmaktadır.
    Bir diğer seçenek hidrojenin arabanın üzerinde elde edilmesidir. Bunun için benzin ve
    metanol gibi yakıtlardan buharla reaksiyon yöntemi ile hidrojen elde eden sistemler
    geliştirilmiştir (Honda 2003, Nissan 2003, Mazda 2005, Toyota 2004, Opel 2004). Ancak
    bu sistemler çok yer kaplamaktadır.
    Hidrojenin arabanın üzerinde elde edilmesi için geliştirilen en uygun yöntemlerden biri ise
    sodyum borohidritin yakıt olarak kullanıldığı yöntemdir ve Daimler-Crysler’ın bir
    mo****nde geliştirilmektedir. Bor türevini yakıt olarak kullanan bu model özellikle ülkemiz
    açısından önemlidir. Çünkü dünyadaki en zengin bor kaynakları ülkemizdedir. Şekil 2’de
    görülen bu sistemde yakıt tankına konan 1/3 sodyum borohidrit ve 2/3 sudan oluşan
    solüsyon bir pompa vasıtası ile katalizör hücresine gönderilerek hidrojen gazı ayrılır. Yan
    ürün olarak çıkan sodyum borat ise bir tanka alınır. Bir ısı değiştiricisinde hidrojen gazının
    nemi ayarlanır. Nemlendirilmiş hidrojen ile yakıt pilinde elektrik üretilir.

    Linklerin Görülmesine izin Verilmiyor
    Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap

    NaBH4 + 2H2O-----(katalizör)---→4H + NaBO

    Şekil 2. Sodyum borohidrit yakıtlı sistem

    Daimler-Crysler’ın geliştirdiği minivan mo****ndeki yakıt sistemi yerleşimi Şekil 3’de
    görülmektedir. Bu araç, halihazırdaki arabalardaki kadar bir yakıt tankı ile 500 km lik bir
    menzile sahip olacaktır.

    Şekil 3. Sodyum borohidritli minivan’ın yakıt sistemi yerleşimi

    Linklerin Görülmesine izin Verilmiyor
    Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap

    Hidrojen enerji sisteminin hem ulaşım hem de diğer uygulama alanlarında genel kabul
    görmesi için hidrojen üretim maliyeti ile yakıt pili maliyetinin daha da azalması ve zaman
    içinde bir hidrojen iletim altyapısının gelişmesi gerekmektedir. Hidrojen sisteminin dengeli
    bir şekilde gelişimi için batılı ülkeler çok büyük AR-GE kaynakları ayırmaktadırlar. ABD
    uzun zamandan beri yakıt pili gelişimini ve uygulamalarını teşvik etmektedir. 2000 yılında
    başlatılan SECA programı, Enerji bakanlığı, ulusal laboratuvarlar ve endüstri arasında
    yerleşik yakıt pili uygulamaları için oluşturulan bir ortak araştırma programıdır. 2002
    yılında Enerji bakanlığı tarafından, ABD’deki otomotiv firmalarının da işbirliği ile, ulaşım
    sektöründeki hidrojen kullanımına yönelik ‘Freedom Car’ programı başlatılmıştır. Bu
    programda AR-GE faaliyetleri, ulusal laboratuvarlar, otomotiv firmaları, üniversiteler ve
    diğer araştırma kuruluşlarında yapılmaktadır. 1.7 milyar $’lık ‘Freedom Car’ programının
    çoğu hidrojenle ilgili konuları (hidrojen depolama, yakıt pili ve yakıt pilli araba tahrik
    sistemleri) kapsamakta, ancak bunların yanında elektrikli ve hibrid arabalarla ve arabalar
    için hafif yapı malzemeleri geliştirilmesi gibi konuları da içermektedir. 2003 yılında ise
    hidrojen iletim altyapısı ile hidrojen depolama konularında araştırma çalışmalarını
    kapsamak üzere Hidrojen Yakıtı İnisiyatifi adı altında 1.2 milyar $’lık bir program
    başlamak üzeredir.
    Japonya da çeşitli tiplerde yakıt pilleri geliştirilmesi konularında 1981 yılından beri 1
    milyar $’dan fazla AR-GE kaynağı ayırmıştır. Japonya’nın 2002 hidrojen AR-GE bütçesi
    220 milyon $, 2003 hidrojen AR-GE bütçesi ise 288 milyon $’dır.
    AB ülkeleri de hem kendi içlerinde hem de çerçeve programları olarak hidrojen
    konusundaki araştırmaları düzenli olarak desteklemektedirler. Bu destek son yıllarda daha
    da yoğunlaşmıştır. Hidrojen ve yakit pili ile ilgili araştırmalar için ayrılan kaynaklar, 1999-
    2002 dönemini kapsıyan beşinci çerçeve programında 127 milyon Euro, 2003-2006
    dönemini kapsıyan altıncı çerçeve programında ise 2.12 milyar Euro’dur.
    Hidrojen ve Yakıt Pili Maliyetleri:
    Kıyaslama amacıyla, hidrojen maliyeti olarak bir litre benzinin eşdeğeri kadar enerji veren
    hidrojenin maliyeti verilecektir. Baz olarak kullanılan benzinin maliyeti ise 0.3$/lt
    (1.25$/gallon) olarak alınmıştır.
    Doğalgazdan buharla reaksiyon yöntemi ile elde edilen gaz haldeki hidrojenin maliyeti
    0.53$/lt.b.e. (litre benzin eşdeğeri)’dir. Ancak doğalgaz fiyatları stabil olmadığından,
    doğalgaz ithal bir kaynak olduğundan ve bu üretimde hava kirliliği yine söz konusu
    olduğundan, hidrojenin elektrolizle üretiminin fiyatları daha önemlidir.
    7
    Elektrolizle hidrojen üretiminde, kullanılan elektriğin fiyatı, maliyeti doğrudan
    etkilemektedir. Elektrik fiyatını 3 cent/kWs olarak kabul edersek bunun hidrojen
    maliyetine etkisi 0.42 lt.b.e.’dir. Elektroliz cihazının fiyatının 800 $/kW olması durumunda
    bunun hidrojen maliyetine katkısı diğer işletme giderleri ile beraber 0.26 lt.b.e. olmaktadır.
    Hidrojenin genel olarak sıvı halde taşınıp depolanması uygun olmaktadır. Hidrojenin sıvı
    hale getirilmesi ise 0.1$/lt.b.e. bir yük getirmektedir. Böylece elektrolizle üretilen sıvı
    hidrojenin maliyeti 0.78 $/lt.b.e.’dir.
    Eğer hidrojen, hidrojen yakıtlı içten yanmalı motorda kullanılacaksa, bu motor benzin
    motoruna göre daha verimlidir. Ayrıca hidrojen motoru organik asit ve karbon depozitleri
    üretmediğinden benzin motoruna kıyasla daha uzun ömürlüdür. Benzinin çevreye yaydığı
    kirliliğin maliyeti de hesaba katıldığında (ve hidrojen motorunun birim maliyetinin seri
    üretim durumunda benzin motoru ile aynı olacağı gözönüne alındığında) hidrojenin
    maliyeti benzin ile rekabet eder duruma gelmektedir.
    Eğer hidrojen, yakıt pilinde elektrik üretimi için kullanılacaksa verimlilik daha da
    artmaktadır, çünkü içten yanmalı motorun %30 verimliliğine karşı yakıt pilinin verimliliği
    %60’dır. Ancak buna karşın yakıt pillerinin halihazırdaki maliyetleri çok yüksektir.
    Arabalar için üretilen 5000 saat ömürlü yakıt pillerinin yaklaşık maliyeti 300$/kW’dır.
    ‘Freedom Car’ programında yürütülen AR-GE faaliyetlerinin sonucu olmak üzere hidrojen,
    yakıt pili ve hidrojen motorunun birim maliyetleri için belirli hedefler konmuştur.
    Hidrojenin maliyeti ile ilgili hedef, elektroliz cihazının daha verimli bir hale getirilmesi ve
    diğer hidrojen elde etme yöntemlerindeki gelişmelerle hidrojenin pazar fiyatının 2010
    yılında 0.4$/lt.b.e. olmasıdır. ‘Freedom Car’ programının, teknolojik gelişme ile beraber
    seri üretim sayesinde elde edilmesi hedeflenen yakıt pili maliyeti ise 2010 yılı için 45
    $/kW, 2015 yılı için ise 30$/kW’dır. Ayrıca yakıt pilli arabalar için gereken elektrik tahrik
    düzenleri ve elektrik bataryasının 2010 yılı fiyat hedefi 32$/kW’dır. Hidrojen motorlu
    modellerde ise hidrojen motoru ve hareket iletim sisteminin 2010 yılı hedef maliyeti
    45$/kW, 2015 yılı hedef maliyeti ise 30$/kW’dır.
    Türkiye’nin Yapması Gerekenler:
    Ülkemiz hidrojen enerjisinden hangi zamanlarda ne şekilde faydalanacağını planlamalıdır.
    Eğer Türkiye hidrojen enerjisi konusundaki gelişmeleri uzaktan izlerse gelecekte büyük
    bedeller ödemek zorunda kalır. Yakıt pilleri ile ilgili olarak ve özellikle yenilenebilir enerji
    kaynaklarını değerlendirmek üzere bu konulardaki teknolojik yenilikleri uygulamak ve
    geliştirmek için AR-GE çalışmaları yapmalıdır. Avrupa Birliği Altıncı Çerçeve programı
    Türkiye için bir fırsattır, çünkü Türkiye’nin de katılmakta olduğu bu programda hidrojen
    ile ilgili çalışmalara çok yüksek bir kaynak ayrılmıştır. Bilindiği gibi AB Çerçeve programı
    8
    projelerinde amaçlardan biri AR-GE çalışmalarının Avrupa üzerinde yaygın bir şekilde
    yapılmasıdır. Herbir proje için çok sayıda ülkenin üniversite ve şirketlerinin katılımı
    aranmakta ve bilgi iletişimi ile ortak AR-GE çalışmaları özendirilmektedir. Ülkemizdeki
    enerji ile ilgili AR-GE kurumlarının ve otomobil üretici firmalarının bu projelere aktif
    olarak katılmaları sağlanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta olarak, oluşan
    bilgi birikimin AR-GE çalışmalarının sürekliliğini sağlamak üzere kişilerde değil
    kurumlarda kalması sağlanmalıdır.
    Hidrojen için gereken elektrik üretiminde birincil enerji kaynakları olarak özellikle
    ülkemizde bulunan ve yenilenebilir kaynaklara rağbet edilmelidir. Bunların başında, çok
    düşük maliyetle elektrik elde edilebildiği için hidroelektik enerjisi gelmektedir. Halen
    %20’sinin kullanıldığı hidroelektrik potansiyelinin tümünün kullanılması gerekir. Ayrıca
    rüzgar enerjisi de önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak rüzgardan elektrik üretimi
    düzensiz olduğu için belli bir miktardan sonra şebeke kullanımına uygun değildir.
    Hidrojen, saklanabilir bir enerji taşıyıcısı olduğu için rüzgarın bu potansiyelinin uygun
    olarak değerlendirilmesine fırsat vermektedir. Halen rüzgar santrallarında elde edilen
    elektriğin maliyeti 3.6 cent/kWs’dir. Ancak 2010 yılında bu maliyetin 2.6 cent/kWs’a
    düşmesi beklenmektedir. Yine düzensiz elektik enerjisi kaynaklarından olan güneş
    enerjisinden hidrojen elde edilmesi ise en önemli potansiyellerden birisini oluşturmaktadır

    böyle bişey bulabildim:
    pesimist28 ve oguzhan1245 bunu beğendi.
  3. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Alternatif kaynakların faydaları
    Alternatif enerji kaynakları kullanılarak, karbon temelli bir enerji yapısından, hidrojen temelli bir yapıya geçilmesi amaçlanıyor. Bu sayede çevre kirliliğinin önüne geçilirken, enerji maliyetleri de büyük oranda azalacak. Ayrıca, halihazırda enerji ithal eder durumda olan ve bu yüzden dünyanın belli ülkelerine enerji bakımından bağımlı olarak varlığını sürdüren devletlerin birçoğu kendi enerjisini kendi üretir hale gelecektir. Bu da dünya genelinde gözle görülür bir siyasi ve ekonomik rahatlama sağlayacaktır.
    oguzhan1245 bunu beğendi.
  4. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI
    Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Hidrojen, Hidro-elektrik ve Biyokütle ve dalga enerjisi hepimizin bildiği ve yararlandığı doğal ve temiz enerji kaynaklarıdır.



    Güneş Enerjisi

    Güneş enerjisi Güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı teknolojidir. Güneşin yaydığı ve dünyamıza da ulaşan enerji, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır. Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m² değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970'lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir.Dünyada yararlanılan ene eski enerji kaynağı güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin de diğer enerjiler gibi kullanım sorunları ve koşulları vardır. Güneş enrejisi her tüketim mo****nde kolaylıkla kullanılamaz. Her tüketim dalında kullanılabilmesi için bu sorunlarının tüketim modellerine göre çözülmesi gerekmektedir.




    Güneş enerjisinin depolanması yada diğer enerji lere dönüşebilmes, ısıl, mekanik, kimyasal ve elektrik yöntemlerle olur. Güneş enerjisinin , diğere enerjilere çevriminde kullanılan çevrimler;

    a) güneş enerjisinden doğrudan ısı enerjisi

    b) güneş enerjisinden doğrudanelektrik enerjisi

    c) güneş enerjisinden hidrojen enerjisi elde edilmesi olarak sıralanabilir.



    Ekoloji bilimi açısından temel enerji güneş enerjisidir. Fosil yakıtlar dahil, rüzgar, hidroelektrik, biyogaz, alkol, deniz, termik, dalga gibi tüm enerji kaynakları güneş enerjisinin türevleridir. Fizikçi Capra’ya göre fozil yakıtlar ve çeşitli sorunlar yaratan nükleer enerji geçmiş dönemin enerji kaynaklarıdır. Buna karşılık güneş ve türevleri geleçeğin enerji kaynaklarıdır.

    Günlük güneş enerjisinden yararlanılması, dünyada günlük 300 tirilyon ton kömür yakılmasına eşdeğerdir. Başka bir hesaplamayla dünyamıza bir yılda düşen güneş enerjisi, dünyadaki çıkarılabilir fosil ykıt kaynakları rezervlerinin tamamından elde edilecek enerjiin yaklaşık 15-20 katına eşdeğerdir.


    Ülkemiz güneş enerjisi açısınıdan diğer ülkelere nazaran daha şanslıdır. Türkiye düşen güneş enerjisi miktarı tüm Avrupa ülkelerine düşen enerjinin topl***** eşittir. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde (DMİ) mevcut bulunan 1966-1982 yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti verilerinden yararlanarak EİE tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kWh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir.Çeşitli kaynaklara göre ülkemizin yılda almış olduğu güneş enerjisi ; bilinen kömür rezervimizin 32, bilinen petrol rezervimizin 2200 katıdır.



    Rüzgar Enerjisi

    Rüzgâr hızı, bir rüzgâr türbininin elektriğe çevirebileceği enerji miktarı açısından önemlidir. Rüzgar enerjisinin kaynağını güneş oluşturmaktadır. Güneşin yeryüzü ve atmosferi homojen bir şekilde ısıtamamasından dolayı atmosfer içerisinde oluşan hava akımlarına rüzgar adını vermekteyiz. Yeryüzünün yapısal farklılıkları ile düzgün olmayan ısınmasına bağlı olarak, rüzgar enerjisi dağılımı zamansal ve yerel farklılıklar göstermektedir. Rüzgar enerjisinin atmosferde bol bulunması, çevre kirliliği yaratmaması, yerel bir enerji kaynağı olması ve ücretsiz oması gibi üstün özellikleri vardır.



    Rüzgârın enerji içeriği, ortalama rüzgâr hızının küpü oranında değişir. Yani rüzgâr hızı 2 katına çıkarsa, 8 kat enerji içerir. Rüzgâr türbini örneğinde, rüzgârın hızını 2 katına çıkarırsak her saniye pervaneden geçen dilim sayısını da 2 kat artar ve bu dilimlerin her biri otomobilin frenlemesi örneğinden anlaşıldığı gibi 4 kat enerji içerir.



    Rüzgar enerjisi potansiyele bağlı olarak gerek mekanik enerji gerekse elektrik üretiminde kullanılabilir. Rüzgardan üretilen mekanik enerji, su pompalama, zirai ürün öğütme, kesme, biçme ve elektrik üretiminde kullanılabilmektedir.



    Rüzgâr enerjisi günümüzde, 21. yüzyılda ve onların ötesinde ençok gelecek vadeden teknolojilerden bir tanesidir. Rüzgâr türbinlerinden herhangi bir çevre kirliliği olmaz. Modern bir 600 kW gücündeki rüzgâr türbini ortalama bir yerde, bir yılda genellikle kömürle iletilen diğer elektrik santrallarının 1.200 ton karbondioksidinin yerine geçecektir.20 yıllık bir işletme süresi içinde (ortalama bir yerde) bir rüzgâr türbini tarafından üretilen enerji imâlatı, bakımı, faaliyeti, demontajı ve parçalanması için gerekli olan enerjinin sekiz misli fazladır. Başka bir deyişle, genellikle bir rüzgâr türbinini imâl etmek ve çalıştırmak için gerekli olan enerjiyi geri kazanmak için sadece iki yada üç ay yeterli olacaktır.

    Rüzgârdaki enerji gerçekten de sürdürülebilir bir kaynaktır. Rüzgâr hiç bitmeyen bir şeydir. Halihazırda, rüzgâr enerjisi Danimarka elektrik tüketiminin yüzde yedisini karşılamakta ve bu rakkamın 2005 yılında yüzde 10 mertebesine yükselmesi beklenmektedir.Avrupayı çevreleyen sığ denizlerin üzerindeki rüzgâr kaynakları, teori olarak Avrupa'nın kullandığı tüm elektriği birçok misli ile karşılar niteliktedir.



    Ülkemizde rüzgar enerjisi bir kaç yıl öncesine kadar enerji planlamalarında gözükmeyen bir enerji olmasına rağmen, özellikle içinde bulunduğumuz yıllarda özel sektörün çalışmaları ile hızlı atılımlar göstererek gerekli düzenlemelerin yapılması sağlanmıştır. Ülkemizde DPT’nin desteği ile Türkiye Rüzgar Atlası çalışmaları yapılmış olup; Türkiye teknik rüzgar potansiyeli ve santral kurulmaya uygun alan sayısı açısından birinci sırada yer almaktadır.
    oguzhan1245 bunu beğendi.
  5. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Jeotermal Enerji:

    (jeo-yer, termal-ısı anl***** gelir) yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır. Jeotermal Enerji de bu jeotermal kaynaklardan ve bunların oluşturduğu enerjiden doğrudan veya dolaylı yollardan faydalanmayı kapsamaktadır.



    Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmez, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeşil bir enerji türüdür. Sıcak su ve buhar, diğer yaraltı ve yerüstü sulara göre daha fazla erimiş madde ve gaz içeren ve oluşumunda ki süreklilik nedeni ile yenilebilir özelliktedir. Jeotermal enerji kaynakları sıcaklıklarına göre; yüksek yoğunluklu solüsyonların buharlaştırılmasıdan (180 Derece), balık çiftliklerinin (20 derece) kurulmasına kadar çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

    Bu enerjinin en ekonomik uygulama alanı, en geniş kullanım biçimi doğrudan kullanım olarak konutların ve sera alanlarının ısıtılmasıdır.



    Jeotermal kaynaklar ile;
    I. Elektrik enerjisi üretimi,
    II. Merkezi ısıtma, merkezi soğutma, sera ısıtması ve benzeri ısıtma/soğutma uygulamaları,
    III. Proses ısısı temini, kurutma işlemleri gibi endüstriyel amaçlı kullanımlar,
    IV. Karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen gibi kimyasal maddelerin ve minerallerin üretimi,
    V. Termal turizm'de kaplıca amaçlı kullanım,
    VI. Düşük sıcaklıklarda (30 °C'ye kadar) kültür balıkçılığı,
    VII.Mineraller içeren içme suyu üretimi, gibi uygulama ve değerlendirme alanlarında kullanımlar gerçekleştirilmektedir.


    Türkiye’de jeotermal enerji tüketiminin %87 si ısıtma amaçlı olmaktadır. Jeotermal sahaların ise %95’i ısıtmaya uygun sahalardır. Tüm dünyadaki jeotermal potansiyelin %8’ini bulunduran ülkemiz bu kaynaklar yönünden dünyanın en zengin 7. Ülkesidir.



    Dalga enerjisi:

    Tüm dünya bilim adamlarının üzerinde araştırma yapmakta olduğu, temiz enerji arayışı’nın bir parçası da Dalga enerjisi dir. Bizim yararlanmayı amaçladığımız, Denizlerde, Archimedes prensibi ve yer çekimi arasında oluşan ve diğer enerji kaynakları ile alışverişinde ortaya çıkan enerjinin, dalga enerjisinin, rasyonel olarak kullanılmasıdır. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Ülkemizde, İlk yatırımından ve bakım giderlerinden başka gideri olmayan, primer enerjiye bedel ödenmeyen, doğaya her hangi bir kirletici bırakmayan, ucuz, temiz, çevreci ve çok büyük bir enerji kaynağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    oguzhan1245 bunu beğendi.
  6. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Hidrojen Enerjisi Nedir?

    Dünyanın giderek artan enerji gereksinimini çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak sağlayabilecek en ileri teknolojinin hidrojen enerji sistemi olduğu bugün bütün bilim adamlarınca kabul edilmektedir.

    Hidrojen enerjisinin insan ve çevre sağlığını tehdit edecek bir etkisi yoktur. Kömür, doğalgaz gibi fosil kaynakların yanı sıra sudan ve biokütleden de elde edilen hidrojen, enerji kaynağından çok bir enerji taşıyıcısı olarak düşünülmektedir. Elektriğe 20. yüzyılın enerji taşıyıcısı, hidrojene 21. yüzyılın enerji taşıyıcısı diyen çevreler vardır. Hidrojen yerel olarak üretimi mümkün, kolayca ve güvenli olarak her yere taşınabilen, taşınması sırasında az enerji kaybı olan, ulaşım araçlarından ısınmaya, sanayiden mutfaklarımıza kadar her alanda yararlanacağımız bir enerji sistemidir.

    Hidrojen içten yanmalı motorlarda doğrudan kullanımının yanı sıra katalitik yüzeylerde alevsiz yanmaya da uygun bir yakıttır. Ancak dünyadaki gelişim hidrojeninin yakıt olarak kullanıldığı yakıt pili teknolojisi doğrultusundadır.

    1950'lerin sonlarında, NASA tarafından uzay çalışmalarında kullanılmaya başlayan yakıt pilleri, son yıllarda özellikle ulaştırma sektörü başta olmak üzere sanayi ve hizmet sektörlerinde başarı ile kullanıma sunulmuştur. Yakıt pilleri, taşınabilir bilgisayarlar, cep telefonları gibi mobil uygulamalar için kullanılabildiği gibi elektrik santralleri için de uygun güç sağlayıcılardır. Yüksek verimlilikleri ve düşük emisyonları nedeniyle, ulaşım sektöründe de geniş kullanım alanı bulmuşlardır.

    Doğada bileşikler halinde bol miktarda bulunan hidrojen serbest olarak bulunmadığından doğal bir enerji kaynağı değildir. Bununla birlikte hidrojen birincil enerji kaynakları ile değişik hammaddelerden üretilebilmekte ve üretiminde dönüştürme işlemleri kullanılmaktadır. Bu nedenle elektrikten neredeyse bir asır sonra teknolojinin geliştirdiği ve geleceğin alternatif kaynağı olarak yorumlanan bir enerji taşıyıcısıdır. Hidrojen karbon içermediği için fosil yakıtların neden olduğu çevresel sorunlar yaratmaz. Isınmadan elektrik üretimine kadar çeşitli alanların ihtiyacına cevap verebilecektir. Gaz ve sıvı halde olacağı için uzun mesafelere taşınabilecek ve iletimde kayıplar olmayacaktır.2010 yılından itibaren hidrojenin ticari amaçlar için kullanılması düşünülmektedir. Her türlü maliyet göz önüne alındıktan sonra ilk yıllarda benzinden 1,5 -5,5 arası daha pahalı olması beklenmektedir. Fakat gelecek yıllarla birlikte çevresel katkıları da göz önüne alındığı zaman bu maliyetin çok daha aşağılara çekilmesi hesaplanmaktadır.

    Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışılan bilgiler ışığında şunu söylemek mümkündür: Yenilenebilir enerji kaynakları da dahil olmak üzere hemen hemen tüm enerji kaynaklarında teknolojik olarak gelişmeler mevcuttur. Enerji bu güne kadar olduğu gibi gelecekte de insanlık için temel bir sorun olma özelliğini sürdürecektir. Bununla birlikte; Gelecek yıllarda bugün olduğundan daha fazla enerji sağlayan yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip olunması da insanlık için uzak bir ihtimal değildir.

    Bununla birlikte 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimine getireceği katkılar ne yazık ki insanlığın ihtiyacı olan enerji rakamlarını karşılamaktan uzak görünmektedir. İnsanoğlunun bugün sahip olduğu teknik seviyeler 2020 yılında toplam enerji ihtiyacımızın maksimum % 12 sinin alternatif enerji kaynaklarından karşılanabileceğini göstermektedir.

    Hidrojen enerjisi önümüzdeki yüzyılın en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu enerji, sudan elde edilebilmekte ve yüksek verimlilikle, çevre üzerinde hiçbir olumsuz etki yaratmadan yararlı bir enerjiye dönüştürülebilmektedir. Dünyanın enerji sorununu çözmek için kullanılacak hidrojen enerjisi ile milyarlarca yıl yetecek enerji devamlı olarak üretilebilecektir. Elektriksel kaynaklı olmayan enerji kaynakları için talep artmaya devam ettikçe, fosil kaynaklardan fosil olmayan sentetik kaynaklara bir geçiş yapılması zorunlu olacaktır.
    oguzhan1245 bunu beğendi.
  7. yalnızlık

    yalnızlık Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2010
    Mesajlar:
    94
    Beğenileri:
    36
    Ödül Puanları:
    0
    Bor, oksijene ve azota karşı, özellikle yüksek sıcaklıklarda, fevkalâde hassastır. Bu nedenle, metalürjide, bu gazları soğurucu unsur olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, alüminyum ve demir metalürjisinde yer bulmaktadır. Çelik alaşımlarının özelliklerini kuvvetlendirici, katkı maddesi olarak da, kullanılmaktadır.


    --------------------------------------------------------------------------------


    Bor Ürünlerinin Kullanım Alanları

    Bor, oksijene ve azota karşı, özellikle yüksek sıcaklıklarda, fevkalade hassastır. Bu nedenle, metalürjide, bu gazları soğurucu unsur olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, alüminyum ve demir metalürjisinde yer bulmaktadır. Çelik alaşımlarının özelliklerini kuvvetlendirici, katkı maddesi olarak da, kullanılmaktadır.

    Bor, atom çekirdeği nötronlara karşı fevkalade duyarlı olup, onları oburca yutabilme özelliğine sahip olduğundan, önde olarak nükleer santrallerde, kontrol malzemesi olarak kullanılmaktadır.

    Aynı çerçevede plastik yahut alüminyumla karıştırılarak, ağır kurşun malzemesine alternatif, demek ki hafiflik özelliğinde olan, bir nötron zırh malzemesi olarak da, işlev üstlenmektedir.

    Bor atom çekirdeği nötron yutarken, yüksek enerjili gama ışınımına sebebiyet vermediği için, bor zemininde hazırlanmış hafif özellikteki zırh malzemesi, nötronlarla sürdürülmek durumunda olan, bu çerçevede ise, yüksek şiddette gama ışınımına sahne olan, nükleer enerji üretiminde, ayrıca, gayet yarayışlı olabilmektedir.

    Borun hafifliğine karşılık sert olma özelliği, keza yüksek bir ergime noktasına (2100oC) sahip olması, ona, roket ve mermi teknolojisinde de, özel bir yer bahşetmektedir.

    Diğer yandan, boroksit, keza borik-asit, cam, seramik ve maden endüstrilerinde kullanılmaktadır.

    Sodyumoksit ve boroksit karışımından oluşan boraks ise, özellikle sabun ve deterjan üretiminde kullanılmaktadır. Bu madde, ateşe dayanıklı malzemelerin, ****** öldürücü dezenfektanların, kimi kağıtların ve plastiklerin yapımında da, kullanılmaktadır.

    Sodyum-bor-hidrojen birleşiğinin; hidrojen gazı üretiminde kullanıldığını, belirtmeden geçmeyelim. Söz konusu birleşiğin, bilhassa hidrojen yakıtını kullanarak hareket edecek arabalarda, ya da başka vasıtalarda önemli bir yer tutabilecektir.
    oguzhan1245 bunu beğendi.
  8. oguzhan1245

    oguzhan1245 Üye

    Katılım:
    2 Mart 2010
    Mesajlar:
    11
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşşekür ederim
  9. pesimist28

    pesimist28 Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    resimler

    s.a bana proje ödewm için link lerdeki resimler gerekiyor. bn görsel olarak bi iki resim buldm ama link lerdeki ile uyarmı bilmiyorum. bana kısa zaman icinde resimleri gönderirseniz sewinirim .

Sayfayı Paylaş