anlatım bozuklukları

Konu 'Dil ve Anlatım 10. Sınıf' bölümünde ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє tarafından paylaşıldı.

  1. ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0

    anlatım bozuklukları hakkında bilgi lazım?:)
  2. harbikızemine

    harbikızemine Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2009
    Mesajlar:
    1.576
    Beğenileri:
    859
    Ödül Puanları:
    114
    DİL BİLGİSİ KURALINA GÖRE
    Yüklem Yanlışları :

    Yüklem Eksikliği : İki farklı yargının tek eylemsiye veya tek yükleme bağlanması, çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve bu durum anlatım bozukluğu yaratır. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yan cümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek :

    Çok az veya hiç çalışmadan sınava girdiler.

    Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava girdiler.

    İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.

    İş konusunda ben onu etkilemek istemem, o da beni etkilemek istemez.

    Hava açık; ama sıcak değildi.

    Hava açıktı; ama sıcak değildi.

    Yüklem Uyuşmazlığı : Sıralı cümlelerde yüklemlerin kip ve kişi ekleri yönünden uyumlu olmaları gerekir. Bu eklerin uyumsuzluğu anlatım bozukluğu yaratır. Örnek : Sabahları bana uğrar, okula birlikte giderdik.

    Sabahları bana uğrardı, okula birlikte giderdik.

    Badana boya bitmiş, evi yerleştirecektik.

    Badana boya bitmişti, evi yerleştirecektik.

    Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştü sanırım.

    Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştük sanırım.

    Birleşik cümlelerde, yan cümlenin yüklem çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısı etkenken diğerinin edilgen olması, çatı uyumsuzluğuyla ilgili anlatım bozukluğu oluşturur. Sıralı cümlelerde yer alan yüklemlerin de çatılarının etkenlik edilgenlik yönünden uyumlu olması gerekir. Örnek :

    Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuyordu.

    Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuluyordu.

    Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememesini tavsiye ediyorlar.

    Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememelerini tavsiye ediyorlar.



    Özne Yanlışları : Sıralı ve bağlı bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan öznenin bütün yüklemlere uyması gerekir. Özne, bu eylemlerden birine uymazsa cümlede özne yüklem uyuşmazlığı ortaya çıkar. Bu tür anlatım bozuklukları, her farklı yargıya ayrı bir özne kullanılmasıyla giderilebilir. Ayrıca özneyle yüklem arasında, kişi yönünden ve tekillik çoğulluk yönünden bir uygunluk da olmalıdır. Örnek :

    Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve ikinci baskıya girecek.

    Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve kitap ikinci baskıya girecek.

    O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle çok çabuk satılmış.

    O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle resimleri çok çabuk satılmış.

    Nesne Yanlışları :

    Nesne-Yüklem Uyuşmazlığı : Bu uyuşmazlık, bileşik cümlelerde nesnenin, ilk cümlenin yüklemine uymamasından kaynaklanır. Bu bozukluk ikinci cümleye dolaylı tümleç, edat tümleci veya nesne eklenerek giderilebilir. Örnek :

    Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman mektup yazdı.

    Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman bana mektup yazdı.

    Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, yerine oturttu.

    Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, çocuğu yerine oturttu.

    Nesnelerin Yapısal Uyuşmazlığı : Bir cümlede aynı eklerle türetilen birden çok eylemsi, nesne görevinde kullanılabilir. Bu nesnelerin ekleri farklı kullanılmışsa bunlar arasında yapısal uyumsuzluk oluşur ve bu uyumsuzluk anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

    Seni anladığımı ve onaylayışımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.

    Seni anladığımı ve onayladığımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.

    Ne gelişini ne de gittiğini gördüm.

    Ne gelişini ne de gidişini gördüm.

    Tümleç Yanlışları :

    Dolaylı Tümleç-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan dolaylı tümlecin, ilk cümlenin yüklemine uyarken ikinci cümlenin yüklemine uymadığı görülebilir. Böylece tümleç-yüklem uyuşmazlığı ile ilgili anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek : Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.

    Kadına her fırsatta bağırıyor, kadını sürekli aşağılıyordu.

    Sana her konuda güveniyor ve yardım bekliyoruz.

    Sana her konuda güveniyor ve senden yardım bekliyoruz.

    Zarf Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, zarf tümleci ortak olmadığı halde, bütün yüklemler için ortak öğe kabul edilirse, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu anlatım bozukluğu, ikinci cümleye bir zarf tümleci ilavesiyle giderilebilir. Bu nedenle bu anlatım bozukluğunun diğer adı, zarf tümleci eksikliğidir. Örnek :

    Her zaman senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım.

    Her zaman senin yanındayım, hiçbir zaman seni yalnız bırakmayacağım.

    Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için çalıştı.

    Hiçbir zaman kendini düşünmedi, her zaman ailesinin mutluluğu için çalıştı.

    Edat Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, edat tümleci durumundaki öğe, ortak olmadığı halde ortak kabul edilirse anlatım bozukluğu meydana gelir. Bu uyuşmazlık ikinci cümleye uygun bir tümleç ya da nesne eklenerek giderilebilir. Aynı şekilde bir dolaylı tümleç, nesne ya da öznenin yüklemle uyum sağlamayış nedeni bir edat tümleci eksikliği olabilir. Örnek :

    Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce sohbet ederdi.

    Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce onunla sohbet ederdi.

    Arkadaşımın babası geldi, bir süre sohbet ettik.

    Arkadaşımın babası geldi, bir süre onunla sohbet ettik.

    Tamlama Yanlışları :

    Tamlaması Yanlışları : Bir ad tamlamasında;

    § Tamlayan ya da tamlanan sözcüklerden birinin eksikliği,

    § Tamlayan veya tamlanan eklerinden birinin kullanılmaması dolayısıyla tamlayan eksikliğinin anlam belirsizliği yaratması, ad tamlamasına ilişkin belli başlı yanlışlıklardır. Örnek :

    Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır.

    Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun zamanıdır.

    Sıfat Tamlaması Yanlışları : Sıfat tamlamasına ilişkin yanlışlıklar şu şekilde oluşabilir;

    § “Bir” den büyük sayı sıfatlarıyla kurulan sıfat tamlamalarında adın çoğul eki alması yanlışlık yaratır. Bu tür sıfat tamlamalarında adın tekil kullanılması gerekir. Örnek:

    Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacılar söz alacakmış.

    Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacı söz alacakmış.

    Dışarıda iki insanlar seni soruyordu.

    Dışarıda iki insan seni soruyordu.

    § “Birçok, biraz, herhangi, birkaç, hiçbir, her” gibi belgisiz sıfatların tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, adın tekil kullanılması gerekir. Örnek :

    İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.

    İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı.

    Hiçbir anne ve babaların buna itiraz edeceğini sanmam.

    Hiçbir anne ve babanın buna itiraz edeceğini sanmam.

    § “Her” belgisiz sıfatının tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, yüklemin olumsuz olması anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

    Bu mevsimde her çeşit kuş avlanmayacaktır.

    Bu mevsimde hiçbir çeşit kuş avlanmayacaktır.

    Bu tarihlerde her grup sınavlarını aksatmayacak.

    Bu tarihlerde hiçbir grup sınavlarını aksatmayacak.

    Yapıları Yanlış Olan Sözcükler : Kimi zaman yapım eklerinin sözcüklere, kurallara uygun olarak seçilmemesinden dolayı, kimi zaman da eklerin yanlış seçilmesi nedeniyle sözcüklerin yapıları bozuk olur. Yanlış yapılandırılmış sözcükler, dil bilgisi kurallarına uymaz ve anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :

    Çocuğu iyi bir doktora bakıtmak gerekiyor.

    Çocuğu iyi bir doktora baktırmak gerekiyor.

    Alıkoyulan paketleri yarın postaya verelim.

    Alıkonulan paketleri yarın postaya verelim.

    Bu eşyaları pahalılatmak müşteri kaybına yol açar.

    Bu eşyaları pahalılaştırmak müşteri kaybına yol açar.

    Yanlış Ek Kullanımı : Bir sözcüğe, gelmesi gereken ekin dışında yanlış bir ekin getirilmesi de kimi zaman anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek :

    Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor.

    Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olmasından kaynaklanıyor.

    Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesine sağlamak gerekir.

    Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesini sağlamak gerekir.

    Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşulmamıştır.

    Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşamadık.

    Noktalama Yanlışları : Noktalama işaretlerinin eksik ya da yanlış yerde kullanılması; cümleleri bir anlam belirsizliğine sürükleyebileceği gibi cümleden birden fazla anlam çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle noktalama işaretlerinin anlama etkileri ve kullanıldığı yerler iyi bilinmelidir. Yanlış kullanımlar ortaya çıkarsa amaçlanan anlama ulaşmak mümkün olmaz. Bu durumlar da cümlede bir anlatım bozukluğu yaratır Örnek :

    Yabancı dükkandı eşyaları beğenmedi.

    Yabancı, dükkandı eşyaları beğenmedi.

    Bebekler için, ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.

    Bebekler için ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.

    Kadın şoförü şöyle bir süzdü.

    Kadın, şoförü şöyle bir süzdü.


  3. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Anlatım Bozuklukları – 1
    (Konu Anlatımı)

    Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle. İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur.


    Bu konu ile ilgili, ÖSS’de 5 ya da 6 soru çıkmaktadır. Sadece anlamla ilgili olmayıp dilbilgisi ile de ilgili özellikler gösterdiğinden, daha önceki konuların, özellikle cümle öğelerinin, çok iyi bilinmesi gerekir.


    Bu alanda sorulan sorular değişik özellikler gösterir. Bazen bir cümle verilir ve “Bu cümledeki anlatım bozukluğu nasıl giderilir?” diye sorulur, bazen de “Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?” şeklinde sorulur.


    Anlatım bozukluklarını anlama ve yapıya dayalı bozukluklar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz:


    1. Anlama dayalı bozukluklar:


    Bu bozuklukları birkaç bölüme ayırarak inceleyebiliriz.


    * Gereksiz sözcük kullanılması

    * Cümlede belirsizlik bulunması

    * Birbiriyle çelişen ifadelerin bulunması

    * Sözcüğün anlamca cümleye uymaması

    * Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanması

    * Mantık hatasının olması

    * Deyimin yanlış anlamda kullanılması

    * Sözcüğün yanlış yerde kullanılması

    * Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.


    Örneğin;


    “Yaşlı adamın yüzüne dalgın dalgın baktı.”


    cümlesinde “dalgın dalgın” bakanın “yaşlı” olduğunu belirtmek için, “yaşlı” dan sonra virgül gelmelidir. Aksi takdirde “yaşlı” sözü adam isminin sıfatı olacaktır.


    * Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.


    Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.


    “Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.”


    cümlesinde “eleştirip” sözcüğünün verdiği anlamla “tenkit etmek” sözcüğünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede “eleştirip” sözü gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.


    “İki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı.”


    “Bilgili insanlardan yararlanmayı, istifade etmeyi bilmeliyiz.”


    cümlelerinde altı çizili sözcükler gereksizdir.


    * Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer.


    Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur.


    “Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.”


    cümlesinde “bağırmak” zaten yüksek sesle konuşmak anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan “yüksek sesle” sözüne gerek yoktur.


    * Cümlede belirsizlik varsa, o cümle iyi bir cümle değildir.


    Bu belirsizlik mutlaka giderilmelidir.


    Örneğin;


    “Geleceğini babamdan öğrendim.”


    cümlesinde “geleceğini” sözü belirsizdir. Çünkü kimin geleceği belli değil. “Onun geleceği” de olabilir; “senin geleceğin” de olabilir. Bu belirsizlik giderilmeli ve sözcüğün kime ait olduğu belirginleştirilmelidir.


    * Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz durumlarda kullanılır. Eylemin anlamca yanlış yerde kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar.


    Örneğin;


    “Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu..”


    cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu” sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine cümle “…bitirmemi sağladı.” şeklinde bitirilebilir.


    * Bazı cümlelerde mantık hatasının bulunması da o cümlenin anlatımını bozar.


    Örneğin;


    “Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz o.”


    cümlesinde “bırakın” sözcüğünün cümleye kattığı anlamdan dolayı sanki patates doğramak yemek yapmaktan daha önemliymiş gibi görülüyor. Bu yanlışın düzeltilmesi için cümle,


    “Bırakın yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o.”


    şeklinde söylenmelidir.


    * Bazen sözcüklerin bağlandığı ortak eylemler de anlatımda bozukluğa yol açar.


    Örneğin;


    “Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil.”


    cümlesinde “yarar” ve “zarar” sözcükleri “sağladı” eylemine bağlanmıştır. Ancak “yarar sağlamak” doğru olsa bile, “zarar sağlamak” doğru değildir. Cümle;


    “Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı, zarar mı verdi belli değil.”


    şeklinde söylenmelidir.


    * Bu, bazen öğelerin eyleme bağlanmasında da görülür.


    Örneğin;


    “Ayağına ayakkabı, omzuna şal, üzerine pardesü giyip dışarı çıktı.”


    cümlesinde “ayakkabı, şal ve pardesü” sözcükleri “giymek” eylemine bağlanmıştır. Oysa şal giyilmez, atılır.


    * Cümlede deyimin yanlış yerde kullanılması da cümlenin anlamını bozar.


    “Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.”


    cümlesinde “kulak kabartmış” yanlış kullanılmıştır. Çünkü “kulak kabartmak” fark ettirmeden dinlemek anlamındadır. Burada “kulak kesilmek” deyiminin kullanılması gerekirdi.


    * Bazı sözcüklerin anlamları birbirine karıştırılabilir. Cümledeki sözcüklerin anl***** da dikkat edilmelidir.


    Örneğin;


    “Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları beni sevindirdi.”


    cümlesindeki “uygunluk” sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü burada “uyum” sözü kullanılmalıdır.


    * Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir.


    Örneğin;


    “Yeni elbisemi giymiştim ki kapı açıldı.”


    Cümlesinde “yeni” sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, elbisenin yeniliği değil, giymenin yeni yapıldığıdır. Öyleyse cümle;


    “Elbisemi yeni giymiştim ki kapı açıldı.” şeklinde olmalıdır.


    * Aynı anlama gelen ek ve sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.


    Örneğin;


    “Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdandır.”


    cümlesinde “nedeni” sözcüğü bir olayın sebebini anlatıyor. Ayrıca “olmamdandır” sözündeki “-dan” eki de neden anlamı veren bir ektir. İkisinin bir arada bulunması cümlenin anlatımını bozmuştur. Cümle,


    “Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdır.”


    şeklinde düzeltilebilir.


    Yapıya dayalı anlatım bozuklukları:


    Bu tür bozukluklar daha çok, Türkçe’nin kurallarıyla ilgili olduğundan, soruları çözebilmek için dilbilgisi kurallarının iyi bilinmesi gerekir. Bu tür bozukluklar şu şekilde sıralanabilir:


    * Öğe eksikliğinin bulunması

    * Özneyle yüklem arasında olumluluk-olumsuzluk uyumsuzluğunun bulunması

    * Özneyle yüklem arasında tekillik-çoğulluk açısından uyumsuzluğun bulunması

    * Özneyle yüklem arasında şahıs yönünden uyumsuzluğun bulunması

    * Tamlama uyumsuzluğunun bulunması

    * Ek uyumsuzluğunun bulunması

    * Etken-edilgen fiillerin bir arada bulunması

    * İsim cümlelerinde ekfiilin ortak kullanılması


    Şimdi bunları tek tek açıklayalım.


    *Cümlede, kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan öğelerde görülür. Çünkü Türkçede her fiil, öğeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.


    Örneğin;


    “Kardeşini yanına çağırdı, bir şeyler söyledi.”


    cümlesindeki öğeleri inceleyelim: “Çağırdı” ve “söyledi” yüklemdir. Çağrılan ve söylenen kişi ise “kardeşi” dir. Yani “Kardeşini” öğesi her iki yüklemin ortak öğesidir. Bu ortak öğeyi yüklemlerle kullanalım. “Kardeşini çağırdı” doğrudur; ancak “kardeşini bir şeyler söyledi.” denmez, “kardeşine bir şeyler söyledi.” olmalı. “Kardeş” sözcüğünü iki kez kullanmamak için “ona” da diyebiliriz.


    Başka bir örnek verelim:


    “Arkadaşlarını pek sevmez, hatta çoğu zaman nefret ederdi.”


    cümlesinde, sevmediği kişiler ile nefret ettiği kişiler aynıdır, yani “arkadaşları” ortak öğedir. Ancak “arkadaşlarını sevmez” dense de “arkadaşlarını nefret ederdi.” denmez; “arkadaşlarından nefret ederdi.” denmeli ya da onun yerine geçen “onlardan” sözü kullanılmalıdır.


    Görüldüğü gibi bu tür bozukluklar daha çok sıralı cümlelerde görülüyor, ancak bileşik cümlelerde de bu tür öğe eksiklikleri görülebilir.


    *Türkçe’de bazı özneler olumlu, bazıları olumsuz anlamlar verir. Buna göre yüklemlerin de olumlu, olumsuz çekimlenmesi gerekir.


    Örneğin;


    “Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti.”


    cümlesinde gelmeyen ve gidenler aynı kişiler, ancak “hiç kimse” olumsuz bir öznedir ve yüklemi daima olumsuz çekimlenir. Oysa “gitti” olumlu bir çekimdir. Yani ikinci cümle özneyle uyum sağlamamıştır. Buna “hepsi” şeklinde bir özne getirilmelidir.


    Gerçi bu, sadece özneyle ilgili bir durum değildir. Bu tür sözcükler başka öğe durumunda bulunduklarında da yüklem aynı özelliği gösterir.


    Örneğin;


    “Öğretmenimiz hiçbirimizi azarlamaz, çok severdi.”


    cümlesinde, yine “hiçbirimizi” olumsuz olduğundan “hiçbirimizi severdi” şeklinde kullanılmaz; “hepimizi severdi” olmalıdır.


    *Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.


    Özne birinci tekil, ikinci tekil (ben, sen); birinci tekil, üçüncü tekil (ben, o); birinci tekil, ikinci çoğul, (ben, siz); birinci tekil, üçüncü çoğul (ben, onlar) şahıslardan oluşuyorsa yüklem, daima birinci çoğul şahısa göre çekimlenir.


    “Bu işi ancak ben ve sen halledebiliriz.”


    “Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmıştık.”


    “Ben ve siz yarışmada eşit durumda değildik.”


    “Ben ve birkaç yaşlı adam, kahvede uzun bir sohbete dalmıştık.”


    cümleleri buna örnek gösterilebilir.


    Eğer özne ikinci tekil ve üçüncü tekil (sen, o); ikinci tekil ve ikinci çoğul (sen, siz); ikinci tekil ve üçüncü çoğul (sen, onlar); şahıslardan oluşuyorsa, yüklem ikinci çoğul şahısa göre çekimlenir. Ancak ikinci tekil ve birinci çoğul (sen, biz) şahıslar özne olursa yüklem birinci çoğul şahısa göre çekimlenir.


    “Sen ve annen burada ne yapıyordunuz?”


    “Sen hatta hepiniz bu konuda suçlusunuz.”


    “ Sen ve buradaki konukların, bize yarın gelebilirsiniz.”


    “Galiba sonunda senle biz aynı sonuca ulaştık.”


    cümleleri buna örnektir.


    Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.


    “Kuşlar dallara kondular.” değil “Kuşlar dallara kondu.”


    “Sevgiler gizli kaldıkça güzelleşirler.” değil “güzelleşir.” olacak.


    “Çocuklar geldi.” şeklinde de doğrudur, “Çocuklar geldiler.” de.


    *Bazen özneyle yüklem arasındaki uyumsuzluk, öznenin anlamından kaynaklanır.


    Örneğin;


    “Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış.”


    cümlesinde “yapıldı” yükleminin öznesi “nüfus sayımı”dır, “artmış” yükleminin öznesi ise “nüfus” olacaktır. Ancak cümlede “nüfus” diye bir özne yoktur. Sanki nüfus sayımı, “artmış” yükleminin öznesi olmuştur. Bu ise anlamca uygun değildir.


    *Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki aldığı halde sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan, ortak kullanılamaz.


    Örneğin;


    “Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.”


    cümlesinde “araç” sözü hem “askeri” hem “polis” sözcüklerinin taml***** durumundadır. Ancak “polis aracı” isim tamlamasıdır ve tamlanan iyelik eki almıştır. “Askeri” sözcüğü ise sıfat olabilecek bir sözcüktür ve “askeri araç” şeklinde sıfat tamlaması yapar; tamlanan da ek almaz. Dolayısıyla araç sözcüğü ortak tamlanan olarak kullanılamaz. Cümle;


    “Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi.”


    şeklinde olmalıdır.


    Burada ayrıca sıfat tamlamalarında görülen bir özelliği de ifade edelim. Türkçe’de sıfatlar çoğul anlam verirse isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz sıfatlarda görülür.


    Örneğin;


    “Geceye birçok davetliler katıldı.”


    cümlesinde “birçok” sıfatı çoğul bir anlam verdiği halde davetliler sözü de çoğul eki almıştır. Cümleden çoğul eki çıkarılmalıdır.


    *Cümlede eklerin eksik kullanılması cümlenin anlatımını bozar.


    Örneğin;


    “Her ülke, dünya devletleri arasında önemli bir yer edinmek için, ekonomik açıdan gelişmesi gerekir.”


    cümlesinde “gelişmesi” sözcüğündeki iyelik ekinin, sözcüğü nereye bağladığı belli değil; “kimin gelişmesi gerekir?” diye sorarsak “ülkenin” cevabı gelir. Öyleyse “ülke” sözcüğüne ilgi eki (-in) getirilmelidir.


    Bazen de bu durumun tersi görülür.


    “Sanatçının, topluma yararlı bir kişi olmak için, eserinde mutlaka toplum sorunlarına yer vermelidir.”


    cümlesinde “yer veren kim?” sorusuna “sanatçı” cevap verir. Oysa cümlede “sanatçının” denmiş. Ya bu sözcükteki ilgi eki kaldırılmalı ya da yüklem “vermesi gerekir” şeklinde değiştirilmelidir.


    *Bazı cümlelerde ise sözcükleri birbirine bağlayan ekler yanlış kullanılmıştır.


    Örneğin;


    “Senin en beğendiğim yanın, derslerine düzenli çalıştığındır.”


    Cümlede öğeleri ortak olarak kullanan etken ve edilgen fiiller bir arada bulunmaz.


    Örneğin;


    “Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır.”


    cümlesinde “hazırlamak” etken “koyulmalıdır” edilgen fiillerdir. Bunların aynı öğelerle kullanılması bozukluğa yol açmıştır. Cümle;


    “Bütün yemekler hazırlanarak, bir kenara koyulmalıdır.”


    şeklinde düzenlenirse bozukluk giderilir.


    Sıralı isim cümlelerinde ekfiilin kullanılması da bazen bozukluğa yol açar.


    Örneğin;


    “O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi.”


    cümlesinde iki yargı vardır: Şairin geleneklere bağlı olduğu, aynı zamanda yeniliklere de kapalı olmadığı, oysa cümlede “bağlı” sözü yüklem gibi kullanılmadığından “değildi” edatına bağlanıyor ve böylece şairin geleneklere bağlı olmadığı anlamı çıkıyor. Bunu engellemek için “bağlı” sözü “bağlıydı” şekline getirilmelidir.
  4. harbikızemine

    harbikızemine Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2009
    Mesajlar:
    1.576
    Beğenileri:
    859
    Ödül Puanları:
    114
    Bu örneklerlede daha iyi pekiştirisin ;)
    Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması
    Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.
    Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.
    Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.
    Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
    Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
    Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

    Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılmasıYaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
    Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.
    Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.
    Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.
    Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.
    Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.
    Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.

    Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.
    Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
    Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.
    Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.
    Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.
    Küçük kızın saçları hayli büyümüş.
    Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.
    Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
    Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.
    Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu.
    Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.
    Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
    Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?

    Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması.
    Kesinlikle yarın gelebilirler.
    Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.
    Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.
    Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.
    Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı
    Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.
    Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.

    Eklerin yanlış kullanımıÖğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.
    Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.
    Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.
    Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.
    Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
    Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.
    Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.

    Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması.
    Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
    İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.
    Ben ve sen balığa çıktınız.

    İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

    Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği
    Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.
    Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.
    Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
    Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?
    Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.
    Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.

    Tümleç yanlışlarıKayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
    Öğrencileri teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
    Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
    Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.
    Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.
    Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?
    Düşünme ve mantık hataları Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.
    Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.
    Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.

    Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması
    Ben ona ağabey ( .......... ), o da bana kardeşim derdi.
    Bazı yiyecekler sağlığı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.
    Kitap için kendisine verilen paranın eksik ( .......... ) ve yeterli olmadığını söyledi.
    Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.
    Çorbaya biraz acı ( .......... ), biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.
    Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
    Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.
    Çok az ( .......... ) veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.

    Tamlama yanlışlarıBu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.
    Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.
    Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.
    Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
    Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
    Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.
    Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

    Kelimelerin yanlış yerde kullanılmasıYeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.
    Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.
    Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
    İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.
    İzinsiz inşaata girilmez.

    Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk
    Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.
    Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
    Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.

    Deyim yanlışlarıOna ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
    Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma

Sayfayı Paylaş