Anlatım Bozuklukları

Konu 'Dil ve Anlatım 10. Sınıf' bölümünde BestOfPro tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. BestOfPro

    BestOfPro Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2012
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    ANLATIM BOZUKLUKLARI



    A) ANLAMA DAYALI BOZUKLUKLAR


    1. Gereksiz Sözcük Kullanımı

    Bir cümlede aynı anlama gelen sözcükler bir arada kullanılırsa veya bir sözcüğün anlamını başka bir sözcük içerirse gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu yapılmış olur.

    Onunla ilk kez bir veli toplantısında tanıştık.
    (Onunla bir veli toplantısında tanıştık.)

    Çekilen röntgen filmi sonucunda ayağında bir kırık olduğu saptandı.
    (Çekilen röntgen sonucunda ayağında bir kırık olduğu saptandı.)

    1933 yılı Türkiye’de dil inkılâbının yapıldığı yıldır.
    (1933 Türkiye’de dil inkılâbının yapıldığı yıldır.)

    Başımıza kötü bir olay meydana geldiğinde kimseler ortalıkta görünmez.
    (Başımıza kötü bir olay geldiğinde kimseler ortalıkta görünmez.)

    Bulaşıcı grip salgını olduğu için okullar üç gün tatil edilmişti.
    (Grip salgını olduğu için okullar üç gün tatil edilmişti.)

    Sonu ayrılık durağında biten her aşk efsane değildir.
    (Sonu ayrılıkla biten her aşk efsane değildir.)

    Yorucu bir günün ardından sonunda köye ulaşabilmiştik.
    (Yorucu bir günün ardından köye ulaşabilmiştik.)

    Arkadaşlarımın beklenmedik sürprizi karşısında çok duygulandım.
    (Arkadaşlarımın sürprizi karşısında çok duygulandım. )

    2. Yanlış Anlamda Sözcük Kullanımı

    Cümlelerde, anlamca veya yazımca birbirine yakın olan bazı sözcükler birbiriyle karıştırılıp yanlış kullanılmaktadır. Bu bozuklukları görebilmek için sözcüklerin kullanım alanlarını iyi bilmek gerekir.

    Sınava başvuran öğrenci sayısı son yıllarda daha da çoğaldı.
    (Sınava başvuran öğrenci sayısı son yıllarda daha da arttı.)

    Akaryakıt ücretlerine yapılan zamlar dün açıklandı.
    (Akaryakıt fiyatlarına yapılan zamlar dün açıklandı.)

    Çimleri budayan görevli yarın geç gelecekmiş.
    (Çimleri biçen görevli yarın geç gelecekmiş.)

    Her birimizin kendini ifade tarzı faklıdır ve taşıdığımız kişilik özellikleri sadece kendimize özeldir.
    (Her birimizin kendini ifade tarzı faklıdır ve taşıdığımız kişilik özellikleri sadece kendimize hastır.)

    Bu işyerinde çok uzun süreden beri çalışmasına karşılık bir kariyer edinememişti.
    (Bu işyerinde çok uzun süreden beri çalışmasına rağmen bir kariyer edinememişti.)

    Bu gölün kirlenmesinde çevredeki fabrika atıklarının katkısı çok büyük.
    (Bu gölün kirlenmesinde çevredeki fabrika atıklarının rolü çok büyük.)

    Geçmişte pek çok ülke, Fransız sömürgesi altında yaşardı.
    (Geçmişte pek çok ülke, Fransız sömürüsü altında yaşardı.)

    Ekonomik büyümenin, beklenenin altında kaldığı öngörülüyor.
    (Ekonomik büyümenin, beklenenin altında kaldığı belirtiliyor.)

    İnsan hakları konusunda pek çok ülkeden geri olduğumuzu savundu.
    (İnsan hakları konusunda pek çok ülkeden geri olduğumuzu iddia etti.)

    Babam dün akşam hepimizi yemeğe çıkarttı.
    (Babam dün akşam hepimizi yemeğe çıkardı.)

    3. Sözdizimi Yanlışlığı (Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanımı)

    Bir cümlede bazı sözcükler, doru yerde kullanılmadığı için anlamca pürüz oluşturmaktadır. Bu sözcüklerin cümledeki yeri değiştirilerek cümledeki anlatım bozukluğu giderilir.

    Televizyonlarda tekrar tekrar ölmüş insan görüntülerinin yayınlanması doğru değil.
    (Televizyonlarda ölmüş insan görüntülerinin tekrar tekrar yayınlanması doğru değil.)

    Ne zaman yağmur yağsa ilk aklıma sen geliyorsun.
    (Ne zaman yağmur yağsa aklıma ilk sen geliyorsun.)

    O, her yolda kalan insana yardım ederdi.
    (O, yolda kalan her insana yardım ederdi.)

    Annemin uzun yıllardır pişirdiği pilavdan yiyemedim.
    (Annemin pişirdiği pilavdan uzun yıllardır yiyemedim.)

    Elliye yakın Alman parlamentosundan insan vardı orada.
    (Alman parlamentosundan elliye yakın insan vardı orada.)

    Sana da her zaman elli yaşına girdiğinde neler hissettiğini soruyorlar mı?
    (Sana da elli yaşına girdiğinde neler hissettiğini her zaman soruyorlar mı?)

    Çocuklar, çok bilgisayar başında kalırsa okuldan soğur ve derslerden uzaklaşırlar.
    (Çocuklar, bilgisayar başında çok kalırsa okuldan soğur ve derslerden uzaklaşırlar.)


    4. Anlamca Çelişen Sözlerin Bir Arada Kullanımı

    Anlamca birbiriyle ters düşen bazı sözcükler veya sözlerin cümlede bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır. Genellikle kesinlik anlamı içeren bir sözle olasılık anlamı içeren bir sözün birlikte kullanılmasından kaynaklanır.

    Bu çocukların şüphesiz ülkemizi uluslar arası yarışmalarda en iyi şekilde temsil edeceğini sanıyorum.
    (Bu çocukların ülkemizi uluslar arası yarışmalarda en iyi şekilde temsil edeceğini sanıyorum.)

    Çocuklar yerlerinden yavaşça kalkıverdiler.
    (Çocuklar yerlerinden kalkıverdiler.)

    Kesinlikle, dağların ve gölgelerin ülkesi demek belki daha doğru olur burası için.
    (Dağların ve gölgelerin ülkesi demek belki daha doğru olur burası için.)
    (Kesinlikle, dağların ve gölgelerin ülkesi demek doğru olur burası için.)

    Çocuk kesinlikle bize cevap vermeyebilir.
    (Çocuk bize cevap vermeyebilir.)

    5. Sıralama ve Mantık Yanlışlığı

    Bir cümlede iki durum sıralanırken önem sırasına dikkat edilmelidir. Bu sıralamanın karıştırılması, anlam bozukluğuna yol açar.

    Uzmanlar, sigaranın ölüme hatta kansere yol açan zararlı maddeler içerdiğini söylüyor.
    (Uzmanlar, sigaranın kansere hatta ölüme yol açan zararlı maddeler içerdiğini söylüyor.)

    Gazeteye göz atmak şöyle dursun, gazeteyi okumazdı bile.
    (Gazeteyi okumak şöyle dursun gazeteye göz atmazdı bile.)

    Gittiğimiz evde bırakın su vermeyi, yemek bile vermediler.
    (Gittiğimiz evde bırakın yemek vermeyi su bile vermediler.)

    Bu doktor pansuman yapmak şöyle dursun, ameliyat bile yapamaz.
    (Bu doktor ameliyat yapmak şöyle dursun, pansuman yapamaz.)

    6. Anlam Belirsizliği

    Bu cümlelerde, tamlayanı ikinci tekil (senin) veya üçüncü tekil (onun) şahıs zamiri olan tamlananlar, tamlayanları düştüğünde, ikinci şahsa mı yoksa üçüncü şahsa mı ait olduğu anlaşılmaz. Bu cümlelerde kişi bakımından belirsizlik vardır.

    Uyarı: Bu cümlelerde anlatım bozukluğu değil, anlam belirsizliği vardır. Bu tüp sorularda “anlam belirsizliği” ifadesi yer alır.

    İstanbul’a geldiğini yeni öğrendim.
    (Onun İstanbul’a geldiğini yeni öğrendim.)
    (Senin İstanbul’a geldiğini yeni öğrendim.)

    Köye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum.
    (O köye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum.)
    (Ben köye taşındıktan sonra onu ilk kez ziyaret ediyorum.)

    Kızı, evden kovulduktan sonra felç geçirir. (onun-kendi)
    (Onun kızı, evden kovulduktan sonra felç geçirir.)
    (Kendi kızı, evden kovulduktan sonra felç geçirir.)

    B) YAPI BAKIMINDAN BOZUKLUKLAR

    Bir cümledeki yapısal bozukluklar, dilbilgisi kurallarını iyi bilmeyi gerektirmektedir. Dilbilgisinin değişik konularını ilgilendiren yapısal bozukluklar şunlardır.

    1. Özne-Yüklem Uyuşmazlığı

    Özne-yüklem uyuşmazlığını üç başlıkta inceleyebiliriz.

    a) Tekillik-Çoğulluk Bakımından

    Özne ile yüklem arasında tekillik çoğulluk bakımından belli kurallar vardır. Bu kuralların dışına çıkıldığında özne-yüklem uyuşmazlığı meydana gelir. Bu başlıkla ilgili kurallar şunlardır:

    Özne tekilse yüklem de tekil olur.
    İhtiyar, sahildeki martıları seyrediyordu.

    Özne insan ve çoğulsa yüklem tekil de olur çoğul da olur.
    Çocuklar bahçede top oynuyorlar.
    (Çocuklar bahçede top oynuyor.)

    Özne, insan dışında bir varlık ya da kavramsa, çoğul da olsa yüklem tekil olur.
    Fikirler baskıyla yerleşmezler.
    (Fikirler baskıyla yerleşmez. )

    Arılar kovanı balla doldurdular.
    (Arılar kovanı balla doldurdu. )

    Özne anlamca çoğul sözcüklerden oluşuyorsa yüklem tekil olur.
    Herkes okulca çıktığımız piknikte yaptığın esprileri konuşuyorlar.
    (Herkes okulca çıktığımız piknikte yaptığın esprileri konuşuyor. )


    Birçok insan ülkenin bu durumdan kurtuluşunun eğitimle olacağını söylediler.
    (Birçok insan ülkenin bu durumdan kurtuluşunun eğitimle olacağını söyledi. )


    Birçok kimse, mutlu olmanın zengin olmakla aynı şey olduğunu düşünürler.
    (Birçok kimse, mutlu olmanın zengin olmakla aynı şey olduğunu düşünür.)

    b) Kişi Bakımından

    Farklı kişiler özne olarak bir arada bulunursa, yüklemin alacağı kişi ekinin ne olması gerektiği konusunda belli kurallar vardır:

    Öznenin içinde birinci kişi yanında (ben-biz), ikinci kişi (sen-siz) veya üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem “birinci çoğul” olur.
    Öğretmenimizin verdiği konuyu bir ben bir de yeni gelen öğrenci hazırladı.
    (Öğretmenimizin verdiği konuyu bir ben bir de yeni gelen öğrenci hazırladık.)

    Öznenin içinde ikinci kişinin yanında (sen-siz), üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem “ikinci çoğul” olur.
    Sen ve maça katılanlar, akşam yapılacak ziyafete gelmesin.
    (Sen ve maça katılanlar, akşam yapılacak ziyafete gelmeyin.)

    Öznenin içinde birden fazla üçüncü kişi (o-onlar) varsa yüklem “III. Tekil ya da III. çoğul olur.
    O ve edebiyat sınavına giremeyenler sonraki sınava girebilirler.
    (O ve edebiyat sınavına giremeyenler sonraki sınava girebilir.)

    Sıralı ve birleşik cümlelerde de bu kurallar geçerlidir.
    Tatil için yazları ben Antalya’ya; Nesrin Hanım da Marmaris’e gidiyor.
    (Tatil için yazları ben Antalya’ya; Nesrin Hanım da Marmaris’e gidiyoruz.)

    c) Olumluluk-Olumsuzluk Bakımından

    Türkçede bazı özneler, mutlaka olumsuz yüklem almak durumundadır. Bu özneler; hiçbiri, hiç kimse, kimse gibi sözcüklerle oluşturulan öznelerdir. Birden fazla yargı bildiren cümlelerde buna daha çok dikkat edilmelidir.

    Herkes sınıfta ders çalışıyor, teneffüse bile çıkmıyordu.
    (Herkes sınıfta ders çalışıyor, hiçbiri teneffüse bile çıkmıyordu.)

    Kadının çocuklarından hiçbiri ona vefasızlık etmemiş, son güne kadar çok iyi bakmışlardır.
    (Kadının çocuklarından hiçbiri ona vefasızlık etmemiş, hepsi son güne kadar çok iyi bakmışlardı.)

    Herkes bu kitabı arıyor; ama bulamıyordu.
    (Herkes bu kitabı arıyor; ama kimse bulamıyordu.)

    2. Özne Eksikliği

    Sıralı ve bağlı cümlelerde birden fazla yüklem bulunur. Bu yüklemlerin, farklı öznelere bağlanması gerekirken aynı özneye bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar.

    Yarın suçluların ifadesi alınacak ve mahkemeye sevk edilecek.
    (Yarın suçluların ifadesi alınacak ve suçlular mahkemeye sevk edilecek)

    Öğrencilerin kitaplıktaki çalışmaları bitti, az önce evlerine gittiler.
    (Öğrencilerin kitaplıktaki çalışmaları bitti, öğrenciler az önce evlerine gittiler.)

    İyisi kötüsü olmaz acının; çünkü insanın yüreğinde gizlidir.
    (İyisi kötüsü olmaz acının; çünkü acı insanın yüreğinde gizlidir.)

    Kitaplarını bu yayınevinden çıkarırdı ve herkesin beğenisini kazanırdı.
    (Kitaplarını bu yayınevinden çıkarırdı ve kitapları herkesin beğenisini kazanırdı.)

    Şiirin sanat için sanat kuralıyla ele alınması, onu en güzele götüreceği için topluma mal olacaktır.
    (Şiirin sanat için sanat kuralıyla ele alınması, onu en güzele götüreceği için şiir topluma mal olacaktır.)

    Arabanın benzini bittiğinden bir türlü çalışmıyor.
    (Arabanın benzini bittiğinden araba bir türlü çalışmıyor.)

    3. Nesne Eksikliği

    Genellikle sıralı ve bağlı cümlelerde görülür. Nesne alması gereken bir eyleme nene getirilmediği için ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

    Bugünkü toplantıda olanlardan kimseye bahsetmeyelim, sadece biz bileceğiz.
    (Bugünkü toplantıda olanlardan kimseye bahsetmeyelim, olanları sadece biz bileceğiz.)

    Yalova’ya ilk defa geldiğini ve çok beğendiğini söyledi.
    (Yalova’ya ilk defa geldiğini ve Yalova’yı çok beğendiğini söyledi.)

    Sorunlarına korkmadan bakabiliyor, çözmek için çaba sarf ediyordu.
    (Sorunlarına korkmadan bakabiliyor, sorunlarını çözmek için çaba sarf ediyordu.)

    Çocukların oyununu bozdu ve azarlamaya başladı.
    (Çocukların oyununu bozdu ve çocukları azarlamaya başladı.)

    Sanatçı dile yön vererek geliştirmeyi amaç edinen kişidir.
    (Sanatçı dile yön vererek dili geliştirmeyi amaç edinen kişidir.)

    Bu eşyaların çoğu antika olmalı, sakın eskiciye satayım deme!
    (Bu eşyaların çoğu antika olmalı, eşyaları sakın eskiciye satayım deme!)

    Biz, sadece var olan gerçekleri size aktarmaya çalışıyor ve aydın düşünceye davet ediyoruz.
    (Biz, sadece var olan gerçekleri size aktarmaya çalışıyor ve sizi aydın düşünceye davet ediyoruz.)

    4. Tümleç Eksikliği

    Genellikle sıralı ve bağlı cümlelerde görülür. Tümleç alması gerekene bir eyleme tümleç getirilmediği için ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

    Yöneticinin, çalıştığı elemanları iyi tanıması ve güvenmesi gerekiyor.
    (Yöneticinin, çalıştığı elemanları iyi tanıması ve onlara güvenmesi gerekiyor.)

    Kıskançlık, insanı felakete sürükler ve derin yaralar açar.
    (Kıskançlık, insanı felakete sürükler ve insanda derin yaralar açar.)

    Başına gelenlerden sonra onu ne gördüm ne de haber aldım.
    (Başına gelenlerden sonra onu ne gördüm ne ondan de haber aldım.)

    Ona güvenebileceğimizi hatta dost bile olabileceğimizi söylemiştiniz.
    (Ona güvenebileceğimizi hatta onunla dost bile olabileceğimizi söylemiştiniz.)

    Beni günlerdir aramıyor; düşmanca davranıyordu.
    (Beni günlerdir aramıyor; bana düşmanca davranıyordu.)

    Yaptığı resimleri bize gösterir ve dikkatlice bakmamızı isterdi.
    (Yaptığı resimleri bize gösterir ve onlara dikkatlice bakmamızı isterdi.)

    Bu konuya bu kadar zaman ayırıp ilgilenenler bile başarılı olamamıştı.
    (Bu konuya bu kadar zaman ayırıp bu konuyla ilgilenenler bile başarılı olamamıştı.)

    Herkes onları tebrik ediyor, sevgi gösterisinde bulunuyordu.
    (Herkes onları tebrik ediyor, onlara sevgi gösterisinde bulunuyordu.)

    5. Yüklem Eksikliği

    Yarın sabah İstanbul’a geleceğini, kendisini havaalanında karşılamamızı istedi.
    (Yarın sabah İstanbul’a geleceğini söyledi, kendisini havaalanında karşılamamızı istedi.)

    Seni ne ben ne de bu taş sokaklar unutabildi.
    (Seni ne ben unutabildim ne de bu taş sokaklar unutabildi.)

    Bu 23 Nisan’da marşlar ve şiirler okuduk.
    (Bu 23 Nisan’da marşlar söyledik ve şiirler okuduk.)

    Olayın gerçek sorumlularını önce ben sonra sen öğreneceksin.
    (Olayın gerçek sorumlularını önce ben öğreneceğim sonra sen öğreneceksin.)

    Önce yanından geçen arabaya, ardından şaşkın şaşkın etrafına bakındı.
    (Önce yanından geçen arabaya baktı, ardından şaşkın şaşkın etrafına bakındı)

    Bazı arkadaşlarım memleketlerini, bense bilmediğim bu koca şehirde ne yapacağımı düşünüyorum.
    (Bazı arkadaşlarım memleketlerini düşünüyor, bense bilmediğim bu koca şehirde ne yapacağımı düşünüyorum.)

    Yeşil ördek gibi daldım göllere
    Ne sen beni unut ne ben seni
    (Ne sen beni unut ne ben seni unutmayayım)

    Ben onun yazdıklarını, o da benim yazdıklarımı okuyordu.
    (Ben onun yazdıklarını okuyordum, o da benim yazdıklarımı okuyordu.)

    6. Ekeylem Eksikliği

    Arkadaşım akşamları kitap okur; bense televizyon seyrederdim.
    (Arkadaşım akşamları kitap okurdu; bense televizyon seyrederdim.)

    Annemin yemekleri çok lezzetli ve sağlığa zararlı değildi.
    (Annemin yemekleri çok lezzetliydi ve sağlığa zararlı değildi.)

    Başı sıkıştığı anlarda bize gelir, onunla saatlerce konuşurduk.
    (Başı sıkıştığı anlarda bize gelirdi, onunla saatlerce konuşurduk.)

    Evin kirası çok uygun; ancak yeri güzel değildi.
    (Evin kirası çok uygundu; ancak yeri güzel değildi.)

    Çok güzel bir kadındı; davranışları uyumlu, konuşması kusurlu değildi.
    (Çok güzel bir kadındı; davranışları uyumluydu, konuşması kusurlu değildi.)

    7. Fiilimsi Eksikliği

    Buraya gelmeden öncemi sonra mı telefon etti.
    (Buraya gelmeden öncemi geldikten sonra mı telefon etti.)

    Kırklareli’de babamın ve benim bildiğim bir yerde buluşacaktık.
    (Kırklareli’de babamın bildiği ve benim bildiğim bir yerde buluşacaktık.)

    Her şey, fakir elbiseleri gibi lime lime, nem almış sıvalar gibi parçalandığı zaman ortaya çıkacaktır.
    (Her şey, fakir elbiseleri gibi lime lime olduğu, nem almış sıvalar gibi parçalandığı zaman ortaya çıkacaktır.)

    Ne benim ne öğretmenimin söylediklerine kulak vermişti.
    (Ne benim söylediklerime ne öğretmenimin söylediklerine kulak vermişti.)


    Biliyorum ki gazetelerde ve televizyonlarda seyrettiğimiz olaylar her an bizim de başımıza gelebilir.
    (Biliyorum ki gazetelerde dinlediğimiz ve televizyonlarda seyrettiğimiz olaylar her an bizim de başımıza gelebilir.)

    8. Tamlama Yanlışlıkları

    Birden fazla tamlayanın aynı tamlanana bağlanması, olması gereken tamlayanın ya da taml*****n olmamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

    Anne babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenlerine durumunu sormalıdır.
    (Anne babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenlerine onların durumunu sormalıdır.)

    Elindeki kitabı bir an önce bitirmek istiyor, bazı sayfalarını hiç okumuyordu.
    (Elindeki kitabı bir an önce bitirmek istiyor, kitabın bazı sayfalarını hiç okumuyordu.)

    Kısa cümlelerin yazıya bir canlılık kattığı, okunmasını kolaylaştırdığı bir gerçektir.
    (Kısa cümlelerin yazıya bir canlılık kattığı, yazının okunmasını kolaylaştırdığı bir gerçektir.)

    Yazar, okuyucularına doğru ve faydalı fikirler, olumlu ve yapıcı hisler telkin ederek aydınlanmasını sağlar.
    (Yazar, okuyucularına doğru ve faydalı fikirler, olumlu ve yapıcı hisler telkin ederek okuyucuların aydınlanmasını sağlar.)

    Ona bütün işlerinde yardım ettim, başarılı olması için elimden ne geliyorsa yaptım.
    (Ona bütün işlerinde yardım ettim, onun başarılı olması için elimden ne geliyorsa yaptım.)

    İsim tamlamaları ile sıfat tamlamalarında, tamlayan veya tamlananların ortak kullanılmaya çalışılması anlatım bozukluğuna neden olur.

    Tiyatroda yalnız karakter ve duygusal yönden değil toplum olarak da bulmak, istiyoruz kendimizi.
    (Tiyatroda yalnız karakter yönünden ve duygusal yönden değil toplum olarak da bulmak, istiyoruz kendimizi.)

    Depremzedelere her türlü tıbbi ve gıda yardımı yapıldı.
    (Depremzedelere her türlü tıbbi yardım ve gıda yardımı yapıldı.)

    9. Ek Yanlışlığı

    Cümlede kullanılması gereken eklerin kullanılmaması, kullanılmamamsı gereken eklerin kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur. Ayrıca eklerin doğru kullanılmamamsı da bir anlatım bozukluğu sebebidir.

    • Kullanılması gereken ekin kullanılmaması anlatım bozukluğuna neden olur:
    Ülkemizde sağlam malzemeyle yapılmayan binalar, en ufak bir sarsıntıda çok zarar gördüğü uzmanlarca dile getiriliyor.
    (Ülkemizde sağlam malzemeyle yapılmayan binaların, en ufak bir sarsıntıda çok zarar gördüğü uzmanlarca dile getiriliyor.)

    Bir yazar bu tür olaylara kesinlikle karışmaması gerekir.
    (Bir yazarın bu tür olaylara kesinlikle karışmaması gerekir.)

    Toplumun ve gençlerin gelişmeleri için gerçekleştirilmek istenen bu faaliyetler yabana atılmamalı.
    (Toplumun ve gençlerin gelişmesi için gerçekleştirilmek istenen bu faaliyetler yabana atılmamalı.)

    Sanat, insanların aklını ve yüreğini etkileme gücü vardır.
    (Sanatın, insanların aklını ve yüreğini etkileme gücü vardır.)

    • Kullanılmaması gereken ekin kullanılması da anlatım bozukluğuna neden olur.
    İnsan duygularını en ince ayrıntısına kadar anlatan yazarımızın, yine tartışmalara neden olacak bir kitap çıkardı.
    (İnsan duygularını en ince ayrıntısına kadar anlatan yazarımız, yine tartışmalara neden olacak bir kitap çıkardı.)

    Öğrencilik yıllarında savunduğu fikirlerinin hiçbiri yanlış değildi.
    (Öğrencilik yıllarında savunduğu fikirlerin hiçbiri yanlış değildi.)

    İçeri giren adam Fransızca dilini çok iyi konuştuğunu söyledi.
    (İçeri giren adam Fransız dilini çok iyi konuştuğunu söyledi.)

    Gelecek yıl, bugün size aktardığım tasarılarımı gerçekleştireceğiz.
    (Gelecek yıl, bugün size aktardığım tasarıları gerçekleştireceğiz.)

    Uzun süren yaşamı boyunca birçok ölümsüz esere imzasını attı.
    (Uzun süren yaşamı boyunca birçok ölümsüz esere imza attı.)

    • İyelik ekinin gereksiz kullanımı da anlatım bozukluğuna neden olur.
    Bu hafta sonu kardeşine araba kullanmasını öğretecekmiş.
    (Bu hafta sonu kardeşine araba kullanmayı öğretecekmiş.)

    Gitar çalmasını oldum olası beceremem.
    (Gitar çalmayı oldum olası beceremem.)

    Konuşmasını biliyorsun; ama susmasını bir türlü öğrenemedin.
    (Konuşmayı biliyorsun; ama susmayı bir türlü öğrenemedin.)

    • Cümlede kimi zaman bir sözcükle aynı anlamı veren bir ek kullanılır. Bu durum bir anlatım bozukluğu nedenidir.
    Onun sınavı kazanamamasının nedeni, derslerine düzenli çalışmamasındandır.
    (Onun sınavı kazanamamasının nedeni, derslerine düzenli çalışmamasıdır.)

    Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığındandır.
    (Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de yeşil alanların azlığıdır.)

    • Sıfat yapım eki olan “-ki” de kullanıldığı kimi cümlelerde anlatım bozukluğuna neden olur.
    Bu mahalledeki oturan herkes Ahmet’i çok sever ve her fırsatta ona yardım ederdi.
    (Bu mahallede oturan herkes Ahmet’i çok sever ve her fırsatta ona yardım ederdi.)

    Muğla yöresindeki çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı.
    (Muğla yöresinde çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı.)

    • Cümlede eklerin yanlış kullanılması da anlatım bozukluğunun bir nedenidir.
    Yazarların köy yaşayışında ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.
    (Yazarların köy yaşamıyla ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.)

    Beni en çok sevindiren senin geldiğindir.
    (Beni en çok sevindiren senin gelmendir.)

    Sorun, arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor.
    (Sorun, arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olmasından kaynaklanıyor.)

    Tek amacımız, yurdumuza dönmemiz ve ülkemize yararlı olmaktır.
    (Tek amacımız, yurdumuza dönmek ve ülkemize yararlı olmaktır.)

    10. Çatı Uyuşmazlığı

    Birleşik cümlelerde temel cümlenin etkin olup yan cümlenin etken olmaması veya temel cümlenin edilgen olup yan cümlenin edilgen olmamasından kaynaklanan anlatım bozukluğudur.

    Dağların zirvesine doğru çıkıldıkça sıcaklığın düştüğünü hissedersiniz.
    (Dağların zirvesine doğru çıktıkça sıcaklığın düştüğünü hissedersiniz.)

    Sınavda başarılı olmak isteniyorsa, derslere zamanında çalışmalıyız.
    (Sınavda başarılı olmak istiyorsak, derslere zamanında çalışmalıyız.)

    Bu denemeler, uzun uzun düşünerek, kitaplar karıştırılarak, birkaç kez düzelterek yazılmıştır.
    (Bu denemeler, uzun uzun düşünülerek, kitaplar karıştırılarak, birkaç kez düzeltilerek yazılmıştır.)

    Ertesi gün sabah erkenden kalkılıp, çobanın karısının hazırladığı yiyecekleri yedikten sonra, kapıya yöneldiler.
    (Ertesi gün sabah erkenden kalkıp, çobanın karısının hazırladığı yiyecekleri yedikten sonra, kapıya yöneldiler.)

    Birkaç tuvali boyayla doldurarak değil, belki boyalar, tuvaller tüketerek sanatçı olunur.
    (Birkaç tuvali boyayla doldurarak değil, belki boyalar, tuvaller tüketilerek sanatçı olunur.)

    Tüm dünyada aranıp bulunamayan suçlu nihayet yoğun uğraşlardan sonra kıskıvrak yakaladılar.
    (Tüm dünyada aranıp bulunamayan suçlu nihayet yoğun uğraşlardan sonra kıskıvrak yakalandı.)

    1930’lara gelindiğinde bilişsel gelişim dönemlerinden söz edilmeye başladı.
    (1930’lara gelindiğinde bilişsel gelişim dönemlerinden söz edilmeye başlandı.)

    Bu nedenle deneme yazarı, denemenin anlatımının yalın olmasına dikkat edilmelidir.
    (Bu nedenle deneme yazarı, denemenin anlatımının yalın olmasına dikkat etmelidir.)

    11. Bağlaç Yanlışlığı

    Bağlaçlar, bağlama görevi olan sözcüklerdir. Bunların bazen yanlış, bazen gereksiz kullanılması anlatım bozukluğuna yol açabilir.

    Bu yaylaların havası temiz; ama suyu da çok tatlı.
    (Bu yaylaların havası temiz; suyu da çok tatlı.)

    Halk edebiyatının dili oldukça sadedir; buna karşılık Divan edebiyatının dili ise çok ağırdır.
    (Halk edebiyatının dili oldukça sadedir; buna karşılık Divan edebiyatının dili çok ağırdır.)
    Yarın dershaneye gelirken, Türkçe veya matematik kitaplarını getirin.
    (Yarın dershaneye gelirken, Türkçe ve matematik kitaplarını getirin.)

    Ev çok geniş; ama bahçesi de güzel.
    (Ev çok geniş; bahçesi de güzel.)

    Bu yazar görüşlerinde çok tutarlı; ama inatçı değildir.
    (Bu yazar görüşlerinde çok tutarlı; ve inatçı değildir.)

    12. Deyim Yanlışlıkları

    Deyimlerin cümle içerisinde yanlış anlamda kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

    Öğretmenin anlattığı konu öğrencilerin dikkatini çekmiş olmalı ki herkes kulak kabartmış öğretmeni dinliyordu.
    (Öğretmenin anlattığı konu öğrencilerin dikkatini çekmiş olmalı ki herkes kulak kesilmiş öğretmeni dinliyordu.)

    13. Cümlede Mantık Hatasının Bulunması

    Cümleyi oluştururken mantık ilişkilerine dikkat etmemek de bir anlatım bozukluğu nedenidir. Sözleri sıralarken aralarındaki anlam ilişkisini göz ardı etmek, bir cümleyi kurarken söylenenlere dikkat etmemek bu tür kusurlardandır.

    Belediye meclisine başkan seçilebilmek için üye tam sayısının bir fazlasının oyunu almak gerekir.
    (Belediye meclisine başkan seçilebilmek için üye tam sayısının yarısından bir fazlasının oyunu almak gerekir.)

    Karşıdaki eski binayı işçiler birinci katından itibaren yıkmaya başladılar.
    (Karşıdaki eski binayı işçiler son katından itibaren yıkmaya başladılar.)
    Moderatör Burcu ve Murat AKSOY bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş