arkadaşlar aruz kalıpları?:)

Konu 'Edebiyat 9.Sınıf' bölümünde rose12 tarafından paylaşıldı.

  1. rose12

    rose12 Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    aruz kalıplarından biraz bahsedebilir misiniz arkadaşlar?:)
  2. abdulmelik

    abdulmelik Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2009
    Mesajlar:
    974
    Beğenileri:
    964
    Ödül Puanları:
    0
    Aruz Kalıpları: Aruz kalıpları Arapça’dakı “faa’le” eyleminden türetilmiş olan “falün,feûlün,fâlün,fâilatün, müstef’ilün, mefâilün, mütefâilün, müstef’ilâtün” gibi sözcüklerden birinin tekrarlanmasıyla veya birkaçının yan yana getirilmesiyle ortaya çıkar.

    Belli başlı aruz kalıpları:
    Feûl (. -)
    Feûlün (. - -)
    Feilün (. . -)
    Fâilün (- . -)
    Mef’ûlü (- - .)
    Fâilâtü (- . - .)
    Feilâtün (. . - -)
    Fâilâtün (- . - -)
    Mefâîlü (. - - .)
    Mefâîlün (. - - -)
    Mefâilün (. - . -)

    Türk şiirinde en fazla kullanılan kalıplar:

    Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (-.--/-.--/-.--/-.-)
    Feilâtün feilâtün feilâtün feilün (..--/..--/..--/..-)
    Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (.---/.---/.---/.---)
    Mefûlü fâilâtü mefâîlü fâilün (--./-.-.-/.--/-.-)

    Örnek:
    Bu gamze değil belâdır ey dost
    Bu hande değil cefâdır ey dost
    - - . / . - . - / . - -
    Mef’ûlü / mefâ’ilün /fa’ûlün
    Ahmet Paşa
  3. mustafaltun

    mustafaltun Üye

    Katılım:
    26 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Edebiyat dünyası içinde ayrı bir yeri olan aruz ölçüsünde kullanılan ve her edebiyat ve lisa öğŸrencisinin bilmesi lazım gelen ünlü, en çok kullanılan, aruz kalıp ölçüleri ve uygulamalı örnekli anlatımları;

    ARUZ Ö–LÇÜSÜœ Tanımı :

    Aruz, arap edabiyatından edabiyatımıza girmiş, edebiyat dünyasında dize ve hecelerin uyumu ve onların hesaplanmasında kullanılan bir edebi ölçü birimidir. Aslen Arap edebiyatından alınan ve dizelerdeki hecelerin açık ya da kapalı oluşuna dayanan bir vezindir. Başta Divan edebiyatında olmak üzere Halk edebiyatının son dönemlerinde, Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde de kullanılmıştır.
    Aruz ölçü ve kalıplarında kullanınan terimler ;

    a. İmale (çekme, uzatma): Kısa olan bazı hecelerin ölçüye uydurulması için uzun okunmasına denir.

    b. Zihaf (kısma): İmalenin tersidir. Arapça ve Farsça sözcüklerdeki uzun heceyi, ölçünün gerektirdiğŸi yerde kısa hece gibi okumaya denir.

    c. Med (kabartma): Aruzda ritim denen iç ahengi sağŸlamak amacıyla iki heceyi bir hece durumuna getirmek, yani bir tam sesi bir buçuk sese yükseltmektir. Med, her zaman bir uzun hece ve onu takip eden kısa hece arasında yapılır. Yani med, iki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğŸinde sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten birinci heceyi imaleden biraz daha uzun okumaktır.

    d. Vasl (ulama, ulaştırma, liyezon): Kapalı bir heceyi açık höle getirmek için, son hecesi ünsüz bir harfle biten bir sözcüğün, kendinden sonra gelen ve ilk hecesi ünlü olan sözcüğe kendiliğinden bağlanması ve iki sözcüğün tek sözcük gibi okunmasıdır. Ulama aslında bir kusur sayılmaz, çünkü şiirdeki musikiyi artırır.

    e. Kasr (kısaltma, inceltme): Uzun heceyi hafifletmek, inceltmektir. Aruzda uzun olan “mâh, şâh, nigâh” gibi bir sözcüğü hafifleştirerek “meh, şeh, nigeh” şeklinde okumaktır. “İstanbul” gibi kimi özel adların “Stanbul” şeklinde okunması da kasr ile ilgilidir.
    Örnek:
    Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saadet ki rahşına
    Ceylan deminde arsa-i âlem gelirdi teng
    Baki
    f. Sekt-i melîh (Güzel kesme): Sözlük anlamı “güzel kesme”dir. Yalnız “mef’ûlü mefa’ûlün” kalıbında yapılır. Bu parçalardaki “-lü” ve “me-” açık hecelerinin birleşerek bir uzun hece oluşturmasıyla bir uyum kesikliği meydana getirmektir. Bu durumda ölçü ”mef’ûlün fa’ûlün fa’ûlün” biçimine girer.

    Örnek:
    Bir yoldu parıldayan gümüşten
    Gittik…. Bahs açmadık dönüşten
    Yahya KEMAL


    Takti: Aruz ölçüsüyle yazılmış bir şiirdeki ölçüyü belirleyebilmek için şiiri oluşturan hecelerin (.) veya (—) işaretiyle gösterilmesine ve kalıplarının bulunmasına “takti” denir. Takti, ölçünün parçalarını belirlemeyle ilgilidir.
    Örnek:
    Bu harmanın gelir sonu kapıştırın giderayak
    Yarın bakarsınız söner bugün çatırda yan ocak
    . – . – / . – . – / . – . – / . – . –
    Mefâ’ilün / mefâ’ilin / mefâilün / mefâilün
    Tevfik Fikret, Hân-ı Yağma

    Aruz Kalıpları: Aruz kalıpları Arapça’dakı “faa’le†eyleminden türetilmiş olan “falün,feÖ»lün,fÖ¢lün,fÖ¢ilatün, müstef’ilün, mefÖ¢ilün, mütefÖ¢ilün, müstef’ilÖ¢tün†gibi sözcüklerden birinin tekrarlanmasıyla veya birkaçının yan yana getirilmesiyle ortaya çıkar.

    En çok Kullanılan Belli başlı aruz kalıpları :

    Feûl (. -)
    Feûlün (. – -)
    Feilün (. . -)
    Fâilün (- . -)
    Mef’ûlü (- – .)
    Fâilâtü (- . – .)
    Feilâtün (. . – -)
    Fâilâtün (- . – -)
    Mefâîlü (. – – .)
    Mefâîlün (. – – -)
    Mefâilün (. – . -)

    Türk şiirinde en fazla kullanılan kalıplar:

    Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (-.–/-.–/-.–/-.-)
    Feilâtün feilâtün feilâtün feilün (..–/..–/..–/..-)
    Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (.—/.—/.—/.—)
    Mefûlü fâilâtü mefâîlü fâilün (–./-.-.-/.–/-.-)

    Örnek:
    Bu gamze değil belâdır ey dost
    Bu hande değil cefâdır ey dost
    - – . / . – . – / . – –
    Mef’ûlü / mefâ’ilün /fa’ûlün
    Ahmet Paşa

    Aruz Kuralları:
    Farsça tamlama eki olan “-i†ile “ve†anlamındaki “ü, vü†bağŸlacı vezin gereğŸi uzun da kısa da olabilir.
    Bir şiirin vezni en az iki dizeden hareket ederek bulunabilir. Tek dizeye bakarak vezin bulunmaz.
    Hecelerin açık kapalı değŸerleri karşılıklı kontrol edilir. Ö–nce imkÖ¢n varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğŸu için en son o ihtimal düşünülür.
    Aruzla yazılmış dizelerin son heceleri her zaman uzun sayılır.
    Aruz ölçüsünde üç tane kapalı hece, yani kısa okunan hece yan yana gelmez, çünkü buna uygun bir aruz kalıbı yoktur.
    Aruz vezninde tef’ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef’ilelerde durgu yapılmaz.



    ARUZ ÖLÇÜSÜ

    1- Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak üzere üçe ayrılır.
    2- Başlıca tef‘ileler şunlardır:

    Fa‘ (-), Fe ul (. -),Fa‘ lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- . -), Fe û lün (. – -), Mef û lü (- – .), Fe i lâ tün (. . – -), Fâ i lâ tün (- . – -), Fâ i lâ tü (- . – .), Me fâ i lün (. – . -), Me fâ î lün (. – – -), Me fâ î lü (. – – .), Müf te i lün (- . . -), Müs tef i lün (- – . -), Mü te fâ i lün (. . – . -)… Burada tef‘ilelerle parantez içindeki hecelerinin değerlerinin aynı olduğuna dikkat ediniz.
    3- Aruz vezninde tef‘ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef‘ilelerde durgu yapılmaz.
    4- Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.
    5- Farsça tamlama eki olan “-i” ile “ve” anlamındaki “ü, vü” bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.
    6- Medli heceler hafif bir “i, ı” sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşkden şeklinde söylenmelidir.
    7- Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef‘ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef‘ile ise Fa‘lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef‘ile parantez içinde hemen altında gösterilir.
    8- Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl Marşı’nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır.
    9- Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazan eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.
    Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece
    10- Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir.
    11- Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin’in “Elhân-ı Şita” adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.
    12- Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz.
    13- Mısralardaki imale ve zihaf kusuru olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir.
    14- Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır:
    a) Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat ederek yazmalıyız.
    b) Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tespit edilir.
    c) Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz.
    d) Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür.
    e) Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef‘ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef‘ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa’, Fe i lün, Fâ i lün gibi tef‘ileler sonda bulunur.
    f) Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat etmelidir.

    ARUZ KALIPLARI-II

    ARUZ KALIPLARIYLA İLGİLİ UYGULAMALAR:

    Göz gördü / gönül sevdi / seni ey yü / zü mâhım seni: imale
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Kurbânı /n olam var mı / benim bunda / günâhım (Nahîfî) Kurbânın olam: ulama
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

    Açınca yel / keni hiç bak / ma, oynasın / varsın;
    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ _
    Kayık çocuk / gibidir: Oy/ nuyor mu kay / detme (Tevfik Fikret)
    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ _
    Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Fa’ lün
    (Feilün)

    Duydum se / ni istiyor / bu vicdan vâsıl oldu: ulama
    _ _ . / . _ . _ /. _ _
    Bildim sa / na vâsıl ol / du cânân (Abdülhak Hamid Tarhan)
    _ _ . / . _ . _ /. _ _
    Mef’ûlü / Mefâilün/ Feûlün

    Memleket bit / ti, yine bit / medi hâlâ / sen, ben…. yine: imale
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _ büyük olmaz: ulama
    Bize bu hâl / ile bizden / büyük olmaz / düşmen (Namık Kemal) bu: imale
    . . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _
    Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün
    (Fâilâtün) (Fa’lün)

    Ağır ağır / çıkacaksın / bu merdiven / lerden
    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ _
    Eteklerin / de güneş renk / li bir yığın / yaprak (Ahmed Haşim)
    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ _
    Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün

    Âsûde / olam dersen / eğer gelme / cihâna dersen eğer: ulama
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Meydâna / düşen kurtu/ lamaz seng-i / kazâdan (Ziya Paşa)
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

    Hayır mâtem senin hakkın değil, mâtem benim hakkım: bilmez âfâkım.: ulama
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _
    Asırlar var ki aydınlık nedir hiç bilmez âfâkım. (Mehmed Âkif Ersoy)
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _
    Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

    Çatma, kurban / olayım çeh / reni, ey naz / lı hilâl!
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
    Kahraman ır / kıma bir gül! / Ne bu şiddet / bu celâl?
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
    Sana olmaz / dökülen kan / larımız son / ra helâl…
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
    Hakkıdır ,Hak / k’a tapan mil / letimin is / tiklâl! (Mehmed Âkif Ersoy)
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _
    Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün
    (Fâilâtün) (Fa’lün)

    Uçtuk Mo / haç ufkunda / görünmek he / vesiyle Mohaç ufkunda: ulama
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Canlandı / o meşhûr o / va at kişne / mesiyle (Yahya Kemal Beyatlı)
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

    Gönlüm, di / lim, kanım ve / mizâcımla / sizdenim
    _ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _
    Dünyâ ve / âhirette / vatandaşla / rım benim. (Yahya Kemal Beyatlı)
    _ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _
    Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün

    Sitanbul’a geçmiş idim salı gün salı: imale
    . _ _ / . _ _ /. _ _ /. _ ânın emsâli: ulama
    Cihân görmesin ânın emsâli gün (Keçecizâde İzzet Molla)
    . _ _ / . _ _ /. _ _ /. _
    Fe û lün / Fe û lün / Fe û lün / Fe ûl

    Saçma ey göz / eşkden gön / lümdeki od / lare su eşk: medli hece
    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ (bir buçuk)
    Kim bu denlü / tutuşan od / lare kılmaz / çâre su (Fuzûlî)
    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ altı çizili hecelerde imale var.
    Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

    Dinle neyden / kim hikâyet / etmede
    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _
    Ayrılıklar / dan şikâyet / etmede
    _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ Nahifî
    Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

    Hani ol gül / gülerek gel / diği demler / şimdi
    . . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _
    Ağlarım hâ / tıra geldik / çe gülüştük / lerimiz (Mâhir)
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _
    Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün
    (Fâilâtün) (Fa’lün)

    Ne Süleymân / ne Selîm’in / kuluyuz
    . . _ _ / . . _ _ / . . _
    Hazret-i Rab / bi rahîmin / kuluyuz (Esrar Dede)
    _ . _ _ / . . _ _ / . . _
    Feilâtün / Feilâtün / Feilün
    (Fâilâtün) (Fa’lün)

    Anı hoş tut / garîbindir / efendi iş / te biz gittik
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

    Gönül derler / ser-i kûyun / da bir dîvâ / nemiz kaldı (Hayâlî)
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _
    Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

    Geçer firkat / zamânı böy / le kalmaz
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _
    Sağ olsun sev / diğim Mevlâ / kerimdir (Nâilî) Sağ olsun: ulama
    . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _
    Mefâîlün / Mefâîlün / Feûlün

    Cihânda â / şık-ı mehcû / r[ı) sanma râ / hat olur şık-ı: ulama; cûr: medli hece
    . _ . _ / . . _ _ / . _ _ _ / . . _ şikâyet olur ve râhat olur: ulama
    Neler çeker / bu gönül söy / lesem şikâ / yet olur (Şeyhülislâm Yahya)
    . _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / . . _
    Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün

    Ağlatma / yacaktın yo / la baktırma / yacaktın va'de:kelimenin ilk hecesi uzun “a” var gibi okunur
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Ol va'de / -i tekrâr[ı] / -be-tekrârı / unutma (Esrar Dede) râr: medli hece
    _ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _
    Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

    Gül hasre / tinle yolla / ra tutsun ku / lağını çeksin intizar: ulama
    _ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _
    Nergis gi / bi kıyâme / te dek çeksi / n intizar (Bâkî)
    _ _ . /_ . _ . / . _ _ . / _ . _
    Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün
    umarım faydalı olmuştur. Hepinize kolay gelsin.

Sayfayı Paylaş