Arkadaslar! Lütfen yardım edin.Türkçe Çalışma Kitabı Sayfa,73,74,76,78,

Konu 'Türkçe 7. Sınıf' bölümünde gercek_yalan tarafından paylaşıldı.

  1. gercek_yalan

    gercek_yalan Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2010
    Mesajlar:
    34
    Beğenileri:
    38
    Ödül Puanları:
    0

    :eek::):rolleyes::330:Türkçe Çalışma Kitabı Sayfa,73,74,76,78 yapan varsa lütfen versin!:D
    Verenlere Tesekuur Ederm Ama lutfen Bir an oncee
  2. sevde şahiner

    sevde şahiner Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2010
    Mesajlar:
    30
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    73 - 74 - 76 - 78 etkinlikler cevapları

    (sayfa 73 )6. etkinlik 1 :... 1.cümlede emin olmadıkları için kullanılmış 2.cümlede ise doğum tarihini bildirmek için kullanılmıştır.
    (sayfa 73)6.etkinlik 2 :... olay ve küçümseme anlamı katmıştır
    (sayfa 73)7.etkinlik : oradaki boşlukların hepsine (?) soru işareti konacak.
    (sayfa 76)11.etkinlik 1 : bolluk ve bereket
    (sayfa 76)11.etkinlik 2 : gücüm yetse hemen işe başlasam , kazma coşar,bel coşar
    (sayfa 76)12.etkinlik 1 : araba geçse de ben de karşıya geçsem/arkadaşlarımla barışsak ta ben de onlara katılsam/bir film seçsem de bir an önce izlesem
    (sayfa 76)12.etkinlik 2 : hava güzel olursa - yürüyüş yaparız
    kitabı bitirirsem - kahramanın nereye gittiğini bilirim
    borcunu zamanında ödersen - sana tekrar para veririm
    soruların hepsini doğru cevaplarsam - sınavda 1. olurum
    dengeli beslenir sem - sağlıklı olurum
    (sayfa 78)2.etkinlik : 1=kafiye
    2=hacıyatmaz
    3=alamet
    4= körpe
    5=cascavlak
    6= reis
    7= Yapıncak
    K@rd€L€n BuRCu bunu beğendi.
  3. gercek_yalan

    gercek_yalan Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2010
    Mesajlar:
    34
    Beğenileri:
    38
    Ödül Puanları:
    0
    Cok Tesekkur Edermm :D ;) cok saoll :)
  4. mehtap_pelin

    mehtap_pelin Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2010
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaş bak googlede yaz 7.sınıf ingilizce öğretmen kitabı yaz sana türkçe öğretmen kılavuz kitabı ve ingilizce öğretmen kılavuz kitabı çıkar ve indir bütün sorunları hal olur.
    Moderatör Seher bunu beğendi.
  5. 12 dev adam

    12 dev adam Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2010
    Mesajlar:
    38
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    bir küçük osmancık vardı kitabını okuyan var mır ? çok lazımda bana
    kitabın kahramanları
    olayın geçtiği zaman
    olayın geçtiği
    kitabın yazarı siz olsaydınız nasıl sonuçlandırırdınız?
    konusu
    ben yeni üyeyim :)
    biraz yardım
    lütfen
  6. tuqba34

    tuqba34 Üye

    Katılım:
    27 Aralık 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    0
    76. sayfadaki 7. etkinlikte benden oLsun :)

    1-D
    2-y
    3-d
    4-d
    5-y
    6-d
    7-y
    8-y
    9-d
    10-d
  7. bYz*

    bYz* Üye

    Katılım:
    2 Ocak 2011
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    ya bana yukarıda ne var ne yok ? konusun etkinlikleri lazım yapanlar verebilirmi ? sayfa (72-73-74-75-76-77) ?? :ugh:
  8. theTURK

    theTURK Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2010
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Türkçe Çalışma kitabı 76-77 Acilllllllllll

    Çalışma kitabı 76-77 cevapları ltfen acl lazm yarınaaaa
  9. edada

    edada Üye

    Katılım:
    1 Ocak 2011
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    türkçe 76.sayfa 7. etkinlik

    d 1.
    y 2.
    y 3.
    d 4.
    d 5.
    y 6.
    y 7.
    y 8.
    d 9.
    d 10.
    theTURK bunu beğendi.
  10. Hakan Temur

    Hakan Temur Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    122
    Beğenileri:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Bir Küçük Osmancık Vardı Kitap Özeti (Hasan Nail Canat)

    Bir Küçük Osmancık Vardı Kitap Özeti
    Kitabın Adı : Bir Küçük Osmancık Vardı
    Yazarı : Hasan Nail Canat

    Kitabın Özeti
    KONUSU: İnsan, ne kadar büyük acılarla karşılaşırsa karşı*laşsın, yine de ümidini kaybetmemelidir. Kitapta, küçük ya larda kaçırılan bir çocuğun, uzun yıllardan sonra, ailesine kavuşması gayet güzel ve yalın bir şekilde anlatılmaktadır.

    Abdullah Bey, inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibi idi. İşleri yerinde, evine bağlı bir hanımı, Osman isimli küçük bir de çocuğu vardı.
    Bir gün, gündüz vakti, evine postacı kılığında bir soyguncu girip, evin hanımını bayıltarak çelik kasayı açtı. Para bulamayın*ca, bu sefer de, ağladığı için sesini duyduğu bebeği kaçırmaya karar verdi. Çünkü eli boş dönmek istemiyordu.

    Abdullah Bey İş yerindeydi. Çalan telefonu açınca, karşısın*daki ses, çocuğunu kaçırdığını, karısının evde baygın bir şekilde yattığını, hemen evine gitmesini ve polise haber vermemesini söyledi. Şaşkın ve kararsızdı. Evi aradığında telefona cevap ve*rilmemesi kuşkularını artırdı ve hemen evine koştu. Hanımı peri*şan bir vaziyette ağlamaktaydı. Sakinleştirmeye çalıştı.

    Birkaç saat endişeli bekleyişten sonra, beklediği telefon geldi. Arayan aynı sesti. Yarın akşam şu kadar parayı falan yere getir*mesini ve polise de haber vermemesini bir kere daha söyleyip, telefonu kapattı.

    Çocuğu Pendik’te yıkık bir eve götürmüşlerdi. Çetenin reisi Apo isimli tipsiz bir herifti. Avaresinin birinin adı Zevzek’ti. Bir de İstanbul’a artist olmak İçin gelip, aradığını bulamayıp da kötü yola düşen, Romantik isimli sevgilisi vardı.
    Abdullah Bey’in eşi, kocasından habersiz durumu akrabaları komiser Mahmut’a bildirmişti. Mahmut Bey, iki sivil polis gön*derdi. Bilinen soruşturmaları yaptılar. Bahçıvanın bu Abdullah Bey, inşaat çivisi imal eden bir fabrikanın sahibi i-di. İşleri yerinde, evine bağlı bir hanımı, Osman isimli küçük bir de çocuğu vardı.

    Bir gün, gündüz vakti, evine postacı kılığında bir soyguncu girip, evin hanımını bayıltarak çelik kasayı açtı. Para bulamayın*ca, bu sefer de, ağladığı için sesini duyduğu bebeği kaçırmaya karar verdi. Çünkü eli boş dönmek istemiyordu.

    Abdullah Bey İş yerindeydi. Çalan telefonu açınca, karşısın*daki ses, çocuğunu kaçırdığını, karısının evde baygın bir şekilde yattığını, hemen evine gitmesini ve polise haber vermemesini söyledi. Şaşkın ve kararsızdı. Evi aradığında telefona cevap ve*rilmemesi kuşkularını artırdı ve hemen evine koştu. Hanımı peri*şan bir vaziyette ağlamaktaydı. Sakinleştirmeye çalıştı.

    Birkaç saat endişeli bekleyişten sonra, beklediği telefon geldi. Arayan aynı sesti. Yarın akşam şu kadar parayı falan yere getir*mesini ve polise de haber vermemesini bir kere daha söyleyip, telefonu kapattı.

    Çocuğu Pendik’te yıkık bir eve götürmüşlerdi. Çetenin reisi Apo isimli tipsiz bir herifti. Avaresinin birinin adı Zevzek’ti. Bir de İstanbul’a artist olmak İçin gelip, aradığını bulamayıp da kötü yola düşen, Romantik isimli sevgilisi vardı.
    Abdullah Bey’in eşi, kocasından habersiz durumu akrabaları komiser Mahmut’a bildirmişti. Mahmut Bey, iki sivil polis gön*derdi. Bilinen soruşturmaları yaptılar. Bahçıvanın bu diyse de, Abdullah Bey “Senin kabahatin yok!” diyerek buna müsa*ade etmedi.

    Karı koca, gece gündüz çocuklarına kavuşmak İçin Allah’a dua ediyorlardı.
    Osman’a ne olmuştu? Tesadüfen orada durmak zorunda ka*lan bir kamyonda anası-babası Van depreminde ölmüş olan, on iki yaşmdaki muavin Garip’in ağlayan bir bebek sesi işiten hassas kulakları sayesinde, Garip ve ustası Ali tarafından bulunduğu yerden alınmış, kendisi de kimsesiz büyümüş bu çocuk tarafından altı değiştirilmiş, karnı doyurulmuştu.

    Ali ve Garip, yanlarında, özellikle Garip’e iyice alışmış olan Osman’la birlikte, yaklaşık on beş saat yolculuktan sonra, yaşa*dıkları Kayseri’ye varmışlardı. Ali’nin Fatoş ve Nihat isimli iki küçük çocuğu vardı. Hanımına Osman’ı da teslim etti. İyi yürekli olan kadıncağız Osman’ı yıkadı, karnını doyurdu, temiz elbiseler giydirdi. Fatoş kız Osman’ı çok sevmişti, onunla oyunlar oynadı, oyuncaklarını verdi.

    Ali’nin aklına, Garip ve Osman’ı yanına alarak, Kayseri’ye yakın bîr köyde çiftliği olan, ancak çocukları olmadığı için çok üzülen ve kendisine “bir çocuk bulursa evlatlık alacağım” devamlı olarak söyleyen Bünyamin Amca ile Şerife Hanım’ların evine götürmek geldi. Yola çıkarak ikisini de onlara bıraktı. Çocuksuz anne ve baba, birdenbire iki çocuk sahibi oldukları için çok se*vinmişlerdi. Sessiz çiftlik evleri, cıvıl avıl neşe ile dolmuştu.

    Osman’ın anne ve babası ise aylarca normal hayata döneme*diler. Annesinin saçları ağarmış, zayıflamıştı. Abdullah Bey, eşini fazla üzmemek için acısını içine atmış; ama o da epeyce zayıfla*mıştı. Ayşe Kadın ve oğlu Murat’ı evin içine almışlar, bahçeye bakması için Gül Dede isimli bir bahçıvan bulmuşlardı. Gül Dede, ismine yakışır bir şekilde, bahçeye gül gibi bakıyordu. Yanların*dan bir dakika bile ayrılmayan Abdullah Bey’in yeğeni Zarife de edebiyat fakültesini bitirmiş ve lisede
    Biı gün yaşlı bir kadın gelerek, eski bahçıvanın hapisten çık*tığını \ e kansı Ayşe ile görüşmek istediğini bildirdi. Ayşe, Abdul*lah Bry’Ie Fatma Hanım’ın bilgisi dahilinde gidip görüştü, koca*sına “Namusunla yaşayacağını ispatla, o zaman gelirim.” der ve tekrar yaşadığı yere döner

    Osmancık, çiftliğin neşesi olmuştu. Adını bilmedikleri için Hüseyin koymuşlardı. Garip abisi on altı, kendisi de altı yaşına gelmişti. Garip ve Hüseyin onları ana baba diye çağırıyorlardı. Bünyamin Ağa, sık sık Garip’i, Hüseyin’e durumu sezdirmemesi için ikaz ediyordu.

    Bir gün Bünyamin Ağa rahatsızlandı ve Kayseri’de hastane*ye yatırıldı. Aradan bir hafta geçmişti ki, Şerife Hanım ağlaya ağlaya eve geldi. Bünyamin Ağa ölmüştü. Çocuklar bir kere daha babasız kalmışlardı.

    Köşkte hayat ister istemez tekrar normale dönmüştü. Os*mancık kaybolalı ise aradan yedi yıl geçmişti. Abdullah Bey ile Şerife Hanım’ın bir kızları olmuş, adını Şükran koymuşlardı. Yeni çocukları onlar için büyük bir teselli kaynağı olmuştu. Ancak, bu seferde Ayşe’nin kocası huzursuzluk veriyordu.
    Bir gün Ayşe, her tarafı morarmış bir halde geldi. Islah ol*muş zannederek yanına yerleştiği kocası, üç aydır çalışmıyordu. Birkaç ay önce Kemal’in trafik kazası geçirerek hastaya yattığını iddia etmiş ve bu bahaneyle para koparabileceğini ummuştu. Ama Abdullah Bey’in hastaneye giderek araştırması sonucu böyle bir durumun yalan olduğu ortaya çıktı. Abdullah Bey’den para istemesi için sürekli tehdit ettiği ve kullandığı Ayşe’yi ve oğlu Kemal’i bu sefer de evden kovmuştu.

    Onları tekrar kabul edip, kucak açtılar.

    Köyde ise Osmancık (Hüseyin) ilkokulu bitirmişti. Çiftlik iş*leri Garip’in bütün gayreti ile çalışması sonucu devam ediyordu. Ama onun da askere gitmesi sonucu, tüm işler Şerife Hanım’a ağır gelmeye başladı. Aynı zamanda, köyden birisinin Hüseyin’e Şerife Hanım’ın öz annesi olmadığını söylemesi tehlikesi de her an vardı. Bu nedenle taşınmaya karar verdi ve kocasının İstan*bul’daki ağabeyine mektup yazarak niyetini bildirdi. Onayım alınca, ilk görüşte büyük bir şaşkınlık yaşadığı İstanbul’a, Selahattin Bey’in hemen yakınında bahçeli bir ev satın alarak yerleşti. Böylece Osmancık da yeniden İstanbul’a dönmüştü.

    Hüseyin, amcasının kızı Şebnem ile aynı sınıfta okuyordu. Şebnem ne kadar tembel ise, Hüseyin de o kadar çalışkandı. Bu durum büyük bir huzursuzluk yaratıyordu. Babasının sık sık Hüseyin’i örnek göstermesi, Şebnem’ın Hüseyin’i kıskanmasına ve onunla konuşmamasına yol açmıştı. Babası, dersleri kötü olan kızının Hüseyin’le beraber ders çalışmasını istiyor, ancak kızı buna yanaşmıyordu.

    Garip askerliğini bitirip gelmişti. Sık sık Hüseyin’le birlikte İstanbul’u gezmeye çıkıyorlardı. Hüseyin’in şaka ile “Araba alalım, böylece sen de bizle gelirsin, ağrıyan dizlerin de yorulmaz.” sözünü bile ciddiye alan Şerife Hanım, sürpriz olarak bir de taksi almıştı. Bu arada Garip’i evlendirdiler. Hayat böylece devam edip gidiyordu. Hüseyin okulda daha da başarılı bir öğrenci oluyorken, Şebnem tembelliğe devam ediyordu. Nitekim sınıfta kaldı. Babası da onu okula göndermeme kararı aldı.

    Şebnem, bir gün Hüseyin ile yalnız görüşerek ondan bütün yaptıkları için özür dileyerek, Hüseyin’den tekrar okula gitmesi için kendisine yardımcı olmasını istedi. Hüseyin, Selahattin Bey’e adeta yalvarırcasına ricada bulununca, Şebnem’in babası onu kırmadı ve kabul etti.

    Böylece, birlikte Eylül ayında yapılacak sınavlar için ders ça*lışmaya başladılar. Nitekim Şebnem sınıfını geçti. Bir daha da sınıfta kalmadı.
    Beraber liseye yazıldılar. Aynı sınıfta idiler. Hü*seyin okulda herkes tarafından sevilen ve sayılan bir öğrenci idi. Şebnem’e her konuda yardımcı oluyordu. Hüseyin ise artık lise üçüncü sınıfta idi. Üstelik edebiyat dalında, gayet başarılı hikâye*ler yazıyor, okulun duvar gazetesini çıkarıyordu.
    [Bunlar alıntıdır bu arada burdan hepsini yazmana gerek yok bazılarını alsan yeter (teşekkür etmenize gerek yok çünkü bunu ben yazmadım sadece kopyala yapıştır)]
    Colins ve üyeciyiz bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş