ANLATIM BİÇİMLERİ

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Her paragrafın bir yazılış amacı vardır.

    ’Yazar;bir olay,durum veya düşünceyi doğrudan doğruya ulaştırmayı,bilgi vermeyi amaçlayabilir.

    ’Önceden yerleşmiş düşünceleri değiştirmeyi,çürütüp kendi fikrini kabul ettirmeyi amaçlayabilir.

    ’Olmuş veya olması muhtemel olayları yer,zaman ve şahıslarla birlikte verebilir.

    ’İçinde bulunduğu ortamı,gördüğü birini,bir varlığı okurun gözünde canlandırmak isteyebilir.Yani dört farklı amaç taşıyabilir ve yazarın amacıyla anlatım biçimi arasında bir uyum vardır.Amacına göre anlatım biçimini seçer.Bunlar:



    1.Açıklayıcı Anlatım:



    Öğretmek, bilgi vermek amacıyla yazılan; doğrudan bilgi vermeye yönelik bir anlatım biçimidir. Neden, niçin, nasıl gibi sorular cevabını bulur.Genellikle nesnel bir tutum sergiler yazar.Tanımlama, karşılaştırma,alıntı yapma,örnekleme gibi açıklama yöntemlerine başvurulur.Bilimsel yazılarda,düşünce yönü ağır basan fıkra, makale, inceleme, eleştiri, deneme gibi türlerde kullanılır.

    ----------------------------------------------------’

    ÖR 3:İçerim aydınlanıyor,

    Umutlanıyorum yeniden.

    Umut zaman demektir.

    Yaşamak demek.

    Umut, bir çocuğun öpen ağzı demek.



    -----------------------------------------------------

    ÖR 1:Mizah,nesneler arasındaki bağıntıları koparıp dünyaya başka bir açıdan bakmamızı sağlar.Öze,dolayısıyla alışılmış akılcı düzen in sezgilerine dayanan bir yergidir.Şaşırtmalar,beklenmedik yaklaşımlar yer değiştirmekle alışkanlıklarımızı

    altüst eder.Zihni başıboş gelişmeye bırakır.



    ÖR2:Edebiyatın konusu insandır, doğadır;edebiyat bütün alanlarıyla insanı tanıtmaya yönelmiştir.Eleştirinin konusu ise

    eserdir; amacı eseri tanıtmak ve değerlendirmektir.Edebiyatta dolaysız anlatma söz konusudur.



    ÖR 3:Uluslar arası düzeye yükselmenin ilk basamağı kendi yurdunu, ulusunu iyi tanımak,onlara ilgi ve sevgi duymaktır.çünkü evrensele giden yol ulusallığın bağrından geçer.Yabancı ülkelerde sevilmek ve sesini duyurmak isteyen bir sanatçı için en kestirme yol eserlerini kendi toprağının özsuyu ile beslemektir.

    ÖR 4:Bilimsel bir düşünceyi,akademik bir konuyu orijinal bir görüşü anlatmak ,bir tezi savunmak konferansın en belirgin amacıdır. Bunun için konferansın dinleyicileri az çok okumuş aydın kimseler olmalıdır ki istenen fayda sağlanabilsin. Çünkü konferans, dinleyicilerin duygularından, gönüllerinden çok düşüncelerine hitap eder.



    2.Tartışmacı Anlatım:

    Yazarın, bir düşüncenin yanlışlığını ortaya koymak amacıyla kullandığı anlatım biçimidir.Öncelikle yanlış bulduğu, benimsemediği fikri ortaya koyar.Sonra bu düşüncenin eksik ve kusurlu yönlerini ortaya koyar.En sonunda da kendi düşüncesinin doğru olduğunu kanıtlar.Önce tez ileri sürülür. diyelim ki,tut ki& gibi varsayım ifadeleri kullanılarak Bu fikir kabul edilse bile şu şu eksikleri,yanlışları var. diye o tezi çürütüp antitez ini (kendi düşüncesini) ortaya koyar ve bunu kanıtlamaya çalışır.



    Açıklayıcı anlatım tanımlar, anlamlandırır.

    Tartışmacı anlatımsa inandırır.Soru sorma, tanık gösterme örnekleme, sayısal verilerden yararlanma gibi teknikler kullanılır.



    ÖR 1:İyi konuşmasını bilen iyi yazmasını da bilirmiş.Konuştuğumuz gibi yazmak olacak iş midir?Yazıda hani bizim konuşmamızın ateşi?Sesimizi de kağıt üstünde gösterebilir miyiz?Yazı hiçbir zaman konuşmanın tıpkısı olamaz.Konuşurken karşımızdakine başımızın, ellerimizin hareketleriyle, sesimizin türlü yükselmeleri alçalmalarıyla anlatabildiğimiz şeyleri yazıyla anlatamaz, duyuramayız.



    ------------------------------------------------------

    Öyküleyici Anlatım:

    Olay anlatımına dayanan anlatım biçimidir. Olaylar; şahıs,yer ve zaman bakımından belirtilerek anlatılır.Daha çok geçmiş zaman kullanılır.Amaç, okuyucunun gözünde canlandırmak ve okuyucuyu olayı yaşatmaktır.Olaylar oluş sırasına göre bir dizi halinde verilir ve birbirine bağlanır.Betimlemelere yer veren öyküleyici anlatılmamalara: betimleyici öyküleme denir.Açıklamaların yapıldığı, bazı özelliklerin yansıtıldığı öykülemeye de açıklayıcı öyküleme denir.



    ÖR 2:Kimi şair ve yazarlar, yazdıklarını anlayabilmek için okurların çaba harcaması

    Zorlanmasını isterler.Bence bu, kendini beğenmişliktir.Yazdıklarımı anlayabilmek için ben zorlanmalıyım.Bence okur, bir kitabı, bir yazıyı okurken salt anlamak için değil okuyup anladıktan sonra birtakım sonuçlar çıkarabilmek için çaba harcamalıdır.



    ÖR 3:Sanatçını, salt gerçeği işlemesi iddia ediliyor.Bu mümkün müdür?Sanatçının görevi fotoğraf makinesi olmak mıdır? Gerçeği hiç değiştirmeden anlatmayı denesin.Fakat bu anlatım sırasında kelim seçiminde, benzetmelerde, sıfatları kullanırken nasıl davranacak?Salt gerçeğin ölçüsü nedir, bunu kim belirleyecektir?Sanattaki gerçek salt gerçek değil, olsa olsa sanatın kendi içindeki tutarlı gerçeği ,yani sanat gerçeği olur.



    ÖR 4:Türk edebiyatı tarihi,akımların değil, bireylerin tarihidir.Bu yüzden şair olarak bu akımın içinde yer almak ya da dışında kalmak bence önemli değildir,Çünkü kötü bir şairin bir akıma katılarak iyileştiğini hiç görmedim.Kuşkusuz bunun tersi de geçerli.Şunu da ekleyeyim:İyi bir şairin bir akıma katılmaya hiç ihtiyacı yoktur.

    -----------------------------------------------------

    ÖR1:Nefes nefese istasyona indi.3.5 trenini sorup bir çeyrek daha bekledi.Üst üste üç sigara içti.Üçüncüsünü yarılamadan attı. Haydarpaşa’ya bir bilet istedi.Adamın kaşları çatılıyordu.Bileti aldı ve arkasına döndü.



    ÖR2:Gökten ince dökülen kar tipiye çevirmişti. Ali ellerini mintanının yakasından sokup koltuk altlarına uzattı. Çıplak dirseklerini göğsüne bastırdı.Karlı bir rüzgar yüzünü, kollarını, pantolonunun yırtıklarından fırlayan dizlerini acıtarak iğneliyordu.

    “ “ “

    Betimleyici Anlatım:

    Bir varlığın, yerin, kişinin ayırt edici özelliklerini ayrıntılarıyla insanın zihninde canlandıracak şekilde anlatmaktır. Sözcüklerle resim çizme sanatı olup niteleyici sözcükler (sıfatlar,zarflar ) çokça kullanılır.Yapılan tasvir bir insana aitse buna portre denir.İnsanın dış görünüşünün anlatılmasına fiziki portre ,iç görünüşünün, ruhsal yönünün anlatılmasına da ruhsal portre denir.Betimlemede gözlem başta olmak üzere tüm duyulardan yararlanılır.

    İzlenimsel Betimleme:Yazarın betimleme yaparken kendi duygularını,beğenilerini katmasıdır.

    Açıklayıcı Betimleme:Yazarın duygularını içermeyen,bilgi verme amaçlı yapılmış betimlemedir.



    ÖR1:Kenar mahalleler&Birbirine geçmiş, yaşlanmış tahta evler&Kiminin kaplamaları biraz daha kabarmış, kiminin balkonu eğrilmiş,kimi biraz daha öne eğilmiş,kimi biraz daha çömelmiş.Hepsi hastadır;onları seviyorum;çünkü onlarda kendimi buluyorum.

    (izlenimsel betimleme)



    ÖR 2:Orta boylu,kalın enseli, şişman, çok şişman&Göğsüne kadar çıkan yarım küre şeklindeki bir karın&Bu muazzam gövdeyi başa bağlayan geniş,kısa bir boyun;yuvarlak buğday renginde kansız bir yüz&Ama Cildi yaşına göre taze.Ela gözlerinin yanları kurumamış gibi&(fiziki portre)



    ÖR 3: O hiç şüphesiz şimdiye kadar tanımış olduğum insanların en sevimlisi ve cana yakınıdır.Öyle ki bu sevimlilik hoşa gitmek istediği anlarda başvurduğu bir fantezi olmaktan çok, mizacını temelli bir özelliğidir. İlk görüşte çevresinde bir sempati havası yaratmasının nedeni belki de budur.İnsanı saran, teselli eden dostluk ve sevgi dolu bir havası vardır.Onun için ona hemen bağlanıvermiş. (ruhsa betimleme )

    ------------------------------------------------’



    ÖR 3:Adalar da oturanlar akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar,gidenleri uğurlarlar.Gençler arkadaşlarıyla buluşur, yaşılar çay bahçesinde ar5alarında söyleşirler.Saat 9 a gelince herkes evine dönmüş,sofraya oturmuş olur.Adalar a gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseyi göremezsiniz ortalıkta.

    -----------------------------------------------------



    ÖR 4: Minibüsün sürücüsü altın bir tahtta oturuyormuş gibi bir edayla arabayı sürüyordu.Direksiyonu eliyle mi yoksa parmağıyla mı tuttuğu belli değildi.Sağ elini vites kolundan hemen hemen hiç kaldırmadı. Atını şaha kaldıran bir binicinin at ile kurduğu iletişime benzer bir duygu birliği kurmuştur araçla sanki&

    ( betimleme + öyküleme)



    ÖR 5: Bursa’yı arkada bırakıp ovalara daldık. Ağaçlar yarı çiçek, yarı yaprak en güzel çağında.ekin tarlaları göz alabildiğince yeşil.8-10 kilometrede bir çeşme&Her yer sulak.Toprağı azıcık eşseniz su fışkırıyor. Hoşa gitmeyen tek şey yok.



    ÖR 6: Kırk yılda bir olsun gülümsemeyen, ters yüzlü, söyleyişi soğuk olduğu kadar tutuk, kıt bir adamdı.Pek duygulu değildi.Bezgin görünmesine karşın yine de sevimli bir görünüşü vardı.Eş dost toplantılarında gözlerinde iyilik parıldardı. Bu yönü hiçbir zaman sözlerinden anlaşılmaz yüzünden okunur, davranışlarında daha açık bir şekilde belirginleşirdi

Sayfayı Paylaş