arkadaşlar ders verici hikayeler bulabilir misiniz???

Konu 'Türkçe 7. Sınıf' bölümünde 7fedanur tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. 7fedanur

    7fedanur Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    38
    Ödül Puanları:
    0

    :):eek::rolleyes:arkadaşlar en az 3 tane ders verici hikaye lazım lütfen yardım edin 3'ten fazlada olabilir ama az olmasın:97::97:
  2. melek97

    melek97 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    257
    Ödül Puanları:
    0
    Acele Karar Vermeyin
    Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, . bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan . özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden ******" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz
    ceylan taşdemir bunu beğendi.
  3. melek97

    melek97 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    257
    Ödül Puanları:
    0
    Üç Heykel
    İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.

    Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.

    Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.

    Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."

    Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gr***** kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.

    Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.

    Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.

    Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.

    İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.

    Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.

    Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:

    "Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

    Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir.

    En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.
  4. melek97

    melek97 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    257
    Ödül Puanları:
    0
    AZİM
    Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti.
    Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı.
    Çocuk bir gün hocasına "hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek" dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu.
    Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, "hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim" Hocası ise "sen sadece hareketi yap" cevabını verdi.
    Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.
    Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu .
    "hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum"
    Hocası çocuğa baktı ve dedi ki,
    "senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir.
    Ve bir tek savunması vardır
    o da, rakibin sol kolunu tutmak".

    İNŞALLAH İŞİNE YARAR
  5. yazgı

    yazgı Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar acil 115 116 117 118 119 120 şimdidenteşekkür
  6. melek97

    melek97 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2010
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    257
    Ödül Puanları:
    0
    118 5.etkİnlİk

    Ana dÜŞÜnce:
    İnsanlar hİÇbİr zaman sevdİklerİnİ kaybetmek İstemezler ÇÜnkÜ kaybetmekten korkarlar
    yardimci dÜŞÜnce:her yaŞamin bİr sirri varir

    6.etkİnlİk
    dedem hİÇ Ölmesİn


    7.etkİnlİk
    neyledİ:neyle'dİ
    10uncu:10. Nokta inci İncİ anl***** gelİr.
    2008de:2008'de
    tÜrkİyem:tÜrkİye'm
    odtÜden:eek:dtÜ'den
    19.30da:19.30'dan
    kurumunun:kurumu'nun
    sÖzlÜĞÜnde:sÖzlÜĞÜ'nde
    hanimin:hanim'in
    denİzİn:denİz'İn
    100e:100'e
    alİnİn:alİ'nİn
    velİye:velİ'ye


    8 etkİnlİk
    gÖrÜlen geÇmİŞ zaman
    duyulan geÇmİŞ zaman
    genİŞ zaman
    Şart kİpİ

    9 etkİnlİk
    ii bÖlÜmÜ
    1 gÖrÜlen geÇmİŞ zaman(bİrİ yapmiŞ)
    duyulan geÇmİŞ zaman
    3Şart kİpİ
    4gÖrÜlen geÇmİŞ zaman
    5duyulan g.z
    6Şart kİpİ
    7gÖrÜlen g.z.
    8genİŞ zaman
    9genİŞ zaman
    ceylan taşdemir bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş