ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER - I

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde DWL tarafından paylaşıldı.

  1. DWL

    DWL Üye

    Katılım:
    27 Ekim 2007
    Mesajlar:
    339
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    16


    ANLAM BAKIMINDAN KELİMELER
    Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.
    1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM-ASIL ANLAM-SÖZLÜK ANLAMI)
    Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.
    Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.
    Soğuktan su boruları patlamış.
    Ayağında eski bir spor ayakkabı var.
    Biraz sonra toprak bir yola girdik.
    Kanadı kırık bir martı gördüm.
    Soğuk sudan boğazı şişmişti.
    Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.
    Dün gece erken yattım.
    Sıcak çorbayı içince rahatladım.
    Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.
    Ahmet’in burnu iyi koku alır.
    Ağzında yaralar oluşmuştu.
    Elini hırsla masaya vurdu.
    İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.
    Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.
    2. YAN ANLAM
    Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.
    Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.
    Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.
    Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)
    Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.
    Uçağın kanadı havada parçalanmış.
    Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.
    Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.
    Köprünün ayağına bomba koymuşlar.
    Şişeyi boğazına kadar doldurdu.
    Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.
    Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.
    Yokuşun başına kadar koştuk.
    Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.
    Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb
    3. MECAZ ( DEĞİŞMECE ) ANLAM
    Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.
    Bu konuyu bir daha açmayacağım.
    Derdim çoktur, hangisine yanayım.
    Doktora boş gözlerle bakıyordu.
    Bu şarkıya bayılıyorum.
    Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
    Yakında savaş patlayacak.
    Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.
    “Kurban olam, kurban olam
    Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)
    “Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)
    İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)
    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
    Saçını kestir demedim mi?
    Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
    Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
    Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
    Orhan Veli’yi okur musun?

Sayfayı Paylaş